Büyük Savaş yıllarında müttefik bloklar arasındaki güç dengesini korumak ve Osmanlı idaresindeki stratejik coğrafyaların savaş sonrası statüsünü belirlemek amacıyla birtakım gizli paylaşım tasarıları hazırlanmıştır. Bu tasarılar; tarafların bölgesel çıkarları, kutsal mekânların konumu ve savaşa yeni dahil olan aktörlerin beklentileri doğrultusunda şekillendirilmiştir.
Bu kapsamda hazırlanan gizli paylaşım planları ve bunların diplomatik içerikleriyle ilgili aşağıdaki değerlendirmelerden hangisi doğru değildir?
- ASaint-Jean de Maurienne mutabakatıyla Batı Anadolu ve İzmir çevresinin İtalya'ya bırakılması kararlaştırılmış; ancak bu kararın yürürlüğe girmesi için öngörülen Çarlık Rusyası onayının rejim değişikliği sebebiyle alınamaması, Paris Barış Konferansı'nda bu bölgelerin statüsünün tartışmaya açılmasına zemin hazırlamıştır.
- Bİstanbul (Boğazlar) Sözleşmesi ile Boğazlar ve Marmara havzasının Çarlık yönetimine bırakılması öngörülmüş; bu yolla Batılı müttefikler, Doğu Cephesi'ndeki ortaklarının savaşa devamlılığını güvence altına almayı ve tek taraflı bir barış ihtimalini bertaraf etmeyi amaçlamıştır.
- CŞerif Hüseyin ile İngiliz temsilciliği arasında yürütülen diplomatik temaslarda vadedilen bağımsız Arap devleti sınırları ile Sykes-Picot mutabakatında Fransa'nın doğrudan denetimine veya himayesine bırakılan Suriye-Kilikya nüfuz alanları birbiriyle açıkça çelişmiştir.
- Sykes-Picot planlamasında Orta Doğu toprakları nüfuz alanlarına ayrılırken, semavi dinler açısından kutsal kabul edilen Kudüs ve çevresini kapsayan Filistin sahasının yönetimi, müttefikler arası uyuşmazlığı önlemek amacıyla doğrudan ve yalnızca Fransa'nın manda idaresine bırakılmıştır.Cevap
- E1915 yılında akdedilen gizli sözleşme ile On İki Ada ve Güneybatı Anadolu kıyılarının (Antalya ve çevresi) kendisine bırakılması taahhüt edilen İtalya, bu diplomatik kazanım karşılığında başlangıçtaki tarafsızlığını terk ederek müttefikler safında savaşa dahil olmuştur.
Cevap
Sykes-Picot planlamasında Filistin ve Kudüs bölgesinin tek başına Fransa'nın manda idaresine bırakıldığını ileri süren ifade yanlıştır; çünkü bu bölge uluslararası bir yönetime (Kahverengi Bölge) terk edilmiştir.
Sykes-Picot Antlaşması'nda Orta Doğu toprakları paylaşılırken; Lübnan, Suriye kıyıları ve Adana (Kilikya) Fransa'ya (Mavi Bölge), Bağdat ve Basra İngiltere'ye (Kırmızı Bölge) bırakılmıştır. Ancak Kudüs ve kutsal mekânları içeren Filistin coğrafyası (Kahverengi Bölge), müttefikler arasındaki dinî ve siyasi anlaşmazlıkları önlemek adına doğrudan tek bir devlete değil, uluslararası bir yönetime devredilmiştir. Bu sebeple Filistin'in yalnızca Fransa'nın manda idaresine bırakıldığını iddia eden yargı yanlıştır.
Adım Adım Çözüm
Anahtar Kavram
İtilaf Devletleri'nin Gizli Paylaşım Antlaşmaları ve Sykes-Picot'da Uluslararası Bölge (Kudüs/Filistin) Statüsü
İpuçları
1
Sykes-Picot Antlaşması'ndaki nüfuz bölgelerinin renk kodlamalarını ve özellikle kutsal şehir Kudüs'ün statüsünü hatırlayınız.
2
İtilaf Devletleri kutsal mekânların yönetimini tek bir devletin tekeline bırakmak yerine çok uluslu bir formülle çözmeyi kararlaştırmıştır.
3
Filistin ve Kudüs çevresi (Kahverengi Bölge) hiçbir devletin doğrudan mandasına verilmemiş, uluslararası yönetim bölgesi olarak tanımlanmıştır.
Daha Fazla Pratik
Sykes-Picot Antlaşması'nda yer alan A ve B bölgelerinin niteliği ile San Remo Konferansı'nda bu bölgelerin mandater sisteme dönüştürülme sürecini inceleyiniz.
Alternatif Yöntem
Gizli antlaşmaları ve maddelerini 'Devlet - Vadedilen Bölge - Özel Şart' tablosu halinde zihinde eşleştirerek Kudüs'ün tek taraflı değil 'uluslararası konsorsiyum' alanı olduğunu doğrudan eleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:2m 0s