Türkiye'de Nüfus ve Yerleşme

563 soru

Soru 1Soru →

Türkiye'de köy altı yerleşmeleri; yer şekilleri, mülkiyet yapısı, su kaynaklarına yakınlık ve temel ekonomik faaliyetlerin türüne bağlı olarak 'geçici' veya 'kalıcı' yerleşmeler şeklinde sınıflandırılmaktadır.

Bir araştırmacı Türkiye genelinde yaptığı saha çalışmalarında şu tespitlerde bulunmuştur:
I.I. Batı Karadeniz'de yer şekillerinin engebeli ve tarım alanlarının parçalı olması nedeniyle, birbirinden uzak birkaç mahallenin idari olarak birleşmesiyle oluşan yerleşim birimlerini incelemiştir.
II.II. Doğu Anadolu'da yaz mevsiminde hayvanları otlatmak amacıyla çıkılan, genellikle ailelerin mülkiyetinde olan ve taştan yapılmış barınakların bulunduğu yerleşmeleri gözlemlemiştir.
III.III. Ege ve Akdeniz kıyılarında deniz ürünleri üretiminin ve avcılığının yapıldığı, mevsimlik karakter taşıyan yerleşmeleri saptamıştır.
IV.IV. Ergene Havzası ve İç Anadolu'da geniş mülkiyet arazileri üzerinde modern tarım ve hayvancılığın bir arada yürütüldüğü, yıl boyu ikamet edilen yerleşmeleri not etmiştir.

Buna göre, araştırmacının incelediği bu yerleşmelerden hangileri yerleşme süresi bakımından 'kalıcı' yerleşmeler kategorisinde yer alır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: II ve IVIV

Cevap

Araştırmacının incelediği yerleşmelerden II (Divan) ve IVIV (Çiftlik) süreklilik arz eden kalıcı yerleşmelerdir.
Batı Karadeniz'de yaygın olan ve birkaç mahallenin birleşmesiyle oluşan Divan yerleşmesi (II) ile geniş araziler üzerinde modern tarımın yapıldığı Çiftlik yerleşmesi (IVIV), Türkiye'deki kalıcı köy altı yerleşmeleri grubunda yer alır.

Adım Adım Çözüm

1
Yerleşme tiplerini tanımlama
II: Divan, IIII: Kom, IIIIII: Dalyan, IVIV: Çiftlik
Metindeki bölgesel ve ekonomik ipuçlarını kullanarak yerleşme isimlerini belirlemek gerekir.
2
Yerleşmeleri süreklilik (geçici/kalıcı) bakımından sınıflandırma
Divan ve Çiftlik: Kalıcı; Kom ve Dalyan: Geçici
Köy altı yerleşmelerinin temel ayrımı olan yerleşme süresine göre gruplandırma yapılır.
3
Soru kökünde istenen 'kalıcı' olanları seçme
II ve IVIV numaralı yerleşmeler
Soru, yıl boyu ikamet edilen yerleşmeleri sormaktadır.

Anahtar Kavram

Türkiye'de Köy Altı Yerleşmelerinin Süreklilik Bakımından Sınıflandırılması
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 2Soru →

Türkiye’de Cumhuriyet’in ilanından 19601960’lı yılların başına kadar "nüfusun sayıca fazla olması bir güç kaynağıdır" düşüncesiyle nüfus artışını teşvik eden politikalar izlenmiştir. Ancak kalkınma hızı ile nüfus artış hızı arasındaki dengesizliğin ekonomik sorunlara yol açması üzerine hazırlanan 19631963-19671967 dönemini kapsayan I. Beş Yıllık Kalkınma Planı, bu anlayışta bir dönüm noktası oluşturmuştur.

Buna göre, 19631963 yılından itibaren benimsenen nüfus politikalarında yaşanan temel değişim aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Nüfusun niceliksel (sayısal) artışından ziyade niteliksel gelişimine (eğitim, sağlık, yaşam standardı) ve kalkınma dengesine odaklanılması

Cevap

Nüfusun niceliksel artışından ziyade niteliksel gelişimine (eğitim, sağlık, yaşam standardı) ve kalkınma dengesine odaklanılması
Türkiye’de 19631963 yılından itibaren başlayan planlı kalkınma dönemiyle birlikte, nüfusun sadece sayısal (nicel) olarak artması değil, eğitim, sağlık ve beslenme gibi alanlarda gelişim göstermesi (nitelik) esas alınmıştır. Bu dönemde nüfus artış hızının ekonomik büyümeyi engellememesi için aile planlaması yasaları çıkarılmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Dönemsel analiz yapılması
1923-1963 arası nüfus artırıcı, 1963-2014 arası ise nüfus artış hızını azaltmaya yönelik politikalar izlendiği belirlenir.
Türkiye'nin nüfus tarihini ana dönemlere ayırmak, hangi planın neyi amaçladığını anlamak için gereklidir.
2
I. Beş Yıllık Kalkınma Planı'nın içeriğinin incelenmesi
Hızlı nüfus artışının demografik yatırımları artırdığı ve kişi başına düşen milli geliri azalttığı tespit edilmiştir.
Bu plan, nüfusun ekonomik bir yük haline gelmemesi için planlanması gerektiğini savunan ilk resmi belgedir.
3
Hedeflenen değişimin saptanması
Artık sayıya değil, nüfusun 'nitelik' (eğitimli, sağlıklı iş gücü) ve 'kalkınma' ile uyumuna odaklanıldığı sonucuna varılır.
Politika değişikliğinin temel felsefesi sayısal artıştan kaliteye geçiştir.

Anahtar Kavram

Nüfus Politikalarında 1963 Kırılması

İpuçları

1
Türkiye'de nüfus politikaları 19631963 yılında pro-natalist (artırıcı) dönemden anti-natalist (sınırlayıcı) döneme geçmiştir.
2
Ekonomik kalkınma ile nüfus arasındaki dengeyi kurmak için artık sayıdan çok 'nitelik' (insan kalitesi) önem kazanmıştır.

Daha Fazla Pratik

Türkiye'de 20142014 yılından itibaren neden tekrar doğumları teşvik eden politikalara dönüldüğünü (yaşlanan nüfus problemi) araştırabilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 3Soru →

Türkiye'nin demografik yapısı ve yerleşme düzeni incelendiğinde, iç göç hareketlerinin bölgeler arası gelişmişlik farklarını yansıtan karmaşık bir süreç olduğu görülmektedir. Göç olgusu, sadece nüfusun mekânsal yer değiştirmesi değil, aynı zamanda hem göç veren hem de göç alan bölgelerde yapısal dönüşümlere yol açan bir fenomendir.

Buna göre, Türkiye'de yoğun şekilde dışarıya göç veren kırsal bir yerleşim biriminde, aşağıdakilerden hangisinin gerçekleşmesi göçün bir "sonucu" olarak değerlendirilemez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tarım topraklarının miras yoluyla parçalanması sonucu işletme ölçeklerinin verimsizleşmesi

Cevap

Tarım topraklarının miras yoluyla parçalanması, göçü tetikleyen temel bir neden (itici faktör) iken; iş gücü kaybı, atıl yatırımlar, cinsiyet dengesizliği ve ticari daralma göç gerçekleştikten sonra ortaya çıkan sonuçlardır.
Tarım topraklarının miras yoluyla parçalanması, Türkiye'de kırsal alanlardan kentlere göçü başlatan en önemli 'itici nedenlerden' biridir. Topraklar küçüldükçe bir aileyi geçindiremez hale gelir ve bu durum insanları göç etmeye zorlar. Dolayısıyla bu bir sonuç değil, başlangıç noktasıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Kavram Analizi
Göçün nedenleri (göçe zorlayan itici faktörler) ile göçün sonuçları (göç bittikten sonra yörede oluşan durumlar) birbirinden ayrılmalıdır.
Soruda göçün sonucu olmayan (yani nedeni olan) seçenek aranmaktadır.
2
Seçeneklerin Tasnifi
Tarımsal iş gücü kaybı (sonuç), Atıl yatırımlar (sonuç), Cinsiyet dengesizliği (sonuç), Ticaretin daralması (sonuç).
Bu maddeler göç olayı gerçekleştikten sonra mekânda gözlemlenen değişimlerdir.
3
Ayırıcı Faktörün Tespiti
Miras yoluyla toprakların bölünmesi, göçün bir 'nedeni'dir.
Hukuki ve ekonomik bir sorun olan toprak bölünmesi, ailelerin geçimini zorlaştırarak onları kente göç etmeye iten birincil unsurdur.

Anahtar Kavram

Göçün İtici Nedenleri ve Sosyo-Ekonomik Sonuçları Ayrımı

İpuçları

1
Soruda istenen şey, göçün 'nedenlerinden' biri olan seçeneği bulmaktır.
2
Bir olayın göçten 'önce' mi yoksa 'sonra' mı gerçekleştiğini düşünün. Miras yoluyla toprak bölünmesi göçü tetikler mi, yoksa göçten dolayı mı olur?
3
Atıl yatırımlar ve cinsiyet dengesizliği göçün sonuçlarıdır; tarım topraklarının parçalanması ise insanları şehre gitmeye zorlayan bir sorundur.

Daha Fazla Pratik

Göçün itici (kırsaldaki olumsuzluklar) ve çekici (kentteki olanaklar) faktörlerini bir tablo yaparak çalışmak, bu ayrımı daha iyi anlamanıza yardımcı olacaktır.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 4Soru →

Türkiye'de köy altı yerleşmelerinin sınıflandırılmasında; yerleşme süresi (kalıcı/geçici), mülkiyet yapısı ve temel ekonomik fonksiyon gibi kriterler belirleyici olmaktadır. Özellikle Doğu Anadolu Bölgesi'nde yaygın olan 'Mezra' ve 'Kom' yerleşmeleri incelendiğinde, her iki yerleşme tipinin de benzer iklim ve yükselti kuşağında bulunabildiği görülmektedir. Buna karşın Mezralar büyük oranda 'kalıcı' yerleşme statüsündeyken, Komlar 'geçici' yerleşme olarak kabul edilir.

Bu iki yerleşme tipinin 'yerleşme süresi' (kalıcılık/geçicilik) bakımından farklılaşmasında temel belirleyici faktör aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Temel ekonomik fonksiyonun niteliği ve buna bağlı gelişen arazi mülkiyet rejimi

Cevap

Yerleşmelerin kalıcılık durumunu belirleyen temel unsur, yürütülen ekonomik faaliyetin sürekliliği (tarım vs. hayvancılık) ve buna bağlı olarak gelişen toprak mülkiyet yapısıdır.
Mezralarda yürütülen tarımsal faaliyetler, toprağın mülkiyet altına alınmasını ve yıl boyu bakımını gerektirir, bu da yerleşmeyi kalıcı kılar. Komlar ise sadece hayvancılık için mevsimlik olarak kullanılan mera alanlarıdır ve mülkiyet genellikle şahsa ait değildir.

Adım Adım Çözüm

1
Yerleşme tiplerinin ekonomik fonksiyonlarını karşılaştırın.
Mezralar temel olarak tarım faaliyetleri için kurulmuşken, Komlar hayvancılık (otlatma) odaklıdır.
Tarımsal üretim, toprağın yıl boyu işlenmesini ve korunmasını gerektirdiği için yerleşik hayatı zorunlu kılar.
2
Mülkiyet yapısının yerleşme süresine etkisini analiz edin.
Mezra arazileri genellikle şahıslara aittir ve mülkiyet süreklidir; Komlar ise genellikle mera veya hazine arazileri üzerindeki kullanım hakkına dayanır.
Şahıs mülkiyeti ve sabit tarım alanları yerleşmenin kalıcı statü kazanmasını sağlayan en önemli yapısal etkendir.
3
Diğer seçeneklerin neden temel neden olamayacağını değerlendirin.
Yükselti, uzaklık veya yapı malzemesi gibi unsurlar yerleşmenin fiziki özellikleridir; ancak statüsünü belirleyen temel 'neden' değil, 'koşul' veya 'sonuç' niteliğindedir.
Coğrafi analizde fonksiyonel ve yapısal nedenler, betimsel nedenlere göre daha belirleyicidir.

Anahtar Kavram

Köy altı yerleşmelerinde sürekliliği belirleyen fonksiyonel ve hukuki kriterler.
Soru 5Soru →

Türkiye'de 1923-1963 yılları arasında uygulanan nüfusu artırıcı (pro-natalist) politikalar kapsamında, savaş sonrası azalan nüfusu dengelemek ve ekonomik kalkınma için gerekli iş gücünü sağlamak amacıyla birçok yasal ve idari önlem alınmıştır. Aşağıdakilerden hangisi bu dönemde nüfus artış hızını yükseltmek amacıyla başvurulan yöntemlerden biri değildir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Nüfus Planlaması Genel Müdürlüğünün kurularak doğum kontrol yöntemlerinin eğitimlerinin verilmesi

Cevap

Nüfus Planlaması Genel Müdürlüğünün kurulması ve doğum kontrol yöntemlerinin teşviki 1963 sonrası döneme aittir.
Nüfus Planlaması Genel Müdürlüğünün kurulması ve aile planlaması hizmetlerinin başlatılması, 1963 yılından itibaren uygulanmaya başlanan 'Nüfus Planlaması' politikasının bir sonucudur. 1923-1963 arasındaki dönemde ise tam tersine doğum kontrol yöntemlerinin satışı ve bu konuda bilgi yayılması yasaklanmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Dönem analizi yapılması
Soruda 1923-1963 arası pro-natalist (nüfus artırıcı) dönem sorulmaktadır.
Türkiye'nin nüfus politikaları 1923-1963, 1963-2014 ve 2014 sonrası olmak üzere üç ana döneme ayrılır.
2
Uygulamaların eşleştirilmesi
Madalya ödülü, vergi muafiyeti, göçmen teşviki ve evlenme yaşının düşürülmesi nüfus artışını hedefleyen 1923-1963 dönemi uygulamalarıdır.
Bu dönemde nüfus, askeri ve ekonomik bir güç olarak görüldüğü için niceliksel artış ön plandadır.
3
Politika değişikliğinin tespiti
1960'tan sonra hızlı nüfus artışının ekonomik kalkınmayı engellediği fark edilmiş ve antinatalist politikalara geçilmiştir.

Anahtar Kavram

Türkiye'de Nüfus Politikaları Dönemsel Değişimleri

Daha Fazla Pratik

1963 sonrası dönemde nüfus artış hızını düşürmeye yönelik politikalara geçilmesinin ekonomik gerekçelerini (kalkınma hızı-nüfus artış hızı ilişkisi) inceleyiniz.
Tahmini Süre:50s
Soru 6Soru →

Türkiye'de son yıllarda doğum oranlarının düşmesi, sağlık hizmetlerinin iyileşmesi ve ortalama yaşam süresinin uzaması gibi faktörler nüfusun yapısal özelliklerinde belirgin değişimlere yol açmıştır.

Buna göre, Türkiye'nin güncel demografik yapısı dikkate alındığında aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Genç (0−140-14 yaş grubu) nüfusun toplam nüfus içindeki payı azalmaktadır.

Cevap

Türkiye'de genç nüfusun (0−140-14 yaş) toplam nüfus içindeki payı, doğum oranlarının azalmasına bağlı olarak giderek düşmektedir.
Türkiye'de son yıllarda görülen düşük doğum oranları, 0−140-14 yaş grubunu temsil eden genç nüfusun toplam nüfus içindeki payının oransal olarak azalmasına neden olmaktadır. Bu durum, Türkiye'nin demografik dönüşüm sürecinde olduğunu ve nüfusun yavaş yavaş yaşlanmaya başladığını gösteren en temel yapısal özelliktir.

Adım Adım Çözüm

1
Türkiye'nin güncel demografik eğilimlerini hatırla.
Doğum oranlarının azaldığı ve yaşlı nüfusun arttığı bir süreç yaşanmaktadır.
Nüfusun yapısal özelliklerini belirleyen temel dinamikler doğum ve ölüm oranlarıdır.
2
Seçeneklerdeki verileri TÜİK'in güncel nüfus projeksiyonları ve verileriyle karşılaştır.
Genç nüfus payının azaldığı, ortanca yaşın yükseldiği ve şehirleşmenin çok yüksek olduğu görülür.
Yanlış olan güncel olmayan veya demografik gerçeklerle çelişen ifadeleri elemek gerekir.

Anahtar Kavram

Demografik Dönüşüm ve Yaş Grupları

Daha Fazla Pratik

Türkiye'de çalışan nüfusun sektörel dağılımındaki değişimleri inceleyerek hizmet sektörünün neden lider olduğunu analiz edebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 7Soru →

Türkiye'nin kırsal kesimlerinde yerleşme dokusu üzerinde yer şekillerinin engebe durumu ve su kaynaklarının yeterliliği belirleyici olurken; yerleşmelerin sürekliliği (kalıcı veya geçici olması) üzerinde temel ekonomik faaliyetlerin niteliği rol oynar.

Buna göre, yer şekillerinin sade ve su kaynaklarının kısıtlı olduğu bir yörede aşağıdaki yerleşme dokusu ve köy altı yerleşme tipi eşleştirmelerinden hangisinin görülmesi beklenir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Toplu yerleşme - Mezra

Cevap

Toplu yerleşme dokusu ile tarımsal faaliyetlerin yürütüldüğü kalıcı bir yerleşme olan mezra eşleşmesi doğrudur.
Türkiye'de yer şekillerinin engebesiz (sade) olduğu ve su kaynaklarının yetersiz olduğu İç ve Güneydoğu Anadolu gibi bölgelerde, insanlar suyun bulunduğu kısıtlı alanlara toplanarak 'toplu yerleşme' dokusunu oluştururlar. Köy altı yerleşmelerinden mezralar ise tarımsal faaliyetlerin ön planda olduğu ve yıl boyu ikamet edilen 'kalıcı' yerleşmeler arasında yer alır. Bu nedenle her iki kriteri de karşılayan 'Toplu yerleşme - Mezra' ifadesi doğrudur.

Adım Adım Çözüm

1
Yerleşme dokusunu belirleyen faktörleri analiz etme
Yer şekillerinin sade (düz) ve su kaynaklarının kısıtlı olduğu İç Anadolu ve Güneydoğu Anadolu gibi yerlerde evler su kaynağı etrafında toplanır (Toplu Yerleşme).
Suya erişim zorunluluğu ve arazinin evlerin yakın kurulmasına izin vermesi toplu dokuyu zorunlu kılar.
2
Yerleşmenin sürekliliğini (kalıcı/geçici) ayırt etme
Mahalle, divan, mezra ve çiftlik kalıcı; yayla, kom, oba, dam, ağıl ve bağ evi geçici yerleşmelerdir.
Tarımsal faaliyetlerin yıl boyu sürdüğü yerler genellikle kalıcı, hayvancılık amaçlı mevsimlik kullanılan yerler geçicidir.
3
Kriterleri birleştirerek doğru seçeneği bulma
Toplu doku + Kalıcı yerleşme kriterlerini sağlayan örnek 'Toplu yerleşme - Mezra' eşleşmesidir.
Mezra kalıcı bir yerleşmedir ve düzlük alanlarda toplu doku gösterir.

Anahtar Kavram

Kırsal yerleşme dokuları yer şekilleri ve suya bağlıdır; süreklilik ise ekonomik faaliyete bağlıdır.

Daha Fazla Pratik

Karadeniz bölgesindeki 'Divan' yerleşmelerinin neden dağınık dokulu olduğunu ve neden kalıcı sayıldığını araştırınız.

Alternatif Yöntem

Köy altı yerleşmelerini 'Kalıcı' (Ma-Di-Me-Çi: Mahalle, Divan, Mezra, Çiftlik) kodlamasıyla ezberlemek, seçeneklerdeki geçici olanları (yayla, oba, kom) hızlıca elemenizi sağlar.
Tahmini Süre:50s
Soru 8Soru →

Türkiye'de 19231923-19631963 yılları arasında uygulanan ve nüfusun sayıca çokluğunu askeri ve ekonomik bir güç olarak gören "popülasyonist" politikalar, 19601960’lı yıllarda Devlet Planlama Teşkilatının kurulmasıyla birlikte yerini "nüfus planlaması" anlayışına bırakmıştır.

Birinci Beş Yıllık Kalkınma Planı (19631963-19671967) ile somutlaşan bu köklü paradigma değişiminin temel gerekçesi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hızlı nüfus artışının demografik yatırımları artırarak kalkınma için gereken sermaye birikimini ve üretken yatırımları engellediğinin tespit edilmesi

Cevap

Hızlı nüfus artışının demografik yatırımları artırarak kalkınma için gereken sermaye birikimini ve üretken yatırımları engellediğinin tespit edilmesi
Doğru cevap, hızlı nüfus artışının ekonomik kalkınma üzerindeki olumsuz etkilerine odaklanan seçenektir. 19601960’lı yıllarda kurulan DPT, Birinci Beş Yıllık Kalkınma Planı’nda yüksek nüfus artış hızının, ülkenin tasarruflarını 'demografik yatırımlara' (üretken olmayan, temel ihtiyaçlara yönelik harcamalar) yönlendirdiğini ve bu durumun sermaye birikimini engelleyerek ekonomik büyümeyi yavaşlattığını belirtmiştir. Bu nedenle devlet, nüfusun sayıca artmasından ziyade, mevcut nüfusun niteliğinin artırılmasına ve artış hızının kontrol altına alınmasına karar vermiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Dönem analizi yapma
19601960 sonrası Türkiye'de planlı kalkınma döneminin başladığı saptanır.
Politika değişikliğinin temelinde Devlet Planlama Teşkilatının (DPT) kurumsal bakış açısı yatmaktadır.
2
Ekonomik ve demografik veriler arasındaki ilişkiyi kurma
Nüfus artış hızının, milli gelir artış hızına kıyasla çok yüksek olmasının ekonomik bir yük olduğu belirlenir.
Yüksek nüfus artışı; daha fazla okul, hastane ve yol gibi 'demografik yatırımlar' gerektirir. Bu da fabrikalar veya barajlar gibi 'üretken yatırımlar' için gereken sermayeyi tüketir.
3
Yasal dayanağı teyit etme
19651965 yılında çıkarılan Nüfus Planlaması Kanunu'nun bu ihtiyacın bir sonucu olduğu anlaşılır.
Bu kanunla birlikte çok çocukluluğu teşvik eden uygulamalar kaldırılmış ve aile planlaması yasal bir zemin kazanmıştır.

Anahtar Kavram

Nüfus Politikalarında Planlı Dönem ve Demografik Yatırım Kavramı
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 9Soru →

Türkiye'de nüfusun dağılışı ve yoğunluğu üzerinde yer şekilleri, iklim ve ekonomik faaliyetlerin etkisi bölgelere göre farklılık göstermektedir. Aşağıdaki tabloda üç farklı merkeze ait aritmetik, fizyolojik ve tarımsal nüfus yoğunluklarının karşılaştırılmasına dair veriler sunulmuştur:

MerkezNüfus Yoğunluğu İlişkisiTemel Gözlem
XFNY≈ANYFNY \approx ANYTarımsal nüfus yoğunluğu (TNYTNY) oldukça düşüktür.
YFNY≫ANYFNY \gg ANYTarımsal nüfus yoğunluğu (TNYTNY) oldukça yüksektir.
ZFNY≈ANYFNY \approx ANYHer üç yoğunluk türü de Türkiye ortalamasının çok altındadır.

(Not: ANYANY: Aritmetik, FNYFNY: Fizyolojik, TNYTNY: Tarımsal Nüfus Yoğunluğu)

Bu verilere dayanarak, merkezlerin coğrafi ve sosyo-ekonomik yapıları ile ilgili aşağıdaki çıkarımlardan hangisi kesinlikle doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Y merkezinde fizyolojik nüfus yoğunluğunun aritmetik yoğunluğa oranla çok yüksek seyretmesi yer şekillerinin engebeli olduğunu, tarımsal nüfus yoğunluğunun yüksekliği ise temel geçim kaynağının tarım olduğunu gösterir.

Cevap

Y merkezinde fizyolojik nüfus yoğunluğunun aritmetik yoğunluktan belirgin şekilde yüksek olması engebeli yer şekillerine, tarımsal nüfus yoğunluğunun yüksekliği ise yoğun tarımsal iş gücüne işaret eder.
Verilen bilgiler ışığında, Y merkezinde fizyolojik yoğunluğun aritmetik yoğunluktan çok fazla olması (FNY≫ANYFNY \gg ANY), toplam arazi içinde tarım alanlarının çok kısıtlı olduğunu gösterir ki bu durum Türkiye coğrafyasında engebeli ve dağlık yapının (Doğu Karadeniz gibi) bir sonucudur. Aynı zamanda tarımsal nüfus yoğunluğunun (TNYTNY) yüksek olması, mevcut dar tarım alanlarında çalışan insan sayısının fazla olduğunu, yani bölgenin ekonomik olarak tarıma bağımlı kırsal bir karakter sergilediğini kesin olarak doğrular.

Adım Adım Çözüm

1
Yoğunluk türleri arasındaki matematiksel ilişkiyi analiz et.
FNY/ANY=Toplam Yu¨z O¨lc¸u¨mu¨/Tarım AlanıFNY/ANY = \text{Toplam Yüz Ölçümü} / \text{Tarım Alanı} oranı elde edilir.
Bu oran, bir bölgenin ne kadarının tarıma elverişli olduğunu (topografyayı) anlamamızı sağlar.
2
Y merkezindeki FNY≫ANYFNY \gg ANY durumunu yorumla.
Tarım alanları toplam yüz ölçümüne göre çok dardır.
Türkiye'de bu durum genellikle Doğu Karadeniz veya Menteşe Yöresi gibi dağlık bölgelerde görülür.
3
Y merkezindeki TNYTNY yüksekliğini analiz et.
TNY=Tarımsal Nu¨fus/Tarım AlanıTNY = \text{Tarımsal Nüfus} / \text{Tarım Alanı} olduğu için, dar alanda çok fazla çiftçi çalışmaktadır.
Bu durum bölgenin tarım odaklı bir sosyo-ekonomik yapıya sahip olduğunu kanıtlar.
4
X ve Z merkezlerini kontrol et.
X ve Z düz arazileri (fark az) temsil ederken, X sanayileşmiş (TNY düşük), Z ise seyrek nüfuslu (tüm yoğunluklar düşük) bir alanı temsil eder.
Seçeneklerdeki çıkarımların doğruluğunu teyit etmek için diğer merkezlerin yapısı dışlanmalıdır.

Anahtar Kavram

Nüfus Yoğunluğu Türleri ve Topografya İlişkisi

Daha Fazla Pratik

Fizyolojik nüfus yoğunluğu ile aritmetik nüfus yoğunluğu arasındaki farkın en fazla olduğu bölgenin (Doğu Karadeniz) ve en az olduğu bölgenin (Marmara/İç Anadolu) nedenlerini topografya üzerinden tekrar ediniz.
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 10Soru →

Türkiye'de çalışan nüfusun ekonomik faaliyet kollarına göre dağılımı, Cumhuriyet'in ilk yıllarından günümüze kadar büyük bir değişim geçirmiştir. 19231923 yılında nüfusun yaklaşık %9090'ı tarım sektöründe istihdam edilirken, günümüzde bu tablo sosyo-ekonomik gelişmelere bağlı olarak tamamen farklılaşmıştır.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verileri dikkate alındığında, günümüzde aktif nüfusun en yüksek oranda istihdam edildiği ekonomik faaliyet kolu aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hizmet

Cevap

Türkiye'de günümüzde çalışan nüfusun en yüksek oranda istihdam edildiği ekonomik faaliyet kolu hizmet sektörüdür.
Hizmet sektörü; ticaret, ulaşım, turizm, eğitim ve sağlık gibi çok geniş bir alanı kapsadığı için modern ekonomilerde en fazla iş gücü bu alanda toplanır. Türkiye'de de bu sektör çalışan nüfusun yaklaşık %5858'ini oluşturarak ilk sırada yer alır.

Adım Adım Çözüm

1
Aktif nüfusun sektörel dağılım verilerini analiz et.
TÜİK verilerine göre istihdamın sektörel sıralaması: Hizmet > Sanayi > Tarım > İnşaat şeklindedir.
Gelişmekte olan ve gelişmiş ülkelerde hizmet sektörü her zaman istihdamda en büyük paya sahiptir.
2
Sektörel oranları karşılaştır.
Hizmet sektörü yaklaşık %5858 pay ile çalışanların yarısından fazlasını bünyesinde barındırır.
En yüksek istihdam oranına sahip kolu belirlemek için niceliksel karşılaştırma gereklidir.

Anahtar Kavram

Nüfusun Ekonomik Faaliyet Kollarına Dağılımı
Tahmini Süre:45s
Soru 11Soru →

Türkiye'de kırsal yerleşmelerin dokusu üzerinde doğal çevre faktörleri (yer şekilleri, su kaynakları vb.) kadar beşerî faktörler de etkili olabilmektedir. Örneğin; çizgisel (lineer) yerleşme dokusu, kimi yerlerde dar bir vadi tabanının veya kıyı şeridinin zorlamasıyla oluşurken, kimi yerlerde ise geniş düzlükler üzerindeki ulaşım akslarının (kara yolu, demir yolu) çekim etkisiyle gelişir.

Buna göre, aşağıdaki yerleşme alanlarının hangisinde çizgisel dokunun oluşumu, yer şekillerinin kısıtlayıcı etkisinden ziyade ulaşım yollarının sağladığı ekonomik ve sosyal çekim gücüne dayanmaktadır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Güney Marmara'daki ana ulaşım güzergâhları üzerinde gelişen yol boyu köyleri

Cevap

Güney Marmara'daki ana ulaşım güzergâhları üzerinde gelişen yol boyu köyleri
Çizgisel yerleşme dokusu, yerleşimin bir hat boyunca uzanmasıdır. Eğer bu uzanış dar bir vadi (Amasya) veya dar bir kıyı şeridi (Karadeniz) gibi fiziksel engellerle çevrili bir alanda gerçekleşiyorsa, bu durum yer şekillerinin kısıtlayıcı etkisidir. Ancak Güney Marmara gibi yer şekillerinin sade olduğu ve ulaşım yollarının (otobanlar, ana yollar) geçtiği bölgelerde yerleşimin yol boyunca uzanması, ekonomik faaliyetlerin ve ulaşım kolaylığının sağladığı bir tercihtir. Bu durum, dokunun oluşumunda beşerî faktörlerin (ulaşım ve ticaret) doğal faktörlerden daha baskın olduğunu gösterir.

Adım Adım Çözüm

1
Çizgisel (lineer) yerleşme dokusunun tanımını analiz etme
Çizgisel doku, konutların bir hat boyunca dizilmesidir.
Soruda istenen 'neden-sonuç' ilişkisini kurabilmek için temel kavramın bilinmesi gerekir.
2
Doku oluşumundaki 'doğal zorunluluk' ile 'beşerî tercih' ayrımını yapma
Dar vadi veya kıyı şeridi 'doğal zorunluluk' iken, geniş düzlüklerdeki yol boyu yerleşmeler 'beşerî tercih'tir.
Soruda yer şekillerinin kısıtlayıcı etkisinin olmadığı, yani arazinin sade olduğu bir bölge aranmaktadır.
3
Seçeneklerdeki bölgelerin yer şekillerini ve yerleşme karakterlerini değerlendirme
Güney Marmara, yer şekillerinin sade olması ve ulaşım ağının yoğunluğuyla diğer seçeneklerden ayrılır.
Batı Karadeniz, Amasya (vadi), Doğu Anadolu ve Menteşe Yöresi engebeli alanlar olup yerleşimi fiziksel olarak sınırlar.

Anahtar Kavram

Yerleşme Dokularını Etkileyen Faktörler (Doğal vs Beşerî)

İpuçları

1
Hangi seçeneklerdeki bölgelerin daha düz, hangilerinin daha dağlık olduğunu düşünün.
2
Çizgisel doku hem vadi boylarında hem de yol boylarında görülebilir; soruda yol boyu (ulaşım) vurgulanmaktadır.
3
Düz bir arazide (örneğin bir ovada) evlerin neden dağınık veya toplu değil de bir çizgi üzerinde dizileceğini, bunun ulaşım ağlarıyla ilgisini analiz edin.

Daha Fazla Pratik

Türkiye'de toplu ve dağınık yerleşmelerin dağılışını, su kaynakları ve yer şekilleri etkileşimi üzerinden tekrar inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 12Soru →

Türkiye'de iç göç hareketleri; bölgelerin ekonomik gelişmişlik düzeyleri, sektörel uzmanlaşma alanları ve yaşam kalitesi standartları ile dinamik bir ilişki içerisindedir. Geleneksel 'kırdan kente' göç modelinin yerini büyük oranda 'kentten kente' ve 'kentten kıra' (tersine göç) yönelimli hareketlerin aldığı günümüzde, göçün nedenleri ve sonuçları da mekânsal olarak farklılaşmaktadır.

Buna göre, aşağıda verilen göç hareketliliği ve neden-sonuç eşleştirmelerinden hangisi, Türkiye'nin mevcut demografik yapısı ve ekonomik dinamikleri açısından en az etkili olan veya hatalı kabul edilen faktördür?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Doğu Anadolu'da kış turizmine ve hayvancılığa yönelik kamu yatırımlarının artmasıyla birlikte, bölgeden batıdaki büyükşehirlere yönelen nitelikli iş gücü göçünün tamamen durması

Cevap

Doğu Anadolu'daki yatırımların göçü tamamen durdurduğunu savunan seçenek hatalıdır.
Türkiye'de Doğu Anadolu gibi bölgelerden batıya doğru gerçekleşen göç hareketleri, yapılan yatırımlara rağmen devam etmektedir. Özellikle 'nitelikli iş gücü' (doktor, mühendis, akademisyen vb.) daha geniş iş imkanları ve yaşam standartları için büyükşehirlere yönelmektedir. Bir bölgeye kış turizmi yatırımı yapılması, o bölgedeki göçü 'tamamen durduracak' bir etkiye sahip değildir; göçün hızını yavaşlatabilir ancak durduramaz. Bu nedenle 'tamamen durması' ifadesi hatalıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Türkiye'deki güncel göç trendlerini analiz etme
Göçün artık sadece kırdan kente değil, kentten kente ve kentten kıra (tersine) doğru karmaşık bir yapıda olduğu tespit edilir.
Sorudaki seçenekleri değerlendirmek için güncel demografik verileri anlamak gerekir.
2
Doğu Anadolu'daki yatırımların etkisini değerlendirme
Kış turizmi ve hayvancılık yatırımları yerel ekonomiyi canlandırsa da, nitelikli iş gücü göçü; daha yüksek ücret, sosyal imkanlar ve akademik/teknolojik olanaklar için devam etmektedir.
Yatırımların göçü 'tamamen durdurması' ifadesi mantıksal ve istatistiksel olarak aşırı bir genellemedir.
3
Diğer seçeneklerdeki teknik terimleri (desantralizasyon, negatif dışsallık, itici güç) kontrol etme
Sanayinin yayılması, yaşam maliyetlerinin artması ve tarım alanlarının mirasla bölünmesi gibi faktörlerin güncel göç hareketlerindeki rolleri doğrulanır.
Yanlış olan seçeneği teyit etmek için diğerlerinin doğruluğundan emin olunmalıdır.

Anahtar Kavram

Göçün İtici ve Çekici Faktörlerinin Bölgesel Analizi

İpuçları

1
Sorudaki ifadelerde yer alan 'tamamen', 'asla', 'her zaman' gibi kesinlik bildiren ifadelere dikkat edin.
2
Nitelikli iş gücü göçü (beyin göçü), sadece temel ekonomik yatırımlarla değil, daha karmaşık sosyal ve mesleki tatmin imkanlarıyla ilişkilidir.
3
Türkiye'de göçün yönü değişse de Doğu-Batı arasındaki gelişmişlik farkı nedeniyle göçün tamamen durması henüz söz konusu değildir.

Daha Fazla Pratik

Net göç hızı ve göç hızı kavramlarını inceleyerek, bir ilin hem göç alıp hem nasıl göç verebildiğini araştırın.

Alternatif Yöntem

Seçenekleri 'coğrafi gerçeklik' ve 'mantıksal kesinlik' süzgecinden geçirin. Bir bölgedeki tek bir sektörün (kış turizmi) tüm göç türlerini bitirip bitiremeyeceğini sorgulayın.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 13Soru →

Türkiye'de 19271927 yılından günümüze kadar yapılan nüfus sayımları incelendiğinde; 19401940-19451945 yılları arası (İkinci Dünya Savaşı etkisi) ve 20202020 yılı (pandemi etkisi) gibi dönemlerde nüfus artış hızının belirgin şekilde düştüğü görülmektedir. Ancak bu düşüşlere rağmen, her sayım döneminde toplam nüfus miktarının bir önceki döneme göre arttığı saptanmıştır.

Türkiye'de nüfus artış hızının azaldığı dönemlerde dahi toplam nüfus miktarının artmaya devam etmesinin temel nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Nüfus artış hızının hiçbir sayım döneminde sıfırın (00) altına düşmemiş olması

Cevap

Nüfus artış hızının hiçbir sayım döneminde sıfırın altına düşmemiş olması
Nüfus artış hızı, bir önceki yıla göre nüfusun ne kadar büyüdüğünü gösteren bir orandır. Türkiye'de bu oran bazı yıllarda düşse de (örneğin binde 2020'den binde 1010'a gerilemesi) her zaman pozitif (sıfırın üzerinde) kalmıştır. Bir değer sıfırın üzerinde olduğu sürece toplama işlemine veri eklenmeye devam eder; dolayısıyla toplam nüfus miktarı her sayım döneminde artış gösterir.

Adım Adım Çözüm

1
Nüfus artış hızı ve toplam nüfus miktarı arasındaki matematiksel ilişkiyi analiz etmek
Nüfus artış hızı binde 11 bile olsa, bu değer 00'ın (sıfırın) üzerinde olduğu için mevcut nüfusa yeni kişiler eklenmektedir.
Artış hızının düşmesi artışın durduğu veya nüfusun azaldığı anlamına gelmez; sadece artışın yavaşladığını gösterir.
2
Türkiye'nin geçmiş verilerini değerlendirmek
Türkiye'de nüfus artış hızı hiçbir zaman negatif (eksili) değerlere düşmemiştir.
Nüfusun azalması için artış hızının sıfırın altına düşmesi gerekir; Türkiye'de bu durum yaşanmadığı için nüfus sürekli artmıştır.

Anahtar Kavram

Nüfus Artış Hızı ile Toplam Nüfus Miktarı Arasındaki Fark
Tahmini Süre:45s
Soru 14Soru →

Şehirlerin mekânsal organizasyonunda, bir yerleşmenin ekonomik üretim gücü ile merkeziyetçilik (centrality) düzeyi her zaman paralel gelişim göstermez. Türkiye’de bazı şehirler, sanayi üretiminde ülke ekonomisinin lokomotifi olmalarına rağmen, dev bir metropole yakınlıkları nedeniyle üst düzey ticari, idari ve finansal organizasyonlarda o metropolün "fonksiyonel gölgesinde" kalırlar. Öte yandan, sanayi faaliyetlerinin sınırlı olduğu bazı şehirler, bulundukları bölgedeki "merkezi yer" boşluğunu doldurarak, ulaşım ağlarının sağladığı avantajla çok geniş bir hinterlandın sağlık, eğitim ve yönetim odağı haline gelirler.

Buna göre, aşağıda verilen şehir çiftlerinden hangisi sırasıyla "sanayi üretimi çok yüksek olmasına rağmen fonksiyonel gölgede kalan" ve "sanayisi sınırlı olsa da bölgesel etki alanı en geniş olan" merkezlere en tipik örneği oluşturur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kocaeli - Erzurum

Cevap

Kocaeli ve Erzurum şehirleri, sanayi üretimi ile merkezi yer fonksiyonu arasındaki asimetrik ilişkiyi temsil eden en belirgin örneklerdir.
Kocaeli, sanayi üretiminde Türkiye'nin zirvesinde yer almasına karşın, İstanbul'a olan coğrafi yakınlığı nedeniyle idari, finansal ve ticari organizasyonlarda İstanbul'un etki alanında (gölgesinde) kalır. Erzurum ise sanayi faaliyetleri bakımından Kocaeli ile kıyaslanamayacak kadar geride olmasına rağmen, Doğu Anadolu'daki geniş bir alanın eğitim, sağlık, ulaşım ve ticaret merkezi olarak çok geniş bir hinterlanda hükmeder.

Adım Adım Çözüm

1
Fonksiyonel gölge (agglomeration shadow) kavramının Türkiye ölçeğinde analiz edilmesi.
Kocaeli'nin Türkiye'nin sanayi üretiminde 1.1. sırada yer almasına rağmen, üst düzey hizmetler (finans, yönetim, borsa) bakımından İstanbul'a bağımlı olduğunun saptanması.
Büyük metropollere yakın sanayi odaklarının merkeziyetçilik kapasitesinin metropol tarafından soğurulmasını anlamak.
2
Merkezi Yer Teorisi (Central Place Theory) çerçevesinde bölgesel hizmet odaklarının belirlenmesi.
Erzurum'un düşük sanayi kapasitesine rağmen Doğu Anadolu'daki geniş bir coğrafyanın (Ağrı, Kars, Ardahan vb.) sağlık, eğitim ve askeri yönetim merkezi olduğunun belirlenmesi.
Yalıtılmış veya seyrek şehirleşmiş bölgelerde hizmet fonksiyonunun etki alanını nasıl genişlettiğini analiz etmek.
3
Seçeneklerdeki şehir çiftlerinin hiyerarşik ve fonksiyonel özelliklerinin karşılaştırılması.
Kocaeli'nin sanayi-gölge ilişkisi ile Erzurum'un hizmet-hinterland ilişkisinin en uç zıtlığı oluşturduğunun teyit edilmesi.
Soruda istenen sıralı tipolojiye en uygun örneği seçmek.

Anahtar Kavram

Fonksiyonel Hiyerarşi ve Hinterland İlişkisi
Tahmini Süre:3m 0s
Soru 15Soru →

Türkiye'de köy altı yerleşmeleri; ekonomik faaliyetlerin niteliğine göre "kalıcı" veya "geçici" olarak sınıflandırılırken, yerleşmenin kurulduğu alanın fiziki özellikleri binaların birbirine olan mesafesini, yani "yerleşme dokusunu" belirler. Buna göre, aşağıdaki kırsal yerleşme türlerinden hangisi hem kalıcı yerleşme özelliğine sahiptir hem de kurulduğu bölgenin yer şekilleri ve su kaynakları nedeniyle yaygın olarak dağınık yerleşme dokusu sergiler?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Divan

Cevap

Divan yerleşmeleri hem kalıcı bir yapıya sahiptir hem de Batı Karadeniz'in fiziki şartları gereği dağınık doku sergiler.
Doğru cevap olan Divan yerleşmeleri, Karadeniz Bölgesi'ne (özellikle Batı Karadeniz) özgü kalıcı yerleşmelerdir. Bu yerleşmelerde tarım ve hayvancılık bir arada yapılır. Bölgenin dağlık-engebeli yapısı ve her yerde su kaynağının bulunması, evlerin birbirinden uzak inşa edilmesine (dağınık doku) neden olmuştur.

Adım Adım Çözüm

1
Yerleşmenin süreklilik durumunu analiz etme
Divan, Mezra, Mahalle ve Çiftlik kalıcı; Yayla, Kom, Oba, Ağıl, Dam ve Bağ evi geçici yerleşmelerdir.
Sorunun ilk şartı olan 'kalıcı yerleşme' kriterini sağlayan seçenekleri belirlemek gerekir.
2
Yerleşme dokusunu belirleyen fiziki faktörleri değerlendirme
Dağınık yerleşme dokusu için engebeli yer şekilleri ve bol su kaynağı (Karadeniz tipi) gereklidir.
Sorunun ikinci şartı olan 'dağınık doku' özelliğinin hangi kalıcı yerleşmede baskın olduğunu bulmak gerekir.
3
Seçenekleri sentezleme
Divan yerleşmeleri özellikle Batı Karadeniz'de (Bolu, Sakarya, Zonguldak vb.) görülen kalıcı ve dağınık dokulu yerleşmelerdir.
Hem süreklilik hem de doku kriterini aynı anda karşılayan tek seçenek Divan'dır.

Anahtar Kavram

Köy altı yerleşmelerinin süreklilik ve doku bakımından sınıflandırılması.

Daha Fazla Pratik

Köy altı yerleşmelerinin bölgelere göre dağılımını (örneğin; Kom - Doğu Anadolu, Dam - Ege) tekrar etmeniz faydalı olacaktır.
Tahmini Süre:50s
Soru 16Soru →

Türkiye'de kentsel yerleşmelerin fonksiyonel yapısı üzerinde sanayi faaliyetlerinin önemli bir payı bulunmaktadır. Bir şehrin sanayi fonksiyonuyla ön plana çıkmasında hammaddeye yakınlık, ulaşım kolaylığı, pazar imkânları veya enerji kaynağı gibi faktörler belirleyici olmaktadır. Birçok şehrin büyümesinde yerel hammadde varlığı temel etkinken, bazı şehirlerde ise farklı faktörler gelişim sürecini tetiklemiştir.

Buna göre, aşağıda verilen şehir ve bu şehirde gelişen sanayi kolu eşleştirmelerinden hangisinin kuruluş yerinin belirlenmesinde 'hammaddeye yakınlık' ilkesi etkili olmamıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Karabük - Demir-Çelik Sanayisi

Cevap

Karabük - Demir-Çelik Sanayisi eşleştirmesinde kuruluş yeri faktörü hammadde değil, enerji kaynağıdır.
Karabük'te demir-çelik sanayisinin kurulmasında temel faktör bölgedeki taş kömürü yatakları, yani enerji kaynağına yakınlıktır. Demir madeni ise bölgeye Sivas gibi uzak merkezlerden taşınmaktadır. Bu durum, şehrin gelişiminde hammaddeye yakınlık ilkesinin değil, enerjiye yakınlık ilkesinin baskın olduğunu gösterir.

Adım Adım Çözüm

1
Batman ve Seydişehir örneklerini incele.
Batman'da petrol, Seydişehir'de boksit çıkarıldığı için bu tesislerin hammaddeye yakın kurulduğu doğrulanır.
Bu şehirler, doğal kaynakların bulunduğu noktada sanayileşmiştir.
2
Elazığ ve Konya örneklerini değerlendir.
Elazığ'da krom madeni, Konya'da ise şeker pancarı tarımı yaygın olduğu için hammaddeye yakınlık kuralına uyarlar.
Taşıma maliyetini düşürmek ve ürün bozulmasını önlemek için hammadde yakını tercih edilmiştir.
3
Karabük örneğini analiz et.
Karabük'te demir madeni çıkarılmamaktadır; maden Sivas-Divriği gibi alanlardan getirilmektedir. Şehrin seçilme nedeni Zonguldak-Karabük havzasındaki taş kömürüdür.
Demir-çelik sanayisinde demiri eritmek için yüksek enerji gerektiğinden, enerji kaynağına yakınlık hammaddeye yakınlıktan daha öncelikli hale gelmiştir.

Anahtar Kavram

Sanayi tesislerinin kuruluş yeri seçiminde hammaddeye yakınlık vs. enerji kaynağına yakınlık ayrımı.

Daha Fazla Pratik

İskenderun Demir-Çelik Fabrikası'nın kuruluş nedenini 'Ulaşım/Liman' faktörü ile karşılaştırarak bu konuyu pekiştirebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 17Soru →

Türkiye'de demografik yapıdaki değişimlere paralel olarak nüfus politikaları, Cumhuriyet'in kuruluşundan günümüze kadar üç temel döneme ayrılmaktadır. Aşağıdaki tabloda bu dönemler ve hedefleri özetlenmiştir:

DönemTemel Politika Hedefi
1923−19631923 - 1963Nüfus miktarını artırmak (Pronatalist)
1963−20141963 - 2014Nüfusu nitelik yönünden iyileştirmek (Antinatalist)
2014−Gu¨nu¨mu¨z2014 - \text{Günümüz}Nüfus artış hızını kademeli olarak yükseltmek

Bu bilgilere ve Türkiye’nin demografik özelliklerine dayanarak, dönemlerin gerekçeleri ve sonuçları ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: 20142014 sonrasında izlenen politikaların temel dayanağı, toplam doğurganlık hızının yenilenme eşiği olan 2,12,1 seviyesinin altına düşmesi ve yaşlı bağımlı nüfus oranının artmaya başlamasıdır.

Cevap

Türkiye'de son dönemde (2014 sonrası) uygulanan politikaların temel gerekçesi, doğurganlık hızının düşmesiyle birlikte nüfusun yaşlanma sürecine girmesidir.
Türkiye'de 20142014 yılından itibaren belirginleşen yeni nüfus politikası, demografik bir risk olarak görülen nüfus yaşlanmasına karşı geliştirilmiştir. Toplam doğurganlık hızının nüfusun kendini yenileme eşiği olan 2,12,1 çocuk seviyesinin altına düşmesi, uzun vadede genç nüfusun azalmasına ve yaşlı bağımlı nüfusun artmasına yol açacağı için devlet doğurganlığı teşvik edici (pro-natalist) önlemlere yönelmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Dönemsel politikaların analiz edilmesi
1923-1963 arası miktar (nicelik), 1963-2014 arası kalite (nitelik), 2014 sonrası tekrar miktar ve genç yapıyı koruma hedeflenmiştir.
Türkiye'nin demografik dönüşüm sürecindeki aşamalarını belirlemek için gereklidir.
2
Nüfus artış hızı ve miktar ilişkisinin değerlendirilmesi
Nüfus artış hızı azalsa bile, hız sıfırın altına düşmediği sürece toplam nüfus miktarı ve buna bağlı olarak aritmetik nüfus yoğunluğu artar.
Hız ve miktar arasındaki kavramsal karışıklığı gidermek için gereklidir.
3
Güncel demografik verilerin yorumlanması
Türkiye'de toplam doğurganlık hızı 2,12,1 olan yenilenme sınırının altına (1,511,51 seviyesine) inmiştir.
Güncel politika değişikliğinin bilimsel dayanağını doğrulamak için gereklidir.

Anahtar Kavram

Türkiye'de Nüfus Politikalarının Gerekçeleri ve Demografik Dönüşüm
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 18Soru →

Türkiye'de kentsel yerleşmelerin bir kısmı köklü bir geçmişe sahip idari ve ticari merkezler iken; bir kısmı da Cumhuriyet döneminde hayata geçirilen büyük sanayi yatırımları sayesinde hızla büyüyerek şehir kimliği kazanmıştır. Bu tür yerleşmelerin gelişiminde, hammaddeye yakınlık veya stratejik nedenlerle kurulan fabrikalar temel lokomotif rolü üstlenmiştir.

Buna göre, aşağıdakilerden hangisi bir sanayi tesisinin (makine ve kimya) kuruluşuyla küçük bir köy yerleşmesinden modern bir kentsel merkeze dönüşen şehirlerin en tipik örneğidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kırıkkale

Cevap

Bir sanayi tesisinin (makine ve kimya) kuruluşuyla modern bir kentsel merkeze dönüşen şehir Kırıkkale'dir.
Kentsel gelişimi tamamen bir sanayi yatırımına dayanan merkezler 'sanayi şehirleri' olarak adlandırılır. Kırıkkale, 1920'li yıllarda küçük bir köy iken, Makine ve Kimya Endüstrisi Kurumu'na bağlı fabrikaların kurulmasıyla Türkiye'nin en önemli ağır sanayi ve savunma merkezlerinden biri haline gelmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Şehirlerin kuruluş ve gelişim süreçlerini (tarihsel köken vs. sanayi odaklı büyüme) karşılaştır.
Amasya, Kastamonu ve Niğde gibi şehirlerin köklü bir geçmişe sahip olduğu, Kırıkkale'nin ise çok yakın bir tarihte büyüdüğü görülür.
Fonksiyonel sınıflandırmada 'kuruluş nedeni' belirleyici bir kriterdir.
2
Belirtilen spesifik sanayi kolunu (Makine ve Kimya) ilgili şehirle eşleştir.
Makine ve Kimya Endüstrisi Kurumu'nun (MKEK) ana yerleşkesi Kırıkkale'dedir.
Kırıkkale, Cumhuriyet döneminde stratejik savunma sanayisi yatırımları için merkez seçilmiş ve bu sayede köyden şehre dönüşmüştür.

Anahtar Kavram

Sanayi Şehirlerinin Fonksiyonel Gelişimi
Soru 19Soru →

Türkiye'deki kentsel yerleşmelerin fonksiyonel özellikleri üzerine araştırma yapan bir uzman, incelediği şehir hakkında şu notları almıştır:

* Türkiye'nin en önemli demir yolu ve kara yolu kavşak noktalarından birinde yer alır.
* Sahip olduğu köklü üniversiteler ve sosyal imkânlar sayesinde Türkiye'nin en belirgin "öğrenci şehri" kimliğine sahiptir.
* Uçak motoru bakımı (havacılık) ve lokomotif/vagon üretimi gibi spesifik sanayi kolları şehrin ekonomisinde önemli bir yer tutar.

Bu bilgiler doğrultusunda sözü edilen şehir aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Eskişehir

Cevap

Sözü edilen şehir; eğitim, ulaşım ve sanayi (havacılık/demiryolu) fonksiyonlarının bir arada geliştiği Eskişehir'dir.
Verilen bilgiler Eskişehir'in coğrafi ve ekonomik özelliklerini yansıtmaktadır. Şehir, İç Anadolu'nun batısında stratejik bir ulaşım kavşağıdır; Anadolu ve Osmangazi üniversiteleri ile eğitim fonksiyonu çok güçlüdür ve demir yolu ile havacılık sanayisinde Türkiye'nin öncü merkezidir.

Adım Adım Çözüm

1
Eğitim fonksiyonu ipucunu değerlendir.
Türkiye'de "öğrenci şehri" dendiğinde ilk akla gelen ve çok sayıda üniversite barındıran merkezin Eskişehir olduğu tespit edilir.
Şehir kimliğinde eğitimin en baskın olduğu merkezi bulmak için.
2
Ulaşım ve sanayi kollarını analiz et.
Eskişehir'in Ankara, İstanbul ve İzmir yollarının kesişiminde yer alması ve lokomotif (TÜRASAŞ) ile uçak motoru (TEI) fabrikalarına ev sahipliği yapması bilgisiyle eşleştirilir.
Şehrin diğer sanayi merkezlerinden ayıran spesifik özelliklerini netleştirmek için.

Anahtar Kavram

Şehirlerin Fonksiyonel Özellikleri ve Şehir Kimliği

İpuçları

1
Şehir İç Anadolu Bölgesi'nde yer alan bir ulaşım merkezidir.

Daha Fazla Pratik

Türkiye'deki liman şehirlerinin hinterland genişliği ve sanayi fonksiyonu ilişkisini inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:50s
Soru 20Soru →

Türkiye'de köy altı yerleşmeleri; yerleşim süresi, mülkiyet durumu ve ekonomik faaliyetlerin sürekliliğine göre 'kalıcı' ve 'geçici' yerleşmeler olarak iki ana gruba ayrılır. Bazı yerleşmelerde tarımsal faaliyetler ön plandayken bazılarında hayvancılık faaliyetleri yerleşmenin süresini belirler. Buna göre; özellikle Batı Karadeniz'de yaygın olan, birkaç mahallenin bir idari birim altında toplanmasıyla oluşan ve tarımsal faaliyetlerin sürekliliği nedeniyle 'kalıcı' köy altı yerleşmeleri arasında yer alan yerleşme tipi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Divan

Cevap

Batı Karadeniz'de mahallelerin birleşmesiyle oluşan kalıcı yerleşme türü Divan'dır.
Divan yerleşmesi, özellikle Batı Karadeniz Bölgesi'nde görülen, tarımsal faaliyetlerin yıl boyu sürdürüldüğü ve idari olarak birkaç mahallenin birleşmesiyle oluşan kalıcı bir köy altı yerleşmesidir.

Adım Adım Çözüm

1
Yerleşme süresine göre sınıflandırma yapılması
Mezra, Divan, Mahalle ve Çiftlik kalıcı; Yayla, Kom, Oba, Dam, Ağıl ise geçici yerleşmelerdir.
Soruda kalıcı bir yerleşme istendiği için geçici olanlar elenir.
2
Bölgesel ve yapısal özelliklerin analiz edilmesi
Divan yerleşmesi Batı Karadeniz'e özgüdür ve birkaç mahallenin birleşmesinden oluşur.
Mezra da kalıcıdır ancak yaygın olduğu bölge (Doğu/Güneydoğu Anadolu) sorudaki tanıma uymaz.

Anahtar Kavram

Köy altı yerleşmelerinin süreklilik ve bölgesel dağılımına göre sınıflandırılması.
Tahmini Süre:50s
Sayfa 1 / 29Sonraki
Türkiye'de Nüfus ve Yerleşme Alıştırma Soruları — KPSS Genel Yetenek - Genel Kültür | Examkin