Türkiye'de Nüfus ve Yerleşme

563 soru

Soru 21Soru →

Türkiye’de 19231923-19651965 yılları arasında "nüfus artış hızını yükseltme", 19651965-20142014 yılları arasında ise "nüfusun niteliğini iyileştirme ve artış hızını kontrol altına alma" odaklı politikalar uygulanmıştır. 20142014 yılından itibaren ise devletin yeniden doğurganlığı teşvik edici ve aile yapısını destekleyici bir tutum sergilediği görülmektedir.

Türkiye'nin güncel nüfus politikasında gerçekleşen bu yönelim değişikliğinin temel gerekçesi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Doğum oranlarının düşmesine bağlı olarak nüfusun yaşlanması ve demografik dinamizmin kaybolma riski

Cevap

Doğum oranlarının düşmesiyle birlikte nüfusun yaşlanma sürecine girmesi ve demografik dinamizmin korunmak istenmesi
Türkiye'de son yıllarda doğum oranlarının hızla düşmesi ve ortalama yaşam süresinin uzaması, nüfus piramidinin tabanının daralmasına ve yaşlı nüfus oranının artmasına neden olmuştur. Bu durum "demografik fırsat penceresinin" kapanması ve gelecekte üretken genç iş gücü açığı oluşması riskini doğurduğu için devlet, 20142014 yılından itibaren doğurganlığı teşvik edici (çocuk yardımları, doğum izinleri vb.) politikalara yönelmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Politika dönemlerini analiz et
2014 öncesinde nüfus artış hızını düşürmeye odaklanılırken, 2014 sonrasında yeniden artırma ve dinamizmi koruma hedeflenmiştir.
Politikanın neden değiştiğini anlamak için mevcut demografik verilerin (doğum oranları, yaş yapısı) analiz edilmesi gerekir.
2
Nüfus artış hızı ve miktar ilişkisini değerlendir
Türkiye'de nüfus artış hızı ‰1,1‰1,1 seviyelerine kadar gerilemiştir (2023 verisi), ancak miktar artmaya devam etmektedir.
Artış hızındaki sert düşüşün gelecekte 'nüfusun yaşlanması' ve 'genç iş gücü kaybı' gibi riskler oluşturacağını fark etmek gerekir.
3
Temel gerekçeyi belirle
Politika değişikliğinin asıl sebebi toplam miktarın azalması değil, nüfusun yaş yapısının bozulmasıdır.
Güncel politikalar nicelikten ziyade nüfusun dinamik yapısının sürdürülebilirliğini hedefler.

Anahtar Kavram

Nüfus Politikalarının Dönemsel Değişimi ve Demografik Yaşlanma

Alternatif Yöntem

Nüfus artış hızı grafiklerini yorumlayarak son yıllardaki düşüşün 'nüfusun yaşlanması' anlamına geldiğini kavramak doğrudan sonuca ulaştırır.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 22Soru →

Türkiye'de iç göç hareketleri, mekânsal bazda hem göç alan hem de göç veren merkezlerde önemli yapısal değişimlere yol açmaktadır. Özellikle göç veren kırsal alanlarda nüfusun niteliği ve ekonomik faaliyetlerin sürdürülebilirliği bu süreçten doğrudan etkilenmektedir.

Buna göre, yoğun göç veren kırsal bir yörede aşağıdakilerden hangisinin gerçekleşmesi göçün bir "sonucu" olarak değerlendirilemez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tarım arazilerinin miras yoluyla küçük parçalara bölünmesi ve işletme verimliliğinin düşmesi

Cevap

Tarım arazilerinin miras yoluyla küçük parçalara bölünmesi göçün bir sonucu değil, itici bir nedenidir.
Tarım arazilerinin miras yoluyla parçalanması ve işletmelerin küçülmesi, kırsal alandaki ailelerin geçimini zorlaştıran bir durumdur. Bu durum, insanları şehre göç etmeye iten bir 'itici neden' (push factor) olarak kabul edilir. Dolayısıyla göçün bir sonucu değil, sebebidir.

Adım Adım Çözüm

1
Kavram Analizi
Göçün "nedenleri" (itici/çekici) ile "sonuçları" arasındaki fark belirlenmelidir.
Soruda göçün sonucu olmayan durum sorulmaktadır.
2
Seçenek Değerlendirmesi
İş gücü kaybı, yaş yapısı değişimi, atıl yatırımlar ve cinsiyet dengesizliği göçün etkileridir.
Bu durumlar nüfus yer değiştirdikten sonra ortaya çıkar.
3
Doğru Seçeneğin Tespiti
Miras yoluyla arazilerin bölünmesi bir 'neden' olarak sınıflandırılır.
Toprağın parçalanması tarımsal geliri düşürerek insanları göçe zorlayan bir başlangıç faktörüdür.

Anahtar Kavram

Göçün İtici Nedenleri vs. Göçün Sonuçları

İpuçları

1
Soruda 'neden-sonuç' ilişkisine dikkat etmelisiniz.

Daha Fazla Pratik

Göçün sonuçlarını incelerken 'göç veren yer' ve 'göç alan yer' ayrımını içeren bir tablo oluşturunuz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 23Soru →

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verileri ve son yıllardaki nüfus projeksiyonları değerlendirildiğinde, Türkiye'nin 'demografik fırsat penceresi' olarak adlandırılan bir süreçten geçtiği görülmektedir. Aşağıdakilerden hangisi, Türkiye'nin bu süreçte sahip olduğu nüfusun yapısal özelliklerinden biridir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Çalışma çağındaki (15−6415-64 yaş) nüfusun toplam nüfus içerisindeki oranının en yüksek paya sahip olması

Cevap

Çalışma çağındaki (15−6415-64 yaş) nüfusun toplam nüfus içindeki payının diğer yaş gruplarından daha yüksek olması
Türkiye nüfusunun yaklaşık %68\%68'i 15−6415-64 yaş arası çalışma çağındaki nüfustan oluşmaktadır. Bu grubun toplam nüfus içindeki payının diğer gruplardan (çocuk ve yaşlı) çok daha yüksek olması, Türkiye'nin 'demografik fırsat penceresi' sürecinde olduğunu kanıtlayan en temel yapısal özelliktir.

Adım Adım Çözüm

1
Nüfusun yaş gruplarına göre dağılımını analiz et
Türkiye nüfusu 0−140-14 (çocuk), 15−6415-64 (çalışma çağı/aktif) ve 65+65+ (yaşlı) olmak üzere üç ana gruba ayrılır.
Yapısal özelliklerin en temel göstergesi yaş gruplarıdır.
2
Demografik fırsat penceresi kavramını yorumla
Bu kavram, bir ülkede çalışma çağındaki nüfusun oranının zirve yaptığı ve bağımlı nüfus (çocuk ve yaşlı) yükünün nispeten az olduğu dönemi ifade eder.
Türkiye'nin güncel demografik durumunu anlamak için bu terimin yapısal karşılığını bilmek gerekir.
3
Güncel verilerle eşleştirme yap
Türkiye'de 15−6415-64 yaş grubu yaklaşık %68\%68 ile en büyük paya sahiptir.
Doğru seçeneği belirlemek için güncel TÜİK verilerindeki baskın yaş grubunu tespit etmek gerekir.

Anahtar Kavram

Nüfusun Yaş Yapısı ve Aktif Nüfus Oranı

Daha Fazla Pratik

Türkiye'de nüfusun sektörel dağılımındaki (hizmet, sanayi, tarım) değişimlerin gelişmişlik düzeyiyle ilişkisini inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:50s
Soru 24Soru →

Türkiye’de bazı şehirlerin kentsel gelişiminde ve büyümesinde sanayi fonksiyonu birincil derecede etkilidir. Ancak sanayi tesislerinin bir şehirde kurulma nedeni hammaddeye yakınlık, enerji kaynağına yakınlık, ulaşım kolaylığı veya stratejik konum gibi farklı coğrafi faktörlere dayanabilmektedir.

Buna göre, aşağıdaki şehirlerden hangisinin kentsel gelişiminde belirleyici olan sanayi fonksiyonunun kuruluş nedeni, karşısında verilen etkenle yanlış eşleştirilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kırıkkale — Hammadde kaynağına yakınlık

Cevap

Kırıkkale — Hammadde kaynağına yakınlık eşleştirmesi yanlıştır; çünkü Kırıkkale'nin gelişimindeki temel etken stratejik konum ve ulaşım avantajlarıdır.
Kırıkkale'nin bir sanayi merkezi olarak gelişmesinin temelinde savunma sanayi tesislerinin varlığı yatar. Bu tesislerin buraya kurulmasında hammadde (demir vb.) varlığı değil, şehrin iç kesimlerde yer alan güvenli stratejik konumu ve ulaşım yolları üzerindeki düğüm noktası olması belirleyici olmuştur.

Adım Adım Çözüm

1
Seçeneklerdeki şehirlerin temel sanayi kollarını belirle.
Karabük (Demir-Çelik), Batman (Petrol), İskenderun (Demir-Çelik), Seydişehir (Alüminyum), Kırıkkale (Savunma/Silah).
Fonksiyonel analizin ilk adımı ekonomik faaliyetin türünü belirlemektir.
2
Bu sanayi kollarının kuruluş yerini etkileyen coğrafi faktörleri analiz et.
Karabük'te taş kömürü (enerji), Batman'da petrol (hammadde), İskenderun'da liman (ulaşım), Seydişehir'de boksit (hammadde) etkili iken Kırıkkale'de demir veya çelik hammaddesi bulunmamaktadır.
Sanayi coğrafyasında kuruluş yeri ilkeleri (hammadde, enerji, ulaşım, pazar, stratejik konum) farklılık gösterir.
3
Kırıkkale'nin özel durumunu değerlendir.
Kırıkkale, Cumhuriyetin ilk yıllarında güvenli ve merkezi bir iç konumda olması ve demir yolu bağlantısı nedeniyle savunma sanayi merkezi olarak seçilmiştir.
Stratejik konum faktörü, hammadde varlığından daha öncelikli bir yer seçim kriteri olabilmektedir.

Anahtar Kavram

Şehirlerin fonksiyonel gelişimi üzerinde etkili olan kuruluş yeri faktörleri (Hammadde, Enerji, Ulaşım, Stratejik Konum).

Daha Fazla Pratik

Karabük ve İskenderun'daki demir-çelik sanayisinin kuruluş nedenlerini karşılaştırarak ulaşım ve enerji kaynağı farkını pekiştirebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 25Soru →

Türkiye'de Cumhuriyet'in ilanından günümüze kadar uygulanan nüfus politikaları, ülkenin sosyo-ekonomik şartlarına bağlı olarak üç ana döneme ayrılmaktadır:

DönemZaman AralığıTemel Politika Hedefi
I. Dönem19231923-19651965Nüfus artış hızını yükseltmek
II. Dönem19651965-20142014Nüfusun niteliğini iyileştirmek ve artış hızını düşürmek
III. Dönem20142014-GünümüzNüfusun dinamizmini korumak ve artış hızını yükseltmek

Bu dönemler ve uygulanan politikalarla ilgili aşağıda yapılan değerlendirmelerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: II. Dönem'de uygulanan aile planlaması çalışmaları sonucunda nüfus artış hızı düşüş eğilimine girdiği için Türkiye'nin toplam nüfus miktarı bu dönemde ilk kez azalmaya başlamıştır.

Cevap

Nüfus artış hızı ile nüfus miktarı arasındaki ilişkiyi yanlış yorumlayan, nüfusun II. Dönem'de azalmaya başladığını belirten ifade yanlıştır.
Doğru cevap olan ifade yanlıştır çünkü Türkiye'de nüfus artış hızı özellikle 1985 sonrasında belirgin bir düşüş eğilimine girmiş olsa da, bu değer hiçbir zaman eksiye düşmemiştir. Dolayısıyla toplam nüfus miktarı her yıl bir önceki yıla göre artmaya devam etmiştir. II. Dönem (1965-2014) antinatalist politikaların uygulandığı bir dönemdir ancak bu politikalar nüfusun azalmasına değil, artış hızının kontrol altına alınmasına yöneliktir.

Adım Adım Çözüm

1
Dönemlerin temel karakteristiğini analiz edin.
I. Dönem artırıcı, II. Dönem azaltıcı ve nitelik artırıcı, III. Dönem ise yeniden artırıcı (dinamik yapı odaklı) politikalara sahiptir.
Politikaların gerekçelerini ve sonuçlarını kronolojik olarak ayırmak gerekir.
2
Nüfus artış hızı ile nüfus miktarı arasındaki mantıksal ilişkiyi değerlendirin.
Nüfus artış hızı (‰) değeri 00'ın (sıfır) üzerinde olduğu sürece nüfus miktarı artmaya devam eder. Artış hızının düşmesi nüfusun azaldığı anlamına değil, nüfusun bir önceki döneme göre daha yavaş arttığı anlamına gelir.
Bu ayrım KPSS coğrafya sorularında en sık kullanılan çeldiricidir.
3
Türkiye'nin demografik verilerini kontrol edin.
Türkiye'nin nüfus miktarı 19271927 yılındaki ilk sayımdan günümüze kadar sürekli artış göstermiştir; hiçbir dönemde bir önceki yıla göre azalma yaşanmamıştır.
Yanlış olan seçeneği teyit etmek için tarihsel veriyi kullanmak esastır.

Anahtar Kavram

Nüfus Artış Hızı vs. Nüfus Miktarı İlişkisi

Daha Fazla Pratik

Nüfus piramitleri üzerinden Türkiye'nin demografik dönüşüm evrelerini inceleyerek bu politikaların piramit şekline yansımasını analiz edebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 26Soru →

Türkiye'de iç göç olgusunu tetikleyen unsurlar iki grupta incelenmektedir. Göç veren bölgedeki olumsuzluklar 'itici güç' olarak tanımlanırken, göç alan bölgenin sunduğu avantajlar 'çekici güç' olarak ifade edilmektedir.

Buna göre, aşağıdakilerden hangisi bireyleri şehir yaşamına yönelten 'çekici' unsurlardan biridir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Eğitim ve sağlık hizmetlerinin çeşitliliği

Cevap

Eğitim ve sağlık hizmetlerinin çeşitliliği, kentlerin sunduğu bir imkan olduğu için çekici bir faktördür.
Eğitim ve sağlık hizmetlerinin gelişmiş olması, kentlerin sunduğu bir avantajdır ve insanları kendisine doğru çeker. Bu nedenle 'çekici' bir nedendir.

Adım Adım Çözüm

1
İtici ve çekici faktörlerin ayrımını yapın.
Gidilen yerin (kent) avantajları 'çekici', terk edilen yerin (kır) dezavantajları 'itici' faktördür.
Soru kökünde 'çekici' olan unsuru bulmamız istenmektedir.
2
Seçenekleri analiz edin.
Eğitim ve sağlık hizmetleri kentlerin sunduğu bir çekim alanıdır; diğerleri ise kırsalın zorluklarıdır.
Şehirlerin sunduğu her türlü sosyal ve ekonomik gelişim 'çekici' kategorisine girer.

Anahtar Kavram

Göçün İtici ve Çekici Nedenleri
Tahmini Süre:45s
Soru 27Soru →

Türkiye'nin kırsal yerleşme sisteminde önemli bir yere sahip olan Mezra ve Kom yerleşmeleri, özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde benzer coğrafi koşullarda ortaya çıkmıştır. Ancak bu yerleşmeler; kullanım süreleri, mülkiyet yapıları ve ekonomik fonksiyonları bakımından birbirinden ayrılmaktadır. Mezra ve Kom yerleşmeleri arasındaki temel farklar göz önüne alındığında, aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Mezralar yıl boyu ikamet edilen kalıcı yerleşmelerdir; komlar ise genellikle hayvancılık amacıyla yaz aylarında kullanılan geçici yerleşmelerdir.

Cevap

Mezralar yıl boyu ikamet edilen kalıcı yerleşmelerdir; komlar ise genellikle hayvancılık amacıyla yaz aylarında kullanılan geçici yerleşmelerdir.
Kalıcı yerleşmelerden biri olan mezra, Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da aile mülkiyeti üzerine kurulu, tarım ve hayvancılığın bir arada yürütüldüğü birimlerdir. Geçici yerleşmelerden olan kom ise özellikle Doğu Anadolu'da yüksek kesimlerdeki otlaklara yakın kurulan, kışın boşaltılan hayvancılık odaklı barınaklardır. Dolayısıyla süreklilik farkı bu iki türü ayıran en temel özelliktir.

Adım Adım Çözüm

1
Köy altı yerleşmelerini sürekliliklerine göre sınıflandır.
Mezra, mahalle, divan ve çiftlik 'kalıcı'; yayla, kom, ağıl, oba, dam ve dalyan 'geçici' yerleşmelerdir.
Yerleşmenin yıl boyu mu yoksa mevsimlik mi kullanıldığını ayırt etmek sorunun temelidir.
2
Mezra ve kom yerleşmelerinin ekonomik fonksiyonlarını karşılaştır.
Mezrada tarım ve hayvancılık birlikte yapılırken, komda temel faaliyet hayvancılıktır.
Yerleşmelerin ortaya çıkış nedenini ve geçim kaynağını anlamaya yardımcı olur.
3
Bölgesel dağılımı kontrol et.
Her iki yerleşme de Doğu Anadolu'da yaygındır ancak hukuki ve kullanım süresi bakımından farklıdır.
Yanlış seçeneklerdeki bölgesel hataları elemeyi sağlar.

Anahtar Kavram

Köy Altı Yerleşmelerinde Kalıcılık ve Geçicilik Ayrımı

İpuçları

1
Köy altı yerleşmelerini 'kalıcı' ve 'geçici' olarak ikiye ayırarak düşünmeye başla.
2
Mezra yerleşmesi ile mahalle ve divan yerleşmelerinin ortak paydası yıl boyu kullanılmalarıdır.
3
Doğu Anadolu'da hayvancılık için kullanılan ancak kışın boşaltılan taş barınaklara 'kom' dendiğini hatırla.

Daha Fazla Pratik

Karadeniz'deki Divan yerleşmeleri ile Doğu Anadolu'daki Mezra yerleşmelerini mülkiyet ve idari yapı bakımından karşılaştırın.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 28Soru →

Türkiye'de yer şekillerinin engebeli, tarım alanlarının dar ve parçalı olduğu yörelerde toplam nüfusun tarım alanlarına bölünmesiyle elde edilen 'fizyolojik nüfus yoğunluğu' oldukça yüksektir. Bu yörelerde aynı zamanda dağların kıyı çizgisine paralel ve çok yakın olması, nüfusun dar bir kıyı şeridine hapsolmasına ve iç kesimlerin seyrek nüfuslu kalmasına yol açmaktadır.

Buna göre, hem fizyolojik nüfus yoğunluğunun yüksek olması hem de nüfusun kıyı bandında yoğunlaşıp iç kesimlerin seyrek nüfuslu kalması bakımından aşağıdaki bölümlerin hangisi en belirgin örneği teşkil eder?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Doğu Karadeniz Bölümü

Cevap

Doğu Karadeniz Bölümü, sarp dağların kıyıdan hemen sonra yükselmesi ve tarım alanlarının darlığı nedeniyle hem en yüksek fizyolojik nüfus yoğunluğuna sahip olan hem de kıyı ile iç kesim arasında en büyük nüfus dağılım farkı gösteren bölümdür.
Doğu Karadeniz Bölümü'nde Kaçkar Dağları kıyıdan hemen sonra yüksek bir duvar gibi yükselir. Bu durum tarım yapılacak düzlüklerin sadece kıyıdaki dar bir şeritle sınırlı kalmasına yol açar (yüksek fizyolojik yoğunluk). Ayrıca dağların geçit vermez yapısı nüfusun iç kesimlere (Gümüşhane, Bayburt tarafı) dağılmasını engelleyerek sahil şeridinde aşırı bir birikmeye neden olur.

Adım Adım Çözüm

1
Fizyolojik nüfus yoğunluğu kavramını analiz etme
Fizyolojik Nu¨fus Yog˘unlug˘u=Toplam Nu¨fusTarım Alanları\text{Fizyolojik Nüfus Yoğunluğu} = \frac{\text{Toplam Nüfus}}{\text{Tarım Alanları}} formülüne göre tarım alanları daraldıkça yoğunluk artar.
Yoğunluğun en yüksek olduğu yeri bulmak için tarım arazilerinin en kısıtlı olduğu bölgeyi tespit etmek gerekir.
2
Yer şekilleri ile nüfus dağılışı arasındaki ilişkiyi kurma
Dağların kıyıya yakınlığı (Doğu Karadeniz'de Kaçkar Dağları) nüfusun iç kesimlere geçmesini engeller.
Sarp yer şekilleri ulaşımı ve yerleşmeyi zorlaştırarak nüfusu kıyıya hapseder.
3
Seçenekleri coğrafi özelliklerine göre karşılaştırma
Doğu Karadeniz, sarp dağ yapısı ve dar kıyı şeridiyle her iki şartı da (yüksek fizyolojik yoğunluk ve kıyıya sıkışmış nüfus) tam olarak karşılar.
Orta Karadeniz ve Ege gibi bölümlerde yer şekilleri daha sade veya elverişli olduğu için nüfus iç kesimlere daha kolay yayılır.

Anahtar Kavram

Yer şekillerinin (dağların konumu ve yükseltisi) tarım alanları ve nüfus dağılışı üzerindeki kısıtlayıcı etkisi.

İpuçları

1
Fizyolojik nüfus yoğunluğunun yüksek olması için tarım arazilerinin çok dar, toplam nüfusun ise buna oranla fazla olması gerekir.
2
Karadeniz'in iki farklı bölümünü (Orta ve Doğu) dağların kıyıya olan uzaklığı bakımından karşılaştırın.
3
Hangi bölümde dağlar kıyıdan hemen sonra yükselerek insanların iç kesimlere yerleşmesini zorlaştırır?

Daha Fazla Pratik

Türkiye'de tarımsal nüfus yoğunluğu ile yer şekilleri engebeliliği arasındaki ilişkiyi inceleyen soruları çözebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 29Soru →

Türkiye'de nüfusun yapısal özellikleri ve ekonomik faaliyet kollarına dağılımı incelenirken, iş gücü istatistikleri 'kurumsal olmayan çalışma çağındaki nüfus' (15+ 15+ yaş) esas alınarak belirlenir. Bu veriler, ülkenin sosyo-ekonomik gelişimi, eğitim düzeyi ve üretim kapasitesi hakkında temel göstergeler sunar.

Buna göre, Türkiye'nin aktif nüfus yapısı ve istihdam özellikleri ile ilgili aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Türkiye'de kadınların iş gücüne katılım oranı; kentsel alanlarda, kırsal alanlara göre tarihsel süreçte her dönemde daha yüksek seyretmiştir.

Cevap

Türkiye'de kadınların iş gücüne katılım oranının kentsel alanlarda her zaman daha yüksek olduğunu savunan ifade yanlıştır.
Kadınların iş gücüne katılım oranıyla ilgili ifade yanlıştır çünkü Türkiye'de geleneksel olarak kırsal alanlarda kadınlar tarım faaliyetlerine 'ücretsiz aile işçisi' olarak çok yüksek oranda katılmaktadır. Kentsel alanlarda ise iş gücüne katılım, eğitim ve mesleki yeterlilik gerektirdiği için özellikle göçle gelen kadın nüfusun iş gücü dışına çıkmasıyla tarihsel olarak daha düşük seyretmiştir. Son yıllarda kentsel alanlarda eğitimli kadın nüfusun artışıyla bu denge değişse de, 'her dönemde daha yüksek olduğu' genellemesi coğrafi ve istatistiksel verilere aykırıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Çalışma çağındaki nüfusun analiz edilmesi
15+ 15+ yaş grubundaki bireylerin iş gücü (çalışan + işsiz) ve iş gücü dışı olarak ayrıldığının tespiti.
Sorunun temelini oluşturan aktif nüfus kavramını netleştirmek.
2
Kadın istihdamının coğrafi özelliklerinin incelenmesi
Kırsal alanlarda kadınların tarımsal üretimde 'ücretsiz aile işçisi' statüsünde yoğun olarak yer aldığının görülmesi.
Kentsel ve kırsal katılım oranları arasındaki farkın nedenini anlamak.
3
Göç ve kentleşme etkisinin değerlendirilmesi
Kırdan kente göçle birlikte, tarımda çalışan kadının kente geldiğinde eğitim yetersizliği veya sosyal nedenlerle 'ev hanımı' statüsüne geçerek iş gücü dışına çıkması.
Kentlerdeki katılım oranının neden tarihsel olarak kırsalın gerisinde kaldığını açıklamak.

Anahtar Kavram

İş Gücü Yapısı ve Ücretsiz Aile İşçiliği

İpuçları

1
Türkiye'de tarım sektöründe kadınların çalışma statüsünü (ücretsiz aile işçiliği) düşünün.
2
Kırdan kente göç eden bir kadının kentsel iş gücü piyasasına hemen dahil olup olamayacağını değerlendirin.
3
İş gücüne katılım oranı; iş arayan ve çalışanların toplamıdır. Kırsalda tarım yapan her kadın bu orana dahil edilirken, kentteki her kadın dahil edilmeyebilir.

Daha Fazla Pratik

Türkiye'de çalışan nüfusun yaş gruplarına göre dağılımını ve çocuk işçiliği oranlarındaki değişimi inceleyiniz.

Alternatif Yöntem

Mantık yürütme: 'Her dönemde' ve 'her zaman' gibi kesinlik bildiren ifadeler coğrafya sorularında genellikle yanlıştır. Türkiye'nin 1950'lerdeki tarım toplum yapısı hatırlandığında kırsal katılımın önemi fark edilebilir.
Tahmini Süre:1m 40s
Soru 30Soru →

Türkiye'de kentsel yerleşmelerin büyüme hızları ve gelişme süreçleri, sahip oldukları ekonomik fonksiyonlara göre farklılık göstermektedir. Bazı şehirlerin gelişiminde sanayi faaliyetleri lokomotif güç iken, bazılarında turizm veya tarım gibi fonksiyonlar ön plandadır. Buna göre, aşağıdaki şehirlerden hangisinin büyümesinde sanayi fonksiyonunun payı diğerlerine göre daha düşüktür?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Muğla

Cevap

Muğla şehri, sanayi fonksiyonunun gelişimindeki payının en düşük olduğu merkezdir.
Doğru seçenek olan Muğla, sahip olduğu coğrafi yapı ve iklim özellikleri nedeniyle birincil olarak turizm kenti kategorisinde yer alır. Sanayi faaliyetleri bu ilde, seçeneklerdeki diğer şehirlere (Kocaeli, Bursa, Karabük, İskenderun) kıyasla çok daha sınırlı ve yerel düzeydedir. Kocaeli ve Bursa sanayinin kalbi konumundayken, Karabük ve İskenderun ağır sanayinin (demir-çelik) en önemli temsilcileridir.

Adım Adım Çözüm

1
Seçeneklerde verilen şehirlerin temel ekonomik faaliyetlerini analiz et.
Kocaeli, Bursa, Karabük ve İskenderun şehirlerinde devasa sanayi tesisleri ve organize sanayi bölgeleri bulunmaktadır.
Şehirlerin büyüme nedenlerini fonksiyonel olarak ayırt etmek için gereklidir.
2
Sanayi dışındaki fonksiyonların baskın olduğu şehri belirle.
Muğla; Bodrum, Marmaris ve Fethiye gibi ilçeleriyle dünya çapında bir turizm merkezidir; il merkezi ise idari bir yapıya sahiptir.
Soruda istenen 'sanayi payı düşük' kriterini karşılayan şehri bulmak hedeflenir.

Anahtar Kavram

Şehirlerin Fonksiyonel Sınıflandırılması

İpuçları

1
Şehirlerin büyümesinde hangisinin bacasız sanayi olarak bilinen faaliyetle daha çok anıldığını düşün.
2
Kocaeli ve Bursa sanayinin kalbi iken, Karabük ve İskenderun demir-çelik sanayisi ile tanınır.
3
Bodrum ve Marmaris gibi dünyaca ünlü turizm ilçelerinin hangi ile bağlı olduğunu hatırla.

Daha Fazla Pratik

Şehirlerin fonksiyonlarını çalışırken liman, maden ve idari merkez eşleştirmelerine (Örn: Batman-Maden, Ankara-İdari) odaklanmak faydalı olacaktır.
Tahmini Süre:45s
Soru 31Soru →

Türkiye'de köy altı yerleşmeleri; yerleşmenin sürekliliğine göre 'geçici' ve 'kalıcı' olarak iki gruba ayrılmaktadır. Doğu Anadolu Bölgesi'nin kırsal dokusunda yaygın olarak görülen mezralar kalıcı yerleşme sınıfında değerlendirilirken, benzer coğrafi bölgelerde ve benzer ölçeklerde kurulan komlar geçici yerleşme kabul edilmektedir.

Buna göre, bir yerleşmenin 'mezra' olarak nitelendirilip kalıcı yerleşme statüsünde sayılmasını sağlayan temel kriter aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Temel ekonomik faaliyetin hayvancılığın yanı sıra tarımsal üretime de dayanması

Cevap

Yerleşmedeki temel ekonomik faaliyetin hayvancılığın yanı sıra tarımsal üretime de dayanması, mezraların kalıcı statüde sayılmasını sağlar.
Türkiye'de bir köy altı yerleşmesinin 'kalıcı' (devamlı) sayılabilmesi için temel kriter, ekonomik faaliyetin tarıma (ziraat) dayalı olmasıdır. Mezralar, özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da tarımsal faaliyetlerin ve mülkiyetin etkisiyle ailelerin yıl boyu yaşadığı üniteler haline gelmiştir. Oysa komlar, temel amacı sadece hayvancılık olan ve genellikle mera alanlarında kurulan geçici barınaklardır.

Adım Adım Çözüm

1
Kalıcı ve geçici yerleşme ayrımının temelini belirleme
Kalıcı yerleşmeler tarım odaklıyken, geçici yerleşmeler hayvancılık veya balıkçılık odaklıdır.
Toprak işleme faaliyeti yıl boyu emek ve yerinde bulunmayı gerektirir.
2
Mezra ve Kom yerleşmelerini karşılaştırma
Mezralarda aileler hem tarım hem hayvancılık yapar ve yıl boyu orada kalır; komlarda ise genellikle sadece hayvanlar için barınak bulunur ve yazın kullanılır.
Bölgesel benzerliğe rağmen fonksiyonel farklılık yerleşme tipini belirler.

Anahtar Kavram

Yerleşme Sürekliliğinde Ekonomik Faaliyetin Rolü
Soru 32Soru →

Türkiye coğrafyasında fizyolojik nüfus yoğunluğu ile aritmetik nüfus yoğunluğu arasındaki farkın belirgin düzeyde olması, o bölgedeki yer şekillerinin engebeli ve tarıma elverişli arazilerin kısıtlı olmasıyla doğrudan ilişkilidir.

Buna göre, aşağıdaki coğrafi sahaların hangisinde fizyolojik nüfus yoğunluğu ile aritmetik nüfus yoğunluğu arasındaki farkın diğerlerine göre daha fazla olması beklenir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Doğu Karadeniz Bölümü

Cevap

Doğu Karadeniz Bölümü, yer şekillerinin aşırı engebeli olması ve tarım arazilerinin çok kısıtlı bir alana sıkışması nedeniyle fizyolojik ve aritmetik nüfus yoğunlukları arasındaki farkın en yüksek olduğu sahadır.
Doğu Karadeniz Bölümü'nde Kaçkar Dağları'nın kıyıya paralel uzanması ve iç kesimlerin aşırı engebeli olması, tarım yapılabilecek düzlükleri kıyı şeridindeki dar alanlarla sınırlandırmıştır. Bu durum, toplam yüz ölçümü geniş olsa da tarım alanlarının çok küçük kalmasına, dolayısıyla toplam nüfusun tarım alanına bölünmesiyle hesaplanan değerin çok yüksek çıkmasına yol açar.

Adım Adım Çözüm

1
Yoğunluk türlerini formülize et
Aritmetik Yoğunluk = Toplam Nu¨fusYu¨z O¨lc¸u¨mu¨\frac{\text{Toplam Nüfus}}{\text{Yüz Ölçümü}}; Fizyolojik Yoğunluk = Toplam Nu¨fusTarım Alanı\frac{\text{Toplam Nüfus}}{\text{Tarım Alanı}}
Yoğunluklar arasındaki farkın matematiksel nedenini anlamak.
2
Farkı etkileyen temel değişkeni belirle
Farkın fazla olması, tarım alanının toplam yüz ölçümüne oranla çok küçük (kısıtlı) olması demektir.
Topografyanın tarım alanları üzerindeki kısıtlayıcı etkisini analiz etmek.
3
Seçeneklerdeki yer şekillerini karşılaştır
Doğu Karadeniz'de dağlık yapı nedeniyle tarım alanları çok dardır; Konya, Ergene ve Orta Fırat gibi düz yerlerde ise geniştir.
Engebeli ve düz alan ayrımı yaparak doğru coğrafi sahayı tespit etmek.

Anahtar Kavram

Nüfus yoğunluğu türleri arasındaki farkın topoğrafik nedenleri

İpuçları

1
Yoğunluklar arasındaki farkın büyüklüğü, o yerdeki tarım arazilerinin kıtlığı ile ilgilidir.

Daha Fazla Pratik

Tarımsal nüfus yoğunluğu ile fizyolojik nüfus yoğunluğu arasındaki benzerlikleri ve çiftçi sayısı değişkenini içeren soruları inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:50s
Soru 33Soru →

Türkiye'de kırsal yerleşmelerin dokusu üzerinde yer şekilleri, su kaynaklarının dağılımı ve ulaşım hatları gibi faktörler belirleyici olmaktadır. Evlerin bir yol güzergâhı, bir akarsu vadisi veya bir kıyı şeridi gibi dar ve uzun bir hat üzerinde sıralanmasıyla oluşan yerleşme tipine "çizgisel yerleşme dokusu" denir.

Buna göre, aşağıdaki alanların hangisinde kırsal yerleşmelerin çizgisel bir doku sergilemesi daha olasıdır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kuzey Anadolu Dağları'ndaki dar vadi tabanları

Cevap

Kuzey Anadolu Dağları'ndaki dar vadi tabanları, yerleşimin fiziksel olarak bir hat boyunca uzanmasını zorunlu kıldığı için çizgisel yerleşme dokusunun en belirgin görüldüğü alanlardır.
Çizgisel yerleşme dokusu, yerleşme birimlerinin bir akarsu vadisi, yol güzergâhı ya da dağ eteği gibi dar ve uzun bir hat boyunca sıralanmasıyla oluşur. Kuzey Anadolu Dağları gibi engebeli bölgelerde, özellikle dar vadi tabanları yerleşimin yanlara doğru genişlemesine izin vermediği için evler vadiyi veya akarsuyu takip ederek hat şeklinde dizilir. Bu durum çizgisel yerleşmenin tipik bir örneğidir.

Adım Adım Çözüm

1
Çizgisel yerleşme dokusunun tanımını analiz etme
Bu dokunun oluşması için evlerin bir akarsu, yol veya vadi gibi doğrusal bir unsuru takip etmesi gerektiğini belirleme.
Yerleşme dokularının oluşumu, o yerin coğrafi sınırlandırıcılarına bağlıdır.
2
Seçeneklerdeki coğrafi bölgelerin topoğrafik özelliklerini değerlendirme
Şanlıurfa, Konya ve Ergene'nin düz; Kuzey Anadolu ve Teke'nin engebeli olduğunu saptama.
Topoğrafya, yerleşmenin yayılma biçimini (toplu, dağınık, çizgisel) doğrudan etkiler.
3
Vadi tabanı ve çizgisel doku arasındaki ilişkiyi kurma
Dar vadi tabanlarının yerleşmeyi doğrusal bir hatta zorladığı sonucuna ulaşma.
Dar vadilerde yanlara doğru genişleme imkanı olmadığı için yerleşme hat boyunca ilerler.

Anahtar Kavram

Çizgisel Yerleşme Dokusu
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 34Soru →

Türkiye'nin demografik tarihinde, nüfus artışının bir güç kaynağı olarak görülüp teşvik edildiği pro-natalist dönemden; nüfus artış hızının kontrol altına alınması gereken bir unsur olarak değerlendirildiği döneme geçişte 19601960'lı yılların başında hazırlanan kalkınma planları belirleyici olmuştur. Bu köklü politika değişikliğinin yaşanmasında etkili olan temel gerekçe aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Nüfus artış hızının ekonomik kalkınma hızını aşarak demografik yatırımlara duyulan ihtiyacı ve maliyeti artırması

Cevap

Ekonomik kalkınma hızı ile nüfus artış hızı arasındaki dengesizliğin giderilmek istenmesi ve demografik yatırımların azaltılarak sermaye birikiminin hedeflenmesi
Cumhuriyet'in ilk yıllarında nüfus, askeri ve ekonomik bir güç olarak görüldüğü için artırılmak istenmiştir. Ancak 19601960'lı yıllara gelindiğinde hızlı nüfus artışının ekonomik büyümeyi yavaşlattığı, kişi başına düşen geliri azalttığı ve devletin tasarruf yapmasını engelleyerek demografik yatırımlara (eğitim, sağlık vb.) aşırı harcama yapılmasına neden olduğu anlaşılmıştır. Bu yüzden 19651965 yılında çıkarılan Nüfus Planlaması Kanunu ile artış hızını düşürmeyi hedefleyen bir modele geçilmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Politika değişimi dönemi analiz edilir.
1923−19651923-1965 arası nüfusu artırıcı, 19651965 sonrası ise nüfus artış hızını azaltıcı politikalar uygulanmıştır.
Soruda belirtilen köklü değişikliğin hangi dönemde ve neden gerçekleştiğini saptamak için.
2
19601960 sonrası Türkiye'nin ekonomik stratejisi incelenir.
Birinci Beş Yıllık Kalkınma Planı (1963−19671963-1967) ile planlı kalkınma dönemine geçilmiştir.
Devletin nüfus konusundaki bakış açısının ekonomik planlarla nasıl ilişkilendirildiğini anlamak için.
3
Nüfus artış hızı ile kalkınma hızı arasındaki ilişki kurulur.
Nüfus artış hızı kalkınma hızından yüksekse, devletin okul, hastane, yol gibi 'demografik yatırımlara' ayırdığı pay artar, tasarruflar azalır.
Politika değişikliğinin temelindeki rasyonel ekonomik gerekçeyi belirlemek için.

Anahtar Kavram

Nüfus Politikaları ve Ekonomik Kalkınma İlişkisi

İpuçları

1
Türkiye'de 19601960 sonrası planlı kalkınma dönemine geçildiğini hatırlayın.
2
'Demografik yatırımlar' terimi, devletin nüfusun ihtiyaçlarını karşılamak için yaptığı zorunlu harcamaları ifade eder.
3
Bir ülkenin kalkınabilmesi için ekonomik büyüme hızının, nüfus artış hızından daha yüksek olması gerekir.

Daha Fazla Pratik

Türkiye'de 19851985 yılından sonra nüfus artış hızının düşmeye başlamasının nedenlerini ve sonuçlarını inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 35Soru →

Kırsal yerleşim sisteminde köye bağlı olarak ortaya çıkan ve farklı ekonomik amaçlarla kullanılan köy altı yerleşmeleri, yerleşme süresine göre iki ana gruba ayrılır.

Aşağıda bazı yerleşme türleri ve bu türlerin süreklilik durumları eşleştirilerek verilmiştir:

Yerleşme TipiSüreklilik Özelliği
DivanKalıcı
ObaGeçici
YaylaKalıcı
ÇiftlikKalıcı
KomGeçici

Buna göre, tabloda verilen eşleştirmelerden hangisi yerleşme süresi bakımından hatalıdır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yayla

Cevap

Tabloda hatalı eşleştirilen yerleşme tipi 'Yayla' yerleşmesidir; çünkü yaylalar kalıcı değil, geçici yerleşmelerdir.
Yayla yerleşmeleri, Türkiye'de en yaygın görülen geçici köy altı yerleşmeleridir. Genellikle yaz döneminde hayvancılık faaliyetleri için yüksek kesimlere çıkılmasıyla oluşurlar ve yerleşme süresine göre 'geçici' grupta yer alırlar. Tabloda 'kalıcı' olarak eşleştirilmesi bir bilgi hatasıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Tablodaki her bir yerleşmenin süreklilik durumunu (kalıcı/geçici) teorik bilgilerle karşılaştırın.
Divan, Çiftlik ve Mahalle gibi yerleşmelerin kalıcı; Yayla, Oba, Kom ve Ağıl gibi yerleşmelerin geçici olduğu sonucuna varılır.
Köy altı yerleşmelerini sınıflandırma kriterlerine göre doğru kategorize etmek.
2
Özellikle 'Yayla' yerleşmesinin kullanım amacını ve süresini analiz edin.
Yaylaların genellikle yaz aylarında hayvancılık faaliyetleri için mevsimlik olarak kullanıldığı teyit edilir.
Yaylaların yerleşme süresi bakımından geçici grupta yer aldığını netleştirmek.
3
Tablodaki eşleştirme ile gerçek durumu kıyaslayarak hatalı olanı bulun.
Tabloda 'Yayla' yerleşmesinin karşısında 'Kalıcı' ifadesinin yer aldığı, ancak gerçeğin 'Geçici' olması gerektiği tespit edilir.
Hatalı veriyi belirleyerek doğru seçeneğe ulaşmak.

Anahtar Kavram

Türkiye'de Köy Altı Yerleşmelerinin Süreklilik Bakımından Sınıflandırılması
Tahmini Süre:45s
Soru 36Soru →

Türkiye'de Cumhuriyet'in ilanından 1963 yılına kadar olan süreçte, nüfus artış hızını yükseltmeyi hedefleyen politikalar izlenmiştir. Aşağıdakilerden hangisi, bu dönemde uygulanan nüfusu artırma politikalarının temel gerekçelerinden biri olarak gösterilemez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Nüfusun niteliğini artırarak yüksek işsizlik oranlarını düşürme isteği

Cevap

Nüfusun niteliğini artırarak işsizlik oranlarını düşürme isteği, 1923-1963 dönemi nüfusu artırma politikalarının bir gerekçesi değildir.
Doğru cevap olan nüfusun niteliğini artırma ve işsizliği düşürme hedefi, 1923-1963 dönemine ait bir gerekçe değildir. O yıllarda Türkiye'de temel sorun işsizlik değil, tam tersine her alanda (tarım, ordu, sanayi) çalışacak insan gücü eksikliğidir. Nüfusun niteliğine (eğitim seviyesi, mesleki beceri) odaklanan yaklaşımlar daha çok kalkınma planları döneminde ve günümüz politikalarında yer almaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Dönem analizi yapılması
1923-1963 arası dönem, Türkiye'de nüfusu artırmayı hedefleyen 'pronatalist' politikaların uygulandığı süreçtir.
Sorunun hangi zaman dilimini ve hangi politika türünü kapsadığını belirlemek çözümü daraltır.
2
Politika gerekçelerinin incelenmesi
Bu dönemde temel amaç; savaş sonrası azalan nüfusu toplamak, tarım ve savunma için gerekli insan gücünü sağlamaktır.
Doğru seçenekleri eleyerek yanlış olanı bulmak için dönemin şartlarını anlamak gerekir.
3
Nitelik vs Nicelik ayrımının yapılması
Nüfusun niteliği (eğitim, beceri) modern politikaların konusudur; 1923-1963 arası ise 'nicelik' (sayısal miktar) ön plandadır.
Nüfus politikaları arasındaki temel farkı belirleyerek sonuca ulaşılır.

Anahtar Kavram

Türkiye'de Nüfus Politikaları ve Dönemsel Özellikleri
Tahmini Süre:45s
Soru 37Soru →

Türkiye’de yer şekillerinin engebeli, tarım alanlarının parçalı ve dağınık olduğu bölgelerde, köye bağlı ancak köy merkezinden uzakta kurulan köy altı yerleşmeleri yaygındır. Bu yerleşmelerin bir kısmı temel geçim kaynağının tarım olmasına bağlı olarak kalıcı bir nitelik taşırken, bir kısmı ise sadece hayvancılık faaliyetleri için yılın belli dönemlerinde kullanılan geçici yerleşmelerdir.

Buna göre, aşağıda verilen yerleşme tipi ile bu yerleşmeye dair temel özellik veya yaygın olduğu bölge eşleştirmelerinden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Çiftlik – Yer şekillerinin düz olduğu Ergene Havzası ve Çukurova gibi alanlarda geniş arazi üzerinde kurulu geçici yerleşmelerdir.

Cevap

Çiftlik yerleşmelerinin geçici olarak nitelendirilmesi yanlıştır; bu yerleşmeler yıl boyunca ikamet edilen kalıcı yerleşmelerdir.
Çiftlik yerleşmeleri; mülkiyetin genellikle tek bir kişi veya aileye ait olduğu, geniş tarım arazileri üzerinde kurulu olan ve tarım-hayvancılığın bir arada yürütüldüğü kalıcı yerleşmelerdir. Ergene Havzası ve Çukurova gibi düzlük alanlarda yaygın olan bu yerleşmelerde yaşam yıl boyu devam eder. Bu nedenle çiftliklerin geçici olarak belirtilmesi coğrafi gerçeklerle uyuşmamaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Köy altı yerleşmelerinin yerleşme sürelerine göre sınıflandırılması
Mahalle, divan, mezra ve çiftlik kalıcı; yayla, kom, ağıl, oba, dam ve dalyan geçici yerleşmelerdir.
Ekonomik faaliyetin tarıma mı yoksa sadece mevsimlik hayvancılığa mı dayalı olduğunu ayırt etmek gerekir.
2
Seçeneklerdeki yerleşme tiplerinin özelliklerini analiz etme
Divan, mezra ve çiftlik kalıcı yerleşmeler grubundadır. Ancak çiftlik seçeneğinde yerleşme süresi 'geçici' olarak belirtilmiştir.
Çiftlikler, mülkiyet yapısı ve tarımsal süreklilik nedeniyle yıl boyu kullanılan kalıcı yerleşim birimleridir.

Anahtar Kavram

Türkiye'de Köy Altı Yerleşmelerinin Sürekliliği
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 38Soru →

Türkiye'de kırsal alanlardan büyük şehirlere doğru gerçekleşen yoğun iç göç hareketleri sonucunda hem göç veren kırsal alanlarda hem de göç alan kentsel merkezlerde önemli değişimler meydana gelmektedir. Buna göre, aşağıdakilerden hangisi iç göçün göç alan kentsel merkezlerde ortaya çıkardığı olumsuz sonuçlardan biri değildir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tarım topraklarının miras yoluyla parçalanarak verimliliğin azalması

Cevap

Tarım topraklarının miras yoluyla parçalanarak verimliliğin azalması, göç alan yerlerdeki bir sonuç değil; göç veren kırsal alanlardaki 'itici' bir nedendir.
Tarım topraklarının miras yoluyla parçalanması, kırsal alanda tarımsal işletmelerin küçülmesine ve verimin düşmesine yol açan ekonomik bir unsurdur. Bu durum, insanların geçim sıkıntısı çekerek şehirlere göç etmesine neden olan 'itici faktörler' (nedenler) arasında yer alır. Dolayısıyla bu bir göç sonucu değil, göç nedenidir.

Adım Adım Çözüm

1
Göçün nedenleri ve sonuçlarını ayırt etme
Soruda göç alan merkezlerdeki 'sonuçlar' sorulmaktadır.
Göç olgusunda neden (sebep) ve sonuç (etki) farklı kavramlardır.
2
Seçeneklerdeki ifadelerin niteliğini belirleme
D seçeneği dışındaki tüm maddeler kentsel alanlarda göçten sonra ortaya çıkan sorunlardır.
Eğitim, ulaşım, belediye hizmetleri ve sanayi yerleşimi kentsel mekânın göçten etkilenme biçimleridir.
3
Miras yoluyla parçalanma kavramını analiz etme
Miras yoluyla toprakların bölünmesi, insanların geçimini zorlaştırdığı için göç etmelerine yol açan bir 'itici faktör'dür.
Toprak bölünmesi kentin bir sonucu değil, köyün göç verme sebebidir.

Anahtar Kavram

İç Göçün İtici Nedenleri ve Kentsel Sonuçları Ayrımı

İpuçları

1
Soruda istenen şeyin göçün bir 'nedeni' mi yoksa 'sonucu' mu olduğuna dikkat edin.
2
Toprakların parçalanması olayı şehirde mi yoksa kırsalda mı gerçekleşir?
3
Miras yoluyla bölünme, insanları göç etmeye zorlayan (itici) bir faktördür.

Daha Fazla Pratik

Göçün 'itici' (kırsal alan kaynaklı) ve 'çekici' (kentsel alan kaynaklı) nedenlerini bir tablo üzerinde listeleyerek çalışmak kavramları oturtmanıza yardımcı olacaktır.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 39Soru →

Türkiye'de nüfus hareketleri; iç göçler, mevsimlik göçler ve dış göçler (beyin göçü, mübadele vb.) şeklinde farklı türlerde gerçekleşmektedir. Bu hareketlerin temelinde, insanların bulundukları yeri terk etmesine neden olan 'itici faktörler' ile göç edilen yerin sunduğu avantajlar olan 'çekici faktörler' yer alır. Buna göre, aşağıdakilerden hangisi Türkiye'deki göç hareketlerinde rol oynayan itici (push) faktörlerden biri değildir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kent merkezlerinde sanayi ve ticaretin sağladığı geniş iş imkanları

Cevap

Kent merkezlerinde sanayi ve ticaretin sağladığı geniş iş imkanları bir çekici faktördür.
Kent merkezlerinde sanayi ve ticaretin sağladığı geniş iş imkanları, bireyleri şehre çeken olumlu bir durum olduğu için 'çekici (pull) faktör' olarak kabul edilir. Soru itici olmayan faktörü sorduğu için bu ifade doğru cevaptır.

Adım Adım Çözüm

1
Göç faktörlerini tanımlama
İtici faktörler mevcut bölgedeki olumsuzluklar (işsizlik, verimsizlik), çekici faktörler ise hedef bölgedeki avantajlardır (iş imkanı, sosyal olanaklar).
Soru kökünde hangi faktörün 'itici' olmadığını bulmamız istenmektedir.
2
Seçenekleri analiz etme
A, C, D ve E seçenekleri kırsal alandaki olumsuzlukları (itici güçleri) ifade ederken; B seçeneği şehirdeki bir avantajı (çekici gücü) ifade etmektedir.
Şehirdeki sanayi ve ticaret olanakları insanları kendine çeken 'çekici' bir unsurdur.

Anahtar Kavram

Göçte İtici ve Çekici Faktörlerin Ayrımı
Tahmini Süre:45s
Soru 40Soru →

Karadeniz kıyı kuşağında yer alan şehirlerin büyüme ve fonksiyonel çeşitlilik kazanma süreci, büyük ölçüde yer şekillerinin sunduğu ulaşım imkânlarıyla (hinterlant) şekillenmiştir. Bazı şehirler, hemen gerisindeki dağların aşılmasının güç olması nedeniyle kısıtlı bir etki alanına sahipken; bazıları ise dağların yükseltisinin azaldığı noktalarda iç kesimlerle güçlü bağlar kurarak bölgesel bir merkez kimliği kazanmıştır.

Buna göre, Orta Karadeniz Bölümü'nde yer alan aşağıdaki şehirlerden hangisi, hem ulaşım ağlarının odağında bulunması hem de çevresindeki verimli delta ovalarının ticaretini yönetmesi sayesinde en gelişmiş kentsel fonksiyonlara sahiptir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Samsun

Cevap

Samsun şehri, Orta Karadeniz Bölümü'nde Canik Dağları'nın sunduğu ulaşım kolaylığı ve verimli delta ovaları sayesinde en gelişmiş kentsel fonksiyonlara sahiptir.
Samsun şehri, Orta Karadeniz'de Canik Dağları'nın yükseltisinin az olması ve kıyıdan içeride yer alması sayesinde Karadeniz'in en geniş hinterlandına sahip olmuştur. Bu durum; demir yolu ve kara yolu ağlarının şehirde kesişmesini sağlamış, Bafra ve Çarşamba gibi Türkiye'nin en verimli delta ovalarının ürünlerinin pazarlanmasına imkân tanımış ve şehri sanayi, ticaret, ulaşım ve eğitim fonksiyonlarının bir arada bulunduğu bölgesel bir metropol hâline getirmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Karadeniz kıyı şehirlerinin gelişimini etkileyen topografik faktörleri analiz etmek.
Dağların kıyıya uzaklığı ve yükseltisinin hinterlant (iç kesimlerle bağ) genişliğini belirlediği saptandı.
Şehirlerin ticaret ve hizmet merkezi olabilmesi için iç bölgelerle kolay ulaşım kurabilmesi gerekir.
2
Orta Karadeniz Bölümü'ndeki yer şekillerini diğer bölümlerle kıyaslamak.
Canik Dağları'nın, Doğu ve Batı Karadeniz'deki dağlara göre daha alçak olduğu ve kıyının daha gerisinde uzandığı belirlendi.
Bu durum, ulaşım yollarının (özellikle demir yolunun) iç kesimlere kolayca sokulmasına olanak tanır.
3
Şehrin ekonomik kaynaklarını ve fonksiyonlarını değerlendirmek.
Bafra ve Çarşamba ovalarının tarımsal potansiyeli ile liman ticaretinin birleşmesiyle Samsun'un bölgesel bir merkez olduğu sonucuna varıldı.
Verimli tarım alanları, sanayi ve ticaret fonksiyonlarını besleyen temel unsurlardır.

Anahtar Kavram

Hinterlant (Art Bölge) ve Kentsel Fonksiyon İlişkisi

Alternatif Yöntem

Soruyu çözerken Karadeniz'de demir yolu ulaşımının sadece Zonguldak ve Samsun'da olduğunu hatırlamak, Samsun'un ticari üstünlüğünü anlamayı kolaylaştırır.
Tahmini Süre:1m 0s
ÖncekiSayfa 2 / 29Sonraki
Türkiye'de Nüfus ve Yerleşme Alıştırma Soruları — KPSS Genel Yetenek - Genel Kültür — Sayfa 2 | Examkin