Türkiye'nin Yer Şekilleri

848 soru

Soru 321Soru

Türkiye'nin yer şekilleri içerisinde geniş yer kaplayan ovalar; oluşum kökenleri, bulundukları coğrafi konum ve fiziksel özellikleri bakımından büyük farklılıklar gösterir.

Buna göre, Türkiye'deki ovaların genel özellikleri dikkate alındığında, aşağıdakilerden hangisinin tüm ovalar için ortak bir özellik olduğu söylenemez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Deniz seviyesine yakın bir yükselti basamağında yer almaları

Cevap

Türkiye'deki ovaların tümü için ortak olmayan özellik, deniz seviyesine yakın bir yükseltide bulunmalarıdır.
Deniz seviyesine yakın bir yükselti basamağında yer almaları ifadesi ortak bir özellik değildir. Türkiye'de ovalar her yükselti basamağında görülebilir. Ege ve Akdeniz kıyılarındaki ovalar 0-50 metre arasındayken, Doğu Anadolu Bölgesi'ndeki Erzurum ve Pasinler gibi ovalar 1800-2000 metre arasındaki yüksek sahalarda yer alır. Bu durum Türkiye'nin genç oluşumlu ve yüksek bir ülke olmasının bir sonucudur.

Adım Adım Çözüm

1
Ova kavramının coğrafi tanımını değerlendirmek.
Ova; çevresine göre alçakta bulunan, derin yarılmamış düzlüklere verilen addır. Bu tanım, yerin denizden ne kadar yüksek olduğuyla değil, etrafına göre konumuyla ilgilidir.
Ovanın mutlak yükseltiden bağımsız bir yer şekli olduğunu saptamak.
2
Türkiye'nin farklı bölgelerindeki ovaların yükseltilerini karşılaştırmak.
Kıyı bölgelerinde Çukurova deniz seviyesindeyken, İç Anadolu'da Konya Ovası 1000 metre, Doğu Anadolu'da Erzurum Ovası ise yaklaşık 1850 metre yükseltidedir.
Türkiye'nin ortalama yükseltisinin fazla olmasının ovaların yükseltisine etkisini analiz etmek.
3
Yerleşme, tarım ve jeolojik yapı gibi diğer ortak özellikleri doğrulamak.
Düzlük yapı, genç birikim ve verimli topraklar Türkiye'deki neredeyse tüm ovaların paylaştığı ortak avantajlardır.
Değişken olan tek faktörün yükselti olduğunu teyit etmek.

Anahtar Kavram

Türkiye Ovalarının Yükselti Farklılıkları

İpuçları

1
Bir yerin 'ova' sayılabilmesi için deniz kıyısında olması mı gerekir yoksa sadece çevresine göre düz olması mı yeterlidir?
2
Türkiye'nin doğusuna doğru gidildikçe genel yükseltinin artmasının ovaların konumuna nasıl bir etkisi olabilir?
3
Erzurum Ovası ile Çukurova'yı yükselti bakımından kıyaslayın.

Daha Fazla Pratik

Türkiye'deki iç ovaların yükseltilerinin, bu alanlarda yetişen tarım ürünlerinin olgunlaşma süresini nasıl etkilediğini inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 322Soru

Türkiye'nin İç Anadolu Bölgesi'nde yer alan platolar genel olarak "tabaka düzlüğü" (yatay duruşlu) özelliği gösterir. Ancak bu platolardan biri olan Obruk Platosu, oluşumunda etkili olan kayaç yapısı nedeniyle çevresindeki Haymana ve Cihanbeyli platolarından belirgin bir şekilde ayrılır. Bu yapısal farklılık, bölgede düz bir topoğrafya bulunmasına rağmen yerleşme dokusu ve tarımsal su temini üzerinde kısıtlayıcı bir rol oynar.

Buna göre, Obruk Platosu'nu komşu platolardan ayıran ve temelinde karstik süreçlerin bulunduğu bu karakteristik özellik aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Litolojik yapısında kireç taşlarının (kalker) hakim olması ve yüzey sularının yer altına sızması

Cevap

Litolojik yapısında kireç taşlarının (kalker) hakim olması ve yüzey sularının yer altına sızması
Obruk Platosu, İç Anadolu Bölgesi'ndeki komşu platolardan (Haymana ve Cihanbeyli) farklı olarak yoğun karstik süreçlerin etkisi altındadır. Bölgenin temel yapısını oluşturan kireç taşları (kalker), yüzey sularının yer altına sızmasına ve yer altında büyük boşluklar oluşmasına neden olur. Bu durum, yüzeyde su birikmesini zorlaştırarak tarımsal verimliliği ve yerleşme imkanlarını kısıtlayan temel yapısal farktır.

Adım Adım Çözüm

1
Bölgesel konum ve plato tipini belirleme
İç Anadolu platoları (Haymana, Cihanbeyli, Obruk, Bozok vb.) genel olarak yatay duruşlu (tabaka düzlüğü) platolardır.
Soruda verilen bağlamın hangi coğrafi kategoriye girdiğini anlamak için gereklidir.
2
Obruk Platosu'nun ayırt edici litolojik özelliğini analiz etme
Obruk Platosu, ismini de veren 'obruk' (çözünme/çökme boşluğu) yapılarıyla bilinir; bu da arazinin karstik (kalker/kireç taşı) yapıda olduğunu kanıtlar.
Karstlaşma sürecinin bölgeye has etkilerini saptamak sorunun çözüm anahtarıdır.
3
Hidrolojik sonuçları değerlendirme
Kireç taşlı yapı, yüzey sularının çatlaklardan yer altına hızla sızmasına neden olur, bu da düz bir ovada bile tarımsal sulama ve yerleşme için su bulmayı zorlaştırır.
Litolojik yapının ekonomik ve beşeri faaliyetler üzerindeki kısıtlayıcı etkisini anlamak için gereklidir.
4
Diğer seçenekleri eleme
Yükselti (Doğu Anadolu), volkanizma (Lav platoları) ve iklim (Karadeniz) özellikleri Obruk Platosu'nun gerçekliğiyle örtüşmez.
Nuanslı bilgileri test ederek yanlış seçenekleri doğrulamak için gereklidir.

Anahtar Kavram

Türkiye'de Karstik Süreçlerin Bölgesel Dağılımı (Obruk Platosu Örneği)

İpuçları

1
Platonun ismine (Obruk) dikkat edin; bu isim bölgedeki hangi yer şekli ve oluşum süreciyle ilgilidir?
2
İç Anadolu'da yer almasına rağmen bu platonun su sorunu yaşaması sadece kuraklıkla değil, suyun zemine sızmasıyla da açıklanır.
3
Karstik şekillerin (kalker yapısının) Türkiye'de sadece Akdeniz'de olmadığını, İç Anadolu'daki bu özel plato örneğinde de etkili olduğunu hatırlayın.

Daha Fazla Pratik

Karstik platolar olan Teke, Taşeli ve Obruk platolarının ortak ve farklı (yükselti, nüfus yoğunluğu vb.) özelliklerini karşılaştıran bir tablo hazırlamak konuyu pekiştirir.
Tahmini Süre:1m 40s
Soru 323Soru

Bir yörede yapılan jeolojik saha araştırmalarında; yüksek sıradağları oluşturan kıvrımlı tabakaların içerisinde denizel fosillere rastlanmış, aynı zamanda bu tabakaların arasında zengin linyit damarlarının bulunduğu tespit edilmiştir. Buna göre, bu yörenin jeolojik gelişimiyle ilgili aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılabilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Üçüncü Jeolojik Zaman'daki (Tersiyer) Alp orojenezine bağlı olarak kıvrılmış ve yükselmiştir.

Cevap

Söz konusu yöre, Üçüncü Jeolojik Zaman'daki (Tersiyer) Alp orojenezine bağlı olarak kıvrılmış ve yükselmiştir.
Ülkemizdeki sıradağların büyük çoğunluğu III. Jeolojik Zaman'da gerçekleşen Alp-Himalaya kıvrım sistemi (orojenez) ile oluşmuştur. Bu süreçte Tetis Denizi tabanındaki denizel fosilli tabakalar sıkışarak yükselmiş, aynı dönemde linyit, bor ve tuz yatakları da oluşmuştur. Bu nedenle linyit ve denizel fosilli kıvrım dağları doğrudan bu dönemi işaret eder.

Adım Adım Çözüm

1
Fosillerin Analizi
Deniz tabanındaki tortullanma
Yüksek dağlarda denizel fosil bulunması, bu arazilerin geçmişte (Mezozoik'te) Tetis Denizi tabanında tortul tabakalar halinde bulunduğunu kanıtlar.
2
Maden Kaynağının Tespiti
III. Jeolojik Zaman (Tersiyer)
Linyit yatakları Türkiye'de Üçüncü Jeolojik Zaman'da (Tersiyer) göl tabanlarındaki bitki kalıntılarının birikmesiyle oluşmuştur.
3
Yer Şekli Oluşum Süreciyle Eşleştirme
Alp Orojenezi
Kıvrımlı sıradağların oluşumu ve bu tabakaların yükselmesi, Üçüncü Zaman'da etkili olan Alp-Himalaya kıvrım sistemiyle gerçekleşmiştir.

Anahtar Kavram

Türkiye'nin Jeolojik Zamanlardaki Temel Olayları ve Maden İlişkisi

İpuçları

1
Türkiye'de linyit yataklarının hangi jeolojik zamanda oluştuğunu hatırlayın.
2
Deniz fosillerinin dağların tepesinde bulunması, bu alanların denizden yükseldiğini gösterir. Bu yükselme hangi orojenezle olmuştur?
3
Türkiye'nin ana yer şekillerinin büyük kısmı Alp-Himalaya kıvrım sisteminin (III. Zaman) bir sonucudur.

Daha Fazla Pratik

Türkiye'deki masif arazilerin dağılımı ve özellikleri ile bu sorudaki 'genç' arazi özelliklerini karşılaştırınız.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 324Soru

Türkiye'de özellikle Batı Toroslar'da geniş yer kaplayan, kalker tabakalarının kimyasal çözünmesiyle oluşan ve tabanında alüvyonların birikmesi sayesinde tarım yapılabilen en büyük karstik aşınım şekli aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Polye

Cevap

En büyük karstik aşınım şekli olan polye, geniş tabanları ve tarımsal potansiyeliyle bilinen karstik ovaları oluşturur.
Karstik aşınım süreci sonucunda oluşan en geniş çukurluklara polye adı verilir. Batı Toroslar'daki Tefenni, Acıpayam, Korkuteli, Kestel ve Elmalı (TAKKE) gibi ovalar bu şeklin en tipik örnekleridir ve tabanlarındaki verimli topraklar nedeniyle tarım için önemlidirler.

Adım Adım Çözüm

1
Karstik aşınım şekillerini küçükten büyüğe sırala.
Lapya < Dolin < Uvala < Polye
Çözünme süreci ilerledikçe küçük çukurlar birleşerek daha büyük yüzey şekillerini oluşturur.
2
Tanımlanan özelliklerle (genişlik, tarım imkanı) şekli eşleştir.
Polye (Karstik Ova)
Polye, tabanı alüvyonla kaplı, kilometrelerce genişlikte olabilen ve tarıma en elverişli karstik şekildir.

Anahtar Kavram

Karstik aşınım şekillerinin boyutsal hiyerarşisi ve polyelerin ekonomik (tarımsal) değeri.

İpuçları

1
Soruda bahsedilen şekil, 'karstik ova' olarak da adlandırılır.
2
TAKKE (Tefenni, Acıpayam, Korkuteli, Kestel, Elmalı) şifresindeki ovaların oluşum türünü düşünün.

Daha Fazla Pratik

Karstik birikim şekilleri olan sarkıt, dikit ve travertenlerin oluşum mekanizmasını inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 325Soru

Türkiye’nin yüksek dağlarında, özellikle Kuvaterner (Dördüncü Jeolojik Zaman) döneminde etkili olan buzullaşma sonucunda çeşitli yer şekilleri meydana gelmiştir. Bu süreçte buzulların aşındırmasıyla oluşan, günümüzde bazılarının içerisinde su birikmesiyle küçük göllerin de oluştuğu çanak şeklindeki çukurluklara ne ad verilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sirk (Buzul yalağı)

Cevap

Sirk (Buzul yalağı)
Buzul aşındırması sonucunda dağ yamaçlarında oluşan kaseye benzer çukurluklara 'sirk' veya 'buzul yalağı' denir. Türkiye'de Kaçkarlar, Aladağlar ve Erciyes gibi yüksek dağlarda bu şekillere ve içlerindeki sirk göllerine rastlanır.

Adım Adım Çözüm

1
Yer şeklinin oluşum sürecini analiz etme
Soruda 'buzul aşındırması' sonucunda oluşan bir şekil sorulmaktadır.
Buzul şekilleri aşındırma (sirk, buzul vadisi, hörgüç kaya) ve biriktirme (moren, sander, drumlin) olarak ikiye ayrılır.
2
Morfolojik özellikleri karşılaştırma
Çanak şeklinde olan ve içinde göl barındırabilen şekil 'Sirk' (buzul yalağı) olarak tanımlanır.
Buzul kütleleri hareket ederken zemini oyarak bu tipik çukurlukları oluşturur; erime sonrası bu çukurlara su dolmasıyla buzul (sirk) gölleri meydana gelir.

Anahtar Kavram

Buzul Aşınım Şekilleri

İpuçları

1
Soruda özellikle 'aşındırma' vurgusuna ve 'çukur' yapısına odaklanın.
2
Bu yer şeklinin içinde oluşan göllere 'Sirk Gölü' adı verilmesi size ipucu olabilir.

Daha Fazla Pratik

Türkiye'de kalıcı buzulların ve sirk göllerinin en yoğun bulunduğu dağları (Cilo, Kaçkar vb.) inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 326Soru

Anadolu yarımadası ve çevresindeki denizlerin bugünkü görünümünü kazanması, jeolojik açıdan oldukça yeni bir süreçtir. Bu süreçte Egeid kara kütlesinin çökmesi sonucunda Ege Denizi'nin oluşması ve bu süreci takiben İstanbul ile Çanakkale boğazlarının meydana gelmesi önemli dönüm noktalarıdır. Sözü edilen bu jeolojik olaylar aşağıdaki zaman dilimlerinin hangisinde gerçekleşmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: IV. Jeolojik Zaman (Kuvaterner)

Cevap

Ege Denizi'nin oluşumu ve İstanbul-Çanakkale boğazlarının açılması IV. Jeolojik Zaman (Kuvaterner) döneminde gerçekleşmiştir.
IV. Jeolojik Zaman (Kuvaterner), Türkiye'nin bugünkü kıyı çizgilerinin netleştiği, Egeid karasının çöktüğü, Ege Denizi'nin oluştuğu ve boğazların (İstanbul ve Çanakkale) açıldığı en yakın dönemdir.

Adım Adım Çözüm

1
Soruda belirtilen Egeid karasının çöküşü ve boğazların oluşumu gibi olayları analiz etmek.
Bu olayların Türkiye'nin kıyı şekillenmesindeki son aşamalar olduğu görülür.
Olayların kronolojik sıradaki yerini belirlemek için gereklidir.
2
Bu olayları jeolojik zaman cetveli ile eşleştirmek.
Denizlerin istilası (transgresyon) ve kıyıların bugünkü halini alması en yakın zaman dilimi ile örtüşür.
Doğru zaman dilimini saptamak için teorik bilgi uygulanır.
3
Kuvaterner döneminin özelliklerini kontrol etmek.
Kuvaterner'in (IV. Zaman) Türkiye için temel karakteristiğinin bu tür kıyı değişimleri ve topluca yükselme olduğu teyit edilir.
Cevabın doğruluğunu kesinleştirmek için yapılır.

Anahtar Kavram

Türkiye'nin yakın jeolojik zamanda (özellikle Kuvaterner) yaşadığı tektonik ve jeomorfik değişimler.

İpuçları

1
Türkiye'nin bugünkü kıyı şekillerinin (boğazlar gibi) en yakın jeolojik zamanda oluştuğunu unutmayın.
2
Ege Denizi'nin oluşumu, Anadolu'nun topluca yükselmesinin (epirojenez) devam ettiği en son evreye aittir.

Daha Fazla Pratik

IV. Jeolojik Zaman'da meydana gelen diğer olayları (buzul çağları ve insan yaşamının başlaması gibi) inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 327Soru

Akarsu aşındırmasının durduğu veya teorik olarak durabileceği en alt seviyeye "kaide seviyesi" denir. Dünya genelinde deniz seviyesi genel kaide seviyesi olarak kabul edilirken; akarsuyun döküldüğü bir göl veya başka bir akarsu kolu yerel kaide seviyesini oluşturur. Türkiye arazisinin Kuvaterner başında epirojenik olarak toptan yükselmesi veya buzul dönemlerinde deniz seviyesinde meydana gelen çekilmeler (regresyon), akarsuların kaide seviyesine olan uzaklığını artırmıştır.

Buna göre, kaide seviyesinin akarsu yatağına göre alçaldığı bir bölgede, akarsuyun morfolojik gelişim sürecinde aşağıdakilerden hangisinin gerçekleşmesi beklenir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Akarsu, yeni kaide seviyesine uyum sağlamak için yatağını derine doğru aşındırmaya başlar.

Cevap

Akarsuyun yeni kaide seviyesine ulaşmak amacıyla yatağını derine doğru aşındırması
Kaide seviyesinin alçalması veya karanın yükselmesi (epirojenez), akarsuyun akış hızını ve dolayısıyla aşındırma gücünü artırır. Bu durumda akarsu, 'gençleşerek' yatağını derine doğru aşındırmaya başlar. Bu süreç, Türkiye'deki boğaz vadilerin ve sekilerin (taraça) oluşumundaki temel mantıktır.

Adım Adım Çözüm

1
Kaide seviyesi kavramını analiz etme
Kaide seviyesi, akarsuyun aşındırma yapabileceği en alt sınırdır.
Değişimin akarsu enerjisi üzerindeki etkisini anlamak için referans noktasını belirlemek gerekir.
2
Epirojenez ve regresyonun etkisini değerlendirme
Karanın yükselmesi veya denizin çekilmesi, akarsu yatağı ile döküldüğü yer arasındaki yükselti farkını (potansiyel enerjiyi) artırır.
Yükselti farkının artması yer çekimi ivmesiyle birlikte akarsuyun aşındırma gücünü tetikler.
3
Gençleşme (Rejuvenasyon) sürecini belirleme
Gücü artan akarsu, yatağını derine doğru kazarak yeni kaide seviyesine ulaşmaya çalışır.
Akarsular her zaman denge profiline ulaşma eğilimindedir ve taban seviyesi alçaldığında bu farkı kapatmak için derine aşındırma yaparlar.

Anahtar Kavram

Akarsuyun Gençleşmesi ve Kaide Seviyesi İlişkisi

İpuçları

1
Akarsuyun döküldüğü seviye ile kaynak arasındaki yükselti farkı artarsa akarsuyun aşındırma gücü nasıl değişir?
2
Türkiye'nin toptan yükselmesi akarsuların yataklarını derinleştirmesine mi yoksa sığlaştırmasına mı neden olmuştur?

Daha Fazla Pratik

Akarsu sekilerinin (taraçaların) oluşumunda iklimsel ve tektonik değişimlerin rolünü inceleyiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 328Soru

Türkiye'de özellikle Batı Toroslar kuşağında yer alan Manavgat ve Köprüçayı gibi akarsuların, yaz mevsimindeki şiddetli kuraklığa rağmen debilerinin çok fazla düşmemesi ve akış sürekliliğinin korunması aşağıdakilerden hangisiyle açıklanır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Karstik kaynaklar (voklüzler) ile beslenmeleri

Cevap

Manavgat ve Köprüçayı gibi akarsuların yazın kurumamasının temel nedeni karstik kaynaklar (voklüzler) ile beslenmeleridir.
Batı Toroslar'da yaygın olan kalkerli (kireç taşı) yapı, yüzey sularının yer altına sızarak geniş boşluklarda depolanmasına olanak tanır. 'Voklüz' adı verilen bu güçlü karstik kaynaklar, yaz kuraklığının en şiddetli olduğu dönemlerde bile nehir yataklarını besleyerek debinin çok fazla düşmesini engeller.

Adım Adım Çözüm

1
Bölgenin iklim özelliklerini değerlendir.
Batı Toroslar Akdeniz iklimindedir ve yazları çok kuraktır.
Yazın yağış azlığına rağmen nehir akışının neden devam ettiğini anlamak için dış faktörleri elemek gerekir.
2
Bölgenin jeolojik yapısını incele.
Bölge yoğun kalker (kireç taşı) tabakalarından oluşmaktadır.
Kalker, suyu sızdıran ve yer altında depolayan çatlaklı/boşluklu bir yapıya sahiptir.
3
Beslenme kaynağı ile debi arasındaki ilişkiyi kur.
Yer altında biriken suların voklüzler aracılığıyla nehir yatağına boşaldığını tespit et.
Yer altı suları yüzeydeki kuraklıktan hemen etkilenmediği için akarsu debisinin stabil kalmasını sağlar.

Anahtar Kavram

Karstik Kaynaklar (Voklüz)

İpuçları

1
Akdeniz Bölgesi'nin yaz mevsimindeki iklim koşullarını ve yağış durumunu hatırlayın.
2
Toros Dağları'nın kayaç yapısını (litoloji) ve bu yapının su sızdırma özelliğini düşünün.
3
Yer altına sızan suların yüzeye çıktığı karstik kaynaklara ne ad verildiğini ve bunların nehir debisine etkisini düşünün.

Daha Fazla Pratik

Karstik ovaların (polye) neden 'takke' şifresiyle (Tefenni, Acıpayam vb.) kodlandığını ve bu ovaların tarımsal özellikleri ile bu soru arasındaki ilişkiyi inceleyin.

Alternatif Yöntem

Akarsu debisinin yazın düşmemesi 'beslenme kaynağı' ile ilgilidir. Seçeneklerde jeolojik yapıya (karst) vurgu yapan ifadeyi aramak en kısa yoldur.
Tahmini Süre:50s
Soru 329Soru

Türkiye’nin dağlık alanlarında jeomorfolojik gelişim süreçleri; tektonik hareketler, volkanizma ve dış kuvvetlerin aşındırma-biriktirme faaliyetleriyle şekillenmiştir. Özellikle Kuvaterner (44. Jeolojik Zaman) buzullaşması, yükseltisi 22002200 metreyi aşan dağların doruklarında karakteristik şekiller oluşturmuştur. Batı Anadolu'da yer alan horst-graben sistemleri içerisindeki dağların büyük bir kısmı bu yükselti sınırının altında kaldığı için buzul izlerinden yoksundur.

Buna göre; Ege Bölgesi’nin en yüksek noktasını oluşturan, tektonik olarak bir "horst" yapısında olmasına rağmen bölgedeki diğer kırıklı dağlardan farklı olarak doruk kuşağında sirk çukurları ve moren yığınları gibi buzul topoğrafyasına ait unsurlar barındıran dağ kütlesi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Honaz Dağı

Cevap

Ege Bölgesi'nin en yüksek zirvesi olan ve üzerinde buzul izleri bulunan horst yapılı kütle Honaz Dağı'dır.
Honaz Dağı, tektonik açıdan grabenler arasında yükselen bir horst kütlesidir. Onu Ege'deki diğer kırıklı dağlardan (Kaz, Madra, Yunt, Aydın, Menteşe) ayıran temel fark, 25782578 metrelik yükseltisiyle Pleistosen (Buzul Çağı) döneminde buzullaşmaya maruz kalmış olmasıdır. Bu yüksekliği sayesinde doruklarında sirk çukurları ve küçük moren setleri gibi jeomorfik izler saptanmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Dağ oluşum mekanizmasını belirle.
Soruda belirtilen kütle bir 'horst' (kırıklı) yapısındadır. Bu durum doğrudan Batı Anadolu'daki tektonik sistemle ilişkilidir.
Ege Bölgesi'ndeki dağların çoğu yan basınçlarla kıvrılamayan sert kütlelerin kırılmasıyla oluşmuştur.
2
Bölgesel ve yükselti kriterlerini değerlendir.
Ege Bölgesi'nin en yüksek noktası olan 25782578 metrelik zirve aranmaktadır.
Türkiye'de Pleistosen buzullaşmasının etkileri genellikle 220023002200-2300 metrenin üzerindeki kütlelerde görülür.
3
Buzul topoğrafyası (sirk, moren) varlığını kontrol et.
Honaz Dağı, bölgedeki diğer dağların aksine buzul aşındırma ve biriktirme şekillerine sahiptir.
Yükseltinin bölge ortalamasının çok üzerinde olması, bu dağı Kuvaterner buzullaşmasının etkisine açık hale getirmiştir.

Anahtar Kavram

Türkiye'de Dağların Oluşum Türleri ve Buzul Topoğrafyası İstisnaları

İpuçları

1
Bu dağ kütlesi Denizli ili sınırları içerisinde yer alır ve Ege Bölgesi'nin en yüksek zirvesidir.
2
Kırıklı (horst) yapıda olup doruklarında sirk gölleri ve buzullaşma izleri barındıran Batı Anadolu'daki tek kütledir.
3
Yükseltisi 25002500 metreyi aşan bu kütle, Akdeniz ve Ege bölgeleri arasında geçiş kuşağında bulunur ve bir horsttur.

Daha Fazla Pratik

Türkiye'deki diğer 'horst' yapılı dağların uzanış yönleri ve bu durumun hinterland üzerindeki etkilerini inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 330Soru

Türkiye'de yer şekillerinin oluşumunda ve değişiminde dış kuvvetlerin etkisi oldukça fazladır. Özellikle eğimin ve yağışın fazla olduğu bölgelerde heyelan olayları can ve mal kayıplarına neden olabilmektedir. Buna göre, heyelan riskini azaltmak ve bu doğal afetten korunmak amacıyla yürütülen aşağıdaki çalışmalardan hangisinin, heyelan oluşumunu engellemede birincil bir çözüm olduğu söylenemez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Heyelan riski yüksek olan bölgeleri yoğun bir şekilde ağaçlandırmak

Cevap

Heyelan riski yüksek olan bölgeleri yoğun bir şekilde ağaçlandırmak
Heyelan, yer çekimi ve eğimin etkisiyle toprağın ana kaya üzerindeki kalın bir kütle halinde kaymasıdır. Ağaç kökleri genellikle toprağın en üst birkaç metrelik kısmında tutunur, oysa heyelanlar çok daha derinlerdeki kayma düzlemleri boyunca gerçekleşir. Bu nedenle ağaçlandırma çalışması; toprağın en üst kısmının rüzgar veya sularla taşınması olan erozyonu önlemede çok etkiliyken, kütle halindeki heyelanı durdurmada birincil bir yöntem değildir.

Adım Adım Çözüm

1
Heyelan ve erozyon kavramları arasındaki farkı analiz edin.
Erozyon toprağın yüzeysel süpürülmesidir, heyelan ise derin bir kütle hareketidir.
Bitki örtüsü sadece yüzeyi tuttuğu için heyelanın derin mekanizmasına etki edemez.
2
Seçeneklerde sunulan önlemleri mekanik açıdan değerlendirin.
Drenaj, istinat duvarı ve doğru mühendislik heyelanı doğrudan engellerken, ağaçlandırma sadece yüzeysel akışı düzenler.
Heyelan kayma düzlemi genellikle ağaç köklerinin ulaşamayacağı kadar derindedir.

Anahtar Kavram

Heyelan ve Erozyon Farkı

Alternatif Yöntem

Erozyon ve heyelan arasındaki 'derinlik' farkını hatırlayarak seçenekleri süzebilirsiniz: Erozyon yüzeyseldir (bitki korur), heyelan derindir (mühendislik gerekir).
Tahmini Süre:45s
Soru 331Soru

Türkiye'nin jeolojik geçmişi incelendiğinde; arazinin ana iskeletinin III. Jeolojik Zaman'daki Alp orojenezi ile şekillendiği, ancak bu süreçte I. Jeolojik Zaman'da oluşmuş Masif kütlelerin (yaşlı temel) tektonik hatların uzanışını ve karakterini doğrudan etkilediği görülmektedir.

Buna göre, Masif arazilerin Alp orojenezi karşısındaki davranışı ve Anadolu'nun tektonik yapısına etkisi ile ilgili aşağıdaki yargılardan hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sert ve kristalize yapıdaki bu kütleler, Alp-Himalaya orojenezinin yan basınçlarına karşı direnç göstererek kıvrımlı dağ kuşaklarının kendi çevrelerinde kavisler çizmesine ve kenar kesimlerinde şiddetli kırılmaların yaşanmasına neden olmuştur.

Cevap

Sert ve kristalize yapıdaki masif kütleler, yan basınçlar altında kıvrılmak yerine direnç göstererek Alp-Himalaya kıvrım sisteminin yönünü değiştirmiş ve kavisli (yay) bir yapı kazanmasına neden olmuştur.
Masifler, metamorfizma geçirmiş yaşlı ve sert kütleler oldukları için Alp-Himalaya orojenezinin yarattığı şiddetli yan basınçlar karşısında plastik bir davranış (kıvrılma) gösteremezler. Bu direnç, çevredeki kıvrımlı dağ kuşaklarının masiflerin etrafından dolanarak yaylar çizmesine ve masiflerin kenarlarında tektonik stresin birikmesi sonucu şiddetli kırılma ve faylanmaların yaşanmasına neden olur.

Adım Adım Çözüm

1
Masif arazilerin fiziksel özelliklerini belirle.
I. Jeolojik Zaman'da oluşmuş, metamorfizmaya uğramış, sert, kristalize ve katı kütlelerdir.
Bu kütlelerin esneklik kabiliyeti düşük olduğu için dış kuvvetlere karşı dirençlidirler.
2
Alp orojenezi ile olan etkileşimini analiz et.
Tersiyer'de kuzey ve güneyden gelen yan basınçlar, bu sert kütlelere çarptığında yön değiştirmiş veya kenar kısımlarında kırıklar oluşturmuştur.
Genç tortul tabakalar kıvrılırken, masifler direnç göstererek 'tektonik engel' görevi görür.
3
Sonucu coğrafi uzanışla ilişkilendir.
Toroslar ve Kuzey Anadolu Dağları, masiflerin bulunduğu alanlarda (Örn: Menteşe, Bitlis) belirgin kavisler çizer.
Anadolu'nun bugünkü dağ uzanışları, bu yaşlı temel kütlelerin konumuna göre şekillenmiştir.

Anahtar Kavram

Masif arazilerin tektonik direnci ve Alp orojenezi üzerindeki yönlendirici etkisi.

İpuçları

1
Masif arazilerin jeolojik yaşlarını ve buna bağlı kazandıkları fiziksel sertliği düşünün.

Daha Fazla Pratik

Türkiye'deki başlıca masiflerin (Yıldız, Menteşe, Bitlis, Mardin) harita üzerindeki konumlarını ve çevrelerindeki dağ uzanışlarını incelemek bu konuyu pekiştirir.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 332Soru

Türkiye arazisi, Üçüncü Jeolojik Zaman'ın (Tersiyer) sonlarında dış kuvvetlerin etkisiyle büyük ölçüde aşındırılarak deniz seviyesine yakın bir hafif dalgalı düzlük (peneplen) haline gelmiştir. Ancak günümüzde ülkemizin ortalama yükseltisinin 11321132 metre olması ve geniş düzlüklerin yükseklerde (platolar) yer alması, bu eski aşınım yüzeyinin dikey yönde hareket ettiğini kanıtlamaktadır.

Buna göre, Anadolu'nun peneplen halinden bugünkü yüksek ve engebeli yapısına geçmesini sağlayan temel jeolojik süreç aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Anadolu yarımadasının epirojenik hareketlerle bir bütün olarak yükselmesi

Cevap

Anadolu yarımadasının epirojenik hareketlerle bir bütün olarak yükselmesi
Doğru cevap olan ifade, Anadolu'nun Tersiyer sonunda kazandığı düzlük yapısını koruyarak Kuvaterner başında dikey bir hareketle yükseldiğini belirtir. Bu süreç sonucunda deniz seviyesindeki ovalar platolara dönüşmüş ve Türkiye yüksek bir ülke karakteri kazanmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Türkiye'nin jeolojik geçmişindeki aşınım sürecini analiz etme
Tersiyer sonunda Türkiye arazisi deniz seviyesinde düz bir 'peneplen' haline gelmiştir.
Dış kuvvetlerin uzun süreli aşındırması arazideki engebeyi ortadan kaldırmıştır.
2
Günümüzdeki ortalama yükseltiyi değerlendirme
Ülkenin ortalama yükseltisi 11321132 metredir ve düzlükler (platolar) yükseklerde yer almaktadır.
Deniz seviyesindeki bir düzlüğün bu yüksekliğe çıkması için dikey bir hareket gereklidir.
3
Jeolojik süreci tanımlama
Bu dikey ve geniş çaplı yükselme hareketi 'epirojenez' (kıta oluşumu) olarak adlandırılır.
Orojenez sadece dağ kuşaklarını oluştururken, epirojenez kütleyi toptan yükseltir.

Anahtar Kavram

Epirojenez ve Peneplen İlişkisi

İpuçları

1
Türkiye'nin ortalama yükseltisinin bu kadar fazla olması, arazinin yakın dönemde toptan hareket ettiğini gösterir.
2
Dağ oluşumu (orojenez) ile kıta/kütle yükselmesi (epirojenez) arasındaki farkı hatırlayın.

Daha Fazla Pratik

Türkiye'deki platoların dağılışı ve oluşum nedenleri konusunu inceleyerek bu bilginizi pekiştirebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 333Soru

Türkiye'de karstik arazilerde yer altı ve yer üstü sularının etkisiyle çözünebilen kayaçlar üzerinde aşınım ve birikim şekilleri meydana gelmektedir. Buna göre, aşağıdakilerden hangisi karstik birikim şekilleri arasında yer alır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Traverten

Cevap

Karstik birikim şekli olan seçenek travertendir.
Traverten, karstik suların içindeki kirecin yüzeyde çökelmesiyle oluşan tipik bir birikim şeklidir. Türkiye'de Denizli (Pamukkale) bu şeklin en bilinen örneğidir.

Adım Adım Çözüm

1
Karstik şekillerin sınıflandırılmasını analiz etme
Karstik şekiller aşınım (lapiya, dolin, uvala, polye, obruk, mağara) ve birikim (sarkıt, dikit, sütun, traverten) olarak ikiye ayrılır.
Soruda istenilen birikim şeklini belirlemek için temel sınıflandırma bilgisi gereklidir.
2
Seçenekleri bu sınıflandırmaya göre değerlendirme
Traverten birikim; polye, uvala, obruk ve dolin ise aşınım şeklidir.
Süreçlerin (çökelme vs. erime) ayırt edilmesi doğru cevaba ulaştırır.

Anahtar Kavram

Karstik Birikim Şekilleri
Tahmini Süre:45s
Soru 334Soru

Türkiye'de rüzgârların yer şekillerini oluşturma gücü; nem azlığına, bitki örtüsünün cılızlığına ve yer şekillerinin sade olmasına bağlıdır. Bu şartların sağlandığı alanlarda rüzgâr hem aşındırma hem de biriktirme şekilleri oluşturabilmektedir. Kıyı bölgelerimizde de rüzgârın etkisiyle oluşmuş kumullara rastlanmaktadır. Buna göre, iklim ve bitki örtüsü özellikleri dikkate alındığında aşağıdaki yerlerin hangisinde rüzgâr biriktirme şekillerine rastlanması beklenmez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Rize - Artvin kıyı kuşağı

Cevap

Rize ve Artvin kıyı kuşağı, Türkiye'nin en nemli ve gür bitki örtüsüne sahip alanı olduğu için burada rüzgâr biriktirme şekilleri (kumullar) görülmez.
Rize - Artvin kıyı kuşağı, her mevsim bol yağış alan ve buna bağlı olarak gür orman ve çayır örtüsüyle kaplı bir bölgedir. Toprağın nemli olması ve bitki köklerinin toprağı tutması rüzgârın biriktirme yapmasını engeller. Bu nedenle burada rüzgâr şekillerine rastlanmaz.

Adım Adım Çözüm

1
Rüzgârın yer şekillendirici etkisinin şartlarını belirlemek
Rüzgârın etkili olabilmesi için kuraklık, bitki örtüsü zayıflığı ve gevşek yapılı malzeme gereklidir.
Rüzgâr, nemli ve sık bitki örtüsü olan yerlerde toprağı süpüremez veya biriktirme yapamaz.
2
Seçeneklerdeki yerleri iklimsel açıdan karşılaştırmak
Konya ve Şanlıurfa iç bölgelerde kurak; Adana ve Antalya kıyılarında ise yerel rüzgârlar kumul oluşturabilir. Rize ise Türkiye'nin en yağışlı yeridir.
Yağış miktarının yüksek olması rüzgârın hareket kabiliyetini sınırlar.

Anahtar Kavram

Rüzgar Şekillerinin Dağılımı ve Oluşum Şartları

İpuçları

1
Rüzgârın etkili olabilmesi için toprağın kuru ve bitkisiz olması gerektiğini unutmayın.
2
Türkiye'de rüzgâr şekilleri sadece Karapınar gibi iç bölgelerde değil, bazı kıyı kumsallarında da görülür.
3
Nem oranı en yüksek ve bitki örtüsü en yoğun olan bölgeyi düşünün; rüzgâr orada kum biriktirebilir mi?

Daha Fazla Pratik

Kıyı kumullarının oluşumunda rüzgârın yanı sıra dalga biriktirmesinin de (kum kaynağı sağlaması açısından) payı büyüktür.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 335Soru

Türkiye'de dağların kıyı çizgisine göre uzanış doğrultusu, kıyı derinliği ve deniz seviyesindeki değişimler (epirojenez) gibi faktörler, kıyı tiplerinin çeşitlenmesinde ve kıyı şekillenmesinde temel rol oynamıştır. Buna göre, Türkiye'deki kıyı tipleri ve kıyı şekilleri ile ilgili aşağıda verilen bilgilerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Dağların denize dik uzandığı Ege kıyılarında (enine kıyı tipi), kıta sahanlığı dar olduğu için dalga aşındırması şiddetlidir ve bu durum delta ovalarının oluşumunu engellemiştir.

Cevap

Dağların denize dik uzandığı Ege kıyılarında kıta sahanlığının dar olduğu ve delta oluşumunun engellendiği bilgisi yanlıştır.
Doğru yanıt olan seçenek, Ege kıyılarında kıta sahanlığının dar olduğunu ve bu durumun delta oluşumunu engellediğini savunmaktadır. Oysa Ege kıyılarında dağlar denize dik uzandığı için deniz sığdır (kıta sahanlığı geniştir). Bu sığ yapı, akarsuların taşıdığı alüvyonların kıyıda kolayca birikerek geniş delta ovaları oluşturmasına olanak sağlar. Türkiye'nin en büyük delta ovalarının Ege ve Orta Karadeniz gibi kıta sahanlığının geniş olduğu yerlerde bulunması bu durumun en net kanıtıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Türkiye'deki kıyı tiplerinin (Ria, Dalmaçya, Boyuna, Enine) karakteristik özelliklerini ve coğrafi dağılışını kontrol edin.
Ria (Menteşe, Boğazlar), Dalmaçya (Kaş-Finike) ve Boyuna (Karadeniz, Akdeniz) eşleştirmelerinin doğru olduğu görülür.
Bu kıyı tipleri Türkiye'nin yer şekilleri ve deniz seviyesi değişimleriyle doğrudan ilişkilidir.
2
Kıta sahanlığı (şelf alanı) ile kıyı biriktirme şekilleri (delta ovaları) arasındaki bağlantıyı analiz edin.
Delta ovaları oluşabilmesi için kıyının sığ olması, yani kıta sahanlığının geniş olması gerektiği hatırlanır.
Derin kıyılarda alüvyonlar birikemez, dalgalar tarafından taşınır.
3
Ege Bölgesi'nin kıyı özelliklerini değerlendirin.
Ege'de dağlar denize dik uzandığı için kıta sahanlığı geniştir ve Türkiye'nin en büyük delta ovaları (Büyük Menderes, Gediz vb.) burada oluşmuştur.
Verilen seçenekteki 'kıta sahanlığı dar' ve 'delta oluşumu engellenmiştir' ifadeleri gerçekle çelişmektedir.

Anahtar Kavram

Kıta Sahanlığı ve Delta Oluşumu İlişkisi

Daha Fazla Pratik

Karadeniz ve Akdeniz kıyılarında dağların paralel uzanmasına rağmen neden sadece Orta Karadeniz ve Adana çevresinde büyük deltalar oluştuğunu (kıta sahanlığı etkisi) inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 336Soru

Türkiye’de buzulların yer şekilleri üzerindeki etkisi, matematik konumun bir sonucu olarak genellikle 220025002200-2500 metrenin üzerindeki yüksek dağlık alanlarla sınırlı kalmıştır. Bu alanlarda buzulların aşındırmasıyla meydana gelen ve günümüzde içlerinde genellikle küçük buzul göllerinin bulunduğu çanaklar yer almaktadır.

Buna göre, Türkiye'nin yüksek dağlarında rastlanan bu aşınım şekli aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sirk

Cevap

Buzulların aşındırması sonucu oluşan ve Türkiye'nin yüksek dağlarında rastlanan bu çanak şeklindeki çukurluklara 'sirk' adı verilir.
Buzulların bulundukları yeri oyarak oluşturdukları, genellikle yarım daire veya kase şeklindeki çukurluklara 'sirk' (veya sirk çukuru) denir. Türkiye'de matematik konum gereği buzullar deniz seviyesine inemese de yükseltinin 22002200 metreyi aştığı Kaçkar, Aladağlar ve Erciyes gibi dağlarda bu şekillere ve içlerindeki sirk göllerine rastlanmaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Soruda belirtilen dış kuvveti ve yer şekli özelliğini tanımlayın.
Dış kuvvet buzullar, yer şekli ise yüksek dağlarda oluşan bir 'çanak' veya 'çukurluktur'.
Yer şeklini doğru teşhis etmek için hangi kuvvetin (akarsu, rüzgar, buzul vb.) ne tür bir etki (aşınım/birikim) yarattığını anlamak gerekir.
2
Seçeneklerdeki yer şekillerini kökenlerine göre sınıflandırın.
Sirk buzul kökenli; dolin, lapya ve obruk karstik kökenli; delta ise akarsu kökenlidir.
Tanımlanan çukurun buzul kökenli olduğu belirtildiği için diğer dış kuvvetlerin oluşturduğu çukurluklar elenmelidir.
3
Tanıma en uygun olan terimi seçin.
Buzul aşındırmasıyla oluşan ve göllere ev sahipliği yapan çanaklar 'sirk' olarak adlandırılır.
Terim bilgisi üzerinden doğru eşleştirme yapılarak sonuca ulaşılır.

Anahtar Kavram

Buzul Aşınım Şekilleri

İpuçları

1
Bu yer şekli bir aşınım çukurudur ve içinde küçük göller barındırabilir.
2
Dış kuvvet olarak buzulların etkisiyle oluştuğunu ve yüksek dağ zirvelerinde görüldüğünü hatırlayın.

Daha Fazla Pratik

Buzul aşındırması sonucu oluşan 'U' şeklindeki buzul vadileri ile hörgüç kayaları da inceleyerek konuyu pekiştirebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 337Soru

Türkiye'nin jeomorfolojik gelişiminde Kuvaterner buzullaşması önemli bir yere sahiptir. Enlem etkisine bağlı olarak buzul izlerinin görüldüğü alt sınırın güneyden kuzeye gidildikçe düzenli olarak alçalması beklenir. Ancak, yaklaşık aynı enlemlerde (404140^{\circ} - 41^{\circ} Kuzey) yer almalarına karşın; Doğu Karadeniz Dağları'nın denize bakan yamaçlarında buzul izlerine rastlanan alt sınırın, Doğu Anadolu'daki benzer yükseltiye sahip dağlara göre çok daha alçak seviyelerden (20002000 - 22002200 mm) başlaması bu beklentiyle örtüşmemektedir.

Buna göre, Karadeniz kıyı kuşağındaki dağlarda buzul sınırının iç kesimlere göre daha alçak seviyelerde bulunması aşağıdakilerden hangisinin bir sonucudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Nemlilik ve denizellik gibi özel konum şartlarının

Cevap

Karadeniz kıyı kuşağındaki dağlarda buzul sınırının daha alçak olması, nemlilik ve denizellik etkisiyle açıklanmaktadır.
Doğu Karadeniz'de nem oranının yüksek olması ve bulutluluğun fazlalığı, güneş ışınlarının kar üzerindeki eritme etkisini azaltarak buzul izlerinin daha alçak seviyelerden (20002000 mm) başlamasına neden olur. Doğu Anadolu'da ise şiddetli karasallık ve düşük nem nedeniyle hava daha hızlı ısınır ve buzul sınırı daha yükseklerde (28002800 mm+) kalır.

Adım Adım Çözüm

1
Matematik konum kuralını hatırla.
Enlem etkisiyle güneyden kuzeye gidildikçe buzul sınırının alçalması gerekir.
Sıcaklığın kuzeye doğru azalması buzulların daha düşük seviyelerde oluşmasına imkan tanır.
2
Aynı enlemdeki bölgeleri karşılaştır.
Doğu Karadeniz (404140^{\circ}-41^{\circ} K) ve Erzurum-Kars (404140^{\circ}-41^{\circ} K) aynı kuşaktadır.
Enlem aynı ise buzul sınırının benzer olması beklenir, ancak veriler bir farklılık (anomali) göstermektedir.
3
Özel konum şartlarını (nem ve karasallık) analiz et.
Kıyı kesiminde (Karadeniz) nem fazla, iç kesimde (Doğu Anadolu) nem azdır.
Nemlilik havayı geç ısıtıp geç soğutur, karın yerde kalma süresini artırır ve güneşlenmenin etkisini azaltarak buzul sınırını alçaltır. Kurak bölgelerde ise kar daha hızlı erir/süblimleşir ve sınır yükselir.

Anahtar Kavram

Özel Konumun (Nemlilik ve Karasallık) Kalıcı Kar Sınırı Üzerindeki Etkisi

İpuçları

1
Türkiye'de kalıcı kar sınırı sadece enleme (matematik konuma) bağlı olsaydı, aynı enlemdeki her dağda buzul izleri aynı yükseltide olurdu.
2
Bir yerin deniz kıyısında (nemli) veya iç kesimde (kurak) olması, güneş ışınlarının zemini ısıtma gücünü ve karın erime hızını doğrudan etkiler.
3
Karadeniz'de bol yağış ve nem, buzul sınırını aşağı çekerken; Doğu Anadolu'daki şiddetli karasallık bu sınırı yukarı iter.

Daha Fazla Pratik

Türkiye'deki güncel (aktüel) buzulların hangi dağlarda bulunduğunu ve hangi bölgede daha yoğun olduğunu harita üzerinden inceleyiniz.

Alternatif Yöntem

Soruya 'Matematik Konum vs. Özel Konum' ikilemi üzerinden yaklaşılabilir. Enleme uymayan bir durum varsa cevap mutlaka 'Özel Konum' (denizellik, nemlilik, yükselti vb.) ile ilgilidir.
Tahmini Süre:1m 45s
Soru 338Soru

Karayolu ve demiryolu projelerinin planlanması ve uygulanması aşamasında, jeomorfolojik özelliklerin göz ardı edilmesi çeşitli doğal afetlere zemin hazırlayabilir. Özellikle killi yapının ve tabaka eğiminin fazla olduğu sahalarda yapılan teknik hatalar, büyük can ve mal kayıplarına yol açan kütle hareketlerini beraberinde getirmektedir. Buna göre, yol yapım çalışmaları sırasında gerçekleştirilen aşağıdaki uygulamalardan hangisi, heyelan riskini doğrudan artıran beşerî bir müdahaledir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yolun geçeceği yamacın alt kısmının kazılarak kütlenin destekten yoksun bırakılması

Cevap

Yamacın alt kısmının kazılması (şev kesilmesi) sonucu kütlenin destekten yoksun bırakılması, heyelan riskini doğrudan artıran beşerî bir müdahaledir.
Heyelan oluşumunda doğal faktörlerin yanı sıra beşerî müdahaleler de kritik rol oynar. Yol yapımı sırasında yamacın alt kısmının kazılması (şev kesilmesi), yamacın doğal dengesini bozar ve üstteki toprak/kaya kütlesini tutan direnç mekanizmasını (yamaç topuğu) ortadan kaldırır. Bu durum, özellikle killi ve eğimli arazilerde heyelanın doğrudan tetiklenmesine neden olur.

Adım Adım Çözüm

1
Heyelanı tetikleyen mekanizmanın belirlenmesi
Heyelan, eğimli arazilerde kütlenin yer çekimi etkisiyle aşağı doğru hareket etmesidir.
Beşerî bir müdahalenin heyelana neden olması için yamaç dengesini bozması gerekir.
2
Yol yapımındaki teknik müdahalenin analiz edilmesi
Yol geçirmek için yamacın alt kısmından parça alınması (şev kesme), üstteki ağırlığı tutan 'yamaç topuğu' desteğini yok eder.
Destek noktası kaybolan kütle, yer çekimine karşı koyamaz hale gelir.
3
Diğer seçeneklerin değerlendirilmesi
Drenaj, istinat duvarı ve tahkimat gibi yöntemler heyelanı önlemeye yöneliktir.
Soruda heyelanı önleyen değil, doğrudan artıran/tetikleyen faktör sorulmaktadır.

Anahtar Kavram

Heyelan oluşumunda beşerî faktörler ve yamaç dengesinin bozulması (şev kesme).

İpuçları

1
Bir yamacı alttan kazarsanız, üzerindeki ağırlığı neyin tutacağını düşünün.
2
Heyelan oluşumunda yer çekimi kütleyi aşağı çekerken, alttaki direnç onu yerinde tutar.
3
Yol yapımı için yamaçlarda yapılan kesme (şev) çalışmaları, yamacın doğal dengesini bozan en yaygın beşerî faktördür.

Daha Fazla Pratik

Türkiye'de heyelan olaylarının en fazla görüldüğü Karadeniz Bölgesi'nde, killi yapının ve yüksek yağışın heyelan mekanizmasındaki rollerini inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 339Soru

Türkiye’de dış kuvvetler ve yer yapısı etkileşimi sonucunda meydana gelen heyelan ve erozyon olayları; oluşum dinamikleri, etkili oldukları sahalar ve alınabilecek önlemler bakımından belirgin farklar göstermektedir. Özellikle litolojik özellikler ve mevsimsel koşullar bu olayların şiddetini doğrudan etkilemektedir.

Buna göre, Türkiye’de görülen heyelan ve erozyon süreçleri ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Heyelan olaylarında killi tabakaların suyu emerek kayganlaşması ve tabaka uzanışının eğimle aynı yönde olması, Doğu Karadeniz’de ilkbahardaki kar erimeleriyle kütle hareketlerini tetikleyen temel unsurdur.

Cevap

Heyelan olaylarında killi tabakaların suyu emerek kayganlaşması ve tabaka uzanışının eğim doğrultusunda olması, özellikle Karadeniz gibi eğimli ve yağışlı sahalarda kar erimelerinin tetiklediği temel mekanizmadır.
Heyelan, eğimli bir yamaçta suya doyan tabakaların yer çekimi etkisiyle kütle halinde kaymasıdır. Karadeniz Bölgesi'nde özellikle Doğu Karadeniz'de eğim fazladır, yağış süreklidir ve litolojik yapı kildir. Kil, suyu emince plastik özellik kazanır ve kayganlaşır. Eğer tabakalar yamaca paralel (eğim yönünde) uzanıyorsa, ilkbaharda yağan yağmurlar ve özellikle eriyen karlar toprağı doygunluğa ulaştırarak bu kütlenin hareket etmesine (heyelan) neden olur.

Adım Adım Çözüm

1
Heyelan ve erozyonun temel farkını belirle.
Heyelan derin bir kütle hareketidir, erozyon ise toprağın üst katmanının süpürülmesidir.
Süreçlerin mekanik farkını anlamak, yanlış seçenekleri elemenizi sağlar.
2
Heyelan için gereken litolojik ve topoğrafik şartları analiz et.
Killi yapı suyu emer, kayganlaşır; tabakaların eğime paralel uzanması kaymayı kolaylaştırır.
Yer yapısı (litoloji) ve tabaka duruşu, heyelanın neden Karadeniz'de yoğunlaştığını açıklar.
3
Mevsimsel tetikleyiciyi değerlendir.
İlkbaharda kar erimeleri toprağı suya doyurarak ağırlığını artırır ve kayma yüzeyini oluşturur.
Neden Karadeniz'de en çok yağış sonbaharda olsa da en çok heyelan ilkbaharda görülür sorusunun cevabıdır.

Anahtar Kavram

Heyelan ve Erozyon Arasındaki Mekanik ve Faktörel Farklar

Daha Fazla Pratik

Karadeniz'de en çok yağışın sonbaharda, en çok heyelanın ise ilkbaharda görülme nedenini 'kar erimeleri' ve 'toprağın suya doygunluğu' kavramları üzerinden tekrar ediniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 340Soru

Akarsuların taşıdığı alüvyonları denize döküldükleri sığ kıyılarda biriktirmesiyle oluşan geniş düzlüklere delta ovası denir. Türkiye'de kıyı çizgisinin girintili çıkıntılı olması ve nehirlerin bol malzeme taşıması bu ovaların oluşumunu kolaylaştırmıştır.

Buna göre, aşağıda verilen ovalardan hangisi bu şekilde oluşan bir delta ovasıdır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Çukurova

Cevap

Çukurova, akarsu biriktirmesi sonucu oluşan bir delta ovasıdır.
Çukurova; Seyhan ve Ceyhan nehirlerinin taşıdığı alüvyonların Akdeniz kıyısında, kıta sahanlığının uygun olduğu alanda birikmesiyle oluşmuştur ve Türkiye'nin en büyük delta ovasıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Delta ovası tanımını hatırla.
Delta ovaları, akarsuların taşıdığı alüvyonları denize döktüğü kıyılarda biriktirmesiyle oluşur.
Soruda istenen oluşum türünü belirlemek için gereklidir.
2
Seçeneklerdeki ovaları oluşum kökenlerine göre gruplandır.
Çukurova (Delta), Tefenni (Karstik), diğerleri (Tektonik).
Tanıma uyan tek örneği tespit etmek için seçenekleri analiz etmek gerekir.

Anahtar Kavram

Türkiye'deki Delta Ovaları

Daha Fazla Pratik

Karadeniz ve Ege bölgelerindeki diğer önemli delta ovalarını (Bafra, Çarşamba, Gediz vb.) harita üzerinden inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
ÖncekiSayfa 17 / 43Sonraki