Atatürk Dönemi Türk Dış Politikası

596 soru

Soru 321Soru

Lozan Barış Antlaşması ile Osmanlı borçları imparatorluktan ayrılan devletler arasında paylaştırılmış, Türkiye kendi payına düşen borçları 19281928 yılında imzalanan Paris Sözleşmesi ile takside bağlamıştır. Ancak 19291929 Dünya Ekonomik Bunalımı'nın etkisiyle ödeme güçlüğü çeken Türkiye, alacaklı devletlerle (başta Fransa) masaya oturarak 19331933 yılında yeni bir anlaşma imzalamıştır. Bu yeni düzenleme sonucunda Türkiye'nin elde ettiği temel ekonomik kazanım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Borçların altın frangı yerine değeri daha düşük olan Fransız kağıt frangı üzerinden ödenmesinin kabul edilmesi

Cevap

Türkiye'nin elde ettiği temel kazanım, borçların altın frangı yerine değeri daha düşük olan Fransız kağıt frangı üzerinden ödenmesinin kabul edilmesidir.
Türkiye Cumhuriyeti, 19291929 Dünya Ekonomik Bunalımı'nın yarattığı mali darboğaz nedeniyle borçlarını ödeyemeyeceğini bildirmiş ve Hoover Moratoryumu'ndan yararlanmıştır. 19331933 yılında alacaklı devletlerle (özellikle Fransa ile) imzalanan yeni Paris Sözleşmesi ile borçların ödeme birimi 'Altın Frangı'ndan (değeri yüksek ve sabit) 'Kağıt Frangı'na (değeri düşük ve dalgalı) çevrilmiştir. Bu durum Türkiye'nin reel borç yükünü ciddi oranda hafifletmiş ve ekonomik bağımsızlığına katkı sağlamıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Lozan ve 1928 sürecini analiz etme
Lozan'da borçlar paylaştırıldı, 1928'de ödeme planı (altın frangı üzerinden) yapıldı.
Sürecin başlangıcını ve başlangıçtaki ödeme yükümlülüğünü belirlemek için gereklidir.
2
1929 Dünya Ekonomik Bunalımı'nın etkisini değerlendirme
Türkiye'nin döviz sıkıntısı çekmesi ve altın üzerinden ödeme yapmasının zorlaşması.
1933'teki yeni anlaşma ihtiyacının ekonomik gerekçesini anlamak için gereklidir.
3
1933 Anlaşması'nın (Paris) içeriğini saptama
Borçların 'kağıt frangı' birimine çevrilmesi ve ödemelerin hafifletilmesi.
Soru kökündeki temel kazanımı tespit etmek için gereklidir.

Anahtar Kavram

1933 Paris Borçlar Sözleşmesi ve Kağıt Frangı Uygulaması

İpuçları

1
1933 yılında yapılan değişikliğin en önemli noktası, ödemelerin hangi 'para birimi' üzerinden yapılacağıdır.
2
Altın değerli bir maden olduğu için ödemeleri zorlaştırıyordu; bu nedenle daha düşük değerli bir birime geçiş talep edildi.
3
Anlaşma metninde borçların 'Altın Frangı' yerine 'Kağıt Frangı' (Franc-Papier) üzerinden ödenmesi kararlaştırılmıştır.

Daha Fazla Pratik

Borçların ödenmesinde kullanılan 'Takas (Clearing)' sisteminin Türk dış ticaretine etkilerini inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 322Soru

Türkiye Cumhuriyeti’nin 19301930’lu yıllarda doğu sınırlarını güvence altına almak ve bölgesel barışa katkı sağlamak amacıyla yürüttüğü diplomatik girişimler sonucunda imzalanan Sadabat Paktı ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İtalya'nın Habeşistan'ı işgali ve Orta Doğu'ya yönelik yayılmacı politikaları paktın kurulmasında temel belirleyici olmuştur.

Cevap

İtalya'nın Habeşistan'ı işgali ve Orta Doğu'ya yönelik yayılmacı politikalarının paktın kurulmasında temel belirleyici olmasıdır.
Sadabat Paktı, 19301930’lu yılların ikinci yarısında artan İtalyan tehdidine (Habeşistan'ın işgali) karşı Orta Doğu ülkelerinin sınırlarını güvenceye almak amacıyla kurulmuş bir saldırmazlık paktıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Paktın kurulma nedenini analiz etme
İtalya'nın 19351935 yılında Habeşistan'ı işgal etmesi ve Doğu Akdeniz'deki tehditleri temel nedendir.
Dış politikanın şekillenmesinde bölgesel tehditlerin önemi.
2
Paktın üyelerini kontrol etme
Üyeler: Türkiye, İran, Irak ve Afganistan'dır.
Üye yapısı, ittifakın coğrafi kapsamını belirler.
3
İstisna durumu (Suriye) değerlendirme
Suriye, Hatay meselesi yüzünden paktın dışında kalmıştır.
İkili sorunların bölgesel ittifaklara etkisini anlama.

Anahtar Kavram

Bölgesel Güvenlik ve İttifaklar

İpuçları

1
Bu paktın kurulmasında Avrupa'daki yayılmacı devletlerin, özellikle de İtalya'nın Orta Doğu üzerindeki emelleri etkili olmuştur.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 323Soru

Atatürk Dönemi Türk dış politikasında Hatay Sorunu'nun diplomatik gelişim süreci incelendiğinde; 19371937 yılında Milletler Cemiyeti tarafından onaylanan 'Hatay Statüsü' ile 22 Eylül 19381938'de kurulan 'Hatay Devleti'nin hukuki ve egemenlik kimlikleri arasındaki en temel fark aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: 19371937 statüsünde bölgenin dış işlerinde Suriye'ye bağlı 'ayrı bir varlık' olarak kabul edilmesi, 19381938'de ise bu bağın koparak tam bağımsızlığa kavuşulması

Cevap

1937 statüsünde Hatay'ın dış işlerinde Suriye'ye bağlı 'ayrı bir varlık' olarak kabul edilmesi, 1938'de ise bu bağın tamamen kopması
Hatay Sorunu'nun çözümünde en kritik aşamalardan biri 19371937 Sandler Raporu statüsüdür. Bu statüye göre Hatay, iç işlerinde tam bağımsız fakat dış işlerinde Suriye'ye bağlı, kendine has bir anayasası olan 'ayrı bir varlık' olarak kabul edilmiştir. Ancak 19381938 yılında kurulan Hatay Devleti, dış işlerindeki bu kısıtlamayı da kaldırarak tam bağımsız bir devlet haline gelmiştir. Bu durum, Türkiye'ye katılma sürecinin önündeki uluslararası hukuk engellerini tamamen kaldırmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Sandler Raporu ve 1937 Statüsü incelenmelidir.
Hatay'ın 'Ayrı Varlık' (Distinct Entity) olarak tanındığı ve dış işlerinde sembolik olarak Suriye'ye bağlı kaldığı belirlenir.
Uluslararası hukuktaki ilk statü değişimini anlamak için gereklidir.
2
1938 Hatay Devleti'nin kuruluş süreci analiz edilmelidir.
Bölgenin dış işlerinde de bağımsızlığını ilan ederek 'Bağımsız Hatay Cumhuriyeti' adını aldığı görülür.
Statünün 'ayrı varlık' seviyesinden 'bağımsız devlet' seviyesine yükseldiğini tespit etmek için gereklidir.
3
İki dönem arasındaki egemenlik farkı karşılaştırılmalıdır.
En temel farkın dış işlerindeki bağlılık durumu olduğu sonucuna varılır.
Sorunun kökünde sorulan 'en temel fark' kriterini karşılamak için gereklidir.

Anahtar Kavram

Hatay'ın Diplomatik Statü Evrimi (Sancak -> Ayrı Varlık -> Bağımsız Devlet -> İl)

İpuçları

1
Hatay'ın 1937'deki uluslararası tanımı ile 1938'deki devletleşme süreci arasındaki dış politika yetkilerini düşünün.

Daha Fazla Pratik

Hatay Devleti'nin ilk ve tek Cumhurbaşkanı ile Başbakanı'nın isimlerini ve görevlerini tekrar gözden geçirin.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 324Soru

1930'lu yıllarda İtalya'nın Doğu Akdeniz ve Habeşistan üzerindeki yayılmacı politikaları, Orta Doğu ülkelerini ortak bir güvenlik çatısı altında birleşmeye sevk etmiştir. Bu doğrultuda 1937 yılında Türkiye, İran, Irak ve Afganistan arasında Tahran'da imzalanan bölgesel pakt aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sadabat Paktı

Cevap

Sadabat Paktı
Doğru yanıt olan seçenek, 1937 yılında Tahran'da Türkiye, İran, Irak ve Afganistan arasında imzalanan ve bölge barışını hedefleyen Sadabat Paktı'dır. Bu pakt ile Türkiye doğu sınırlarını güvence altına almıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Sorudaki devletleri ve tarihi belirle.
1937 yılı ve Türkiye, İran, Irak, Afganistan devletleri.
Her paktın üye devletleri ve imzalanma yılı farklıdır.
2
Dış tehdidin niteliğini analiz et.
İtalya'nın yayılmacı politikası ve Orta Doğu güvenliği.
İtalya tehdidi, Türkiye'yi hem batıda hem de doğuda bölgesel ittifaklara yöneltmiştir.
3
Bilgileri pakt ismiyle eşleştir.
Sadabat Paktı.
Tahran'daki Sadabat Sarayı'nda imzalanan ve sayılan devletleri kapsayan tek pakt budur.

Anahtar Kavram

Sadabat Paktı'nın üye devletleri ve amacı

İpuçları

1
Bu paktın ismi imzalandığı saraydan gelmektedir.
2
Üye devletlerin tamamı Müslüman nüfusa sahip Orta Doğu ve Orta Asya ülkeleridir.
3
Türkiye'nin doğu sınırlarını güvence altına almak için 1937'de Tahran'da imzaladığı pakttır.

Daha Fazla Pratik

Paktın içinde Suriye'nin neden yer almadığını (Hatay sorunu) araştırman konuyu pekiştirecektir.
Tahmini Süre:45s
Soru 325Soru

19361936 yılında Fransa'nın Suriye ve Lübnan üzerindeki manda yönetimini sonlandıracağını açıklamasıyla başlayan Hatay Sorunu sürecinde, bölgenin statüsü ile ilgili yaşanan aşağıdaki gelişmelerden hangisi kronolojik olarak diğerlerinden daha sonra gerçekleşmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hatay Millet Meclisi'nin oy birliğiyle Türkiye'ye katılma kararı alması

Cevap

Hatay Millet Meclisi'nin oy birliğiyle Türkiye'ye katılma kararı alması
Hatay Millet Meclisi'nin Türkiye'ye katılma kararı alması 2929 Haziran 19391939 tarihinde gerçekleşmiş olup, Hatay Sorunu'ndaki en son kronolojik gelişmedir.

Adım Adım Çözüm

1
Sürecin başlangıcını belirle
19361936 - Fransa'nın mandayı bırakma kararı
Hatay Sorunu, Fransa'nın Suriye'den çekilmesiyle uluslararası bir boyut kazanmıştır.
2
Uluslararası çözüm aşamasını belirle
19371937 - Sandler Raporu
Milletler Cemiyeti, Hatay için 'Ayrı Bir Varlık' (Entite Distincte) statüsünü bu raporla kabul etmiştir.
3
Bağımsızlık aşamasını belirle
19381938 - Hatay Cumhuriyeti'nin kurulması
Seçimlerin ardından Eylül 19381938'de bağımsız Hatay Devleti kurulmuştur.
4
Son aşamayı (iltihak) belirle
2929 Haziran 19391939 - Türkiye'ye katılma kararı
Meclis kararı ile Hatay bağımsızlığına son vererek ana vatana katılmıştır.

Anahtar Kavram

Hatay'ın Ana Vatana Katılma Süreci Kronolojisi

İpuçları

1
Gelişmelerin yıllarını (19361936, 19371937, 19381938, 19391939) hatırlamaya çalışın.
2
Hatay'ın Türkiye'ye katılması Atatürk'ün vefatından (19381938) sonra gerçekleşmiştir.
3
Meclis kararı, bölgenin bir devlet olmaktan çıkıp bir il olmasına giden son siyasi adımdır.

Daha Fazla Pratik

Hatay Cumhuriyeti'nin ilk cumhurbaşkanı olan Tayfur Sökmen ve ilk başbakanı Abdurrahman Melek isimlerini not edebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 326Soru

1934 yılında Türkiye, Yunanistan, Yugoslavya ve Romanya arasında imzalanan Balkan Antantı, bölgesel statükoyu korumayı amaçlayan önemli bir diplomatik adımdır. Ancak paktın metninde yer alan yardım yükümlülüğü; saldırganın bir Balkan devleti olması şartına bağlanmış, ayrıca Yunanistan gibi bazı üyeler paktın kendilerini büyük güçlerle (özellikle SSCB) karşı karşıya getirmeyeceğine dair çekinceler koymuştur.

Buna göre, Balkan Antantı’nın askeri ve siyasi etkinliğini sınırlayan temel faktör aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Savunma güvencesinin yalnızca Balkan kökenli bir saldırı durumunda geçerli olması

Cevap

Balkan Antantı'nın askeri etkinliğini sınırlayan temel faktör, savunma güvencesinin yalnızca Balkanlı bir devletten gelecek saldırı şartına bağlanmış olmasıdır.
Balkan Antantı, üye devletlerin sınırlarını karşılıklı olarak garanti altına alsa da, bu garanti yalnızca saldırganın bir Balkan devleti olması durumunda geçerliydi. Bu durum, antantın İtalya veya Almanya gibi büyük güçlerin doğrudan saldırılarına karşı hukuki bir savunma mekanizması oluşturmasını engellemiş, paktı sadece bölgesel bir denge aracıyla sınırlı kılmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Paktın kurulma amacını analiz etme
Pakt, Almanya ve İtalya'nın yayılmacılığına karşı Balkan sınırlarını korumak için kurulmuştur.
Genel siyasi çerçeveyi anlamak için gereklidir.
2
Katılımcı ve katılamayan devletleri belirleme
Türkiye, Yunanistan, Yugoslavya ve Romanya üyeyken; Bulgaristan (revizyonist) ve Arnavutluk (İtalyan etkisi) dışarıda kalmıştır.
Bölgesel eksiklikleri tespit etmek için önemlidir.
3
Paktın hukuki kapsamındaki sınırlamaları inceleme
Pakt metni, yardımlaşmayı 'saldıranın Balkanlı olması' şartına bağlamıştır. Ayrıca Yunanistan 'SSCB ile savaşmama' şerhi koymuştur.
Paktın neden büyük bir savaşı engelleyemediğini açıklar.
4
Sonuca ulaşma
Pakt, büyük devletlerin saldırılarına karşı mutlak bir koruma sağlamadığı için etkinliği sınırlı kalmıştır.
Soruda istenen 'sınırlayıcı temel faktör' budur.

Anahtar Kavram

Balkan Antantı'nın Bölgesel Güvenlik Sınırları ve Eksiklikleri

İpuçları

1
Paktın hangi devletlere karşı kurulduğunu ve hangi devletlerin dışarıda kaldığını düşünün.
2
Paktın garantisi 'Balkan sınırları' üzerinedir. Peki bu sınırları kim tehdit ediyordu ve pakt kimin saldırısını kapsam dışı bırakmıştı?
3
Yunanistan'ın SSCB çekincesini ve paktın 'sadece Balkanlı bir saldırgan' şartını hatırlayın; bu paktı büyük güçlere karşı etkisiz kılan temel boşluktur.

Daha Fazla Pratik

Balkan Antantı ile Sadabat Paktı'nı karşılaştırarak Türkiye'nin hem doğu hem batı sınırlarını nasıl güvence altına almaya çalıştığını inceleyebilirsiniz.

Alternatif Yöntem

TAYYAR (Türkiye, Arnavutluk -yanlış-, Yugoslavya, Yunanistan, Arnavutluk -yanlış-, Romanya) kodlamasındaki hataları eleyerek üyeleri netleştirin ve paktın neden İkinci Dünya Savaşı'nı engelleyemediğine odaklanın.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 327Soru

19371937 yılında Tahran'da imzalanan Sadabat Paktı ile Türkiye, doğu sınırlarını güvence altına almayı ve bölgesel barışa katkı sağlamayı amaçlamıştır. Aşağıdaki devletlerden hangisi, Türkiye ile yaşadığı Hatay sorunu ve sınır anlaşmazlıkları nedeniyle bu pakta katılmamıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Suriye

Cevap

Suriye, Türkiye ile yaşadığı Hatay sorunu sebebiyle paktın dışında kalmıştır.
Sadabat Paktı'na katılmayan devlet Suriye'dir. Bunun temel sebebi, o dönemde Türkiye ile Suriye arasında devam eden Hatay meselesidir. Ayrıca Suriye'nin Irak ile olan sınır ihtilafları da katılımını engellemiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Paktın amacını ve tarihini belirle.
19371937 yılında Orta Doğu'da barışı korumak ve İtalya'nın yayılmacılığına karşı önlem almak amacıyla kurulmuştur.
Sorunun hangi coğrafi bölgeyi ve dönemi kapsadığını anlamak için gereklidir.
2
Üye devletleri hatırla.
Paktın üyeleri Türkiye, İran, Irak ve Afganistan'dır.
Seçenekler arasından paktın içinde olanları elemek için gereklidir.
3
Paktın dışında kalan temel Orta Doğu devletini ve nedenini analiz et.
Suriye, Türkiye ile Hatay meselesi yüzünden sorun yaşadığı için bu ittifaka dahil olmamıştır.
Soruda sorulan 'katılmayan devlet' bilgisini netleştirmek için gereklidir.

Anahtar Kavram

Sadabat Paktı Üyeliği ve Bölgesel Engeller

İpuçları

1
Bu devlet, Atatürk döneminde Türkiye'nin en büyük dış politika sorunlarından birini (Hatay) yaşadığı komşusudur.

Daha Fazla Pratik

Balkan Antantı'na katılmayan ve revizyonist politika izleyen Bulgaristan'ın durumunu inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 328Soru

Türkiye Cumhuriyeti, 19241924 yılında kabul edilen Tevhid-i Tedrisat Kanunu ve 19251925 yılında yayımlanan genelgelerle yabancı okullarda; Türkçe, Tarih ve Coğrafya derslerinin Türk öğretmenler tarafından okutulmasını ve bu okulların Türk müfettişlerce denetlenmesini zorunlu kılmıştır. Bu kararlara en sert tepkiyi gösteren Fransa ve Papalık, konuyu diplomatik yollarla müzakere etmek istemiş ancak Türk hükümeti bu talepleri kesin bir dille geri çevirmiştir.

Türk hükümetinin Fransa ve Papalık'ın görüşme taleplerini reddederek sergilediği bu kararlı tutumun temel gerekçesi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yabancı okullar sorununun Türkiye'nin egemenlik hakları çerçevesinde bir "iç mesele" sayılması

Cevap

Yabancı okullar sorununun Türkiye'nin egemenlik hakları çerçevesinde bir "iç mesele" sayılması
Türk hükümeti, Lozan Antlaşması'na dayanarak yabancı okulların Türk kanunlarına tabi olduğunu belirtmiş ve bu konudaki düzenlemeleri (Türkçe ders zorunluluğu, Türk müfettiş denetimi vb.) kendi iç egemenlik hakkı olarak görmüştür. Fransa ve Vatikan'ın görüşme taleplerini reddetmesi, bu meselenin bir 'dış sorun' değil, Türkiye'nin kendi yasalarıyla çözeceği bir 'iç mesele' olduğunu vurgulama amacını taşır.

Adım Adım Çözüm

1
Lozan sonrası yasal düzenlemeleri analiz etme
Lozan'da yabancı okulların Türk kanunlarına uyması kabul edilmiş, ardından Tevhid-i Tedrisat Kanunu ile eğitim birleştirilmiştir.
Sorunun hukuki dayanağını ve Türkiye'nin yetki alanını anlamak için gereklidir.
2
Fransa ve Papalık'ın müdahale girişimlerini değerlendirme
Yabancı devletler, kendi kültürlerini yayan bu okullar üzerindeki denetimi bir diplomasi konusu (dış sorun) haline getirmeye çalışmıştır.
Dış baskının mahiyetini belirlemek için gereklidir.
3
Türkiye'nin egemenlik yaklaşımını yorumlama
Türk hükümeti 'bu konu bizim iç meselemizdir' diyerek hiçbir yabancı gücü muhatap almamıştır.
Sorunun çözümündeki temel siyasi doktrini belirlemek için gereklidir.

Anahtar Kavram

Tam Bağımsızlık ve Ulusal Egemenlik (İç Mesele Doktrini)

İpuçları

1
Türkiye bu sorunu bir dış politika krizi olarak değil, kendi Milli Eğitim yasalarının bir gereği olarak görmüştür.
2
Tam bağımsızlık ilkesi uyarınca, bir devletin kendi topraklarındaki eğitim faaliyetlerini düzenlemesi başkalarıyla müzakere edilemez bir haktır.
3
Türkiye'nin Fransa'ya verdiği cevapta geçen 'iç mesele' (internal matter) kavramına odaklanın.

Daha Fazla Pratik

Yabancı okulların Türk müfettişlerce denetlenmesine uymayan okulların kapatılmasının Atatürk ilkelerinden hangisiyle (Milliyetçilik/Bağımsızlık) ilişkili olduğunu inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:50s
Soru 329Soru

1923 yılında imzalanan Lozan Boğazlar Sözleşmesi, Boğazlar'ın yönetimini başkanlığını bir Türk'ün yapacağı "Uluslararası Boğazlar Komisyonu"na bırakmış ve kıyıların her iki yakasını askersizleştirmiştir. 1936'da imzalanan Montrö Boğazlar Sözleşmesi ise bu rejimi kökten değiştirmiştir. Buna göre, Montrö Boğazlar Sözleşmesi'nde yer alan aşağıdaki hükümlerden hangisi, Türkiye'nin Boğazlar üzerindeki egemenlik haklarını kısıtlayan idari mekanizmanın tamamen sona erdiğini doğrudan kanıtlamaktadır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Uluslararası Boğazlar Komisyonu'nun kaldırılarak görev ve yetkilerinin Türk Hükümeti'sine devredilmesi

Cevap

Uluslararası Boğazlar Komisyonu'nun kaldırılarak tüm yetkilerin Türk Hükümeti'ne devredilmesi hükmü, Türkiye'nin Boğazlar üzerindeki idari kısıtlamalarının bittiğini ve tam egemenliğin sağlandığını gösteren temel maddedir.
Montrö Boğazlar Sözleşmesi ile Lozan'da kurulan ve Türkiye'nin egemenliğini gölgeleyen 'Uluslararası Boğazlar Komisyonu' tamamen kaldırılmıştır. Bu komisyonun görev ve yetkilerinin doğrudan Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti'ne devredilmesi, Türkiye'nin kendi kara suları üzerinde tam ve tek yetkili otorite haline geldiğinin doğrudan hukuki kanıtıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Lozan ve Montrö arasındaki idari farkı belirleme
Lozan'da yönetim 'Uluslararası Komisyon'dayken, Montrö'de bu yapı kaldırılmıştır.
Egemenlik haklarını kısıtlayan en büyük engel, kendi topraklarındaki bir su yolunun uluslararası bir kurul tarafından yönetilmesidir.
2
Seçeneklerdeki hükümlerin niteliğini analiz etme
Askersiz alanların kaldırılması 'askeri/güvenlik', komisyonun kaldırılması ise 'idari/egemenlik' kazancıdır.
Soruda özellikle 'egemenlik haklarını kısıtlayan idari mekanizmanın' sona ermesi sorulmaktadır.
3
Doğrudan kanıtı seçme
Komisyonun yetkilerinin Türk Devleti'ne devri, Türkiye'nin tek yetkili otorite haline gelmesini sağlamıştır.
Montrö ile Türkiye, Boğazlar üzerinde sadece askeri değil, tam hukuki ve idari kontrolü ele almıştır.

Anahtar Kavram

Tam Egemenlik ve Uluslararası Boğazlar Komisyonu'nun Kaldırılması

İpuçları

1
Lozan'da Boğazlar'ın yönetimi tek bir devlete mi yoksa uluslararası bir kurula mı bırakılmıştı?
2
Bir devletin kendi topraklarındaki su yollarını doğrudan kendisinin yönetememesi (bir komisyona bağlı olması) egemenlik haklarıyla bağdaşır mı?
3
Montrö ile kaldırılan ve tüm yetkileri doğrudan Ankara'ya geçen, Lozan'da kurulan o uluslararası kurumu hatırlayın.

Daha Fazla Pratik

Montrö Boğazlar Sözleşmesi'nin 21. maddesinin (savaş tehlikesi durumu) Türkiye'ye sağladığı stratejik üstünlükleri inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 330Soru

1935 yılında İtalya'nın Habeşistan'ı (Etiyopya) işgal etmesi ve Orta Doğu coğrafyasına yönelik 'Mare Nostrum' (Bizim Deniz) idealiyle yayılmacı politikalar izlemesi üzerine; Türkiye'nin öncülüğünde 8 Temmuz 1937 tarihinde Tahran'da imzalanan ve Doğu sınırlarının güvenliğini sağlamayı amaçlayan bölgesel iş birliği antlaşması aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sadabat Paktı

Cevap

1937 yılında Doğu sınırlarının güvenliği için Tahran'da imzalanan antlaşma Sadabat Paktı'dır.
Sadabat Paktı, 1937 yılında İtalya'nın Orta Doğu'daki yayılmacı politikalarına karşı Türkiye, İran, Irak ve Afganistan tarafından bölgesel barışı korumak ve Doğu sınırlarını güvence altına almak için imzalanmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Tehdit unsurunu ve dönemi analiz etme
1930'lu yıllarda İtalya'nın Habeşistan müdahalesi ve Orta Doğu'daki yayılmacılığı tespit edilir.
Paktın kurulma gerekçesi dış tehditlere karşı bölgesel dayanışmadır.
2
Tarih ve yer bilgisini eşleştirme
1937 yılı ve Tahran (Sadabat Sarayı) verileri birleştirilir.
Sadabat Paktı'nın imzalandığı tarih ve mekan ayırt edici bir bilgidir.
3
İmzacı devletleri ve amacı belirleme
Türkiye, İran, Irak ve Afganistan'ın yer aldığı 'Doğu' merkezli ittifak netleşir.
Sadabat Paktı, Türkiye'nin Doğu sınırlarını güvence altına alma stratejisinin bir parçasıdır.

Anahtar Kavram

Bölgesel Güvenlik Paktları (Sadabat Paktı)

İpuçları

1
Bu antlaşma, Türkiye'nin Doğu sınırlarını korumaya yönelik bir 'pakt' olarak bilinir.
2
Antlaşmanın imzacıları arasında İran, Irak ve Afganistan bulunmaktadır; Suriye ise sınır sorunları nedeniyle katılmamıştır.
3
Antlaşma, ismini İran'ın başkenti Tahran'daki bir saraydan almaktadır.

Daha Fazla Pratik

Suriye'nin neden bu pakta katılmadığını (Hatay Sorunu ve Irak sınır uyuşmazlığı) incelemek konuyu pekiştirir.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 331Soru

19301930’lu yıllarda İtalya'nın Habeşistan'a saldırması ve Almanya'nın Ren bölgesini silahlandırması gibi gelişmeler, Avrupa'daki mevcut statükoyu bozmuş ve Türkiye’nin Boğazlar rejiminin değiştirilmesi yönündeki talebini haklı kılmıştır. Dışişleri Bakanı Tevfik Rüştü Aras'ın yürüttüğü başarılı diplomasi sonucunda imzalanan 19361936 Montrö Boğazlar Sözleşmesi ile Boğazlar sorunu Türkiye lehine çözülmüştür.

Bu sözleşmenin aşağıdaki hükümlerinden hangisi, Türkiye’nin Boğazlar üzerindeki tam egemenlik haklarını kısıtlayan en temel engelin ortadan kaldırıldığını doğrudan kanıtlar?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Uluslararası Boğazlar Komisyonu’nun kaldırılarak tüm yetkilerin Türk Devleti’ne devredilmesi

Cevap

Uluslararası Boğazlar Komisyonu’nun kaldırılarak tüm yetkilerin Türk Devleti’ne devredilmesi
Lozan Boğazlar Sözleşmesi’nde yer alan ve Türkiye’nin hükümranlık haklarını kısıtlayan 'Uluslararası Boğazlar Komisyonu', Montrö Sözleşmesi ile tamamen lağvedilmiştir. Bu kurumun yetkilerinin kayıtsız şartsız Türkiye’ye devredilmesi, Boğazlar üzerindeki çok başlılığı sona erdirerek Türk Devleti’nin tam egemenliğini tescillemiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Lozan ve Montrö arasındaki temel farkı belirle.
19231923 Lozan Sözleşmesi'nde Boğazlar'ın yönetimi, başkanlığını bir Türk'ün yapacağı uluslararası bir komisyona bırakılmıştı.
Komisyonun varlığı, Türkiye'nin kendi toprakları üzerindeki mutlak otoritesini engelleyen en büyük kısıtlamaydı.
2
Montrö Sözleşmesi ile gelen en radikal değişikliği analiz et.
19361936 Montrö ile bu komisyon feshedilmiş ve tüm yetkileri Türkiye'ye geçmiştir.
Bir devletin kendi topraklarında uluslararası bir kurulun onayına ihtiyaç duymadan hareket edebilmesi tam egemenlik göstergesidir.

Anahtar Kavram

Tam Egemenlik ve Boğazlar Komisyonu

İpuçları

1
Lozan'da Boğazlar'ın yönetimini yürüten ve Türkiye'nin otoritesine ortak olan 'uluslararası' yapıya odaklanın.
2
Bir devletin kendi sınırları içinde başka devletlerin temsilcilerinden oluşan bir kurulun (komisyonun) bulunması, bağımsızlık anlayışına ters düşer.
3
Montrö ile kaldırılan bu 'komisyon', Türk bayrağının Boğazlar'daki tek yetkili otorite olmasını sağlamıştır.

Daha Fazla Pratik

Montrö ile Lozan arasındaki farkları; askeri durum, yönetim ve güvenlik garantileri açısından karşılaştıran bir tablo hazırlayarak konuyu pekiştirebilirsiniz.

Alternatif Yöntem

Soruya 'Lozan'da olup da Montrö'de olmayan neydi?' sorusuyla yaklaşmak, doğrudan egemenlik engelini (Komisyon) bulmanızı sağlar.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 332Soru

Atatürk Dönemi Türk dış politikasında, 1930'lu yıllarda dünyada artan savaş tehdidine karşı bölgesel güvenlik önlemleri alınmıştır. Bu çerçevede 8 Temmuz 1937 tarihinde Türkiye, İran, Irak ve Afganistan arasında imzalanan Sadabat Paktı'nın temel amacı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Doğu sınırlarının güvenliğini sağlamak ve Orta Doğu’da bölgesel barışı korumak

Cevap

Doğu sınırlarının güvenliğini sağlamak ve Orta Doğu’da bölgesel barışı korumak
Sadabat Paktı, 1937 yılında Tahran'da Türkiye, İran, Irak ve Afganistan arasında imzalanmıştır. Bu paktın temel varlık sebebi, özellikle İtalya'nın Doğu Akdeniz ve Orta Doğu'daki yayılmacı politikalarına karşı bölge ülkelerinin dayanışma içinde olması, birbirlerinin sınırlarına saygı göstermesi ve Türkiye'nin doğu sınırlarının güvenliğini garanti altına almaktır.

Adım Adım Çözüm

1
Paktın katılımcılarını ve coğrafyasını belirleyin.
Türkiye, İran, Irak ve Afganistan (Doğu ve Orta Doğu ülkeleri).
Katılımcı devletlerin coğrafi konumu, paktın hangi bölgeyi kapsadığını anlamamızı sağlar.
2
Dönemin siyasi atmosferini değerlendirin.
İtalya'nın Habeşistan'a saldırısı ve Orta Doğu'daki yayılmacı politikası.
Dış tehditlerin yönü, savunma amaçlı kurulan paktların hedefini belirler.
3
Paktın temel hukuki niteliğini analiz edin.
Saldırmazlık ve bölgesel barışı koruma.
Sadabat Paktı, imzacı devletlerin birbirlerinin iç işlerine karışmamasını ve sınır bütünlüğüne saygı duymasını esas alır.

Anahtar Kavram

Bölgesel Güvenlik ve Sadabat Paktı

İpuçları

1
Paktın imzalandığı yerin Tahran olması, hangi bölgeye odaklanıldığını gösterir.
2
Katılımcı ülkeler arasında Türkiye'nin doğusunda yer alan İran, Irak ve Afganistan bulunmaktadır.
3
Türkiye bu paktla doğu sınırlarını güvence altına alırken, Balkan Antantı ile batı sınırlarını güvence altına almıştır.

Daha Fazla Pratik

Balkan Antantı ile Sadabat Paktı üyelerini karşılaştıran bir tablo hazırlayarak aralarındaki farkları pekiştirebilirsiniz.

Alternatif Yöntem

Coğrafi eşleştirme yöntemi: Katılımcı ülkelerin (İran, Irak, Afganistan) Türkiye'nin hangi yönünde olduğunu harita üzerinde canlandırarak paktın 'Doğu' güvenliğiyle ilgili olduğu sonucuna ulaşılabilir.
Tahmini Süre:45s
Soru 333Soru

Türkiye ile İngiltere arasında 55 Haziran 19261926 tarihinde imzalanan Ankara Antlaşması'na göre; Musul ve Kerkük Irak'a bırakılmış, buna karşılık bölgedeki petrol gelirlerinin %10\%10'unun 2525 yıl süreyle Türkiye'ye verilmesi kararlaştırılmıştır.

Bu antlaşma ve sonuçları dikkate alındığında, aşağıdaki değerlendirmelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Musul Sorunu, Misak-ı Milli'den taviz verilerek Türkiye'nin aleyhine çözümlenmiştir.

Cevap

Musul Sorunu'nun Misak-ı Milli'den taviz verilerek Türkiye'nin aleyhine çözümlendiğini belirten seçenek doğrudur.
Doğru olan değerlendirme, Musul'un Misak-ı Milli sınırları içinde yer almasına rağmen İngiliz mandasındaki Irak'a bırakılmasının milli hedeflerden bir taviz olduğunu ve sorunun Türkiye'nin aleyhine sonuçlandığını ifade eder.

Adım Adım Çözüm

1
Antlaşmanın taraflarını ve tarihini belirle.
19261926 Ankara Antlaşması, Türkiye ile İngiltere (ve Irak) arasında imzalanmıştır.
Sorunun hangi diplomatik olayla ilgili olduğunu netleştirmek için.
2
Antlaşmanın içeriğini analiz et.
Musul ve Kerkük Irak'a bırakılmış, karşılığında petrol payı alınmıştır.
Toprak kaybı olup olmadığını ve ekonomik teselliyi anlamak için.
3
Sonucu Misak-ı Milli prensipleriyle karşılaştır.
Musul'un Misak-ı Milli sınırları içinde olmasına rağmen kaybedilmesi bir tavizdir.
Dış politikanın temel ilkeleri doğrultusunda başarının niteliğini ölçmek için.

Anahtar Kavram

1926 Ankara Antlaşması ve Musul Sorunu

İpuçları

1
Antlaşmanın hangi iki devlet arasında imzalandığına ve hangi şehri konu aldığına odaklanın.

Daha Fazla Pratik

1921 Ankara Antlaşması ile 1926 Ankara Antlaşması'nın taraflarını ve konularını bir tablo üzerinde karşılaştırarak çalışmanız karışıklıkları önleyecektir.
Tahmini Süre:45s
Soru 334Soru

Lozan Antlaşması'na göre İstanbul Rumları ile Batı Trakya Türkleri 'etabli' (yerleşik) sayılarak mübadele dışında tutulmuştur. Ancak 1923-1930 yılları arasında Türkiye ve Yunanistan, kimlerin 'etabli' sayılacağı konusunda büyük bir hukuki ve siyasi kriz yaşamıştır. Türkiye, 30 Ekim 1918'den önce İstanbul'da bulunanların 'yerleşik' sayılmasını savunurken; Yunanistan, İstanbul'da bulunan tüm Rumların bu hakka sahip olduğunu iddia etmiştir. 10 Haziran 1930 tarihinde imzalanan Ankara Antlaşması (Ahali Sözleşmesi) ile bu uyuşmazlık aşağıdakilerin hangisiyle kesin olarak çözüme kavuşturulmuştur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Geliş tarihlerine ve doğum yerlerine bakılmaksızın her iki bölge nüfusunun da yerleşik (etabli) kabul edilmesi

Cevap

10 Haziran 1930 tarihli Ankara Antlaşması ile İstanbul Rumları ve Batı Trakya Türklerinin tamamı, şehre geliş tarihlerine bakılmaksızın 'etabli' (yerleşik) kabul edilerek sorun çözülmüştür.
Doğru yanıt olan seçenek, 1930 Ankara Antlaşması'nın getirdiği temel siyasi çözümü ifade eder. Bu antlaşma ile Türkiye, '30 Ekim 1918' öncesi yerleşmiş olma şartından vazgeçmiş ve İstanbul'daki tüm Rumlar ile Batı Trakya'daki tüm Türklerin, geliş tarihlerine bakılmaksızın yerleşik (etabli) sayılmasını kabul etmiştir. Bu esneklik, on yıldır süregelen krizi bitirmiş ve Türk-Yunan dostluk dönemini başlatmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Uyuşmazlığın temelini belirleme
Sorun, Lozan'daki 'etabli' tanımının muğlaklığından ve yerleşme tarihi (30 Ekim 1918) şartından kaynaklanmaktadır.
Çözümün hangi noktada tıkandığını anlamak için hukuki uyuşmazlığın kapsamını bilmek gerekir.
2
Diplomatik süreci ve antlaşmayı analiz etme
İki ülke arasındaki gerginlik 1930'da Venizelos ve Atatürk'ün girişimiyle siyasi bir uzlaşmaya (Ankara Antlaşması) dönüşmüştür.
Milletler Cemiyeti veya Lahey Adalet Divanı'nın çözemediği sorunun ikili antlaşma ile çözüldüğünü kavramak önemlidir.
3
Antlaşmanın içeriğini saptama
Zaman sınırlaması kaldırılarak tüm istisna bölge nüfusu etabli sayılmıştır.
Soru kökündeki 'kesin çözüm' ifadesi bu geniş kapsamlı kabulü işaret etmektedir.

Anahtar Kavram

1930 Ankara Antlaşması ve Etabli Çözümü

İpuçları

1
Türkiye başlangıçta Mondros Ateşkesi (30 Ekim 1918) tarihini kırmızı çizgi olarak belirlemişti.
2
1930'daki çözümde hukuki ısrarlardan vazgeçilip siyasi bir uzlaşı yoluna gidilmiştir.
3
Çözüm, her iki bölgedeki azınlıkların 'ne zaman geldiklerine bakılmaksızın' orada kalmalarını sağlamıştır.

Daha Fazla Pratik

1930 Ankara Antlaşması'ndan sonra gelişen Balkan Antantı sürecini inceleyerek dış politikadaki etkilerini pekiştirebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 335Soru

Lozan Barış Antlaşması'na ek olarak imzalanan "Türk ve Rum Nüfus Mübadelesine İlişkin Sözleşme" sonrasında, İstanbul'da yaşayan Rumların hangilerinin şehirde kalacağı (etabli/yerleşik sayılacağı) konusunda Türkiye ve Yunanistan arasında büyük bir hukuki uyuşmazlık çıkmıştır. Bu sorun, 1930 yılında imzalanan Ankara (Ahali) Antlaşması ile nihai bir sonuca bağlanmıştır.

Buna göre, 1930 Ankara Antlaşması ile "etabli" sorununun çözülmesinde esas alınan temel düzenleme aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İstanbul'daki Rumlar ile Batı Trakya'daki Türklerin, bölgeye geliş tarihlerine bakılmaksızın yerleşik kabul edilmesi

Cevap

1930 Ankara Antlaşması ile İstanbul Rumları ve Batı Trakya Türklerinin, bölgeye geliş veya yerleşme tarihlerine bakılmaksızın "etabli" (yerleşik) sayılması kararlaştırılarak sorun çözülmüştür.
Doğru yanıt, uyuşmazlığın temelini oluşturan yerleşme tarihi tartışmasının 1930 Ankara Antlaşması ile nasıl aşıldığını açıklamaktadır. Bu antlaşma ile İstanbul'da bulunan Rumlar ve Batı Trakya'da bulunan Türkler, oraya ne zaman gelmiş olurlarsa olsunlar 'yerleşik' (etabli) kabul edilmiş ve mübadele dışı bırakılmışlardır. Bu adım, Türk-Yunan ilişkilerinde dostluk dönemini başlatmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Sorunun kaynağını belirle.
1923 Mübadele Sözleşmesi'ndeki 'etabli' (yerleşik) kavramının hukuki yorum farkı.
Yunanistan'ın daha fazla Rum'u İstanbul'da tutmak istemesi, Türkiye'nin ise 1918 öncesi yerleşme şartını araması.
2
1930 Ankara Antlaşması'nın getirdiği çözümü analiz et.
Tarih kriterinin (30 Ekim 1918) tamamen devre dışı bırakılması.
İki ülke arasındaki gerginliği bitirmek ve Balkan Antantı gibi ittifaklara zemin hazırlamak için siyasi bir taviz verilmiştir.
3
Kapsamı netleştir.
İstanbul Rumları ve Batı Trakya Türkleri tamamen yerleşik kabul edildi.
Bu iki bölge Lozan'dan itibaren mübadele dışı tutulan istisnai bölgelerdir.

Anahtar Kavram

1930 Ankara (Ahali) Antlaşması ile etabli sorununda 'tarih' kriterinin kaldırılarak siyasi uzlaşma sağlanması.

İpuçları

1
Etabli sorunu, Lozan'da belirlenen istisnai bölgelerdeki insanların hangi şartla orada kalacağı tartışmasıdır.
2
Türkiye başlangıçta 1918 öncesi yerleşme şartını koysa da, 1930'da Yunanistan ile ilişkileri düzeltmek için bu şarttan vazgeçmiştir.
3
1930 çözümünde 'tarih' önemsizleşmiş, sadece o an orada 'bulunuyor olmak' yerleşik sayılmak için yeterli görülmüştür.

Daha Fazla Pratik

Bu antlaşmadan sonra başlayan Türk-Yunan dostluğunun bir sonucu olan 1934 Balkan Antantı'nı inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 336Soru

19231923 Lozan Boğazlar Sözleşmesi'nde yer alan "Boğazlar'ın her iki yakasının askersizleştirilmesi" ve "Milletler Cemiyeti güvencesi altında uluslararası bir komisyon tarafından yönetilmesi" hükümleri, Türkiye'nin tam egemenliğini kısıtlayan temel unsurlar olmuştur. 19361936 yılında imzalanan Montrö Boğazlar Sözleşmesi ile bu statü köklü bir değişikliğe uğramıştır.

Buna göre, Montrö Boğazlar Sözleşmesi ile Türkiye'nin elde ettiği aşağıdaki haklardan hangisi, Boğazlar'ın güvenliğini "uluslararası bir mekanizmanın" denetiminden çıkarıp doğrudan "Türk Devleti'nin kendi inisiyatifine" bırakan en kritik hukuki ve askeri gelişmedir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Uluslararası Boğazlar Komisyonu'nun kaldırılarak yetkilerinin Türk Devleti'ne geçmesi ve bölgenin silahlandırılması

Cevap

Uluslararası Boğazlar Komisyonu'nun kaldırılarak yetkilerinin Türk Devleti'ne geçmesi ve bölgenin silahlandırılması
Montrö Boğazlar Sözleşmesi ile Lozan'da kurulan ve Türkiye'nin egemenliğini kısıtlayan Uluslararası Boğazlar Komisyonu lağvedilmiştir. Bu komisyonun yetkilerinin Türk Devleti'ne devredilmesi ve Boğazlar'ın her iki yakasında Türk ordusuna tahkimat (silahlandırma) yapma hakkının verilmesi, Boğazlar üzerindeki kontrolü uluslararası denetimden çıkarıp tamamen milli bir hale getirmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Lozan statüsünü analiz etme
Lozan'da Boğazlar askersizdir ve başkanı Türk olan bir komisyon tarafından yönetilmektedir.
Mevcut kısıtlamaları anlamak için başlangıç noktasını belirlemek gerekir.
2
Montrö ile gelen değişimleri belirleme
Montrö ile komisyon kaldırılmış ve Türkiye'ye asker bulundurma hakkı verilmiştir.
Egemenliği kısıtlayan unsurların nasıl ortadan kalktığını saptamak gerekir.
3
Güvenlik inisiyatifindeki değişimi değerlendirme
Güvenlik, uluslararası güvenceden milli savunmaya geçmiştir.
Soruda istenen 'inisiyatifin Türk Devleti'ne geçmesi' şartını sağlayan maddeyi bulmak gerekir.

Anahtar Kavram

Tam Egemenlik ve Boğazlar Rejimi

İpuçları

1
Lozan'da Türkiye'nin kendi toprağı olan Boğazlar'da asker bulunduramamasını düşünün.
2
Boğazlar Komisyonu'nun varlığı, bir ev sahibinin kendi evindeki kuralları başkalarıyla birlikte koyması gibidir.
3
Egemenlik kısıtlaması olan 'komisyonun kalkması' ve 'askersiz bölge' kavramlarının sona ermesi anahtar değişimdir.

Daha Fazla Pratik

Montrö Sözleşmesi'nde Türkiye'ye verilen 'savaş tehlikesi durumunda Boğazlar'ı kapatma yetkisini' inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 337Soru

19261926 yılında İngiltere ile imzalanan Ankara Antlaşması ile Musul'un Irak'a bırakılması karşılığında, Türkiye'nin bölgedeki ekonomik haklarını korumak amacıyla kararlaştırılan hüküm aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Musul petrollerinin yıllık gelirinin %10\%10'unun 2525 yıl süreyle Türkiye'ye verilmesi

Cevap

Musul petrollerinin yıllık gelirinin %10\%10'unun 2525 yıl süreyle Türkiye'ye verilmesi
Doğru seçenek olan petrol geliri maddesi, 19261926 Ankara Antlaşması'nın 1414. maddesinde yer alır. Türkiye'nin Musul üzerindeki haklarından vazgeçmesi karşılığında, Irak hükümetinin bölgedeki petrol gelirlerinden bir kısmını Türkiye'ye ödemesi kararlaştırılmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
19261926 Ankara Antlaşması'nın konusunu belirle.
Antlaşma, İngiltere ile Musul Sorunu'nu çözmek için imzalanmıştır.
Soruda istenen ekonomik hak, bu spesifik antlaşmanın maddeleri arasındadır.
2
Antlaşmanın Musul'un kaybına karşılık getirdiği telafi mekanizmasını hatırla.
Türkiye Musul'dan vazgeçmiş, karşılığında bölge petrollerinden pay almıştır.
Misak-ı Milli'den verilen bu taviz, ekonomik bir kazanımla dengelenmeye çalışılmıştır.
3
Petrol payının oranını ve süresini kontrol et.
%10\%10 petrol payı ve 2525 yıllık süre.
Bu detay, antlaşmanın metninde yer alan kesin bilgidir.

Anahtar Kavram

19261926 Ankara Antlaşması'nın Ekonomik Hükümleri

İpuçları

1
Türkiye bu antlaşma ile Musul'dan vazgeçtiği için karşılığında bir 'kaynak payı' almıştır.

Daha Fazla Pratik

19211921 ve 19261926 Ankara Antlaşmalarının taraflarını ve temel farklarını bir tablo yaparak çalışmanız kronoloji hatalarını önleyecektir.
Tahmini Süre:45s
Soru 338Soru

Türkiye ile Fransa arasında yaşanan Hatay Sorunu'nun Milletler Cemiyeti'ne taşınması üzerine, cemiyet tarafından görevlendirilen temsilcinin hazırladığı Sandler Raporu doğrultusunda 19371937 yılında "Hatay Statüsü" yürürlüğe girmiştir. Bu statü ile Hatay, Suriye'den ayrı ancak dış işlerinde oraya bağlı "Ayrı Bir Varlık" (EntityEntity DistincteDistincte) olarak tanımlanmıştır.

Buna göre, 19371937 Hatay Statüsü'nde yer alan aşağıdaki hükümlerden hangisi, bölgenin Türk kimliğinin korunmasına ve Türkiye ile olan bağlarının sürdürülmesine yönelik doğrudan bir düzenlemedir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hatay'ın resmi dilinin Türkçe olarak kabul edilmesi

Cevap

Hatay'ın resmi dilinin Türkçe olarak kabul edilmesi hükmü, bölgenin Türk kimliğinin korunmasını ve Türkiye ile olan kültürel bağların devamlılığını sağlamıştır.
Sandler Raporu doğrultusunda hazırlanan 19371937 Hatay Statüsü'nde yer alan 'Resmi dil Türkçedir' maddesi, bölgenin Misak-ı Milli hedefleri doğrultusunda Türk karakterini korumasını amaçlayan en stratejik hükümdür. Bu madde, ileride gerçekleşecek olan anavatana katılımın kültürel ve toplumsal zeminini hazırlamıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Sorunun bağlamını analiz etme
19371937 Hatay Statüsü ve Sandler Raporu'nun içeriği odak noktasıdır.
Hatay'ın anavatana katılım sürecindeki diplomatik aşamaları anlamak için gereklidir.
2
Seçeneklerdeki hükümleri konularına göre ayırma
Dil ve kültür (Hatay), Siyasi statü (Hatay), Boğazlar (Montrö), Musul (Ankara 19261926).
Dış politikadaki farklı sorunların çözüm yöntemlerini ayırt etmek gerekir.
3
Türkiye ile bağ kuran özel maddeyi tespit etme
Resmi dilin Türkçe olması doğrudan kültürel ve milli bir bağdır.
Siyasi statü Hatay'ı Suriye'den koparsa da, asıl 'kimlik' vurgusu dil üzerinden yapılmıştır.

Anahtar Kavram

Sandler Raporu ve Hatay'ın 'Ayrı Varlık' Statüsü

İpuçları

1
Hatay'ın 'kimliği' ve 'Türkiye ile olan bağı' denildiğinde kültürel unsurları düşünmelisiniz.
2
Sandler Raporu, bölge nüfusunun çoğunluğunun Türk olduğunu dolaylı olarak kabul eden maddeler içermektedir.
3
Bir bölgenin resmi dilinin belirlenmesi, o bölgenin hangi kültürel ve siyasi merkeze yakın olacağını gösteren en güçlü kanıttır.

Daha Fazla Pratik

Hatay'ın bağımsız bir cumhuriyet olduktan sonraki ilk cumhurbaşkanı (Tayfur Sökmen) ve başbakanını (Abdurrahman Melek) öğrenerek süreci pekiştirebilirsiniz.

Alternatif Yöntem

Kronolojik eleme yöntemiyle; Boğazlar (19361936) ve Musul (19261926) seçeneklerini doğrudan eleyerek Hatay ile ilgili olan teknik maddeler arasında karşılaştırma yapabilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 339Soru

Fransa ile yürütülen diplomatik görüşmeler sonucunda 19381938 yılında bağımsız bir devlet haline gelen ve 19391939 yılında anavatana katılma kararı alan Hatay Devleti'nin ilk ve tek Cumhurbaşkanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tayfur Sökmen

Cevap

Tayfur Sökmen, bağımsız Hatay Devleti'nin ilk ve tek Cumhurbaşkanıdır.
Tayfur Sökmen, Hatay Devleti'nin bağımsızlığını kazandığı 19381938 yılında yapılan seçimle Cumhurbaşkanlığı makamına getirilmiş ve Hatay'ın Türkiye'ye katılma kararına kadar bu görevi başarıyla sürdürmüştür.

Adım Adım Çözüm

1
Hatay Devleti'nin kuruluşu ve idari yapısını hatırla.
Hatay, 19381938 yılında bağımsızlığını ilan etmiş ve kendine ait bir meclis ile hükümet kurmuştur.
Sorunun doğru yanıtlanabilmesi için Hatay'ın bağımsız bir devlet olarak geçirdiği kısa süredeki yönetim kadrosunun bilinmesi gerekir.
2
En üst düzey mülki makam olan Cumhurbaşkanlığı makamına gelen ismi belirle.
Tayfur Sökmen, meclis tarafından Cumhurbaşkanı seçilmiştir.
Hatay davasının önde gelen isimlerinden olan Sökmen, bu görevi devletin varlığı sona erene kadar sürdürmüştür.

Anahtar Kavram

Hatay Devleti Yönetim Kadrosu

İpuçları

1
Hatay davasının sembol isimlerinden birini düşünün.
2
Bağımsız Hatay Devleti'nin yürütme organının en başındaki kişiyi hatırlayın.
3
Meclis tarafından seçilen ve devlet başkanlığı yapan isim Tayfur Sökmen'dir.

Daha Fazla Pratik

Hatay'ın anavatana katılma kararını alan meclisin yapısı ve bu süreçteki Milletler Cemiyeti raporları (Sandler Raporu) hakkında bilgi edinebilirsiniz.

Alternatif Yöntem

Hatay yönetimindeki üç ana ismi (Cumhurbaşkanı: Sökmen, Başbakan: Melek, Meclis Başkanı: Türkmen) bir tablo olarak ezberlemek bu tür soruların çözümünü kolaylaştırır.
Tahmini Süre:30s
Soru 340Soru

1937 yılında Tahran'da Türkiye, İran, Irak ve Afganistan arasında imzalanan Sadabat Paktı, dönemin revizyonist güçlerinin Orta Doğu üzerindeki yayılmacı emellerine karşı bölgesel bir set oluşturmayı amaçlamıştır. Paktın içeriği, üye yapısı ve diplomatik sonuçları analiz edildiğinde, aşağıdakilerden hangisi bu bölgesel oluşum hakkında yapılabilecek doğru bir değerlendirme değildir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Pakt üyelerinden herhangi birine yapılacak bir dış saldırı durumunda, diğer tüm üyelerin bu saldırıyı kendisine yapılmış sayarak fiilen askeri müdahalede bulunma zorunluluğunun bulunması

Cevap

Pakt üyelerinden herhangi birine yapılacak bir dış saldırı durumunda, diğer tüm üyelerin fiilen askeri müdahalede bulunma zorunluluğunun bulunması ifadesi yanlıştır.
Doğru yanıt olan seçenek, paktın 'otomatik askeri yardım' zorunluluğu getirdiğini iddia etmektedir. Oysa Sadabat Paktı'nın metninde, bir üye devletin dışarıdan saldırıya uğraması durumunda diğer üyelerin savaşa girmesini zorunlu kılan bir madde bulunmamaktadır. Pakt, üyelerin birbirlerine saldırmamasını, Milletler Cemiyeti'ne bağlılığı ve bölge güvenliği için birbirlerine danışmalarını öngören bir saldırmazlık anlaşmasıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Paktın türünü belirle
Sadabat Paktı bir 'Saldırmazlık Paktı'dır (Non-aggression pact).
Hukuki metin incelendiğinde, tarafların birbirine saldırmayacağı ve iç işlerine karışmayacağı vurgulanmıştır.
2
Askeri yükümlülükleri analiz et
Üyeler arasında bir 'karşılıklı yardım' (mutual assistance) maddesi yoktur.
NATO veya Varşova Paktı gibi oluşumların aksine, birine yapılan saldırı diğerine yapılmış sayılmaz; bu durum paktın savunma gücünü sınırlı tutmuştur.
3
Diğer özellikleri kontrol et
Suriye'nin yokluğu, Hatay sorunu, İtalyan tehdidi ve iç güvenlik (7. madde) paktın temel taşlarıdır.
Paktın asıl amacı Doğu sınırlarında istikrar sağlamak ve bölge dışı müdahaleleri diplomatik yolla engellemektir.

Anahtar Kavram

Sadabat Paktı'nın Hukuki Niteliği ve Kapsamı

İpuçları

1
Sadabat Paktı ile Balkan Antantı'nın askeri yükümlülükler açısından farkını düşünün.
2
Paktın adında geçen 'saldırmazlık' kavramı ile 'yardımlaşma ittifakı' kavramı arasındaki diplomatik farkı sorgulayın.
3
Paktın üyelerine bir dış saldırı olduğunda (örneğin İtalya tarafından), diğer üyelerin savaşa girmesini gerektiren bir 'otomatik' madde olup olmadığını hatırlayın.

Daha Fazla Pratik

Balkan Antantı ve Sadabat Paktı'nın imzacı devletlerini ve paktlara katılmayan komşu devletlerin (Bulgaristan, Arnavutluk, Suriye) nedenlerini listeleyerek konuyu pekiştirin.

Alternatif Yöntem

Paktı, 1955 yılında kurulan ve daha çok askeri bir blok niteliği taşıyan Bağdat Paktı ile karşılaştırarak aradaki gevşek iş birliği farkını görebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
ÖncekiSayfa 17 / 30Sonraki