Atatürk Dönemi Türk Dış Politikası
596 soru
Misak-ı Milli sınırları içerisinde yer alan Hatay’ın Türkiye Cumhuriyeti topraklarına katılma süreci incelendiğinde, aşağıda yer alan ifadelerden hangisi tarihsel gerçeklerle bağdaşmaz?
Lozan Barış Konferansı’nda çözümü sonraya bırakılan tek konu olan Musul Sorunu, Türkiye ile İngiltere arasında uzun süren diplomatik gerginliklerin ve Milletler Cemiyeti’nin müdahalesinin ardından Haziran tarihinde imzalanan Ankara Antlaşması ile çözüme kavuşturulmuştur.
Buna göre, aşağıdakilerden hangisi Ankara Antlaşması’nın kapsamında yer alan hükümlerden biri değildir?
Atatürk Dönemi Türk dış politikası 1923-1930 ve 1930-1938 yılları olmak üzere iki ana döneme ayrılmaktadır. 1923-1930 yılları arasındaki birinci dönemde temel strateji, Lozan Barış Antlaşması'ndan kalan sorunların "Tam Bağımsızlık" ve "Mütekabiliyet" (karşılıklılık) ilkeleri doğrultusunda çözüme kavuşturulmasıdır. Buna göre, aşağıdakilerden hangisi 1923-1930 yılları arasında Türk dış politikasının gündemini oluşturan konulardan biri değildir?
yılında yayımlanan Yabancı Okullar Talimatnamesi ile yabancı okulların müfredat ve denetim kuralları yeniden belirlenmiş; dini içerikli sembollerin kullanımı yasaklanarak Türk kültür derslerinin Türk öğretmenlerce verilmesi zorunlu kılınmıştır. Bu karara karşı çıkan Fransa ve Vatikan’ın diplomatik çözüm arayışlarına Ankara Hükümeti; "Bu kurumlar Türk kanunlarına tabi birer Türk müessesesidir." cevabını vererek görüşme masasına oturmayı reddetmiştir.
Türkiye’nin bu tutumuyla;
I. Tevhid-i Tedrisat Kanunu’nun hükümlerini tavizsiz uygulama,
II. Uluslararası hukukta çok taraflı diplomasi yöntemini benimseme,
III. Devletin egemenlik haklarını her türlü dış müdahaleden koruma,
amaçlarından hangilerini gözettiği savunulabilir?
Atatürk dönemi Türk dış politikası; 1923-1930 yılları arasında Lozan'dan kalan ikili sorunların çözümüne (iç egemenlik odaklı) yoğunlaşırken, 1930'dan itibaren İtalya ve Almanya'nın yayılmacı politikaları gibi dış tehditler nedeniyle 'barışçıl güvenlik ittifakları' dönemine girmiştir. Bu bilgiler ışığında, aşağıdakilerden hangisi Türkiye'nin 1930-1938 yılları arasında dünya barışına katkı sağlama ve sınır güvenliğini koruma amacıyla gerçekleştirdiği faaliyetlerden biri değildir?
1936 yılında Fransa'nın Suriye üzerindeki manda yönetimini sonlandıracağını açıklaması üzerine Türkiye, Hatay (Sancak) meselesini Milletler Cemiyetine taşımıştır. Milletler Cemiyeti tarafından bölgeye gönderilen gözlemci heyetin hazırladığı, Hatay'ın iç işlerinde bağımsız ancak dış işlerinde Suriye'ye bağlı "ayrı bir varlık" olarak kabul edilmesini öngören belge aşağıdakilerden hangisidir?
Atatürk dönemi Türk dış politikası; 1923-1932 yılları arasında 'Lozan’dan Kalan Meselelerin Tasfiyesi', 1932-1939 yılları arasında ise 'Dünya Barışına Katkı ve Kolektif Güvenlik' olarak adlandırılan iki temel safhada incelenmektedir.
Buna göre, 1930'lu yılların başından itibaren Türkiye'nin dış politika önceliklerinde yaşanan bu köklü değişimde rol oynayan temel faktör ve bu durumun Türk dış politikasına yansıması aşağıdakilerden hangisidir?
yılında imzalanan Montrö Boğazlar Sözleşmesi’nin . maddesi ile, Lozan Antlaşması'ndan kalan ve başkanlığını bir Türk'ün yaptığı "Uluslararası Boğazlar Komisyonu"nun tüm görev ve yetkileri resmen sona erdirilerek Türk Hükümeti’ne devredilmiştir.
Bu hükmün Türkiye Cumhuriyeti açısından doğrudan doğurduğu sonuç aşağıdakilerden hangisidir?
Lozan Antlaşması'nda çözümü sonraya bırakılan Musul Sorunu, Türkiye ve İngiltere arasındaki ikili görüşmelerden sonuç çıkmaması üzerine Milletler Cemiyeti’ne taşınmıştır. Cemiyet, Türkiye-Irak sınırı için "Brüksel Hattı" adıyla bir sınır önermiş; Türkiye bu hattı Misak-ı Millî'ye aykırı bularak reddetmiştir. Ancak bölgeye yönelik askeri hazırlıkların yapıldığı bir dönemde Şeyh Sait İsyanı'nın çıkması, Türkiye'nin dış politikadaki manevra alanını kısıtlamış ve Ankara Antlaşması’nın imzalanmasına zemin hazırlamıştır.
Bu bilgiler ışığında, yılında imzalanan Ankara Antlaşması’nın hükümleriyle ilgili aşağıda verilen bilgilerden hangisi doğrudur?
1935 yılında İtalya’nın Habeşistan’ı işgal etmesi ve Doğu Akdeniz’de yayılmacı bir siyaset izlemesi üzerine Türkiye, bölgesel barışı korumak ve sınır güvenliğini sağlamak amacıyla Orta Doğu ülkeleriyle iş birliğine yönelmiştir. Bu sürecin sonunda 8 Temmuz 1937 tarihinde Tahran’daki Sadabat Sarayı’nda dört devlet arasında bir dostluk ve güvenlik paktı imzalanmıştır.
Buna göre, Sadabat Paktı’nın kurulmasına zemin hazırlayan temel dış tehdit ve Türkiye ile yaşadığı sınır sorunları nedeniyle paktın dışında kalan bölge devleti aşağıdakilerin hangisinde bir arada verilmiştir?
1923 Lozan Antlaşması'na ek olarak imzalanan Türk-Yunan Nüfus Mübadelesi Sözleşmesi'ne göre İstanbul'daki Rumlar ile Batı Trakya'daki Türkler mübadele dışı tutulmuştur. Ancak iki ülke arasında "yerleşik olma" (etabli) kavramının kapsamı ve kriterleri konusunda çıkan anlaşmazlıklar, 1930 yılına kadar Türk-Yunan ilişkilerinde temel gerginlik kaynağı olmuştur. Bu sorunu kesin olarak çözen ve tarafların yerleşme tarihlerine bakılmaksızın İstanbul Rumları ile Batı Trakya Türklerini yerleşik (etabli) kabul eden gelişme aşağıdakilerden hangisidir?
Türkiye Cumhuriyeti, 1930'lu yılların başından itibaren Avrupa'da tırmanan savaş tehdidine ve yayılmacı politikalara karşı 'kolektif güvenlik' odaklı bir diplomasiyi ön plana çıkarmıştır. Buna göre, aşağıdakilerden hangisi Türkiye'nin 1932-1939 yılları arasında yürüttüğü dünya barışına katkı sağlama ve güvenlik arayışları kapsamındaki faaliyetlerinden biri değildir?
1937 yılında Tahran'da imzalanan Sadabat Paktı'nın metni incelendiğinde; tarafların birbirlerinin ortak sınırlarının dokunulmazlığına saygı göstermeyi, birbirlerinin iç işlerine karışmamayı ve pakt üyelerinden birine yönelik bir saldırı girişimi durumunda karşılıklı danışma (müşavere) mekanizmasını işletmeyi taahhüt ettikleri görülmektedir. Ayrıca paktın, Milletler Cemiyeti Paktı ve Kellogg-Briand Paktı ilkelerine sadık kalınarak oluşturulduğu vurgulanmıştır.
Sadabat Paktı'nın bu yapısal ve hukuki özellikleri dikkate alındığında, paktın işleyişi ve kapsamı hakkında varılabilecek en kapsamlı yargı aşağıdakilerden hangisidir?
Mübadele Sözleşmesi’nin uygulanması sürecinde ortaya çıkan 'etabli' (yerleşiklik) uyuşmazlığı, Türkiye ile Yunanistan’ı savaşın eşiğine getirse de Haziran tarihinde imzalanan Ankara Antlaşması (Ahali Mukavelesi) ile çözüme kavuşturulmuştur. Türkiye, bu antlaşma ile İstanbul’daki Rumların yerleşme tarihlerine bakılmaksızın 'yerleşik' sayılmasını kabul ederek önemli bir esneklik göstermiştir.
Türkiye’nin bu meselede gösterdiği diplomatik esnekliğin temel stratejik gerekçesi ve bu sürecin sonucunda batı sınırlarının güvenliğini sağlamaya yönelik atılan en somut adım aşağıdakilerden hangisidir?
Atatürk’ün "şahsi meselem" olarak nitelendirdiği ve "Kırk asırlık Türk yurdu düşman elinde esir kalamaz." diyerek büyük bir kararlılıkla takip ettiği Hatay meselesinin çözüm süreciyle ilgili aşağıdaki bilgilerden hangisi doğrudur?
1930'lu yılların başından itibaren İtalya'nın Doğu Akdeniz'e yönelik yayılmacı emelleri ve Almanya'nın hızla silahlanması, Balkan devletlerini ortak bir güvenlik arayışına yöneltmiştir. Bu doğrultuda 9 Şubat 1934 tarihinde Atina'da Türkiye, Yunanistan, Yugoslavya ve Romanya arasında "Balkan Antantı" imzalanmıştır. Bu pakt ile taraflar sınırlarını karşılıklı olarak güvence altına almayı ve birbirlerine danışmadan Balkan devletleriyle siyasi bir anlaşma yapmamayı taahhüt etmişlerdir. Buna göre, bir Balkan devleti olmasına rağmen Bulgaristan'ın bu oluşuma katılmamasının temel nedeni aşağıdakilerden hangisidir?
Atatürk Dönemi Türk dış politikasında "Yurtta sulh, cihanda sulh" ilkesi doğrultusunda dünya barışına katkı sağlamayı amaçlayan Türkiye; İspanya'nın teklifi ve Yunanistan'ın desteğiyle gelen davet sonucunda aşağıdaki uluslararası kuruluşlardan hangisine üye olmuştur?
Cumhuriyet’in ilk yıllarında yabancı okullarda Türk dili, tarih ve coğrafya derslerinin Türk öğretmenler tarafından okutulması ve bu kurumların Türk müfettişlerince denetlenmesi kararlaştırılmıştır. Bu karara itiraz ederek konuyu uluslararası bir boyuta taşımak isteyen Fransa ve Vatikan gibi güçlerin görüşme talepleri, Türkiye tarafından 'egemenlik haklarımıza müdahale edilemez' gerekçesiyle geri çevrilmiştir.
Türkiye’nin bu tutumuyla doğrudan aşağıdakilerden hangisini amaçladığı savunulabilir?
Atatürk Dönemi Türk dış politikasında, yılında imzalanan Paris Borçlar Sözleşmesi ile Osmanlı Devleti'nden kalan borçların ödeme takvimi ve miktarı karara bağlanmıştır. Ancak Türkiye, kısa bir süre sonra bu takvimde köklü değişiklikler yapılmasını ve ödemelerin taksitlendirilerek ertelenmesini talep etmiştir.
Türkiye'nin dış borçlar konusunda alacaklı devletlerden yeni bir yapılandırma talep etmesine zemin hazırlayan ve uluslararası alanda borçların ertelenmesi imkanını doğuran temel gelişme aşağıdakilerden hangisidir?
Türkiye Cumhuriyeti'nin dış politikası; kuruluşunun ilk yıllarında Lozan Barış Antlaşması'ndan sarkan ikili uyuşmazlıkların çözümüne yönelmişken, 'lu yılların başından itibaren değişen dünya konjonktürü nedeniyle kolektif güvenlik sistemine ağırlık vermiştir.
Buna göre aşağıdakilerden hangisi, yılları arasında "barışçılık" ve "gerçekçilik" ilkeleri ışığında atılan diplomatik adımlardan biri olarak gösterilebilir?