Atatürk Dönemi Türk Dış Politikası

596 soru

Soru 381Soru

Yeni Türk Devleti, Lozan Antlaşması'ndan sonra en çok uğraştığı dış politika konularından biri olan dış borçlar meselesinde 19281928 yılında alacaklı devletlerle (başta Fransa) bir ödeme planı hazırlamıştır. Ancak bu planda öngörülen taksitlerin ödenememesi üzerine 19331933 yılında Paris'te yeni bir antlaşma imzalanarak borçlar yeniden yapılandırılmıştır.

Türkiye'nin bu süreçte borç ödemelerini durdurma talebinde bulunmasına ve borçların "kâğıt frangı" üzerinden ödenmesi gibi lehte hükümler kazanmasına zemin hazırlayan temel küresel gelişme aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: 19291929 Dünya Ekonomik Buhranı ve Hoover Moratoryumu'nun yayımlanması

Cevap

19291929 Dünya Ekonomik Buhranı ve Hoover Moratoryumu'nun yayımlanması seçeneği doğrudur.
Doğru seçenek, 19291929 Dünya Ekonomik Buhranı ve Hoover Moratoryumu'nun etkisini belirten ifadedir. 19291929 krizi tüm dünyayı etkilediği gibi Türkiye'nin de dış ticaret dengesini bozmuş ve borç ödemesini imkânsız hale getirmiştir. ABD Başkanı Hoover'ın borç ödemelerini erteleyen açıklaması, Türkiye'ye borçlarını yeniden yapılandırma konusunda uluslararası bir zemin sunmuş ve 19331933 yılında Fransa ile yapılan yeni antlaşmada borçların miktarının azalmasını, ödemenin Türk lirası ve kâğıt frangı ile yapılmasını sağlamıştır.

Adım Adım Çözüm

1
19281928 Paris Sözleşmesi'nin şartlarını incele.
Osmanlı'dan kalan borçların ödeme planı belirlenmiş, ödemeler başlamıştır.
Sürecin başlangıç noktasını anlamak için gereklidir.
2
19291929 yılında başlayan küresel ekonomik krizi ve etkilerini değerlendir.
Türkiye'nin ihracatı düşmüş ve döviz rezervleri azalarak borç ödemesi zorlaşmıştır.
Ödeme güçlüğünün nedenini tespit etmek için gereklidir.
3
Hoover Moratoryumu'nun (19311931) hukuki etkisini analiz et.
Türkiye, bu uluslararası borç erteleme çağrısını dayanak göstererek borç taksitlerini durdurmuştur.
Diplomatik ve hukuki dayanağı belirlemek için gereklidir.
4
19331933 Paris Antlaşması'nın sonucunu gör.
Borçlar "Altın Frank" yerine değeri daha düşük olan "Kâğıt Frangi" üzerinden hesaplanarak hafifletilmiştir.
Sorunun nasıl çözüldüğünü doğrulamak için gereklidir.

Anahtar Kavram

1929 Dünya Ekonomik Buhranı'nın Türk Dış Politikası (Dış Borçlar) üzerindeki etkisi

İpuçları

1
Türkiye'nin borç ödeyememe nedeni iç bir gelişme değil, tüm dünyayı sarsan büyük bir ekonomik krizdir.

Daha Fazla Pratik

Borçların 19331933 yılında 'Kâğıt Frangı' üzerinden ödenmeye başlanmasının Türkiye'nin egemenlik hakları ve bütçe dengesi üzerindeki olumlu etkilerini araştırabilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 382Soru

Türkiye Cumhuriyeti, 19301930’lu yıllarda "Yurtta sulh, cihanda sulh" ilkesi doğrultusunda dünya barışına katkı sağlamayı amaçlayan aktif bir dış politika yürütmüştür. Bu dönemde Türkiye, normal şartlarda devletlerin yazılı başvurusu ile üye kabul eden bir uluslararası kuruluşa, İspanya'nın önerisi ve Yunanistan'ın desteğiyle gelen özel bir davet üzerine katılmıştır. Türkiye’nin uluslararası saygınlığının bir göstergesi kabul edilen bu gelişme ve gerçekleştiği yıl aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Milletler Cemiyeti - 19321932

Cevap

Türkiye'nin uluslararası saygınlığının bir sonucu olarak davet edildiği kuruluş Milletler Cemiyeti, katılım yılı ise 19321932'dir.
Türkiye, barışçı politikaları sayesinde İspanya’nın teklifi ve Yunanistan’ın desteğiyle Milletler Cemiyeti’ne (19321932) davet edilmiş ve bu daveti kabul ederek üye olmuştur. Bu durum, cemiyet tarihinde bir ilktir çünkü normalde ülkeler cemiyete girmek için yazılı başvuruda bulunmak zorundadır.

Adım Adım Çözüm

1
Dönemi analiz et.
Soru 19301930’lu yıllardaki barışçı dış politikaya ve uluslararası bir kuruluşa üyeliğe odaklanmaktadır.
Zaman dilimi ve temel politika çerçevesini belirlemek cevaba ulaşmayı sağlar.
2
Katılım usulünü değerlendir.
Normalde başvuru ile girilen Milletler Cemiyeti'ne Türkiye'nin davet ile girmesi istisnai bir durumdur.
Bu detay, Türkiye'nin o dönemdeki diplomatik başarısını ve prestijini kanıtlar.
3
Kronolojik bilgiyi doğrula.
Türkiye, 1818 Temmuz 19321932 tarihinde Milletler Cemiyeti'ne (Cemiyet-i Akvam) resmen üye olmuştur.
Tarih bilgisi, benzer olaylar arasında ayrım yapmayı sağlar.

Anahtar Kavram

Milletler Cemiyeti'ne Davet Usulüyle Katılım

İpuçları

1
Bu kuruluşun diğer adı Cemiyet-i Akvam'dır.
2
Türkiye bu kuruluşa üye olan 5656. devlettir ve davet üzerine katılan tek devlettir.
3
Giriş yılı 19321932'dir; İspanya ve Yunanistan'ın desteği süreci hızlandırmıştır.

Daha Fazla Pratik

Balkan Antantı ve Sadabat Paktı'nın hangi tehlikelere karşı kurulduğunu inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 383Soru

Lozan Barış Konferansı sonrasında Türkiye ve İngiltere arasında uzun süren diplomatik gerginlikler, 19261926 yılında imzalanan Ankara Antlaşması ile bir sonuca bağlanmıştır. Türkiye'nin Musul ve Kerkük üzerindeki egemenlik haklarından feragat ettiği bu süreçte, bölgedeki enerji kaynaklarının finansal getirisine yönelik elde edilen temel kazanım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Musul petrollerinden elde edilen yıllık gelirin %10\%10’unun 2525 yıl süreyle Türkiye’ye verilmesi

Cevap

Musul petrollerinden elde edilen gelirin %10'unun 25 yıl boyunca Türkiye'ye verilmesi kararlaştırılmıştır.
Doğru cevap, Musul petrollerinden %10 pay alınmasını öngören seçenektir. 19261926 Ankara Antlaşması'na göre Musul ve Kerkük, İngiliz mandasındaki Irak’a bırakılmış; ancak Türkiye’nin ekonomik kaybını telafi etmek adına bu bölgedeki petrol gelirlerinden %10\%10’luk bir payın 2525 yıl süreyle Türkiye’ye verilmesi kararlaştırılmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Antlaşmanın kapsamını belirle.
19261926 Ankara Antlaşması, Musul Sorunu'nu çözmek için Türkiye ve İngiltere arasında imzalanmıştır.
Söz konusu diplomatik krizin çözüm belgesi bu antlaşmadır.
2
Ekonomik hükümleri incele.
Türkiye toprak talebinden vazgeçmiş, buna karşılık bölgedeki petrol gelirlerinden pay almıştır.
Toprak kaybının mali bir tazminatla dengelenmesi amaçlanmıştır.
3
Net rakamları ve süreleri doğrula.
Gelirin %10\%10’luk kısmı 2525 yıl boyunca Türkiye’ye ayrılmıştır.
Antlaşmanın metninde yer alan kesin mali düzenleme budur.

Anahtar Kavram

1926 Ankara Antlaşması'nın Mali Hükümleri

İpuçları

1
Türkiye'nin Musul'dan vazgeçmesi karşılığında aldığı ekonomik hak, bölgedeki en önemli yeraltı kaynağıyla ilgilidir.
2
Bu hak, doğrudan bir enerji kaynağından elde edilen gelirin belirli bir yüzdesini ve zaman sınırını kapsar.
3
Antlaşmaya göre %10\%10 oranında bir pay, çeyrek asırlık bir süre boyunca Türkiye'ye verilecektir.

Daha Fazla Pratik

Musul Sorunu'nun çözüm sürecini hızlandıran Şeyh Sait İsyanı gibi iç gelişmeleri de çalışarak dış politikanın iç olaylarla ilişkisini analiz edebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 384Soru

Lozan Barış Konferansı'nda taraflar arasında uzlaşılamadığı için Milletler Cemiyeti'ne taşınan Musul Sorunu, 55 Haziran 19261926 tarihinde İngiltere ile imzalanan Ankara Antlaşması ile çözüme kavuşturulmuştur. Bu antlaşma ile Musul ve Kerkük'ün Irak yönetimine bırakılmasına karşılık, Türkiye'nin ekonomik kayıplarını telafi etmek amacıyla kabul edilen hüküm aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bölgedeki petrol gelirlerinin %10'unun 2525 yıl süreyle Türkiye'ye verilmesi

Cevap

Petrol gelirlerinin %10'unun 25 yıl süreyle Türkiye'ye bırakılması
1926 Ankara Antlaşması ile Türkiye, Misak-ı Milli sınırları içinde gördüğü Musul üzerindeki haklarından vazgeçmiştir. Ancak bu kayba karşılık, bölgedeki petrol gelirlerinin %10'unun 25 yıl boyunca Türkiye'ye ödenmesi hükmü kabul edilmiştir. Türkiye daha sonra nakit ihtiyacı nedeniyle bu hakkın bir kısmından (belli bir bedel karşılığında) vazgeçmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
1926 Ankara Antlaşması'nın bağlamını belirle.
Antlaşma, Lozan'da çözülemeyen ve Milletler Cemiyeti'ne giden Musul Sorunu'nu sonlandırmıştır.
Sorunun hangi antlaşma ve taraflar arasında çözüldüğünü anlamak temeli oluşturur.
2
Antlaşmanın toprak ve ekonomik hükümlerini analiz et.
Musul Irak'a (İngiliz mandasına) bırakılmış, karşılığında Türkiye'ye petrol geliri payı verilmiştir.
Toprak kaybına karşılık alınan ekonomik tavizin ne olduğunu tespit etmek gerekir.
3
Doğru mali oranı ve süreyi eşleştir.
Ankara Antlaşması maddesine göre pay %10, süre ise 25 yıldır.
KPSS'de sayısal veriler ve süreler belirleyici bilgi basamağıdır.

Anahtar Kavram

1926 Ankara Antlaşması ve Musul Sorunu

İpuçları

1
Türkiye, Musul'dan vazgeçerken ekonomik bir tazminat/gelir payı almayı başarmıştır.
2
Söz konusu gelir, bölgenin en önemli yeraltı kaynağı olan petrolle ilgilidir.
3
Bu madde %10'luk bir payı ve çeyrek asırlık (25 yıl) bir süreci kapsamaktadır.

Daha Fazla Pratik

Musul Sorunu'nun çözümünü zorlaştıran iç gelişme olan Şeyh Sait İsyanı'nın etkilerini inceleyin.

Alternatif Yöntem

Kronoloji yöntemi: Seçeneklerdeki olayların tarihlerini düşünün. Kars ve Moskova 1921, Montrö 1936'dır. 1926 yılındaki tek büyük olay Musul'dur.
Tahmini Süre:50s
Soru 385Soru

Atatürk Dönemi Türk dış politikasında, 19371937 yılında Tahran’da Türkiye, İran, Irak ve Afganistan arasında imzalanan Sadabat Paktı’nın diplomatik arka planı ve üye devletlerin pakt içindeki tutumları dikkate alındığında, aşağıdakilerden hangisi paktın karakteristik özellikleri arasında yer almaz?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Pakt, üye devletlerden herhangi birine yapılacak askeri bir saldırıyı tüm üyelere yapılmış sayan ve ortak askeri müdahaleyi zorunlu kılan bir kolektif savunma ittifakıdır.

Cevap

Paktın üye devletlere askeri müdahale zorunluluğu getiren kolektif bir savunma ittifakı olduğu ifadesi yanlıştır; Sadabat Paktı temelinde bir saldırmazlık ve dostluk anlaşmasıdır.
Sadabat Paktı, özü itibarıyla bir 'saldırmazlık paktı' (nonaggressionnon-aggression pactpact) niteliğindedir. Üye devletlerden birine yapılan saldırının tüm üyelere yapılmış sayılması ve ortak askeri müdahaleyi şart koşması durumu bu pakt için geçerli değildir. Bu tip 'kolektif savunma' hükümleri daha çok askeri ittifaklarda (örneğin NATO'nun 55. maddesi gibi) bulunur.

Adım Adım Çözüm

1
Paktın kuruluş amacını analiz et.
Pakt, İtalya'nın yayılmacılığına karşı bölgesel bir güvenlik ve dostluk bağı kurmak için oluşturulmuştur.
Dış tehditlerin mahiyetini anlamak paktın niteliğini belirler.
2
Üye yapısını ve eksik olan devletleri incele.
Türkiye, İran, Irak ve Afganistan üyedir; Suriye ise Hatay ve sınır sorunları nedeniyle dışarıdadır.
Bölgesel iş birliğinin sınırlarını ve engellerini tespit etmek gerekir.
3
Paktın hukuki ve askeri niteliğini değerlendir.
Pakt, bir askeri ittifaktan ziyade saldırmazlık, iç işlerine karışmama ve danışma prensiplerine dayanır.
Saldırmazlık paktı ile savunma ittifakı (ittifak antlaşması) arasındaki farkı ayırt etmek gerekir.

Anahtar Kavram

Sadabat Paktı'nın Saldırmazlık Niteliği

İpuçları

1
Sadabat Paktı'nın bir 'askeri yardım' paktı mı yoksa bir 'saldırmazlık' paktı mı olduğunu hatırlamaya çalışın.
2
Paktın imzalanmasında Suriye'nin neden dışarıda kaldığını ve Sovyetler Birliği ile olan ilişkileri düşünün; bu bilgiler sizi paktın niteliğine götürecektir.
3
Balkan Antantı ile Sadabat Paktı arasındaki farklara odaklanın; Sadabat Paktı askeri yükümlülükler açısından daha zayıf, dostluk odaklı bir metindir.

Daha Fazla Pratik

Balkan Antantı ve Sadabat Paktı'nın üye devletlerini ve kuruluş amaçlarını karşılaştıran bir tablo hazırlayarak aralarındaki benzerlik ve farkları pekiştirebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 386Soru

19361936 yılında Fransa'nın Suriye üzerindeki manda yönetimini sonlandıracağını ilan etmesiyle başlayan süreçte, Milletler Cemiyeti tarafından görevlendirilen Hollandalı diplomatın hazırladığı ve 19371937 yılında kabul edilen Sandler Raporu'nun öngördüğü düzenlemeler arasında aşağıdakilerden hangisi yer almaz?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hatay Meclisi'nin aldığı bir kararla bölgenin Türkiye Cumhuriyeti'nin bir ili olarak anavatana katılması

Cevap

Hatay Meclisi'nin aldığı bir kararla bölgenin Türkiye Cumhuriyeti'nin bir ili olarak anavatana katılması
Doğru cevap olan ifade, Hatay'ın anavatana katılma sürecinin en son aşamasını (19391939) tanımlar. Oysa Sandler Raporu, 19371937 yılında Hatay'ın bağımsız bir devlet olmasından önceki ara statüsünü (iç işlerinde bağımsız, dış işlerinde Suriye'ye bağlı 'ayrı varlık') belirleyen belgedir. Bu raporun içeriğinde 'Türkiye'nin bir ili olma' kararı bulunmaz; bu karar ancak Hatay Devleti kurulduktan sonra kendi meclisi tarafından alınmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Sorunun zaman kapsamını belirle.
Soru 19371937 yılında kabul edilen Sandler Raporu'nun içeriğini sormaktadır.
Hatay Sorunu'nun aşamalarını kronolojik olarak ayırmak doğru sonuca ulaştırır.
2
Seçenekleri kronolojik ve hukuki açıdan değerlendir.
Ayrı varlık statüsü, garantörlük ve resmi dil gibi maddeler raporun içeriğindedir ancak anavatana katılma kararı 2929 Haziran 19391939 tarihlidir.
Rapor, nihai çözümü (iltihak) değil, geçici ve özerk bir çözümü (Sancak statüsü) temsil eder.

Anahtar Kavram

Sandler Raporu ve Hatay'ın Özerklik Statüsü

İpuçları

1
Hatay'ın anavatana katılması (19391939) ile statüsünün Milletler Cemiyeti'nde belirlenmesi (19371937) arasındaki zaman farkına odaklanın.

Daha Fazla Pratik

Hatay Cumhuriyeti'nin ilk ve tek cumhurbaşkanı olan Tayfur Sökmen ve başbakanı Abdurrahman Melek gibi isimlerin rollerini gözden geçirebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 387Soru

Lozan Barış Antlaşması'nda çözüme kavuşturulamayan Musul Sorunu'nun, 19261926 yılında imzalanan Ankara Antlaşması ile kesin olarak sonuçlanması sürecine dair aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Milletler Cemiyeti tarafından belirlenen 'Brüksel Hattı' sınır olarak kabul edilmiş ve Hakkari bölgesi Türkiye sınırları içinde kalmıştır.

Cevap

Milletler Cemiyeti tarafından belirlenen 'Brüksel Hattı'nın sınır olarak kabul edilmesi ve Hakkari bölgesinin Türkiye sınırları içinde kalması doğru bir bilgidir.
Doğru olan ifade, Milletler Cemiyeti'nin önerdiği Brüksel Hattı'nın sınır olarak kabul edilmesidir. Bu hat uyarınca Musul kaybedilirken Hakkari'nin Türkiye tarafında kalması kesinleşmiştir. Ayrıca Türkiye'ye petrol gelirlerinden 2525 yıl süreyle %10\%10 pay verilmesi kararlaştırılmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Lozan sonrası süreci analiz et.
Musul Sorunu Lozan'da çözülememiş, ikili görüşmelere (Haliç Konferansı) bırakılmış, ardından Milletler Cemiyeti'ne taşınmıştır.
Diplomatik sürecin hangi aşamalardan geçtiğini belirlemek için.
2
Brüksel Hattı kavramını değerlendir.
Milletler Cemiyeti'nin görevlendirdiği komisyon, Türkiye ile Irak arasında 'Brüksel Hattı' denilen bir sınır önermiştir.
Sınırın hangi temel üzerine kurulduğunu anlamak için.
3
1926 Ankara Antlaşması hükümlerini incele.
Antlaşma ile Brüksel Hattı kesin sınır olmuş; Musul ve Kerkük İngiliz mandasındaki Irak'a, Hakkari ise Türkiye'ye bırakılmıştır.
Toprak paylaşımının kesin sonucunu doğrulamak için.

Anahtar Kavram

1926 Ankara Antlaşması ve Brüksel Hattı

İpuçları

1
Lozan'da çözülemeyen bu sorunun çözümünde Milletler Cemiyeti'nin 'Brüksel Hattı' raporu etkili olmuştur.
2
Antlaşma ile Türkiye güney sınırında bir bölgeyi (Hakkari) korurken, Misak-ı Milli'den önemli bir taviz (Musul) vermiştir.
3
Cevap, sınırın adı ve hangi şehrimizin Türkiye sınırları içinde kaldığı bilgisini içermektedir.

Daha Fazla Pratik

Musul Sorunu'nun çözümünde etkili olan iç gelişme (Şeyh Sait İsyanı) ile dış politika ilişkisini inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 388Soru

İkinci Dünya Savaşı öncesinde değişen dünya dengelerini göz önünde bulunduran Türkiye'nin girişimi ve dönemin Dışişleri Bakanı Tevfik Rüştü Aras'ın diplomatik başarıları sonucunda 19361936 yılında imzalanan Montrö Boğazlar Sözleşmesi ile sağlanan temel kazanım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Uluslararası Boğazlar Komisyonu'nun kaldırılarak Boğazlar'ın her iki yakasında Türk askerinin bulunması hakkının elde edilmesi

Cevap

Uluslararası Boğazlar Komisyonu'nun kaldırılması ve Boğazlar'da Türk askeri bulundurma hakkının elde edilmesi
Doğru yanıt olan komisyonun kaldırılması ve askeri tahkimat hakkının kazanılması, Türkiye'nin Boğazlar üzerindeki egemenliğini 'tam ve mutlak' hale getirmiştir. Lozan'da bir Türk başkanı olsa da uluslararası bir kurulun varlığı bağımsızlık anlayışına aykırıydı; Montrö bu engeli ortadan kaldırmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Lozan ve Montrö statülerini karşılaştırın.
19231923 Lozan'da Boğazlar'da askersiz alanlar ve uluslararası bir komisyon vardı.
Lozan'daki bu hükümler Türkiye'nin tam egemenliğini kısıtlıyordu.
2
19361936 yılındaki diplomatik gelişmeleri analiz edin.
Tevfik Rüştü Aras önderliğinde yürütülen görüşmelerle Montrö Sözleşmesi imzalandı.
Almanya ve İtalya'nın yayılmacı politikaları Türkiye'ye statü değişikliği talebi için haklı bir zemin oluşturdu.
3
Sözleşmenin sonucunu belirleyin.
Komisyon kaldırıldı, savunma hakkı Türkiye'ye geçti.
Bu durum Misak-ı Milli'ye uygun olarak Boğazlar meselesinin Türkiye lehine çözülmesini sağladı.

Anahtar Kavram

Montrö Boğazlar Sözleşmesi ile Tam Egemenlik

İpuçları

1
Lozan Antlaşması'ndaki Boğazlar Komisyonu'nun varlığının egemenliğimize nasıl bir etkisi olduğunu düşünün.
2
Türkiye'nin Boğazlar'da kendi askerini bulunduramamasının güvenlik açısından yarattığı riskleri hatırlayın.

Daha Fazla Pratik

Boğazlar rejimindeki değişikliğin Sovyetler Birliği ile ilişkilere etkisini inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 389Soru

Lozan Antlaşması ile Osmanlı Devleti’nden kalan dış borçlar, imparatorluktan ayrılan devletler arasında paylaştırılmıştır. Türkiye Cumhuriyeti, kendi payına düşen borç yükünü hafifletmek ve ödeme koşullarını netleştirmek amacıyla 19281928 ve 19331933 yıllarında alacaklı devletlerle (özellikle Fransa) yeni protokoller imzalamıştır.

Bu süreçte yaşanan teknik ve siyasi gelişmelerle ilgili aşağıdakilerden hangisi yanlış bir bilgidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Borçların ödenmesinde 'Kağıt Frank' yerine 'Altın Frank' üzerinden ödeme yapılması zorunluluğu, Türkiye’nin egemenlik hakları gereği Lozan'da kabul edilmiştir.

Cevap

Borçların 'Altın Frank' üzerinden ödenmesinin Lozan'da kabul edildiği bilgisi yanlıştır; Türkiye bu duruma karşı çıkmış ve ödemelerin 'Kağıt Frank' üzerinden yapılmasını sağlamıştır.
Lozan Antlaşması'nda borçların hangi para birimiyle (Altın veya Kağıt Frank) ödeneceği konusunda bir hüküm yer almamıştır. Bu belirsizlik, daha sonra alacakların büyük kısmına sahip olan Fransa ile ciddi krizlere yol açmıştır. Fransa, paranın değerini korumak için 'Altın Frank' üzerinden ödeme isterken; Türkiye, ödeme miktarını makul seviyede tutmak için 'Kağıt Frank'ı savunmuş ve egemenlik hakları gereği yabancı mali denetimi reddederek bu hedefine ulaşmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Lozan Antlaşması'ndaki borç paylaşım kriterini değerlendir.
Borçlar, Osmanlı'dan ayrılan devletlerin gelir oranlarına (19101910-19121912 bütçeleri) göre paylaştırılmıştır.
Bu teknik kriterin doğruluğunu teyit etmek, diğer seçenekleri elemeyi sağlar.
2
19291929 Krizinin ve Hoover Moratoryumu'nun etkisini analiz et.
Kriz nedeniyle Türkiye ödeme güçlüğü çekmiş ve Hoover Moratoryumu'na dayanarak erteleme talep etmiştir.
Dönemin küresel ekonomik şartlarını ve Türkiye'nin diplomatik manevrasını anlamak için gereklidir.
3
Para birimi tartışmasını (Altın vs. Kağıt Frank) incele.
Fransa 'Altın Frank' isterken Türkiye 'Kağıt Frank' üzerinden ödemeyi savunmuş ve bu konuda başarı sağlamıştır.
Altın Frank üzerinden ödeme yapmak Türkiye'nin aleyhine bir durumdur ve Lozan'da böyle bir kabul yoktur.

Anahtar Kavram

Osmanlı Borçları Sorunu ve 1933 Yapılandırması

İpuçları

1
Türkiye'nin borçlar konusunda en büyük uyuşmazlığı, alacaklıların çoğunluğunu temsil eden Fransa ile yaşadığını hatırlayın.
2
19291929 Dünya Ekonomik Bunalımı'nın Türkiye'nin ödeme gücünü azalttığını ve borçları 'değersizleşen' bir para birimiyle ödemenin daha avantajlı olacağını düşünün.
3
Para birimi tartışmasında 'Altın Frank'ın sabit ve yüksek değerli, 'Kağıt Frank'ın ise enflasyonist ve düşük değerli olduğunu göz önüne alın; Türkiye hangisini savunmuş olabilir?

Daha Fazla Pratik

Osmanlı borçlarının son taksitinin hangi yıl ödendiğini (1954) ve bu durumun Türk ekonomisine etkilerini araştırın.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 390Soru

19361936 yılında imzalanan Montrö Boğazlar Sözleşmesi, Karadeniz’in güvenliğini sağlamak amacıyla kıyıdaş olan ve olmayan devletlerin savaş gemileri için farklı hukuki rejimler ve teknik kısıtlamalar öngörmüştür. Sözleşme, Türkiye'nin egemenlik haklarını tam olarak tesis ederken aynı zamanda Karadeniz’deki güç dengesini de korumayı hedeflemiştir.

Buna göre, Montrö Boğazlar Sözleşmesi hükümleri dikkate alındığında, Karadeniz’e kıyıdaş devletlerin, kıyıdaş olmayan devletlere göre sahip olduğu ayrıcalıklı haklar arasında aşağıdakilerden hangisi yer almaz?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Türkiye’nin savaşa girmesi durumunda, Karadeniz’e kıyıdaş devletlerin savaş gemilerine Boğazlardan geçiş serbestisi tanıma zorunluluğu

Cevap

Türkiye’nin savaşa girmesi durumunda, Karadeniz’e kıyıdaş devletlerin savaş gemilerine Boğazlardan geçiş serbestisi tanıma zorunluluğu yoktur; bu durumda inisiyatif tamamen Türkiye'ye geçer.
Montrö Boğazlar Sözleşmesi'nin 2020. ve 2121. maddelerine göre, Türkiye savaşa girdiğinde veya kendisini yakın bir savaş tehlikesi altında gördüğünde, savaş gemilerinin geçişi konusunda tamamen kendi takdirine göre hareket eder. Bu durumda kıyıdaş devletlere herhangi bir ayrıcalık veya serbesti tanıma yükümlülüğü ortadan kalkar. Doğru seçenek olan ifade, Türkiye'nin bu mutlak egemenlik hakkıyla çelişmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Sözleşmenin taraflar arasındaki denge politikasını analiz et.
Montrö, Karadeniz'e kıyıdaş devletlere (SSCB gibi) güvenlik avantajı sağlarken, Türkiye'nin egemenliğini en üst düzeye çıkarmıştır.
Kıyıdaş ve kıyıdaş olmayan devletler arasındaki teknik farklar bu dengenin temelidir.
2
Teknik kısıtlamaları (tonaj, ihbar süresi, gemi tipi) karşılaştır.
Kıyıdaş devletlere; daha kısa ihbar süresi (88 gün), denizaltı geçişi (sınırlı) ve büyük gemi geçişi gibi haklar tanınmıştır.
Bu haklar, kıyıdaş devletlerin ana üslerine ulaşım ihtiyacından kaynaklanır.
3
Türkiye'nin muharip (savaşa giren) olduğu durumdaki hukuki statüsünü değerlendir.
Türkiye savaşa girerse, Boğazlar üzerindeki tüm kısıtlamalar kalkar ve geçişler tamamen Türkiye'nin takdirine bırakılır (Madde 2020 ve 2121).
Egemenlik hakkı, savaş durumunda uluslararası kısıtlamaların önüne geçer.

Anahtar Kavram

Montrö Boğazlar Sözleşmesi'nde Kıyıdaş ve Kıyıdaş Olmayan Devletlerin Statü Farkı

İpuçları

1
Montrö'de kıyıdaş olan devletlere (başta SSCB) Karadeniz'e giriş-çıkış konusunda teknik kolaylıklar sağlanmıştır.
2
İhbar süreleri ve denizaltı geçişi gibi detaylar kıyıdaş devletlerin lehine düzenlenmiştir.
3
Türkiye'nin savaşa girme ihtimali durumunda, sözleşme tüm devletlere karşı Türkiye'ye 'tam yetki' verir.

Daha Fazla Pratik

Montrö Sözleşmesi'nin barış zamanı ile savaş zamanı (Türkiye tarafsız) arasındaki farkları karşılaştıran bir tablo hazırlayınız.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 391Soru

Lozan Antlaşması sonrasında Türkiye ile Yunanistan arasında uzun süre gerginliğe neden olan nüfus mübadelesi sürecinde, "etabli" (yerleşik) kavramının kapsamı konusundaki uyuşmazlık 19301930 yılında imzalanan Ankara (Ahali) Antlaşması ile çözüme kavuşturulmuştur. Bu antlaşma ile etabli sorununun kesin olarak çözülmesini sağlayan temel düzenleme aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İstanbul Rumları ile Batı Trakya Türklerinin, bölgeye geliş tarihlerine bakılmaksızın yerleşik kabul edilmesi

Cevap

İstanbul Rumları ile Batı Trakya Türklerinin, bölgeye geliş tarihlerine bakılmaksızın yerleşik kabul edilmesi
Doğru cevap olan düzenleme, 19301930 Ankara (Ahali) Antlaşması ile kabul edilen ve etabli krizini bitiren temel hükümdür. Bu antlaşma ile İstanbul Rumları ve Batı Trakya Türklerinin, o bölgede hangi tarihten itibaren bulunduklarına bakılmaksızın 'yerleşik' (etabli) sayılmaları kararlaştırılarak sorun siyasi bir uzlaşıyla çözülmüştür.

Adım Adım Çözüm

1
Etabli uyuşmazlığının nedenini belirle.
Türkiye'nin 19181918 öncesi yerleşimi şart koşması, Yunanistan'ın ise fiili yerleşimi savunması.
Sorunun kökeninde yatan hukuki tarih tartışmasını anlamak gerekir.
2
19301930 Ankara Antlaşması'nın getirdiği hükmü analiz et.
Geliş tarihine bakılmaksızın İstanbul'daki Rumların ve Batı Trakya'daki Türklerin etabli sayılması.
Bu düzenleme, uyuşmazlığın siyasi yollarla ve fiili durumun kabulüyle bittiğini gösterir.

Anahtar Kavram

1930 Ankara (Ahali) Antlaşması ve Etabli Çözümü

İpuçları

1
19301930 yılında Atatürk ve Venizelos arasındaki dostluk havasını hatırlayın.
2
Etabli uyuşmazlığı, kimlerin 'yerleşik' sayılıp kalacağı tartışmasıydı.
3
19301930 Antlaşması, yerleşme tarihine dayalı kısıtlamaları kaldırarak fiili durumu yasallaştırmıştır.

Daha Fazla Pratik

Bu çözümden sonra imzalanan Balkan Antantı'nın nedenlerini inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 392Soru

19301930'lu yıllarda Avrupa'da yükselen revizyonist (yayılmacı) politikalara karşı Türkiye'nin öncülüğünde kurulan Balkan Antantı'na; bölge ülkesi olmalarına rağmen Bulgaristan ve Arnavutluk'un katılmamasının temel nedenleri sırasıyla aşağıdakilerden hangisinde doğru verilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bulgaristan'ın mevcut sınırları tanımayan yayılmacı emelleri - Arnavutluk'un İtalya'nın siyasi etkisi altında bulunması

Cevap

Bulgaristan'ın yayılmacı (revizyonist) emelleri ve Arnavutluk'un İtalya'nın etkisi altında olması
Balkan Antantı (19341934), statükoyu (mevcut durumu) korumak isteyen devletler tarafından kurulmuştur. Bulgaristan, kaybettiği toprakları geri alma peşinde olduğu (revizyonist) için pakta girmemiştir. Arnavutluk ise paktın doğrudan hedef aldığı tehdit olan İtalya'nın baskısı ve etkisi altında olduğu için dışarıda kalmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Paktın amacını belirleme
Balkan Antantı, sınırların değişmezliğini ve bölgesel barışı savunmak için kurulmuştur.
Bu amacı benimsemeyen devletlerin pakt dışında kalacağını anlamak gerekir.
2
Bulgaristan'ın durumunu analiz etme
Bulgaristan, I. Dünya Savaşı sonunda imzaladığı Nöyyi Antlaşması ile kaybettiği toprakları geri almak istediği için mevcut sınırları koruyan bir pakta girmeyi reddetmiştir.
Yayılmacı (revizyonist) devletler statükoyu koruyan paktlara katılmazlar.
3
Arnavutluk'un durumunu analiz etme
Arnavutluk, coğrafi ve siyasi olarak İtalya'nın kontrolü altındaydı; pakt ise İtalya'nın Balkanlardaki yayılmacılığına karşı kurulmuştu.
İtalya'nın baskısı altındaki bir devletin, İtalya'ya karşı oluşturulan bir ittifaka girmesi beklenemez.

Anahtar Kavram

Balkan Antantı'nın Bölgesel Sınırları ve Eksik Üyeleri

İpuçları

1
Paktın üyelerini 'TAYYAR' (Türkiye, Arnavutluk yok, Yunanistan, Yugoslavya, Arnavutluk yok, Romanya) şeklinde kodlayabilirsiniz; burada A'ların boş olduğunu unutmayın.
2
Revizyonist (statükoyu değiştirmek isteyen) ve Anti-revizyonist (mevcut sınırları koruyan) ayrımına odaklanın.
3
Arnavutluk'un coğrafi konumunun İtalya'ya yakınlığını ve o dönemdeki siyasi bağımlılığını düşünün.

Daha Fazla Pratik

Balkan Antantı'nın Batı sınırlarını koruma amacı ile Sadabat Paktı'nın Doğu sınırlarını koruma amacını karşılaştıran bir çalışma yapabilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 393Soru

1923 Lozan Boğazlar Sözleşmesi’nde yer alan "Boğazlar'ın yönetimi, başkanı Türk olan uluslararası bir komisyona bırakılacaktır." hükmü, 1936 yılında imzalanan Montrö Boğazlar Sözleşmesi ile yürürlükten kaldırılmıştır. Bu düzenlemenin Türkiye Cumhuriyeti açısından doğurduğu en önemli hukuki ve siyasi sonuç aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Boğazlar üzerindeki egemenlik haklarını kısıtlayan son engelin de ortadan kalkması

Cevap

Montrö Boğazlar Sözleşmesi ile komisyonun kaldırılması, Türkiye'nin Boğazlar üzerindeki kısıtlanmış egemenlik haklarını tam ve mutlak hale getirmiştir.
Lozan Sözleşmesi'ndeki komisyon yapısı Türkiye'nin egemenlik haklarına gölge düşürmekteydi. Montrö Sözleşmesi bu komisyonu lağvederek yönetim yetkisini kayıtsız şartsız Türkiye'ye vermiş, böylece Misak-ı Milli hedefleri doğrultusunda tam bağımsızlık sağlanmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Lozan rejimindeki kısıtlamayı analiz et
Lozan'da Boğazlar'ın yönetimi uluslararası bir komisyona bırakılmış ve kıyıları askerden arındırılmıştı.
Bu durum Türkiye'nin kendi toprakları üzerindeki tam hakimiyetini ve güvenliğini engelliyordu.
2
Montrö ile gelen değişikliği belirle
1936 Montrö Sözleşmesi ile bu uluslararası komisyon kaldırıldı ve yetkileri Türk Devleti'ne devredildi.
Komisyonun kaldırılması, egemenliğin önündeki hukuki engelin kalkması demektir.
3
Siyasi ve hukuki sonucu değerlendir
Türkiye, Boğazlar üzerinde 'Tam Egemenlik' (Full Sovereignty) hakkını elde etti.
Artık Boğazlar'da hem yönetim hem de savunma tamamen Türk devletinin kontrolündedir.

Anahtar Kavram

Tam Egemenlik ve Ulusal Bağımsızlık

İpuçları

1
Lozan'daki komisyonun başkanı Türk olsa bile, kararların uluslararası bir heyetle alınması bağımsızlığa uygun mudur?
2
Bir devletin kendi topraklarında yönetim ve savunma yetkisini tek başına kullanmasına ne ad verilir?
3
Uluslararası Boğazlar Komisyonu'nun kaldırılması, Boğazlar üzerindeki kısıtlamaların sona erdiğini gösterir.

Daha Fazla Pratik

Montrö Sözleşmesi'nin imzalanmasına zemin hazırlayan dünya siyasetindeki (Almanya ve İtalya'nın yayılmacı politikaları) gelişmeleri inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 394Soru

19241924 yılında yürürlüğe giren Tevhid-i Tedrisat Kanunu ve sonrasındaki düzenlemelerle, Türkiye'deki yabancı okulların dini sembollerden arındırılması ve müfredatlarının Türk milli eğitim sistemine uyumlu hale getirilmesi istenmiştir. Fransa ve Vatikan'ın bu durumu 'Lozan hükümlerine aykırılık' iddiasıyla uluslararası bir uyuşmazlığa dönüştürme girişimlerine karşı Türkiye; konuyu bir dış politika sorunu olarak değil, doğrudan 'egemenlik hakkının kullanımı' olarak tanımlamıştır.

Bu bilgilere göre, Türkiye'nin Yabancı Okullar Sorunu'ndaki tutumuyla ilgili aşağıdaki çıkarımlardan hangisi yapılamaz?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Konunun çözümü için Milletler Cemiyeti gibi uluslararası kuruluşların hakemliğini kabul etmiştir.

Cevap

Türkiye'nin bu sorunda Milletler Cemiyeti'nin hakemliğini kabul ettiği çıkarımı yapılamaz; çünkü Türkiye konuyu bir 'iç mesele' sayarak uluslararası müdahaleyi reddetmiştir.
Türkiye Cumhuriyeti, Yabancı Okullar Sorunu'nu bir dış politika uyuşmazlığı olarak değil, doğrudan iç hukuku ve egemenlik haklarıyla ilgili bir 'iç mesele' olarak tanımlamıştır. Bu nedenle Fransa ve Vatikan'ın görüşme talepleri reddedilmiş, konu Milletler Cemiyeti gibi uluslararası platformlara taşınmamıştır. Dolayısıyla bu kurumların hakemliğinin kabul edildiği ifadesi tarihsel olarak yanlıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Tevhid-i Tedrisat Kanunu'nun etkisini analiz et
Eğitimde birlik sağlanmış ve yabancı okullar Türk yasalarına tabi olmuştur.
Ulusal egemenliğin eğitim alanında tam olarak tesis edilmesi gerekmektedir.
2
Fransa ve Vatikan'ın taleplerini değerlendir
Bu devletler konuyu Lozan üzerinden uluslararası bir sorun haline getirmeye çalışmıştır.
Eski ayrıcalıklarını korumak ve Türkiye'nin iç işlerine müdahale etmek istemişlerdir.
3
Türkiye'nin diplomasi yöntemini belirle
Türkiye konuyu bir 'iç mesele' ilan ederek müzakere masasına oturmayı reddetmiştir.
Bağımsızlık ve egemenlik anlayışı gereği, bir devletin kendi topraklarındaki okulları denetlemesi başka bir devletle tartışılacak bir konu değildir.

Anahtar Kavram

İç Mesele (Domestic Jurisdiction) ve Ulusal Egemenlik

İpuçları

1
Türkiye'nin bu sorundaki temel anahtar kelimesi 'İç Mesele'dir.
2
Lozan Antlaşması'ndan sonra Türkiye, kendi topraklarındaki okulların müfredatını belirlemeyi bir egemenlik hakkı olarak görmüştür.
3
Milletler Cemiyeti'ne gidilen diğer dış politika konuları (Musul, Boğazlar vb.) ile Yabancı Okullar konusunun 'çözüm yöntemi' arasındaki farkı hatırlayın.

Daha Fazla Pratik

Yabancı Okullar Sorunu ile benzerlik gösteren 'Nüfus Mübadelesi' ve 'Dış Borçlar' konularındaki diplomatik tutumları karşılaştırın.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 395Soru

1930'lu yıllarda İtalya’nın Habeşistan’ı işgaliyle artan savaş tehdidi karşısında Türkiye, doğu sınırlarını güvence altına almak amacıyla Tahran’da bir dostluk ve saldırmazlık paktı imzalamıştır. Aşağıdakilerden hangisi, 8 Temmuz 1937 tarihinde imzalanan Sadabat Paktı’nın temel özelliklerinden biridir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Üye ülkelerin birbirlerinin iç işlerine karışmamayı ve sınırların dokunulmazlığına saygı duymayı taahhüt etmesi

Cevap

Sadabat Paktı'nın temel özelliği, üye ülkelerin birbirlerinin iç işlerine karışmamayı ve sınır dokunulmazlığına saygı göstermeyi taahhüt etmeleridir.
Sadabat Paktı, Türkiye, İran, Irak ve Afganistan arasında Tahran'da imzalanmış bir bölgesel dayanışma girişimidir. Bu pakt ile taraflar, birbirlerinin toprak bütünlüğüne saygı göstereceklerini, ortak çıkarlarını ilgilendiren konularda birbirlerine danışacaklarını ve birbirlerinin iç işlerine karışmayacaklarını garanti etmişlerdir. Bu niteliğiyle pakt, saldırgan bir ittifak değil, savunmacı ve statükoyu korumacı bir saldırmazlık belgesidir.

Adım Adım Çözüm

1
Paktın imzalanma nedenini ve uluslararası ortamı değerlendiriniz.
1930'lu yıllarda İtalya'nın yayılmacılığına (Habeşistan işgali) karşı bölgesel bir güvenlik ihtiyacı doğmuştur.
Dış tehditler, komşu ülkelerin güvenlik amacıyla bir araya gelmesini zorunlu kılmıştır.
2
Paktın hukuki niteliğini ve üye devletlerin sorumluluklarını analiz ediniz.
Pakt, bir askeri savunma ittifakı değil, bir 'saldırmazlık' ve 'dostluk' antlaşmasıdır.
Üyeler birbirine saldırmamayı ve iç işlerine karışmamayı kabul ederek bölgesel barışı hedeflemişlerdir.

Anahtar Kavram

Bölgesel Güvenlik ve Saldırmazlık Paktları

İpuçları

1
Bu paktın bir 'askeri savunma birliği' mi yoksa bir 'saldırmazlık anlaşması' mı olduğunu düşünün.
2
Atatürk Dönemi dış politikasındaki 'Yurtta sulh, cihanda sulh' ilkesinin bölgesel güvenliğe yansımasını hatırlayın.
3
Paktın üye devletlerin birbirinin sınırlarına ve iç işlerine karşı takınacağı tutumu belirlediğini unutmayın.

Daha Fazla Pratik

Sadabat Paktı'na Suriye'nin neden katılmadığını ve paktın 1955'te kurulan Bağdat Paktı ile farklarını inceleyebilirsiniz.

Alternatif Yöntem

Paktı imzalayan ülkeler (Türkiye, İran, Irak, Afganistan) arasındaki coğrafi ve siyasi bağı göz önüne alarak, paktın amacının toprak bütünlüğünü korumak olduğunu çıkarabilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 396Soru

Lozan Barış Konferansı sürecinde imzalanan 30 Ocak 1923 tarihli "Nüfus Mübadelesi Sözleşmesi"nde geçen "etabli" (yerleşik) kavramı, taraflar arasında uzun süren diplomatik bir krize yol açmıştır. Özellikle İstanbul'daki Rumların hangilerinin değişim dışı tutulacağı konusundaki bu uyuşmazlık, 1930 yılına kadar Türk-Yunan ilişkilerini savaşın eşiğine getirmiştir.

Buna göre, 10 Haziran 1930'da imzalanan Ankara (Ahali) Antlaşması ile bu sorunun kesin olarak çözülmesini sağlayan temel düzenleme aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İstanbul'daki Rumların ve Batı Trakya'daki Türklerin, şehre yerleşme tarihlerine bakılmaksızın "yerleşik" kabul edilmesi

Cevap

İstanbul'daki Rumlar ile Batı Trakya'daki Türklerin, şehre ne zaman geldiklerine bakılmaksızın yerleşik (etabli) kabul edilerek mübadele dışı tutulmasıdır.
1930 Ankara Antlaşması'nın özü, 'yerleşiklik' tartışmasına son vermektir. Taraflar, İstanbul'daki Rumların ve Batı Trakya'daki Türklerin şehre geliş tarihleri ne olursa olsun 'etabli' sayılmasını kabul ederek sorunu siyasi bir feragatle çözmüştür.

Adım Adım Çözüm

1
Sorunun kaynağını belirle.
1923 Mübadele Sözleşmesi'ndeki '30 Ekim 1918'den önce gelenler yerleşiktir' şartı uyuşmazlığın temelidir.
Yunanistan daha fazla Rum'u İstanbul'da tutmak isterken, Türkiye sözleşmedeki tarih şartına uyulmasını savunmuştur.
2
Uluslararası girişimleri değerlendir.
Milletler Cemiyeti ve Lahey Adalet Divanı teknik bir çözüm üretememiştir.
Konu hukuki bir tanımdan öte, egemenlik ve nüfus dengesiyle ilgili siyasi bir krizdir.
3
1930 Ankara (Ahali) Antlaşması'nın getirdiği çözümü analiz et.
Türkiye ve Yunanistan, tarih şartını tamamen kaldırarak mevcut durumdaki herkesin yerleşik sayılmasında uzlaşmıştır.
Bu adım, Balkan Antantı'na giden yolda Türk-Yunan dostluğunun başlamasını sağlamıştır.

Anahtar Kavram

1930 Ankara (Ahali) Antlaşması ve Etabli Kriterinin Esnetilmesi

İpuçları

1
Sorun, Lozan'daki mübadele sözleşmesinde yer alan 'tarih' kısıtlamasından kaynaklanıyordu.
2
1930'daki çözümde, iki ülke de karşılıklı taviz vererek 'geliş tarihine bakmama' kararı almıştır.
3
Bu antlaşma sayesinde Venizelos Türkiye'yi ziyaret etmiş ve Atatürk'ü Nobel Barış Ödülü'ne aday göstermiştir.

Daha Fazla Pratik

Bu antlaşmanın Türk-Yunan dostluğunu başlatarak hangi bölgesel ittifakın kurulmasına zemin hazırladığını inceleyebilirsiniz (Balkan Antantı).
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 397Soru

19301930’lu yıllarda İtalya’nın Habeşistan’a saldırması ve Doğu Akdeniz’de yayılmacı bir politika izlemesi, Orta Doğu’da güvenlik endişelerini artırmıştır. Bu tehdit karşısında Türkiye’nin öncülüğünde bölgesel barışı korumak amacıyla 19371937 yılında Tahran’da bir güvenlik paktı imzalanmıştır.

Buna göre, Sadabat Paktı’na imza atan devletler aşağıdakilerin hangisinde bir arada verilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Türkiye - İran - Irak - Afganistan

Cevap

Türkiye, İran, Irak ve Afganistan devletlerinden oluşan grup doğru cevaptır.
Türkiye, İran, Irak ve Afganistan'ın bir arada olduğu seçenek doğrudur; çünkü 19371937 yılında Tahran'daki Sadabat Sarayı'nda bu dört devlet bir araya gelerek paktı oluşturmuştur.

Adım Adım Çözüm

1
Paktın imzalandığı tarihi ve bölgeyi analiz edin.
19371937 yılında Orta Doğu ve Batı Asya ülkeleri arasında bir güvenlik iş birliği yapılmıştır.
Sadabat Paktı, Türkiye'nin doğu sınırlarını korumaya yönelik bölgesel bir adımdır.
2
Paktın üyelerini belirleyin.
Pakt; Türkiye, İran, Irak ve Afganistan tarafından imzalanmıştır.
Bu dört devlet, İtalya'nın yayılmacı politikalarına karşı ortak bir duruş sergilemiştir.
3
Katılmayan ülkeleri ve nedenlerini değerlendirin.
Suriye, Hatay meselesi nedeniyle Türkiye ile gerginlik yaşadığı için dışarıda kalmıştır.
İkili sorunlar bölgesel ittifakların genişlemesini engelleyen temel faktörlerden biridir.

Anahtar Kavram

Sadabat Paktı Üyeleri ve Kurulma Amacı

İpuçları

1
Bu pakt Türkiye'nin doğu ve güneydoğu sınırlarını güvence altına almayı amaçlar.
2
Paktın imzalandığı yer olan Tahran, günümüzde hangi ülkenin başkentidir? Üyelerden biri bu ülkedir.
3
Suriye, Hatay meselesi nedeniyle Türkiye'ye tepkili olduğu için paktın dışında kalmıştır; bu bilgi sizi doğru üyeler grubuna ulaştıracaktır.

Daha Fazla Pratik

Balkan Antantı ve Sadabat Paktı'nın ortak amacı olan 'Yurtta Sulh, Cihanda Sulh' ilkesini ve Türkiye'nin Milletler Cemiyeti'ne giriş sürecini inceleyebilirsiniz.

Alternatif Yöntem

Balkan Antantı (T-Y-Y-R: Tayyar) kodlaması ile batı üyelerini eleyerek doğu üyelerine odaklanabilirsiniz.
Tahmini Süre:50s
Soru 398Soru

1937 yılında Tahran’da imzalanan Sadabat Paktı, Türkiye’nin Atatürk Dönemi’nde doğu sınırlarını ve bölgesel güvenliğini koruma çabalarının bir sonucudur. Bu paktın imzalanma gerekçeleri ve üye yapısı düşünüldüğünde, aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İtalya’nın Habeşistan’a (Etiyopya) saldırması ve Orta Doğu’da yayılmacı bir siyaset izlemesi, bölge devletlerini bu pakt altında birleşmeye yöneltmiştir.

Cevap

İtalya’nın Habeşistan’a (Etiyopya) saldırması ve Orta Doğu’da yayılmacı bir siyaset izlemesi, bölge devletlerini bu pakt altında birleşmeye yöneltmiştir.
Sadabat Paktı'nın imzalanmasındaki en somut dış etken, İtalya'nın 1935'te Habeşistan'ı işgal etmesi ve Doğu Akdeniz ile Orta Doğu üzerinde kurduğu baskıdır. Bu durum Türkiye, İran, Irak ve Afganistan'ı ortak bir güvenlik şemsiyesi altında buluşturmuştur.

Adım Adım Çözüm

1
Dönemin dış tehditlerini analiz etme
1935 yılında İtalya'nın Habeşistan'a saldırması Orta Doğu devletlerinde güvenlik endişesi yaratmıştır.
Uluslararası barışın tehdit altında olması, devletleri bölgesel paktlar kurmaya iter.
2
Üye devletleri ve katılım durumlarını belirleme
Türkiye, İran, Irak ve Afganistan pakta imza atmıştır; Suriye ise Hatay sorunu nedeniyle dışarıda kalmıştır.
İkili sorunlar, bölgesel iş birliklerine katılımı engelleyen temel unsurlardır.
3
Paktın temel amacını teyit etme
Doğu sınırlarının güvenliği sağlanmış ve bölgesel barış güçlendirilmiştir.
Atatürk dönemi dış politikasının temel ilkesi olan 'Yurtta sulh, cihanda sulh' anlayışı gereği bölgesel ittifaklar önemsenmiştir.

Anahtar Kavram

Bölgesel Güvenlik ve İtalya Tehdidi

İpuçları

1
Paktın kurulduğu 1930'lu yılların ortalarında dünyada hangi devletlerin saldırgan politikalar izlediğini düşünün.
2
Türkiye'nin bu paktı imzalarken batı sınırları yerine doğu sınırlarını korumayı amaçladığını unutmayın.
3
Suriye'nin Hatay meselesi nedeniyle Türkiye ile arasının açık olması, bu ülkenin pakt üyesi olup olamayacağı konusunda size ipucu verecektir.

Daha Fazla Pratik

Balkan Antantı üyelerini 'Tayyar' (Türkiye, Yunanistan, Yugoslavya, Romanya) şifresiyle, Sadabat Paktı üyelerini ise 'Atia' (Afganistan, Türkiye, İran, Irak) şeklinde kodlayarak hafızanızda tutabilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 399Soru

1934 yılında Atina'da Türkiye, Yunanistan, Yugoslavya ve Romanya arasında imzalanan Balkan Antantı, imzacı devletlerin sınırlarını karşılıklı olarak garanti altına almayı hedeflemiştir. Ancak bu oluşum, Balkan coğrafyasındaki tüm devletleri kapsayan bir güvenlik sistemi haline gelememiştir.

Paktın kuruluş süreci ve dönemin bölgesel siyasi dinamikleri dikkate alındığında, bu durumun temel nedeni olarak aşağıdakilerden hangisi gösterilebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bulgaristan'ın, Balkan Savaşları ve I. Dünya Savaşı'nda kaybettiği toprakları geri alma isteği nedeniyle mevcut sınırları tanımaya yanaşmaması

Cevap

Bulgaristan'ın mevcut sınırları tanımayı reddederek revizyonist politikalar izlemesi, paktın tüm bölgeyi kapsamasını engelleyen temel faktördür.
Balkan Antantı, mevcut sınırların (statüko) korunması ilkesine dayanır. Bulgaristan ise Balkan Savaşları ve I. Dünya Savaşı'ndan toprak kaybederek çıktığı için bu sınırları haksız bulmakta ve geri almak istemektedir (revizyonizm). Sınırları tanımayan bir devletin, sınır güvenliği paktına katılması beklenemez.

Adım Adım Çözüm

1
Paktın amacını analiz etme
Balkan Antantı'nın temel amacı, 1930'lu yıllarda artan İtalya ve Almanya tehdidine karşı sınırların karşılıklı olarak korunmasıdır (statükocu yaklaşım).
Paktın kimler tarafından ve neden desteklendiğini anlamak için gereklidir.
2
Dışarıda kalan devletleri ve gerekçelerini belirleme
Bulgaristan (revizyonist/toprak talepli) ve Arnavutluk (İtalyan baskısı altında) paktın dışında kalmıştır.
Bölgesel bütünlüğün neden sağlanamadığını tespit etmek için gereklidir.
3
Temel engeli saptama
Sınırlarını genişletmek isteyen bir devletin (Bulgaristan), mevcut sınırları korumayı vaat eden bir sözleşmeye imza atması siyasi olarak mümkün değildir.
Soruda istenen 'temel neden'e ulaşmak için mantıksal çıkarım yapılır.

Anahtar Kavram

Statükocu vs. Revizyonist Politika Ayrımı

İpuçları

1
Paktın dışında kalan en önemli Balkan devleti Bulgaristan'dır. Onun neden sınırları korumak istemediğini düşünün.

Daha Fazla Pratik

Balkan Antantı ve Sadabat Paktı'na katılan ortak devleti (Türkiye) ve her iki paktın da dışında kalan revizyonist devleti (Bulgaristan) not ederek karşılaştırınız.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 400Soru

Milletler Cemiyeti (Cemiyet-i Akvam) tüzüğünün üyelik kabulünü düzenleyen genel hükümlerine göre, bir devletin üyeliğe kabul edilebilmesi için öncelikle cemiyete yazılı bir müracaatta bulunması ve bu başvurunun genel kurulda oylanması esastır. Ancak Türkiye Cumhuriyeti, 19321932 yılında bu yerleşik diplomatik teamülün dışına çıkılarak, İspanya ve Yunanistan'ın resmi teklifiyle cemiyete "davet" edilen ilk ve tek devlet olmuştur. Türkiye'nin üyelik için yazılı bir başvuruda bulunmayı reddederek bu özel davet prosedürünün işletilmesini şart koşmasının temel diplomatik gerekçesi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Musul Sorunu sürecinde cemiyetin sergilediği taraflı tutum nedeniyle sarsılan prestijini korumak ve uluslararası barışa "başvuran" değil, "katkısı talep edilen" eşit bir aktör olarak katılma iradesi

Cevap

Türkiye'nin Musul Sorunu'ndaki taraflı tutumu nedeniyle sarsılan prestijini korumak ve barışa katkısı talep edilen eşit bir aktör olarak davet yoluyla cemiyete girmeyi tercih etmesi
Türkiye, 19261926 Musul Meselesi'nde cemiyetin sergilediği yanlı tutumdan dolayı kurumun adaletine olan inancını yitirmişti. Bu sebeple cemiyete sıradan bir devlet gibi 'başvuru' yapmak yerine, barışçı kimliğiyle cemiyet tarafından 'davet' edilmeyi bir şart olarak öne sürmüştür. İspanya ve Yunanistan'ın teklifiyle gerçekleşen bu davet, Türkiye'nin uluslararası prestijini perçinlemiş ve onu cemiyete davetle giren tek devlet yapmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Tarihsel arka planın analizi
19261926 yılında Milletler Cemiyeti, Musul konusunda Türkiye aleyhine (İngiltere lehine) bir karar vermiştir.
Bu olay Türkiye'nin cemiyete olan güvenini sarsmış ve cemiyetin tarafsızlığını sorgulamasına neden olmuştur.
2
Diplomatik stratejinin belirlenmesi
Dışişleri Bakanı Tevfik Rüştü Aras aracılığıyla "Türkiye'nin cemiyete başvurmayacağı, ancak davet edilirse katılabileceği" mesajı verilmiştir.
Başvurmak yerine davet beklemek, uluslararası alanda Türkiye'nin onurunu koruyan ve cemiyetin Türkiye'ye ihtiyaç duyduğunu gösteren bir manevradır.
3
Üyelik sürecinin gerçekleşmesi
19321932 yılında İspanya'nın teklifi ve Yunanistan'ın desteğiyle cemiyet genel kurulu Türkiye'yi resmen üyeliğe davet etmiştir.
Bu davet, Türkiye'nin "Yurtta sulh, cihanda sulh" ilkesiyle yürüttüğü barışçı politikanın bir başarısıdır ve tüzükteki başvuru şartının Türkiye için esnetilmesini sağlamıştır.

Anahtar Kavram

Davet usulüyle üyelik ve egemenlik haklarının korunması

İpuçları

1
Türkiye'nin 19261926 yılında cemiyetle yaşadığı Musul (Brüksel Hattı) uyuşmazlığını ve sonrasındaki tepkisini düşünün.
2
Normalde bir kulübe katılmak için sizin başvurmanız gerekirken, kulübün sizi çağırması sizin gücünüz ve prestijiniz hakkında ne söyler?
3
Türkiye'nin 'Davet edilirsek gireriz' şeklindeki onurlu duruşu, Milletler Cemiyeti tarihinde bu yöntemin ilk kez uygulanmasına yol açmıştır.

Daha Fazla Pratik

Milletler Cemiyeti'ne girişin, daha sonra imzalanacak olan Balkan Antantı ve Sadabat Paktı gibi bölgesel ittifaklar için nasıl bir zemin hazırladığını inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
ÖncekiSayfa 20 / 30Sonraki
Atatürk Dönemi Türk Dış Politikası — KPSS Genel Yetenek - Genel Kültür — Sayfa 20 | Examkin