Atatürk Dönemi Türk Dış Politikası

596 soru

Soru 141Soru

19231923 tarihli Lozan Boğazlar Sözleşmesi'nde yer alan "Boğazlar'ın yönetimi, başkanlığını Türk üyenin yapacağı uluslararası bir komisyona bırakılacaktır." maddesi, Türkiye'nin egemenlik haklarını kısıtlayan en önemli unsurlardan biri olarak görülmüştür. 19361936 yılında imzalanan Montrö Boğazlar Sözleşmesi ile bu durum Türkiye lehine köklü bir değişikliğe uğramıştır.

Buna göre, Montrö Boğazlar Sözleşmesi'nin aşağıdaki hükümlerinden hangisi, Türkiye'nin Boğazlar üzerindeki siyasi otoritesini engelleyen uluslararası denetim mekanizmasının tamamen sona erdiğini kanıtlamaktadır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Uluslararası Boğazlar Komisyonu'nun kaldırılarak tüm yetkilerinin Türkiye'ye devredilmesi

Cevap

Uluslararası Boğazlar Komisyonu'nun kaldırılarak tüm yetkilerinin Türkiye'ye devredilmesi ifadesi doğru cevaptır.
Montrö Boğazlar Sözleşmesi ile Lozan'da kurulan Uluslararası Boğazlar Komisyonu lağvedilmiştir. Bu durum, Türkiye'nin Boğazlar üzerinde siyasi ve askeri olarak tek karar verici otorite haline gelmesini sağlayarak egemenlik hakları önündeki en büyük engeli kaldırmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Lozan Boğazlar Sözleşmesi'ndeki egemenlik kısıtlamasını analiz etmek.
Lozan'da Boğazlar'ın yönetiminin "Uluslararası Boğazlar Komisyonu" adı verilen çok uluslu bir heyete bırakıldığı saptanır.
Bu komisyonun varlığı, Türkiye'nin kendi kara sularında tek başına karar verme yetkisini engelleyen bir durumdur.
2
Montrö Boğazlar Sözleşmesi'nin bu kısıtlamaya getirdiği çözümü belirlemek.
Montrö ile bu komisyonun feshedildiği ve tüm yetkilerinin doğrudan Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne geçtiği görülür.
Bir devletin toprakları üzerinde uluslararası bir kurulun yönetim yetkisine son verilmesi, tam egemenlik (tam bağımsızlık) ilkesinin bir gereğidir.

Anahtar Kavram

Tam Egemenlik ve Uluslararası Boğazlar Komisyonu'nun Kaldırılması

Daha Fazla Pratik

Lozan ve Montrö sözleşmelerini 'Boğazlar Komisyonu', 'Askeri durum' ve 'Geçiş rejimi' başlıkları altında karşılaştıran bir tablo hazırlamanız konuyu pekiştirecektir.
Tahmini Süre:50s
Soru 142Soru

Türkiye Cumhuriyeti, Osmanlı Devleti'nden devraldığı dış borçların ödenmesi sürecinde 19291929 Dünya Ekonomik Bunalımı nedeniyle ciddi mali sıkıntılarla karşılaşmıştır. Bu durum üzerine 19331933 yılında alacaklı devletler ile yapılan yeni görüşmelerde borçların Türk lirası üzerinden ödenmesi ve taksitlendirilmesi kararlaştırılmıştır. Bu müzakere sürecinde Türkiye'nin tezlerini destekleyen ve dünya genelinde borç ödemelerinin ertelenmesini sağlayan temel gelişme aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hoover Moratoryumu

Cevap

Hoover Moratoryumu, Türkiye'nin 19331933 yılında en büyük alacaklısı olan Fransa ile yaptığı yeni borç yapılandırma anlaşmasının temel zeminini oluşturmuştur.
Hoover Moratoryumu, ABD'nin dünya ekonomik krizini aşmak için önerdiği borç erteleme sistemidir. Türkiye, bu moratoryumdan yararlanarak 19331933 yılında Paris'te alacaklı devletlerle (başta Fransa) masaya oturmuş ve borçlarını Türk lirası bazında taksitlendirerek önemli bir diplomatik başarı kazanmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Kriz etkisini analiz etme
19291929 Dünya Ekonomik Bunalımı'nın Türkiye'nin ödeme kapasitesini düşürdüğü saptanır.
Borç krizinin nedenini anlamak için ekonomik bağlam gereklidir.
2
Uluslararası mali gelişmeyi belirleme
ABD Başkanı Hoover'ın 19311931 yılında borç ödemelerinin durdurulmasını öneren teklifi (Moratoryum) tespit edilir.
Türkiye'nin taleplerini uluslararası hukukta meşrulaştıran gelişme budur.
3
Anlaşma yılı ile ilişkilendirme
Hoover Moratoryumu'nun sağladığı ortamda 19331933 Paris Anlaşması ile borçların Türk lirası üzerinden taksitlendirildiği sonucuna varılır.
Konu kapsamındaki kronolojik ve mantıksal bağı kurmak için gereklidir.

Anahtar Kavram

1933 Dış Borçlar Anlaşması ve Hoover Moratoryumu

Daha Fazla Pratik

Borçlar sorununun tamamen kapanması ve Duyun-u Umumiye'nin tasfiyesinin 19541954 yılına kadar sürdüğünü unutmayınız.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 143Soru

İkinci Dünya Savaşı öncesinde İtalya ve Almanya gibi devletlerin yayılmacı ve revizyonist politikaları, Türkiye'yi Boğazlar üzerindeki kısıtlamaları kaldırmak için harekete geçirmiştir. Bu diplomatik girişimler sonucunda imzalanan 19361936 tarihli Montrö Boğazlar Sözleşmesi'yle Lozan Antlaşması'ndaki hangi uygulamanın kaldırılması, Türkiye'nin Boğazlar üzerindeki yönetimsel kısıtlamalarını sona erdirerek tam egemenliğini sağlamıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Uluslararası Boğazlar Komisyonu’nun kaldırılarak tüm görev ve yetkilerinin Türkiye’ye devredilmesi

Cevap

Uluslararası Boğazlar Komisyonu’nun kaldırılarak tüm görev ve yetkilerinin Türkiye’ye devredilmesi
Montrö Boğazlar Sözleşmesi'nin en kritik maddesi, Lozan Antlaşması ile kurulan 'Uluslararası Boğazlar Komisyonu'nun görevine son vermesidir. Bu kurumun tüm yetkilerinin Türkiye Cumhuriyeti'ne devredilmesi, Boğazlar üzerindeki çok başlılığı bitirmiş ve Türkiye'nin bu stratejik bölgedeki yönetimsel egemenliğini tam anlamıyla sağlamıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Lozan ve Montrö rejimleri arasındaki farkları analiz et.
Lozan'da Boğazlar'ın yönetimi uluslararası bir komisyondayken, Montrö'de bu komisyon kaldırılmıştır.
Egemenlik haklarını kısıtlayan kurumun hangisi olduğunu belirlemek gerekir.
2
Tam egemenliği sağlayan temel değişikliği belirle.
Komisyonun kaldırılması ve yetkilerin Türkiye'ye geçmesi tam bağımsızlığı sağlar.
Bir devletin kendi topraklarındaki bir bölgeyi uluslararası bir heyetle yönetmesi egemenlik haklarına aykırıdır.

Anahtar Kavram

Montrö Boğazlar Sözleşmesi ve Tam Egemenlik

İpuçları

1
Lozan'da Boğazlar'ın yönetimini yürüten ve Türkiye'nin egemenliğini kısıtlayan uluslararası yapıyı hatırlayın.
2
Bir devletin kendi toprağında başka devletlerle ortak yönetim kurması egemenliğe aykırıdır. Bu ortak yönetimin adı nedir?

Daha Fazla Pratik

Montrö Boğazlar Sözleşmesi'nin savaş gemileri ve ticaret gemileri için getirdiği geçiş rejimlerini ayrı ayrı incelemek konuyu pekiştirecektir.
Tahmini Süre:50s
Soru 144Soru

Türkiye, Lozan Antlaşması doğrultusunda Osmanlı Devleti'nden kalan borçların ödenmesi için 1928 yılında alacaklı devletlerle bir anlaşma yapmıştır. Ancak bu süreçte ortaya çıkan küresel bir gelişme üzerine Türkiye, ödeme takviminde revizyon talep etmiş ve Hoover Moratoryumu'ndan yararlanarak 1933 yılında Fransa başta olmak üzere alacaklılarla yeni bir Paris Borçlar Sözleşmesi imzalamıştır.

Türkiye'nin 1928 yılında belirlenen ödeme planına uyamayarak yeni bir düzenleme talep etmesinde etkili olan temel gelişme aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: 1929 Dünya Ekonomik Bunalımı’nın yarattığı küresel kriz

Cevap

Türkiye'nin dış borçlar konusunda 1933 yılında yeni bir düzenleme yapmasında etkili olan temel gelişme 1929 Dünya Ekonomik Bunalımı'dır.
Türkiye, 1928 Paris Borçlar Sözleşmesi ile ödeme takvimini netleştirmişti. Ancak 1929'da başlayan Dünya Ekonomik Bunalımı (Kara Perşembe), Türkiye'nin dış ticaretini olumsuz etkileyerek ödemeleri zorlaştırdı. ABD Başkanı Hoover'ın 1931'de yayınladığı borç erteleme çağrısı (Hoover Moratoryumu) doğrultusunda Türkiye, en büyük alacaklısı olan Fransa ile tekrar masaya oturmuş ve 1933'te borçların miktarının azaltılıp Türk lirası üzerinden ödenmesini sağlayan yeni bir sözleşme imzalamıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Borçların kökenini analiz et.
Lozan'da Osmanlı borçları halef devletlere paylaştırılmış, Türkiye en büyük payı almıştır.
Türkiye'nin borç yükümlülüğünün sınırlarını belirlemek için.
2
Ödeme takvimindeki kırılmayı belirle.
1928'deki taksitlendirme anlaşması, 1929 Dünya Ekonomik Bunalımı sebebiyle aksamıştır.
Krizin Türkiye'nin döviz rezervleri ve ihracat kapasitesi üzerindeki etkisini anlamak için.
3
Uluslararası çözüm mekanizmasını tespit et.
ABD Başkanı Hoover'ın borç erteleme teklifi (Hoover Moratoryumu) Türkiye için hukuki dayanak olmuştur.
1933 Paris Borçlar Sözleşmesi'ne giden diplomatik yolu doğrulamak için.

Anahtar Kavram

Dış Borçlar ve 1929 Ekonomik Bunalımı İlişkisi

Daha Fazla Pratik

Osmanlı'dan kalan dış borçların son taksitinin hangi yıl ödendiğini ve borçların para birimi cinsinden (TL/Frank) değişimini inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 145Soru

1936 yılında Fransa'nın Suriye'deki manda yönetimini sonlandıracağını ilan etmesi üzerine Türkiye, Hatay meselesini Milletler Cemiyeti'ne taşımıştır. Bu süreçte cemiyet tarafından görevlendirilen komisyonun hazırladığı, Hatay'ın iç işlerinde bağımsız ancak dış işlerinde Suriye'ye bağlı bir 'ayrı varlık' olarak kabul edilmesini sağlayan rapor ile 1938'de kurulan Hatay Cumhuriyeti'nin ilk cumhurbaşkanı aşağıdakilerin hangisinde doğru eşleştirilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sandler Raporu - Tayfur Sökmen

Cevap

Hatay'ın ayrı bir siyasi varlık olarak kabul edilmesini sağlayan belge Sandler Raporu, 1938'de kurulan Hatay Cumhuriyeti'nin ilk cumhurbaşkanı ise Tayfur Sökmen'dir.
Doğru yanıt olan seçenek, Hatay'ın özerkliğini uluslararası zemine taşıyan Sandler Raporu ile 1938 yılında kurulan bağımsız Hatay Devleti'nin cumhurbaşkanı Tayfur Sökmen'i doğru bir şekilde bir araya getirmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Milletler Cemiyeti sürecindeki raporu belirle.
İsveçli temsilci Sandler tarafından hazırlanan rapor, Hatay'ın (İskenderun Sancağı) Suriye'den ayrı bir statüye sahip olmasını öngörmüştür.
Uluslararası hukukta Hatay'ın özerkliğinin dayanağını bulmak gerekir.
2
Bağımsız Hatay Cumhuriyeti'nin yönetim kadrosunu tespit et.
1938'de kurulan devletin Cumhurbaşkanı Tayfur Sökmen, Başbakanı Abdurrahman Melek, Meclis Başkanı ise Abdülgani Türkmen'dir.
Cumhurbaşkanlığı makamındaki ismi doğru teşhis etmek gerekir.

Anahtar Kavram

Hatay'ın Bağımsızlık Süreci ve Sandler Raporu
Tahmini Süre:50s
Soru 146Soru

1930'lu yıllarda gelişen revizyonist politikaların yarattığı küresel güvenlik kaygıları üzerine imzalanan 1936 Montrö Boğazlar Sözleşmesi, Lozan Antlaşması'ndaki Boğazlar rejimini köklü bir değişikliğe uğratmıştır. Buna göre, aşağıdakilerden hangisi Montrö Boğazlar Sözleşmesi'nin, Lozan Antlaşması'ndaki "egemenlik kısıtlamalarını" sona erdirdiğinin en güçlü kanıtıdır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Uluslararası Boğazlar Komisyonu'nun kaldırılarak tüm yetkilerin Türkiye'ye devredilmesi ve kıyı şeridinin silahlandırılmasına olanak tanınması

Cevap

Uluslararası Boğazlar Komisyonu'nun kaldırılarak tüm yetkilerin Türkiye'ye devredilmesi ve kıyı şeridinin silahlandırılmasına olanak tanınması, Türkiye'nin Boğazlar üzerindeki egemenlik haklarının Lozan'daki kısıtlamalardan kurtulup tam hale geldiğini kanıtlar.
Montrö Boğazlar Sözleşmesi ile Lozan'da kurulan ve Türkiye'nin egemenliğini kısıtlayan Uluslararası Boğazlar Komisyonu lağvedilerek tüm idari yetkiler Türk makamlarına devredilmiştir. Aynı zamanda Boğazlar'ın her iki yakasındaki askersiz kuşaklar kaldırılarak Türkiye'ye buralarda tahkimat yapma ve asker bulundurma hakkı verilmiştir. Bu iki gelişme, Türkiye'nin Boğazlar üzerindeki mutlak ve tam egemenliğinin tescilidir.

Adım Adım Çözüm

1
Lozan Antlaşması'ndaki Boğazlar rejiminin kısıtlamalarını analiz et
Lozan'da Boğazlar; başkanı Türk olan uluslararası bir komisyon tarafından yönetiliyor ve her iki yakada 15-20 km'lik alan askerden arındırılmış durumdaydı.
Tam egemenliğin önündeki en büyük engel, topraklarında yabancı denetimi (komisyon) ve askeri kısıtlama (askersiz bölge) olmasıdır.
2
Montrö Boğazlar Sözleşmesi ile gelen temel değişiklikleri incele
Komisyon kaldırılmış, yetkiler Türkiye'ye geçmiş ve Türkiye'nin Boğazlar'da asker bulundurma hakkı tanınmıştır.
1930'lu yıllardaki İtalya ve Almanya tehdidi, Türkiye'nin kendi güvenliğini sağlama talebinin kabul görmesini sağlamıştır.
3
Egemenlik kavramı ile seçenekleri karşılaştır
Uluslararası komisyonun kaldırılması 'idari tam egemenlik', kıyıların silahlandırılması ise 'askeri tam egemenlik' anlamına gelir.
Bu iki unsur Misak-ı Milli hedeflerine tam uyumun kanıtıdır.

Anahtar Kavram

Montrö Boğazlar Sözleşmesi ve Tam Egemenlik
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 147Soru

1930'lu yılların ikinci yarısında İtalya’nın Habeşistan’ı işgali ve Akdeniz çevresindeki yayılmacı politikaları sonucu ortaya çıkan güvenlik endişeleri, Türkiye’nin öncülüğünde bölgesel bir iş birliği girişimine dönüşmüştür. Bu doğrultuda 1937 yılında imzalanan Sadabat Paktı ile ilgili aşağıdaki değerlendirmelerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Balkan Antantı’nın bir devamı niteliğinde olan bu ittifak; Yunanistan ve Romanya’nın da katılımıyla Doğu Akdeniz’de ortak bir savunma gücü oluşturmuştur.

Cevap

Paktın Balkan Antantı'nın bir devamı olduğu ve Yunanistan ile Romanya'yı kapsadığı yönündeki ifade yanlıştır.
Sadabat Paktı, Türkiye'nin doğu sınırlarını güvence altına almak için Orta Doğu ülkeleri (İran, Irak, Afganistan) ile kurduğu bir iş birliğidir. Balkan Antantı ise batı sınırlarını korumak için Yunanistan, Yugoslavya ve Romanya ile kurulmuştur. Bu iki oluşumun üyeleri ve coğrafi odakları tamamen farklıdır; dolayısıyla paktın Balkan devletlerini kapsadığı bilgisi hatalıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Sadabat Paktı'nın üyelerini belirle.
Türkiye, İran, Irak ve Afganistan.
İttifakın kapsamını netleştirmek için üye devletleri bilmek gerekir.
2
Paktın kuruluş amacını ve dış tehdit odağını analiz et.
İtalya'nın Habeşistan'ı işgali ve yayılmacı politikası.
Uluslararası ilişkilerdeki motivasyonu anlamak hatalı seçenekleri elemeyi sağlar.
3
Dışarıda kalan bölge devletini ve nedenini hatırla.
Suriye (Hatay sorunu nedeniyle).
Bölgesel katılımın neden tam olmadığını belirlemek KPSS sorularında sıkça istenir.
4
Sadabat Paktı ile Balkan Antantı arasındaki farkı ayırt et.
Balkan Antantı Batı sınırlarını, Sadabat Paktı ise Doğu sınırlarını korumaya yöneliktir.
İki farklı bölgesel paktın üye ve amaçlarının karıştırılmaması gerekir.

Anahtar Kavram

Sadabat Paktı'nın üyeleri ve kuruluş amacı

Daha Fazla Pratik

Balkan Antantı ve Sadabat Paktı üyelerini 'TAYY' ve 'TİA' (veya 'ATİİ') kodlamalarıyla çalışmak üye karmaşasını önleyecektir.
Tahmini Süre:50s
Soru 148Soru

Lozan Antlaşması’nda çözümü ikili görüşmelere bırakılan Musul Sorunu; tarafların uzlaşamaması, Milletler Cemiyeti’nin 'Brüksel Hattı' önerisi ve Türkiye’de çıkan Şeyh Sait İsyanı gibi faktörlerin etkisiyle 1926 Ankara Antlaşması ile sonuçlanmıştır.

Bu bilgilere dayanarak 1926 Ankara Antlaşması ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Musul ve Kerkük’ün İngiliz mandasındaki Irak’a bırakılması karşılığında, Türkiye’ye bölge petrol gelirlerinden 25 yıl süreyle %10 pay verilmesi kabul edilmiştir.

Cevap

1926 Ankara Antlaşması ile Musul ve Kerkük İngiliz mandasındaki Irak'a bırakılmış, karşılığında petrol gelirlerinden pay alınmıştır.
1926 Ankara Antlaşması'nın en temel sonucu, Türkiye-Irak sınırının Brüksel Hattı esas alınarak çizilmesi, Musul'un Irak'a bırakılması ve Türkiye'ye bölge petrol gelirlerinden 25 yıl boyunca %10 pay verilmesidir.

Adım Adım Çözüm

1
Musul Sorunu'nun Milletler Cemiyeti sürecini analiz etme
Cemiyet, 'Brüksel Hattı' denilen bir sınır çizerek bölgeyi Irak'a bırakma eğilimi göstermiştir.
Sorun ikili görüşmelerle çözülemeyince uluslararası hakemliğe başvurulmuştur.
2
İç gelişmelerin dış politikaya etkisini değerlendirme
Şeyh Sait İsyanı'nın bastırılması sürecinde Türkiye askeri gücünü içe kaydırmış, bu da diplomaside taviz verilmesine neden olmuştur.
İçerideki istikrarsızlık, dış tehditlere karşı caydırıcılığı azaltmıştır.
3
Antlaşmanın madde içeriğini doğrulama
5 Haziran 1926 Ankara Antlaşması ile Musul Misak-ı Millî dışında kalmış, 25 yıllık petrol payı karşılığında sınır kesinleşmiştir.
Siyasi kayba karşılık sembolik bir ekonomik kazanım elde edilmiştir.

Anahtar Kavram

Musul Sorunu'nun 1926 Ankara Antlaşması ile Misak-ı Millî'den taviz verilerek çözüme kavuşturulması.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 149Soru

Atatürk Dönemi'nde Türkiye Cumhuriyeti, Osmanlı Devleti'nden kalan borçların tasfiyesi sürecinde en büyük alacaklı konumundaki Fransa ile ciddi görüşmeler yürütmüştür. 19291929 Dünya Ekonomik Bunalımı sonrası borç ödemelerini gerçekleştirmekte zorlanan Türkiye'nin, borçların yeniden yapılandırılmasında ve taksitlerin hafifletilmesinde bir "dayanak noktası" olarak kullandığı uluslararası belge veya gelişme aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hoover Moratoryumu

Cevap

Türkiye'nin borç ödemelerinde zorlandığı dönemde yararlandığı gelişme Hoover Moratoryumu'dur.
Hoover Moratoryumu, 19311931 yılında ABD Başkanı tarafından yayımlanmış ve dünya genelinde devletlerin birbirine olan borçlarının bir yıl süreyle ertelenmesini öngörmüştür. Türkiye, bu moratoryumu dayanak göstererek Fransa ile masaya oturmuş, bu süreç sonunda borçlar yeniden taksitlendirilmiş ve Fransız Frangı üzerinden ödeme planına bağlanmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Dış borçlar sorununun temelini ve en büyük alacaklıyı belirle.
Osmanlı'dan kalan borçlar Lozan'da paylaştırılmış ve en büyük pay Fransa'ya verilmiştir.
Sorunun hangi devletle ve hangi zeminde (ekonomi) yaşandığını anlamak için.
2
19291929 Dünya Ekonomik Bunalımı'nın etkisini analiz et.
Bunalım nedeniyle Türkiye'nin ödeme gücü azalmış, mevcut 19281928 ödeme planı uygulanamaz hale gelmiştir.
Yeniden yapılandırma ihtiyacının neden doğduğunu saptamak için.
3
Uluslararası borç erteleme girişimini saptar.
ABD Başkanı Hoover'ın 19311931 yılında yayımladığı moratoryum, devletlerarası borç ödemelerinin bir yıl ertelenmesini sağlamıştır.
Türkiye'nin hukuki dayanak olarak kullandığı uluslararası belgeyi bulmak için.

Anahtar Kavram

Hoover Moratoryumu ve 1933 Paris Borçlar Sözleşmesi
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 150Soru

19361936 yılında Fransa'nın Suriye üzerindeki manda yönetimini sona erdirme kararı almasıyla başlayan süreçte, Hatay Sorunu'nun Milletler Cemiyeti'ne taşınması sonucunda hazırlanan ve Hatay'ın iç işlerinde bağımsız, dış işlerinde Suriye'ye bağlı "ayrı bir varlık" (entite) olarak kabul edilmesini sağlayan belge aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sandler Raporu

Cevap

Sandler Raporu, Hatay'ın iç işlerinde bağımsız bir statü kazanmasını sağlayan diplomatik belgedir.
Doğru seçenek olan Sandler Raporu, Milletler Cemiyeti tarafından görevlendirilen Sandler'in hazırladığı ve Hatay'ın Suriye'den ayrı bir siyasi yapı (Sancak statüsü) kazanmasını sağlayan temel belgedir.

Adım Adım Çözüm

1
Sürecin başlangıcını analiz etmek.
Fransa'nın Suriye'den çekilmesiyle Hatay'ın geleceği belirsizleşmiş, Türkiye konuyu Milletler Cemiyeti'ne taşımıştır.
Sorunun uluslararası hukuk zemininde çözülmesi için yetkili merciye başvurulmuştur.
2
Görevlendirilen heyetin çalışmasını belirlemek.
Milletler Cemiyeti, İsveçli temsilci Sandler'i bölgeye inceleme yapması için göndermiştir.
Tarafsız bir gözlem neticesinde çözüm önerisi geliştirilmesi hedeflenmiştir.
3
Raporun içeriğini ve sonucunu değerlendirmek.
Hatay, iç işlerinde serbest fakat Suriye'ye bağlı bir birim olarak tanımlanmıştır.
Bu rapor, Hatay'ın daha sonra bağımsız bir devlet olmasının ve Türkiye'ye katılmasının diplomatik altyapısını oluşturmuştur.

Anahtar Kavram

Hatay Sorunu ve Diplomatik Çözüm Süreci

İpuçları

1
Bu rapor, Milletler Cemiyeti tarafından görevlendirilen bir temsilcinin soyadıyla anılmaktadır.
2
Raporda Hatay için 'Ayrı bir varlık' (Entite) ifadesi kullanılmıştır.

Daha Fazla Pratik

Hatay Cumhuriyeti'nin ilk Cumhurbaşkanı ve Başbakanı gibi isimleri tekrar ederek konuyu pekiştirebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 151Soru

1930'lu yılların başından itibaren Avrupa'da hız kazanan silahlanma yarışı ve yayılmacı emeller, Balkan devletlerini sınır güvenliklerini korumak adına ortak hareket etmeye yöneltmiştir. Bu doğrultuda Türkiye, Yunanistan, Yugoslavya ve Romanya bir araya gelerek 1934 yılında Balkan Antantı'nı imzalamışlardır.

Buna göre, bölgesel bir güç birliği olan bu ittifaka Bulgaristan'ın dahil olmamasının temel gerekçesi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Eski sınırlarına geri dönmek istemesi ve mevcut statükoyu değiştirmeye yönelik revizyonist bir politika izlemesi

Cevap

Bulgaristan'ın revizyonist (yayılmacı) bir politika izleyerek eski sınırlarına dönmek istemesi
Balkan Antantı'nın temel amacı, 1930'lu yıllarda Almanya ve İtalya'nın Balkanlar üzerindeki yayılmacı emellerine karşı sınırları korumaktır. Bulgaristan ise özellikle II. Balkan Savaşı ve I. Dünya Savaşı'ndan sonra komşularıyla sınır sorunları yaşayan ve kaybettiği toprakları geri almayı hedefleyen revizyonist bir devlet olduğu için bu ittifaka dahil olmamıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Balkan Antantı'na katılan devletleri belirle
Türkiye, Yunanistan, Yugoslavya ve Romanya (TAYYARE mnemonic: T-Y-Y-R)
Katılmayan devletleri ve nedenlerini ayırt etmek için üyeleri bilmek gerekir.
2
Bulgaristan'ın dış politika hedeflerini analiz et
Bulgaristan, II. Balkan Savaşı'nda kaybettiği toprakları geri almak istemektedir (Revizyonizm).
Antantın amacı mevcut sınırları korumak (statüko) olduğundan, sınırları değiştirmek isteyen devletler paktın dışında kalmıştır.

Anahtar Kavram

Balkan Antantı ve Revizyonizm (Bulgaristan Örneği)
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 152Soru

Osmanlı Devleti’nden devralınan dış borçların tasfiyesi sürecinde, 1929 yılında başlayan küresel ekonomik kriz Türkiye’nin ödeme dengesini ciddi şekilde sarsmıştır. Bu zorlu süreçte Türkiye’nin, borç ödemelerini erteleme ve yeniden yapılandırma taleplerine uluslararası hukuk zemininde meşruiyet kazandıran gelişme aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hoover Moratoryumu

Cevap

Türkiye'nin borç ödemelerini erteleme talebine uluslararası meşruiyet sağlayan gelişme Hoover Moratoryumu'dur.
Doğru seçenek olan Hoover Moratoryumu, 1929 ekonomik krizi sonrasında devletlerin birbirine olan savaş borçlarını bir yıl süreyle askıya almasını sağlamıştır. Türkiye, bu durumu emsal göstererek en büyük alacaklısı olan Fransa ile masaya oturmuş ve 1933 yılında borçlarda ciddi bir indirim ile yeni bir taksitlendirme elde etmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Krizin etkisini analiz etme
1929 Dünya Ekonomik Bunalımı'nın Türkiye'nin dış ticaretini ve ödeme kapasitesini olumsuz etkilediği belirlenir.
Borç krizinin nedenini anlamak için ekonomik bağlamın kurulması gerekir.
2
Uluslararası diplomatik dayanağı teşhis etme
ABD Başkanı Hoover'ın 1931 yılında borç ödemelerinin askıya alınmasına dair önerisi (Hoover Moratoryumu) tespit edilir.
Türkiye'nin borç ödemelerini durdururken hangi küresel kararı referans aldığını bulmak sorunun cevabıdır.
3
Sonucu değerlendirme
Hoover Moratoryumu sonrası 1933 yılında Fransa ile Paris'te yeni bir ödeme planı imzalanmıştır.
Diplomatik sürecin nasıl sonuçlandığını teyit etmek doğruluğu pekiştirir.

Anahtar Kavram

Hoover Moratoryumu'nun Türk dış borçlar politikasına etkisi
Soru 153Soru

Musul Sorunu'nun çözümü için toplanan Haliç Konferansı'ndan sonuç alınamaması üzerine konu Milletler Cemiyetine taşınmıştır. Cemiyetin tayin ettiği komisyonun hazırladığı rapor doğrultusunda 55 Haziran 19261926 tarihinde imzalanan Ankara Antlaşması ile Musul, Irak'a bırakılmış; Türkiye'ye ise bölgedeki petrol gelirlerinin %10\%10'u 2525 yıl süreyle verilmiştir.

Türkiye'nin, Milletler Cemiyeti tarafından belirlenen "Brüksel Hattı"nı sınır olarak kabul edip Musul'daki haklarından feragat etmesinde etkili olan en temel gelişme aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Şeyh Sait İsyanı nedeniyle iç güvenliği sağlama önceliğinin diplomasiyi kısıtlaması

Cevap

Türkiye'nin Musul üzerindeki haklarından vazgeçerek 1926 Ankara Antlaşması'nı imzalamasında etkili olan temel gelişme Şeyh Sait İsyanı'nın yarattığı iç güvenlik sorunudur.
Şeyh Sait İsyanı, Türkiye Cumhuriyeti'nin Musul konusunda İngiltere'ye karşı askeri bir harekat düzenleme ihtimalini ortadan kaldırmıştır. Ordunun isyanı bastırmakla meşgul olması ve bölgedeki otorite boşluğu, Türkiye'yi Milletler Cemiyeti'nin İngiltere lehine belirlediği sınırları (Brüksel Hattı) kabul etmeye zorlamıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Musul Sorunu'nun uluslararası boyutunu değerlendir.
Lozan'da çözülemeyen sorun Milletler Cemiyetine gitmiş, cemiyet 'Brüksel Hattı' ile Musul'un Irak'a bırakılmasını savunmuştur.
İngiltere'nin cemiyet üzerindeki etkisi Türkiye'nin diplomatik seçeneklerini daraltmıştır.
2
Dönemin iç siyasi gelişmelerini incele.
Şeyh Sait İsyanı patlak vermiş, ordu ve devlet kaynakları bu isyanı bastırmaya yoğunlaşmıştır.
Bir devletin dış politikadaki başarısı, iç politikasındaki istikrar ve gücüyle doğrudan ilişkilidir.
3
İç gelişmenin dış politikaya etkisini sentezle.
İsyan nedeniyle askeri müdahale seçeneği zayıflayan Türkiye, İngiltere ile masaya oturarak Musul'un kaybını kabul eden antlaşmayı imzalamıştır.
İçerideki istikrarsızlık dışarıda taviz verilmesine zorunlu kılmıştır.

Anahtar Kavram

İç politikadaki gelişmelerin dış politikayı doğrudan etkilemesi (Şeyh Sait İsyanı - Musul Sorunu ilişkisi).
Soru 154Soru

1934 yılında Atina'da imzalanan Balkan Antantı, katılımcı devletlerin sınırlarını karşılıklı olarak garanti altına almalarını ve birbirlerine danışmadan diğer Balkan devletleriyle siyasi bir harekete girişmemelerini öngörmüştür. Ancak Balkanlar'da yer almasına rağmen bazı devletler bu paktın dışında kalmıştır. Buna göre, Balkan Antantı'nın bölgedeki tüm devletleri kapsayamamasının ve savunma gücünün sınırlı kalmasının temel sebebi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bulgaristan’ın mevcut statükoyu bozmaya yönelik revizyonist bir tutum sergilemesi

Cevap

Bulgaristan’ın mevcut statükoyu bozmaya yönelik revizyonist bir tutum sergilemesi
Bulgaristan, Birinci Dünya Savaşı sonrasında imzalanan Neuilly Antlaşması ile kaybettiği toprakları geri alma ve Ege Denizi'ne ulaşma emelleri taşıdığı için mevcut sınırları korumayı hedefleyen Balkan Antantı'na katılmayı reddetmiştir. Bu durum, paktın tüm Balkanları kapsamasını engellemiş ve savunma gücünü zayıflatmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Balkan Antantı'na katılan devletleri belirle
Türkiye, Yunanistan, Yugoslavya ve Romanya (TAYYARE mnemonic)
Paktın kimler arasında kurulduğunu bilmek, kimlerin dışarıda kaldığını anlamayı sağlar.
2
Bulgaristan'ın pakta katılmama gerekçesini analiz et
Bulgaristan, Neuilly Antlaşması ile kaybettiği toprakları (özellikle Ege'ye çıkış) geri almak istediği için statükoyu korumayı amaçlayan bu pakta karşı durmuştur.
Revizyonist politikalar, sınırların korunmasını öngören ittifaklarla çelişir.

Anahtar Kavram

Revizyonist ve Anti-revizyonist Devletler

Daha Fazla Pratik

Balkan Antantı ile Sadabat Paktı arasındaki katılımcı ve amaç farklarını bir tablo üzerinde karşılaştırarak çalışabilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 155Soru

1936 yılında imzalanan Montrö Boğazlar Sözleşmesi’nde, Karadeniz’e kıyıdaş (kıyısı olan) olmayan devletlerin savaş gemilerinin Boğazlardan geçişine ve Karadeniz’de kalış sürelerine (tonaj ve 2121 gün sınırı gibi) belirli kısıtlamalar getirilmiştir.

Türkiye’nin talebi doğrultusunda sözleşmeye eklenen bu hükümlerin temel gerekçesi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Karadeniz’in güvenliğini korumak ve bölgeyi büyük güçlerin askeri rekabet alanından uzak tutmak

Cevap

Karadeniz'in güvenliğini korumak ve bölgeyi büyük güçlerin askeri rekabet alanından uzak tutmak
Montrö Boğazlar Sözleşmesi, Türkiye'ye Boğazlar üzerinde tam egemenlik verirken aynı zamanda Karadeniz'in güvenliğini de düzenlemiştir. Kıyıdaş olmayan devletlerin savaş gemilerine getirilen tonaj ve süre kısıtlamaları, bölge dışı büyük güçlerin Karadeniz'de kalıcı bir donanma bulundurmasını ve burayı bir çatışma alanına çevirmesini engellemeyi amaçlar. Bu durum Türkiye'nin 'Yurtta Sulh, Cihanda Sulh' ilkesiyle ve kuzey sınırlarının güvenliğini sağlama politikasıyla doğrudan örtüşür.

Adım Adım Çözüm

1
Sözleşme maddesini analiz etme
Karadeniz'e kıyısı olmayan devletlerin savaş gemilerine tonaj (30.00030.000 - 45.00045.000 ton) ve süre (2121 gün) sınırı getirildiği görülür.
Bu sınırlama, Karadeniz'e yabancı bir donanmanın yığılmasını teknik olarak engeller.
2
Türkiye'nin jeopolitik hedefini belirleme
Türkiye, Boğazlar üzerindeki kontrolü sayesinde Karadeniz'i bir 'barış denizi' olarak tutmayı amaçlamıştır.
Bölge dışı güçlerin (İngiltere, ABD vb.) donanmalarının Karadeniz'e serbestçe girmesi, bölge dengelerini bozar ve savaşı Türkiye'nin kapısına getirebilir.
3
Seçenekleri karşılaştırma
Egemenlik haklarının pekiştirilmesi ve bölgesel güvenlik odaklı olan seçeneğe ulaşılır.
Montrö, sadece Türkiye'nin egemenliğini değil, Karadeniz'in istikrarını da garanti altına alan diplomatik bir başarıdır.

Anahtar Kavram

Montrö Boğazlar Sözleşmesi'nin Güvenlik Rejimi

İpuçları

1
Montrö'de kısıtlamalar tüm devletler için aynı değildir; 'kıyıdaş olan' ve 'olmayan' ayrımı vardır.
2
Karadeniz'e yabancı bir donanmanın yerleşmesi Türkiye'nin kuzey sınırları için ne anlam ifade eder?
3
Savaş gemilerinin tonajına sınır getirmek, bölgeyi büyük devletlerin güç gösterisi alanı olmaktan çıkarmayı sağlar.

Daha Fazla Pratik

Montrö Boğazlar Sözleşmesi ile Lozan Boğazlar Sözleşmesi'ni 'egemenlik' ve 'güvenlik' kriterleri üzerinden karşılaştıran bir tablo hazırlayınız.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 156Soru

Lozan Barış Antlaşması'na ek olarak 30 Ocak 1923 tarihinde imzalanan "Türk ve Yunan Nüfus Mübadelesine İlişkin Sözleşme ve Protokol" sonrasında, iki ülke arasında uzun yıllar devam eden "etabli" (yerleşik) sorunu ortaya çıkmıştır.

Bu sorunun temelini oluşturan anlaşmazlık konusu aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İstanbul'da yaşayan Rumlardan hangilerinin yerleşik sayılacağı konusundaki hukuki yorum farkı

Cevap

İstanbul'da yaşayan Rumlardan hangilerinin yerleşik (etabli) sayılacağı konusundaki görüş ayrılığıdır.
Doğru yanıt olan seçenek, sorunun özünü yani İstanbul'daki Rum nüfusun hangilerinin yerleşik (etabli) sayılacağına dair yaşanan tanım krizini ifade etmektedir. Türkiye Cumhuriyeti, belediye kayıtlarını ve 1918 tarihini baz alarak hukuki bir sınır çizmek isterken, Yunanistan daha geniş bir nüfusun İstanbul'da kalmasını amaçlayarak bu kriterlere karşı çıkmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Etabli kavramının kapsamını belirle.
Lozan'a göre İstanbul Rumları ile Batı Trakya Türkleri mübadele dışı (etabli) bırakılmıştır.
Sorunun kaynağını anlamak için hangi bölgelerin muaf tutulduğunu bilmek gerekir.
2
Anlaşmazlığın nedenini analiz et.
Yunanistan, İstanbul'da bulunan her Rum'un 'yerleşik' sayılmasını isterken; Türkiye, Mondros Ateşkesi (30 Ekim 1918) öncesi yerleşim şartını savunmuştur.
İki ülkenin nüfus dengesini kendi lehine çevirme isteği diplomatik krize yol açmıştır.
3
Sorunun nasıl çözüldüğünü hatırla.
10 Haziran 1930 Ankara Antlaşması ile yerleşme tarihlerine bakılmaksızın İstanbul Rumları ve Batı Trakya Türklerinin tamamı 'etabli' sayılmıştır.
Sorunun sonucunu bilmek, başlangıçtaki anlaşmazlık konusunu teyit etmeyi sağlar.

Anahtar Kavram

Nüfus Mübadelesi ve Etabli Sorunu

İpuçları

1
Lozan'da bazı bölgelerin nüfusu değişimden muaf tutulmuştu; sorun bu muafiyetin sınırlarıyla ilgilidir.
2
Türkiye ile Yunanistan arasındaki temel kavga, İstanbul'daki Rum nüfusun hangi tarihten itibaren orada bulunması gerektiği üzerineydi.
3
Etabli (yerleşik) terimi, özellikle İstanbul Rumları ve Batı Trakya Türklerinin statüsünü belirlemek için kullanılmıştır.

Daha Fazla Pratik

1930 Ahali Sözleşmesi'nin Türk-Yunan ilişkilerinde başlattığı dostluk dönemini (Venizelos'un ziyareti ve Atatürk'ü Nobel'e aday göstermesi) inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 157Soru

1930'lu yıllarda İtalya'nın Habeşistan'ı işgali ve Almanya'nın Ren bölgesine asker çıkarması gibi revizyonist hareketler, Türkiye'nin Boğazlar Rejimi'ni yeniden gündeme getirmesine neden olmuştur. 1936 yılında imzalanan Montrö Boğazlar Sözleşmesi ile elde edilen aşağıdaki kazanımlardan hangisi, Lozan Antlaşması'nda yer alan ve Türkiye'nin iç işlerine müdahale niteliği taşıyan "uluslararası denetim" mekanizmasına son verildiğinin doğrudan göstergesidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Uluslararası Boğazlar Komisyonu’nun tüm görev ve yetkilerinin Türk devletine devredilmesi

Cevap

Uluslararası Boğazlar Komisyonu'nun kaldırılması ve yetkilerinin Türk devletine devredilmesi Türkiye'nin tam egemenliğini sağlamıştır.
Montrö Boğazlar Sözleşmesi ile Lozan Antlaşması'ndaki en büyük kısıtlama olan 'Uluslararası Boğazlar Komisyonu' kaldırılmıştır. Bu komisyonun kaldırılması ve yetkilerinin doğrudan Türkiye Cumhuriyeti'ne geçmesi, Boğazlar üzerinde başka hiçbir devletin veya uluslararası kurulun söz hakkı kalmadığını, yani tam egemenliğin sağlandığını kanıtlar.

Adım Adım Çözüm

1
Lozan'daki kısıtlamaları belirle
Lozan'da Boğazlar; başkanı Türk olan ancak uluslararası bir komisyon tarafından yönetiliyor ve askerden arındırılmış durumdaydı.
Kazanımların değerini anlamak için önceki statünün bilinmesi gerekir.
2
1930'lardaki gelişmeleri analiz et
İtalya ve Almanya'nın saldırgan politikaları (Revizyonizm) dünya barışını tehdit etmiştir.
Türkiye'nin sözleşmeyi değiştirmek için sunduğu haklı gerekçeyi oluşturur.
3
Montrö'nün temel kazanımını seç
Montrö ile Komisyon kaldırılmış ve Boğazlar'ın yönetimi kayıtsız şartsız Türkiye'ye geçmiştir.
Siyasi egemenliği kısıtlayan en temel engel bu uluslararası denetim kuruluydu.

Anahtar Kavram

Montrö Boğazlar Sözleşmesi ve Tam Egemenlik

Daha Fazla Pratik

Boğazlar Komisyonu'nun kaldırılmasının Türkiye'nin Doğu Akdeniz ve Karadeniz'deki stratejik önemini nasıl artırdığını araştırınız.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 158Soru

Lozan Antlaşması'nda çözümü sonraya bırakılan Musul Sorunu sürecinde; Haliç Konferansı'nın tıkanması üzerine konu Milletler Cemiyeti'ne taşınmış, Cemiyet bünyesinde oluşturulan komisyon 'Brüksel Hattı'nı belirlemiş ve Lahey Adalet Divanı'ndan görüş alınmıştır. Şeyh Sait İsyanı'nın da etkisiyle 5 Haziran 1926'da imzalanan Ankara Antlaşması ile sorun karara bağlanmıştır.

Bu antlaşmanın maddeleri ve sonuçları ile ilgili olarak aşağıda verilen ifadelerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bölgedeki Türkmenlerin kültürel haklarının korunması amacıyla Musul ve Kerkük'te özerk bir Türk idaresi kurulması kararlaştırılmıştır.

Cevap

Musul ve Kerkük'te özerk bir Türk idaresi kurulması kararlaştırılmıştır ifadesi yanlıştır çünkü 1926 Ankara Antlaşması'nda böyle bir hüküm bulunmamaktadır.
Doğru yanıt olan seçenek, 1926 Ankara Antlaşması'nda yer almayan bir hükmü içermektedir. Antlaşma ile Musul ve Kerkük tamamen Irak'a (İngiliz mandasına) bırakılmış, bölgedeki Türk nüfusu için herhangi bir özerk idari yapı veya siyasi garantörlük maddesi eklenmemiştir. Bu durum, genellikle Hatay için geçerli olan 'özel yönetim' statüsü ile karıştırılan bir bilgi hatasıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Musul Sorunu'nun diplomatik safhalarını analiz etmek
Haliç Konferansı'nın başarısızlığı sonrası konunun Milletler Cemiyeti'ne gitmesi ve Brüksel Hattı'nın belirlenmesi.
Sorunun çözüm sürecindeki uluslararası aktörleri ve teknik sınır çizgilerini anlamak için.
2
İç politik gelişmelerin dış politikaya etkisini değerlendirmek
Şeyh Sait İsyanı'nın Türkiye'nin askeri ve diplomatik gücünü zayıflatarak İngiltere lehine bir uzlaşmaya zorlaması.
Türkiye'nin neden Misak-ı Milli'den taviz vermek zorunda kaldığını açıklamak için.
3
1926 Ankara Antlaşması'nın spesifik maddelerini incelemek
Sınırın Brüksel Hattı olması ve 25 yıl süreyle %10 petrol payı (veya 500 bin sterlin feragat seçeneği) hükümlerinin tespiti.
Antlaşmanın somut kazanım ve kayıplarını netleştirmek için.
4
Yanlış olan özerklik iddiasını elemek
Antlaşmada Türkmenlere yönelik bir özerklik maddesinin bulunmadığının, bu durumun 1921 Ankara Antlaşması'ndaki Hatay statüsü ile karıştırıldığının belirlenmesi.
Seçenekler arasındaki kavram yanılgısını tespit etmek için.

Anahtar Kavram

1926 Ankara Antlaşması Hükümleri
Soru 159Soru

1923 Nüfus Mübadelesi Sözleşmesi'nde geçen "etabli" (yerleşik) kavramının kapsamı konusundaki uyuşmazlık, 1930 yılında imzalanan Ankara Antlaşması ile "İstanbul'daki Rumlar ve Batı Trakya'daki Türklerin, bölgeye geliş tarihlerine bakılmaksızın yerleşik sayılması" kararıyla çözülmüştür. Bu çözümün Türk-Yunan ilişkilerindeki gerginliği bitirmesinin ardından, bölgesel güvenliği sağlamak amacıyla atılan en somut adım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Balkan Antantı'nın imzalanması

Cevap

Balkan Antantı'nın imzalanması
1930 Ankara (Ahali) Antlaşması ile "etabli" sorununun çözülmesi, Türk-Yunan ilişkilerinde 1954 yılına kadar sürecek olan bir dostluk dönemi başlatmıştır. Bu diplomatik yakınlaşma, İtalya ve Almanya'nın yayılmacı politikalarına karşı 1934 yılında Türkiye, Yunanistan, Yugoslavya ve Romanya arasında Balkan Antantı'nın kurulmasına zemin hazırlamıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Etabli uyuşmazlığının içeriğini analiz etme
Sorunun temelinde yerleşiklik (etabli) kriterinin yorumlanması yattığı ve 1930 Ankara Antlaşması ile çözüldüğü saptanır.
Çözümün temelini anlamak, sonucun hangi ülkelerle ilgili olacağını belirler.
2
Çözümün Türk-Yunan ilişkilerine etkisini değerlendirme
Lozan'dan kalan en büyük sorunun hallolmasıyla iki ülke arasında dostluk dönemi başladığı anlaşılır.
Dış politikada sorunların çözülmesi ittifakların zeminini hazırlar.
3
Diplomatik yakınlaşmanın sonucunu belirleme
1930'da başlayan dostluğun, 1934'te Yunanistan ile birlikte kurulan Balkan Antantı'na yol açtığı tespit edilir.
Türk-Yunan dostluğu Balkan coğrafyasındaki iş birliğinin temel şartıdır.

Anahtar Kavram

Nüfus Mübadelesi Sorununun Çözümü ve Balkan Antantı İlişkisi
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 160Soru

Atatürk Dönemi Türk dış politikasında, 1930’lu yılların ikinci yarısından itibaren Avrupa'da statükonun bozulması ve saldırgan politikaların artması üzerine Türkiye; hem Batı hem de Doğu sınırlarını korumak adına bölgesel güvenlik paktlarının kurulmasına öncülük etmiştir. Bu doğrultuda 1937 yılında Tahran’daki Sadabat Sarayı’nda imzalanan ve Orta Doğu’da bölgesel barış ve iş birliğini hedefleyen pakta katılan kurucu devletlerden biri aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Afganistan

Cevap

Sadabat Paktı'nın kurucu üyelerinden biri Afganistan'dır.
Sadabat Paktı; 8 Temmuz 1937 tarihinde Türkiye, İran, Irak ve Afganistan arasında, Orta Doğu'da barışı korumak ve İtalya'nın yayılmacı politikalarına karşı ortak bir duruş sergilemek amacıyla imzalanmıştır. Bu nedenle Afganistan, paktın kurucu üyelerinden biridir.

Adım Adım Çözüm

1
Dış politika bağlamını belirleme
1930'lu yıllarda İtalya'nın Habeşistan'ı işgali ve Akdeniz'deki yayılmacı politikalarının Orta Doğu için bir tehdit oluşturduğu saptandı.
Sadabat Paktı'nın kurulmasındaki temel dış etkeni anlamak, paktın amacını ve üyelerini belirlemek için gereklidir.
2
Pakt üyelerini listeleme
8 Temmuz 1937'de Tahran'da imzalanan paktın üyeleri Türkiye, İran, Irak ve Afganistan'dır.
Doğu sınırlarını korumaya yönelik bu bölgesel ittifaka katılan devletleri doğru hatırlamak sorunun çözümünü sağlar.
3
Seçenekleri karşılaştırma
Yunanistan, Yugoslavya ve Romanya'nın Balkan Antantı (1934) üyesi olduğu; Afganistan'ın ise Sadabat Paktı üyesi olduğu teyit edildi.
Türkiye'nin öncülük ettiği iki büyük bölgesel pakt arasındaki üye ayrımını yapmak hataları önler.

Anahtar Kavram

Sadabat Paktı Üyeleri ve Bölgesel Güvenlik

Daha Fazla Pratik

Türkiye'nin Batı sınırlarını korumaya yönelik Balkan Antantı'nın üyelerini 'TAYYARE' (Türkiye, Arasız, Yunanistan, Yugoslavya, Romanya, Eksik) koduyla hatırlayabilirsiniz.
Tahmini Süre:50s
ÖncekiSayfa 8 / 30Sonraki
Atatürk Dönemi Türk Dış Politikası — KPSS Genel Yetenek - Genel Kültür — Sayfa 8 | Examkin