Atatürk İlke ve İnkılapları

688 soru

Soru 561Soru

Atatürk milliyetçiliği; toplumu din veya ırk temelinde değil, ortak bir kültür, dil ve amaç etrafında birleştirmeyi esas alan bir anlayıştır. Ayrıca 'tam bağımsızlık' ilkesi gereği siyasi, ekonomik ve kültürel her alanda milli benliğin korunmasını şart koşar.

Buna göre, aşağıdaki inkılaplardan hangisinin Atatürk milliyetçiliğinin kültürel veya ekonomik bağımsızlığı sağlama amacına doğrudan hizmet ettiği söylenemez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Aşar vergisinin kaldırılarak köylünün üzerindeki ağır mali yükün ve toplumsal eşitsizliğin giderilmesi

Cevap

Aşar vergisinin kaldırılması, milliyetçilik ilkesinden ziyade halkın refahını ve toplumsal adaleti hedeflediği için Halkçılık ilkesi ile ilişkilidir.
Aşar vergisinin kaldırılması, Türk köylüsünü ekonomik olarak rahatlatmayı ve toplumsal refahı artırmayı hedefleyen bir 'Halkçılık' ilkesi örneğidir. Diğer seçeneklerdeki uygulamalar ise doğrudan milli kimlik, kültürel özgünlük veya ekonomik bağımsızlık (yabancı etkisini kırma) ile ilgili olduğu için Milliyetçilik kapsamındadır.

Adım Adım Çözüm

1
Milliyetçilik ilkesinin temel amaçlarını belirle
Bağımsızlık (siyasi, ekonomik, kültürel), milli birlik ve milli kimliğin korunması.
Soruda istenen 'kültürel veya ekonomik bağımsızlık' kriterini anlamak için gereklidir.
2
Seçeneklerdeki inkılapları bu amaçlarla karşılaştır
TDK ve TTK kültürel; Kabotaj ve Kapitülasyonların kaldırılması ekonomik bağımsızlık/millileşme ile ilgilidir.
Her inkılabın hangi amaca hizmet ettiğini analiz etmek doğru cevaba ulaştırır.
3
Aşar vergisinin amacını analiz et
Aşar vergisi, çiftçinin üzerindeki yükü azaltarak sosyal adaleti sağlamak için kaldırılmıştır. Bu bir 'sosyal devlet' ve 'Halkçılık' uygulamasıdır.
Halkçılık ve Milliyetçilik arasındaki ayrımı netleştirmek için kritiktir.

Anahtar Kavram

Atatürk İlkeleri Arasındaki Farklar (Milliyetçilik vs. Halkçılık)

İpuçları

1
Bir inkılabın Milliyetçilikle ilgili olması için 'milli', 'bağımsızlık', 'Türk' gibi kavramları güçlendirmesi gerekir.
2
Ekonomik bağımsızlık yabancıların ekonomideki hakimiyetini kırmaktır. Aşar vergisi ise devletin kendi vatandaşı olan çiftçiden aldığı bir vergiyle ilgilidir.
3
Aşar vergisinin kaldırılması doğrudan halkın refahı ve sınıfsal eşitlik (Halkçılık) ile ilgilidir, milli bağımsızlık savaşıyla değil.

Daha Fazla Pratik

Halkçılık ve Milliyetçilik ilkelerinin ortak noktası olan 'Milli Egemenlik' kavramını inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 562Soru

Cumhuriyet döneminde devletçilik ilkesinin uygulanmaya başlanmasıyla birlikte, sanayi tesislerinin kurulması ve işletilmesi için devlet eliyle büyük bir yatırım hamlesi başlatılmıştır. Özellikle I. Beş Yıllık Sanayi Planı kapsamındaki dokuma, kağıt ve kimya gibi alanlardaki fabrikaların finansmanını sağlamak ve bu tesisleri yönetmek amacıyla 1933 yılında özel bir kurum ihdas edilmiştir. Bu bilgiler doğrultusunda, Türkiye'nin sanayileşme sürecinde lokomotif görevi üstlenen ve sanayi yatırımlarını finanse eden bu banka aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sümerbank

Cevap

1933 yılında sanayi tesislerini finanse etmek ve işletmek amacıyla kurulan banka Sümerbank'tır.
Sümerbank, 1933 yılında Devletçilik ilkesi doğrultusunda, Birinci Beş Yıllık Sanayi Planı'nın uygulanmasını sağlamak ve kurulan fabrikaların finansmanını yürütmek amacıyla kurulmuştur. Dokuma, deri, kağıt gibi pek çok farklı sanayi kolunda faaliyet göstererek Türkiye'nin sanayi altyapısını oluşturmuştur.

Adım Adım Çözüm

1
Soruda verilen temel ekonomik hedefi belirle.
Hedef, I. Beş Yıllık Sanayi Planı kapsamındaki fabrikaların finansmanı ve yönetimidir.
Sorunun kökü sanayileşme ve finansman üzerine kurulmuştur.
2
Verilen tarih ve sektörel odak noktasıyla kurumları eşleştir.
1933 yılı ve 'sanayi' vurgusu bizi Sümerbank'a götürür.
Diğer bankaların kuruluş tarihleri ve uzmanlık alanları (maden, tarım, denizcilik) farklıdır.

Anahtar Kavram

Devletçilik dönemi sanayi finansmanı ve Sümerbank'ın rolü.

İpuçları

1
Bu banka özellikle dokuma ve tekstil fabrikalarıyla özdeşleşmiştir.
2
İsmi, Mezopotamya'daki eski bir uygarlıktan esinlenilerek Atatürk tarafından verilmiştir.
3
1933 yılında sanayi planını finanse etmek üzere kurulan kurumdur.

Daha Fazla Pratik

Etibank'ın kuruluş amacı ile Sümerbank'ı karşılaştıran bir tablo hazırlamak kavramları pekiştirecektir.
Tahmini Süre:45s
Soru 563Soru

Mustafa Kemal Atatürk bir konuşmasında; "İnsanlığın hepsini bir vücut ve her milleti bunun bir uzvu addetmek gerekir. Bir vücudun parmağının ucundaki acıdan diğer bütün azalar müteessir olur." demiştir.

Atatürk'ün bu sözü, Atatürkçü düşünce sistemini oluşturan aşağıdaki bütünleyici ilkelerden hangisi ile doğrudan ilgilidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İnsan ve İnsanlık Sevgisi

Cevap

İnsan ve İnsanlık Sevgisi
Atatürk'ün sözünde geçen 'her milletin bir vücudun uzvu (organı) olması' ve 'bir uzuvdaki acının diğerlerini etkilemesi' ifadesi, insanlığın ortak kaderini ve evrensel bir sevgiyi temsil eder. Bu durum, Atatürkçü düşünce sisteminde Milliyetçilik ilkesini tamamlayan 'İnsan ve İnsanlık Sevgisi' bütünleyici ilkesinin en net tanımıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Metindeki anahtar kavramı belirleme
Atatürk'ün milletleri bir vücudun parçası (organı) olarak görmesi, evrensel bir dayanışma mesajıdır.
Bu benzetme, bir ulusun yaşadığı sorunun tüm insanlığı etkileyeceği bilincini vurgular.
2
Kavramı ilkelerle eşleştirme
Evrensel dayanışma ve milletler arası barış vurgusu, 'İnsan ve İnsanlık Sevgisi' bütünleyici ilkesiyle örtüşür.
Bu ilke, Türk milliyetçiliğinin ırkçı olmadığını, insancıl ve barışçıl bir temele dayandığını gösterir.
3
Seçenekleri sınıflandırma
Halkçılık ve Milliyetçilik temel ilkelerdir; Milli Egemenlik ve Akılcılık ise farklı alanları bütünler.
Soru kökünde özellikle 'bütünleyici ilke' istendiği için temel ilkeler elenmelidir.

Anahtar Kavram

İnsan ve İnsanlık Sevgisi bütünleyici ilkesi, Milliyetçilik ve Halkçılık temel ilkelerinin evrensel boyutuyla doğrudan ilişkilidir.

İpuçları

1
Soruda verilen sözün evrensel bir nitelik taşıyıp taşımadığına dikkat edin.
2
Milletlerin birbirine bağlılığı ve birindeki acının diğerini etkilemesi 'evrensellik' ve 'barış' temalarını içerir.
3
Seçeneklerdeki 'temel ilkeler' (Milliyetçilik, Halkçılık vb.) ile 'bütünleyici ilkeler' (Milli Egemenlik, Akılcılık vb.) ayrımını yaparak sadece bütünleyici olanlara odaklanın.

Daha Fazla Pratik

Milliyetçilik ilkesinin diğer bütünleyici ilkesi olan 'Milli Birlik ve Beraberlik' ile arasındaki farkı kavramak için ilgili konuları tekrar edebilirsiniz.

Alternatif Yöntem

Bütünleyici ilkeler, temel ilkelerin daha özel veya pratik yansımalarıdır. Soru kökünde 'bütünleyici' kelimesini gördüğünüzde; Cumhuriyetçilik → Milli Egemenlik, Milliyetçilik → Milli Bağımsızlık / İnsan Sevgisi, Laiklik → Akılcılık eşleşmelerini hatırlayarak elemeye gidebilirsiniz.
Tahmini Süre:50s
Soru 564Soru

33 Mart 19241924 tarihinde kabul edilen yasalarla Halifelik kaldırılmış, Şer’iye ve Evkaf Vekâleti ile Erkân-ı Harbiye-i Umumiye Vekâleti lağvedilmiştir. Bu düzenlemelerin Türk devlet teşkilatındaki "yürütme" organı üzerindeki doğrudan etkisi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kabine yapısının siyasi niteliği belirginleştirilerek ordu ve din kurumlarının yürütme içerisindeki doğrudan temsiline son verilmesi

Cevap

Kabine yapısının siyasi niteliği belirginleştirilerek ordu ve din kurumlarının yürütme içerisindeki doğrudan temsiline son verilmesi
Doğru yanıt olan seçenek, 33 Mart 19241924'te Şer’iye ve Evkaf Vekâleti ile Erkân-ı Harbiye-i Umumiye Vekâleti'nin kaldırılmasının asıl siyasi sonucunu ifade eder. Bu vekâletlerin (bakanlıkların) kaldırılmasıyla, din adamlarının ve ordu mensuplarının bakan sıfatıyla hükümet içinde doğrudan yer alması ve siyasi karar alma süreçlerine dahil olması engellenmiştir. Böylece yürütme organı sivil ve laik bir kimlik kazanmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
33 Mart 19241924 yasalarının içeriğini ve hangi kurumların lağvedildiğini analiz edin.
Halifelik, Şer’iye ve Evkaf Vekâleti (Din İşleri Bakanlığı) ve Erkân-ı Harbiye-i Umumiye Vekâleti (Genelkurmay Bakanlığı) kaldırılmıştır.
Yürütme organı (kabine) içinde yer alan din ve ordu temsilciliklerinin tespit edilmesi gerekir.
2
Bu kurumların yürütme organı (İcra Vekilleri Heyeti) içindeki statüsünü değerlendirin.
Bu kurumların başındakiler bakan (vekil) sıfatıyla kabinede yer alıyor ve siyasi kararlara katılıyordu.
Kurumsal değişikliğin yönetim yapısındaki doğrudan etkisini anlamak için.
3
Düzenlemenin sonucunu sivil siyaset ve laiklik ilkeleri çerçevesinde yorumlayın.
Ordu ve dinin siyasetten ayrılması sağlanmış, yürütme organı tamamen sivil siyasetçilerden oluşan laik bir yapıya bürünmüştür.
Siyasi alanda yapılan inkılapların devlet teşkilatındaki temel amacını doğrulamak için.

Anahtar Kavram

Yürütme Organının Sivilleşmesi ve Laikleşmesi

İpuçları

1
Kaldırılan kurumların isimlerindeki "Vekâlet" (Bakanlık) ifadesine ve bunların hükümet içindeki rollerine odaklanın.
2
Şer’iye (Din) ve Erkân-ı Harbiye (Ordu) birimlerinin kabine dışına çıkarılmasının siyasetin sivil yapısı üzerindeki etkisini düşünün.
3
Bu düzenleme ile Diyanet İşleri Başkanlığı ve Genelkurmay Başkanlığı kurulmuş, bu kurumlar hükümetin dışına çıkarılarak siyasetten arındırılmıştır.

Daha Fazla Pratik

33 Mart 19241924 yasalarının Tevhid-i Tedrisat Kanunu ile birlikte toplumsal ve eğitim alanındaki sonuçlarını inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 565Soru

İtilaf Devletleri'nin Lozan Barış Konferansı'na hem TBMM Hükûmeti'ni hem de İstanbul Hükûmeti'ni (Osmanlı Hükûmeti) birlikte davet ederek Türk tarafı arasında ikilik çıkarmayı ve Sevr Antlaşması'nı kısmen de olsa kabul ettirmeyi amaçlaması, aşağıdaki inkılaplardan hangisinin gerçekleştirilmesini doğrudan hızlandırmıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Saltanatın kaldırılması

Cevap

Saltanatın kaldırılması
İtilaf Devletleri, Lozan Barış Konferansı'na hem Ankara (TBMM) hem de İstanbul hükûmetlerini davet ederek Türk heyetini bölmeyi ve aralarındaki görüş ayrılıklarından faydalanarak Sevr Antlaşması'nın şartlarını kabul ettirmeyi amaçlamışlardır. TBMM, bu diplomatik oyunu bozmak ve Türk milletinin tek yasal temsilcisi olduğunu dünyaya göstermek amacıyla 11 Kasım 19221922 tarihinde saltanatı kaldırmıştır. Bu durum, konferans öncesinde Türk tarafındaki ikiliği kesin olarak sona erdirmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Sorudaki tarihsel arka planı analiz edin.
Lozan Konferansı öncesinde İtilaf Devletleri'nin iki hükûmeti birden çağırması, Türk tarafını bölme girişimidir.
Dış baskının hangi iç siyasi değişikliğe zorladığını anlamak gerekir.
2
TBMM'nin bu duruma karşı aldığı önlemi belirleyin.
TBMM, Türk milletinin tek temsilcisi olduğunu kanıtlamak için İstanbul Hükûmeti'nin dayanağı olan Saltanatı kaldırmıştır.
İkililiği sona erdirmek ve ulusal egemenliği tam anlamıyla temsil etmek için bu adım gereklidir.
3
Zaman çizelgesini kontrol edin.
Saltanat 11 Kasım 19221922'de kaldırılmış, Lozan Konferansı ise 2020 Kasım 19221922'de başlamıştır.
Hızlandırıcı etkenin kronolojik olarak uyumlu olması şarttır.

Anahtar Kavram

Lozan Öncesi İkililiği Önleme (Diplomatik Zorunluluk)

İpuçları

1
İtilaf Devletleri'nin amacı, konferans masasında iki farklı Türk heyeti görerek kafa karışıklığı yaratmaktı.
2
Bu olay, Türkiye'de 'iki başlı yönetimin' (İstanbul ve Ankara) sona erdirilmesi gerekliliğini acil hale getirdi.
3
11 Kasım 19221922'de gerçekleştirilen bu inkılap, Lozan'a tek bir Türk heyetinin gitmesini sağlamıştır.

Daha Fazla Pratik

Saltanatın kaldırılmasının ardından ortaya çıkan 'Devlet Başkanlığı Sorunu'nun hangi inkılapla çözüldüğünü araştırabilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 566Soru

Atatürk Dönemi ekonomi politikalarında, özellikle 19301930’lu yıllardan itibaren uygulanan Devletçilik ilkesi doğrultusunda sanayi yatırımlarına finansman sağlamak ve ülkenin yer altı kaynaklarını milli ekonomiye kazandırmak amacıyla kurulan temel kurumlar, aşağıdakilerin hangisinde bir arada verilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sümerbank — Etibank

Cevap

Sanayi ve madencilik alanındaki devlet yatırımlarını yönetmek üzere kurulan kurumlar Sümerbank ve Etibank'tır.
Sümerbank ve Etibank seçeneği doğrudur; çünkü Sümerbank sanayi tesislerinin işletilmesi ve finansmanını üstlenirken, Etibank maden kaynaklarının işletilmesi ve enerji ihtiyacının karşılanması amacıyla kurulmuştur.

Adım Adım Çözüm

1
Sorudaki temel hedefleri belirleyin.
Sanayi yatırımlarının finansmanı ve yer altı kaynaklarının (madenlerin) işletilmesi hedeflenmiştir.
Soruda Devletçilik dönemi sanayi ve madencilik odaklı iki kurum sorulmaktadır.
2
Atatürk Dönemi'nde kurulan bankaların uzmanlık alanlarını hatırlayın.
Sümerbank (19331933) Birinci Beş Yıllık Sanayi Planı'nı yürütmekle, Etibank (19351935) ise MTA ile koordineli olarak madencilikle görevlendirilmiştir.
Doğru eşleştirmeyi yapmak için kurumların spesifik kuruluş amaçlarını bilmek gerekir.

Anahtar Kavram

Devletçilik dönemi ekonomik kurumlar ve uzmanlaşma

İpuçları

1
19301930 sonrası Devletçilik ilkesinin en somut örnekleri olan bankaları düşünün.
2
Birinci Beş Yıllık Sanayi Planı'nı yürüten banka ile madenciliği destekleyen bankayı arayın.
3
Biri ismini eski Anadolu uygarlıklarından biri olan Sümerlerden, diğeri ise Etilerden (Hititler) almaktadır.

Daha Fazla Pratik

MTA (Maden Tetkik ve Arama Enstitüsü) ile Etibank arasındaki iş birliğini inceleyebilirsiniz.

Alternatif Yöntem

Kronolojik olarak kurumları sıralamak: İş Bankası (19241924), Sanayi ve Maadin (19251925), Merkez Bankası (19301930), Sümerbank (19331933), Etibank (19351935), Denizbank (19371937).
Tahmini Süre:45s
Soru 567Soru

Osmanlı Devleti’nde kullanılan arşın, endaze ve okka gibi ölçü birimlerinin bölgeler arasında farklılık göstermesi ve Hicri-Rumi takvim ikiliğinin bulunması, toplumsal ve ekonomik hayatta çeşitli aksamalara neden olmuştur. Cumhuriyet Dönemi’nde 192519351925-1935 yılları arasında gerçekleştirilen takvim, saat ve ölçü birimleri düzenlemeleriyle bu durum ortadan kaldırılmıştır.

Bu düzenlemelerin temel amacı ve toplumsal hayata sağladığı en doğrudan fayda aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ticari ve resmi işlemlerdeki ikiliklerin giderilerek uygulama birliğinin sağlanması

Cevap

Ticari ve resmi işlemlerdeki ikiliklerin giderilerek uygulama birliğinin sağlanması
Doğru cevap olan ticari ve resmi işlemlerdeki ikiliklerin giderilmesi ifadesi, bu inkılapların temel mantığını yansıtır. Osmanlı'da aynı anda hem Hicri hem Rumi takvimin kullanılması ya da bir bölgede farklı bir ağırlık biriminin geçerli olması, devlet işlerinde ve vatandaşlar arasındaki ticarette büyük karışıklıklara neden oluyordu. Uluslararası ölçü ve zaman birimlerine geçilerek bu karmaşa (ikilik) sonlandırılmış ve toplumsal hayatta standartlaşma sağlanmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Eski sistemdeki sorunları belirle
Arşın, okka gibi birimlerin standart olmaması ve takvim ikiliği resmi işlemlerde kargaşaya yol açmaktadır.
Sorunun kaynağını anlamak çözümün amacını netleştirir.
2
Yapılan inkılapların kapsamını değerlendir
Miladi takvim, uluslararası saat ve metrik sistemin kabulü ile ortak standartlar getirilmiştir.
Hangi düzenlemenin neyi değiştirdiğini saptamak gerekir.
3
Düzenlemelerin sonucunu analiz et
Hem iç piyasada hem de dış ticarette 'ikilikler' sona ermiş, uygulama birliği sağlanmıştır.
Toplumsal ve ekonomik entegrasyonun temel hedef olduğunu doğrulamak içindir.

Anahtar Kavram

Toplumsal Alanda Standartlaşma ve Uygulama Birliği

İpuçları

1
Osmanlı'da birden fazla takvim ve farklı uzunluk birimlerinin bir arada kullanıldığını hatırlayın.
2
Bu düzenlemelerin hem vatandaşlar arasındaki ticareti hem de devletin Batı dünyasıyla olan ilişkilerini nasıl etkilemiş olabileceğini düşünün.
3
'İkiliklerin giderilmesi' ve 'Uygulama birliği' kavramları Atatürk dönemi toplumsal inkılaplarının anahtar kelimeleridir.

Daha Fazla Pratik

Soyadı Kanunu'nun resmi işlemlerdeki karışıklıkları giderme yönü ile bu sorudaki ölçü birimleri arasındaki benzerliği karşılaştırabilirsiniz.
Tahmini Süre:50s
Soru 568Soru

19241924 Anayasası'nın ilk halinde yer alan "Ahkâm-ı şer'iyyenin tenfizi" (şeriat hükümlerinin yerine getirilmesi) yetkisinin 19281928 yılında yapılan anayasa değişikliği ile Türkiye Büyük Millet Meclisi'nden (TBMM) geri alınması; Türk hukuk tarihindeki laikleşme sürecinin en kritik evrelerinden birini teşkil etmektedir. Bu anayasal düzenlemenin yapılmasındaki temel amaç aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yasama yetkisinin kullanımında dini referansları devre dışı bırakarak milli iradeyi mutlak, rasyonel ve laik bir otorite haline getirmek

Cevap

Milli iradeyi ve yasama yetkisini tamamen rasyonel ve laik bir otorite haline getirmeyi amaçlayan seçenek doğrudur.
TBMM'nin şeriat hükümlerini yerine getirme yetkisinin kaldırılması, yasama yetkisinin kaynağını semavi/ilahi meşruiyetten kopararak tamamen milli iradeye ve rasyonel esaslara dayandırmıştır. Bu durum, devletin yasama gücünün laikleşmesi anlamına gelir.

Adım Adım Çözüm

1
19241924 Anayasası'nın orijinal metnini ve 2626. maddeyi analiz et.
2626. madde, TBMM'ye yasaları yaparken şeriat hükümlerini gözetme/uygulama görevi veriyordu.
Bu durum, meclisin egemenlik gücünün bir kısmının dinsel referanslara dayandığını (teokratik kalıntı) göstermektedir.
2
19281928 yılındaki değişikliğin hukuki sonucunu değerlendir.
"Ahkâm-ı şer'iyyenin tenfizi" ibaresi anayasadan çıkarıldı.
Böylece meclis, yasa yaparken dini metinlere değil, sadece milletin ihtiyaçlarına ve akla dayanmak zorunda kaldı.
3
Bu değişikliğin laiklik ve milli egemenlik ilkeleriyle sentezini yap.
Yasama yetkisinin kaynağı tamamen dünyevileşmiş ve millileşmiştir.
Laiklik, devletin meşruiyetini dinsel referanslardan ayırarak halkın iradesine dayandırmasıdır.

Anahtar Kavram

Yasama Yetkisinin Dünyevileşmesi (Laikleşmesi)

İpuçları

1
19241924 Anayasası'ndaki bu madde, meclisin yasama faaliyetini hangi referanslara göre yapacağını belirliyordu.
2
"Ahkâm-ı şer'iyye" ifadesinin çıkarılması, meclisin yasa yaparken artık dini kurallara bağlı kalma zorunluluğunun kalmadığını ifade eder.

Daha Fazla Pratik

19281928 yılında anayasadan çıkarılan diğer bir önemli unsuru (Devletin dini İslam'dır ibaresi) ve bunun anayasal and içme törenlerine etkisini inceleyebilirsiniz.

Alternatif Yöntem

Soruya "egemenliğin kaynağı" perspektifinden yaklaşın: Bir meclis dini kuralları uygulamakla görevliyse, otoritesi kısmen ilahidir. Bu görev kaldırılırsa otorite tamamen milli olur.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 569Soru

1 Kasım 1922'de Saltanatın kaldırılmasına dair kanun teklifi TBMM Karma Komisyonu'nda görüşülürken; hukukçu ve din bilgini üyelerin hilafet ile saltanatın birbirinden ayrılamayacağına dair teorik ve şer'i itirazları üzerine Mustafa Kemal Paşa söz alarak tarihi bir müdahalede bulunmuştur. Mustafa Kemal Paşa'nın bu komisyon görüşmeleri sırasında, meselenin akademik bir tartışmadan ziyade gerçekleşmiş bir "millî hâkimiyet" devri olduğunu vurgulayan ve sürecin tıkanmasını engelleyen temel yaklaşımı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hâkimiyetin bir tartışma veya müzakere ile değil; kuvvet ve kudretle zaten millet tarafından geri alındığını, bunun geri dönülemez bir gerçeklik olduğunu belirtmesi

Cevap

Egemenliğin tartışma ile değil, milletin gücüyle zaten el değiştirdiğini ve bunun fiili bir durum olduğunu belirten yaklaşım doğrudur.
Doğru seçenek, Mustafa Kemal Paşa'nın komisyonda yaptığı ve egemenliğin artık halkın elinde olduğunu, bunun hukuki bir lütuf değil, kazanılmış bir hak olduğunu vurgulayan 'kuvvet ve kudret' temelli konuşmasını tam olarak yansıtmaktadır. Bu çıkış, komisyonun itirazlarını sona erdirmiş ve kanunun geçmesini sağlamıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Saltanatın kaldırılması sürecindeki hukuki tıkanıklığı analiz etmek.
Komisyondaki hukukçuların ve din adamlarının saltanat ile hilafeti birbirinden ayırmanın imkansızlığına dair teorik tartışmalarla süreci uzattığı görülür.
Bu tıkanıklık, inkılap sürecinin demokratik veya meşruiyet zemininde nasıl aşılacağını belirlemek açısından kritiktir.
2
Mustafa Kemal Paşa'nın meşhur 'Hâkimiyet ve Saltanat' konuşmasının içeriğini değerlendirmek.
Paşa'nın 'Mesele, millete saltanatını bırakacak mıyız, bırakmayacak mıyız meselesi değildir. Mesele zaten olmuş bitmiş bir hakikati ifadeden ibarettir.' dediği tespit edilir.
Bu çıkış, egemenlik teorisini 'hukuki bir bağış'tan 'fiili bir hak ediş'e taşımıştır.

Anahtar Kavram

Millî Egemenliğin Koşulsuzluğu ve Fiili Durum (Oldu-Bitti) İlkesi

İpuçları

1
Mustafa Kemal'in 'Hâkimiyet, saltanat; kuvvetle, kudretle ve zorla alınır' şeklindeki meşhur sözünü hatırlayın.
2
Tartışma, egemenliğin birine verilip verilmeyeceği değil, zaten el değiştirmiş olduğu gerçeğinin kabul edilmesi üzerinedir.
3
Mustafa Kemal, 'Mesele zaten olmuş bitmiş bir hakikati ifadeden ibarettir' diyerek komisyonun akademik tartışmalarına son vermiştir.

Daha Fazla Pratik

1 Kasım 1922 ile 3 Mart 1924 arasındaki siyasi geçiş döneminde 'Halife' olan Abdülmecid Efendi'nin hukuki statüsünü inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 570Soru

Osmanlı Devleti'nin son yüzyılında gerçekleştirilen yenileşme çabaları (ıslahatlar), genellikle bozulan eski kurumları tamir etmeyi veya Batı'nın sadece teknik unsurlarını alarak mevcut yapıyı korumayı hedeflemiştir. Buna karşın Atatürk'ün İnkılapçılık ilkesi, toplumu bir bütün olarak en çağdaş yaşam biçimine ulaştırmayı ve bu süreci asla durmayan bir 'dinamik' üzerine kurmayı esas alır.

Buna göre, aşağıdakilerden hangisi Atatürkçü İnkılapçılık anlayışının bu 'dinamik' yapısını en iyi ifade etmektedir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yapılan yeniliklerin korunmasıyla yetinmeyip, değişen ihtiyaçlara göre sürekli yenilenmesini sağlamak

Cevap

Yapılan yeniliklerin korunmasıyla yetinmeyip, değişen ihtiyaçlara göre sürekli yenilenmesini sağlamak
İnkılapçılık ilkesi, Türk İnkılabı'na dinamizm kazandıran temel itici güçtür. Sadece eskiyi yıkmakla kalmaz, kurulan yeni düzenin de zamanın ihtiyaçlarına göre sürekli güncellenmesini (modernleşmesini) şart koşar. Yeniliklerin korunmasıyla yetinilmemesi vurgusu, bu 'asla durmayan' gelişim sürecini en iyi tanımlayan özelliktir.

Adım Adım Çözüm

1
Osmanlı ıslahat mantığı ile Atatürk inkılapçılığı arasındaki farkı analiz et.
Osmanlı'nın 'eskiyi onarma' odaklı, İnkılapçılığın ise 'sürekli yenilenme' odaklı olduğu görülür.
İnkılapçılık ilkesinin statik değil dinamik olduğunu anlamak için karşılaştırma gereklidir.
2
İnkılapçılığın 'dinamik' kelimesiyle neyi kastettiğini belirle.
Dinamizm, bir noktada durmamayı ve hayatın değişen şartlarına uyum sağlamayı ifade eder.
Sorunun kökündeki anahtar kavram dinamizmdir.
3
Seçeneklerdeki 'süreklilik' ve 'yenilenme' vurgusunu içeren ifadeyi bul.
Yeniliklerin korunmasıyla yetinilmemesi ve sürekli güncellenmesi ifadesi doğru cevaptır.
Bu ifade ilkenin donmasını engelleyen temel mekanizmayı açıklar.

Anahtar Kavram

İnkılapçılığın dinamik yapısı ve sürekliliği

İpuçları

1
İnkılapçılık ilkesinin 'dinamik' olması, onun her zaman canlı ve hareketli olduğu anlamına gelir.

Daha Fazla Pratik

Osmanlı'daki 'Nizam-ı Cedid' hareketleri ile Cumhuriyet dönemi 'İnkılapçılık' ilkesi arasındaki farkları içeren bir karşılaştırma tablosu hazırlayabilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 571Soru

Atatürk Dönemi'nde toplumsal yapıyı modernize etmek ve "sınıfsız, imtiyazsız, kaynaşmış bir kitle" oluşturmak hedeflenmiştir. Bu hedef doğrultusunda 19341934 yılında kabul edilen Soyadı Kanunu ile Efendi, Bey, Paşa gibi unvanların kullanımını yasaklayan düzenlemenin ortak sonucu aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Toplumsal alanda hukuksal ve sosyal eşitliğin güçlenmesi

Cevap

Soyadı Kanunu ve unvanların yasaklanması, toplumsal alanda hukuksal ve sosyal eşitliğin güçlenmesini sağlayarak Halkçılık ilkesini pekiştirmiştir.
Toplumsal alanda hukuksal ve sosyal eşitliğin güçlenmesi seçeneği doğrudur çünkü Soyadı Kanunu'nun getirdiği düzenleme ve unvanların (Paşa, Bey, Efendi vb.) yasaklanması, Osmanlı'dan kalan sınıfsal veya zümresel ayrımları ortadan kaldırarak her bireyi eşit vatandaşlık temelinde birleştirmiştir. Bu durum doğrudan Halkçılık ilkesinin bir yansımasıdır.

Adım Adım Çözüm

1
19341934 yılında çıkarılan Soyadı Kanunu ve Unvanların Kaldırılmasına Dair Kanun'un içeriklerini belirlemek.
Soyadı Kanunu ile her ailenin öz adının yanına bir soyadı alması zorunlu kılınmış; diğer kanunla ise toplumda hiyerarşi yaratan Efendi, Bey, Paşa gibi unvanlar yasaklanmıştır.
Bu kanunların toplumsal statü üzerindeki etkisini anlamak için içerik analizi gereklidir.
2
Bu düzenlemelerin ortak toplumsal amacını Atatürk ilkeleriyle ilişkilendirmek.
İmtiyazların (ayrıcalıkların) kaldırılması ve her vatandaşın kanun önünde eşit sayılması Halkçılık ilkesinin temelidir.
İnkılapların hangi temel düşünce sistemine hizmet ettiğini belirlemek doğru sonuca ulaştırır.

Anahtar Kavram

Halkçılık ilkesi gereği toplumsal ayrıcalıkların kaldırılarak tam eşitliğin sağlanması.

İpuçları

1
Osmanlı toplumunda kişilerin statülerini belirleyen unvanların Cumhuriyet dönemindeki akıbetini düşünün.
2
"İmtiyazsız, sınıfsız kitle" ifadesi sizi hangi temel ilkeye götürür?
3
Bu iki kanun da bir grubun diğerine üstünlük taslamasını önlemeye yöneliktir.

Daha Fazla Pratik

Bu inkılapların ardından çıkarılan 'Bazı Kisvelerin Giyilemeyeceğine Dair Kanun'un laiklik ve eşitlik arasındaki köprüsünü inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 572Soru

Atatürk'ün devletçilik anlayışı; mülkiyet hakkını saklı tutan, bireyin çalışma ve gayretini esas alan ancak milli menfaatlerin gerektirdiği durumlarda devletin iktisadi hayata fiilen müdahalesini öngören özgün bir yapıdadır. Bu model, özellikle 19231923-19291929 yılları arasında uygulanan liberal ekonomi odaklı teşvik politikalarının (Teşvik-i Sanayi Kanunu vb.), küresel ve yerel kısıtlar nedeniyle büyük sanayi hamlelerini gerçekleştirememesi sonucunda şekillenmiştir.

Buna göre Türk devletçilik modelinin "doktriner bir ideoloji" olmaktan ziyade "Türkiye’nin gerçeklerinden doğan bir uygulama" olarak tanımlanmasındaki temel dayanak aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Özel girişimin sermaye, teknik ve tecrübe yetersizliği nedeniyle gerçekleştiremediği stratejik yatırımların, mülkiyet yapısı korunarak devlet eliyle yürütülmek zorunda kalınması

Cevap

Türk devletçilik modeli, özel sektörün yetersiz kaldığı alanlarda devletin yatırımcı olması ancak özel teşebbüsü ve mülkiyeti de koruması esasına dayanır.
Türkiye'de devletçilik, Batı'daki gibi ideolojik bir seçim değil; savaştan yeni çıkmış, sermayesi ve teknik birikimi olmayan halkın yapamadığı büyük yatırımları (şeker fabrikaları, dokuma fabrikaları, demir-çelik vb.) devletin üstlenmesi zorunluluğundan doğmuştur. Bu süreçte özel mülkiyet ve ferdi girişim hiçbir zaman yasaklanmamış, devlet-özel sektör iş birliği hedeflenmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Dönemin ekonomik şartlarını analiz etme
19231923-19291929 arası uygulanan liberal politikaların (Teşvik-i Sanayi Kanunu gibi) sermaye yetersizliği nedeniyle başarısız olduğu tespit edilir.
Devletçiliğin neden bir 'tercih' değil 'zorunluluk' olduğunu anlamak için önceki dönemin başarısızlığını bilmek gerekir.
2
Türk Devletçiliği ile diğer modelleri (Sosyalizm/Komünizm) karşılaştırma
Türk modelinin özel mülkiyeti reddetmediği, aksine özel sektörün yapamadığını devletin yaparak halka hizmet etmeyi amaçladığı görülür.
Soruda vurgulanan 'doktriner olmama' özelliği, katı bir ideolojiye (sosyalizm gibi) bağlı kalınmadığını gösterir.
3
19291929 krizinin etkisini değerlendirme
Dünya Ekonomik Bunalımı'nın Türkiye'yi planlı ekonomiye ve devlet müdahalesine zorunlu kıldığı belirlenir.
Bu kriz, devletçiliğin somut bir uygulama safhasına (planlı ekonomi) geçişini hızlandırmıştır.

Anahtar Kavram

Türk Devletçiliği: Zorunluluktan doğan, özel mülkiyeti koruyan karma ekonomi modeli.

İpuçları

1
Türk devletçiliğinin sosyalizmden en büyük farkı mülkiyet yapısına yaklaşımıdır.

Daha Fazla Pratik

Devletçilik ilkesi doğrultusunda kurulan kurumları (Sümerbank, Etibank) ve Birinci Beş Yıllık Sanayi Planı kapsamındaki fabrikaları inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 573Soru

Atatürk’ün Halkçılık ilkesi; sınıf çatışmasını reddeden 'dayanışmacı' (solidarist) bir toplumsal yapıyı savunurken, devletin de toplumun refahını artırmak için aktif sorumluluk almasını öngörür. Bu doğrultuda gerçekleştirilen aşağıdaki inkılaplardan hangisi, Halkçılık ilkesinin 'imtiyazsız ve sınıfsız bir toplum' oluşturma hedefiyle, devletin 'hazine gelirlerini koruma' ve 'mali disiplin' gibi pragmatik önceliklerini bilinçli bir şekilde feda ettiğinin en güçlü kanıtıdır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Aşar vergisinin kaldırılmasıyla bütçe gelirlerinin yaklaşık %40’ından, köylünün üzerindeki ekonomik yükü kaldırmak adına feragat edilmesi

Cevap

Aşar vergisinin kaldırılmasıyla bütçe gelirlerinin yaklaşık %40’ından, köylünün üzerindeki ekonomik yükü kaldırmak adına feragat edilmesi
Doğru cevap olan uygulama, Cumhuriyet’in en zor mali döneminde devletin bütçe disiplinini bozma riskini dahi göze alarak halkın (köylünün) refahını öncelediğini kanıtlar. Aşar vergisi kaldırıldığında devlet hazinesi en büyük gelir kalemini kaybetmiştir; bu durum Halkçılık ilkesinin 'halka hizmet' ve 'sosyal adalet' anlayışının devletin pragmatik mali çıkarlarından üstün tutulduğunu gösteren en somut örnektir.

Adım Adım Çözüm

1
Halkçılık ilkesinin 'Sosyal Devlet' ve 'Sosyal Adalet' boyutunu analiz etme
Halkçılık, devletin sadece hukuk önünde eşitliği sağlamasını değil, aynı zamanda toplumun en geniş kesimlerinin (özellikle köylülerin) refahını korumasını gerektirir.
Soru, ilkenin pragmatik devlet çıkarlarıyla (para/gelir) çatıştığı noktadaki tercihini sorgulamaktadır.
2
Seçeneklerdeki inkılapların devlet maliyesi üzerindeki etkilerini karşılaştırma
Aşar vergisinin kaldırılması (1925), o dönemdeki bütçenin neredeyse yarısını feda etmek anlamına gelmektedir. Sanayi planları ise gelir artırıcı yatırımlardır.
En 'karakteristik kanıt', en büyük fedakarlığın yapıldığı noktada gizlidir.
3
Devletçilik ve Halkçılık ayrımını netleştirme
Devletin fabrika kurması Devletçilik iken, devletin halkın lehine kendi gelirinden vazgeçmesi Halkçılık önceliğidir.
Öğrenciler genellikle vergi ve ekonomi ile ilgili her şeyi Devletçilikle karıştırma eğilimindedir.

Anahtar Kavram

Halkçılık ilkesinde Sosyal Adalet ve Mali Fedakarlık

İpuçları

1
Halkçılık, devletin halkın refahını her şeyin üzerinde tutmasını gerektirir. Devletin 'paradan' vazgeçip 'halkı' seçtiği örneğe odaklanın.
2
Seçeneklerden hangisi gerçekleştirildiğinde devletin bütçesi çok büyük bir zarara uğramış ancak halkın en büyük kesimi (köylü) nefes almıştır?
3
Aşar vergisi Osmanlı'dan kalan ve halkı ezen bir yük iken, kaldırılması devletin gelir kaybına rağmen sosyal adaleti sağlama iradesidir.

Daha Fazla Pratik

Halkçılık ve Devletçilik arasındaki farkı pekiştirmek için 'İzmir İktisat Kongresi' kararlarının hangi ilkelere daha yakın olduğunu inceleyebilirsiniz.

Alternatif Yöntem

Soruya 'Hangi uygulama devletin hazinesini küçültürken vatandaşın cebini doğrudan büyütmüştür?' perspektifinden bakmak, mali temelli Halkçılık sorularını çözmede kolaylık sağlar.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 574Soru

1923-1929 yılları arasında özel teşebbüsü destekleyen politikalara rağmen, sermaye birikiminin yetersizliği ve 1929 Dünya Ekonomik Bunalımı'nın etkisiyle Türkiye'de sanayileşme hamlesi beklenen düzeye ulaşamamıştır. Bu durumun bir sonucu olarak 1930'lu yıllarda uygulamaya konulan Devletçilik ilkesinin temel karakteri aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Özel sektörün gücünün yetmediği ve halkın temel ihtiyaçlarını karşılayacak büyük ölçekli yatırımların bizzat devlet eliyle gerçekleştirilmesi

Cevap

Devletçilik ilkesinin temel karakteri, özel sektörün yetersiz kaldığı alanlarda devletin bir girişimci gibi hareket ederek büyük yatırımları (sanayi, bankacılık, madencilik vb.) gerçekleştirmesidir.
Devletçilik ilkesi, 1930'lu yılların Türkiye'sinde bir zorunluluktan doğmuştur. Halkın elinde yeterli sermaye olmaması nedeniyle, şeker fabrikaları, dokuma fabrikaları (Sümerbank) ve maden işletmeleri (Etibank) gibi temel sanayi yatırımları devlet bütçesiyle yapılmıştır. Bu durum, devletin piyasada aktif bir girişimci rolü üstlenmesidir.

Adım Adım Çözüm

1
Tarihsel süreci analiz etme
1923-1929 arası liberal denemelerin (Teşvik-i Sanayi Kanunu vb.) sermaye yetersizliği nedeniyle başarısız olduğu görülür.
Uygulanan ekonomik modelin neden değiştiğini anlamak için başlangıç koşullarının bilinmesi gerekir.
2
Dış etkenleri değerlendirme
1929 Dünya Ekonomik Bunalımı, Türkiye'nin korumacı ve devletçi bir politikaya geçişini hızlandırmıştır.
Küresel krizlerin yerel politikalara etkisini saptamak önemlidir.
3
İlkenin özgün yapısını belirleme
Atatürkçü Devletçilik, özel teşebbüsü yasaklamayan ancak devletin lokomotif güç olduğu 'Karma Ekonomi' modelidir.
Devletçiliği diğer ideolojik sistemlerden (sosyalizm gibi) ayıran temel fark budur.

Anahtar Kavram

Karma Ekonomi (Mixed Economy)

İpuçları

1
1930'lu yıllarda kurulan Sümerbank ve Etibank'ın neden kurulduğunu düşünün.
2
Devletçilik, özel sektörün rakibi değil, onun eksiklerini tamamlayan bir 'Karma Ekonomi' modelidir.
3
1929 krizinden sonra devletin bizzat fabrikalar kurması, bu ilkenin en belirgin uygulamasıdır.

Daha Fazla Pratik

Birinci Beş Yıllık Sanayi Planı'nın hangi fabrikaları kapsadığını ve hangi bankalar aracılığıyla finanse edildiğini incelemek konuyu pekiştirecektir.
Tahmini Süre:50s
Soru 575Soru

27 Ekim 1923 tarihinde Ali Fethi Okyar Bey başkanlığındaki İcra Vekilleri Heyeti'nin istifa etmesi ve Meclis Hükümeti Sistemi nedeniyle yeni bir hükümetin kurulamaması sonucu ortaya çıkan "Ekim Bunalımı" (Hükümet Bunalımı), aşağıdaki siyasi inkılaplardan hangisinin gerçekleştirilmesiyle kesin olarak çözüme kavuşturulmuştur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Cumhuriyet'in ilan edilmesi

Cevap

Cumhuriyet'in ilan edilmesi
Cumhuriyet'in ilanı, sadece devlet rejimini belirlemekle kalmamış, aynı zamanda Meclis Hükümeti Sistemi'nden Kabine Sistemi'ne geçişi sağlamıştır. Kabine Sistemi sayesinde Başbakanın kabinesini oluşturması kolaylaşmış, mecliste yaşanan tıkanıklık (Ekim Bunalımı) kalıcı olarak çözülmüştür.

Adım Adım Çözüm

1
Krizin mahiyetini analiz etme
Ekim 1923'teki kriz, Meclis Hükümeti Sistemi'nde bakanların tek tek meclis tarafından seçilmesi zorunluluğundan kaynaklanan bir yürütme tıkanıklığıdır.
Meclis Hükümeti Sistemi'nde uyumlu bir çalışma ekibi kurmak oldukça zordur.
2
Çözüm yöntemini belirleme
Söz konusu tıkanıklığın aşılması için Başbakanın Cumhurbaşkanı tarafından atandığı ve bakanların Başbakan tarafından seçildiği 'Kabine Sistemi'ne geçilmesi gerekmiştir.
Hükümetin hızlı ve uyumlu kurulması modern parlamenter sistem gereğidir.
3
İnkılapla ilişkilendirme
Cumhuriyet'in ilanı ile hem devletin adı konulmuş hem de hükümet kurma yöntemi değiştirilerek bunalım sonlandırılmıştır.
Rejim değişikliği, kurumsal ve yöntemsel değişiklikleri de beraberinde getirir.

Anahtar Kavram

Hükümet Bunalımı ve Kabine Sistemi

İpuçları

1
Bu kriz, Meclis Hükümeti Sistemi'nin artık işlemediğini kanıtlamıştır.
2
Krizin çözümü için 'Kabine Sistemi'ne geçilmesi gerekmiştir.
3
Rejimin adının konulmasıyla devlet başkanlığı ve hükümet başkanı rolleri netleşmiştir.

Daha Fazla Pratik

Cumhuriyet'in ilanı ile getirilen diğer yenilikleri ve 1924 Anayasası'ndaki yansımalarını inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 576Soru

Cumhuriyet’in ilk yıllarında özel teşebbüsü destekleyen politikaların (19271927 Teşvik-i Sanayi Kanunu gibi) halkın elinde yeterli sermaye birikimi olmaması nedeniyle istenen sonucu vermemesi ve 19291929 Dünya Ekonomik Bunalımı'nın olumsuz etkileri, Türkiye’yi yeni bir ekonomik modele zorlamıştır. Bu model doğrultusunda; sanayi planlarının hazırlanması, temel tüketim mallarını üretecek fabrikaların devlet eliyle açılması ve Sümerbank ile Etibank gibi kurumların faaliyete geçmesi kararlaştırılmıştır.

Paragrafta belirtilen bu ekonomik dönüşümün temel dayanağı olan Atatürk ilkesi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Devletçilik

Cevap

Ekonomik yatırımların devlet eliyle planlanıp gerçekleştirilmesini ifade eden Devletçilik ilkesidir.
Doğru cevap olan Devletçilik ilkesi; özel sektörün yetersiz kaldığı alanlarda devletin bizzat yatırım yapmasını, fabrikalar kurmasını ve ekonomiyi planlamasını esas alan bir modeldir. Metinde geçen Sümerbank ve Etibank'ın kurulması ile temel tüketim mallarının devletçe üretilmesi bu ilkenin doğrudan uygulamalarıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Tarihsel koşulları analiz etme
19201920’li yıllarda özel sektörün (Teşvik-i Sanayi Kanunu'na rağmen) başarısız olduğu görüldü.
Sermaye ve teknik bilgi eksikliği büyük yatırımların önünü kesmiştir.
2
Dış etkenleri değerlendirme
19291929 Dünya Ekonomik Bunalımı'nın Türkiye üzerindeki baskısı tespit edildi.
Küresel kriz, gelişmekte olan ülkeleri devlet müdahalesine zorlamıştır.
3
Kurumsal ve ilkesel eşleştirme yapma
Sümerbank ve Etibank gibi kurumlar Devletçilik modelinin somut örnekleridir.
Bu kurumlar, devletin sanayileşmeyi bizzat üstlendiğinin kanıtıdır.

Anahtar Kavram

Devletçilik

İpuçları

1
Metindeki 'sermaye yetersizliği' ve 'devletin fabrika kurması' ifadelerine odaklanın.
2
19291929 Dünya Ekonomik Bunalımı sonrası Türkiye'de zorunlu olarak benimsenen ekonomik modeli hatırlayın.
3
Sümerbank ve Etibank gibi kurumlar doğrudan hangi ilkenin ekonomik ayağını temsil eder?

Daha Fazla Pratik

Birinci Beş Yıllık Sanayi Planı'nın hangi ilke doğrultusunda hazırlandığını inceleyebilirsiniz.

Alternatif Yöntem

Soruyu çözerken 'Karma Ekonomi' kavramını düşünün; devletin ve özel sektörün birlikte olduğu ancak devletin ağır bastığı bu sistem doğrudan Devletçilik ilkesine çıkar.
Tahmini Süre:45s
Soru 577Soru

Atatürk'ün halkçılık ilkesi; toplumda hiçbir zümreye, aileye veya kişiye ayrıcalık tanınmamasını, kanun önünde tam bir eşitliği ve devlet imkânlarının her vatandaşa aynı şekilde sunulmasını esas alır. Bu bağlamda Cumhuriyet Dönemi’nde gerçekleştirilen;

* Aşar vergisinin kaldırılması,
* Soyadı Kanunu ile 'paşa, bey, ağa' gibi unvanların kullanımının yasaklanması,
* Kadınlara siyasi hakların (seçme ve seçilme) tanınması

gibi inkılapların ortak hedefi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sosyal ve hukuki alanda imtiyazsız, eşit bir toplum yapısı oluşturmak

Cevap

Sosyal ve hukuki alanda imtiyazsız, eşit bir toplum yapısı oluşturmak
Doğru seçenek olan sosyal ve hukuki alanda imtiyazsız bir yapı kurma hedefi, halkçılığın en temel tanımıdır. Aşar vergisiyle çiftçi üzerindeki (ekonomik), Soyadı Kanunu ile unvan sahibi sınıflar üzerindeki (sosyal) ve kadın hakları ile cinsiyetler arasındaki (siyasi) eşitsizlikler giderilerek 'eşit vatandaşlık' statüsü pekiştirilmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Verilen inkılapların niteliğini analiz etme
Aşar vergisi çiftçinin yükünü azaltır (ekonomik eşitlik), Soyadı Kanunu unvanları kaldırır (sosyal eşitlik), kadın hakları cinsiyet ayrımını bitirir (siyasi eşitlik).
Soruda verilen örneklerin hangi temada birleştiğini anlamak için her birinin amacını belirlememiz gerekir.
2
Ortak paydayı tespit etme
Tüm bu adımlar toplumdaki imtiyazları (ayrıcalıkları) kaldırarak 'eşitlik' kavramını güçlendirir.
Farklı alanlarda (ekonomi, sosyal, siyasi) yapılan bu devrimlerin kesiştiği noktayı bulmak temel amaca ulaşmamızı sağlar.
3
Kavramı ilke ile eşleştirme
Eşitlik ve imtiyazsız toplum kavramı doğrudan 'Halkçılık' ilkesinin karşılığıdır.
Atatürk ilkeleri arasında toplumsal adaleti ve eşitliği savunan temel ilke halkçılıktır.

Anahtar Kavram

Halkçılık ilkesi; sınıfsız, imtiyazsız ve kaynaşmış bir toplum yapısını hedefler.

İpuçları

1
'Paşa, bey, ağa' gibi unvanların kaldırılmasının toplumda neyi sona erdirmeyi amaçladığını düşünün.
2
Vergi yükünün hafifletilmesi ve siyasi hakların genişletilmesi vatandaşlar arasında fırsat eşitliği sağlar mı?
3
Atatürk'ün 'imtiyazsız ve sınıfsız toplum' hedefinin hangi ilkeyle birebir eşleştiğini hatırlayın.

Daha Fazla Pratik

Halkçılık ilkesi ile doğrudan bağlantılı olan 'Türk Medeni Kanunu'nun kabulü' konusundaki gelişmeleri inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 578Soru

Atatürk'e göre bir toplumu millet yapan temel bağlar; biyolojik bir zorunluluk olan ırk ya da tek bir inanç sistemi olan din değildir. O, milleti; geçmişte birlikte yaşama zahmetine katlanmış, günümüzde bu beraberliği sürdürme iradesi gösteren ve gelecekte de bir arada olma arzusuna sahip insanların oluşturduğu kültürel bir bütün olarak görmüştür. Bu anlayışın somut bir yansıması olarak Türk Tarih Kurumu ve Türk Dil Kurumu'nun kurulması sağlanmıştır. Buna göre Atatürk milliyetçiliğinin "subjektif (öznel) milliyetçilik" olarak nitelendirilmesinin temel nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Milleti, ortak bir tarih bilinci ve gelecek ideali etrafında toplanan manevi bir birlik olarak görmesi

Cevap

Milleti, ortak bir tarih bilinci ve gelecek ideali etrafında toplanan manevi bir birlik olarak görmesi
Doğru seçenek olan 'Milleti, manevi bir birlik olarak görmesi' ifadesi, subjektif milliyetçiliğin tam tanımıdır. Atatürk'ün milliyetçilik anlayışı, kişilerin etnik kökenine veya inancına bakmaksızın, ortak bir tarih bilinci ve 'gelecekte de beraber olma arzusu' (ülkü birliği) taşıyan herkesi Türk milleti olarak kabul eder. Türk Tarih ve Türk Dil kurumları da bu ortak manevi değerleri (tarih ve dil) güçlendirmek için kurulmuştur.

Adım Adım Çözüm

1
Atatürk milliyetçiliğinin 'subjektif' (öznel) niteliğini analiz etme
Bu anlayışın milleti ırki (biyolojik) veya dini (inanç) kriterler yerine; kültür, tarih ve ülkü (ideal) birliği gibi bireyin özgür iradesi ve aidiyet hissiyle ilgili değerlere dayandırdığı görülür.
Soruda istenen 'subjektif' kavramının tam karşılığını bulmak için kriterleri ayırt etmek gerekir.
2
Türk Tarih Kurumu (TTK) ve Türk Dil Kurumu'nun (TDK) kuruluş amacını değerlendirme
Bu kurumlar, Türk milletinin ortak tarihini ve dilini bilimsel yollarla araştırarak milli bir kimlik inşasını, yani manevi bir bütünleşmeyi amaçlamıştır.
Kurumsal örnekler, milliyetçiliğin kültürel ve manevi boyutunu somutlaştırmak için verilmiştir.

Anahtar Kavram

Atatürk Milliyetçiliği (Subjektif/Kültürel Milliyetçilik)

İpuçları

1
Irk veya din gibi değiştirilemeyen biyolojik/dogmatik kriterler yerine, bireyin aidiyet hissettiği kültürel değerlere odaklanın.

Daha Fazla Pratik

Atatürk'ün 'Ne mutlu Türküm diyene!' vecizesinin neden 'Ne mutlu Türk doğana!' şeklinde olmadığını bu subjektiflik üzerinden analiz ediniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 579Soru

Atatürk’ün laiklik anlayışı; devlet düzeninin, hukuk kurallarının ve eğitim sisteminin dinsel referanslar yerine çağdaş akıl ve bilim esaslarına dayandırılmasını hedefler. 33 Mart 19241924 tarihinde kabul edilen yasalarla; bir yandan Halifelik makamına son verilmiş, diğer yandan Şer’iyye ve Evkaf Vekâleti kaldırılarak din hizmetleri ile vakıf işleri birbirinden ayrılmıştır. Aynı gün kabul edilen Tevhid-i Tedrisat Kanunu ile de eğitimde birlik sağlanarak laik bir öğretim sistemine geçilmiştir. Bu köklü reformlar bir bütün olarak değerlendirildiğinde, laikleşme sürecinin devletin işleyişinde sağladığı en temel değişim aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Karar alma ve uygulama süreçlerinde dinsel vesayetin sona erdirilerek milli iradenin tam egemen kılınması

Cevap

Karar alma ve uygulama süreçlerinde dinsel vesayetin sona erdirilerek milli iradenin tam egemen kılınması
Doğru yanıt olan seçenek, laikliğin idari ve hukuki boyutunu en kapsamlı şekilde ifade eder. 33 Mart 19241924 yasaları, devletin yasama ve yürütme organlarını dinsel dogmaların denetiminden (vesayetinden) kurtararak, kararların sadece akıl, bilim ve halkın iradesine (TBMM) dayanmasını sağlamıştır. Bu durum laik bir devlet yapısının temel taşıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Reformların ortak amacını belirle
Halifeliğin kaldırılması ve Şer’iyye Vekâletinin lağvı, devlet yapısını dinsel otoriteden temizlemiştir.
Laikliğin sadece din ve devlet ayrımı değil, aynı zamanda egemenliğin kaynağını değiştirme süreci olduğunu anlamak gerekir.
2
Rasyonalizasyon etkisini analiz et
Tevhid-i Tedrisat ile eğitim akılcı bir temele oturtulmuş, devlet mekanizması bilimsel esaslara göre şekillenmiştir.
Dinsel referanslar yerine akıl ve bilimin geçmesi, yasama ve yürütmenin özgürleşmesini sağlar.
3
En kapsamlı yargıya ulaş
Milli iradenin (TBMM) üzerindeki dinsel 'uygunluk' denetiminin kalkması, egemenliği mutlak kılar.
Laiklik, demokratik bir devletin işleyişi için dinsel vesayetin kaldırılmasını zorunlu kılar.

Anahtar Kavram

Laiklik ve Milli Egemenlik İlişkisi

İpuçları

1
Şer’iyye ve Evkaf Vekâleti'nin hükümet içinde yer alması, yasaların dinsel onaydan geçmesi anlamına geliyordu. Bu durum egemenliği nasıl etkiler?
2
Atatürk, 'Hayatta en hakiki mürşit ilimdir' diyerek devlet yönetiminde neyin esas alınması gerektiğini vurgulamıştır.
3
3 Mart 1924 yasalarıyla kaldırılan kurumların ortak noktası, devletin işleyişinde dinin bir otorite (vesayet) olmaktan çıkarılmasıdır.

Daha Fazla Pratik

Laikliğin anayasaya giriş aşamalarını (19281928 ve 19371937 değişiklikleri) inceleyerek hukuki sürecin nasıl tamamlandığını pekiştirebilirsiniz.

Alternatif Yöntem

Soruya tersten yaklaşarak; 'Eğer bu reformlar yapılmasaydı, TBMM kararları üzerinde kimlerin söz hakkı devam ederdi?' diye düşünmek sizi milli egemenliğin kısıtlanması ve vesayet kavramına götürecektir.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 580Soru

Atatürk Dönemi'nde milli egemenlik ilkesini pekiştirmek ve kadınların ülke yönetiminde söz sahibi olmasını sağlamak amacıyla siyasi alanda önemli inkılaplar yapılmıştır. Bu doğrultuda, Türk kadınına milletvekili seçme ve seçilme hakkı aşağıdaki yılların hangisinde yapılan bir anayasa değişikliği ile tanınmıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: 19341934

Cevap

Türk kadınına milletvekili seçme ve seçilme hakkı 19341934 yılında tanınmıştır.
Türk kadınına tanınan siyasi haklar 'BMW' kodlamasıyla (Belediye-19301930, Muhtar-19331933, Vekil-19341934) akılda tutulabilir. 19341934 yılında Teşkilat-ı Esasiye Kanunu'nda (Anayasa) yapılan değişiklikle kadınlara milletvekili seçme ve seçilme hakkı verilmiş, böylece halkın tamamının mecliste temsil edilmesinin önü açılmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Medeni haklar ile siyasi hakların ayrımını yapın.
19261926 Medeni Kanunu'nun kadınlara siyasi hak vermediğini (sadece sosyal/ekonomik haklar verdiğini) belirleyin.
Siyasi haklar (seçme-seçilme), milli egemenlik ile ilgili olup ayrı kanunlarla düzenlenmiştir.
2
Kadınlara verilen siyasi hakların kronolojik sırasını (BMW formülü) uygulayın.
19301930 (Belediye), 19331933 (Muhtar), 19341934 (Vekil) sıralamasını takip edin.
Siyasi haklar topluma alıştırma süreci dahilinde kademeli olarak verilmiştir.
3
Milletvekilliği hakkının yılını seçin.
19341934 yılındaki anayasa değişikliğine ulaşın.
Soruda istenen 'milletvekili' hakkı bu sürecin son aşamasıdır.

Anahtar Kavram

Kadınlara Siyasi Hakların Verilmesi (Kronoloji ve İçerik)

İpuçları

1
Kadınlara verilen siyasi hakları 'B-M-W' (Belediye-Muhtar-Vekil) kısaltmasıyla ve 0340-3-4 yıllarına odaklanarak hatırlayabilirsiniz.

Daha Fazla Pratik

Türk kadınına verilen bu hakların 'Cumhuriyetçilik' ve 'Halkçılık' ilkeleriyle doğrudan ilişkisini inceleyin.
Tahmini Süre:45s
ÖncekiSayfa 29 / 35Sonraki
Atatürk İlke ve İnkılapları — KPSS Genel Yetenek - Genel Kültür — Sayfa 29 | Examkin