Atatürk İlke ve İnkılapları

688 soru

Soru 101Soru

19341934 yılında kabul edilen "Bazı Kisvelerin Giyilemeyeceğine Dair Kanun" ile hangi dine mensup olursa olsun din görevlilerinin ibadethaneler dışındaki dini kıyafetlerle dolaşmaları yasaklanmış; ancak bu kuraldan Diyanet İşleri Başkanı, Rum ve Ermeni patrikleri ile Yahudi hahambaşısı muaf tutulmuştur.

Bu düzenlemenin temel gerekçesi ve sosyal hayata etkisi göz önüne alındığında, aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılabilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Dini sembol ve kıyafetlerin toplumsal alanda bir hiyerarşi veya ayrıcalık aracı olarak kullanılmasını engellemek amaçlanmıştır.

Cevap

Dini sembol ve kıyafetlerin toplumsal alanda bir hiyerarşi veya ayrıcalık aracı olarak kullanılmasını engellemek amaçlanmıştır.
Doğru cevap, dini kıyafetlerin toplum içerisinde bir üstünlük veya ayrıcalık ifadesi olarak kullanılmasının önüne geçilmesini vurgulamaktadır. Bu düzenleme ile kamusal alanda her bireyin eşit bir dış görünüme sahip olması hedeflenmiş, dini unvanların sosyal hayatta bir baskı veya imtiyaz aracına dönüşmesi engellenmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Kanunun içeriğini analiz etme
19341934 tarihli kanunla din görevlilerinin ibadethane dışındaki kıyafetlerine kısıtlama getirilmiş ve en üst düzey dini liderler muaf tutulmuştur.
Toplumsal alanda hangi sembollerin kime ne hakla tanındığını anlamak için.
2
Muafiyetlerin nedenini değerlendirme
Diyanet İşleri Başkanı ve diğer dini liderlerin muaf tutulması, devlet nezdindeki temsil yetkileriyle ilgilidir; diğer kişiler için kısıtlama geneldir.
Ayrıcalığın kişisel değil, kurumsal ve temsili olduğunu saptamak için.
3
İnkılapların temel ilkeleriyle bağ kurma
Bu durum, kişilerin kıyafetleri üzerinden toplumda bir 'ruhban sınıfı' veya dini statü algısı oluşturmasını engelleyerek Halkçılık ve Laiklik ilkelerini destekler.
Toplumsal eşitliğin kıyafet üzerinden nasıl sağlandığını açıklamak için.

Anahtar Kavram

Halkçılık ve Laiklik etkileşimi: Kıyafet yoluyla toplumsal hiyerarşinin önlenmesi.

İpuçları

1
Bu kanunla sokakta dini kıyafet giymek yasaklanmış, ancak dini liderlere özel bir istisna getirilmiştir.
2
Bir kişinin kıyafetiyle kendisini toplumun geri kalanından 'manevi olarak üstün' göstermesinin önüne geçilmeye çalışılmaktadır.
3
Düzenleme, Cumhuriyet'in sınıfsız ve imtiyazsız bir toplum oluşturma (Halkçılık) hedefiyle doğrudan bağlantılıdır.

Daha Fazla Pratik

1925 Şapka Kanunu ile 1934 Kıyafet Kanunu arasındaki kapsam farklarını inceleyerek toplumsal laikleşme sürecini pekiştirebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 102Soru

Türk hukuk devrimi sürecinde, 19241924 Anayasası üzerinde 19281928 yılında gerçekleştirilen düzenlemelerle 'Devletin dini İslam’dır' ibaresi metinden çıkarılmış ve Cumhurbaşkanı ile milletvekillerinin yemin şekli 'Vallahi' yerine 'Namusum üzerine' şeklinde yeniden düzenlenmiştir.

Bu anayasal değişikliğin temel gerekçesi ve Türk hukuk tarihindeki yeri düşünüldüğünde, aşağıdakilerden hangisinin bu sürecin bir sonucu olduğu savunulamaz?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Laiklik ilkesinin, anayasanın değiştirilemez ve değiştirilmesi teklif edilemez temel nitelikleri arasına dahil edilmesi

Cevap

Laiklik ilkesinin anayasanın değiştirilemez maddeleri arasına girmesi 19281928 değil, 19371937 yılındaki anayasa değişikliğinin bir sonucudur.
Doğru yanıt olan seçenek, Laiklik ilkesinin anayasanın değiştirilemez hükümleri arasına girmesinden bahsetmektedir. Ancak 19281928 yılındaki düzenleme sadece anayasayı dini ibarelerden temizleme amacı taşımaktadır. Laikliğin anayasaya bir ilke olarak girmesi 19371937 yılında gerçekleşmiştir. Ayrıca bu ilkenin 'değiştirilemez' olarak nitelenmesi daha sonraki anayasal süreçlerin (özellikle 19611961 ve 19821982) konusudur.

Adım Adım Çözüm

1
19281928 düzenlemelerinin içeriğini analiz etme
19241924 Anayasası'ndaki 'Devletin dini İslam'dır' maddesi çıkarılmış ve yemin metinleri laikleştirilmiştir.
Soru kökündeki spesifik tarihsel dönemin sınırlarını belirlemek için gereklidir.
2
19281928 değişikliğinin hukuk sistemindeki amacını belirleme
19261926 Medeni Kanun ile başlayan laik hukuk uygulamasını anayasal düzeye çıkarmak ve anayasa-yasa çelişkisini bitirmek.
Değişikliğin 'neden' yapıldığını ve 'hukuk birliği' ile ilişkisini kurmak için gereklidir.
3
Seçenekleri kronolojik ve kavramsal olarak karşılaştırma
Laiklik ilkesinin bir 'isim' olarak anayasaya girişi ve devletin temel niteliği sayılması 19371937 yılına aittir.
19281928 (laikleşme adımı) ile 19371937 (laikliğin tescili) arasındaki farkı ayırt etmek sorunun çözüm anahtarıdır.

Anahtar Kavram

Anayasal Laikleşme Aşamaları

İpuçları

1
19281928 yılındaki değişikliklerin içeriğine odaklanın: Sadece dini ibareler mi çıkarıldı, yoksa yeni bir ilke mi eklendi?
2
Laikliğin anayasaya bir 'isim' veya 'ilke' olarak girmesi ile anayasanın laikleştirilmesi farklı süreçlerdir. Biri 19281928, diğeri 19371937 yılına aittir.
3
Altı temel ilkenin (Cumhuriyetçilik, Laiklik vb.) anayasaya dahil edildiği tarihsel dönemi hatırlayın; bu tarih 19281928 mi yoksa daha geç bir tarih mi?

Daha Fazla Pratik

19241924 Anayasası'nda yapılan diğer önemli değişiklikleri (kadınlara haklar, seçmen yaşı vb.) inceleyerek kronolojik hakimiyetinizi pekiştirebilirsiniz.

Alternatif Yöntem

Kronolojik eleme yöntemi kullanılabilir: 19211921 (Dini hükümlerin yerine getirilmesi meclise ait), 19241924 (Devletin dini İslam'dır), 19281928 (Din ibaresinin çıkarılması), 19371937 (Laiklik ilkesinin girişi).
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 103Soru

Cumhuriyet döneminde gerçekleştirilen hukuk devrimi ile teokratik hukuk düzeninden laik ve modern hukuk sistemine geçiş hedeflenmiştir. Bu sürecin en önemli halkası olan 17 Şubat 1926 tarihli Türk Medeni Kanunu ile aile hukukunda dini nikahın yerini resmi nikah almış, çok eşlilik yasaklanmıştır. Bu düzenleme ile Türk kadınına sağlanan sosyal ve hukuki kazanımlar dikkate alındığında, aşağıdaki haklardan hangisinin bu kanun kapsamında elde edildiği söylenemez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Belediye seçimlerinde oy kullanma ve aday olma

Cevap

Belediye seçimlerinde oy kullanma ve aday olma hakkı, 1926 Türk Medeni Kanunu kapsamında değil, 1930 yılında çıkarılan ayrı bir kanunla verilmiştir.
Belediye seçimlerinde oy kullanma ve aday olma hakkı 'siyasi' bir haktır. 17 Şubat 1926 tarihinde kabul edilen Türk Medeni Kanunu; evlenme, boşanma, miras ve şahitlik gibi sosyal ve hukuki konuları düzenlemiş ancak seçme ve seçilme gibi siyasi hakları içermemiştir. Kadınlara siyasi haklar ilk kez 1930 yılında belediye seçimleriyle tanınmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Türk Medeni Kanunu'nun (1926) hangi alanlarda düzenleme yaptığını belirle.
Kanun; aile, miras, eşya ve borçlar hukuku gibi sosyal ve hukuki alanlarda düzenleme yapmıştır.
Soruda sorulan hakkın kanun kapsamında olup olmadığını anlamak için kapsamın belirlenmesi gerekir.
2
Kadınlara verilen hakların kronolojik ve niteliksel ayrımını hatırla.
Sosyal ve hukuki haklar 1926'da, siyasi haklar ise 1930-1934 yılları arasında verilmiştir.
KPSS'de en sık karşılaşılan karıştırılan nokta, Medeni Kanun'un siyasi hakları kapsamadığı gerçeğidir.
3
Seçenekleri analiz et.
Belediye seçimlerine katılma hakkı 'siyasi' bir haktır ve 1930 yılında gerçekleşmiştir.
Yanlış olan seçeneği tarihsel ve mantıksal olarak teyit etmek için bu ayrım kritiktir.

Anahtar Kavram

1926 Türk Medeni Kanunu'nun kapsamı (Sosyal/Hukuki vs Siyasi haklar)
Tahmini Süre:50s
Soru 104Soru

3 Mart 1924 tarihinde Halifeliğin kaldırılmasına giden süreçte; son halife Abdülmecit Efendi’nin bir devlet başkanı gibi davranması, yabancı elçileri kabul etmesi ve bütçe artırımı talep etmesi gibi durumlar iç siyasette gerilimi tırmandırmıştır. Bu iç nedenlerin yanı sıra, Hilafet makamının dış müdahalelere açık hale geldiğini gösteren ve hükümetin kaldırma kararını kesinleştiren uluslararası nitelikteki gelişme aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hindistanlı Müslüman liderlerin Başbakan İsmet Paşa’ya gönderdiği mektubun henüz hükümete ulaşmadan Türk basınında yayımlanması

Cevap

Hindistanlı Müslüman liderlerin (Ağa Han ve Emir Ali) Başbakan İsmet Paşa’ya yazdıkları mektubun, hükümetin eline geçmeden önce İstanbul basınında yer alması.
Doğru seçenek olan Hindistanlı liderlerin mektubu olayı, tarihsel olarak 'Hilafet mektubu krizi' olarak bilinir. Ağa Han ve Emir Ali'nin, İsmet Paşa'ya hilafetin korunması için yazdıkları mektubun hükümetin eline geçmeden İstanbul'daki gazetelerde yayımlanması, TBMM tarafından Türkiye'nin iç egemenliğine bir müdahale ve hilafetin dış odaklarca yönlendirilebileceğinin kanıtı olarak kabul edilerek süreci kesin sonuca ulaştırmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Halifeliğin kaldırılma sürecindeki iç ve dış dinamikleri analiz etme
İç nedenlerin Abdülmecit Efendi'nin devlet başkanı gibi davranması olduğu tespit edildi.
Soruda belirtilen iç nedenlerin ötesinde bir 'uluslararası katalizör' aranmaktadır.
2
Dış müdahale teşkil eden spesifik olayı saptama
Hindistanlı liderlerin mektubunun basına sızması olayına ulaşıldı.
Bu mektup, hilafetin dış güçlerin Türkiye'nin iç işlerine karışmak için kullanabileceği bir araç olduğunu kanıtlamıştır.
3
Seçenekler arasındaki kronolojik ve mantıksal hataları eleme
Şeyh Sait ve Terakkiperver Fırka gibi sonraki dönem olayları elendi.
Halifeliğin kaldırılması 1924 başındadır, elenen olaylar 1924 sonu veya 1925'tir.

Anahtar Kavram

Halifeliğin Kaldırılmasının Nedenleri ve Ağa Han - Emir Ali Mektubu Olayı
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 105Soru

Atatürk'ün devletçilik anlayışı, sadece iktisadi bir zorunluluktan doğan fabrikalar kurma süreci değil; aynı zamanda halkın refah düzeyini yükseltmeyi, bölgeler arası dengesizliği gidermeyi ve devleti "sosyal bir hizmet aygıtı" haline getirmeyi amaçlayan bir "sosyal devlet" projesidir.

Buna göre, 19301930'lu yıllarda uygulanan aşağıdaki politikalardan hangisi, devletçiliğin bu "sosyal" ve "halkçı" niteliğini diğerlerine göre daha doğrudan ve kapsamlı bir şekilde örneklendirmektedir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sanayi tesislerinin sadece büyük şehirlerde değil, Anadolu'nun farklı bölgelerine yayılarak buralarda eğitim, sağlık ve kültür imkânlarını da içeren yaşam alanları oluşturulması

Cevap

Sanayi tesislerinin Anadolu geneline yayılarak buralarda eğitim, sağlık ve kültür imkânlarını içeren yaşam alanları oluşturulması
Doğru seçenek olan sanayi tesislerinin Anadolu'ya yayılması ve buralarda sosyal yaşam alanları oluşturulması, devletin ekonomik gücünü halkın eğitimi, sağlığı ve kültürel gelişimi için doğrudan kullanmasını ifade eder. Bu durum, devletçilik ilkesinin halkçılıkla bütünleşerek "sosyal devlet" karakterini en kapsamlı şekilde sergilediği alandır.

Adım Adım Çözüm

1
Devletçilik ilkesinin temel karakterini analiz et
Devletçilik sadece fabrika kurmak değil, hammaddeye yakınlık ve bölgesel istihdamı gözeterek halkın refahını her yere ulaştırmayı hedefler.
Soruda istenen 'sosyal devlet' ve 'halkçılık' bağlantısını kurmak için yatırımın toplumsal etkisi incelenmelidir.
2
Seçeneklerdeki uygulamaların hangi ilkeye ve amaca hizmet ettiğini belirle
Aşar vergisi doğrudan Halkçılık iken, sanayi tesislerinin sosyal alanlarla (okul, kütüphane vb.) birlikte kurulması Devletçilik-Halkçılık sentezidir.
Uygulamalar arasındaki nüansları fark ederek Devletçilik altındaki sosyal boyutu bulmak gerekir.
3
Bütüncül kalkınma modelini teyit et
Nazilli Sümerbank Basma Fabrikası gibi kurumların köylüye modern tarımı öğretmesi ve sosyal imkânlar sunması, devletçiliğin en 'halkçı' örneğidir.
Atatürk'ün devletçilik anlayışının pragmatik ve sosyal odaklı olduğu sonucuna ulaşılır.

Anahtar Kavram

Devletçilik ve Halkçılık Sentezi (Sosyal Devlet)

İpuçları

1
Devletçiliğin sadece 'para' ve 'fabrika' demek olmadığını, halkın yaşam standartlarını her bölgede yükseltmeyi amaçladığını düşünün.
2
Nazilli Basma Fabrikası'nın sadece kumaş üretmekle kalmayıp içinde sinema, kütüphane ve hastane barındırması hangi seçeneği destekler?
3
Devletin yatırım yaparken kâr gütmek yerine bölgeler arası adaleti sağlamaya çalışması hangi ilke çiftinin birleşimidir?

Daha Fazla Pratik

Cumhuriyet dönemindeki KİT'lerin (Kamu İktisadi Teşebbüsleri) bölgelere göre dağılımını inceleyerek devletçiliğin sosyal hedeflerini pekiştirebilirsiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 106Soru

Atatürk; "Bizim izlediğimiz devletçilik, ferdi çalışma ve etkinliği esas tutmakla beraber; mümkün olduğu kadar az zaman içinde milleti refaha, memleketi bayındırlığa eriştirmek için milletin genel ve yüksek menfaatlerinin gerektirdiği işlerde, özellikle iktisadi alanda devleti fiilen ilgili kılmaktır." demiştir. Atatürk'ün bu sözlerinden hareketle devletçilik ilkesiyle ilgili aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılamaz?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ekonomik gelişimde devletin tek söz sahibi olması ve özel mülkiyetin tasfiyesi hedeflenmiştir.

Cevap

Ekonomik gelişimde devletin tek söz sahibi olması ve özel mülkiyetin tasfiyesinin hedeflendiği yargısına ulaşılamaz.
Atatürk’ün devletçilik anlayışı, özel mülkiyeti ve bireysel teşebbüsü reddetmez; aksine metinde de açıkça belirtildiği üzere 'ferdi çalışmayı' esas tutar. Üretim araçlarının mülkiyetinin tamamen devlete geçmesi (tasfiye) ve özel sektörün sistem dışına itilmesi, Atatürkçü devletçilikten ziyade kolektivist (sosyalist) ekonomi modellerine ait bir özelliktir. Bu nedenle verilen metinden bu yönde bir sonuca ulaşılamaz.

Adım Adım Çözüm

1
Atatürk'ün devletçilik tanımındaki anahtar kavramları (ferdi çalışma, milli menfaat, fiilen ilgili kılmak) analiz etmek.
Bu kavramların özel teşebbüsü dışlamadığı, aksine bireysel çalışma ile devlet yatırımının birlikte yürüdüğü bir modeli tanımladığı görülür.
Soruyu doğru çözmek için metindeki kavramsal sınırları belirlemek gerekir.
2
Seçeneklerdeki ifadeleri metindeki 'ferdi çalışmayı esas tutma' ilkesiyle karşılaştırmak.
Özel mülkiyetin tasfiyesi ve devletin ekonomideki mutlak tekeli düşüncesinin metindeki temel vurguyla çeliştiği saptanır.
Çelişen ifadeyi bulmak, olumsuz köklü sorunun cevabına ulaştırır.

Anahtar Kavram

Atatürk'ün Devletçilik Anlayışı ve Karma Ekonomi Modeli
Soru 107Soru

Atatürk, "Türk çocuğu ecdadını tanıdıkça daha büyük işler yapmak için kendinde kuvvet bulacaktır." diyerek Türk tarihinin sadece Osmanlı ve Selçuklu döneminden ibaret olmadığını, çok daha köklü bir geçmişe sahip olduğunu vurgulamıştır. Bu doğrultuda, Türk tarihini bilimsel yöntemlerle araştırmak ve Türklerin dünya medeniyetine katkılarını ortaya koymak amacıyla 1931 yılında kurulan kurum aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Türk Tarih Kurumu

Cevap

Türk tarihinin kökenlerini bilimsel olarak araştırmak amacıyla kurulan Türk Tarih Kurumu doğru cevaptır.
Türk Tarih Kurumu, 1931 yılında Atatürk'ün direktifleriyle, Türklerin kökenini, Orta Asya geçmişini ve dünya medeniyetine katkılarını bilimsel belgelerle ortaya koymak amacıyla kurulmuştur. Bu kurum, Atatürk'ün milliyetçilik ilkesinin kültür alanındaki en önemli yansımalarından biridir.

Adım Adım Çözüm

1
Atatürk'ün tarih alanındaki hedefini analiz etme
Atatürk, Türklerin köklü bir geçmişe sahip olduğunu bilimsel yollarla kanıtlamak istemektedir.
Milli bilinci güçlendirmek ve tarih tezlerini verilerle desteklemek için kurumsal bir yapıya ihtiyaç duyulmuştur.
2
Eğitim ve kültür alanındaki kurumları tarihlerine ve amaçlarına göre sınıflandırma
1931 yılında doğrudan tarih araştırmaları odaklı kurulan tek kurumun Türk Tarih Kurumu olduğu belirlenir.
Soru kökündeki kuruluş yılı ve bilimsel araştırma vurgusu bizi bu cevaba götürür.

Anahtar Kavram

Atatürk Dönemi Kültür Politikası ve Tarih Tezi
Tahmini Süre:35s
Soru 108Soru

2929 Ekim 19231923 tarihinde Teşkilat-ı Esasiye Kanunu’nda yapılan bir dizi değişiklikle Cumhuriyet ilan edilmiş; aynı düzenleme içerisinde “Türkiye Devleti’nin dini İslam’dır, resmi dili Türkçedir.” maddeleri de anayasaya dahil edilmiştir.

Bu değişiklikle anayasaya “Devletin dini İslam’dır.” ibaresinin eklenmesindeki temel amaç aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Cumhuriyet rejimine geçiş sürecinde oluşabilecek toplumsal ve siyasal tepkileri dengeleyerek uzlaşı sağlamak

Cevap

Cumhuriyet rejimine geçiş sürecinde oluşabilecek toplumsal ve siyasal tepkileri dengeleyerek uzlaşı sağlamak
Cumhuriyet’in ilan edildiği 2929 Ekim 19231923 tarihinde yapılan anayasa değişikliği ile devletin rejimi belirlenirken, aynı zamanda “Devletin dini İslam’dır.” ibaresi eklenmiştir. Bu düzenlemenin temel sebebi, Milli Mücadele’den yeni çıkmış ve muhafazakâr değerlerin güçlü olduğu toplumda, Cumhuriyet rejimine karşı oluşabilecek tepkileri asgari düzeye indirmek ve Meclis içindeki farklı gruplar arasında bir uzlaşı sağlamaktır. Bu durum, Atatürk’ün inkılapları gerçekleştirirken izlediği “zamanlama ve aşamalılık” stratejisinin bir yansımasıdır.

Adım Adım Çözüm

1
19231923 anayasa değişikliğinin içeriği ve dönemin siyasi atmosferi analiz edilir.
Cumhuriyet'in ilanı ile devletin rejiminin değiştiği ve bu durumun toplumda büyük bir dönüşüm olduğu saptanır.
Rejim değişikliği gibi radikal adımların toplumsal kabul görmesi için yumuşatıcı maddelere ihtiyaç duyulmuştur.
2
“Devletin dini İslam’dır.” ibaresinin anayasaya eklenme zamanı ve gerekçesi değerlendirilir.
Bu maddenin laikliğe aykırı olmasına rağmen, Meclis'teki muhalif ve muhafazakâr kanadın desteğini almak için eklendiği anlaşılır.
Siyasi inkılapların sürdürülebilirliği için toplumsal uzlaşının korunması esastır.
3
Maddenin sonraki süreçteki akıbeti göz önünde bulundurulur.
Söz konusu maddenin 19281928 yılında anayasadan çıkarılmasının laikleşme sürecinin bir parçası olduğu teyit edilir.
19231923 yılındaki bu adımın stratejik bir geçiş süreci uygulaması olduğu ortaya çıkar.

Anahtar Kavram

Cumhuriyetin İlanı ve Siyasi Strateji
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 109Soru

Cumhuriyet’in ilk yıllarında özel teşebbüsün elinde yeterli sermaye bulunmaması ve 1929 Dünya Ekonomik Bunalımı'nın Türkiye üzerindeki olumsuz etkileri, devletin ekonomi alanında daha aktif bir rol üstlenmesini zorunlu kılmıştır. Bu doğrultuda sanayi yatırımlarının bizzat devlet eliyle gerçekleştirilmesi ve I. Beş Yıllık Sanayi Planı'nın hayata geçirilmesi aşağıdaki Atatürk ilkelerinden hangisinin bir gereği olarak ortaya çıkmıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Devletçilik

Cevap

Ekonomik yatırımların, özellikle sanayi alanında, devlet eliyle planlanıp yürütülmesini esas alan ilke Devletçilik'tir.
Devletçilik, Türkiye'nin o dönemdeki ekonomik şartları gereği, özel girişimcilerin gerçekleştiremediği büyük yatırımları (sanayi, bankacılık, madencilik vb.) devletin üstlenmesini temel alan ekonomik modeldir. I. Beş Yıllık Sanayi Planı bu ilkenin en somut uygulama örneğidir.

Adım Adım Çözüm

1
Tarihsel koşulların analizi
Özel sektörün sermaye yetersizliği ve 1929 krizinin etkisi belirlendi.
Devletçilik ilkesinin ortaya çıkışındaki temel zorunlulukları anlamak için gereklidir.
2
Uygulamanın niteliğini belirleme
I. Beş Yıllık Sanayi Planı'nın devlet tarafından hazırlanması ve uygulanması tespit edildi.
Devletin ekonomiye doğrudan müdahalesini gösteren kanıtları bulmak için gereklidir.
3
İlke ile eşleştirme
Devletin ekonomik kalkınmada lokomotif rol oynaması Devletçilik ilkesiyle eşleştirildi.
Tanım gereği devlet eliyle yapılan ekonomik planlama bu ilkeye girer.

Anahtar Kavram

Atatürk'ün Devletçilik ilkesi ve zorunluluktan doğan ekonomik model.

İpuçları

1
Soruda bahsedilen 'I. Beş Yıllık Sanayi Planı' doğrudan bir ekonomik modelin uygulamasıdır.
2
Özel sektörün yapamadığı işlerin devlet tarafından üstlenilmesini vurgulayan ilkeyi düşünün.

Daha Fazla Pratik

Devletçilik ilkesi doğrultusunda kurulan Sümerbank ve Etibank gibi kurumların amaçlarını inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 110Soru

Cumhuriyet Dönemi'nde 1925 yılında açılan Ankara Hukuk Mektebi, Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk yükseköğretim kurumu olma özelliğini taşır. Mustafa Kemal Atatürk, bu okulun açılışında yaptığı konuşmada "Cumhuriyet'in müeyyidesi (yaptırımı) olacak bu müessese" ifadesini kullanarak kurumun önemini belirtmiştir. Buna göre, Ankara Hukuk Mektebi'nin açılmasındaki temel amaç aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yeni hukuk düzenini ve inkılapları uygulayacak çağdaş hukukçuların yetiştirilmesi

Cevap

Yeni hukuk düzenini ve inkılapları uygulayacak çağdaş hukukçuların yetiştirilmesi
Doğru seçenek, Ankara Hukuk Mektebi'nin kuruluş amacını Cumhuriyet'in ihtiyaç duyduğu modern hukukçu kadrosunu yetiştirmek olarak açıklar. Atatürk'ün konuşması, bu kurumun yeni rejimin hukuksal yaptırım gücü olacağını ve inkılapların toplumsallaşmasını sağlayacak hukukçuların burada yetişeceğini vurgular.

Adım Adım Çözüm

1
Okulun açılış tarihini ve ismini analiz etme
1925 yılında açılan Ankara Hukuk Mektebi, Cumhuriyet'in ilanından kısa bir süre sonra kurulan ilk yükseköğretim kurumudur.
Hukuk reformlarının personel ihtiyacını belirlemek için zamanlama kritiktir.
2
Atatürk'ün sözünü yorumlama
"Cumhuriyet'in müeyyidesi" (yaptırımı) ifadesi, hukukun rejimi koruyan ve işleten bir güç olduğunu gösterir.
Siyasal devrimlerin hukuksal dayanaklara ve bu hukuku uygulayacak uzmanlara ihtiyacı vardır.
3
Eski ve yeni hukuk sistemi ayrımını yapma
Mecelle ve şer'i hukuk yerine, Batı tarzı laik hukuk sistemine geçiş süreci desteklenmektedir.
Kurumun amacı eskiyi yaşatmak değil, yeniyi inşa edecek kadroları kurmaktır.

Anahtar Kavram

Hukuk İnkılabının Kadrolaşma ve Eğitim Boyutu

İpuçları

1
Bu okulun Cumhuriyet'in ilanından hemen sonra neden kurulduğunu düşünün.
2
Bir hukuk devrimi yapıldığında, bu yeni kanunları mahkemelerde kimler uygulayacaktır?
3
Atatürk'ün 'müeyyide' (yaptırım) kelimesi, okulun rejimi koruyacak hukukçular yetiştirme görevine işaret eder.

Daha Fazla Pratik

Medeni Kanun'un kabul edilmesinin hukuk birliği üzerindeki etkilerini inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:50s
Soru 111Soru

Cumhuriyet’in ilk yıllarında özel teşebbüsü desteklemek amacıyla 19271927 yılında Teşvik-i Sanayi Kanunu çıkarılmış, ancak teknik bilgi eksikliği, sermaye yetersizliği ve 19291929 Dünya Ekonomik Bunalımı gibi nedenlerle hedeflenen sanayileşme hamlesi tam olarak gerçekleştirilememiştir. Bu durum, temel tüketim maddelerinin üretiminin ve büyük yatırımların bizzat kamu eliyle yapılmasını bir zorunluluk hâline getirmiştir.

Bu gerekçeler doğrultusunda Türkiye'de uygulanmaya başlanan Atatürk ilkesi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Devletçilik

Cevap

Ekonomik yatırımların devlet eliyle yürütülmesini savunan Devletçilik ilkesidir.
Devletçilik ilkesi, özellikle 19301930’lu yıllardan itibaren özel sermayenin yetersizliği nedeniyle sanayileşmenin devlet eliyle gerçekleştirilmesini öngören modeldir. Soruda belirtilen Teşvik-i Sanayi Kanunu'nun başarısız olması ve 19291929 krizi gibi dış etkenler, bu ilkenin hayata geçirilmesinin en somut nedenleridir.

Adım Adım Çözüm

1
Metindeki anahtar kavramları analiz etme.
"Teşvik-i Sanayi Kanunu'nun başarısızlığı", "sermaye yetersizliği" ve "yatırımların kamu eliyle yapılması" ifadeleri tespit edildi.
Sorunun hangi alana (ekonomi) ve hangi çözüm yöntemine (devlet müdahalesi) odaklandığını anlamak için.
2
Tarihsel süreci değerlendirme.
19291929 Dünya Ekonomik Bunalımı sonrası Türkiye'nin liberal ekonomiden devlet destekli ekonomiye geçiş yaptığı belirlendi.
Devletçilik ilkesinin uygulama aşamasına geçişindeki temel kırılma noktasını doğrulamak için.
3
İlkelerle eşleştirme yapma.
Devletin bizzat fabrika kurması, banka açması (Sümerbank, Etibank vb.) ve kalkınmayı yönetmesi Devletçilik ilkesi ile doğrudan örtüşmektedir.
Atatürk ilkelerinin tanımları üzerinden doğru sonuca ulaşmak için.

Anahtar Kavram

Devletçilik: Özel sektörün sermaye ve tecrübe bakımından yetersiz kalması sonucunda devletin iktisadi hayata müdahale etmesi ve yatırımları üstlenmesidir.

İpuçları

1
Sorudaki 'kamu eliyle' ve 'yatırımların bizzat yapılması' ifadelerine odaklanın.
2
19291929 Dünya Ekonomik Bunalımı'ndan sonra Türkiye'nin zorunlu olarak geçtiği ekonomik modeli hatırlayın.

Daha Fazla Pratik

Birinci Beş Yıllık Sanayi Planı'nın hangi ilke doğrultusunda hazırlandığını inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:50s
Soru 112Soru

Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluş sürecinde gerçekleştirilen; Şeriye ve Evkaf Vekaletinin kaldırılması, Tevhid-i Tedrisat Kanunu’nun kabulü ve Türk Medeni Kanunu'nun yürürlüğe girmesi gibi inkılaplar laiklik ilkesinin uygulanmasına doğrudan hizmet etmiştir. Bu düzenlemelerin tamamı dikkate alındığında, laiklik ilkesinin Türk İnkılabı'ndaki temel hedefinin aşağıdakilerden hangisi olduğu söylenebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Toplum ve devlet hayatını dini kurallar yerine akıl ve bilime dayandırmak

Cevap

Laiklik ilkesinin temel hedefi, toplum ve devlet hayatını dini kurallar yerine akıl ve bilime dayandırmaktır.
Toplum ve devlet hayatını dini kurallar yerine akıl ve bilime dayandırmak, laiklik ilkesinin en kapsamlı tanımıdır. Şeriye ve Evkaf Vekaletinin kaldırılması ile devletin, Tevhid-i Tedrisat ile eğitimin, Medeni Kanun ile de hukukun laikleşmesi sağlanmış; böylece tüm bu alanlarda kararların akılcı ve bilimsel kriterlere göre alınmasının önü açılmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Verilen inkılapların niteliğini analiz etme.
Şeriye ve Evkaf Vekaletinin kaldırılması devlet yönetimini, Tevhid-i Tedrisat eğitimi, Medeni Kanun ise hukuku laikleştirmiştir.
Bu düzenlemelerin her biri toplumsal yaşamın farklı alanlarında dinin belirleyici etkisini sınırlandırmayı amaçlar.
2
Bu inkılapların ortak paydasını belirleme.
Tüm bu adımların ortak noktası, geleneksel/dini otoritelerin yerine rasyonel ve modern kurumların ikame edilmesidir.
Laiklik sadece din ve devlet ayrımı değil, hayatın akılcı bir şekilde düzenlenmesidir.
3
Seçenekleri Atatürk ilkeleri ile karşılaştırma.
Doğru seçenek akıl ve bilim vurgusu yaparken, diğer seçenekler halkçılık, cumhuriyetçilik veya devletçilik gibi farklı ilkelerle ilişkilidir.
KPSS formatında çeldiriciler genellikle birbiriyle ilişkili ancak farklı ana odaklara sahip ilkelerden seçilir.

Anahtar Kavram

Laiklik; din ve devlet işlerinin ayrılmasının ötesinde, hukuki, eğitsel ve sosyal hayatın akıl ve bilim rehberliğinde düzenlenmesidir.

İpuçları

1
Belirtilen kanunların her biri farklı bir alanı (hukuk, eğitim, yönetim) kapsasa da hepsinin ortak bir 'rehber' değişikliği yaptığını düşünün.
2
Laiklik denilince sadece 'din ve devlet işlerinin ayrılması' değil, aynı zamanda kararların alınmasında kullanılan 'akıl' faktörünü göz önüne getirin.
3
Şeri hukuktan modern hukuka, medrese eğitiminden çağdaş eğitime geçişin temelinde neyin (akıl/bilim) esas alındığını sorgulayın.

Daha Fazla Pratik

Laikleşme aşamalarının kronolojik sırasını (Saltanatın kaldırılması -> Halifeliğin kaldırılması -> Anayasadan devletin dini maddesinin çıkarılması -> İlkelerin anayasaya girmesi) tekrar ediniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 113Soru

Yeni Türk Devleti'nin bütçesinin yaklaşık %40'ını oluşturmasına rağmen, 1925 yılında çiftçinin üzerindeki ekonomik baskıyı sona erdirmek ve üretimde verimliliği artırmak amacıyla Aşar vergisinin kaldırılması kabul edilmiştir. Devletin ciddi bir gelir kaybını göze alarak halkın ekonomik durumunu iyileştirmeyi öncelikli görmesi, Atatürk ilkelerinden halkçılık ile doğrudan bağlantılıdır.

Bu durum, halkçılık ilkesinin aşağıdaki temel niteliklerinden hangisine örnek teşkil eder?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sosyal devlet anlayışı gereği toplumun refah ve huzurunun ön planda tutulması

Cevap

Sosyal devlet anlayışı gereği toplumun refah ve huzurunun ön planda tutulması
Aşar vergisinin kaldırılması, devletin bütçe kaybına rağmen halkın (çiftçinin) üzerindeki ağır bir yükü kaldırarak onların refahını artırmayı hedeflediği için halkçılık ilkesinin sosyal adalet ve sosyal devlet niteliklerini yansıtır.

Adım Adım Çözüm

1
Öncüldeki temel bilgiyi analiz etme
Devletin bütçesinin büyük bir kısmını oluşturan Aşar vergisinden halk lehine vazgeçtiği tespit edildi.
Sorunun hangi amaçla hareket edildiğini anlamak için devletin fedakarlığının boyutunu görmek gerekir.
2
Kavramsal eşleştirme yapma
Halkın ekonomik yükünün hafifletilmesi ve refahın artırılması hedeflenmiştir.
Halkçılık ilkesi; sınıf ayrımı gözetmemeyi, sosyal adaleti ve halkın yararını gözetmeyi temel alır.
3
İlke ile uygulama arasındaki bağı kurma
Devletin halk için gelirinden vazgeçmesi 'Sosyal Devlet' ve 'Halkçılık' kavramlarıyla doğrudan örtüşür.
Halkçılık, devletin vatandaşın mutluluğu için her türlü önlemi almasını gerektirir.

Anahtar Kavram

Halkçılık ve Sosyal Devlet Anlayışı

İpuçları

1
Devletin bir gelirden halkın iyiliği için vazgeçmesine ne denir?
2
Halkçılık ilkesinin sosyal adalet ve sosyal devlet kavramlarıyla olan bağını düşünün.
3
Çiftçinin üzerindeki yükün kaldırılması, toplumun büyük bir kesiminin refahını artırmayı amaçlar.

Daha Fazla Pratik

Medeni Kanun'un kabul edilmesinin halkçılık ilkesiyle olan ilişkisini inceleyerek konuyu pekiştirebilirsiniz.
Tahmini Süre:50s
Soru 114Soru

Yeni Türk Devleti'nde 19221922 ile 19241924 yılları arasında gerçekleştirilen; Saltanatın kaldırılması, Cumhuriyetin ilanı ve Halifeliğin feshine kadar uzanan siyasi süreçte, milli egemenlik ilkesinin kurumsallaşması ve laikleşmesi temel alınmıştır.

Bu köklü siyasi değişimlerin ortak paydası ve ulaştığı en temel hedef aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Milli egemenlik ilkesini tam ve kesin bir biçimde devlet yönetimine hakim kılmak

Cevap

Milli egemenlik ilkesini tam ve kesin bir biçimde devlet yönetimine hakim kılmak
Saltanatın kaldırılması (11 Kasım 19221922), Cumhuriyetin ilanı (2929 Ekim 19231923) ve Halifeliğin kaldırılması (33 Mart 19241924) süreçleri, egemenliğin bir kişiden ya da hanedandan alınarak millete devredilmesini sağlar. Bu gelişmeler Cumhuriyetçilik ilkesinin temelini oluşturur ve laik demokratik devlet yapısının kurumsal temellerini atarak 'milli egemenlik' ilkesini devlet rejiminin yegane dayanağı haline getirir.

Adım Adım Çözüm

1
Soru kökündeki gelişmeleri (Saltanatın kaldırılması, Cumhuriyetin ilanı, Halifeliğin kaldırılması) analiz etme
Bu gelişmelerin tamamının siyasi alanda yapıldığı ve devletin yönetim yapısını, meşruiyet kaynağını ve rejimini değiştirdiği görülür.
İnkılapların hangi alana ait olduğunu belirlemek, seçenekler arasından doğru kategoriyi bulmayı sağlar.
2
Ortak amacı ve kronolojik bağı değerlendirme
Bu üç büyük inkılap; kişisel egemenliğin (monarşi ve teokrasi kalıntıları) yerine halk iradesini (cumhuriyet ve demokrasi) geçirmeyi hedefler.
Siyasi inkılapların temel dinamiği egemenliğin kaynağının hanedandan millete devredilmesidir.

Anahtar Kavram

Milli Egemenlik ve Cumhuriyetçilik
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 115Soru

Atatürk; "Siyasetle uğraşan subaylar, vazifelerini ihmal ederler. Ordu ile siyaset birleşirse, ordu kışladan çıkar, meclise girer. Bu da milli iradenin sakatlanmasına yol açar." demiştir. Bu düşünce doğrultusunda 3 Mart 1924'te Erkan-ı Harbiye-i Umumiye Vekaleti kaldırılarak askerlerin siyasetle uğraşması yasaklanmıştır.

Bu uygulamanın Cumhuriyetçilik ilkesiyle olan bağını en iyi açıklayan ifade aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Milli iradenin her türlü dış müdahale ve vesayetten korunarak özgürce tecelli etmesini sağlamak

Cevap

Milli iradenin her türlü dış müdahale ve vesayetten korunarak özgürce tecelli etmesini sağlamak
Cumhuriyetçilik ilkesinin özü, devlet yönetiminde milli iradenin mutlak üstünlüğüdür. Ordunun siyasetten ayrılması (vesayetin kaldırılması), halkın seçtiği temsilcilerin hiçbir askeri baskı altında kalmadan karar verebilmesini sağlar. Bu durum, milli iradenin sakatlanmadan, özgür bir ortamda tecelli etmesinin önkoşuludur.

Adım Adım Çözüm

1
Öncüldeki Atatürk sözünü analiz etme
"Milli iradenin sakatlanması" ifadesinin merkezi vurgu olduğu görülür.
Sorunun hangi temel kavram (milli irade/egemenlik) üzerine inşa edildiğini anlamak için.
2
Cumhuriyetçilik ilkesi ile kavramsal bağ kurma
Milli iradenin ve egemenliğin tek kaynağının millet olduğu, bu iradenin sivil meclis aracılığıyla kullanılması gerektiği sonucuna ulaşılır.
Cumhuriyetçiliğin en temel şartının milli iradenin özgürlüğü olduğunu saptamak için.
3
Erkan-ı Harbiye-i Umumiye Vekaletinin kaldırılmasını değerlendirme
Ordunun temsilcisinin hükümetten çıkarılması, siyasi kararların askeri baskıdan (vesayet) arındırılması anlamına gelir.
Reformun teknik sonucunu siyasi ilkeye tercüme etmek için.
4
Çeldiricileri eleme
Askeri disiplin (D) veya Halkçılık (C) gibi seçeneklerin Cumhuriyetçiliğin 'milli egemenlik' özüyle doğrudan örtüşmediği görülür.
En doğru ve kapsamlı açıklamayı belirlemek için.

Anahtar Kavram

Milli İrade ve Askeri Vesayetin Engellenmesi

İpuçları

1
Atatürk'ün sözünde geçen 'milli iradenin sakatlanması' ifadesine odaklanın.
2
Cumhuriyetçilik ilkesinin temelinde 'milli egemenlik' ve 'halk iradesi' yer alır.
3
Askerlerin meclis içinde yer alması, halkın iradesine dayalı kararların üzerinde bir baskı (vesayet) oluşturabilir.

Daha Fazla Pratik

Cumhuriyetçilik ilkesini güçlendiren diğer gelişmeleri (Saltanatın kaldırılması, Kadınlara siyasi haklar verilmesi vb.) tekrar edebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 116Soru

19301930’lu yıllarda dünya genelinde yaşanan Büyük Buhran’ın etkisiyle Türkiye’de uygulama alanı bulan Devletçilik ilkesi, iktisadi bir model olmanın ötesinde toplumsal bir denge unsuru olarak kurgulanmıştır. Bu yönüyle Türk devletçiliği, halkın refahını yükseltmek ve memleketin imarı için devletin bizzat sorumluluk alması esasına dayanmaktadır. Buna göre, Türkiye’deki devletçilik uygulamalarıyla ilgili aşağıdaki değerlendirmelerden hangisi *yapılamaz*?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ekonomik yatırımların sadece devlet eliyle yapılmasını öngörerek bireysel mülkiyet ve girişim hürriyetini sınırlandırmayı hedefler.

Cevap

Ekonomik yatırımların sadece devlet eliyle yapılmasını öngörerek bireysel mülkiyet ve girişim hürriyetini sınırlandırmayı hedeflediği ifadesi yanlıştır.
Türk tipi devletçilik modelinde temel amaç özel mülkiyeti veya girişim hürriyetini kısıtlamak değil, özel teşebbüsün sermaye, teknik bilgi veya personel yetersizliği nedeniyle gerçekleştiremediği büyük çaplı ve stratejik yatırımları devlet eliyle yaparak milli kalkınmayı hızlandırmaktır. Bu model, bireysel girişimi teşvik ederken devletin denetim ve yatırım gücünü toplum yararına kullanır; dolayısıyla mülkiyet hakkını ortadan kaldırmayı hedeflemez.

Adım Adım Çözüm

1
Atatürk'ün devletçilik anlayışının temel felsefesini analiz etme
Türk devletçiliğinin pragmatik, milli ihtiyaçlara göre şekillenmiş ve özel teşebbüsü reddetmeyen bir yapı olduğu saptanır.
Devletçilik ilkesinin sosyalist veya komünist modellerden farkını ayırt etmek.
2
Seçeneklerdeki ifadeleri devletçilik-halkçılık ve devletçilik-milliyetçilik ilişkisi açısından değerlendirme
Stratejik millileştirme ve sosyal refahın artırılması gibi unsurların devletçilikle uyumlu olduğu görülür.
İlkelerin birbirini bütünleyen yapısını anlamak.
3
Hatalı olan 'sınırlama' ve 'tekelleşme' yargısını tespit etme
Devletçiliğin bireysel mülkiyeti kaldırmayı değil, özel sektörün yetmediği yerde tamamlayıcı olmayı hedeflediği sonucuna varılır.
Kavramsal ayrımı netleştirerek yanlış yargıyı bulmak.

Anahtar Kavram

Türk tipi devletçilik, özel sektör ile devletin eş güdümlü çalıştığı, sosyal adaleti hedefleyen 'karma ekonomi' modelidir.
Soru 117Soru

Atatürk’ün Cumhuriyetçilik ilkesi, egemenliğin kaynağını şahıs veya zümrelerden alarak doğrudan millete devretmeyi ve bu iradeyi meclis aracılığıyla yürütmeyi esas alır.

Bu doğrultuda gerçekleştirilen aşağıdaki inkılaplardan hangisinin, doğrudan milli egemenliği hâkim kılma ve monarşik yapıyı tasfiye etme amacına hizmet ettiği savunulabilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Saltanatın kaldırılması

Cevap

Saltanatın kaldırılması, kişi egemenliğine dayalı monarşik yapıyı sonlandırarak egemenliği doğrudan millete devretmeyi hedeflediği için Cumhuriyetçilik ilkesiyle doğrudan ilgilidir.
Cumhuriyetçilik ilkesi; egemenliğin kaynağının ulus olması ve yönetimin seçim esasına dayanmasıdır. Saltanatın kaldırılması, 'şahıs egemenliğine' (monarşi) dayalı eski sistemi sona erdirerek 'milli egemenliğin' önündeki en büyük siyasi engeli kaldırmıştır. Bu durum, milli iradenin her türlü gücün üstünde tutulması hedefinin en doğrudan ve kritik aşamasıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Cumhuriyetçilik ilkesinin temel tanımını analiz etmek
Cumhuriyetçilik; milli egemenlik, halkın yönetime katılması ve monarşinin (tek kişi yönetiminin) reddi üzerine kuruludur.
Soruda sorulan milli egemenlik ve monarşinin tasfiyesi kavramlarının hangi ilke ile eşleştiğini bulmak için bu adım gereklidir.
2
Seçeneklerdeki inkılapların temel amaçlarını karşılaştırmak
Saltanatın kaldırılması, yönetim yetkisini tek bir kişiden alıp meclise (milletin temsilcilerine) devreden siyasi bir inkılaptır.
Milli iradenin kurumsallaşması ve eski rejimin tasfiyesi için yapılan en somut adımı tespit etmek gerekir.

Anahtar Kavram

Cumhuriyetçilik ve Milli Egemenlik

İpuçları

1
Milli egemenlik ve Cumhuriyetçilik, 'yönetim biçimi' ve 'iktidarın kaynağı' ile ilgili kavramlardır.
2
Monarşik yapının tasfiyesi, tek kişinin yönetme yetkisinin elinden alınması anlamına gelir.
3
1 Kasım 1922 tarihinde gerçekleşen ve Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin siyasi otoritesini pekiştiren gelişmeyi düşünün.

Daha Fazla Pratik

Cumhuriyet'in ilanının, Saltanat'ın kaldırılmasıyla ortaya çıkan 'Devlet Başkanlığı' sorununu nasıl çözdüğünü inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 118Soru

Atatürk milliyetçiliği; Türk milletinin milli benliğini korumasını, milli bağımsızlığını her şeyin üstünde tutmasını ve ortak bir gelecek idealine (milli ülkü) sahip olmasını esas alan bir anlayıştır. Bu anlayış; ırkçı ve yayılmacı bir nitelik taşımayıp toplumu dil, tarih ve kültür birliği etrafında bütünleştirmeyi amaçlar.

Buna göre;

I. Kabotaj Kanunu ile Türk karasularında ticaret hakkının milli gemilere verilmesi,
II. Türk Dil ve Türk Tarih Kurumlarının kurularak milli kültür kökenlerinin araştırılması,
III. Aşar vergisinin kaldırılmasıyla çiftçi üzerindeki mali yükün hafifletilerek toplumsal adaletin sağlanması

gelişmelerinden hangileri, doğrudan Atatürk milliyetçiliğinin 'milli bağımsızlık' ve 'milli benlik' unsurlarını güçlendirmeye yönelik uygulamalardır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: I ve II

Cevap

Kabotaj Kanunu denizlerdeki milli bağımsızlığı, Türk Dil ve Tarih Kurumları ise kültürel milli benliği pekiştirdiği için doğru yanıt I ve II numaralı öncülleri içeren seçenektir.
Kabotaj Kanunu, Türk karasularındaki işletme hakkını yabancılardan alıp milli gemilere vererek ekonomik ve siyasi bağımsızlığı sağlamıştır. Türk Dil ve Türk Tarih Kurumları ise Türk tarihinin ve dilinin bilimsel yöntemlerle araştırılmasını sağlayarak toplumda ortak bir geçmiş ve benlik bilinci oluşturmuştur. Bu iki çalışma da milliyetçiliğin temel unsurları olan bağımsızlık ve benlik kavramlarıyla doğrudan ilişkilidir.

Adım Adım Çözüm

1
Öncüllerdeki inkılapların temel amaçlarını analiz etme
Kabotaj Kanunu deniz ticaretinde milli bağımsızlık, Türk Dil/Tarih Kurumları milli kimlik, Aşar vergisi ise toplumsal eşitlik odaklıdır.
Soruda istenen 'milli bağımsızlık' ve 'milli benlik' kavramlarının hangi uygulamalarla örtüştüğünü belirlemek gerekir.
2
Uygulamaları Atatürk ilkeleriyle eşleştirme
I ve II numaralı öncüller Milliyetçilik, III numaralı öncül ise Halkçılık ilkesi kapsamındadır.
Atatürk milliyetçiliği milli sınırlar ve ortak kültür paydasında güçlenmeyi hedeflerken, Halkçılık sosyal adaleti ve eşitliği gözetir.
3
Kavramsal sınırları kontrol ederek doğru seçeneği işaretleme
Bağımsızlık ve benlik vurgusu yapan I ve II numaralı maddeler seçilmiştir.
Aşar vergisinin kaldırılması doğrudan halkın refahını ve sınıfsal adaleti hedeflediği için Milliyetçilik ilkesinin temel bağımsızlık/benlik unsurlarından ziyade Halkçılık ilkesine hizmet eder.

Anahtar Kavram

Atatürk Milliyetçiliği: Milli Bağımsızlık ve Milli Benlik
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 119Soru

Atatürk Dönemi’nde 3 Mart 1924 tarihinde kabul edilen Tevhid-i Tedrisat Kanunu ile eğitimde birlik sağlanmış ve tüm okullar Milli Eğitim Bakanlığına bağlanmıştır. Bu reformu tamamlayıcı nitelikte olan ve 1926 yılında yürürlüğe giren 'Maarif Teşkilatı Hakkında Kanun' ile eğitim sisteminin kademeleri ve işleyişi modern esaslara göre düzenlenmiştir.

Buna göre, 1926 yılında kabul edilen Maarif Teşkilatı Hakkında Kanun ile getirilen temel düzenleme aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Okul açmanın Milli Eğitim Bakanlığı iznine bağlanarak eğitimde devlet denetiminin pekiştirilmesi

Cevap

Okul açmanın Milli Eğitim Bakanlığı iznine bağlanarak eğitimde devlet denetiminin pekiştirilmesi
Doğru yanıt olan düzenleme, eğitim hizmetlerinin devlet eliyle ve denetimli bir şekilde yürütülmesini sağlamıştır. Maarif Teşkilatı Hakkında Kanun, eğitim programlarının modernleştirilmesinin yanı sıra okul açma yetkisini bakanlık iznine bağlayarak eğitimde disiplin ve laik yapıyı koruma altına almıştır.

Adım Adım Çözüm

1
1926 tarihli Maarif Teşkilatı Hakkında Kanun'un amacı analiz edilir.
Bu kanun, Tevhid-i Tedrisat ile sağlanan birliği uygulamaya koyan ve eğitim basamaklarını (ilk, orta, yükseköğretim) belirleyen yasadır.
Eğitim reformlarının yasal bir çerçeveye ve devlet kontrolüne oturtulması hedeflenmiştir.
2
Kanunun getirdiği en kritik yetki değişikliği belirlenir.
Kanunla birlikte Türkiye'de okul açma izni yalnızca Milli Eğitim Bakanlığına verilmiştir.
Eğitimde laik ve çağdaş müfredatın uygulanabilmesi için merkezi bir denetim mekanizması şarttır.

Anahtar Kavram

Maarif Teşkilatı Hakkında Kanun (1926)

Daha Fazla Pratik

Tevhid-i Tedrisat Kanunu'nun yabancı okullar üzerindeki etkilerini ve 1926 düzenlemesiyle gelen müfredat birliğini inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:50s
Soru 120Soru

Atatürkçü düşünce sistemi, statik bir yapı olmayıp sürekli bir gelişim ve değişim içindedir. Bu sistemde İnkılapçılık ilkesi, diğer ilkelerin de zamanın gerisinde kalmasını engelleyerek sistemin bütününü canlı ve işlevsel tutma görevini üstlenmiştir. Buna göre İnkılapçılık ilkesinin, Atatürk ilkeleri arasındaki temel fonksiyonu aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Diğer ilkelerin durağanlaşmasını önleyerek değişen dünya koşullarına uyum sağlamalarına olanak tanıması

Cevap

İnkılapçılık ilkesinin temel fonksiyonu, diğer ilkelerin durağanlaşmasını önleyerek değişen dünya koşullarına uyum sağlamalarına olanak tanımasıdır.
İnkılapçılık ilkesi, Atatürkçü düşünce sistemine dinamik bir karakter kazandırır. Bu ilke, diğer tüm ilkelerin zamanın değişen şartlarına göre yeniden yorumlanmasını sağlayarak sistemin bir dogma haline gelmesini önler. Bu yönüyle sistemin çağdaş kalmasını sağlayan temel itici güçtür.

Adım Adım Çözüm

1
İnkılapçılık kavramının 'sürekli değişim' ve 'dinamizm' vurgusunu analiz etmek.
İnkılapçılığın sadece eski kurumları yıkmak değil, sistemi sürekli güncel tutan bir zihniyet olduğu saptanır.
İnkılapçılık, Atatürkçü düşünce sisteminin 'donmasını' engelleyen temel motordur.
2
Soruda sorulan 'diğer ilkelerin zamanın gerisinde kalmasını engelleme' ifadesinin işlevini belirlemek.
İnkılapçılığın sistemin geneline bir 'güncelleme' ve 'anti-dogmatik' karakter kazandırdığı anlaşılır.
Bu ilke sayesinde Milliyetçilik, Halkçılık gibi diğer ilkeler de her çağın ihtiyacına göre yeniden yorumlanabilir.
3
Seçeneklerde bu 'uyum' ve 'durağanlığı önleme' vurgusunu taşıyan yargıyı bulmak.
Değişen dünya koşullarına uyum sağlamayı hedefleyen seçenek doğru olarak belirlenir.
İnkılapçılık, çağdaşlaşmayı durağan bir hedef değil, sürekli bir süreç olarak ele alır.

Anahtar Kavram

İnkılapçılığın Dinamik Karakteri ve Anti-Dogmatizm

Daha Fazla Pratik

Atatürk'ün 'Yaptığımız ve yapmakta olduğumuz inkılapların amacı...' ile başlayan sözünün İnkılapçılık ilkesiyle ilişkisini analiz edebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
ÖncekiSayfa 6 / 35Sonraki
Atatürk İlke ve İnkılapları — KPSS Genel Yetenek - Genel Kültür — Sayfa 6 | Examkin