Atatürk İlke ve İnkılapları

688 soru

Soru 81Soru

Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluş felsefesinde yer alan halkçılık anlayışı; Batı'daki sınıf temelli çatışmacı modellerin aksine, toplumun farklı kesimlerini ortak bir millî ülkü etrafında birleştirmeyi amaçlayan "mesleki dayanışma" esasına odaklanmıştır. Buna göre; Cumhuriyet’in ilanından hemen önce gerçekleştirilen aşağıdaki faaliyetlerden hangisi, halkçılığın bu dayanışmacı (solidarist) ve mesleki iş birliğini öngören niteliğini doğrudan temsil eden bir uygulamadır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: 1923 İzmir İktisat Kongresi'nde çiftçi, tüccar, sanayici ve işçi temsilcilerinin bir araya getirilerek ortak bir iktisat programı belirlenmesi

Cevap

1923 İzmir İktisat Kongresi'nde farklı meslek gruplarının temsilcilerinin bir araya gelmesi
Doğru seçenek olan İzmir İktisat Kongresi, sadece ekonomik bir plan hazırlamakla kalmamış, aynı zamanda toplumun farklı ekonomik katmanlarını bir masa etrafında toplayarak 'sınıfsız toplum' idealine uygun bir dayanışma sergilemiştir. Atatürk'ün halkçılık anlayışındaki 'meslek gruplarının iş bölümü' esası burada fiilen uygulanmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Halkçılığın 'Dayanışmacı' (Solidarist) yönünü tanımlama
Halkçılık, toplumu çatışan sınıflar (burjuva-proletarya vb.) yerine birbirini tamamlayan meslek grupları (çiftçi, memur, işçi, esnaf) olarak görür.
Soruda istenen 'mesleki dayanışma' kavramının ideolojik temelini anlamak için bu tanım gereklidir.
2
Seçeneklerdeki uygulamaların hangi meslek gruplarını kapsadığını analiz etme
İzmir İktisat Kongresi'ne 1135 delege katılmış ve bu delegeler çiftçi, tüccar, sanayici ve işçi gruplarından seçilmiştir.
Halkçılığın toplumsal uzlaşı ve sınıf mücadelesini reddeden tavrını en somutlaştıran uygulama aranmaktadır.
3
Farklı ilkelerle karıştırılan seçenekleri eleme
Laiklik (A), Devletçilik/Liberalizm (B), Milliyetçilik (D) ve Hukuki Eşitlik (E) seçenekleri elenir.
Odak noktası 'mesleki temsil ve dayanışma' olan tek seçenek İzmir İktisat Kongresi'dir.

Anahtar Kavram

Halkçılık ve Dayanışmacılık (Solidarizm)

İpuçları

1
Halkçılık ilkesi, toplumda Marksist sınıf mücadelesi anlayışını reddeder.
2
Zümre ve meslek gruplarının ortak bir program için bir araya geldiği tarihsel bir kongreyi düşünün.
3
1923 yılında, çiftçi, tüccar, sanayici ve işçi gruplarının temsilcileri yeni devletin ekonomi politikasını birlikte belirlemişlerdir.

Daha Fazla Pratik

Halkçılık ilkesinin 'Halk Evleri' ve 'Millet Mektepleri' gibi kültürel kurumlar üzerinden sosyal devlet anlayışıyla nasıl birleştiğini inceleyiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 82Soru

Osmanlı Devleti'nden devralınan hukuk sisteminde, dini esaslara göre karar veren şer’iye mahkemeleri ile Batılı tarzda işleyen nizamiye mahkemelerinin aynı anda faaliyette bulunması, ülkede yargı ikiliğine ve hukuk birliğinin bozulmasına neden olmaktaydı. Cumhuriyet Dönemi'nde bu çok başlılığı sona erdirmek ve modern bir adalet mekanizması kurmak amacıyla 8 Nisan 1924 tarihinde önemli bir kanun kabul edilmiştir.

Buna göre, 1924 yılında gerçekleştirilen bu düzenleme ile hukuk sisteminde atılan en somut adım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Şer’iye mahkemelerinin kapatılarak tüm yargı yetkisinin genel mahkemelere devredilmesi

Cevap

Şer’iye mahkemelerinin kapatılarak yargı yetkisinin genel mahkemelere devredilmesi ve böylece hukukta ikiliğin sona erdirilmesidir.
Şer’iye mahkemelerinin kapatılması, Osmanlı'dan devralınan dini ve laik mahkeme ayrımına son vererek tüm vatandaşların tek bir hukuk sistemine ve genel mahkemelere tabi olmasını sağlamıştır. Bu durum, hukuk birliğinin (yargı birliği) sağlanması adına atılan en kritik adımdır.

Adım Adım Çözüm

1
Osmanlı'dan kalan hukuk sistemindeki çok başlılığın (Şer'iye-Nizamiye ayrımı) tespit edilmesi
Hukuk ve yargı birliğinin önündeki temel engelin belirlenmesi
Yargıdaki ikiliğin giderilmesi laik bir devlet yapısı için zorunludur.
2
8 Nisan 1924 tarihli kanunun içeriğinin ve amacının analiz edilmesi
Şer'iye mahkemelerinin hukuki varlığının sona erdirilmesi
Bu adım, tüm vatandaşların aynı mahkemelerde ve aynı usullerle yargılanmasını sağlayarak hukuk birliğini tesis eder.

Anahtar Kavram

Hukuk Birliği ve Yargı Laikleşmesi

Daha Fazla Pratik

Medeni Kanun'un kabulü ile Şer'iye mahkemelerinin kapatılması arasındaki farkı (Yasa birliği vs. Yargı birliği) pekiştirmek için karşılaştırmalı tablo hazırlayabilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 83Soru

Atatürk’ün Halkçılık ilkesi; siyasal alanda milli egemenliği ve demokratikleşmeyi, sosyal ve ekonomik alanda ise fırsat eşitliğini, toplumsal adaleti ve hiçbir zümreye ayrıcalık tanınmamasını temel alır. Buna göre, aşağıdakilerden hangisi Halkçılık ilkesinin "sosyal ve ekonomik adaleti sağlama" boyutuyla doğrudan ilişkilendirilemez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kadınlara belediye seçimlerinde seçme ve seçilme hakkının verilmesi

Cevap

Kadınlara belediye seçimlerinde seçme ve seçilme hakkının verilmesi
Kadınlara belediye seçimlerinde seçme ve seçilme hakkının verilmesi, halkın yönetime katılımını sağlayan siyasi bir düzenlemedir. Bu durum Halkçılık ilkesinin milli egemenlik ve demokratikleşme (siyasal) boyutuyla doğrudan ilgilidir. Soruda ise özellikle 'sosyal ve ekonomik adalet' boyutuyla ilişkisi olmayan seçenek sorulmuştur.

Adım Adım Çözüm

1
Kavram Analizi
Halkçılık ilkesinin siyasal (yönetime katılım) ve sosyal/ekonomik (refah, eşitlik, adalet) olarak iki ana boyutu olduğu belirlenmiştir.
Sorunun kökünde istenen 'sosyal ve ekonomik adalet' ayrımını yapabilmek için temel kavramın sınırları netleştirilmelidir.
2
İnkılap Sınıflandırması
Aşar vergisinin kaldırılması, ücretsiz sağlık hizmetleri, kıyafet düzenlemesi ve parasız eğitim uygulamalarının toplumun refahını ve eşitliğini hedefleyen 'sosyal' alanda olduğu; belediye seçimlerinin ise 'siyasal' alanda olduğu görülmüştür.
Her bir seçeneğin hangi toplumsal ihtiyaca cevap verdiği ve hangi vatandaşlık hakkını temsil ettiği analiz edilmelidir.

Anahtar Kavram

Halkçılık İlkesinin Sosyal ve Siyasal Boyutları
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 84Soru

1924 Anayasası (Teşkilat-ı Esasiye Kanunu) hazırlıkları sırasında, Cumhurbaşkanı'na "Meclis’i feshetme yetkisi" verilmesi ve "yasalar üzerinde mutlak veto hakkı" tanınması gibi öneriler TBMM Genel Kurulu'nda sert tartışmalara yol açmış ve reddedilmiştir.

TBMM üyelerinin bu yetkileri reddetmesindeki temel siyasi gerekçe aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Millî egemenlik ilkesini koruyarak yasama organının üstünlüğünü muhafaza etmek

Cevap

Millî egemenlik ilkesini koruyarak yasama organının üstünlüğünü muhafaza etmek
Doğru cevap olan ifade, 1924 Anayasası tartışmalarındaki temel kırılma noktasını açıklar. Milletvekilleri, Cumhurbaşkanı'na fesih yetkisi verilmesinin meclisin yani millet iradesinin üzerinde bir 'vesayet' oluşturacağını düşünmüşlerdir. Bu nedenle, meclisin meşruiyetini ve üstünlüğünü korumak adına bu yetkiler anayasa taslağından çıkarılmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
1924 Anayasası taslağındaki yürütme erkiyle ilgili maddelerin analizi
Cumhurbaşkanı'na verilmek istenen fesih ve mutlak veto yetkilerinin yürütmeyi yasama karşısında çok güçlü kıldığı görülür.
Anayasa hazırlık sürecindeki tartışmalı maddeleri tespit etmek gerekir.
2
Meclis üstünlüğü ve millî egemenlik prensiplerinin değerlendirilmesi
TBMM, halkın iradesinin tek tecelli ettiği yer olarak kabul edildiğinden, meclisi feshedecek bir gücün kabulü millet iradesine müdahale olarak yorumlanmıştır.
Dönemin temel siyasi felsefesi olan 'Hâkimiyet kayıtsız şartsız milletindir' ilkesinin korunması gerekliliğini anlamak.
3
Kararın siyasi sonucunun belirlenmesi
Meclis, kendi otoritesini sarsacak bu teklifleri reddederek 'Meclis'in Üstünlüğü' ilkesini anayasal güvence altına almıştır.
Ret kararının hangi temel demokratik kaygıya dayandığını netleştirmek.

Anahtar Kavram

Meclis Üstünlüğü ve Millî Egemenlik

İpuçları

1
Dönemin ruhunu yansıtan 'Hâkimiyet kayıtsız şartsız milletindir' ilkesini düşünün.

Daha Fazla Pratik

1924 Anayasası'nda 1928 ve 1937 yıllarında yapılan laiklik eksenli değişiklikleri inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 85Soru

Atatürkçü düşünce sisteminde yer alan bütünleyici ilkeler, temel ilkelerin uygulama alanlarını somutlaştırarak onlara işlerlik kazandırır. Dogmatik düşüncelerin reddedilerek devlet ve toplum hayatının çağın gereklerine uygun, akıl süzgecinden geçmiş ve kanıta dayalı bilgilerle düzenlenmesini öngören "Akılcılık ve Bilimsellik" ilkesi, aşağıdaki temel ilkelerden hangisinin doğrudan bir tamamlayıcısı niteliğindedir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Laiklik

Cevap

Dogmatik düşünceye karşıtlığı ve akılcı yöntemleri esas alması nedeniyle Akılcılık ve Bilimsellik ilkesi, Laiklik ilkesinin doğrudan tamamlayıcısıdır.
Laiklik ilkesi, toplumun dini kurallar yerine akıl ve bilimin yol göstericiliğinde düzenlenmesini savunur. Akılcılık ve Bilimsellik ilkesi, bu zihinsel dönüşümün ve dogmalardan kurtulmanın temel aracı olduğu için Laiklik ilkesini tamamlayan en önemli unsurdur.

Adım Adım Çözüm

1
Bütünleyici ilkenin içeriğini analiz etmek
Akılcılık ve Bilimsellik ilkesinin, dogmatizm (körü körüne inanış) karşıtı olduğu ve gerçeğe ulaşmada akıl ile deneyi esas aldığı saptanır.
Soruda verilen tanım, bu ilkenin yöntemsel karakterini vurgulamaktadır.
2
Temel ilkelerle bağlantı kurmak
Laiklik ilkesinin sadece din-devlet ayrımı değil, aynı zamanda dünya işlerinde aklın egemenliği olduğu bilgisiyle eşleştirilir.
Atatürk ilkeleri arasındaki hiyerarşik ve mantıksal bağı kavramak gerekir.
3
Diğer seçenekleri elemek
Cumhuriyetçilik (Egemenlik), Milliyetçilik (Bağımsızlık/Birlik) ve Devletçilik (Ekonomi) gibi ilkelerin odak noktalarının farklı olduğu teyit edilir.
Her temel ilkenin kendine has birincil bütünleyici ilkeleri vardır.

Anahtar Kavram

Atatürk İlkeleri ve Bütünleyici İlkeler Arasındaki İlişki

İpuçları

1
Temel ilkeler ile onları tamamlayan kavramlar arasındaki mantıksal bağı düşünün.
2
Dogmatizmin (nakilci anlayışın) reddedilmesi hangi temel ilkenin zihinsel temelidir?
3
Akıl ve bilimin rehberliği, dinin kişisel vicdanlara çekilerek toplum hayatının rasyonel kurallarla düzenlenmesiyle yani Laiklik ile ilgilidir.

Daha Fazla Pratik

Diğer bütünleyici ilkelerin (Milli Egemenlik, Milli Bağımsızlık vb.) hangi temel ilkelerle eşleştiğini gösteren bir tablo hazırlayabilirsiniz.
Tahmini Süre:50s
Soru 86Soru

1934 yılında kabul edilen 'Bazı Kisvelerin Giyilemeyeceğine Dair Kanun' ile hangi dine mensup olursa olsun din görevlilerinin ibadethaneler (mabetler) dışındaki alanlarda dini kıyafetlerle dolaşmaları yasaklanmıştır. Bu kuraldan sadece en üst düzey din görevlileri muaf tutulmuştur.

Bu düzenlemenin laiklik ilkesi doğrultusunda gerçekleştirilmesindeki temel amaç aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Dini sembol ve kıyafetlerin toplumsal bir imtiyaz veya nüfuz aracı olarak kullanılmasını önlemek

Cevap

Dini sembol ve kıyafetlerin toplumsal bir imtiyaz veya nüfuz aracı olarak kullanılmasını önlemek
1934 yılında çıkarılan bu kanun, laiklik ilkesinin toplumsal boyutuyla doğrudan ilgilidir. Devletin laik karakteri gereği, hiçbir dinin veya inancın mensubu sosyal alanda (sokakta, çarşıda) dini kıyafetleri sayesinde diğer vatandaşlar üzerinde bir otorite kurmamalı veya manevi bir baskı oluşturmamalıdır. Bu düzenleme ile dini sembollerin birer imtiyaz (ayrıcalık) aracı olarak kullanılması engellenmiş, dinin vicdanlardaki saf yeri korunmak istenmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Kanunun içeriğini analiz etme
1934 tarihli kanun, din görevlilerinin mabet dışındaki kıyafetlerini düzenlemektedir.
Sorunun hangi alanla ilgili olduğunu saptamak için düzenlemenin kapsamını anlamak gerekir.
2
Laiklik ilkesi ile bağlantı kurma
Dinin sosyal hayatta bir üstünlük veya ayrıcalık aracı (imtiyaz) olarak kullanılmasının engellendiği görülür.
Laiklik, bireylerin dini inançlarını özgürce yaşamasını sağlarken, dinin toplumsal bir baskı unsuru haline gelmesini önler.

Anahtar Kavram

Sosyal alanda laikleşme ve dinin istismar edilmesinin önlenmesi

İpuçları

1
Laiklik sadece din ve devlet işlerinin ayrılması değil, toplumsal eşitliğin korunmasıdır.
2
Dini kıyafetlerin sokakta giyilmesinin yasaklanması, bir grubun diğerine karşı manevi üstünlük kurmasını engeller.

Daha Fazla Pratik

Medeni Kanun ile bu kanunun laikleşme sürecindeki benzerliklerini (sosyal hayatın sekülerleşmesi) inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 87Soru

Atatürkçü düşünce sisteminde yer alan temel ilkeler, bu ilkelerin anlamını pekiştiren ve uygulama alanlarını somutlaştıran bütünleyici ilkelerle bir bütünlük içerisindedir. Buna göre, aşağıdaki temel ilke ve bu ilke ile doğrudan ilişkili olan bütünleyici ilke eşleştirmelerinden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Devletçilik - Milli Bağımsızlık

Cevap

Milli Bağımsızlık bütünleyici ilkesinin Milliyetçilik yerine Devletçilik ile eşleştirildiği ifade hatalıdır.
Atatürkçü düşünce sisteminde 'Milli Bağımsızlık' bütünleyici ilkesi, doğrudan 'Milliyetçilik' temel ilkesinin bir sonucudur. 'Devletçilik' ise ekonomik kalkınmayı hedefleyen bir temel ilke olup, bağımsızlık ile dolaylı bağı olsa da standart bütünleyici ilke eşleşmelerinde bu kapsamda yer almaz.

Adım Adım Çözüm

1
Atatürk ilkeleri ile onları tamamlayan bütünleyici ilkeler arasındaki kavramsal bağları hatırlayın.
Cumhuriyetçilik-Milli Egemenlik, Milliyetçilik-Milli Bağımsızlık, Laiklik-Akılcılık ve Halkçılık-İnsan Sevgisi gibi standart eşleşmeler belirlenir.
Konu bilgisini doğru bir şekilde geri çağırmak için.
2
Seçeneklerde verilen eşleşmeleri standart bilgilerle karşılaştırın.
Devletçilik ilkesinin 'Milli Bağımsızlık' yerine daha çok ekonomik modelle ilgili olduğu, bağımsızlık ilkesinin ise Milliyetçilik ile eşleştiği tespit edilir.
Hatalı olan mantıksal bağı ayırt etmek için.

Anahtar Kavram

Temel ilkeler ile bütünleyici ilkeler arasındaki hiyerarşik ve kavramsal ilişkiler.
Tahmini Süre:45s
Soru 88Soru

Atatürk milliyetçiliği; milli bağımsızlık, milli benlik ve ortak tarih bilinci gibi temel unsurlar üzerine inşa edilmiştir. Bu ilke doğrultusunda gerçekleştirilen inkılaplar, Türk milletinin kendi değerlerine sahip çıkmasını ve yabancı unsurların etkisinden kurtulmasını amaçlar.

Buna göre, 1 Temmuz 1926 tarihinde yürürlüğe giren ve Türk karasularında yolcu ve yük taşıma hakkını sadece Türk gemilerine ve vatandaşlarına tanıyan uygulama aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kabotaj Kanunu'nun kabul edilmesi

Cevap

Kabotaj Kanunu'nun kabul edilmesi
Kabotaj Kanunu, Türk denizlerinde yolcu ve yük taşıma yetkisini yabancıların tekelinden alıp Türk vatandaşlarına ve Türk bayraklı gemilere vermiştir. Bu durum, Lozan Barış Antlaşması ile sağlanan siyasi bağımsızlığın denizlerdeki ekonomik ve hukuki karşılığıdır. Dolayısıyla milli bağımsızlık ve milli benlik karakteri taşıyan bu uygulama, doğrudan milliyetçilik ilkesiyle ilişkilidir.

Adım Adım Çözüm

1
Soruda verilen inkılabın temel özelliklerini analiz etme
Söz konusu düzenlemenin denizcilik hakları, Türk karasuları ve sadece milli vatandaşlara tanınan haklarla ilgili olduğu belirlenir.
Soruda geçen 1 Temmuz 1926 tarihi ve denizlerdeki egemenlik haklarının millileştirilmesi spesifik olarak Kabotaj Kanunu'na işaret etmektedir.
2
İnkılabın Atatürk ilkeleriyle olan kavramsal bağını kurma
Kendi karasularımızda yabancı imtiyazlarına son verilmesi, doğrudan 'milli bağımsızlık' ve dolayısıyla 'milliyetçilik' ilkesiyle açıklanır.
Atatürk milliyetçiliği, ülkenin kaynaklarının ve egemenlik haklarının yabancı kontrolünden çıkarılıp milli menfaatlere uygun kullanılmasını esas alır.

Anahtar Kavram

Atatürk Milliyetçiliği ve Ekonomik Bağımsızlık
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 89Soru

33 Mart 19241924 tarihinde TBMM tarafından kabul edilen yasalarla Halifelik makamı kaldırılmış, aynı gün gerçekleştirilen diğer düzenlemelerle Şeriye ve Evkaf Vekaleti ile Erkan-ı Harbiye-i Umumiye Vekaleti de lağvedilmiştir.

Bu inkılap hareketlerinin gerçekleştirilmesindeki ortak siyasi hedef aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Siyasi otorite üzerindeki dini ve askeri etkileri kaldırarak laik ve demokratik devlet yapısını pekiştirmek

Cevap

Siyasi otorite üzerindeki dini ve askeri etkileri kaldırarak laik ve demokratik devlet yapısını pekiştirmek
Doğru yanıt olan seçenek, 33 Mart 19241924 tarihindeki düzenlemelerin temel ruhunu yansıtmaktadır. Halifelik ve Şeriye ve Evkaf Vekaletinin kaldırılmasıyla devlet yönetimi dini referanslardan arındırılmış (laiklik), Erkan-ı Harbiye-i Umumiye Vekaletinin kaldırılmasıyla da askerlerin aynı zamanda milletvekili olmasının önüne geçilerek ordu siyasetten ayrılmıştır. Bu üç adım da milli egemenliğin tek ve gerçek sahibi olan TBMM'nin otoritesini güçlendirmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
33 Mart 19241924 yasalarının (Halifelik, Şeriye ve Evkaf, Erkan-ı Harbiye) içeriklerini analiz etmek
Bu kurumların her birinin devlet yönetiminde paralel bir otorite odağı oluşturduğu tespit edilir.
Kurumsal değişimin amacını anlamak için mevcut yapıların siyasi sistemdeki yerini bilmek gerekir.
2
Bu kurumların kaldırılmasının siyasi sonuçlarını değerlendirmek
Dini (Halifelik/Şeriye) ve askeri (Erkan-ı Harbiye) vesayetin sona erdiği görülür.
Demokratik bir cumhuriyette siyasi karar alma yetkisinin sadece sivil ve laik bir otoriteye (TBMM) ait olması şarttır.
3
Düzenlemelerin ortak paydasını birleştirmek
Milli egemenliğin tam anlamıyla uygulanması için önündeki engellerin kaldırılması ortak hedef olarak belirlenir.
Laiklik ve ordunun siyasetten ayrılması, cumhuriyetçilik ilkesinin ve demokratikleşmenin temel tamamlayıcılarıdır.

Anahtar Kavram

Siyasi Otoritenin Laikleşmesi ve Sivilleşmesi
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 90Soru

21 Haziran 1934 tarihinde kabul edilen Soyadı Kanunu ile her Türk vatandaşının öz adından başka, ailesinin ortak olarak kullanacağı bir soyadı alması zorunlu hale getirilmiştir. Aynı yıl çıkarılan başka bir kanunla da ağa, paşa, hacı, hoca ve bey gibi unvanların kullanımı yasaklanmıştır.

Bu düzenlemelerin;

I. resmi işlerde yaşanan isim karışıklıklarını önlemek,
II. toplumsal alanda ayrıcalık belirten ifadeleri tasfiye etmek,
III. uluslararası ekonomik ilişkilerde batılı devletlerle uyum sağlamak

amaçlarından hangilerine yönelik olduğu savunulabilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: I ve II

Cevap

Soyadı Kanunu'nun temel amaçları bürokratik karışıklıkları gidermek ve toplumsal eşitliği sağlamaktır; dolayısıyla I ve II numaralı yargılar doğrudur.
Soyadı Kanunu ile vatandaşların resmi işlemlerde (askerlik, vergi, eğitim) ayırt edilmesi sağlanarak devlet bürokrasisindeki karışıklıklar önlenmiştir. Aynı süreçte ayrıcalık belirten unvanların yasaklanması ise toplumda eşitliği sağlayarak sınıfsız bir kitle oluşturma hedefini (Halkçılık) desteklemiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Soyadı Kanunu'nun bürokratik etkisini analiz etme
Askerlik, tapu ve vergi gibi resmi işlemlerde aynı isimdeki kişilerin karıştırılmasının önlenmesi hedeflenmiştir (I numaralı öncül).
Osmanlı döneminde sadece öz ad ve lakap kullanılması devlet işlerinde büyük karışıklıklara yol açmaktaydı.
2
Unvan yasaklarının sosyal etkisini analiz etme
Ağa, paşa, hacı gibi ayrıcalık belirten unvanların yasaklanması toplumsal eşitliği pekiştirmiştir (II numaralı öncül).
Bu düzenleme Atatürk'ün Halkçılık ilkesiyle doğrudan ilgilidir ve sınıf ayrımını ortadan kaldırmayı amaçlar.
3
Uluslararası uyum kriterini değerlendirme
Soyadı Kanunu'nun uluslararası ticaret veya ekonomik ilişkilerle bir ilgisi yoktur (III numaralı öncül elenir).
Uluslararası uyum; Miladi takvim, Beynelmilel saat, rakamlar ve metrik ölçü sistemine geçiş gibi inkılapların temel amacıdır.

Anahtar Kavram

Halkçılık ilkesi ve toplumsal düzen
Tahmini Süre:50s
Soru 91Soru

19231923 yılında imzalanan Lozan Barış Antlaşması'na ekli ticaret sözleşmesiyle Türkiye, gümrük tarifelerini 19161916 yılındaki seviyede tutmayı ve 19291929 yılına kadar değiştirmemeyi kabul etmiştir. Bu kısıtlayıcı sürenin dolmasının ardından 19291929 yılında yeni bir "Gümrük Tarife Kanunu" çıkarılarak gümrük vergileri önemli oranda yükseltilmiştir.

Türkiye'nin 19291929 yılında gümrük vergilerini yükselterek izlediği bu politikanın öncelikli amacı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yerli üretimi dış rekabete karşı korumak ve milli sanayinin gelişimini desteklemek

Cevap

Yerli üretimi dış rekabete karşı korumak ve milli sanayinin gelişimini desteklemek
Lozan Antlaşması ile getirilen 5 yıllık gümrük kısıtlamasının 1929'da sona ermesi, Türkiye'nin kendi sanayisini dış rekabete karşı korumasına olanak sağlamıştır. Çıkarılan Gümrük Tarife Kanunu ile yerli malı kullanımı özendirilmiş ve dış ticaret açığı kontrol altına alınmaya çalışılmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Lozan Antlaşması'nın ekonomik kısıtlamasını analiz etme
Lozan'daki ticaret sözleşmesi nedeniyle Türkiye 19291929 yılına kadar bağımsız bir gümrük politikası izleyememiştir.
Yeni Türk devletinin sanayisini koruyabilmesi için gümrük duvarlarını yükseltme yetkisine ihtiyacı vardır.
2
1929 Gümrük Tarife Kanunu'nun niteliğini belirleme
Kanun, ithal mallara yüksek vergi koyarak yerli üretimi avantajlı hale getirmiştir.
Dışarıdan gelen ucuz malların yerli sanayinin kurulmasını engellemesini önlemek temel hedeftir.
3
Politikayı Atatürk ilkeleriyle ilişkilendirme
Bu durum doğrudan 'Milliyetçilik' (Milli Ekonomi) ilkesiyle ve daha sonraki 'Devletçilik' politikaları için zemin hazırlamakla ilgilidir.
Ekonomik bağımsızlık ve kendi kendine yetebilme hedeflenmektedir.

Anahtar Kavram

Korumacı-Devletçi Ekonomi ve Milli Gümrük Politikası

İpuçları

1
Gümrük vergilerinin artırılması dışarıdan gelen malları pahalılaştırır.
2
Lozan Antlaşması'ndaki hangi kısıtlama 1929 yılında sona ermiş olabilir?

Daha Fazla Pratik

Bu kanundan sonra 1930 yılında Türk parasının değerini korumak için hangi kurumun kurulduğunu araştırınız.
Tahmini Süre:50s
Soru 92Soru

Atatürk'ün 'Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir.' ifadesiyle doğrudan ilişkili olan ve Cumhuriyetçilik ilkesini tamamlayan bütünleyici ilke aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Milli Egemenlik

Cevap

Milli Egemenlik
Milli Egemenlik ilkesi, siyasi gücün ve yönetim yetkisinin doğrudan doğruya millete ait olmasını ifade eder. Atatürk'ün millet iradesine vurgu yapan 'Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir' sözü bu ilkeyi tanımlar ve halkın kendi kendini yönetmesini esas alan Cumhuriyetçilik ilkesini doğrudan tamamlar.

Adım Adım Çözüm

1
Atatürk'ün sözünü analiz etme
'Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir' ifadesinin yönetim yetkisinin kaynağını millete dayandırdığını tespit etme.
Soruda hedeflenen kavramı bulmak için verilen ifadenin siyasi anlamını belirlemek gerekir.
2
Temel ilke ile ilişki kurma
Millet iradesine dayalı devlet yönetiminin temel ilkesinin 'Cumhuriyetçilik' olduğunu belirleme.
Bütünleyici ilkeler, temel ilkelerin daha somut ve açıklayıcı ifadeleridir.
3
Doğru bütünleyici ilkeyi seçme
Yönetim yetkisinin millete ait olması durumunu karşılayan kavramın 'Milli Egemenlik' olduğunu onaylama.
Milli Egemenlik, halkın seçme ve seçilme hakkını kullanarak yönetimde söz sahibi olmasıdır.

Anahtar Kavram

Milli Egemenlik
Tahmini Süre:45s
Soru 93Soru

Yeni Türk Devleti'nde 1 Kasım 1922'de Saltanatın kaldırılmasıyla ortaya çıkan devlet başkanlığı belirsizliğini ve rejim tartışmalarını kesin olarak sona erdiren siyasi gelişme aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Cumhuriyetin İlanı

Cevap

Cumhuriyetin İlanı
Cumhuriyetin ilanı ile devletin yönetim şekli 'Cumhuriyet' olarak anayasaya girmiş, Meclis Hükümeti sisteminden Kabine sistemine geçilerek yürütme hızı artırılmış ve Cumhurbaşkanlığı makamının oluşturulmasıyla devlet başkanlığı sorunu kesin olarak çözülmüştür.

Adım Adım Çözüm

1
Saltanatın kaldırılmasının yarattığı siyasi boşluğu saptama
1 Kasım 1922'de Saltanatın kaldırılmasıyla Osmanlı Devleti resmen sona ermiş ancak yeni devletin adı ve başkanı henüz belirlenmemiştir.
Yönetim yetkisi TBMM'dedir ancak rejim adı konulmamıştır.
2
29 Ekim 1923 tarihli inkılabın sonuçlarını analiz etme
Cumhuriyet ilan edilerek devletin adı 'Türkiye Cumhuriyeti' olmuş ve ilk Cumhurbaşkanı seçilmiştir.
Bu hamle rejim belirsizliğini bitirmiş ve devlet başkanlığı makamını yasal zemine oturtmuştur.

Anahtar Kavram

Cumhuriyetin İlanı'nın siyasi sonuçları
Tahmini Süre:45s
Soru 94Soru

Atatürk’ün devletçilik ilkesi; Türkiye'nin o dönemdeki iktisadi şartlarından ve hızlı kalkınma mecburiyetinden doğmuş, Türk toplumunun ihtiyaçlarına yönelik kendine özgü bir modeldir. Bu ilke; ferdin yapamadığı büyük işleri devletin üstlenmesini savunurken, ferdi teşebbüsü ve kişisel çalışmayı da esas kabul eder.

Atatürk'ün bu yaklaşımı doğrultusunda, devletçilik politikasının hayata geçirilmesindeki temel gerekçe aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Milli sermayenin yetersizliği nedeniyle stratejik yatırımların ve sanayileşme hamlelerinin kamu eliyle gerçekleştirilmesi

Cevap

Milli sermayenin yetersizliği nedeniyle stratejik yatırımların ve sanayileşme hamlelerinin kamu eliyle gerçekleştirilmesi
Milli sermayenin yetersizliği nedeniyle stratejik yatırımların kamu eliyle gerçekleştirilmesi ifadesi doğrudur; çünkü Türk devletçiliği, özel sektörün sermaye, teknik bilgi ve tecrübe eksikliği nedeniyle yapamadığı büyük ölçekli ve stratejik sanayi yatırımlarını devletin bizzat yapmasını öngörür.

Adım Adım Çözüm

1
Devletçilik ilkesinin tanımını analiz etme
Devletçilik, özel sektörün gücünün yetmediği alanlarda devletin yatırım yapmasıdır.
İlkenin temel amacı ülkeyi kısa sürede kalkındırmaktır.
2
Tarihsel koşulları değerlendirme
19231923-19301930 yılları arasında özel sektörün istenilen başarıyı gösteremediği ve sermaye birikiminin olmadığı görülmüştür.
Teşvik-i Sanayi Kanunu gibi girişimlerin başarısız olması devlet müdahalesini zorunlu kılmıştır.

Anahtar Kavram

Özel sektörün yetersiz kaldığı alanlarda devletin iktisadi sorumluluk alması
Tahmini Süre:55s
Soru 95Soru

Atatürk dönemi toplumsal yapısında, marksist sınıf mücadelesi anlayışı yerine, fertlerin ve zümrelerin birbirine ihtiyaç duyduğu ve birbirini tamamladığı "Mesleki Dayanışma" modeli esas alınmıştır. Bu modelin temel amacı, toplumsal bünyede sınıfsal kopuklukların ve çıkar çatışmalarının yaşanmasını önleyerek milli birliği korumaktır.

Bu toplumsal modelin, Cumhuriyet dönemindeki aşağıdaki uygulamalardan hangisine temel dayanak oluşturduğu savunulabilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Siyasi ve sosyal alanda sınıf esasına dayalı örgütlenmelerin ve zümre imtiyazlarının reddedilmesine

Cevap

Siyasi ve sosyal alanda sınıf esasına dayalı örgütlenmelerin ve zümre imtiyazlarının reddedilmesi
Doğru seçenek, halkçılığın 'dayanışmacılık' esasına tam olarak uygundur. Atatürk'ün halkçılık anlayışına göre toplum, birbirinin rakibi olan sınıflardan değil, ortak refah için çalışan meslek gruplarından oluşur. Bu nedenle toplumu bölecek sınıf temelli siyasi örgütlenmelere karşı durulmuş ve hiçbir zümreye ayrıcalık verilmemiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Halkçılık ilkesinin dayanışmacı (solidarizm) karakterini analiz etme
Halkçılığın toplumu çatışan sınıflar değil, birbirine muhtaç meslek grupları (çiftçi, işçi, esnaf vb.) olarak gördüğü saptanır.
Soruda vurgulanan 'mesleki dayanışma' ve 'organik bütün' kavramları bu anlayışın temelidir.
2
Sınıf mücadelesinin reddinin siyasal yansımasını belirleme
Toplumda sınıf kavgası çıkmasını önlemek için siyasetin ve sosyal örgütlenmenin sınıf esasına (işçi sınıfı partisi, aristokrat partisi vb.) dayanmaması gerektiği anlaşılır.
Solidarizm, toplumsal bölünmeyi engellemek için sınıfsal örgütlenmeleri reddeder.
3
Uygulama ile ilke arasındaki bağı kurma
Sınıf esasına dayalı cemiyet ve partilerin reddedilmesinin, halkçılığın bütünleştirici ve dayanışmacı doğasının bir gereği olduğu sonucuna varılır.
Bu uygulama, toplumsal yapının sınıfsal temelde parçalanmasını engellemeye yöneliktir.

Anahtar Kavram

Halkçılığın Dayanışmacı (Solidarist) Karakteri

İpuçları

1
Dayanışmacılık, toplumun bir 'saat düzeneği' gibi her parçanın birbirini destekleyerek çalışmasını savunur.
2
Bu anlayış, toplumda zengin-fakir, işçi-patron çatışmasını değil, ortak milli hedeflere odaklanmayı amaçlar.
3
Sınıf mücadelesi siyasal hayata yansırsa toplum bölünür; halkçılık bu bölünmeyi önlemek için sınıfsal örgütlenmeye mesafeli durur.

Daha Fazla Pratik

Aşar vergisinin kaldırılması ve Millet Mektepleri'nin açılması gibi uygulamaların halkçılığın hangi alt boyutlarına (sosyal devlet, fırsat eşitliği vb.) girdiğini analiz ediniz.

Alternatif Yöntem

Halkçılığın 'siyasi', 'sosyal' ve 'ekonomik' boyutlarını birbirinden ayırarak düşünebilirsiniz. Sınıf mücadelesinin reddi, halkçılığın 'sosyal barış' ve 'siyasal birlik' hedefleriyle doğrudan örtüşür.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 96Soru

Mustafa Kemal Atatürk bir konuşmasında; "Bizim inkılabımız, bir devrim olmaktan öte, Türk milletini son asırlarda geri bırakmış olan kurumları yıkarak yerlerine, milletin en yüksek medeni icaplara göre ilerlemesini temin edecek yeni kurumları kurmaktır." demiştir. Atatürk'ün bu sözüyle vurguladığı; Türk İnkılabı'nın kendini sürekli yenilemesi, çağın gerisinde kalmaması ve dinamik bir yapıya sahip olması ilkelerinden hangisinin temel işlevidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İnkılapçılık

Cevap

Türk İnkılabı'nın kendini sürekli yenilemesi, çağın gerisinde kalmaması ve dinamik bir yapıya sahip olması İnkılapçılık ilkesinin bir gereğidir.
İnkılapçılık ilkesi, Türk İnkılabı'na dinamizm kazandırır. Sadece eski kurumların yerine yenilerinin açılmasını değil, açılan yeni kurumların da zamanla eskiyebileceğini öngörerek sürekli bir gelişim ve çağdaşlaşma döngüsünü ifade eder. Atatürk'ün belirttiği 'milletin ilerlemesini temin edecek yeni kurumlar kurma' amacı bu ilkeyle doğrudan örtüşür.

Adım Adım Çözüm

1
Atatürk'ün sözündeki anahtar kavramlar analiz edilir.
"Kurumları yıkmak", "en yüksek medeni icaplar" ve "ilerleme" kavramları tespit edilir.
Sorunun hangi temel prensibe dayandığını anlamak için metindeki vurguyu belirlemek gerekir.
2
Atatürk ilkelerinin karakteristik özellikleri ile metin eşleştirilir.
Sürekli ilerleme ve çağdaşlaşma çabası, ilkeler arasında sadece İnkılapçılık'ın temel tanımıdır.
İnkılapçılık, diğer ilkelerin de hayata geçirilmesini sağlayan ve devrimin sürekliliğini koruyan motor güçtür.

Anahtar Kavram

İnkılapçılık ilkesinin dinamizmi ve sürekliliği

İpuçları

1
Metinde geçen 'ilerleme' ve 'yeni kurumlar kurma' ifadelerine odaklanın.
2
Türk İnkılabı'nın durağan bir yapıdan ziyade 'dinamik' olmasını sağlayan ilkeyi hatırlayın.
3
Eski kurumları yıkıp yerine modern olanları getirme ve bunu sürekli kılma eylemi doğrudan bu ilke ile adlandırılır.

Daha Fazla Pratik

İnkılapçılık ilkesinin bütünleyici ilkelerden olan 'Çağdaşlaşma ve Batılılaşma' ile ilişkisini inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:50s
Soru 97Soru

Atatürkçü Düşünce Sistemi'nin dogmatik bir yapıya dönüşmesini engelleyen, akıl ve bilimin rehberliğinde değişen dünya koşullarına uyum sağlanmasına imkân tanıyan temel ilke aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İnkılapçılık ilkesinin kazandırdığı dinamik yapı ve sürekli yenilenme anlayışı

Cevap

İnkılapçılık ilkesinin kazandırdığı dinamik yapı ve sürekli yenilenme anlayışı
Doğru yanıt olan seçenek, İnkılapçılık ilkesinin temel amacını ve Türk İnkılabı'na kattığı 'dinamizm' özelliğini doğru tanımlar. İnkılapçılık, Atatürkçü Düşünce Sistemi'nin donup kalmasını, dogmatikleşmesini engelleyen ve onun her zaman bilimsel veriler ışığında güncel kalmasını sağlayan temel mekanizmadır.

Adım Adım Çözüm

1
Atatürkçü Düşünce Sistemi'nin temel karakterini analiz et.
Sistemin dogmatik (kalıplaşmış) değil, yaşayan ve dinamik bir yapıda olduğu görülür.
Bu dinamizmin hangi ilkeye dayandığını belirlemek gerekir.
2
İnkılapçılık ilkesinin tanımını hatırla.
İnkılapçılık; çağdaşlaşma, batılılaşma, akıl ve bilim doğrultusunda sürekli ileri gitme ve köklü değişim demektir.
Sistemin kendini yenileme motoru İnkılapçılıktır.
3
Islahat (reform) ile İnkılap (devrim) farkını karşılaştır.
Islahat mevcut olanı yamamak/iyileştirmekken, inkılap işe yaramayanı yıkıp modern olanı kurmaktır.
D seçeneğindeki ıslahatçı yaklaşım, Türk İnkılabı'nın radikal doğasına aykırıdır.

Anahtar Kavram

İnkılapçılık ilkesinin dinamik ve anti-dogmatik yapısı

Daha Fazla Pratik

İnkılapçılık ilkesinin 'akılcılık' ve 'bilimsellik' kavramlarıyla olan doğrudan bağını diğer ilkeler üzerinden de test eden karşılaştırma sorularına odaklanabilirsiniz.
Tahmini Süre:50s
Soru 98Soru

Atatürk, "Millî egemenlik öyle bir nurdur ki, onun karşısında zincirler erir, taç ve tahtlar yanar, mahvolur." demiştir. Bu söz doğrultusunda; devletin temel organlarının seçimle belirlenmesi, temsil hakkının millete ait olması ve her türlü kişisel otoritenin reddedilmesi aşağıdaki ilkelerden hangisinin temel kapsamını oluşturmaktadır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Cumhuriyetçilik

Cevap

Cumhuriyetçilik ilkesi, devlet yönetiminde halkın iradesini ve seçim sistemini esas alan yönetim anlayışını temsil eder.
Cumhuriyetçilik ilkesi; devlet başkanlığı ve meclis üyeliği gibi temel makamların seçimle belirlenmesini, egemenliğin millete ait olduğunu ve hiçbir zümreye ayrıcalık tanınmamasını esas alır. Atatürk'ün belirttiği milli egemenlik vurgusu bu ilkenin doğrudan tanımıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Kök metindeki anahtar kavramları tespit et.
Milli egemenlik, seçim, temsil ve kişisel otoritenin reddi kavramları belirlendi.
Sorunun hangi yönetim felsefesiyle ilgili olduğunu anlamak için kavram analizi gereklidir.
2
Belirlenen kavramları Atatürk ilkeleriyle eşleştir.
Bu kavramların doğrudan Cumhuriyetçilik ilkesinin temelini oluşturduğu saptandı.
Cumhuriyetçilik, egemenliğin bir şahsa değil millete ait olması esasına dayanır.

Anahtar Kavram

Milli Egemenlik ve Temsil
Tahmini Süre:45s
Soru 99Soru

Türkiye Cumhuriyeti’nde hukuk sisteminin laikleşmesi ve çağdaşlaşması sürecinde, dönemin en modern hukuk kurallarına sahip Avrupa ülkelerinden faydalanılmıştır. Bu kapsamda farklı alanlardaki kanunlar, Türk toplumunun ihtiyaçlarına göre uyarlanarak yürürlüğe konulmuştur. Buna göre, aşağıda verilen kanun ve bu kanunun hazırlanmasında örnek alınan ülke eşleştirmelerinden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İdare Hukuku - İngiltere

Cevap

İdare Hukuku - İngiltere eşleştirmesi yanlıştır; çünkü Türkiye, idare hukuku alanında Fransa'yı örnek almıştır.
Türk hukuk sisteminde idare hukuku dalı, Fransa'nın 'Conseil d'État' (Devlet Şurası) modeli esas alınarak Danıştay'ın kurulması ve idari rejimin benimsenmesiyle Fransız hukukundan etkilenmiştir. İngiltere'de ise ayrı bir idari yargı kolu bulunmadığı için örnek alınması mümkün değildir.

Adım Adım Çözüm

1
Kanunların kaynaklarını belirleme
Medeni ve Borçlar Kanunu için İsviçre, Ceza Kanunu için İtalya, Ticaret Kanunu için Almanya'nın kaynak olduğu belirlenir.
Cumhuriyet Dönemi hukuk inkılaplarında farklı Avrupa ülkelerinden uzmanlık alanlarına göre faydalanılmıştır.
2
Yanlış eşleştirmeyi saptama
İdare hukukunun kaynağının İngiltere değil, Fransa olduğu tespit edilir.
İngiltere 'Common Law' (Ortak Hukuk) sistemine sahipken, Türkiye 'Kıta Avrupası Hukuku' sistemini ve özellikle Fransız idari yargı modelini benimsemiştir.

Anahtar Kavram

Hukuk İnkılabında Örnek Alınan Avrupa Kanunları

Alternatif Yöntem

Eleme yöntemi kullanılabilir. KPSS'de en sık sorulan Medeni (İsviçre) ve Ceza (İtalya) kanunlarının doğruluğundan emin olunduğunda, idare hukukunun kaynağının Kıta Avrupası'ndan (Fransa) olması gerektiği, Ada ülkesi olan İngiltere'nin sisteminin farklı olduğu çıkarımı yapılabilir.
Tahmini Süre:45s
Soru 100Soru

Atatürk döneminde milli ekonomi politikalarının bir parçası olarak yer altı kaynaklarının bilimsel yöntemlerle araştırılması ve bu kaynakların sanayiye kazandırılması hedeflenmiştir. Bu amaçla 19351935 yılında maden yataklarını tespit etmek ve bu madenleri işletmek için gerekli sermayeyi sağlamak üzere iki önemli kurum kurulmuştur.

Buna göre, 19351935 yılında kurulan bu kurumlar aşağıdakilerin hangisinde birlikte verilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Maden Tetkik ve Arama Enstitüsü — Etibank

Cevap

Maden Tetkik ve Arama Enstitüsü ve Etibank
Maden Tetkik ve Arama Enstitüsü (MTA) ve Etibank, 19351935 yılında Türkiye'nin maden potansiyelini ortaya çıkarmak ve bu madenleri devlet eliyle işleterek milli sanayiye hammadde sağlamak amacıyla kurulmuş kurumlardır.

Adım Adım Çözüm

1
Soruda belirtilen yılı ve ekonomik sektörü analiz etme
19351935 yılı ve madencilik/yer altı kaynakları sektörü tespit edildi.
Kurumların kuruluş yılları ve uzmanlık alanları doğru eşleştirme yapmak için kritiktir.
2
Atatürk dönemi bankacılık ve enstitü yapılarını gözden geçirme
19351935 yılında maden arama için MTA'nın, işletme için Etibank'ın kurulduğu hatırlandı.
Devletçilik ilkesi doğrultusunda madencilik sektörünü kalkındırmak için bu iki kurum birbirini tamamlayacak şekilde yapılandırılmıştır.

Anahtar Kavram

Atatürk Dönemi Madencilik ve Kurumsallaşma
Tahmini Süre:45s
ÖncekiSayfa 5 / 35Sonraki
Atatürk İlke ve İnkılapları — KPSS Genel Yetenek - Genel Kültür — Sayfa 5 | Examkin