Ekonomi Alanında Yapılan İnkılaplar

63 soru

Soru 1Soru →

Atatürk döneminde, 1929 Dünya Ekonomik Bunalımı'nın olumsuz etkilerini azaltmak ve özel sermayenin yetersiz kaldığı alanlarda büyük sanayi yatırımlarını devlet eliyle gerçekleştirmek amacıyla 1933 yılında 'Birinci Beş Yıllık Sanayi Planı' hazırlanmıştır. Bu plan kapsamında açılan fabrikaların işletilmesini sağlamak ve sanayi yatırımlarının finansmanını yürütmek amacıyla kurulan temel kurum aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sümerbank

Cevap

Sümerbank, Birinci Beş Yıllık Sanayi Planı'nın finansmanını sağlamak ve sanayi yatırımlarını yönetmek amacıyla kurulan kurumdur.
Sümerbank, 1933 yılında kabul edilen Birinci Beş Yıllık Sanayi Planı'nın uygulanması sürecinde mali destek sağlamak ve açılan devlet fabrikalarını tek elden yönetmek amacıyla kurulmuştur. Bu banka, Türkiye'nin Devletçilik ilkesi kapsamında gerçekleştirdiği sanayileşme hamlesinin merkezinde yer alan kurumdur.

Adım Adım Çözüm

1
Soruda belirtilen tarih (1933) ve amaç (Sanayi Planı finansmanı) belirlenir.
Bu özellikler 1930'lu yılların 'Devletçilik' politikasına işaret etmektedir.
Türkiye'nin planlı sanayileşme dönemine geçişinin temel aktörünü bulmak gerekir.
2
Seçeneklerdeki kurumlar uzmanlık alanlarına göre değerlendirilir.
Sümerbank'ın sanayi, Etibank'ın madencilik, Kabotaj'ın ise denizcilikle ilgili olduğu saptanır.
KPSS Tarih sorularında kurumların kuruluş amaçlarını ayırt etmek temel bir beceridir.

Anahtar Kavram

Atatürk Dönemi Devletçi Ekonomi ve Sanayi Yatırımları
Soru 2Soru →

19231923 yılında toplanan İzmir İktisat Kongresi'nde kabul edilen Misak-ı İktisadi (Ekonomi Yemini), yeni Türk devletinin ekonomik kalkınma rotasını "Milli Ekonomi" ve "Tam Bağımsızlık" ilkeleri çerçevesinde çizmiştir. Ancak bu belgelerde, ekonomik bağımsızlığın yabancı sermayeye tamamen kapı kapatmak anlamına gelmediği de vurgulanmıştır.

Buna göre Misak-ı İktisadi'de, yabancı sermayenin Türkiye'de yatırım yapabilmesi için öngörülen temel şart aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ülke kanunlarına riayet etmesi ve bağımsızlığa aykırı imtiyazlar talep etmemesi

Cevap

Yabancı sermayenin ülke kanunlarına riayet etmesi ve bağımsızlığa aykırı imtiyazlar talep etmemesi
Doğru yanıt olan 'ülke kanunlarına riayet ve imtiyazsızlık' şartı, İzmir İktisat Kongresi'nde alınan kararların en karakteristik özelliğidir. Bu karar, Osmanlı dönemindeki kapitülasyonların ve Duyun-u Umumiye gibi yapıların Türk egemenliğini kısıtlayan tecrübelerine karşı bir tepkidir. Yeni devlet, yabancı sermayenin teknolojik ve finansal katkısından faydalanmak istemiş ancak bunun şartını hukuki eşitlik ve milli bağımsızlığa saygı olarak belirlemiştir.

Adım Adım Çözüm

1
İzmir İktisat Kongresi'nin (1923) temel felsefesini analiz etme
Kongre, siyasi bağımsızlığın ekonomik bağımsızlıkla taçlandırılması gerektiğini savunur (Milli Ekonomi).
Soruda bahsedilen Misak-ı İktisadi kararlarının hangi temel amaca hizmet ettiğini anlamak için gereklidir.
2
Dış sermayeye bakış açısını değerlendirme
Yeni devlet, kapitülasyonların olumsuz mirası nedeniyle yabancı sermayeye temkinli ancak pragmatik yaklaşmıştır.
Ekonomik bağımsızlığın izolasyon (tamamen dışa kapanma) değil, egemenlik haklarının korunması olduğunu ayırt etmek gerekir.
3
Misak-ı İktisadi'deki ilgili maddeyi hatırlama
"Memleketin kanunlarına uymak şartıyla dış sermayeye düşman değiliz" ifadesi kararlarda açıkça yer alır.
Doğru seçeneğin yasal dayanağını oluşturur.

Anahtar Kavram

İzmir İktisat Kongresi ve Milli Ekonomi Anlayışı

İpuçları

1
Osmanlı Devleti'ndeki kapitülasyonların yarattığı olumsuz etkileri ve 'imtiyaz' kavramının ekonomik bağımsızlığa zararını düşünün.
2
İzmir İktisat Kongresi'nin temel felsefesi dışa tamamen kapanmak değil, dış dünya ile 'eşit şartlarda' entegre olmaktır.
3
Misak-ı İktisadi'de yabancı sermaye için 'tekel oluşturmamak' ve 'milli kanunlara uymak' vurgusu ön plandadır.

Daha Fazla Pratik

İzmir İktisat Kongresi'nin ardından bu hedefleri finanse etmek amacıyla kurulan Türkiye İş Bankası ve Sanayi ve Maadin Bankası gibi kurumların kuruluş amaçlarını inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 3Soru →

19271927 yılında çıkarılan Teşvik-i Sanayi Kanunu’ndan beklenen sonucun alınamaması, özel teşebbüsün elinde yeterli sermaye birikiminin olmaması ve 19291929 Dünya Ekonomik Bunalımı’nın olumsuz etkileri, Türkiye’yi 19301930’lu yıllardan itibaren planlı bir ekonomi modeline yöneltmiştir. Bu bilgiler doğrultusunda, aşağıdakilerden hangisi 19301930-19391939 yılları arasında uygulanan devletçi ekonomi politikasının doğrudan bir yansıması veya sonucu olarak gösterilemez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kabotaj Kanunu ile Türk karasularında deniz ticareti yapma hakkının millileştirilmesi

Cevap

Kabotaj Kanunu ile Türk karasularında deniz ticareti yapma hakkının millileştirilmesi
Kabotaj Kanunu, 11 Temmuz 19261926 tarihinde kabul edilmiştir. Bu kanun, Türk karasularında gemi işletme ve limanlar arası ticaret yapma hakkını yalnızca Türk vatandaşlarına ve Türk bayrağı taşıyan gemilere tanıyarak ekonomik bağımsızlığı pekiştirmiş ve doğrudan 'Milliyetçilik' ilkesiyle özdeşleşmiştir. Soru kökünde belirtilen 19301930 sonrası zorunlu olarak benimsenen ve devletin doğrudan yatırımcı kimliğiyle hareket ettiği 'Devletçilik' modelinin bir sonucu değil, bu modelden daha önce gerçekleştirilmiş bir inkılaptır.

Adım Adım Çözüm

1
Soru kökündeki zaman aralığını ve neden-sonuç ilişkisini analiz etme
19301930 sonrası gelişen 'Devletçilik' modeline vurgu yapıldığı tespit edildi.
Soruda 19271927 Teşvik-i Sanayi başarısızlığı ve 19291929 krizi sonrası değişen model sorulmaktadır.
2
Seçeneklerdeki inkılapların kronolojik ve ilkesel eşleşmesini kontrol etme
Kabotaj Kanunu'nun tarihinin 19261926 olduğu ve Milliyetçilik ilkesiyle ilişkili olduğu belirlendi.
Devletçilik 19301930 sonrası baskın hale gelirken, Kabotaj liberal dönemin milliyetçi bir hamlesidir.
3
Yanlış olan seçeneği belirleme
Kabotaj Kanunu'nun 19301930 sonrası devletçi modele geçişin bir sonucu olmadığı kesinleşti.
Diğer seçenekler (19331933-19371937 arası) doğrudan planlı ekonomi ve devlet yatırımları ile ilgilidir.

Anahtar Kavram

Devletçilik modeline geçişin nedenleri ve uygulamaları

Daha Fazla Pratik

İzmir İktisat Kongresi kararlarının (Misak-ı İktisadi) Milliyetçilik ve liberal ekonomi arasındaki ilişkisini inceleyiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 4Soru →

Cumhuriyetin ilk yıllarında özel teşebbüsü destekleyen politikalara rağmen sermaye birikiminin yetersiz olması ve 19291929 Dünya Ekonomik Bunalımı'nın etkileri, Türkiye'yi 19301930'lu yıllarda "Devletçilik" ilkesini aktif olarak uygulamaya sevk etmiştir.

Bu süreçte, Türkiye'nin planlı ekonomi dönemine geçişini başlatan ve devlet eliyle büyük sanayi tesislerinin kurulmasını öngören temel uygulama aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Birinci Beş Yıllık Sanayi Planı'nın hazırlanması

Cevap

Türkiye'de planlı ekonomiye geçişi sağlayan uygulama Birinci Beş Yıllık Sanayi Planı'nın hazırlanmasıdır.
Doğru yanıt olan Birinci Beş Yıllık Sanayi Planı, Türkiye'nin 19291929 krizinden sonra benimsediği Devletçilik modelinin en büyük sanayi hamlesidir. Bu plan ile dokuma, demir-çelik, kağıt ve kimya gibi temel sanayi alanlarında fabrikalar (Sümerbank aracılığıyla) kurulmuş ve planlı kalkınma süreci başlatılmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Dönemin ekonomik şartlarını analiz etme
19231923-19291929 arası uygulanan liberal politikaların (Teşvik-i Sanayi gibi) sermaye yetersizliği nedeniyle başarısız olduğu ve 19291929 krizinin etkisiyle devletin ekonomiye müdahalesinin zorunlu hale geldiği sonucuna varılır.
Soruda belirtilen süreci doğru tarihlendirmek ve neden-sonuç ilişkisini kurmak için gereklidir.
2
Seçenekler arasındaki kronolojik ve kavramsal ayrımı yapma
Teşvik-i Sanayi (19271927), İzmir İktisat Kongresi (19231923) ve Aşar vergisinin kaldırılması (19251925) gibi uygulamaların planlı sanayileşme döneminden (1930 sonrası) önce olduğu belirlenir.
Hatalı seçenekleri elemek ve doğru döneme odaklanmak için gereklidir.
3
Planlı ekonomi kavramını uygulama ile eşleştirme
19331933 yılında Sovyetler Birliği'nin teknik desteğiyle hazırlanan ve 19341934'te yürürlüğe giren Birinci Beş Yıllık Sanayi Planı'nın, devlet eliyle sanayileşmenin temel taşı olduğu saptanır.
Soruda istenen 'planlı ekonomi dönemi' ve 'sanayi tesisleri' vurgusuna en uygun cevabı bulmak için gereklidir.

Anahtar Kavram

Devletçilik ve Planlı Ekonomi (Birinci Beş Yıllık Sanayi Planı)

İpuçları

1
19291929 Dünya Ekonomik Bunalımı'ndan sonra hangi ekonomi modeline geçildiğini düşünün.
2
Devletin bizzat kendi imkanlarıyla fabrikalar kurduğu ve bunu bir takvime bağladığı uygulamayı hatırlayın.
3
Sümerbank'ın temellerinin atıldığı ve 19341934 yılında uygulanmaya başlanan planlı kalkınma belgesini arayın.

Daha Fazla Pratik

İkinci Beş Yıllık Sanayi Planı'nın neden uygulanamadığını (II. Dünya Savaşı etkisi) araştırarak dönem bilgilerini pekiştirebilirsiniz.
Tahmini Süre:50s
Soru 5Soru →

Atatürk, "Demiryolları bir ülkeyi uygarlaştıran, refaha kavuşturun en önemli araçtır." diyerek ulaşım altyapısına büyük önem vermiştir. Bu doğrultuda Cumhuriyet’in ilk yıllarında "demir ağlarla ördük ana yurdu dört baştan" marşına da konu olan yoğun bir demiryolu inşası ve millileştirme süreci başlatılmıştır.

Aşağıdakilerden hangisinin bu dönemde izlenen demiryolu politikasının temel amaçlarından biri olduğu savunulamaz?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yabancı sermayeye yeni imtiyazlar tanıyarak demiryolu işletmeciliğini dış yatırıma açmak

Cevap

Yabancı sermayeye yeni imtiyazlar tanıyarak demiryolu işletmeciliğini dış yatırıma açmak ifadesi, Atatürk Dönemi demiryolu politikasının amaçlarından biri değildir.
Atatürk Dönemi'nde izlenen demiryolu politikası, 'milli ekonomi' ilkesine dayanır. Osmanlı döneminden kalan ve yabancı devletlerin imtiyazında olan demiryolu hatları, devlet tarafından satın alınarak millileştirilmiştir. Bu dönemde yeni hatlar inşa edilirken yabancılara imtiyaz vermek yerine, öz kaynaklarla veya devlet bütçesiyle yatırım yapılması esas alınmıştır. Dolayısıyla, yabancı imtiyazlarını genişletmek bu dönemin ruhuna ve bağımsızlık anlayışına aykırıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Dönemin temel ekonomi politikasını analiz etme
Cumhuriyet’in ilk yıllarında 'Milli Ekonomi' ve 'Ekonomik Bağımsızlık' ilkeleri esastır.
Sorunun cevabını bulmak için devletin yabancı sermaye ve imtiyazlara bakış açısını anlamak gerekir.
2
Demiryolu hamlesinin amaçlarını değerlendirme
Demiryollarının ordu, ticaret ve milli birlik üzerindeki etkileri belirlenir.
Ulaşımın çok boyutlu (askeri, ekonomik, sosyal) faydaları kalkınma planının bir parçasıdır.
3
Millileştirme (Devletleştirme) kavramını uygulama
Yabancıların elindeki hatların satın alınması politikası ile yeni imtiyaz verme fikrinin çeliştiği görülür.
Bağımsızlık hedefi, yabancıların ülke kaynakları üzerindeki imtiyazlarının sonlandırılmasını gerektirir.

Anahtar Kavram

Ekonomik Bağımsızlık ve Millileştirme

İpuçları

1
Osmanlı Devleti'nde demiryollarının çoğunlukla kimlerin kontrolünde olduğunu ve bunun Cumhuriyet'te nasıl değiştiğini düşünün.
2
Yeni Türk Devleti'nin 'kapitülasyonlar' ve 'ekonomik imtiyazlar' konusundaki hassasiyetini hatırlayın.
3
Millileştirme politikası, yabancı sermayeye imtiyaz tanımakla mı yoksa mevcut imtiyazları sona erdirmekle mi ilgilidir?

Daha Fazla Pratik

Demiryollarının millileştirilmesi ile Kabotaj Kanunu arasındaki 'ekonomik bağımsızlık' benzerliğini inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 6Soru →

Atatürk döneminde 1923-1929 yılları arasında özel teşebbüse dayalı liberal bir ekonomi modeli izlenmiş; ancak beklenen kalkınmanın tam olarak sağlanamaması ve dış etkenler sonucunda 1930’lu yıllardan itibaren "Devletçilik" ilkesi doğrultusunda planlı ekonomi dönemine geçilmiştir.

Aşağıdakilerden hangisi, 1930’lu yıllarda Türkiye’nin devletçi bir ekonomi politikasına yönelmesinin temel nedenleri arasında gösterilemez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: 1926'da kabul edilen Kabotaj Kanunu ile deniz ticaretinde milli egemenliğin sağlanmış olması

Cevap

1926'da kabul edilen Kabotaj Kanunu ile deniz ticaretinde milli egemenliğin sağlanmış olması
Kabotaj Kanunu, deniz ticaretinde milli bağımsızlığı sağlayan ve Milliyetçilik ilkesiyle doğrudan ilgili bir düzenlemedir. 1926 yılında yürürlüğe girmiştir. Ancak 1930'lu yıllarda Devletçilik ilkesine ve planlı ekonomiye geçilmesinin temel nedenleri; 1929 Dünya Ekonomik Bunalımı'nın yarattığı daralma, özel sektörün sermaye yetersizliği nedeniyle Teşvik-i Sanayi Kanunu'nun başarısız olması ve Lozan'dan kalan gümrük kısıtlamalarının sona ermesidir. Dolayısıyla deniz ticaretinin millileştirilmesi bir 'neden' değil, kendi başına bir 'inkılap'tır.

Adım Adım Çözüm

1
1930 öncesi ve sonrası ekonomi politikalarını analiz et
1923-1929 arası liberal-milli, 1930 sonrası devletçi model hakimdir.
Politika değişikliğinin nedenlerini tespit etmek için dönem ayrımı yapılmalıdır.
2
Devletçiliğe geçişin nedenlerini (Büyük Buhran, sermaye eksikliği, Teşvik-i Sanayi'nin başarısızlığı) değerlendir
Seçeneklerdeki A, B, D ve E maddeleri bu geçişi zorunlu kılan unsurlardır.
Dış krizler ve iç yetersizlikler devletin ekonomiye müdahalesini tetiklemiştir.
3
Kabotaj Kanunu'nun içeriğini ve tarihini kontrol et
Kabotaj Kanunu 1926'da çıkarılmış, denizlerdeki Türk egemenliğini pekiştirmiştir (Milliyetçilik).
Bu reform bir başarı göstergesidir, 1930'daki politika değişikliğinin 'nedeni' veya 'tetikleyicisi' değildir.

Anahtar Kavram

1930 Sonrası Devletçi Ekonomiye Geçiş Nedenleri
Soru 7Soru →

19231923 yılında imzalanan Lozan Barış Antlaşması'na ekli ticaret sözleşmesiyle Türkiye, gümrük tarifelerini 19161916 yılındaki seviyede tutmayı ve 19291929 yılına kadar değiştirmemeyi kabul etmiştir. Bu kısıtlayıcı sürenin dolmasının ardından 19291929 yılında yeni bir "Gümrük Tarife Kanunu" çıkarılarak gümrük vergileri önemli oranda yükseltilmiştir.

Türkiye'nin 19291929 yılında gümrük vergilerini yükselterek izlediği bu politikanın öncelikli amacı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yerli üretimi dış rekabete karşı korumak ve milli sanayinin gelişimini desteklemek

Cevap

Yerli üretimi dış rekabete karşı korumak ve milli sanayinin gelişimini desteklemek
Lozan Antlaşması ile getirilen 5 yıllık gümrük kısıtlamasının 1929'da sona ermesi, Türkiye'nin kendi sanayisini dış rekabete karşı korumasına olanak sağlamıştır. Çıkarılan Gümrük Tarife Kanunu ile yerli malı kullanımı özendirilmiş ve dış ticaret açığı kontrol altına alınmaya çalışılmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Lozan Antlaşması'nın ekonomik kısıtlamasını analiz etme
Lozan'daki ticaret sözleşmesi nedeniyle Türkiye 19291929 yılına kadar bağımsız bir gümrük politikası izleyememiştir.
Yeni Türk devletinin sanayisini koruyabilmesi için gümrük duvarlarını yükseltme yetkisine ihtiyacı vardır.
2
1929 Gümrük Tarife Kanunu'nun niteliğini belirleme
Kanun, ithal mallara yüksek vergi koyarak yerli üretimi avantajlı hale getirmiştir.
Dışarıdan gelen ucuz malların yerli sanayinin kurulmasını engellemesini önlemek temel hedeftir.
3
Politikayı Atatürk ilkeleriyle ilişkilendirme
Bu durum doğrudan 'Milliyetçilik' (Milli Ekonomi) ilkesiyle ve daha sonraki 'Devletçilik' politikaları için zemin hazırlamakla ilgilidir.
Ekonomik bağımsızlık ve kendi kendine yetebilme hedeflenmektedir.

Anahtar Kavram

Korumacı-Devletçi Ekonomi ve Milli Gümrük Politikası

İpuçları

1
Gümrük vergilerinin artırılması dışarıdan gelen malları pahalılaştırır.
2
Lozan Antlaşması'ndaki hangi kısıtlama 1929 yılında sona ermiş olabilir?

Daha Fazla Pratik

Bu kanundan sonra 1930 yılında Türk parasının değerini korumak için hangi kurumun kurulduğunu araştırınız.
Tahmini Süre:50s
Soru 8Soru →

Atatürk döneminde milli ekonomi politikalarının bir parçası olarak yer altı kaynaklarının bilimsel yöntemlerle araştırılması ve bu kaynakların sanayiye kazandırılması hedeflenmiştir. Bu amaçla 19351935 yılında maden yataklarını tespit etmek ve bu madenleri işletmek için gerekli sermayeyi sağlamak üzere iki önemli kurum kurulmuştur.

Buna göre, 19351935 yılında kurulan bu kurumlar aşağıdakilerin hangisinde birlikte verilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Maden Tetkik ve Arama Enstitüsü — Etibank

Cevap

Maden Tetkik ve Arama Enstitüsü ve Etibank
Maden Tetkik ve Arama Enstitüsü (MTA) ve Etibank, 19351935 yılında Türkiye'nin maden potansiyelini ortaya çıkarmak ve bu madenleri devlet eliyle işleterek milli sanayiye hammadde sağlamak amacıyla kurulmuş kurumlardır.

Adım Adım Çözüm

1
Soruda belirtilen yılı ve ekonomik sektörü analiz etme
19351935 yılı ve madencilik/yer altı kaynakları sektörü tespit edildi.
Kurumların kuruluş yılları ve uzmanlık alanları doğru eşleştirme yapmak için kritiktir.
2
Atatürk dönemi bankacılık ve enstitü yapılarını gözden geçirme
19351935 yılında maden arama için MTA'nın, işletme için Etibank'ın kurulduğu hatırlandı.
Devletçilik ilkesi doğrultusunda madencilik sektörünü kalkındırmak için bu iki kurum birbirini tamamlayacak şekilde yapılandırılmıştır.

Anahtar Kavram

Atatürk Dönemi Madencilik ve Kurumsallaşma
Tahmini Süre:45s
Soru 9Soru →

Osmanlı Devleti döneminde para basma ve piyasadaki para arzını kontrol etme imtiyazı, İngiliz ve Fransız sermayeli olan Osmanlı Bankası'na (Bank-ı Osmanî-i Şahane) verilmişti. Yeni Türk Devleti'nde ise tam ekonomik bağımsızlığın sağlanabilmesi için para politikasının milli bir merkezden yönetilmesi kararlaştırılmış ve 1930 yılında Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası kurulmuştur.

Buna göre, Merkez Bankası'nın kurulmasıyla ulaşılmak istenen temel hedef aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Türk parasının değerini korumak ve para basma yetkisini millileştirmek

Cevap

Merkez Bankası'nın kurulmasıyla ulaşılmak istenen temel hedef, Türk parasının değerini korumak ve para basma yetkisini millileştirerek tam ekonomik bağımsızlığı sağlamaktır.
Merkez Bankası'nın kurulması, 'para basma' gibi egemenlik hakkı sayılan bir yetkinin yabancıların elinden alınarak Türk devletine geçmesini sağlamıştır. Bu durum hem 'Milliyetçilik' (milli banka) hem de 'Devletçilik' (ekonominin devlet eliyle düzenlenmesi) ilkeleriyle doğrudan ilgilidir.

Adım Adım Çözüm

1
Osmanlı Devleti'nden devralınan finansal yapıyı analiz edin.
Para basma yetkisinin yabancı sermayeli Osmanlı Bankası'nda olduğu görülür.
Mevcut durumun ekonomik bağımsızlığa aykırı olduğunu tespit etmek için.
2
1930 yılında kurulan Merkez Bankası'nın kuruluş gerekçesini değerlendirin.
Para basma yetkisinin devlete geçmesi ve Türk lirasının değerinin korunması hedeflenmiştir.
Milli ekonomi politikalarının (Milliyetçilik) finansal ayağını anlamak için.
3
Seçenekler arasında bu ekonomik hedefi yansıtan ifadeyi bulun.
Para basma yetkisinin millileştirilmesi ifadesi doğru olarak belirlenir.
Soru kökündeki temel hedef ile eşleştirme yapmak için.

Anahtar Kavram

Milli İktisat ve Finansal Bağımsızlık

Alternatif Yöntem

Soruya 'bağımsızlık' kavramı üzerinden yaklaşılarak, yabancı bir kurumun para basmasının egemenliğe aykırı olduğu mantığıyla doğru yanıta ulaşılabilir.
Tahmini Süre:50s
Soru 10Soru →

19251925 yılında çıkarılan bir kanunla, Osmanlı Devleti'nden devralınan ve bütçe gelirlerinin yaklaşık %40\%40 gibi önemli bir kısmını oluşturan Aşar (Öşür) vergisi kaldırılmıştır. Devletin bu denli büyük bir mali kaynaktan vazgeçmesi, yeni Cumhuriyet yönetiminin öncelikleri hakkında önemli bir ipucu vermektedir.

Buna göre, Aşar vergisinin kaldırılmasıyla ulaşılmak istenen temel amaç aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tarımsal üretimi destekleyerek köylünün üzerindeki mali yükü hafifletmek

Cevap

Tarımsal üretimi destekleyerek köylünün üzerindeki mali yükü hafifletmek
Doğru yanıt olan tarımsal üretimi destekleme ve köylünün yükünü hafifletme amacı, Aşar vergisinin kaldırılmasının temel gerekçesidir. Aşar, üreticinin üzerindeki en ağır mali yüklerden biriydi ve kaldırılmasıyla köylünün nefes alması, daha fazla üretim yapması ve sosyal devlet anlayışının (Halkçılık) hayata geçirilmesi hedeflenmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Aşar vergisinin niteliğini analiz etme
Aşar, Osmanlı'dan kalan ve köylünün ürettiği ürünün belli bir kısmını devlete vermesi esasına dayanan ağır bir vergidir.
İnkılabın neden yapıldığını anlamak için önceki durumun zorluklarını saptamak gerekir.
2
Bütçe verisiyle ekonomik fedakarlığı yorumlama
Devletin gelirlerinin %40\%40'ından vazgeçmesi, mali kaygılardan ziyade sosyal adalet ve üretimin artırılmasının öncelendiğini gösterir.
Bir reformun 'temel amacını' belirlemek için yapılan fedakarlığın kime yaradığını belirlemek esastır.
3
Atatürk ilkeleriyle bağ kurma
Halkın büyük çoğunluğunu oluşturan köylünün desteklenmesi 'Halkçılık' ilkesiyle doğrudan örtüşür.
Ekonomik inkılaplar mutlaka bir temel ilkeye dayanır.

Anahtar Kavram

Aşar Vergisinin Kaldırılması ve Halkçılık

İpuçları

1
Verginin kaldırılması devletin cebine giren parayı azaltırken köylünün cebinde kalan parayı artırır.
2
Aşar'ın kaldırılması Atatürk'ün 'Köylü milletin efendisidir' sözüyle ve Halkçılık ilkesiyle doğrudan bağlantılıdır.

Daha Fazla Pratik

Aşar vergisinin kaldırılmasının ardından tarımı modernize etmek için açılan kurumları (Örn: Atatürk Orman Çiftliği, Yüksek Ziraat Enstitüsü) inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:50s
Soru 11Soru →

Cumhuriyet’in ilk yıllarında, yeni Türk devletinin ekonomik bağımsızlık hedeflerini belirlemek ve milli bir ekonomi modeli oluşturmak amacıyla 1923 yılında toplanan gelişme aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İzmir İktisat Kongresi

Cevap

Yeni Türk Devleti'nin ekonomik ilkelerini belirleyen gelişme İzmir İktisat Kongresi'dir.
İzmir İktisat Kongresi, 17 Şubat 1923'te toplanarak milli üretimi teşvik eden, ham maddesi yurt içinde olan sanayi dallarının kurulmasını öngören ve Türk ekonomisinin temel ilkelerini (Misak-ı İktisadi) belirleyen tarihi bir olaydır.

Adım Adım Çözüm

1
Sorudaki tarih ve içerik anahtarını belirle.
1923 yılı ve 'ekonomik bağımsızlık/milli ekonomi modeli' vurgusu tespit edildi.
Sorunun hangi alanla ilgili olduğunu anlamak için anahtar kelimeler kullanılır.
2
Seçenekleri alanlarına göre sınıflandır.
Saltanat siyasi, Medeni Kanun hukuki, Tevhid-i Tedrisat eğitim, Şapka toplumsal alanla ilgilidir; İzmir İktisat Kongresi ise ekonomi alanındadır.
İnkılapların hangi alanda yapıldığını ayırt etmek doğru cevaba ulaşmayı sağlar.
3
Ekonomik bağımsızlık hedefini bu gelişmeyle ilişkilendir.
İzmir İktisat Kongresi'nde 'Misak-ı İktisadi' (Ekonomi Yemini) kabul edilerek tam bağımsızlığın ekonomik bağımsızlıkla mümkün olacağı vurgulanmıştır.
Kongrenin temel amacını ve sonuçlarını doğrulamak gerekir.

Anahtar Kavram

İzmir İktisat Kongresi ve Milli Ekonomi
Tahmini Süre:35s
Soru 12Soru →

Yeni Türk Devleti’nin ekonomik bağımsızlık ve milli egemenlik hedefleri doğrultusunda 11 Temmuz 19261926 tarihinde kabul edilen Kabotaj Kanunu ile Türk karasularında yolcu ve yük taşıma hakkı yalnızca Türk gemilerine ve Türk vatandaşlarına tanınmıştır. Bu düzenlemenin temel amacı ve doğrudan ilgili olduğu Atatürk ilkesi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Denizlerdeki egemenlik haklarını pekiştirmek — Milliyetçilik

Cevap

Denizlerdeki egemenlik haklarını pekiştirmek ve Milliyetçilik ilkesi
Kabotaj Kanunu, Türk denizlerinde yolcu ve yük taşıma imtiyazını yabancı işletmelerden alarak Türk bayraklı gemilere vermiştir. Bu durum deniz ticareti üzerindeki kapitülasyon etkilerini tamamen sona erdirmiş, denizleri millileştirmiş ve egemenlik haklarımızı güçlendirmiştir. Bu nitelikleriyle doğrudan Milliyetçilik ilkesi kapsamına girer.

Adım Adım Çözüm

1
Kabotaj Kanunu'nun içeriğini analiz etme
Kanunun deniz ticareti ve karasuları kullanımı haklarını yabancılardan alıp Türk vatandaşlarına devrettiği belirlenir.
Sorunun odağı olan yasal düzenlemenin kapsamını anlamak gerekir.
2
Amacı ve ilgili ilkeyi belirleme
Karasularındaki yabancı tekelinin kırılması 'milli ekonomi' ve 'tam bağımsızlık' (Milliyetçilik) ile eşleşir.
Yapılan inkılabın hangi ideolojik temel üzerine oturduğunu saptamak gerekir.

Anahtar Kavram

Kabotaj Kanunu ve Milliyetçilik İlişkisi
Tahmini Süre:50s
Soru 13Soru →

19291929 yılında başlayan Dünya Ekonomik Bunalımı'nın Türkiye üzerindeki olumsuz etkilerini en aza indirmek, yerli üretimi teşvik etmek ve toplumu israftan kaçınarak tasarrufa yönlendirmek amacıyla aynı yılın sonunda "Milli İktisat ve Tasarruf Cemiyeti" kurulmuştur.

TBMM Başkanı Kazım Özalp'in başkanlığında faaliyet gösteren bu cemiyetin temel görev ve çalışma alanları dikkate alındığında, aşağıdakilerden hangisinin bu kapsamda gerçekleştirildiği söylenemez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Özel sektöre sanayi yatırımları için doğrudan sermaye ve nakdi kredi desteği sağlamak

Cevap

Milli İktisat ve Tasarruf Cemiyeti'nin temel amacı toplumsal farkındalık yaratmaktır; sanayicilere kredi ve sermaye desteği sağlamak ise bankaların yetki alanındadır.
Milli İktisat ve Tasarruf Cemiyeti, 19291929 krizinin etkilerini azaltmak için kurulan bir bilinçlendirme kurumudur. Yerli malı kullanımını özendirmek, tasarruf haftaları düzenlemek ve sergiler açmak gibi faaliyetler yürütür. Ancak sanayicilere doğrudan nakdi kredi veya sermaye sağlamak, bu cemiyetin değil, bankaların (örneğin Sümerbank veya İş Bankası) yürüttüğü bir finansal işlemdir.

Adım Adım Çözüm

1
Cemiyetin kuruluş amacını analiz etme
Cemiyetin 19291929 krizi sonrası yerli malı kullanımını ve tasarrufu bir toplumsal hareket haline getirmek için kurulduğu saptanır.
Sorunun kökünde belirtilen hedeflerin hangi yöntemlerle gerçekleştirilebileceğini anlamak gerekir.
2
Seçeneklerdeki faaliyetlerin niteliğini değerlendirme
A, B, D ve E seçeneklerindeki faaliyetlerin propaganda, eğitim ve tanıtım (sosyo-kültürel) odaklı olduğu görülür.
Milli İktisat ve Tasarruf Cemiyeti bir finans kuruluşu değil, bir propaganda ve eğitim cemiyetidir.
3
Finansal görevlerin ait olduğu kurumları belirleme
Sanayiciye kredi ve sermaye sağlamanın bir bankacılık faaliyeti olduğu sonucuna varılır.
Özel teşebbüse kredi desteği İş Bankası, Sanayi ve Maadin Bankası veya daha sonra kurulan Sümerbank gibi kurumların görevidir.

Anahtar Kavram

1929 Dünya Ekonomik Bunalımı'na Karşı Alınan Milli Önlemler

İpuçları

1
Cemiyetin bir banka mı yoksa bir sivil toplum kuruluşu gibi mi çalıştığını düşünün.
2
Finansal destek (kredi, sermaye) sağlamak için devletin hangi tür kurumları kullandığını hatırlayın.
3
Cemiyet propaganda ve eğitimle uğraşırken, bankalar para yönetimi ve yatırım kredileriyle ilgilenir.

Daha Fazla Pratik

1929 Krizi sonrası kurulan Merkez Bankası ve uygulanan Clearing (Takas) sistemini inceleyerek ekonomik önlemleri pekiştirebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 14Soru →

Cumhuriyet'in ilk yıllarında milli bir ekonomi modeli oluşturmak ve toplumsal refahı artırmak amacıyla çeşitli alanlarda düzenlemeler yapılmıştır. Buna göre, aşağıdakilerden hangisi ekonomi alanında yapılan inkılaplardan biri değildir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tevhid-i Tedrisat Kanunu'nun kabul edilmesi

Cevap

Tevhid-i Tedrisat Kanunu'nun kabul edilmesi eğitim ve kültür alanında yapılan bir inkılap olup ekonomi alanı ile doğrudan ilgili değildir.
Tevhid-i Tedrisat Kanunu, 33 Mart 19241924 tarihinde kabul edilmiş olup eğitim ve öğretimde birliği sağlayan bir düzenlemedir. Bu nedenle ekonomi alanındaki inkılaplar kategorisinde yer almaz.

Adım Adım Çözüm

1
Seçeneklerdeki inkılapların hangi alanla ilgili olduğunu belirle.
Aşar vergisi (tarım/ekonomi), Kabotaj (denizcilik/ekonomi), İş Bankası (finans/ekonomi), Teşvik-i Sanayi (sanayi/ekonomi), Tevhid-i Tedrisat (eğitim).
Soruda ekonomi alanı dışında kalan inkılabı bulmak amaçlanmıştır.
2
Eğitim alanındaki düzenlemeyi ayırt et.
Tevhid-i Tedrisat Kanunu eğitim sistemini tek çatı altında toplayan bir düzenlemedir.
Eğitim reformları ile ekonomi reformları arasındaki farkı test etmektedir.

Anahtar Kavram

İnkılapların yapıldığı alanların (ekonomi, eğitim, hukuk, siyaset) sınıflandırılması.

Daha Fazla Pratik

İzmir İktisat Kongresi kararları ile 1930 sonrası uygulanan Devletçilik ilkesi arasındaki farkları inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 15Soru →

Cumhuriyet’in ilk yıllarında milli ekonomiyi güçlendirmek adına tarım, ticaret ve sanayi gibi pek çok alanda köklü düzenlemelere gidilmiştir. Bu kapsamda, özel teşebbüsün sanayi yatırımlarına katılımını artırmak, yerli üretimi teşvik etmek ve yatırımcılara vergi muafiyeti ile ucuz arazi gibi imkânlar sunmak amacıyla 1927 yılında yürürlüğe giren yasal düzenleme aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Teşvik-i Sanayi Kanunu

Cevap

Teşvik-i Sanayi Kanunu
1927 yılında kabul edilen Teşvik-i Sanayi Kanunu, Cumhuriyet'in ilk yıllarında liberal ekonomi modelinin bir gereği olarak özel sermayenin sanayi yatırımlarına katılmasını sağlamak, yerli sanayiciyi vergi ve arazi gibi imkanlarla desteklemek amacıyla çıkarılmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Erken Cumhuriyet dönemi ekonomi politikaları incelenir.
1923-1929 arası dönemin liberal ekonomi ağırlıklı olduğu görülür.
Soru, özel teşebbüsü destekleyen bir düzenlemeyi sormaktadır.
2
1927 yılındaki temel yasal düzenleme tespit edilir.
Sanayiyi teşvik etmek için çıkarılan yasa belirlenir.
Özel sektöre vergi muafiyeti ve arazi tahsisi gibi kolaylıklar bu yasayla sağlanmıştır.

Anahtar Kavram

Özel Sektörün Sanayileşmeye Teşviki ve Liberal Ekonomi Denemeleri
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 16Soru →

19231923 yılında imzalanan Lozan Barış Antlaşması ile kapitülasyonların kaldırılması Türk ekonomisi için büyük bir dönüm noktası olmuştur. Ancak denizlerdeki ekonomik egemenliğin tam anlamıyla sağlanması, 11 Temmuz 19261926 tarihinde yürürlüğe giren Kabotaj Kanunu ile mümkün olabilmiştir.

Bu düzenleme ile Türk karasularında yolcu ve yük taşıma hakkının yalnızca Türk gemilerine ve vatandaşlarına tanınmasının temel amacı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Deniz ticaretinde ve liman işletmeciliğinde yabancı tekelini kırarak ekonomik bağımsızlığı güçlendirmek

Cevap

Deniz ticaretinde ve liman işletmeciliğinde yabancı tekelini kırarak ekonomik bağımsızlığı güçlendirmek
Kabotaj Kanunu, Türk karasularında ticaret ve ulaşım haklarını yabancıların elinden alarak milli gemilere ve vatandaşlara devretmiştir. Bu durum, denizlerdeki ekonomik bağımsızlığın perçinlenmesi ve milli ekonominin güçlendirilmesi anlamına gelir.

Adım Adım Çözüm

1
Kabotaj Kanunu'nun içeriğini ve kapsadığı alanı belirlemek.
Düzenlemenin Türk karasularında yük ve yolcu taşıma hakkını yalnızca Türk gemi ve vatandaşlarına verdiği saptanır.
Kanunun hangi hakları kimlere tanıdığını anlamak temel amaç için ipucu sağlar.
2
Kanunun Atatürk ilkeleri ve bağımsızlık anlayışı ile bağını kurmak.
Bu adımın milliyetçilik ilkesi gereği ekonomik bağımsızlığı (misak-ı iktisadi) hedeflediği görülür.
Yapılan inkılabın hangi ideolojik ve ekonomik hedefle gerçekleştirildiğini belirlemek gerekir.
3
Daha önceki yabancı imtiyazlarıyla (kapitülasyonlar) karşılaştırma yapmak.
Denizlerdeki yabancı tekelinin kırıldığı ve milli bir denizcilik sektörünün temellerinin atıldığı sonucuna ulaşılır.
Kazanımın 'temel' niteliğini diğer seçeneklerden ayırmak için bu karşılaştırma kritiktir.

Anahtar Kavram

Kabotaj Kanunu ve Ekonomik Milliyetçilik

İpuçları

1
Denizlerdeki ticaret haklarının millileştirilmesini düşünün.
2
Lozan'da kapitülasyonlar kalksa da denizlerdeki tam yetki bu kanunla gelmiştir.
3
Milliyetçilik ilkesinin ekonomi alanındaki yansıması olan 'ekonomik bağımsızlık' kavramına odaklanın.

Daha Fazla Pratik

Kabotaj Kanunu'nun hangi Atatürk ilkesiyle doğrudan ilgili olduğunu (Milliyetçilik) ve her yıl 1 Temmuz'un 'Denizcilik ve Kabotaj Bayramı' olarak kutlandığını hatırlayınız.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 17Soru →

19241924 yılında Mustafa Kemal Atatürk'ün talimatıyla kurulan ve Cumhuriyet döneminin ilk milli bankası olma özelliğini taşıyan Türkiye İş Bankası'nın temel kuruluş amacı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Milli sermaye birikimini sağlamak ve özel girişimcilere kredi desteği sunmak

Cevap

Türkiye İş Bankası'nın temel kuruluş amacı, milli sermaye birikimini sağlayarak özel girişimcilere finansal destek sunmaktır.
Türkiye İş Bankası, 19241924 yılında milli bir sermaye sınıfı oluşturmak ve özel sektör yatırımlarını kredilendirmek amacıyla kurulan ilk milli bankadır. Bu yönüyle Atatürk döneminin liberal ekonomi arayışlarının en önemli finansal ayağını oluşturur.

Adım Adım Çözüm

1
Bankanın kuruluş yılını ve dönemini analiz et
19241924 yılı, Cumhuriyet'in ilk yıllarındaki liberal ekonomi politikalarının uygulandığı dönemdir.
O dönemdeki temel yaklaşım, özel sektörün öncülüğünde bir ekonomik kalkınma gerçekleştirmektir.
2
Bankanın niteliğini ve kurucu iradesini değerlendir
İş Bankası, milli bir burjuvazi oluşturmak ve yerli sermayeyi güçlendirmek amacıyla kurulmuş bir ticari bankadır.
Mustafa Kemal'in talimatıyla kurulan bu banka, yabancı sermaye etkisindeki bankacılık sistemine karşı yerli bir alternatif oluşturmayı hedeflemiştir.
3
Diğer banka modelleri ile karşılaştır
Merkez Bankası (19301930) para politikası, Sümerbank (19331933) devlet sanayisi, Etibank (19351935) ise madencilik için kurulmuştur.
İş Bankası'nın odağı devlet yatırımlarından ziyade özel teşebbüsün kredilendirilmesidir.

Anahtar Kavram

Cumhuriyet Dönemi Milli Bankacılık ve Özel Teşebbüsün Desteklenmesi
Tahmini Süre:50s
Soru 18Soru →

Atatürk Dönemi ekonomi politikalarında 19301930 yılı bir dönüm noktası olarak kabul edilir. Bu tarihten itibaren "Devletçilik" ilkesi doğrultusunda devlet, ekonomiye bizzat yatırımcı olarak katılan ve büyük sanayi hamlelerini gerçekleştiren temel aktör haline gelmiştir.

Buna göre, aşağıdakilerden hangisi Türkiye'yi 19301930'lu yıllardan itibaren "Devletçilik" modeline yönelten gerekçelerden biri değildir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kabotaj Kanunu'nun kabul edilmesiyle Türk denizlerinde ticaret hakkının millileştirilmesi

Cevap

Kabotaj Kanunu'nun kabul edilmesiyle Türk denizlerinde ticaret hakkının millileştirilmesi
Kabotaj Kanunu, 11 Temmuz 19261926 tarihinde yürürlüğe girmiş bir düzenlemedir. Türk karasularında yolcu ve yük taşıma hakkını yalnızca Türk gemilerine ve vatandaşlarına tanıyan bu kanun, ekonomik bağımsızlığı hedeflediği için doğrudan 'Milliyetçilik' ilkesiyle ilgilidir. Oysa soruda sorulan 'Devletçilik' modeline geçiş süreci, temel olarak 19291929 Dünya Ekonomik Buhranı ve iç piyasadaki sermaye yetersizliği gibi 19301930 ve sonrası gelişmelere dayanmaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
1923−19301923-1930 arası dönemdeki ekonomik modelin temelini belirle.
Bu dönemde İzmir İktisat Kongresi kararlarıyla özel teşebbüse dayalı liberal bir model izlenmiştir.
Devletçiliğe geçişin nedenlerini anlamak için önce neden vazgeçildiğini bilmek gerekir.
2
19301930 sonrası Devletçilik modeline geçişin iç ve dış faktörlerini analiz et.
Dışarıda 19291929 Krizi, içeride sermaye eksikliği ve Teşvik-i Sanayi'nin başarısızlığı temel nedenlerdir.
Devletçilik, bir tercihten ziyade dönemin zorunluluklarından doğmuştur.
3
Seçeneklerdeki olayların kronolojisini ve ilgili olduğu temel ilkeyi karşılaştır.
Kabotaj Kanunu (19261926), Devletçilik döneminden önce çıkarılmış ve bağımsızlıkla ilgili bir 'Milliyetçilik' reformudur.
Zaman dizini ve ilke ayrımı, yanlış gerekçeyi belirlemeyi sağlar.

Anahtar Kavram

Devletçilik İlkesine Geçiş Süreci ve Milliyetçilik Ayrımı

İpuçları

1
Devletçilik modeline geçişte en büyük dış etkenin tarihine (19291929) dikkat edin.

Daha Fazla Pratik

Devletçilik ilkesinin zorunluluktan doğması ile Halkçılık ilkesi (sosyal devlet) arasındaki bağları inceleyen soruları çözebilirsiniz.
Tahmini Süre:50s
Soru 19Soru →

19231923 yılında toplanan İzmir İktisat Kongresi'nde "Milli Ekonomi" ilkeleri benimsenmiş ve yerli sanayinin dış rekabete karşı korunması gerektiği vurgulanmıştır. Ancak Cumhuriyet’in ilanından 19291929 yılına kadar geçen süreçte, yerli üreticileri korumaya yönelik gümrük tarifelerinin artırılması ve korumacı bir ticaret politikasının tam anlamıyla uygulanması noktasında hukuki bir engel ile karşılaşılmıştır.

Bu durumun temel gerekçesi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Lozan Antlaşması'na ekli Ticaret Sözleşmesi hükümlerine göre gümrük tarifelerinin beş yıl süreyle sabitlenmiş olması

Cevap

Lozan Antlaşması'na ekli Ticaret Sözleşmesi hükümlerine göre gümrük tarifelerinin beş yıl süreyle sabitlenmiş olması nedeniyle Türkiye 19291929 yılına kadar tam bağımsız bir gümrük politikası izleyememiştir.
Lozan Antlaşması'na ekli Ticaret Sözleşmesi gereğince Türkiye, Osmanlı Devleti'nin 19161916 yılında belirlediği gümrük tarifelerini 19291929 yılına kadar değiştirmeyeceğini taahhüt etmiştir. Bu durum, genç Türkiye Cumhuriyeti'nin kendi sanayisini ithalat karşısında yüksek gümrük vergileriyle korumasını hukuken engellemiştir. 19291929 yılında bu sürenin dolmasıyla birlikte Gümrük Tarife Kanunu çıkarılarak yerli üretim korunmaya başlanmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
İktisat Kongresi kararlarını analiz etme
İzmir İktisat Kongresi'nde yerli malı kullanımı ve sanayinin korunması (liberal-milli model) hedeflenmiştir.
Dönemin ekonomi politikasının vizyonunu anlamak için.
2
Lozan Antlaşması'nın ekonomik yükümlülüklerini inceleme
Türkiye, Lozan'da gümrük tarifelerini 19291929 yılına kadar sabit tutmayı kabul etmiştir.
Hedeflenen korumacı politikaların neden uygulanamadığını tespit etmek için.
3
19291929 yılındaki değişimi değerlendirme
19291929 yılında bu sürenin dolması ve Dünya Ekonomik Bunalımı ile Gümrük Tarife Kanunu çıkarılmıştır.
Hukuki engelin kalktığı tarihi doğrulamak için.

Anahtar Kavram

Lozan Antlaşması'nın Ekonomik Kısıtlamaları ve Gümrük Bağımsızlığı

İpuçları

1
Türkiye'nin ekonomik bağımsızlığını tam olarak kazanması Lozan Antlaşması'ndaki bazı maddelerin süresinin dolmasına bağlıydı.
2
Sanayileşme çabalarının önündeki en büyük engel, yerli ürünlerin ithal ürünlerle rekabet edememesidir. Bunu önlemek için gümrük vergileri kullanılır.
3
19291929 yılında Gümrük Tarife Kanunu'nun çıkarılabilmiş olması, bu tarihten önce bir 'süre kısıtlaması' olduğunu gösterir.

Daha Fazla Pratik

19291929 Gümrük Tarife Kanunu'nun kabulünden sonra Türkiye'nin hangi ekonomi ilkesine (Devletçilik gibi) daha sıkı yöneldiğini inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 20Soru →

Lozan Barış Antlaşması’na eklenen Ticaret Sözleşmesi gereğince Türkiye; beş yıl süreyle (19291929 yılına kadar) gümrük tarifelerini yükseltmeme ve Osmanlı dönemindeki düşük gümrük oranlarını uygulama taahhüdünde bulunmuştur.

Bu durumun Atatürk Dönemi’nde gerçekleştirilen aşağıdaki ekonomik girişimlerden hangisinin başarısını 19291929 yılına kadar doğrudan ve olumsuz etkilediği savunulabilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Teşvik-i Sanayi Kanunu ile yerli sanayinin canlandırılması

Cevap

Teşvik-i Sanayi Kanunu ile yerli sanayinin canlandırılması seçeneği doğrudur çünkü düşük gümrük tarifeleri yerli sanayinin korunmasını engellemiştir.
Teşvik-i Sanayi Kanunu yerli özel teşebbüsü sanayiye yönlendirmeyi amaçlamıştır. Ancak Lozan’daki kısıtlama nedeniyle gümrükler yükseltilemediği için yerli sanayici dış rekabete karşı savunmasız kalmıştır. Bu kısıtlamanın 19291929'da kalkmasıyla hemen 'Gümrük Tarife Kanunu' çıkarılarak yerli üretim koruma altına alınmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Lozan Ticaret Sözleşmesi'nin gümrük tarifelerine getirdiği kısıtlamayı analiz et.
Türkiye 19291929 yılına kadar gümrük duvarlarını yükselterek yerli malları koruyamamıştır.
Uluslararası antlaşmalar gereği gümrüklerde serbestiyet/düşük vergi rejimi sürmüştür.
2
19271927 yılında çıkarılan Teşvik-i Sanayi Kanunu'nun amacını belirle.
Özel sektörü fabrika kurmaya ve üretime teşvik etmek.
Milli ekonomi inşası için sanayileşme hamlesi başlatılmıştır.
3
Düşük gümrük oranları ile yeni kurulan yerli fabrikaların durumunu karşılaştır.
Yerli fabrikalar, gümrüksüz giren ucuz Avrupa mallarıyla rekabet edemeyerek başarısız olmuştur.
Sanayileşme için korumacı gümrük politikası (himayecilik) temel bir ihtiyaçtır.

Anahtar Kavram

Lozan Antlaşması'nın ekonomik kısıtlamaları ve yerli sanayileşme ilişkisi.

İpuçları

1
Sanayileşme için kurulan fabrikaların en büyük ihtiyacı, dışarıdan gelen ucuz mallara karşı devlet tarafından korunmaktır.
2
Lozan Antlaşması'ndaki bir maddeye göre Türkiye 19291929'a kadar gümrük vergilerini artıramamıştır.
3
19271927 yılında çıkarılan kanun özel sektörü desteklemek içindi ancak korumacı gümrükler olmadan bu destek yetersiz kaldı.

Daha Fazla Pratik

1929 Gümrük Tarife Kanunu'nun kabul edilmesinin ardından Türkiye'nin 'Devletçilik' politikasına geçiş sürecini inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Sayfa 1 / 4Sonraki