Çağdaş Türk ve Dünya Tarihi

478 soru

Soru 1Soru →

Soğuk Savaş döneminin başlangıcında Türkiye; bir yandan Sovyet tehdidine karşı Batı dünyasıyla askeri ve ekonomik paktlar kurarken diğer yandan iç politikada çok partili sisteme geçiş yapmıştır. 1945-1955 yılları arasındaki bu süreçte yaşanan gelişmelerle ilgili aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: 1955 yılında kurulan Bağdat Paktı; Mısır ve Suriye gibi lider Arap devletlerinin tam desteğini alarak Orta Doğu'da Sovyet nüfuzuna karşı sarsılmaz bir birlik sağlamıştır.

Cevap

Bağdat Paktı'nın Mısır ve Suriye tarafından desteklendiği ifadesi yanlıştır; aksine bu ülkeler pakta karşı çıkmış ve Arap dünyasında bir bölünmeye neden olmuştur.
Bağdat Paktı, 1955 yılında Türkiye, Irak, İngiltere, İran ve Pakistan arasında kurulmuştur. Ancak bu pakt, Mısır ve Suriye gibi dönemin güçlü Arap devletleri tarafından 'Batı'nın bölgeye müdahalesi' olarak değerlendirilmiş ve sert bir muhalefetle karşılanmıştır. Bu durum Arap dünyasında 'ilerici' (Mısır-Suriye) ve 'muhafazakar/Batı yanlısı' (Irak-Ürdün) kutuplaşmasına yol açmış, ittifakın bölgesel bir güç olmasını engellemiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Soğuk Savaş dönemi bölgesel ittifaklarını analiz etme
Balkan Paktı ve Bağdat Paktı'nın Türkiye'nin öncülüğünde, Batı Bloku desteğiyle kurulduğu belirlenir.
Türkiye'nin 'Çevreleme Politikası' içindeki rolünü anlamak için gereklidir.
2
Bağdat Paktı'nın üye yapısını ve bölgesel tepkileri değerlendirme
Üyelerin Türkiye, Irak, İran, Pakistan ve İngiltere olduğu; Mısır ve Suriye'nin ise paktı 'Arap milliyetçiliğine aykırı' bularak reddettiği tespit edilir.
Paktın neden Orta Doğu'da beklenen etkiyi yaratamadığını açıklar.
3
İç politika ve dış politika ilişkisini doğrulama
1946 seçim usulü, NATO süreci ve ekonomik yardımların (Truman/Marshall) tarihsel gerçekliği onaylanır.
Diğer seçeneklerin doğruluğunu teyit ederek yanlış olanı izole eder.

Anahtar Kavram

Bağdat Paktı ve Orta Doğu'da Kutuplaşma

Daha Fazla Pratik

Demokrat Parti döneminin ekonomik politikaları ve 1950 seçimlerini 'Beyaz İhtilal' olarak nitelendiren faktörleri inceleyiniz.
Tahmini Süre:1m 40s
Soru 2Soru →

İkinci Dünya Savaşı sonrasında küresel siyasette belirleyici olan kutuplaşma sürecinde kurulan teşkilatlar ve yayımlanan belgelerle ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Varşova Paktı, NATO'nun kurulmasından hemen sonra 1949 yılında SSCB ve uyduları arasında imzalanan askeri ittifaktır.

Cevap

Varşova Paktı'nın NATO'nun kuruluşundan hemen sonra 1949 yılında kurulduğunu belirten seçenek yanlıştır. Doğru tarih 1955'tir.
Seçenekler arasında yer alan Varşova Paktı'nın 1949'da kurulduğu bilgisi yanlıştır. NATO 1949 yılında kurulmuş olsa da, SSCB liderliğindeki Doğu Bloku'nun askeri yanıtı olan Varşova Paktı ancak 1955 yılında, Batı Almanya'nın (Federal Almanya) NATO'ya üye olarak silahlanmaya başlaması üzerine kurulmuştur.

Adım Adım Çözüm

1
Batı Bloku'nun askeri ve ekonomik temellerini (Truman Doktrini, Marshall Planı, NATO) ve kuruluş tarihlerini gözden geçir.
Truman ve Marshall 1947, NATO ise 1949 yılında hayata geçirilmiştir.
Blokların gelişim sürecini doğru analiz edebilmek için temel taşların kronolojisini bilmek gerekir.
2
Doğu Bloku'nun bu hamlelere karşılık olarak oluşturduğu Kominform (1947), COMECON (1949) ve Varşova Paktı'nı incele.
Siyasi ve ekonomik örgütlenmelerin Batı ile benzer tarihlerde, askeri paktın ise daha sonra kurulduğunu tespit et.
SSCB, Batı'nın askeri hamlesine (NATO) hemen değil, Federal Almanya'nın silahlanıp NATO'ya girmesi üzerine karşılık vermiştir.
3
Seçeneklerdeki bilgileri doğrula ve kronolojik hatayı bul.
Varşova Paktı'nın 1949'da kurulduğu bilgisinin yanlış olduğunu, paktın 1955'te imzalandığını doğrula.
Varşova Paktı ile NATO'nun kuruluş yılları arasındaki fark, Soğuk Savaş kronolojisinde en çok karıştırılan noktalardan biridir.

Anahtar Kavram

Soğuk Savaş Bloklaşma Kronolojisi
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 3Soru →

Batı Bloku'nun savunma stratejisinin en önemli unsuru olarak 4 Nisan 1949'da Washington'da imzalanan antlaşma ile kurulan Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü'nün (NATO) kurucu üyeleri arasında aşağıdakilerden hangisi yer almaz?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Türkiye

Cevap

NATO'nun kurucu üyeleri arasında Türkiye bulunmamaktadır; Türkiye bu örgüte 1952 yılında üye olmuştur.
Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü (NATO), 1949 yılında 12 kurucu devlet tarafından Washington'da kurulmuştur. Bu kurucu üyeler arasında ABD, İngiltere, Fransa, İtalya, Kanada, Norveç, Belçika, Hollanda, Danimarka, Portekiz, İzlanda ve Lüksemburg yer almaktadır. Türkiye ise NATO'ya kurucu üye olarak değil, 1952 yılında Yunanistan ile birlikte ilk genişleme aşamasında dahil olmuştur.

Adım Adım Çözüm

1
NATO'nun kuruluş tarihini ve kurucu üye sayısını belirle.
NATO, 1949 yılında 12 kurucu üye devlet tarafından kurulmuştur.
Soruda istenen 'kurucu üye' kavramının zaman çerçevesini netleştirmek gerekir.
2
Türkiye'nin NATO'ya giriş sürecini hatırla.
Türkiye, Kore Savaşı'ndaki başarısının da etkisiyle 1952 yılında örgüte dahil olmuştur.
Türkiye'nin paktın kuruluşundan 3 yıl sonra üye olduğunu teyit etmek cevaba ulaşmayı sağlar.
3
Seçeneklerdeki diğer ülkelerin kurucu olup olmadığını kontrol et.
İtalya, Portekiz, Norveç ve İzlanda'nın 1949'daki 12 devlet arasında olduğu doğrulanır.
Diğer seçeneklerin kurucu statüsünde olduğunu bilmek cevabı kesinleştirir.

Anahtar Kavram

Soğuk Savaş Dönemi askeri örgütlenmeleri ve NATO genişleme süreçleri
Tahmini Süre:50s
Soru 4Soru →

I.Du¨nyaSavas\cıI. Dünya Savaşı’nın sona ermesiyle birlikte, dünya barışını korumak ve kalıcı bir güvenlik sistemi oluşturmak amacıyla 19191919 yılında Paris Barış Konferansı’nda temelleri atılan Milletler Cemiyeti’nin (Cemiyet-i Akvam) kurulmasına ABD Başkanı Woodrow Wilson öncülük etmiştir. Buna rağmen, Amerika Birleşik Devletleri’nin kendi kurduğu bu uluslararası örgüte üye olmamasının temel siyasi gerekçesi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: ABD Senatosu’nun, ülkenin geleneksel dış politika çizgisi olan Monroe Doktrini (Yalnızlık Politikası) doğrultusunda hareket etmek istemesi

Cevap

ABD Senatosu’nun, ülkenin geleneksel dış politika çizgisi olan Monroe Doktrini (Yalnızlık Politikası) doğrultusunda hareket etmek istemesi
Milletler Cemiyeti fikri ABD Başkanı Wilson'a ait olsa da, ABD Senatosu ülkenin egemenliğini uluslararası bir güce devretmekten çekinmiş ve 18231823 yılından beri uygulanan Monroe Doktrini'ne (Yalnızlık Politikası) geri dönmeyi tercih ederek Versay Antlaşması'nı onaylamamıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Wilson İlkeleri ve I.Du¨nyaSavas\cıI. Dünya Savaşı sonrası süreci analiz et.
Başkan Wilson, Milletler Cemiyeti'ni barışın garantörü olarak görmüştür.
Savaş sonrası düzenin uluslararası bir örgüt eliyle yürütülmesi hedeflenmiştir.
2
ABD iç politikasındaki kuvvetler ayrılığını ve Senato'nun rolünü incele.
Başkanın imzaladığı Versay Antlaşması ve Cemiyet Tüzüğü, ABD Senatosu'nda onaylanmamıştır.
ABD anayasasına göre dış antlaşmaların yürürlüğe girmesi için Senato onayı şarttır.
3
Senato'nun ret gerekçesini tarihsel doktrinlerle bağdaştır.
Cumhuriyetçi senatörlerin başını çektiği muhalefet, 18231823 tarihli Monroe Doktrini'ni (İnfirat Politikası) gerekçe göstermiştir.
Bu doktrin, ABD'nin Avrupa'nın iç işlerine karışmamasını ve Avrupa devletlerinin de Amerika kıtasına müdahale etmemesini öngörür.

Anahtar Kavram

Monroe Doktrini (Yalnızlık/İnfirat Politikası)

İpuçları

1
ABD'nin Avrupa'nın sorunlarından uzak durmaya çalıştığı geleneksel politikasını hatırlayın.
2
18231823 yılında yayımlanan ve 'Yalnızlık Politikası' olarak da bilinen doktrini düşünün.
3
Başkan Wilson'un barışçıl çabaları, ABD Senatosu'ndaki izolasyonist (yalnızlık yanlısı) görüş engeline takılmıştır.

Daha Fazla Pratik

ABD'nin bu yalnızlık politikasından kesin olarak ne zaman ve hangi olayla vazgeçtiğini araştırabilirsiniz (Pearl Harbor Baskını).
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 5Soru →

Yumuşama Dönemi'nde Türkiye ile ABD arasında ciddi bir diplomatik krize yol açan haşhaş ekimi meselesi, 1971 yılında kurulan ara rejim hükümeti tarafından yasaklanmış; ancak 1974 yılında göreve gelen yeni hükümet tarafından "milli çıkarlar ve egemenlik hakları" gerekçe gösterilerek bu yasak kaldırılmıştır. Türkiye'nin bu kararı üzerine ABD, Türkiye'ye yönelik askeri ve ekonomik yardımları kısıtlama yoluna gitmiştir. 1974 yılında haşhaş ekimini yeniden serbest bırakma kararı alan bu hükümetin başbakanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bülent Ecevit

Cevap

1974 yılında haşhaş ekimini yeniden serbest bırakma kararı alan hükümetin başbakanı Bülent Ecevit'tir.
Türkiye'de haşhaş ekimi 1971 yılında ABD'nin uyuşturucu trafiğini önleme talebi doğrultusunda Nihat Erim hükümeti tarafından yasaklanmıştı. Ancak 1974 yılında kurulan Bülent Ecevit liderliğindeki koalisyon hükümeti, bu yasağın çiftçileri mağdur ettiğini ve egemenlik haklarına aykırı olduğunu belirterek ekimi serbest bırakmıştır. Bu durum ABD ile ilişkilerin gerilmesine yol açan temel bir dönüm noktasıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Yumuşama Dönemi'nde Türk-ABD ilişkilerini geren gelişmeleri analiz etmek.
Haşhaş ekimi yasağı ve Kıbrıs Meselesi'nin temel gerginlik noktaları olduğu tespit edilir.
Sorunun hangi tarihsel olay ve aktörler etrafında şekillendiğini belirlemek için gereklidir.
2
Haşhaş yasağının kronolojisini belirlemek.
Yasağın 1971'de Nihat Erim döneminde başladığı, 1974'te ise kaldırıldığı sonucuna ulaşılır.
Doğru zaman dilimindeki siyasi iradeyi saptamak için önemlidir.
3
1974 yılındaki hükümet yapısını ve başbakanını saptamak.
1974'te iş başında olan CHP-MSP koalisyonunun başbakanının Bülent Ecevit olduğu doğrulanır.
Doğru seçeneği işaretlemek için son adımdır.

Anahtar Kavram

Haşhaş Krizi ve Türk-ABD İlişkileri
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 6Soru →

II.II. Dünya Savaşı’nın başlarında Nazi Almanyası’nın Balkanlar üzerinden Türkiye’ye yönelik bir saldırı ihtimaline karşı Trakya sınırında askeri güvenlik önlemleri artırılmıştır. Bu süreçte Mareşal Fevzi Çakmak’ın önerisi ve gözetiminde, Edirne’den başlayarak Çatalca’ya kadar uzanan bölgede beton koruganlar ve ağır silah mevzilerinden oluşan stratejik bir savunma kuşağı inşa edilmiştir.

Türkiye'nin batı sınırını olası bir işgale karşı korumak amacıyla hayata geçirdiği bu savunma hattı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Çakmak Hattı

Cevap

Türkiye'nin Trakya sınırında kurduğu savunma hattı Çakmak Hattı'dır.
Çakmak Hattı, II.II. Dünya Savaşı yıllarında Mareşal Fevzi Çakmak'ın önerisiyle, özellikle Almanya'nın Balkanlar'ı işgalinden sonra Trakya üzerinden gelebilecek bir saldırıyı durdurmak amacıyla inşa edilmiştir. Edirne ile Çatalca arasında yoğunlaşan bu hat, beton mevziler ve sığınaklardan oluşmaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Soru kökündeki coğrafi ve stratejik ipuçlarını analiz et.
Trakya sınırı, Edirne-Çatalca hattı ve Mareşal Fevzi Çakmak ismine ulaşıldı.
Soruda bahsedilen savunma mekanizmasının Türkiye'ye ait olduğu ve Fevzi Çakmak'ın ismini taşıdığı saptanmalıdır.
2
Seçeneklerdeki savunma hatlarını ülkelerine göre eşleştir.
Maginot (Fransa), Metaksas (Yunanistan), Siegfried (Almanya) ve Mannerheim (Finlandiya) elendi.
Çakmak Hattı, Türkiye Cumhuriyeti'nin II. Dünya Savaşı sırasında aldığı en büyük askeri-mühendislik önlemidir.

Anahtar Kavram

II. Dünya Savaşı Sırasında Türkiye'nin Milli Savunma Tedbirleri

İpuçları

1
Bu hattın adı, dönemin Genelkurmay Başkanı olan Mareşal'in soyadından gelmektedir.
2
Proje, Edirne'den başlayarak İstanbul'un batısındaki Çatalca'ya kadar uzanan bir koruma kuşağı oluşturmayı hedeflemiştir.

Daha Fazla Pratik

II. Dünya Savaşı sırasında Türkiye'de uygulanan 'Karartma' (Blackout) ve 'Ekmek Karnesi' gibi sosyal hayatı etkileyen diğer önlemleri inceleyiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 7Soru →

II. Dünya Savaşı sonrasında Sovyetler Birliği'nin toprak ve Boğazlar üzerindeki talepleri karşısında Türkiye, dış politikasında Batı Bloku ile bütünleşme sürecine girmiştir. Bu süreçte sadece askeri ve ekonomik değil, siyasi ve hukuki alanda da uluslararası kuruluşlarda yer alma stratejisi izlenmiştir.

Türkiye'nin 1949 yılında kurulan Avrupa Konseyine (Council of Europe), kuruluşundan kısa bir süre sonra davet edilerek üyeliğe kabul edilmesinde aşağıdakilerden hangisinin doğrudan etkili olduğu savunulabilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ülkede çok partili siyasi hayata geçiş ve demokratikleşme adımlarının atılması

Cevap

Çok partili siyasi hayata geçiş ve demokratikleşme adımlarının atılması
Avrupa Konseyi, tüzüğünde belirtildiği üzere sadece demokratik yönetim biçimini benimseyen ve insan haklarına saygı duyan devletleri üyeliğe kabul etmektedir. Türkiye'nin II. Dünya Savaşı'ndan hemen sonra (1945-1946) çok partili hayata geçiş yapması, Milli Kalkınma Partisi ve Demokrat Parti'nin kurulması, Batı dünyasına demokratikleşme yönünde verilen en somut mesajdır. Bu iç siyasi dönüşüm, Türkiye'nin konseye kurucu üyelerden hemen sonra davet edilmesini sağlayan temel etkendir.

Adım Adım Çözüm

1
Kuruluşun amacını analiz etme
Avrupa Konseyi (1949), savunma amaçlı değil; demokrasi, insan hakları ve hukuk devleti ilkelerini yaymak amacıyla kurulmuş bir siyasi yapıdır.
Soruda sorulan kuruluşun niteliği, cevabın da bu nitelikte (demokrasi odaklı) olmasını gerektirir.
2
Dönemin iç siyasi gelişmelerini değerlendirme
Türkiye 1946'da çok partili hayata geçmiş, seçim yasalarında düzenlemeler yapmıştır.
Konseyin üyelik şartı olan 'demokratik rejim' gerekliliği, Türkiye'nin iç siyasi dönüşümüyle karşılanmıştır.
3
Çeldiricileri eleme
Kore Savaşı (1950) ve NATO (1952) kronolojik ve tematik olarak daha sonradır; Truman ve Marshall yardımları ise askeri/ekonomik odaklıdır.
Avrupa Konseyi üyeliği, Türkiye'nin 'Avrupalı' ve 'Demokratik' kimliğinin tescili olarak askeri ittifaklardan ayrılır.

Anahtar Kavram

Soğuk Savaş Dönemi Türkiye'sinin Batı ile Siyasi Entegrasyonu ve Avrupa Konseyi
Soru 8Soru →

19621962 yılında ABD ve SSCB arasında yaşanan Küba Füze Krizi'nde, taraflar nükleer bir savaşı önlemek amacıyla gizli bir pazarlık yürütmüştür. Bu pazarlık neticesinde SSCB'nin Küba'daki füzelerini sökmesi karşılığında, ABD de Türkiye'de bulunan Jüpiter füzelerini sökme kararı almıştır. Türkiye'nin onayı alınmadan ve hatta bilgisi dışında gerçekleşen bu durum, Türk devlet kademesinde ve kamuoyunda müttefiklik ilişkisinin sınırlarının sorgulanmasına yol açmıştır.

Bu gelişmenin Türk dış politikasında yol açtığı temel değişim aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: NATO'ya olan koşulsuz güvenin sarsılması ve dış politikada çok yönlü bir anlayışın benimsenmeye başlanması

Cevap

NATO'ya olan koşulsuz güvenin sarsılması ve dış politikada çok yönlü bir anlayışın benimsenmeye başlanması
Küba Füze Krizi sırasında Jüpiter füzelerinin sökülmesine karar verilmesi, Türkiye'de dış politikanın 'tek boyutlu' (sadece Batı eksenli) olmasının risklerini ortaya çıkarmıştır. Bu olay, Türk dış politikasında müttefiklerle ilişkilerin korunurken aynı zamanda diğer bölge ve bloklarla da dengeli bir ilişki kurulmasını öngören 'çok yönlü dış politika' anlayışının başlangıç noktasını oluşturmuştur.

Adım Adım Çözüm

1
Krizin mahiyetini analiz etme
ABD ve SSCB'nin, Türkiye gibi müttefiklerin egemenlik haklarını ve güvenliğini doğrudan ilgilendiren bir kararı, Türkiye'ye danışmadan aldıkları tespit edilir.
Jüpiter füzeleri Türkiye'nin savunma stratejisinin bir parçasıydı ancak süper güçlerin pazarlığına kurban edildi.
2
Güvenlik algısındaki değişimi değerlendirme
NATO'nun 'birine yapılan saldırı herkese yapılmış sayılır' ilkesinin, süper güçlerin kendi aralarındaki nükleer denge söz konusu olduğunda esneyebileceği anlaşılır.
Türkiye'nin güvenliğinin mutlak bir garantisi olmadığı fark edilmiştir.
3
Dış politika stratejisini belirleme
Türkiye'nin sadece Batı'ya bağımlı kalmayıp, SSCB, İslam ülkeleri ve Üçüncü Dünya ülkeleriyle ilişkilerini geliştirmesi (çok yönlü dış politika) gerektiği sonucuna varılır.
Olası bir krizde yalnız kalmamak ve alternatif diplomatik destek kanalları oluşturmak temel amaçtır.

Anahtar Kavram

Küba Füze Krizi'nin Türk Dış Politikasına Etkisi

İpuçları

1
Müttefikler arasındaki gizli pazarlıkların Türkiye'nin güvenlik algısını nasıl etkilemiş olabileceğini düşünün.
2
Bu olaydan sonra Türkiye'nin tek bir bloka yaslanmak yerine diplomatik kanallarını çeşitlendirip çeşitlendirmediğine odaklanın.

Daha Fazla Pratik

Bu olaydan iki yıl sonra yaşanan Johnson Mektubu krizinin, Küba Krizi ile başlayan bu sorgulama sürecini nasıl nihai bir kopuşa/değişime sürüklediğini inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 9Soru →

15 Haziran 1997 tarihinde İstanbul'da düzenlenen bir zirveyle Türkiye'nin öncülüğünde kurulan; İran, Pakistan, Bangladeş, Malezya, Endonezya, Mısır ve Nijerya'nın katılımıyla ekonomik ve ticari iş birliğini geliştirmeyi hedefleyen uluslararası kuruluş aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Gelişen Sekiz Ülke (D-8)

Cevap

Gelişen Sekiz Ülke (D-8)
Gelişen Sekiz Ülke (D-8), 15 Haziran 1997 tarihinde İstanbul'da düzenlenen bir zirveyle kurulmuştur. Türkiye'nin öncülüğünde hayata geçen bu organizasyon; üye ülkeler arasında ticaret hacmini artırmayı, ekonomik iş birliğini geliştirmeyi ve küresel ekonomideki konumlarını güçlendirmeyi amaçlayan, sekiz gelişmekte olan Müslüman ülkeden oluşan bir kuruluştur.

Adım Adım Çözüm

1
Kuruluş tarihini ve yerini belirleme
15 Haziran 1997, İstanbul.
Soruda verilen tarih ve mekan bilgisi D-8'in kuruluş zirvesine işaret etmektedir.
2
Kurucu üyeleri ve amacı kontrol etme
Türkiye, İran, Pakistan, Bangladeş, Malezya, Endonezya, Mısır ve Nijerya; ekonomik iş birliği.
Verilen üye listesi ve ekonomik odaklılık D-8 teşkilatının temel karakteristiğidir.

Anahtar Kavram

Soğuk Savaş sonrası dönemde Türkiye'nin öncülüğünde kurulan uluslararası ekonomik teşkilatlar.
Tahmini Süre:50s
Soru 10Soru →

II.II. Dünya Savaşı (1939−19451939-1945) sürecinde Türkiye, dış politikada "aktif tarafsızlık" ilkesini benimseyerek diplomatik baskıları yönetmiş; iç politikada ise savaşın yarattığı olağanüstü koşullara karşı çeşitli ekonomik ve siyasi tedbirler almıştır. Savaşın sona ermesiyle birlikte küresel dengelerdeki değişim, Türkiye'nin iç siyasi yapısında da köklü bir dönüşümün önünü açmıştır.

Bu bilgiler ışığında, II.II. Dünya Savaşı dönemi ve hemen sonrasındaki gelişmelere dair aşağıda verilen bilgilerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Savaşın lojistik ihtiyaçlarını karşılamak ve orduyu donatmak amacıyla Tekalif-i Milliye Emirleri yayımlanarak halkın elindeki malzemelere el konulmuştur.

Cevap

Tekalif-i Milliye Emirleri'nin uygulanması II. Dünya Savaşı değil, Milli Mücadele (Kurtuluş Savaşı) dönemine ait bir gelişmedir.
Söz konusu seçenekte geçen Tekalif-i Milliye Emirleri, Mustafa Kemal Paşa tarafından Kütahya-Eskişehir Savaşları'ndan sonra, Sakarya Meydan Muharebesi öncesinde (19211921) ordunun ihtiyaçlarını karşılamak için çıkarılmıştır. II.II. Dünya Savaşı (1939−19451939-1945) döneminde ise benzer amaçla Milli Korunma Kanunu yürürlüğe konulmuştur.

Adım Adım Çözüm

1
Dönemsel analiz yapılması
Soruda verilen Milli Korunma Kanunu, Varlık Vergisi, Adana ve Kahire Konferansları ile çok partili hayata geçiş çabaları 1939−19451939-1945 ve hemen sonrasını kapsar.
Olayların kronolojik olarak doğru döneme yerleştirilmesi hatayı önler.
2
Kavramsal ayrımın yapılması
Tekalif-i Milliye Emirleri 19211921 yılında yayımlanmıştır; II. Dünya Savaşı dönemindeki karşılığı ise Milli Korunma Kanunu'dur.
Savaş ekonomisi uygulamalarının hangi savaş dönemine ait olduğunun saptanması gerekir.

Anahtar Kavram

II. Dünya Savaşı Sürecinde Türkiye'nin İç ve Dış Politikası
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 11Soru →

Yugoslavya’nın dağılma sürecinde 1992-1995 yılları arasında Balkanlar'da yaşanan ve büyük bir insanlık dramına sahne olan Bosna Savaşı’nı sona erdiren, Bosna-Hersek’in bugünkü siyasi yapısının ve anayasal düzeninin temellerini atan uluslararası antlaşma aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Dayton Antlaşması

Cevap

Bosna Savaşı'nı sona erdiren ve bugünkü Bosna-Hersek devlet yapısını belirleyen antlaşma Dayton Antlaşması'dır.
Dayton Antlaşması, 1995 yılında ABD’nin Ohio eyaletindeki Dayton hava üssünde müzakere edilmiş ve Paris'te resmen imzalanmıştır. Bu antlaşma ile Bosna-Hersek Federasyonu ve Sırp Cumhuriyeti olmak üzere iki entiteden oluşan karmaşık bir devlet yapısı kurulmuş, savaş fiilen sona ermiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Çatışma bölgesini ve zamanını belirle.
Soru 1992-1995 yılları arasında Balkanlar'da yaşanan Bosna Savaşı'na odaklanmaktadır.
Doğru antlaşmayı bulmak için çatışmanın taraflarını ve tarihini netleştirmek gerekir.
2
Seçeneklerdeki antlaşmaları coğrafi ve siyasi sonuçlarına göre ele.
Dayton Antlaşması, ABD'nin arabuluculuğunda Aliya İzzetbegoviç, Slobodan Milosevic ve Franjo Tudjman arasında imzalanarak savaşı bitirmiştir.
Diğer antlaşmalar Sovyetler Birliği'nin dağılışı veya Avrupa Birliği ile ilgilidir.

Anahtar Kavram

Balkanlar'da barışın tesisi ve Dayton Antlaşması
Soru 12Soru →

İkinci Dünya Savaşı sonrasında ABD tarafından uygulamaya konulan Marshall Planı kapsamında Avrupa ülkelerine yapılacak ekonomik yardımların dağıtımını denetlemek ve bu ülkeler arasındaki ekonomik iş birliğini koordine etmek amacıyla 1948 yılında kurulan uluslararası kuruluş aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Avrupa Ekonomik İşbirliği Teşkilatı (OEEC)

Cevap

Marshall Planı yardımlarını koordine etmek amacıyla kurulan kuruluş Avrupa Ekonomik İşbirliği Teşkilatı'dır (OEEC).
Marshall Planı yardımlarının Avrupa'da dağıtımını sağlamak, üye ülkeler arasındaki ekonomik iş birliğini artırmak ve yardımların verimli kullanımını denetlemek amacıyla kurulan örgüt Avrupa Ekonomik İşbirliği Teşkilatı'dır (OEEC). Bu örgüt, Batı Bloku'nun ekonomik olarak kurumsallaşmasındaki ilk önemli adımdır.

Adım Adım Çözüm

1
Marshall Planı'nın kapsamını belirleme
ABD'nin 1947'de sunduğu ekonomik yardım paketidir.
Yardımın hangi mekanizma ile dağıtıldığını anlamak için temel bilgidir.
2
Yardım alan ülkelerin kurumsal yapısını inceleme
Yardım alan 16 Avrupa ülkesi, yardımları yönetmek için birleşmiştir.
Yardımın sadece bir devlet tarafından değil, bir koordinasyon merkezi tarafından yönetildiğini kavramak gerekir.
3
Kuruluşu teşhis etme
1948 yılında OEEC (Organization for European Economic Co-operation) kurulmuştur.
Bu kurum daha sonra 1961'de OECD'ye dönüşmüştür.

Anahtar Kavram

Marshall Planı'nın kurumsallaşma süreci ve OEEC'nin kuruluşu.

Daha Fazla Pratik

OEEC'nin 1961 yılında hangi uluslararası kuruluşa dönüştüğünü ve Türkiye'nin bu süreçteki yerini incelemek konuyu pekiştirecektir.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 13Soru →

II.II. Dünya Savaşı yıllarında Türkiye, dış politikada Adana ve Kahire Konferansları ile müttefiklerin baskılarına karşı denge siyaseti yürütürken; iç politikada ise Milli Korunma Kanunu ve Varlık Vergisi gibi ekonomik tedbirleri uygulamaya koymuştur. Savaşın sona ermesiyle birlikte, Türkiye'nin uluslararası demokratik blokta yer alma isteği sonucunda ülkede yaşanan temel siyasi gelişme aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Çok partili hayata geçiş sürecinin başlaması

Cevap

Türkiye'nin II. Dünya Savaşı sonrasında uluslararası alanda demokratik devletlerin yanında yer alma çabası, iç politikada çok partili hayata geçiş sürecinin başlamasını sağlamıştır.
Doğru seçenek olan ifade, savaşın bitişiyle birlikte Türkiye'nin San Francisco Konferansı'na davet edilmesi ve BM kurucu üyeliği için demokratik bir yönetim anlayışına yönelmesi gerçeğine dayanmaktadır. Bu süreçte 'Dörtlü Takrir' gibi girişimlerle çok partili sistemin önü açılmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Dış Politikadaki Gelişmeyi Analiz Etme
Adana ve Kahire Konferansları ile denge politikası yürütülmüş, savaş sonunda ise BM üyeliği hedeflenmiştir.
Savaşın bitimiyle Türkiye'nin Batı bloğuna dahil olma zorunluluğu doğmuştur.
2
İç Politikadaki Yansımasını Belirleme
1945'te Nuri Demirağ tarafından Milli Kalkınma Partisi kurulmuş, ardından Demokrat Parti'nin kuruluşuyla çok partili süreç başlamıştır.
Uluslararası demokratik standartlara uyum sağlama gerekliliği iç siyasi yapıyı değiştirmiştir.

Anahtar Kavram

II. Dünya Savaşı Sonrası Demokratikleşme
Soru 14Soru →

Yumuşama Dönemi'nde Türkiye ile ABD arasındaki ilişkiler Kıbrıs Meselesi nedeniyle gerilmiş; ABD Kongresi 55 Şubat 19751975’te Türkiye’ye yönelik kapsamlı bir silah ambargosu başlatmıştır. Türkiye Cumhuriyeti hükümetinin bu ambargo kararına karşı gösterdiği en somut ve kapsamlı tepki aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: 19691969 tarihli Savunma İş Birliği Anlaşması'nı askıya alarak ülkedeki ABD üs ve tesislerinin Türk Silahlı Kuvvetleri denetimine geçirilmesi

Cevap

Türkiye, 19751975 yılındaki ABD ambargosuna tepki olarak 19691969 tarihli Savunma İş Birliği Anlaşması'nı (SİA) geçersiz saymış ve İncirlik Üssü'nün NATO görevleri saklı kalmak kaydıyla ülkedeki tüm ABD üslerini Türk Silahlı Kuvvetleri'nin tam denetimine almıştır.
Türkiye, ABD'nin 19741974 Kıbrıs Barış Harekâtı'nı gerekçe göstererek uyguladığı haksız silah ambargosuna karşı, 19691969 tarihli Savunma İş Birliği Anlaşması'nı tek taraflı feshetmiş ve ülkedeki ABD üslerini TSK denetimine alarak bu tesislerdeki faaliyetleri durdurmuştur.

Adım Adım Çözüm

1
Olayın tarihsel arka planını belirle.
19741974 Kıbrıs Barış Harekâtı sonrası ABD'nin Türkiye'ye silah ambargosu uygulaması.
Soruda istenen tepki kararının hangi olaya karşı verildiğini anlamak gerekir.
2
Türkiye'nin egemenlik haklarını korumak adına aldığı kararı hatırla.
2525 Temmuz 19751975 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı ile askeri tesislerin durumunun değiştirilmesi.
Türkiye, dış baskıya karşı askeri ve diplomatik bir misilleme yapma ihtiyacı duymuştur.

Anahtar Kavram

1975 ABD Silah Ambargosu ve Üsler Meselesi

Daha Fazla Pratik

Ambargonun 19781978 yılında kaldırılmasından sonra imzalanan 19801980 Savunma ve Ekonomik İşbirliği Anlaşması (SEİA) konusuna göz atabilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 15Soru →

II. Dünya Savaşı sonrasında Amerika Birleşik Devletleri tarafından Sovyetler Birliği'nin komünizm üzerinden yayılmacılık faaliyetlerini durdurmak amacıyla geliştirilen "Çevreleme Politikası"nın (Containment Policy) ilk somut adımı olarak kabul edilen ve doğrudan Türkiye ile Yunanistan'a askeri ve ekonomik yardım yapılmasını öngören belge aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Truman Doktrini

Cevap

Truman Doktrini, Soğuk Savaş'ın başlangıcında ABD'nin Sovyet yayılmacılığına karşı başlattığı Çevreleme Politikası'nın ilk somut uygulamasıdır.
Doğru yanıt olan Truman Doktrini, 12 Mart 1947'de ABD Başkanı Harry Truman tarafından kongreye sunulan ve komünizm tehdidi altındaki ülkelerin (özellikle o dönem baskı altında olan Türkiye ve Yunanistan) özgürlüklerini korumak için askeri ve ekonomik yardım yapılmasını içeren belgedir. Bu belge, Soğuk Savaş'ın en temel doktrini olan Çevreleme Politikası'nın hayata geçirilen ilk büyük adımıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Soğuk Savaş dönemi dış politika stratejilerini analiz et.
ABD'nin Sovyetler Birliği'ne karşı "Çevreleme Politikası" (Containment) izlediği saptanır.
Soruda istenen ilk somut adımı belirlemek için stratejinin kökenine inmek gerekir.
2
Politikanın ilk uygulama alanını ve kapsamını değerlendir.
1947 yılında Türkiye ve Yunanistan'a yönelik askeri yardımın temel dayanağının Truman Doktrini olduğu sonucuna varılır.
Marshall Planı daha genel bir ekonomik iyileştirme iken, Truman Doktrini doğrudan stratejik çevreleme ve askeri destek odaklıdır.

Anahtar Kavram

Truman Doktrini ve Çevreleme Politikası

İpuçları

1
Bu belge özellikle Türkiye ve Yunanistan'a yönelik dış yardımları başlatmıştır.
2
ABD Başkanı'nın kendi adıyla anılan ve 1947'de ilan edilen dış politika ilkesidir.

Daha Fazla Pratik

Marshall Planı ile Truman Doktrini arasındaki farkları (ekonomik vs askeri) karşılaştırın.
Tahmini Süre:50s
Soru 16Soru →

1917 yılında Çarlık Rusyası’nın yıkılması ve Bolşeviklerin iktidara gelmesinin ardından, Türkistan coğrafyasında Rus baskısına karşı bağımsızlık elde etmek amacıyla başlatılan, Enver Paşa ve Zeki Velidi Togan gibi isimlerin de destek verdiği milli direniş hareketi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Basmacı Hareketi

Cevap

Türkistan coğrafyasında Ruslara karşı başlatılan bağımsızlık mücadelesi Basmacı Hareketi'dir.
Doğru cevap olan hareket, 1918 yılında Hokand'da başlayan ve kısa sürede tüm Türkistan'a yayılan, yerel halkın 'Basmacı' (akıncı/baskın yapan) olarak adlandırdığı direniştir. Enver Paşa'nın 1921'de bölgeye geçişiyle hareket askeri bir nitelik kazanmış ve geniş kitlelere ulaşmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Olayın geçtiği coğrafya ve dönemi analiz etmek
1917 sonrası Türkistan coğrafyası ve Rusya'daki rejim değişikliği tespit edilir.
Soruda belirtilen tarihler ve isimler bizi Orta Asya Türk tarihindeki spesifik bir sürece götürür.
2
Bahsedilen liderler ve hareketin niteliğini eşleştirmek
Enver Paşa ve Zeki Velidi Togan'ın desteklediği 'milli direniş' kavramı incelenir.
Bu isimlerin Türkistan'da Ruslara karşı 'Korbaşı' denilen yerel liderlerle birlikte yürüttüğü faaliyetler Basmacı Hareketi kapsamındadır.

Anahtar Kavram

Basmacı Hareketi

İpuçları

1
Bu hareketin yerel liderlerine 'Korbaşı' adı verilir.
2
Hareketin en önemli askeri liderlerinden biri olan Osmanlı subayı Enver Paşa, 1922'de bu mücadele sırasında şehit olmuştur.
3
Türkistan Türklerinin Rusya'ya karşı yürüttüğü ve 'Hokand Hükümeti'nin dağıtılmasıyla hız kazanan süreci düşünün.

Daha Fazla Pratik

Basmacı Hareketi'nin başarısız olma nedenleri ve Rusya'nın uyguladığı asimilasyon politikalarını (Mankurtlaştırma) inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:50s
Soru 17Soru →

Soğuk Savaş'ın başlangıç yıllarında, 'İki Kamp' teorisini (Jdanov Doktrini) temel alarak; Doğu Bloku ülkeleri arasında siyasi iş birliğini güçlendirmek ve komünist partiler arası ideolojik birliği sağlamak amacıyla 1947 yılında kurulan uluslararası kuruluş aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kominform

Cevap

1947 yılında kurulan ve Doğu Bloku'nun siyasi-ideolojik eş güdümünü sağlayan Kominform teşkilatıdır.
Kominform (Communist Information Bureau), 1947 yılında Sovyetler Birliği öncülüğünde, Batı Bloku'nun Truman Doktrini ve Marshall Planı hamlelerine siyasi bir yanıt olarak kurulmuştur. Andrey Jdanov tarafından ortaya atılan 'İki Kamp' teorisiyle dünyayı 'emperyalist' ve 'anti-emperyalist' olarak ikiye ayıran ideolojik temele dayanarak üye ülkeler arasında siyasi eş güdüm sağlamayı hedeflemiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Sorudaki anahtar kavramları analiz etme
1947 yılı, 'İki Kamp' teorisi (Jdanov Doktrini) ve 'siyasi iş birliği' ifadeleri tespit edildi.
Bu veriler, örgütün hem kuruluş dönemini hem de kuruluş amacını net bir şekilde ortaya koyar.
2
Bloklaşma sürecindeki örgütleri alanlarına göre sınıflandırma
Siyasi amaçlı olan yapının Kominform (1947), ekonomik amaçlı olanın COMECON (1949) ve askeri amaçlı olanın Varşova Paktı (1955) olduğu ayırt edildi.
Soğuk Savaş döneminde her iki blok da siyasi, askeri ve ekonomik alanlarda ayrı kurumsallaşmalar yoluna gitmiştir.

Anahtar Kavram

Soğuk Savaş Dönemi Doğu Bloku Teşkilatlanması
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 18Soru →

II.II. Dünya Savaşı'nın zorlu yıllarında Türkiye; Milli Korunma Kanunu ile ekonomiyi denetim altına almış, Varlık Vergisi ile de savaşın mali yükünü hafifletmeye çalışmıştır. Dış politikada ise "aktif tarafsızlık" ilkesini koruyarak Adana ve Kahire görüşmelerinde müttefik devletleri oyalamayı başarmıştır. Ancak 19451945 yılına gelindiğinde Türkiye'nin San Francisco Konferansı'na davet edilme süreci ve Batı dünyasıyla bütünleşme arzusu, iç politikada köklü bir değişimi zorunlu kılmıştır.

Bu gelişmelerin bir sonucu olarak Türkiye'de yaşanan temel siyasi değişim aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Çok partili demokratik düzene geçiş sürecinin başlaması

Cevap

Türkiye'nin savaş sonrası uluslararası örgütlerde yer alma ve Batı bloku ile uyum sağlama politikası, ülkede çok partili demokratik düzene geçiş sürecini başlatmıştır.
Doğru cevap, çok partili demokratik düzene geçiş sürecinin başlamasıdır. II. Dünya Savaşı'nın sonuna doğru müttefik devletlerin galibiyeti kesinleşince, Türkiye bu devletlerle (ABD, İngiltere vb.) olan ilişkilerini güçlendirmek ve Birleşmiş Milletler'e dahil olabilmek için iç siyasetinde demokratikleşme hamleleri yapmıştır. Bu kapsamda 1945 yılında Milli Kalkınma Partisi, 1946 yılında ise Demokrat Parti kurularak çok partili hayata geçilmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Dönem tespiti yapılması
Soruda bahsedilen Milli Korunma Kanunu, Varlık Vergisi, Adana ve Kahire Konferansları 1939−19451939-1945 arası II. Dünya Savaşı dönemine aittir.
Olayların kronolojik bağlamını anlamak için dönemi belirlemek gerekir.
2
Savaş sonrası dış politika hedeflerinin analizi
Türkiye'nin Birleşmiş Milletler kurucu üyesi olmak için San Francisco Konferansı'na katılması ve demokratik değerleri benimseyen Batı blokuyla yakınlaşması.
Dış politikadaki değişimin iç politikaya yansımasını görmek için bu hedefler kritiktir.
3
Siyasi sonucun belirlenmesi
Batı demokrasilerine uyum sağlama zorunluluğu, tek partili dönemin sona ermesine ve çok partili hayata (Demokrat Parti'nin kuruluşu gibi) geçişe yol açmıştır.
1945 yılından itibaren yaşanan siyasi dönüşümün temel gerekçesi uluslararası konjonktürdür.

Anahtar Kavram

II. Dünya Savaşı'nın Türkiye Üzerindeki Siyasi Etkileri
Soru 19Soru →

II. Dünya Savaşı’nın ardından 1945 yılında Sovyetler Birliği’nin Türkiye’ye bir nota vererek Boğazlar’da üs ve Doğu Anadolu’dan toprak talep etmesi, Türk dış politikasında köklü bir eksen kaymasına yol açmıştır.

Bu gelişmenin Türkiye üzerindeki temel stratejik etkisi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Batı ittifakı ile bütünleşme sürecinin hızlanması ve güvenlik ihtiyacının NATO ile karşılanması

Cevap

Batı ittifakı ile bütünleşme sürecinin hızlanması ve güvenlik ihtiyacının NATO ile karşılanması
Doğru yanıt olan seçenek, 1945 Sovyet notası sonrası Türkiye'nin girdiği yolu en iyi özetleyen maddedir. Sovyetler Birliği'nin yayılmacı politikası, Türkiye'yi 'yalnızlık' politikasını terk etmeye ve Batı savunma şemsiyesi altına girmeye zorlamıştır. Bu sürecin en somut adımları Truman Doktrini, Marshall Planı ve son olarak NATO üyeliğidir.

Adım Adım Çözüm

1
Tehdidin analiz edilmesi
1945 Sovyet notası, Türkiye'nin toprak bütünlüğüne ve egemenliğine yönelik doğrudan bir tehdittir.
Tehdidin kaynağını ve büyüklüğünü anlamak, stratejik cevabı belirlemek için gereklidir.
2
Güvenlik arayışının değerlendirilmesi
Türkiye, Sovyetler karşısında tek başına savunma yapamayacağını anlayarak Batı dünyasından (ABD ve Avrupa) destek istemiştir.
Uluslararası dengeler içerisinde bir müttefik grubuna dahil olma zorunluluğu doğmuştur.
3
Sonuç aşaması (NATO Üyeliği)
Truman Doktrini ve Marshall Planı ile başlayan süreç, 1952 yılında Türkiye'nin NATO'ya kabul edilmesiyle stratejik bir sonuca ulaşmıştır.
Türkiye'nin dış politikasındaki 'yalnızlık' veya 'tarafsızlık' politikasının yerini Batı Bloku ile stratejik ortaklık almıştır.

Anahtar Kavram

Soğuk Savaş başlarında Türkiye'nin Batı Bloku'na entegrasyonu

Daha Fazla Pratik

Balkan Paktı (1953) ve Bağdat Paktı (1955) gibi Türkiye'nin bölgesel güvenlik için kurduğu diğer ittifakları inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 20Soru →

Türkiye'nin II. Dünya Savaşı'ndan sonra Batı Bloku ile bütünleşme süreci ve çok partili hayata geçişiyle başlayan Soğuk Savaş dönemi (1945-1960), hem iç hem de dış politikada köklü değişimlere sahne olmuştur. Buna göre, aşağıdakilerden hangisi Türkiye'de 1945-1960 yılları arasında yaşanan gelişmelerden biri değildir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Johnson Mektubu'nun Türkiye'ye gönderilmesi

Cevap

Johnson Mektubu'nun Türkiye'ye gönderilmesi, 1964 yılında gerçekleştiği için 1945-1960 yılları arasındaki Soğuk Savaş dönemine değil, Yumuşama (Detant) dönemine aittir.
Türkiye'nin Soğuk Savaş dönemi (1945-1960) dış politikasında Truman Doktrini ve paktlar (Balkan/Bağdat), iç politikasında ise Milli Kalkınma Partisi ve Demokrat Parti'nin yükselişi belirleyicidir. Ancak Johnson Mektubu, 1964 yılında Kıbrıs meselesi üzerine ABD başkanı tarafından gönderilmiş bir belge olup Soğuk Savaş'tan sonraki Yumuşama (Detant) dönemine aittir.

Adım Adım Çözüm

1
Soğuk Savaş döneminin (1945-1960) temel karakteristiklerini ve olaylarını belirlemek.
Dönem, 1945'te çok partili hayata geçişle başlar ve 1960 askeri müdahalesiyle sona erer. Truman Doktrini, NATO'ya giriş ve Demokrat Parti dönemi bu aralıktadır.
Seçeneklerin bu zaman dilimine uygunluğunu denetlemek için kronolojik çerçeve çizilmelidir.
2
Seçeneklerdeki olayların tarihlerini ve ait oldukları dönemleri karşılaştırmak.
Milli Kalkınma Partisi (1945), Truman Doktrini (1947), Demokrat Parti iktidarı (1950) ve Balkan Paktı (1953) söz konusu döneme dahildir. Johnson Mektubu ise 1964 tarihlidir.
Hangi olayın dönem dışı kaldığını tespit ederek doğru cevaba ulaşmak.

Anahtar Kavram

Soğuk Savaş Dönemi Kronolojisi ve Dönem Ayrımı
Tahmini Süre:1m 15s
Sayfa 1 / 24Sonraki