İslamiyet Öncesi Türk Tarihi

422 soru

Soru 341Soru

Uygur Devleti, Bögü Kağan döneminde Maniheizm dinini benimseyerek yerleşik hayata geçmiş ve bu durum Türk toplum yapısında, sanatında ve ekonomisinde köklü değişimlere yol açmıştır. Aşağıdakilerden hangisi, Uygurların bu yeni yaşam tarzı doğrultusunda gerçekleştirdikleri faaliyetlerden biridir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Şehirler kurarak tapınak ve saray gibi kalıcı mimari eserler bırakmaları

Cevap

Şehirler kurarak tapınak ve saray gibi kalıcı mimari eserler bırakmaları
Yerleşik hayata geçilmesiyle birlikte Türk tarihinde ilk kez 'Balık' adı verilen şehirler kurulmuş, bu şehirlerde çadırların yerini saraylar, evler ve Maniheist/Budist tapınaklar almıştır. Bu durum kalıcı mimari eserlerin ortaya çıkmasını sağlamıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Uygurların Maniheizm etkisiyle yerleşik hayata geçtiği bilgisini analiz et.
Yerleşik hayatın 'konut' ve 'yerleşim' kavramlarını değiştireceği belirlenir.
Maniheizm et yemeyi ve savaşmayı yasakladığı için toplumu tarıma ve yerleşik düzene zorlamıştır.
2
Seçeneklerdeki faaliyetlerin hangi yaşam tarzına ait olduğunu sınıflandır.
Hayvancılık, taşınabilir sanat ve onlu sistemin göçebelikle; kalıcı mimarinin ise yerleşiklikle ilgili olduğu görülür.
Kalıcı eserler ancak toprağa bağlı, yerleşik toplumlarda üretilebilir.
3
Uygurların Türk tarihindeki 'ilklerini' hatırla.
İlk şehirler (Balık), ilk kütüphaneler ve ilk kalıcı mimari Uygurlarla başlar.
Yerleşik hayata geçen ilk Türk devleti Uygurlardır.

Anahtar Kavram

Yerleşik Hayatın Kültürel ve Mimari Sonuçları

İpuçları

1
Yerleşik hayatın en büyük kanıtı, taşınamayan ve toprağa inşa edilen yapılardır.
2
Uygurların kurduğu şehirlere 'Balık' (örneğin Ordubalık) denildiğini hatırla.
3
Maniheizm dininin yasakladığı 'savaşçılık' ve 'et yeme', Uygurları tarıma ve kalıcı yerleşkelere yönlendirmiştir.

Daha Fazla Pratik

Uygurların matbaayı kullanmalarının kültürel hayata ve kütüphaneciliğe etkilerini inceleyiniz.

Alternatif Yöntem

Kavram Eşleştirme Yöntemi: 'Yerleşik Hayat = Şehirleşme = Mimari = Tarım' zincirini kullanarak seçenekleri eleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 342Soru

II. Göktürk Devleti'nin kuruluş ve yükseliş sürecinde Türk milli kimliğinin korunması öncelikli bir devlet politikası haline getirilmiştir. Bu doğrultuda Vezir Tonyukuk, Bilge Kağan'ın şehirlerin etrafına sur çekme ve Budizm ile Taoizm gibi dinleri kabul etme önerilerine şiddetle karşı çıkmıştır.

Buna göre, Vezir Tonyukuk'un bu tutumunun temel gerekçesi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Türklerin savaşçı ve hareketli yaşam tarzını koruyarak kalabalık Çin nüfusu içinde asimile olmalarını engellemek

Cevap

Türklerin savaşçı ve hareketli yaşam tarzını koruyarak kalabalık Çin nüfusu içinde asimile olmalarını engellemek
Vezir Tonyukuk'un bu stratejik uyarıları, Türklerin en önemli gücü olan hareket kabiliyetini (konargöçerlik) kaybetmemeleri ve yabancı kültürlerin etkisiyle milli kimliklerinden uzaklaşmamaları içindir. Çin'in kalabalık nüfusuna karşı açık alanda savaşmak yerine şehirlere kapanmanın Türklerin asimilasyonuna yol açacağı öngörülmüştür.

Adım Adım Çözüm

1
II. Göktürk Devleti'nin kurucu kadrosundaki temel stratejiyi analiz et.
Vezir Tonyukuk, devletin bekası için Türklerin konargöçer (hareketli) yaşam tarzını sürdürmesi gerektiğini savunmuştur.
Konargöçerlik, az sayıdaki Türk'ün kalabalık Çin orduları karşısında en büyük avantajı olan vur-kaç ve hareket kabiliyetini sağlar.
2
Tonyukuk'un surlara ve yabancı dinlere karşı çıkış nedenlerini değerlendir.
Sur örmek, Türkleri hapseder ve Çin karşısında savunmasız bırakır; Budizm/Taoizm gibi dinler ise Türklerin savaşçı ruhunu köreltir.
Bilge Kağan'ın bu teklifleri reddedilerek milli kimliğin (töre) ve askeri yapının korunması hedeflenmiştir.

Anahtar Kavram

Asimilasyona karşı direnç ve konargöçer stratejisi

İpuçları

1
Türklerin Çin'e karşı en büyük avantajı olan hareket kabiliyetini düşünün.
2
Budizm ve Taoizm gibi dinlerin 'savaşçılık' üzerindeki etkilerini ve Çin nüfusunun büyüklüğünü dikkate alın.
3
Vezir Tonyukuk, Türklerin şehirleşerek ve yabancı dinleri kabul ederek 'erimesinden' (asimilasyon) korkmaktaydı.

Daha Fazla Pratik

Bilge Kağan Yazıtları'nda Çin'in 'tatlı sözlerine ve yumuşak ipeklerine' kanılmaması yönündeki uyarıları bu soruyla paralel olarak inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 343Soru

552 yılında Avar hakimiyetine son vererek Ötüken merkezli kurulan I. Göktürk Devleti, Türk adını resmi bir devlet ismi olarak kullanan ilk devlettir. Bu devlette yönetim işlerini kolaylaştırmak amacıyla "İkili Teşkilat" sistemi uygulanmış; kurucu hükümdar Bumin Kağan devletin doğu (merkez) kanadını yönetirken, batı kanadının yönetimini kardeşine bırakmıştır.

Buna göre, I. Göktürk Devleti'nin batı kanadını "Yabgu" unvanıyla yöneten hanedan üyesi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İstemi Yabgu

Cevap

I. Göktürk Devleti'nin batı kanadını yöneten hanedan üyesi İstemi Yabgu'dur.
I. Göktürk Devleti'nin kurucusu Bumin Kağan, kadim Türk devlet geleneği olan İkili Teşkilat sistemini uygulamıştır. Bu sistemde devletin kutsal sayılan doğu kanadında hükümdarın kendisi bulunurken, batı kanadının yönetimi 'Yabgu' unvanıyla kardeşi İstemi Yabgu'ya bırakılmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Devletin kuruluş dönemini ve kurucusunu belirle.
I. Göktürk Devleti 552 yılında Bumin Kağan tarafından kurulmuştur.
Soruda bahsedilen dönem ve devlet yapısının temeli bu bilgidir.
2
Uygulanan yönetim sistemini (İkili Teşkilat) analiz et.
Devlet doğu (merkez) ve batı olmak üzere ikiye ayrılmıştır.
Türk devlet geleneğinde geniş toprakları yönetmek için bu sistem tercih edilir.
3
Batı kanadından sorumlu olan yöneticiyi tespit et.
Bumin Kağan doğuda kalırken, kardeşi İstemi Yabgu batıyı yönetmiştir.
Kuruluş aşamasında hanedan üyeleri arasındaki görev paylaşımı bu şekildedir.

Anahtar Kavram

İkili Teşkilat ve I. Göktürk Kuruluş Dönemi

İpuçları

1
Bu kişi, devletin kurucusu Bumin Kağan'ın kardeşidir.
2
İslamiyet öncesi Türk devletlerinde batı kanadını yöneten hanedan üyesine 'Yabgu' denirdi.
3
Sasanilerle iş birliği yaparak Akhunları yıkan ve Bizans'a ilk elçiyi gönderen ünlü Türk yöneticisidir.

Daha Fazla Pratik

İstemi Yabgu'nun İpek Yolu kontrolü için Sasaniler ve Bizans ile kurduğu diplomatik ilişkileri inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 344Soru

I. Göktürk Devleti'nde 'ikili teşkilat' yapısı gereği devletin Batı kanadını yöneten İstemi Yabgu, İpek Yolu ticaretini denetim altına almak amacıyla dönemine göre oldukça ileri düzeyde bir 'konjonktürel diplomasi' izlemiştir. Bu doğrultuda, Sâsânîlerin Türk tüccarlara yönelik kısıtlamalarını aşmak için Bizans İmparatorluğu'na elçi heyeti göndererek tarihteki ilk Türk-Bizans ittifakının temellerini atmıştır.

Bu diplomatik hamlenin nedenleri ve tarihsel süreçteki sonuçları dikkate alındığında, aşağıdakilerden hangisi bu ittifakın bir sonucu veya özelliği olarak söylenemez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ak Hun (Eftalit) Devleti'nin siyasi varlığına son verilmesi amacıyla ilk askeri iş birliğinin yapılması

Cevap

Ak Hun (Eftalit) Devleti'nin siyasi varlığına son verilmesi amacıyla ilk askeri iş birliğinin yapılması seçeneği söylenemez, çünkü bu iş birliği Sâsânîler ile yapılmıştır.
I. Göktürk Devleti'nin dış politikası iki ana aşamadan oluşur. Birinci aşamada Ak Hun Devleti'ni yıkmak için Sâsânîler ile iş birliği yapılmıştır. İkinci aşamada ise, Ak Hunların mirasına konan Sâsânîlerin İpek Yolu ticaretini tekeline alması üzerine bu kez Sâsânîlere karşı Bizans ile ittifak kurulmuştur. Bu nedenle Bizans ile yapılan ilk askeri/diplomatik temasın amacı Ak Hunları yıkmak değil, Sâsânîleri dengelemektir.

Adım Adım Çözüm

1
Göktürklerin İpek Yolu üzerindeki ilk engelini belirlemek.
Ak Hun (Eftalit) Devleti'nin İpek Yolu'nu kontrol etmesi.
Göktürklerin batıya açılmak için önce bu devleti devre dışı bırakması gerekiyordu.
2
Ak Hunlara karşı kurulan ittifakı analiz etmek.
Göktürk + Sâsânî ittifakı kuruldu (yaklaşık 557).
Sâsânîler de Ak Hun tehlikesinden kurtulmak istediği için çıkarlar uyuşmuştur.
3
Bizans ile kurulan ittifakın zamanlamasını ve amacını incelemek.
Ak Hunlar yıkıldıktan sonra Sâsânîler ticareti engelleyince Bizans ile ittifak kuruldu (568).
Sâsânîlerin bölgede tek güç olmasını engellemek ve doğrudan ticaret yapmak.
4
Seçeneklerdeki ifadeleri kronolojik ve siyasi açıdan karşılaştırmak.
Bizans ittifakının Ak Hunlar'a değil, Sâsânîler'e karşı olduğu saptandı.
Ak Hunlar, Bizans ittifakı kurulmadan çok önce Sâsânî-Göktürk iş birliğiyle yıkılmıştı.

Anahtar Kavram

Konjonktürel Diplomasi ve İpek Yolu Mücadelesi

İpuçları

1
İstemi Yabgu'nun izlediği dış politikada müttefiklerin zaman içinde değiştiğine dikkat edin.
2
Ak Hunlar (Eftalitler) tarihten silinirken Göktürkler kiminle el sıkışmıştı? Sâsânîler mi, Bizans mı?
3
İpek Yolu'ndaki Ak Hun engeli yaklaşık 557'de kalktı, Bizans ile ilk elçilik ilişkileri ise 568'de başladı. Aradaki zaman farkı ittifakın amacını ele veriyor.

Daha Fazla Pratik

İkinci Göktürk Devleti'nin (Kutluk) Çin ile olan ilişkilerini ve Kapgan Kağan dönemindeki fetihleri bu diplomatik süreçle kıyaslayarak çalışabilirsiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 345Soru

Orta Asya’nın tarih öncesi devirlerine ışık tutan kültür merkezleri, bölgedeki toplumsal ve teknolojik gelişimin evrelerini yansıtmaktadır. Bu merkezler içerisinde; Yenisey Irmağı kıyısında gelişen, demir madeninin ilk kez işlendiği ve dört tekerlekli araba kalıntılarına rastlandığı tespit edilen kültür bölgesi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Karasuk

Cevap

Demirin ilk kez işlendiği ve dört tekerlekli arabaların bulunduğu kültür merkezi Karasuk kültürüdür.
Karasuk kültürü, Yenisey Irmağı kıyısında gelişmiş olması ve arkeolojik kazılarda demirin işlendiğine dair ilk somut kanıtların (dört tekerlekli araba, keçe ve yün dokumalar) burada bulunması nedeniyle doğru cevaptır.

Adım Adım Çözüm

1
Soru kökündeki anahtar özellikleri belirle.
Anahtar özellikler: Yenisey Irmağı, demirin ilk kez işlenmesi ve dört tekerlekli arabalar.
Soruda istenen spesifik kültür merkezini diğerlerinden ayırt etmek için ayırt edici özelliklere odaklanılmalıdır.
2
Orta Asya kültür merkezlerinin kronolojik ve teknolojik özelliklerini karşılaştır.
Anav (En eski), Afanesyevo (Türklerin en eskisi), Andronovo (En geniş alan), Karasuk (Demirin ilk işlenmesi), Tagar (En gelişmiş) şeklinde bir eşleştirme yapılır.
Her kültür merkezinin MEB müfredatındaki 'en' veya 'ilk' özelliği, KPSS'de temel ayırt edici unsurdur.
3
Doğru seçeneği teyit et.
Belirtilen özellikler Karasuk kültürü ile tam olarak örtüşmektedir.
Yenisey bölgesindeki buluntular ve maden işlemeciliği Karasuk'un temel kimliğini oluşturur.

Anahtar Kavram

Karasuk Kültürü ve Teknolojik Gelişmeler

İpuçları

1
Bu kültür merkezinin ismi, bulunduğu coğrafyada akan bir sudan gelmektedir ve demir çağına geçişin temsilcisidir.

Daha Fazla Pratik

Tagar kültürünün 'en gelişmiş' olma özelliğini ve bu dönemdeki 'Hayvan Üslubu' sanatının özelliklerini inceleyiniz.
Tahmini Süre:50s
Soru 346Soru

İslamiyet öncesi Türk tarihinde Uygurlar, Maniheizm ve Budizm gibi inanç sistemlerini benimseyerek göçebe bozkır kültüründen yerleşik kent kültürüne geçişin öncüsü olmuşlardır. Bu köklü değişim, sadece dini bir dönüşümle sınırlı kalmamış; Türk toplum yapısında hukuki ilişkilerden sanatsal üretimlere kadar pek çok kurumsal yeniliği beraberinde getirmiştir. Buna göre, Uygurların yerleşik yaşama geçişiyle birlikte Türk kültür ve medeniyetine kazandırdığı, kendinden önceki Türk devletlerinde görülmeyen temel özellik aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Planlı şehir yerleşkelerinin (balık) kurulması ve mülkiyet hukukuna dayalı yazılı kiralama, borç ve vasiyet belgelerinin düzenlenmesi

Cevap

Planlı şehir yerleşkelerinin kurulması ve mülkiyet hukukuna dayalı yazılı kiralama, borç ve vasiyet belgelerinin düzenlenmesi
Uygurlar, Maniheizm dinini benimsemeleriyle birlikte tarımsal faaliyete ve yerleşik düzene geçmişlerdir. Bu durum, Türk tarihinde ilk kez 'Balık' adı verilen planlı şehirlerin kurulmasına ve bu şehirlerdeki ekonomik ilişkileri düzenlemek amacıyla kiralama, faiz, ortaklık ve vasiyet gibi sivil hukuk konularında yazılı belgelerin oluşturulmasına zemin hazırlamıştır. Bu özellikler, göçebe bozkır devletlerinde (Hun, Göktürk vb.) rastlanmayan, yerleşik hayata özgü kurumsal değişimlerdir.

Adım Adım Çözüm

1
Uygur Devleti'nin yaşam tarzı değişikliğini analiz etme
Uygurlar, Maniheizm etkisiyle yerleşik hayata geçen ilk Türk devletidir.
Soruda istenen 'kendinden önceki devletlerde görülmeyen' temel özelliği bulmak için yerleşik yaşamın doğrudan sonuçlarına bakılmalıdır.
2
Yerleşik yaşamın kurumsal çıktılarını değerlendirme
Yerleşik hayat; kalıcı mimari (ev, saray, tapınak), şehirleşme (balık) ve bu şehirlerdeki sosyal/ekonomik düzeni korumak için yazılı hukuk belgelerini (kiralama, faiz, alım-satım sözleşmeleri) ortaya çıkarmıştır.
Göçebe toplumlarda mülkiyet genelde taşınabilir mallarla sınırlıyken, yerleşik toplumda toprak ve yapı mülkiyeti yazılı kanıt gerektirir.
3
Diğer seçeneklerdeki özellikleri karşılaştırma
Veraset sistemi, kurganlar, milli alfabeyle dikilen anıtlar ve Kurultay meclisi; Hun veya Göktürk gibi önceki devletlerde de mevcuttur.
Süreklilik gösteren özellikler Uygurlara özgü veya onlarla başlamış yenilikler değildir.

Anahtar Kavram

Yerleşik Yaşam ve Sivil Hukuk

İpuçları

1
Uygurları diğer Türk devletlerinden ayıran en büyük farkın göçebelikten vazgeçip yerleşik hayata geçmeleri olduğunu düşünün.
2
Yerleşik hayata geçince insanlar artık çadırlarda değil, kalıcı yapılarda yaşamaya başlamışlardır; bu durum hangi hukuki ihtiyacı doğurmuş olabilir?
3
Kağıt ve matbaanın kullanımıyla sadece edebi eserler değil, ticaret ve mülkiyetle ilgili yazılı sözleşmeler (faiz, kiralama vb.) de hayatımıza girmiştir.

Daha Fazla Pratik

Uygurların Maniheizm inancıyla birlikte savaşçı özelliklerini kaybetmeleri ve bu durumun devletin yıkılış sürecindeki etkisini araştırabilirsiniz.

Alternatif Yöntem

Eğer seçeneklerde 'kütüphane', 'matbaa', 'fresk' veya 'mimari stupalar' gibi kavramlar görüyorsanız, bunlar doğrudan Uygurların yerleşik yaşam ve din değişikliğiyle ilgili yenilikleridir. Diğer seçeneklerdeki 'Kurultay', 'İkili Teşkilat' ve 'Veraset' gibi kavramları ise tüm devletler için ortak sayıp eleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 347Soru

I.I. Göktürk Devleti'nin kuruluş sürecinde Bumin Kağan'ın Avar (Juan-Juan) hakanına yaptığı evlilik teklifinin 'Siz benim demirci kölelerimsiniz, bu cüreti nereden buluyorsunuz?' şeklinde sertçe reddedilmesi, Göktürklerin bağımsızlık mücadelesini tetiklemiştir. 552552 yılında kurulan bu devlet, Türk adını ilk kez resmi bir siyasi kimlik olarak kullanmış; İstemi Yabgu döneminde ise İpek Yolu ticaretine egemen olmak amacıyla Sasanilerle ittifak kurarak Ak Hun Devleti'ne son vermiştir.

Bu bilgiler ve I.I. Göktürk Devleti'nin genel özellikleri dikkate alındığında aşağıdakilerden hangisine ulaşılamaz?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Maniheizm inancının benimsenmesiyle yerleşik hayata geçildiğine

Cevap

Maniheizm inancının benimsenmesiyle yerleşik hayata geçildiğine yargısına ulaşılamaz; çünkü bu durum Uygur Devleti'ne ait bir özelliktir.
Doğru cevap olan 'Maniheizm ve yerleşik hayat' seçeneği, kronolojik ve kültürel olarak I. Göktürk Devleti'ne ait bir özellik değildir. I. Göktürkler, Gök Tanrı inancını benimsemiş ve göçebe (atlı-göçebe) yaşam tarzını korumuşlardır. Maniheizm ise Uygur hakanı Bögü Kağan döneminde kabul edilmiş ve bu inancın etkisiyle Türkler ilk kez yerleşik hayata geçerek kalıcı şehirler kurmuşlardır.

Adım Adım Çözüm

1
Öncüldeki bilgileri analiz etme
Göktürklerin Avarlara bağlı bir 'demirci' topluluğu olduğu, Bumin Kağan tarafından kurulduğu ve İstemi Yabgu döneminde stratejik ittifaklar kurulduğu anlaşılmaktadır.
Sorunun kökenindeki tarihi verilerin hangi devlet özelliklerine karşılık geldiğini belirlemek gerekir.
2
Göktürk ve Uygur özelliklerini karşılaştırma
I. Göktürk Devleti'nin Bozkır kültürüne bağlı olduğu, Maniheizm ve yerleşik yaşamın ise Uygurlarla (Bögü Kağan dönemi) başladığı tespit edilir.
KPSS Tarih sorularında en sık yapılan hata olan Göktürk ve Uygur dönemi özelliklerini karıştırma (anakronizm) hatasını ayıklamak için gereklidir.

Anahtar Kavram

İslamiyet Öncesi Türk Devletleri Arasındaki Karakteristik Farklar

İpuçları

1
Türklerin din değiştirerek yerleşik hayata geçmesi hangi hükümdar ve devlet döneminde gerçekleşmişti?

Daha Fazla Pratik

İstemi Yabgu'nun Sasaniler ve Bizans ile kurduğu bu üçlü diplomatik dengeyi (Ak Hunları yıkma ve Sasanileri dengeleme) bir diyagram üzerinden inceleyiniz.
Tahmini Süre:55s
Soru 348Soru

Asya Hun Devleti'nde Mete Han tarafından temelleri atılan "Onlu Sistem", sadece ordunun hiyerarşik bir düzene kavuşmasını sağlamamış, aynı zamanda "Boylar Federasyonu"ndan "Merkeziyetçi İmparatorluk" yapısına geçişte anahtar bir rol oynamıştır. Geleneksel yapıda boy beyleri, kendi kabileleri üzerinde doğrudan askeri ve siyasi bir güce sahipken; Mete Han bu yapıyı kökten değiştirecek bir düzenleme getirmiştir.

Buna göre, onlu sistemin aşağıdaki uygulama biçimlerinden hangisi, boy asabiyetinin (kabile bağlılığının) devletin merkezi otoritesini zayıflatmasını engelleme amacına doğrudan hizmet etmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Farklı boylara mensup savaşçıların aynı askeri birim (1010'luk, 100100'lük, 1.0001.000'lik) içerisinde harmanlanarak görev yapması

Cevap

Farklı boylara mensup savaşçıların aynı askeri birim içerisinde harmanlanarak görev yapması.
Onlu sistemin en kritik ve derin etkisi, boy beylerinin kendi kabileleri üzerindeki askeri hegemonyasını kırmasıdır. Farklı boylardan gelen savaşçıların aynı askeri birim içinde (örneğin bir yüzlük içinde 1010 farklı boydan asker olması) görevlendirilmesi, askerlerin sadece kendi akrabalarıyla savaşması geleneğini sonlandırmıştır. Bu durum, 'boy asabiyeti' yerine devlet hiyerarşisine olan bağlılığı öne çıkararak merkezi imparatorluk yapısını güçlendirmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Mete Han öncesi Türk devlet yapısını analiz et.
Devlet, boyların birleşmesiyle oluşan bir federasyondur ve her boy beyi kendi kabilesinin mutlak lideridir.
Boy beylerinin askeri gücü, merkezi otorite (Kağan) için her zaman bir tehdit unsurudur.
2
Onlu sistemin sosyal ve politik etkisini değerlendir.
Mete Han, askerleri boylarına göre değil, sayısal birimlere göre ayırmıştır.
Bir onluk veya yüzlük birim içinde farklı boylardan gelen askerlerin bulunması, kabile dayanışmasını zayıflatır.
3
Uygulamanın merkezi otorite ile bağlantısını kur.
Kabile bağlılığının yerini liyakat ve doğrudan hakan bağlılığı alır.
Askerlerin sadakati kabile reisinden devlete kaydığı için merkezi otorite pekişir.

Anahtar Kavram

Onlu Sistemin Siyasal ve Toplumsal Entegrasyon Fonksiyonu

İpuçları

1
Geleneksel Türk devlet yapısında boyların kendi içlerindeki sıkı bağı düşünün; bu bağ merkezi otorite için neden tehlikeli olabilir?
2
Mete Han, askerlerin kabile reislerine değil, doğrudan kendisine bağlı olmasını nasıl sağlayabilirdi? Askerleri nasıl gruplandırmış olabilir?
3
Bir askerin yanındaki silah arkadaşı kendi kabilesinden değil de başka bir boydan olursa, o asker kime daha çok güvenir ve kime itaat eder?

Daha Fazla Pratik

Mete Han'ın bu merkeziyetçi politikasının, Çin'i vergiye bağlayıp asimile olmamak için Türkleri Çin içine yerleştirmeme politikasıyla olan mantıksal benzerliğini inceleyiniz.

Alternatif Yöntem

Sosyolojik açıdan 'boy asabiyeti' (kabilecilik) kavramını 'ulusal kimlik' veya 'devlet bilinci' ile kıyaslayarak çözümleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 349Soru

Avrupa Hun Devleti'nin dış politikası Attila döneminde stratejik bir değişikliğe uğramıştır. Önce Doğu Roma (Bizans) üzerine seferler düzenleyerek bu imparatorluğu Margos ve Anatolius antlaşmalarıyla vergiye bağlayan Attila, ardından Batı Roma'yı etkisiz hale getirmeyi amaçlamıştır. Bu hedef doğrultusunda 451451 yılında Roma ordusuyla karşı karşıya gelinen ve her iki tarafın da kesin bir üstünlük sağlayamadığı büyük meydan muharebesi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Batı Roma ordusuyla Galya topraklarında yapılan Katalon (Catalaun) Savaşı

Cevap

Attila'nın Batı Roma'yı baskı altına almak için düzenlediği Galya Seferi sırasında gerçekleşen savaş Katalon (Catalaun) Savaşı'dır.
Doğru cevap olan Katalon Savaşı, 451451 yılında Attila'nın Batı Roma üzerine düzenlediği Galya Seferi'nin en kritik askeri gelişmesidir. Bu savaşta Roma ordusunun başında ünlü general Aetius bulunmuş, savaş sonucunda her iki taraf da ağır kayıplar vererek geri çekilmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Attila dönemi dış politikasının aşamalarını analiz et.
Attila önce Doğu Roma'yı (Bizans) etkisiz hale getirmiş (Margos ve Anatolius), ardından Batı Roma'ya yönelmiştir.
Soruda belirtilen 451451 tarihi, Attila'nın Batı Roma politikasının askeri zirvesidir.
2
Seferlerin coğrafi ve kronolojik karşılıklarını belirle.
451451 yılındaki sefer Galya (bugünkü Fransa) topraklarına yapılmıştır.
Galya Seferi'nin temel çatışması Roma generali Aetius'a karşı yapılmıştır.
3
Muharebe ismini doğrula.
Katalon Ovası'nda gerçekleşen bu savaş, tarihin en büyük meydan muharebelerinden biri olan Katalon Savaşı'dır.
Bu savaş sonucunda her iki taraf da geri çekilmiş, Attila ertesi yıl doğrudan İtalya'ya yönelmiştir.

Anahtar Kavram

Attila dönemi Avrupa Hun dış politikası ve büyük askeri harekatlar.

İpuçları

1
Attila'nın Doğu Roma'dan sonra yöneldiği Batı Roma üzerine yaptığı ilk büyük sefer olan Galya harekatını hatırlayın.
2
Bu savaşta her iki taraf da galip geldiğini iddia etmiş ancak Attila bir sonraki yıl İtalya'ya kadar ilerlemiştir.
3
Savaş, Roma generali Aetius ile 'Tanrı'nın Kamçısı' Attila arasında bugünkü Fransa topraklarında gerçekleşmiştir.

Daha Fazla Pratik

Attila'nın ertesi yıl (452452) İtalya seferinden neden vazgeçtiğini (Papa'nın ricası, salgın hastalıklar, doğu tehlikesi) incelemek konuyu pekiştirecektir.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 350Soru

Uygurların Bögü Kağan döneminde Maniheizm dinini benimsemesiyle birlikte Türk tarihinde sosyo-kültürel bir dönüm noktası yaşanmıştır. Bu yeni inanç sistemi; hayvansal gıdaların tüketilmesinin yasaklanması, savaşçılık özelliklerinin zayıflaması, kağıt ve matbaanın kullanılarak kütüphanelerin kurulması gibi köklü değişimleri beraberinde getirmiştir.

Buna göre, Maniheizm'in kabulüyle Uygur toplumunda meydana gelen değişimler dikkate alındığında, aşağıdakilerden hangisinin bu süreçte bir 'süreklilik' gösterdiği ve önceki Türk devletlerindeki temel yapısını koruduğu söylenebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hükümdarların yönetme yetkisini ilahi bir kaynağa (Kut) dayandırması

Cevap

Hükümdarların yönetme yetkisini ilahi bir kaynağa (Kut) dayandırması
Türk devletlerinde 'Kut' inancı, yönetme yetkisinin tanrısal bir lütuf olarak hanedana verilmesidir. Uygurlar Maniheizm dinine geçip yerleşik hayata adapte olsalar da, hükümdarların meşruiyetini tanrısal bir kaynağa dayandırma geleneği (siyasi kültür) süreklilik göstermiştir. Bunu kağanların unvanlarındaki 'Tengri' vurgusundan net bir şekilde görebilmekteyiz.

Adım Adım Çözüm

1
Uygurların Maniheizm ile değişen özelliklerini listele.
Yerleşik hayat, tarım, mimari, matbaa ve savaşçılığın zayıflaması gibi unsurlar değişmiştir.
Soruda sorulan 'süreklilik' (değişmeyen unsur) kavramını bulmak için nelerin değiştiğini elemeye yardımcı olur.
2
Türk devlet geleneğindeki egemenlik anlayışını incele.
İslamiyet öncesi Türklerde yönetme yetkisinin Tanrı tarafından verildiği inancı (Kut) köklüdür.
Din değişse bile siyasi otoritenin meşruiyet kaynağının değişip değişmediğini kontrol etmek gerekir.
3
Uygurlardaki sürekliliği doğrula.
Uygur kağanlarının 'Ay Tengri' gibi unvanlar alması, Kut anlayışının yeni dinin motifleriyle devam ettiğini gösterir.
Siyasi meşruiyetin geleneksel yapısını koruduğunu kanıtlar.

Anahtar Kavram

Kut Anlayışının Sürekliliği

İpuçları

1
Maniheizm ile birlikte Uygurların sosyal ve ekonomik yaşamı büyük ölçüde değişmiş olsa da, devlet yönetme yetkisinin kaynağı hakkındaki inanç korunmuştur.
2
Hükümdarların kullandığı 'Ay Tengri' gibi unvanlar, egemenliğin kaynağı hakkındaki geleneksel inancın yeni bir dini formda sürdüğünü kanıtlar.
3
Hunlar ve Göktürklerden gelen, yönetme yetkisinin Tanrı'dan alındığına dair inancın (Kut) din değiştirilse bile siyasi bir araç olarak kullanıldığını hatırlayın.

Daha Fazla Pratik

Uygurların yerleşik hayata geçmesinin Türk hukuk tarihindeki (ilk yazılı sözleşmeler vb.) etkilerini inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 351Soru

Aşağıdaki tabloda Uygur Devleti döneminde görülen temel değişimler ve bu değişimlerin yansıdığı alanlar verilmiştir:

Yapılan Faaliyetİlgili Alan
"Balık" adı verilen şehirlerin kurulmasıMimari ve Sosyal Hayat
Maniheizm dininin kabul edilmesiDini ve Kültürel Hayat
Kağıt ve matbaanın aktif kullanımıEğitim ve Bilim
Yazılı hukuk ve ticari sözleşmelerin düzenlenmesiHukuk ve Ekonomi

Tablodaki veriler bir bütün olarak değerlendirildiğinde Uygurlar hakkında ulaşılabilecek en kapsamlı yargı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Türklerin yerleşik hayata geçmesiyle hayatın pek çok alanında kalıcı ve kurumsal bir değişim yaşandığı

Cevap

Türklerin yerleşik hayata geçmesiyle hayatın pek çok alanında kalıcı ve kurumsal bir değişim yaşandığı yargısı Uygur tarihi için en kapsamlı çıkarımdır.
Türklerin yerleşik hayata geçmesiyle hayatın pek çok alanında kalıcı ve kurumsal bir değişim yaşandığı yargısı doğrudur; çünkü tabloda verilen şehirleşme (mimari), matbaa (kültürel/eğitim) ve yazılı sözleşmeler (hukuki) gibi unsurlar ancak yerleşik bir düzende sistemli hale gelebilir.

Adım Adım Çözüm

1
Tablodaki faaliyetleri analiz et.
Şehirleşme, dini değişim, matbaa ve yazılı hukuk gibi farklı alanlarda yenilikler tespit edildi.
Uygurların yaşam biçimindeki köklü değişikliği anlamak için tüm kanıtları birleştirmek gerekir.
2
Faaliyetlerin ortak paydasını bul.
Bu yeniliklerin tamamı konar-göçer yaşamdan yerleşik yaşama geçişin birer sonucudur.
Mimari, kütüphane ve yazılı sözleşmeler göçebe hayatta değil, yerleşik hayatta kurumsallaşır.
3
Seçenekler arasından en genel yargıyı belirle.
Yerleşik hayatın çok yönlü (sosyal, hukuki, kültürel) etkilerini kapsayan ifade seçildi.
Soru 'en kapsamlı yargıyı' istediği için tüm alanları içine alan bir genelleme yapılmalıdır.

Anahtar Kavram

Yerleşik Hayatın Çok Yönlü Etkileri

İpuçları

1
Tablodaki mimari, hukuk ve eğitim alanındaki değişimlerin ortak bir yaşam biçimi değişikliğine işaret edip etmediğine odaklanın.
2
Göçebe bir toplumda kalıcı saraylar inşa etmek veya matbaa kullanıp kütüphane kurmak ne kadar pratiktir? Bu yenilikler hangi yaşam tarzının sonucudur?
3
Uygurlar, Maniheizm ile birlikte yerleşik hayata geçen ilk Türk devletidir. Bu durumun sosyal, kültürel ve hukuki hayatı bir bütün olarak nasıl dönüştürdüğünü düşünün.

Daha Fazla Pratik

Uygurlarda din değişikliğinin hükümdar unvanları üzerindeki etkisini (Ay Tengri unvanı gibi) inceleyerek veraset anlayışındaki sürekliliği pekiştirebilirsiniz.

Alternatif Yöntem

Özellikle 'Balık' (şehir) ve 'yazılı sözleşme' ifadelerini gördüğünüzde, sorunun cevabı mutlaka yerleşik hayatın getirdiği kurumsallaşma ile ilgili olacaktır.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 352Soru

Firdevsi'nin Şehname adlı eserinde 'Afrasiyab' adıyla geçen hükümdarları Alper Tunga ve maden işlemedeki ustalıkları nedeniyle 'Bozkırın Kuyumcuları' olarak tanınan Türk topluluğu aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İskitler (Sakalar)

Cevap

İskitler (Sakalar), maden işlemeciliğindeki başarıları ve hükümdarları Alper Tunga (Afrasiyab) ile tanınan ilk Türk topluluğudur.
Doğru cevap olan topluluk, tarihte bilinen ilk Türk topluluğudur. Pers kaynaklarında Saka, Grek kaynaklarında İskit olarak geçerler. Kuyumculuktaki ustalıkları ve Alper Tunga destanı ile özdeşleşmişlerdir.

Adım Adım Çözüm

1
Anahtar kavramları belirle.
'Afrasiyab', 'Alper Tunga' ve 'Bozkırın Kuyumcuları' ifadeleri tespit edildi.
Bu ifadeler İslamiyet Öncesi Türk Tarihi'nde belirli bir topluluğu işaret eden ayırt edici özelliklerdir.
2
Topluluk ve devlet ayrımı yap.
Soruda bir 'topluluk' sorulmaktadır.
Asya Hunları ilk 'devlet' iken, İskitler tarihte bilinen ilk Türk 'topluluğu' olarak kabul edilir.
3
Bilgileri eşleştir.
İskitler (Sakalar) seçeneğine ulaşılır.
Sözü edilen tüm kültürel ve siyasi özellikler Sakalar (İskitler) ile tam olarak örtüşmektedir.

Anahtar Kavram

İskitler (Sakalar)'ın temel özellikleri ve Türk tarihindeki yeri.

İpuçları

1
Bu topluluk Amazon adı verilen kadın savaşçıları ve Tomris Hatun ile de bilinir.

Daha Fazla Pratik

İskitlerin 'ilk Türk topluluğu', Asya Hunlarının ise 'ilk Türk devleti' olduğunu gösteren bir karşılaştırma tablosu hazırlayabilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 353Soru

Orta Asya’da yapılan arkeolojik kazılarda, Yenisey Irmağı çevresinde gelişen, bölgede demir madeninin ilk kez işlendiği ve dört tekerlekli atlı arabaların kullanıldığı tespit edilen kültür merkezi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Karasuk

Cevap

Demir madeninin ilk kez işlendiği ve dört tekerlekli atlı arabaların kullanıldığı merkez Karasuk kültür merkezidir.
Karasuk kültürü, Yenisey Irmağı çevresinde ortaya çıkmış olup bölgede demir madeninin ilk kez işlendiği ve dört tekerlekli atlı arabaların (üstü kapalı arabalar) kullanıldığı merkez olarak bilinmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Anahtar kavramları belirle.
Yenisey Irmağı, ilk demir işleme, dört tekerlekli arabalar.
Soruda verilen spesifik arkeolojik buluntular, belli bir kültür merkezini işaret eder.
2
Kültür merkezlerini kronolojik ve teknolojik özelliklerine göre karşılaştır.
Anav (en eski), Afanesyevo (ilk Türk), Karasuk (ilk demir), Tagar (en gelişmiş).
KPSS formatında bu merkezler genellikle 'en' ve 'ilk' özellikleri üzerinden ayırt edilir.
3
Doğru eşleştirmeyi yap.
Demir ve tekerlekli araba = Karasuk.
Maden teknolojisindeki bu gelişim evresi Karasuk kültürünün karakteristik özelliğidir.

Anahtar Kavram

Orta Asya Kültür Merkezlerinin Karakteristik Özellikleri

İpuçları

1
Bu kültür merkezi, ismini Yenisey Irmağı'nın bir kolu olan küçük bir akarsudan almaktadır ve 'ilk demir' bilgisi kritiktir.

Daha Fazla Pratik

Bölgedeki 'en gelişmiş' ve 'hayvan üslubu' sanatını başlatan merkezi (Tagar) tekrar ederek bu iki ileri seviye kültürü birbiriyle kıyaslayın.
Tahmini Süre:50s
Soru 354Soru

Bögü Kağan döneminde Maniheizm'in resmi din olarak kabul edilmesiyle birlikte Uygur toplumunda sosyal, ekonomik ve kültürel alanlarda büyük bir değişim süreci başlamıştır. Ancak bu radikal değişimlere rağmen, devletin bazı temel yönetim prensipleri eski Türk gelenekleriyle paralellik göstermeye devam etmiştir.

Buna göre, aşağıdakilerden hangisi Uygurların yerleşik hayata geçişinin veya yeni dinî inançlarının bir getirisi olmayıp, Hun ve Göktürklerden tevarüs edilen geleneksel devlet anlayışının sürdürüldüğünün bir göstergesidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ülke topraklarının hanedan üyelerinin ortak malı sayılması ve veraset sisteminin korunması

Cevap

Ülke topraklarının hanedan üyelerinin ortak malı sayılması ve veraset sisteminin korunması
Doğru cevap olan veraset sistemi ve ülkenin hanedan malı sayılması anlayışı, Türk devlet geleneğinin en eski ve köklü unsurlarından biridir. Uygurlar Maniheizm'i seçip yerleşik hayata geçerek sanatta, mimaride ve sosyal yaşamda büyük değişimler yaşamış olsalar da, siyasi hakimiyet anlayışında (Kut ve veraset) radikal bir değişikliğe gitmemiş, Hun ve Göktürklerden gelen geleneği devam ettirmişlerdir.

Adım Adım Çözüm

1
Uygurların Maniheizm ve yerleşik hayatla neleri değiştirdiğini analiz et.
Mimari (kentleşme), sanat (fresko), hukuk (yazılı sözleşme) ve teknoloji (matbaa) gibi alanlarda büyük değişimler yaşandığı görülür.
Bu unsurlar yerleşik yaşamın ve yeni dinî inançların doğrudan sonucudur.
2
Geleneksel Türk devlet yapısında süreklilik gösteren unsurları belirle.
Veraset sistemi, Kut inancı ve ülkenin hanedan malı sayılması gibi siyasi prensiplerin değişmediği tespit edilir.
Uygurlar kültürel bir devrim yapsalar da siyasi meşruiyet ve yönetim geleneğinde Hun ve Göktürk mirasını sürdürmüşlerdir.

Anahtar Kavram

Uygur Devleti'nde Kültürel Değişim ve Siyasi Süreklilik

İpuçları

1
Soruda sizden 'değişimin sonucu olmayan', yani 'eski devletlerle aynı kalan' özelliği bulmanız istenmektedir.

Daha Fazla Pratik

Uygurlarda değişen unsurlar ile Hun/Göktürklerdeki geleneksel unsurları bir tabloda karşılaştırarak çalışmak kavram karmaşasını önleyecektir.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 355Soru

Yaklaşık 5050 yıl süren 'Matem Yılları' (Esaret Devri) sonrası Kutluk Kağan önderliğinde, Vezir Tonyukuk’un askeri ve idari dehasıyla kurulan II. Göktürk Devleti'nin Türk tarihi açısından en özgün ve I. Göktürk Devleti'nden ayrılan temel özelliği aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Türk edebiyatının ve tarihinin ilk yazılı belgeleri olan Orhun Abideleri'ni bırakmaları

Cevap

Türk edebiyatının ve tarihinin ilk yazılı belgeleri olan Orhun Abideleri'nin bırakılması, II. Göktürk Devleti'ni kültürel açıdan diğerlerinden ayıran en temel farktır.
II. Göktürk (Kutluk) Devleti, Türk tarihinin ilk yazılı belgeleri olan Orhun Abideleri'ni (yazıtlarını) bırakarak Türk dili, tarihi ve devlet yönetimi hakkında eşsiz bilgiler sunmuş ve bu yönüyle önceki Türk devletlerinden ayrılmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Dönem Tanımlaması
Soruda bahsedilen devlet, esaret sonrası kurulan II. Göktürk (Kutluk) Devleti'dir.
Kutluk Kağan ve Vezir Tonyukuk isimleri bu dönemi işaret eder.
2
Ayırt Edici Özellik Analizi
I. Göktürk ile II. Göktürk arasındaki en net fark yazılı kültürdür.
I. Göktürk dönemi daha çok sözlü gelenek ve kuruluş başarısıyla öne çıkarken, II. Göktürk dönemi kalıcı yazılı eserlerle (Orhun Yazıtları) Türk tarihini aydınlatmıştır.

Anahtar Kavram

II. Göktürk Devleti'nin Kültürel Mirası ve Siyasi Karakteri

İpuçları

1
I. Göktürk ve II. Göktürk devletlerinin her ikisi de Türk ismini kullanmış ve ikili teşkilatla yönetilmiştir; ancak 'yazılı kültür' konusunda biri diğerinden çok daha öndedir.

Daha Fazla Pratik

Vezir Tonyukuk'un 'Türklerin Bismarck'ı' olarak anılmasının nedenlerini ve Orhun Yazıtları'ndaki tavsiyelerini inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:55s
Soru 356Soru

Çin esaretinde geçen 5050 yıllık fetret döneminin ardından Türk boylarını "İlteriş" unvanıyla birleştiren Kutluk Kağan’ın en büyük yardımcısı olan, hem askeri hem de idari dehasıyla devletin yeniden teşkilatlanmasında kilit rol oynayan ve tarihçiler tarafından "Türklerin Bismarck’ı" olarak nitelendirilen devlet adamı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Vezir Tonyukuk

Cevap

Türklerin Bismarck'ı olarak anılan ve II. Göktürk Devleti'nin kuruluşunda kilit rol oynayan devlet adamı Vezir Tonyukuk'tur.
Vezir Tonyukuk, II. Göktürk Devleti'nin kuruluşunda Kutluk Kağan'a rehberlik etmiş, devletin ideolojik ve askeri temellerini atmıştır. Siyasi birliği sağlamadaki dehası nedeniyle Alman birliğini sağlayan Bismarck'a benzetilerek bu lakabı almıştır.

Adım Adım Çözüm

1
II. Göktürk Devleti'nin kuruluş sürecini analiz etme
Devletin 682682 yılında Kutluk Kağan önderliğinde Çin'e karşı bağımsızlık savaşı vererek kurulduğu tespit edilir.
Hangi döneme odaklanılacağını belirlemek için gereklidir.
2
Tanımlayıcı lakabı ("Türklerin Bismarck'ı") değerlendirme
Tarih literatüründe stratejik zekası ve birleştirici rolü nedeniyle bu lakabın Vezir Tonyukuk için kullanıldığı belirlenir.
Sorunun ayırt edici bilgisini doğrulamak için gereklidir.
3
Diğer seçenekleri eleme
Bumin Kağan (I.I. Göktürk), Mete Han (Hun) ve Moyen-Çur (Uygur) farklı devletlere aittir. Bilge Kağan ise hükümdardır.
Doğru sonuca ulaşmak için yanlış verileri ayıklamak gerekir.

Anahtar Kavram

II. Göktürk (Kutluk) Devleti'nin yönetim kadrosu ve Vezir Tonyukuk'un tarihi önemi.

İpuçları

1
Bu devlet adamı Türk tarihinin ilk veziri ve ilk tarihçisi olarak kabul edilir.
2
Kendi adına diktirdiği yazıtlar, Türkçenin ve Türk tarih yazıcılığının ilk örneklerinden biridir.
3
Kutluk, Kapgan ve Bilge Kağan dönemlerinde görev yapan bu kişi, Batılılarca 'Bismarck' lakabıyla anılır.

Daha Fazla Pratik

Vezir Tonyukuk'un Orhun Yazıtları'ndaki tavsiyelerini, özellikle yerleşik yaşama geçmeme konusundaki uyarılarını inceleyin.
Tahmini Süre:45s
Soru 357Soru

Uygurlar, Maniheizm'i benimseyerek yerleşik hayata geçmeleriyle Türk tarihinde sosyal, ekonomik ve kültürel açıdan bir 'kırılma noktası' oluşturmuşlardır. Ancak bu köklü dönüşüm süreci, devletin temel yönetim paradigmasının ve kadim Türk devlet geleneğinin bazı unsurlarının tamamen terk edildiği anlamına gelmemektedir.

Buna göre, Uygur Devleti'nde görülen aşağıdaki uygulamalardan hangisi, Maniheizm'in veya yerleşik hayata geçişin bir sonucu olmayıp, eski Türk devlet geleneğinin (Asya Hun ve Göktürk) kesintisiz bir şekilde devam ettiğini kanıtlamaktadır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ülke topraklarının hanedan üyelerinin ortak malı sayılması ve ikili teşkilatın sürdürülmesi

Cevap

Ülkenin hanedan üyelerinin ortak malı sayılması ve ikili teşkilatın sürdürülmesi, Uygur Devleti'nin eski Türk devlet geleneğini devam ettirdiğini gösteren en temel idari özelliktir.
Türk devlet teşkilatlanmasının temel taşları olan 'ülkenin hanedanın ortak malı sayılması' ve devletin 'doğu-batı' şeklinde ikili teşkilatla yönetilmesi, Uygurların Maniheizm'i kabul etmesinden veya yerleşik hayata geçmesinden bağımsız olarak, Hun ve Göktürklerden devralınan siyasi mirasın bir devamıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Uygur Devleti'nin yaşadığı temel değişimleri (Maniheizm ve yerleşik hayat) analiz et.
Mimari, sanat, din ve sosyal yaşamın kökten değiştiği ancak devletin siyasi mirasının korunduğu görülür.
Soruda 'değişim' değil, 'süreklilik' (geleneksel unsur) istenmektedir.
2
Eski Türk devletlerindeki (Hun, Göktürk) yönetim özelliklerini hatırla.
Veraset sistemi (ülkenin hanedan malı olması), Kut inancı ve ikili teşkilat (doğu-batı) temel özelliklerdir.
Uygurların bu özelliklerden hangisini koruduğunu bulmak için bu bilgi gereklidir.
3
Seçenekleri 'değişim' ve 'süreklilik' kriterlerine göre eleştir.
Ülkenin paylaştırılması ve ikili yönetim, ne dinden ne de yerleşik hayattan kaynaklanır; bu kadim bir Orta Asya Türk geleneğidir.
Doğru sonuca ulaşmak için yenilikler ile geleneksel yapıları birbirinden ayırmak gerekir.

Anahtar Kavram

Uygur Devleti'nde Siyasi Süreklilik ve Kültürel Değişim

İpuçları

1
Soruda istenen şey, Uygurların diğer Türk devletlerinden 'farklı' olduğu yönü değil, onlarla 'aynı' kaldığı yönetimsel özelliktir.

Daha Fazla Pratik

Uygur veraset sistemindeki sürekliliğin, devletin yıkılış sürecine (iç taht kavgaları) olan etkisini Asya Hun Devleti ile karşılaştırarak inceleyiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 358Soru

Roma İmparatorluğu'nun 375375 yılındaki büyük göç dalgalarını durduramaması, sınır boylarındaki savunma hatlarının çökmesine ve eyaletlerdeki yerel soyluların kendi güvenliklerini sağlama mecburiyetine yol açmıştır. Merkezi otoritenin korumasından mahrum kalan halkın, can ve mal güvenliğini sağlamak amacıyla bu yerel güç odaklarının (senyörlerin) himayesine girmesiyle Avrupa'nın sosyal ve siyasi yapısı köklü bir değişim geçirmiştir. Bu parçada bahsedilen ve Kavimler Göçü'nün ardından Avrupa'da merkezi krallıkların zayıflamasıyla Orta Çağ boyunca etkili olan siyasi düzen aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Feodalite (Derebeylik)

Cevap

Kavimler Göçü sonrası Roma'nın merkezi otoritesini kaybetmesiyle ortaya çıkan ve yerel güç odaklarına dayanan siyasi düzen Feodalite (Derebeylik) sistemidir.
Feodalite (Derebeylik), Kavimler Göçü'nün en önemli siyasi sonucudur. Roma'nın eyaletleri koruyamaması üzerine ortaya çıkan otorite boşluğunda, yerel soylular kendi kalelerini ve ordularını kurarak halkı himaye etmiş, bu da siyasi yetkinin parçalanmasına yol açmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Kavimler Göçü'nün Roma İmparatorluğu üzerindeki siyasi etkisini analiz etmek.
Merkezi otoritenin zayıflaması ve halkın korumasız kalması.
Büyük göç dalgalarının devletin idari ve askeri kontrolünü sarsması.
2
Otorite boşluğunda toplumun güvenlik ihtiyacını nasıl karşıladığını değerlendirmek.
Halkın yerel toprak sahiplerine (senyörlere) sığınması (himaye sistemi).
Devletin sağlayamadığı güvenliği yerel güçlerin üstlenmesi.
3
Bu yerel egemenlik modelinin tarihsel ismini belirlemek.
Feodalite (Derebeylik).
Siyasi yetkilerin parçalandığı ve toprağa dayalı bir hiyerarşinin oluştuğu sistemin adı budur.

Anahtar Kavram

Kavimler Göçü'nün Siyasi Sonuçları: Feodalizm

İpuçları

1
Roma İmparatorluğu'nun parçalanmasıyla oluşan otorite boşluğunu düşünün.
2
Bu sistemde kralın gücü semboliktir; asıl güç yerel şatoları olan soyluların elindedir.
3
Toprağa dayalı, hiyerarşik (süzeren-vassal ilişkisi) bir yönetim modelidir.

Daha Fazla Pratik

Feodalite rejiminin ileride hangi olayla (örneğin İstanbul'un fethi sırasında kullanılan büyük toplar) yıkılma sürecine girdiğini araştırabilirsiniz.
Tahmini Süre:50s
Soru 359Soru

Hunların 375375 yılından itibaren başlattığı batı yönlü hareketlilik, Avrupa'da feodalite gibi yeni kurumların doğmasına ve Roma İmparatorluğu'nun sarsılmasına yol açarken; bölgede kurulan Avrupa Hun Devleti de dönemin en etkili siyasi gücü haline gelmiştir. Bu tarihsel kesitte yaşanan gelişmeler ve kurulan siyasi yapılar dikkate alındığında, aşağıdakilerden hangisi doğrudan Avrupa Hun Devleti'nin siyasi faaliyetleri ve bölgedeki etkileri arasında gösterilebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Margos ve Anatolius gibi antlaşmalarla Doğu Roma İmparatorluğu'nu vergiye bağlayarak Bizans üzerinde mutlak bir siyasi üstünlük kurması

Cevap

Margos ve Anatolius antlaşmalarıyla Doğu Roma'yı vergiye bağlayıp Bizans üzerinde üstünlük kurulması Avrupa Hun Devleti'nin temel özelliğidir.
Doğru cevap olan seçenek, Avrupa Hun Devleti'nin en parlak dönemi olan Attila zamanında Doğu Roma'yı (Bizans) etkisiz hale getirmek için imzalattığı Margos ve Anatolius antlaşmalarından bahsetmektedir. Bu antlaşmalarla Bizans'ın ödediği vergiler artırılmış ve Hunların Avrupa'daki siyasi üstünlüğü resmileşmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Kavimler Göçü ve Avrupa Hun Devleti'nin temel siyasi faaliyetlerini hatırla.
Avrupa Hunları, Orta Avrupa merkezli kurulmuş ve Doğu/Batı Roma üzerinde baskı kurmuştur.
Sorunun odak noktasını belirlemek için dönemin coğrafi ve siyasi sınırlarını netleştirmek gerekir.
2
Asya Hun Devleti ile Avrupa Hun Devleti arasındaki farkları analiz et.
Orta Asya siyasi birliği, Çin mücadeleleri ve Onlu Sistem'in icadı Asya Hunlarına aittir.
ÖSYM'nin sıklıkla kullandığı 'iki Hun devletini birbirine karıştırma' tuzağından kaçınmak için bu ayrım kritiktir.
3
Dönemin antlaşmalarını ve liderlerini kontrol et.
Margos (434434) ve Anatolius (447447) antlaşmaları Attila dönemi Avrupa Hun başarılarıdır.
Doğru cevabı teyit etmek için spesifik tarihi belgelerin hangi devlete ait olduğunu doğrulamak gerekir.

Anahtar Kavram

Avrupa Hun Devleti'nin Bizans (Doğu Roma) Politikası ve Antlaşmalar

İpuçları

1
Seçenekleri değerlendirirken, bahsedilen faaliyetlerin Avrupa coğrafyasında mı yoksa Orta Asya'da mı gerçekleştiğine dikkat edin.

Daha Fazla Pratik

Uldiz döneminin 'Doğu Roma'yı baskı altına alma, Batı Roma ile dost kalma' şeklindeki dış politika prensibini tekrar ediniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 360Soru

Bögü Kağan döneminde Maniheizm dinini benimseyerek yerleşik hayata geçen Uygurlar; kâğıt ve matbaayı kullanmış, şehirler kurarak kalıcı eserler bırakmışlardır. Bu köklü değişim, Türk sanat anlayışında da daha önce görülmeyen yeni uygulamaların ortaya çıkmasını sağlamıştır. Buna göre, aşağıdakilerden hangisi Uygurların yerleşik yaşam tarzına bağlı olarak Türk sanatına kazandırdığı bir unsurdur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tapınak ve saray mimarisi ile bu yapıların içini süsleyen fresko (duvar resmi) sanatı

Cevap

Tapınak ve saray mimarisi ile bu yapıların içini süsleyen fresko (duvar resmi) sanatı
Yerleşik hayata geçilmesiyle birlikte çadırların yerini kalıcı konutlar, saraylar ve Maniheist tapınaklar almıştır. Bu yapıların duvarlarını süslemek için yapılan 'fresko' (yaş alçı üzerine boya) sanatı, Türk sanatında yerleşik yaşamın en belirgin ve yeni göstergelerinden biridir.

Adım Adım Çözüm

1
Uygurların yaşam tarzı değişikliğini analiz et.
Uygurların Bögü Kağan döneminde Maniheizm'i kabul ederek yerleşik hayata geçtiği ve kâğıt/matbaayı kullandığı tespit edildi.
Soruda yerleşik hayata geçişin sanattaki etkisi sorulmaktadır.
2
Yerleşik hayatın sanat ve mimari üzerindeki doğrudan sonuçlarını değerlendir.
Yerleşik hayatın, göçebeliğe ait taşınabilir eserler yerine kalıcı mimari yapıları (ev, saray, tapınak) zorunlu kıldığı görüldü.
Mimarinin gelişmesi, duvar süsleme sanatlarının (fresko) da ortaya çıkmasına zemin hazırlar.
3
Seçenekleri karşılaştırarak Uygurlara özgü yeniliği belirle.
Fresko ve tapınak mimarisinin Uygurlarla başlayan bir yenilik olduğu kesinleşti.
Diğer seçeneklerdeki unsurlar göçebe Türk devletlerine veya Uygurlardan önceki dönemlere aittir.

Anahtar Kavram

Yerleşik Hayatın Kültürel ve Sanatsal Etkileri

İpuçları

1
Yerleşik hayat, göçebe yaşamda mümkün olmayan kalıcı ve taşınamayan eserlerin yapılmasını sağlar.
2
Maniheizm dininin etkisiyle inşa edilen tapınakların iç duvarları çeşitli resimlerle süslenmiştir.
3
Duvar resmi olarak da bilinen sanat dalı, Uygurlar döneminde Türk sanatına girmiştir.

Daha Fazla Pratik

Uygur mimarisindeki Budist ve Maniheist tapınakların (Stupa) mimari özelliklerini inceleyerek bu yapıların Karahanlı ve Selçuklu mimarisindeki etkisini araştırabilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
ÖncekiSayfa 18 / 22Sonraki