İslamiyet Öncesi Türk Tarihi

422 soru

Soru 381Soru

II. Göktürk (Kutluk) Devleti dönemine ait olan Orhun Abideleri'nde yer alan; "Aç milleti doyurdum, çıplak milleti giydirdim; fakir milleti zengin kıldım, az milleti çok kıldım." şeklindeki ifadeler, İslamiyet öncesi Türk devlet yönetimindeki aşağıdaki anlayışlardan hangisinin bir göstergesidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sosyal devlet anlayışı

Cevap

Sosyal devlet anlayışı
Sosyal devlet anlayışı, devletin halkın ekonomik ve sosyal refahını sağlamakla görevli olmasıdır. Orhun Abideleri'nde geçen bu ifadeler, II. Göktürk kağanlarının halkın temel yaşam ihtiyaçlarını (beslenme, giyinme, ekonomik durum) karşılama sorumluluğunu yerine getirdiğini ve bunu bir devlet politikası olarak sunduğunu kanıtlamaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Metindeki ifadeleri analiz etme
"Açları doyurmak", "çıplakları giydirmek" ve "fakiri zengin kılmak" ifadelerinin halkın yaşam standartlarını iyileştirmekle ilgili olduğu saptandı.
Soruda verilen alıntıların hangi yönetim kavramına işaret ettiğini anlamak için anahtar kelimeleri belirlemek gerekir.
2
Kavramsal eşleştirme yapma
Devletin halkın ekonomik ve sosyal ihtiyaçlarını karşılaması günümüzde ve tarih boyunca "sosyal devlet" olarak adlandırılır.
Türk devlet geleneğinde hükümdarın halka karşı en temel görevi halkı refah içinde yaşatmaktır.

Anahtar Kavram

İslamiyet Öncesi Türk Devletlerinde Sosyal Devlet Anlayışı

İpuçları

1
Kağanın halkın temel ihtiyaçlarını (yemek, giyecek) gidermesi hangi modern devlet ilkesine benzer?
2
Metindeki 'açları doyurmak' ve 'çıplakları giydirmek' ifadeleri devletin halkı için yaptığı hizmetleri göstermektedir.
3
Devletin halkın refah seviyesini yükseltmek için çaba harcaması 'Sosyal Devlet' ilkesinin bir parçasıdır.

Daha Fazla Pratik

Orhun Abideleri'nde kağanın bu görevleri yapmadığı takdirde halkın ve Gök Tanrı'nın tepkisiyle karşılaşabileceği vurgusu da yapılmaktadır. Bu yönüyle Kut inancının halka hizmetle olan bağını inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 382Soru

M.S. V. yüzyılın ilk yarısında Orta Avrupa'da siyasi bir güç merkezi haline gelen Hun Türkleri, Roma dünyası ile ilişkilerini farklı stratejik temeller üzerine oturtmuştur. Uldız ve Rua dönemlerinde Batı Roma ile iyi ilişkiler kurularak Doğu Roma (Bizans) üzerinde baskı kurma politikası izlenmişse de, Attila döneminde bu strateji değişmiş ve her iki Roma İmparatorluğu da Hunların hedefi haline gelmiştir.

Attila döneminde Bizans ile imzalanan Margus (434) ve Anatolius (447) antlaşmalarının genel hükümleri ve sonuçları dikkate alındığında, aşağıdakilerden hangisi bu antlaşmaların ortak özelliklerinden biri değildir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Batı Roma İmparatorluğu ile Germen kavimlerine karşı kurulan askeri iş birliğinin devam ettirilmesi

Cevap

Batı Roma İmparatorluğu ile Germen kavimlerine karşı kurulan askeri iş birliğinin devam ettirilmesi seçeneği, Attila dönemi antlaşmalarının bir özelliği değildir.
Doğru cevap olan 'Batı Roma ile askeri iş birliğinin devam ettirilmesi' ifadesi yanlıştır. Avrupa Hunlarının Batı Roma ile olan geleneksel dostluk ilişkisi Attila döneminde bozulmuştur. Attila, Doğu Roma'yı (Bizans) Anatolius Antlaşması ile etkisiz hale getirdikten sonra rotasını tamamen Batı Roma'ya çevirmiş, Galya (451) ve İtalya (452) seferlerini gerçekleştirmiştir. Bu nedenle Margus ve Anatolius antlaşmaları Batı Roma ile iş birliğini değil, Doğu Roma üzerindeki Hun hegemonyasını pekiştiren belgelerdir.

Adım Adım Çözüm

1
Dönemsel politika farkını analiz etme
Uldız dönemindeki 'Batı Roma ile dostluk, Doğu Roma ile baskı' politikası, Attila döneminde 'her iki Roma'yı da vergiye bağlama' hedefine dönüşmüştür.
Attila'nın cihan hakimiyeti ülküsü, Batı Roma'yı da hedef kapsamına almıştır.
2
Margus Antlaşması hükümlerini değerlendirme
Vergi 350'den 700 altına çıkmış, kaçaklar iade edilmiş ve ticari serbestlik sağlanmıştır.
Doğu Roma üzerinde ekonomik ve siyasi baskı kurulmuştur.
3
Anatolius Antlaşması hükümlerini değerlendirme
Vergi 2100 altına çıkmış, ağır savaş tazminatları konulmuş ve kaçaklar konusu yinelenmiştir.
İkinci Balkan seferi sonrası Bizans tamamen Hun iradesine boyun eğmiştir.
4
Ortak özellikleri belirleme ve aykırı olanı seçme
Vergi artışı, kaçakların iadesi, ticari haklar ve ittifak yasakları ortaktır; ancak Batı Roma ile iş birliği Attila'nın dış politikasında bir 'ortak özellik' değil, terk edilen bir unsurdur.
Attila, Honoria meselesi ve dünya hakimiyeti amacı doğrultusunda Batı Roma ile savaşa girmiştir.

Anahtar Kavram

Avrupa Hun dış politikası ve Attila'nın Doğu Roma ile imzaladığı antlaşmaların (Margus, Anatolius) içeriği.

İpuçları

1
Avrupa Hun hükümdarlarından Uldız ve Attila'nın Batı Roma'ya karşı tutumlarını karşılaştırın.
2
Attila, Doğu Roma'yı vergiye bağladıktan sonra neden Galya ve İtalya seferlerine çıkmıştır?
3
Margus ve Anatolius antlaşmaları sadece Doğu Roma (Bizans) ile imzalanmıştır; Batı Roma ile olan ilişkiler ise Attila döneminde savaşa dönüşmüştür.

Daha Fazla Pratik

Attila'nın Batı Roma seferlerinin (Katalon ve İtalya) nedenlerini ve sonuçlarını tekrar gözden geçirin.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 383Soru

Uygur Devleti'nde Maniheizm'in kabulüyle başlayan yerleşik yaşam süreci, Türk toplum yapısında sadece dinî bir değişim değil, aynı zamanda çok boyutlu bir transformasyona yol açmıştır.

Buna göre;
I. Ticari ve mülkiyet ilişkilerinin yazılı sözleşmelere bağlanması,
II. Sanat eserlerinde taşınabilir formlar yerine 'fresk' ve 'stupa' gibi kalıcı unsurların ön plana çıkması,
III. Maniheizm'in et yemeyi yasaklamasıyla hayvancılığın yerini sulu tarım ve bahçecilik faaliyetlerinin alması

yukarıdakilerden hangileri Uygurların yerleşik yaşama geçmelerinin Türk sosyal ve ekonomik hayatındaki doğrudan yansımaları arasındadır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: I, II ve III

Cevap

Her üç öncülü de içeren seçenek doğrudur; çünkü yerleşik yaşam yazılı hukuku zorunlu kılmış, sanatı kalıcı eserlere yöneltmiş ve Maniheizm'in etkisiyle tarımı birincil ekonomik faaliyet haline getirmiştir.
Verilen her üç öncül de Uygur Devleti'nin konar-göçerlikten yerleşik hayata geçişinin doğrudan sonuçlarıdır. Mülkiyetin yazılı hale gelmesi (I) yerleşik toplum hukukunu, kalıcı mimari ve freskler (II) yerleşik sanat anlayışını, tarımın hayvancılığın önüne geçmesi ise (III) yerleşik ekonomi modelini temsil eder.

Adım Adım Çözüm

1
Yaşam tarzı değişiminin hukuksal etkisini analiz et.
Göçebe hayatta sözlü töre yeterliyken, yerleşik hayatta toprak mülkiyeti ve ticaretin yazılı sözleşmelere bağlanması zorunlu hale gelmiştir.
Toplumsal düzenin hukuksal bir zemine oturtulması ihtiyacı.
2
Kültürel ve sanatsal dönüşümü değerlendir.
Göçebe Türklerin taşınabilir sanat eserleri (hayvan üslubu), yerini kalıcı mimari yapılara (stupa, saray) ve duvar resimlerine (fresk) bırakmıştır.
Mekânın kalıcı hale gelmesinin sanatsal formları değiştirmesi.
3
Dini inancın ekonomik yapı üzerindeki etkisini incele.
Maniheizm'in et yemeyi yasaklaması, hayvancılığı geri plana itmiş; bu durum Türkleri tarım, sebzecilik ve sulama kanalları inşasına yöneltmiştir.
Beslenme alışkanlıklarının ekonomik üretim modellerini belirlemesi.

Anahtar Kavram

Uygurlarda Yerleşik Yaşamın Multidisipliner Etkileri

İpuçları

1
Yerleşik hayata geçişin sadece dinî değil, sosyal, ekonomik ve hukuksal alanlarda ne gibi yenilikler getirdiğini düşünün.
2
Maniheizm dininin getirdiği 'et yeme yasağı'nın ekonomik üretimi nasıl etkilemiş olabileceğine odaklanın.
3
Göçebe yaşamda eşyalar taşınabilirken, yerleşik yaşamda duvar resimleri (fresk) ve tapınakların (stupa) neden önem kazandığını hatırlayın.

Daha Fazla Pratik

Uygur mimarisindeki 'Stupa' (Kubbe) formunun ilerleyen dönemlerde Türk-İslam mimarisindeki 'Kümbet' geleneğine nasıl temel oluşturduğunu araştırabilirsiniz.

Alternatif Yöntem

Öncülleri 'Göktürk-Uygur Kıyaslaması' yaparak eleyin: Göktürklerde sözlü hukuk varken Uygurlarda yazılı sözleşmeler, Göktürklerde çadır varken Uygurlarda saray/tapınak, Göktürklerde temel geçim hayvancılıkken Uygurlarda tarım ön plandadır.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 384Soru

Kavimler Göçü'nün tetiklediği demografik ve siyasi dönüşüm, Avrupa Hun Devleti'nin stratejik hamleleriyle birleşerek antik dünyanın sonunu hazırlamıştır. Hun liderlerinin izlediği politikalar, Roma dünyasının hem askeri doktrinini hem de diplomatik dengelerini sarsarak Avrupa'nın yeni bir sosyo-politik yapıya evrilmesine neden olmuştur.

Buna göre, Kavimler Göçü ve Avrupa Hun Devleti ile ilgili aşağıdaki değerlendirmelerden hangisi tarihsel açıdan doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hükümdar Uldiz, Bizans'ı (Doğu Roma) askeri baskı ile vergiye bağlama politikası izlerken, Batı Roma ile olan münasebetlerini diğer kavimlerin göç dalgalarına karşı stratejik bir iş birliği zemininde yürütmüştür.

Cevap

Hükümdar Uldiz'in Bizans'ı baskı altına alırken Batı Roma ile barbar kavimlere karşı iş birliği yapması, Avrupa Hun Devleti'nin erken dönem dış politika esaslarını doğru yansıtan bir yargıdır.
Doğru ifade, Avrupa Hun hükümdarı Uldiz'in belirlediği dış politika esaslarını tanımlar. Uldiz, Bizans'ı askeri baskı altında tutmayı hedeflerken, Batı Roma'nın Hunlara bağlı olmayan 'barbar' kavimlerin (Vandallar, Gotlar vb.) saldırılarıyla meşgul olmasını kendi çıkarına görmüş ve bu kavimlere karşı Batı Roma ile zaman zaman ittifak kurmuştur.

Adım Adım Çözüm

1
Dönemin lider ve politika eşleşmesini analiz et
Uldiz döneminde Türklerin ilk kez Anadolu'ya girdiği ve 'Güneşin battığı yere kadar her yeri zapt edebilirim' diyerek Bizans'ı tehdit ettiği, ancak Batı Roma ile stratejik ortaklık kurduğu belirlenir.
Liderlerin (Uldiz, Attila) farklı dönemlerdeki dış politika önceliklerini ayırt etmek soruyu çözmek için temel adımdır.
2
Kavimler Göçü'nün yapısal sonuçlarını değerlendir
Göçün Roma'yı zayıflatarak feodaliteye (yerel güç odakları) zemin hazırladığı, Avrupa Hunlarının ise bu boşlukta hem Doğu hem Batı Roma üzerinde hak iddia ettiği görülür.
Siyasi boşluğun nasıl kullanıldığını anlamak, Hun-Roma ilişkilerinin neden karmaşık olduğunu açıklar.
3
Çeldiricilerdeki kavramsal ve kronolojik hataları ayıkla
Ötüken merkezi (Asya Hun), sığınmacı kabulü (Margos maddesinin zıttı) ve Hristiyanlığın kabulü gibi yanlış bilgiler elenir.
KPSS düzeyinde 'ayırıcı' sorular genellikle benzer isimli devletlerin özelliklerinin birbirine karıştırılması üzerine kurulur.

Anahtar Kavram

Avrupa Hun Devleti'nin Dış Politika Esasları ve Kavimler Göçü'nün Etkileri

İpuçları

1
Uldiz dönemindeki 'Güneşin battığı yere kadar her yeri zapt edebilirim' sözünü ve bu dönemdeki Roma politikalarını hatırlayınız.

Daha Fazla Pratik

Avrupa Hun Devleti'nin Bizans ile imzaladığı Margos ve Anatolius antlaşmalarının ekonomik ve siyasi maddelerini karşılaştırarak inceleyiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 385Soru

Asya Hun Devleti'nin zayıflama sürecinde (MO¨ I. yüzyıl) Kağan Hohanyeh'in ekonomik buhranı aşmak ve halkın geçimini sağlamak amacıyla Çin himayesine (vassallık) girmeyi teklif etmesi, kardeşi Çiçi tarafından "ataların töresine aykırılık" ve "bağımsızlık onurundan ödün verme" olarak sert bir şekilde reddedilmiştir.

Türk siyasi tarihinin ilk büyük "istiklal-himaye" tartışması olarak kabul edilen bu gelişme, Türk devlet geleneğiyle ilgili aşağıdaki temel yargılardan hangisini doğrudan desteklemektedir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Töre, Kağan'ın dahi üzerinde yer alan ve 'bağımsızlık' gibi vazgeçilmez milli değerleri koruyan üst bir hukuk normu niteliğindedir.

Cevap

Töre, Kağan'ın yetkilerini sınırlayan ve bağımsızlığı en üstün değer olarak koruyan bir üst hukuk normu niteliğindedir.
Çiçi'nin Kağan olan ağabeyine karşı çıkması ve bunu 'Töre'ye dayandırması, Türk siyasi düşüncesinde hukukun (töre) ve milli bağımsızlığın (istiklal), hükümdarın otoritesinden daha üstün kabul edildiğini gösterir. Bu durum törenin devletin temel yasası (anayasal nitelik) olduğunu kanıtlar.

Adım Adım Çözüm

1
Tarihsel aktörlerin amaçlarını analiz et.
Hohanyeh 'beka ve refah' (Çin himayesi), Çiçi 'istiklal ve töre' (bağımsızlık) odaklıdır.
Çatışmanın temel nedenini anlamak için tarafların argümanlarını ayrıştırmak gerekir.
2
İtirazın dayanağını (Töre) değerlendir.
Çiçi, Kağan'ın teklifini kişisel bir görüş olarak değil, ataların yasasına (Töre) aykırılık olarak niteler.
Bu durum, Töre'nin hükümdarın iradesinden üstün bir 'anayasal' nitelik taşıdığını gösterir.
3
Sonucu Türk devlet felsefesiyle ilişkilendir.
Bağımsızlık, ekonomik refahın veya hükümdar otoritesinin üzerinde bir meşruiyet kaynağıdır.
Türk tarihinde 'ya istiklal ya ölüm' anlayışının kökenleri bu ilk tartışmaya dayanmaktadır.

Anahtar Kavram

Töre'nin Bağlayıcılığı ve İstiklal Anlayışı

İpuçları

1
Çiçi'nin itirazında kullandığı 'Ataların töresi' vurgusuna dikkat edin.
2
Bir hükümdarın teklifinin 'utanç verici' bulunarak reddedilmesi, onun yetkilerinin bir şeyle sınırlandığını göstermez mi?
3
Bu tartışma, binlerce yıl sonra Kurtuluş Savaşı'ndaki 'Manda ve Himaye' tartışmalarının tarihsel öncülüdür; bağımsızlık her şeyin önündedir.

Daha Fazla Pratik

Çiçi ve Hohanyeh arasındaki bu ayrılığın Hun Devleti'nin parçalanma sürecine (Güney ve Batı Hunları) olan etkisini inceleyebilirsiniz.

Alternatif Yöntem

Soruya 'hukukun üstünlüğü' penceresinden bakın. Eğer bir kural (töre) hükümdarın kararını (himaye altına girme) geçersiz kılıyorsa, o kural 'üst hukuk normu'dur.
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 386Soru

630630-681681 yılları arasında Çin egemenliğinde geçen 'Esaret Devri'nden sonra Türk boylarını 'İl' (devlet) ve 'Töre' (yasa) etrafında yeniden birleştiren Kutluk Kağan'ın, bu istiklal mücadelesini başarıya ulaştıran stratejik hamlelerinin arkasındaki isim 'Türklerin Bismarck’ı' olarak da bilinmektedir. Orhun Abideleri'nde kendi adına dikilen yazıtta bu süreci bizzat anlatan ve II. Göktürk Devleti'nin 'Apa Tarkan'lık görevini üstlenen bu tarihi şahsiyet aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Vezir Tonyukuk

Cevap

Vezir Tonyukuk, II. Göktürk Devleti'nin kuruluşunda 'İlteriş' (Kutluk) Kağan'a stratejik danışmanlık yapan, kendi adına kitabe diktiren ve devletin idari yapısını kurgulayan 'Apa Tarkan' unvanlı devlet adamıdır.
Vezir Tonyukuk, II. Göktürk Devleti'nin kuruluş sürecinde Kutluk Kağan'ın sağ kolu olarak görev yapmış, dağınık Türk boylarının birleştirilmesinde siyasi ve askeri dehasını kullanmıştır. Devlet yönetimindeki bilgeliği nedeniyle Batılı tarihçilerce 'Türklerin Bismarck’ı' olarak anılır ve Orhun Abideleri'nin bir parçası olan Tonyukuk Yazıtları'nı kendi adına diktirerek bu dönemi ilk ağızdan anlatmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Zaman dilimini ve olay örgüsünü belirle.
630630-681681 Esaret Devri sonrası 682682 yılında başlayan II. Göktürk (Kutluk) Devleti dönemi.
Soruda bahsedilen bağımsızlık mücadelesi I. değil, II. Göktürk Devleti'ne aittir.
2
Verilen lakap ve unvanları analiz et.
'Türklerin Bismarck’ı', 'Apa Tarkan' ve Orhun Abideleri'ndeki ilk yazılı eserin sahibi.
Bu tanımlamalar Türk siyasi tarihindeki en önemli vezirlik ve stratejistlik makamını temsil eder.
3
Tarihi şahsiyeti tespit et.
Vezir Tonyukuk.
Hem Kutluk hem de Kapgan ve Bilge Kağan dönemlerinde vezirlik yapmış, bağımsızlık savaşının mimarlarından olan kişidir.

Anahtar Kavram

II. Göktürk Devleti'nin Restorasyon Süreci ve Vezir Tonyukuk

İpuçları

1
Bu devlet adamı, Orhun Abideleri'nde kendi ağzından yazılan hatırat niteliğindeki metinlerin sahibidir.

Daha Fazla Pratik

II. Göktürk Devleti'nin yıkılmasında etkili olan boyların (Basmil, Karluk, Uygur) ittifakını inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:50s
Soru 387Soru

Orta Asya’nın tarih öncesi devirlerine ait arkeolojik araştırmalar, bölgedeki toplulukların coğrafi koşullara göre farklı yaşam modelleri geliştirdiğini göstermektedir. Bu bağlamda; Amu Derya (Ceyhun) deltası yakınlarında ortaya çıkarılan, geçimlerini büyük ölçüde avcılık ve balıkçılıkla sağlayan ve yerleşik yaşamın bir kanıtı olarak kamıştan barınaklar inşa eden kültür merkezi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kelteminar

Cevap

Amu Derya deltası civarında gelişen, avcılık ve balıkçılık faaliyetleriyle tanınan kültür merkezi Kelteminar'dır.
Kelteminar kültürü, Aral Gölü'ne dökülen Amu Derya (Ceyhun) deltası bölgesinde ortaya çıkmıştır. Diğer kültür merkezlerinin aksine, bu bölge halkının temel geçim kaynağı balıkçılık ve avcılıktır. Ayrıca yerleşik yaşamın bir göstergesi olan ve bölgedeki sazlıklardan yararlanarak yapılan kamış barınaklar bu kültürün en tipik özelliğidir.

Adım Adım Çözüm

1
Coğrafi konumu belirle.
Amu Derya (Ceyhun) nehri ve Aral Gölü çevresindeki bölgeye odaklanıldı.
Soruda verilen konum bilgisi, spesifik bir kültür merkezini işaret etmektedir.
2
Ekonomik faaliyetleri ve yaşam tarzını analiz et.
Avcılık, balıkçılık ve kamıştan barınaklar tespit edildi.
Maden kültürü öncesi veya nehir deltalarına özgü yaşam biçimleri ayırt edicidir.
3
Kültür merkezleri ile eşleştirme yap.
Kelteminar kültürünün bu özellikleri taşıdığı doğrulandı.
Anav tarımla, diğer merkezler ise maden işlemeciliğiyle (tunç, demir) tanımlanmaktadır.

Anahtar Kavram

Orta Asya Kültür Merkezlerinin Ayırt Edici Özellikleri

İpuçları

1
Bu merkez, Orta Asya'daki diğer maden odaklı kültürlerden farklı olarak bir nehir deltası çevresinde gelişim göstermiştir.

Daha Fazla Pratik

Anav ve Afanesyevo kültürleri arasındaki 'bölgenin en eskisi' ile 'Türklere ait en eski' ayrımını gözden geçirebilirsiniz.
Tahmini Süre:50s
Soru 388Soru

Asya Hun Devleti (Büyük Hun Devleti) döneminde, devletin idari merkezi olmasının yanı sıra Türk boyları arasında siyasi birliğin ve egemenliğin sembolü sayılan, kaynaklarda "Türk memleketlerinin yüreği" veya "Toprak Ana" ifadeleriyle anılan kutsal yerleşim merkezi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ötüken

Cevap

Asya Hun Devleti'nin ve birçok erken dönem Türk devletinin kutsal başkenti olan Ötüken'dir.
Tarihte Ötüken, Asya Hun Devleti'nden başlayarak Göktürkler ve Uygurların (ilk dönemleri) kutsal kabul ettiği, ormanlık ve korunaklı yapısı nedeniyle stratejik öneme sahip ana merkezdir. Türkler bu bölgeyi terk etmenin bağımsızlığı tehlikeye atacağına inandıkları için buraya "Toprak Ana" demişlerdir.

Adım Adım Çözüm

1
Soruda verilen ipuçlarını analiz et.
"Toprak Ana", "Türk memleketlerinin yüreği" ve "Asya Hun merkezi" kavramlarına ulaşıldı.
Soruda sorulan bölgenin hem siyasi hem de manevi önemini belirlemek için.
2
Asya Hun Devleti'nin başkentini hatırla.
Tarihsel kayıtlarda Teoman ve Mete Han dönemlerinde devletin merkezinin Ötüken olduğu bilinmektedir.
Doğru coğrafi merkezi saptamak için.
3
Seçeneklerdeki diğer şehirlerin hangi devletlere ait olduğunu kontrol et.
Karabalgasun'un Uygurlara, Balasagun'un Karahanlılara ait olduğu belirlendi.
Çeldiricileri elemek ve devlet-merkez eşleşmesini doğrulamak için.

Anahtar Kavram

Türk Devletlerinde Ötüken'in Kutsallığı ve Merkezliği

İpuçları

1
Bu yer, Orhun ve Selenge nehirleri arasındaki bölgede bulunur.
2
Sadece Hunlar değil, Göktürkler de burayı 'kutsal merkez' olarak kullanmıştır.
3
İsmi 'Ö' harfi ile başlayan ve Türk cihan hakimiyeti anlayışının düğüm noktası olan şehirdir.

Daha Fazla Pratik

Ötüken'in neden 'kutsal' kabul edildiğini, coğrafi avantajları üzerinden araştırabilirsiniz.

Alternatif Yöntem

Kronolojik olarak Hunlar, Göktürkler ve Uygurların paylaştığı ortak coğrafi merkez üzerinden eleme yapılabilir.
Tahmini Süre:45s
Soru 389Soru

Orta Asya tarih öncesi devirlerine ait kültür merkezleri üzerine yapılan araştırmalarda; bozkır hayatının teknolojik değişimini yansıtan Yenisey çevresindeki buluntular dikkat çekicidir. Afanesyevo ve Andronovo kültürlerinin birikimi üzerine inşa edilen, bölgede demir madenini ilk kez işleyerek bozkır savaşçılığında ve taşımacılığında bir dönüm noktası kabul edilen dört tekerlekli kağnıları kullanan kültür merkezi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Karasuk

Cevap

Yenisey Irmağı çevresinde gelişen, demir madenini ilk kez işleyen ve dört tekerlekli arabaları kullanan Karasuk kültürüdür.
Doğru seçenek olan Karasuk kültürü, Yenisey Irmağı kıyılarında ortaya çıkmış olup bölgedeki demir devrinin öncüsü kabul edilir. Dört tekerlekli arabaların (kağnı) ve demir hançerlerin bu dönemde yaygınlaşması, bozkır hayatında askeri ve lojistik bir sıçrama yaratmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Coğrafi konumu belirle.
Yenisey Irmağı çevresi.
Soruda belirtilen Yenisey bölgesi, Karasuk ve Tagar kültürlerinin ana merkezidir.
2
Teknolojik ve kültürel ayırt edici özellikleri analiz et.
Demir madeninin işlenmesi ve dört tekerlekli kağnı kullanımı.
Bu özellikler, Karasuk kültürünü bir önceki evre olan Andronovo'dan ve bir sonraki en gelişmiş evre olan Tagar'dan ayırır.
3
Kültür merkezini teşhis et.
Karasuk kültürü.
Tüm veriler (Yenisey, demir, kağnı) Karasuk kültürünü işaret etmektedir.

Anahtar Kavram

Karasuk Kültürü ve Teknolojik Özellikleri

İpuçları

1
Soruda bahsedilen kültür merkezi, Yenisey Irmağı çevresinde gelişim göstermiştir.
2
Demir madeninin bozkırda ilk kez geniş çaplı işlenmesi bu kültürün en belirgin özelliğidir.
3
Dört tekerlekli araba (kağnı) kullanımıyla mobiliteyi artıran bu merkez, Tagar kültürünün selefidir (öncüsüdür).

Daha Fazla Pratik

İskitlerin 'bozkırın kuyumcuları' ünvanını almasında Tagar kültürünün sanatsal etkisini araştırabilirsiniz.

Alternatif Yöntem

Kültürleri kronolojik olarak sıralayarak (Anav -> Afanesyevo -> Andronovo -> Karasuk -> Tagar) maden kullanım evreleriyle eşleştirmek çözümü kolaylaştırır.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 390Soru

II.II. Göktürk (KutlukKutluk) Devleti’nin en önemli devlet adamlarından biri olan Vezir Tonyukuk; Türklerin Çin sınırına yerleşmesine, şehirlerin etrafına surlar örülmesine, Budizm ve Maniheizm gibi dinlerin benimsenmesine karşı çıkmıştır. Bu unsurların Türklerin savaşçı özelliklerini körelteceğini ve kalabalık Çin nüfusu içinde asimile olmalarına yol açacağını savunmuştur. Vezir Tonyukuk'un bu tutumu, aşağıdaki amaçlardan hangisine yöneliktir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Türk milli kimliğini ve askeri disiplinini korumak

Cevap

Vezir Tonyukuk'un şehirleşmeye ve yerleşik hayata geçmeye karşı çıkmasındaki temel amaç, Türklerin askeri disiplinini ve milli benliğini korumaktır.
Vezir Tonyukuk, Türklerin sayıca Çinlilerden çok daha az olduğunu biliyordu. Şehirleşmenin ve yerleşik hayatın Türkleri tembelliğe alıştıracağını, surlar içinde kalmanın hareket kabiliyetini bitireceğini ve yabancı dinlerin milli benliği yok edeceğini savunduğu için milli kimliği ve askeri disiplini korumayı amaçlamıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Tonyukuk'un uyarılarını analiz et.
Surlar örmek, şehirleşmek ve yabancı dinleri benimsemek gibi eylemlere karşı durulduğu görülmektedir.
Bu eylemlerin ortak noktası, göçebe hayatın (bozkır kültürü) terk edilmesidir.
2
Bozkır kültürünün siyasi ve askeri etkisini değerlendir.
Göçebelik, Türklerin her an savaşa hazır (ordu-millet) kalmasını ve Çin'in asimilasyon politikalarından uzak durmasını sağlamaktadır.
Sayıca az olan Türklerin kalabalık Çin içerisinde varlığını sürdürmesi ancak hareket kabiliyeti ve kültürel saflıkla mümkündür.
3
Verilen seçeneklerle eşleştir.
Milli kimlik ve askeri disiplin vurgusu yapan seçenek doğru cevaptır.
Tonyukuk, stratejik bir deha olarak devletin ömrünü 'töreyi ve kültürü koruma' şartına bağlamıştır.

Anahtar Kavram

İslamiyet Öncesi Türk Devletlerinde Milli Kimliğin Korunması ve Bozkır Kültürü Stratejisi

İpuçları

1
Türklerin Çin karşısındaki en büyük üstünlüğü neydi?
2
Yerleşik hayat ve surlar, ordunun hareket kabiliyetini nasıl etkiler?
3
Vezir Tonyukuk'un Bilge Kağan'ı 'Budizm' ve 'şehirleşme' konusunda neden uyardığını düşünün.

Daha Fazla Pratik

Uygurların yerleşik hayata geçmesinin askeri yapıları üzerindeki etkileriyle bu sorudaki yaklaşımı karşılaştırabilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 391Soru

Asya Hun Devleti'nin en parlak dönemini yaşatan Mete Han, Çin'i askeri açıdan tam bir üstünlükle mağlup etmesine ve vergiye bağlamasına rağmen, bu ülkeyi topraklarına katıp Türk boylarını oraya yerleştirmekten kaçınmıştır.

Mete Han'ın bu stratejik tercihiyle aşağıdakilerden hangisini doğrudan amaçladığı savunulabilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Türk boylarının kalabalık Çin nüfusu içerisinde kültürel asimilasyona uğramasını engellemek

Cevap

Mete Han'ın Çin'i topraklarına katmamasının temel nedeni, Türk boylarının kalabalık Çin nüfusu içinde asimile olmasını (milli benliğini kaybetmesini) engelleme isteğidir.
Doğru seçenek olan milli benliği koruma amacı, Mete Han'ın Türk tarihine bıraktığı en büyük siyasi miraslardan biridir. Kalabalık bir topluluğun içine azınlık olarak girmek, zamanla o çoğunluğun dilini, dinini ve kültürünü benimsemek (asimilasyon) anlamına gelir. Mete Han, askeri zaferi ekonomik kazanca (vergi) dönüştürürken, halkını bu riskten uzak tutmuştur.

Adım Adım Çözüm

1
Asya Hun Devleti'nin Çin ile olan nüfus dengesini analiz etmek
Hunların nüfusunun, yerleşik ve kalabalık Çin nüfusuna oranla oldukça az olduğu görülür.
Nüfus farkı, kültürel etkileşimde küçük grubun büyük grup içinde erimesine yol açabilir.
2
Mete Han'ın 'Vergiye bağlama' politikasının amacını değerlendirmek
Bu politika, dışarıdan kaynak aktarımı sağlarken fiziksel teması minimumda tutmayı amaçlar.
Doğrudan yönetim, Türklerin Çin şehirlerine yerleşmesini ve zamanla savaşçı özelliklerini kaybetmesini gerektirirdi.
3
Asimilasyon kavramı ile siyasi strateji arasındaki bağı kurmak
Milli kimliği koruma dürtüsünün, toprak genişletme hırsının önüne geçtiği saptanır.
Eski Türk devlet geleneğinde 'töre' ve 'benlik' devletin bekası için topraktan daha öncelikli görülmüştür.

Anahtar Kavram

Milli Benliği Koruma ve Asimilasyon Riski

İpuçları

1
Hunların nüfusu ile Çin'in nüfusu arasındaki devasa farkı düşünün.
2
Bir topluluğun, kendisinden çok daha kalabalık bir kültürün içinde yaşamaya başlaması durumunda ne gibi bir tehlikeyle karşılaşabileceğini hatırlayın.
3
Mete Han'ın amacı Türklerin savaşçı özelliklerini ve milli kimliklerini kaybetmemesini sağlamaktı.

Daha Fazla Pratik

Bu politikayı daha sonra hangi Türk devletlerinin izlediğini ve hangi devletlerin bu kurala uymayarak asimile olduğunu (örneğin Avrupa Hunları) inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 392Soru

Asya Hun Devleti'nde devlet işlerinin karara bağlandığı Kurultay; yılın ilk aylarında, yaz mevsiminde ve sonbaharda olmak üzere yılda 33 kez toplanırdı. Bu toplantılarda dini törenler düzenlenir, hayvan sayıları kontrol edilir ve ordunun genel durumu gözden geçirilirdi.

Buna göre, Kurultay toplantılarının içeriği ve işleyişi dikkate alındığında Asya Hun Devleti ile ilgili aşağıdakilerden hangisine ulaşılamaz?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kurultay'ın yalnızca dini ritüellerin gerçekleştirildiği sembolik bir organ olduğu

Cevap

Kurultay'ın yalnızca dini ritüellerin gerçekleştirildiği sembolik bir organ olduğu yargısına ulaşılamaz çünkü metin meclisin siyasi, askeri ve ekonomik fonksiyonlarını da vurgulamaktadır.
Metinde Kurultay'ın devlet işlerini görüşmek, hayvan sayımı yapmak ve orduyu teftiş etmek gibi çok yönlü görevleri olduğu belirtilmektedir. Bu nedenle Kurultay'ın 'yalnızca dini' amaçlı veya 'sembolik' bir organ olduğunu söylemek metindeki bilgilerle çelişmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Metindeki Kurultay fonksiyonlarını gruplandır.
Siyasi (devlet işleri), Ekonomik (hayvan sayımı), Askeri (ordu durumu), Dini (törenler).
Meclisin kapsamını anlamak için görev alanlarını ayırmak gerekir.
2
Seçenekleri bu gruplandırma ile karşılaştır.
Çok fonksiyonlu bir yapı olduğu görülür; sadece tek bir alana (örn. sadece dini) odaklanmadığı anlaşılır.
Hangi yorumun eksik veya yanlış olduğunu tespit etmek için karşılaştırma yapılır.

Anahtar Kavram

Kurultay'ın Fonksiyonel Yapısı ve Danışma Niteliği

İpuçları

1
Metinde Kurultay'da yapılan faaliyetlerin listesine (devlet işleri, sayım, ordu, din) dikkat edin.
2
Eğer bir meclis hem orduyu hem ekonomiyi hem de siyaseti konuşuyorsa, ona 'sadece dini' demek doğru olur mu?
3
'Yalnızca', 'sadece', 'tamamen' gibi kısıtlayıcı ifadeler içeren seçenekler genellikle ulaşılamaz olanı işaret eder.

Daha Fazla Pratik

İslamiyet öncesi diğer Türk devletlerindeki meclis isimlerini (örn. Peçeneklerde Komenton, Hazarlarda İhtiyarlar Meclisi) incelemek bu konuyu pekiştirmenize yardımcı olabilir.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 393Soru

İslamiyet öncesi Türk tarihinin yaşandığı ve Türklerin ana yurdu olarak kabul edilen Orta Asya coğrafyasının batı sınırını oluşturan doğal engel aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hazar Denizi

Cevap

Türk ana yurdu olan Orta Asya'nın batı sınırını Hazar Denizi oluşturmaktadır.
Orta Asya'nın batı sınırı coğrafi olarak Hazar Denizi ile belirlenmiştir. Bu bölge doğuda Kingan Dağları, güneyde Hindukuş ve Himalaya Dağları, kuzeyde ise Sibirya düzlükleri ve Altay-Sayan Dağları ile çevrilidir.

Adım Adım Çözüm

1
Orta Asya'nın coğrafi sınırlarını dört ana yöne göre belirle.
Doğu: Kingan Dağları, Batı: Hazar Denizi, Kuzey: Sibirya/Altay-Sayan Dağları, Güney: Hindukuş Dağları.
Türklerin ana yurdunun sınırlarını doğru tanımlamak için temel coğrafi bilgileri kullanmak gerekir.
2
Soru kökünde istenen 'batı' yönündeki sınırı seçeneklerle karşılaştır.
Seçenekler arasından Hazar Denizi'nin batı yönünde yer aldığı tespit edilir.
Yön bilgisi ve coğrafi terim eşleştirmesi yapılarak sonuca ulaşılır.

Anahtar Kavram

Orta Asya'nın Coğrafi Sınırları

İpuçları

1
Orta Asya'yı dört bir yanından saran doğal engelleri (dağlar ve su kütleleri) düşünün.

Daha Fazla Pratik

Bölgenin diğer yönlerdeki sınırlarını (Doğu-Batı-Kuzey-Güney) bir tablo yaparak ezberlemek kalıcılığı artıracaktır.
Tahmini Süre:45s
Soru 394Soru

İslamiyet Öncesi Türk tarihinde yerleşik hayata geçişin öncüsü olan Uygurlar, Maniheizm dinini benimsemeleriyle birlikte mimari, hukuk ve sanat anlayışlarında köklü değişiklikler yapmışlardır. Bu dönemde matbaayı kullanmaları ve kâğıt üretmeleri, Türk kültür hayatında kalıcı eserlerin ve yazılı belgelerin artmasını sağlamıştır. Bu bilgilere göre, Uygurların yerleşik yaşam tarzına geçmeleriyle birlikte geliştirdikleri aşağıdaki özelliklerden hangisinin, kendilerinden önceki Asya Hun ve Göktürk devletlerinde görülmesi beklenemez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kütüphanecilik faaliyetleri ve fresko (duvar resmi) sanatının gelişmesi

Cevap

Uygurların yerleşik hayata geçmesiyle birlikte ortaya çıkan kütüphanecilik faaliyetleri ve fresko (duvar resmi) sanatı, göçebe yaşam süren önceki Türk devletlerinde bulunmayan özelliklerdir.
Kütüphanecilik ve fresko (duvar resmi) sanatı, kalıcı yerleşim birimleri ve sabit yapılar gerektiren faaliyetlerdir. Uygurlar, Maniheizm dininin etkisiyle yerleşik hayata geçen ilk Türk devleti oldukları için bu unsurlar Türk tarihinde ilk kez onlarla birlikte görülmeye başlanmıştır. Önceki Türk devletleri göçebe oldukları için çadırlarda yaşamış ve sanat eserlerini yanlarında taşıyabilecekleri küçük objelerle sınırlı tutmuşlardır.

Adım Adım Çözüm

1
Orta Asya Türk devletlerinin genel yaşam tarzını (göçebelik vs. yerleşik) belirle.
Asya Hun ve Göktürkler göçebe, Uygurlar ise Maniheizm etkisiyle yerleşik yaşam sürmüştür.
Yaşam tarzı, bir toplumun sanat, mimari ve kültürel üretimlerini doğrudan belirler.
2
Yerleşik hayatın getirdiği zorunlu yenilikleri analiz et.
Yerleşik hayat; kalıcı mimari (tapınak, saray), kütüphaneler ve duvar sanatları (fresko) gibi taşınamaz eserlerin üretimini sağlar.
Göçebe toplumlarda sanat eserleri taşınabilir (portatif) olmak zorundadır.
3
Seçeneklerdeki ortak yönetim özelliklerini eleyerek sadece yerleşik hayata özgü olanı tespit et.
Kütüphanecilik ve fresko sanatı yerleşik düzene özgüdür.
Yönetim gelenekleri (veraset, kurultay, ikili teşkilat) yaşam tarzından bağımsız olarak devam edebilmektedir.

Anahtar Kavram

Uygurların Yerleşik Hayata Geçişinin Kültürel Sonuçları

İpuçları

1
Yerleşik hayat ile göçebe hayat arasındaki en temel fark, eserlerin 'taşınabilir' olup olmamasıdır.
2
Tapınak duvarlarına resim yapmak veya büyük kitap koleksiyonları oluşturmak için sabit bir mekana ihtiyaç duyulur.
3
Hunlar ve Göktürkler ordu-millet yapısı ve göçebe geleneklerini korurken, Uygurlar şehirler kurarak bu geleneklere yerleşik kültürü eklemişlerdir.

Daha Fazla Pratik

Uygurların Maniheizm inancıyla birlikte savaşçı özelliklerini kaybetmeleri ve bu durumun devletin yıkılışına etkisi üzerine bir soru çözebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 395Soru

630 yılında I. Göktürk Devleti'nin yıkılmasıyla başlayan "Matem Devri" (Esaret Devri) sürecinde Türk boyları Çin egemenliğine girmiş ve siyasi birlik parçalanmıştır. 682 yılında Kutluk Kağan önderliğinde başlatılan bağımsızlık hareketi sonucunda devlet yeniden kurulduğunda, Kutluk Kağan'a "İlteriş" unvanı verilmiştir.

Orhun Kitabeleri'nde bu sürecin anlatımı ve unvanın etimolojik yapısı dikkate alındığında; "İlteriş" unvanı, Kutluk Kağan'ın aşağıdaki başarılarından hangisini doğrudan ve en kapsamlı şekilde simgelemektedir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Dağınık haldeki Türk boylarını bir araya getirerek devlet teşkilatını ve töreyi yeniden inşa etmesini

Cevap

İlteriş unvanı, Kutluk Kağan'ın dağınık haldeki Türk boylarını bir araya getirerek devlet teşkilatını ve töreyi yeniden inşa etmesini simgelemektedir.
Kutluk Kağan'ın aldığı 'İlteriş' unvanı, kelime anlamı olarak 'İli (devleti) derleyen ve toplayan' demektir. 50 yıllık Çin esareti döneminde siyasi birliklerini kaybeden ve boylar halinde dağılan Türk milletini yeniden bir bayrak altında toplaması, devlet teşkilatını (İl) ve toplumsal düzeni sağlayan hukuku (Töre) yeniden işler hale getirmesi bu unvanın verilmesinin temel sebebidir.

Adım Adım Çözüm

1
Unvanın etimolojik kökenini analiz etme
İlteriş kelimesi 'İl' (devlet/millet) ve 'ter-' (toplamak/derlemek) köklerinden oluşur.
Kelime anlamı, hükümdarın en temel misyonu olan 'devleti toparlayan' kişi olduğunu gösterir.
2
Tarihsel bağlamla ilişkilendirme
630-682 yılları arasındaki esaret döneminde Türkler boylar halinde dağılmış durumdaydı.
Bağımsızlık mücadelesi sadece Çin'i yenmek değil, bu dağınık boyları ortak bir 'töre' etrafında birleştirmeyi gerektiriyordu.
3
Orhun Kitabeleri'ndeki ifadeleri değerlendirme
Kitabelerde 'Babam kağan... ili, töreyi terk etmiş milleti... toplamış, derlemiş' ifadesi yer alır.
Bu ifade, unvanın doğrudan 'ili ve töreyi yeniden kurmak' başarısıyla ilgili olduğunu teyit eder.

Anahtar Kavram

İlteriş Unvanı ve Devlet Teşkilatlanması

İpuçları

1
Kelimeyi eklerine ayırın: 'İl' ne demektir ve 'Ter-' fiili ne anlama gelir?
2
Bu unvanın verildiği dönemde Türklerin 50 yıllık bir dağınıklık ve esaret döneminden çıktığını hatırlayın.
3
Orhun Kitabeleri'nde Kutluk Kağan'ın 'milleti topladığı ve töreyi yeniden ihya ettiği' vurgusu en belirgin özelliğidir.

Daha Fazla Pratik

II. Göktürk Devleti'nin kuruluşunda Vezir Tonyukuk'un 'stratejik danışman' olarak rolünü ve neden Çin kültürüne (Budizm vb.) karşı çıktığını incelemek kavramı pekiştirecektir.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 396Soru

Uygur Devleti'nin Maniheizm dinini benimsemesinin bir sonucu olarak hayvansal gıdaların tüketilmesinin yasaklanması, toplumsal yapıda konar-göçerlikten yerleşik hayata geçişi zorunlu kılmıştır. Bu durum, Türk tarihinde kültürel bir dönüşüme yol açarak daha önce görülmeyen kurumsal yapıların oluşmasını sağlamıştır. Buna göre, aşağıdakilerden hangisi bu dönüşümün eğitim ve entelektüel alandaki doğrudan bir kanıtıdır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Matbaanın kullanılmasıyla kütüphanelerin kurulması ve yazılı eserlerin çoğaltılması

Cevap

Matbaanın kullanılmasıyla kütüphanelerin kurulması ve yazılı eserlerin çoğaltılması seçeneği, Uygurların yerleşik hayata geçmesiyle yaşanan eğitimsel ve entelektüel dönüşümün en açık kanıtıdır.
Doğru seçenek olan matbaa ve kütüphane kullanımı, Uygurların yerleşik hayata geçmesiyle birlikte Türk tarihinde bir ilk olarak ortaya çıkmış; eğitim ve kültür faaliyetlerinin kalıcı ve kurumsal bir yapıya bürünmesini sağlamıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Dini değişimin etkisini analiz etme
Maniheizm'in etkisiyle Uygurlar et yemeyi bırakmış ve tarıma dayalı yerleşik bir yaşam tarzını benimsemişlerdir.
Maniheizm inancı savaşçılığı ve hayvansal gıda tüketimini yasakladığı için yaşam tarzı değişmiştir.
2
Yerleşik yaşamın kültürel çıktılarını belirleme
Yerleşik yaşamla birlikte taşınabilir çadır kültürü yerini kalıcı şehirlere (Balık) ve mimari eserlere bırakmıştır.
Kalıcı yerleşim, kütüphane ve matbaa gibi taşınması zor teknik donanımların kullanımını mümkün kılmıştır.
3
Eğitim ve hukuk alanındaki kurumsallaşmayı seçme
Uygurlar kağıdı ve matbaayı kullanarak kütüphaneler kurmuş, vasiyetnameler ve kira sözleşmeleri gibi yazılı hukuk belgeleri oluşturmuşlardır.
Bu gelişmeler, bilginin korunması ve aktarılmasında kurumsal bir yapının (kütüphane, matbaa) kurulduğunu kanıtlar.

Anahtar Kavram

Uygur Medeniyetinde Yerleşik Hayat ve Kültürel Dönüşüm

İpuçları

1
Uygurları önceki Türk devletlerinden ayıran en önemli fark, göçebeliği bırakıp kalıcı yerleşim yerleri kurmalarıdır.
2
Maniheizm dininin getirdiği yasaklar, Türklerin savaşçılık yeteneklerini azaltırken tarım ve bilimsel faaliyetlere yönelmelerine neden olmuştur.
3
Kütüphane ve matbaa gibi unsurlar, taşınabilir (göçebe) bir yaşamda değil, kalıcı binaların olduğu bir yaşamda gelişebilir.

Daha Fazla Pratik

Uygur mimarisindeki fresko ve stüpa gibi kavramları da içeren mimari sanat sorularına göz atabilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 397Soru

Tarihçiler, Asya Hun Devleti'nin 'merkeziyetçi bir imparatorluk' ile 'boylar federasyonu' arasındaki hassas bir dengede durduğunu belirtir. Bozkır kültüründe boyların kendi iç işlerinde bağımsız olma arzusu ve boy beylerinin siyasi ağırlığı, devletin siyasi birliğini ve merkezi otoritesini her zaman tehdit eden bir unsur olmuştur.

Bu yapısal sorunu aşmak ve boyları tek bir siyasi kimlik altında eritebilmek amacıyla Mete Han'ın gerçekleştirdiği en temel hamle aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: 1010'lu sistem ile boy esasına dayalı askeri yapının yerine, liyakate ve doğrudan merkeze bağlılığa dayalı bir hiyerarşinin kurulması

Cevap

Onlu sistem ile boy esasına dayalı askeri yapının yerine, liyakate ve doğrudan merkeze bağlılığa dayalı bir düzenin kurulması merkezi otoriteyi pekiştirmiştir.
Onlu sistem, Türk tarihinde sadece askeri bir başarı değil, aynı zamanda boy birliğinden devlet birliğine geçişin anahtarıdır. Mete Han, farklı boylardan gelen savaşçıları aynı onluk, yüzlük ve binlik birlikler içinde harmanlayarak boy beylerinin askeri güç üzerindeki mutlak kontrolünü kırmış, böylece doğrudan kendisine bağlı merkezi bir ordu ve bürokrasi yaratmıştır. Bu durum, gevşek bir konfederasyonu güçlü bir imparatorluğa dönüştürmüştür.

Adım Adım Çözüm

1
Devlet yapısının analiz edilmesi
Asya Hun Devleti'nin boyların birleşmesiyle oluşan federal bir yapıda olduğu tespit edilir.
Sorunun kökenindeki 'boylar federasyonu' ve 'merkeziyetçilik' çatışmasını anlamak için gereklidir.
2
Mete Han'ın reformunun incelenmesi
Onlu sistemin sadece sayısal bir düzenleme değil, boy bağlarını kıran sosyo-politik bir müdahale olduğu görülür.
Askerlerin boy beylerine olan geleneksel sadakatinin nasıl kırıldığını açıklamak için gereklidir.
3
Siyasi sonuçların değerlendirilmesi
Merkezi ordu yapısının oluşmasıyla 'Boylar Federasyonu'ndan 'İmparatorluk' modeline geçişin temelleri atılmıştır.
Reformun devletin niteliği üzerindeki kalıcı etkisini belirlemek için gereklidir.

Anahtar Kavram

Onlu Sistem ve Merkezi Otorite

İpuçları

1
Boy beylerinin askeri gücünün ellerinden alınıp merkeze bağlanması gerektiğini düşünün.
2
Mete Han'ın 'ok atan tüm kavimleri tek bir aile yaptım' sözü, boy farklarını ortadan kaldıran bir düzenleme ile ilişkilidir.
3
Cevap, Türk kara kuvvetlerinin temelini oluşturan ve liyakate dayanan hiyerarşik sistemde gizlidir.

Daha Fazla Pratik

Mete Han'ın 'Vatan Sevgisi' ile ilgili Tunguzlar (Donghu) olayını inceleyerek, merkezi devlet bilincinin toprak aidiyeti ile ilişkisini pekiştirebilirsiniz.

Alternatif Yöntem

Soruya 'ayrılıkçı eğilimleri ne bitirebilir?' mantığıyla yaklaşırsanız, kabile bağlarını kıran ve merkezi bir hiyerarşi kuran askeri reformu kolayca bulabilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 398Soru

Orta Asya’da yapılan arkeolojik araştırmalar sonucunda ortaya çıkarılan, bölgedeki kültür merkezleri içerisinde kronolojik olarak en sonda yer alan, en gelişmiş ve modern kültür evresi olarak kabul edilen merkez aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tagar Kültürü

Cevap

Bölgedeki en modern ve gelişmiş evre olan Tagar Kültürü
Tagar Kültürü, Orta Asya'nın tarih öncesi dönemlerindeki en ileri, en modern ve kronolojik olarak en son safhasını temsil eder. Özellikle 'Hayvan Üslubu' sanatının en olgun örnekleri bu dönemde görülmüştür.

Adım Adım Çözüm

1
Kültür merkezlerinin kronolojik ve niteliksel özelliklerini karşılaştır.
Anav (en eski), Afanesyevo (ilk Türk), Andronovo (en geniş), Karasuk (demir kullanımı) ve Tagar (en gelişmiş) şeklinde bir sıralama mevcuttur.
Soruda istenen 'en gelişmiş ve modern' ifadesi bu kronolojinin son halkasını işaret eder.
2
Belirleyici özellikleri eşleştir.
Tagar Kültürü, Yenisey Irmağı çevresinde gelişmiş olup sanat ve teknikte bölgenin zirvesini temsil eder.
Tagar, kendisinden önceki Andronovo ve Karasuk kültürlerinin birikimini en ileri noktaya taşımıştır.

Anahtar Kavram

Orta Asya Kültür Merkezleri ve Gelişim Sıralaması

İpuçları

1
Bu kültür merkezi, bölgedeki en eski değil, kronolojik olarak en son ve en modern olanıdır.
2
Sanat tarihinde çok önemli bir yer tutan 'Hayvan Üslubu'nun en gelişmiş örnekleri bu merkezde bulunmuştur.
3
Yenisey Irmağı ve Abakan bölgesinde ortaya çıkan, Tunç Çağı'nın son aşamasını temsil eden bu merkez Tagar'dır.

Daha Fazla Pratik

Karasuk kültürü ile Tagar kültürü arasındaki farkları, özellikle demir işleme teknikleri açısından karşılaştırın.

Alternatif Yöntem

Kültür merkezlerini 'eskiden yeniye' (Anav -> Afanesyevo -> Andronovo -> Karasuk -> Tagar) şeklinde kodlayarak en sonuncusunun en gelişmiş olduğunu hatırlayabilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 399Soru

Orta Asya'da Tunç Çağı'na ait en parlak dönemleri temsil eden, Altay Dağları'ndan Ural Nehri'ne kadar uzanan oldukça geniş bir coğrafyada etkili olan ve Afanesyevo kültürünün daha gelişmiş bir devamı olarak kabul edilen kültür merkezi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Andronovo

Cevap

Andronovo kültürü, Orta Asya'nın Tunç Çağı'na ait en geniş yayılma alanına sahip kültür merkezidir.
Andronovo kültürü, Orta Asya steplerinde Tunç Çağı boyunca hüküm sürmüş, Hazar'ın doğusundan Ural'lara kadar uzanan devasa bir alanı etkilemiş ve Afanesyevo kültürünün genetik/kültürel mirasını devralarak geliştirmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Coğrafi sınırları analiz et.
Soruda belirtilen Altay Dağları ile Ural Nehri arası mesafe, Orta Asya'daki en geniş yayılma alanını ifade eder.
Andronovo kültürü, coğrafi olarak Orta Asya'nın en büyük bölümünü kapsayan tek kültürdür.
2
Kronolojik ve evrimsel bağları değerlendir.
Andronovo, Afanesyevo kültürünün daha gelişmiş bir aşamasıdır.
Arkeolojik veriler, Afanesyevo topluluklarının zamanla daha geniş alanlara yayılarak Andronovo kültürünü oluşturduğunu göstermektedir.
3
Doğru terimi belirle.
Hem geniş yayılma alanı hem de Afanesyevo'nun devamı olma özelliği Andronovo'yu işaret eder.
Karasuk demir çağına aittir, Tagar en sondadır, Anau ise en eskidir.

Anahtar Kavram

Andronovo Kültürü'nün Coğrafi ve Kronolojik Özellikleri

İpuçları

1
Bu kültür merkezi, Orta Asya'da Tunç Çağı'nın en geniş coğrafi sınırlarına ulaşmıştır.
2
Kültürel olarak kendisinden önce gelen Afanesyevo'nun bir üst aşaması olarak kabul edilir.
3
İsmi, Yenisey yakınlarındaki bir köyden gelmekle birlikte etkisi Ural Dağları'na kadar uzanır.

Daha Fazla Pratik

Andronovo kültürünü oluşturan toplulukların antropolojik özellikleri (brakisefal kafa yapısı) hakkında bilgi edinerek Türklerin kökeniyle bağını güçlendirebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 400Soru

Asya Hun Devleti’nde ülke, yönetim kolaylığı ve Türk hakimiyet anlayışı gereği 'Sol' (Doğu) ve 'Sağ' (Batı) olmak üzere iki ana idari bölgeye ayrılmıştır. Bu bölgelerin başında bulunan ve hanedan üyesi olan 'Bilge Prensler' kendi topraklarında geniş yetkilere sahip olsalar da, yılın belirli dönemlerinde Ötüken’deki merkeze gelerek kurultaylara katılmak, sayımlarda hazır bulunmak ve hükümdara bağlılıklarını sunmak zorundaydılar.

Bu idari düzenleme ve beraberindeki denetim mekanizmasının temel amacı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Boylar federasyonu yapısından kaynaklanabilecek merkezi otorite zayıflığını kurumsal mekanizmalarla denetim altında tutmak

Cevap

Boylar federasyonu yapısından kaynaklanabilecek merkezi otorite zayıflığını kurumsal mekanizmalarla denetim altında tutmak
Asya Hun Devleti gibi boylar federasyonu esasına dayanan ve ikili teşkilatla yönetilen devletlerde, yerel yöneticilerin güçlenip bağımsızlıklarını ilan etme riski her zaman mevcuttur. Hükümdarın (Şanyü) bu riski minimize etmek için prensleri ve boy beylerini periyodik olarak kurultaylarda (Toy) toplaması, onlardan bağlılık yemini alması ve nüfus/hayvan sayımı gibi idari denetimler yapması, merkezi otoriteyi canlı tutmaya yönelik kurumsal bir stratejidir.

Adım Adım Çözüm

1
Asya Hun Devleti'nin idari yapısını analiz etme
Devletin 'Sol' ve 'Sağ' olarak ikiye ayrılması (İkili Teşkilat), Türklerdeki 'Ülke hanedanın ortak malıdır' anlayışının ve geniş coğrafyayı yönetme ihtiyacının sonucudur.
Yönetim birimlerini tanımak, sorunun temelindeki idari yapıyı anlamayı sağlar.
2
Merkezi denetim mekanizmalarını inceleme
Hanedan üyelerinin (Bilge Prensler) iç işlerinde serbest olmalarına rağmen, yılın belirli vakitlerinde (ilkbahar, yaz, sonbahar) merkeze gelip hesap vermeleri gerektiği görülür.
Merkezi otoritenin taşra üzerindeki baskısını nasıl kurduğunu anlamak gerekir.
3
Siyasi yapının risklerini değerlendirme
Boylar federasyonu ve ikili teşkilat doğal olarak merkezden kopmaya (merkezkaç kuvvetlere) meyillidir. Bu risk, kurultaylar aracılığıyla hükümdarın üstünlüğü hatırlatılarak dengelenir.
Uygulamanın 'temel amacının' birliği korumak olduğu sonucuna ulaşılır.

Anahtar Kavram

İkili Teşkilat ve Merkezi Otorite Dengesi

İpuçları

1
Boylar federasyonu yapısında yerel güçlerin kendi başına buyruk hareket etme eğilimini düşünün.
2
Bilge Prenslerin neden düzenli olarak merkeze (Ötüken) çağırıldığını ve orada ne yaptıklarını analiz edin.
3
Bu düzenleme, taşradaki otonomi ile merkezdeki otorite arasındaki dengeyi kurumsal bir 'bağlılık ritüeli' ile sağlamaya çalışmaktadır.

Daha Fazla Pratik

İkili teşkilatın ileride Göktürkler ve Karahanlılar gibi devletlerde nasıl farklılaştığını incelemek bu konuyu pekiştirir.

Alternatif Yöntem

Soruya tersten yaklaşarak; prenslerin merkeze hiç çağırılmadığı bir senaryoda devletin ne kadar sürede parçalanacağını (federatif yapının zaafını) düşünmek cevabı netleştirecektir.
Tahmini Süre:2m 0s
ÖncekiSayfa 20 / 22Sonraki
İslamiyet Öncesi Türk Tarihi — KPSS Genel Yetenek - Genel Kültür — Sayfa 20 | Examkin