İslamiyet Öncesi Türk Tarihi

422 soru

Soru 41Soru →

Orta Asya'da göçebe yaşam tarzının teknik altyapısının ve askeri teknolojinin gelişiminde önemli bir basamak olarak kabul edilen; Yenisey Irmağı çevresinde gelişerek bölgede demir madenini ilk kez işlediği kabul edilen ve yapılan kazılarda dört tekerlekli araba örneklerine rastlanılan kültür merkezi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Karasuk Kültürü

Cevap

Karasuk Kültürü, Yenisey Irmağı kıyısında gelişen ve Orta Asya'da demiri ilk kez işleyen, dört tekerlekli arabaları kullanan kültür merkezidir.
Doğru cevap olan Karasuk kültürü, Yenisey Irmağı çevresinde M.Ö. 12001200-700700 yılları arasında varlık göstermiştir. Bu kültürün en ayırt edici özellikleri, bölgede demiri ilk kez işlemesi ve tekerlekli araçlar (dört tekerlekli arabalar) kullanarak hareket kabiliyetini artırmasıdır. Bu durum göçebe Türk kültürünün teknik temelini oluşturmuştur.

Adım Adım Çözüm

1
Kültür merkezlerinin kronolojik ve teknolojik özelliklerini analiz etme
Bölgedeki maden işleme sırasının bakır, tunç ve demir şeklinde ilerlediğini belirleme
Soruda sorulan 'ilk kez demir işleme' özelliğinin hangi döneme ve kültüre ait olduğunu saptamak için bu analiz gereklidir.
2
Coğrafi bölge ve teknolojik buluntu eşleştirmesi yapma
Yenisey Irmağı çevresi ve dört tekerlekli araba buluntularının Karasuk kültürü ile özdeşleştiğini saptama
Karasuk kültürü, teknolojik geçişin ve göçebe yaşam tarzına geçişin kilit noktasıdır.

Anahtar Kavram

Orta Asya Kültür Merkezlerinin Teknolojik ve Kronolojik Özellikleri
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 42Soru →

I.I. Göktürk Devleti'nin kurucusu Bumin Kağan, devletin merkezini Ötüken olarak belirlemiş; kardeşi İstemi Yabgu'yu ise 'yabgu' unvanıyla batı kanadının yönetimiyle görevlendirmiştir. Mukan Kağan döneminde devlet en parlak devrini yaşarken, batıda İstemi Yabgu İpek Yolu'nun kontrolünü sağlamak amacıyla Sasaniler ve Bizans ile diplomatik ilişkiler yürütmüştür.

Buna göre I.I. Göktürk Devleti'nin yönetim ve dış politika anlayışı hakkında aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İkili teşkilat yapısı sayesinde geniş bir coğrafyada etkin bir diplomasi yürütüldüğü

Cevap

İkili teşkilat yapısı sayesinde geniş bir coğrafyada etkin bir diplomasi yürütüldüğü seçeneği doğrudur.
İkili teşkilat yapısı, devletin batı kanadının (yabgu yönetimindeki bölge) kendi iç işlerinde serbest fakat dış işlerinde merkeze bağlı olarak geniş bir alanda diplomatik manevralar yapmasına olanak tanımıştır. İstemi Yabgu'nun batıdaki güçlerle kurduğu ittifaklar, bu idari bölünmenin sağladığı esnekliğin bir sonucudur.

Adım Adım Çözüm

1
Yönetim yapısını analiz etme
Bumin Kağan ve İstemi Yabgu arasındaki görev paylaşımı, Türklerdeki geleneksel 'İkili Teşkilat' yapısını gösterir.
Devletin yönetimini kolaylaştırmak ve geniş toprakları kontrol altında tutmak için doğu ve batı ayrımı yapılmıştır.
2
Dış politika faaliyetlerini değerlendirme
İstemi Yabgu'nun Sasaniler ve Bizans ile kurduğu temaslar, devletin batı kanadının aktif bir dış politika izlediğini kanıtlar.
İpek Yolu üzerindeki ticari hakimiyet ve siyasi çıkarlar doğrultusunda bölgesel güçlerle ittifaklar kurulmuştur.
3
Sonuca ulaşma
Yönetimdeki bölünmenin (İkili Teşkilat) askeri ve diplomatik başarıları beraberinde getirdiği görülür.
Metinde bahsedilen diplomasi ve yönetim paylaşımı doğrudan ikili teşkilatın işleyişi ile ilgilidir.

Anahtar Kavram

İkili Teşkilat ve Türk Diplomasisi

Daha Fazla Pratik

İstemi Yabgu'nun Bizans ile kurduğu bu ilk diplomatik temasların kronolojik sırasını ve gönderilen elçilerin (Maniakh) önemini çalışabilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 43Soru →

Kavimler Göçü sonrasında Avrupa’da Roma İmparatorluğu’nun ikiye ayrılması, feodalite (derebeylik) sisteminin ortaya çıkması ve kilise otoritesinin güçlenmesi gibi köklü değişimler yaşanmıştır. Bu süreçte Avrupa’da merkezi bir güç haline gelen Avrupa Hun Devleti, hükümdar Attila döneminde Doğu Roma (Bizans) üzerine gerçekleştirdiği seferler sonucunda Margus ve Anatolios antlaşmalarını imzalamıştır.

Bu antlaşmaların hükümleri ve Kavimler Göçü’nün sonuçları birlikte değerlendirildiğinde, aşağıdakilerden hangisi bu dönemde Avrupa’da gerçekleşen bir gelişme değildir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hunların, Maniheizm dinini benimseyerek Avrupa’da yerleşik yaşam kültürüne öncülük etmesi

Cevap

Maniheizm dinini benimseyerek yerleşik hayata geçilmesi Avrupa Hun Devleti değil, Uygur Devleti'ne ait bir özelliktir.
Maniheizm dininin kabulü ve bu doğrultuda yerleşik hayata geçilmesi Türk tarihinde Uygur Devleti ile başlayan bir süreçtir. Avrupa Hun Devleti ise Attila döneminde konar-göçer savaşçı yapısını korumuş, Avrupa üzerinde askeri ve siyasi bir üstünlük kurmuştur.

Adım Adım Çözüm

1
Kavimler Göçü'nün sonuçlarını analiz et.
Roma'nın bölünmesi, feodalite ve skolastik düşüncenin güçlenmesi bu dönemin temel sonuçlarıdır.
Siyasi istikrarsızlık ve göç dalgaları Avrupa'nın yapısını temelden değiştirmiştir.
2
Attila dönemi diplomatik gelişmeleri değerlendir.
Margus ve Anatolios antlaşmalarıyla Doğu Roma ekonomik ve siyasi baskı altına alınmıştır.
Hunlar, Bizans'ı vergiye bağlayarak ve ittifaklarını kısıtlayarak üstünlük kurmuştur.
3
Seçeneklerdeki devlet-özellik eşleşmesini kontrol et.
Maniheizm ve yerleşik yaşam Uygurlara ait özelliklerdir.
Avrupa Hunları konar-göçer geleneğini sürdürmüş ve Maniheizm ile bir ilgileri olmamıştır.

Anahtar Kavram

Avrupa Hun Devleti'nin Diplomatik Üstünlüğü ve Kavimler Göçü Sonuçları

İpuçları

1
Soruda verilen antlaşmaların hangi devletle imzalandığına ve Kavimler Göçü'nün Avrupa'daki etkilerine odaklanın.
2
Türk devletleri arasındaki kültürel farkları hatırlayın; özellikle yerleşik hayata geçişin hangi devletle özdeşleştiğini düşünün.
3
Maniheizm ve yerleşik yaşam, İslamiyet öncesi Türk tarihinde Avrupa Hunlarından çok daha sonra ortaya çıkan bir durumdur.

Daha Fazla Pratik

Uygur Devleti'nin yerleşik hayata geçişinin sonuçları ile Avrupa Hunlarının konar-göçer yapısının Avrupa üzerindeki etkilerini karşılaştırın.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 44Soru →

İranlı şair Firdevsi'nin Şehname adlı eserinde 'Afrasiyab' adıyla anılan hükümdarları Alp Er Tunga'nın hayatına yer verilen, Grek kaynaklarında kadın savaşçılarından dolayı 'Amazon' efsanesiyle ilişkilendirilen ve altın işlemeciliğindeki maharetleri sebebiyle 'Bozkırın Kuyumcuları' olarak nitelendirilen topluluk, Türk sanatının temelini oluşturan 'Hayvan Üslubu'nun da ilk temsilcileri arasında yer almaktadır. Bu özellikler aşağıdaki Türk topluluklarından hangisine aittir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İskitler (Sakalar)

Cevap

Sözü edilen özellikler İskitler (Sakalar) topluluğuna aittir.
İskitler (Sakalar), tarihte bilinen ilk Türk topluluğudur. En ünlü hükümdarları Alp Er Tunga'dır ve İran destanı Şehname'de bu hükümdar 'Afrasiyab' olarak geçer. Maden işlemeciliğindeki (özellikle altın) üstün yetenekleri nedeniyle 'Bozkırın Kuyumcuları' olarak adlandırılmışlardır. Sanatta doğadaki hayvan figürlerini stilize ederek kullandıkları 'Hayvan Üslubu'nun öncüleridirler. Ayrıca Tomris Hatun gibi önemli bir kadın hükümdara sahip olmaları ve kadın savaşçıları, antik yazarlar tarafından Amazon efsanesiyle ilişkilendirilmelerine yol açmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Edebi ve mitolojik atıfları değerlendir
Alp Er Tunga ve Şehname (Afrasiyab) eşleşmesi İskit tarihine işaret eder.
Alp Er Tunga, İskitlerin en önemli hükümdarı kabul edilir ve hayatı Pers-Turan mücadelelerinde geniş yer bulur.
2
Kültürel ve sanatsal unvanları analiz et
'Bozkırın Kuyumcuları' ve 'Hayvan Üslubu' kavramları İskitlerin maden sanatındaki başarısını temsil eder.
İskitler, altın ve gümüşü işleyerek doğadaki hayvan mücadelelerini sanatlarına yansıtmışlardır.
3
Sosyal yapı ve ilk olma özelliğini teyit et
Amazon efsanesi ve Türk tarihinin bilinen ilk topluluğu olma bilgisiyle sonuca ulaş.
Tomris Hatun gibi kadın figürler ve savaşçı kadın geleneği İskit sosyal yapısının belirgin özelliğidir.

Anahtar Kavram

İskitlerin (Sakalar) Tarihi ve Kültürel Kimliği
Tahmini Süre:50s
Soru 45Soru →

İslamiyet öncesi Türk tarihine ait aşağıda verilen özelliklerden hangisi, tarihte bilinen ilk Türk topluluğu olan İskitlere (Sakalar) aittir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Maden işlemeciliğinde ileri giderek 'Bozkırın Kuyumcuları' olarak anılmaları

Cevap

İskitler (Sakalar), altın işlemeciliğindeki büyük ustalıkları sayesinde 'Bozkırın Kuyumcuları' olarak adlandırılmışlardır.
Maden işlemeciliğinde ileri giderek 'Bozkırın Kuyumcuları' olarak anılmaları ifadesi İskitlerin en karakteristik özelliğidir. İskitler, özellikle altın işçiliğinde dünyaca ünlü eserler bırakmışlar ve sanatlarında 'Hayvan Üslubu'nu kullanmışlardır.

Adım Adım Çözüm

1
İskitlerin (Sakalar) temel ayırt edici özelliklerini hatırla.
İskitler; ilk Türk topluluğu olmaları, Tomris Hatun (ilk kadın hükümdar), Alper Tunga ve maden işlemeciliği ile bilinirler.
Soruda istenen özelliklerin hangi topluluğa ait olduğunu belirlemek için anahtar kavramlar gereklidir.
2
Seçeneklerde verilen özellikleri diğer Türk devletleriyle eşleştir.
B seçeneği Uygurlara, C seçeneği Hazarlara, D seçeneği Avarlara ve E seçeneği Göktürklere aittir.
Çeldiricileri eleyerek doğru sonuca ulaşmak için devlet-özellik eşleştirmesi yapılmalıdır.
3
İskitlere ait olan 'Bozkırın Kuyumcuları' ifadesini doğrula.
Bu ifade İskitlerin sanat ve madencilikteki ileri seviyesini temsil eden en önemli tanımıdır.
Doğru cevabın soru kökündeki hedef toplulukla örtüştüğünden emin olunur.

Anahtar Kavram

İskitlerin (Sakalar) Kültürel ve Sanatsal Kimliği
Tahmini Süre:45s
Soru 46Soru →

I.I. Göktürk Devleti'nde İstemi Yabgu döneminde Sasanilerle ittifak kurularak Akhun Devleti'nin ortadan kaldırılması ve ardından Sasanilere karşı Bizans (Doğu Roma) ile diplomatik temasların başlatılması, Türk dış politikasının önemli dönüm noktalarından biridir. Bizans kaynaklarına göre, 568568 yılında İstemi Yabgu tarafından gönderilen Maniakh başkanlığındaki heyet İstanbul'a ulaşmış; buna karşılık Bizans İmparatoru II.II. Justinos da Zemarkhos'u elçi olarak Göktürk sarayına göndermiştir.

Bu bilgiler ve dönemin siyasi koşulları dikkate alındığında, I.I. Göktürk Devleti'nin dış politikası hakkında aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bizans ile kurulan bu ilk resmi temasın, Anadolu'nun kalıcı bir Türk yurdu haline getirilmesi amacıyla başlatılan sistemli bir fetih harekâtının parçası olduğu

Cevap

Bizans ile kurulan elçilik ilişkilerinin Anadolu'nun fethi veya kalıcı yurt edinilmesi amacıyla yapıldığı söylenemez; bu ilişkiler İpek Yolu ticareti ve Sasani baskısını kırma amaçlı stratejik ortaklıklardır.
Doğru seçenek olan 'Bizans ile kurulan bu temasın Anadolu'nun fethi amacı taşıdığı' ifadesi yanlıştır. Çünkü 568568 yılında gerçekleşen Maniakh heyetinin İstanbul ziyareti, tamamen İpek Yolu ticaretinde Sasanilerin koyduğu engelleri aşmak ve Sasanilere karşı askeri-siyasi bir cephe oluşturmak içindir. Anadolu'nun sistemli bir şekilde fethedilmesi ve yurt edinilmesi, yaklaşık 500500 yıl sonra Selçuklular döneminde gündeme gelecektir.

Adım Adım Çözüm

1
Metindeki diplomatik trafiği analiz etme
İstemi Yabgu'nun Sasanilere karşı Bizans ile ilk resmi diplomatik teması başlattığı görülür.
Dış politikanın yönünü ve muhataplarını belirlemek için gereklidir.
2
Maniakh heyetinin ve Bizans elçiliğinin amacını belirleme
Amacın İpek Yolu ticaretinde Sasanilerin aracı rolünü kırmak ve siyasi bir ittifak kurmak olduğu saptanır.
İttifakın temel motivasyonunu anlamak için kritiktir.
3
Zaman ve mekan karşılaştırması yapma
6.6. yüzyıldaki bu temasların Anadolu'nun fethi (Malazgirt sonrası süreç) ile ilgisi olmadığı sonucuna varılır.
Farklı dönemlere ait tarihi olayların (Göktürk dönemi vs. Selçuklu dönemi) birbirine karıştırılmasını önlemek için gereklidir.

Anahtar Kavram

İpek Yolu Diplomasisi ve Bizans-Göktürk İttifakı

İpuçları

1
Metindeki elçilik trafiğinin yapıldığı tarihe (568568) dikkat edin.
2
Türklerin Anadolu'yu fethetme süreci hangi dönemde başlamıştır? Göktürkler bu dönemde mi yaşamıştır?
3
İstemi Yabgu'nun amacı İpek Yolu'nu kontrol etmekti. Anadolu'nun fethi ise Malazgirt Savaşı sonrası bir hedeftir.

Daha Fazla Pratik

İstemi Yabgu'nun Bizans ile yaptığı bu ittifakın Sasaniler üzerindeki uzun vadeli etkilerini ve bu durumun Türk-İslam tarihine giden yoldaki etkilerini inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 47Soru →

Avrupa Hun Devleti ile Doğu Roma (Bizans) arasında imzalanan Margus Antlaşması’nda yer alan; "Bizans, Hunlara bağlı kavimlerle hiçbir şekilde antlaşma yapmayacak ve Hunlardan kaçanları iade edecektir." maddesiyle Hun hükümdarı aşağıdakilerden hangisini doğrudan amaçlamıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hun egemenliği altındaki toplulukların siyasi birliğini korumak ve Bizans'ın kışkırtmalarını önlemek

Cevap

Hun egemenliği altındaki toplulukların siyasi birliğini korumak ve Bizans'ın kışkırtmalarını önlemek
Margus Antlaşması'ndaki bu hüküm, Bizans'ın Hun İmparatorluğu içerisindeki toplulukları Hun yönetimine karşı kışkırtmasını (provokasyon) engellemek ve merkezi otoriteyi sarsabilecek muhalif grupların Bizans'a sığınarak bir tehdit odağı haline gelmesini durdurmak için konulmuştur. Bu durum, devletin siyasi bütünlüğünü koruma amacının bir göstergesidir.

Adım Adım Çözüm

1
Antlaşma maddesindeki kısıtlamaları belirleme
Bizans'ın Hun tebaası olan boylarla gizli görüşme yapmasının yasaklandığı ve kaçakların geri istendiği görülür.
Sözleşmenin hangi siyasi ihtiyaca hizmet ettiğini saptamak için.
2
Maddenin Hun merkezi otoritesi üzerindeki etkisini değerlendirme
Dış güçlerin içteki boyları kışkırtma ihtimalinin ortadan kalktığı sonucuna varılır.
Hükümdarın otoriteyi pekiştirme stratejisini anlamak için.

Anahtar Kavram

Merkezi Otoritenin Korunması ve Bizans'ın 'Böl ve Yönet' Politikasının Engellenmesi
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 48Soru →

Asya Hun Devleti hükümdarı Mete Han döneminde Çin ile yapılan antlaşmalarda; Hunların Çin'den yıllık vergi almasının yanı sıra, sınır bölgelerinde serbest ticaret pazarları kurulmasını zorunlu kıldıkları görülmektedir. Hunların bu uygulamayla ulaşmak istediği temel amaç aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Göçebe yaşamın gereği olarak üretemedikleri temel ihtiyaç maddelerini temin etmek

Cevap

Göçebe yaşamın gereği olarak üretemedikleri temel ihtiyaç maddelerini temin etmek
Doğru yanıt olan seçenek, Hunların bozkır kültürüne dayalı göçebe yaşam tarzının doğal bir sonucudur. Hayvancılıkla uğraşan Hunlar; tahıl, ipek, demir dışı metaller gibi üretemedikleri ürünleri yerleşik bir toplum olan Çin'den temin etmek zorundaydı. Mete Han, askeri gücünü kullanarak Çin'i sadece vergiye bağlamakla kalmamış, aynı zamanda bu ekonomik ihtiyacı karşılamak için güvenli ticaret alanları (serbest ticaret pazarları) oluşturulmasını sağlamıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Asya Hunlarının ekonomik yapısını analiz etme
Temel geçim kaynağının hayvancılık olduğu ve tarımsal üretimin kısıtlı olduğu saptandı.
Göçebe toplumlarda gıda ve zanaat ihtiyaçlarının nasıl karşılandığını anlamak için gereklidir.
2
Ticaret pazarları talebinin amacını yorumlama
Sınır kasabalarındaki pazarların, yerleşik olan Çin'den tahıl, kumaş gibi ürünleri almak için kullanıldığı belirlendi.
Askeri üstünlüğün ekonomik avantajlara (vergi ve ticaret) nasıl dönüştürüldüğünü görmek için gereklidir.

Anahtar Kavram

Göçebe-Yerleşik Ekonomik İlişkileri
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 49Soru →

Asya Hun Devleti’nde devletin temel politikalarının belirlendiği, savaş ve barış gibi hayati kararların alındığı Kurultay (Toy) toplantılarında boy beylerinin görüşlerine başvurulması ve hükümdarın kararlarının bu mecliste tartışılabilmesi;

Aşağıdakilerden hangisinin bir göstergesidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hükümdarın yetkilerinin mutlak (sınırsız) bir otoriteye dayanmadığının

Cevap

Hükümdarın yetkilerinin mutlak ve sınırsız bir otoriteye dayanmadığı, kararların istişare yoluyla alındığı gerçeğidir.
Kurultay'ın varlığı ve burada kararların boy beyleriyle birlikte tartışılması, Türk devlet geleneğinde siyasi meşruiyetin sadece hükümdarın kişisel iradesine değil, boyların ortak rızasına ve töreye dayandığını kanıtlar. Bu durum, hükümdarın yetkilerinin mutlak olmadığını ve bir denetim mekanizmasına sahip olduğunu gösterir.

Adım Adım Çözüm

1
Kurultay'ın (Toy) işleyişini analiz et.
Meclisin sadece bir onay makamı değil, devlet meselelerinin tartışılabildiği bir istişare organı olduğu görülür.
Karar alma sürecine farklı odakların (boy beyleri) katılması merkezi otoritenin yapısını belirler.
2
Hükümdarın yetkileri ile meclis arasındaki ilişkiyi değerlendir.
Hükümdarın mutlak iradesinin boy beylerinin rızası ve 'töre' (geleneksel hukuk) ile dengelendiği sonucuna ulaşılır.
Sınırsız yetki, herhangi bir denetim veya tartışma mekanizmasının olmadığı 'mutlak monarşi' sistemlerinde görülür.

Anahtar Kavram

İslamiyet Öncesi Türk Devletlerinde Demokratik Temayüller ve İstişare Kültürü

Daha Fazla Pratik

İkili teşkilat sistemi ile veraset anlayışı arasındaki ilişkiyi ve bu durumun devletin ömrü üzerindeki etkilerini inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 50Soru →

Karadeniz'in kuzeyinden Orta Asya'ya kadar uzanan geniş bir sahada varlık gösteren, savaşçı yapıları ve gelişmiş maden işleme sanatıyla tanınan İskitler (Sakalar); hem Perslerle yaptıkları mücadelelerle hem de bozkır kültürüne kazandırdıkları estetik değerlerle tarihte önemli bir yere sahiptir.

Buna göre, İskitler ile ilgili aşağıda verilen bilgilerden hangisi bu topluluğun özelliklerinden biri değildir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İstanbul'u kuşatan ilk Türk topluluğu olarak Bizans İmparatorluğu'nu baskı altına almaları

Cevap

İstanbul'u kuşatan ilk Türk topluluğu olma özelliği İskitler'e değil, MS 7. yüzyılda Sasaniler ile iş birliği yaparak bu kuşatmayı gerçekleştiren Avarlar'a aittir.
İskitler, bozkır kültürünün öncüsü olup maden işleme, hayvan üslubu ve kadın savaşçılar gibi özelliklerle bilinirler; ancak İstanbul'u kuşatan ilk Türk topluluğu olma özelliği Avarlar'a aittir.

Adım Adım Çözüm

1
İskitler'in (Sakalar) temel kültürel ve siyasi özelliklerini hatırla.
Bozkırın Kuyumcuları, Hayvan Üslubu, Alp Er Tunga, Tomris Hatun ve Amazonlar İskitler'e ait temel kavramlardır.
Soru kökünde verilen bilgilerin doğruluğunu teyit etmek için genel bilgi birikimi kullanılır.
2
Verilen seçenekleri diğer İslamiyet öncesi Türk devletlerinin özellikleriyle karşılaştır.
İstanbul'un kuşatılması bilgisinin Avarlar ile özdeşleştiği belirlenir.
Çeldirici seçenekler genellikle benzer coğrafyalarda yaşamış farklı devletlerin (Hun, Avar, Uygur vb.) karakteristik özelliklerinden seçilir.

Anahtar Kavram

İskitler (Sakalar) ve Avarlar Arasındaki Ayrım

Daha Fazla Pratik

İskitler'in Yakut (Saha) Türkleri ile olan etnik bağına ve Altın Elbiseli Adam zırhının aidiyet tartışmalarına göz atabilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 51Soru →

Kavimler Göçü sonrasında Avrupa’da kilise ve din adamlarının otoritesinin artmasıyla birlikte skolastik düşünce sistemi hakim olmuştur. Dönemin bu dini atmosferi içinde Avrupalıların, Avrupa Hun hükümdarı Attila için "Tanrı'nın Kırbacı" (Tanrı'nın Azabı) nitelendirmesinde bulunmalarının temel nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Günahlarından dolayı Tanrı’nın kendilerini cezalandırmak için Attila’yı gönderdiğine inanılması

Cevap

Avrupalıların günahlarından dolayı Tanrı’nın kendilerini cezalandırmak için Attila’yı gönderdiğine inanmaları
Doğru cevap, dönemin Orta Çağ Avrupa'sındaki hakim skolastik düşünceyi yansıtmaktadır. Avrupalılar, Hunların gerçekleştirdiği yıkıcı akınları askeri bir başarısızlık olarak değil, işledikleri günahlar nedeniyle Tanrı'nın kendilerine verdiği bir ceza olarak yorumlamışlardır. Bu nedenle Attila'yı, Tanrı'nın elindeki bir ceza aracı (kırbaç) olarak görmüşlerdir.

Adım Adım Çözüm

1
Dönemin zihniyetini analiz etme
Kavimler Göçü sonrası Avrupa'da skolastik düşüncenin etkisiyle her olay dini bir temele dayandırılmaktadır.
Toplumsal ve siyasi krizlerin dini bir açıklama ile anlamlandırılması dönemin genel özelliğidir.
2
Attila'nın askeri gücü ve Avrupa üzerindeki etkisini değerlendirme
Attila'nın Doğu ve Batı Roma üzerindeki durdurulamaz baskısı, Avrupalılarda büyük bir korku ve çaresizlik yaratmıştır.
Askeri yenilgilerin ilahi bir iradeye bağlanması, çaresiz kalan toplumların savunma mekanizmasıdır.
3
Nitelendirmeyi sonuçlandırma
"Tanrı'nın Kırbacı" ifadesi, Attila'nın Tanrı tarafından gönderilen bir ceza aracı olarak görüldüğünü kanıtlar.
Bu ifade, Hun hükümdarının askeri dehasından ziyade, Avrupalıların kendi dini eksikliklerine verdikleri bir payedir.

Anahtar Kavram

Skolastik Düşünce ve Attila Algısı

Daha Fazla Pratik

Avrupa Hun Devleti'nin Doğu Roma ile imzaladığı Margus ve Anatolius antlaşmalarının ekonomik maddelerini inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:50s
Soru 52Soru →

Kutluk Kağan liderliğinde bağımsızlığını kazanan II. Göktürk Devleti'nde Bilge Kağan, Kültigin ve Vezir Tonyukuk gibi şahsiyetlerin faaliyetleri millî bilincin güçlenmesini sağlamıştır. Bu bağlamda, İslamiyet öncesi Türk devletlerinin özelliklerine dair hazırlanan aşağıdaki tabloda bazı bilgiler verilmiştir:

DevletBelirgin Özellik / İlk
I. Göktürk DevletiTürk adını siyasi bir isim olarak kullanan ilk devlet olması
II. Göktürk (Kutluk) Devleti?
Uygur DevletiManiheizm'i benimseyerek yerleşik hayata geçen ilk devlet olması

Tabloda soru işareti (??) ile boş bırakılan yere, II. Göktürk Devleti’nin Türk tarihindeki özgün yerini ve millî kimliğini vurgulamak amacıyla aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kendilerine özgü bir alfabe ile ilk yazılı edebî ve tarihî eserleri oluşturmaları

Cevap

Kendilerine özgü bir alfabe ile ilk yazılı edebî ve tarihî eserleri oluşturmaları
II. Göktürk (Kutluk) Devleti'nin Türk tarihindeki en önemli farkı ve 'ilk' olma özelliği, Türkçenin gramer yapısına uygun 3838 harfli Orhun alfabesini geliştirmiş olmaları ve bu alfabeyle Bilge Kağan, Kültigin ile Vezir Tonyukuk adına kitabeler dikmeleridir. Bu durum, Türk tarihinin ve edebiyatının ilk yazılı örneklerinin verilmesini sağlamış, millî bilincin gelecek nesillere aktarılmasında temel bir rol oynamıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Tablodaki diğer devletlerin özelliklerini analiz etmek.
Tabloda I. Göktürk ve Uygur devletlerinin Türk tarihindeki 'ilk' ve en belirgin özellikleri verilmiştir.
Sorunun mantığını anlamak için tabloda kullanılan karşılaştırma kriterini saptamak gerekir.
2
II. Göktürk (Kutluk) Devleti'nin millî kimlik ve yazılı kültür açısından en önemli başarısını hatırlamak.
Bu devletin en özgün başarısı, Orhun Alfabesi ile yazılan ve Türk tarihinin ilk yazılı belgeleri sayılan Orhun Abideleri'dir.
Kutluk Kağan'ın bağımsızlık mücadelesi ve Bilge Kağan dönemindeki kültürel miras bu devletin karakterini belirler.
3
Seçenekler arasından bu özgün ve ilk olma niteliği taşıyan bilgiyi seçmek.
Millî alfabe ve yazılı eser vurgusu yapan seçenek doğru cevaptır.
Diğer seçeneklerdeki özellikler ya farklı devletlere aittir ya da II. Göktürklerin 'ilk' başarısı değildir.

Anahtar Kavram

Orhun Abideleri ve Türk Millî Kimliği
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 53Soru →

Uygur Devleti’nin Bögü Kağan döneminde Maniheizm dinini kabul etmesi ve yerleşik hayata geçmesi, Türk kültür tarihinde köklü değişimlerin yaşanmasına neden olmuştur. Bu değişimler; sosyal yapıdan sanata, hukuktan askeri teşkilata kadar geniş bir alana yayılmıştır.

Buna göre, aşağıdakilerden hangisi Uygurların Maniheizm'i benimsemesi ve yerleşik yaşama geçmesinin sonuçları arasında gösterilemez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ordu-millet anlayışının korunarak askeri disiplinin en üst seviyeye taşınması

Cevap

Ordu-millet anlayışının korunarak askeri disiplinin en üst seviyeye taşınması seçeneği Uygurların Maniheizm sonrası yaşadığı değişimlerle çelişmektedir.
Doğru cevap olan ifade, Uygurların Maniheizm'i kabul etmesinden sonra yaşanan sürecin tam tersini tanımlamaktadır. Maniheizm'in getirdiği yasaklar (et yememe, canlı öldürmeme) Uygurların savaşçı kimliğini zayıflatmıştır. Ordu-millet anlayışının en güçlü olduğu ve askeri disiplinin zirvede olduğu dönemler daha çok Asya Hun ve Göktürk gibi bozkır kültürünü katı bir şekilde devam ettiren devletlere aittir.

Adım Adım Çözüm

1
Uygurların Maniheizm'i kabul etmesinin askeri etkilerini değerlendiriniz.
Maniheizm; et yemeyi ve canlı öldürmeyi yasakladığı için Uygurların savaşçılık ruhunun zayıfladığı görülür.
Dinin dogmaları ile bozkır kültürünün askeri gereklilikleri birbirine zıttır.
2
Yerleşik hayata geçişin kültürel ve hukuki sonuçlarını analiz ediniz.
Mimari, matbaa, tarım ve yazılı hukuk alanlarında büyük ilerlemeler kaydedilmiştir.
Toprağa ve şehre bağlı yaşam, konar-göçerlikten farklı sosyo-ekonomik ihtiyaçlar doğurmuştur.
3
Seçenekleri karşılaştırarak bu süreçle örtüşmeyen ifadeyi belirleyiniz.
Askeri gücün korunması ve disiplinin zirveye çıkması ifadesi Uygur gerçeğiyle uyuşmamaktadır.
Bu özellik Uygurlar öncesindeki Hun ve Göktürk devletlerinin temel karakteristik özelliğidir.

Anahtar Kavram

Uygurlarda Maniheizm'in Sosyo-Kültürel ve Askeri Etkileri
Tahmini Süre:50s
Soru 54Soru →

Orta Asya’nın tarih öncesi dönemlerini aydınlatan arkeolojik araştırmalarda ortaya çıkarılan; Minusinsk bölgesinde gelişen, kronolojik olarak bölgenin en genç ve en gelişmiş kültür çevresi olarak kabul edilen merkez aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tagar

Cevap

Tagar kültürü, Minusinsk bölgesinde ortaya çıkan, Orta Asya'nın en genç ve sanatsal açıdan en gelişmiş kültür merkezidir.
Doğru cevap olan Tagar kültürü, Orta Asya arkeolojisinde MÖ 700 - MÖ 100 yılları arasına tarihlenen, Minusinsk bölgesinde gelişmiş olan ve bölgenin en ileri düzeydeki (en gelişmiş) kültür merkezidir. Özellikle maden işleme sanatındaki ustalıkları ve estetik figürleriyle diğerlerinden ayrılır.

Adım Adım Çözüm

1
Kültür merkezlerinin kronolojik ve niteliksel özelliklerini değerlendirme.
Orta Asya'daki kültür merkezleri; Anav, Afanesyevo, Andronovo, Karasuk ve Tagar şeklinde bir gelişim ve zaman sıralaması izler.
Soruda istenen 'en genç' ve 'en gelişmiş' kriterlerini belirlemek için tarihsel sıralama bilinmelidir.
2
Minusinsk bölgesi ve sanatsal özelliklerin analiz edilmesi.
Tagar kültürü, Yenisey Irmağı kıyısındaki Minusinsk havzasında gelişmiş ve 'Hayvan Üslubu' adı verilen sanat tarzının zirveye ulaştığı merkezdir.
Bölgesel konum ve sanatsal nitelik, doğru kültür merkezini ayırt etmeyi sağlar.

Anahtar Kavram

Orta Asya Kültür Merkezlerinin Kronolojisi ve Özellikleri
Tahmini Süre:45s
Soru 55Soru →

Orta Asya’nın tarih öncesi dönemlerine ışık tutan kültür merkezlerinin karakteristik özellikleri ve gelişim süreçleri göz önüne alındığında, aşağıdakilerden hangisi doğru bir değerlendirmedir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tagar kültürü, bölgedeki kültürlerin en gelişmiş olanıdır ve İskit sanatının temelini oluşturan eserler bu dönemde verilmiştir.

Cevap

Tagar kültürü, Orta Asya'nın en gelişmiş kültür merkezi olup İskit/Saka sanatının temellerini oluşturur.
Tagar kültürü, Orta Asya kültür merkezleri içerisinde kronolojik olarak en sonda yer alan ve teknik/sanatsal açıdan en ileri seviyeye ulaşmış merkezdir. 'Bozkırın Kuyumcuları' olarak bilinen İskitlerin sanat anlayışına (hayvan üslubu gibi) temel teşkil eden eserler bu tabakada ortaya çıkmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Kültür merkezlerini ve temel niteliklerini hatırla.
Anav (en eski), Afanesyevo (en eski Türk), Andronovo (en geniş/tunç), Karasuk (demir), Tagar (en gelişmiş).
Seçeneklerdeki eşleştirmelerin doğruluğunu kontrol etmek için temel bilgiler gereklidir.
2
Seçeneklerdeki bilgileri bu niteliklerle karşılaştır.
Andronovo ve Karasuk'un (demir kullanımı), Anav ve Afanesyevo'nun (en eski olma niteliği) özelliklerinin karıştırıldığı görülür.
Hatalı eşleştirmeleri eleyerek doğru sonuca ulaşmak hedeflenir.
3
Tagar kültürünün tarihsel konumunu analiz et.
Tagar, bölgedeki sanatsal ve teknik gelişimin zirvesidir ve doğrudan İskit/Saka kültürüne evrilmiştir.
Doğru bilginin teyit edilmesi sağlanır.

Anahtar Kavram

Orta Asya Kültür Merkezlerinin Karşılaştırılması

Alternatif Yöntem

Kültürleri kronolojik sıraya dizerek (Anav-Afanesyevo-Andronovo-Karasuk-Tagar) en ilkelden en gelişmişe doğru bir gelişim çizgisi takip edilebilir.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 56Soru →

I.I. Göktürk Devleti'nin Batı kanadı yöneticisi İstemi Yabgu'nun, İpek Yolu ticaretini kontrol altına almak ve Sasanilerin bu yol üzerindeki tekelini kırmak amacıyla 568568 yılında Bizans İmparatorluğu'na (Doğu Roma) elçi heyeti göndermesi Türk dış politikası açısından bir dönüm noktasıdır. İstanbul'a giden Maniakh başkanlığındaki bu heyet, tarihte Orta Asya'dan Bizans'a gönderilen ilk resmi elçilik heyeti olup iki güç arasında Sasanilere karşı bir ittifakın doğmasını sağlamıştır.

Buna göre, I.I. Göktürk Devleti'nin bu politikaları ve dönemin genel özellikleri dikkate alındığında aşağıdaki çıkarımlardan hangisi yapılamaz?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bu diplomatik temasların bir sonucu olarak Türklerin yerleşik hayata geçtiği ve Maniheizm inancını resmi din olarak kabul ettiği

Cevap

Türklerin bu dönemde Maniheizm inancını benimseyerek yerleşik hayata geçtiği ve Bizans mimarisini örnek aldığı yargısı yanlıştır.
Maniheizm inancının resmen kabul edilmesi ve bu doğrultuda yerleşik hayata geçilmesi Türk tarihinde I.I. Göktürk Devleti döneminde değil, Uygur Devleti döneminde (Bögü Kağan zamanında) gerçekleşmiştir. Göktürkler, Maniheizm ve Budizm gibi inançlara bazı yöneticiler (örneğin Tapo Kağan) düzeyinde ilgi duymuş olsalar da bu durum halkın yaşam biçimini değiştirmemiş ve resmi bir devlet politikası haline gelmemiştir.

Adım Adım Çözüm

1
İstemi Yabgu'nun dış politika stratejisini analiz etmek
İpek Yolu ticaretini kontrol etmek için önce Sasanilerle Akhunlara karşı, sonra Bizans ile Sasanilere karşı pragmatik ittifaklar kurulmuştur.
Dış politikanın temel motivasyonunun ekonomik olduğunu saptamak için.
2
Devlet yönetim yapısının diplomasiye etkisini değerlendirmek
İstemi Yabgu'nun 'Yabgu' ünvanıyla Batı kanadında bu ittifakları kurması, ikili teşkilatın sağladığı özerkliği gösterir.
İdari yapının siyasi manevra kabiliyetine etkisini anlamak için.
3
Kültürel ve dini özellikleri karşılaştırmak
I.I. Göktürk Devleti'nde milli kimlik ve Gök Tanrı inancı esastır; Maniheizm ve yerleşik hayat Uygurlar dönemine ait özelliklerdir.
Seçenekler arasındaki tarihsel yanlışlığı (anakronizm) tespit etmek için.

Anahtar Kavram

İkili Teşkilat ve İpek Yolu Diplomasisi

Alternatif Yöntem

Soruda verilen 'yapılamaz' köküne odaklanarak, seçeneklerdeki özellikleri Türk tarihindeki devletlerle (Hun, Göktürk, Uygur) eşleştirip, Göktürk dönemine ait olmayan (Uygur özelliği olan) seçeneği bularak hızlıca sonuca ulaşabilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 40s
Soru 57Soru →

Karadeniz'in kuzeyinde gerçekleştirilen arkeolojik kazılarda; kurganlardan çıkarılan altın işlemeli kılıç kınları, üzerinde geyik ve pars figürleri bulunan kemer tokaları ve bir kadın savaşçıya ait zırh parçalarına rastlanmıştır. Bu buluntular ve bölgenin coğrafi konumu dikkate alındığında, söz konusu eserlerin aşağıdaki topluluklardan hangisine ait olduğu söylenebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İskitler (Sakalar)

Cevap

Arkeolojik buluntular ve coğrafi konum dikkate alındığında bu eserler İskitlere (Sakalara) aittir.
İskitler, Karadeniz'in kuzeyinde yaşamış, maden işlemeciliğinde (özellikle altın) 'Bozkırın Kuyumcuları' lakabını alacak kadar ileri gitmiş ve sanatlarında hayvan figürlerini (Hayvan Üslubu) kullanmışlardır. Ayrıca ordularındaki kadın savaşçılar Grek mitolojisindeki Amazon efsanesine kaynaklık etmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Coğrafi konumun belirlenmesi
Karadeniz'in kuzeyi, tarih boyunca İskitlerin temel hakimiyet alanıdır.
İskitler bu bölgede Greklerle de komşuluk yapmış bir bozkır topluluğudur.
2
Sanat üslubunun analizi
Geyik ve pars gibi hayvan figürlerinin maden üzerinde işlenmesi 'Hayvan Üslubu'nu işaret eder.
İskitler, maden işlemeciliğindeki başarıları nedeniyle 'Bozkırın Kuyumcuları' olarak bilinir.
3
Sosyal yapının değerlendirilmesi
Kadın savaşçı zırhları, İskitlerdeki 'Amazon' geleneğiyle örtüşmektedir.
Türk tarihinde kadın savaşçıların en belirgin olduğu ve efsaneleştiği topluluk İskitlerdir.

Anahtar Kavram

İskitlerin (Sakalar) kültürel, sanatsal ve askeri özellikleri
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 58Soru →

II. Göktürk (Kutluk) Devleti döneminde Bilge Kağan; Türk halkının refahını artırmak amacıyla şehirlerin surlarla çevrilmesini ve Budizm dininin kabul edilmesini kurultaya teklif etmiş, ancak bu öneriler Vezir Tonyukuk tarafından sert bir dille reddedilmiştir. Vezir Tonyukuk'un, bu yeniliklerin Türklerin mevcut yaşam tarzına ve bağımsızlık ruhuna aykırı olduğunu savunarak karşı çıkmasındaki temel gerekçe aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Türk nüfusunun Çin'e oranla çok az olması sebebiyle, yerleşik yaşamın ve savaşçılığı engelleyen bir dinin millî kimliği yok ederek asimilasyonu hızlandıracağı endişesi

Cevap

Türklerin nüfus olarak azınlıkta kalması ve yerleşik yaşamın savaşçı özellikleri körelterek asimilasyonu kolaylaştıracağı düşüncesi doğrultusunda verilen cevap doğrudur.
Vezir Tonyukuk, Türk milletinin az sayıdaki nüfusuna rağmen büyük devletleri yenebilmesinin sırrını 'hareketli yaşam tarzı' (konar-göçerlik) ve 'savaşçı kimlik' olarak tanımlamıştır. Budizm gibi pasifliği öğütleyen inançların ve surlar içine hapsolmanın, bu üstünlüğü yok edeceğini ve Türklerin Çin kültürü içinde erimesine sebep olacağını savunarak millî bir strateji gütmüştür.

Adım Adım Çözüm

1
Bilge Kağan'ın tekliflerini analiz et
Şehirleşme (sur yapımı) ve din değiştirme (Budizm) önerileri.
Teklifin amacının halkın yerleşik düzene geçerek refahının artırılması olduğunu belirlemek için.
2
Vezir Tonyukuk'un stratejik konumunu değerlendir
Tonyukuk, Türklerin nüfusunun Çin nüfusunun yüzde biri bile olmadığını belirtmiştir.
Reddetme gerekçesinin temelindeki demografik gerçeği anlamak için.
3
Bozkır kültürünün sağladığı avantajı belirle
Hareket kabiliyeti (mobilite) ve savaşçılık, Türklerin bağımsız kalmasını sağlamaktadır.
Şehirleşmenin bu avantajları neden yok edeceğini kavramak için.
4
Sonuç çıkar
Asimilasyon korkusu ve askeri zafiyet oluşacağı için teklif reddedilmiştir.
Doğru seçeneğe ulaşmak için.

Anahtar Kavram

Bozkır Kültürü ve Stratejik Beka

İpuçları

1
Türklerin o dönemdeki en büyük rakibi olan Çin ile aralarındaki nüfus farkını düşünün.
2
Konar-göçer yaşam tarzının sağladığı askeri avantajlar (hareketlilik) surlarla çevrili şehirlerde devam edebilir mi?
3
Tonyukuk'un itirazı aslında bir 'asimilasyon' (kültürel erime) uyarısıdır.

Daha Fazla Pratik

II. Göktürk Devleti'nin milliyetçi karakterini anlamak için Orhun Abideleri'nde geçen 'aç milleti doyurdum, çıplak milleti giydirdim' ifadelerini sosyal devlet anlayışıyla ilişkilendirerek inceleyiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 59Soru →

Avar (Juan-Juan) Devleti’ne karşı başlattığı bağımsızlık mücadelesini kazanarak 552552 yılında Ötüken merkezli olarak kurulan ve tarihte Türk adını siyasi bir kimlik olarak ilk kez kullanan devlet aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: I.I. Göktürk Devleti

Cevap

I. Göktürk Devleti
I. Göktürk Devleti, 552552 yılında Bumin Kağan önderliğinde Avar (Juan-Juan) hâkimiyetine son verilerek kurulmuştur. En önemli ayırt edici özelliği, Türk adını tarihte ilk kez bir devletin resmi adı olarak kullanmasıdır. Bu devlet ayrıca 'İkili Teşkilat' sistemini uygulayarak doğuyu Bumin Kağan, batıyı ise İstemi Yabgu yönetimiyle idare etmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Kurucu kağanın tespit edilmesi
Soruda belirtilen 552552 yılı ve bağımsızlık mücadelesi bizi Bumin Kağan'a götürür.
Bumin Kağan, Avarlar'ın bir boyu olan Tölesler'in isyanını bastırmış ancak istediği prenses verilmeyince Avarlar'a isyan ederek bağımsızlığını kazanmıştır.
2
Devletin isimlendirme özelliğinin kontrol edilmesi
Tarihte 'Türk' adını siyasi bir ad olarak kullanan ilk topluluk saptanır.
Bu durum Türk milliyetçiliğinin ve ulus bilincinin ilk somut örneği olarak kabul edilir.

Anahtar Kavram

I. Göktürk Devleti'nin Kuruluşu ve İsim Özelliği

Daha Fazla Pratik

Göktürk Devleti'nin 'İkili Teşkilat' yapısını ve İstemi Yabgu'nun Bizans ile kurduğu ilk diplomatik ilişkileri inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 60Soru →

Herodot’un eserlerinde geniş yer ayırdığı bu topluluk, MO¨ VII.MÖ\ VII. yüzyılda Kafkaslar üzerinden güneye inerek Mezopotamya ve Anadolu siyasetinde etkin olmuştur. Bölgedeki Medler ile askeri bir ittifak kurarak Asur İmparatorluğu’nun başkenti Ninova’nın düşmesinde ve imparatorluğun yıkılmasında stratejik rol oynamışlardır. Günümüzde Sibirya bölgesinde varlığını sürdüren Yakut (Saha) Türklerinin ataları oldukları kabul edilen bu bozkır topluluğu aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İskitler (Sakalar)

Cevap

İskitler (Sakalar) topluluğu, Mezopotamya'da Medler ile ittifak kurarak Asur Devleti'nin yıkılmasında rol oynamış ve Yakut Türklerinin atası kabul edilmiştir.
Doğru cevap olan topluluk, tarihte bilinen ilk Türk topluluğu olan İskitlerdir. İskitler, MO¨ VII.MÖ\ VII. yüzyılda askeri güçleriyle Mezopotamya'ya kadar uzanmış, burada Medler ile güç birliği yaparak bölgenin o dönemki en büyük gücü olan Asur İmparatorluğu'na son vermişlerdir. Ayrıca Sibirya'da yaşayan Yakut (Saha) Türklerinin dil ve kültür yapısı, İskitlerin bu bölgedeki bakiyesi olduklarını desteklemektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Dönem ve Coğrafya Analizi
MO¨ VII.MÖ\ VII. yüzyıl ve Kafkasya geçiş hattı.
İskitlerin Karadeniz'in kuzeyinden güneye, Mezopotamya ve Anadolu'ya iniş tarihini saptamak.
2
Siyasi İttifakların Değerlendirilmesi
Medler ile kurulan ortaklık.
Med-İskit ittifakının MO¨ 612MÖ\ 612 yılında Asur'un başkenti Ninova'yı düşürdüğünü doğrulamak.
3
Etnik Bağlantının Kurulması
Yakut (Saha) Türkleri ile olan köken bağı.
Güncel akademik ve genel tarih bilgilerine göre İskitlerin Yakut Türklerinin atası sayıldığı gerçeğini eşleştirmek.

Anahtar Kavram

İskitlerin Siyasi Etkileri ve Etnik Kökenleri

İpuçları

1
Bu topluluk, tarihte 'Bozkırın Kuyumcuları' olarak da anılır ve kadın savaşçıları (Amazonlar) ile ünlüdür.
2
Pers Kralı Darius ile yaptıkları mücadeleler Herodot tarafından detaylıca anlatılmıştır.
3
Alp Er Tunga destanının kahramanı olan bu topluluk, Asurluları yıkan Med-İskit ittifakının bir parçasıdır.

Daha Fazla Pratik

İskitlerin Perslerle yaptıkları mücadelelerin İranlı şair Firdevsi'nin Şehname adlı eserindeki yansımalarını inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
ÖncekiSayfa 3 / 22Sonraki