İslamiyet Öncesi Türk Tarihi

422 soru

Soru 161Soru

Kavimler Göçü'nün tetikleyicisi olan Hunların batı yönündeki hareketi, sadece büyük bir nüfus yer değiştirmesi değil, aynı zamanda Roma İmparatorluğu'nun yüzyıllardır sürdürdüğü 'Limes' (sınır) sisteminin ve idari yapısının kökten sarsılmasına neden olmuştur. Hun baskısıyla yerinden edilen kavimlerin Roma topraklarına kontrolsüz girişi, merkezi otoritenin taşradaki gücünü yitirmesine zemin hazırlamıştır. Bu süreçte Hunların ve beraberindeki kavimlerin yarattığı kaosun, Avrupa'nın siyasi yapısında meydana getirdiği en uzun soluklu ve dönüştürücü sonuç aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Roma'nın barbar kavimlerle yaptığı 'foederati' (antlaşmalı topluluk) sisteminin iflas ederek merkezi otoritenin yerini yerel güç odaklarına ve feodaliteye bırakması

Cevap

Roma'nın 'foederati' sisteminin çökmesi ve merkezi otoritenin yerini yerel güç odaklarına (feodaliteye) bırakması
Kavimler Göçü sonucunda Roma İmparatorluğu'nun merkezi gücü taşrada etkisini yitirmiş, can ve mal güvenliği kalmayan halk yerel güç sahiplerinin (senyörlerin) koruması altına girmiştir. Bu durum, Avrupa'nın yaklaşık bin yıl sürecek olan siyasi, askeri ve ekonomik sistemi olan feodalitenin (derebeylik) ortaya çıkmasına yol açmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Kavimler Göçü'nün Roma sınırları üzerindeki etkisini analiz edin.
Hun baskısıyla gelen Germen kavimleri Roma'nın sınır savunma (Limes) sistemini aşmıştır.
Siyasi istikrarsızlığın kaynağını anlamak.
2
Merkezi otoritenin taşra üzerindeki kontrol kaybını değerlendirin.
Roma ordusu ve idaresi bu büyük göç dalgasını yönetememiş, yerel halk güvenliğini sağlamak için yerel toprak sahiplerine sığınmıştır.
Toplumsal ve siyasi dönüşümün nedenini saptamak.
3
Sonucu tarihsel kavramlarla eşleştirin.
Merkezi krallıkların zayıflaması ve yerel beyliklerin güçlenmesi süreci 'Feodalizm' (Derebeylik) sistemini doğurmuştur.
Kavimler Göçü'nün en temel siyasi sonucuna ulaşmak.

Anahtar Kavram

Kavimler Göçü'nün Siyasi Sonuçları ve Feodalizm

İpuçları

1
Roma'nın merkezi gücü azaldığında halkın kendini korumak için kime sığınmış olabileceğini düşünün.
2
Orta Çağ Avrupa'sının en belirgin siyasi ve ekonomik sistemi olan 'parçalı yönetim' modelini hatırlayın.
3
Kavimler Göçü sonrasında kralların otoritesinin yerini 'derebeyleri' almıştır; bu sisteme ne ad verilir?

Daha Fazla Pratik

Kavimler Göçü'nün dini sonuçları ile Avrupa Hun Devleti'nin asimilasyon süreci arasındaki ilişkiyi inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 162Soru

I. Göktürk Devleti, 552 yılında Bumin Kağan liderliğinde Avar (Juan-Juan) hakimiyetine son vererek Ötüken merkezli kurulmuştur. Türk adını siyasi bir topluluk ismi olarak kullanan ilk devlet olan Göktürklerde; Bumin Kağan 'İl Kağan' unvanını alırken, kardeşi İstemi Yabgu ise devletin batı topraklarını yönetmekle görevlendirilmiştir.

Bu bilgilere ve I. Göktürk Devleti'nin genel özelliklerine bakıldığında, aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılamaz?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: I. Göktürk Devleti, Orta Asya'da siyasi birliği sağlayan ve Türk tarihinde ikili yönetim sistemini başlatan ilk devlettir.

Cevap

I. Göktürk Devleti'nin ikili yönetim sistemini başlatan ilk Türk devleti olduğu yargısı yanlıştır; bu sistem ilk kez Asya Hun Devleti tarafından uygulanmıştır.
I. Göktürk Devleti, 'Türk' adını siyasi bir kimlik olarak kullanan ilk devlet olma unvanına sahiptir ancak ikili teşkilat (ülkenin sağ-sol veya doğu-batı olarak yönetilmesi) sistemi Türk tarihinde ilk kez Asya Hun Devleti döneminde uygulanmaya başlanmıştır. Dolayısıyla bu sistemin Göktürklerle başladığı yargısı tarihsel bir yanılgıdır.

Adım Adım Çözüm

1
I. Göktürk Devleti'nin 'ilk'lerini hatırla.
I. Göktürkler, 'Türk' adını siyasi bir devlet ismi olarak kullanan ilk devlettir.
Soruda verilen 'Türk adını kullanan ilk devlet' bilgisi ile karıştırılabilecek diğer ilkleri ayırt etmek gerekir.
2
İkili teşkilat sisteminin tarihsel gelişimini analiz et.
İkili teşkilat, Türk devlet yönetim geleneğinde Asya Hun Devleti'nden itibaren görülen bir uygulamadır.
Öğrenciler genellikle 'Türk' adını kullanan ilk devlet olduğu için her türlü kurumsal yapının da Göktürklerle başladığını varsayabilir.
3
Seçenekleri bu bilgi ışığında karşılaştır.
İkili yönetimin Göktürklerle başladığını iddia eden seçeneğin tarihsel olarak hatalı olduğu tespit edilir.
Asya Hun Devleti'nin teşkilatlanma özelliklerinin Göktürk özellikleri ile karıştırılmasını önlemek.

Anahtar Kavram

I. Göktürk Devleti'nin Türk tarihindeki yeri ve idari yapısının (ikili teşkilat) kökeni.

İpuçları

1
Bir devletin 'Türk' ismini ilk kez kullanması, tüm yönetim sistemlerinin de o devletle başladığı anlamına gelmez.

Daha Fazla Pratik

Asya Hun ve Göktürk devletlerinin teşkilatlanma yapılarını (ordu, yönetim, veraset) karşılaştıran bir tablo hazırlayarak kronolojik öncelikleri not ediniz.
Tahmini Süre:50s
Soru 163Soru

Asya Hun Devleti hükümdarı Mete Han'ın, Tunguzların (Donghu) kendisinden önce atını, sonra eşini istemesine "Kendi malımdır, veririm." diyerek rıza göstermesine rağmen; iki devlet arasındaki çorak bir toprak parçası istendiğinde "Toprak devletin temeli, milletin malıdır; kimseye verilemez." diyerek savaş kararı alması, aşağıdakilerden hangisinin bir göstergesidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Türk devlet anlayışında vatan ve millet sevgisi bilincinin geliştiğinin

Cevap

Mete Han'ın toprağı 'milletin malı' olarak nitelendirip savaş açması, Türk devlet anlayışında vatan ve millet sevgisi bilincinin yerleştiğini gösterir.
Doğru cevap, Mete Han'ın kişisel mülkiyetini barış için feda edebilmesine rağmen, toprağın topluma ait kutsal bir değer olduğunu vurgulayarak savaş açmasının 'vatan ve millet sevgisi' bilincini yansıtmasıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Metindeki ayrımı analiz etme
Mete Han'ın şahsi mülkiyeti (at, eş) ile kamu mülkiyeti (toprak) arasında kesin bir ayrım yaptığı görülür.
Sorunun kökenindeki temel motivasyonu anlamak için hükümdarın neyi feda edip neyi etmediğini saptamak gerekir.
2
Kavramsal eşleştirme yapma
Toprağın 'devletin temeli' ve 'milletin malı' olarak tanımlanması 'Vatan' kavramına karşılık gelir.
Türk siyasi tarihinde toprağa yüklenen bu anlam, devletin beka anlayışıyla doğrudan ilgilidir.
3
Sonuca ulaşma
Bu tutumun Türk tarihindeki ilk bilinçli vatanseverlik örneği olduğu sonucuna varılır.
KPSS formatında bu anekdot, vatan ve millet bilincinin başlangıcı olarak kabul edilir.

Anahtar Kavram

Türk Devlet Anlayışı ve Vatan Bilinci

İpuçları

1
Mete Han'ın neyi verip neyi vermediğine dikkat edin.
2
Hükümdarın 'Toprak milletin malıdır' ifadesi hangi modern kavramla örtüşür?
3
Bu anekdot Türk tarihinde 'vatanseverlik' kavramının ilk yazılı örneği sayılır.

Daha Fazla Pratik

Mete Han'ın bu tutumunun Türk devlet geleneğindeki sürekliliğini anlamak için Osmanlı Devleti'ndeki 'Miri Arazi' sistemini inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:50s
Soru 164Soru

Orta Asya'da yapılan arkeolojik çalışmalar sonucunda ortaya çıkarılan; Yenisey Irmağı kıyısında gelişim gösteren, demir madeninin bölgede ilk kez işlenip kullanıldığı ve dört tekerlekli araba buluntuları ile tanınan kültür merkezi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Karasuk

Cevap

Demir madeninin ilk kez işlendiği ve dört tekerlekli araba kalıntılarına rastlanan kültür merkezi Karasuk kültürüdür.
Soru kökünde verilen Yenisey Irmağı kıyısında gelişme, demir madeninin ilk kez işlenmesi ve dört tekerlekli araba kullanımı bilgileri, doğrudan Karasuk kültürünü tanımlamaktadır. Karasuk kültürü, MÖ 17001700-12001200 yılları arasında bölgede maden işleme sanatında önemli bir aşamayı temsil eder.

Adım Adım Çözüm

1
Kültür merkezinin coğrafi konumunu belirleyin.
Soru kökünde belirtilen Yenisey Irmağı kıyısı, bizi Karasuk ve Tagar kültürlerine yönlendirir.
Her kültür merkezi Orta Asya'nın farklı bölgelerinde (Aşkabat, Altaylar, Yenisey vb.) gelişim göstermiştir.
2
Kültür merkezinin teknolojik ve karakteristik özelliklerini analiz edin.
Demir madeninin ilk kez işlenmesi ve dört tekerlekli araba buluntuları Karasuk kültürünün ayırt edici özellikleridir.
Afanesyevo Bakır-Taş, Andronovo Tunç Çağı özellikleri gösterirken; Karasuk demir çağına geçişin öncüsüdür.
3
Diğer seçenekleri eleyerek sonuca ulaşın.
Karasuk seçeneği, hem coğrafi hem de teknolojik verilerle tam olarak örtüşmektedir.
Tagar en gelişmiş olandır ancak demir işlemenin başlangıcı Karasuk'tur.

Anahtar Kavram

Orta Asya Kültür Merkezlerinin Kronolojik ve Teknolojik Özellikleri

İpuçları

1
Bu kültür merkezi adını Yenisey Irmağı'nın bir kolundan almaktadır.
2
Demir madeninin işlenmeye başlanması ve tekerlekli araçların kullanımı bu kültürün en büyük yeniliğidir.
3
Andronovo kültüründen sonra gelen ve Tagar kültüründen önce yaşayan bu topluluk, dört tekerlekli arabalarıyla bilinir.

Daha Fazla Pratik

Diğer kültür merkezlerinin (Anau, Afanesyevo, Andronovo, Tagar) anahtar kelimelerini (en eski, en geniş, en gelişmiş gibi) bir tablo yaparak pekiştirebilirsiniz.
Tahmini Süre:50s
Soru 165Soru

Asya Hun Devleti'nde uygulanan "İkili Teşkilat" sistemine göre ülke toprakları yönetim bakımından doğu ve batı şeklinde ikiye ayrılmıştır. Güneşin doğduğu yön olan doğu, kutsal sayılarak "asıl merkez" kabul edilmiş ve hükümdar (Şanyü/Kağan) burada oturmuştur. Batı kanadı ise iç işlerinde serbest olmak üzere hanedan mensubu bir "Yabgu" tarafından yönetilmiştir.

Bu idari yapılanmanın, Türk devlet geleneği içerisindeki işleyişi dikkate alındığında, devletin merkeziyetçi yapısını zayıflatarak parçalanmasına zemin hazırlayan en temel yönü aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yabgu'nun kendi yönetim bölgesinde iç işlerinde bağımsız olması ve kendine ait askeri-idari bir kadroya sahip olmasının, merkezi otoritenin zayıflamasıyla iktidar rekabetine veya kopuşlara yol açması

Cevap

İkili teşkilatta batı kanadını yöneten yabgunun özerk yetkilere ve kendi ordusuna sahip olması, merkezi otorite zayıfladığında devletin bölünmesine yol açan temel unsurdur.
İkili teşkilat yapısında Batı kanadını yöneten Yabgu, iç işlerinde serbesttir ve kendi askeri-idari teşkilatına sahiptir. Bu durum, merkezi otoritenin güçlü olduğu dönemlerde yönetimi kolaylaştırsa da, merkezi otorite zayıfladığında Yabgu'nun merkeze rakip çıkmasına veya kendi bölgesinde bağımsızlık ilan ederek devletin ikiye bölünmesine doğrudan zemin hazırlar. Bu, federatif bir yapının getirdiği doğal bir istikrarsızlık riskidir.

Adım Adım Çözüm

1
İkili teşkilatın idari yapısını analiz et
Devletin Doğu (Merkez) ve Batı (Yabgu) olarak ikiye ayrıldığını ve Batı'nın özerk olduğunu belirle.
Sistemin işleyişindeki yetki dağılımını anlamak için.
2
Merkeziyetçilik kavramı ile bu yapıyı ilişkilendir
İki farklı yönetim odağının (Hakan ve Yabgu) merkeziyetçilikle çeliştiğini saptama.
Devletin neden kolay parçalandığını yapısal olarak açıklamak için.
3
Risk faktörlerini değerlendir
Yabgu'nun kendine ait ordusu ve idari kadrosu olmasının, merkezi otorite sarsıldığında bir 'bağımsızlık' veya 'rakip otorite' potansiyeli taşıdığını gör.
Doğru cevaba ulaşmak için siyasi sonucu netleştirmek.

Anahtar Kavram

İkili Teşkilat ve Federal Yapı Riskleri

İpuçları

1
İkili teşkilatın sadece bir 'kolaylık' değil, aynı zamanda 'iki başlılık' riski taşıdığını düşünün.

Daha Fazla Pratik

Kut inancı ve Veraset sisteminin taht kavgaları üzerindeki etkisini inceleyerek 'İkili Teşkilat' ile farkını pekiştirebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 166Soru

Uygurlar, Bögü Kağan döneminde Maniheizm dinini benimseyerek Türk tarihinde sosyal, ekonomik ve kültürel açıdan köklü bir dönüşüm süreci başlatmışlardır. Bu süreçte Türklerin geleneksel göçebe yaşam tarzı yerini yerleşik hayata bırakmaya başlamış; tarımsal üretim ve ticaret, hayvancılığın önüne geçmiştir. Buna göre, aşağıdakilerden hangisi Uygurların bu değişim süreciyle birlikte Türk kültür ve devlet geleneğine kazandırdığı yenilikler arasında yer almaz?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ülke topraklarının hanedan üyelerinin ortak malı sayılması anlayışının sürdürülmesi

Cevap

Ülke topraklarının hanedan üyelerinin ortak malı sayılması anlayışının sürdürülmesi, Uygurlardan önceki Türk devletlerinde de (Asya Hun, Göktürkler) uygulanan kadim bir gelenektir; Uygurlarla başlayan bir yenilik değildir.
Türk devletlerinde ülkenin hanedan üyelerinin ortak malı sayılması (veraset sistemi), İslamiyet öncesi dönemden Osmanlı'ya kadar süregelen bir gelenektir. Uygurlar yerleşik hayata geçip kültürel yapıyı değiştirseler de bu siyasi anlayışı devam ettirmişlerdir, yani bu bir 'uygur yeniliği' değildir.

Adım Adım Çözüm

1
Uygur dönemindeki değişimleri analiz et
Uygurlar; Maniheizm, yerleşik hayat, tarım, mimari ve matbaa gibi alanlarda köklü yenilikler yapmıştır.
Soruda Uygurların 'yeni' kazandırdığı özellikler ile 'eski' gelenekleri ayırt etmemiz istenmektedir.
2
Seçeneklerdeki unsurları 'yenilik' ve 'gelenek' olarak sınıflandır
Şehirleşme (Balık), matbaa, fresko ve yazılı sivil hukuk 'yenilik' iken; veraset sistemi 'gelenektir'.
Veraset sistemi (ülkenin hanedanın ortak malı olması), Türk devlet geleneğinde süreklilik gösteren bir unsurdur.
3
Doğru cevabı belirle
Hanedan ortak mülkiyeti anlayışı bir yenilik değil, devamlılıktır.
Uygurlar kültürel değişimlere rağmen siyasi yönetimdeki temel 'Kut' ve 'Veraset' anlayışını korumuşlardır.

Anahtar Kavram

Uygurlarda Kültürel Değişim ve Siyasi Süreklilik

İpuçları

1
Uygurlarda değişen şeyler genellikle yaşam tarzı ve dinle ilgilidir.
2
Devlet yönetimi ve veraset anlayışı (Kut), Türk devletlerinde en uzun süre değişmeden kalan unsurlardandır.
3
Asya Hunları ve Göktürklerin de ülkeyi hanedan üyeleri arasında paylaştırdığını hatırlayın.

Daha Fazla Pratik

Uygurların yerleşik hayata geçmesinin ordu yapısı ve savaşçılık özellikleri üzerindeki etkilerini inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 167Soru

Asya Hun Devleti'nde (Büyük Hun Devleti) sosyal hayatı düzenleyen Töre kuralları çerçevesinde, suç işleyenlere verilen hapis cezalarının süresinin genellikle 10 günü aşmadığı görülmektedir. Buna karşın vatana ihanet, ordudan kaçma veya barış zamanı kılıç çekme gibi suçların cezası doğrudan ölümdür.

Asya Hun Devleti'nde hapis cezalarının bu kadar kısa süreli tutulmasının temel nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Konar-göçer (göçebe) yaşam tarzının bir sonucu olarak yerleşik hapishanelerin bulunmaması

Cevap

Asya Hun Devleti'nde hapis cezalarının kısa olmasının temel nedeni, topluluğun konar-göçer yaşam tarzı nedeniyle sürekli hareket halinde olması ve yerleşik hapishane kültürünün bulunmamasıdır.
Konar-göçer (göçebe) yaşam tarzı, toplumun mevsimlik olarak yaylak ve kışlaklar arasında hareket etmesini gerektirir. Bu yaşam biçiminde, suçluları yıllarca kapalı tutacak sabit hapishaneler inşa etmek ve bu kişileri korumak/beslemek toplumsal hareketliliğe aykırıdır. Bu nedenle Türk töresinde hapis cezaları kısa tutulmuş, ağır suçlar için doğrudan idam veya sürgün gibi cezalar tercih edilmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Asya Hun Devleti'nin temel yaşam tarzını belirle.
Devletin temel yaşam tarzı hayvancılığa dayalı konar-göçerliktir (nomadizm).
Toplumsal yapının tüm dinamikleri bu hareketliliğe göre şekillenir.
2
Yaşam tarzı ile hukuk sistemi arasındaki ilişkiyi kur.
Sürekli yer değiştiren bir toplumda, suçluları uzun süre kapalı bir mekanda tutacak sabit yapılar (hapishaneler) inşa edilemez.
Hareketlilik, taşınamaz kurumların oluşmasını engeller.
3
Seçenekler arasında bu mantıksal bağı ara.
Konar-göçerliğin hapis süresine etkisi doğrudan B seçeneğinde verilmiştir.
Doğru seçeneğe ulaşmak için sosyal yapı ile hukuki sonuç arasındaki bağ teyit edilir.

Anahtar Kavram

Konar-Göçer Yaşam ve Hukuk İlişkisi

İpuçları

1
Hunların geçim kaynaklarını ve buna bağlı olarak nasıl bir yaşam sürdüklerini düşünün.
2
Bir topluluğun sürekli yer değiştirmesi, suçluların uzun süre tutulacağı sabit yapılar inşa edilmesini zorlaştırır mı?
3
Cevap, Türklerin yerleşik hayata geçmeden önceki temel hayat tarzı olan 'konar-göçerlik' ile doğrudan ilgilidir.

Daha Fazla Pratik

İslamiyet öncesi Türk devletlerinde göçebe yaşamın sanat, ordu yapısı ve mülkiyet anlayışı üzerindeki diğer etkilerini inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 168Soru

Orta Asya’nın tarih öncesi dönemlerine ait arkeolojik buluntular, bölgedeki medeniyetin gelişimini ve Türk kültürünün kökenlerini anlamada kritik rol oynar. Bu merkezler, belirli kronolojik sıralamalar ve tipolojik özelliklerle tanımlanmıştır.

Buna göre;
I. Orta Asya’nın arkeolojik açıdan tespit edilen en eski (yaklaşık M.O¨.4000M.Ö. 4000) yerleşim tabakasına sahip kültür merkezi olması,
II. Türklerin atalarına ait olduğu bilimsel çevrelerce kabul edilen en eski (yaklaşık M.O¨.25001700M.Ö. 2500-1700) kültür bölgesi olması

özellikleri dikkate alındığında, bu merkezler aşağıdakilerin hangisinde sırasıyla doğru olarak verilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Anau - Afanesyevo

Cevap

Anau ve Afanesyevo seçeneği doğrudur çünkü Anau tüm Orta Asya'nın, Afanesyevo ise Türklerin bilinen en eski kültür katmanıdır.
Verilen bilgiler ışığında; Orta Asya’da yerleşik hayatın ve tarımın ilk izlerini taşıyan en eski kültür katmanı Aşkabat (Türkmenistan) yakınlarındaki Anau kültürüdür (M.O¨.4000M.Ö. 4000). Diğer taraftan, Altay-Sayan dağlarının güneyinde gelişen ve bakır ile taş aletlerin bir arada kullanıldığı (Kalkolitik), Türklerin atalarına ait olduğu kabul edilen ilk özgün kültür ise Afanesyevo kültürüdür (M.O¨.25001700M.Ö. 2500-1700).

Adım Adım Çözüm

1
Adım 1: Bölgenin genel tarihsel sürecini analiz edin.
Sonuç: Orta Asya'da arkeolojik kazılarla saptanan en eski yerleşim katmanının Aşkabat yakınlarındaki Anau kültürü olduğu belirlenmiştir.
Neden: Sorunun ilk öncülü bölgenin mutlak en eski merkezini sormaktadır.
2
Adım 2: Türklerin etnik kökeniyle bağdaştırılan verileri inceleyin.
Sonuç: Altay-Sayan Dağları çevresinde gelişen Afanesyevo kültürünün Türklerin atalarına (proto-Türkler) ait en eski kültür olduğu saptanmıştır.
Neden: İkinci öncül Türk kültür tarihinin başlangıç noktasını hedeflemektedir.
3
Adım 3: Elde edilen verileri sırasıyla eşleştirin.
Sonuç: Birinci özellik Anau, ikinci özellik Afanesyevo ile eşleşmektedir.
Neden: İstenen kronolojik ve karakteristik silsile bu şekilde tamamlanmaktadır.

Anahtar Kavram

Orta Asya Kültür Merkezlerinin Kronolojisi ve Ayırt Edici Özellikleri

İpuçları

1
Orta Asya'nın en eski kültür merkezinin günümüz Türkmenistan sınırları içinde olduğunu hatırlayın.
2
Türklerin en eski kültürü ile en geniş yayılma alanı gösteren kültürü (Andronovo) karıştırmamaya dikkat edin.
3
Bölgedeki mutlak başlangıç Anau iken, Türklerin kendi içindeki başlangıcı Afanesyevo'dur.

Daha Fazla Pratik

Andronovo ve Tagar kültürlerinin ayırt edici özelliklerini (brakisefal kafa yapısı, hayvan üslubu) inceleyerek bilgilerinizi pekiştirebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 169Soru

Uygur Devleti, Maniheizm’i resmi din olarak kabul ettikten sonra toplumsal, ekonomik ve kültürel alanlarda köklü bir değişim yaşamıştır. Ancak bu değişim süreci, devletin temel yönetim anlayışındaki tüm unsurların terk edildiği anlamına gelmemektedir. Buna göre, Uygurlarda görülen aşağıdaki özelliklerden hangisi, Maniheizm'in kabulüne rağmen geleneksel Türk devlet yönetim anlayışının korunduğunu doğrudan kanıtlar?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hükümdarların yönetme yetkisini ilahi bir kaynağa dayandırması

Cevap

Hükümdarların yönetme yetkisini ilahi bir kaynağa dayandırması (Kut inancı)
Türk devlet geleneğinde 'Kut', hükümdara yönetme yetkisinin Tanrı tarafından verildiği inancıdır. Uygurlar Maniheizm'i kabul etmelerine rağmen, hükümdarın yetki kaynağını hala ilahi bir güce (Ay Tengri vb.) dayandırmışlardır. Bu durum, devletin meşruiyet temelinin ve yönetim anlayışının korunduğunu gösteren en net siyasi kanıttır.

Adım Adım Çözüm

1
Uygurların din değiştirmesiyle yaşanan değişimleri analiz edin.
Yerleşik hayat, mimari, tarım ve Maniheizm inancının getirdiği toplumsal değişimler belirlenir.
Sorunun istediği 'süreklilik' (geleneğin korunması) kavramını saptamak için değişimleri elemek gerekir.
2
'Devlet yönetim anlayışı' kavramının Türk tarihindeki geleneksel kökenlerini hatırlayın.
Hükümdarın meşruiyet kaynağı (Kut), töre hukuku ve devletin siyasi teşkilatlanması ön plana çıkar.
Yönetim geleneği sadece dini veya kültürel değişimlerle değil, siyasi yetki kaynağıyla doğrudan ilişkilidir.
3
Seçenekleri devlet yönetimi ve süreklilik açısından değerlendirin.
Uygur kağanlarının 'Ay Tengri' gibi unvanlar alarak yetkilerini ilahi bir güce dayandırmaya devam etmelerinin geleneksel 'Kut' inancının bir yansıması olduğu saptanır.
Din değişse de hükümdarın otoritesini tanrısal bir kaynağa dayandırması, Türk devlet geleneğinin en temel süreklilik unsurudur.

Anahtar Kavram

Siyasi Süreklilik ve Kut İnancı

İpuçları

1
Geleneksel Türk devletlerinde hükümdarın yetki kaynağının ne olduğunu hatırlayın.
2
Uygur kağanlarının 'Ay Tengri' gibi unvanlar alması, yetkinin hala nereden geldiğine inanıldığını gösterir?
3
Siyasi meşruiyet (hükümdarın tahta çıkma hakkı) ile kültürel değişimleri (mimari, tarım) birbirinden ayırın.

Daha Fazla Pratik

Uygur Kağanlarının Maniheizm sonrası kullandıkları yeni unvanların (Bögü, Ay, Gün) Kut anlayışındaki terminolojik değişimini araştırabilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 170Soru

I.I. Göktürk Devleti'nin Batı kanadı yöneticisi İstemi Yabgu, İpek Yolu ticaretini denetim altına almak amacıyla önce Sasanilerle iş birliği yaparak Akhun Devleti'ni ortadan kaldırmış, ardından Sasanilerin ipek ticaretini engellemesi üzerine Bizans İmparatorluğu ile diplomatik münasebetler kurarak Sasanilere karşı cephe almıştır.

**İstemi Yabgu'nun bu faaliyetleri, I.I. Göktürk Devleti'nin dış politikası hakkında aşağıdakilerden hangisini doğrudan kanıtlar niteliktedir?**

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Konjonktürel ittifaklar yoluyla ekonomik ve siyasi çıkarların korunduğunu

Cevap

Dış politikada ekonomik ve siyasi çıkarların korunması için değişen şartlara göre farklı devletlerle ittifaklar yapılmıştır.
İstemi Yabgu'nun izlediği siyaset, 'düşmanımın düşmanı dostumdur' mantığına dayanır. Akhunlar'ı yıkmak için Sasanilerle, Sasaniler ipek ticaretini engelleyince de Bizans ile ittifak kurması, dış politikanın pragmatik (çıkara dayalı) ve konjonktürel olduğunu kanıtlar.

Adım Adım Çözüm

1
Dış politika adımlarını analiz et
Önce Sasanilerle Akhunlar'a karşı, sonra Bizans ile Sasaniler'e karşı iş birliği yapıldığı görülür.
Bu durum, ittifakların sabit olmadığını, çıkar odaklı değiştiğini gösterir.
2
Temel motivasyonu belirle
İpek Yolu'nun kontrolü ve ticari engellerin kaldırılması temel amaçtır.
Tarihsel süreçte Türk devletlerinin dış politikasındaki en büyük ekonomik motivasyon ticaret yollarının güvenliğidir.

Anahtar Kavram

Konjonktürel Diplomasi ve İpek Yolu Hakimiyeti

İpuçları

1
İstemi Yabgu'nun müttefiklerini neden sık sık değiştirdiğine odaklanın.
2
İpek Yolu'nun kontrolü devlet için ne anlama gelir?
3
Sasanilerle önce dost olup sonra onlara karşı Bizans ile anlaşmak, değişen şartlara (konjonktür) uyum sağlandığını gösterir.

Daha Fazla Pratik

İstemi Yabgu'nun Bizans'a gönderdiği elçi Maniakh'ın Türk tarihindeki diplomatik önemini araştırabilirsiniz.

Alternatif Yöntem

Soruda geçen 'Yabgu' unvanı ve 'Bizans ile diplomatik münasebet' kavramlarından yola çıkarak, devletin kurumsal bir dış politika yürüttüğünü ancak bu politikanın milli/ekonomik çıkarlar doğrultusunda esnek olduğunu düşünebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 171Soru

I.I. Göktürk Devleti'nin yıkılmasıyla başlayan 'Esaret Dönemi' (630630-682682), Türk boylarının bağımsızlık arzusunu kırmamış; aksine milli bilincin güçlenmesine zemin hazırlamıştır. Bu sürecin sonunda Kutluk Kağan önderliğinde kurulan II.II. Göktürk Devleti'nde, hükümdara verilen 'İlteriş' unvanı devletin kuruluş karakterini doğrudan yansıtmaktadır.

Buna göre Kutluk Kağan'ın aşağıdaki faaliyetlerinden hangisi, ona 'İlteriş' unvanının verilmesinin temel nedenidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Dağınık haldeki Türk boylarını bir bayrak altında toplayarak siyasi birliği yeniden kurması

Cevap

Kutluk Kağan'ın dağınık durumdaki Türk boylarını siyasi bir birlik altında toplaması, ona 'devleti derleyen' anlamındaki İlteriş unvanının verilmesini sağlamıştır.
Kutluk Kağan, Çin esaretinden kurtulmak isteyen Türk boylarını tek bir ideal etrafında birleştirmiş ve Türk birliğini yeniden sağladığı için kendisine 'devleti derleyen' anlamındaki 'İlteriş' unvanı layık görülmüştür.

Adım Adım Çözüm

1
'İlteriş' unvanının etimolojik kökenini analiz etme
'İl' devlet, 'ter-iş' ise derleyen, toplayan demektir.
Unvanın verilme nedenini anlamak için kelime anlamını bilmek gerekir.
2
630630-682682 arası dönemdeki siyasi durumu değerlendirme
Türk boyları Çin esaretinde ve dağınık durumdaydı.
Kuruluş sürecindeki en büyük zorluğun boyların birleşmesi olduğunu belirlemek için gereklidir.
3
Kutluk Kağan'ın başarısını bu bağlamda yorumlama
Kutluk Kağan, Tonyukuk ile birlikte boyları birleştirmiş ve bağımsızlığı kazanmıştır.
Unvanın neden başka bir hükümdara değil de Kutluk Kağan'a verildiğini açıklar.

Anahtar Kavram

İlteriş (Devleti Derleyen/Toplayan) unvanı ve Türk siyasi birliğinin yeniden tesisi.

İpuçları

1
'İlteriş' kelimesindeki 'il' ekinin Türk devlet geleneğindeki anlamını düşünün.
2
II.II. Göktürk Devleti'nin, dağınık boyları bir araya getiren bir 'restorasyon' (yeniden kurma) devleti olduğunu hatırlayın.
3
Kelime anlamı 'derleyen, toplayan' olan bu unvan, hükümdarın Türk birliğini sağlama başarısına vurgu yapar.

Daha Fazla Pratik

Bilge Kağan döneminde dikilen Orhun Yazıtları'nın devletin bu kuruluş ruhunu nasıl yansıttığını inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 172Soru

İslamiyet öncesi Türk tarihinde; Karadeniz'in kuzeyi ile Orta Asya arasında geniş bir sahada yaşamış olan, Türk sanatında 'hayvan üslubu'nun temellerini atan ve günümüz Yakut (Saha) Türklerinin ataları olarak kabul edilen ilk Türk topluluğu aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İskitler (Sakalar)

Cevap

Günümüz Yakut (Saha) Türklerinin ataları sayılan ve hayvan üslubunu başlatan topluluk İskitler (Sakalar) topluluğudur.
İskitler (Sakalar), tarihte bilinen ilk Türk topluluğu olup Türk sanatının karakteristik özelliği olan 'hayvan üslubu'nun (figürlerde hayvanların birbirleriyle mücadelesi) yaratıcısıdırlar. Ayrıca günümüz Sibirya bölgesinde yaşayan Yakut (Saha) Türkleri, İskitlerin günümüzdeki temsilcileri/torunları olarak kabul edilmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Anahtar kavramları belirle
Hayvan üslubu, Yakut Türklerinin ataları, Karadeniz'in kuzeyi.
Soruda verilen ayırt edici özelliklerin hangi tarihsel yapıya ait olduğunu tespit etmek gerekir.
2
Topluluk ve devlet ayrımını yap
İskitler bir topluluk iken Asya Hun, Göktürk ve Uygurlar teşkilatlı birer devlettir.
Soruda 'ilk Türk topluluğu' vurgusu yapılarak devletleşme öncesi süreç hedeflenmiştir.

Anahtar Kavram

İskitler (Sakalar) Özellikleri

İpuçları

1
Bu topluluk, tarihte bilinen ilk Türk 'devleti' değil, ilk Türk 'topluluğu'dur.

Daha Fazla Pratik

İskitlerin en önemli hükümdarları olan Tomris Hatun ve Alp Er Tunga'nın hayatlarını inceleyerek bilgilerini pekiştirebilirsin.
Tahmini Süre:45s
Soru 173Soru

İslamiyet Öncesi Türk Tarihi incelendiğinde; merkezi ve teşkilatlı bir devlet yapısından ziyade boylar konfederasyonu şeklinde yaşayan, tarihte bilinen ilk Türk topluluğu aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İskitler (Sakalar)

Cevap

İskitler (Sakalar), tarihte bilinen ilk Türk topluluğudur.
İskitler (Sakalar), M.Ö. 7. yüzyılda tarih sahnesine çıkan ve Türk tarihindeki 'bilinen ilk Türk topluluğu' olma özelliğini taşıyan yapıdır. Bozkır kültürünü geniş bir coğrafyaya yaymışlardır.

Adım Adım Çözüm

1
Soru kökündeki 'ilk Türk topluluğu' ifadesini analiz etme.
Tarihsel kronolojide Hunlardan önce varlık gösteren grup belirlenmelidir.
Türk tarihinin başlangıç evresindeki toplumsal yapıları ayırt etmek için gereklidir.
2
'Topluluk' ve 'Devlet' kavramlarını birbirinden ayırma.
İskitlerin merkezi bir devlet teşkilatı kurmadığı, boy birliği şeklinde yaşadığı saptanır.
Asya Hun Devleti ile olan en temel farkı ortaya koymak için kullanılır.

Anahtar Kavram

İskitlerin Türk tarihindeki konumu ve statüsü

İpuçları

1
'Bozkırın Kuyumcuları' olarak bilinen bu grup, bir devletten ziyade konfederasyon yapısındadır.

Daha Fazla Pratik

Asya Hun Devleti ile İskitler arasındaki statü farkını (topluluk vs devlet) bir tablo üzerinden inceleyiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 174Soru

Uygurların Maniheizm inancını benimseyerek yerleşik hayata geçmeleriyle birlikte; başkent Ordubalık gibi merkezlerin yüksek surlarla çevrildiği, şehirlerin içerisinde ise saray, kütüphane ve kalıcı tapınaklar gibi büyük ölçekli mimari yapıların inşa edildiği görülmektedir. Bu mimari ve sosyal dönüşüm, önceki Türk devletleriyle kıyaslandığında aşağıdakilerden hangisinin temel bir strateji değişikliğine uğradığının en somut kanıtıdır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Savunma doktrininin 'hareketli bozkır taktiklerinden' 'sabit alan savunmasına' evrilmesi

Cevap

Savunma doktrininin hareketli bozkır taktiklerinden sabit alan savunmasına evrilmesi
Doğru cevap olan savunma stratejisindeki değişim, yerleşik hayatın getirdiği fiziksel zorunluluklarla ilgilidir. Göçebe Türk devletleri (Hun, Göktürk) saldırı aldığında geri çekilip düşmanı bozkırın derinliklerine çekerek yıpratabilirdi. Ancak Uygurlar; kütüphaneler, matbaalar ve devasa tapınaklar inşa ettikleri için bu birikimi bırakıp gidemezlerdi. Bu yüzden şehirlerin etrafını surlarla çevirerek, Türk tarihinde ilk kez 'alan/şehir savunması' sistemini kurumsallaştırmışlardır.

Adım Adım Çözüm

1
Uygurların yaşam tarzındaki değişimi analiz etme
Maniheizm ile birlikte yerleşik hayata geçilmiş ve ilk Türk şehirleri (Balık) kurulmuştur.
Soruda belirtilen surlar ve kalıcı yapılar şehirleşmenin doğrudan göstergesidir.
2
Mimari yapıların askeri stratejiye etkisini değerlendirme
Kalıcı eserlerin (saray, tapınak, kütüphane) taşınamaz olması, saldırı anında şehri terk etmeyi imkansız kılmıştır.
Hun ve Göktürklerdeki 'kaç-kurtul' veya 'yıpratma' taktikleri, yerleşik bir merkezi korumak için yetersizdir.
3
Savunma biçimindeki değişimi belirleme
Şehirlerin surlarla çevrilmesi, ordunun açık alanda savaşmak yerine kale/şehir savunması yapmaya başladığını kanıtlar.
Bozkır kültürünün hareketli savunma doktrini, yerleşik hayatla birlikte sabit alan savunmasına dönüşmüştür.

Anahtar Kavram

Yerleşik Hayatın Askeri ve Stratejik Sonuçları

İpuçları

1
Uygurların inşa ettiği şehirlerin (Balık) etrafındaki surların işlevini düşünün.
2
Eski Türklerde ordu sürekli hareket halindeyken, yerleşik bir şehirde düşman saldırısına karşı nasıl bir tepki verilir?
3
Surlar, 'bulunulan yeri terk etmeme' ve orayı savunma amacını taşır; bu da geleneksel bozkır taktiklerinin değiştiğini gösterir.

Daha Fazla Pratik

Uygurların Maniheizm ile değişen hükümdar unvanlarını (Ay Tengri gibi) ve bu durumun Kut anlayışındaki sürekliliğini inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 175Soru

Asya Hun Devleti’nde her yılın belirli aylarında düzenlenen ve 'Toy' veya 'Kurultay' olarak adlandırılan toplantılar, devlet idaresinin en önemli unsurlarından biriydi. Çin kaynaklarına göre Hunlar; yılın birinci ayında, beşinci ayında (ilkbahar) ve dokuzuncu ayında (sonbahar) olmak üzere üç büyük meclis toplarlardı. Bu toplantılardan dokuzuncu ayda 'Dai-lin' bölgesinde gerçekleştirilen büyük kurultayda, devletin askerî ve ekonomik planlamasını somutlaştırmak adına yapılan temel uygulama aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ülke genelinde insan ve hayvan sayımı yapılarak vergi yükümlülüklerinin ve ordu potansiyelinin güncellenmesi

Cevap

Ülke genelinde insan ve hayvan sayımı yapılarak vergi yükümlülüklerinin ve ordu potansiyelinin güncellenmesi
Asya Hun Devleti'nde dokuzuncu ayda (sonbahar) düzenlenen büyük kurultay, devletin envanterinin çıkarıldığı toplantıdır. Bu dönemde yapılan insan ve hayvan sayımı; hem savaş durumunda toplanacak ordu miktarını belirlemek hem de kış öncesi vergi yükümlülüklerini saptamak için kritik öneme sahiptir. Bu teknik faaliyet, Hunların gelişmiş bir idari ve askerî bürokrasiye sahip olduğunu gösterir.

Adım Adım Çözüm

1
Hun kurultaylarının zamanlamasını analiz etme
Hunların dini ve idari amaçlı üç ana toplantı yaptığı belirlenir.
Soruda spesifik olarak dokuzuncu ay (sonbahar) kurultayı sorulmaktadır.
2
Sonbahar kurultayının temel amacını saptama
Bu kurultayın devletin maddi ve insani kaynaklarını denetlemek amacıyla toplandığı bilgisine ulaşılır.
Hun gibi konar-göçer devletlerde askerî güç ve vergi kaynağı doğrudan nüfus ve hayvan sayısına bağlıdır.
3
Seçenekler arasında idari ve teknik faaliyeti bulma
İnsan ve hayvan sayımı seçeneği, sonbahar kurultayının temel fonksiyonu ile eşleşir.
Bu faaliyet, kışa girmeden önce devletin savaşa hazırlık ve ekonomik durumunu netleştirmesini sağlar.

Anahtar Kavram

Hun Kurultaylarının İşlevleri (Sayım ve Planlama)

İpuçları

1
Hunların göçebe yaşam tarzında vergi ve ordu gücü neye dayanıyor olabilir?
2
Kışa girmeden hemen önce yapılan bir toplantıda, devletin kaynaklarını bilmesi neden önemlidir?
3
Bu toplantı aslında tarihteki ilk düzenli nüfus ve hayvan sayımı (istatistik) faaliyetlerinden biridir.

Daha Fazla Pratik

Mete Han'ın 'Onlu Sistem'ini bu sayım faaliyetiyle birlikte düşünerek askerî organizasyonun nasıl kurulduğunu inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 176Soru

I. Göktürk Devleti döneminde hükümdar Tapo Kağan’ın Budizm’i halk arasında yayma ve bu dini resmi bir devlet politikası haline getirme girişimi, Kurultay üyeleri tarafından "Türklerin savaşçı ve hareketli karakterine zarar vereceği" gerekçesiyle sert bir şekilde reddedilmiştir.

Bu tarihi gelişme, I. Göktürk Devleti'nin siyasi ve toplumsal yapısı hakkında aşağıdakilerden hangisini doğrudan kanıtlar?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Toplumsal kimliği ve askeri karakteri koruma bilincinin hükümdar kararlarının üzerinde tutulduğu

Cevap

Toplumsal kimliği ve askeri karakteri koruma bilincinin hükümdar kararlarının üzerinde tutulduğu
I. Göktürk Devleti'nde Tapo Kağan'ın Budizm'i getirme çabasına karşı gösterilen direnç, Türklerin göçebe-savaşçı yaşam tarzını ve buna bağlı milli kimliğini (töre) koruma isteğinden kaynaklanır. Kurultay'ın bu kararı reddetmesi, toplumun ve devlet adamlarının kültürel asimilasyona karşı gösterdiği bilinçli bir tepkidir.

Adım Adım Çözüm

1
Metindeki anahtar ifadeyi analiz et.
Hükümdar Tapo Kağan'ın Budizm teklifi, 'Türklerin savaşçı karakterine uymadığı' gerekçesiyle reddedilmiştir.
Reddedilme sebebinin toplumsal ve askeri yapıya dayandırılması, kararın ideolojik/kültürel zeminini belirler.
2
Hükümdarın otoritesi ile Kurultay'ın tepkisini karşılaştır.
Hükümdarın kişisel isteği, toplumun ve meclisin direnciyle karşılaşmıştır.
Bu durum, milli benliğin korunması refleksinin hükümdarın bireysel tercihlerinden daha güçlü olduğunu gösterir.
3
Sonucu seçeneklerle eşleştir.
Milli kimliği ve askeri yapıyı koruma bilincinin vurgulandığı seçenek doğrudur.
KPSS formatında bu olay, Türklerin kültürel muhafazakarlığı ve bağımsızlık karakteriyle ilişkilendirilir.

Anahtar Kavram

Milli Kimlik ve Kültürel Korunma

İpuçları

1
Reddedilme gerekçesi olan 'Türk karakterine uygun olmama' ifadesine odaklanın.

Daha Fazla Pratik

Uygur Devleti'nin Maniheizm'i kabul etmesinin sonuçları ile bu olayı kıyaslayarak kültürel değişim farklarını inceleyin.
Tahmini Süre:50s
Soru 177Soru

Asya Hun Devleti'nin kurucu merkezi olan Ötüken; Türk mitolojisinde ve devlet geleneğinde "Toprak Ana" olarak kabul edilmiş, Hunlardan sonra bölgeye hâkim olan Göktürkler ve Uygurlar tarafından da "Kutsal Başkent" kimliğiyle korunmuştur. Türk devlet felsefesinde Ötüken'e yüklenen bu merkezi anlam, aşağıdakilerden hangisinin bir göstergesidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Devletin (İl) kurumsal kimliğinin, coğrafi bir merkezle bütünleşerek siyasi süreklilik ve meşruiyet sembolü haline geldiğinin

Cevap

Devletin (İl) kurumsal kimliğinin, coğrafi bir merkezle bütünleşerek siyasi süreklilik ve meşruiyet sembolü haline geldiğinin
Doğru seçenek, Ötüken'in Türk devlet felsefesindeki 'merkez' rolünü en geniş kapsamda açıklar. İlk Türk devletlerinde bir hanedan değişse bile (Hunlardan Göktürklere geçiş gibi), devletin kalbinin Ötüken'de kalması, 'devletin sürekliliği' (İl) düşüncesini ve o toprağa hâkim olanın meşru hükümdar sayılması anlayışını gösterir.

Adım Adım Çözüm

1
Ötüken'in Türk tarihindeki tarihsel konumunu ve 'Toprak Ana' sıfatını analiz etmek.
Ötüken'in sadece askeri değil, manevi ve sembolik bir merkez olduğu belirlendi.
Sorunun kökünde verilen sıfatların hangi siyasi kavrama işaret ettiğini anlamak için gereklidir.
2
Asya Hun, Göktürk ve Uygur devletlerinin başkent seçimindeki sürekliliği değerlendirmek.
Farklı hanedanların aynı merkezi kullanmasının rastlantı olmadığı, bir gelenek olduğu anlaşıldı.
Siyasi süreklilik kavramını doğrulamak için farklı devletlerin ortak davranışını görmek önemlidir.
3
Bu sürekliliğin 'Devlet (İl)' kavramı ve 'Meşruiyet' ile bağını kurmak.
Ötüken'e hâkim olmanın, Türk dünyasında meşru bir devlet kurmanın şartı olarak görüldüğü sonucuna varıldı.
Seçenekler arasında en kapsamlı ve felsefi olanın siyasi meşruiyet olduğunu saptamak için son analiz adımıdır.

Anahtar Kavram

Ötüken ve Devlet Sürekliliği: İslamiyet öncesi Türk devletlerinde 'İl' (devlet) kavramı soyut bir varlıktır ancak bu varlık kutsal bir coğrafi merkezle (Ötüken) somutlaştırılır. Bir hükümdarın tüm Türk boyları üzerinde meşru otorite kurabilmesi için Ötüken'e hâkim olması şart görülmüştür.

İpuçları

1
Ötüken'in farklı Türk devletleri tarafından başkent olarak seçilmesinin sadece askeri bir nedeni mi olabilir, yoksa bu bir gelenek midir?
2
Türklerin devleti tanımlarken kullandığı 'İl' kavramı ile vatan toprağının birleşmesini düşünün.
3
'Meşruiyet' (yasal olma/kabul görme) kavramına odaklanın; bir hükümdar neden başka bir yeri değil de özellikle Ötüken'i başkent yapmak ister?

Daha Fazla Pratik

Bu kavramı daha iyi anlamak için Orhun Abideleri'nde Ötüken Ormanı hakkında geçen ifadeleri inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 178Soru

I. Göktürk Devleti'nin yıkılmasından sonra başlayan ve yaklaşık elli yıl süren Çin esareti dönemi, 682 yılında Kutluk Kağan'ın başlattığı bağımsızlık mücadelesiyle sona ermiştir. Dağınık haldeki Türk boylarını yeniden bir bayrak altında toplayarak Ötüken merkezli devleti yeniden ayağa kaldıran Kutluk Kağan'a, bu başarısından dolayı "İlteriş" unvanı verilmiştir.

Buna göre, "İlteriş" unvanının Kutluk Kağan'a verilmesinin temel gerekçesi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Devleti ve milleti derleyip toparlayarak birliği yeniden sağlaması

Cevap

Kutluk Kağan'a verilen 'İlteriş' unvanı, onun parçalanmış Türk boylarını bir araya getirerek devleti yeniden kurma (derleyip toparlama) başarısını temsil etmektedir.
Kutluk Kağan'ın bağımsızlık mücadelesi sonucunda dağınık Türk boylarını bir araya getirerek devleti yeniden teşkilatlandırması, ona 'İl'i (devleti) derleyip toparlayan' anlamına gelen 'İlteriş' unvanının verilmesini sağlamıştır. Bu durum Orhun Yazıtları'nda da 'babam kağan yedi yüz kişiyle ili, töreyi kazandı' şeklinde ifade edilmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Tarihsel süreci analiz etme
I. Göktürklerin yıkılışı sonrası 50 yıllık bir esaret dönemi (Matem Devri) yaşandığı saptanır.
Kutluk Kağan'ın mücadelesinin hangi koşullarda başladığını anlamak için gereklidir.
2
"İlteriş" kavramının etimolojik kökenini inceleme
"İl" (Devlet/Millet) + "Ter-" (Toplamak/Derlemek) = İlteriş (Devleti derleyen/kuran) anlamı bulunur.
Unvanın veriliş amacının doğrudan hükümdarın eylemiyle ilişkili olduğunu kanıtlar.
3
Kutluk Kağan'ın faaliyetleriyle eşleştirme
Kutluk Kağan'ın dağınık boyları birleştirip devleti yeniden kurması ile unvanın anlamı örtüşür.
Soruda sorulan temel gerekçeyi belirlemek için son adımdır.

Anahtar Kavram

İlteriş Unvanı ve Devlet Restorasyonu

İpuçları

1
"İl" kelimesinin eski Türkçedeki anlamını düşünün.
2
Unvanın içindeki "ter-" fiili, Türkçedeki "derlemek" veya "toplamak" eylemiyle aynı kökten gelir.
3
Kutluk Kağan'ın elli yıllık esaretten sonra yaptığı en büyük işin dağınık boyları birleştirmek olduğunu hatırlayın.

Daha Fazla Pratik

II. Göktürk Devleti döneminde dikilen Orhun Yazıtları'nın Türk tarihindeki önemini ve Vezir Tonyukuk'un 'Türklerin Bismarck'ı' olarak anılma nedenlerini araştırabilirsiniz.

Alternatif Yöntem

Kelime analizi yöntemi: İl (Devlet) + Ter- (Topla) + -iş (Yapan eki) = Devleti toplayan.
Tahmini Süre:45s
Soru 179Soru

Kutluk Kağan, 682682 yılında bağımsızlık mücadelesini başlattığında Çin esaretinde dağınık halde bulunan Türk boylarını yeniden bir araya getirmiş ve bu başarısından dolayı kendisine "İlteriş" (İli/devleti derleyip toplayan) unvanı verilmiştir. Bu tarihsel gelişme, II. Göktürk Devleti'nin kuruluş başarısının doğrudan aşağıdakilerden hangisine dayandığını kanıtlamaktadır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Boylar arasındaki kopukluğun giderilerek güçlü bir siyasi organizasyonun (teşkilatlanmanın) gerçekleştirilmesine

Cevap

II. Göktürk Devleti'nin başarısı, dağınık boyların siyasi bir disiplin altında birleştirilerek teşkilatlandırılmasına dayanmaktadır.
Kutluk Kağan'a verilen "İlteriş" unvanı, kelime anlamı itibarıyla "devleti derleyip toplayan" demektir. 5050 yıllık esaret döneminde başarılı olunamamasının temel sebebi boyların dağınık olmasıdır. Kutluk Kağan'ın bu boyları bir disiplin altında birleştirerek siyasi bir güç haline getirmesi (teşkilatlandırması), bağımsız devletin kurulmasını sağlayan asıl etkendir.

Adım Adım Çözüm

1
"İlteriş" unvanının anlamını analiz etme.
"İl" devlet, "teriş" ise derleyen/toplayan demektir.
Unvanın içeriği, liderin gerçekleştirdiği temel faaliyeti açıklar.
2
Devletin kuruluş sürecindeki boylar arası ilişkiyi değerlendirme.
Çin esaretinde parçalanmış olan Türk boylarının yeniden bir araya getirildiği sonucuna varılır.
Münferit isyanların aksine, toplu bir hareketin devletleşmesi için birlik şarttır.
3
Siyasi sonuç ile seçenekler arasında bağ kurma.
Dağınıklığın giderilmesinin "teşkilatlanma" (organizasyon) kavramı ile örtüştüğü görülür.
Türk devlet geleneğinde devlet kurmak, boyları bir nizam (töre) altında toplamak demektir.

Anahtar Kavram

İlteriş Unvanı ve Siyasi Teşkilatlanma

İpuçları

1
Kutluk Kağan'a verilen "İlteriş" unvanının kelime anlamını düşünün.
2
Bir devletin kurulabilmesi için sadece savaşmak yetmez, insanların ortak bir amaç ve otorite etrafında toplanması gerekir.
3
Çin esaretindeki Türklerin en büyük sorunu bir lider etrafında birleşememekti; Kutluk Kağan bu birliği sağlayarak "derleyen" unvanını aldı.

Daha Fazla Pratik

Tonyukuk'un II. Göktürk Devleti'nin kuruluşundaki stratejik rolü ve 'Apa Tarkan' unvanı üzerine çalışabilirsiniz.

Alternatif Yöntem

Unvanın (İl-teriş) kökeninden giderek "İl"in devlet, "Ter"in ise (derlemek/toplamak) kökü olduğunu fark ederseniz doğrudan siyasi birleşmeye ulaşabilirsiniz.
Tahmini Süre:50s
Soru 180Soru

İslamiyet öncesi Türk tarihinde; Pers hükümdarı Büyük Kiros (Cyrus) ile yaptıkları mücadelelerde kadın hükümdarları Tomris Hatun’un liderliğiyle ön plana çıkan, ordularında 'Amazon' adı verilen kadın savaşçılara yer vermeleriyle tanınan ve özellikle altın işleme sanatındaki estetik maharetleri nedeniyle 'Bozkırın Kuyumcuları' unvanıyla anılan topluluk aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İskitler (Sakalar)

Cevap

İskitler (Sakalar)
İskitler (Sakalar), MO¨ VII.MÖ\ VII. yüzyıldan itibaren Karadeniz’in kuzeyi ve Orta Asya düzlüklerinde yaşamış, kadın hükümdarları Tomris Hatun ve kadın savaşçıları Amazonlar ile tanınan ilk Türk topluluğudur. Maden işleme sanatındaki başarıları nedeniyle 'Bozkırın Kuyumcuları' olarak adlandırılmışlardır.

Adım Adım Çözüm

1
Metindeki anahtar kelimeleri ve tarihsel figürleri tespit et.
Tomris Hatun, Amazon savaşçıları ve 'Bozkırın Kuyumcuları' unvanı belirlendi.
Bu ifadeler Türk tarihinin erken dönemlerindeki belirli bir kültürel ve siyasi yapıyı tarif eder.
2
Kavramları Türk topluluklarıyla eşleştir.
Altın işlemeciliğinde uzmanlaşan ve ilk Türk topluluğu kabul edilen yapının İskitler olduğu sonucuna varıldı.
İskitler, hem arkeolojik buluntular (altın eserler) hem de tarihi kayıtlar (Pers ve Yunan kaynakları) ile bu özelliklerle özdeşleşmiştir.

Anahtar Kavram

İskitlerin (Sakalar) Tarihsel ve Kültürel Kimliği

İpuçları

1
Bu topluluk, Karadeniz’in kuzeyinde bilinen en eski Türk boylar birliğidir.
2
Madenleri işleme yetenekleri o kadar yüksektir ki, tarihçiler onlara 'Bozkırın Kuyumcuları' demiştir.
3
Alp Er Tunga ve Şu destanları bu topluluğun kahramanlıklarını anlatır; Tomris Hatun ise en ünlü kadın liderleridir.

Daha Fazla Pratik

İskitlerin sanatındaki 'Hayvan Üslubu'nun sonraki Türk devletlerindeki etkilerini araştırmanız konuyu pekiştirmenize yardımcı olacaktır.
Tahmini Süre:2m 0s
ÖncekiSayfa 9 / 22Sonraki
İslamiyet Öncesi Türk Tarihi — KPSS Genel Yetenek - Genel Kültür — Sayfa 9 | Examkin