Osmanlı Devleti Kültür ve Medeniyeti

410 soru

Soru 201Soru

Osmanlı Devleti'nde hukuk sistemi, İslam hukukunun esas alındığı "şer’i hukuk" ve eski Türk gelenekleri ile padişah emirlerinden oluşan "örfi hukuk" olmak üzere iki temel unsura dayanmaktadır. Padişahlar, devletin ve toplumun değişen ihtiyaçları doğrultusunda ferman ve kanunnameler çıkararak örfi hukuku şekillendirme yetkisine sahiptirler. Buna göre, Osmanlı hukuk düzeninde padişahın yasama yetkisini kullanarak örfi hukuk alanında bir düzenleme yapabilmesi için aranan en temel şart aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Alınan kararların şer’i hukuk hükümlerine aykırılık teşkil etmemesi

Cevap

Padişahın örfi hukuk alanında yaptığı düzenlemelerin şer'i hukuk kurallarına aykırı olmaması Osmanlı hukuk sisteminin en temel şartıdır.
Osmanlı hukukunda padişahın yasama gücü mutlak görünse de, İslam dininin hükümleri (Şer'i Hukuk) bu gücün sınırını belirler. Şeyhülislam'dan alınan fetvalar, yapılan örfi düzenlemelerin dine uygunluğunu denetleyerek sistemde bir denge sağlar. Dolayısıyla örfi hukuk, şer'i hukuka aykırı olamaz.

Adım Adım Çözüm

1
Hukuk sisteminin kaynaklarını belirle
Osmanlı hukuku Şer'i (dini) ve Örfi (geleneksel/idari) olarak ikiye ayrılır.
Hukukun yapısını anlamak için temel kaynakları ayırt etmek gerekir.
2
Padişahın yasama yetkisini analiz et
Padişah, örfi hukuk alanında ferman ve kanunnamelerle yeni kurallar koyabilir.
Yasama gücünün kapsamını belirlemek sorunun çözümüne yardımcı olur.
3
İki hukuk dalı arasındaki hiyerarşiyi kur
Örfi hukuk, şer'i hukukun boşluklarını doldurur ancak onun temel ilkeleriyle çelişemez.
Osmanlı'daki "Hukukun Üstünlüğü" ve meşruiyet zemini bu uyuma dayanır.

Anahtar Kavram

Hukuki Dualizm ve Şer'i Hukukun Üstünlüğü

İpuçları

1
Osmanlı'da hukukun bir 'üst sınırı' olduğunu ve bu sınırın dini temellere dayandığını hatırlayın.
2
Padişahın çıkardığı bir kanun, Kuran ve Sünnet temelli olan şer'i hükümlerle çatışabilir miydi?
3
Örfi hukukun meşruiyeti, şer'i hukukun izin verdiği sınırlar içinde kalmasına bağlıdır.

Daha Fazla Pratik

Osmanlı hukukunda mahkemelerin işleyişini ve 'Kadı'ların bağımsızlığını konu alan sorulara göz atabilirsiniz.
Tahmini Süre:50s
Soru 202Soru

Osmanlı Devleti'nde XVIII.XVIII. yüzyılda artan savaş masraflarını karşılamak ve hazineye nakit akışı sağlamak amacıyla uygulamaya konulan, devletin yıllık vergi gelirlerinin paylara (hisselere) bölünerek kişilere ömür boyu kiralanması esasına dayanan ve Türk mali tarihinde "ilk iç borçlanma" sistemi olarak kabul edilen düzenleme aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Esham

Cevap

Osmanlı Devleti'nde pay senetleri yoluyla gerçekleştirilen ilk iç borçlanma sistemini ifade eden Esham sistemidir.
Esham sistemi, Osmanlı Devleti'nin nakit ihtiyacını karşılamak için vergi gelirlerini kâğıt senetlere (paylara) bölerek halka satmasıdır. Bu uygulama, devletin kendi tebaasından borç alması anlamına geldiği için "ilk iç borçlanma" olarak kabul edilir ve kağıt paraya (Kaime) giden yolun ilk basamağı sayılır.

Adım Adım Çözüm

1
Metindeki temel anahtar kavramları belirleyin.
"XVIII.XVIII. yüzyıl", "paylara bölünme", "ömür boyu kiralama" ve "ilk iç borçlanma" ifadeleri tespit edildi.
Soruda tanımlanan mali terimi diğerlerinden ayırt etmek için bu spesifik özellikler gereklidir.
2
Mali terimleri kronolojik ve işlevsel olarak karşılaştırın.
İltizam ve Malikâne vergi toplama yöntemleridir; Esham ise bu gelirlerin senetlere bölünerek satıldığı bir borçlanma aracıdır.
Osmanlı maliyesindeki evrimi (İltizam → Malikâne → Esham) anlamak doğru cevaba ulaşmayı sağlar.

Anahtar Kavram

Osmanlı Devleti'nde İç Borçlanma (Esham Sistemi)

İpuçları

1
Soruda bahsedilen sistem, Osmanlı'da kâğıt paranın (Kaime) atası olarak kabul edilen bir senet sistemidir.
2
Bu sistem III. Mustafa döneminde planlanmış, ancak ilk kez 17751775 yılında I. Abdülhamid döneminde uygulanmıştır.
3
Kelime anlamı 'hisseler' veya 'paylar' olan bu sistem, doğrudan bir iç borçlanma yöntemidir.

Daha Fazla Pratik

Esham sisteminin kâğıt para uygulaması olan 'Kaime'ye nasıl zemin hazırladığını ve Osmanlı ekonomisindeki enflasyonist etkilerini araştırabilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 203Soru

Osmanlı klasik dönem taşra idaresinde, eyalet ve sancakların başında mülki ve askerî yönetici olarak Beylerbeyi ve Sancakbeyi bulunurken; bu görevlilerin suç işleyen kişilere yönelik cezalandırma yetkisi bölge kadısının mahkeme kararına (ilam) bağlanmıştır. Bu yönetim modeli ile devletin taşrada ulaşmak istediği temel amaç aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yargı bağımsızlığını koruyarak taşra idarecilerinin merkezi otoriteye rakip birer güç haline gelmesini önlemek

Cevap

Yargı bağımsızlığını koruyarak taşra idarecilerinin merkezi otoriteye rakip birer güç haline gelmesini önlemek
Osmanlı Devleti, taşrada görevlendirdiği Beylerbeyi ve Sancakbeyi gibi güçlü mülki/askerî yöneticilerin yerelde kendi başlarına birer güç odağı haline gelmelerini istememiştir. Bu nedenle yürütme (Seyfiye) ve yargı (İlmiye) yetkileri birbirinden ayrılmıştır. Bir yöneticinin mahkeme kararı (ilam) olmadan ceza uygulayamaması, yargı bağımsızlığını sağlar ve yöneticilerin halk üzerindeki gücünü hukukla sınırlayarak merkezi otoritenin sarsılmasını engeller.

Adım Adım Çözüm

1
Görevli sınıflarının tespiti
Beylerbeyi ve Sancakbeyi 'Seyfiye' (yönetim/askerlik), Kadı ise 'İlmiye' (hukuk/yargı) sınıfına mensuptur.
Osmanlı devlet yapısında görevlerin hangi sınıflara dağıtıldığını bilmek yetki sınırlarını anlamayı sağlar.
2
Yetki sınırlamasının analizi
Mülki amirlerin (yürütme) bir suçluya ceza verebilmesi için mutlaka bağımsız bir hukukçunun (Kadı) 'ilam'ına ihtiyaç duyması, askeri gücün hukukla sınırlandırılmasıdır.
Bu durumun yerel yöneticilerin keyfi uygulamalarını nasıl engellediğini saptamak gerekir.
3
Merkezi otorite ile ilişkilendirme
Taşra yöneticilerinin yargı yetkisine sahip olmaması, onların yerelde özerk birer 'beylik' gibi hareket etmesini önler; tüm yargı süreci merkezin atadığı kadılar üzerinden denetlenir.
Sistemin temel amacının padişahın mutlak otoritesini ve adaleti her yerde hakim kılmak olduğunu anlamak soruyu çözer.

Anahtar Kavram

Osmanlı Taşra Teşkilatında Fren-Denge Mekanizması ve Seyfiye-İlmiye Ayrımı

İpuçları

1
Osmanlı Devleti'nde 'Seyfiye' kılıç ehlini, 'İlmiye' ise hukuk ve din ehlini temsil eder. Bu iki sınıfın yetkileri neden birbirinden ayrılmış olabilir?
2
Bir sancakbeyinin bir suçluya ceza vermeden önce kadıdan 'ilam' (hüküm) alması zorunluluğu, askeri gücün hukuk tarafından denetlenmesi anlamına gelir.
3
Bu denge sistemi, taşra yöneticilerinin keyfi davranmasını engelleyerek halkın devlete olan güvenini korur ve padişahın otoritesinin taşrada tek güç kalmasını sağlar.

Daha Fazla Pratik

Osmanlı Devleti'nde Kadıların atanma ve görevden alınma süreçlerinin merkeziyetçilik üzerindeki etkisini araştırabilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 204Soru

Osmanlı Devleti'nde maliye yönetimi, hazine düzeni ve vergi çeşitliliği devletin güçlü bir merkezi yapı kurmasında belirleyici olmuştur. Bu sistemin işleyişinde Defterdar’dan mültezime, şer’i vergilerden örfi uygulamalara kadar geniş bir hiyerarşi ve hukuksal temel mevcuttur.

Osmanlı mali teşkilatı, vergi sistemi ve temel ekonomik uygulamalarla ilgili aşağıda verilen bilgilerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Müslüman olmayan tebaadan din ve can güvenliğinin sağlanması ile askerlik hizmetinden muaf tutulmaları karşılığında alınan Cizye, devletin yasama yetkisine dayanan örfi bir vergidir.

Cevap

Cizye vergisinin örfi bir vergi olarak nitelendirilmesi yanlıştır; Cizye, İslam hukukuna dayanan şer'i bir vergidir.
Cizye vergisi, İslam hukukunun bir gereği olarak Müslüman olmayan erkek tebaadan askerlik yapmamaları ve devlet koruması altında olmaları karşılığında alınır. Bu niteliğiyle doğrudan dini kurallara dayandığı için 'Şer'i Vergiler' kategorisinde yer alır. Seçenekte ise devletin yasama (padişahın iradesi) yetkisine dayanan 'Örfi Vergi' olarak tanımlanması bilgi hatası oluşturur.

Adım Adım Çözüm

1
Seçeneklerdeki kurum ve kavramların görev tanımlarını analiz edin.
Defterdar hazineden sorumlu mutlak vekildir, Mukataa nakit gelir kaynağıdır, Gedik dükkan açma iznidir, Narh ise fiyat belirleme sistemidir.
Osmanlı maliyesindeki temel kavramların doğru tanımlanması eleme yapmayı sağlar.
2
Vergilerin hukuki kaynağını (Şer'i ve Örfi ayrımını) değerlendirin.
Öşür, Haraç ve Cizye şer'i vergilerdir. Avarız, Çiftresmi ve diğerleri örfi vergilerdir.
KPSS sorularında şer'i ve örfi vergi ayrımı en sık sorulan hassas bilgi noktalarından biridir.
3
Cizye vergisinin niteliğini inceleyin.
Cizye, gayrimüslimlerden alınan dini kökenli (şer'i) bir yükümlülüktür.
Cizye'nin örfi vergi olarak tanımlanması, bilginin hukuki kaynağı açısından hatalıdır.

Anahtar Kavram

Osmanlı Vergi Sistemi (Şer'i ve Örfi Ayrımı)

İpuçları

1
Osmanlı'da vergileri sınıflandırırken kaynağına bakın: Kur'an ve fıkıh temelli mi yoksa padişah emirli mi?
2
Öşür, Haraç ve Cizye vergilerinin ortak noktası, hepsinin şer'i hukuk kökenli olmasıdır.

Daha Fazla Pratik

İltizam sisteminin daha sonra Malikâne ve Esham sistemlerine dönüşme sürecini ve bu sistemlerin hazine üzerindeki etkilerini inceleyebilirsiniz.

Alternatif Yöntem

Eğer vergileri Şer'i (Öşür, Haraç, Cizye) ve Örfi (Geri kalanlar: Avarız, Çiftresmi, Cerime vb.) olarak iki listeye ayırırsanız, Cizye'nin hangi listede olduğunu hatırlayarak soruyu saniyeler içinde çözebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 205Soru

Osmanlı Devleti'nde toprakların büyük bir kısmını oluşturan mirî araziler; savunma, diplomasi ve bürokrasi gibi alanlardaki giderlerin karşılanmasında temel kaynak olmuştur. Örneğin, sınır güvenliğini sağlayanlara 'Yurtluk', kale muhafızları ve tersane giderlerine ise 'Ocaklık' adı verilen toprakların vergi gelirleri tahsis edilmiştir. Bu uygulama ile Osmanlı yönetimi; orduyu beslemek, güvenliği sağlamak ve üretimi denetlemek gibi temel fonksiyonları bir arada yürütmüştür. Buna göre, bahsedilen toprak tasarruf yöntemiyle Osmanlı Devleti'nin aşağıdakilerden hangisini amaçladığı savunulamaz?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Toprak mülkiyetini yerel ailelere devrederek güçlü bir feodal yapı oluşturmak

Cevap

Toprak mülkiyetini yerel ailelere devrederek güçlü bir feodal yapı oluşturmak ifadesi Osmanlı Devleti'nin toprak sistemiyle amaçladığı bir durum değildir.
Osmanlı toprak hukukunda 'Mirî Arazi' sisteminin en temel amacı, mülkiyetin devlette kalmasını sağlayarak merkezi otoriteyi korumaktır. Avrupa'daki feodal sistemlerin aksine, Osmanlı'da toprağın mülkiyeti yerel güçlere veya şahıslara devredilmez; böylece güçlü bir yerel aristokrasinin (derebeyliğin) oluşması engellenmiş olur. Seçeneklerde geçen 'toprak mülkiyetini devretmek' ve 'feodal yapı oluşturmak' ifadeleri Osmanlı devlet geleneğiyle taban tabana zıttır.

Adım Adım Çözüm

1
Mirî arazi kavramını analiz etme
Mirî arazinin mülkiyeti her zaman devlete (Rakabe) aittir.
Toprağın sahibinin devlet olması, merkezi otoritenin en büyük güvencesidir.
2
Yurtluk ve Ocaklık gibi alt başlıkların işlevini belirleme
Bu araziler güvenlik, savunma ve stratejik (tersane) ihtiyaçların finansmanı için ayrılır.
Askeri harcamaların yerinden yönetilmesi devlet hazinesindeki nakit yükünü azaltır.
3
Osmanlı'nın feodalizm politikasını değerlendirme
Osmanlı Devleti, Avrupa'dakine benzer bir derebeylik veya aristokrat sınıfın oluşmaması için mülkiyeti şahıslara devretmez.
Mülkiyetin devredilmesi, devletin otoritesini zayıflatır ve yerel güç odaklarının oluşmasına neden olur.

Anahtar Kavram

Mirî Arazi ve Merkeziyetçilik İlişkisi

İpuçları

1
Osmanlı Devleti'nin merkeziyetçi yapısını ve Avrupa'daki derebeylik sistemine karşı tutumunu hatırlayın.
2
Yurtluk ve Ocaklık arazileri Mirî (Devlet) arazidir; bu arazilerde mülkiyetin kime ait olduğu sorunun anahtarıdır.
3
Osmanlı'da 'Rakabe' yani mülkiyet hakkı devlete aittir; toprağı kullanan veya vergisini toplayan kişi mülk sahibi değildir.

Daha Fazla Pratik

Mirî arazinin bir diğer türü olan 'Mukataa' sisteminin 17. yüzyılda 'Malikâne' sistemine dönüşmesinin feodalleşme (Ayanlık) üzerindeki etkilerini inceleyin.

Alternatif Yöntem

Soruyu çözerken Osmanlı'daki 'Tımar' sisteminin mantığını bu toprak çeşitlerine uyarlayın; devletin toprak mülkiyetini asla paylaşmadığını bildiğinizde yanlış amacı kolayca tespit edebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 206Soru

Osmanlı Devleti'nde hukuk sisteminin merkez teşkilatındaki işleyişine dair aşağıdaki tablo verilmiştir:

İşlev/GörevAçıklama
İftaBir meselenin dinen uygunluğu hakkında görüş (fetva) bildirmek.
KazaDivan-ı Hümayun'da davaları dinleyip yargılamayı karara bağlamak.

Tabloda belirtilen bu görevleri yerine getiren İlmiye sınıfı mensupları aşağıdakilerin hangisinde sırasıyla doğru eşleştirilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Şeyhülislam - Kazasker

Cevap

Osmanlı hukuk sisteminde dini görüş bildirme (ifta/fetva) yetkisi Şeyhülislam'a; Divan-ı Hümayun'da yargılama yapma ve karar verme (kaza) yetkisi ise Kazasker'e aittir.
Osmanlı Devleti'nde hukuk sistemi İlmiye sınıfının denetimindedir. 'İfta' yetkisi, yani bir olayın şeriat kurallarına uygun olup olmadığına dair fetva verme yetkisi Şeyhülislam'a aittir. 'Kaza' yetkisi ise davaların mahkemelerde (Divan-ı Hümayun dahil) görülüp karara bağlanmasıdır; bu görevi Divan düzeyinde Kazasker yürütür.

Adım Adım Çözüm

1
Fonksiyonların Tanımlanması
İfta (fetva verme) ve Kaza (yargılama) fonksiyonlarının birbirinden ayrıldığını belirle.
Osmanlı'da yargı bağımsızlığını ve uzmanlaşmayı sağlamak için bu iki yetki farklı makamlara verilmiştir.
2
Makam Eşleştirmesi
İfta makamının Şeyhülislam, Kaza makamının (Divan düzeyinde) Kazasker olduğunu tespit et.
Şeyhülislam fetva ile meşruiyet sağlar; Kazasker ise kadıların atamasını yapan ve Divan'daki davalara bakan adalet bakanıdır.
3
Kayıt Sisteminin Belirlenmesi
Bu süreçlerin Şer'iyye Sicilleri ve Tereke Defterleri gibi resmi kayıtlara geçtiğini hatırla.
Verilen hükümlerin ve miras paylaşımlarının hukuksal geçerliliği bu defterlere kaydedilmesine bağlıdır.

Anahtar Kavram

İlmiye Sınıfı ve Yargı Hiyerarşisi

İpuçları

1
Kararın 'dini' uygunluğu ile 'hukuki' icrası Osmanlı'da farklı makamlara verilmiştir.
2
Divan-ı Hümayun'da yargılamayı yapan kişi aynı zamanda kadıların atamasını da yapan 'Adalet Bakanı' konumundaki kişidir.
3
Fetva verme yetkisi Şeyhülislam'ındır, ancak kendisi Divan'da bizzat dava görmez. Davayı görüp karara bağlayan Kazasker'dir.

Daha Fazla Pratik

Kazasker'in askeri sınıfa ait miras (tereke) kayıtlarını tutan 'Kassamlar' üzerindeki otoritesini inceleyebilirsiniz.

Alternatif Yöntem

Osmanlı'da 'Kaza' kelimesinin 'Kadı' ve 'Kazasker' ile kökteş olduğunu (yargı anlamında) hatırlamak, yargılama yapan görevliyi bulmayı kolaylaştırır.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 207Soru

Osmanlı Sarayı'nın devlet yönetim merkezi ve dış hizmetler alanı olan 'Birun' bölümünde toplanan Divan-ı Hümayun'da İlmiye sınıfını temsil eden en yüksek görevlilerden biri Kazaskerdir. Kazasker'in yetki alanı, yine İlmiye sınıfına mensup olan Şeyhülislam ile zaman zaman karıştırılmaktadır. Buna göre, aşağıdakilerden hangisi Kazasker'in Şeyhülislam'dan farklı olarak yürüttüğü temel görevlerden biridir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kadı ve müderrislerin atama, terfi ve görevden alma (tayin) işlemlerini yürütmek

Cevap

Kazasker'in Şeyhülislam'dan farklı olarak yürüttüğü temel görev, kadı ve müderrislerin atama, terfi ve görevden alma işlemlerini yürütmektir.
Kazasker, Osmanlı merkez teşkilatında İlmiye sınıfının en yüksek idari ve hukuki yetkililerinden biridir. Şeyhülislam ile en büyük farkı, Kazasker'in kadıların (yargı) ve müderrislerin (eğitim) atama, terfi ve azil gibi özlük işlemlerinden doğrudan sorumlu olmasıdır. Şeyhülislam ise daha çok danışma ve dini onay (fetva) makamıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Görevli Sınıfını Belirleme
Kazasker ve Şeyhülislam'ın her ikisi de İlmiye (din, hukuk, eğitim) sınıfına mensuptur.
Soru kökündeki görevlilerin hangi idari sınıfta yer aldığını anlamak, seçenekleri elemek için ilk adımdır.
2
Şeyhülislam'ın Rolünü Tanımlama
Şeyhülislam'ın ana görevi fetva vermektir; icracı veya atama yetkisine sahip bir idari amir değildir.
Şeyhülislam'ın yetki sınırlarını belirlemek, Kazasker ile olan farkını ortaya çıkarır.
3
Kazasker'in İdari Yetkilerini Tespit Etme
Kazasker, Divan-ı Hümayun'un asıl üyesidir ve adalet ile eğitim sisteminin (kadı-müderris) yönetiminden sorumludur.
Kazasker'in hem bir yargıç (askeri hakim) hem de bir personel müdürü gibi çalıştığını kavramak doğru cevaba ulaştırır.

Anahtar Kavram

Osmanlı Devleti'nde İlmiye Sınıfı ve Kazaskerlik Makamı

İpuçları

1
Kazasker ve Şeyhülislam aynı sınıfta olsalar da birinin görevi daha 'idari ve personel yönetimi' odaklıdır.
2
Osmanlı'da kadı ve müderrislerin amiri kimdir diye düşünün; bu kişi aynı zamanda askeri davalara da bakar.
3
Şeyhülislam fetva verir, Kazasker ise atama (tayin) yapar.

Daha Fazla Pratik

Osmanlı Devleti'nde İlmiye sınıfının diğer üyeleri olan Kadı ve Müderrislerin görev farklarını inceleyerek konuyu pekiştirebilirsiniz.

Alternatif Yöntem

Görevlileri sınıflarına (Seyfiye, İlmiye, Kalemiye) göre gruplandırarak İlmiye sınıfı dışındaki seçenekleri (Nişancı, Defterdar, Sadrazam) elemek, ardından kalan iki İlmiye üyesi arasında 'icracı/atayıcı' olanı seçmek çözüm süresini kısaltır.
Tahmini Süre:50s
Soru 208Soru

Osmanlı Devleti'nde devlet hazinesinin (Hazine-i Amire) nakit ihtiyacını karşılamak amacıyla geliri doğrudan merkeze ayrılan toprakların vergi gelirleri, belirli bir ihale usulüyle şahıslara bırakılmıştır. Bu doğrultuda vergi toplama hakkının yıllık olarak devredilmesine 'iltizam', XVII. yüzyılın sonlarından itibaren bu hakkın ömür boyu devredilmesine ise 'malikâne' sistemi denilmiştir.

Sözü edilen bu mali ve idari birim aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Mukataa

Cevap

Geliri doğrudan merkeze aktarılan ve iltizam/malikâne yöntemleriyle vergilendirilen birim 'Mukataa'dır.
Mukataa, Osmanlı maliyesinde geliri doğrudan devlet hazinesine ayrılmış, vergi geliri mültezimlere (iltizam sistemiyle) veya malikâne sahiplerine ihale edilen mali ve idari birimdir. Defterdar tarafından yönetilen Hazine-i Amire'nin en önemli nakit kaynağını oluşturur.

Adım Adım Çözüm

1
Merkez hazinesinin (Hazine-i Amire) nakit ihtiyacı ile ilişkili toprak sistemini belirleme
Osmanlı'da 'Miri' topraklar içinde geliri doğrudan merkeze giden tek birim Mukataa'dır.
Diğer miri topraklar (Dirlik vb.) genellikle hizmet karşılığı memurlara veya vakıflara ayrılmıştır.
2
Vergi toplama yöntemlerini (İltizam ve Malikâne) analiz etme
İltizam ve malikâne, Mukataa topraklarının vergilerini toplamak için kullanılan idari yöntemlerdir.
İltizam yıllık (peşin para ihtiyacı için), malikâne ise daha sonraki dönemlerde istikrar sağlamak amacıyla ömür boyu uygulanmıştır.
3
Diğer ekonomik terimleri eleme
Narh (fiyat kontrolü), Gedik (işletme hakkı) ve Müsadere (el koyma) kavramları mali bir toprak birimi değildir.
Bu terimler ticari düzenleme ve hukuki yaptırımlarla ilgilidir.

Anahtar Kavram

Osmanlı Mali Sisteminde Mukataa ve Nakit Yönetimi

İpuçları

1
Bu birimin geliri, Dirlik sisteminden farklı olarak doğrudan 'Hazine-i Amire'ye (merkez hazineye) aktarılır.
2
İltizam ve malikâne sistemleri, bu toprak biriminin vergilerini toplamak için geliştirilmiş ihaleli yöntemlerdir.
3
Özellikle nakit ihtiyacını karşılamak için kullanılan ve açık artırma ile vergi toplama hakkı devredilen bu birim 'Mukataa' olarak adlandırılır.

Daha Fazla Pratik

İltizam sisteminin bozulmasıyla ortaya çıkan 'Ayan' sınıfının oluşumu ile Mukataa birimleri arasındaki ilişkiyi inceleyebilirsiniz.

Alternatif Yöntem

Toprak sistemlerini 'geliri nereye gidiyor?' sorusuyla gruplandırabilirsiniz: Geliri görevliye gidiyorsa Dirlik, nakit olarak merkeze gidiyorsa Mukataa, sosyal hizmete gidiyorsa Vakıf'tır.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 209Soru

Osmanlı Devleti'nde Şer'i (dini) vergilerin dışında, kamu yararını gözetmek ve karaborsayı önlemek amacıyla hükümdarın yetkisine dayanarak piyasadaki ürünlerin tavan fiyatlarının devlet eliyle belirlenmesi uygulamasına ne ad verilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Narh

Cevap

Piyasadaki ürünlerin tavan fiyatlarının belirlenmesi uygulaması 'Narh' sistemidir.
Narh sistemi, Osmanlı Devleti'nde özellikle gıda ve temel ihtiyaç maddelerinin fiyatlarında aşırı artışı önlemek, tekelciliği (karaborsayı) engellemek ve halkın (tüketicinin) çıkarlarını korumak için uygulanan resmi tavan fiyat sistemidir. Bu uygulama, devletin piyasa üzerindeki denetleyici gücünü temsil eder.

Adım Adım Çözüm

1
Soruda verilen 'fiyat belirleme' ve 'tavan fiyat' anahtar kavramlarını analiz edin.
Bu kavramlar Osmanlı ekonomi sisteminde fiyat müdahalesine işaret etmektedir.
Narh, tüketicinin korunması için devletin piyasayı denetlemesi aracıdır.
2
Seçeneklerdeki diğer mali ve hukuki terimleri eleyin.
İltizam ve Malikâne vergi toplama; Gedik ruhsatlandırma; Müsadere ise el koyma sistemidir.
Soruda istenen tanım sadece Narh kavramıyla örtüşmektedir.

Anahtar Kavram

Narh Sistemi

İpuçları

1
Bu kavram, günümüzdeki 'tavan fiyat' uygulamasına benzeyen bir ekonomi terimidir.
2
Esnafın malları hangi fiyattan satacağını belirleyen ve belediye/devlet tarafından denetlenen sistemdir.

Daha Fazla Pratik

Osmanlı'da bu sistemi uygulayan 'İaşecilik' ilkesini ve piyasayı denetleyen 'Muhtesip' görevlisini inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:35s
Soru 210Soru

Osmanlı klasik dönem taşra teşkilatında idari birimler eyalet, sancak, kaza ve köy şeklinde hiyerarşik bir düzene sahiptir. Bu birimlerde adli hizmetlerin yürütülmesi 'İlmiye' sınıfına mensup görevlilerin sorumluluğundadır. Buna göre, Osmanlı taşra idaresinde kadının görev yaptığı merkeze uzak bölgelerde veya köylerde kadı adına adli yetkileri kullanan görevli aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Naib

Cevap

Osmanlı taşra teşkilatında kadıların bizzat bulunamadığı yerlerde veya köylerde adli yetkileri kullanan kadı vekiline Naib denir.
Osmanlı hukuk sisteminde 'Naib' kelimesi vekil anlamına gelir. Kadılar, görevli oldukları kaza merkezinin dışındaki nahiye veya köylere her zaman gidemedikleri için bizzat kendileri tarafından atanan veya merkezden onaylanan 'naib'leri bu bölgelere gönderirlerdi. Naibler, bulundukları bölgede kadı adına adli işlemleri yürütür, mahkeme kurar ve noterlik hizmeti verirlerdi.

Adım Adım Çözüm

1
Görev alanını belirle
Taşra birimleri (Kaza, Köy)
Soru, kadının bulunmadığı uzak kaza ve köylerdeki durumu sormaktadır.
2
Hizmet sınıfını tespit et
İlmiye Sınıfı
Adli (hukuki) yetki kullanımı İlmiye sınıfına aittir.
3
Unvanları karşılaştır
Naib unvanı 'vekil' anlamına gelir.
Subaşı ve Beylerbeyi Seyfiye sınıfındadır; Yiğitbaşı asayişe odaklıdır; Kazasker ise merkezdedir.

Anahtar Kavram

Osmanlı Taşra Teşkilatı Adli Yapısı (Kadı ve Naib)

İpuçları

1
Kelime anlamı 'vekil' veya 'yardımcı' olan bir unvan aramalısınız.

Daha Fazla Pratik

Osmanlı'da 'Kaza' biriminin yönetiminin diğerlerinden farkını (Kadı'nın mülki amir olması) incelemek konuyu pekiştirecektir.
Tahmini Süre:50s
Soru 211Soru

Osmanlı Devleti'nde merkezi otoritenin taşradaki temsilcileri olan beylerbeyi, sancakbeyi ve kadı gibi görevlilerin halka yönelik kanun dışı uygulamalarını önlemek; halkın haklarını koruyarak adaleti tesis etmek amacıyla padişah tarafından doğrudan yayımlanan belgelere ne ad verilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Adaletname

Cevap

Adaletname, yöneticilerin suistimallerine karşı halkın haklarını koruyan padişah belgesidir.
Adaletname, Osmanlı yönetim anlayışında 'hakkaniyet çemberi'nin bir parçası olarak, reayanın (halkın) yöneticilerin keyfi uygulamalarına karşı korunmasını sağlayan ve doğrudan padişah tarafından çıkarılan hukuki bir belgedir.

Adım Adım Çözüm

1
Metindeki anahtar kelimeleri analiz et.
Halkın korunması, yönetici baskısının önlenmesi ve adaletin tesisi vurgulanmıştır.
Soruda genel bir emir değil, spesifik bir koruma belgesi sorulmaktadır.
2
Osmanlı yazışma türlerini karşılaştır.
Ferman emir, berat atama, adaletname ise hak koruma belgesidir.
Belge türlerinin işlevlerini ayırt etmek doğru cevaba ulaştırır.
3
Terimsel karşılığı doğrula.
Padişahın adalet sağlama yetkisinin bir yansıması olan belge Adaletname'dir.
Merkez teşkilatında padişahın yargı ve denetim yetkisini nasıl kullandığını anlamak esastır.

Anahtar Kavram

Adaletname (Halkın haklarını koruyan beyanname)

İpuçları

1
Bu belge, taşradaki idarecilerin (paşaların, kadıların) yetkilerini kötüye kullanmasını engeller.
2
İsmi, devletin temel direği olan 'adalet' kavramından türetilmiştir.
3
Padişahın halkın şikayetleri üzerine çıkardığı ve 'haksızlıkları giderin' dediği belgedir.

Daha Fazla Pratik

Nişancı'nın görevlerini inceleyerek bu belgelerin hazırlanış sürecindeki rolünü öğrenin.

Alternatif Yöntem

Padişahın 'adalet' dağıtma yetkisini (yasama-yürütme-yargı bileşimi) halkı korumak için kullandığı özel bir araç olarak düşünebilirsiniz.
Tahmini Süre:50s
Soru 212Soru

Osmanlı Devleti’nin klasik dönem merkez teşkilatında bürokrasi, yazışma ve kayıt işlemlerinden sorumlu olan Kalemiye sınıfı, devletin idari işleyişinin sürekliliğini sağlamıştır. Bu sınıfın Divan-ı Hümayun'daki en önemli temsilcilerinden biri olan Nişancının görev ve yetkileri düşünüldüğünde, aşağıdakilerden hangisi bu görevlinin sorumlulukları arasında yer almaz?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Devletin gelir ve gider hesaplarını yaparak yıllık bütçeyi hazırlamak

Cevap

Devletin gelir ve gider hesaplarını yaparak bütçe hazırlamak, Nişancı'nın değil, Kalemiye sınıfının bir diğer üyesi olan Defterdar'ın görevidir.
Nişancı; devletin yazı işleri, fethedilen toprakların kaydı (tahrir) ve belgelerin resmileştirilmesi (tuğra) gibi bürokratik işlerden sorumludur. Devletin gelir-gider dengesini tutmak ve bütçe hazırlamak ise tamamen mali bir görevdir ve bu işten Defterdar sorumludur.

Adım Adım Çözüm

1
Nişancı'nın görev alanını belirle
Nişancı; yazışma, tapu kadastro (tahrir), tuğra çekme ve örfi hukuktan sorumludur.
Soruda istenen 'yer almayan' görevi bulmak için Nişancı'nın kimliğini tanımlamak gerekir.
2
Seçenekleri analiz et
A, B, D ve E seçenekleri bürokrasi ve hukukla ilgilidir. C seçeneği ise tamamen mali bir konudur.
Osmanlı'da görev ayrımı (mali vs. idari) net çizgilerle belirlenmiştir.
3
Mali sorumluluğu olan görevliyi tespit et
Gelir-gider dengesini kuran ve bütçeden sorumlu olan görevli Defterdar'dır.
Yanlış eşleştirmeyi doğrulamak için doğru görevliyle kıyaslama yapılır.

Anahtar Kavram

Osmanlı Divan Üyelerinin Görev Dağılımı

İpuçları

1
Osmanlı'da 'Kalemiye' sınıfı hem yazışma (bürokrasi) hem de maliye (hazine) işlerine bakardı ancak bu iki alan farklı görevlilere bölünmüştü.
2
Nişancı'yı bugünkü anlamda bir 'Devlet Arşivleri Genel Müdürü' veya 'Tapu Kadastro Müdürü' gibi düşünebilirsiniz.
3
Bütçe ve para işleri 'Hazine' ile ilgilidir. Hazine denince akla gelen ilk kişi Defterdar'dır.

Daha Fazla Pratik

Reisülküttab'ın 17. yüzyıldan itibaren Nişancı'dan ayrılarak nasıl dış işlerinden sorumlu hale geldiğini inceleyebilirsiniz.

Alternatif Yöntem

Sınıflandırma yöntemiyle çözün: Nişancı (Yazı/Hukuk) vs. Defterdar (Para/Hesap). Seçeneklerde para ile ilgili olanı ayıklayın.
Tahmini Süre:50s
Soru 213Soru

Osmanlı Devleti'nde mirî arazilerin vergi gelirlerinin görev karşılığı olarak asker ve memurlara dağıtıldığı dirlik sisteminde; toprak sahipleri, kendilerine ayrılan yıllık gelirin (kılıç hakkı dışındaki) her bir dilimiyle (has ve zeametlerde her 5.0005.000 akçe, tımarlarda her 3.0003.000 akçe için) bir asker yetiştirmek zorundaydı.

Buna göre, dirlik sahiplerinin beslemek, donatmak ve savaşa hazır bulundurmakla yükümlü olduğu bu tam teçhizatlı atlı askerlere ne ad verilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Cebelü

Cevap

Dirlik sahiplerinin beslemekle yükümlü olduğu atlı askerlere 'Cebelü' adı verilir.
Dirlik sistemi (Has, Zeamet, Tımar) kapsamında, toprak gelirini alan kişi (sipahi veya devlet görevlisi), elde ettiği her birim gelir karşılığında savaşa hazır bir atlı asker yetiştirmek zorundadır; bu askere 'Cebelü' denir.

Adım Adım Çözüm

1
Dirlik sisteminin işleyişini analiz et.
Devlet, toprağın mülkiyetini elinde tutarak vergi gelirini (Dirlik) görevliye bırakır, karşılığında asker ister.
Toprak sistemi ile ordu ihtiyacını (Tımarlı Sipahiler) karşılamak temel hedeftir.
2
Gelir ve asker yükümlülüğü arasındaki ilişkiyi kur.
Has ve zeametlerde her 5.0005.000 akçe, tımarda ise her 3.0003.000 akçe için bir asker yetiştirilmelidir.
Asker sayısı, toprağın verimliliği ve yıllık vergi geliriyle doğru orantılıdır.
3
Yetiştirilen askerin terminolojideki karşılığını belirle.
Bu askerlere 'Cebelü' (zırhlı/teçhizatlı asker) denir.
Cebelü kavramı, dirlik sahibinin savaşa getirmek zorunda olduğu yardımcı kuvvetleri tanımlar.

Anahtar Kavram

Dirlik Sistemi ve Cebelü Yükümlülüğü

İpuçları

1
Bu askerler eyalet ordusunun (Tımarlı Sipahiler) temelini oluşturur.
2
Kelime anlamı olarak 'zırhlı' ya da 'atlı asker' manasına gelir ve toprak sahibinin bizzat yetiştirdiği kişidir.
3
Dirlik sahiplerinin ilk 3.0003.000 veya 5.0005.000 akçelik gelirine 'kılıç hakkı' denir, sonrasındaki her dilim için bu askeri getirmeleri zorunludur.

Daha Fazla Pratik

Dirlik türlerini (Has, Zeamet, Tımar) yıllık gelir limitlerine göre karşılaştıran bir tabloyu inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 214Soru

Osmanlı klasik dönem taşra teşkilatında idari birimler hiyerarşik bir yapıya sahip olup, her birimin başında mülki ve askeri yetkileri kendisinde toplayan görevliler bulunmaktaydı. Ancak kaza birimi, yöneticisinin hem adli hem de mülki görevleri üstlenmesi bakımından diğer birimlerden ayrılmaktaydı.

Buna göre; eyalet, sancak ve kaza birimlerinin mülki yönetiminden sorumlu olan en üst düzey görevliler aşağıdakilerin hangisinde sırasıyla doğru olarak verilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Beylerbeyi - Sancakbeyi - Kadı

Cevap

Beylerbeyi, Sancakbeyi ve Kadı görevlilerinin sırasıyla eyalet, sancak ve kaza birimlerini yönetmesi doğrudur.
Osmanlı klasik döneminde taşra hiyerarşisi Eyalet (Beylerbeyi), Sancak (Sancakbeyi), Kaza (Kadı) ve Köy (Köy Kethüdası) şeklindedir. Kaza biriminde kadı, hem adaleti sağlar hem de mülki idareyi yürütür; bu yönüyle diğer birimlerden ayrılır.

Adım Adım Çözüm

1
En büyük idari birim olan eyaletin yöneticisini belirle.
Beylerbeyi (Eyalet sorumlusu).
Eyaletler, doğrudan merkeze bağlı en büyük taşra birimleridir.
2
Eyaletin bir alt birimi olan sancağın yöneticisini belirle.
Sancakbeyi (Sancak sorumlusu).
Sancaklar askeri ve idari olarak eyaletlere bağlıdır.
3
Kazanın yönetim özelliğini ve yöneticisini analiz et.
Kadı (Kaza sorumlusu).
Kazalarda yönetim ve adalet işleri kadı tarafından yürütüldüğü için mülki amir kadıdır.

Anahtar Kavram

Osmanlı Taşra İdari Hiyerarşisi

İpuçları

1
Osmanlı'da eyaletlerin en üst düzey askeri ve mülki amirine ne dendiğini düşünün.
2
Kazaların hem yargı hem de yönetim işlerinden sorumlu olan tek bir görevli olduğunu hatırlayın.
3
Hiyerarşi şu şekildedir: Eyalet (Beylerbeyi) > Sancak (Sancakbeyi) > Kaza (Kadı).

Daha Fazla Pratik

Taşra teşkilatında güvenliği (asayiş) sağlayan 'Subaşı' görevlisinin hangi birimlerde bulunduğunu inceleyebilirsiniz.

Alternatif Yöntem

Birim-Görevli eşleştirmesini bir piramit olarak düşünerek en üstten (Eyalet) aşağıya doğru (Kaza) elemeyle sonuca gidebilirsiniz.
Tahmini Süre:50s
Soru 215Soru

Osmanlı Devleti’nin klasik döneminde hukuk sistemi; şer’i hükümlerin değişmezliği ile padişahın örfi düzenlemeleri arasındaki denge üzerine kurulmuştur. Bu sistemde yargı (kaza) yetkisi bağımsız mahkemeler ve bu mahkemelerin hiyerarşik amirleri tarafından yürütülürken, örfi hukukun kayıt altına alınması ve bürokratik tescil süreçleri farklı bir sınıfın yetki alanında kalmıştır.

Buna göre, Osmanlı hukuk sistemindeki görev ve yetki dağılımı dikkate alındığında, aşağıdakilerden hangisi İlmiye sınıfına mensup bir görevli tarafından icra edilen "yargısal bir faaliyet" (kaza) olarak nitelendirilemez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Nişancının, padişah tarafından yayımlanan kanunnamelerin örfi hukuka uygunluğunu kontrol ederek defterlere kaydetmesi

Cevap

Nişancı tarafından kanunnamelerin kayda geçirilmesi faaliyeti, yargısal değil bürokratik bir işlemdir ve bu görevli İlmiye değil Kalemiye sınıfına mensuptur.
Osmanlı klasik döneminde Nişancı, Kalemiye (bürokrasi) sınıfının liderlerinden biridir. Görevi, padişahın örfi yasama gücünü kullanarak çıkardığı kanunnameleri kayda geçirmek, tahrir defterlerini düzenlemek ve belgelere tuğra çekmektir. Bu faaliyetler yargısal (kaza) değil, idari ve tescil faaliyetleridir. Dolayısıyla Nişancı ne İlmiye sınıfına mensuptur ne de yargılama faaliyeti yapar.

Adım Adım Çözüm

1
Görevlilerin hangi sınıfa mensup olduğunu belirle.
Kazasker ve Kadı İlmiye sınıfındayken; Nişancı, bürokrasiyi yöneten Kalemiye sınıfındadır.
Osmanlı'da sınıf ayrımı görev tanımlarına (askeri-yönetim, din-hukuk-eğitim, bürokrasi) göre yapılır.
2
Faaliyetin niteliğini (yargısal mı, idari mi) analiz et.
Dava çözmek, hüküm vermek ve miras taksimi yargısal (kaza) iken; kayıt tutmak ve kanunname düzenlemek idari/yasama faaliyetidir.
Yargı yetkisi mahkeme huzurunda uyuşmazlık çözmeyi ifade eder.
3
İlmiye sınıfı ve yargı yetkisi eşleşmesini kontrol et.
Nişancı hem sınıf (Kalemiye) hem de görev (kayıt/bürokrasi) bakımından istenen kriterlere uymaz.
Soruda hem İlmiye sınıfı hem de yargısal faaliyet şartı bir arada aranmaktadır.

Anahtar Kavram

Osmanlı Devleti'nde yönetici sınıfların (İlmiye, Seyfiye, Kalemiye) ayrımı ve görev dağılımı.

İpuçları

1
Görevin içeriği ile görevlinin bağlı olduğu sınıf (İlmiye/Kalemiye) arasındaki farka dikkat edin.

Daha Fazla Pratik

Şeyhülislam'ın fetva yetkisi (ifta) ile Kadı'nın hüküm yetkisi (kaza) arasındaki kurumsal farkı incelemek faydalı olacaktır.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 216Soru

Osmanlı Devleti’nin askeri tarihinde XVI. yüzyılın sonlarından itibaren yaşanan 'Askeri Devrim' süreci, ordunun yapısında köklü değişimleri beraberinde getirmiştir. Tımar sistemindeki bozulmalar ve tüfekli piyade ihtiyacının artmasıyla, dirlik sahibi olmayan reayadan (köylü) toplanan ve sadece savaş zamanı ücret alan 'levent' grupları orduya dahil edilmiştir. Barış zamanında işsiz kalarak Anadolu'da toplumsal huzursuzluklara ve Celali İsyanları’na zemin hazırlayan bu askeri sınıflar aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sekban ve Sarıca

Cevap

Osmanlı Devleti'nde dirlik sistemi dışından toplanan, tüfek kullanma becerisine sahip ve barış zamanı işsiz kaldıkları için Celali İsyanları'na katılan ücretli askerler Sekban ve Sarıca birlikleridir.
Sekban ve Sarıca birlikleri, Osmanlı Devleti'nin klasik ordu yapısından modern piyade yapısına geçiş sürecinde, kırsaldaki reayadan (leventlerden) toplanan ücretli ve geçici askerlerdir. Bu grupların barış döneminde işsiz kalmaları, XVII. yüzyıl Anadolu'sunu sarsan Celali İsyanları'nın en önemli nedenlerinden biridir.

Adım Adım Çözüm

1
Tımar sistemindeki değişimi analiz etme
XVI. yüzyıl sonunda Tımar sisteminin bozulmasıyla eyalet ordusunun (Tımarlı Sipahiler) sayısının azalması.
Toprak sistemindeki bozulma, devletin asker ihtiyacını farklı kaynaklardan karşılamasına neden olmuştur.
2
Teknolojik ihtiyacı belirleme
Savaşlarda ateşli silahların (tüfek) önem kazanmasıyla tüfek kullanabilen piyade ihtiyacının artması.
Avrupa'daki askeri devrime uyum sağlamak için piyade sınıfının güçlendirilmesi gerekmiştir.
3
Askeri grubun isimlendirilmesi
Kırsaldan toplanan, maaşlı ve geçici olan bu birliklerin 'Sekban ve Sarıca' olarak tanımlanması.
Bu birimler 'levent' adı verilen işsiz gençlerden oluşur ve sadece savaş zamanı istihdam edilirler.
4
Sosyal sonuçları değerlendirme
Barış zamanı terhis edilen bu askerlerin Anadolu'da Celali İsyanları'na liderlik etmesi veya katılması.
Düzenli geliri olmayan ve silah kullanmayı bilen bu gruplar, otorite boşluğunda isyanların insan kaynağı olmuştur.

Anahtar Kavram

Osmanlı Ordu Teşkilatında XVII. Yüzyıl Dönüşümü (Sekban-Sarıca Sistemi)

İpuçları

1
Bu birlikler, klasik ordu yapısının (Tımarlı Sipahi) zayıflamasıyla önem kazanmıştır.
2
Ateşli silah kullanan bu birimler, ordunun piyade ihtiyacını karşılamak için reayadan (köylü) toplanmıştır.
3
Barış zamanında işsiz kaldıkları için Anadolu'daki Celali İsyanları'nın temel kaynağı olmuşlardır.

Daha Fazla Pratik

Osmanlı askeri yapısındaki bu değişimin, devletin mali yapısı ve 'İltizam Sistemi' ile olan ilişkisini inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 217Soru

Osmanlı Devleti'nde ekonomik hayatın düzenlenmesi, piyasa denetimi ve hazine gelirlerinin yönetilmesi amacıyla çeşitli idari ve mali sistemler uygulanmıştır. Bu sistemler ve açıklamaları ile ilgili aşağıda yapılan eşleştirmelerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Cizye - Müslüman çiftçilerden ürettikleri ürün karşılığında alınan şer'i vergi

Cevap

Cizye seçeneğinde verilen tanım yanlıştır; çünkü Cizye, Müslümanlardan değil, gayrimüslim tebaadan alınan bir vergidir.
Cizye, şer'i bir vergi olup yalnızca sağlıklı ve yetişkin gayrimüslim erkeklerden alınır. Müslüman çiftçilerden toprak kullanımı ve ürün karşılığında alınan şer'i vergi ise 'Öşür' (Ondalık) vergisidir. Seçenekte mükellef (Müslüman) ve vergi türü (ürün vergisi) eşleşmesi tamamen hatalıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Terimlerin analiz edilmesi
Narh, Gedik, Malikâne ve Müsadere kavramlarının tanımlarının tarihsel gerçeklikle örtüştüğü görülür.
Bu kavramlar Osmanlı ekonomi ve maliye sisteminin temel yapı taşlarıdır.
2
Cizye vergisinin niteliğinin incelenmesi
Cizye'nin gayrimüslim erkeklerden askere gitmemeleri ve devletin koruması altında olmaları karşılığında alınan bir 'şer'i baş vergisi' olduğu saptanır.
Verginin kimden ve ne amaçla alındığı, tanımın doğruluğunu belirler.
3
Hatalı bilginin düzeltilmesi
Müslüman çiftçiden alınan ürün vergisinin 'Öşür' olduğu, seçenekte ise bunun 'Cizye' ile karıştırıldığı belirlenir.
Şer'i vergilerin mükellefiyet bazlı ayrımını yapmak soruyu çözüme ulaştırır.

Anahtar Kavram

Osmanlı Maliye ve Vergi Sistemi (Şer'i ve Örfi Ayrımı)

İpuçları

1
Şer'i vergilerin (Öşür, Haraç, Cizye) kimlerden alındığını hatırlayın.
2
Gayrimüslimlerden alınan 'baş vergisi' ile Müslümanlardan alınan 'ürün vergisi' arasındaki farka odaklanın.
3
Cizye askeri yükümlülük yerine alınan bir bedeldir; Müslümanların askeri yükümlülüğü olduğu için bu vergiyi ödemezler.

Daha Fazla Pratik

İltizam ve Malikâne sistemleri arasındaki farkları içeren bir karşılaştırma tablosu hazırlayarak vergi toplama yöntemlerini pekiştirebilirsiniz.

Alternatif Yöntem

Tablo yöntemiyle vergileri 'Mükellef' (Kim öder?) ve 'Konu' (Neden öder?) şeklinde sınıflandırmak bu tarz eşleştirme sorularında hata payını sıfıra indirir.
Tahmini Süre:50s
Soru 218Soru

Osmanlı Devleti'nde ilmiye sınıfı mensuplarına ve bazı üst düzey devlet görevlilerine, görevleri başında ek gelir sağlamak ya da emekli olduklarında geçimlerini sürdürmek amacıyla tahsis edilen mirî arazi türü aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Arpalık

Cevap

Arpalık arazisidir.
Arpalık, Osmanlı Devleti'nde saray görevlilerine, ulemaya ve üst düzey yöneticilere, görevleri süresince ek gelir veya emekli olduklarında geçimlik olarak verilen özel bir toprak kategorisidir.

Adım Adım Çözüm

1
Toprak türlerinin kullanım amaçlarını analiz edin.
Osmanlı toprak sisteminde her bir mirî arazi türü belirli bir sosyal veya askeri ihtiyaca hizmet eder.
Toprakların mülkiyeti devlete ait olduğu için gelirlerin nereye aktarılacağı toprağın kategorisini belirler.
2
Soru kökündeki 'ek gelir' ve 'emeklilik' anahtar kelimelerini eşleştirin.
Bu özellikler doğrudan Arpalık sistemini işaret etmektedir.
Arpalık, özellikle yüksek rütbeli memurlar ve ilmiye sınıfı (alimler) için bir geçim güvencesidir.

Anahtar Kavram

Osmanlı Mirî Arazi Çeşitleri ve İşlevleri

İpuçları

1
Bu toprak türü, günümüzdeki 'emeklilik maaşı' kavramına tarihsel bir örnek teşkil eder.
2
Özellikle ilmiye sınıfı mensupları (kazasker, müderris vb.) için bir tür sosyal güvence işlevi görür.
3
İsmi, sembolik olarak 'hayvan yemi' (arpadan gelir) masraflarını karşılamak anlamında 'geçimlik' demektir.

Daha Fazla Pratik

Mirî arazinin diğer türleri olan Mukataa ve Dirlik arasındaki farkları inceleyerek hazine gelirleri ile ordu finansmanı arasındaki ayrımı pekiştirebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 219Soru

Osmanlı Devleti'nin Kapıkulu Piyadeleri içerisinde yer alan; havan topları dökmek, mermi hazırlamak ve el bombası imal etmekle görevli olan, XVIII.XVIII. yüzyılda I.MahmutI. Mahmut döneminde Comte de Bonneval'in (Humbaracı Ahmed Paşa) çalışmalarıyla modernize edilen teknik askeri birim aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Humbaracılar

Cevap

Osmanlı Devleti'nde havan topları ve el bombası üretiminden sorumlu teknik birim Humbaracılar ocağıdır.
Humbaracılar, Osmanlı ordusunun teknik sınıflarından biri olup hem havan toplarını dökme hem de el bombası imal etme ve kullanma görevlerini üstlenmişlerdir. XVIII.XVIII. yüzyılda I.MahmutI. Mahmut döneminde Comte de Bonneval (Humbaracı Ahmed Paşa) tarafından bu ocakta Batılı tarzda ilk sistemli askeri ıslahatlar gerçekleştirilmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Teknik birimlerin görevlerini karşılaştırın.
Havan topu ve patlayıcı uzmanlığı 'humbara' terimi ile ilişkilidir.
Osmanlı askeri terminolojisinde el bombası ve havan topuna humbara denir.
2
Tarihsel ıslahat bağlamını kontrol edin.
XVIII.XVIII. yüzyılda I.MahmutI. Mahmut dönemindeki Batılılaşma hareketleri doğrulanmıştır.
Humbaracı Ahmed Paşa'nın çalışmaları bu ocağın modernizasyonu üzerine yoğunlaşmıştır.

Anahtar Kavram

Osmanlı Devleti'nde teknik Kapıkulu Piyadeleri sınıfları ve görevleri.

İpuçları

1
Bu birim el bombası ve havan topu yapımında uzmanlaşmış bir Kapıkulu sınıfıdır.
2
Birim adını, kullandıkları 'humbara' adı verilen mermilerden almaktadır.
3
XVIII.XVIII. yüzyılda Humbaracı Ahmed Paşa (Comte de Bonneval) tarafından modernize edilmişlerdir.

Daha Fazla Pratik

Osmanlı Devleti'nde Kapıkulu Piyadeleri içindeki diğer teknik sınıfların (Lağımcılar, Cebeciler) görev tanımlarını bir tablo halinde karşılaştırarak çalışmanız konuyu pekiştirecektir.
Tahmini Süre:50s
Soru 220Soru

Osmanlı Devleti’nde XVII. yüzyıla kadar Nişancı’ya bağlı olarak bürokratik işlemleri yürüten kâtiplerin reisi konumunda olan, ancak bu tarihten itibaren devletin dış siyasetindeki ağırlığının artmasıyla birlikte dış ilişkilerden ve diplomasiden sorumlu bir bakan gibi görev yapmaya başlayan Divan-ı Hümayun üyesi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Reisülküttab

Cevap

Dış yazışmaların ve diplomasinin önem kazanmasıyla yetkileri artarak Divan’ın asli üyesi haline gelen görevli Reisülküttab'dır.
Reisülküttab, Osmanlı Devleti'nin klasik döneminde Nişancı'ya bağlı bir büro şefi iken, Karlofça Antlaşması sonrası başlayan yoğun diplomasi trafiğiyle birlikte dış işlerinden sorumlu bağımsız bir Divan üyesi haline gelmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Görevlinin tarihsel kökenini belirle
Nişancı'ya bağlı kâtiplerin başı olduğu anlaşıldı.
Soruda verilen 'Nişancı'ya bağlı kâtiplerin reisi' ifadesi bizi Kalemiye sınıfının alt birimlerine yönlendirir.
2
Görev değişimini analiz et
XVII. yüzyıldan itibaren dış ilişkiler ve diplomasi alanında uzmanlaştığı görüldü.
Osmanlı'nın diplomasiye daha fazla ihtiyaç duyduğu dönemde bu görevin Reisülküttab'a devredildiği bilinmektedir.
3
Doğru unvanı eşleştir
Reisülküttab unvanına ulaşıldı.
Dış işlerinden sorumlu olan ve günümüzdeki Dışişleri Bakanı (Hariciye Nazırı) konumuna evrilen görevli Reisülküttab'dır.

Anahtar Kavram

Osmanlı Merkez Teşkilatında Kalemiye Sınıfı ve Reisülküttab'ın Evrimi

İpuçları

1
Bu görevli devletin 'bürokrasi' ve 'yazışma' işlerini yürüten Kalemiye sınıfına mensuptur.
2
XVII. yüzyıla kadar Nişancı'nın maiyetinde çalışmıştır ancak Karlofça Antlaşması sonrası önemi artmıştır.
3
Günümüzdeki Dışişleri Bakanlığı'nın (Hariciye Nezareti) temelini atan görevlidir.

Daha Fazla Pratik

Kalemiye sınıfının diğer önemli üyesi olan Defterdar'ın görevlerini ve Nişancı ile farklarını tekrar ediniz.
Tahmini Süre:1m 0s
ÖncekiSayfa 11 / 21Sonraki
Osmanlı Devleti Kültür ve Medeniyeti — KPSS Genel Yetenek - Genel Kültür — Sayfa 11 | Examkin