Osmanlı Devleti Kültür ve Medeniyeti

410 soru

Soru 101Soru

Medrese tahsilini başarıyla tamamlayan bir kadı adayının, mesleki kariyerine başlayabilmek için ismini belirli bir listeye kaydettirerek atanmayı beklediği ve bu süreçte adalet mekanizmasının işleyişini yerinde gözlemlediği sistem aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Mülazemet

Cevap

Osmanlı Devleti'nde ilmiye sınıfı mensuplarının atama bekledikleri ve staj yaptıkları sistem olan Mülazemet
Mülazemet sistemi, Osmanlı hukuk ve eğitim sisteminde medrese mezunlarının kadı veya müderris olarak atanmadan önce geçmek zorunda oldukları bekleme ve staj dönemini ifade eder. Bu sistem, liyakatin korunması ve adayların mesleki yetkinlik kazanması açısından hukuk sisteminin işleyişinde kritik bir rol oynamıştır.

Adım Adım Çözüm

1
İlmiye sınıfının eğitim sürecini analiz etme
Adaylar öncelikle medreseden mezun olur ve diploma (icazet) alırlar.
Yargı veya eğitim kadrosuna girmek için temel akademik yeterlilik şarttır.
2
Atama öncesindeki bekleme ve hazırlık aşamasını belirleme
Mezunlar, isimlerini 'matlab' denilen defterlere kaydettirerek sıralarını beklerler (Mülazemet).
Liyakatli bir atama düzeni kurmak ve adayların pratik tecrübe kazanmasını sağlamak amaçlanır.
3
Diğer kavramların işlevlerini eleme
İcazet diplomadır, muidlik yardımcı müderrisliktir; iltizam ve müsadere ise mali/idari kavramlardır.
Doğru kavrama ulaşmak için hukuk sistemine özgü kariyer basamaklarını ayırt etmek gerekir.

Anahtar Kavram

İlmiye Sınıfı Kariyer Basamakları ve Mülazemet Sistemi

İpuçları

1
Bu kavram, günümüzdeki 'staj' ve 'sıra bekleme' süreçlerinin Osmanlı hukuk sistemindeki karşılığıdır.
2
Adaylar bu sürece girmek için 'icazet' aldıktan sonra isimlerini belirli defterlere yazdırırlardı.
3
Kelime anlamı 'bir yere bağlanmak, ayrılmamak' olan bu terim, özellikle kadılık ve müderrislik atamaları için kullanılır.

Daha Fazla Pratik

Kazaskerlerin Divan-ı Hümayun'daki yargı görevleri ile İlmiye sınıfı atamalarındaki yetkileri arasındaki ilişkiyi inceleyiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 102Soru

Osmanlı hukuk sisteminde mahkemelerden çıkan kararların denetlenmesi ve Divan-ı Hümayun’un bir üst mahkeme işlevi görmesi sürecinde; adalet işlerini yürütmek, ordu mensuplarının davalarına bakmak ve taşradaki kadıların atama işlemlerini gerçekleştirmekle yükümlü olan görevli aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kazasker

Cevap

Osmanlı Devleti'nde yargı ve eğitim bürokrasisinin başı olan, kadı atamalarını yapan ve askeri davalara bakan görevli Kazasker'dir.
Sözü edilen görevli Kazasker'dir. Osmanlı Devleti'nde Kazaskerler, Divan-ı Hümayun'da askeri sınıfa ait davalara bakmak, halkın mahalli mahkemelerde çözülemeyen davalarını üst mahkeme sıfatıyla karara bağlamak ve taşradaki kadıların (yargıçların) ile müderrislerin (öğretmenlerin) atamalarını, terfi ve görevden alma işlemlerini yürütmekle görevliydi.

Adım Adım Çözüm

1
Görev tanımındaki anahtar kelimeleri analiz etme
Kadı ataması, ordu mensuplarının davaları ve üst mahkeme işlevi.
Bu yetkiler Osmanlı merkez teşkilatında belirli bir divan üyesine tanımlanmıştır.
2
İlmiye sınıfı üyelerinin rollerini ayırt etme
Şeyhülislam fetva verirken, Kazasker yargı ve atama işlerini yürütür.
Yargılama yetkisi (kaza) ile fetva yetkisinin (ifta) ayrımı Osmanlı hukuk sisteminin temelidir.

Anahtar Kavram

Kazaskerlik makamı, hem adli hem de idari yetkileri bünyesinde barındıran, ilmiye sınıfının yargı kanadını temsil eden bir makamdır.

Daha Fazla Pratik

Kazaskerlik makamının Fatih Sultan Mehmet döneminde Anadolu ve Rumeli Kazaskerliği olarak ikiye ayrılmasının nedenlerini inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:50s
Soru 103Soru

Osmanlı Devleti’nde toplumsal yapı; yönetenler (askerîler) ve yönetilenler (reaya) olarak iki ana gruba ayrılmıştır. Bu iki sınıf arasında geçişin mümkün olması, Osmanlı toplumunun katı bir kast sistemine sahip olmadığını gösterir. Reaya sınıfından bir kişinin liyakat, eğitim veya askerî başarı yoluyla yönetenler sınıfına geçmesine "dikey hareketlilik" denir.

Buna göre, aşağıdakilerden hangisi bir kişinin reaya statüsünden askerî (yönetenler) sınıfına geçişini sağlayan dikey hareketlilik örnekleri arasında gösterilemez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bir tüccarın ticari faaliyetlerindeki başarısı sonucu Lonca teşkilatında "kethüda" (esnaf temsilcisi) seçilmesi

Cevap

Bir tüccarın Lonca teşkilatında kethüda olması, yönetilenler sınıfı içinde bir statü değişimi olup askerî (yönetenler) sınıfına geçiş sağlamaz.
Osmanlı Devleti'nde 'dikey hareketlilik', bir kişinin yönetilen (reaya) sınıfından yöneten (askerî) sınıfına geçmesini ifade eder. Lonca teşkilatı esnaf ve zanaatkârların oluşturduğu bir yapıdır ve reaya sınıfına dahildir. Lonca içindeki kethüda (esnaf temsilcisi) veya yiğitbaşı gibi pozisyonlar, esnafın kendi içindeki hiyerarşik yükselişini gösterir; ancak bu kişiler hala reaya statüsündedir ve askerî sınıfa (Seyfiye, İlmiye veya Kalemiye) dahil olmazlar.

Adım Adım Çözüm

1
Osmanlı toplum sınıflarını analiz etme
Toplum; yönetenler (Seyfiye, İlmiye, Kalemiye) ve yönetilenler (Reaya: Köylü, esnaf, tüccar) olarak ikiye ayrılır.
Sınıf değişikliğinin yönünü belirlemek için temel ayrımı bilmek gerekir.
2
Dikey hareketlilik kavramını uygulama
Eğitim (medrese), bürokrasi (kalemler) ve askerî başarı dikey hareketliliği sağlar.
Reayadan askerî sınıfa geçişin yollarını saptamak için bu mekanizmalar kullanılır.
3
Lonca teşkilatının konumunu belirleme
Lonca üyeleri (esnaf ve tüccarlar) reaya sınıfına dahildir ve buradaki makamlar askerî sınıf statüsü vermez.
Kethüdalık gibi görevlerin sınıf atlatıp atlatmadığını teyit etmek için kurumun sosyal statüsü incelenir.

Anahtar Kavram

Osmanlı Toplumunda Dikey Hareketlilik ve Sınıf Ayrımı

Daha Fazla Pratik

Osmanlı'da yatay hareketlilik kavramını (göçler ve iskân politikası) inceleyerek dikey hareketlilikle arasındaki farkları pekiştirebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 104Soru

Osmanlı Devleti'nde merkezi otoritenin tesisi ve bürokratik düzenin işleyişinde; fethedilen toprakların vergi gelirlerine göre 'Tahrir Defterleri'ne kaydedilmesi, dirliklerin (tımar) dağıtımının organize edilmesi ve resmi belgelerin üzerine padişahın tuğrasının çekilmesi görevlerini yürüten Divan üyesi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Nişancı

Cevap

Osmanlı bürokrasisinde arazi kayıtlarını tutan ve tuğra çeken görevli Nişancı'dır.
Doğru seçenek olan görevli, Osmanlı Devleti'nin 'bürokrasi şefi' olarak kabul edilir. Fethedilen yerlerin nüfus ve arazi bilgilerini içeren Tahrir Defterleri'ni düzenlemek, dirlik sisteminin kayıtlarını tutmak ve ferman/berat gibi belgelerin üzerine padişahın tuğrasını çekmek bu makamın temel sorumluluklarıdır. Bu görevli Kalemiye sınıfını temsil eder.

Adım Adım Çözüm

1
Görevlerin analizi
Tahrir Defterleri ve tuğra çekme işlemleri bürokratik ve hukuki (örfi) bir nitelik taşır.
Soruda belirtilen görevlerin hangi idari sınıfa ait olduğunu belirlemek için gereklidir.
2
Sınıf tespiti
Yazışma ve kayıt işleri Kalemiye sınıfının sorumluluğundadır.
Divan üyelerini sınıflarına göre ayırmak doğru sonuca ulaşmayı kolaylaştırır.
3
Görevli eşleştirmesi
Padişahın imzası sayılan tuğrayı belgelere tatbik eden ve dirlik kayıtlarını tutan tek yetkili Nişancı'dır.
Diğer Kalemiye üyesi olan Defterdar maliye ile ilgilenirken, Nişancı bürokrasi ve hukuk ile ilgilenir.

Anahtar Kavram

Osmanlı Divan Üyeleri ve Nişancı'nın Görevleri

Daha Fazla Pratik

Reisülküttab'ın Nişancı'dan ayrılıp bağımsız bir görev haline geldiği dönemi ve nedenlerini inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 105Soru

Osmanlı toprak hukukunda; yerleşim yerlerine sesin ulaşamayacağı kadar uzak, tarıma elverişsiz bataklık, çayır ve taşlık gibi alanlar 'Arazi-i Mevat' (Ölü Topraklar) olarak tanımlanmıştır. Bu toprakların statüsü ve verimli hale getirilmesi (ihya) süreciyle ilgili aşağıdaki bilgilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Devletin izniyle ihya edilen bu topraklar mîrî arazi statüsü kazanır; kullanım hakkı (tasarruf) işleyene verilirken mülkiyeti (rakabe) devlete aittir.

Cevap

İhya edilen bu toprakların mîrî arazi statüsü kazanması ve kullanım hakkının işleyene verilirken mülkiyetinin devlete ait kalmasıdır.
Osmanlı toprak hukukunda mevat (ölü) araziler, devletin izniyle işlenerek ekonomiye kazandırılan topraklardır. Bu süreç sonunda toprak mîrî arazi statüsüne geçer. Mîrî sistemin genel kuralı gereği, toprağın kuru mülkiyeti (rakabe) devlete ait kalırken, toprağı emek vererek canlandıran kişiye kullanım (tasarruf) hakkı tanınır. Bu uygulama tarımsal üretimi artırmayı teşvik eder.

Adım Adım Çözüm

1
Arazi-i Mevat kavramını tanımlamak
Mevat; yerleşim yerlerinden uzak, sahipsiz ve tarıma elverişsiz toprakları temsil eder.
Toprağın başlangıç statüsünü anlamak, yapılacak işlemin hukuki sonucunu belirlemek için gereklidir.
2
İhya (canlandırma) sürecinin şartlarını analiz etmek
Bu toprakların tarıma açılması için devletten izin alınması zorunludur.
Osmanlı toprak rejiminde mîrî kontrolün korunması ve kargaşanın önlenmesi için merkezi otoritenin onayı esastır.
3
İhya sonrası mülkiyet ve tasarruf ilişkisini kurmak
Toprağı verimli hale getiren kişiye kullanım (tasarruf) hakkı verilir, ancak mülkiyet (rakabe) devletin elinde kalır.
Osmanlı Devleti'nde tarıma elverişli toprakların büyük çoğunluğu mîrî arazidir; ihya süreci bu sistemi besleyen bir mekanizmadır.

Anahtar Kavram

Mevat Arazi ve İhya Süreci

İpuçları

1
Osmanlı'da 'Mevat' ölü, 'Metruk' ise ortak kullanım demektir; ikisini birbirine karıştırmayın.
2
Mîrî arazi sisteminde mülkiyet (rakabe) her zaman kime aittir?
3
Devlet, sahipsiz toprakları tarıma kazandıranlara üretim yapma hakkı verir ama toprağın tapusunu (mülkiyetini) kendinde tutar.

Daha Fazla Pratik

Osmanlı'da toprağı işlemeyen köylüden alınan 'Çiftbozan' vergisi ile mevat arazinin ihyası arasındaki ekonomik ilişkiyi inceleyebilirsiniz.

Alternatif Yöntem

Toprak kategorilerini 'Mülkiyet' ve 'Kullanım' açısından bir tabloya dökerek Mevat arazinin nereye yerleştiğini görebilirsiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 106Soru

Osmanlı Devleti’nin klasik ekonomik sisteminde, halkın temel ihtiyaç maddelerine makul fiyatlarla ulaşmasını sağlamayı hedefleyen 'iaşecilik' ilkesi kapsamında; devletin ve lonca temsilcilerinin piyasadaki ürünler için tavan ve taban fiyat belirlemesi usulüne ne ad verilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Narh

Cevap

Narh sistemi
Osmanlı iktisadi anlayışında iaşecilik ilkesi piyasada arz sürekliliğini hedefler. Bu hedefe ulaşmak, enflasyonu dizginlemek ve halkın temel gıdaya erişimini kolaylaştırmak için devletin fiyatlara müdahale etmesine 'narh sistemi' denir.

Adım Adım Çözüm

1
Osmanlı iktisadi düşüncesindeki 'iaşecilik' ilkesinin amacını analiz etmek.
Halkın refahı için piyasada malın bol, kaliteli ve ucuz bulunması hedeflenir.
Osmanlı ekonomisi tüketici odaklı bir yapıya sahiptir.
2
Bu ilkenin piyasadaki somut uygulama aracını belirlemek.
Devletin fiyatlara müdahale ederek tavan ve taban fiyat koyması 'narh' uygulamasıdır.
Haksız rekabeti önlemek ve sosyal adaleti sağlamak için narh sistemi temel araçtır.

Anahtar Kavram

İaşecilik İlkesi ve Narh Uygulaması
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 107Soru

Osmanlı Devleti'nin klasik dönem taşra teşkilatlanmasında kaza birimlerinin başında bulunan kadılar; sadece hukuki uyuşmazlıkları çözen bir hakim değil, aynı zamanda merkezi yönetimin emirlerini uygulayan ve yerel idareden sorumlu olan çok yönlü birer kamu görevlisidir. Buna göre, klasik dönem taşra idaresinde görev yapan bir kadının aşağıdaki sorumluluklardan hangisini üstlendiği söylenemez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sefer zamanı tımarlı sipahileri toplayarak orduya sevk ve idare etmek

Cevap

Askeri birliklerin orduya sevk edilmesi ve komuta edilmesi seyfiye sınıfının görevi olup kadının yetki alanında değildir.
Doğru seçenek olan askeri sevk ve idare görevi, 'Seyfiye' sınıfına mensup olan beylerbeyi ve sancakbeyi gibi mülki-askeri yöneticilerin sorumluluğundadır. Kadı, 'İlmiye' sınıfına mensup bir adli ve idari görevli olduğu için orduyu toplamak veya yönetmek gibi bir yetkisi yoktur.

Adım Adım Çözüm

1
Kadının taşra yönetimindeki konumunun analiz edilmesi
Kadının ilmiye sınıfına mensup olduğu ve adli-idari-belediye görevlerinin bulunduğu belirlenir.
Osmanlı yönetim sisteminde görevlilerin hangi sınıfa (ilmiye, seyfiye, kalemiye) ait olduğunu bilmek yetki sınırlarını anlamayı sağlar.
2
Seçeneklerdeki görevlerin sınıfsal karşılıklarının eşleştirilmesi
Hukuk, vakıf ve belediye işlerinin ilmiye; askeri sevk ve idarenin ise seyfiye işi olduğu görülür.
Osmanlı'da yetki paylaşımı sınıfsal uzmanlaşmaya dayanır.
3
Yanlış görev tanımının saptanması
Tımarlı sipahileri savaşa götürme yetkisinin beylerbeyi ve sancakbeyine ait olduğu sonucuna ulaşılır.
Kadıların kılıç kuşanma ve ordu yönetme gibi bir askeri yetkisi bulunmamaktadır.

Anahtar Kavram

Osmanlı'da Taşra Yönetimi ve Görevler Ayrılığı

İpuçları

1
Kadının hangi sınıfa (Seyfiye, İlmiye, Kalemiye) mensup olduğunu hatırlayın.
2
Osmanlı'da hukuk ve adalet işleri askeri sınıfın değil, ilmiye sınıfının yetkisindedir. Peki askeri yetkiler kimdedir?
3
Tımarlı sipahilerin komutanları rütbelerine göre Sancakbeyi veya Beylerbeyi'dir. Kadının kılıç ehli olup olmadığını düşünün.

Daha Fazla Pratik

Osmanlı'da eyaletlerin Salyaneli ve Salyanesiz olarak ayrılmasının idari yapı üzerindeki etkilerini inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:50s
Soru 108Soru

Osmanlı Devleti’nin askeri teşkilatında doğrudan padişaha bağlı olan, merkezde görev yapan ve devlet hazinesinden üç ayda bir "ulufe" adı verilen maaşı alan askeri sınıf aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kapıkulu Askerleri

Cevap

Padişaha bağlı merkezi orduyu temsil eden Kapıkulu Askerleri, düzenli olarak hazineden ulufe maaşı alırlar.
Kapıkulu Askerleri (Yeniçeriler ve diğer ocaklar), Osmanlı Devleti'nin merkezi ordusudur. Bu sınıfa mensup olanlar doğrudan padişahın şahsını ve başkenti korumakla yükümlüdürler. Hizmetleri karşılığında devlet hazinesinden ulufe adı verilen düzenli bir maaş almaları, bu birimin en temel ayırt edici özelliklerinden biridir.

Adım Adım Çözüm

1
Askeri sınıfın konumunu belirleme
Soruda belirtilen sınıfın doğrudan padişaha bağlı ve merkezde (İstanbul'da) görevli olduğu görülmektedir.
Osmanlı ordusu merkez (Kapıkulu) ve taşra (Eyalet) olarak iki ana kısımdan oluşur.
2
Mali kaynağı analiz etme
Bu askerlerin hazineden doğrudan ulufe maaşı alması, onları maaşsız eyalet askerlerinden ayırır.
Kapıkulu askerleri profesyonel ve maaşlı askerlerdir; eyalet askerleri ise toprak geliriyle geçinirler.

Anahtar Kavram

Osmanlı Merkez Ordusu ve Ulufe Sistemi
Tahmini Süre:45s
Soru 109Soru

Osmanlı hukuk sisteminde araziler mülkiyet ve kullanım durumlarına göre çeşitli sınıflara ayrılmıştır. Bu sistem içerisinde yer alan "mülk araziler", kişilerin dilediği gibi tasarruf edebildiği (satma, bağışlama, miras bırakma) ve devlete belirli oranlarda ürün vergisi ödediği topraklardır.

Bu doğrultuda; mülkiyeti İslam dinini benimsemiş kişilere ait olan ve bu kişilerin devlete ürün bedelinin onda biri (1/101/10) oranında vergi ödemekle yükümlü olduğu topraklar aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Arazi-i Öşriyye

Cevap

Mülkiyeti Müslümanlara ait olan ve öşür vergisine tabi tutulan mülk arazi türü Arazi-i Öşriyye'dir.
Arazi-i Öşriyye, Osmanlı Devleti'nde mülkiyeti Müslümanlara ait olan ve ürün üzerinden onda bir oranında (öşür) vergi alınan mülk toprakları ifade eder. Bu araziler sahipleri tarafından satılabilir, devredilebilir veya miras bırakılabilir.

Adım Adım Çözüm

1
Arazi kategorisini belirleme
Mülk arazi
Soruda kişilerin tam tasarruf hakkına sahip olduğu belirtildiği için bu mülk arazi kategorisine girer.
2
Dini kimlik ve vergi türünü eşleştirme
Müslüman halk ve Öşür vergisi
İslam dinine mensup kişilerin ödediği 1/101/10 oranındaki ürün vergisi 'öşür' olarak adlandırılır.
3
Terminolojik karşılığı tespit etme
Arazi-i Öşriyye
Öşür vergisine tabi Müslüman mülk arazilerine verilen teknik isim Öşriyye'dir.

Anahtar Kavram

Mülk Arazi Türleri
Tahmini Süre:45s
Soru 110Soru

Osmanlı Devleti'nde devletin bürokratik yazışmalarını yürüten, iç ve dış diplomasi işlemlerinden sorumlu olan ve mali kayıtları (defterleri) tutan, 'kalem ehli' olarak da adlandırılan yönetici sınıf aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kalemiye

Cevap

Bürokrasi ve mali işlerden sorumlu olan sınıf Kalemiye sınıfıdır.
Doğru yanıt olan seçenek, Osmanlı Devleti'nde bürokrasiyi, devletin iç ve dış yazışmalarını yürüten ve maliye kayıtlarını (Tapu tahrir defterleri vb.) tutan 'Kalemiye' sınıfını doğru şekilde tanımlamaktadır. Bu sınıfın Divan-ı Hümayun'daki temsilcileri Nişancı ve daha sonra önem kazanan Reisülküttab'dır.

Adım Adım Çözüm

1
Osmanlı yönetici sınıflarının (Seyfiye, İlmiye, Kalemiye) temel görevlerini analiz etme.
Seyfiye yönetim/ordu, İlmiye hukuk/eğitim, Kalemiye bürokrasi/maliye alanlarında yetkilidir.
Soruda belirtilen 'yazışma' ve 'mali kayıt' ifadeleri sınıfsal bir ayrım gerektirir.
2
Yönetilenler (Reaya) sınıfı ile Yönetenler (Askeri) arasındaki dikey hareketlilik kavramını hatırlama.
Gerekli eğitimi alan veya başarı gösteren bir Reaya mensubu bu yönetici sınıflara dahil olabilir.
Toplum yapısının geçirgenliğini anlamak sınıfların işleyişini netleştirir.
3
Soruda tanımlanan 'kalem ehli' tabiriyle Kalemiye sınıfını eşleştirme.
Nişancı ve Reisülküttab gibi üyelerin bu sınıfın en önemli temsilcileri olduğu sonucuna varma.
Kalemiye sınıfı doğrudan yazışma ve bürokrasiyi ifade eder.

Anahtar Kavram

Osmanlı Devleti'nde Yönetenler (Seyfiye, İlmiye, Kalemiye) ve Yönetilenler (Reaya) Ayrımı
Tahmini Süre:45s
Soru 111Soru

Osmanlı hukuk sisteminde şer’i ve örfi hukuk kurallarının uygulanması sürecinde, bir meselenin dinî açıdan uygunluğu konusunda görüş bildirme (fetva) yetkisi Şeyhülislam'a bırakılmıştır. Buna karşılık, mahkemelerde davaların görülmesi, karara bağlanması ve yargı mensuplarının (kadıların) atama işlemlerinin yürütülmesi gibi 'yargı' yetkisi farklı bir makama aittir.

Bu bilgiler ışığında, Osmanlı Devleti'nde adalet işlerinin Divan-ı Hümayun'daki en üst düzey temsilcisi olan ve doğrudan yargı bürokrasisinden sorumlu olan görevli aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kazasker

Cevap

Osmanlı Devleti'nde yargı ve hukuk bürokrasisinin yönetiminden sorumlu, kadı ve müderris atamalarını yapan Divan üyesi Kazasker'dir.
Kazasker, Osmanlı Devleti'nde İlmiye sınıfının yönetim ve yargı kolunu temsil eder. Divan-ı Hümayun'da askeri davalara bakmasının yanı sıra, merkezden taşraya kadar uzanan kadı ve müderris hiyerarşisinin atama ve denetiminden sorumlu olan ana makamdır. Şeyhülislam ile arasındaki temel fark, Kazasker'in doğrudan yargısal (icracı) bir yetkiye sahip olmasıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Yetki türlerini ayırt etme
Soruda bahsedilen 'fetva' (ifta) yetkisi ile 'yargılama' (kaza) yetkisinin farklı makamlara ait olduğu saptanır.
Şeyhülislam'ın yargılama yetkisi yoktur, sadece danışma makamıdır.
2
Görevli sorumluluklarını analiz etme
Kadı atamaları, müderris tayinleri ve askeri davalar Kazasker'in görev alanına girer.
Kazasker, İlmiye sınıfının yargısal lideridir.

Anahtar Kavram

Osmanlı'da Yargı (Kaza) ve Fetva (İfta) Ayrımı

Daha Fazla Pratik

Kazaskerlik makamının Anadolu ve Rumeli olarak ikiye ayrılmasının idari ve coğrafi nedenlerini inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:50s
Soru 112Soru

Osmanlı klasik dönem askeri teşkilatında Kapıkulu ordusu merkezi otoritenin, Eyalet askerleri (Tımarlı Sipahiler) ise taşra yönetiminin temel gücüdür. Bu iki grup arasında köken, maaş sistemi ve görev yeri bakımından belirgin farklar bulunmaktadır. Buna göre, Osmanlı askeri sistemi ve yönetici sınıfları dikkate alındığında, aşağıdakilerden hangisi Tımarlı Sipahileri Kapıkulu askerlerinden ayıran bir fark olarak gösterilemez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Devletin yönetim sınıfları içerisinde 'Seyfiye' (askeri bürokrasi) grubuna dahil olmaları

Cevap

Her iki askeri grubun da Seyfiye sınıfına dahil olması ortak bir özelliktir ve bir fark olarak gösterilemez.
Osmanlı Devleti'nde yönetici sınıflar görev alanlarına göre ayrılmıştır. Seyfiye (kılıç ehli), hem merkez ordusunu (Kapıkulu) hem de taşra ordusunu (Tımarlı Sipahiler) kapsayan askeri ve idari sınıftır. Dolayısıyla her iki grubun da Seyfiye sınıfına dahil olması bir benzerliktir, aralarındaki bir fark değildir.

Adım Adım Çözüm

1
Kapıkulu ve Eyalet askerlerinin temel yapılarını karşılaştır.
Kapıkulu merkezde bulunur, devşirme kökenlidir ve hazineden ulufe alır. Tımarlı Sipahiler taşradadır, Türk kökenlidir ve dirlik sistemiyle geçinir.
Gruplar arasındaki belirgin farkları tespit etmek için.
2
Osmanlı yönetici sınıflarını (Seyfiye, İlmiye, Kalemiye) hatırla.
Yönetim ve askerlik görevini üstlenen 'kılıç ehli' grubuna Seyfiye denir.
Askeri birimlerin hangi idari sınıfa dahil olduğunu belirlemek için.
3
Her iki askeri birimin sınıflandırmadaki yerini kontrol et.
Hem Kapıkulu askerleri hem de Tımarlı Sipahiler (ve onların yetiştirdiği Cebelüler) Seyfiye sınıfının mensuplarıdır.
Ortak özelliği bularak 'fark olmayan' seçeneği işaretlemek için.

Anahtar Kavram

Osmanlı Devleti'nde Seyfiye (Askeri Bürokrasi) Sınıfı

Daha Fazla Pratik

Osmanlı Devleti'nde Seyfiye sınıfının üyeleri olan Veziriazam, Beylerbeyi ve Sancakbeyi gibi makamların askeri ve idari yetkilerini inceleyiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 113Soru

Osmanlı Devleti'nde devlet işlerinin görüşülüp karara bağlandığı Divan-ı Hümayun'da üyeler; Seyfiye, İlmiye ve Kalemiye adı verilen sınıflara mensuptur. Bu teşkilat yapısı içerisinde adalet ve eğitim işlerinden sorumlu olan, Divan'daki davalara bakan ve kadı ile müderrislerin atama işlemlerini gerçekleştiren görevli aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kazasker

Cevap

Divan-ı Hümayun'da eğitim ve adalet işlerinden sorumlu olan, kadı ve müderris atamalarını gerçekleştiren görevli Kazasker'dir.
Kazasker, Osmanlı Devleti'nde İlmiye sınıfının Divan-ı Hümayun'daki temsilcisidir. Askeri hakim (kadı) yetkisiyle yargı işlerine bakar ve eğitim sisteminin başında bulunarak kadı ile müderrislerin (öğretmenlerin) tayin, terfi ve görevden alma işlemlerini yürütür.

Adım Adım Çözüm

1
Soru kökündeki anahtar kelimeleri (adalet, eğitim, kadı ve müderris ataması) analiz et.
Bu görevlerin 'İlmiye' sınıfına ait olduğu tespit edilir.
Osmanlı'da hukuk ve eğitim sistemini yöneten sınıf İlmiye sınıfıdır.
2
Divan-ı Hümayun üyeleri arasından İlmiye sınıfını temsil eden görevliyi belirle.
Kazasker, Divan'da bu sınıfın en üst düzey temsilcisidir.
Şeyhülislam Divan'ın asli üyesi değil, danışma amaçlı katılan bir görevlidir; atamaları doğrudan Kazasker yapar.
3
Diğer seçeneklerdeki görevlilerin sınıflarını ve temel işlevlerini karşılaştır.
Nişancı (Kalemiye/Bürokrasi), Defterdar (Kalemiye/Maliye), Sadrazam (Seyfiye/Yürütme) elenir.
Görev tanımları soru köküyle uyuşmamaktadır.

Anahtar Kavram

Osmanlı Merkez Teşkilatı ve Divan Üyelerinin Görev Dağılımı

Daha Fazla Pratik

Kazaskerlik makamının Fatih Sultan Mehmet döneminde Rumeli ve Anadolu olarak ikiye ayrılmasının nedenlerini araştırabilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 114Soru

Osmanlı Devleti’nde askeri teşkilatın iki ana unsuru olan Kapıkulu ordusu ile Eyalet ordusu arasında yapısal, ekonomik ve sosyal birçok fark bulunmaktadır. Buna göre, aşağıdakilerden hangisi Kapıkulu askerlerini, Tımarlı Sipahilerden ayıran temel özelliklerden biridir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Doğrudan devlet hazinesinden üç ayda bir 'ulufe' adı verilen maaş almaları

Cevap

Kapıkulu askerlerini Tımarlı Sipahilerden ayıran temel fark, geçimlerini doğrudan devlet hazinesinden aldıkları 'ulufe' adı verilen maaş ile sağlamalarıdır.
Kapıkulu askerleri, Osmanlı Devleti'nin merkezi otoritesini temsil eden ve doğrudan padişaha bağlı olan profesyonel bir ordudur. Bu ordunun en belirgin ekonomik özelliği, geçimlerinin dirlik (toprak) geliriyle değil, doğrudan hazineden ödenen 'Ulufe' adlı maaşla sağlanmasıdır. Tımarlı Sipahiler ise eyaletlerde bulunur ve hazineye yük olmadan dirlik topraklarının gelirleriyle geçinirler.

Adım Adım Çözüm

1
Osmanlı ordu yapısındaki temel ayrımı analiz etme
Ordu; Merkez (Kapıkulu) ve Eyalet (Tımarlı Sipahiler vb.) olarak ikiye ayrılır.
İki grup arasındaki ekonomik ve idari farkları belirlemek için temel sınıflandırmayı bilmek gerekir.
2
Ekonomik kaynakları karşılaştırma
Kapıkulu hazineden 'Ulufe' alırken, Sipahiler topraktan 'Dirlik' geliri alır.
Soruda istenen ayırt edici özelliğin ekonomik temelini saptamak.
3
Köken ve süreklilik farklarını değerlendirme
Kapıkulu sürekli asker ve devşirmedir; Sipahi ise dirlik bölgesinde yaşayan Türk kökenli askerdir.
Çeldiricileri eleyerek kesin sonuca ulaşmak.

Anahtar Kavram

Osmanlı Ordu Teşkilatı: Kapıkulu vs. Eyalet Ordusu Ekonomik Ayrımı

İpuçları

1
Merkez ordusu (Kapıkulu) ile taşra ordusunun (Tımarlı Sipahiler) maaş alma yöntemlerini düşünün.

Daha Fazla Pratik

Kapıkulu piyadeleri ve süvarileri arasındaki alt birimleri (Yeniçeriler, Cebeciler, Silahtarlar vb.) gözden geçirmek konuyu pekiştirecektir.
Tahmini Süre:45s
Soru 115Soru

Osmanlı Devleti'nin mali teşkilatlanmasında devletin genel bütçesi ile padişahın şahsi gelir ve giderleri birbirinden ayrılmıştır. Bu doğrultuda kamu harcamalarının yapıldığı, devletin asıl hazinesi olan 'Hazine-i Amire' (Dış Hazine) ile padişahın şahsi hazinesi olan 'Hazine-i Hassa' (İç Hazine) şeklinde bir ikili yapı oluşturulmuştur.

Buna göre, 'Hazine-i Amire'nin görev ve sorumlulukları dikkate alındığında, aşağıdakilerden hangisi bu hazinenin kapsamı içerisinde yer almaz?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Padişahın şahsi harcamaları ve saray masrafları için ayrılan 'ceyb-i hümayun' ödeneklerini yönetmek

Cevap

Padişahın şahsi harcamalarına ayrılan 'ceyb-i hümayun' ödeneklerini yönetmek, devletin genel hazinesi olan Hazine-i Amire'nin değil, İç Hazine'nin sorumluluğundadır.
Osmanlı mali sisteminde 'Hazine-i Amire' (Dış Hazine), devletin genel gelirlerinin (vergiler, ganimetler vb.) toplandığı ve ordunun maaşları (ulufe), savaş giderleri ve kamu hizmetleri gibi alanlarda kullanıldığı asıl hazinedir. Padişahın şahsi harcamaları, saray masrafları ve özel ödeneği olan 'ceyb-i hümayun' ise İç Hazine (Hazine-i Hassa/Enderun Hazinesi) kapsamında değerlendirilir. Dolayısıyla padişahın şahsi ödeneklerini yönetmek Hazine-i Amire'nin görevi değildir.

Adım Adım Çözüm

1
Osmanlı hazine sistemini analiz etme
Hazine-i Amire (Dış Hazine) kamu giderleri içindir, Hazine-i Hassa (İç Hazine) padişahın özel harcamaları içindir.
Hazine türlerinin görev alanlarını ayırmak sorunun temelidir.
2
Verilen görevleri bütçe türlerine göre sınıflandırma
Ulufe, savaş giderleri, memur maaşları ve genel bütçe denetimi 'kamu harcaması' sınıfına girerken; ceyb-i hümayun 'şahsi harcama' sınıfına girer.
Hangi harcamanın hangi birimden yapılacağını belirlemek için.

Anahtar Kavram

Osmanlı Hazineleri (Dış Hazine ve İç Hazine ayrımı)
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 116Soru

Osmanlı Devleti'nde örfi hukuk kurallarının oluşturulmasında ve uygulanmasında, bu kuralların şer’i hukuk esaslarıyla çelişmemesi temel bir prensip olarak kabul edilmiştir.

Buna göre; sistemin dini ve hukuki meşruiyetini denetleyen, örfi düzenlemelerin şer’i hukuka uygunluğu konusunda görüş bildirme (ifta) yetkisine sahip olan ilmiye sınıfı temsilcisi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Şeyhülislam

Cevap

Hukuki meşruiyeti denetleyen ve ifta yetkisine sahip olan görevli Şeyhülislamdır.
Osmanlı hukuk sisteminde Şeyhülislam, ilmiye sınıfının başı olarak padişahın çıkardığı kanunnamelerin (örfi hukuk) İslam dinine (şer'i hukuk) uygunluğunu denetlemekle görevliydi. Bu yetkiye 'ifta' (fetva verme) denir. Bu mekanizma, devletin uygulamalarına dini meşruiyet kazandırırdı.

Adım Adım Çözüm

1
Hukuk kaynaklarının hiyerarşisini analiz etme
Osmanlı'da örfi hukukun şer'i hukuka aykırı olamayacağı kuralı belirlenir.
Sistemin temel çalışma prensibini anlamak için gereklidir.
2
İfta ve kaza kavramlarını birbirinden ayırma
İfta'nın görüş bildirme (fetva), kaza'nın ise yargılama (hüküm) olduğu saptanır.
Kazasker ve Şeyhülislam arasındaki temel görev ayrımını netleştirmek için gereklidir.
3
Görevliyi yetkisine göre belirleme
Şeyhülislam'ın sistemin dini uygunluğunu denetleyen makam olduğu sonucuna varılır.
Soruda istenen 'meşruiyet denetimi' ve 'ifta' kavramları bu görevliyle eşleşir.

Anahtar Kavram

İfta ve Kaza Yetkisi Ayrımı
Tahmini Süre:50s
Soru 117Soru

Osmanlı Devleti’nde 16951695 yılında uygulamaya konulan Malikâne Sistemi ile mukataa toprakların vergi gelirlerinin ihale süresi 'kayd-ı hayat' (ömür boyu) şartına bağlanmıştır. Bu sistemde, ihaleyi kazanan kişiden 'muaccele' denilen peşin bir ödeme alınırken, yıllık ödemeler de (müeccele) devam etmiştir.

Devletin bu düzenleme ile mültezimlerin kısa vadeli kâr hırsını engelleyerek reayayı ve üretim alanlarını korumayı hedeflemesi, Malikâne Sistemi'ni klasik iltizam sisteminden ayıran hangi temel özelliğe dayanmaktadır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Vergi toplama hakkının süreli olmaktan çıkarılıp ömür boyu verilmesiyle mültezimin toprak üzerinde uzun vadeli çıkar birliği kurmasına

Cevap

Vergi toplama hakkının süreli olmaktan çıkarılıp ömür boyu verilmesiyle mültezimin toprak üzerinde uzun vadeli çıkar birliği kurması
Vergi toplama hakkının ömür boyu verilmesi, mültezimin toprağı kısa sürede sömürüp bırakmak yerine, orayı kendi mülkü gibi (ancak mülkiyeti devlette kalmak şartıyla) uzun vadede verimli tutma ve reayayı (üreticiyi) kaçırmama isteğini doğurmuştur. Bu durum sistemin temel ayrıştırıcı özelliğidir.

Adım Adım Çözüm

1
Malikâne sisteminin temel süresini analiz etmek
Sistemin 'kayd-ı hayat' yani ömür boyu olduğu belirlendi.
Klasik iltizamdan farkını anlamak için sürenin etkisini saptamak gerekir.
2
Mültezim motivasyonunu karşılaştırmak
Kısa süreli (iltizam) ihale sömürüyü, uzun süreli (malikâne) ihale ise korumayı teşvik eder.
Soruda vurgulanan 'reayayı koruma' hedefinin hangi mekanizma ile sağlandığını bulmak amaçlanır.
3
Mülkiyet ve tasarruf ayrımını yapmak
Mülkiyetin her zaman devlette kaldığı (Miri arazi) teyit edildi.
Özel mülkiyet içeren yanlış seçenekleri elemek için bu hukuki ayrım kritiktir.

Anahtar Kavram

Malikâne Sistemi ve Klasik İltizam Farkı

Alternatif Yöntem

İltizamın 'geçici kira', Malikâne'nin 'ömür boyu kira' olduğunu düşünerek; bir kiracının hangi durumda evi (toprağı) daha iyi koruyacağını mantık yürüterek bulmak.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 118Soru

Osmanlı Devleti’nde yönetenler (askerîler) sınıfı; yürütme ve askerlik yetkisine sahip Seyfiye, bürokrasi ve mali işlerden sorumlu Kalemiye ile yargı, eğitim ve din hizmetlerini yürüten İlmiye gruplarından oluşmaktaydı. Toplumsal hareketliliğin açık olduğu bu sistemde, reaya sınıfından yönetenler sınıfına geçiş mümkün olsa da her sınıfın kendine özgü bir yetişme disiplini ve personel kaynağı bulunmaktaydı.

Buna göre, aşağıdakilerden hangisi İlmiye sınıfını Seyfiye ve Kalemiye sınıflarından ayıran, sisteme giriş ve mensupların sosyal kökeniyle ilgili temel farktır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sisteme girişin devşirme kökenli olmaya değil, Müslüman bir aileden doğmuş olma ve medrese eğitimi alma şartına dayanması

Cevap

İlmiye sınıfını diğerlerinden ayıran temel fark, mensuplarının Müslüman ailelerden gelmesi ve medrese eğitimi alarak sisteme dahil olmasıdır.
Osmanlı toplumsal yapısında İlmiye sınıfı; hukuk, eğitim ve din işlerini yürüttüğü için bu sınıfa mensup olacak kişilerin Müslüman ailelerden doğmuş olması ve akademik bir disiplin olan medrese eğitiminden geçerek 'icazet' alması şarttı. Diğer taraftan Seyfiye ve Kalemiye sınıflarının üst kademeleri büyük oranda devşirme kökenli devlet adamlarından (kul sistemi) oluşmaktaydı. Bu durum İlmiye'yi sosyal köken ve eğitim disiplini açısından diğerlerinden ayıran en temel yapısal özelliktir.

Adım Adım Çözüm

1
Osmanlı yönetenler (askerîler) sınıfının alt dallarını analiz etme
Seyfiye, Kalemiye ve İlmiye sınıfları belirlenir.
Sorunun kökenindeki sınıfsal ayrımı anlamak için temel yapı taşlarını bilmek gerekir.
2
Sınıfların personel kaynaklarını karşılaştırma
Seyfiye ve Kalemiye'de devşirme (kul) sistemi hakimken, İlmiye'nin 'doğuştan Müslüman' kaynağına dayandığı görülür.
İlmiye sınıfı İslam hukukunu ve eğitimini temsil ettiği için, bu sınıfa giriş için Müslüman bir aileden gelmek ve dini eğitim (medrese) almak zorunludur.
3
Eğitim kurumlarını ayırt etme
Enderun (Seyfiye), Kalemler (Kalemiye) ve Medrese (İlmiye) eşleştirmesi yapılır.
Hangi sınıfın hangi kaynaktan beslendiğini netleştirmek doğru cevabı doğrular.

Anahtar Kavram

Osmanlı Toplum Yapısında Yönetenler Sınıfı ve İlmiye Sınıfının Yapısal Özellikleri

İpuçları

1
Osmanlı'da 'askerî' (yöneten) statüsüne geçiş için farklı eğitim yolları vardır: Enderun, Kalemler ve Medreseler.
2
Din ve hukuk işlerini yürüten kişilerin (İlmiye), bu konularda en üst düzey akademik kurum olan medreselerden yetişmesi zorunluluğunu düşünün.
3
Devşirme sisteminin (kul sistemi) hangi sınıfların (Seyfiye-Kalemiye) temelini oluşturduğunu, İlmiye'nin ise neden bu sistemin dışında tutulduğunu hatırlayın.

Daha Fazla Pratik

İlmiye sınıfının en yüksek makamları olan Kazaskerlik ve Şeyhülislamlık görevlerinin hiyerarşideki yerini ve yetkilerini inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 119Soru

Osmanlı Devleti'nin iktisadi dünya görüşünde piyasada halkın ihtiyaç duyduğu malların mümkün olduğu kadar bol, kaliteli ve ucuz bulunması hedeflenmiştir. Bu bağlamda, üretimi tüketici ihtiyaçlarına göre şekillendiren ve piyasada mal arzını her zaman yüksek tutmayı amaçlayan iktisadi ilke aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İaşecilik

Cevap

Halkın ihtiyaçlarını piyasada bol, ucuz ve kaliteli şekilde bulabilmesini amaçlayan 'iaşecilik' ilkesidir.
Osmanlı Devleti'nde iktisadi faaliyetlerin temel amacı halkın refahıdır. İaşecilik ilkesi, piyasada tüketim mallarının eksikliğini gidermek, ürünlerin bol, kaliteli ve uygun fiyatlı olmasını sağlayarak halkın mağduriyetini önlemeyi esas alır.

Adım Adım Çözüm

1
Osmanlı iktisadi düşüncesindeki temel kavramları analiz edin.
Osmanlı ekonomisinin üç temel ilkesi vardır: İaşecilik, Fiskalizm ve Gelenekselcilik.
Soruda istenen 'bolluk, kalite ve ucuzluk' vurgusunun hangi ilkeye ait olduğunu bulmak gerekir.
2
Tüketici odaklı ve piyasa arzını önceleyen kavramı tanımlayın.
İaşecilik (Provizyonizm), piyasada malın eksikliğini önlemek ve halkın temel ihtiyaçlarına ulaşımını kolaylaştırmak için uygulanan arz yönlü bir politikadır.
İaşecilik ilkesi doğrudan piyasadaki malın miktarını ve erişilebilirliğini kontrol eder.
3
Diğer seçeneklerin neden doğru olmadığını değerlendirin.
Fiskalizm hazineyi, Gelenekselcilik düzeni korumayı amaçlar; Narh ise bu amaçlara ulaşmak için kullanılan bir araçtır.
Kavramlar arasındaki temel amaç farklarını belirlemek doğru sonuca ulaştırır.

Anahtar Kavram

Osmanlı İktisadi İlkeleri (İaşecilik, Fiskalizm, Gelenekselcilik)

İpuçları

1
Osmanlı ekonomisinin üç temel saç ayağından (Gelenekselcilik, Fiskalizm, İaşecilik) birini düşünün.
2
Bu ilke 'provizyonizm' olarak da bilinir ve temelinde halkın/tüketicinin korunması yatar.
3
Malın piyasada 'bol' ve 'ucuz' bulunması gerektiğini savunan, üretimi tüketim odaklı planlayan ilkedir.

Daha Fazla Pratik

Osmanlı bütçe açığını kapatmak için başvurulan İltizam ve Malikâne sistemlerini inceleyerek maliye konusundaki bilginizi pekiştirebilirsiniz.

Alternatif Yöntem

Osmanlı'nın merkantilizmin tam tersini uyguladığını hatırlayarak, malın dışarı çıkmasını istemeyen ve içeride bolluğu savunan yapıyı 'iaşecilik' ile eşleştirebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 120Soru

Osmanlı Devleti'nin klasik dönem merkez teşkilatında padişahın mutlak vekili olarak görev yapan Sadrâzam (Veziriazam) ile ilgili aşağıdaki bilgilerden hangisi hatalıdır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Divan-ı Hümayun'da alınan kararların İslam hukukuna uygunluğunu denetleyerek fetva verir.

Cevap

Divan-ı Hümayun'da alınan kararların İslam hukukuna uygunluğunu denetleyerek fetva verme yetkisi Sadrâzam'a değil, Şeyhülislam'a aittir.
Sadrâzam, Osmanlı Devleti'nde yürütme gücünü temsil eden Seyfiye sınıfının lideridir. Görevleri idari, askeri ve siyasi alanlarla sınırlıdır. Alınan kararların İslam hukukuna (Şer'i hukuk) uygunluğunu denetlemek ve bu konuda bağlayıcı bir görüş olan 'fetva'yı yayımlamak, İlmiye sınıfının bir üyesi olan Şeyhülislam'ın görevidir. Sadrâzam'ın dini-hukuki bir otoritesi veya fetva yetkisi bulunmamaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Sadrâzam'ın yönetimdeki konumunu analiz etme.
Sadrâzam, padişahın mutlak vekili ve Seyfiye (askeri-idari) sınıfının en üst yöneticisidir.
Makamın yetki sınırlarını belirlemek için idari sınıfını bilmek gerekir.
2
Seçeneklerdeki idari ve hukuki yetkileri sınıflandırma.
Mühr-i Hümayun, Serdar-ı Ekrem ve Buyruldu gibi yetkiler idari/askeri (Seyfiye) kapsamındadır.
Sadrâzam'ın görev alanlarını diğer Divan üyelerinden ayırmak gerekir.
3
Hukuki/Dini denetim yetkisini sorgulama.
İslam hukukuna uygunluk denetimi ve fetva verme yetkisi İlmiye sınıfına (Şeyhülislam) aittir.
Sadrâzam'ın dini-hukuki (fetva) bir yetkisi bulunmadığı için hatalı bilgi tespit edilir.

Anahtar Kavram

Sadrâzam'ın Yetki ve Sorumlulukları

Daha Fazla Pratik

Osmanlı Devleti'nde Divan üyelerinin mensup oldukları sınıfları (Seyfiye, İlmiye, Kalemiye) bir tablo üzerinden tekrar etmek, görev karmaşasını önlemek için faydalıdır.
Tahmini Süre:50s
ÖncekiSayfa 6 / 21Sonraki
Osmanlı Devleti Kültür ve Medeniyeti — KPSS Genel Yetenek - Genel Kültür — Sayfa 6 | Examkin