Hukukun Temel Kavramları

514 soru

Soru 241Soru

Hukuk kurallarının hiyerarşik sıralamasında, alt basamakta yer alan bir kuralın üst basamaktaki kurala aykırı olamayacağını ifade eden "normlar hiyerarşisi" ilkesi, hukuk birliğinin temelidir. Bu hiyerarşi içerisinde yazılı kaynaklar, sahip oldukları hukuki güce göre en üstten en alta doğru belirli bir düzen içerisinde sıralanır.

Buna göre, aşağıdakilerden hangisi Türk hukuk sistemindeki normlar hiyerarşisinde "Yönetmelik" basamağının da altında yer alan ve genel olarak "adsız düzenleyici işlemler" kategorisinde değerlendirilen hukuk kaynaklarından biridir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Genelge

Cevap

Hiyerarşinin en alt basamağında yer alan ve adsız düzenleyici işlem olarak kabul edilen kaynak Genelge'dir.
Türk hukuk sisteminde normlar hiyerarşisi; Anayasa, Kanun (ve eşdeğerleri), Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ve Yönetmelik şeklinde sıralanır. Bu ana başlıkların dışında kalan; genelge, yönerge, tebliğ ve talimat gibi işlemler 'adsız düzenleyici işlemler' olarak adlandırılır ve hiyerarşinin en alt basamağında, yani yönetmeliklerin de altında yer alırlar. Genelge, bu kategorideki en yaygın örnektir.

Adım Adım Çözüm

1
Normlar hiyerarşisindeki temel sıralamayı hatırla.
Sıralama: Anayasa > Kanun/Antlaşma/OHAL CBK > CB Kararnamesi > Yönetmelik.
Hukuk kuralları arasındaki üstünlük ilişkisini kurmak için temel piramit yapısı bilinmelidir.
2
Yönetmeliğin altında yer alan kuralları belirle.
Genelge, Yönerge, Tebliğ ve Tamim gibi 'adsız düzenleyici işlemler' yönetmeliklerin altında yer alır.
Soruda istenen spesifik hiyerarşik konumu (yönetmelik altı) tespit etmek gerekir.
3
Seçenekleri bu sıralamaya göre değerlendir.
Genelge ifadesi, hiyerarşinin en alt basamağındaki adsız işlemleri temsil eder.
Verilen seçenekler arasında en zayıf hukuki güce sahip olanı seçmek çözüm için yeterlidir.

Anahtar Kavram

Normlar Hiyerarşisi (Kelsen Piramidi)

İpuçları

1
Bu hiyerarşi 'Kelsen Piramidi' olarak da bilinir ve her kural gücünü bir üstündeki kuraldan alır.
2
En bilinen dörtlü sıralama Anayasa, Kanun, Kararname ve Yönetmelik şeklindedir; ancak bunların da altında idari metinler bulunur.
3
İdarenin, üst hukuk kurallarını nasıl uygulayacağını alt birimlerine talimatla bildirdiği 'adsız' metinlere odaklanın.

Daha Fazla Pratik

Adsız düzenleyici işlemlerin (Genelge vb.) yargısal denetiminin hangi mahkeme tarafından yapıldığını araştırabilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 242Soru

Türk hukuk sisteminde, hâkimin bir uyuşmazlığı karara bağlarken karşılaştığı boşluk türleri ve bu boşlukları doldurma yöntemleri ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kanun koyucunun bir meseleyi bilerek ve isteyerek düzenlemediği "kural içi boşluk" (intentional gap) durumunda hâkim, Medeni Kanun'un 1. maddesindeki sırayı takip ederek önce örf ve adet hukukuna başvurur, orada da kural yoksa hukuk yaratarak uyuşmazlığı çözer.

Cevap

Kural içi boşluk durumunda hâkimin örf ve adet hukukuna başvurarak hukuk yaratması gerektiğini savunan ifade yanlıştır.
Yanlış olan ifade kural içi boşlukta hâkimin örf ve adet hukukuna başvuracağını söyleyen açıklamadır. Türk hukukunda kural içi boşluk, kanunda bir hükmün bulunduğu ancak çözümün hâkimin takdirine bırakıldığı durumdur. Bu durumda hâkim kanun içindedir ve örf ve adete başvurma sırasına geçmez. Hâkimin hukuk yaratması ise ancak hukuk boşluğu (hem kanun hem örf-adet yokluğu) durumunda söz konusu olur.

Adım Adım Çözüm

1
Boşluk türlerini tanımla.
Kanun Boşluğu (Açık/Örtülü) ve Hukuk Boşluğu arasındaki farkı belirledim.
Hâkimin hangi yetkiyi ne zaman kullanacağını anlamak için bu ayrım temeldir.
2
Kural içi boşluğun niteliğini analiz et.
Kural içi boşluğun kanun koyucu tarafından bilerek bırakıldığını ve çözümün 'takdir yetkisi' ile yapıldığını saptadım.
Kural içi boşlukta kanunda bir hüküm olduğu için hiyerarşik olarak örf ve adete geçilmez.
3
Hâkimin hukuk yaratma sırasını kontrol et.
Hukuk yaratmanın sadece hem yazılı hem yazısız kaynaklar tükendiğinde (hukuk boşluğunda) yapıldığını doğruladım.
Medeni Kanun Madde 1'deki bağlayıcı sırayı test etmek gerekir.
4
Seçenekleri karşılaştırarak yanlış olanı seç.
Kural içi boşluk ile hukuk yaratma/örf-adet sürecini birbirine karıştıran ifadenin yanlış olduğu sonucuna ulaştım.
Kural içi boşlukta hâkim kanun çerçevesindedir, kanun dışı kaynaklara ihtiyaç duymaz.

Anahtar Kavram

Kural İçi Boşluk - Takdir Yetkisi ve Hukuk Boşluğu - Hukuk Yaratma Ayrımı

İpuçları

1
Kural içi boşlukta kanunda bir madde olup olmadığına ve hâkimin 'takdir yetkisi' ile 'hukuk yaratma' yetkisi arasındaki farka odaklanın.

Daha Fazla Pratik

Gerçek boşluk (açık boşluk) ile gerçek olmayan boşluk (örtülü boşluk) durumunda hâkimin izlediği yorum yöntemlerini karşılaştıran soruları çözün.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 243Soru

Hukuk sistemimizde haklar; konuları, ileri sürülebilecekleri çevre ve hak sahibinin iradesiyle devredilip devredilemeyecekleri bakımından çeşitli ayrımlara tabi tutulur. Bu bağlamda, bir kimseye belirli bir taşınmazdan tam olarak yararlanma ve kullanma yetkisi veren, aksi kararlaştırılmadıkça başkasına devri mümkün olmayan "intifa hakkı"nın hukuki niteliği ile ilgili aşağıdaki sınıflandırmalardan hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Malvarlığı hakkı - Mutlak hak - Devredilemeyen hak

Cevap

İntifa hakkı; konusu bakımından malvarlığı hakkı, ileri sürülebileceği çevre bakımından mutlak hak ve niteliği gereği devredilemeyen hak kategorisindedir.
İntifa hakkı, eşya üzerinde doğrudan hakimiyet sağlayan bir sınırlı ayni hak olduğu için herkese karşı ileri sürülebilir (mutlak hak). Ekonomik bir değer taşıdığı için malvarlığı hakları arasındadır. Ayrıca Türk Medeni Kanunu'na göre şahsa sıkı sıkıya bağlı kabul edildiğinden, hakkın kendisi bir başkasına devredilemez (devredilemeyen hak).

Adım Adım Çözüm

1
Hakkın konusunu belirleme
Malvarlığı Hakkı
İntifa hakkı, bir taşınmaz veya taşınır üzerinde ekonomik yararlanma yetkisi sağladığı için maddi bir değer ifade eder.
2
Hakkın ileri sürülebileceği çevreyi analiz etme
Mutlak Hak
İntifa hakkı bir sınırlı ayni haktır. Ayni haklar, eşya üzerinde doğrudan hakimiyet sağlar ve herkese karşı ileri sürülebilir.
3
Hakkın devredilebilirliğini kontrol etme
Devredilemeyen Hak
Türk Medeni Kanunu'nun 806. maddesi uyarınca, aksine sözleşme olmadıkça intifa hakkının kullanımı devredilebilse de, hakkın kendisi şahsa bağlıdır ve başkasına devredilemez.

Anahtar Kavram

Hakların Sınıflandırılması: İntifa Hakkı Örneği

İpuçları

1
Hakkın 'ayni hak' mı yoksa 'alacak hakkı' mı olduğunu düşünün; bu, hakkın mutlak mı yoksa nispi mi olduğunu belirler.
2
İntifa hakkı eşya üzerindedir ve tapu kütüğüne tescil edilir, bu da onun herkese karşı ileri sürülmesini sağlar.
3
Medeni Kanun'da intifa hakkının şahsa bağlılığı ve devredilemezliği kuralını hatırlayın; mülkiyetten en büyük farklarından biri budur.

Daha Fazla Pratik

İntifa hakkı ile üst hakkı (inşaat hakkı) arasındaki devredilebilirlik farklarını inceleyiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 244Soru

Hukuk sistemimizde haklar; kullanıldıklarında yeni bir hukuki durum yaratıp yaratmadıklarına göre 'yenilik doğuran (inşai) haklar' ve 'aleledade (sıradan) haklar' olarak ikiye ayrılır. Yenilik doğuran haklar, hak sahibinin tek taraflı irade beyanıyla mevcut hukuki durumu kurarken, değiştirirken veya sona erdirirken; aleledade haklar (talep hakları) sadece mevcut bir hukuki ilişkinin gereğinin yerine getirilmesini isteme yetkisi verir.

Buna göre, aşağıdakilerden hangisi yenilik doğuran (inşai) bir hak örneği değildir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Satın alınan bir taşınmazın tapuda tescilinin yapılmasını isteme hakkı

Cevap

Satın alınan bir taşınmazın tapuda tescilinin yapılmasını isteme hakkı yenilik doğuran bir hak değil, aleledade (sıradan) bir talep hakkıdır.
Doğru yanıt olan 'taşınmazın tescilini isteme hakkı', bir talep hakkıdır. Talep hakları (aleledade haklar), bir kimsenin başka bir kimseden bir şeyi yapmasını, yapmamasını veya vermesini isteyebilmesidir. Burada yeni bir hukuki statü kurulmaz, mevcut bir borç ilişkisinin gereği istenir. Diğer seçenekler ise hukuki durumu tek taraflı beyanla etkileyen inşai haklardır.

Adım Adım Çözüm

1
Hakların etki bakımından sınıflandırılmasını analiz et.
Haklar 'yenilik doğuran' (yeni durum yaratan) ve 'aleledade' (mevcut olanı isteme) olarak ikiye ayrılır.
Soruda hangisinin yenilik doğuran hak olmadığı sorulmaktadır.
2
Seçeneklerdeki hakların hukuki sonuçlarını değerlendir.
Değiştirme, iptal, alım ve takas işlemleri mevcut hukuki durumu değiştirir, kurar veya bozar.
Yenilik doğuran hakların temel özelliği tek taraflı iradeyle hukuki yapıyı değiştirmektir.
3
Tescil isteme hakkının niteliğini belirle.
Satış sözleşmesiyle zaten kurulmuş olan bir borç ilişkisinin gereğinin yerine getirilmesi (ifa) istenir.
Tescil isteme bir 'talep hakkı'dır; çünkü borçlunun borcunu yerine getirmesi beklenir, tek taraflı bir beyanla tescil kendiliğinden gerçekleşmez.

Anahtar Kavram

Hakların Etkileri Bakımından Ayrımı (Yenilik Doğuran vs. Aleledade Haklar)

İpuçları

1
Yenilik doğuran haklar tek taraflı iradeyle hukuki durumu değiştirirken, aleledade haklar sadece mevcut olanın yerine getirilmesini ister.
2
'İsteme' kelimesi her zaman talep hakkı anlamına gelmez; eğer istenen şey mevcut bir borcun ödenmesi/teslimi ise bu talep hakkıdır.
3
Taşınmaz satımında tescil istemek, satıcının tapuda devir yapma borcunu yerine getirmesini istemektir; yeni bir sözleşme kurmaz veya bozmaz.

Daha Fazla Pratik

Mutlak haklar ile nispi hakların farklarını ve nispi hakların tapuya şerh edilerek kuvvetlendirilmesini inceleyin.

Alternatif Yöntem

Hakkın kullanılmasıyla karşı tarafın bir şey yapmasına gerek kalmadan hukuki sonuç doğuyorsa yenilik doğuran; karşı tarafın bir davranışta bulunması (borcu ödemesi vb.) gerekiyorsa aleledade haktır.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 245Soru

Türk hukuk sisteminde normlar hiyerarşisi, yazılı hukuk kurallarının altlık-üstlük ilişkisini ve bu kuralların birbiriyle olan öncelik sırasını belirleyen temel bir ilkedir. 1982 Anayasası'nın 90. maddesi ve genel hukuk ilkeleri dikkate alındığında, hiyerarşik düzendeki normların konumu ve yargısal denetimine dair aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ekonomik veya ticari içerikli bir milletlerarası antlaşma ile bir kanun çatıştığında, antlaşma kanuna hiyerarşik olarak her zaman üstün kabul edilir ve antlaşma hükmü uygulanır.

Cevap

Ekonomik veya ticari içerikli bir milletlerarası antlaşmanın kanuna hiyerarşik olarak her zaman üstün olduğunu belirten ifade yanlıştır.
Hukuk sistemimizde milletlerarası antlaşmalar prensip olarak kanun hükmündedir (eşittir). Ancak 2004 değişikliği ile Anayasa'nın 90. maddesine eklenen hüküm, sadece 'temel hak ve özgürlüklere ilişkin' antlaşmalar ile kanunlar çatıştığında antlaşmanın esas alınacağını belirtir. Ekonomik, ticari veya teknik içerikli antlaşmalar için böyle bir hiyerarşik üstünlük söz konusu değildir; bu tür antlaşmalar kanunla eşit statüde kabul edilir.

Adım Adım Çözüm

1
Normlar hiyerarşisi piramidini gözden geçir.
Sıralama: Anayasa > Kanun/Antlaşma > CBK > Yönetmelik.
Hiyerarşideki temel basamakların belirlenmesi gerekir.
2
Milletlerarası antlaşmaların özel durumunu analiz et.
Genel kural: Antlaşma = Kanun. İstisna: Temel hak antlaşması > Kanun (Uygulama önceliği).
Anayasa'nın 90. maddesindeki ayrımı anlamak sorunun kilit noktasıdır.
3
Ekonomik içerikli antlaşmanın statüsünü belirle.
Temel haklara ilişkin olmadığı için kanunla eşit düzeydedir, üstün değildir.
Hiyerarşik üstünlük sadece spesifik bir konu (insan hakları) için tanımlanmıştır.

Anahtar Kavram

Anayasa Madde 90 ve Uygulama Önceliği

İpuçları

1
Anayasa'nın 90. maddesindeki 'temel hak ve özgürlükler' ayrımına dikkat edin.

Daha Fazla Pratik

Milletlerarası antlaşmaların Anayasa Mahkemesi tarafından denetlenememesi kuralı ile kanunların denetlenebilmesi farkını pekiştirmek için yargı bölümüne göz atabilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 246Soru

Ayırt etme gücüne sahip 17 yaşındaki bir gencin, yasal temsilcisinin rızasını almadan gerçekleştirdiği bir taşınmaz satış sözleşmesinin; temsilcinin onay vermemesi üzerine büründüğü hukuki statü ile idarenin hukuka aykırı bir düzenleyici işleminin yargı yoluyla ortadan kaldırılması ve bu işlem nedeniyle kişilerin mal varlığında meydana gelen eksilmenin giderilmesi amacıyla uygulanan yaptırımlar sırasıyla aşağıdakilerin hangisinde doğru verilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tek taraflı bağlamazlık - İptal - Tazminat

Cevap

Sınırlı ehliyetsizlerin onaysız işlemleri 'tek taraflı bağlamazlık', hukuka aykırı idari işlemin silinmesi 'iptal', zararın giderilmesi ise 'tazminat' yaptırımına tabidir.
Doğru seçenek, üç farklı hukuk alanındaki yaptırımı bir araya getirmiştir. Sınırlı ehliyetsiz bir kişinin (17 yaş) yaptığı sözleşme, yasal temsilci onay vermediğinde 'tek taraflı bağlamazlık' (askıda hükümsüzlük) statüsüne girer. İdarenin hukuka aykırı düzenleyici işleminin mahkemece ortadan kaldırılmasına 'iptal', bu işlemden doğan zararların ödenmesine ise 'tazminat' denir.

Adım Adım Çözüm

1
Sınırlı ehliyetsiz durumunu analiz etme
Tek taraflı bağlamazlık (Askıda hükümsüzlük)
Ayırt etme gücü olan ancak ergin olmayan (17 yaş) kişilerin, yasal temsilci izni olmadan yaptıkları işlemler temsilci onay verene kadar askıdadır; reddedilirse geçersiz olur.
2
Hukuka aykırı idari işlemi analiz etme
İptal
İdare hukukunda, hukuka aykırı bir işlemin yargı kararıyla yapıldığı andan itibaren ortadan kaldırılmasına 'iptal' müeyyidesi denir.
3
Maddi eksilmenin giderilmesini analiz etme
Tazminat
Hukuka aykırı bir eylem veya işlemle bir başkasına verilen zararın nakden veya aynen giderilmesi 'tazminat' yaptırımıdır.

Anahtar Kavram

Hukukun Yaptırım Türlerinin Sentezi

İpuçları

1
17 yaşındaki bir kişinin ehliyet durumunu ve bu kişinin yaptığı işlemlerin temsilci onayına tabi olduğunu düşünün.
2
İdare hukukunda, bir işlemin hukuka aykırılığı nedeniyle yargı kararıyla geçmişe etkili silinmesine ne denir?
3
Zarar verme durumunda ortaya çıkan yaptırım ile borcun zorla yerine getirilmesi arasındaki farkı ayırt edin.

Daha Fazla Pratik

İptal davası ile tam yargı davası arasındaki farkı yaptırım türleri (iptal vs tazminat) üzerinden tekrar edin.
Tahmini Süre:3m 0s
Soru 247Soru

Türk hukuk sisteminde normlar hiyerarşisi ilkesi uyarınca, alt basamakta yer alan bir normun üst basamaktaki norma aykırı olamayacağı esastır. Ancak 1982 Anayasası’nın 90. maddesinde yer alan "...temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası antlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası antlaşma hükümleri esas alınır." hükmü, bu hiyerarşik yapı içerisinde teknik bir tartışma yaratmaktadır. Bu anayasal düzenleme ışığında, temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası antlaşmaların normatif değeri ve yargısal denetimi ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kanunlarla hiyerarşik olarak aynı basamakta yer almalarına rağmen, temel haklara ilişkin uyuşmazlıklarda uygulama önceliğine sahiptirler ve anayasallık denetimine tabi tutulamazlar.

Cevap

Temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası antlaşmalar hiyerarşik olarak kanun düzeyinde kabul edilir; ancak kanunla çatışma durumunda uygulama önceliğine sahiptirler ve haklarında anayasal denetim yapılamaz.
Doğru ifade, bu antlaşmaların hiyerarşik olarak kanun basamağında olduğunu ancak temel haklar söz konusu olduğunda kanunlara karşı 'uygulama önceliği' kazandığını ve hiçbir şekilde Anayasa Mahkemesi denetimine tabi olmadıklarını belirtir.

Adım Adım Çözüm

1
Normun niteliğini belirle
Temel hak ve özgürlüklere ilişkin usulüne göre yürürlüğe konulmuş milletlerarası antlaşma.
Anayasa'nın 90. maddesi bu özel tür antlaşmalar için farklı bir rejim öngörmüştür.
2
Hiyerarşik konumu değerlendir
Hiyerarşik olarak kanunlara eştir (Anayasa m. 90/son).
Anayasa metni 'kanun hükmündedir' ifadesini kullanır, 'kanunların üzerindedir' demez.
3
Çatışma durumundaki hukuki sonucu saptanması
Uygulama önceliği (Lex superior derogat legi inferiori ilkesinin tam karşılığı değildir, özel bir önceliktir).
Kanunla farklı hüküm içermesi durumunda antlaşma hükmü esas alınır, ancak bu kanunu geçersiz kılmaz, sadece o olayda uygulanmamasını sağlar.
4
Yargısal denetimi kontrol et
Anayasal denetim (İptal davası veya İtiraz yolu) kapalıdır.
Anayasa m. 90/son açıkça 'Bunlar hakkında Anayasaya aykırılık iddiası ile Anayasa Mahkemesine başvurulamaz' hükmünü içerir.

Anahtar Kavram

Uygulama Önceliği ve Yargı Bağışıklığı

İpuçları

1
Anayasa'nın 90. maddesindeki 'kanun hükmünde olma' ifadesi ile 'Anayasa Mahkemesine başvurulamama' kuralını birlikte düşünün.

Daha Fazla Pratik

Milletlerarası antlaşmaların onaylanma süreci ile TBMM'nin 'uygun bulma kanunu' arasındaki ilişkiyi incelemek bu konuyu pekiştirecektir.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 248Soru

Bir uyuşmazlığı karara bağlamakla görevli olan bir hâkim, yargılama sürecinde somut olayın özelliklerine göre şu üç farklı durumla karşılaşmıştır:

I. Kanun koyucu, uyuşmazlık konusu meselenin çözümünü bilerek ve isteyerek düzenlememiş; kararı hâkimin adalet anlayışı çerçevesinde somutlaştırmasına bırakmıştır.
II. Meselenin çözümüne ilişkin yazılı bir norm bulunmaktadır; ancak bu normun kapsamı çok geniş tutulduğu için uyuşmazlığa lafzen uygulanması, kanunun amacıyla bağdaşmayacak ölçüde ağır ve adaletsiz sonuçlar doğurmaktadır.
III. Uyuşmazlık hakkında ne yürürlükteki mevzuatta ne de örf ve âdet hukukunda doğrudan veya kıyasen uygulanabilecek hiçbir kural bulunmamaktadır.

Türk hukuk sisteminde bu durumların hukuki nitelendirmesi ve hâkimin izleyeceği yöntemlerle ilgili aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: II. durum, kanun koyucunun düzenleme yaparken uyuşmazlığı tamamen ihmal etmesi sonucu ortaya çıkan bir 'açık boşluk' örneğidir ve hâkimin burada hukuk yaratması zorunludur.

Cevap

II. numaralı durumu 'açık boşluk' olarak nitelendiren ve hâkimin doğrudan hukuk yaratması gerektiğini savunan seçenek yanlıştır; çünkü bu durum bir 'örtülü boşluk' örneğidir.
Doğru yanıt olan seçenek yanlıştır; çünkü II. durumda tanımlanan senaryo 'açık boşluk' değil, 'örtülü boşluk' (gerçek olmayan boşluk) halidir. Örtülü boşlukta, uyuşmazlığa lafzen uygulanabilecek bir kural vardır ancak bu kuralın uygulanması hukukun ruhuna ve adalet ilkesine aykırı sonuçlar doğurur. Bu durumda hâkim hukuk yaratmaz, 'amaca uygun sınırlama' yaparak mevcut kuralın kapsamını daraltır. Açık boşlukta ise uyuşmazlığı çözecek hiçbir yazılı norm bulunmaz.

Adım Adım Çözüm

1
I. durumu analiz et.
Kural içi boşluk (Bilinçli boşluk).
Kanun koyucunun bilerek düzenlemediği ve hâkime takdir yetkisi tanıdığı durumlar bu sınıfa girer.
2
II. durumu analiz et.
Örtülü boşluk (Gerçek olmayan boşluk).
Yazılı bir kural vardır ancak uyuşmazlığa uygulanması adaletsizdir. Kuralın kapsamının daraltılması gerekir (Amaca uygun sınırlama).
3
III. durumu analiz et.
Hukuk boşluğu (Gerçek boşluk).
Yazılı kaynakta (Kanun boşluğu) ve yazısız kaynakta (Örf-âdet) kuralın bulunmaması durumudur.
4
Seçenekleri bu tespitlerle karşılaştır.
II. durumu 'açık boşluk' olarak tanımlayan bilginin hatalı olduğu görülür.
Açık boşlukta uygulanacak hiçbir norm bulunmazken, örtülü boşlukta uygulanacak bir norm mevcuttur fakat bu norm amaca aykırıdır.

Anahtar Kavram

Hukukta Boşluk Türleri ve Hâkimin Müdahale Yöntemleri

İpuçları

1
Boşluk türlerini incelerken 'kuralın varlığı' ile 'kuralın adaleti' arasındaki farka odaklanın.

Daha Fazla Pratik

Hâkimin hukuk yaratırken uyması gereken sınırlamaları (hukukun genel ilkeleri, üst normlar) içeren bir soru çözerek konuyu pekiştirebilirsiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 249Soru

Adalet Bakanlığı tarafından yayımlanan bir hukuk rehberinde; Türkiye'de uyuşmazlıkların çözümünde esas alınan kanun, yönetmelik ve Cumhurbaşkanlığı kararnamesi gibi yazılı metinlerin yanı sıra, toplumda genel kabul görmüş ve hukuki yaptırıma bağlanmış örf ve adet kurallarının bir bütün olarak değerlendirilmesi gerektiği vurgulanmıştır.

Buna göre, rehberde ifade edilen ve belirli bir ülkede belirli bir zamanda yürürlükte olan yazılı ve yazısız tüm hukuk kurallarını kapsayan hukuk türü aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Pozitif Hukuk

Cevap

Pozitif Hukuk (Müspet Hukuk), yazılı ve yazısız tüm yürürlükteki normları kapsadığı için doğru cevaptır.
Pozitif hukuk, bir ülkede belli bir dönemde fiilen uygulanan, devlet gücüyle desteklenen hem yazılı (kanun, yönetmelik vb.) hem de yazısız (örf ve adet) kurallar bütününü ifade eden en genel terimdir.

Adım Adım Çözüm

1
Metindeki anahtar kavramları belirle.
'Yazılı metinler' (mevzuat) ve 'örf ve adet kuralları' (yazısız) ifadeleri tespit edildi.
Hukuk türlerini birbirinden ayıran temel kriter, kuralların kaynağı ve yürürlük durumudur.
2
Yazılı ve yazısız ayrımına göre hukuk türlerini sınıflandır.
Mevzu hukuk sadece yazılı; Pozitif hukuk ise yazılı + yazısız kuralları kapsar.
Soruda her iki kaynağın da 'bir bütün olarak' ele alındığı belirtilmiştir.
3
Seçenekleri eleyerek doğru terimi teyit et.
Tabii hukuk ideal olanı, Tarihi hukuk geçmişi ifade ettiği için elenir; geriye kapsamlı olan Pozitif Hukuk kalır.
Soruda 'yürürlükte olan' ve 'tüm kurallar' vurgusu yapıldığı için Pozitif Hukuk tek uygun seçenektir.

Anahtar Kavram

Hukukun Türleri Arasındaki Kapsam Farkı (Pozitif vs Mevzu)

İpuçları

1
Soruda hem 'yazılı metinler' hem de 'yazısız örf ve adet' kurallarından bahsedildiğine dikkat edin.

Daha Fazla Pratik

Mevzu hukuk ile Pozitif hukuk arasındaki farkı pekiştirmek için 'Boşluk Türleri' (Kanun Boşluğu vs. Hukuk Boşluğu) konusuna göz atabilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 250Soru

Toplumsal düzeni sağlayan normatif sistemler olan din, ahlak ve görgü kuralları; bireylerin davranışlarını belirli değer yargılarına göre disipline ederken hukuk kuralları, bu sistemlerden farklı olarak arkasına "kamu gücünü" alır. Hukuk kurallarını diğer sosyal düzen kurallarından ayıran bu temel fark, yaptırımın (müeyyide) niteliğinde kendisini gösterir.

Buna göre, hukuk kurallarını diğer sosyal düzen kurallarından ayıran "maddi yaptırım" kavramının en belirgin niteliği aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kuralın ihlali durumunda, devletin yetkili organları aracılığıyla bireyin mal varlığına veya hürriyetine yönelik gerçekleştirilen dışsal ve nesnel müdahaledir.

Cevap

Maddi yaptırım; kural ihlali durumunda devletin yetkili organları aracılığıyla bireyin mal varlığına veya hürriyetine yönelik gerçekleştirilen dışsal ve nesnel müdahaledir.
Hukuk kuralları, toplumsal düzeni sağlayan diğer kurallardan 'yaptırımın niteliği' ile ayrılır. Maddi yaptırım; bir kural ihlal edildiğinde devletin cebir (zorlama) gücünü kullanarak bireyin hak ve hürriyetlerine, mal varlığına veya hukuki statüsüne doğrudan müdahale etmesidir. Bu müdahale nesneldir, önceden belirlenmiştir ve kamu gücü eliyle gerçekleştirilir.

Adım Adım Çözüm

1
Sosyal düzen kuralı türlerini karşılaştır.
Din, ahlak ve görgü kuralları 'manevi' yaptırımlara (vicdan, günah, kınama) sahiptir.
Hukukun ayırt edici unsurunu bulmak için diğer sistemlerin sınırlarını belirlemek gerekir.
2
Yaptırımın kaynağını analiz et.
Hukuk kuralı dışındaki tüm kurallar 'birey' veya 'toplum' temelli tepkiler üretirken, hukuk 'devlet' gücüne dayanır.
Maddi yaptırımın temelinde devletin cebir (zorlama) tekeli bulunmaktadır.
3
Maddi yaptırımın somut sonuçlarını değerlendir.
Hapis cezası, para cezası, cebri icra gibi uygulamalar maddi yaptırımın somut örnekleridir.
Bu uygulamalar bireyin iradesinden bağımsız, dışsal ve nesnel bir müdahale niteliği taşır.

Anahtar Kavram

Maddi Yaptırım (Müeyyide)

İpuçları

1
Yaptırımın türünü belirlerken, kural ihlal edildiğinde 'kimin' tepki verdiğine ve bu tepkinin 'somut' bir zorlama içerip içermediğine bakın.
2
Din, ahlak ve görgü kurallarının yaptırımı genellikle bireyin vicdanında veya toplumun kınamasında kalırken; hukuk kuralının yaptırımı devletin cebir (zorlama) gücüne dayanır.
3
Maddi yaptırım, ihlal edilen kuralın karşılığında hapis, para cezası veya icra gibi, devlet eliyle uygulanan somut ve dışsal bir müdahaledir.

Daha Fazla Pratik

Hukukun yaptırım türleri (ceza, cebri icra, tazminat, geçersizlik, iptal) arasındaki farkları inceleyerek konuyu pekiştirebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 251Soru

Hukuk düzeninde tek taraflı bir irade beyanıyla yeni bir hukuki durum yaratan, mevcut bir hukuki durumu değiştiren veya tamamen sona erdiren haklara 'yenilik doğuran (inşai) haklar' denir.

Yenilik doğuran hakların kullanımına ve hukuki özelliklerine ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yenilik doğuran hakların tamamı sadece hak sahibinin mahkeme dışı tek taraflı irade beyanıyla hukuki sonuç doğurur.

Cevap

Yenilik doğuran hakların tamamının sadece mahkeme dışı beyanla sonuç doğurduğu ifadesi yanlıştır; zira boşanma gibi bazı haklar ancak dava yoluyla kullanılabilir.
Yenilik doğuran haklar kullanılış biçimlerine göre 'mahkeme dışı kullanılanlar' ve 'dava yoluyla kullanılanlar' olarak ikiye ayrılır. Boşanma, soybağının reddi veya butlan gibi haklar ancak bir mahkeme kararıyla sonuç doğurabilir. Dolayısıyla bu hakların tamamının sadece tek taraflı bir beyanla (mahkeme olmaksızın) kullanılacağını söylemek hukuken yanlıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Yenilik doğuran hakların temel tanımını analiz et.
Tek taraflı iradeyle hukuki durum yaratma, değiştirme veya sona erdirme yetkisi olduğu saptandı.
Hakkın türünü belirlemek, özelliklerini anlamanın ilk adımıdır.
2
Hakların kullanım yöntemlerini (mahkeme içi ve mahkeme dışı) karşılaştır.
İstifa, fesih gibi hakların mahkeme dışı; boşanma, butlan gibi hakların ise mahkeme kararıyla (dava yoluyla) kullanıldığı belirlendi.
Genelleme içeren ifadelerin ('tamamı', 'sadece') doğruluğunu kontrol etmek için istisnaları aramak gerekir.
3
Sürelerin niteliğini (zamanaşımı vs. hak düşürücü süre) değerlendir.
Yenilik doğuran hakların 'hak düşürücü süre'ye tabi olduğu doğrulandı.
Zamanaşımı alacak haklarına özgüdür; yenilik doğuran haklarda ise hakkın kendisi süreyle sınırlıdır.

Anahtar Kavram

Yenilik Doğuran (İnşai) Hakların Kullanım Biçimleri ve Özellikleri

İpuçları

1
Yenilik doğuran hakların kullanımı bazen sadece bir irade beyanıyla yetmez, yargısal bir müdahale gerektirebilir.
2
Boşanma davası açmak bir hak mıdır? Bu hakkın sonuç doğurması için sadece 'ayrılmak istiyorum' demek yeterli midir?
3
Yenilik doğuran hakların 'dava yoluyla kullanılanlar' (inşai dava) alt başlığını hatırlayın.

Daha Fazla Pratik

Boşanma, butlan ve soybağının reddi gibi hakların neden mutlaka mahkeme yoluyla kullanılması gerektiğini 'kamu düzeni' kavramıyla ilişkilendirerek inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 252Soru

Hukuk sistemimizde normlar, birbirinin üzerinde yer alan ve "normlar hiyerarşisi" (normlar piramidi) olarak adlandırılan bir düzen içindedir. Bu düzene göre alt basamaktaki bir kural, üst basamaktaki kurala aykırı olamaz ve çatışma durumunda hiyerarşik olarak üstte bulunan kural esas alınır.

19821982 Anayasası'nın 20172017 yılındaki anayasa değişikliği sonrası hükümleri ve Türk hukuk sistemindeki normlar hiyerarşisi ilkeleri dikkate alındığında; kanunlar ile olağan dönem Cumhurbaşkanlığı kararnameleri (CBK) arasındaki ilişkiyle ilgili aşağıdakilerden hangisi yanlış bir bilgidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bir kanun hükmü ile Cumhurbaşkanlığı kararnamesinin aynı konuda farklı düzenlemeler içermesi durumunda, normlar arasındaki uyuşmazlık tarihsel sıraya göre çözülür ve daha yeni tarihli olan düzenleme esas alınır.

Cevap

Bir kanun hükmü ile Cumhurbaşkanlığı kararnamesinin çatışması durumunda düzenleme tarihlerine bakılmaksızın her zaman hiyerarşik olarak üstte yer alan kanun hükümleri esas alınır.
Normlar hiyerarşisinde üst basamakta yer alan bir norm (Kanun), alt basamaktaki bir norm (Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi) ile çatıştığında, her zaman üst basamaktaki norm esas alınır. 'Lex posterior' yani 'sonraki tarihli kuralın önceliği' ilkesi sadece aynı hiyerarşik düzeydeki normlar arasında bir uyuşmazlık olduğunda devreye girer. Kanun ve CBK farklı düzeylerde olduğu için düzenleme tarihlerine bakılarak bir tercih yapılamaz; kanun her zaman üstün tutulur.

Adım Adım Çözüm

1
Normların hiyerarşik sıralamasını belirle.
Anayasa > Kanun > Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi > Yönetmelik.
Hukuk kuralları arasındaki altlık-üstlük ilişkisini saptamak çözümün temelidir.
2
Kanun ve CBK arasındaki çatışma kuralını incele.
Kanun ile CBK arasında dikey bir hiyerarşi vardır; Kanun, CBK'nın üstündedir.
2017 değişikliği ile CBK'lar sisteme dahil edilirken kanunun üstünlüğü korunmuştur.
3
Kronoloji (tarih) kuralının uygulanabilirliğini değerlendir.
Kronolojik sıra kuralı (Lex Posterior) yalnızca aynı hiyerarşik seviyedeki normlar (örneğin iki farklı kanun) arasında uygulanır.
Farklı seviyedeki normlarda üstteki norm alttakini tarihine bakılmaksızın geçersiz kılar.

Anahtar Kavram

Lex Superior (Üstün Normun Önceliği) İlkesi

İpuçları

1
Normlar piramidinde üstte olan kural, alttakini her zaman döver; yani geçersiz kılar.
2
Kanunlar ve Cumhurbaşkanlığı kararnameleri piramidin farklı basamaklarındadır. Kanun daha yukarıdadır.
3
Zaman kuralı (yeni olanın eskini silmesi) sadece aynı yetkiye sahip normlar arasında geçerlidir; dikey bir uyuşmazlıkta tarih önemsizdir.

Daha Fazla Pratik

Olağanüstü Hal (OHAL) Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin normlar hiyerarşisindeki yerini ve kanunlarla olan ilişkisini araştırabilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 253Soru

Hukuk kurallarının birbirine aykırı olmamasını sağlayan ve "kademeler silsilesi" olarak da bilinen normlar hiyerarşisi ilkesi uyarınca, alt basamakta yer alan bir kuralın üst basamaktaki kurala aykırı düzenlenmesi mümkün değildir. Buna göre, Türk hukuk sistemindeki normlar hiyerarşisi dikkate alındığında, aşağıdaki norm eşleştirmelerinin hangisinde ilk sırada yer alan hukuk normu, ikinci sırada yer alan hukuk normuna göre hiyerarşik olarak daha üst bir konumdadır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kanun - Yönetmelik

Cevap

Kanun ve Yönetmelik eşleşmesinde kanun hiyerarşik olarak daha üsttedir.
Türk hukuk sisteminde kanunlar, hiyerarşinin üst basamaklarında yer alırken yönetmelikler kanunların uygulanmasını göstermek üzere daha alt bir basamakta yer alır. 19821982 Anayasası uyarınca yönetmeliklerin kanunlara aykırı olması hukuken mümkün değildir.

Adım Adım Çözüm

1
Normlar hiyerarşisi piramidini hatırla
Sıralama: Anayasa > Kanun/Antlaşma > CB Kararnamesi > Yönetmelik > Genelge
Hukuk kuralları arasındaki astlık-üstlük ilişkisini belirlemek için bu piramit temel alınır.
2
Seçeneklerdeki eşleştirmeleri piramit üzerindeki yerlerine göre karşılaştır
Kanun 2.2. basamakta, Yönetmelik ise 4.4. basamakta yer almaktadır.
İlk normun ikinci normdan daha yukarıda olduğu tek seçenek Kanun - Yönetmelik ikilisidir.

Anahtar Kavram

Normlar Hiyerarşisi (Kademeler Silsilesi)

İpuçları

1
Normlar hiyerarşisinde en üstte her zaman Anayasa yer alır.
2
Yönetmelikler, kanunların ve Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin uygulanmasını sağlamak üzere çıkarılan daha alt düzey normlardır.
3
Hangi normun diğerini 'uygulamak' veya 'ayrıntılandırmak' için çıkarıldığını düşünmek hiyerarşik sırayı bulmanıza yardımcı olur.

Daha Fazla Pratik

Normlar hiyerarşisinde yer alan 'adsız düzenleyici işlemler'in (genelge, tamim, yönerge vb.) kapsamını ve bu işlemlerin denetim yollarını inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 254Soru

Hukuk teorisinde bir hukuki işlemin kurucu unsurları (taraflar, konu, irade beyanı) mevcut olsa dahi, bu unsurların niteliğindeki sakatlıklar farklı hükümsüzlük türlerini doğurur. Özellikle 'irade beyanı' unsurunda, beyan fiilinin iradi olup olmaması, işlemin hukuk dünyasındaki varlığını doğrudan etkiler. Bazı durumlarda irade beyanı varmış gibi görünse de, beyan fiilini gerçekleştiren kişinin bu fiil üzerinde hiçbir kontrolünün bulunmaması işlemi en ağır yaptırıma tabi kılar.

Buna göre, aşağıdaki olayların hangisinde işlemin kurucu unsurlarından biri olan 'irade beyanı' hukuken hiç oluşmamış sayılacağı için 'yokluk' yaptırımı uygulanmalıdır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bir kimsenin elinin fiziksel bir güçle (maddi cebir) zorla hareket ettirilerek bir senede imza attırılması

Cevap

Bir kimsenin elinin fiziksel güçle zorla hareket ettirilmesi durumu, irade beyanı unsurunu hiç oluşturmadığı için 'yokluk' yaptırımına tabidir.
Hukuki işlemin kurucu unsurlarından biri olan 'irade beyanı' için kişinin bilinciyle yaptığı bir hareket gereklidir. 'Maddi cebir' (vis absoluta) olarak adlandırılan durumda, kişinin eli zorla tutularak imza attırıldığında, ortada fiziksel bir hareket olsa da bu hareket kişinin iradesinden sadır olmamıştır. Dolayısıyla işlemin kurucu unsuru olan irade beyanı eksiktir ve bu durum 'yokluk' yaptırımını doğurur.

Adım Adım Çözüm

1
Hukuki işlemin kurucu unsurlarını analiz et.
Hukuki işlemin oluşması için taraflar, konu ve karşılıklı irade beyanı şarttır.
Kurucu unsurlardan biri eksikse işlem 'yokluk' yaptırımı ile karşılaşır.
2
İrade beyanının niteliğini (Maddi Cebir vs. Manevi Cebir) ayırt et.
Maddi cebirde (vis absoluta) fiziksel zorlama vardır ve kişinin beyan fiili iradi değildir; manevi cebirde (ikrah) ise kişi korkuyla da olsa bir karar vermiştir.
İrade beyanının 'yok' sayılması için kişinin fiili üzerindeki kontrolünün tamamen kalkmış olması gerekir.
3
Olaydaki yaptırım türünü belirle.
Elin fiziksel olarak tutulup imza attırılması bir 'eylem'dir ancak hukuki anlamda bir 'beyan' değildir; çünkü iradi değildir.
Kurucu unsur olan irade oluşmadığı için işlem hukuk dünyasında hiç doğmamıştır.

Anahtar Kavram

Hükümsüzlük Türleri: Yokluk ve Mutlak Butlan Ayrımı

İpuçları

1
Yokluk için işlemin 'maddi unsurlarından' birinin eksik olması gerektiğini hatırla.
2
İrade beyanının oluşabilmesi için kişinin bu fiili 'kendi isteğiyle' (bilinçli olarak) dış dünyaya yansıtması gerekir.
3
Fiziksel bir zorlama ile (elinin tutulması gibi) yapılan hareketlerde, kişinin zihni ile eylemi arasındaki bağ kopmuştur; bu durumda hukuken bir 'irade'den söz edilemez.

Daha Fazla Pratik

İptal edilebilir işlemler (Nispi Butlan) ile kesin hükümsüzlük (Mutlak Butlan) arasındaki 'hakimin re'sen dikkate alması' farkını inceleyiniz.

Alternatif Yöntem

Sakatlık derecesini şu hiyerarşiye göre kontrol et: 1. İrade var mı? (Yoksa -> Yokluk) 2. İradeyi açıklayan kişi ehil mi veya konu kanuna uygun mu? (Değilse -> Mutlak Butlan) 3. İrade serbestçe mi oluştu? (Baskı/Hata varsa -> Nispi Butlan).
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 255Soru

Toplumsal yaşamı düzenleyen normlar arasında yer alan din, ahlak ve görgü kuralları; bireylerin vicdanına veya toplumsal tepkiye dayalı yaptırımlarla işlerlik kazanırken, hukuk kuralları bu sistemden kesin bir çizgiyle ayrılmaktadır.

Hukuk kurallarının ihlali durumunda karşılaşılan ve bu kuralları diğer sosyal düzen kurallarından ayıran temel nitelik aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yaptırımın maddi nitelikte olması ve devlet gücüyle (cebir) desteklenmesi

Cevap

Hukuk kurallarının yaptırımı maddi niteliktedir ve devlet gücüne dayalıdır.
Hukuk kurallarını diğer sosyal düzen kurallarından ayıran en temel fark, devlet gücüyle desteklenen 'maddi yaptırım'a sahip olmasıdır. Diğer sosyal düzen kuralları (din, ahlak, görgü) manevi yaptırımlarla desteklenir.

Adım Adım Çözüm

1
Sosyal düzen kuralı türlerini sınıflandırın.
Din, ahlak, görgü ve hukuk kuralları toplumsal düzeni sağlayan temel unsurlardır.
Hukukun sosyal düzen kuralları içindeki yerini belirlemek için gereklidir.
2
Yaptırım (müeyyide) türlerini karşılaştırın.
Hukuk dışındaki kuralların yaptırımı manevi (ayıplanma, günahkarlık, dışlanma) iken hukukun yaptırımı maddidir.
Hukuk kurallarının ayırt edici özelliğini tespit etmek için yaptırımın niteliğine bakılmalıdır.
3
Kamu gücü (devlet zorlaması) unsuru ile ilişkilendirin.
Maddi yaptırım, devletin yetkili organları aracılığıyla zorla (cebir) yerine getirilir.
Hukuk kurallarının bağlayıcılığının kaynağını belirlemek için devlet gücü vurgulanmalıdır.

Anahtar Kavram

Maddi Yaptırım (Müeyyide)

İpuçları

1
Sosyal düzen kurallarını birbirinden ayıran temel fark, kural ihlal edildiğinde karşılaşılan tepkinin niteliğidir.
2
Diğer sosyal kurallar toplumun manevi tepkisine dayanırken, hukuk kuralları bir kamu otoritesi tarafından korunur.
3
Hukuk kurallarının yaptırımı, hapis cezası veya tazminat gibi somut (maddi) ve devlet eliyle uygulanan bir zorlamadır.

Daha Fazla Pratik

Maddi yaptırım türlerini (ceza, tazminat, cebri icra, hükümsüzlük) detaylıca inceleyerek kavramı pekiştirebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 256Soru

Hukuk düzenimizde bir hukuki işlemin kurucu unsurlarındaki, geçerlilik şartlarındaki veya ehliyet durumundaki sakatlıklar; yokluk, mutlak butlan, nispi butlan ve tek taraflı bağlamazlık gibi farklı yaptırımlara tabidir.

Buna göre, aşağıdaki işlem ve yaptırım eşleştirmelerinden hangisi 'yanlış' verilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: 1515 yaşındaki bir gencin, yasal temsilcisinin onayı olmadan bir telefon taksit sözleşmesi imzalaması — Yokluk

Cevap

Sınırlı ehliyetsiz bir gencin veli izni olmadan yaptığı borçlandırıcı işlem 'yokluk' yaptırımına değil, 'tek taraflı bağlamazlık' (askıda hükümsüzlük) yaptırımına tabidir.
1515 yaşındaki bir gencin (sınırlı ehliyetsiz), yasal temsilcisinin izni olmadan yaptığı ve kendisini borç altına sokan işlemler 'tek taraflı bağlamazlık' (askıda hükümsüzlük) yaptırımına tabidir. Bu tür işlemlerde, yasal temsilci onay verene kadar işlem askıdadır; onay verilirse geçerli olur, verilmezse geçersiz kalır. İşlemin kurucu unsurları (taraflar, konu, irade beyanı) mevcut olduğu için 'yokluk' olarak nitelendirilemez.

Adım Adım Çözüm

1
Seçeneklerdeki hukuki işlemlerin kurucu unsurlarının ve geçerlilik şartlarının incelenmesi.
Evlendirmede memur yokluğu kurucu unsur eksikliğidir; ehliyetsizlik ve imkansızlık ise geçerlilik şartı eksikliğidir.
Yaptırımı belirlemek için işlemin hangi aşamada sakatlandığını tespit etmek gerekir.
2
Hukuki işlemlerin tabi olduğu yaptırım türlerinin eşleştirilmesi.
1515 yaşındaki bir birey 'sınırlı ehliyetsiz'dir ve yaptığı borçlandırıcı işlemler yasal temsilci onayına kadar 'askıda'dır.
Sınırlı ehliyetsizlerin rıza dışı işlemleri tamamen yok sayılmaz, onay bekler; bu nedenle yaptırım 'tek taraflı bağlamazlık'tır.
3
Hatalı eşleştirmenin tespit edilmesi.
İşlemin 'yokluk' olarak nitelendirilmesi hukuk mantığına aykırıdır.
Yoklukta işlemin temel unsurları eksiktir; oysa çocuk sözleşmeyi bizzat imzalamış ve bir irade beyanı ortaya çıkmıştır.

Anahtar Kavram

Hükümsüzlük Türleri Arasındaki Farklar

İpuçları

1
Bir işlemin 'yokluk' olabilmesi için o işlemin özünü oluşturan temel kurucu unsurlardan birinin (örneğin evlilikte memur gibi) eksik olması gerekir.
2
Sınırlı ehliyetsizlerin (örneğin veli izni almayan bir küçüğün) işlemlerini, tam ehliyetsizlerin (akıl hastalarının) işlemleriyle karıştırmayın.
3
Cevap seçeneğinde belirtilen 'askıda' kalma durumu, yasal temsilcinin onayıyla düzelebilecek bir eksikliği ifade eder ve bu durum 'yokluk' kategorisine girmez.

Daha Fazla Pratik

Mutlak butlan ile yokluk arasındaki farkı pekiştirmek için 'şekil şartı ihlalleri' ile 'kurucu unsur eksiklikleri'ni karşılaştıran senaryolara göz atabilirsiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 257Soru

Bir vatandaşın, usulüne uygun olarak yaptığı ruhsat başvurusunun belediye tarafından hukuka aykırı bir sebeple reddedilmesi üzerine; bu ret işleminin hukuk düzeninden tamamen temizlenmesi ve işlemin tesis edildiği andan itibaren hiç yapılmamış sayılması amacıyla açılan dava sonucunda mahkemenin verdiği karar, aşağıdaki yaptırım türlerinden hangisine örnektir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İptal

Cevap

Hukuka aykırı idari işlemlerin yargı kararıyla ortadan kaldırılması 'İptal' yaptırımıdır.
İptal yaptırımı, idare hukuku alanında ortaya çıkan bir müeyyidedir. Menfaati ihlal edilen bir kişinin açtığı dava sonucunda, mahkemenin hukuka aykırı bulduğu bir idari işlemi tesis edildiği andan itibaren ortadan kaldırması bu kavramla ifade edilir. Sorudaki senaryoda belediyenin reddetme işlemi mahkemece iptal edildiğinde, o ret kararı hiç verilmemiş gibi sonuç doğurur.

Adım Adım Çözüm

1
Olaydaki hukuki ilişkinin niteliğini belirle.
Belediye ile vatandaş arasındaki ilişki idare hukuku kapsamındadır.
Belediyenin ruhsat reddi bir 'idari işlem' niteliğindedir.
2
Talep edilen hukuki sonucu analiz et.
Hukuka aykırı işlemin ortadan kaldırılması ve hiç yapılmamış sayılması istenmektedir.
İdari işlemlerin hukuk aleminden silinmesi yargısal bir denetim gerektirir.
3
Sonucu yaptırım türleri ile eşleştir.
Bu durumun karşılığı 'İptal' yaptırımıdır.
İptal yaptırımı, idari işlemleri geçmişe etkili olarak geçersiz kılar.

Anahtar Kavram

İptal Yaptırımı ve İdari İşlemler

İpuçları

1
Bu olay bir belediye (idare) ile vatandaş arasında geçmektedir.
2
Bir işlemin 'hiç yapılmamış sayılması' yani geçmişe etkili olarak silinmesi anahtar noktadır.
3
İdare hukukuna özgü olan ve mahkemelerce gerçekleştirilen yaptırım türünü düşünün.

Daha Fazla Pratik

İptal yaptırımı ile tazminat yaptırımının aynı davada birlikte istenip istenemeyeceğini araştırabilirsiniz (Tam Yargı Davası).
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 258Soru

Hukuk düzeninde haklar; konuları bakımından 'malvarlığı' ve 'kişilik' hakları, devredilebilirlikleri bakımından ise 'devredilebilen' ve 'şahsa sıkı sıkıya bağlı' (devredilemeyen) haklar olarak tasnif edilir. Her ne kadar malvarlığı hakları kural olarak devredilebilir nitelikte olsa da, Türk Medeni Kanunu'na göre bazı sınırlı ayni haklar bu kuralın istisnasını oluşturur.

Buna göre, aşağıdakilerden hangisi hem bir 'sınırlı ayni hak' niteliğinde olup hem de 'şahsa sıkı sıkıya bağlı' olması nedeniyle başkasına devri veya miras yoluyla intikali mümkün olmayan bir haktır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sükna (oturma) hakkı

Cevap

Sükna (oturma) hakkı hem bir sınırlı ayni hak niteliğindedir hem de devredilemezlik özelliği taşır.
Doğru seçenek olan oturma (sükna) hakkı, sahibine bir binadan veya onun bir kısmından konut olarak yararlanma yetkisi veren sınırlı bir ayni haktır. Türk Medeni Kanunu uyarınca bu hak, aksine bir düzenleme yoksa şahsa sıkı sıkıya bağlıdır; dolayısıyla başkasına devredilemez ve miras yoluyla mirasçılara intikal etmez.

Adım Adım Çözüm

1
Hakkın konusunu belirle.
Soruda hem 'malvarlığı' (ekonomik değer) hem de 'sınırlı ayni hak' (eşya üzerinde doğrudan hakimiyet) kriteri aranmaktadır.
Seçenekler arasında ayni hak olmayanları (Alacak, Velayet) elemek için ilk adım budur.
2
Hakkın devredilebilirliğini kontrol et.
Malvarlığı hakları normalde devredilir (Mülkiyet, Telif gibi) ancak kanuni istisnalar (Sükna, İntifa) devredilemez.
Genel kuralın istisnasını saptamak için devredilebilirlik analizi yapılır.
3
Sınırlı ayni hak türlerini hatırla.
Sükna (oturma) hakkı, irtifak hakları içinde yer alan bir sınırlı ayni haktır.
Tanım ve kanun (TMK 823) gereği sükna hakkının şahsa sıkı sıkıya bağlı olduğu sonucuna varılır.

Anahtar Kavram

Hakların Sınıflandırılması: Sınırlı Ayni Haklar ve Devredilemezlik İstisnaları

İpuçları

1
Eşya üzerinde doğrudan yetki veren (ayni) ama devredilemeyen bir hak arıyoruz.
2
Bu hak, irtifak hakları grubunda yer alır ve genellikle bir evde oturma yetkisi verir.
3
Medeni Kanun'un 823. maddesinde düzenlenen, 'başkasının mülkünde oturma' yetkisi veren haktır.

Daha Fazla Pratik

İntifa hakkı ile Sükna hakkı arasındaki benzerlik ve farkları (kapsam farkı) inceleyebilirsiniz.

Alternatif Yöntem

Hukukta 'Ayni Haklar' tablosunu göz önüne getirerek önce ayni olmayan (Velayet, Alacak) seçenekleri eleyip, kalanlar içinden devir yasağı olan 'Sınırlı' hakkı bulabilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 259Soru

Türk hukuk sisteminde yer alan normlar hiyerarşisi (kademeler silsilesi) ve yazılı hukuk kaynaklarının birbirleriyle olan hukuki ilişkisi dikkate alındığında, aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Anayasa Mahkemesi, usulüne göre yürürlüğe konulmuş milletlerarası antlaşmaların Anayasa'ya aykırılığı iddiasıyla açılan iptal davalarını esastan inceleme yetkisine sahiptir.

Cevap

Anayasa Mahkemesinin milletlerarası antlaşmaları denetleme yetkisine sahip olduğunu belirten ifade yanlıştır çünkü bu antlaşmalar yargısal denetim dışındadır.
Anayasa'nın 90. maddesinin son fıkrasına göre, usulüne göre yürürlüğe konulmuş milletlerarası antlaşmalar kanun hükmündedir ancak bunlar hakkında Anayasa'ya aykırılık iddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurulamaz. Dolayısıyla antlaşmaların iptal davasına konu edilebileceği ifadesi hukuki bir yanılgıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Normlar hiyerarşisindeki genel sıralamayı hatırla.
Sıralama: Anayasa > Kanun/Antlaşma/İBK > CBK > Yönetmelik şeklindedir.
Alt basamaktaki normun üst basamağa uygun olması gerekir.
2
Milletlerarası antlaşmaların özel durumunu (Anayasa m. 90) incele.
Antlaşmalar kanun hükmündedir ve haklarında AYM'ye başvurulamaz.
Uluslararası yükümlülüklerin iç hukukta istikrarını sağlamak.
3
Temel hak ve özgürlüklere ilişkin antlaşmaların kanunla olan üstünlük ilişkisini değerlendir.
Çatışma halinde antlaşma esas alınır (2004 değişikliği).
İnsan hakları hukukunun ulusal yasaların üzerinde tutulması ilkesi.

Anahtar Kavram

Anayasa Madde 90 ve Normlar Hiyerarşisi İstisnaları

İpuçları

1
Anayasa'nın 90. maddesinde yer alan 'Milletlerarası antlaşmalar hakkında Anayasaya aykırılık iddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurulamaz' hükmünü hatırla.
2
Temel hak ve özgürlüklere ilişkin antlaşmaların kanunlarla çatışması durumunda hangisinin üstün geldiğine dair 2004 değişikliğine odaklan.
3
İçtihadı birleştirme kararları ve kanunlar arasındaki hiyerarşik denklik ilişkisini sorgula; yanlış olan şık yargısal denetimle ilgilidir.

Daha Fazla Pratik

Cumhurbaşkanlığı kararnameleri ile milletlerarası antlaşmaların yargısal denetim farklarını karşılaştırarak çalışmanız konuyu pekiştirecektir.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 260Soru

Hukuk sistemimizde özel haklar; konuları, ileri sürülebilecekleri çevre ve devredilebilirlikleri bakımından çeşitli doktrinsel ayrımlara tabi tutulmaktadır. Bu sınıflandırmalar dikkate alındığında, bir anne veya babanın reşit olmayan çocuğu üzerindeki 'velayet' hakkı ile bir kişinin kendi şeref ve haysiyeti üzerindeki 'kişilik' hakkının ortak hukuki niteliğiyle ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Şahıs varlığına ilişkin, devredilemeyen ve herkese karşı ileri sürülebilen mutlak haklardandır.

Cevap

Şahıs varlığına ilişkin, devredilemeyen ve herkese karşı ileri sürülebilen mutlak haklardandır.
Doğru yanıt olan seçenek, velayet ve kişilik haklarının üç temel özelliğini birleştirir: parayla ölçülememe (şahıs varlığı), başkasına verilememe (devredilemezlik) ve tüm topluma karşı hüküm ifade etme (mutlaklık).

Adım Adım Çözüm

1
Hakkın konusunu belirle
Velayet ve kişilik hakları parayla ölçülemez.
Bu haklar maddi bir çıkar değil, manevi bir yetki ve korunma alanı sağlar (Şahıs varlığı).
2
Hakkın ileri sürülebileceği çevreyi analiz et
Bu haklar herkese karşı savunulabilir.
Herkesin bu haklara saygı gösterme yükümlülüğü vardır, bu da onları mutlak hak yapar.
3
Hakkın devredilebilirliğini kontrol et
Kişiye sıkı sıkıya bağlıdırlar.
Bu haklar başkasına satılamaz, devredilemez veya mirasçılara geçemez.

Anahtar Kavram

Özel Hakların Sınıflandırılması (Mutlak ve Şahıs Varlığı Hakları)

İpuçları

1
Bu hakların herkese karşı mı yoksa sadece belirli bir borçluya karşı mı ileri sürülebildiğini düşünün.
2
Velayet veya şeref hakkınızı bir başkasına satabilir veya kiralayabilir misiniz?
3
Hukukta 'mutlak haklar', sahibine eşya veya kişiler üzerinde doğrudan yetki veren ve herkese karşı korunabilen haklardır.

Daha Fazla Pratik

Mutlak hakların kendi içindeki 'Ayni Haklar' ve 'Şahıs Varlığı Hakları' ayrımını pekiştirmek için mülkiyet hakkı ile velayet hakkını kıyaslayın.
Tahmini Süre:1m 40s
ÖncekiSayfa 13 / 26Sonraki
Hukukun Temel Kavramları — KPSS Genel Yetenek - Genel Kültür — Sayfa 13 | Examkin