Hukukun Temel Kavramları

514 soru

Soru 121Soru

Türk hukuk sisteminde hâkim, önüne gelen bir uyuşmazlığı karara bağlarken sırasıyla yazılı kaynakları ve yazısız kaynakları (örf ve adet hukuku) inceler. Yapılan bu inceleme sonucunda uyuşmazlığın çözümüne yönelik hiçbir bağlayıcı hukuk kuralına rastlanmaması durumu ve bu durumda hâkimin izlemesi gereken hukuki yöntem aşağıdakilerin hangisinde bir arada verilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hukuk boşluğu — Hâkimin kendisi kanun koyucu olsaydı nasıl bir kural koyacak idiyse ona göre karar vermesi

Cevap

Hukuk boşluğu mevcuttur ve hâkimin kendisi kanun koyucu olsaydı nasıl bir kural koyacak idiyse ona göre karar vermesi (hukuk yaratması) gerekir.
Türk Medeni Kanunu'nun 1. maddesine göre, kanunda ve örf-adet hukukunda uygulanabilir bir hükmün bulunmadığı durum 'hukuk boşluğu'dur. Bu durumda hâkim, kendisi kanun koyucu olsaydı nasıl bir kural koyacak idiyse o kuralı koyarak (hukuk yaratarak) uyuşmazlığı çözmek zorundadır.

Adım Adım Çözüm

1
Yazılı hukuk kurallarının (anayasa, kanun, CBK vb.) taranması
Hüküm bulunamazsa 'kanun boşluğu' tespit edilir.
Hukukun uygulanmasında öncelikle yazılı kaynaklara başvurulması zorunludur.
2
Yazısız hukuk kurallarının (örf ve adet hukuku) taranması
Bağlayıcı bir örf ve adet kuralı da yoksa 'hukuk boşluğu' kesinleşir.
Kanunda hüküm yoksa hâkim örf ve adet hukukuna göre karar vermekle yükümlüdür.
3
Türk Medeni Kanunu'nun 1. maddesinin uygulanması
Hâkim hukuk yaratma yetkisini kullanarak uyuşmazlığı çözer.
Hukuk boşluğu durumunda hâkimin davayı reddetme yetkisi yoktur; kendisi kanun koyucu gibi hareket etmelidir.

Anahtar Kavram

Hukuk Boşluğu ve Hâkimin Hukuk Yaratması
Tahmini Süre:50s
Soru 122Soru

Türk hukuk sisteminde hukuk kuralları, belirli bir hiyerarşik düzen içerisinde yer alır ve bu düzende alt basamakta bulunan bir norm, üst basamaktaki norma aykırı olamaz. 1982 Anayasası ve genel hukuk ilkeleri ışığında "Normlar Hiyerarşisi"ne ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile kanunlarda aynı konuda farklı hükümler bulunması halinde, hukuk kurallarının zaman bakımından uygulanması (lex posterior) ilkesi gereği daha yeni tarihli olan düzenleme esas alınır.

Cevap

Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile kanunlar çatıştığında 'sonraki tarihli olanın uygulanacağı' ifadesi yanlıştır; çünkü Anayasa uyarınca her durumda kanun hükümleri uygulanır.
Türk hukuk sisteminde 2017 anayasa değişiklikleri sonrası netleşen kurala göre, bir kanun ile olağan dönem Cumhurbaşkanlığı kararnamesi arasında hüküm uyuşmazlığı varsa, hangi düzenlemenin daha yeni olduğuna bakılmaksızın doğrudan kanun hükümleri uygulanır. 'Lex posterior' (sonraki düzenleme önceliklidir) ilkesi ancak hiyerarşik olarak eş düzeydeki normlar (örneğin iki farklı kanun) arasında uygulanabilir.

Adım Adım Çözüm

1
Normlar hiyerarşisindeki temel sıralamayı belirle.
Sıralama: Anayasa > Milletlerarası Antlaşmalar (Temel Haklar) > Kanun = İçtihadı Birleştirme Kararları > Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi > Yönetmelik.
Hiyerarşideki her norm gücünü bir üsttekinden alır.
2
Kanun ve Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi (CBK) arasındaki ilişkiyi incele.
1982 Anayasası Madde 104'e göre; kanun ile CBK çatışırsa kanun uygulanır. TBMM aynı konuda kanun çıkarırsa CBK hükümsüz kalır.
Yasamanın yürütmeye karşı üstünlüğünü ve CBK'ların kanunlara aykırı olamayacağını teyit etmek.
3
Milletlerarası antlaşmaların (Temel Haklar) statüsünü değerlendir.
Anayasa Madde 90 uyarınca temel haklara ilişkin antlaşmalar, kanunla çatışırsa kanunun üzerinde yer alır (Antlaşma esas alınır).
İnsan hakları hukukuna verilen özel önemi anlamak.
4
Yanlış olan önermeyi tespit et.
Zaman bakımından uygulama (lex posterior) ilkesinin CBK ile kanun arasındaki çatışmada geçerli olduğu iddiası Anayasa'nın açık hükmüyle çelişmektedir.
Anayasa, CBK'lara karşı kanunlara mutlak bir üstünlük tanımıştır.

Anahtar Kavram

Hukuk Kuralları Arasındaki Çatışma ve Normlar Hiyerarşisi

İpuçları

1
Normlar hiyerarşisinde üst basamaktaki kural, her zaman alt basamaktakine öncelenir.
2
Anayasa'nın 104. maddesi, yürütmenin düzenleyici işlemi olan kararnamelerin yasama organının çıkardığı kanunlar karşısındaki yerini özel olarak belirlemiştir.
3
Kanun ve CBK aynı konuyu düzenliyorsa tarihine bakılmaksızın kanun üstündür; oysa iki kanun çatışsaydı yeni olan uygulanırdı.

Daha Fazla Pratik

Olağanüstü hal (OHAL) Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin normlar hiyerarşisindeki yerini ve yargısal denetimini mutlaka inceleyiniz.
Tahmini Süre:3m 0s
Soru 123Soru

Hukuk düzeninde haklar, ileri sürülebilecekleri kişilerin kapsamına göre 'mutlak haklar' ve 'nispi haklar' olarak iki ana gruba ayrılır. Mutlak haklar, sahibi tarafından herkese karşı ileri sürülebilirken; nispi haklar ancak belirli bir hukuki ilişkinin tarafına (borçlusuna) karşı ileri sürülebilir. Buna göre, aşağıdakilerden hangisi nispi haklar kapsamında yer almaktadır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Alacak hakkı

Cevap

Alacak hakkı, sadece borç ilişkisinin tarafları arasında ileri sürülebildiği için nispi bir haktır.
Nispi haklar, hukuki ilişkinin tarafları arasında sınırlı olan haklardır. Alacak hakkı, bir kişinin başka bir kişiden bir edimi yerine getirmesini isteme yetkisidir. Bu yetki, borç ilişkisinin dışındaki üçüncü kişilere karşı ileri sürülemez. Bu nedenle alacak hakkı tipik bir nispi haktır.

Adım Adım Çözüm

1
Hakların ileri sürülebileceği çevreye göre sınıflandırılmasını tanımla.
Mutlak haklar herkese karşı, nispi haklar ise sadece belirli kişilere karşı ileri sürülebilir.
Sorunun kökünde istenen ayrım kriterini belirlemek gerekir.
2
Seçeneklerdeki hakların hukuki niteliğini analiz et.
Mülkiyet, velayet, telif ve sükna hakları üçüncü kişilerin müdahalesini engelleyen, herkese karşı ileri sürülebilen haklardır.
Hangi hakların mutlak kategoriye girdiğini eleyerek bulmak gerekir.
3
Hukuki ilişkinin niteliğine göre nispi hakkı tespit et.
Alacak hakkı, taraflar (alacaklı ve borçlu) arasındaki sözleşme veya hukuki nedene dayalıdır ve sadece tarafları bağlar.
Tanıma tam uyan seçeneği doğrulamak gerekir.

Anahtar Kavram

Mutlak ve Nispi Hak Ayrımı

İpuçları

1
Hangi hakkın sadece borçluya karşı ileri sürülebileceğini düşünün.
2
Ayni haklar (eşya üzerindeki haklar) her zaman mutlak haklardır ve herkese karşı ileri sürülebilir.
3
Bir bankadan aldığınız kredi borcunun ödenmesini banka sadece sizden isteyebilir; bu tür haklara 'nispi hak' denir.

Daha Fazla Pratik

Nispi hakların istisnası olan 'etkisi kuvvetlendirilmiş nispi haklar' (tapuya şerh verilen haklar) konusuna göz atabilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 124Soru

Hukuk başlangıcı dersinde öğretim üyesi şu değerlendirmeyi yapmıştır: "Bir araştırmacı, bir ülkede belli bir dönemde yürürlükte olan hukuk kurallarını incelerken örf ve adet hukuku gibi yazısız kaynakları bir kenara bırakıp sadece yetkili makamlarca usulüne uygun olarak yürürlüğe konulmuş yazılı metinleri esas alıyorsa, inceleme alanını daraltmış demektir."

Öğretim üyesinin bu ifadesinde belirttiği, sadece yetkili makamlarca konulmuş yazılı hukuk kurallarının bütününe verilen ad aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Mevzu Hukuk

Cevap

Sadece yetkili makamlarca konulan yazılı hukuk kurallarının bütününe 'Mevzu Hukuk' adı verilir.
Mevzu hukuk (mevzuat), bir ülkede belli bir dönemde yürürlükte olan ve sadece yetkili makamlarca usulüne uygun şekilde konulmuş olan yazılı hukuk kurallarının (Anayasa, Kanun, CBK, Yönetmelik vb.) tamamını ifade eder. Soruda belirtilen 'yazısız kaynakların dışarıda bırakılması' vurgusu doğrudan bu tanıma karşılık gelir.

Adım Adım Çözüm

1
Tanımlayıcı unsurları belirlemek
Soruda 'yürürlükte olma', 'yetkili makamca konulma' ve 'sadece yazılı olma' kriterleri verilmiştir.
Hukuk türlerini birbirinden ayıran temel fark, kaynağın niteliği ve yürürlük durumudur.
2
Pozitif hukuk ile mevzu hukuk arasındaki farkı analiz etmek
Pozitif hukuk yazılı ve yazısız (örf-adet) kuralları kapsarken, mevzu hukuk sadece yazılı metinleri (kanun, yönetmelik vb.) kapsar.
Yazısız kaynakların dışarıda bırakılması, bizi 'Mevzuat' kökeninden gelen mevzu hukuk kavramına götürür.
3
Kavramsal eşleştirmeyi tamamlamak
Yetkili makamlarca konulan yazılı kuralların bütünü Mevzu Hukuktur.
Bu terim, hukuk sistemindeki pozitif hukukun 'yazılı' kısmını tanımlamak için kullanılan teknik tabirdir.

Anahtar Kavram

Mevzu Hukuk ve Pozitif Hukuk Ayrımı
Tahmini Süre:50s
Soru 125Soru

Hukuk kuralları, diğer sosyal düzen kuralları ile toplumsal yaşamı düzenleme noktasında ortak bir amaca hizmet etse de, kendine has 'cebri' niteliği ve 'teşkilatlanmış maddi yaptırımı' ile onlardan ayrılır. Özellikle ahlak kuralları ile olan ilişkisinde, kuralların kapsamı ve yaptırımın türü bakımından doktrinde hassas ayrımlar yapılmaktadır.

Buna göre, sosyal düzen kurallarının özellikleri ve bu kurallar arasındaki ayrımlara ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Objektif ahlak kuralları, bireyin diğer insanlara karşı yükümlülüklerini ve toplumsal ödevlerini düzenlediği için, bu kuralların ihlali durumunda karşılaşılan 'toplumsal dışlama' veya 'ayıplama' gibi tepkiler hukuk sistemindeki maddi yaptırım kavramı içerisinde yer alır.

Cevap

Objektif ahlak kurallarının ihlali durumunda karşılaşılan toplumsal tepkilerin maddi yaptırım kapsamında değerlendirildiğini savunan ifade yanlıştır; çünkü bu tepkiler manevi yaptırım niteliğindedir.
Doğru yanıt olan ifade yanlıştır çünkü objektif ahlak kuralları her ne kadar bireyin toplumsal ilişkilerini düzenlese de, bu kuralların ihlali karşılığında ortaya çıkan ayıplama, kınama veya dışlama gibi tepkiler devlet gücüne dayanmaz ve cebri bir nitelik taşımaz. Hukuk terminolojisinde bu tür yaptırımlar 'manevi yaptırım' (müeyyide) olarak adlandırılır. Maddi yaptırım kavramı sadece devletin zorlayıcı gücüyle desteklenen yaptırım türlerini ifade eder.

Adım Adım Çözüm

1
Sosyal düzen kurallarının yaptırım türlerini analiz etme
Hukuk maddi yaptırıma (devlet gücü), diğerleri (din, ahlak, görgü) manevi yaptırıma sahiptir.
Yaptırımın maddi olması için bir kamu otoritesi (devlet) tarafından zorla (cebirle) uygulanabilir olması gerekir.
2
Ahlak kurallarının alt dallarını değerlendirme
Ahlak; sübjektif (vicdani) ve objektif (toplumsal) olarak ikiye ayrılır.
Ahlakın kapsamını sadece bireyin iç dünyasına hapsetmek yanlıştır; başkalarına karşı dürüst olma gibi objektif ödevler de ahlakidir.
3
Objektif ahlak ile hukuk arasındaki yaptırım farkını saptama
Her ikisi de bireyler arası ilişkileri düzenler ancak objektif ahlakın yaptırımı toplumsal ayıplama (manevi), hukukunki ise ceza/tazminat (maddi) şeklindedir.
Hatalı seçeneği belirlemek için toplumsal kınamanın niteliğini doğru teşhis etmek gerekir.

Anahtar Kavram

Hukukun Maddi Yaptırım Özelliği ve Ahlakın Manevi Sınırları

Daha Fazla Pratik

Hukukun maddi yaptırım türleri (hükümsüzlük, iptal, cebri icra) ile ahlak kurallarının objektif boyutunun farkını pekiştirmek için yaptırım türleri sorularına göz atabilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 126Soru

Bir uyuşmazlığın çözümüne yönelik olarak yazılı hukuk kaynaklarında hiçbir hüküm bulunmamasına rağmen, söz konusu meseleyi düzenleyen ve toplumca genel kabul görmüş bağlayıcı bir örf ve adet kuralının bulunduğu saptanmıştır.

Buna göre, Türk Medeni Kanunu'nun 'Hukukun Uygulanması' başlıklı 1. maddesi uyarınca bu durumun hukuki niteliği ve hâkimin izlemesi gereken yol aşağıdakilerden hangisinde doğru olarak belirtilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kanun boşluğu vardır; hâkim uyuşmazlığı bağlayıcı nitelikteki örf ve adet hukuku kuralına göre karara bağlamalıdır.

Cevap

Kanun boşluğu mevcuttur; hâkim uyuşmazlığı mevcut olan bağlayıcı örf ve adet hukuku kuralına göre çözmelidir.
Türk hukuk sisteminde boşlukların doldurulması hiyerarşik bir sırayı takip eder. Yazılı kaynaklarda hüküm bulunmaması 'kanun boşluğu'dur. Ancak TMK m. 1 uyarınca, yazılı kaynakta hüküm yoksa hâkim örf ve adet hukukuna bakar. Eğer uyuşmazlığa uygulanacak bir örf ve adet kuralı mevcutsa, uyuşmazlık bu kurala göre çözülür ve 'hukuk boşluğu' oluşmaz. Hukuk boşluğu ancak hem yazılı hem de yazısız kaynaklarda hüküm bulunmadığında ortaya çıkar ve hâkim ancak o zaman hukuk yaratma (kendisi kanun koyucu olsaydı nasıl kural koyacak idiyse) yoluna gider.

Adım Adım Çözüm

1
Yazılı kaynakların kontrolü
Uyuşmazlığa uygulanacak yazılı bir norm (kanun hükmü) bulunmadığı tespit edilmiştir.
Türk Medeni Kanunu m. 1 uyarınca hâkim öncelikle yazılı kaynaklara bakmak zorundadır.
2
Boşluk türünün tespiti
Yazılı kuralın bulunmaması 'Kanun Boşluğu' (özellikle Açık Boşluk) olarak adlandırılır.
Kanun koyucunun istemediği halde bir meseleyi düzenlememiş olması kanun boşluğunu doğurur.
3
Yazısız kaynakların kontrolü
Mevcut bir örf ve adet hukuku kuralının olduğu saptanmıştır.
Yazılı kaynakta hüküm yoksa hâkim örf ve adet hukukuna başvurur. Bu aşamada bir kural bulunduğu için uyuşmazlık 'Hukuk Boşluğu' aşamasına geçmez.
4
Karar tesisi
Hâkim, uyuşmazlığı örf ve adet kuralına göre çözmelidir.
Yazılı kural yoksa örf ve adet kuralı bağlayıcıdır; hâkimin hukuk yaratması için örf ve adet kuralının da bulunmaması gerekir.

Anahtar Kavram

Kanun Boşluğu ve Hukuk Boşluğu Ayrımı
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 127Soru

Türk hukuk sisteminde, bir mesele hakkında uygulanabilir yazılı bir hükmün bulunmasına rağmen; bu hükmün lafzının (sözünün) kanun koyucunun amacına ve kanunun ruhuna aykırı düşecek şekilde çok geniş tutulması ve istisna tutulması gereken durumları da kapsaması sonucunda ortaya çıkan boşluk türü aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Örtülü Boşluk

Cevap

Örtülü boşluk, uygulanabilir bir hükmün varlığına rağmen bu hükmün kapsamının hakkaniyete ve kanunun amacına aykırı şekilde geniş olması durumudur.
Örtülü boşluk, kanunda somut olaya uygulanabilecek bir hükmün bulunmasına rağmen, bu hükmün lafzının çok geniş tutulması ve kanunun amacına aykırı sonuçlar doğurması durumudur. Bu durumda hâkim, hükmü daraltarak (teleolojik indirgeme) boşluğu giderir.

Adım Adım Çözüm

1
Yazılı kuralın varlığını kontrol et.
Olayda uygulanabilir bir yazılı kural mevcuttur.
Soruda 'yazılı bir hükmün bulunmasına rağmen' ifadesi geçmektedir.
2
Kuralın kapsamını ve amacını karşılaştır.
Kuralın sözünün (lafzının), kanunun amacını (ruhunu) aşacak şekilde geniş olduğu tespit edilir.
Amaca aykırı genişlik, 'teleolojik indirgeme' gerektiren bir boşluk türüne işaret eder.
3
Boşluk türünü tanımla.
Bu durum 'Örtülü Boşluk' (İstisnai Boşluk) olarak tanımlanır.
Örtülü boşlukta hâkim, kuralı daraltıcı şekilde yorumlayarak (istisna yaratarak) boşluğu doldurur.

Anahtar Kavram

Örtülü Boşluk (Latent Gap)
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 128Soru

Toplumsal hayatı düzenleyen normlar; din, ahlak, görgü ve hukuk kuralları olarak karşımıza çıkar. Bu kurallar arasındaki benzerlikler, farklar ve birbirleriyle olan etkileşimleri dikkate alındığında, hukuk kuralları ile diğer sosyal düzen kurallarının karşılaştırılmasına ilişkin aşağıdakilerden hangisi *yanlış* bir değerlendirmedir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hukuk kuralları yalnızca bireylerin birbirleriyle olan özel hukuk ilişkilerini düzenlemekle sınırlıyken; objektif ahlak kuralları devlet organlarının görev ve yetkilerini belirleyen temel dayanaktır.

Cevap

Hukuk kurallarının sadece özel ilişkileri düzenlediği ve devlet yetkilerinin ahlak kurallarınca belirlendiği yönündeki ifade yanlıştır.
Yanlış olan seçenek, hukukun kapsamını yalnızca bireyler arası özel hukuk ilişkileriyle (örneğin borç ilişkileri veya miras) sınırlandırmaktadır. Oysa hukuk; devletin teşkilatlanmasını, organların yetkilerini ve kamu otoritesinin sınırlarını belirleyen Kamu Hukuku (Anayasa, İdare vb.) alanını da kapsar. Ayrıca, devletin işleyişine dair yetki ve görevler objektif ahlak kuralları tarafından değil, hukukun en üst normu olan Anayasa ve yasalarca belirlenir.

Adım Adım Çözüm

1
Hukuk kurallarının kapsamını değerlendir
Hukuk kuralları hem bireyler arası (Özel Hukuk) hem de devlet ile bireyler arası veya devletin kendi organları arası (Kamu Hukuku) ilişkileri düzenler.
Hukukun sadece özel ilişkilerle sınırlı olduğunu düşünmek temel bir yanılgıdır.
2
Devletin temel yapısının kaynağını incele
Devlet organlarının görev ve yetkilerini belirleyen, kamu otoritesini sınırlayan temel kurallar anayasal hukuk kurallarıdır.
Objektif ahlak kuralları toplumsal ödevlerle ilgili olsa da devletin hukuki teşkilatlanmasının kaynağı olamazlar.
3
Hatalı tespiti onayla
Hukukun kapsamını daraltan ve devletin kaynağını ahlaka dayandıran seçenek yanlıştır.
Hukuki kesinlik ve devletin sürekliliği için normatif (yazılı ve maddi yaptırımlı) kurallar gereklidir.

Anahtar Kavram

Hukukun Kapsamı ve Diğer Sosyal Düzen Kurallarından Ayrımı

İpuçları

1
Hukuk kurallarının sadece kişiler arasındaki alım-satım gibi işlerle mi, yoksa devletin yönetimiyle mi de ilgili olduğunu düşünün.
2
Anayasa ve yasaların birer hukuk kuralı olduğunu, bu metinlerin devletin sınırlarını belirlediğini hatırlayın.

Daha Fazla Pratik

Kamu hukuku ve özel hukuk ayrımını çalışarak hukukun toplumdaki tüm ilişkileri kapsadığını pekiştirebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 129Soru

Hukukun türleri ve bu türlerin kapsamı ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Mevzu hukuk, içerisinde toplum tarafından benimsenmiş ve mahkemelerce uygulanan bağlayıcı örf ve adet kurallarını da barındıran hukuk türüdür.

Cevap

Mevzu hukukun örf ve adet kurallarını da kapsadığına dair ifade yanlıştır; mevzu hukuk sadece yetkili makamlarca konulmuş yazılı kuralları kapsar.
Mevzu hukuk, bir ülkede yetkili makamlar tarafından usulüne uygun olarak yürürlüğe konulmuş olan ve halihazırda uygulanmaya devam eden sadece yazılı hukuk kurallarının (anayasa, kanun, cumhurbaşkanlığı kararnamesi, yönetmelik vb.) tamamını ifade eder. Toplumun benimsediği ve mahkemelerin uyuşmazlıklarda başvurduğu bağlayıcı örf ve adet kuralları (yazısız hukuk) mevzu hukukun kapsamında yer almaz; bu kurallar pozitif hukukun bir parçasıdır. Dolayısıyla mevzu hukukun yazısız kuralları da barındırdığını belirten ifade kavramsal olarak yanlıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Kavramları Tanımla
Pozitif hukuk (yazılı + yazısız), Mevzu hukuk (sadece yazılı), Tabii hukuk (ideal olan), Tarihi hukuk (yürürlükten kalkan) olarak tanımlanır.
Hukuk türleri arasındaki temel farkları belirlemek için tanımların netleştirilmesi gerekir.
2
Kapsam Karşılaştırması Yap
Pozitif hukuk ile mevzu hukuk arasındaki temel farkın 'örf ve adet hukuku' (yazısız hukuk) olduğu tespit edilir.
Mevzu hukuk sadece 'konulmuş' (yazılı) olanı kapsarken, pozitif hukuk 'yürürlükte olan' her şeyi kapsar.
3
Hatalı İfadeyi Belirle
Mevzu hukukun yazısız kuralları da içerdiğini savunan ifadenin yanlış olduğu sonucuna varılır.
Mevzu hukuk tanımı gereği yazısız kaynakları dışarıda bırakır.

Anahtar Kavram

Hukukun Türleri ve Kapsam Farkları (Özellikle Pozitif ve Mevzu Hukuk Ayrımı)
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 130Soru

Kullanıldıklarında yeni bir hukuki durum oluşturmayan, mevcut bir hukuki ilişkiyi değiştirmeyen veya sona erdirmeyen; sadece bir hakkın işletilmesi niteliğinde olan haklara (örneğin velayet ve vesayet hakları) ne ad verilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Alelade haklar

Cevap

Alelade haklar
Alelade haklar, hak sahibi tarafından kullanıldığında yeni bir hukuki durum oluşturmayan, mevcut bir durumu değiştirmeyen veya ortadan kaldırmayan haklardır. Bu haklar sadece mevcut bir hakkın kullanılmasından veya işletilmesinden ibarettir. Soruda verilen velayet ve vesayet hakları, kullanıldıklarında yeni bir hukuki ilişki kurmadıkları için alelade haklara en temel örneklerdir.

Adım Adım Çözüm

1
Hakkın kullanılmasıyla oluşan hukuki sonucun analizi
Tanımda hakkın yeni bir durum yaratmadığı, mevcut durumu değiştirmediği veya sona erdirmediği belirtilmiştir.
Hukuki etkilerine göre haklar 'alelade' ve 'yenilik doğuran' olarak ikiye ayrılır.
2
Sınıflandırma kriterinin belirlenmesi
Sadece bir hakkın işletilmesi (velayet gibi) niteliğindeki haklar 'alelade' kategorisindedir.
Yenilik doğuran haklar her zaman mevcut durumda bir değişim (kurucu, değiştirici veya bozucu) yaratırken alelade haklar bu etkiyi yaratmaz.

Anahtar Kavram

Hukuki Etkilerine Göre Haklar

Daha Fazla Pratik

Yenilik doğuran hakların alt türleri olan kurucu, değiştirici ve bozucu haklar arasındaki farkları incelemek konuyu pekiştirmenize yardımcı olacaktır.
Tahmini Süre:45s
Soru 131Soru

Türk hukukunda hukuki işlemlerin sakatlığı ve hükümsüzlük halleriyle ilgili olarak verilen;

I. Resmî evlendirme memuru önünde yapılmayan bir evlilik akdi,
II. Bir kimsenin ağır tehdit (ikrah) altında imzaladığı borç senedi,
III. Ayırt etme gücü bulunmayan (tam ehliyetsiz) bir kişinin yaptığı taşınmaz satış sözleşmesi,

durumlarının tabi olduğu hukuki yaptırımlar aşağıdakilerin hangisinde sırasıyla doğru olarak verilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yokluk - Nisbi Butlan - Mutlak Butlan

Cevap

Verilen durumlar sırasıyla yokluk, nisbi butlan ve mutlak butlan yaptırımlarına tabidir.
Doğru seçenek; birinci durumun kurucu unsur eksikliği (Yokluk), ikinci durumun irade sakatlığı (Nisbi Butlan) ve üçüncü durumun ehliyetsizlik nedeniyle kamu düzenine aykırılık (Mutlak Butlan) içermesi nedeniyle bu yaptırımları sırasıyla sunmaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Birinci öncüldeki işlemin kurucu unsurlarını analiz et.
Hukuki işlemin kurucu unsurlarından biri (resmî evlendirme memuru) eksiktir.
Kurucu unsurları eksik olan işlemler hukuk dünyasında hiç doğmamış sayılır; bu durumun yaptırımı 'yokluk'tur.
2
İkinci öncüldeki irade beyanının sıhhatini analiz et.
İşlemin kurucu unsurları ve geçerlilik şartları mevcut olsa da irade sakatlanmıştır (ikrah/tehdit).
Hata, hile veya korkutma (ikrah) gibi irade sakatlığı hallerinin yaptırımı 'nisbi butlan'dır (iptal edilebilirlik).
3
Üçüncü öncüldeki ehliyet durumunu analiz et.
İşlemi yapan kişinin ayırt etme gücü yoktur (tam ehliyetsizdir).
Ayırt etme gücü olmayan kişilerin işlemleri, emredici hukuk kuralları ve kamu düzeni gereği baştan itibaren geçersizdir; bu durumun yaptırımı 'mutlak butlan'dır.

Anahtar Kavram

Hukuki işlemlerin yaptırım türleri: Yokluk (kurucu unsur eksikliği), Mutlak Butlan (geçerlilik şartı/emredici kural aykırılığı), Nisbi Butlan (irade sakatlığı).

Daha Fazla Pratik

Tek taraflı bağlamazlık (askıda hükümsüzlük) ile nisbi butlan arasındaki farkları, sınırlı ehliyetsizlerin yaptığı işlemler üzerinden tekrar ediniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 132Soru

Hukuki işlemlerin sakatlığına yol açan yaptırımlar ile bu yaptırımların uygulama alanlarına ilişkin aşağıdaki durumlar verilmiştir:

I. Bir sözleşmenin kurucu unsurlarından olan irade beyanlarının karşılıklı olarak uyuşmaması (uyuşmazlık).
II. Sözleşmenin konusunun emredici hukuk kurallarına, kamu düzenine veya genel ahlaka aykırı olması.
III. Sözleşme yapılırken taraflardan birinin hile (aldatma) sonucunda gerçek iradesine uymayan bir yükümlülük altına girmesi.

Bu durumların tabi olduğu hukuki yaptırım türleri aşağıdakilerin hangisinde sırasıyla ve doğru olarak verilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yokluk - Mutlak Butlan - Nisbi Butlan

Cevap

Hukuki işlemlerin yaptırımları sırasıyla Yokluk, Mutlak Butlan ve Nisbi Butlan şeklindedir.
Doğru cevap olan seçenek, hukuki yaptırımları teorik temellerine göre tam olarak eşleştirmektedir. İrade beyanlarının karşılıklı uyuşmaması durumunda hukuki işlemin kurucu unsuru eksik olduğu için yaptırım 'yokluk'tur. Sözleşmenin konusunun emredici hükümlere veya kamu düzenine aykırı olması, işlemin geçerlilik şartlarındaki temel bir sakatlıktır ve yaptırımı 'mutlak butlan'dır. Hile gibi iradeyi sakatlayan hallerde ise işlem iptal edilebilir nitelikte olduğu için 'nisbi butlan' yaptırımı uygulanır.

Adım Adım Çözüm

1
Birinci durumu analiz etme
İrade beyanlarının uyuşmaması, işlemin kurucu unsurlarından birinin eksik olduğunu gösterir.
Hukuki işlemin varlık kazanabilmesi için gerekli kurucu unsurlar (irade, konu, resmi şekil vb.) eksikse işlem 'yokluk' ile maluldür.
2
İkinci durumu analiz etme
Emredici hükümlere, kamu düzenine veya ahlaka aykırılık geçerlilik şartlarındaki bir sakatlıktır.
İşlem kurulmuş olsa bile, içeriği hukuken yasaklanmışsa veya imkansızsa 'mutlak butlan' yaptırımı uygulanır ve işlem baştan itibaren geçersiz sayılır.
3
Üçüncü durumu analiz etme
Hile (aldatma) bir irade sakatlığı halidir.
İrade sakatlığı (hata, hile, ikrah) durumunda işlem geçerli olarak kurulur ancak sakatlığa maruz kalan tarafa işlemi iptal etme hakkı tanıyan 'nisbi butlan' yaptırımı uygulanır.

Anahtar Kavram

Hukuki İşlemlerin Geçersizlik Halleri (Yaptırımlar)
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 133Soru

Kendi kusurlu hareketiyle bir başkasının mülküne zarar veren bir kişi, açılan dava sonucunda bu zararı gidermek üzere belirli bir miktar parayı mağdura ödemeye mahkûm edilmiştir. Bu olayda kişiye uygulanan yaptırım türüne ilişkin aşağıdaki bilgilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bu yaptırım, uğranılan zararın telafi edilmesi ve mağdurun mal varlığında oluşan eksikliğin giderilmesi amacını taşır.

Cevap

Söz konusu yaptırım (tazminat), uğranılan zararın telafi edilmesi ve mağdurun mal varlığında oluşan eksikliğin giderilmesi amacını taşır.
Tazminat yaptırımı, bir kimsenin hukuka aykırı bir fiili sonucu başkasına verdiği zararı gidermeyi amaçlar. Bu yaptırımda temel gaye, suçluyu cezalandırmaktan ziyade, mağdurun mal varlığında veya manevi dünyasında meydana gelen eksilmeyi telafi ederek hukuki dengeyi yeniden sağlamaktır.

Adım Adım Çözüm

1
Olaydaki hukuki durumun niteliğini belirle.
Bir kişinin başkasına zarar vermesi ve mahkemece bu zararı gidermeye mahkûm edilmesi bir 'tazminat' yaptırımıdır.
Hukuka aykırı bir fiil sonucu doğan zararın giderilmesi, hukuk sistemimizde tazminat müeyyidesi ile karşılanır.
2
Tazminat yaptırımının özelliklerini diğer yaptırım türleriyle karşılaştır.
Tazminatın amacı cezalandırmak (ceza) veya zorla yerine getirmek (cebri icra) değil, zararı telafi etmektir.
Tazminat, bozulan ekonomik veya manevi dengenin eski haline getirilmesini veya parayla ikame edilmesini hedefler.

Anahtar Kavram

Tazminat Yaptırımı ve Amacı

Alternatif Yöntem

Tazminatın kime ödendiği (şahıs) ve amacının ne olduğu (telafi) bilgilerini kullanarak seçenekleri eleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 134Soru

Hukuk kurallarının ihlali karşısında devlet gücüyle karşılaşılacak olan tepkilere 'yaptırım' (müeyyide) denir. Buna göre, Türk hukukundaki yaptırımlar ve bu yaptırımların temel özellikleri ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hukuka aykırı olduğu tespit edilen bir idari işlemin, yargı organları tarafından hükümsüz kılınarak ortadan kaldırılmasına 'tazminat' denir.

Cevap

Hukuka aykırı bir idari işlemin yargı organları tarafından ortadan kaldırılmasına 'tazminat' denileceğini belirten ifade yanlıştır; bu işlemin karşılığı 'iptal' yaptırımıdır.
İdari bir işlemin hukuka aykırılığı nedeniyle yargı yoluyla ortadan kaldırılmasına 'iptal' denir. Tazminat ise bir kişinin başkasına verdiği zararı gidermesini ifade eden farklı bir yaptırım türüdür. Dolayısıyla, işlemin ortadan kaldırılmasını tazminat olarak tanımlayan ifade hatalıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Seçeneklerde yer alan temel hukuk yaptırımlarının (cebri icra, ceza, tazminat, müsadere, iptal) tanımlarını analiz etmek.
Cebri icra, ceza, tazminat ve müsadere tanımlarının hukuki terminolojiye uygun olduğu görülür.
Bu kavramlar Türk hukuk sisteminde yer alan standart müeyyide türleridir.
2
İptal yaptırımı ile tazminat yaptırımı arasındaki farkı değerlendirmek.
İdari işlemlerin ortadan kaldırılmasının 'tazminat' değil, 'iptal' davası konusu olduğu saptanır.
İptal, işlemin kendisini hedeflerken; tazminat, işlemin doğurduğu zararın parasal karşılığını hedefler.

Anahtar Kavram

Hukukun Yaptırım Türleri (Müeyyideler)
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 135Soru

Bir ülkede belli bir dönemde yürürlükte bulunan ve yetkili makamlarca konulmuş yazılı hukuk kuralları ile birlikte, bu kuralların boşluklarını dolduran yazısız örf ve adet hukukunun tamamını kapsayan kavram aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Pozitif Hukuk

Cevap

Bir ülkede belli bir dönemde yürürlükte olan yazılı ve yazısız kuralların tamamına Pozitif Hukuk denir.
Pozitif (Dogmatik) hukuk, bir ülkede belli bir dönemde yürürlükte olan, devletin yaptırımı ile desteklenen yazılı ve yazısız tüm kuralları kapsar. Soru kökünde hem yazılı kurallar hem de örf ve adet (yazısız) hukukunun birleşimi sorulduğu için doğru cevap bu kavramdır.

Adım Adım Çözüm

1
Sorudaki temel bileşenleri belirle.
Soru hem 'yazılı' hem de 'yazısız' (örf ve adet) kuralların birleşimini sormaktadır.
Hukuk türleri arasındaki temel fark, kapsamlarının yazılılık ve yürürlük durumuna göre değişmesidir.
2
Mevzu hukuk ile pozitif hukuk arasındaki farkı analiz et.
Mevzu hukuk = Sadece yazılı kurallar; Pozitif hukuk = Yazılı + Yazısız kurallar.
Pozitif hukuk, bir ülkedeki 'olan' hukukun tamamını (dogmatik yapıyı) temsil eder.

Anahtar Kavram

Hukukun Türleri (Pozitif vs Mevzu)
Tahmini Süre:45s
Soru 136Soru

Hukuk kurallarını 'olan hukuk' ve 'olması gereken hukuk' şeklinde ikiye ayıran bir düşünür; adaletin tam olarak sağlanabilmesi için mevcut kuralların ötesinde, her türlü siyasi otoriteden bağımsız, insan aklına ve doğasına dayalı evrensel bir hukuk anlayışını savunmaktadır.

Bu düşünürün savunduğu ve 'ideal hukuk' olarak da nitelendirilen bu hukuk türü aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tabii Hukuk

Cevap

Tabii Hukuk (İdeal Hukuk)
Tabii hukuk (doğal/ideal hukuk), devletin yetkili makamlarınca konulmuş olan hukuktan bağımsız, insan aklına, doğasına ve adalet duygusuna dayanan, zamandan ve mekandan bağımsız evrensel kuralları ifade eder. Soruda belirtilen 'olması gereken hukuk' ve 'ideal hukuk' vurguları doğrudan bu tanımı işaret etmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Soruda geçen 'olması gereken hukuk', 'ideal hukuk' ve 'insan aklı' gibi temel ifadeleri analiz edin.
Bu ifadelerin, mevcut yürürlükteki hukuk kurallarından (olan hukuk) ziyade ulaşılması hedeflenen mükemmel bir standardı işaret ettiği belirlenir.
Hukuk türleri arasındaki temel ayrımı yapabilmek için metindeki kavramsal vurguyu doğru saptamak gerekir.
2
Tanımlanan bu özellikleri karşılayan teknik hukuk terimini belirleyin.
Zaman ve mekandan bağımsız, akla ve adalete dayalı bu hukuk türünün 'Tabii Hukuk' olduğu sonucuna varılır.
Tabii hukuk, pozitif hukukun aksine yürürlükteki kuralları değil, adalet temelindeki evrensel ilkeleri esas alan 'olması gereken' hukuktur.

Anahtar Kavram

Hukukun Türleri (Pozitif, Mevzu, Tabii ve Tarihi Hukuk Ayrımı)
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 137Soru

Özel haklar, ileri sürülebilecekleri çevreye göre 'mutlak haklar' ve 'nispi haklar' olarak ikiye ayrılır. Nispi haklar kural olarak sadece hukuki ilişkinin taraflarına (borçluya) karşı ileri sürülebilirken; bazı nispi haklar, kanunda öngörülen hallerde tapu kütüğüne şerh verilerek üçüncü kişilere karşı da ileri sürülebilir hale getirilebilir. Buna 'nispi hakların kuvvetlendirilmesi' adı verilir.

Buna göre, aşağıdakilerden hangisi tapu kütüğüne şerh verilerek etkisi kuvvetlendirilebilen nispi haklardan biri değildir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İpotek hakkı

Cevap

İpotek hakkı, bir sınırlı ayni hak (mutlak hak) olduğu için kuvvetlendirilmiş nispi haklar arasında yer almaz.
İpotek hakkı, mülkiyet hakkı gibi 'sınırlı ayni haklar' arasında yer alan mutlak bir haktır. Mutlak haklar, kuruldukları andan itibaren (tescil ile) herkese karşı ileri sürülebilirler. Oysa nispi haklar (kira, alım, geri alım vb.) sadece sözleşmenin tarafları arasında hüküm doğurur. Bu nispi hakların tapu kütüğüne şerh edilmesi, onların etkisini mutlak haklara yaklaştırır (kuvvetlendirir). İpotek hakkı zaten mutlak olduğu için bu kategoride değerlendirilemez.

Adım Adım Çözüm

1
Hakların ileri sürülebilecekleri çevreye göre sınıflandırılmasını analiz et.
Mutlak haklar herkese karşı, nispi haklar ise sadece belirli kişilere karşı ileri sürülebilir.
Soru, nispi hakların istisnai bir durumu olan kuvvetlendirme mekanizmasını sormaktadır.
2
Kuvvetlendirilmiş nispi hak kavramını ve şartlarını belirle.
Bir nispi hakkın (alacak hakkı gibi) tapu kütüğüne şerh verilmesiyle üçüncü kişilere karşı ileri sürülebilir hale gelmesidir.
Şerh edilebilecek haklar Türk Medeni Kanunu ve Tapu Kanunu'nda sınırlı sayıda sayılmıştır (Kira, Vefa, Şufa, İştira, Satış Vaadi vb.).
3
Seçeneklerdeki hakların hukuki niteliğini karşılaştır.
Kira, vefa, iştira ve satış vaadi nispi haktır. İpotek ise bir 'rehin hakkı' olup sınırlı ayni haklar kategorisindedir.
Ayni haklar, mutlak haklar grubunda yer alır ve zaten herkese karşı ileri sürülebilir; bu yüzden 'kuvvetlendirilmeye' ihtiyaç duymazlar.

Anahtar Kavram

Nispi Hakların Kuvvetlendirilmesi (Şerh)

İpuçları

1
Nispi haklar sadece borçluya karşı ileri sürülebilirken, mutlak haklar herkese karşı ileri sürülebilir.
2
Şerh mekanizması, 'zayıf' olan nispi hakkı üçüncü kişilere karşı 'güçlü' kılmak için kullanılır. Zaten güçlü olan bir hak buna ihtiyaç duymaz.
3
Ayni haklar (mülkiyet ve sınırlı ayni haklar) mutlak haklardır. Seçenekler arasında hangisi bir sınırlı ayni haktır?

Daha Fazla Pratik

Mutlak haklar ile nispi haklar arasındaki temel farkları ve sınırlı ayni hakların türlerini (irtifak, rehin, taşınmaz yükü) tekrar edin.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 138Soru

Hukuk düzeninde bir hukuki işlemin varlık kazanabilmesi için gerekli olan temel (kurucu) unsurlardan en az birinin eksik olması durumunda, söz konusu işlem hukuk aleminde hiç oluşmamış sayılır. Bu duruma bağlanan hukuki yaptırım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yokluk

Cevap

Hukuki işlemin kurucu unsurlarındaki eksiklik durumunda ortaya çıkan yaptırım 'Yokluk'tur.
Yokluk yaptırımı, bir hukuki işlemin kurucu unsurlarının (örneğin evlenmede resmi memur, sözleşmede karşılıklı irade beyanı) bulunmaması durumunda işlemin hukuk dünyasında hiç doğmamış kabul edilmesidir. Soru kökündeki 'kurucu unsur eksikliği' ve 'hiç oluşmamış sayılma' ifadeleri doğrudan bu tanımı karşılar.

Adım Adım Çözüm

1
Hukuki işlemin aşamalarını analiz et.
Bir işlemin var olabilmesi için kurucu unsurlara (irade beyanı, konu, varsa resmi şekil/makam) sahip olması gerekir.
Yaptırım türünü belirlemek için eksikliğin nerede olduğunu saptamak gerekir.
2
Eksikliğin niteliğini belirle.
Soru kökünde 'kurucu unsurlardan birinin eksikliği' vurgulanmıştır.
Kurucu unsur eksikliği, işlemin hukuk dünyasında hiç meydana gelmemesi sonucunu doğurur.
3
Kavramsal eşleştirmeyi yap.
Hukuk aleminde hiç doğmamış sayılma yaptırımı 'Yokluk' olarak adlandırılır.
Örneğin; resmi nikah memuru önünde yapılmayan bir evlilik töreni 'yokluk' ile maluldür.

Anahtar Kavram

Hukuki İşlemlerde Yokluk Müeyyidesi

İpuçları

1
İşlemin 'hiç doğmamış' sayılmasına odaklanın.
2
Resmi nikah memuru olmadan kıyılan imam nikahını düşünün; hukuk bunu evlilik olarak tanır mı?
3
Kurucu unsurlar eksikse 'yokluk', kurucu unsurlar tam ama emredici hukuk kurallarına aykırılık varsa 'butlan' söz konusudur.

Daha Fazla Pratik

Mutlak butlan ve nisbi butlan arasındaki farkları (kamu düzeni vs. kişi menfaati) incelemek konuyu pekiştirmenize yardımcı olacaktır.
Tahmini Süre:45s
Soru 139Soru

Türkiye Cumhuriyeti’nin mevcut hukuk düzeni, 1982 Anayasası’nın 'Milletlerarası andlaşmaları uygun bulma' başlıklı 90. maddesi hükümleri ve normlar hiyerarşisi ilkeleri dikkate alındığında, aşağıdakilerden hangisi normlar arası hiyerarşik ilişki ve uygulama önceliği hakkında yapılan hatalı bir değerlendirmedir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Milletlerarası antlaşmalar, 2004 yılında yapılan Anayasa değişikliği ile hiyerarşik olarak Anayasa ile eş değer düzeye getirilmiş olup, Anayasa hükümleri ile antlaşma hükümlerinin çatışması durumunda 'sonraki norm' ilkesi gereği antlaşmalar esas alınır.

Cevap

Milletlerarası antlaşmaların Anayasa ile eş değer düzeyde olduğunu ve Anayasa ile çatışması durumunda antlaşmanın uygulanacağını belirten ifade hatalıdır.
Hukuk sistemimizde normlar hiyerarşisinin en tepesinde Anayasa yer alır. Milletlerarası antlaşmalar her ne kadar temel hak ve özgürlükler söz konusu olduğunda kanunlara karşı uygulama önceliğine sahip olsa da, hiyerarşik olarak asla Anayasa ile eş değer değildir. Anayasa'nın 90. maddesi antlaşmaları 'kanun hükmünde' sayar. Dolayısıyla Anayasa ile bir antlaşma çatışırsa her koşulda Anayasa hükümleri uygulanır.

Adım Adım Çözüm

1
Kelsen'in normlar hiyerarşisi piramidini analiz et.
En üstte Anayasa, altında Kanunlar/Milletlerarası Antlaşmalar/Olağanüstü CBK'lar, altında Olağan CBK'lar ve en altta Yönetmelikler bulunur.
Türk hukuk sisteminin temel hiyerarşik yapısını anlamak için gereklidir.
2
Anayasa'nın 90. maddesini incele.
Milletlerarası antlaşmaların 'kanun hükmünde' olduğu ve temel haklarla ilgili olanların kanunla çatışması durumunda antlaşmanın üstün tutulacağı sonucuna varılır.
Antlaşmaların kanunlara göre özel bir 'uygulama önceliği' kazandığı durumu netleştirmek gerekir.
3
Anayasa ile antlaşmalar arasındaki ilişkiyi değerlendir.
Milletlerarası antlaşmalar kanun hükmünde olsa da Anayasa'nın üstünde veya onunla aynı düzeyde değildir; dolayısıyla Anayasa her zaman üstün normdur.
Yanlış olan seçeneği belirlemek için hiyerarşinin en tepesindeki Anayasa'nın sarsılmaz üstünlüğünü doğrulamak gerekir.
4
Yargısal denetim farkını kontrol et.
Kanunlar için Anayasa Mahkemesi yolu açıkken, milletlerarası antlaşmalar için kapalıdır (Anayasa m. 90).
Diğer seçeneklerin doğruluğunu teyit etmek için kullanılır.

Anahtar Kavram

Normlar Hiyerarşisi ve Anayasa'nın Üstünlüğü

İpuçları

1
Anayasa'nın normlar hiyerarşisindeki yerini ve 'En Üst Norm' özelliğini hatırlayın.
2
Temel haklar konusundaki antlaşmaların kanunlarla çatışması durumunda ne olduğunu Anayasa m.90 üzerinden düşünün; ancak bu durumun onları Anayasa'ya eşit yapıp yapmadığını sorgulayın.
3
Milletlerarası antlaşmalar 'kanun hükmündedir'. Bir şey kanun hükmünde ise, hiyerarşik olarak kanun basamağındadır, Anayasa basamağında değil.

Daha Fazla Pratik

Milletlerarası antlaşmaların neden Anayasa Mahkemesi tarafından denetlenemediğini (yasama yetkisinin devredilemezliği ve devletler hukuku sorumluluğu bağlamında) araştırınız.
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 140Soru

Özel haklar; ileri sürülebilecekleri çevre, konuları ve devredilebilirlikleri gibi çeşitli kriterlere göre sınıflandırılmaktadır.

Buna göre, mülkiyet hakkı örneğinde olduğu gibi, sahibine ilgili hak konusu üzerinde en geniş yetkileri veren ve toplumdaki herkese karşı ileri sürülebilen hak kategorisi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Mutlak haklar

Cevap

Mutlak haklar; sahibine eşya veya kişiler üzerinde en geniş yetkiyi veren ve toplumdaki herkese karşı ileri sürülebilen haklardır.
Mutlak haklar, sahibine hem mallar hem de kişiler (velayet, vesayet gibi) üzerinde geniş yetkiler tanıyan ve toplumdaki istisnasız herkese karşı ileri sürülebilen haklardır. Mülkiyet hakkı, eşya üzerindeki en geniş yetkileri veren ayni bir hak olması sebebiyle mutlak hakların en belirgin örneğidir.

Adım Adım Çözüm

1
Soruda verilen hakkın 'ileri sürülebileceği çevre' kriterini analiz etmek.
Hakkın herkese karşı ileri sürülebilir olduğu tespit edildi.
Soru kökünde 'herkese karşı ileri sürülebilen' ifadesi vurgulanmıştır.
2
Hakların ileri sürüldükleri çevreye göre yapılan sınıflandırmayı hatırlamak.
Bu kriter bakımından haklar 'mutlak' ve 'nispi' olarak ikiye ayrılır.
Hukuk tekniğinde hakların kapsamı bu iki temel kategori ile belirlenir.
3
Mülkiyet hakkının bu sınıflar içindeki yerini belirlemek.
Mülkiyet hakkı, ayni bir hak olarak mutlak haklar kategorisindedir.
Mülkiyet hakkı sahibi, eşya üzerindeki yetkisini herkese karşı koruyabilir ve ileri sürebilir.

Anahtar Kavram

Mutlak ve Nispi Hak Ayrımı
Tahmini Süre:45s
ÖncekiSayfa 7 / 26Sonraki
Hukukun Temel Kavramları — KPSS Genel Yetenek - Genel Kültür — Sayfa 7 | Examkin