Hukukun Temel Kavramları

514 soru

Soru 141Soru

Hukuk düzeni, kuralların etkinliğini ve toplumsal düzenin sürekliliğini sağlamak amacıyla ihlalin niteliğine göre çeşitli yaptırımlar (müeyyideler) öngörmüştür. Bu yaptırımlar; kamu hukuku veya özel hukuk alanında olmalarına, korudukları menfaate ve uygulama yöntemlerine göre farklı sınıflandırmalara tabi tutulur.

Buna göre; yaptırımların hukuki nitelikleri, amaçları ve sonuçları ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Adli para cezası ve idari para cezası, ödenmedikleri takdirde doğrudan hapis cezasına çevrilmeleri ve her ikisinin de adli sicil kaydına (sabıka kaydı) işlenmesi yönünden ortak hukuki sonuçlara sahiptir.

Cevap

Adli para cezası ile idari para cezasının hapse çevrilme ve adli sicil kaydı bakımından ortak sonuçlara sahip olduğunu belirten ifade yanlıştır.
Hukuk sistemimizde adli para cezası, Türk Ceza Kanunu kapsamında bağımsız bir ceza türüdür. Ödenmemesi durumunda hapis cezasına çevrilmesi ve adli sicile işlenmesi söz konusudur. Buna karşılık idari para cezaları, Kabahatler Kanunu veya diğer özel yasalar uyarınca idari makamlarca verilir; ödenmediklerinde hapse çevrilmezler (cebri icra yollarıyla tahsil edilirler) ve kişinin adli sicil kaydına işlenmezler. Bu nedenle her iki yaptırımın aynı hukuki sonuçlara sahip olduğu ifadesi hatalıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Cebri icra yaptırımının tanımı ve işlevi değerlendirilmelidir.
Cebri icranın borcun veya yükümlülüğün devlet gücüyle 'aynen ifası' olduğu bilgisi doğrudur.
Yaptırımın temel amacı borçlunun kaçındığı ifayı gerçekleştirmektir.
2
Tazminat yaptırımının hukuki niteliği analiz edilmelidir.
Tazminatın cezalandırma değil, zararı giderme (telafi) amacı taşıdığı ve özel hukuk kökenli olduğu teyit edilmiştir.
Zarar görenin eski durumuna getirilmesi esas alınır.
3
İptal yaptırımının kapsamı ve etkisi incelenmelidir.
İptalin idari işlemleri geçmişe etkili olarak (ex tunc) geçersiz kıldığı bilgisi doğrudur.
İdari yargı denetiminin doğal bir sonucudur.
4
Adli para cezası ile idari para cezası arasındaki usul farkları karşılaştırılmalıdır.
Adli para cezası ödenmezse hapse çevrilebilir ve sicile işlenirken; idari para cezası hapse çevrilmez ve sicile işlenmez. Ortak sonuç iddiası hatalıdır.
Birinin ceza hukuku, diğerinin idare hukuku rejimine tabi olması nedeniyle sonuçları farklıdır.
5
Disiplin cezalarının kapsamı doğrulanmalıdır.
Disiplin cezalarının genel değil, statüye dayalı bir 'özel düzen' koruması olduğu bilgisi doğrudur.
Belirli bir kurum veya meslek mensuplarına yönelik özel yaptırımlardır.

Anahtar Kavram

Hukukun Yaptırımlarının Tasnifi ve Adli-İdari Yaptırım Ayrımı
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 142Soru

Türk hukuk sisteminde yer alan normlar hiyerarşisi ilkesi uyarınca, alt basamakta yer alan bir hukuk kuralının üst basamaktaki kurala aykırı olmaması ve onun sınırlarını aşmaması esastır. Bu doğrultuda, 1982 Anayasası'na göre bir 'Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi' ile 'Kanun' hükümlerinin aynı konuda farklı düzenlemeler içermesi durumunda izlenecek hukuki yöntem aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kanun hükümleri uygulanır.

Cevap

Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile kanunlarda farklı hükümler bulunması halinde kanun hükümleri uygulanır.
1982 Anayasası'nın 104. maddesinin 17. fıkrasında açıkça belirtildiği üzere, Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile kanunlarda aynı konuda farklı hükümler bulunması halinde kanun hükümleri uygulanır. Bu durum, yasama organının (TBMM) işlemlerinin yürütme organının işlemlerine olan hiyerarşik üstünlüğünün bir sonucudur.

Adım Adım Çözüm

1
Normların hiyerarşik konumunu belirlemek.
Kanunlar, olağan dönem Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinden hiyerarşik olarak daha üstte yer alır.
Türk hukuk sisteminde 'Kelsen Piramidi' uyarınca kanunlar asli ve üst normlardandır.
2
Anayasa'daki çatışma çözüm kuralını (m. 104/17) hatırlamak.
Anayasa'nın 104. maddesinde 'Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile kanunlarda farklı hükümler bulunması halinde, kanun hükümleri uygulanır' ifadesi yer alır.
Hukuk güvenliğini sağlamak için yürütme organının düzenleyici işlemlerinin yasama organının işlemlerine aykırı olamayacağı kurala bağlanmıştır.
3
Çatışma durumuna kuralı uygulamak.
Kanun hükümlerinin uygulanması gerektiği sonucuna varılır.
Hiyerarşik üstünlük ve açık anayasal hüküm gereği kanun önceliklidir.

Anahtar Kavram

Normlar hiyerarşisinde kanunun Cumhurbaşkanlığı kararnamesine üstünlüğü.

İpuçları

1
Normlar hiyerarşisinde kanun mu yoksa Cumhurbaşkanlığı kararnamesi mi daha üsttedir?
2
1982 Anayasası'nın 104. maddesinde yürütmenin düzenleyici işlemleri ile yasamanın işlemleri arasındaki çatışma için özel bir hüküm vardır.
3
Anayasa'ya göre çatışma durumunda, yasama organının iradesini temsil eden kanun, yürütmenin kararnamesine üstün gelir.

Daha Fazla Pratik

Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin hangi konuları düzenleyemeyeceği (hak ve hürriyetler sınırı) konusuna çalışabilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 143Soru

1982 Anayasası'nda yer alan normlar hiyerarşisi ve hukuk kaynaklarının uygulanması bakımından; usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası antlaşmalar ile kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek bir uyuşmazlıkta aşağıdakilerden hangisi uygulanmalıdır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Milletlerarası antlaşma hükümleri esas alınarak uyuşmazlık çözülür.

Cevap

Temel hak ve özgürlüklere ilişkin usulüne göre yürürlüğe konulmuş milletlerarası antlaşmalar ile kanunların çatışması durumunda milletlerarası antlaşma hükümleri esas alınır.
1982 Anayasası'nın 90. maddesine 2004 yılında eklenen hüküm uyarınca; usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası antlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi durumunda antlaşma hükümleri esas alınır. Bu, normlar hiyerarşisinde temel haklar bağlamında antlaşmalara kanunlar üzerinde bir öncelik kazandırmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Normların türünü ve konusunu belirle.
Çatışan normlar: Kanun ve Milletlerarası Antlaşma. Konu: Temel Hak ve Özgürlükler.
Anayasa'nın 90. maddesi uyarınca konunun içeriği uygulama kuralını değiştirir.
2
Anayasa'nın 90. maddesinin son fıkrasını incele.
2004 değişikliği ile temel haklara ilişkin antlaşmaların kanunlarla çatışması halinde antlaşmanın üstün olduğu hükme bağlanmıştır.
Bu hüküm, 'kanunların antlaşmalarla aynı değerde olması' kuralına getirilen istisnai bir üstünlük kuralıdır.
3
Yargısal denetim yolunu kontrol et.
Milletlerarası antlaşmalar hakkında Anayasa Mahkemesine başvurulamayacağı kuralı hatırlanmalıdır.
Bu durum uyuşmazlığın doğrudan mahkemelerce antlaşma lehine çözülmesini zorunlu kılar.

Anahtar Kavram

Temel Hak ve Özgürlüklere İlişkin Antlaşmaların Kanunlar Üzerindeki Üstünlüğü

İpuçları

1
Anayasa'nın 90. maddesindeki 2004 yılı değişikliğini hatırlayın.
2
Temel hak ve özgürlükler söz konusu olduğunda uluslararası hukuk ile ulusal kanunlar arasında özel bir ilişki tanımlanmıştır.
3
Bu durumda 'Kanun gücünde' olma kuralının ötesine geçilerek antlaşmaya doğrudan uygulama önceliği verilir.

Daha Fazla Pratik

Milletlerarası antlaşmaların onaylanma süreci ve TBMM'nin buradaki rolü (Uygun Bulma Kanunu) konusuna çalışınız.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 144Soru

Hukuk sistemimizde özel haklar; ileri sürülebilecekleri çevre, konuları ve bir başka hakka bağlı olup olmamaları bakımından çeşitli sınıflandırmalara tabi tutulur. Bu kapsamda, bir alacağı güvence altına almak amacıyla tesis edilen 'rehin hakkı'nın (rehin/ipotek) hukuki niteliğiyle ilgili aşağıdaki eşleştirmelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Mutlak hak - Malvarlığı hakkı - Bağımlı (Fer'i) hak

Cevap

Rehin hakkı; ileri sürülebileceği çevre bakımından 'mutlak hak', konusu bakımından 'malvarlığı hakkı' ve varlığı başka bir hakka dayalı olduğu için 'bağımlı (fer'i) hak' kategorisindedir.
Rehin hakkı, bir sınırlı ayni hak türüdür. Ayni haklar, nitelikleri gereği 'mutlak haklar' grubuna girer ve herkese karşı ileri sürülebilirler. Ekonomik bir değere sahip oldukları için 'malvarlığı hakları' arasında yer alırlar. Ayrıca rehin hakkı, tek başına bir anlam ifade etmez; mutlaka asıl bir alacak hakkını (borcu) güvence altına almak için tesis edilir. Bu nedenle asıl borç ilişkisine bağlı, yani 'bağımlı (fer'i)' bir haktır.

Adım Adım Çözüm

1
Hakkın ileri sürülebileceği çevreyi (etki alanını) belirleme
Mutlak Hak
Rehin hakkı, sınırlı bir ayni haktır. Ayni haklar eşya üzerinde doğrudan hakimiyet sağlar ve herkese karşı ileri sürülebilir.
2
Hakkın konusunu (niteliğini) analiz etme
Malvarlığı Hakkı
Rehin hakkı, ekonomik bir değer taşır ve sahibinin malvarlığında yer alan, parayla ölçülebilen bir haktır.
3
Hakkın varlık koşulunu (bağımsızlık durumunu) inceleme
Bağımlı (Fer'i) Hak
Rehin hakkı, asıl bir alacak hakkını güvence altına almak için kurulur. Alacak (asıl hak) sona erdiğinde rehin hakkı da sona erer.

Anahtar Kavram

Hakların çok boyutlu tasnifi ve sınırlı ayni hakların (rehin) hukuki karakteri
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 145Soru

Hukuk teorisinde, bir ülkede belli bir dönemde yürürlükte bulunan hukuk kuralları tanımlanırken iki temel yaklaşım öne çıkar. Birinci yaklaşım, sadece yetkili organlarca bilinçli bir şekilde vazedilen ve yazılı hale getirilen normları (mevzuat) esas alırken; ikinci yaklaşım bu normların yanı sıra, toplumda kendiliğinden oluşan ve hukuk düzeninin uyuşmazlık çözümünde bağlayıcılık tanıdığı yazısız kuralları da bu kapsama dahil etmektedir.

Buna göre; hem yetkili makamlarca konulmuş yazılı kuralları hem de yürürlükteki yazısız örf ve adet hukuku kurallarını bir bütün olarak ifade eden hukuk türü aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Pozitif (Müspet) Hukuk

Cevap

Pozitif (Müspet) Hukuk, belirli bir ülkede belirli bir zamanda yürürlükte olan yazılı ve yazısız hukuk kurallarının tamamını kapsayan bir bütündür.
Pozitif (Müspet) hukuk, bir ülkede belli bir zamanda yürürlükte olan yazılı ve yazısız hukuk kurallarının tamamını ifade eder. Soruda hem yetkili makamlarca konulan yazılı metinlere hem de hukuk sistemince kabul edilen yazısız kurallara (örf ve adet) vurgu yapıldığı için, bu birleşim bizi doğrudan pozitif hukuk kavramına götürür.

Adım Adım Çözüm

1
Yürürlükteki hukuk kaynaklarını ayrıştırın.
Hukuk kaynakları yazılı (Anayasa, kanun, CBK, yönetmelik) ve yazısız (örf ve adet hukuku) olarak ikiye ayrılır.
Soruda hem yazılı hem yazısız kuralların toplamı istenmektedir.
2
Yazılı kurallar kümesini tanımlayın.
Yetkili makamlarca konulan yazılı metinlerin tamamı 'Mevzu Hukuk' (Mevzuat) olarak adlandırılır.
Mevzu hukuk, pozitif hukukun bir alt kümesidir.
3
Yazısız kuralları küme içerisine dahil edin.
Mevzu Hukuk + Yazısız Kurallar (Örf ve Adet) = Pozitif Hukuk denklemine ulaşılır.
Pozitif hukuk, yürürlükte olan tüm normatif düzenlemeleri ve teamülleri birleştirir.
4
Hukukun niteliğini (olması gereken vs. olan) kontrol edin.
Sorudaki tanım 'yürürlükte olan' (olan) hukuku işaret ettiği için Tabii Hukuk seçeneği elenir.
Pozitif hukuk fiilen uygulanan hukuktur, Tabii hukuk ise zihinsel/ideal bir tasarımdır.

Anahtar Kavram

Pozitif Hukuk ve Mevzu Hukuk Ayrımı

Alternatif Yöntem

Matematiksel bir küme mantığı ile; Pozitif Hukuk = {Mevzu Hukuk} ∪ {Örf ve Adet Hukuku} formülünü kullanarak hızlıca sonuca ulaşabilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 146Soru

Bir bireyin ihtiyaç sahibi birine yardım etmemesi, toplumsal anlamda "objektif ahlak kurallarına" aykırı bir davranış olarak nitelendirilirken; aynı bireyin yasal yükümlülüğü olan vergi borcunu ödememesi "hukuk kurallarının" ihlali anlamına gelir.

Bu iki durum arasındaki temel fark dikkate alındığında, hukuk kurallarının yaptırım gücüne ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hukuk kurallarına aykırılık durumunda karşılaşılan yaptırım, devlet gücüyle desteklenen ve cebri nitelik taşıyan maddi bir müeyyidedir.

Cevap

Hukuk kurallarına aykırılık durumunda karşılaşılan yaptırım, devlet gücüyle desteklenen ve cebri nitelik taşıyan maddi bir müeyyidedir.
Hukuk kuralları, sosyal düzen kuralları (din, ahlak, görgü) arasında ihlal edildiğinde devlet gücüyle karşılaşan tek kural bütünüdür. Bu durum, hukuk kurallarının 'maddi yaptırımlı' ve 'cebri' (zorlayıcı) olduğunu gösterir. Örnekteki vergi borcu örneği, devletin bu borcu zorla tahsil etme (cebri icra) yetkisine sahip olduğunu vurgular.

Adım Adım Çözüm

1
Sosyal düzen kurallarının (ahlak ve hukuk) yaptırım türlerini karşılaştırın.
Ahlak kurallarının (objektif ve sübjektif) yaptırımı manevi; hukuk kurallarının yaptırımı ise maddidir.
Hukuk kurallarını diğer normlardan ayıran en temel farkı belirlemek için yaptırımın niteliğine bakılmalıdır.
2
Hukuk kurallarındaki maddi yaptırımın uygulayıcı gücünü belirleyin.
Hukuk kuralları, ihlal edildiğinde devlet gücü (kamu kudreti) aracılığıyla zorla (cebri) yerine getirilir.
Maddi yaptırımın arkasındaki teşkilatlanmış güç, hukuk sisteminin temel belirleyicisidir.

Anahtar Kavram

Hukuk Kurallarının Maddi Yaptırımı

Daha Fazla Pratik

Hukukun yaptırım türleri olan ceza, cebri icra, tazminat ve hükümsüzlük kavramlarını inceleyerek maddi yaptırımın alt dallarını öğrenebilirsiniz.
Tahmini Süre:50s
Soru 147Soru

Toplumsal hayatı düzenleyen normlardan biri olan ahlak kuralları; bireyin kendi vicdanına karşı olan ödevlerini kapsayan 'sübjektif ahlak' ve bireyin diğer insanlar ile olan ilişkilerini düzenleyen 'objektif ahlak' olarak iki boyutta incelenmektedir. Hukuk kuralları ile bu sosyal düzen kuralları arasındaki yapısal farklar ve etkileşim dikkate alındığında, aşağıdakilerden hangisi hukuk kurallarının diğer sosyal düzen kurallarından ayrılan temel ve ayırt edici niteliğini en kapsamlı şekilde ifade eder?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hukuk kuralları, ahlaki değerlerden bütünüyle bağımsız olmamakla birlikte; ihlali halinde kamu gücü tarafından uygulanan, cebri nitelikte ve önceden kurumsallaşmış bir maddi yaptırıma sahip tek düzenleyicidir.

Cevap

Hukuk kuralları, ahlaki değerlerle örtüşebilir ancak onları diğer sosyal düzen kurallarından ayıran asıl fark, devlet gücüyle desteklenen, cebri ve önceden belirlenmiş maddi bir yaptırıma (müeyyide) sahip olmalarıdır.
Hukuk kuralları, objektif ahlak gibi bireyler arası ilişkileri düzenlese de onu din, ahlak ve görgü kurallarından ayıran en temel fark; ihlali durumunda karşılaşılan yaptırımın (müeyyide) niteliğidir. Bu yaptırım devlet gücüyle uygulanan, zorlayıcı (cebri) ve maddi bir karakter taşır. Ayrıca hukuk sistemi, kuralların ihlal edilmesi durumunda ne tür bir sonuçla karşılaşılacağını önceden kurumsallaşmış (kanunlaşmış) bir yapı ile belirler.

Adım Adım Çözüm

1
Sosyal düzen kurallarını (Din, Ahlak, Görgü, Hukuk) tanımla.
Toplumda huzuru sağlayan ancak yaptırım türleri bakımından ayrılan normlar belirlendi.
Kurallar arasındaki temel ayrım noktasını tespit etmek için sınıflandırma gereklidir.
2
Ahlak kurallarını sübjektif ve objektif olarak analiz et.
Sübjektif ahlakın bireysel vicdana, objektif ahlakın ise toplumsal ilişkilere odaklandığı görüldü.
Soruda verilen öncüldeki ayrımın hukukun hangi alanıyla (niyet/dış davranış) benzeştiğini anlamak içindir.
3
Hukuk kurallarının yaptırım (müeyyide) niteliğini belirle.
Hukukun 'maddi yaptırım' (ceza, tazminat, cebri icra vb.) ile devlet eliyle korunduğu saptandı.
Hukuku diğer tüm sosyal normlardan ayıran en güçlü kriter budur.

Anahtar Kavram

Hukukun Maddi Yaptırım Özelliği ve Sosyal Düzen Kuralları Arasındaki Fark
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 148Soru

Hukuk kurallarının emir ve yasaklarına aykırı davranan kişilere karşı uygulanan ve devlet gücüyle desteklenen zorlayıcı tepkiye yaptırım (müeyyide) denir. Hukuk sistemimizde kamu hukuku ve özel hukuk alanlarında farklı yaptırım türleri kabul edilmiştir.

Hukukun yaptırım türlerine ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İdari işlemlerin yetki, şekil, sebep, konu ve amaç unsurlarından en az birinin hukuka aykırı olması durumunda bu işlemin yargı yoluyla ortadan kaldırılmasına hükümsüzlük denir.

Cevap

İdari işlemlerin unsurlarındaki sakatlık nedeniyle yargı kararıyla ortadan kaldırılmasına 'hükümsüzlük' değil, 'iptal' denir.
İdari işlemlerin yetki, şekil, sebep, konu ve amaç unsurlarından herhangi birindeki hukuka aykırılık durumunda bu işlemin yargı mercilerince hükümsüz kılınmasına 'iptal' denir. Hükümsüzlük ise kendi içinde yokluk, butlan ve tek taraflı bağlamazlık olarak ayrılan ve esasen özel hukuk işlemlerindeki sakatlıkları ifade eden genel bir yaptırım kategorisidir.

Adım Adım Çözüm

1
Yaptırım türlerini hukuk dallarına göre sınıflandırın.
Ceza ve disiplin cezaları kamu hukukuna; cebri icra, tazminat ve hükümsüzlük özel hukuka; iptal ise idare hukukuna (kamu hukuku alt dalı) aittir.
Yaptırımın hangi hukuk dalında ve hangi tür işlem için öngörüldüğünü belirlemek doğru kavramı seçmeyi sağlar.
2
İptal ve Hükümsüzlük kavramlarını karşılaştırın.
Hükümsüzlük; özel hukuk işlemlerinin (sözleşme, evlenme vb.) kurucu unsur veya geçerlilik şartı eksikliği durumunda oluşur. İptal ise hukuka aykırı bir idari işlemin geçmişe etkili olarak ortadan kaldırılmasıdır.
KPSS vatandaşlık sorularında idari yaptırımlar ile özel hukuk yaptırımları arasındaki terminolojik fark sıklıkla test edilir.
3
İdari işlem unsurlarını analiz edin.
İdari işlemler yetki, şekil, sebep, konu ve amaç olmak üzere beş unsura sahiptir ve bu unsurlardaki aykırılığın sonucu 'İptal Davası'na konu olmaktır.
İfadedeki tanım 'iptal' yaptırımına aittir, hükümsüzlüğe değil.

Anahtar Kavram

Hukukun Yaptırım Türleri ve İdari İptal Ayrımı

İpuçları

1
Yaptırımın uygulandığı hukuk dalına odaklanın: İdare hukuku mu yoksa Medeni/Borçlar hukuku mu?
2
İdari işlemlerin 5 unsuru (yetki, şekil, sebep, konu, amaç) sakatlandığında açılan davanın adını hatırlayın.
3
Hükümsüzlük; yokluk, butlan ve tek taraflı bağlamazlık türlerini kapsayan özel hukuk yaptırımıdır. İdari işlemlerin yargısal denetimi 'iptal' ile sonuçlanır.

Daha Fazla Pratik

Hükümsüzlük türleri olan yokluk, mutlak butlan ve nispi butlan arasındaki farkları ve örneklerini (örneğin; resmi nikah memuru önünde yapılmayan evliliğin durumu) çalışmak konuyu pekiştirecektir.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 149Soru

Bir uyuşmazlığın çözümünde olaya uygulanacak yazılı bir kuralın var olmasına rağmen; kuralın lafzının (sözünün) çok genel olması, kanun koyucunun aslında öngörmesi gereken bir istisnayı ihmal etmiş olması ve kuralın somut olaya uygulanmasının hukukun amacına (ruhuna) aykırı sonuçlar doğurması durumunda ortaya çıkan, "teleolojik sınırlama" (amaca göre sınırlama) yöntemiyle giderilen boşluk türü aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Örtülü boşluk

Cevap

Örtülü boşluk
Hukuk sisteminde kuralın lafzı (sözü) uygulanabilir görünse de, bu uygulamanın kanunun amacına aykırı düşmesi ve adaletsiz sonuç vermesi durumunda örtülü (gizli) boşluk oluşur. Bu durumda hâkim, kuralı amaca göre daraltarak (teleolojik sınırlama) uyuşmazlığı çözer.

Adım Adım Çözüm

1
Kuralın varlığını kontrol etme
Yazılı bir kural mevcuttur (Lafzen uygulama mümkün).
Boşluğun 'açık' mı yoksa 'örtülü' mü olduğunu belirlemek için ilk adım kuralın varlığına bakmaktır.
2
Kuralın amacını (ruhunu) analiz etme
Kuralın sözü ile özü (amacı) arasında çelişki tespit edilmiştir.
Eğer kuralın uygulanması hukukun genel amacına ve adalet duygusuna aykırıysa örtülü bir boşluktan söz edilir.
3
Çözüm yöntemini belirleme
Teleolojik sınırlama (amaca göre daraltma) uygulanır.
Çok geniş tutulan kanun kapsamı, adalete uygun bir istisna yaratılarak daraltılır.

Anahtar Kavram

Örtülü Boşluk ve Teleolojik Sınırlama

Daha Fazla Pratik

Boşluk türlerini ayırt ettikten sonra, hâkimin hukuk yaratma yetkisinin sınırlarını ve Türk Medeni Kanunu'nun 1. maddesindeki uygulama sırasını tekrar ediniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 150Soru

Hukuk kurallarının uygulanması, boşluk türleri ve hâkimin uyuşmazlıkları çözme yöntemleri ile ilgili Türk Medeni Kanunu'nun 1. maddesi ve genel hukuk ilkeleri çerçevesinde yapılan aşağıdaki değerlendirmelerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hâkimin hukuk yaratma yetkisini kullanarak koyduğu kural, Türk hukuk sisteminde kanunlarla aynı statüye sahip olup benzer tüm uyuşmazlıklar için diğer mahkemeler üzerinde genel ve mutlak bir bağlayıcılığa sahiptir.

Cevap

Hâkimin hukuk yaratma yetkisini kullanarak koyduğu kuralın kanunlar gibi genel ve mutlak bir bağlayıcılığa sahip olduğu ifadesi yanlıştır.
Hâkimin hukuk yaratma yetkisini kullanarak koyduğu kural, yalnızca davanın tarafları ve incelenen uyuşmazlık için bağlayıcıdır. Türk hukuk sisteminde, mahkeme kararları genel ve soyut bir kanun kuralı niteliği taşımaz; dolayısıyla diğer mahkemeler için mutlak bir bağlayıcılığı yoktur. Genel bağlayıcılık gücüne sahip olan tek yargısal işlem 'İçtihadı Birleştirme Kararları'dır.

Adım Adım Çözüm

1
Uyuşmazlığın çözümünde uygulanacak kaynakların hiyerarşisini kontrol edin.
Hâkim sırasıyla yazılı kaynaklar, yazısız kaynaklar (örf-adet) ve son çare olarak hukuk yaratma yetkisini kullanır.
Hukukun uygulanması hiyerarşik bir sıra izler.
2
Boşluk türlerini ve hâkimin bu boşluklar karşısındaki yetkilerini analiz edin.
Kural içi boşlukta takdir yetkisi, açık ve örtülü boşluklarda ise boşluk doldurma (interpretasyon ve hukuk yaratma) yöntemleri kullanılır.
Boşluğun niteliği, hâkimin kullanacağı yetkinin sınırlarını belirler.
3
Hâkim tarafından yaratılan hukukun hukuki niteliğini ve bağlayıcılık kapsamını değerlendirin.
Hâkimin hukuk yaratma yetkisiyle koyduğu kural genel ve soyut bir kanun hükmü değil, somut olaya yönelik bir yargısal çözümdür.
Kuvvetler ayrılığı ilkesi gereği yasama yetkisi TBMM'ye aittir; yargı kararları ise kural olarak davanın taraflarını bağlar.
4
Seçeneklerdeki genel bağlayıcılık iddiasını 'İçtihadı Birleştirme Kararları' ile karşılaştırın.
Yalnızca Yargıtay ve Danıştay Genel Kurullarınca alınan İçtihadı Birleştirme Kararları kanun gibi genel ve bağlayıcıdır; bireysel mahkeme kararları bu güce sahip değildir.
Yargısal içtihatların istisnai durumlar dışında genel bağlayıcılığı bulunmaz.

Anahtar Kavram

Hâkimin Hukuk Yaratma Yetkisi ve Kararların Bağlayıcılığı
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 151Soru

Bir bireyin ticari bir borcunu zamanında ve eksiksiz ödemesi, hem toplumun genel adalet anlayışına dayanan 'objektif ahlak kurallarının' hem de hukuk kurallarının bir gereğidir. Ancak ahlak kurallarına aykırılık durumunda sadece toplumsal kınama veya ayıplama ile karşılaşılırken, hukuk kurallarına aykırılık durumunda devlet gücü devreye girerek borcun zorla tahsil edilmesini sağlar. Buna göre, hukuk kurallarını diğer sosyal düzen kurallarından ayıran temel fark aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Devlet gücüyle desteklenen maddi yaptırıma sahip olması

Cevap

Devlet gücüyle desteklenen maddi yaptırıma sahip olması
Hukuk kurallarını din, ahlak ve görgü kurallarından ayıran en temel ve karakteristik özellik, devlet gücüyle desteklenen maddi bir yaptırıma (müeyyideye) sahip olmasıdır. Borcunu ödemeyen birine karşı cebri icra (zorla alma) yoluna başvurulması bu maddi yaptırımın bir örneğidir. Diğer sosyal düzen kurallarının ihlali durumunda ise dışlanma, kınama veya günahkâr sayılma gibi manevi yaptırımlar söz konusudur.

Adım Adım Çözüm

1
Sosyal düzen kurallarının (din, ahlak, görgü, hukuk) ortak ve farklı yönlerini analiz et.
Tüm kuralların toplumsal düzeni sağlama amacı taşıdığı ancak yaptırım türlerinde ayrıştığı görülür.
Hukuk kurallarını diğerlerinden ayıran en belirgin kriteri bulmak için müeyyide türüne bakılmalıdır.
2
Metinde verilen borç ödeme örneği üzerinden hukuk ve objektif ahlak farkını değerlendir.
Objektif ahlak toplumsal kınama (manevi yaptırım) sağlarken, hukuk devlet eliyle zorlama (maddi yaptırım) sağlar.
Soruda vurgulanan fark, aykırılık durumunda 'devlet gücünün' devreye girip girmemesidir.

Anahtar Kavram

Hukuk Kurallarının Maddi Yaptırım Özelliği

Daha Fazla Pratik

Maddi yaptırım türleri (cebri icra, tazminat, hapis cezası vb.) arasındaki farkları çalışarak konuyu pekiştirebilirsiniz.
Tahmini Süre:50s
Soru 152Soru

Türk hukukunda kanun koyucu, kanun metnini oluştururken her somut olayın kendine özgü koşullarını önceden öngöremeyebilir. Bu nedenle bazı durumlarda bilerek bir boşluk bırakarak çözümün, olayın özelliklerine göre hâkim tarafından belirlenmesini ister.

Kanun metninde yer alan 'haklı sebeplerin varlığı hâlinde' veya 'hâkim durumun gereklerine göre karar verir' gibi ifadelerle somutlaşan bu boşluk türü aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kural içi boşluk

Cevap

Kanun koyucunun uyuşmazlığı çözme yetkisini bilerek hâkimin takdirine bıraktığı durum kural içi boşluktur.
Kural içi boşluk, kanun koyucunun hayatın her alanını önceden düzenlemesinin mümkün olmadığını kabul ederek, bazı uyuşmazlıkların çözümünü somut olayın özelliklerine göre hâkime bıraktığı bilinçli bir boşluktur. 'Hâkimin takdirine', 'haklı sebeplerin varlığına' gibi ifadeler bu boşluğun en temel göstergeleridir.

Adım Adım Çözüm

1
Kanun koyucunun iradesini analiz etme
Kanunda 'haklı sebepler' veya 'durumun gerekleri' gibi ifadelerin bulunması, boşluğun bilerek ve istenerek bırakıldığını gösterir.
Kural içi boşluk, kural dışı boşlukların aksine bir hata değil, bilinçli bir yasama tercihidir.
2
Boşluk doldurma yöntemini belirleme
Bu durumda hâkim 'takdir yetkisini' kullanarak uyuşmazlığı çözer.
Hâkim burada yeni bir hukuk kuralı yaratmaz, var olan kuralın içeriğini somut olaya göre doldurur.
3
Kavramsal eşleştirme yapma
Tanımlanan bu durum hukuk literatüründe kural içi boşluk olarak adlandırılır.
Kural içi boşluk, kanun koyucunun genel kurallarla her durumu çözemeyeceğini kabul edip topu hâkime atmasıdır.

Anahtar Kavram

Hukukta kural içi boşluk ve hâkimin takdir yetkisi ilişkisi

İpuçları

1
Boşluğun kanun koyucu tarafından 'bilerek' mi yoksa 'bilmeyerek' mi bırakıldığına dikkat edin.
2
Kanunda 'takdir yetkisi' kullanımına işaret eden ifadeler varsa bu durum bilinçli bir tercihtir.
3
Kural dışı boşluklar bir eksikliktir, oysa kural içi boşluk hâkime alan açmak için bilerek bırakılır.

Daha Fazla Pratik

Gerçek boşluk ile hukuk boşluğu arasındaki farkı ve hâkimin hukuk yaratma yetkisini tekrar edebilirsiniz.
Tahmini Süre:50s
Soru 153Soru

Türk hukuk sisteminde kamu düzenini korumak amacıyla öngörülen yaptırım (müeyyide) türleri, hukuki nitelikleri ve uygulama alanları bakımından farklılıklar göstermektedir. Bu bağlamda, yaptırım türlerinden biri olan "ceza" ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Adli para cezaları, mahkemeler tarafından hükmedilen bağımsız bir ceza türüdür ve ödenmemesi durumunda hapis cezasına çevrilmesi mümkündür.

Cevap

Adli para cezaları mahkemelerce verilen bağımsız yaptırımlardır ve ödenmediklerinde hapse çevrilebilirler.
Doğru olan ifade, adli para cezalarının niteliğini tam olarak açıklar. Türk hukuk sisteminde adli para cezaları, ceza mahkemeleri tarafından suç karşılığında hükmedilen yaptırımlardır. Bu cezaların ödenmemesi durumunda, infaz aşamasında hapis cezasına çevrilmesi gibi bir yaptırım mekanizması bulunur ve bu durum adli sicile yansır.

Adım Adım Çözüm

1
Ceza türlerinin ayrımını yapın
Cezalar 'adli' ve 'idari' olmak üzere ikiye ayrılır.
Yaptırımın hangi makam tarafından verildiği ve hangi mevzuata dayandığı niteliğini belirler.
2
Adli para cezasının özelliklerini değerlendirin
Mahkeme kararı gerekir, adli sicile işlenir ve hapis cezasına dönüşme potansiyeli vardır.
Türk Ceza Kanunu (TCK) bu yaptırımı hapis cezasıyla birlikte ana yaptırım olarak düzenlemiştir.
3
Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu saptayın
Tazminatın mağdura ödenmesi, müsaderenin sınırlı olması ve iptalin idari işlemlerle ilgili olması gibi farklar belirlenir.
Her yaptırımın kendine özgü amacı (zarar giderme, zorla yerine getirme, geçersiz kılma) vardır.

Anahtar Kavram

Hukuki Yaptırımların (Müeyyidelerin) Niteliksel Ayrımı
Soru 154Soru

Hâkim, önüne gelen bir uyuşmazlıkta uyuşmazlığa uygulanabilecek yazılı bir norm bulunmasına rağmen; bu normun lafzının (sözünün) kanun koyucunun amacını aşacak şekilde geniş olduğunu, normun istisna tutulması gereken durumları da kapsadığını ve bu haliyle uygulanmasının dürüstlük kuralına aykırı bir sonuç doğuracağını tespit etmiştir.

Bu uyuşmazlıkta karşılaşılan boşluk türü ve hâkimin bu boşluğu doldururken başvurması gereken yöntem aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Örtülü boşluk - Kanun hükmünün amacına (özüne) uygun şekilde daraltıcı yorum (teleolojik redüksiyon) yapılması

Cevap

Söz konusu durum 'Örtülü Boşluk' olarak tanımlanır ve hâkim bu uyuşmazlığı kanun hükmünün amacına uygun şekilde daraltıcı yorum (teleolojik redüksiyon) yaparak çözmelidir.
Örtülü boşluk (gizli boşluk), uyuşmazlığa uygulanabilecek bir hüküm bulunmasına rağmen, bu hükmün kapsamının kanun koyucunun amacına göre çok geniş olması durumudur. Bu durumda hâkim, dürüstlük kuralı gereği hükmün kapsamını daraltarak (teleolojik redüksiyon) adaleti sağlar.

Adım Adım Çözüm

1
Yazılı bir hükmün olup olmadığını kontrol et.
Yazılı bir hüküm mevcut ancak kapsamı adaletsizliğe yol açacak kadar geniş.
Boşluk türünü belirlemek için önce kanunda hüküm olup olmadığına bakılır.
2
Hükmün lafzı (sözü) ile özü (amacı) arasındaki ilişkiyi değerlendir.
Hükmün sözü, özünden daha geniş (kanun koyucunun kastetmediği durumları da içeriyor).
Lafzın öze aykırı şekilde geniş olması 'Örtülü Boşluk' (Gizli Boşluk) teşhisini koydurur.
3
Boşluk türüne uygun çözüm yöntemini belirle.
Teleolojik redüksiyon (amaca yönelik sınırlama) yöntemi uygulanmalıdır.
Örtülü boşluklar, hükmün kapsamı daraltılarak veya kurala istisna getirilerek çözülür.

Anahtar Kavram

Örtülü Boşluk ve Teleolojik Redüksiyon

Daha Fazla Pratik

Kanun koyucunun bilerek bıraktığı 'takdir yetkisi' ile 'hukuk yaratma' arasındaki farkları inceleyen bir soru çözülmelidir.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 155Soru

Hukuk sistemimizde haklar; nitelikleri, konuları ve ileri sürülebilecekleri çevreler bakımından çeşitli ayrımlara tabi tutulmuştur. Özel hakların tasnifi ve özellikleri dikkate alındığında, aşağıdakilerden hangisi hukuken yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Mutlak hakların tamamı para ile ölçülebilen bir değere sahip olduğundan, bu hakların tamamının hukuki işlemlerle devredilmesi veya miras yoluyla intikali mümkündür.

Cevap

Mutlak hakların tamamının maddi bir değere sahip olduğu ve devredilebileceği ifadesi yanlıştır; çünkü mutlak haklar kapsamında yer alan kişilik hakları devredilemez niteliktedir.
Mutlak hakların tamamının para ile ölçülebilen (malvarlığı) hakkı olduğu ve devredilebileceği önermesi yanlıştır. Mutlak haklar kategorisinde yer alan 'kişilik hakları' (sağlık, şeref, isim üzerindeki haklar), kişinin şahıs varlığına ilişkindir. Bu haklar devredilemez, miras yoluyla geçmez ve kural olarak paradan ziyade manevi değer taşırlar. Dolayısıyla, mutlak hakların tamamı için devredilebilirlik özelliği genellenemez.

Adım Adım Çözüm

1
Özel hakların 'Mutlak Haklar' ve 'Nispi Haklar' olarak ayrımını analiz etmek.
Mutlak hakların herkese karşı, nispi hakların ise sadece borçluya karşı ileri sürülebildiği belirlenir.
Soruda geçen ifadelerin temelini bu ayrım oluşturmaktadır.
2
Mutlak hakların alt kategorilerini (Ayni haklar, Kişilik hakları, Fikri haklar) incelemek.
Ayni hakların (mülkiyet gibi) maddi/malvarlığı hakları olduğu; Kişilik haklarının ise manevi/şahıs varlığı hakları olduğu ayırt edilir.
Hakkın devredilebilirliği, onun malvarlığı veya şahıs varlığı hakkı olmasına bağlıdır.
3
Kişilik haklarının hukuki karakteristiklerini değerlendirmek.
Kişilik hakları mutlaktır (herkese karşı korunur) ancak şahsa sıkı sıkıya bağlı oldukları için devredilemezler ve mirasla geçmezler.
Tüm mutlak hakların devredilebilir olduğu önermesi bu noktada geçersiz kılınır.

Anahtar Kavram

Mutlak Haklar ve Devredilebilirlik İlişkisi
Soru 156Soru

Bir hukuk davasında uyuşmazlığı karara bağlayacak olan hâkim, önüne gelen meseleyle ilgili olarak hem Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından kabul edilen kanun hükümlerini hem de uyuşmazlığın çözümüne ışık tutan, toplumda genel kabul görmüş ve süreklilik kazanmış örf ve adet kurallarını bir bütün olarak değerlendirmektedir. Hâkimin bu süreçte başvurduğu tüm bağlayıcı normlar, hukuk doktrinindeki türsel ayrım çerçevesinde sınıflandırılmaktadır.

Hâkimin uyuşmazlığı çözerken dikkate aldığı bu kurallar bütünü ve bunların kapsamsal sınıflandırılmasıyla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hâkimin başvurduğu yazılı ve yazısız kuralların tamamı 'pozitif hukuk' kapsamında yer alırken; bu kurallardan sadece yetkili makamlarca konulmuş yazılı olanlar 'mevzu hukuk' olarak adlandırılır.

Cevap

Hâkimin başvurduğu yazılı ve yazısız kuralların tamamı 'pozitif hukuk' kapsamında yer alırken; bu kurallardan sadece yetkili makamlarca konulmuş yazılı olanlar 'mevzu hukuk' olarak adlandırılır.
Hukuk doktrininde pozitif hukuk, yürürlükteki yazılı ve yazısız kuralların tümünü kapsayan çatı kavramdır. Senaryoda belirtilen kanun hükümleri 'yazılı', örf ve adet kuralları ise 'yazısız' normları temsil eder. Bu iki grubun birleşimi pozitif hukuku oluşturur. Mevzu hukuk ise bu toplam içinden sadece yetkili makamlarca konulan yazılı kısmı ifade ettiği için, doğru cevap bu iki kavram arasındaki kapsamsal ilişkiyi tam olarak açıklayan ifadedir.

Adım Adım Çözüm

1
Mevzu hukuk tanımını analiz etme
Mevzu hukuk, sadece yetkili makamlar tarafından usulüne uygun olarak konulan yazılı normları (Kanun, CBK, Yönetmelik vb.) ifade eder.
Kavramsal sınırları belirlemek için yazılı kaynağın kaynağını tespit etmek gerekir.
2
Pozitif (Müspet) hukuk tanımını analiz etme
Pozitif hukuk, bir ülkede belli bir dönemde yürürlükte olan hem yazılı (mevzu) hem de yazısız (örf ve adet) kuralların tamamıdır.
Yürürlükteki hukukun kapsamının sadece yazılı metinlerle sınırlı olmadığını anlamak gerekir.
3
İki kavram arasındaki ilişkiyi kurma
Mevzu hukuk ⊂ Pozitif hukuk ilişkisi mevcuttur. Yani her mevzu hukuk kuralı aynı zamanda pozitif hukuktur, ancak her pozitif hukuk kuralı (yazısız olanlar gibi) mevzu hukuk değildir.
Kapsamsal farkın mantıksal analizini yapmak doğru sonuca ulaştırır.

Anahtar Kavram

Pozitif Hukuk ve Mevzu Hukuk Kapsam Farkı
Tahmini Süre:1m 35s
Soru 157Soru

Özel haklar; konuları bakımından 'kişilik hakları' ve 'malvarlığı hakları' şeklinde bir ayrıma tabi tutulmaktadır. Kişilik hakları, şahsın maddi, manevi ve iktisadi bütünlüğü üzerindeki haklarını ifade etmektedir. Buna göre, kişilik haklarının hukuki niteliği ve özellikleri dikkate alındığında, aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ekonomik bir karşılıkları bulunduğu için sahibi tarafından bir başkasına satılabilir veya rehnedilebilirler.

Cevap

Kişilik haklarının ekonomik bir karşılığının bulunduğu ve satılabileceği yönündeki ifade yanlıştır.
Kişilik hakları; kişinin yaşamı, sağlığı, şerefi, haysiyeti ve özel hayatı üzerindeki haklarıdır. Bu haklar ekonomik bir değer taşımazlar, parayla ölçülemezler ve bu nedenle başkasına devredilmeleri, satılmaları veya rehnedilmeleri mümkün değildir. Dolayısıyla, bu hakların ekonomik bir karşılığı olduğunu ve tasarruf edilebileceğini belirten ifade yanlıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Kişilik haklarının tanımı ve kapsamı hatırlanır.
Kişilik haklarının şahsa bağlı, ekonomik değer taşımayan haklar olduğu saptanır.
Hakkın konusuna göre yapılan sınıflandırmada temel farkı anlamak için.
2
Hakkın devredilebilirliği ve mirasla geçişi incelenir.
Kişilik haklarının devredilemez ve mirasçılara geçemez olduğu belirlenir.
Kişilik haklarının şahsa sıkı sıkıya bağlılık özelliğini doğrulamak için.
3
Seçeneklerdeki ifadelerle yasal özellikler karşılaştırılır.
Ekonomik değer taşıdığı ve satılabileceği yönündeki ifadenin hatalı olduğu görülür.
Yanlış olan hukuki nitelendirmeyi tespit etmek için.

Anahtar Kavram

Kişilik Haklarının Nitelikleri
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 158Soru

Hukuki bir işlemin, kanunun öngördüğü kurucu unsurlarından en az birine sahip olmaması nedeniyle hukuk dünyasında hiç varlık kazanmamış ve doğmamış kabul edilmesi yaptırımı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yokluk

Cevap

Yokluk yaptırımı, bir hukuki işlemin kurucu unsurlarının eksikliği durumunda işlemin hiç doğmamış sayılmasıdır.
Yokluk yaptırımı, bir hukuki işlemin kanunda öngörülen kurucu unsurlarından birinin eksik olması durumunda uygulanır. Bu durumda işlem hukuk aleminde hiç varlık kazanmaz. Örneğin, resmi nikah memuru olmadan yapılan bir evlilik töreni hukuk karşısında 'yok' hükmündedir.

Adım Adım Çözüm

1
Hukuki işlemin temel bileşenlerini analiz etme
İşlemin oluşabilmesi için gereken 'kurucu unsurlar' (örneğin evlilikte iki ayrı cinsiyet ve resmi memur) belirlenir.
Yaptırım türünü belirlemek için eksikliğin niteliğini (kurucu mu, geçerlilik mi) anlamak gerekir.
2
Eksikliğin sonucunu değerlendirme
Soruda 'kurucu unsurun eksikliği' ve 'hiç doğmamış sayılma' ifadeleri geçmektedir.
Kurucu unsur eksikliği, işlemi sakatlamaz; işlemin hiç oluşmamasına yol açar.
3
Kavramsal eşleştirme yapma
Hukuk dilinde kurucu unsur eksikliğine dayanan bu yaptırım türü 'Yokluk' olarak adlandırılır.
Butlan türlerinde işlem doğar ancak geçersizdir; yoklukta ise işlem hiç yoktur.

Anahtar Kavram

Hükümsüzlük Türleri: Yokluk

İpuçları

1
İşlemin 'kurucu unsuru' eksik olduğunda ne olacağını düşünün.
2
Bu yaptırım türünde işlem sanki bir hayalet gibidir; hukuken hiç doğmamıştır.
3
Resmi memur önünde yapılmayan bir evlilik bu yaptırıma en iyi örnektir.

Daha Fazla Pratik

Mutlak butlan ile yokluk arasındaki farkı kavramak için 'ayırt etme gücü olmayan birinin evlenmesi' ile 'resmi memur olmadan evlenilmesi' örneklerini karşılaştırın.
Tahmini Süre:50s
Soru 159Soru

Hukuk sistemimizde haklar; ileri sürülebilecekleri çevre, konuları ve devredilebilirlikleri gibi çeşitli kriterlere göre sınıflandırılır. Bu ayrım içerisinde, özellikle hakkın kimlere karşı savunulabileceği hususu, hakkın hukuki niteliğini belirleyen en temel ölçütlerden biridir.

Buna göre, mutlak haklar ile nisbi (kişisel) hakların özelliklerine ilişkin aşağıdaki karşılaştırmalardan hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Mutlak haklar, eşyalar veya kişiler üzerinde geniş yetkiler verip toplumdaki herkese karşı ileri sürülebilirken; nisbi haklar, kural olarak sadece belirli bir hukuki ilişkinin karşı tarafına karşı ileri sürülebilir.

Cevap

Mutlak haklar herkese karşı ileri sürülebilirken, nisbi haklar sadece bir hukuki ilişkinin (örneğin bir sözleşmenin) karşı tarafına karşı ileri sürülebilir.
Doğru kabul edilen ifade, hukuk doktrinindeki en temel ayrımı vurgular: Mutlak haklar (örneğin mülkiyet hakkı), hak sahibi dışındaki herkesten bu hakka saygı duymasını isteme yetkisi verirken; nisbi haklar (örneğin bir satış sözleşmesindeki alacak hakkı), sadece o hukuki bağın muhatabına karşı hüküm ifade eder.

Adım Adım Çözüm

1
Hakkın 'ileri sürülebileceği çevre' kriterini belirle.
Haklar, etkiledikleri çevre bakımından mutlak ve nisbi (kişisel) olarak ikiye ayrılır.
Sınıflandırmanın temel mantığını anlamak için kriterin tespiti gerekir.
2
Mutlak hakların tanımını ve kapsamını analiz et.
Mutlak haklar, eşyalar (ayni haklar) veya şahıslar (velayet, vesayet) üzerinde doğrudan doğruya hakimiyet sağlar ve toplumdaki her bir ferde karşı ileri sürülebilir.
Bu hakların en belirgin özelliği olan 'genellik' ilkesini doğrulamak için.
3
Nisbi (kişisel) hakların tanımını ve kapsamını analiz et.
Nisbi haklar, genellikle bir borç ilişkisinden doğar ve alacaklının sadece borçludan bir edimi talep etmesine imkan tanır. Bu hak üçüncü kişilere karşı kural olarak ileri sürülemez.
Bu hakların 'sınırlı' ve 'belirli bir kişiye yönelik' olma özelliğini ayırt etmek için.
4
Seçeneklerdeki karşılaştırmayı bu teknik bilgilerle kıyasla.
Doğru yanıt, mutlak hakların herkese karşı, nisbi hakların ise sadece borç ilişkisinin tarafına karşı ileri sürülebileceğini belirten ifadedir.
Hukuki tanıma tam uyum sağlayan tek karşılaştırmayı seçmek için.

Anahtar Kavram

Özel hakların 'ileri sürülebileceği çevre' bakımından Mutlak ve Nisbi Hak ayrımı.

İpuçları

1
Hakkın 'kime karşı' savunulabileceğini düşünün. Birine mi, yoksa herkese mi?
2
Mülkiyet hakkı bir mutlak haktır ve herkesin o eşyaya zarar vermeme borcu vardır. Alacak hakkı ise bir nisbi haktır ve sadece borçludan istenebilir.
3
Latince 'Erga Omnes' (herkese karşı) terimi mutlak haklar için kullanılır. Doğru seçenek bu evrenselliği vurgulamalıdır.

Daha Fazla Pratik

Yenilik doğuran (inşai) haklar olan kurucu, değiştirici ve bozucu haklar arasındaki farkları çalışarak konuyu pekiştirebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 160Soru

Hukuki bir işlemin kurucu unsurları (örneğin; irade beyanı, konu) mevcut olmasına rağmen; işlemin içeriğinin emredici hukuk kurallarına, kamu düzenine veya genel ahlaka aykırı olması durumunda ortaya çıkan yaptırım türü aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Mutlak Butlan

Cevap

Hukuki işlemin kurucu unsurları tam olmasına rağmen emredici hukuk kurallarına veya kamu düzenine aykırılık teşkil etmesi durumunda uygulanan yaptırım Mutlak Butlan'dır.
Mutlak butlan, bir hukuki işlemin kurucu unsurları tamam olsa bile; emredici hukuk kurallarına, kamu düzenine, genel ahlaka ve kişilik haklarına aykırı olması veya konusunun imkânsız olması durumunda ortaya çıkan kesin hükümsüzlük halidir. Bu durumdaki bir işlem baştan itibaren geçersizdir ve hâkim tarafından kendiliğinden dikkate alınır.

Adım Adım Çözüm

1
Hukuki işlemin kurucu unsurlarını analiz et
İşlemin kurucu unsurlarının (irade beyanı, konu vb.) mevcut olduğu belirlenir.
Yokluk yaptırımının uygulanıp uygulanmayacağını anlamak için ilk adım budur.
2
Hukuka uygunluk ve geçerlilik şartlarını kontrol et
İşlemin emredici kurallara, ahlaka veya kamu düzenine aykırı olduğu tespit edilir.
Geçerlilik şartlarındaki bu tür ağır aykırılıklar doğrudan Mutlak Butlan sonucunu doğurur.

Anahtar Kavram

Mutlak Butlan (Kesin Hükümsüzlük)
Tahmini Süre:45s
ÖncekiSayfa 8 / 26Sonraki
Hukukun Temel Kavramları — KPSS Genel Yetenek - Genel Kültür — Sayfa 8 | Examkin