İdare Hukuku

613 soru

Soru 81Soru →

İdare tarafından tesis edilen bir işlemin, başka bir makamın onayına veya ilgilinin rızasına ihtiyaç duymadan hukuk aleminde yeni bir durum yaratabilmesi, mevcut bir durumu değiştirebilmesi veya kaldırabilmesi özelliği aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İcrailik

Cevap

İdari işlemlerin ilgilinin rızasına ihtiyaç duymadan hukuk aleminde doğrudan sonuç doğurabilmesi 'İcrailik' olarak adlandırılır.
İcrailik (ya da kesinlik-icrailik), idarenin aldığı bir kararın, muhatabının rızasına veya bir mahkeme kararına ihtiyaç duymaksızın hukuk düzeninde değişiklik yapabilme gücünü ifade eder. Bu özellik sayesinde idari işlemler 'doğrudan uygulanabilir' hale gelir.

Adım Adım Çözüm

1
İdari işlemin sonuç doğurma şeklini analiz edin.
İşlemin başka bir makamın onayı veya kişinin kabulüne bağlı olmadığı görülmektedir.
Soruda vurgulanan temel nokta işlemin uygulanabilirliği ve hukuk alemindeki doğrudan etkisidir.
2
İcrailik ve Re'sen İcra kavramlarını ayırt edin.
İşlemin hukuk aleminde sonuç doğurması 'İcrailik', bu sonucun zorla yerine getirilmesi 'Re'sen İcra'dır.
Öğrenciler genellikle bu iki kavramı birbiriyle karıştırmaktadır.

Anahtar Kavram

İdari İşlemlerin Özellikleri (İcrailik)

İpuçları

1
İdarenin kararlarının 'uygulanabilir' olması ile ilgili bir terim düşünün.

Daha Fazla Pratik

İcrailik ve Re'sen icra arasındaki temel farkı memur atama ve bina yıkımı örnekleri üzerinden pekiştirebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 82Soru →

Türkiye'de idari kolluk teşkilatı; genel idari kolluk ve özel idari kolluk olmak üzere iki temel kategoriye ayrılmaktadır. Genel idari kolluk makamları, devlet tüzel kişiliğini temsil eden ve merkezi yönetim hiyerarşisi içerisinde yer alan yetkililerdir. Buna göre, aşağıdakilerden hangisi merkezi yönetim içerisinde yer alan genel idari kolluk makamları arasında gösterilemez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Belediye Başkanı

Cevap

Belediye Başkanı, merkezi yönetim hiyerarşisi içerisinde yer alan bir genel idari kolluk makamı değil, mahalli idareler bünyesinde görev yapan bir özel idari kolluk makamıdır.
Belediye Başkanı, belediye tüzel kişiliğinin başı olarak mahalli idareler (yerinden yönetim) içerisinde yer alan bir makamdır. Genel idari kolluk makamları ise devlet tüzel kişiliği adına hareket eden ve merkezi hiyerarşiye dahil olan makamlardır. Bu nedenle belediye başkanı, merkezi yönetimin genel idari kolluk makamları arasında gösterilemez; o, mahalli/özel bir kolluk makamıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Genel ve özel idari kolluk ayrımını tanımla.
Genel idari kolluk devlet tüzel kişiliği adına hareket ederken, özel idari kolluk (belediye, köy vb.) ilgili kamu tüzel kişiliği adına hareket eder.
Kolluk makamlarını hiyerarşik bağlılıklarına göre sınıflandırmak gerekir.
2
Merkezi yönetim (devlet) içerisindeki kolluk makamlarını listele.
Cumhurbaşkanı, İçişleri Bakanı, Vali ve Kaymakam merkezi yönetimin genel idari kolluk makamlarıdır.
Bu makamlar doğrudan merkeze bağlı hiyerarşik bir yapı içindedir.
3
Mahalli idarelerin statüsünü değerlendir.
Belediye ve köy gibi birimler merkezi yönetimden ayrı kamu tüzel kişiliklerine sahiptir.
Belediye başkanının yetkisi belediye sınırları ile sınırlıdır ve özel/mahalli kolluk niteliğindedir.

Anahtar Kavram

İdari Kolluk Makamlarının Hiyerarşik Tasnifi

İpuçları

1
Genel idari kolluk makamları devlet tüzel kişiliği adına hareket eder; mahalli idareler ise kendi tüzel kişilikleri adına hareket eder.
2
Belediyeler ve köyler merkezi idareden ayrı, özerk kamu tüzel kişilikleridir.

Daha Fazla Pratik

İdari vesayet ve hiyerarşi arasındaki farkları inceleyerek kolluk makamlarının denetim mekanizmalarını pekiştirebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 83Soru →

İdare hukukunda kamu düzenini korumaya yönelik 'önleyici' nitelikteki idari kolluk faaliyetleri ile suçun işlenmesinden sonra devreye giren 'bastırıcı' nitelikteki adli kolluk faaliyetleri arasındaki farklar ve bu faaliyetlerin denetimiyle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İdari kolluk faaliyetleri kural olarak idari yargı denetimine tabi iken, adli kolluk faaliyetleri adli yargı mercilerinin talimat ve gözetimi altında yürütülür.

Cevap

İdari kolluk işlemleri idari yargı denetimine tabi iken, adli kolluk faaliyetleri adli yargı mercilerinin talimat ve gözetimi altında yürütülür ifadesi doğrudur.
Doğru seçenek olan ifadede belirtildiği üzere, kolluk faaliyetlerinin hukuki rejimini belirleyen temel unsur 'amaç'tır. Eğer bir faaliyet kamu düzenini korumak ve suçu önlemek için yapılıyorsa 'idari kolluk'tur ve idarenin her türlü eylem ve işlemi gibi idari yargı denetimine tabidir. Ancak faaliyet işlenen bir suçun delillerini toplamak ve faili yakalamak gibi yargısal bir sürece hizmet ediyorsa 'adli kolluk' niteliğindedir ve adli makamların (savcılık ve mahkemeler) denetiminde yürütülür.

Adım Adım Çözüm

1
Kolluk faaliyetlerinin amacını belirle.
İdari kolluk 'önleyici' (suçun işlenmesini engelleme), adli kolluk ise 'bastırıcı' (suçtan sonra faili bulma) amaçlıdır.
Faaliyetin hukuki rejimini belirleyen temel kriter 'amaç' kriteridir.
2
Yargısal denetim yollarını karşılaştır.
İdari kolluk işlemlerine karşı İdare Mahkemelerinde dava açılır; adli kolluk ise savcılık denetimindedir ve adli yargı rejimi uygulanır.
Türkiye'deki yargı ayrılığı ilkesi gereği her iki faaliyet farklı yargı kollarına tabidir.
3
Makam ve amir ayrımını kontrol et.
İdari kollukta mülki amirler (Vali, Kaymakam) yetkiliyken, adli kollukta Cumhuriyet Savcıları emretme yetkisine sahiptir.
Yürütme ve yargı organlarının görev alanlarının ayrıştırılması gereklidir.

Anahtar Kavram

İdari Kolluk ve Adli Kolluk Ayrımı

İpuçları

1
Kolluk faaliyetlerini ayırırken personelin üniformasına değil, o an ne amaçla hareket ettiğine odaklanın.
2
Unutmayın; vali ve kaymakam mülki idare amiri olarak suçları önlemekle (idari kolluk) görevlidir, ancak bir suç işlendikten sonra yetki savcıya geçer.
3
İdari olan her şey idari yargıya, yargısal (adli) sürece hizmet eden her şey adli yargıya tabidir ilkesini uygulayın.

Daha Fazla Pratik

Vali ve Kaymakamın kolluk yetkilerinin sınırlarını belirleyen İl İdaresi Kanunu hükümlerini gözden geçirebilirsiniz.

Alternatif Yöntem

Tablo yöntemiyle genel ve özel kolluk makamlarını listeyerek, adli amirlerin sadece savcılık olduğunu hatırlamak çözüm süresini kısaltacaktır.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 84Soru →

Türkiye'de mahalli idare birimlerinden biri olan köy idaresinde, kamu düzeninin sağlanması amacıyla hem mahalli hem de genel idari kolluk birimleri koordineli şekilde görev yapabilmektedir. Buna göre, köy kolluk faaliyetleri ve teşkilat yapısı ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Köy muhtarı ile köy sınırları içerisinde görev yapan jandarma personeli arasında hiyerarşi ilişkisi söz konusudur.

Cevap

Köy muhtarı ile köy sınırları içerisinde görev yapan jandarma personeli arasında hiyerarşi ilişkisi bulunduğu yönündeki ifade yanlıştır.
Hiyerarşi, aynı kamu tüzel kişiliği (örneğin sadece devlet tüzel kişiliği veya sadece bir belediye tüzel kişiliği) içerisindeki üstün ast üzerindeki yönetim yetkisidir. Köy muhtarı mahalli idare organıyken, jandarma personeli merkezi idarenin (devlet tüzel kişiliğinin) bir parçasıdır. Bu nedenle aralarında bir hiyerarşi bağı bulunması hukuken mümkün değildir. Muhtar, jandarmaya ancak ihbar veya yardım talebiyle başvurabilir; emir ve talimat veremez.

Adım Adım Çözüm

1
Kolluk birimlerinin bağlı olduğu tüzel kişilikleri belirle.
Köy muhtarı 'Köy Tüzel Kişiliği'nin (Mahalli İdare) organıdır; Jandarma personeli ise 'Devlet Tüzel Kişiliği'nin (Merkezi Yönetim) bir parçasıdır.
Hiyerarşi ilişkisinin kurulabilmesi için her iki tarafın aynı tüzel kişilik çatısı altında olması gerekir.
2
Köy muhtarı ile jandarma arasındaki hukuki ilişkiyi analiz et.
Aralarında bir ast-üst (hiyerarşi) ilişkisi yoktur. Jandarma, kendi komuta zinciri ve mülki amire (Vali/Kaymakam) bağlıdır; muhtar ise mahalli bir makamdır.
Farklı kamu tüzel kişilikleri arasındaki denetim ancak kanunla öngörülen hallerde 'idari vesayet' şeklinde olabilir, hiyerarşi olamaz.

Anahtar Kavram

İdari Teşkilatta Hiyerarşi ve Mahalli İdare Kolluğu Ayrımı
Tahmini Süre:55s
Soru 85Soru →

İdare hukukunun doğuşu, tarihsel gelişim süreci ve genel özellikleri dikkate alındığında; Türk hukuk sistemindeki uygulama ve doktrin esaslarına ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İdare hukukunun 'genç' bir hukuk dalı olması; onun temel kavramlarının ve uyuşmazlık çözüm yöntemlerinin bütünüyle Roma Hukuku kaynaklı 'Corpus Iuris Civilis' metinlerine dayandırılmasını ve özel hukuk kurallarıyla metodolojik olarak özdeşleşmesini sağlamıştır.

Cevap

İdare hukukunun temel kavramlarının Roma Hukuku metinlerine dayandığını ve özel hukukla özdeşleştiğini savunan ifade yanlıştır.
İdare hukuku, özel hukukun (Medeni Hukuk vb.) aksine Roma hukukuna dayanmaz. Roma hukukunda kamu hukuku kavramı gelişmemiş olduğu için, idare hukuku modern devlet anlayışı ve Fransız İhtilali sonrasında 'genç' bir dal olarak ortaya çıkmıştır. Bu hukuk dalı metodolojik olarak özel hukuktan bağımsızdır ve kendine özgü 'idari rejim' kuralları uygular.

Adım Adım Çözüm

1
İdare hukukunun kökenini analiz etme
İdare hukuku, 19. yüzyılda (özellikle Fransa'da) özel hukuk kurallarının idarenin faaliyetlerine yetmediği anlaşıldığında doğmuş, 'genç' bir hukuk dalıdır.
Özel hukuk (Medeni Hukuk) köklerini Roma Hukuku'ndan alırken, İdare Hukuku kamu gücü ve kamu yararı odağında bağımsız bir dal olarak gelişmiştir.
2
Metodolojik farkları değerlendirme
İdare hukuku; statüsel, içtihadi ve tedvin edilmemiş özellikleriyle özel hukuktan (akdi, kodifiye edilmiş, Roma kökenli) metodolojik olarak ayrılır.
İdarenin üstünlüğü ve kamu yararı ilkeleri, özel hukuktaki tarafların eşitliği ve irade serbestisi ilkeleriyle bağdaşmaz.

Anahtar Kavram

İdare Hukukunun Bağımsızlığı ve Özgünlüğü
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 86Soru →

657657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’na göre; "Devlet memurlarına, yaptıkları hizmetler için lüzumlu bilgilere ve yetişme şartlarına uygun şekilde, sınıfları içinde en yüksek derecelere kadar ilerleme imkanını sağlamak" olarak tanımlanan temel ilke aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kariyer

Cevap

Kariyer ilkesi, Devlet memurlarına sınıfları içinde en yüksek derecelere kadar ilerleme imkanı tanınmasını ifade eder.
Kariyer ilkesi, 657657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 3. maddesinde tam olarak sorudaki metinle tanımlanmıştır. Bu ilke, memura mesleki bir gelecek sunarak en üst derecelere kadar yükselme hakkı tanır.

Adım Adım Çözüm

1
657657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 3. maddesinde yer alan temel ilkeleri incelemek.
Kanunda üç temel ilke belirlenmiştir: Sınıflandırma, Kariyer ve Liyakat.
Soruda sorulan tanımın hangi kanuni kavrama ait olduğunu belirlemek için temel ilkelerin bilinmesi gerekir.
2
Verilen tanımı kanundaki karşılığı ile eşleştirmek.
"Sınıfları içinde en yüksek derecelere kadar ilerleme imkanı" ifadesinin Kariyer ilkesine ait olduğu tespit edilir.
Kariyer ilkesi, memurun sistem içinde dikey olarak ilerleme potansiyelini hukuki güvence altına alır.

Anahtar Kavram

657 Sayılı Kanun Temel İlkeleri
Tahmini Süre:45s
Soru 87Soru →

İdare hukukunda idari kolluk faaliyetleri; kamu düzenini korumaya yönelik önleyici işlemlerden oluşurken, adli kolluk faaliyetleri suç işlendikten sonra delil toplama ve failleri yakalama amacı güder. İdari kolluk ise kendi içinde 'genel' ve 'özel' kolluk şeklinde bir tasnife tabi tutulur. Buna göre, kolluk makamları, personeli ve bu birimlerin denetimi ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Vali ve kaymakamlar, belediye zabıtası ve köy korucuları gibi mahalli idare kolluk görevlileri üzerinde doğrudan hiyerarşi yetkisini kullanırlar.

Cevap

Vali ve kaymakamların belediye zabıtası ve köy korucuları üzerindeki yetkisinin hiyerarşi olduğunu savunan seçenek yanlıştır; bu yetki idari vesayet niteliğindedir.
İdare hukukunun en temel ilkelerinden biri, hiyerarşinin yalnızca aynı kamu tüzel kişiliği (örneğin Devlet Tüzel Kişiliği) içindeki ast-üst ilişkisini ifade etmesidir. Belediye ve Köy yönetimleri devletten ayrı birer kamu tüzel kişiliğine sahip oldukları için, merkezi idarenin temsilcileri olan vali ve kaymakamların bu birimler üzerindeki denetim yetkisi 'idari vesayet'tir. Bu sebeple mahalli idare kollukları (zabıta ve korucu) üzerinde mülki amirlerin hiyerarşi yetkisi bulunmaz.

Adım Adım Çözüm

1
Kolluk birimlerinin bağlı olduğu tüzel kişilikleri belirle.
Polis ve Jandarma 'Devlet Tüzel Kişiliği' içinde; Belediye ve Köy kolluğu ise 'Mahalli İdare Kamu Tüzel Kişiliği' içindedir.
Hiyerarşi ve vesayet ayrımını yapabilmek için tüzel kişiliklerin farklı olup olmadığını bilmek gerekir.
2
Merkezi idare ile mahalli idareler arasındaki hukuki bağı analiz et.
Aynı tüzel kişilik içinde 'hiyerarşi' (üstün asta emri), farklı tüzel kişilikler arasında ise 'idari vesayet' denetimi vardır.
Mülki idare amirleri merkezi idareyi, belediye/köy birimleri ise mahalli idareyi temsil eder.
3
Makam ve personel yetkilerini karşılaştır.
Vali ve kaymakamlar genel kolluk üzerinde hiyerarşik amirken, belediye zabıtası üzerinde sadece vesayet yetkisine sahiptirler.
Anayasa'nın 127. maddesi uyarınca merkezi idare, mahalli idareler üzerinde sadece kanunda belirtilen vesayet denetimini kullanabilir.

Anahtar Kavram

Hiyerarşi ve İdari Vesayet Ayrımı

İpuçları

1
Denetim türünü belirlerken söz konusu kurumların ayrı kamu tüzel kişiliklerine sahip olup olmadığına dikkat edin.
2
Belediye ve Köy yönetimleri merkezi idarenin (Devletin) hiyerarşisi dışında kalan, özerk mahalli idarelerdir.
3
Hiyerarşi aynı evin içindeki aile üyeleri gibidir; idari vesayet ise komşunun komşuyu denetlemesi gibidir. Vali ile Zabıta farklı 'evlere' (tüzel kişiliklere) aittir.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 88Soru →

657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'na göre, memurların görev ve sorumluluklarını yerine getirmemeleri veya kanunların öngördüğü yasaklara uymamaları durumunda uygulanan disiplin cezaları kanunda sınırlı sayıda (numerus clausus) belirtilmiştir. Buna göre, aşağıdakilerden hangisi bu kanunda düzenlenen disiplin cezalarından biri değildir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Görevden uzaklaştırma

Cevap

Görevden uzaklaştırma, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nda bir disiplin cezası olarak değil, soruşturma sürecinde uygulanan bir ihtiyati tedbir olarak düzenlenmiştir.
Görevden uzaklaştırma, 657 sayılı Kanun'un 137. maddesinde 'bir ihtiyati tedbir' olarak tanımlanmıştır. Disiplin cezaları ise aynı kanunun 125. maddesinde sınırlı olarak sayılmıştır (Uyarma, Kınama, Aylıktan Kesme, Kademe İlerlemesinin Durdurulması, Devlet Memurluğundan Çıkarma). Dolayısıyla bu ifade bir ceza türü değildir.

Adım Adım Çözüm

1
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'ndaki (DMK) disiplin cezalarını belirlemek.
Disiplin cezaları şunlardır: Uyarma, Kınama, Aylıktan Kesme, Kademe İlerlemesinin Durdurulması ve Devlet Memurluğundan Çıkarma.
Kanun, hangi yaptırımların ceza niteliği taşıdığını kesin olarak belirlemiştir.
2
Seçeneklerdeki ifadeleri kanundaki bu liste ile karşılaştırmak.
Uyarma, kınama, aylıktan kesme ve kademe ilerlemesinin durdurulması seçenekleri listede yer alırken; 'Görevden uzaklaştırma' bu listede bulunmaz.
Her yaptırımın hukuki niteliği farklıdır.
3
Görevden uzaklaştırma işleminin hukuki niteliğini analiz etmek.
Görevden uzaklaştırma, disiplin soruşturması veya ceza kovuşturması sırasında memurun görevde kalmasının sakıncalı olduğu durumlarda başvurulan geçici bir idari önlemdir (tedbirdir).
Tedbir işlemleri, nihai bir ceza değil, sürecin güvenliği için yapılan uygulamalardır.

Anahtar Kavram

Disiplin Cezaları vs. İhtiyati Tedbirler

İpuçları

1
657 sayılı Kanun'da disiplin cezaları 125. maddede 5 ana başlık altında toplanmıştır.
2
Disiplin cezaları nihai yaptırımlardır, ancak soruşturma sürecinde bazen memurun görevine ara verilmesi gerekebilir; bu bir ceza mıdır yoksa bir önlem midir?
3
Sürgün, hapis veya görevden uzaklaştırma gibi işlemler 657 sayılı Kanun'da bir 'disiplin cezası' olarak listelenmemiştir.

Daha Fazla Pratik

Disiplin cezalarına karşı yargı yolunun açık olup olmadığını ve savunma hakkının süresini inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 89Soru →

657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’na göre disiplin cezaları, bu cezaları vermeye yetkili merciler ve zamanaşımı süreleri ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi hukuken doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kademe ilerlemesinin durdurulması cezasını gerektiren hallerde, fiilin işlendiğinin öğrenildiği tarihten itibaren bir ay içinde disiplin soruşturmasına başlanması zorunludur; ceza ise disiplin kurulunun kararı alındıktan sonra atamaya yetkili amirler tarafından verilir.

Cevap

Kademe ilerlemesinin durdurulması cezasında soruşturmaya başlama süresi bir ay olup, ceza disiplin kurulunun kararı üzerine atamaya yetkili amir tarafından tesis edilir.
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'na göre, disiplin cezalarında iki tür zamanaşımı vardır. Soruşturma açma zamanaşımı; uyarma, kınama, aylıktan kesme ve kademe ilerlemesinin durdurulması cezalarında fiilin öğrenilmesinden itibaren 1 aydır. Ayrıca kademe ilerlemesinin durdurulması cezası usul olarak 'Disiplin Kurulu'nun kararını müteakip 'Atamaya Yetkili Amir' tarafından verilir. Bu ifade kanunun 126 ve 127. maddeleriyle tam uyumludur.

Adım Adım Çözüm

1
Disiplin soruşturması açma zamanaşımı sürelerini (hak düşürücü süreler) 657 sayılı Kanun'un 127. maddesi kapsamında değerlendirmek.
Uyarma, kınama, aylıktan kesme ve kademe ilerlemesinin durdurulması cezalarında fiilin öğrenilmesinden itibaren 1 ay içinde soruşturmaya başlanmalıdır.
Kanun, idarenin keyfi gecikmelerini önlemek amacıyla kısa bir soruşturma açma süresi öngörmüştür.
2
Kademe ilerlemesinin durdurulması cezasını vermeye yetkili makamı 126. maddeye göre belirlemek.
Bu ceza için önce ilgili disiplin kurulunun kararı alınmalı, ardından atamaya yetkili amir onay vermelidir.
Bu ceza özlük haklarını doğrudan etkilediği için tek başına amir yetkisine bırakılmamış, kurul denetimine tabi tutulmuştur.
3
Diğer seçeneklerdeki süre ve makam bilgilerini (itiraz süresi, çıkarma yetkisi, genel zamanaşımı) kanun maddeleriyle karşılaştırmak.
İtiraz süresinin 7 gün, çıkarma yetkisinin Yüksek Disiplin Kurulu'nda olduğu ve genel zamanaşımının 2 yıl olduğu görülür.
Mevzuattaki rakamsal veriler ve yetki paylaşımları disiplin hukukunun usul kurallarını oluşturur.

Anahtar Kavram

Memur Disiplin Hukukunda Yetki ve Zamanaşımı
Soru 90Soru →

Bir ilçede ortaya çıkan ve kamu düzeninin 'genel sağlık' unsurunu tehdit eden bir salgın hastalık durumunda, hem genel idari kolluk makamlarının (Kaymakamlık) hem de mahalli idari (belediye) kolluk makamlarının yetki alanına giren hususlar bulunmaktadır. Bu iki kolluk türünün yetkilerinin çatışması veya birlikte uygulanmasıyla ilgili idare hukuku ilkeleri dikkate alındığında, aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Genel idari kolluk yetkisi, özel idari kolluk yetkisini kuşatır ve bu iki yetkinin çatışması durumunda genel idari kolluk makamlarının aldığı kararlar öncelikli olarak uygulanır.

Cevap

Genel idari kolluk yetkisi, özel idari kolluk yetkisini kuşatır ve bu iki yetkinin çatışması durumunda genel idari kolluk makamlarının aldığı kararlar öncelikli olarak uygulanır.
İdare hukukunda 'yetkilerin yarışması' ilkesi uyarınca, genel idari kolluk makamlarının (Cumhurbaşkanı, İçişleri Bakanı, Vali, Kaymakam) yetkileri, özel idari kolluk makamlarının (Belediye, Köy vb.) yetkilerinden daha üstündür. Bir uyuşmazlık veya çakışma durumunda genel idari kolluğun kamu düzenini sağlamaya yönelik kararları öncelikli olarak uygulanır. Genel kolluk yetkisi, özel kolluğun yetkisini kapsayacak şekilde 'kuşatıcı' bir nitelik taşır.

Adım Adım Çözüm

1
Kolluk türlerini ve makamlarını sınıflandırma
Kaymakam 'genel idari kolluk' makamı, belediye ise 'özel idari kolluk' makamıdır.
Yetkinin kapsamını ve hiyerarşideki yerini belirlemek için ayrım yapılmalıdır.
2
Kolluk yetkilerinin çatışması (yarışması) kuralını uygulama
Genel kolluk yetkisi özel kolluk yetkisinden üstündür ve onu kuşatır.
Kamu düzeninin ülke genelinde veya il/ilçe düzeyinde birliği için merkezi idarenin yetkisi üstün tutulmuştur.
3
İdari kolluk ve adli kolluk ayrımını kontrol etme
Salgınla mücadele 'önleyici' bir faaliyet olduğu için idari kolluk kapsamındadır.
Henüz bir suç işlenmediği, mevcut kamu düzeni (sağlık) korunduğu için işlem idaridir.
4
Devredilemezlik ilkesini değerlendirme
Kolluk yetkisi özel kişilere (özel güvenlik vb.) devredilemez.
Kolluk, kamu gücünün en sert kullanıldığı alanlardan biri olduğu için sadece kamu görevlilerince yürütülmelidir.

Anahtar Kavram

İdari Kolluk Yetkilerinin Yarışması ve Üstünlük İlkesi

İpuçları

1
Genel idari kolluk (devletin temel birimleri) ile özel idari kolluk (belediye gibi yerel birimler) arasındaki yetki üstünlüğünü düşünün.
2
Bir ilçede Kaymakamın aldığı kararların mı yoksa Belediye Başkanının aldığı kararların mı kamu düzeni açısından daha kapsayıcı olduğunu hatırlayın.
3
Kolluk yetkisinin devredilemezlik kuralı ve 'önleyici' (idari) ile 'bastırıcı' (adli) kolluk arasındaki farka odaklanın.

Daha Fazla Pratik

İdari kolluk ile adli kolluk arasındaki görev, makam ve denetim farklarını içeren bir tabloyu inceleyerek konuyu pekiştirebilirsiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 91Soru →

İdare hukukunda denetleyen makam ile denetlenen birimin aynı kamu tüzel kişiliği (örneğin sadece Devlet Tüzel Kişiliği) içinde bulunması durumunda hiyerarşi; farklı kamu tüzel kişilikleri arasında (örneğin Devlet Tüzel Kişiliği ile bir Belediye Tüzel Kişiliği arasında) olması durumunda ise idari vesayet denetimi söz konusu olur.

Buna göre, aşağıda verilen denetim ilişkilerinden hangisi hiyerarşi denetimi kapsamında yer almaktadır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bir valinin, aynı il sınırları içerisinde görev yapan bir kaymakam üzerindeki denetim yetkisi

Cevap

Bir valinin, aynı il sınırları içerisinde görev yapan bir kaymakam üzerindeki denetim yetkisi hiyerarşi denetimine örnektir.
Hiyerarşi, aynı kamu tüzel kişiliği içerisindeki üst makamın ast makam üzerindeki denetim yetkisidir. Vali ve kaymakam her ikisi de doğrudan Devlet Tüzel Kişiliği (Merkezi İdare) adına yetki kullanan, devletin hiyerarşik alt-üst sıralamasında yer alan makamlar olduğu için aralarındaki ilişki hiyerarşi esasına dayanır.

Adım Adım Çözüm

1
Seçeneklerdeki kurumların kamu tüzel kişiliklerini analiz etme
Vali ve kaymakam 'Devlet Tüzel Kişiliği' içindedir; belediye, köy, il özel idaresi ve meslek kuruluşları ise ayrı kamu tüzel kişilikleridir.
Hiyerarşi ve vesayet ayrımı, tarafların aynı tüzel kişilikte olup olmamasına dayanır.
2
Aynı tüzel kişilik içindeki ast-üst ilişkisini belirleme
Vali (üst) ve kaymakam (ast) devlet teşkilatı içinde yer alan ve aralarında emretme-itaat ilişkisi bulunan makamlardır.
Aynı tüzel kişilik içindeki denetim hiyerarşidir.
3
İdari vesayet örneklerini eleme
Bakan-Belediye, Vali-Köy ve Vali-İl Özel İdaresi ilişkileri 'Merkezi İdare-Yerinden Yönetim' ayrımına girdiği için vesayettir.
Farklı kamu tüzel kişilikleri arasındaki bütünlük idari vesayetle sağlanır.

Anahtar Kavram

İdarenin Bütünlüğü: Hiyerarşi ve İdari Vesayet Ayrımı
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 92Soru →

İdare hukukunda, idarenin yürüttüğü bir kamu hizmeti sırasında meydana gelen zararın 'mücbir sebep' (force majeure) olarak nitelendirilmesi ve bu yolla idarenin tazminat sorumluluğundan tamamen kurtulabilmesi için, söz konusu olayın taşıması gereken temel özelliklerle ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Olayın idarenin faaliyet alanı dışında (dışsallık) gerçekleşmesi, önceden bilinmesinin imkânsız olması (öngörülemezlik) ve karşı konulamaz (zorlayıcılık) nitelikte olması gerekir.

Cevap

Mücbir sebebin idarenin dışından kaynaklanması (dışsallık), önceden kestirilememesi (öngörülemezlik) ve engellenememesi (zorlayıcılık) şartıyla idarenin tazminat sorumluluğunun tamamen kalktığını belirten ifade doğrudur.
Doğru seçenek, mücbir sebebin kümülatif üç şartını (dışsallık, öngörülemezlik, önlenemezlik) doğru bir şekilde bir araya getirmektedir. Bu şartlar gerçekleştiğinde idare ile zarar arasındaki bağ koptuğu için idarenin mali sorumluluğu ortadan kalkar.

Adım Adım Çözüm

1
Mücbir sebep kavramının hukuki unsurlarını tanımlayın.
Mücbir sebep; dışsallık, öngörülemezlik ve önlenemezlik unsurlarından oluşur.
İdarenin sorumluluğunu kaldıran hallerin başında gelen bu kavramın sınırlarını çizmek gerekir.
2
Olayın idare ile olan bağını (illiyet bağı) analiz edin.
Mücbir sebep, zarar ile idari faaliyet arasındaki illiyet bağını tamamen keser.
Sorumluluğun doğması için gereken nedensellik bağı koptuğunda idareye kusur veya sorumluluk yüklenemez.
3
Mücbir sebep ile beklenmeyen hal (kaza) arasındaki farkı ayırt edin.
Mücbir sebep dışsalken, beklenmeyen hal idarenin içindedir ve sorumluluğu tamamen kaldırmaz.
Özellikle 'dışsallık' kriteri KPSS'de sıklıkla test edilen ayırt edici bir noktadır.

Anahtar Kavram

İdarenin Sorumluluğunu Kaldıran Haller: Mücbir Sebep

İpuçları

1
İdarenin sorumluluğunu tamamen kaldıran durumları hatırlayın.
2
Mücbir sebep ile 'beklenmeyen hal' arasındaki en önemli fark olan 'dışsallık' kriterine odaklanın.

Daha Fazla Pratik

İdarenin sorumluluğunu kaldıran diğer haller olan 'zarar görenin kusuru' ve 'üçüncü kişinin kusuru' konularını inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 93Soru →

İdare tarafından inşa edilen bir baraj, bölgede meydana gelen, öngörülebilirlik ve önlenebilirlik sınırlarını aşan çok şiddetli bir deprem neticesinde yıkılarak çevredeki tarım arazilerine ağır maddi zarar vermiştir. Olay sonrası hazırlanan bilirkişi raporunda, depremin yıkıcı etkisinin çok yüksek olduğu belirtilmekle birlikte, barajın gövde dolgusunda kullanılan malzemenin teknik şartnamede belirtilen standartların altında olduğu ve bu durumun barajın mukavemetini zayıflattığı tespit edilmiştir.

Bu olayda idarenin mali sorumluluğu ile ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Mücbir sebep ve hizmet kusurunun birlikte gerçekleştiği bu durumda, mücbir sebep idarenin sorumluluğunu tamamen kaldırmaz; idare, hizmet kusurunun zararın oluşumundaki etkisi oranında tazminat öder.

Cevap

Mücbir sebep ve hizmet kusurunun birlikte gerçekleştiği durumlarda, idare hizmet kusuru oranında zararı tazmin etmekle yükümlüdür.
Doğru seçenek, idarenin hizmet kusuru ile mücbir sebebin birlikte zarara yol açması durumunda sorumluluğun paylaştırılacağını belirtmektedir. İdare hukukunda mücbir sebep (deprem) kural olarak illiyet bağını keser, ancak idarenin barajı standartlara uygun yapmaması bir 'hizmet kusuru'dur. Bu iki durumun birleşmesi halinde idare, mücbir sebebe dayanarak sorumluluktan tamamen kurtulamaz; sadece mücbir sebebin zarardaki etkisi oranında indirim yapılır ve geri kalan kısım (hizmet kusuruna düşen pay) tazmin edilir.

Adım Adım Çözüm

1
Olaydaki zarar verici unsurları analiz etme
Zarar hem dışsal bir olay olan deprem (mücbir sebep) hem de idarenin teknik hatası (hizmet kusuru) sonucunda oluşmuştur.
Sorumluluğun türünü ve kapsamını belirlemek için illiyet bağını etkileyen unsurlar tespit edilmelidir.
2
Mücbir sebebin ve hizmet kusurunun hukuki etkisini değerlendirme
Mücbir sebep illiyet bağını keserken, hizmet kusuru idareyi sorumlu kılar.
İdare hukukunda bu iki durum birleştiğinde sorumluluğun paylaşılması ilkesi uygulanır.
3
Tazminat sorumluluğunu belirleme
İdare, depremin şiddeti dışında kalan ve kendi ihmali (eksik malzeme) nedeniyle meydana gelen artış miktarından sorumlu tutulur.
İdare, mücbir sebebe dayanarak sorumluluktan tamamen kurtulamaz çünkü hizmetin yürütülmesinde kusur mevcuttur.

Anahtar Kavram

İdarenin Sorumluluğunu Azaltan Haller: Mücbir Sebep ve Hizmet Kusuru Birleşmesi

Daha Fazla Pratik

İdarenin sorumluluğunu kaldıran diğer haller olan 'zarar görenin kusuru' ve 'üçüncü kişinin kusuru' durumlarını inceleyiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 94Soru →

657657 sayılı Devlet Memurları Kanunu çerçevesinde disiplin cezalarına karşı "itiraz müessesesi" ve bu cezaların "yargısal denetimi" ile ilgili aşağıda yer alan ifadelerden hangisi hukuksal açıdan doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Disiplin amirleri tarafından verilen uyarma, kınama ve aylıktan kesme cezalarına karşı disiplin kuruluna; kademe ilerlemesinin durdurulması cezasına karşı ise yüksek disiplin kuruluna itiraz edilebilir.

Cevap

Disiplin amirleri tarafından verilen uyarma, kınama ve aylıktan kesme cezalarına karşı disiplin kuruluna; kademe ilerlemesinin durdurulması cezasına karşı ise yüksek disiplin kuruluna itiraz edilebilir.
Doğru ifade, disiplin cezalarına karşı yapılacak idari itirazlarda hangi cezanın hangi kurula götürüleceğini doğru belirten ifadedir. 657657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 135135. maddesi; uyarma, kınama ve aylıktan kesme cezalarına karşı 'disiplin kuruluna', kademe ilerlemesinin durdurulması cezasına karşı ise 'yüksek disiplin kuruluna' itiraz edilebileceğini açıkça hükme bağlamıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Disiplin cezası türüne göre yetkili itiraz mercilerini belirle.
Uyarma, kınama, aylıktan kesme cezaları disiplin amirince verilir ve itiraz mercii disiplin kuruludur. Kademe ilerlemesi durdurulması cezası ise yüksek disiplin kurulunca incelenir.
657 Sayılı Kanun'un 135. maddesindeki usulü doğrulamak için.
2
İdari itiraz sürelerini kontrol et.
İtiraz süresi her iki durumda da tebliğden itibaren 77 gündür.
Sürelerin karıştırılmadığından emin olmak için.
3
Yargısal denetim imkanını Anayasal düzeyde değerlendir.
2010 Anayasa değişikliği ile tüm disiplin cezaları yargı denetimine tabi kılınmıştır.
Yargı yolunun kapalı olduğu yönündeki hatalı bilgiyi elemek için.

Anahtar Kavram

Disiplin Cezalarına İtiraz ve Yargı Yolu

Daha Fazla Pratik

Disiplin soruşturmalarında zamanaşımı süreleri (1 ay, 6 ay ve 2 yıl) ve bu sürelerin hukuki sonuçlarını tekrar ediniz.
Tahmini Süre:3m 0s
Soru 95Soru →

657657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nda düzenlenen disiplin rejimi, zamanaşımı süreleri ve adaylık sürecine ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Disiplin cezasını gerektiren fiil ve hallerin işlendiği tarihten itibaren nihayet 22 yıl içinde disiplin cezası verilmediği takdirde ceza verme yetkisi zamanaşımına uğrar.

Cevap

Disiplin cezasını gerektiren fiil ve hallerin işlendiği tarihten itibaren nihayet 22 yıl içinde disiplin cezası verilmediği takdirde ceza verme yetkisi zamanaşımına uğrar.
Doğru ifade, disiplin hukukundaki 'karar verme zamanaşımını' tanımlamaktadır. 657657 sayılı Kanun, disiplin barışını korumak ve memuru belirsiz bir süre tehdit altında bırakmamak adına, fiilin işlendiği tarihten itibaren 22 yıl içinde ceza verilmesini zorunlu kılmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Zamanaşımı sürelerini analiz etme
Soruşturmaya başlama zamanaşımı (öğrenmeden itibaren 11 veya 66 ay) ve ceza verme zamanaşımı (fiilden itibaren 22 yıl) ayrımı yapılır.
Memurlar hukukunda disiplin süreci iki farklı zamanaşımı türüne tabidir.
2
Adaylık sürecindeki disiplin kurallarını inceleme
Sadece nitelikli cezaların (aylıktan kesme ve kademe ilerlemesi durdurma) adaylıkta ilişik kesmeye neden olduğu saptanır.
Her disiplin cezası memuriyet statüsünü aynı ölçüde etkilemez.
3
Savunma ve itiraz sürelerini teyit etme
Savunma için en az 77 gün, itirazın karara bağlanması için ise 3030 gün süre verildiği belirlenir.
Disiplin usul hukukundaki süreler kesin ve hak düşürücü niteliktedir.

Anahtar Kavram

Memur Disiplin Hukukunda Süreler ve Yetkiler

İpuçları

1
Disiplin hukukundaki 'öğrenme' ve 'fiilin işlenme' tarihlerine dayalı iki ayrı zamanaşımı olduğunu hatırlayın.
2
Savunma hakkı ve itiraz süreleri gibi rakamsal verilere odaklanın; genelde 77 ve 3030 sayıları kritiktir.
3
Aday memurların ilişiklerinin kesilmesi için basit bir uyarma cezasının yetip yetmeyeceğini sorgulayın.

Daha Fazla Pratik

Kademe ilerlemesinin durdurulması cezasının verilme usulündeki 'Disiplin Kurulu Kararı' ile 'Atamaya Yetkili Amir' ilişkisini inceleyiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 96Soru →

İdari kolluk faaliyetleri, kamu düzenini korumak amacıyla yürütülen önleyici faaliyetlerdir ve bu yetkiyi kullanan makamlar 'genel' ve 'özel' olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Genel idari kolluk makamları, tüm ülke genelinde veya belirli mülki birimlerde kamu düzenini sağlamakla yetkilidir. Buna göre, aşağıdakilerden hangisi genel idari kolluk makamları arasında yer almaz?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Belediye Başkanı

Cevap

Belediye Başkanı, genel idari kolluk makamları arasında değil, belediye sınırları içerisinde görev yapan özel idari kolluk makamları arasında yer alır.
Belediye Başkanı, belediye tüzel kişiliği bünyesinde yer alan bir mahalli idare organıdır. Belediye sınırları içindeki huzur ve esenliği sağlamakla görevli olan zabıta teşkilatının başı olarak 'özel idari kolluk' makamı sıfatını taşır. Genel idari kolluk ise devlet tüzel kişiliği adına merkezi yönetim hiyerarşisi içinde yürütülür.

Adım Adım Çözüm

1
Kolluk türlerini sınıflandırın
İdari kolluk; genel idari kolluk ve özel idari kolluk olarak ikiye ayrılır.
Makamların yetki alanlarını ve bağlı oldukları teşkilat yapılarını belirlemek için bu ayrım gereklidir.
2
Genel idari kolluk makamlarını listeleyin
Cumhurbaşkanı, İçişleri Bakanı, Vali ve Kaymakam.
Bu makamlar merkezi yönetimin hiyerarşisi içinde yer alırlar ve genel kamu düzeninden sorumludurlar.
3
Seçeneklerdeki makamın niteliğini analiz edin
Belediye Başkanı bir yerel yönetim (mahalli idare) organıdır.
Yerel yönetimlerin yürüttüğü kolluk faaliyetleri özel idari kolluk kapsamına girmektedir.

Anahtar Kavram

İdari Kolluk Makamları Ayrımı

İpuçları

1
Genel idari kolluk makamları merkezi yönetimin (Başkent ve Taşra) hiyerarşisi içindedir.
2
Yerel yönetim (Belediye, Köy) makamları genellikle 'özel idari kolluk' kategorisinde değerlendirilir.

Daha Fazla Pratik

Kolluk makamları ile kolluk personelini (Polis, Jandarma, Zabıta) karıştırmamak için personel ayrımına da göz atınız.
Tahmini Süre:50s
Soru 97Soru →

Türkiye Cumhuriyeti'nin idari teşkilat yapısı içerisinde, merkezi yönetimin (merkeze yardımcı kuruluşlar hariç) kamu hizmetlerini ülke geneline yaymak amacıyla oluşturduğu "Taşra Teşkilatı" birimleri arasında aşağıdakilerden hangisi yer almaktadır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İlçe İdaresi

Cevap

Türkiye'nin idari teşkilatında merkezi yönetimin taşra teşkilatı; İl Genel İdaresi, İlçe İdaresi ve Bölge Kuruluşlarından oluştuğu için doğru cevap İlçe İdaresi seçeneğidir.
Türkiye'nin idari yapısında Merkezi Yönetim; Başkent Teşkilatı ve Taşra Teşkilatı olmak üzere iki ana kısımdan oluşur. Taşra teşkilatı içerisinde İl Genel İdaresi, İlçe İdaresi ve Bölge Kuruluşları yer alır. Bu birimler devlet tüzel kişiliğini temsil ederler ve başkente hiyerarşik olarak bağlıdırlar. Bu nedenle İlçe İdaresi seçeneği doğrudur.

Adım Adım Çözüm

1
İdari teşkilatın ana dallarını ayırt etme.
İdare; Merkezi Yönetim ve Yerinden Yönetim olarak ikiye ayrılır.
Soruda istenen 'taşra teşkilatı' merkezi yönetimin bir parçasıdır.
2
Merkezi yönetimin alt birimlerini sınıflandırma.
Merkezi yönetim Başkent (CB, Bakanlıklar vb.) ve Taşra (İl, İlçe, Bölge) olarak iki kısımdır.
Taşra teşkilatının hangi birimlerden oluştuğunu belirlemek cevaba ulaşmayı sağlar.
3
Seçeneklerdeki birimlerin tüzel kişilik statüsünü kontrol etme.
Belediye, Köy ve İl Özel İdaresi mahalli idare (yerinden yönetim) birimleridir; İlçe İdaresi ise taşra birimidir.
Taşra birimleri devlet tüzel kişiliği içinde yer alırken, yerinden yönetim birimlerinin ayrı kamu tüzel kişiliği vardır.

Anahtar Kavram

İdari Teşkilat Yapısı: Merkezi Yönetimin Taşra Birimleri

Daha Fazla Pratik

İl genel idaresi ve ilçe idaresindeki görevlilerin (Vali, Kaymakam vb.) atanma usullerini gözden geçirebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 98Soru →

657657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'na göre, disiplin cezaları memurların görevlerini yerine getirirken uyması gereken kurallara aykırı hareket etmeleri durumunda uygulanır. Buna göre, "özürsüz olarak bir veya iki gün göreve gelmemek" fiilini işleyen bir devlet memuruna aşağıdaki disiplin cezalarından hangisi verilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Aylıktan kesme

Cevap

Aylıktan kesme cezası
Devlet Memurları Kanunu'nun 125125. maddesinin (C) bendinin (b) alt bendinde, özürsüz olarak bir veya iki gün göreve gelmemek fiilinin karşılığı olarak aylıktan kesme cezası açıkça belirtilmiştir. Bu ceza, memurun brüt aylığından belirli oranlarda kesinti yapılmasını ifade eder.

Adım Adım Çözüm

1
Kanun maddesinin belirlenmesi
657657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125125. maddesi incelenmelidir.
Disiplin cezaları ve bu cezaları gerektiren fiiller bu maddede sınıflandırılmıştır.
2
Fiilin cezalarla eşleştirilmesi
"Özürsüz olarak bir veya iki gün göreve gelmemek" fiili "Aylıktan Kesme" başlığı altında (C bendi) yer almaktadır.
Kanun koyucu devamsızlık sürelerine göre kademeli bir ceza sistemi öngörmüştür.
3
Cezanın içeriğinin teyit edilmesi
Aylıktan kesme cezası, memurun brüt aylığından 1/301/30 ile 1/81/8 arasında kesinti yapılmasıdır.
Cezanın niteliği ve uygulama şekli fiilin ağırlığıyla orantılıdır.

Anahtar Kavram

Disiplin Cezaları ve Devamsızlık Süreleri
Tahmini Süre:45s
Soru 99Soru →

İdare hukukunda bireyler ile idare arasındaki hukuki ilişkiler, tarafların karşılıklı rızasından ziyade kanun ve diğer mevzuatla önceden belirlenmiş, nesnel ve genel kurallar çerçevesinde yürütülür. Örneğin, bir devlet memurunun görev ve yetkileri, idare ile yaptığı bir pazarlık sonucu değil, kanunla belirlenmiş bir hukuki çerçeveye dahil olmasıyla kesinleşir. İdare hukukunun bu özelliği aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Statüsel bir hukuk dalı olması

Cevap

İdare hukukunun tarafların rızasından bağımsız, önceden belirlenmiş nesnel kurallara dayanması 'Statüsel' olması özelliğidir.
İdare hukuku kuralları, tarafların iradelerinden bağımsız olarak kanun koyucu tarafından önceden belirlenmiş nesnel kurallardan oluşur. Bireyler bu kuralların (statünün) içine girerek hak ve yükümlülük sahibi olurlar; bu duruma 'statüsel olma' denir.

Adım Adım Çözüm

1
Özel hukuk ve idare hukuku arasındaki 'kural belirleme' farkını analiz et.
Özel hukukta 'irade özerkliği' varken, idare hukukunda kurallar idare ve birey tarafından değil, kanun koyucu tarafından önceden belirlenmiştir.
Soruda memurluk örneği üzerinden kuralların pazarlığa kapalı olduğu vurgulanmaktadır.
2
'Statü' kavramının hukuki anlamını değerlendir.
Statü; kişilerin kendi iradeleri dışında dahil oldukları, hak ve ödevleri kanunla önceden çizilmiş hukuki konumdur.
Memurların, öğrencilerin veya emeklilerin durumu birer hukuki statüdür.
3
Seçenekler arasında bu tanıma uygun terimi saptar.
Statüsel olma özelliği, idare hukukunun 'sözleşmesel' değil, 'kuralsal' yapısını doğrudan karşılar.
Doğru kavrama ulaşmak için idare hukukunun niteliksel sınıflandırması kullanılır.

Anahtar Kavram

İdare Hukukunun Statüsel Niteliği

İpuçları

1
İdare hukukunda kurallar kişiye özel değil, genel ve nesneldir.
2
Özel hukukta 'Sözleşme' esasken, idare hukukunda kanunla belirlenmiş 'Konumlar' esastır.
3
Bir memurun haklarının pazarlıkla değil, kanunla belirlenmiş bir 'duruma' girmesiyle oluşması hangi kavramla ifade edilir?

Daha Fazla Pratik

İdare hukukunun 'içtihadi' olması ile 'statüsel' olması arasındaki farkı bir tablo üzerinden inceleyin.

Alternatif Yöntem

Özel hukuk (sözleşme serbestisi/eşitlik) ile İdare hukuku (statüsel yapı/eşitsizlik) arasındaki farkı hatırlayarak elemeniz mümkündür.
Tahmini Süre:50s
Soru 100Soru →

İdare hukukunun tarihsel gelişimi, kaynakları ve genel özellikleri dikkate alındığında; bu hukuk dalının yapısı, diğer hukuk dallarıyla ilişkisi ve uygulanma usulüne dair aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İdare hukuku tedvin edilmemiş (derlenmemiş) bir hukuk dalı olmasına rağmen, kurallarının büyük çoğunluğu yazılı metinlere dayanır ve içtihatlar bu dağınık kuralları bütünleştirmek için kullanılır.

Cevap

İdare hukuku, tedvin edilmemiş bir hukuk dalı olmasına rağmen büyük oranda yazılı metinlere (Anayasa, kanun, yönetmelik) dayanır ve içtihatlar bu dağınık yapıyı bütünleştiren temel unsurdur.
İdare hukukunun en karakteristik özelliği, kurallarının Medeni Kanun gibi tek bir 'İdare Kanunu' altında toplanmamış (tedvin edilmemiş) olmasıdır. Ancak bu durum kuralların yazılı olmadığı anlamına gelmez; aksine idari faaliyetlerin çoğu Anayasa ve çeşitli kanunlarla yazılı olarak düzenlenmiştir. Danıştay gibi idari yargı organlarının kararları (içtihatlar), bu dağınık yapıdaki kuralları yorumlayarak hukuk birliğini sağlar.

Adım Adım Çözüm

1
İdare hukukunun 'tedvin' (kodifikasyon) durumunu analiz et.
İdare hukuku kuralları tek bir temel kanunda (kod) toplanmamıştır, yani tedvin edilmemiştir.
Bu branşın genç ve çok geniş bir kapsama sahip olması, tüm kuralların tek bir metinde toplanmasını zorlaştırır.
2
Hukuk dalının kaynak yapısını (yazılılık durumu) incele.
Tedvin edilmemiş olması, 'yazısız' olduğu anlamına gelmez. Kuralları Anayasa, kanun ve yönetmeliklerde yazılıdır.
Hukuk devletinde idarenin eylemleri kanuni bir dayanağa sahip olmak zorundadır.
3
İçtihatların rolünü değerlendir.
İçtihatlar (özellikle Danıştay kararları), dağınık olan bu yazılı kuralları yorumlar ve genel ilkeler oluşturur.
Tedvin edilmemiş bir hukuk dalında hakim, boşlukları doldurmak ve kuralları uyumlaştırmak için içtihatlara daha çok ihtiyaç duyar.

Anahtar Kavram

İdare Hukukunun Tedvin Edilmemiş (Derlenmemiş) Olma ve Yazılılık Özelliği

İpuçları

1
İdare hukukunun kurallarının tek bir kitapta toplanıp toplanmadığını düşünün.
2
Tedvin (kodifikasyon) ve yazılı olma kavramları arasındaki farka dikkat edin; bir hukuk dalı derlenmemiş olsa bile yazılı olabilir.

Daha Fazla Pratik

İdare hukukunun içtihadi niteliği ile hukuk devleti ilkesi arasındaki ilişkiyi inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:3m 0s
ÖncekiSayfa 5 / 31Sonraki
İdare Hukuku Alıştırma Soruları — KPSS Genel Yetenek - Genel Kültür — Sayfa 5 | Examkin