Türk Medeni Kanunu'na göre, ayırt etme gücüne sahip küçükler ile ayırt etme gücüne sahip kısıtlıların (sınırlı ehliyetsizler) fiil ehliyeti ve hukuki durumuna ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?
- AYasal temsilcilerinin rızası olmadan yaptıkları borçlandırıcı işlemler, temsilcinin icazeti (onayı) gelene kadar askıda hükümsüzdür.
- BKendilerine sadece menfaat sağlayan, herhangi bir borç yüklemeyen karşılıksız kazandırmaları (bağış kabulü gibi) tek başlarına yapabilirler.
- CYasal temsilcileri izin veya icazet verse dahi kefil olamazlar, vakıf kuramazlar ve önemli bağışlamalarda bulunamazlar.
- Ayırt etme gücüne sahip olmalarına rağmen, fiil ehliyetleri tam olmadığı için haksız fiilleriyle başkalarına verdikleri zararlardan hukuken sorumlu tutulamazlar.Cevap
- ENişanlanma veya evlenme gibi kişiye sıkı sıkıya bağlı hakların kullanılmasında, kanunda aksi belirtilmedikçe kural olarak yasal temsilcinin rızasına gerek duymazlar.
Cevap
Ayırt etme gücüne sahip küçükler ve kısıtlılar (sınırlı ehliyetsizler), ayırt etme gücüne sahip oldukları için haksız fiillerinden dolayı hukuken sorumludurlar.
Türk Medeni Kanunu'nun 16. maddesinin 2. fıkrası açıkça 'Ayırt etme gücüne sahip küçükler ve kısıtlılar, haksız fiillerinden sorumludurlar' hükmünü içermektedir. Dolayısıyla, fiil ehliyetlerinin tam olmaması onları haksız fiil sorumluluğundan kurtarmaz. Bu kişilerin haksız fiillerinden dolayı tazminat ödeme yükümlülükleri şahsen doğar.
Adım Adım Çözüm
Anahtar Kavram
Sınırlı Ehliyetsizlerin Fiil Ehliyeti Sınırları ve Sorumlulukları