, ve , bir antika restorasyon projesi yürütmek amacıyla sözlü bir anlaşma ile bir adi ortaklık kurmuşlardır. Ortaklık sözleşmesinde yönetim yetkisi sadece ’ya bırakılmış; ancak temsil yetkisi, yeni ortak katılımı ve ortaklığın sona ermesi durumlarına ilişkin herhangi bir özel düzenleme yapılmamıştır. Faaliyet süreci içerisinde , diğer ortakların rızasını almaksızın ortaklık payını bir sözleşme ile ’ye devretmiş ve ortaklıktan ayrıldığını bildirmiştir. Bu süreçte yönetici ortak , ortaklık faaliyetleri için üçüncü bir kişiyle yüksek bedelli bir hizmet sözleşmesi imzalamıştır. Kısa bir süre sonra ortak hayatını kaybetmiş ve mirasçıları ortaklığa devam etmek istediklerini beyan etmişlerdir. Bu olaydaki hukuki durum ile ilgili sayılı Türk Borçlar Kanunu hükümleri çerçevesinde aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
- ’nin yaptığı pay devri diğer ortakların rızası olmadıkça ’ye ortaklık sıfatı kazandırmayacağı gibi, sözleşmede aksine bir hüküm yer almadığından ’nin ölümü ortaklığın infisahına yol açar.Cevap
- BAdi ortaklık kendi adına hak ve borç edinebilen bir tüzel kişiliğe sahip olduğundan, 'nın imzaladığı sözleşme sadece ortaklık malvarlığı ile sınırlı bir sorumluluk doğurur.
- CYönetim yetkisi sadece ’ya bırakıldığı için, imzalanan hizmet sözleşmesi "önemli iş" niteliğinde olsa dahi ’nın bu işlemi yapması için diğer ortakların rızasını almasına gerek yoktur.
- D'nin ölümü sonrasında mirasçıların ortaklığa devam etme iradelerini beyan etmeleri, ortaklık sözleşmesinde hüküm bulunmasa dahi ortaklığın infisahını engelleyen yasal bir haktır.
- EOrtaklığın sona ermesi durumunda, ortakların sorumluluğu kolektif şirket ortaklarında olduğu gibi ikinci dereceden ve müteselsil hale gelir.