Bir uyuşmazlığı karara bağlayan mahkeme, ilgili mevzuat hükmünde yer alan "durumun gereklerine göre" ibaresine dayanarak somut olayın özelliklerini dikkate almış ve esnek bir değerlendirmeyle hüküm kurmuştur. Aleyhine karar verilen tarafın avukatı ise kanun yoluna başvuru dilekçesinde, mahkemenin kanunda yer almayan yeni bir kural ihdas ettiğini ve yasakoyucu gibi davranarak hukuk yarattığını iddia etmiştir.
Bu uyuşmazlıktaki mahkeme uygulaması ve avukatın iddiası medeni hukukun başlangıç hükümleri çerçevesinde değerlendirildiğinde, aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?
- Mahkemenin kararı, kanun koyucunun bilerek bıraktığı kural içi boşluğun takdir yetkisi kullanılarak doldurulmasıdır ve bu yetki hak ve nasafet kurallarına uygun olarak kullanılmalıdır.Cevap
- BAvukatın iddiası yerindedir; zira kanundaki esnek ifadelerin somut olaya uyarlanması doğrudan hâkimin hukuk yaratması anlamına gelir.
- Cİlgili maddedeki ibare bir hukuk boşluğuna işaret ettiğinden, hâkimin somut olaya uygun bir çözüm bulması kanun boşluğunu doldurma faaliyeti olarak kabul edilmelidir.
- DMahkeme, bu tür durumlarda takdir yetkisini kullanırken her zaman hak sahiplerinin sübjektif iyiniyetini esas almak zorundadır.
- EKanunda yer alan esnek kavramlar örtülü boşluk oluşturduğu için mahkemenin öncelikle örf ve âdet hukukuna başvurması, çözüm bulamazsa kural koyması gerekirdi.
Cevap
Mahkemenin kanun koyucunun bilerek bıraktığı kural içi boşluğu takdir yetkisini kullanarak doldurduğunu ve bu yetkinin hak ve nasafet kurallarına uygun kullanılması gerektiğini belirten ifade doğrudur.
Türk Medeni Kanunu'nun 4. maddesine göre; kanunun takdir yetkisi tanıdığı veya durumun gereklerini ya da haklı sebepleri göz önünde tutmayı emrettiği konularda hâkim, hukuka ve hakkaniyete (hak ve nasafet) göre karar verir. Kanun koyucunun bilerek kullandığı esnek kavramlar (haklı sebep, durumun gerekleri vb.) 'kural içi boşluk' olarak adlandırılır. Hâkim bu boşluğu doldururken yasakoyucu gibi yeni bir hukuk kuralı yaratmaz; sadece mevcut esnek kuralı somut olayın özelliklerine, hak ve nasafet ilkelerine göre uygular. Dolayısıyla avukatın iddiası hukuken asılsızdır.
Adım Adım Çözüm
Anahtar Kavram
Hâkimin Takdir Yetkisi ve Kural İçi Boşluk