Temel Haklar ve Ödevler

151 soru

Soru 41Soru

1982 Anayasası’nın 15. maddesi uyarınca; savaş, seferberlik veya olağanüstü hallerde temel hak ve hürriyetlerin kullanılmasının kısmen veya tamamen durdurulabilmesi veya bunlar için Anayasa’da öngörülen güvencelere aykırı tedbirler alınabilmesi için aranan hukuki rejimle ilgili aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Alınan tedbirlerin temel hak ve hürriyetlerin özüne dokunmaması gerekir.

Cevap

Alınan tedbirlerin temel hak ve hürriyetlerin özüne dokunmaması gerektiği ifadesi yanlıştır; çünkü bu kriter sadece olağan dönem sınırlamaları (Madde 13) için geçerlidir.
Doğru cevap olan seçenek yanlıştır çünkü 'hakkın özüne dokunmama' kriteri, Anayasa'nın 13. maddesinde düzenlenen olağan dönem sınırlama rejimine aittir. Oysa 15. madde, savaş veya olağanüstü hallerde Anayasa'daki güvencelere aykırı (yani hakkın özünü de zedeleyebilecek) tedbirler alınmasına imkan tanır; ancak bu durumun sınırı milletlerarası hukuk, ölçülülük ve çekirdek haklardır.

Adım Adım Çözüm

1
Olağanüstü dönem rejimini (Madde 15) analiz etme
Savaş, seferberlik veya OHAL durumlarında hakların durdurulabileceği saptandı.
Soruda sorulan hukuki çerçevenin anayasal dayanağını belirlemek gerekir.
2
Durdurma rejiminin anayasal sınırlarını kontrol etme
Milletlerarası hukuk, ölçülülük ve çekirdek haklar (sert çekirdek) kriterleri bulundu.
Anayasa'nın 15. maddesindeki geçerlilik şartlarını teyit etmek için gereklidir.
3
Durdurma (Madde 15) ile Sınırlama (Madde 13) arasındaki farkı ayırt etme
'Hakkın özüne dokunmama' kriterinin Madde 15'te yer almadığı, aksine Anayasa güvencelerine aykırı tedbir alınabileceği görüldü.
KPSS hukuk sorularında en sık yapılan kavramsal hatayı (Madde 13 ve 15 farkı) test etmek için bu karşılaştırma kritiktir.

Anahtar Kavram

Temel Hak ve Hürriyetlerin Kullanılmasının Durdurulması Şartları ve Çekirdek Haklar

Daha Fazla Pratik

Madde 15'teki çekirdek haklar listesini Madde 13'teki genel sınırlama kriterleriyle (demokratik toplum düzeni, laik cumhuriyetin gerekleri vb.) kıyaslayarak çalışınız.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 42Soru

1982 Anayasası'nın 12. maddesinde düzenlenen temel hakların niteliği ve bütünlüğü ile 10. maddesinde yer alan kanun önünde eşitlik ilkesi çerçevesinde, temel hakların hukuki rejimiyle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Temel hak ve hürriyetlerin 'vazgeçilmez' nitelikte olması, bu hakların kullanımının savaş veya olağanüstü hal gibi dönemlerde dahi hiçbir şekilde durdurulmasına hukuken olanak tanımayan mutlak bir güvenceyi ifade eder.

Cevap

Temel hakların vazgeçilmez olmasının, bu hakların kullanımının olağanüstü hallerde durdurulmasına engel teşkil ettiği yönündeki ifade yanlıştır.
Yanlış olan seçenek, temel hakların 'vazgeçilmezlik' ve 'dokunulmazlık' niteliklerini yanlış bir kapsama oturtmaktadır. Bu nitelikler, bireyin sahip olduğu temel hakların kişiliğinden ayrılmaz bir parça olduğunu ve bireyin kendi isteğiyle dahi bu hakların özünden sürekli olarak vazgeçemeyeceğini ifade eder. Ancak bu durum, o hakların 'kullanımının' sınırlandırılamayacağı veya durdurulamayacağı anlamına gelmez. Anayasa'nın 15. maddesi, savaş, seferberlik veya olağanüstü hallerde temel hak ve hürriyetlerin kullanılmasının kısmen veya tamamen durdurulabileceğini açıkça öngörmüştür. Dolayısıyla, hakkın ontolojik niteliği ile uygulama rejimi arasında temel bir ayrım mevcuttur.

Adım Adım Çözüm

1
Temel hakların 'nitelik' kavramını analiz etme
Vazgeçilmezlik ve dokunulmazlık niteliklerinin hakkın ontolojik varlığı ve bireyin statüsüyle ilgili olduğu belirlenir.
Anayasa'nın 12. maddesi temel hakların özüne ilişkin genel nitelikleri belirler.
2
Hakların kullanım rejimi ile nitelikleri arasındaki farkı değerlendirme
Bir hakkın 'vazgeçilmez' olmasının, o hakkın 'kullanımının' geçici olarak askıya alınmasına (durdurulmasına) engel olmadığı tespit edilir.
Anayasa'nın 15. maddesi, temel hak ve hürriyetlerin kullanılmasının durdurulması rejimini ayrıca düzenlemiştir.
3
Eşitlik ilkesinin kapsamını kontrol etme
Eşitliğin sadece şekli değil, maddi (fiili) bir yükümlülük olduğu ve tüm devlet organlarını bağladığı doğrulanır.
Anayasa'nın 10. maddesi güncel haliyle fiili eşitlik yükümlülüğünü amir hüküm olarak içerir.

Anahtar Kavram

Temel Hakların Niteliği vs. Kullanım Rejimi
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 43Soru

Anayasal düzende temel hak ve hürriyetlerin karakteristik özellikleri ile bireylerin kanun karşısındaki hukuki statülerini belirleyen eşitlik ilkesi dikkate alındığında, aşağıdakilerden hangisi bu ilkelerin özüne aykırı bir ifadedir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kanun önünde eşitlik ilkesi mutlak bir aynılık gerektirdiğinden, yasama organının haklı bir nedene dayansa dahi farklı hukuki konumdaki kişiler için farklı düzenlemeler yapma yetkisi bulunmamaktadır.

Cevap

Kanun önünde eşitlik ilkesinin mutlak bir aynılık gerektirdiğini ve farklı konumdaki kişilere farklı kurallar uygulanamayacağını iddia eden seçenek yanlıştır.
Eşitlik ilkesi mutlak bir aynılık (biçimsel eşitlik) değil, 'haklı nedene dayalı farklılaştırma' imkanı tanıyan nisbi bir eşitliktir. Yasama organı, aralarında haklı bir neden varsa farklı statüdeki kişilere farklı hukuk kuralları uygulayabilir. Bu durum Anayasa Mahkemesi tarafından eşitliğe aykırı görülmez.

Adım Adım Çözüm

1
Eşitlik ilkesinin kapsamını belirle
Anayasa Mahkemesi içtihatlarına göre eşitlik, 'nisbi eşitlik' (haklı neden varsa farklılık yaratılabilmesi) olarak kabul edilir.
Eşitliğin sadece aynı hukuki durumdaki kişiler arasında zorunlu olduğunu anlamak için.
2
Temel hakların niteliklerini (Madde 12) kontrol et
Hakların dokunulmaz, devredilmez ve vazgeçilmez olduğu teyit edilir.
Seçeneklerdeki nitelik tanımlarının doğruluğunu test etmek için.

Anahtar Kavram

Nisbi Eşitlik ve Temel Hakların Nitelikleri
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 44Soru

1982 Anayasası’nın 'Siyasi Haklar ve Ödevler' bölümünde düzenlenen Türk vatandaşlığı ile seçme ve seçilme haklarına ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ceza infaz kurumlarında bulunan ve haklarında kesinleşmiş mahkûmiyet hükmü bulunan tüm hükümlüler, suç türü ayrımı yapılmaksızın oy kullanma hakkından yoksundur.

Cevap

Ceza infaz kurumlarında bulunan hükümlülerden sadece kasıtlı suçlardan hüküm giyenler oy kullanamaz; taksirli suçlardan hüküm giyenler ise oy kullanma hakkına sahiptir.
1982 Anayasası’nın 67. maddesine göre ceza infaz kurumlarında bulunan hükümlülerden sadece taksirli suçlardan hüküm giyenler oy kullanma hakkına sahiptir. Diğer hükümlüler (kasıtlı suçlardan hüküm giyenler) oy kullanamaz. Dolayısıyla, tüm hükümlülerin oy kullanamayacağını savunan ifade anayasal düzenlemeye aykırıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Anayasa'nın 66. maddesini analiz et.
Vatandaşlığın kanunla düzenleneceği ve çıkarma işlemlerine karşı yargı yolunun (Danıştay) açık olduğu saptanır.
Vatandaşlık haklarının hukuki güvencesini teyit etmek için.
2
Anayasa'nın 67. maddesindeki oy kullanma yasaklarını incele.
Er/erbaşlar, askeri öğrenciler ve hükümlüler için yasak olduğu görülür.
Kimlerin aktif siyasi hakları kullanamayacağını belirlemek için.
3
Hükümlülerle ilgili istisnayı kontrol et.
Metinde 'taksirli suçlardan hükümlüler hariç' ibaresi tespit edilir.
Genel kuralın kapsamındaki özel istisnayı ayırt etmek için.
4
Seçenekleri değerlendirerek yanlış hükmü bul.
Tüm hükümlüleri kapsayan ifadenin 'taksirli suçlar' istisnasını ihlal ettiği belirlenir.
Anayasa'nın lafzına aykırı olan hatalı bilgiyi işaretlemek için.

Anahtar Kavram

Siyasi Hakların Kullanılmasının Engelleri ve İstisnaları

Alternatif Yöntem

Siyasi haklardaki kısıtlamaları ezberlerken 'Er/Erbaş - Askeri Öğrenci - Kasıtlı Hükümlü' üçlemesini yaparak ve taksirli suçların bu grubun dışında kaldığını hatırlayarak hız kazanabilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 45Soru

1982 Anayasası’nın 13. maddesinde yer alan temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması rejimine göre, aşağıdakilerden hangisi bir temel hak ve hürriyetin sınırlandırılabilmesi için uyulması gereken zorunlu kriterlerden biri değildir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sınırlamanın genel sınırlama sebeplerine dayanılarak yapılması

Cevap

Genel sınırlama sebeplerine dayanılarak sınırlama yapılması günümüzde anayasal bir ölçüt değildir; sınırlamalar ancak ilgili maddelerde belirtilen özel sebeplere dayalı olarak yapılabilir.
1982 Anayasası'nın 13. maddesinde 2001 yılında yapılan değişiklikle genel sınırlama sebepleri kaldırılmıştır. Günümüzde bir temel hak ve hürriyet ancak ilgili maddesinde belirtilen özel sebeplere dayanarak ve kanunla sınırlandırılabilir. Bu nedenle 'genel sınırlama sebeplerine dayanma' ifadesi geçerli bir anayasal kriter değildir.

Adım Adım Çözüm

1
1982 Anayasası'nın 13. maddesinde belirtilen sınırlama şartlarını hatırlamak
Sınırlamalar; kanunla, anayasanın sözüne ve ruhuna, hakkın özüne, demokratik toplum düzeninin ve laik cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine uygun olmalıdır.
Anayasal güvencelerin kapsamını belirlemek için temel şartları tespit etmek gerekir.
2
2001 yılı Anayasa değişikliğinin sınırlama rejimi üzerindeki etkisini değerlendirmek
2001 değişikliği ile 'genel sınırlama' sistemi terkedilmiş, 'özel sınırlama' sistemi (sınırlamanın sadece ilgili maddede belirtilen sebebe dayanması) benimsenmiştir.
Sınırlama rejimindeki tarihsel ve güncel farkı ortaya koymak doğru cevaba ulaşmayı sağlar.

Anahtar Kavram

Özel Sınırlama Sistemi (2001 Değişikliği)

İpuçları

1
Temel hakların sınırlandırılmasında 2001 yılındaki köklü değişikliği düşünün.
2
Anayasa'nın 13. maddesinde sayılan ölçütler arasında 'genel' bir yetki mi yoksa 'özel' bir yetki mi öngörülmüştür?

Daha Fazla Pratik

Temel hak ve hürriyetlerin 'durdurulması' rejimini düzenleyen Madde 15'teki çekirdek hakları inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 46Soru

1982 Anayasası'nda 2010 değişikliği ile son halini alan "Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı" ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yabancıların bilgi edinme hakkından yararlanabilmesi için karşılıklılık esası gözetilmek kaydıyla Türkiye'de ikamet etmeleri anayasal bir zorunluluktur.

Cevap

Yabancıların bilgi edinme hakkından yararlanabilmesi için karşılıklılık esası gözetilmek kaydıyla Türkiye'de ikamet etmeleri gerektiğini savunan ifade yanlıştır; zira Anayasa'nın 74. maddesi bu şartı sadece dilekçe hakkı için öngörmüştür.
1982 Anayasası'nın 74. maddesinin 1. fıkrasında dilekçe hakkı için 'Vatandaşlar ve karşılıklılık esası gözetilmek kaydıyla Türkiye'de ikamet eden yabancılar' ibaresi kullanılırken, 3. fıkrada bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı için 'Herkes' ibaresi kullanılmıştır. Dolayısıyla yabancılar için ikamet ve karşılıklılık şartı bilgi edinme hakkı bakımından anayasal bir zorunluluk değil, sadece dilekçe hakkı için anayasal bir kısıttır (Bilgi Edinme Hakkı Kanunu'nda yasal sınırlamalar olsa da soru anayasal düzenlemeyi sormaktadır).

Adım Adım Çözüm

1
Anayasa'nın 74. maddesinin fıkra yapılarını inceleyin.
Birinci fıkra dilekçe hakkını, üçüncü fıkra ise bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma haklarını düzenler.
Anayasal hakların kapsamı fıkra düzeyinde farklılık gösterebilir.
2
Yabancılar için öngörülen şartların hangi haklar için geçerli olduğunu tespit edin.
Karşılıklılık ve ikamet şartı sadece dilekçe hakkını düzenleyen birinci fıkrada geçmektedir.
Anayasa koyucu bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakları için 'herkes' ifadesini kullanarak bir ayrım yapmamıştır.
3
Kurumsal yapı ve seçim usulünü kontrol edin.
Kamu Denetçiliği Kurumu TBMM Başkanlığına bağlıdır ve Başdenetçi TBMM tarafından dört turda seçilir.
Bu bilgiler 2010 anayasa değişikliği ile eklenen kesin hükümlerdir.

Anahtar Kavram

Anayasa Madde 74: Siyasi Hakların Kapsamı ve Yabancıların Durumu

Daha Fazla Pratik

Kamu Denetçiliği Kurumu'nun yargı organlarını denetleyip denetleyemeyeceğine dair istisnaları inceleyiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 47Soru

19821982 Anayasası'nda yer alan "Türk Vatandaşlığı" ile "Seçme, Seçilme ve Siyasi Faaliyette Bulunma Hakları"na ilişkin düzenlemeler dikkate alındığında, aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ceza infaz kurumlarında bulunan ve taksirli suçlardan hüküm giymiş olanlar, Anayasa uyarınca seçimlerde oy kullanma hakkından yoksundurlar.

Cevap

Ceza infaz kurumlarında bulunan ve taksirli suçlardan hüküm giymiş olanlar, Anayasa uyarınca seçimlerde oy kullanma hakkından yoksundurlar ifadesi yanlıştır.
Doğru cevap olan ifade yanlıştır çünkü 19821982 Anayasası'nın 6767. maddesi ceza infaz kurumlarında bulunan hükümlülerin oy kullanamayacağını belirtirken "taksirli suçlardan hüküm giyenler hariç" diyerek bu kişilere bir istisna tanımıştır. Yani taksirli suçlardan hüküm giyenler cezaevinde olsalar bile oy kullanabilirler.

Adım Adım Çözüm

1
Anayasa'nın 6767. maddesindeki oy kullanma yasaklarını incele.
Maddeye göre; silah altında bulunan er ve erbaşlar, askeri öğrenciler ve ceza infaz kurumlarında bulunan hükümlüler (taksirli suçlardan hüküm giyenler hariç) oy kullanamazlar.
Hangi grubun istisna kapsamında olduğunu belirlemek için.
2
Taksirli suçlardan hüküm giyenlerin durumunu değerlendir.
Metindeki "taksirli suçlardan hüküm giyenler hariç" ibaresi, bu kişilerin oy kullanabileceği anlamına gelir.
Hükümlü olmasına rağmen oy kullanma hakkı saklı tutulan grubu ayırt etmek için.
3
Seçeneklerdeki vatandaşlık ve yargı yolu bilgilerini teyit et.
Anayasa'nın 6666. maddesine göre vatandaşlıktan çıkarma işlemlerine karşı yargı yolu açıktır ve bu işlemler Danıştay denetimine tabidir.
Soru kökündeki diğer bilgilerin doğruluğunu kesinleştirmek için.

Anahtar Kavram

Oy kullanamayacaklar (Art 67) ve Vatandaşlık (Art 66)
Soru 48Soru

1982 Anayasası’nın 15. maddesinde düzenlenen "Temel Hak ve Hürriyetlerin Kullanılmasının Durdurulması" rejimine ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi anayasal düzenlemeye tam olarak uygundur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Savaş, seferberlik veya olağanüstü hallerde; milletlerarası hukuktan doğan yükümlülükler ihlal edilmemek kaydıyla, durumun gerektirdiği ölçüde temel hak ve hürriyetlerin kullanılması kısmen veya tamamen durdurulabilir.

Cevap

Temel hak ve hürriyetlerin durdurulması için savaş, seferberlik veya olağanüstü hal durumlarından birinin varlığı, milletlerarası hukuktan doğan yükümlülüklerin ihlal edilmemesi ve durumun gerektirdiği ölçüde hareket edilmesi şartlarının birlikte bulunması gerektiğini belirten ifade doğrudur.
Doğru ifade, Anayasa'nın 15. maddesinin metnine tam olarak sadıktır. Bu maddeye göre; savaş, seferberlik veya olağanüstü hallerde, temel hak ve hürriyetlerin kullanılması kısmen veya tamamen durdurulabilir. Ancak bu işlemin geçerli olması için milletlerarası hukuktan doğan yükümlülüklerin ihlal edilmemesi ve alınan tedbirlerin durumun gerektirdiği ölçüde (ölçülülük ilkesi) olması anayasal bir zorunluluktur.

Adım Adım Çözüm

1
Durdurma rejiminin (Madde 15) uygulama şartlarını belirle.
Savaş, seferberlik veya olağanüstü hal (OHAL).
Anayasa bu üç hali durdurma rejimi için ön koşul saymıştır.
2
Durdurma rejiminin sınırlarını kontrol et.
Milletlerarası hukuktan doğan yükümlülükler ve durumun gerektirdiği ölçülülük.
Bu sınırlar, olağanüstü dönemlerde dahi keyfiyeti önlemek için getirilmiştir.
3
Çekirdek hakların (dokunulamaz alan) kapsamını analiz et.
Yaşama hakkı (savaş hukuku istisnasıyla), maddi-manevi bütünlük, din/vicdan/düşünce açıklama yasağı, suç ve cezaların geçmişe yürümezliği, masumiyet karinesi.
Bu haklar durdurma rejiminin tamamen dışındadır.

Anahtar Kavram

1982 Anayasası Madde 15: Temel Hak ve Hürriyetlerin Kullanılmasının Durdurulması
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 49Soru

1982 Anayasası’nda düzenlenen 'Siyasi Haklar ve Ödevler' bölümü kapsamında; kamu hizmetine girme, mal bildirimi, vatan hizmeti ve vergi ödevi ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Vergi ödeme yükümlülüğü sadece Türk vatandaşlarına tanınmış bir siyasi ödevdir.

Cevap

Vergi ödeme yükümlülüğünün sadece Türk vatandaşlarına ait olduğu ifadesi yanlıştır çünkü Anayasa'nın 73. maddesine göre herkes vergi ödemekle yükümlüdür.
1982 Anayasası'nın 73. maddesine göre 'Herkes, kamu giderlerini karşılamak üzere, mali gücüne göre, vergi ödemekle yükümlüdür.' Bu hükümde kullanılan 'Herkes' ibaresi, vergi ödevinin sadece Türk vatandaşlarını değil, Türkiye ile vergi ilişkisi bulunan yabancıları da kapsadığını gösterir. Diğer seçeneklerdeki kamu hizmetine girme ve vatan hizmeti ise sadece Türk vatandaşlarına tanınan hak ve ödevlerdir.

Adım Adım Çözüm

1
Seçeneklerdeki hakların Anayasa'daki öznelerini (kimleri kapsadığını) belirleyin.
Anayasa 70. madde (Kamu Hizmeti): 'Her Türk', 72. madde (Vatan Hizmeti): 'Her Türk', 73. madde (Vergi): 'Herkes'.
Hakların ve ödevlerin vatandaşlara mı yoksa genel olarak herkese mi tanındığını ayırt etmek gerekir.
2
Vergi ödevinin kapsamını inceleyin.
Vergi ödevi yabancıları da kapsayan genel bir ödevdir.
Anayasa'da 'Herkes' ibaresi kullanılan hak ve ödevler yabancıları da kapsar; vergi ödevi de bunlardan biridir.
3
Yanlış olan önermeyi tespit edin.
Vergi ödevini sadece Türk vatandaşlarına hasreden seçenek yanlıştır.
Anayasal hükmün metniyle çelişen ifadeyi bulmak hedeflenir.

Anahtar Kavram

Verginin Genelliği ve Özne Ayrımı

Daha Fazla Pratik

Vergi ödevindeki 'mali güç' ve 'vergi yükünün adaletli dağılımı' ilkelerine de çalışılması önerilir.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 50Soru

1982 Anayasası'nın "Suç ve Cezalara İlişkin Esaslar" başlıklı 38. maddesinde yer alan; suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar hiç kimsenin suçlu sayılamayacağını ifade eden temel güvence aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Masumiyet karinesi

Cevap

Masumiyet karinesi
Doğru cevap olan ifade, 1982 Anayasası'nın 38. maddesinde açıkça belirtilen masumiyet karinesini tanımlamaktadır. Bu ilke uyarınca, kesinleşmiş bir mahkeme kararı olmadan hiç kimse toplum ve hukuk önünde suçlu ilan edilemez ve suçlu muamelesi göremez.

Adım Adım Çözüm

1
Anayasa'nın 38. maddesindeki ceza hukuku ilkelerini gözden geçiriniz.
Maddenin 4. fıkrasında 'Suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar, kimse suçlu sayılamaz.' hükmü bulunmaktadır.
Bu ifade, hukuk sistemindeki masumiyet karinesinin anayasal tanımıdır.
2
Seçeneklerde verilen hukuki terimlerin tanımlarıyla karşılaştırınız.
Tanıma tam olarak uyan kavram masumiyet karinesidir.
Diğer kavramlar (şahsilik, kanuni hakim vb.) farklı hukuki güvenceleri temsil eder.

Anahtar Kavram

Masumiyet karinesi, ceza yargılamasında mahkûmiyet kararı kesinleşene kadar kişinin suçsuz kabul edilmesi zorunluluğudur.
Tahmini Süre:45s
Soru 51Soru

Hakkında suç duyurusunda bulunulan bir kişinin yurt dışına kaçması üzerine, bu kişinin işlediği iddia edilen suçtan dolayı Türkiye'de yaşayan aile üyelerinden birinin hapis cezasına çarptırılması, 1982 Anayasası'nda yer alan aşağıdaki suç ve ceza güvencelerinden hangisine doğrudan aykırılık teşkil eder?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ceza sorumluluğunun şahsiliği

Cevap

Ceza sorumluluğunun şahsiliği ilkesi gereğince, bir kimse ancak kendi işlediği fiillerden dolayı sorumlu tutulabilir ve başkasının suçundan dolayı cezalandırılamaz.
Ceza sorumluluğunun şahsiliği ilkesi, 1982 Anayasası'nın 38. maddesinde açıkça düzenlenmiştir. Bu ilkeye göre, ceza yaptırımı sadece suçu işleyen kişiye uygulanabilir. Bir kimsenin yakalanamaması veya başka bir sebeple, onun yerine ailesinin veya yakınlarının cezalandırılması bu ilkeye doğrudan aykırıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Olaydaki ihlalin niteliğini belirle
Bir kişinin suçundan dolayı bir başkasının (aile üyesinin) cezalandırıldığı tespit edildi.
Sorunun hangi anayasal güvenceyle ilgili olduğunu anlamak için fiil ile fail arasındaki bağı incelemek gerekir.
2
Anayasa'nın 38. maddesindeki ilgili ilkeyi hatırla
Anayasa'nın 38. maddesinin yedinci fıkrasında 'Ceza sorumluluğu şahsidir' hükmü yer almaktadır.
Ceza hukukunun en temel prensiplerinden biri olan bu ilke, suçun şahsiliğiyle ilgilidir.

Anahtar Kavram

Ceza Sorumluluğunun Şahsiliği
Tahmini Süre:45s
Soru 52Soru

1982 Anayasası’nın 15. maddesinde düzenlenen "Temel hak ve hürriyetlerin kullanılmasının durdurulması" rejiminin anayasal sınırları ve "çekirdek haklar" (sert çekirdek) güvenceleri dikkate alındığında, aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Milletlerarası hukuktan doğan yükümlülükler saklı kalmak kaydıyla, suç ve cezaların geçmişe yürümemesi ilkesi savaş halinin zorunlu kıldığı ölçüde esnetilebilir.

Cevap

Milletlerarası hukuktan doğan yükümlülükler saklı kalmak kaydıyla, suç ve cezaların geçmişe yürümemesi ilkesinin savaş halinde esnetilebileceğini belirten ifade yanlıştır.
Doğru yanıt olan seçenek, suç ve cezaların geçmişe yürümemesi ilkesinin savaş halinde milletlerarası hukuk gerekçe gösterilerek esnetilebileceğini savunmaktadır. Oysa 1982 Anayasası'nın 15. maddesinin ikinci fıkrası, bu ilkeyi hiçbir istisna tanımaksızın çekirdek haklar arasında saymış ve savaş dahil hiçbir durumda bu hakka dokunulamayacağını hükme bağlamıştır.

Adım Adım Çözüm

1
1982 Anayasası Madde 15'in uygulama şartlarını analiz etme
Durdurma rejimi için savaş, seferberlik veya OHAL gereklidir. Bu hallerde 'durumun gerektirdiği ölçüde' ve 'milletlerarası hukuk ihlal edilmemek kaydıyla' haklar durdurulabilir.
Genel rejimin sınırlarını belirlemek için ilk fıkra incelenmelidir.
2
Madde 15/2'de yer alan 'Çekirdek Haklar' listesini kontrol etme
Çekirdek haklar: Yaşama hakkı ve vücut bütünlüğü (savaş hukuku istisnasıyla), din/vicdan/düşünce açıklama zorunluluğu yasağı, suç ve cezaların geçmişe yürümemesi, masumiyet karinesi.
Bu haklar, hiçbir durumda (savaş dahil) dokunulamayacak mutlak alanı temsil eder.
3
Seçenekteki 'suç ve cezaların geçmişe yürümemesi' ilkesini çekirdek alan ile karşılaştırma
Söz konusu ilke çekirdek alandadır. 'Milletlerarası hukuk saklı kalmak kaydıyla' veya 'savaş hali zorunlu kıldığında' dahi bu hakka dokunulamaz.
Yanlış olan ifadenin anayasal dayanağını tespit etmek.

Anahtar Kavram

Anayasa Madde 15 uyarınca dokunulamaz 'çekirdek haklar' mutlak niteliktedir; milletlerarası hukuk veya savaş hali gibi gerekçelerle dahi askıya alınamazlar.

Daha Fazla Pratik

Çekirdek haklar listesindeki tek 'istisnalı' hak olan yaşama hakkının, savaş hukuku ile olan ilişkisini detaylı inceleyiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 53Soru

1982 Anayasası'na göre, bir kişinin kanunen bağlı olduğu mahkeme dışında, özel olarak oluşturulmuş başka bir yargı mercii önüne çıkarılmasını yasaklayan anayasal güvence aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kanuni hâkim güvencesi

Cevap

Kanuni hâkim güvencesi
Kanuni hâkim güvencesi, 1982 Anayasası'nın 37. maddesinde 'Hiç kimse kanunen tabi olduğu mahkemeden başka bir merci önüne çıkarılamaz.' şeklinde açıkça ifade edilmiştir. Bu ilkenin amacı, kişiye özel mahkeme kurulmasını veya kişinin doğal hâkiminden uzaklaştırılmasını engelleyerek tarafsız bir yargılama ortamı sağlamaktır.

Adım Adım Çözüm

1
Anayasal hükmün kapsamını belirlemek.
Soruda geçen 'kanunen bağlı olunan mahkeme dışında başka bir merciye çıkarılmama' ifadesinin Anayasa'nın 37. maddesinde yer aldığı tespit edilir.
Anayasal hakların kapsamını ve madde numaralarını bilmek, doğru terimi seçmek için gereklidir.
2
Tanımlanan hukuk ilkesini isimlendirmek.
Bu kuralın 'Kanuni hâkim güvencesi' (Tabii hâkim ilkesi) olduğu sonucuna varılır.
Kanuni hâkim güvencesi, mahkemelerin suç işlenmeden veya olay meydana gelmeden önce kanunla kurulmuş olmasını şart koşar.

Anahtar Kavram

Kanuni Hâkim Güvencesi
Tahmini Süre:45s
Soru 54Soru

19821982 Anayasası'nın 1313. maddesinde düzenlenen "Temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması" rejimine ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi, 20012001 yılı anayasa değişiklikleri sonrası mevcut durumu yansıtan doğru bir bilgidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Temel hak ve hürriyetler, ancak Anayasa'nın ilgili maddelerinde belirtilen özel sebeplere bağlı olarak kanunla sınırlanabilir.

Cevap

Temel hak ve hürriyetlerin ancak Anayasa'nın ilgili maddelerinde belirtilen özel sebeplere bağlı olarak kanunla sınırlanabileceği ifadesi doğrudur.
1982 Anayasası'nın 13. maddesinde 2001 yılında yapılan değişiklikle 'genel sınırlama sebepleri' tamamen kaldırılmıştır. Bu tarihten itibaren bir temel hak ancak Anayasa'nın o hakla ilgili maddesinde açıkça belirtilen özel bir nedene dayanılarak ve münhasıran TBMM tarafından çıkarılan bir 'kanun' ile sınırlandırılabilir.

Adım Adım Çözüm

1
Madde 13'ün temel şartlarını hatırla
Sınırlama şartları: Kanunla olma, özel sebebe dayanma, Anayasa'nın sözüne ve ruhuna uygunluk, demokratik toplum düzeni, laik Cumhuriyet gerekleri, ölçülülük ve hakkın özüne dokunmama.
Anayasa'nın 13. maddesi olağan dönem sınırlama rejimini belirler.
2
2001 değişikliklerinin etkisini analiz et
2001 yılında 'genel sınırlama sebepleri' metinden çıkarılarak 'özel sınırlama' esasına geçilmiştir.
Bu değişiklik, hakların korunma alanını genişletmek amacıyla yapılmıştır.
3
Sınırlama ve durdurma farkını ayırt et
Milletlerarası hukuk vurgusu Madde 15'e (durdurma) aittir, Madde 13'te bu ibare yer almaz.
Sınavda en sık yapılan hata sınırlama ve durdurma şartlarını birbirine karıştırmaktır.

Anahtar Kavram

Özel Sınırlama ve Kanunilik İlkesi

Daha Fazla Pratik

Anayasa'nın 15. maddesindeki çekirdek hakları ve durdurma şartlarını bu soruyla kıyaslayarak çalışınız.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 55Soru

19821982 Anayasası'nın "Türk Vatandaşlığı" başlıklı 6666. maddesinde yer alan hükümler dikkate alındığında, vatandaşlıktan çıkarma işlemlerine karşı başvurulabilecek denetim mekanizmasıyla ilgili aşağıdakilerden hangisi anayasal bir güvence olarak düzenlenmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Vatandaşlıktan çıkarma kararlarına karşı yargı yolu kapatılamaz.

Cevap

Vatandaşlıktan çıkarma kararlarına karşı yargı yolunun kapatılamayacağı anayasal bir güvencedir.
19821982 Anayasası'nın 6666. maddesinin son fıkrasında yer alan "Vatandaşlıktan çıkarma ile ilgili kararlara karşı yargı yolu kapatılamaz." ifadesi, bu işlemlerin hukuki denetim altında olduğunu kesin bir dille belirtmektedir. Bu hüküm, bireyin vatandaşlık hakkını keyfi idari kararlara karşı koruyan temel bir anayasal güvencedir.

Adım Adım Çözüm

1
19821982 Anayasası'nın 6666. maddesinin ilgili fıkrasını inceleyiniz.
Maddenin son fıkrasında "Vatandaşlıktan çıkarma ile ilgili kararlara karşı yargı yolu kapatılamaz." hükmü yer almaktadır.
Anayasa koyucu, vatandaşlık hakkının önemine binaen bu işlemin yargı denetimi dışında tutulmasını yasaklamıştır.
2
Yargı denetiminin kapsamını ve ilgili kurumu belirleyiniz.
Bu kararlar Cumhurbaşkanı kararıyla alındığı için ilk derece mahkemesi olarak Danıştay'da dava açılır.
İdari işlemlerin hukukiliğinin denetlenmesi hukuk devleti ilkesinin bir gereğidir.

Anahtar Kavram

Vatandaşlıktan Çıkarma Kararlarının Yargısal Denetimi

Daha Fazla Pratik

Vatandaşlıktan çıkarma işlemlerinde ilk derece mahkemesi olarak Danıştay'ın yetkili olduğunu ve bu kararların Cumhurbaşkanı tarafından alındığını hatırlayınız.
Tahmini Süre:45s
Soru 56Soru

1982 Anayasası'na göre, "Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı" ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kamu Denetçiliği Kurumu, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulmuştur.

Cevap

Kamu Denetçiliği Kurumu, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulmuştur.
1982 Anayasası'nın 74. maddesine göre, idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri incelemek üzere kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu, TBMM Başkanlığına bağlı olarak faaliyet gösterir. Bu kurumun başındaki Kamu Başdenetçisi de TBMM tarafından seçilir.

Adım Adım Çözüm

1
Hakkın niteliğini tespit etme
Dilekçe ve kamu denetçisine başvuru hakkı bir 'Siyasi Hak'tır.
Anayasa'nın dördüncü bölümünde düzenlenen aktif statü haklarından biridir.
2
Kurumsal yapıyı hatırlama
Kamu Denetçiliği Kurumu, 2010 anayasa değişikliği ile TBMM Başkanlığına bağlı kurulmuştur.
İdarenin denetiminin yasama organı eliyle yürütülmesini güçlendirmek hedeflenmiştir.

Anahtar Kavram

Kamu Denetçiliği Kurumu'nun Anayasal Statüsü
Tahmini Süre:45s
Soru 57Soru

1982 Anayasası'nda yer alan temel hak ve hürriyetlerin Jellinek'in "statü kuramı" (negatif, pozitif, aktif statü hakları) çerçevesindeki tasnifi, bu hakların anayasal düzenlenme yerleri ve sınırlandırma rejimleri ile ilgili aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Konut hakkı, 1982 Anayasası'nın "Kişinin Hakları ve Ödevleri" bölümünde düzenlenen ve bireyin özel yaşam alanını devlete karşı güvence altına alan negatif statü haklarından biridir.

Cevap

Konut hakkının negatif statü hakkı olarak nitelendirilmesi yanlıştır; çünkü bu hak sosyal ve ekonomik haklar (pozitif statü) kategorisinde yer almaktadır.
Konut hakkı, 1982 Anayasası'nın 57. maddesinde "Sosyal ve Ekonomik Haklar ve Ödevler" başlığı altında düzenlenmiştir. Jellinek'in kuramında bu grup "isteme hakları" (pozitif statü hakları) olarak adlandırılır. Negatif statü hakkı olan, bireyin özel alanını koruyan hak ise "Konut Dokunulmazlığı"dır (Madde 21). Dolayısıyla konut hakkının negatif statü hakkı olarak tanımlanması hukuken yanlıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Seçeneklerdeki hakların Jellinek tasnifine göre kategorilerini belirleyin.
Çalışma hürriyeti, dernek kurma, konut dokunulmazlığı ve mülkiyet negatif; çalışma hakkı, sendika kurma ve konut hakkı pozitif statü haklarıdır.
Jellinek tasnifinde devletin karışmaması gereken haklar negatif, hizmet talep edilenler pozitif statü haklarıdır.
2
Anayasal bölümlendirmeyi kontrol edin.
Konut dokunulmazlığı Anayasa'nın 21. maddesinde (Kişinin Hakları), konut hakkı ise 57. maddesinde (Sosyal ve Ekonomik Haklar) düzenlenmiştir.
İsim benzerliği olan haklar farklı kategorilerde yer alarak farklı hukuki rejimlere tabi olabilir.
3
Cumhurbaşkanlığı kararnamesi (CBK) ve sınırlama rejimlerini doğrulayın.
Olağan dönem CBK'ları ile sadece sosyal ve ekonomik haklar düzenlenebilir; kişi hakları ve siyasi haklar düzenlenemez.
Anayasa Madde 104'te yer alan CBK konu sınırlaması, hak kategorilerine dayalıdır.

Anahtar Kavram

Negatif ve Pozitif Statü Hakları Arasındaki İsimsel ve Hukuki Farklar

Daha Fazla Pratik

Seyahat hürriyeti ile yerleşme hürriyetinin anayasal sınırlama nedenleri arasındaki farkları inceleyiniz.
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 58Soru

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın "Siyasi Haklar ve Ödevler" başlığı altında düzenlenen vatandaşlık bağı ile seçme ve seçilme hakkının kullanımına ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Silah altında bulunan er ve erbaşlar ile askerî öğrenciler, 1818 yaşını doldurmuş birer Türk vatandaşı olarak "seçmen" statüsünde bulunmalarına rağmen; bu haklarını milletvekili genel seçimleri, yerel seçimler ve halkoylamasında kullanmaktan anayasal bir yasakla menedilmişlerdir.

Cevap

Silah altında bulunan er ve erbaşlar ile askerî öğrenciler, seçmen statüsünde olmalarına rağmen seçimlerde ve halkoylamasında oy kullanamazlar.
Anayasa'nın 6767. maddesi, 1818 yaşını dolduran her Türk vatandaşının seçmen olduğunu belirtmiş; ancak aynı maddenin devamında silah altında bulunan er ve erbaşlar ile askerî öğrencilerin (ve taksirli suçlar hariç hükümlülerin) oy kullanamayacağını açıkça hükme bağlamıştır. Bu yasak, bu kişilerin özel statüleri gereği siyasi iradelerinin tarafsız bir şekilde sandığa yansımasını sağlamaya yönelik anayasal bir kısıtlamadır ve hem genel/yerel seçimleri hem de halkoylamasını kapsar.

Adım Adım Çözüm

1
Seçmen olma şartlarını ve oy kullanma yasaklarını belirle.
On sekiz yaşını dolduran her Türk vatandaşı seçmendir. Ancak Anayasa'nın 6767. maddesi belirli grupların (er/erbaş, askerî öğrenci, taksirli suçlar hariç hükümlüler) oy kullanmasını yasaklamıştır.
Anayasal hakların kullanımı ile bu hakların kullanımına getirilen sınırlamalar arasındaki farkı tespit etmek için gereklidir.
2
Vatandaşlık bağının hukuki niteliğini ve yargısal denetimini analiz et.
Vatandaşlık hakkı bir 'aktif statü hakkı'dır (siyasi hak). Vatandaşlıktan çıkarma işlemlerine karşı yargı yolu kapatılamaz ve bu denetim idari yargı (Danıştay) tarafından yapılır.
Vatandaşlık haklarının korunması ve statüsü üzerindeki anayasal güvenceleri doğrulamak için gereklidir.
3
Seçim kanunlarındaki değişikliklerin uygulanma süresini kontrol et.
Seçim kanunu değişiklikleri, yürürlük tarihinden itibaren 11 yıl geçmedikçe yapılacak hiçbir seçimde uygulanamaz.
Temsilde adalet ve yönetimde istikrar ilkelerinin korunma kapsamını belirlemek için gereklidir.

Anahtar Kavram

Siyasi Hakların (Aktif Statü Hakları) Kullanımı ve Sınırlamaları
Soru 59Soru

1982 Anayasası uyarınca düzenlenen Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru yolunda, 'başvuru ehliyeti' (başvuruda bulunabilecek kişiler) ile ilgili olarak aşağıda verilen bilgilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Özel hukuk tüzel kişileri, sadece tüzel kişiliğe ait haklarının ihlal edildiği gerekçesiyle bireysel başvuru yapabilirler.

Cevap

Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru ehliyeti bakımından doğru ifade, özel hukuk tüzel kişilerinin sadece tüzel kişiliğe ait haklarının ihlali durumunda başvuru yapabileceğidir.
Doğru olan ifade, özel hukuk tüzel kişilerinin (şirketler, dernekler, vakıflar vb.) sadece kendi tüzel kişiliklerine özgü haklarının ihlal edildiği gerekçesiyle başvurabileceğidir. Kamu tüzel kişileri bu haktan yararlanamaz.

Adım Adım Çözüm

1
Bireysel başvuru ehliyetine sahip özneleri sınıflandırın.
Başvurucular; gerçek kişiler (vatandaşlar ve sınırlı olarak yabancılar) ve özel hukuk tüzel kişileridir.
Anayasa ve 6216 sayılı Kanun uyarınca kamu tüzel kişilerine bu hak tanınmamıştır.
2
Özel hukuk tüzel kişilerinin başvuru sınırını belirleyin.
Sadece tüzel kişiliğe ait (mülkiyet, din ve vicdan hürriyeti kapsamında vakıf hakları vb.) haklar için başvuru yapılabilir.
Tüzel kişilerin yapısı gereği yaşam hakkı veya işkence yasağı gibi sadece gerçek kişilere özgü hakları ihlal edilemez.

Anahtar Kavram

Bireysel Başvuru Ehliyeti

İpuçları

1
Bireysel başvuruda 'mağdur' sıfatına sahip olmak gerekir; kamu gücünü kullananlar mağdur sıfatıyla başvuramaz.

Daha Fazla Pratik

Bireysel başvuru süresinin 30 gün olduğunu ve tüm olağan kanun yollarının tüketilmesinin zorunlu olduğunu unutmayın.
Tahmini Süre:45s
Soru 60Soru

1982 Anayasası’nın 15. maddesi uyarınca; savaş, seferberlik veya olağanüstü hallerde temel hak ve hürriyetlerin kullanılmasının kısmen veya tamamen durdurulabilmesi veya bunlar için Anayasada öngörülen güvencelere aykırı tedbirler alınabilmesi mümkündür. Ancak bu yetki, sınırsız olmayıp anayasal düzeyde belirli kriterlere tabi kılınmıştır.

Buna göre, aşağıdakilerden hangisi temel hak ve hürriyetlerin kullanılmasının durdurulması rejiminde uyulması gereken zorunlu şartlardan veya anayasal sınırlardan biri değildir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Müdahalenin demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun olması

Cevap

Sınırlamanın veya durdurmanın demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun olması şartı, Anayasa'nın 15. maddesinde değil, 13. maddesinde (olağan dönem sınırlama rejimi) yer alan bir kriterdir.
Demokratik toplum düzeninin gereklerine uygunluk kriteri, 1982 Anayasası'nın 13. maddesinde düzenlenen olağan dönem hak sınırlamaları için geçerli olan bir sınırdır. 15. madde (Durdurma Rejimi) kapsamında ise bu kriter yerini 'durumun gerektirdiği ölçü' ifadesine ve milletlerarası hukuk yükümlülüklerine bırakmıştır. Dolayısıyla olağanüstü dönemlerde alınan tedbirlerin denetiminde 'demokratik toplum düzenine uygunluk' bir anayasal sınır olarak aranmaz.

Adım Adım Çözüm

1
Anayasa Madde 15'in kapsamını analiz et.
Madde 15; savaş, seferberlik ve olağanüstü hal dönemlerini (durdurma rejimini) kapsar.
Sorunun hangi anayasal rejimle ilgili olduğunu belirlemek için gereklidir.
2
Durdurma rejiminin anayasal şartlarını listele.
1. Özel dönem (Savaş, Seferberlik, OHAL), 2. Milletlerarası hukuk ihlal edilmemeli, 3. Ölçülülük (durumun gerektirdiği ölçü), 4. Çekirdek haklara dokunulmamalı.
Doğru ve yanlış seçenekleri ayırt etmek için kriter seti oluşturur.
3
Madde 13 (Sınırlama) ile Madde 15 (Durdurma) kriterlerini karşılaştır.
Madde 13'te bulunan 'demokratik toplum düzeni', 'laik cumhuriyetin gerekleri' ve 'hakkın özü' kriterleri Madde 15'te açıkça zikredilmemiştir.
KPSS'de en sık sorulan ve en çok karıştırılan 'fark' noktasını tespit etmek için gereklidir.

Anahtar Kavram

Temel Hakların Durdurulması Rejimi Kriterleri (Madde 15)

Daha Fazla Pratik

Madde 13 ve Madde 15'teki ortak tek kriter olan 'ölçülülük' ilkesinin bu iki rejimdeki farklı isimlendirmelerini inceleyiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
ÖncekiSayfa 3 / 8Sonraki