İflas Hukuku

104 soru

Soru 61Soru

İcra ve İflas Kanunu hükümleri uyarınca, borçlu hakkında iflasın açılmasının, müflis aleyhinde iflastan önce açılmış ve iflasın açıldığı sırada derdest olan hukuk davaları üzerindeki etkisiyle ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hukuk davaları kural olarak ikinci alacaklılar toplanmasından on gün sonraya kadar durur; ancak nafaka davaları bu kuralın istisnasıdır.

Cevap

Hukuk davalarının kural olarak ikinci alacaklılar toplanmasından on gün sonraya kadar duracağı ve nafaka davalarının bu kuralın istisnası olduğu seçenektir.
İcra ve İflas Kanunu'nun 194. maddesine göre, müflisin taraf olduğu hukuk davaları iflasın açılmasıyla durur ve ancak ikinci alacaklılar toplanmasından on gün sonra devam edebilir. Yine aynı madde uyarınca nafaka davaları, evlenme ve boşanma davaları ile ceza davaları gibi şahsi nitelikteki veya ivedi davalar bu durma kuralının dışındadır.

Adım Adım Çözüm

1
İflasın açılmasının hukuk davaları üzerindeki temel etkisini belirlemek.
İİK m. 194 uyarınca, müflis aleyhindeki hukuk davaları iflasın açılmasıyla birlikte kural olarak durur.
Müflisin malvarlığı üzerindeki tasarruf yetkisinin masaya geçmesi nedeniyle davaların takibinin iflas organlarına bırakılması gerekir.
2
Davaların durma süresini ve devam şartını tespit etmek.
Duran davalar, ikinci alacaklılar toplanmasından on gün sonra devam edebilir.
İkinci alacaklılar toplanmasında alacaklıların masanın haklarını takip edip etmeyeceğine karar vermesi için bu süre öngörülmüştür.
3
Durma kuralının istisnalarını göz önünde bulundurmak.
Nafaka, şahsi ahval, ceza davaları ve acele hallerde açılan davalar durmaz.
Bu davalar müflisin şahsıyla ilgili olup malvarlığı tasfiyesinin sonucunu beklemeyecek kadar önceliklidir.

Anahtar Kavram

İİK m. 194 uyarınca hukuk davalarının durması ve istisnaları
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 62Soru

20042004 sayılı İcra ve İflas Kanunu hükümleri uyarınca, iflasın açılmasının müflis bakımından doğurduğu maddi hukuk sonuçları ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İflasın açılması müflisin borçlarını muaccel hale getirir; ancak müflisin taşınmaz rehni ile temin edilmiş olan borçları bu hükmün istisnasını teşkil eder.

Cevap

İflasın açılması müflisin borçlarını kural olarak muaccel hale getirirken, taşınmaz rehniyle temin edilmiş borçlar bu kuralın yasal istisnasını oluşturur.
İcra ve İflas Kanunu'nun 195195. maddesi uyarınca iflasın açılması, müflisin vadesi gelmemiş borçlarını muaccel kılar; ancak taşınmaz rehniyle temin edilmiş borçlar bu kuraldan açıkça istisna tutulmuştur. Bu durum, taşınmaz rehni alacaklısının haklarının korunması ve sözleşme şartlarının devamlılığı ilkesine dayanır.

Adım Adım Çözüm

1
İİK m. 195195 kapsamındaki muacceliyet kuralını incele.
İflasın açılmasıyla müflisin vadeli borçlarının tamamı kural olarak muaccel hale gelir.
İflas tasfiyesinin bir an önce tamamlanması ve alacaklıların haklarına kavuşması amaçlanır.
2
Muacceliyet kuralının istisnasını belirle.
Taşınmaz rehni (ipotek) ile temin edilmiş olan borçlar muaccel hale gelmez.
Taşınmaz rehni alacaklısının güvencesi sabittir ve tasfiyenin hızından etkilenmesine gerek görülmemiştir.
3
Diğer maddi hukuk sonuçlarını (tasarruf yetkisi ve masa kapsamı) değerlendir.
Tasarruf yetkisi kısıtlanır (İİK 191191) ve iflas kapanana dek her kazanım masaya girer (İİK 184184).
Müflisin malvarlığı üzerinde alacaklılar lehine bir cebri icra topluluğu oluşur.

Anahtar Kavram

İflasın Borçlar Üzerindeki Etkisi (Muacceliyet)

Daha Fazla Pratik

İflasın takas üzerindeki etkilerini ve takasın hangi durumlarda geçersiz sayılacağını incelemek konuyu pekiştirecektir.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 63Soru

İcra ve İflas Kanunu uyarınca, borçlu hakkında iflasın açılması durumunda müflisin taraf olduğu hukuk davaları kural olarak durur; ancak bazı davalar bu kuralın istisnasını teşkil eder.

Buna göre;
I. Ticari bir sözleşmeden doğan alacak davası,
II. Şeref ve haysiyete tecavüzden kaynaklanan manevi tazminat davası,
III. Nafaka davası

yukarıdaki davalardan hangileri iflasın açılmasıyla birlikte durmaz ve görülmeye devam edilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: II ve III

Cevap

Şeref ve haysiyete tecavüzden kaynaklanan manevi tazminat davası ile nafaka davası, iflasın açılmasıyla durmayan istisnai davalardır.
Doğru cevap olan ifade, İcra ve İflas Kanunu'nun 194. maddesinde belirtilen istisnaları doğru yansıtmaktadır. Kanun koyucu; nafaka, şahsi ahval, evlenme ve şeref/haysiyete tecavüzden doğan manevi tazminat davalarının, müflisin malvarlığıyla doğrudan ilgili olsa bile durmamasını öngörmüştür. Bu nedenle II ve III numaralı öncülleri içeren seçenek doğrudur.

Adım Adım Çözüm

1
İİK m. 194'teki temel kuralın tespiti
İflasın açılmasıyla, müflisin taraf olduğu malvarlığına ilişkin hukuk davaları kural olarak durur.
İflas masasının korunması ve alacaklılar arasında eşitliğin sağlanması amaçlanır.
2
İstisnaların hatırlanması
Şeref ve haysiyete tecavüzden doğan manevi tazminat, nafaka, evlenme, şahsi ahval ve cürümden doğan tazminat davaları durmaz.
Bu davalar kamu düzenini ilgilendirir veya kişiye sıkı sıkıya bağlı haklarla ilgilidir.
3
Öncüllerin değerlendirilmesi
I. öncül (Alacak davası) durur; II (Manevi tazminat) ve III (Nafaka) öncülleri durmaz.
Alacak davası malvarlığına ilişkindir ve kanunda istisnalar arasında sayılmamıştır.

Anahtar Kavram

İİK m. 194 uyarınca hukuk davalarının durması ve istisnaları
Soru 64Soru

İcra ve İflas Kanunu düzenlemeleri çerçevesinde, iflasın açılmasının müflisin malvarlığı ve borç ilişkileri üzerindeki maddi hukuk sonuçları dikkate alındığında aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Müflisin henüz vadesi gelmemiş olan taşınmaz rehniyle temin edilmiş borçları da dahil olmak üzere tüm borçları iflasın açılmasıyla muaccel hale gelir.

Cevap

Müflisin taşınmaz rehniyle temin edilmiş borçlarının da muaccel hale geleceğini savunan ifade yanlıştır çünkü bu tür borçlar muacceliyet hükmünden istisna tutulmuştur.
İcra ve İflas Kanunu madde 195195 uyarınca, iflasın açılması müflisin borçlarını muaccel kılar. Ancak henüz vadesi gelmemiş olan taşınmaz rehniyle temin edilmiş borçlar bu hükmün dışındadır. Yani ipotekli borçlar için vade beklenmeye devam edilir. Bu nedenle tüm borçların muaccel olacağını belirten ifade hatalıdır.

Adım Adım Çözüm

1
İflasın borçlar üzerindeki muacceliyet etkisini değerlendiriniz.
İflasın açılmasıyla borçlar kural olarak muaccel olur.
İcra ve İflas Kanunu madde 195195 borçların iflasla birlikte hemen ödenmesi gereken hale gelmesini amaçlar.
2
Muacceliyet kuralının istisnasını belirleyiniz.
Taşınmaz rehni (ipotek) ile temin edilmiş borçlar istisnadır.
Bu borçların vadesinden önce ödenmesi, taşınmaz üzerindeki uzun vadeli finansal dengeleri bozabileceği için kanun koyucu bu borçları muacceliyet kuralı dışında tutmuştur.

Anahtar Kavram

Muacceliyet İstisnası (İİK Madde 195)

Daha Fazla Pratik

İflasın takip hukukuna etkilerini (icra takiplerinin durması ve düşmesi) ayrıca inceleyiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 65Soru

Müflis hakkında iflasın açılmasıyla birlikte borçların muacceliyeti, tasarruf ehliyetinin kısıtlanması ve takas gibi çeşitli maddi hukuk sonuçları ortaya çıkar. Bu sonuçlara ilişkin 20042004 sayılı İcra ve İflas Kanunu düzenlemeleri göz önüne alındığında, aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İflasın açılmasıyla birlikte müflisin vadesi gelmemiş olan tüm borçları muaccel hale gelir ve bu kural taşınmaz rehniyle temin edilmiş borçları da kapsamaktadır.

Cevap

İflasın açılmasıyla tüm borçların muaccel hale geleceği ve buna taşınmaz rehniyle temin edilen borçların da dahil olduğu ifadesi yanlıştır.
İcra ve İflas Kanunu'nun 195195. maddesi uyarınca, iflasın açılmasıyla müflisin vadesi gelmemiş borçları muaccel (ivedi) hale gelir. Ancak kanun koyucu bu kurala bir istisna getirmiştir: Taşınmaz rehni (ipotek) ile temin edilmiş olan borçlar, iflasın açılmasıyla muaccel hale gelmezler. Bu nedenle, tüm borçların istisnasız muaccel olacağını ve taşınmaz rehniyle temin edilenlerin de buna dahil olduğunu savunan ifade hukuken yanlıştır.

Adım Adım Çözüm

1
İflasın borçların vadesi üzerindeki etkisini düzenleyen İİK m. 195195 hükmünü inceleyin.
İflasın açılmasıyla müflisin vadesi gelmemiş borçları muaccel hale gelir.
Alacaklıların iflas tasfiyesi sürecinde eşit şekilde yer alabilmesi için vadenin beklenmemesi gerekir.
2
Muacceliyet kuralının istisnalarını belirleyin.
Taşınmaz rehni (ipotek) ile temin edilmiş borçlar, iflasla birlikte kendiliğinden muaccel olmaz.
İpotekli alacaklıların teminatı taşınmazın kendisi olduğu için sistem bu alacaklıları tasfiye sürecinin aceleciliğinden ayrı tutmuştur.
3
Diğer seçeneklerdeki maddi hukuk sonuçlarını (tasarruf yetkisi, takas, davaların durması) teyit edin.
İİK m. 191191, 194194 ve 200200 hükümlerinin seçeneklerde doğru ifade edildiği görülmektedir.
Bu hükümler iflasın müflis ve malvarlığı üzerindeki standart yasal sonuçlarıdır.

Anahtar Kavram

İflasın Borçların Muacceliyeti ve İstisnaları Üzerindeki Etkisi
Soru 66Soru

İcra ve İflas Kanunu (İİK) hükümleri çerçevesinde, iflasa tabi bir borçlunun 'ihtiyari (kendi isteğiyle) doğrudan iflas' talebinde bulunması süreci ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Borçlu, iflas talebiyle birlikte bütün aktif ve pasifi ile alacaklılarının isim ve adreslerini gösteren listeyi ve mal beyanını mahkemeye sunmak zorundadır.

Cevap

Borçlunun iflas talebiyle birlikte tüm aktif-pasif listesini ve alacaklı bilgilerini mahkemeye sunma zorunluluğu
Doğrudan iflas talebinde bulunan borçlu, mahkemenin iflas kararını sağlıklı bir şekilde verebilmesi ve alacaklıların haklarının korunabilmesi adına, malvarlığının (aktif ve pasifinin) dökümünü, alacaklılarının listesini ve adreslerini içeren belgeleri başvuru sırasında mahkemeye sunmakla yükümlüdür (İİK m. 178/2).

Adım Adım Çözüm

1
Yasal dayanağın belirlenmesi
İİK m. 178'de düzenlenen ihtiyari doğrudan iflas kurumu incelenir.
Borçlunun kendi isteğiyle başvurduğu hallerdeki usul kurallarını tespit etmek gerekir.
2
Usuli şartların analizi
Borçlunun sadece beyanının yeterli olmadığı, malvarlığı durumunu tevsik etmesi gerektiği anlaşılır.
Mahkemenin iflas kararını verebilmesi için borçlunun mali durumunu denetlemesi zorunludur.
3
Belge yükümlülüğünün teyidi
İİK m. 178/2 uyarınca aktif/pasif listesi, alacaklı listesi ve mal beyanı belgeleri zorunlu tutulmuştur.
Alacaklıların bilgilendirilmesi ve iflas masasının oluşturulabilmesi için bu bilgiler gereklidir.

Anahtar Kavram

İhtiyari Doğrudan İflasta Belge Sunma Yükümlülüğü

Daha Fazla Pratik

Sermaye şirketlerinin borca batıklık nedeniyle yapmak zorunda olduğu 'mecburi' iflas taleplerini (İİK m. 179) inceleyiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 67Soru

Bir borçlu hakkında iflasın açılmasına karar verildiği tarihte, müflis aleyhine devam eden bir 'alacak davası' ile bir 'nafaka davası' bulunmaktadır. İcra ve İflas Kanunu hükümlerine göre, iflasın açılmasının bu hukuk davaları üzerindeki sonucuyla ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Nafaka davası durmaz ve görülmeye devam edilir; alacak davası ise ikinci alacaklılar toplanmasından on gün sonrasına kadar durur.

Cevap

Nafaka davası durmaz ve görülmeye devam edilir; alacak davası ise ikinci alacaklılar toplanmasından on gün sonrasına kadar durur.
İcra ve İflas Kanunu'nun 194.194. maddesine göre, iflasın açılmasıyla müflisin taraf olduğu hukuk davaları kural olarak durur. Bu durma süresi ikinci alacaklılar toplanmasından 1010 gün sonrasına kadar devam eder. Ancak kanun koyucu bazı davaları bu durma kuralından istisna tutmuştur. Nafaka davaları, vücut üzerinde meydana gelen zararlardan doğan tazminat davaları ve evlenme gibi şahsi ahvale ilişkin davalar durmaz, görülmeye devam edilir. Bu nedenle senaryodaki nafaka davası durmazken, alacak davası belirtilen süre kadar durur.

Adım Adım Çözüm

1
Hukuk davalarının iflas durumundaki genel akıbetini belirle.
İİK 194194 uyarınca müflisin taraf olduğu hukuk davaları kural olarak durur.
İflas masasının oluşması ve alacaklıların haklarının korunması için yargılamaların geçici olarak durdurulması gerekir.
2
Durma kuralının istisnalarını kontrol et.
Nafaka davaları, vücut bütünlüğüne zarardan doğan tazminat davaları ve acele haller durmaz.
Nafaka gibi hayati öneme sahip veya kişiliğe bağlı davaların bekletilmesi telafisi güç zararlar doğurabilir.
3
Durma süresinin sonunu tespit et.
Durma, ikinci alacaklılar toplanmasından 1010 gün sonrasına kadar devam eder.
Bu süre sonunda iflas idaresi davayı takip edip etmeme konusunda kararını vermiş olur.

Anahtar Kavram

İflasın açılmasının derdest hukuk davaları üzerindeki durdurucu etkisi ve istisnaları.

Daha Fazla Pratik

İflasın açılmasının rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takipler üzerindeki etkisini ve satış yasağını inceleyiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 68Soru

İcra ve İflas Kanunu hükümleri uyarınca, borçlu hakkında iflasın açılması kararının mevcut icra takipleri ve hukuk davaları üzerindeki hukuki sonuçlarına ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İflasın açılmasıyla duran icra takipleri, iflas kararının kesinleşmesiyle birlikte kendiliğinden düşer.

Cevap

İflasın açılmasıyla duran icra takipleri, iflas kararının kesinleşmesiyle birlikte kendiliğinden düşer.
İcra ve İflas Kanunu'nun 193. maddesi uyarınca, borçlu hakkında iflasın açılmasıyla birlikte mevcut haciz yoluyla takipler durur. Eğer iflas kararı kanun yolları tüketilerek kesinleşirse, bu duran takipler kendiliğinden düşer. Bu düzenleme, tüm alacaklıların iflas masası içinde eşit şekilde tatmin edilmesini sağlamayı amaçlar.

Adım Adım Çözüm

1
İcra takiplerinin akıbetini İİK Madde 193 çerçevesinde değerlendir.
İflasın açılmasıyla haciz yoluyla takipler durur, iflas kararı kesinleşince bu takipler düşer.
Kanun, iflas masasının bütünlüğünü korumak için ferdi takipleri sonlandırır.
2
Hukuk davalarının akıbetini İİK Madde 194 çerçevesinde değerlendir.
Hukuk davaları kural olarak ikinci alacaklılar toplanmasından 1010 gün sonrasına kadar durur; ancak nafaka, ceza ve şahsi haklara ilişkin davalar istisnadır.
Masanın davaları takip edip etmeme kararı alabilmesi için ikinci alacaklılar toplanmasının beklenmesi gerekir.

Anahtar Kavram

İflasın açılmasının icra takipleri (durma ve düşme) ile hukuk davaları (durma ve istisnalar) üzerindeki etkisi.

Daha Fazla Pratik

İflasın açılmasının müflisin taraf olduğu hukuk davaları üzerindeki etkisini, özellikle 'acele haller' kavramı üzerinden tekrar inceleyiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 69Soru

2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu (I˙I˙KİİK) uyarınca, iflasa tabi bir borçlunun kendi iflasını mahkemeden talep etmesi (borçlunun talebiyle doğrudan iflas) kural olarak ihtiyari bir hak iken, kanunda öngörülen belirli şartların gerçekleşmesi halinde bu durum bir mecburiyete dönüşmektedir.

Buna göre, aşağıdakilerden hangisi borçlunun kendi iflasını istemesinin kanuni bir mecburiyet (yükümlülük) olduğu hallerden biridir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Borçlu aleyhine haciz yoluyla yapılan takipte, mallarının yarısından fazlasının haczedilmesi ve kalan malvarlığının vadesi gelmiş borçlarını ödemeye yetmemesi

Cevap

Borçlu aleyhine haciz yoluyla yapılan takipte, mallarının yarısından fazlasının haczedilmesi ve kalan malvarlığının vadesi gelmiş borçlarını ödemeye yetmemesi durumu borçlu için kanuni bir mecburi iflas halidir.
İcra ve İflas Kanunu'nun 178. maddesinin 2. fıkrasına göre; iflasa tabi bir borçlu aleyhine haciz yoluyla takip yapıldığında, borçlunun mallarının yarısından fazlası haczedilir ve kalan malları vadesi gelmiş (muaccel) borçlarını ödemeye yetmezse, borçlu bizzat iflasını istemeye mecburdur. Bu düzenleme, borçlunun malvarlığının daha fazla eksilmesini engellemek ve alacaklıların eşit şekilde tatminini sağlamak amacı taşır.

Adım Adım Çözüm

1
Borçlunun talebiyle doğrudan iflas hallerini (İİK 178) analiz etme
İhtiyari (isteğe bağlı) ve mecburi (yükümlülük) ayrımı belirlenir.
Borçlunun kendi iflasını istemesi genel olarak bir hak olsa da, alacaklıların menfaatini korumak için bazı durumlarda bu bir görev haline getirilmiştir.
2
Mecburi iflas şartlarını değerlendirme
İİK m. 178/2'deki 'yarıdan fazla malın haczi' şartı ile İİK m. 179'daki 'sermaye şirketlerinde borca batıklık' halleri tespit edilir.
Bu somut şartlar gerçekleştiğinde borçlunun iflası istemesi artık takdirine bırakılmamıştır.
3
Seçenekleri süje (taraf) bakımından eleme
Alacaklıya doğrudan iflas isteme hakkı veren (İİK m. 177) haller elenir.
Kaçma, hileli işlem veya ilama dayalı borcun ödenmemesi gibi nedenler borçlunun değil, alacaklının yetkisindedir.

Anahtar Kavram

Borçlunun kendi talebiyle (mecburi) doğrudan iflas halleri
Soru 70Soru

İflasın açılmasıyla birlikte müflisin malvarlığı ve borç ilişkileri üzerinde meydana gelen maddi hukuk değişimleri göz önüne alındığında, aşağıdaki hukuki durumlardan hangisi 20042004 sayılı İcra ve İflas Kanunu hükümlerine aykırıdır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Müflisin iflasın açılmasından sonra masaya giren mallar üzerindeki tasarruf işlemleri mutlak butlanla sakattır ve bu işlemlerin hükümsüzlüğü herkese karşı her zaman ileri sürülebilir.

Cevap

Müflisin tasarruf işlemlerinin mutlak butlanla sakat olduğu ve bu durumun herkese karşı ileri sürülebileceği ifadesi yanlıştır; çünkü bu hükümsüzlük sadece alacaklılara karşı ileri sürülebilen nisbi bir hükümsüzlüktür.
İİK md. 191 uyarınca, müflisin iflasın açılmasından sonra masa malları üzerinde yaptığı tasarruf işlemleri 'alacaklılara karşı hükümsüzdür'. Hukuk tekniği açısından bu durum nisbi hükümsüzlük olarak adlandırılır. Mutlak butlan (kesin hükümsüzlük) durumunda işlem baştan itibaren geçersizdir ve herkese karşı bu durum ileri sürülebilirken; nisbi hükümsüzlükte işlem taraflar arasında geçerli kalabilir ancak iflas alacaklılarının haklarını etkilediği ölçüde masaya karşı geçersiz sayılır. Bu nedenle tasarrufların mutlak butlanla sakat olduğunu belirten ifade kanuna aykırıdır.

Adım Adım Çözüm

1
İflasın açılmasının maddi hukuk sonuçlarını İİK hükümleri çerçevesinde analiz et.
İflasın açılmasıyla; tasarruf yetkisi kısıtlanır (md. 191), borçlar muaccel olur (md. 195) ve takas hakları düzenlenir (md. 200).
Sorunun sorduğu temel maddi hukuk sonuçlarını hatırlamak çözüm için gereklidir.
2
Tasarruf yetkisinin kısıtlanmasının hukuki niteliğini incele.
İİK md. 191'e göre müflisin tasarrufları 'alacaklılara karşı' hükümsüzdür. Bu ifade, işlemin kendi içinde geçerli olabileceğini ancak iflas alacaklılarını bağlamayacağını gösterir.
Mutlak butlan (geçersizlik) ile nisbi hükümsüzlük arasındaki farkı tespit etmek hatayı bulmamızı sağlar.
3
Muacceliyet kuralının istisnasını kontrol et.
İflasın açılması tüm borçları muaccel kılarken, taşınmaz rehni ile temin edilmiş borçlar bu kuralın dışındadır.
Hukuki istisnaların doğruluğunu teyit ederek diğer seçenekleri eleriz.

Anahtar Kavram

İflasın maddi hukuk sonuçları arasında yer alan tasarruf yetkisinin kısıtlanması, mutlak bir geçersizlik değil, sadece iflas alacaklılarının haklarını korumaya yönelik nisbi bir hükümsüzlüktür.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 71Soru

İcra ve İflas Kanunu, alacaklıyı korumak amacıyla borçlu aleyhine herhangi bir takip başlatılmadan doğrudan ticaret mahkemesinde iflas davası açılmasına imkan tanımaktadır. Bu kurumda mahkeme, borçluya ödeme emri gönderilmesine gerek kalmaksızın belirli şartların varlığı halinde iflas kararı verebilir. Buna göre, aşağıdakilerden hangisi alacaklının talebiyle doğrudan doğruya iflas hallerinden biri değildir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Borçlunun, malvarlığının borçlarını ödemeye yetmediğini bildirerek mahkemeden iflasını talep etmesi

Cevap

Borçlunun malvarlığının borçlarını ödemeye yetmediğini bildirerek mahkemeden iflasını talep etmesi, alacaklının talebiyle değil, borçlunun kendi talebiyle gerçekleşen bir doğrudan iflas halidir.
Borçlunun malvarlığının borçlarını karşılamaya yetmediğini belirterek iflasını istemesi, İİK 178. maddede düzenlenen 'borçlunun talebiyle doğrudan iflas' halidir. Alacaklı bu sebebi ileri sürerek takipsiz doğrudan iflas davası açamaz; alacaklı için kanunda (İİK 177) sayılan sınırlı sayıdaki sebeplerden birinin varlığı gerekir.

Adım Adım Çözüm

1
Hukuki dayanağın tespiti
İcra ve İflas Kanunu'nun 177. maddesi alacaklının, 178. maddesi ise borçlunun doğrudan iflas taleplerini düzenler.
Alacaklının ve borçlunun doğrudan iflas sebepleri birbirinden farklıdır ve karıştırılmamalıdır.
2
Seçeneklerin tasnif edilmesi
Hileli işlemler, ödemelerin tatili, ilama bağlı borcun ödenmemesi ve kaçma halleri alacaklıya bu hakkı verirken; borçlunun aciz beyanı sadece borçluya bu hakkı verir.
Kanun koyucu alacaklıya bu hakkı borçlunun dürüstlük kuralına aykırı veya ödeme gücünü tamamen yitirdiğini gösteren somut dış belirtiler halinde tanımıştır.
3
Doğru seçeneğin belirlenmesi
Borçlunun kendi malvarlığının yetersizliğini ileri sürmesi alacaklı için bir dava sebebi değil, borçlu için bir hak (veya anonim şirketler gibi bazı durumlarda ödev) niteliğindedir.
Soru kökü 'alacaklının talebiyle' olmayanı sormaktadır.

Anahtar Kavram

İcra ve İflas Kanunu Madde 177 (Alacaklının Talebiyle Doğrudan İflas) ve Madde 178 (Borçlunun Talebiyle Doğrudan İflas) arasındaki farklar.

Alternatif Yöntem

Soruyu çözerken 'kimin menfaati var' diye düşünmek faydalı olabilir. Alacaklı, borçlunun kaçması veya mallarını kaçırması gibi durumlarda (İİK 177) onu yakalamak için acele eder. Borçlu ise borca batık olduğunda (İİK 178) sorumluluktan kurtulmak veya dürüst davranmak için kendi iflasını ister.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 72Soru

İcra ve İflas Hukuku'nda iflas süreci kural olarak bir iflas takibi (ödeme emri gönderilmesi vb.) ile başlar. Ancak İcra ve İflas Kanunu, alacaklıyı korumak amacıyla bazı istisnai durumlarda herhangi bir takip yapılmasına gerek kalmaksızın doğrudan doğruya ticaret mahkemesinde iflas davası açılmasına imkan tanımıştır.

Buna göre, aşağıdakilerden hangisi İcra ve İflas Kanunu'nun 177. maddesi uyarınca alacaklının talebiyle doğrudan doğruya iflas hallerinden biridir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Borçlunun, mahkeme ilamına dayanan bir borcu icra emri tebliğ edilmesine rağmen ödememiş olması

Cevap

Borçlunun, mahkeme ilamına dayanan bir borcu icra emri tebliğ edilmesine rağmen ödememiş olması alacaklının talebiyle doğrudan iflas nedenidir.
İcra ve İflas Kanunu'nun 177. maddesinin 4. bendine göre, bir alacaklı elinde mahkeme ilamı bulunmasına ve bu ilama dayanarak borçluya icra emri gönderilmesine rağmen borç tahsil edilememişse, ayrıca bir iflas takibi başlatmadan doğrudan ticaret mahkemesinde iflas davası açabilir. Bu durum, alacaklının talebiyle gerçekleşen 'takipsiz' bir iflas yoludur.

Adım Adım Çözüm

1
İcra ve İflas Kanunu (İİK) madde 177 incelenmelidir.
Alacaklının doğrudan iflas isteyebileceği haller: yerleşim yerinin bilinmemesi, kaçma, hileli işlemler, ödemelerin tatili ve ilama dayalı borcun ödenmemesidir.
Kanun koyucu, takipsiz (doğrudan) iflas hallerini sınırlı sayıda (numerus clausus) belirlemiştir.
2
Borçlunun talebiyle iflas halleri (İİK m. 178) ile karşılaştırma yapılmalıdır.
Borca batıklık ve aciz hali bildirimi borçlunun başvurusuna dayalı hallerdir.
Soru, özellikle alacaklının yetkisinde olan ve önceden bir ödeme emri gerektirmeyen hali sormaktadır.

Anahtar Kavram

İİK m. 177 - Alacaklının Talebiyle Doğrudan İflas

İpuçları

1
İİK 177. madde alacaklının, 178. madde ise borçlunun talebini düzenler.

Daha Fazla Pratik

Borçlunun ödemelerini tatil etmesi (suspension of payments) durumunun alacaklıya sağladığı doğrudan iflas imkanını inceleyiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 73Soru

Tacir (A), borçlu Tacir (B) tarafından düzenlenen 15.01.202615.01.2026 vadeli bir bonoya dayanarak 'kambiyo senetlerine özgü iflas yolu' ile takip başlatmıştır. Ödeme emri borçluya 02.03.202602.03.2026 tarihinde tebliğ edilmiştir. Borçlu (B), bononun zamanaşımına uğradığını ve bonodaki imzanın kendisine ait olmadığını ileri sürmek istemektedir.

Bu olayla ilgili olarak, borçlu (B)'nin itirazlarını ileri sürme usulü ve süreleri hakkında aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İmzaya ve zamanaşımına ilişkin tüm itirazlarını ödeme emrinin tebliğinden itibaren 55 gün içinde icra dairesine bildirmelidir; bu itiraz üzerine alacaklı ancak ticaret mahkemesinde iflas davası açarak takibe devam edebilir.

Cevap

Borçlu, imzaya ve borca (zamanaşımı dahil) ilişkin itirazlarını ödeme emri tebliğinden itibaren 55 gün içinde icra dairesine bildirmelidir; bu itiraz üzerine alacaklının iflas davası açması gerekir.
Kambiyo senetlerine özgü iflas yolunda (İİK m. 171176171-176), borçlunun ödeme emrine karşı yapacağı her türlü itiraz ve şikayeti, tebliğ tarihinden itibaren 55 gün içinde 'İcra Dairesine' bildirmesi zorunludur. Bu takip yolunun, kambiyo senetlerine özgü haciz yolundan en temel farkı itiraz merciidir (Haciz yolunda icra mahkemesidir). Borçlu süresinde itiraz ettiğinde, alacaklı ticaret mahkemesinde iflas davası açmak zorundadır ve mahkeme bu itirazları davanın başında ön sorun (bekletici mesele) olarak inceler.

Adım Adım Çözüm

1
Takip yolunun ve senedin niteliğinin belirlenmesi
Kambiyo senetlerine özgü iflas yolu (İİK m. 171176171-176) seçilmiştir.
Borçlu iflasa tabi bir kişidir ve alacak kambiyo senedine dayanmaktadır.
2
İtiraz süresinin tespiti
Ödeme emrinin tebliğinden itibaren 55 gün.
İİK m. 172172 uyarınca kambiyo iflas yolunda itiraz ve şikayet süresi 55 gündür.
3
İtiraz merciinin belirlenmesi
İcra Dairesi.
İİK m. 172172 gereği, haciz yolundan farklı olarak bu takipte itirazlar icra mahkemesine değil, icra dairesine bildirilir. Bu, konunun en ayırt edici noktasıdır.
4
İtirazın sonucunun belirlenmesi
Alacaklının ticaret mahkemesinde iflas davası açması gerekir.
Borçlu itiraz ettiğinde, alacaklı ancak ticaret mahkemesinde açacağı iflas davası (İİK m. 173173) ile takibi sürdürebilir ve mahkeme önce bu itirazları inceleyerek karara bağlar.

Anahtar Kavram

Kambiyo senetlerine özgü iflas yolunda itiraz ve şikayetlerin merciinin icra dairesi olması
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 74Soru

Tıbbi cihaz ve laboratuvar ekipmanları ticaretiyle uğraşan ve bu faaliyeti nedeniyle iflasa tabi olan Borçlu (B) hakkında, Alacaklı (A) tarafından bir miktar para alacağına dayalı olarak genel iflas yolu ile takip başlatılmıştır. Ödeme emrinin tebliğinden itibaren 7 gün içinde borçlu tarafından borca itiraz edilmesi üzerine takip durmuştur. Bu durumda alacaklının takibi devam ettirebilmesi ve borçlunun iflasına karar verilmesini sağlaması için başvurması gereken hukuki yol, süresi ve görevli mahkeme aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İtirazın kendisine tebliğinden itibaren bir yıl içinde Asliye Ticaret Mahkemesinde iflas davası açmalıdır.

Cevap

Alacaklı, borçlunun itirazının kendisine tebliğinden itibaren bir yıl içinde Asliye Ticaret Mahkemesinde iflas davası açmalıdır.
Genel iflas yolu ile takipte, borçlu kendisine gönderilen ödeme emrine 7 gün içinde itiraz ederse takip durur. Alacaklının bu itirazı bertaraf ederek borçlunun iflasını isteyebilmesi için İİK m. 156 uyarınca itirazın kendisine tebliğinden itibaren bir yıl içinde borçlunun işlem merkezinin bulunduğu yerdeki Asliye Ticaret Mahkemesinde iflas davası açması gerekir. Bu davanın içinde mahkeme önce borçlunun itirazını inceler, yerinde görmezse iflas prosedürüne (depo emri vb.) devam eder.

Adım Adım Çözüm

1
İflas yolunda itirazın sonucunu belirleme
Borçlunun 7 gün içinde yaptığı itiraz takibi durdurur.
Genel iflas yolu ile takipte de ilamsız haciz yoluna benzer şekilde itiraz takibi durdurucu etkiye sahiptir.
2
Görevli mahkemeyi ve hukuki yolu tespit etme
Takibi devam ettirmek ve iflas kararı alabilmek için Asliye Ticaret Mahkemesinde iflas davası açılmalıdır.
İİK m. 154 ve 156 uyarınca iflas davalarında mutlak yetkili ve görevli mahkeme borçlunun muamele merkezinin bulunduğu yerdeki Asliye Ticaret Mahkemesidir.
3
Hak düşürücü süreyi uygulama
Dava açma süresi, itirazın alacaklıya tebliğinden itibaren 1 yıldır.
İİK m. 156/3 yollamasıyla, genel hükümlerdeki bir yıllık süre (m. 67) iflas davaları için de geçerli kabul edilmektedir.

Anahtar Kavram

İflas davası açma süresi ve görevli mahkeme

Daha Fazla Pratik

İflas davasında mahkemenin itirazı haksız bulması durumunda düzenlediği 'depo emri' ve sonuçlarını inceleyiniz.
Tahmini Süre:1m 50s
Soru 75Soru

Tacir (A), hamili olduğu ve vadesi geçmiş bir bonoya dayanarak borçlu Tacir (B) aleyhine kambiyo senetlerine özgü iflas yolu ile takip başlatmıştır. Borçlu (B), ödeme emri kendisine tebliğ edildikten sonra; senet altındaki imzanın kendisine ait olmadığını, borcu takip öncesinde kısmen ödediğini ve senedin metninde 'bono' veya 'emre muharrer senet' kelimesi geçmediği için bu yolla takip yapılamayacağını iddia etmektedir.

Buna göre borçlu (B), söz konusu itiraz ve şikayetlerini hangi süre içerisinde ve hangi mercie bildirmelidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ödeme emrinin tebliğinden itibaren 5 gün içinde icra mahkemesine bildirmelidir.

Cevap

Borçlu, ödeme emrinin tebliğinden itibaren 5 gün içinde icra mahkemesine bildirmelidir.
İcra ve İflas Kanunu'nun 172. maddesine göre, kambiyo senetlerine özgü iflas yolu ile takipte borçlu, ödeme emrinin tebliğinden itibaren 5 gün içinde icra mahkemesine bir dilekçe ile başvurarak itiraz ve şikayetlerini bildirmelidir. Senetteki imzanın reddi (imzaya itiraz), borcun ödendiği iddiası (borca itiraz) ve senedin kambiyo senedi vasfını taşımadığı iddiası (şikayet) bu süre ve merci içinde ileri sürülür.

Adım Adım Çözüm

1
Takip yolunun tespit edilmesi
Kambiyo Senetlerine Özgü İflas Yolu
Alacaklının elinde bir bono (kambiyo senedi) bulunması ve borçlunun iflasa tabi bir kişi (tacir) olması nedeniyle bu yol seçilmiştir.
2
İtiraz ve şikayet sürelerinin belirlenmesi
5 gün
İİK m. 172 uyarınca, bu takip yolunda borçlu her türlü itiraz ve şikayetini 5 gün içinde ileri sürmelidir.
3
Başvuru merciinin belirlenmesi
İcra Mahkemesi
Genel iflas yolundan farklı olarak, kambiyo takiplerinde itirazlar icra dairesine değil, icra mahkemesine dilekçe ile yapılır.

Anahtar Kavram

Kambiyo senetlerine özgü iflas yolunda itiraz ve şikayet usulü (İİK m. 172)

Daha Fazla Pratik

Borçlu 5 gün içinde icra mahkemesine itiraz etmezse, alacaklının iflas davası açmak için beklemesi gereken süreyi ve mahkemenin 'depo emri' prosedürünü inceleyiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 76Soru

20042004 sayılı İcra ve İflas Kanunu hükümleri uyarınca, iflasın açılmasıyla birlikte müflisin malvarlığı üzerindeki tasarruf yetkisinin kısıtlanması ve bu kısıtlamanın hukuki niteliği ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Müflisin iflas masasına giren mallar üzerinde iflasın açılmasından sonra yaptığı tasarruf işlemleri, iflas alacaklılarına karşı hükümsüzdür.

Cevap

Müflisin iflasın açılmasından sonra iflas masasına giren mallar üzerinde yaptığı tasarruflar, iflas alacaklılarına karşı hükümsüzdür (nisbi butlan).
İİK m. 191/1191/1 hükmüne göre, müflisin iflasın açılmasından sonra masaya giren mallar üzerindeki tasarrufları alacaklılara karşı hükümsüzdür. Bu durum 'nisbi butlan' olarak adlandırılır. İşlem, müflis ile üçüncü kişi arasında geçerli olsa da iflas masasını bağlamaz ve masa mallarının eksilmesine yol açamaz.

Adım Adım Çözüm

1
İflasın açılma anının ve etkisinin belirlenmesi
İflasın açılmasıyla (karar anı), müflisin malvarlığı (masa) üzerindeki tasarruf yetkisi İİK m. 191191 uyarınca kısıtlanır.
Masa malvarlığının alacaklıların tatmini için korunması zorunluluğu.
2
Tasarruf işlemlerinin hukuki niteliğinin analizi
Müflisin yaptığı tasarruflar alacaklılar topluluğuna karşı geçersizdir, ancak müflis ile işlem yapan üçüncü kişi arasında borçlandırıcı işlem olarak geçerli kalabilir.
Hukukumuzda bu durumun 'nisbi butlan' (göreli hükümsüzlük) olarak kabul edilmesi.
3
Diğer maddi hukuk sonuçlarının değerlendirilmesi
İflasın açılmasıyla borçlar muaccel hale gelir (rehinli borçlar hariç), takas kısıtlanır ve acele haller dışındaki hukuk davaları durur.
Tüm maddi hukuk sonuçlarının alacaklılar arasında eşitlik ve masanın korunması amacına hizmet etmesi.

Anahtar Kavram

İflasın Müflis Üzerindeki Tasarruf Kısıtlaması (Nisbi Butlan)

Daha Fazla Pratik

İflasın açılmasının 'borçların muacceliyeti' üzerindeki etkilerini ve rehinli alacaklar istisnasını inceleyiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 77Soru

İcra ve İflas Hukuku sistematiğinde; iflasa tabi olan şahısların kapsamı ile iflas tasfiye sürecini yürüten resmî ve özel organların hukuki nitelikleri hakkında aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İflas idaresi; iflas masasını kanuni olarak temsil eden, alacaklılar toplantısı tarafından önerilen adaylar arasından icra mahkemesince seçilen özel bir organdır.

Cevap

İflas idaresinin alacaklılar tarafından önerilen adaylar arasından icra mahkemesince seçilen ve iflas masasını temsil eden özel bir organ olduğu ifadesi doğrudur.
İflas idaresi, iflas masasının kanuni temsilcisi olup özel (alacaklılara ait) bir organdır. Seçimi ise alacaklıların önerdiği adaylar arasından icra mahkemesi tarafından yapılır.

Adım Adım Çözüm

1
İflas organlarının tasnifini yapın.
İflas organları resmî (İcra Mahkemesi, İflas Dairesi, Yargıtay vb.) ve özel (Alacaklılar Toplantısı, İflas İdaresi) olarak ayrılır.
Organların hukuki niteliğini belirlemek için bu ayrım temeldir.
2
İflas idaresinin görev ve seçim usulünü değerlendirin.
İflas idaresi, ikinci alacaklılar toplantısında gösterilen adaylar arasından seçilen, 3 kişiden oluşan ve masayı temsil eden özel bir organdır.
Bu yapı, tasfiyenin alacaklıların menfaatine yürütülmesini sağlar.
3
İflasa tabi şahıslara ilişkin özel süreleri kontrol edin.
Ticareti terk eden tacirler için iflasa tabiyet süresinin 1 yıl olduğu tespit edilir.
Kanuni sürelerin (İİK m. 44) doğru bilinmesi seçenekleri elemek için gereklidir.

Anahtar Kavram

İflas tasfiyesi organlarının (resmî/özel) ayrımı ve iflasa tabi olan tacir olmayan şahısların statüsü.

Daha Fazla Pratik

İflas idaresinin görevleri ile iflas dairesinin denetim yetkileri arasındaki farkları inceleyiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 78Soru

İflasa tabi bir borçlu, aciz hâlinde bulunduğunu bildirerek asliye ticaret mahkemesinden kendi iflasına karar verilmesini talep etmiştir (ihtiyari doğrudan iflas). İcra ve İflas Kanunu'na göre, bu talebin incelenmesi ve karara bağlanması süreciyle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Mahkeme, iflas talebinin ilanından itibaren on beş gün içinde alacaklıların talebe itiraz ederek, başvurunun alacaklıları zarara sokmak amacıyla yapıldığını ileri sürmelerine imkân tanır.

Cevap

Mahkemenin, iflas talebinin ilanından itibaren on beş gün içinde alacaklıların itirazına ve başvurunun alacaklıları zarara sokmak amacıyla yapıldığını ileri sürmelerine olanak tanımasını ifade eden seçenektir.
İcra ve İflas Kanunu'nun 178. maddesine göre, borçlu ihtiyari olarak kendi iflasını istediğinde mahkeme bu durumu ilan eder. Alacaklılar, ilandan itibaren on beş gün içinde davaya müdahale veya itiraz ederek iflas talebinin alacaklıları zarara sokmak veya iflası ertelemek amacıyla yapıldığını ileri sürerek reddini isteyebilirler. Doğru seçenek bu yasal süreci eksiksiz ve tam olarak yansıtmaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Borçlunun kendi talebiyle (ihtiyari) doğrudan iflas kurumunun İcra ve İflas Kanunu'ndaki usulünü (İİK m. 178) analiz et.
Borçlunun aciz hâlini bildirerek mahkemeden iflasını isteyebileceği ve buna bir mal beyanı listesi eklemek zorunda olduğu tespit edilir.
Sorunun çözümüne temel teşkil eden yasal çerçevenin belirlenmesi gerekir.
2
Alacaklıların bu talebe karşı haklarını ve mahkemenin izleyeceği prosedürü değerlendir.
Mahkemenin iflas talebini ilan etmesi gerektiği ve alacaklıların bu ilandan itibaren itiraz hakkına sahip olduğu anlaşılır.
İhtiyari iflasta alacaklıların menfaatlerinin korunmasına yönelik mekanizmanın bilinmesi şarttır.
3
İtiraz süresini ve itirazın içeriğini yasal düzenleme ışığında netleştir.
İtiraz süresinin ilandan itibaren 15 gün olduğu ve alacaklıların, talebin alacaklıları zarara sokmak amacıyla yapıldığını ileri sürebileceği sonucuna varılır.
Şıklardaki hatalı süreleri ve yanlış hukuki mekanizmaları (şikâyet, onay nisabı vb.) elemek için kesin kuralın uygulanması gerekir.

Anahtar Kavram

İhtiyari doğrudan iflasta alacaklıların itiraz hakkı ve usulü
Soru 79Soru

Bir tacirin ticari işletmesini devrederek ticareti terk etmesi ve bu durumu ticaret siciline tescil ettirerek ilan etmesinden itibaren 11 yıllık süre içerisinde, hakkında iflas kararı verilmesi durumunda; iflas masasını temsil etmek, masanın haklarını korumak ve tasfiye işlemlerini yürütmekle görevli olan, alacaklılar toplantısı tarafından önerilen adaylar arasından icra mahkemesince seçilen 'hususi' (özel) iflas organı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İflas İdaresi

Cevap

İflas masasını temsil eden ve alacaklıların önerisiyle icra mahkemesi tarafından seçilen hususi organ İflas İdaresi'dir.
İcra ve İflas Kanunu uyarınca iflas idaresi, iflas masasının kanuni temsilcisidir. Alacaklılar toplantısı tarafından önerilen adaylar arasından icra mahkemesi tarafından seçilen üç kişiden oluşur ve tasfiyeyi bizzat yürüten hususi (özel) bir iflas organıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Borçlunun iflasa tabi olup olmadığını belirleyin.
Ticareti terk eden tacir, terk ilanından itibaren 11 yıl süreyle daha iflasa tabi olmaya devam eder.
İcra ve İflas Kanunu madde 44 uyarınca tacir sıfatı sona erse de iflas sorumluluğu bir süre daha devam eder.
2
İflas organlarını 'resmî' ve 'hususi' olarak sınıflandırın.
İcra Mahkemesi, İflas Dairesi ve Yargıtay resmî; Alacaklılar Toplantısı ve İflas İdaresi hususi organlardır.
Organların devlet hiyerarşisinde olup olmamasına göre yapılan bir ayrımdır.
3
İflas masasını temsil eden ve icra mahkemesi tarafından atanan organı tespit edin.
İflas İdaresi, alacaklılar toplantısının gösterdiği adaylar arasından seçilerek masanın yürütme ve temsil görevini üstlenir.
Tasfiyenin aktif olarak yürütülmesi ve yargısal süreçlerde masanın temsil edilmesi bu organın temel görevidir.

Anahtar Kavram

İflas tasfiyesinde resmî organlar (devlet eliyle yürütülen) ile hususi organlar (alacaklıların katılımıyla oluşan) arasındaki ayrım ve iflas idaresinin hukuki niteliği.

İpuçları

1
İflas organlarını 'devlet memurları' ve 'alacaklı temsilcileri' olarak ikiye ayırarak düşünün.

Daha Fazla Pratik

İflas idaresinin seçim usulü ve icra mahkemesinin bu seçimdeki takdir yetkisini inceleyiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 80Soru

Alacaklı, borçlusu aleyhine herhangi bir icra veya iflas takibi başlatmadan, doğrudan doğruya asliye ticaret mahkemesine başvurarak borçlunun iflasını isteyebilmektedir. İcra ve İflas Kanunu'nun 177. maddesinde sınırlı olarak sayılan bu haller, alacaklıya takip aşamalarını atlama imkânı tanır.

Buna göre, aşağıdaki durumların hangisinde alacaklının doğrudan doğruya iflas davası açma hakkı doğar?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Borçlunun, mahkeme ilamıyla hüküm altına alınmış bir borcu, kendisine icra emri tebliğ edilmesine rağmen ödememiş olması

Cevap

Borçlunun mahkeme ilamına dayalı bir borcu icra emrine rağmen ödememiş olması alacaklıya doğrudan iflas davası açma hakkı verir.
İcra ve İflas Kanunu'nun 177. maddesinin 4. bendine göre; borçlunun mahkeme ilamıyla hükme bağlanmış bir borcu icra emri tebliğine rağmen ödememesi durumu, alacaklıya borçlu aleyhine önceden takip yapmadan doğrudan iflas davası açma hakkı tanır. Bu durumda alacaklı, ticaret mahkemesinde açacağı dava ile borçlunun iflasını isteyebilir.

Adım Adım Çözüm

1
Doğrudan iflasın niteliğini belirle.
Doğrudan iflas, icra dairesinde bir takip (ödeme emri süreci) başlatılmadan doğrudan mahkemeden iflas istenmesidir.
Alacaklının ve borçlunun doğrudan iflas sebepleri kanunda (İİK 177 ve 178) ayrı ayrı sayılmıştır.
2
Alacaklıya tanınan özel halleri (İİK 177) kontrol et.
Borçlunun yerleşim yerinin bilinmemesi, kaçması, hileli işlemler yapması, ödemelerini tatil etmesi ve ilama dayalı borcun ödenmemesi bu hallerdendir.
Kanun koyucu, takipli iflasın zaman kaybına yol açacağı riskli durumlarda alacaklıya bu yolu açmıştır.
3
Doğru seçeneği teşhis et.
Mahkeme ilamına rağmen borcun ödenmemesi açıkça 177. madde kapsamında bir alacaklı talepli doğrudan iflas sebebidir.
Borçlunun bizzat başvurusu veya borca batıklık gibi haller borçlunun talebiyle (İİK 178) ilgili kategoridedir.

Anahtar Kavram

Alacaklının Talebiyle Doğrudan İflas (İİK m. 177)

Daha Fazla Pratik

Borçlunun ödemelerini tatil etmesi (İİK 177/3) ile ödeme aczi nedeniyle kendi iflasını istemesi (İİK 178/1) arasındaki farkı inceleyiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
ÖncekiSayfa 4 / 6Sonraki