İlamsız İcra Takibi

86 soru

Soru 1Soru

Genel haciz yoluyla başlatılan bir ilamsız icra takibinde, kendisine ödeme emri tebliğ edilen borçlunun, takip dayanağı adi senet altındaki imzanın kendisine ait olmadığını ileri sürerek takibi durdurmak istemesi durumunda uyması gereken usul ve bu usule uymamanın sonucu ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Borçlu, imzaya itirazını icra dairesine yapacağı itirazda ayrıca ve açıkça bildirmek zorundadır; aksi halde ilgili takip bakımından senet altındaki imzayı kabul etmiş sayılır.

Cevap

Borçlu, imzaya itirazını icra dairesine yapacağı itirazda ayrıca ve açıkça bildirmek zorundadır; aksi halde ilgili takip bakımından senet altındaki imzayı kabul etmiş sayılır.
İcra ve İflas Kanunu'nun 62. maddesinin 4. fıkrasına göre, genel haciz yoluyla ilamsız icra takibinde borçlu, takip dayanağı adi senet altındaki imzanın kendisine ait olmadığı iddiasını ancak itiraz süresi içinde 'ayrıca ve açıkça' bildirdiği takdirde mazeret olarak ileri sürebilir. Bu şekilde yapılmayan bir itiraz, sadece borca itiraz hükmündedir ve borçlu o takip bakımından senet altındaki imzayı ikrar etmiş (kabul etmiş) sayılır. Bu durum alacaklının itirazın kaldırılması aşamasında elini güçlendirir.

Adım Adım Çözüm

1
Takip yolunun ve itiraz merciinin tespiti
Genel haciz yoluyla takipte itiraz, ödeme emrinin tebliğinden itibaren 7 gün içinde icra dairesine yapılır.
Genel haciz yolunda icra dairesi yetkili merciidir (İİK m. 62).
2
İtirazın türünün ve şekil şartının belirlenmesi
İmzaya itirazın, borca itirazdan farklı olarak 'ayrıca ve açıkça' yapılması gerekir.
İİK m. 60/3 ve m. 62/4 hükümleri, imza inkarı için bu özel açıklık şartını aramaktadır.
3
Şarta uymamanın hukuki sonucunun analizi
İmzaya itiraz ayrıca ve açıkça belirtilmemişse, borçlu o takip bakımından imzayı kabul etmiş sayılır.
Borca itiraz takibi durdursa da, imza inkar edilmediği için belgenin imza yönünden kesinliği sağlanmış olur (İİK m. 62/4).

Anahtar Kavram

İmzaya İtirazda 'Ayrıca ve Açıkça' Şartı
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 2Soru

Genel haciz yoluyla yapılan bir takipte borçlunun borca itiraz etmesi üzerine alacaklı, itirazın kendisine tebliğinden itibaren beş ay sonra icra mahkemesine başvurarak itirazın kesin kaldırılmasını talep etmiştir. Alacaklı bu talebinde, borçlu tarafından takibe itiraz edilirken imzası açıkça inkar edilmemiş olan adi bir senede dayanmaktadır. Borçlu ise duruşmada borcun ödendiğini savunmuş ancak bu iddiasını sadece borç miktarını içeren, üzerinde alacaklının imzası olduğu iddia edilen ancak noterlikçe onaylanmamış adi bir makbuzla tevsik etmiştir. Bu durumda icra mahkemesinin yargılaması ve vereceği karar ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Borçlunun sunduğu ödeme belgesi İİK m. 6868 anlamında yetkili mercilerce düzenlenmiş veya imzası alacaklı tarafından ikrar edilmiş bir belge niteliği taşımadığından, mahkemece itirazın kesin kaldırılmasına karar verilmelidir.

Cevap

Borçlunun sunduğu ödeme belgesi İcra ve İflas Kanunu'nun 6868. maddesinde aranan nitelikleri taşımadığı için mahkemece itirazın kesin kaldırılmasına karar verilmelidir.
Doğru yanıt, borçlunun ödeme iddiasını ispat etmek için sunduğu adi makbuzun İcra ve İflas Kanunu'nun 6868. maddesinde öngörülen nitelikte (noterlikçe düzenlenmiş veya onaylanmış, resmi makamlarca verilmiş veya imzası alacaklıca ikrar edilmiş) bir belge olmadığını vurgulayan seçenektir. İtirazın kesin kaldırılması yolunda, alacaklı geçerli bir İİK 6868 belgesine dayandığında ispat yükü borçluya geçer ve borçlu da sadece aynı maddedeki belgelerle itirazını ispatlayabilir.

Adım Adım Çözüm

1
Başvuru süresinin kontrol edilmesi
Alacaklı, itirazın tebliğinden itibaren beş ay sonra başvurmuştur.
İİK m. 68/A68/A uyarınca itirazın kaldırılması talebi altı aylık hak düşürücü süreye tabidir; olayda bu süre aşılmamıştır.
2
Alacaklının dayandığı belgenin niteliğinin değerlendirilmesi
Alacaklı, imzası borçlu tarafından inkar edilmemiş adi bir senede dayanmaktadır.
İİK m. 6868 uyarınca, borçlu itiraz ederken imzayı ayrıca ve açıkça inkar etmezse, o adi senet icra mahkemesinde kesin delil niteliği kazanır.
3
Borçlunun savunmasının ve sunduğu delilin incelenmesi
Borçlu adi bir makbuz sunarak ödeme iddiasında bulunmuştur.
Alacaklı İİK m. 6868 kapsamında bir belgeye dayandığında, borçlu ödeme iddiasını ancak aynı maddedeki (noter senedi, imzası onaylı belge, resmi daire belgesi vb.) belgelerle ispat edebilir; adi makbuz yeterli değildir.

Anahtar Kavram

İtirazın kesin kaldırılması usulünde alacaklı ve borçlunun ispat yükümlülüğü ve belge şartı (İİK Madde 6868)

Daha Fazla Pratik

İtirazın kesin kaldırılması ve itirazın geçici kaldırılması arasındaki temel farkları, özellikle imza inkarının sonuçları bakımından tekrar ediniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 3Soru

Genel haciz yoluyla ilamsız icra takibinde, ödeme emrinin borçlunun ikametgahında ancak borçluyla birlikte oturmayan ve o sırada adreste misafir olarak bulunan bir yakınına tebliğ edildiği tespit edilmiştir. Borçlu, bu durumdan haberdar olduktan sonra 02.03.2026 tarihinde icra dairesine giderek dosya fotokopisini almış ve aynı gün tebligatın usulsüzlüğünü öğrenmiştir. Bu olayla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tebligat usulsüzdür; ancak borçlunun öğrendiğini beyan ettiği 02.03.2026 tarihi tebliğ tarihi sayılır ve itiraz süreleri bu tarihten itibaren başlar.

Cevap

Tebligat usulsüzdür; ancak borçlunun öğrendiğini beyan ettiği 02.03.2026 tarihi tebliğ tarihi sayılır ve itiraz süreleri bu tarihten itibaren başlar.
Tebligat Kanunu madde 32'ye göre, tebliğ usulüne aykırı yapılmış olsa bile, muhatabı tebliğe muttali olmuş (öğrenmiş) ise geçerli sayılır. Borçlunun beyan ettiği öğrenme tarihi, tebliğ tarihi olarak kabul edilir ve tüm kanuni süreler (itiraz, mal beyanı vb.) bu tarihten itibaren işlemeye başlar.

Adım Adım Çözüm

1
Tebligatın yapıldığı kişinin durumunu incelemek
Borçluyla birlikte oturmayan misafire yapılan tebliğ usulsüzdür.
Tebligat Kanunu'na göre tebliğ, muhatapla birlikte aynı çatı altında yaşayan kişilere yapılabilir.
2
Usulsüz tebligatın geçerlilik şartını belirlemek
Borçlu tebligatı öğrendiğini beyan ettiği an tebligat geçerli hale gelir.
Tebligat Kanunu madde 32, usulsüz tebliğde muhatabın öğrenme tarihini tebliğ tarihi kabul eder.
3
Sürelerin başlangıç tarihini tespit etmek
İtiraz ve mal beyanı süresi 02.03.2026 tarihinden itibaren başlar.
Öğrenme beyanıyla birlikte yasal 7 günlük süre işlemeye başlar.

Anahtar Kavram

Usulsüz Tebligat ve Öğrenme Tarihi

Daha Fazla Pratik

İcra mahkemesinin tebligat usulsüzlüğü şikayeti üzerine verdiği kararların niteliğini ve kesinliğini inceleyiniz.

Alternatif Yöntem

Borçlu eğer icra mahkemesine şikayette bulunursa, mahkeme usulsüzlüğü tespit ederek tebliğ tarihini borçlunun bildirdiği tarih olarak düzeltebilir.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 4Soru

Genel haciz yoluyla takipte borçluya gönderilen ödeme emrinde, borçlunun yedi gün içinde borca itiraz etmemesi ve borcu ödememesi halinde mal beyanında bulunması gerektiği ihtarı yer almamaktadır. Ayrıca söz konusu ödeme emri tebligatı, borçlu yerine aynı konutta ikamet etmeyen komşusuna teslim edilerek usulsüz şekilde tebliğ edilmiştir. Borçlu bu durumu 02.03.2026 tarihinde öğrenmiştir.

Buna göre, borçlunun söz konusu işlemlerle ilgili başvurabileceği hukuki yol ve süresi hakkında aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hem tebligatın usulsüzlüğü hem de ödeme emrindeki ihtar eksikliği nedeniyle 09.03.2026 mesai bitimine kadar icra mahkemesine şikayet yoluna başvurulmalıdır.

Cevap

Borçlu, usulsüz tebliği öğrendiği tarihten itibaren 7 gün içinde (09.03.2026 tarihine kadar) icra mahkemesine şikayet yoluna başvurmalıdır.
İcra ve İflas Kanunu m. 60 uyarınca ödeme emrinde borcun ödenmemesi veya itiraz edilmemesi halinde mal beyanında bulunulması gerektiği ihtarı zorunludur. Bu ihtarın eksikliği veya tebligatın komşuya yapılması gibi usulsüzlükler birer şikayet sebebidir. İİK m. 16 ve Tebligat Kanunu m. 32 uyarınca, borçlu bu hukuka aykırılıkları öğrendiği tarihten itibaren 7 gün içinde icra mahkemesine bildirmelidir. 02.03.2026 tarihinde öğrenilen usulsüzlükler için 7 günlük süre 09.03.2026 tarihinde dolar.

Adım Adım Çözüm

1
İcra dairesince gerçekleştirilen tebliğ işleminin ve düzenlenen ödeme emrinin hukuki niteliği belirlenir.
Tebligatın komşuya yapılması usulsüz tebliğdir (Tebligat K. m. 32); mal beyanı ihtarının eksikliği ise ödeme emrinin içeriğindeki kanuna aykırılıktır (İİK m. 60).
İcra memurunun kanuna aykırı işlemleri şikayet kurumunun konusunu oluşturur.
2
Söz konusu işlemler için başvurulacak hukuki yol ve görevli merci tespit edilir.
Başvuru yolu 'şikayet', görevli merci ise 'İcra Mahkemesi'dir.
İİK m. 16 uyarınca icra dairelerinin işlemlerine karşı icra mahkemesine şikayette bulunulur.
3
Başvuru süresi ve sürenin başlangıç tarihi hesaplanır.
Öğrenme tarihi olan 02.03.2026 tarihinden itibaren başlayan 7 günlük süre, 09.03.2026 mesai saati bitiminde sona erer.
Şikayet süresi genel kural olarak 7 gündür ve usulsüz tebliğde bu süre öğrenme beyanıyla başlar.

Anahtar Kavram

Ödeme Emrinin Zorunlu İçeriği ve Usulsüz Tebliğde Şikayet Prosedürü
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 5Soru

Genel haciz yoluyla yapılan bir ilamsız icra takibinde, borçluya ödeme emri 1212 Mayıs Salı günü usulüne uygun olarak tebliğ edilmiştir. Borçlu, takibe dayanak yapılan adi senetteki imzanın kendisine ait olmadığını iddia etmekte ve ayrıca asıl borcun sadece bir kısmına itiraz etmeyi planlamaktadır.

Buna göre borçlunun itirazlarını usulüne uygun ve süresinde yapabilmesi ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: 1919 Mayıs tarihinin resmî tatil olması nedeniyle itiraz süresi 2020 Mayıs Çarşamba günü mesai bitimine kadar uzar; borçlu bu süre içinde imzaya itirazını ayrıca ve açıkça bildirmeli ve kısmi itirazında itiraz ettiği miktarı rakamla belirtmelidir.

Cevap

İtiraz süresi son günü resmî tatile (1919 Mayıs) denk geldiği için 2020 Mayıs mesai bitimine kadar uzar; ayrıca imzaya itirazın ayrıca/açıkça yapılması ve kısmi itirazda miktarın belirtilmesi usul şartıdır.
Doğru cevapta belirtilen ifadeler İİK m. 1919, 6060 ve 6262 hükümleriyle tam uyumludur. 1919 Mayıs resmî tatil olduğu için sürenin bir gün uzaması ve borçlunun hem imzaya hem de kısmi borca itiraz ederken kanunda öngörülen nitelikli beyan şartlarını (ayrıca/açıkça ve miktar belirterek) yerine getirmesi gerekliliği hukuki gerçekliği yansıtmaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Tebliğ tarihinden itibaren süreyi hesaplayın.
1212 Mayıs Salı günü yapılan tebliğden itibaren 77 günlük süre 1919 Mayıs Salı günü mesai bitiminde dolar.
Genel haciz yolunda itiraz süresi ödeme emrinin tebliğinden itibaren 77 gündür.
2
Son günün tatil durumunu kontrol edin.
1919 Mayıs Atatürk'ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı nedeniyle resmî tatildir; bu sebeple süre 2020 Mayıs Çarşamba gününe uzar.
İİK m. 1919 uyarınca sürenin son günü tatile rastlarsa tatili takip eden ilk iş günü süre sona erer.
3
İtirazın içerik şartlarını değerlendirin.
İmzaya itirazın 'ayrıca ve açıkça' yapılması, kısmi itirazda ise 'itiraz edilen miktarın rakamla belirtilmesi' gerekir.
İİK m. 6060 ve 6262 uyarınca bu şartlara uyulmaması itirazın geçersizliği sonucunu doğurur.

Anahtar Kavram

İlamsız icrada itiraz sürelerinin hesaplanması, resmî tatil etkisi ve itirazın içerik şartları (imza/kısmi itiraz).
Soru 6Soru

Alacaklı (A), noterlikçe imzası onaylanmış ve kayıtsız şartsız bir para borcu ikrarını içeren bir belgeye dayanarak borçlu (B) hakkında genel haciz yoluyla ilamsız icra takibi başlatmıştır. Borçlunun yasal süresi içinde ödeme emrine itiraz etmesi üzerine takip kendiliğinden durmuştur. Bu durumda alacaklının, takibin devamını sağlamak amacıyla başvurabileceği 'itirazın kesin kaldırılması' yoluyla ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İtirazın kendisine tebliğinden itibaren altı ay içinde icra mahkemesine başvurulmalıdır; bu süre hak düşürücü niteliktedir.

Cevap

İtirazın kendisine tebliğinden itibaren altı ay içinde icra mahkemesine başvurulmalıdır; bu süre hak düşürücü niteliktedir.
İcra ve İflas Kanunu madde 68/1 uyarınca, talebine itiraz edilen alacaklı, takibi durduran itirazın kendisine tebliğinden itibaren altı ay içinde icra mahkemesinden itirazın kaldırılmasını isteyebilir. Bu süre hak düşürücü niteliktedir ve mahkemece re'sen dikkate alınır.

Adım Adım Çözüm

1
Belgenin niteliğini kontrol etme
Belge, İİK madde 68 kapsamında 'noterlikçe imzası tasdik edilmiş bir belge' niteliğindedir.
Bu tür belgeler alacaklıya icra mahkemesinde itirazın kesin kaldırılmasını isteme hakkı tanır.
2
Başvuru süresini ve merciini belirleme
Başvuru süresi 6 ay, başvuru mercii ise İcra Mahkemesi'dir.
İlamsız icrada itirazın kaldırılması usulü icra mahkemesinin görev alanındadır.
3
Sürenin başlangıcını ve hukuki niteliğini teyit etme
Süre tebliğle başlar ve hak düşürücü niteliktedir.
Takibin kesinleşmesi için öngörülen bu süre geçtiğinde alacaklı bu yoldan yararlanma hakkını kaybeder.

Anahtar Kavram

İtirazın Kesin Kaldırılmasında Süre ve Usul
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 7Soru

Genel haciz yoluyla ilamsız icra takibinde, takip dayanağı olan adi senet altındaki imzanın kendisine ait olmadığını iddia eden borçlu, icra dairesine sunduğu yedi günlük itiraz dilekçesinde sadece "Alacaklıya böyle bir borcum bulunmamaktadır, borca ve takibe itiraz ediyorum." şeklinde bir beyanda bulunmuştur. İcra ve İflas Kanunu'nun ilgili hükümleri dikkate alındığında, borçlunun bu itirazının takip konusu senet altındaki imza üzerindeki hukuki sonucu aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Takip konusu senet altındaki imza, söz konusu takip bakımından borçlu tarafından ikrar edilmiş sayılır.

Cevap

Borçlu, imzayı ayrıca ve açıkça reddetmediği için o takip bakımından imzayı ikrar etmiş (kabul etmiş) sayılır.
İcra ve İflas Kanunu uyarınca, adi senede dayalı takiplerde borçlu imzayı 'ayrıca ve açıkça' reddetmelidir. Sadece borca itiraz edilmesi durumunda, senet altındaki imza o takip bakımından borçlu tarafından kabul edilmiş (ikrar edilmiş) sayılır ve alacaklı ilerleyen aşamalarda (itirazın kaldırılması vb.) imzanın aidiyetini ispatlamak zorunda kalmaz.

Adım Adım Çözüm

1
Borçlunun itiraz beyanının İİK m. 60/3 ve m. 62/4 çerçevesinde değerlendirilmesi.
Borçlunun sadece "borcum yoktur" diyerek genel bir itirazda bulunduğu tespit edilmiştir.
İmzaya itirazın geçerli olabilmesi için kanun koyucu 'ayrıca ve açıkça' bildirilme şartı aramıştır.
2
İmzaya itirazın 'ayrıca ve açıkça' yapılmamasının hukuki sonucunun belirlenmesi.
Senet altındaki imza, o takip yönünden ikrar edilmiş sayılır.
Sessiz kalınması veya sadece borca itiraz edilmesi, imzanın doğruluğunun kabulü anlamına gelir.

Anahtar Kavram

İmzaya itirazın ayrıca ve açıkça yapılması zorunluluğu (İİK m. 60, 62).

Daha Fazla Pratik

İmza itirazının 'ayrıca ve açıkça' yapılmamasının, alacaklının İcra Mahkemesinden 'itirazın kesin kaldırılmasını' talep ettiği aşamada sağlayacağı ispat kolaylıklarını inceleyiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 8Soru

İlamsız icra takibi başlatmak amacıyla icra dairesine sunulan takip talebinin içeriği ve bu talebin yasal gerekliliklerine ilişkin İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK) 58.58. maddesi hükümleri dikkate alındığında, aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İlamsız icra takibi başlatılabilmesi için alacağın mutlaka bir belgeye dayanması ve bu belgenin aslının veya bir örneğinin ya da borçlunun takibi kabul ettiğine dair imzasının takip talebine eklenmesi şarttır.

Cevap

İlamsız takip başlatılabilmesi için alacağın mutlaka bir belgeye dayanması ve bu belgenin ya da borçlunun imzasının takip talebine eklenmesi şart değildir.
İlamsız icra takibinin en temel özelliklerinden biri, alacağın herhangi bir belgeye (ilam, senet, noter ihtarnamesi vb.) dayanma zorunluluğunun bulunmamasıdır. Alacaklı, takip talebinde alacağın sebebini bildirmek kaydıyla herhangi bir belge sunmadan takip başlatabilir. Dolayısıyla takip başlatılması için belgenin veya borçlunun imzasının şart olduğu yönündeki ifade yanlıştır.

Adım Adım Çözüm

1
İİK 58.58. madde kapsamında takip talebinin zorunlu unsurlarını analiz et.
Alacaklının imzası, T.C. kimlik numarası, takip yolu seçimi ve Türk parası cinsinden alacak tutarı zorunludur.
Yasal geçerlilik şartlarını belirlemek için.
2
İlamsız icra takibinin temel özelliğini (belge zorunluluğu olup olmadığını) değerlendir.
İlamsız takipte alacaklının elinde bir belge (senet, makbuz vb.) olması şart değildir; sözlü bir sözleşmeye dayanarak da takip başlatılabilir.
Takibin hukuki niteliğini ayırt etmek için.
3
Eksikliklerin sonuçlarını İİK 58/458/4 uyarınca incele.
İcra müdürü eksiklik tespit ederse takibi reddetmez, alacaklıya bu eksikliği tamamlatır.
Usule ilişkin sonuçları belirlemek için.

Anahtar Kavram

İlamsız Takipte Belgesiz Takip ve Eksikliklerin Tamamlatılması
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 9Soru

Alacaklı (K)(K), borçlu (L)(L)’den olan 10.00010.000 İsviçre Frangı tutarındaki senetsiz alacağını tahsil etmek amacıyla icra dairesine başvurarak genel haciz yoluyla takip sürecini başlatmıştır. İcra ve İflas Kanunu’nun takip talebinin içeriğini düzenleyen 5858. maddesi hükümleri uyarınca, bu takip işlemiyle ilgili alacaklının yerine getirmesi gereken zorunlu yükümlülük aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yabancı para alacağının takip tarihindeki kur üzerinden Türk parası karşılığını takip talebinde açıkça belirtmek

Cevap

Yabancı para alacağının takip tarihindeki kur üzerinden Türk parası karşılığını takip talebinde açıkça belirtmek
İcra ve İflas Kanunu'nun 5858. maddesinin 33. fıkrası uyarınca, alacak yabancı para ise alacağın hangi tarihteki kur üzerinden Türk parasına çevrildiği ve bu tarihteki Türk parası karşılığının takip talebinde gösterilmesi zorunludur. Bu zorunluluk, hem takibin netliğini sağlamak hem de ödenecek harçların doğru hesaplanabilmesi için getirilmiştir. Eksiklik durumunda icra müdürü takip talebini reddetmelidir.

Adım Adım Çözüm

1
Alacağın türünü ve takip yolunu belirle
Alacak yabancı para (10.00010.000 CHF) ve takip yolu ilamsız icradır.
Yabancı para alacakları için İcra ve İflas Kanunu'nda özel düzenlemeler mevcuttur.
2
İcra ve İflas Kanunu m. 58 hükmünü hatırla
Takip talebinde alacaklı, borçlu, alacak miktarı, faiz ve yabancı para ise Türk parası karşılığını belirtmelidir.
Takip talebi icra takibinin temelini oluşturur ve harçlar bu miktar üzerinden hesaplanır.
3
Yabancı para çevrim kuralını uygula
Alacaklı, yabancı paranın takip tarihindeki kur üzerinden Türk parası değerini yazmak zorundadır.
Türkiye'de icra takipleri Türk parası üzerinden yürütülür ve harçlandırılır; bu husus takibin geçerliliği için emredicidir.

Anahtar Kavram

İlamsız İcra Takibinde Takip Talebinin Zorunlu İçeriği (İİK m. 58)
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 10Soru

Genel haciz yoluyla ilamsız icra takibinde borçluya çıkarılan ödeme emri, Tebligat Kanunu hükümlerine aykırı olarak usulsüz bir şekilde tebliğ edilmiştir. Borçlu, bu usulsüz tebliğe karşı icra mahkemesinde şikayet yoluna başvurmamış; ancak tebliğden üç gün sonra icra dairesine giderek borcun tamamına itiraz etmiştir. Bu durumda söz konusu usulsüz tebliğin geçerliliği ve sonuçları ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Borçlu borca itiraz etmekle tebligatı öğrendiğini kabul etmiş sayılır ve tebligat, itirazın yapıldığı tarihte geçerli bir tebliğin sonuçlarını doğurur.

Cevap

Borçlunun borca itiraz etmesi, usulsüz tebligatı öğrendiğini gösterir ve tebligat itiraz tarihi itibarıyla geçerli bir tebliğin sonuçlarını doğurur.
Tebligat Kanunu'nun 32. maddesi uyarınca, bir tebligat usulüne aykırı yapılmış olsa dahi, eğer muhatabı bu tebliğden haberdar olmuşsa tebligat geçerli sayılır. Borçlunun icra dairesine giderek borca itiraz etmesi, ödeme emrini ve tebliği öğrendiğinin açık bir göstergesidir. Bu durumda, borçlunun beyan ettiği veya itirazın yapıldığı tarih tebliğ tarihi olarak kabul edilir ve tebligat o andan itibaren hukuki sonuçlarını doğurur.

Adım Adım Çözüm

1
Tebligat Kanunu madde 32 hükmünü değerlendir.
Tebliğ usulüne aykırı yapılmış olsa dahi, muhatap tebliğe muttali olmuşsa tebliğin geçerli olduğu saptanır.
Usulsüz tebliğin kendiliğinden geçersiz olmadığı, borçlunun öğrenmesiyle düzelebileceği kuralını uygulamak gerekir.
2
Borçlunun 'itiraz' işleminin hukuki etkisini incele.
İtiraz işlemi, borçlunun ödeme emrinden ve dolayısıyla tebliğden haberdar olduğunu (öğrendiğini) kesin olarak kanıtlar.
Öğrenme tarihi olarak borçlunun beyan ettiği veya eylemiyle ortaya koyduğu tarih esas alınır.
3
Sürelerin başlangıcını ve takibin durumunu belirle.
Tebligat, itirazın yapıldığı tarihte gerçekleşmiş sayılır; bu işlemle birlikte takip durur ve süreler bu yeni tarihe göre hesaplanır.
İİK ve Tebligat Kanunu'na göre geçerli bir itiraz takibi durdurur ve usulsüz tebliğde öğrenme tarihi tebliğ tarihi sayılır.

Anahtar Kavram

Usulsüz tebliğin öğrenme (ıttıla) ile geçerli hale gelmesi (Tebligat Kanunu m. 32)
Soru 11Soru

Borçlunun itirazı üzerine duran bir ilamsız icra takibinde, alacaklının icra mahkemesine başvurarak "itirazın kesin kaldırılmasını" isteyebileceği kanuni süre ve bu sürenin niteliği aşağıdakilerin hangisinde doğru verilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İtirazın alacaklıya tebliğinden itibaren 6 ay - Hak düşürücü süre

Cevap

Alacaklı, itirazın kendisine tebliğinden itibaren 6 ay içinde icra mahkemesinden itirazın kesin kaldırılmasını talep etmelidir; bu süre hak düşürücü bir süredir.
İlamsız icra takibinde, borçlunun itirazı alacaklıya tebliğ edildikten sonra alacaklının elinde İİK m. 68'deki belgelerden biri varsa, 6 ay içinde icra mahkemesine başvurarak itirazın kesin kaldırılmasını isteyebilir. Bu süre hak düşürücü nitelikte olup mahkemece kendiliğinden gözetilir.

Adım Adım Çözüm

1
Başvuru süresinin başlangıcını belirle.
Süre, borçlunun itirazının alacaklıya tebliğ edildiği tarihten itibaren başlar.
Kanun, alacaklının itirazdan haberdar olduğu anı esas alır.
2
İlgili kanun maddesini (İİK 68) uygula.
Alacaklı için tanınan süre 6 aydır.
İcra mahkemesi prosedürleri seri muhakeme gerektirdiği için genel dava sürelerinden kısa tutulmuştur.
3
Sürenin hukuki niteliğini tespit et.
Bu süre geçirilirse hak sona erer, yani hak düşürücüdür.
Takip hukukundaki kesin süreler genellikle hak düşürücü niteliktedir.

Anahtar Kavram

İtirazın kesin kaldırılması talebinde 6 aylık hak düşürücü süre.
Soru 12Soru

Genel haciz yoluyla başlatılan bir ilamsız icra takibinde, takip dayanağı adi senet altındaki imzanın kendisine ait olmadığını iddia eden borçlu, süresi içinde icra dairesine verdiği dilekçede sadece "Borca itiraz ediyorum." şeklinde beyanda bulunmuştur. Bu durumda, İcra ve İflas Kanunu uyarınca senet altındaki imzanın hukuki durumu aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Senet altındaki imza borçlu tarafından ikrar edilmiş sayılır.

Cevap

Senet altındaki imza borçlu tarafından ikrar edilmiş (kabul edilmiş) sayılır.
İcra ve İflas Kanunu madde 62/4 hükmüne göre, borçlu takip dayanağı adi senet altındaki imzayı reddetmek istiyorsa bunu itiraz süresi içinde 'ayrıca ve açıkça' yapmalıdır. Eğer sadece borca itiraz edilirse, senet altındaki imza kabul edilmiş sayılır ve borçlu takibin sonraki aşamalarında bu imzanın kendisine ait olmadığını ileri süremez.

Adım Adım Çözüm

1
İmzaya itirazın şekil şartının belirlenmesi
İcra ve İflas Kanunu madde 62/4 uyarınca, adi senet altındaki imzanın reddi 'ayrıca ve açıkça' yapılmalıdır.
Kanun koyucu, imza sahteliği iddiasını ciddi bir durum olarak gördüğü için genel itirazların içine gizlenmesini engellemek istemiştir.
2
Borçlunun beyanının değerlendirilmesi
Borçlunun sadece 'borca itiraz ediyorum' demesi, imzayı ayrıca ve açıkça reddetmediğini gösterir.
Genel borç itirazı sadece borcun maddi hukuk bakımından (ödeme, zamanaşımı vb.) varlığına ilişkindir.
3
Hukuki sonucun tespiti
Ayrıca ve açıkça reddedilmeyen imza ikrar edilmiş (kabul edilmiş) sayılır.
Usulüne uygun yapılmayan imza itirazı, imzanın geçerliliğini kesinleştirir.

Anahtar Kavram

İmzaya itirazın 'ayrıca ve açıkça' yapılması zorunluluğu ve ikrar varsayımı.

İpuçları

1
İcra ve İflas Kanunu'nda imzanın reddi için özel bir ifade biçimi aranıp aranmadığını düşünün.

Daha Fazla Pratik

İmzaya itirazın 'ayrıca ve açıkça' yapılmamasının, ileride açılacak itirazın kesin kaldırılması talebindeki etkisini inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 13Soru

Genel haciz yoluyla yapılan ilamsız icra takibinde, borçluya gönderilen ödeme emri tebligatının kanuni usullere aykırı olarak (usulsüz) gerçekleştirilmesi durumunda, tebliğin geçerliliği ve yasal sürelerin başlangıcı ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tebliğ işlemi usulüne aykırı yapılmış olsa dahi, muhatabın bu işlemi öğrendiğini bildirdiği tarih esas tebliğ tarihi kabul edilir ve yasal süreler bu tarihten itibaren başlar.

Cevap

Tebliğ işlemi usulüne aykırı yapılmış olsa dahi, muhatabın bu işlemi öğrendiğini bildirdiği tarih esas tebliğ tarihi kabul edilir ve yasal süreler bu tarihten itibaren başlar.
Tebligat Kanunu’nun 32. maddesine göre, tebliğ usulüne aykırı yapılmış olsa dahi, muhatabı tebliğe muttali olmuşsa tebliğ geçerli kabul edilir. Muhatabın beyan ettiği öğrenme tarihi, tebliğ tarihi olarak kabul edilir ve tüm yasal süreler (itiraz, mal beyanı vb.) bu tarihten itibaren hesaplanır.

Adım Adım Çözüm

1
Tebligat Kanunu 32. maddesinin değerlendirilmesi
Tebliğ usulüne aykırı yapılmış olsa bile, muhatabı tebliğe muttali olmuşsa (öğrenmişse) tebliğ geçerli sayılır.
Usulsüz tebliğde muhatabın hak kaybına uğramaması sağlanırken, işlemin tamamen geçersiz sayılması da önlenir.
2
Sürelerin başlangıcının tespiti
Muhatabın beyan ettiği tarih, tebliğ tarihi olarak kabul edilir.
Borçlunun itiraz veya ödeme süresi gibi hak düşürücü sürelerin ancak bilgilendirme gerçekleştikten sonra başlaması hukuk devleti ilkesinin bir gereğidir.

Anahtar Kavram

Usulsüz Tebliğ ve Öğrenme Tarihi
Soru 14Soru

İlamsız icra takibinde borçlunun ödeme emrine itiraz etmesiyle duran takibin devamını sağlamak amacıyla alacaklının genel mahkemelerde açtığı "itirazın iptali davası", itirazın alacaklıya tebliğinden itibaren hangi süre içerisinde açılmalıdır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: 1 yıl

Cevap

İtirazın iptali davası, itirazın alacaklıya tebliğinden itibaren 1 yıl içinde açılmalıdır.
İcra ve İflas Kanunu madde 67'ye göre, takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliğinden itibaren bir yıl içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. Bu davanın genel mahkemelerde açılması ve 1 yıllık hak düşürücü süreye tabi olması temel kuraldır.

Adım Adım Çözüm

1
Davanın niteliğini belirle
İtirazın iptali davası, duran takibi canlandırmak için genel mahkemelerde açılan bir eda davasıdır.
Bu davanın şartları ve süresi İcra ve İflas Kanunu madde 67'de düzenlenmiştir.
2
Sürenin başlangıcını tespit et
Süre, borçlunun itirazının alacaklıya tebliğ edildiği tarihten itibaren başlar.
Alacaklının dava hakkını kullanabilmesi için itirazdan haberdar olması gerekir.
3
Yasal süreyi uygula
İlgili madde uyarınca süre 1 yıldır.
1 yıllık süre hak düşürücü niteliktedir; bu süre geçtikten sonra dava açılamaz ancak alacak genel hükümlere göre takip edilebilir.

Anahtar Kavram

İtirazın İptali Davasında Hak Düşürücü Süre

İpuçları

1
İcra mahkemesine başvurmak yerine genel mahkemeye gidildiğinde süre genellikle daha uzundur.

Daha Fazla Pratik

İtirazın iptali davasında alacaklı lehine hükmedilen 'icra inkar tazminatı' şartlarını inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 15Soru

İcra ve İflas Kanunu'nun 58. maddesinde, alacaklının icra dairesine sunduğu takip talebinde bulunması zorunlu olan unsurlar açıkça belirtilmiştir. Buna göre, genel haciz yoluyla ilamsız icra takibinde hazırlanan bir takip talebinde aşağıdakilerden hangisinin yer alması zorunlu bir unsur değildir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Borçlunun takip talebi formuna atacağı imzası

Cevap

İlamsız icra takibinde takip talebinde borçlunun imzasının bulunması zorunlu değildir.
Takip talebi, icra takibini başlatan ve icra dairesine sunulan bir talep formudur. Bu form alacaklı veya temsilcisi tarafından doldurulur ve imzalanır. Borçlunun bu belgede imzasının bulunması söz konusu değildir; zira icra takibi borçluya karşı, onun rızası dışında yürütülen bir cebri icra işlemidir.

Adım Adım Çözüm

1
İcra ve İflas Kanunu madde 58'in içeriğini analiz edin.
Takip talebinde alacaklı/borçlu bilgileri, alacak miktarı, borcun sebebi ve takip yolu gibi unsurların zorunlu olduğu görülür.
Yasal zorunlulukların tespiti için kanun metni temel dayanaktır.
2
Takip talebinin hukuki niteliğini değerlendirin.
Takip talebi, alacaklının icra dairesine yönelttiği tek taraflı bir irade beyanıdır.
Belgeyi düzenleyen ve imzalayan kişi alacaklıdır; borçlunun kendi aleyhine başlatılan bir takibe imza atması prosedür gereği mümkün değildir.

Anahtar Kavram

İlamsız İcra Takibinde Takip Talebinin Zorunlu Unsurları (İİK m. 58)

Daha Fazla Pratik

Takip talebindeki eksikliklerin icra memuru tarafından nasıl karşılanması gerektiğini ve şikayet yolunu inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 16Soru

Genel haciz yoluyla yapılan ilamsız icra takibinde, ödeme emri kendisine tebliğ edilen borçlu, borcun tamamına veya bir kısmına itiraz etmek isterse bu itirazını hangi süre içerisinde ve nereye bildirmelidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ödeme emrinin tebliğinden itibaren 7 gün içinde icra dairesine

Cevap

Ödeme emrinin tebliğinden itibaren 7 gün içinde icra dairesine
İlamsız icra takibinde (genel haciz yolu), İcra ve İflas Kanunu'nun 62. maddesi gereğince borçlu, ödeme emrinin kendisine tebliğinden itibaren 7 gün içinde itirazını icra dairesine bildirmek zorundadır. Bu süre hak düşürücü olup, itirazın süresinde ve doğru mercie yapılması takibi durdurur.

Adım Adım Çözüm

1
Takip türünün ve uygulanacak kanun hükmünün belirlenmesi
İlamsız icra (genel haciz yolu) ve İcra İflas Kanunu'nun 62. maddesi.
İlamsız takiplerde borçlunun savunma mekanizması olan itirazın usulü bu maddede düzenlenmiştir.
2
Yasal itiraz süresinin ve yetkili merciin tespit edilmesi
7 günlük süre ve takibin yapıldığı icra dairesi.
Kanun, borçluya borcun varlığına karşı çıkması için tebliğden itibaren bir haftalık (7 gün) bir süre tanımış ve bu beyanın icra dairesine yapılmasını şart koşmuştur.

Anahtar Kavram

İlamsız İcra Takibinde İtiraz Süresi ve Mercii

Daha Fazla Pratik

İtiraz süresinin kaçırılması durumunda başvurulabilecek olan 'gecikmiş itiraz' kurumunun şartlarını ve merciini inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 17Soru

Genel haciz yoluyla ilamsız icra takibinde borçluya gönderilen ödeme emrinde, "yedi gün içinde mal beyanında bulunması, aksi halde hapisle tazyik olunacağı" yönündeki yasal ihtaratın yer almadığı görülmüştür. Ayrıca tebligat memuru, borçlunun adreste bulunmadığını tespit etmesine rağmen, Tebligat Kanunu'nun 21. maddesindeki usullere riayet etmeden ödeme emrini doğrudan kapıcının eşine teslim etmiştir. Borçlu, bu durumdan teslim tarihinden 10 gün sonra haberdar olmuştur.

Bu olayla ilgili İcra ve İflas Kanunu hükümleri uyarınca aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tebligat usulsüzdür; ancak borçlunun bildirdiği öğrenme tarihi tebliğ tarihi sayılır ve borçlu, hem usulsüzlüğü hem de ödeme emrindeki ihtar eksikliğini öğrenme tarihinden itibaren yedi gün içinde icra mahkemesine şikayet konusu yapmalıdır.

Cevap

Tebligatın usulsüz olduğu, öğrenme tarihinin tebliğ tarihi sayılacağı ve hem bu usulsüzlüğün hem de ödeme emri içeriğindeki ihtar eksikliğinin öğrenmeden itibaren yedi gün içinde icra mahkemesine şikayet edilmesi gerektiği yönündeki ifade doğrudur.
Tebligatın usulüne aykırı yapılması durumunda Tebligat Kanunu m. 32 uyarınca tebliğ hükümsüz sayılmaz, muhatabın beyan ettiği öğrenme tarihi tebliğ tarihi kabul edilir. Ayrıca İİK m. 60'ta sayılan mal beyanı ihtarı gibi zorunlu unsurların eksikliği ödeme emrinin iptali sebebidir. Borçlu, her iki hususu (tebligat usulsüzlüğü ve içerik eksikliği) öğrenme tarihinden itibaren yedi gün içinde icra mahkemesine şikayet ederek gidermelidir.

Adım Adım Çözüm

1
Tebligatın geçerliliğini denetleme
Tebligat usulsüzdür.
Tebligat Kanunu m. 21'deki araştırma usulüne uyulmadan kapıcıya teslim yapılması yasal prosedüre aykırıdır.
2
Usulsüz tebligatın hukuki sonucunu saptama
Borçlunun bildirdiği tarih tebliğ tarihi sayılır.
Tebligat Kanunu m. 32 uyarınca tebliğ usulsüz de olsa muhatap öğrendiğinde muteber olur.
3
Ödeme emrinin içeriğini İİK m. 60 kapsamında inceleme
Ödeme emri usulsüzdür.
Mal beyanı ihtarı ödeme emrinin zorunlu unsurlarından biridir.
4
Başvuru merciini ve süresini belirleme
Öğrenme tarihinden itibaren 7 gün içinde icra mahkemesine şikayet.
İcra memurunun yaptığı usulsüz işlemlere karşı İİK m. 16/1 uyarınca icra mahkemesine başvurulur.

Anahtar Kavram

Usulsüz tebliğ ve ödeme emrinin zorunlu içeriği üzerindeki denetim (Şikayet yolu)
Tahmini Süre:3m 0s
Soru 18Soru

Genel haciz yoluyla yapılan bir takipte borçlunun borca itirazı üzerine takibin durması durumunda, alacaklının İcra ve İflas Kanunu Madde 6868'de sayılan belgelerden birine dayanarak icra mahkemesine başvurmasıyla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İtirazın kesin kaldırılması talebi, itirazın alacaklıya tebliğinden itibaren 66 ay içinde icra mahkemesine yapılmalıdır ve bu süre hak düşürücü niteliktedir.

Cevap

İtirazın kesin kaldırılması talebi, itirazın alacaklıya tebliğinden itibaren 66 ay içinde icra mahkemesine yapılmalıdır ve bu süre hak düşürücü niteliktedir.
İcra ve İflas Kanunu'nun 6868. maddesine göre, alacaklı itirazın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren 66 ay içinde icra mahkemesine başvurarak itirazın kesin kaldırılmasını talep etmelidir. Bu süre hak düşürücü bir süre olup mahkemece re'sen dikkate alınır.

Adım Adım Çözüm

1
İtirazın türünü ve başvuru merciini belirle.
Borçlu borca itiraz ettiği için alacaklı icra mahkemesinden 'itirazın kesin kaldırılmasını' talep etmelidir.
Borca itirazda (imza dışındaki itirazlar) öngörülen yol kesin kaldırmadır.
2
Başvuru süresini kontrol et.
Başvuru süresi, itirazın alacaklıya tebliğinden itibaren 66 aydır.
İİK m. 6868 bu süreyi açıkça belirlemiştir.
3
Sürenin hukuki niteliğini analiz et.
Bu süre hak düşürücü süredir.
Süre geçtikten sonra icra mahkemesine bu takip dosyası üzerinden tekrar kesin kaldırma başvurusu yapılamaz.

Anahtar Kavram

İtirazın kesin kaldırılması başvuru süresi ve belgeleri
Soru 19Soru

Hakkında genel haciz yoluyla ilamsız takip başlatılan borçlu (A), ödeme emrinin tebliğ edildiği gün ağır bir trafik kazası geçirerek bilinci kapalı bir şekilde hastaneye kaldırılmıştır. Borçlunun bilinci 12 gün sonra yerine gelmiş ve aynı gün taburcu edilmiştir. Bu durumda borçlu (A), süresinde yapamadığı itirazını 'gecikmiş itiraz' (kusursuz engel) kapsamında ileri sürmek isterse, bu başvuruyu hangi süre içerisinde ve hangi mercie yapmalıdır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Engelin kalktığı tarihten itibaren 3 gün içinde - İcra Mahkemesine

Cevap

Borçlu, engelin kalktığı tarihten itibaren 3 gün içinde doğrudan icra mahkemesine gecikmiş itiraz başvurusunda bulunmalıdır.
İcra ve İflas Kanunu'nun 65. maddesine göre, borçlu kusuru olmaksızın bir engel nedeniyle süresinde itiraz edememişse, bu engelin kalktığı günden itibaren 3 gün içinde, mazeretini gösterir delillerle birlikte icra mahkemesine başvurarak gecikmiş itiraz yoluna gidebilir. Olayda borçlunun bilincinin yerine gelmesi engelin kalktığı andır ve bu andan itibaren 3 günlük süre başlar.

Adım Adım Çözüm

1
Kusursuz engelin tespit edilmesi
Borçlunun bilincinin kapalı olması (komada olması) elinde olmayan haklı bir sebep/engeldir.
Gecikmiş itirazın ön şartı, borçlunun elinde olmayan bir sebeple süreyi kaçırmış olmasıdır.
2
Başvuru süresinin belirlenmesi
Engelin ortadan kalktığı (bilincin yerine geldiği) tarihten itibaren 3 günlük süre başlar.
İİK m. 65 gereği gecikmiş itiraz süresi 3 gündür.
3
Yetkili merciin belirlenmesi
Başvuru icra mahkemesine yapılmalıdır.
Gecikmiş itiraz bir itiraz türü olsa da, mazeretin kabulü kararı icra mahkemesinin yetkisindedir.

Anahtar Kavram

İlamsız icrada gecikmiş itiraz kurumunun süre ve merci bakımından şartları.

Daha Fazla Pratik

Gecikmiş itirazın satıştan sonraya kadar yapılabileceği ancak takibi kendiliğinden durdurmayacağı konusuna çalışabilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 20Soru

İlamsız icra takibinde, borçlunun süresi içinde yaptığı geçerli bir itiraz üzerine duran takibin devamını sağlamak amacıyla açılan "itirazın iptali davası" ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Davanın açılabilmesi için alacaklının takibe konu alacağını mutlaka İİK m. 68'de düzenlenen (noter senedi, makbuz vb.) belgelerden biriyle ispat etmesi bir dava şartıdır.

Cevap

İtirazın iptali davasında alacağın mutlaka İcra ve İflas Kanunu madde 68'de sayılan belgelerle ispat edilmesi bir dava şartı değildir; bu dava her türlü hukuki delille ispatlanabilir.
İtirazın iptali davası, icra hukukuna özgü bir dava olmakla birlikte genel mahkemelerde açılır ve genel ispat hukukuna tabidir. Alacaklının elinde İcra ve İflas Kanunu'nun 68. maddesinde sayılan (noter senedi, borç ikrarını içeren belge vb.) belgelerin bulunması bu dava için bir zorunluluk veya dava şartı değildir. Alacaklı, iddiasını tanık dahil her türlü yasal delille ispat edebilir. Bu nedenle alacağın mutlaka söz konusu belgelerle ispat edilmesinin şart olduğu ifadesi hukuken yanlıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Dava türünü ve görevli mahkemeyi belirle.
İtirazın iptali davası genel mahkemelerde görülen bir eda davasıdır.
İİK m. 67, alacaklıya takibi devam ettirmek için genel mahkemelere başvurma hakkı tanır.
2
İspat kurallarını analiz et.
İptal davası genel ispat hukukuna tabidir, 'itirazın kaldırılması' gibi belge sınırlaması içermez.
Genel mahkemelerde açılan davalarda HMK hükümleri uyarınca her türlü delil (tanık, keşif, bilirkişi vb.) serbestçe kullanılabilir.
3
Dava şartlarını ve sürelerini kontrol et.
1 yıllık hak düşürücü süre ve icra inkar tazminatı şartları (talep ve likidite) kanuna uygundur.
İİK m. 67/1 ve 67/2 maddeleri bu hususları emredici olarak düzenlemiştir.

Anahtar Kavram

İtirazın İptali Davası ile İtirazın Kaldırılması Arasındaki İspat Farkı
Tahmini Süre:1m 30s
Sayfa 1 / 5Sonraki