Şirketler Hukuku

156 soru

Soru 21Soru

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümleri uyarınca adi komandit şirketler ile sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketlerin karşılaştırılmasına ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sermayesi paylara bölünmüş komandit şirkette komanditer ortaklar, anonim şirketlerdeki pay sahipleri gibi yönetim kurulu üyesi olarak seçilip şirketi her hususta temsil edebilirler.

Cevap

Sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketlerde komanditer ortakların yönetim kurulu üyesi olarak seçilip şirketi temsil edebileceğini savunan ifade yanlıştır.
Doğru cevap olan ifade yanlıştır çünkü sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketlerde (SPBK), anonim şirket hükümlerinin uygulanacağı alanlar sınırlıdır. TTK'nın 567. maddesi uyarınca şirketin yönetimi ve temsili münhasıran komandite ortaklara aittir. Komanditer ortakların yönetim kuruluna (veya yönetim organına) seçilerek şirketi idare etme hakları bulunmamaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Şirket türlerinin yönetim yapısını analiz etme
Adi komandit şirketlerde (AKŞ) yönetim komandite ortaklara aittir. Sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketlerde (SPBK) de TTK m. 567 uyarınca yönetim ve temsil yetkisi komandite ortaklara verilmiştir.
Yönetim yetkisinin kimde olduğunu belirlemek, SPBK'nın anonim şirketlerden ayrılan en temel yönünü anlamayı sağlar.
2
SPBK ve AKŞ arasındaki kurucu ortak sayılarını karşılaştırma
AKŞ için asgari 2 ortak (1 komandite + 1 komanditer), SPBK için ise asgari 5 kurucu (en az 1'i komandite) gereklidir.
Sermaye piyasası ve anonim şirket benzerliği nedeniyle SPBK için öngörülen ağırlaştırılmış şartları doğrulamak gerekir.
3
Ortakların niteliklerini (gerçek/tüzel kişi) kontrol etme
Komandite ortakların her iki türde de gerçek kişi olması zorunludur (TTK m. 304 ve m. 564/2 yollamasıyla m. 214).
Şahıs unsuru taşıyan komandite ortağın hukuki statüsünü teyit etmek amaçlanır.

Anahtar Kavram

Komandit Şirketlerde Yönetim ve Temsil Yetkisi

Daha Fazla Pratik

Komandit şirketlerde komanditer ortağın 'yönetim işlerine karışması' durumunda sorumluluğunun nasıl etkilendiğini inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 22Soru

Ayşe ve Fatma, birlikte bir kitap kafe açmaya karar vermişlerdir. Aralarındaki anlaşmaya göre Ayşe dükkanın kirasını ve mobilya masraflarını karşılayacak, Fatma ise kafenin işletilmesinde kendi uzmanlığını ve emeğini ortaya koyacaktır. Türk Borçlar Kanunu'nun şirketlere ilişkin genel hükümleri çerçevesinde, Fatma'nın bu ortaklığa koymayı taahhüt ettiği 'emek', bir şirketin kurucu unsurlarından hangisi kapsamında değerlendirilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sermaye (katılım payı) unsuru

Cevap

Sermaye (katılım payı) unsuru
Sermaye (katılım payı) unsuru, bir ortağın ortaklık amacına ulaşmak için şirkete tahsis ettiği, ekonomik değer taşıyan her türlü malvarlığı veya hizmet edimini kapsar. Türk Borçlar Kanunu m. 621 uyarınca, her ortak para, alacak veya başka bir mal ya da emek olarak bir katılım payı koymakla yükümlüdür. Olayda Fatma'nın uzmanlığını ve emeğini ortaya koyması, doğrudan bu sermaye unsurunu oluşturur.

Adım Adım Çözüm

1
Olaydaki unsurları belirle
Ayşe nakdi/ayni değerler, Fatma ise emeğini ortaya koymaktadır.
Şirketin hangi kurucu unsurunun test edildiğini anlamak için tarafların edimlerini ayrıştırmak gerekir.
2
Emeğin hukuki niteliğini saptanması
Emek, bir ortağın ortaklık amacına tahsis ettiği bir değerdir.
Şirketler hukukunda ortağın ortaklığa getirdiği her türlü ekonomik değer sermaye olarak adlandırılır.
3
Genel hükümler (TBK 620 ve devamı) uyarınca değerlendirme yapılması
Adi şirketlerde ve genel hükümlere tabi ortaklıklarda emek, geçerli bir sermaye türüdür.
Sermaye unsurunun sadece paradan ibaret olmadığını, emeğin de bu kapsamda değerlendirilebileceğini doğrulamak gerekir.

Anahtar Kavram

Sermaye unsuru ve emeğin sermaye olarak konulabilmesi
Tahmini Süre:45s
Soru 23Soru

A, B ve C, bir inşaat projesini yürütmek amacıyla yazılı bir sözleşme ile adi şirket kurmuşlardır. Sözleşmede yönetim yetkisi sadece A’ya bırakılmış, ancak dış temsil yetkisine ilişkin bir düzenleme yapılmamıştır. Şirket faaliyetleri sürerken B, diğer ortakların haberi olmaksızın şirket işleri için gerekli olan bir iş makinesini üçüncü bir kişiden 'A, B ve C Ortaklığı' adına satın almıştır. Bir süre sonra C vefat etmiş ve mirasçıları ortaklığa devam etmek istemediklerini beyan etmişlerdir.

Bu olaya ilişkin 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu hükümleri çerçevesinde yapılan aşağıdaki hukuki değerlendirmelerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ortaklık borçlarından dolayı alacaklılar öncelikle ortaklık malvarlığına başvurmak zorunda olup, ortakların şahsi sorumluluğu ancak bu varlığın yetersizliği halinde doğan ikinci dereceden bir sorumluluktur.

Cevap

Ortaklık borçlarından dolayı alacaklıların öncelikle ortaklık malvarlığına başvurmak zorunda olduğunu ve ortakların sorumluluğunun ikinci dereceden olduğunu belirten ifade yanlıştır.
Adi şirketlerin tüzel kişiliği bulunmadığı için ortaklık borçları doğrudan ortakların borcu niteliğindedir. Bu nedenle alacaklılar, Türk Ticaret Kanunu'na tabi ticaret şirketlerinin aksine, öncelikle ortaklık malvarlığına başvurmak (peşin dava def'i) zorunda değildir; ortakların sorumluluğu birinci derecedendir.

Adım Adım Çözüm

1
Adi şirketin tüzel kişiliğinin olup olmadığını tespit etme
Adi şirketin tüzel kişiliği yoktur.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu uyarınca adi şirketler tüzel kişiliğe sahip olmayan kişi topluluklarıdır.
2
Tüzel kişilik yokluğunun borçlar üzerindeki etkisini analiz etme
Şirket borçları doğrudan ortakların kişisel borcu sayılır.
Ayrı bir malvarlığı ve kişilik olmadığı için ortaklık adına üstlenilen borçlar ortakların elbirliği halindeki malvarlığını ve şahsi malvarlıklarını doğrudan bağlar.
3
Sorumluluğun derecesini belirleme
Ortakların sorumluluğu birinci dereceden ve müteselsildir.
İkinci dereceden sorumluluk, tüzel kişiliği olan ticaret şirketlerine (örneğin kolektif şirket) özgü bir kural olup, adi şirkette alacaklı öncelikle ortaklık varlıklarına gitmek zorunda değildir.
4
Seçenekleri değerlendirerek yanlış olanı saptama
İkinci dereceden sorumluluk iddiası yasal dayanaktan yoksundur.
TBK 638/1 uyarınca aksi kararlaştırılmadıkça sorumluluk doğrudan ve müteselsildir.

Anahtar Kavram

Adi Şirkette Tüzel Kişilik Yokluğu ve Sorumluluk Derecesi

Daha Fazla Pratik

Adi şirket ortakları arasındaki iç ilişkide kar ve zarar paylaşımı ile rekabet yasağı hükümlerini incelemek konuyu pekiştirecektir.
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 24Soru

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu uyarınca, anonim şirketlerde aşağıdakilerden hangisi yönetim kurulunun devredilemez ve vazgeçilemez görev ve yetkileri arasında yer alır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Şirketin üst yönetimi ve bunlarla ilgili talimatların verilmesi

Cevap

Şirketin üst yönetimi ve bunlarla ilgili talimatların verilmesi
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 375. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendi uyarınca, 'Şirketin üst yönetimi ve bunlarla ilgili talimatların verilmesi' yönetim kurulunun devredilemez ve vazgeçilemez görev ve yetkileri arasında ilk sırada sayılmıştır. Bu yetki, şirketin temel politikalarının belirlenmesini ve en üst düzey karar alma mekanizmasını ifade eder.

Adım Adım Çözüm

1
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 375. maddesinde düzenlenen devredilemez yetkiler listesi hatırlanır.
Maddenin 1. fıkrasının (a) bendinde 'Şirketin üst yönetimi ve bunlarla ilgili talimatların verilmesi' ifadesinin yer aldığı görülür.
Yönetim kurulunun asli ve devredilemez sorumluluklarını belirlemek için.
2
Seçeneklerdeki ifadeler ile kanun metni karşılaştırılır.
Üst yönetime ve talimat vermeye ilişkin seçeneğin doğrudan kanun metnine dayandığı, diğer seçeneklerin ise devredilebilir icrai işler olduğu saptanır.
Yönetim kurulunun münhasır yetkilerini operasyonel işlerden ayırt etmek için.

Anahtar Kavram

Yönetim Kurulunun Devredilemez Yetkileri (TTK m. 375)
Tahmini Süre:45s
Soru 25Soru

Bir anonim şirketin kuruluş sürecinde sermaye taahhüdü ve ticaret siciline tescilin hukuki sonuçları dikkate alındığında, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Nakden taahhüt edilen payların itibari değerlerinin en az %25\%25'i tescilden önce, geri kalanı ise tescili izleyen 2424 ay içinde ödenmelidir.

Cevap

Nakden taahhüt edilen payların itibari değerlerinin en az %25\%25'inin tescilden önce, geri kalanının ise tescili izleyen 2424 ay içinde ödenmesi zorunludur.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 344. maddesi gereğince, nakden taahhüt edilen payların bedellerinin en az dörtte birinin tescilden önce ödenmesi şarttır. Kalan kısmın ise tescili takip eden yirmi dört ay içinde ödenmesi gerekir. Bu durum anonim şirketlerin kuruluş güvenliğini sağlamaya yönelik emredici bir kuraldır.

Adım Adım Çözüm

1
Nakdi sermaye ödeme kuralını belirle
TTK m. 344 uyarınca asgari %25\%25 (1/41/4) tescil öncesi ödenmelidir.
Şirketin kuruluşu için gerekli olan asgari likiditenin sağlanması amaçlanır.
2
Kalan tutarın ödeme süresini kontrol et
Tescilden itibaren en geç 2424 aydır.
Yasa koyucu sermayenin tamamlanması için makul bir süre tanımıştır.
3
Tescilin tüzel kişiliğe etkisini değerlendir
Tescil kurucu etkidedir.
Şirket tüzel kişiliği tescil anında doğar.

Anahtar Kavram

Anonim Şirketlerde Sermaye Taahhüdünün İfası ve Tescilin Kurucu Etkisi
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 26Soru

Genel kurul kararıyla tasfiye sürecine giren ancak henüz mal varlığı dağıtımına geçilmeyen (X)(X) Anonim Şirketi ile son bilançosuna göre sermayesi ile kanuni yedek akçeleri toplamının yarısını zararlar nedeniyle kaybetmiş olan (Y)(Y) Limited Şirketi birleşmek istemektedir. Planlanan işlemde (Y)(Y) Limited Şirketi devralan, (X)(X) Anonim Şirketi ise devrolunan şirket konumundadır.

61026102 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümleri uyarınca, bu birleşme süreciyle ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: (X)(X) Anonim Şirketinin mal varlığı dağıtımına başlanmamış olması ve devrolunan şirket olması kaydıyla; (X)(X) şirketinin, (Y)(Y) şirketindeki sermaye kaybını karşılayacak tutarda serbest özkaynağa sahip olduğunun doğrulanması halinde birleşme gerçekleştirilebilir.

Cevap

Tasfiye halindeki şirketin mal varlığı dağıtımına başlanmamış olması ve devrolunan konumunda bulunması, ayrıca diğer şirketin sermaye kaybını karşılayacak özkaynakların varlığının doğrulanması şartıyla birleşme mümkündür.
Doğru yanıt, Kanun'un iki özel durumunu (tasfiye hali ve sermaye kaybı) birleştirmektedir. TTK m. 139 uyarınca tasfiye halindeki şirket, dağıtım başlamamışsa devrolunan olarak birleşmeye katılabilir. TTK m. 138 uyarınca ise sermaye kaybı yaşayan şirket, bu kaybı karşılayabilecek özkaynaklara sahip bir başka şirketle birleşebilir. Olayda her iki şart da karşılanmaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Şirket türlerini ve birleşme imkanını değerlendir
Anonim ve Limited şirketlerin her ikisi de sermaye şirketidir; TTK m. 137 uyarınca kendi aralarında birleşebilirler.
Birleşmenin ilk şartı türlerin uygunluğudur.
2
Tasfiye halindeki şirketin durumunu TTK m. 139'a göre incele
Tasfiye halindeki şirket, dağıtım başlamamışsa ve sadece 'devrolunan' ise birleşebilir.
Tasfiye amacına aykırılık oluşmaması için Kanun devrolunma şartını getirmiştir.
3
Sermaye kaybı durumunu TTK m. 138'e göre değerlendir
Sermaye kaybı olan şirket, kaybı karşılayacak serbest özkaynağı olan diğer bir şirketle birleşebilir.
Alacaklıların korunması ve sermayenin fiilen tamamlanması hedeflenir.
4
Tescilin hukuki etkisini kontrol et
Tescil kurucudur; birleşme tescil ile geçerlilik kazanır.
Stati değişikliği ve tüzel kişiliğin sona ermesi sicil tesciline bağlıdır.

Anahtar Kavram

Ticaret Şirketlerinde Yapısal Değişiklik Sınırları ve Şartları
Soru 27Soru

Bir anonim şirketin yönetim kurulu, şirket esas sözleşmesindeki yetkiye dayanarak hazırladığı bir iç yönerge ile şirketin tüm operasyonel yönetimini ve finansal raporlama süreçlerini bir murahhas üyeye devretmiştir. Yönetim kurulu üyeleri, murahhas üyenin finans alanındaki geçmiş tecrübelerine ve profesyonel itibarını göz önüne alarak, üç yıl boyunca hiçbir denetim mekanizması işletmemiş ve murahhas üyenin sunduğu özet raporları sorgulamaksızın kabul etmiştir. Yapılan bağımsız denetim sonucunda, murahhas üyenin uzun süredir şirketin finansal tablolarında tahrifat yaptığı ve bu durumun zamanında yapılacak bir üst gözetimle fark edilebileceği ortaya çıkmıştır. Bu olayda yönetim kurulu üyelerinin hukuki sorumluluğu hakkında 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) hükümleri çerçevesinde aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yönetim kurulunun 'üst gözetim' yükümlülüğü TTK Madde 375 uyarınca devredilemez ve vazgeçilemez bir görev olduğundan; kurul üyeleri, gözetim görevindeki ihmalleri nedeniyle oluşan zararlardan sorumludurlar.

Cevap

Yönetim kurulunun 'üst gözetim' yükümlülüğünün devredilemez bir yetki olduğunu belirten seçenek doğrudur.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 375. maddesinin 1. fıkrasının (e) bendi uyarınca, 'yönetimle görevli kişilerin, kanunlara, esas sözleşmeye, iç yönergelere ve yönetim kurulunun yazılı talimatlarına uygun hareket edip etmediklerinin üst gözetimi' yönetim kurulunun devredilemez ve vazgeçilemez yetkileri arasındadır. Olayda yönetim yetkisi murahhas üyeye devredilmiş olsa dahi, kurulun bu kişiyi denetleme yükümlülüğü devam etmektedir. Üç yıl boyunca hiçbir denetim mekanizması işletilmemesi, bu devredilemez görevin ihlali anlamına gelir ve oluşan zarardan dolayı üyelerin hukuki sorumluluğunu doğurur.

Adım Adım Çözüm

1
Yetki devrinin hukuki zeminini inceleyin.
TTK 367 uyarınca yönetim kurulu, esas sözleşmede hüküm bulunması kaydıyla yönetimi kısmen veya tamamen murahhas üyelere veya müdürlere devredebilir.
Sorumluluğun sınırlarını belirlemek için yetkinin nasıl devredildiğini anlamak gerekir.
2
Devredilemez yetkiler listesini (TTK 375) kontrol edin.
TTK 375/1-e bendi, yönetimle görevli kişilerin üst gözetimini (kanunlara, esas sözleşmeye ve talimatlara uygunluk) yönetim kurulunun devredilemez ve vazgeçilemez yetkisi olarak tanımlar.
Hangi görevlerin başkasına bırakılamayacağının tespiti sorumluluğun kaynağını belirler.
3
İş Adamı Kararı İlkesi'nin (Business Judgment Rule) uygulanabilirliğini değerlendirin.
Bu ilke, belirsizlik içeren ticari kararlarda üyeleri korur; ancak emredici hukuk kurallarının veya devredilemez görevlerin (denetim, organizasyon vb.) ihlali durumunda koruma sağlamaz.
Savunma argümanlarının hukuki geçerliliğini test etmek için gereklidir.
4
Kusur ve illiyet bağını analiz edin.
Olayda yönetim kurulunun 3 yıl boyunca hiç denetim yapmaması, üst gözetim borcunun açık bir ihlalidir. Bu ihmal ile şirket zararı arasında illiyet bağı kurulduğundan sorumluluk doğar.
Tazminat yükümlülüğünün doğması için ihlal, kusur, zarar ve illiyet bağı bir arada bulunmalıdır.

Anahtar Kavram

Yönetim Kurulunun Devredilemez Üst Gözetim Yükümlülüğü

Daha Fazla Pratik

Yönetim kurulunun devredilemez yetkileri ile genel kurulun yetkilerinin çatıştığı durumları inceleyen olay soruları çözülmelidir.
Tahmini Süre:3m 0s
Soru 28Soru

Dört ortak tarafından bir yazılım projesi yürütmek amacıyla kurulan bir adi ortaklıkta, ortaklardan birinin vefat etmesi durumu söz konusu olmuştur.

Türk Borçlar Kanunu hükümlerine göre, ortaklık sözleşmesinde bu konuda herhangi bir düzenleme bulunmadığı varsayıldığında, ölüm olayının ortaklık üzerindeki etkisi ve ortaklığın devamı ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ortaklık, ortağın ölümüyle birlikte kural olarak sona erer; ancak sözleşmede hüküm bulunması kaydıyla hayatta kalan ortaklar ile ölen ortağın mirasçıları arasında devam edebilir.

Cevap

Ortaklığın, ortağın ölümüyle kural olarak sona ereceği ancak sözleşmede hüküm bulunması şartıyla mirasçılarla devam edebileceğini belirten ifade doğrudur.
Türk Borçlar Kanunu m. 639 hükmü gereğince, adi ortaklıkta bir ortağın ölümü durumunda ortaklık kendiliğinden sona erer. Ancak bu kural emredici değildir; ortaklar şirket sözleşmesine koyacakları bir hükümle, bir ortağın ölümü halinde ortaklığın hayatta kalanlar ile ölenin mirasçıları arasında devam edeceğini kararlaştırabilirler. Soru kökünde sözleşmede hüküm bulunmadığı varsayıldığı için kural olarak sona erme gerçekleşir, ancak seçenekte belirtilen istisnai durum yasal düzenlemeye tam olarak uygundur.

Adım Adım Çözüm

1
Adi ortaklığın sona erme sebeplerini belirlemek
Türk Borçlar Kanunu m. 639/2 uyarınca ortağın ölümü ortaklığı sona erdirir.
Adi ortaklık, ortaklar arasındaki kişisel güvene ve emeğe dayalı bir şahıs birliği olduğu için ortaklardan birinin kaybı kural olarak birliği dağıtır.
2
İstisnai durumu (devamlılık hükmü) kontrol etmek
Eğer ortaklık sözleşmesinde ölüm halinde mirasçılarla devam edileceğine dair bir kayıt varsa ortaklık sona ermez.
Sözleşme serbestisi ilkesi gereği ortaklar, ölümün etkisini önceden düzenleyebilirler.
3
Tüzel kişilik ve tescil şartlarını değerlendirmek
Adi ortaklığın tüzel kişiliği yoktur ve tescili gerekmez.
Adi ortaklık Borçlar Kanunu'na tabi olup ticaret şirketlerinden farklı olarak tüzel kişilikten yoksundur.

Anahtar Kavram

Adi Ortaklıkta Ölümün Sona Ermeye Etkisi
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 29Soru

Kolektif şirket alacaklılarının, şirket borçları nedeniyle şirket ortaklarına başvurma usulü ve ortakların sorumluluk statüsü ile ilgili Türk Ticaret Kanunu hükümleri dikkate alındığında, aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Şirket alacaklıları, şirket tüzel kişiliğine karşı yapılan icra takibi semeresiz kalmadıkça veya şirket herhangi bir sebeple sona ermiş olmadıkça, şirket borçları için doğrudan doğruya ortağa başvuramazlar.

Cevap

Kolektif şirket alacaklıları, şirket aleyhine yapılan takip semeresiz kalmadıkça veya şirket sona ermedikçe doğrudan ortağa başvuramazlar; çünkü ortakların sorumluluğu ikinci dereceden, müteselsil ve sınırsızdır.
Doğru olan seçenek, kolektif şirket ortaklarının sorumluluğunun 'ikinci dereceden' olduğunu, yani alacaklının ancak şirket tüzel kişiliğinden tahsilat yapamadığında veya şirket hukuken sona erdiğinde ortakların şahsi malvarlığına gidebileceğini belirten ifadedir. Bu durum TTK 237. maddede açıkça düzenlenmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Kolektif şirketin tüzel kişiliğini değerlendir.
Kolektif şirket tescil ile tüzel kişilik kazanır ve kendi borçlarından dolayı birinci derecede sorumludur.
Şirketin hak ehliyeti ve borçlanma yeteneği tüzel kişilikten kaynaklanır.
2
Ortakların sorumluluk derecesini belirle.
Ortakların sorumluluğu 'ikinci dereceden' (subsidier) sorumluluktur.
Türk Ticaret Kanunu (TTK) Madde 237 uyarınca, şirket tüzel kişiliğine öncelik tanınmıştır.
3
Ortaklara başvurma şartlarını analiz et.
Alacaklının ortağa gidebilmesi için ya şirket aleyhine yapılan icra takibi sonuçsuz kalmalı (semere alınamamalı) ya da şirket sona ermiş olmalıdır.
Bu şartlar gerçekleştiğinde sorumluluk müteselsil ve sınırsız hale gelir.

Anahtar Kavram

Kolektif şirket ortaklarının ikinci dereceden, sınırsız ve müteselsil sorumluluğu.
Soru 30Soru

Türk hukuk doktrini ve mevzuat hükümleri çerçevesinde, bir oluşumun "şirket" (ortaklık) olarak nitelendirilebilmesi için belirli temel unsurların bir arada bulunması gerekmektedir. Buna göre, aşağıdakilerden hangisi tüm şirket türleri (adi şirketler ve ticaret şirketleri) için ortak olan ve bir şirketin varlığı için her durumda bulunması gereken zorunlu unsurlardan biri değildir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tüzel kişilik unsuru

Cevap

Tüzel kişilik unsuru, tüm şirket türleri için ortak ve zorunlu bir unsur değildir; zira adi şirketlerin tüzel kişiliği bulunmamaktadır.
Şirketin kurucu unsurları; kişi, sözleşme, sermaye, ortak amaç ve müşterek çaba (affectio societatis) unsurlarıdır. Tüzel kişilik ise her şirket türünde bulunmaz. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu kapsamında düzenlenen adi şirketlerin tüzel kişiliği yoktur. Bu nedenle tüzel kişilik, genel şirket kavramının zorunlu bir unsuru değil, belirli şirket türlerinin (ticaret şirketleri) bir özelliğidir.

Adım Adım Çözüm

1
Şirketin kurucu unsurlarını analiz etme
Kişi, sermaye, sözleşme, ortak amaç ve müşterek çaba (affectio societatis) unsurlarının bir şirketin varlığı için vazgeçilmez olduğu belirlenir.
Bu beş unsur, Türk hukukunda bir oluşumun şirket sayılabilmesi için gereken asgari yapı taşlarıdır.
2
Şirket türleri arasındaki yapısal farkları değerlendirme
Ticaret şirketlerinin (AS, Ltd, vb.) tüzel kişiliğe sahip olduğu, ancak Borçlar Kanunu'nda düzenlenen adi şirketlerin tüzel kişiliğinin olmadığı görülür.
Adi şirket bir kişi topluluğu olarak kabul edilir ve hak ehliyeti bulunmaz; bu durum tüzel kişiliğin her şirket için kurucu bir unsur olmadığını kanıtlar.

Anahtar Kavram

Şirketin Kurucu Unsurları ve Tüzel Kişilik Ayrımı
Tahmini Süre:45s
Soru 31Soru

Türk Ticaret Kanunu hükümleri uyarınca, kolektif şirketlerde temsil yetkisinin kapsamı ve bu yetkinin sınırlandırılmasının üçüncü kişilere karşı etkisi ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Temsil yetkisinin sınırlandırılmasına ilişkin olarak; yetkinin sadece merkezin veya bir şubenin işlerine hasredilmesine veya birlikte temsil edilmesine dair kayıtlar dışındaki kısıtlamalar, ticaret siciline tescil ve ilan edilmiş olsalar dahi iyiniyetli üçüncü kişilere karşı hüküm ifade etmez.

Cevap

Temsil yetkisinin sınırlandırılmasına ilişkin olarak; yetkinin sadece merkezin veya bir şubenin işlerine hasredilmesine veya birlikte temsil edilmesine dair kayıtlar dışındaki kısıtlamalar, ticaret siciline tescil ve ilan edilmiş olsalar dahi iyiniyetli üçüncü kişilere karşı hüküm ifade etmez.
Doğru seçenek, Türk Ticaret Kanunu'nun 233. maddesinin 2. fıkrasını tam olarak yansıtmaktadır. Kolektif şirketlerde temsil yetkisi oldukça geniş tutulmuş olup, üçüncü kişilerin korunması amacıyla bu yetkiye getirilecek miktar veya benzeri kısıtlamaların tescil edilse bile iyiniyetli kişilere karşı ileri sürülemeyeceği emredici bir hüküm olarak düzenlenmiştir. Sadece 'birlikte temsil' (iki imza kuralı gibi) ve 'işlerin bir şubeye hasredilmesi' durumları istisnadır.

Adım Adım Çözüm

1
Kolektif şirketlerde temsil yetkisinin kapsamını belirle.
TTK 233/1 uyarınca temsil yetkisi, işletme konusuna giren her türlü işlemi kapsar.
Temsil yetkisinin yasal sınırlarını anlamak için önce kapsamın bilinmesi gerekir.
2
Temsil yetkisinin sınırlandırılmasına ilişkin TTK 233/2 hükmünü analiz et.
Üçüncü kişilere karşı sadece iki tür sınırlandırma ileri sürülebilir: Birlikte temsil ve yer (merkez/şube) sınırlaması.
Ticaret hukukunda üçüncü kişilerin korunması ve işlem güvenliği ilkesi gereği sınırlamaların etkisi kanunla sınırlandırılmıştır.
3
Tescil ve ilanın etkisini değerlendir.
Miktar veya konu gibi diğer sınırlandırmalar tescil edilse bile iyiniyetli üçüncü kişilere karşı geçersizdir.
Sicilin olumlu etkisi her türlü kayıt için geçerli olmayıp, sadece kanunun izin verdiği sınırlandırmalar için kurucu/açıklayıcı etki gösterir.

Anahtar Kavram

Kolektif şirketlerde temsil yetkisinin sadece 'birlikte temsil' veya 'merkez/şube işlerine hasretme' şeklinde sınırlandırılabilmesi (TTK m. 233/2).

İpuçları

1
Ticaret hukukunda üçüncü kişilerin korunması ve işlem güvenliği esastır.
2
Temsil yetkisinin sınırlandırılmasında hangi kayıtların sicile tescilinin 'iyiniyetli üçüncü kişilere' karşı ileri sürülebileceğini hatırlayın (TTK 233).
3
Kanun sadece birlikte temsil ve yer sınırlamasına (merkez/şube) cevaz verir; miktar gibi kişisel veya diğer kısıtlamalar iyiniyetli kişileri bağlamaz.

Daha Fazla Pratik

Kolektif şirketlerde ortakların 'ikinci dereceden sorumluluğu' ile 'müteselsil sorumluluğu' arasındaki farkları inceleyerek alacaklıların başvuru sırasını pekiştirebilirsiniz.

Alternatif Yöntem

Soruya yaklaşırken, 'Üçüncü bir kişi olsaydım, sicile bakıp neyi görmem benim için kesin bir engel teşkil ederdi?' diye düşünmek, miktar gibi her an değişebilecek veya gizli kalabilecek unsurların neden kabul edilmediğini anlamayı kolaylaştırır.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 32Soru

Kolektif şirketlerde ortakların şirket borçlarından doğan sorumluluk rejimi, tüzel kişiliğin kazanılması ve alacaklıların başvuru usulleri ile ilgili Türk Ticaret Kanunu hükümleri çerçevesinde aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Şirket borçlarından dolayı ortağın sorumluluğu kural olarak fer'i (ikinci derece) nitelikte olsa da; şirketin herhangi bir sebeple sona ermesi veya iflası hâlinde alacaklılar, şirket aleyhine takip yapma şartı aranmaksızın doğrudan ortaklara başvurabilirler.

Cevap

Şirket borçlarından dolayı ortağın sorumluluğu fer'i nitelikte olsa da, şirketin sona ermesi veya iflası durumunda alacaklılar doğrudan ortaklara başvurabilirler.
Kolektif şirket ortakları, şirket borçlarından dolayı sınırsız, müteselsil ve ikinci dereceden sorumludur. Ancak Türk Ticaret Kanunu madde 237/2 uyarınca, şirket aleyhindeki icra takibi semeresiz kalmışsa veya şirket herhangi bir sebeple sona ermişse (iflas dahil), alacaklılar ortakları doğrudan doğruya takip edebilirler. Bu durumda ortağın fer'i sorumluluğu asıl (birinci derece) sorumluluğa dönüşür.

Adım Adım Çözüm

1
Kolektif şirket ortaklarının sorumluluk derecesini belirle.
Ortaklar normal şartlarda şirket borçlarından 'ikinci dereceden' (fer'i) sorumludur.
TTK 237/1 uyarınca alacaklıların önce şirketi takip etmesi asıldır.
2
Doğrudan başvuru şartlarını (istisnaları) analiz et.
Şirket aleyhindeki takibin semeresiz kalması veya şirketin sona ermesi/iflası durumunda sorumluluk doğrudan hale gelir.
TTK 237/2 maddesi, tüzel kişiliğin sona ermesi veya aciz durumunda alacaklıyı korumak için doğrudan başvuru hakkı tanır.

Anahtar Kavram

Kolektif Şirket Ortağının İkinci Derece (Fer'i) Sorumluluğunun İstisnaları
Soru 33Soru

Kolektif şirket kurma iradesiyle hazırlanan şirket sözleşmesinin noter tarafından onaylanmasından sonra, ancak henüz ticaret siciline tescil ve ilan edilmesinden önce, ortaklardan birinin şirket unvanını kullanarak üçüncü bir kişiyle yaptığı ticari sözleşmeden doğan borçlar bakımından ortakların hukuki sorumluluğu ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Şirket tescil ile tüzel kişilik kazanacağından, tescil öncesinde yapılan bu işlemden dolayı işlemi yapan ortak ve diğer tüm ortaklar şahsen, doğrudan ve müteselsilen sorumludur.

Cevap

Şirket tescil edilmeden önce tüzel kişilik kazanmadığı için, yapılan işlemlerden dolayı işlemi gerçekleştirenlerle birlikte diğer ortaklar şahsen, doğrudan ve müteselsilen sorumlu olurlar.
Türk Ticaret Kanunu'na göre kolektif şirket ancak ticaret siciline tescil edildiği anda tüzel kişilik kazanır. Bu tescilden önce, şirket adına girişilmiş olan yükümlülüklerden dolayı işlemi yapanlar ve diğer ortaklar, adi şirket kuralları gereği alacaklılara karşı şahsen, doğrudan ve müteselsilen (zincirleme) sorumlu olurlar. Alacaklının bu aşamada önce şirketi icraya vermesi veya şirketin aciz hâlinde olması gerekmez.

Adım Adım Çözüm

1
Tüzel kişiliğin kazanılma anını belirleme
Türk Ticaret Kanunu (TTK) m. 214 uyarınca kolektif şirket, ticaret siciline tescil ile tüzel kişilik kazanır.
Şirketin hak ehliyetine sahip olup borçlardan birinci dereceden sorumlu olabilmesi için tüzel kişiliğinin olması gerekir.
2
Tescil öncesi yapılan işlemlerin hukuki niteliğini analiz etme
Tescilden önce şirket adına işlem yapanlar, bu işlemlerden dolayı şahsen ve müteselsilen sorumludurlar.
Tescil gerçekleşmediği sürece ortada bir ticaret şirketi tüzel kişiliği bulunmadığından, ortaklık 'adi şirket' hükümlerine tabi olur.
3
Ortakların sorumluluk derecesini saptama
Sorumluluk 'ikinci dereceden' (subsidiary) değil, 'birinci dereceden' ve 'doğrudan'dır.
Şirket tescil edilmediği için alacaklının önce şirkete başvurma zorunluluğu (aciz vesikası şartı vb.) bu aşamada doğmaz.

Anahtar Kavram

Tescilin Kurucu Etkisi ve Tescil Öncesi Sorumluluk

Daha Fazla Pratik

Kolektif şirketlerde tescilden sonra şirkete giren ortakların, kendilerinden önceki borçlardan dolayı sorumluluk statüsünü inceleyiniz.
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 34Soru

Anonim şirket genel kurulunda yönetim kurulu üyelerinin ibra edilmesine ilişkin alınacak kararlarda oy hakkının kullanılmasıyla ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yönetim kurulu üyeleri, yönetim kurulu üyelerinin ibra edilmelerine ilişkin kararlarda kendilerine ait paylardan doğan oy haklarını kullanamazlar.

Cevap

Yönetim kurulu üyeleri, yönetim kurulu üyelerinin ibra edilmelerine ilişkin kararlarda kendilerine ait paylardan doğan oy haklarını kullanamazlar.
Türk Ticaret Kanunu'nun 436436. maddesinin 22. fıkrası uyarınca; yönetim kurulu üyeleri ve şirket yönetiminde görevli imza yetkisini haiz kişiler, yönetim kurulu üyelerinin ibra edilmelerine ilişkin kararlarda kendilerine ait paylardan doğan oy haklarını kullanamazlar. Bu emredici bir kural olup, yöneticilerin kendi sorumluluklarından kurtulmalarına yönelik kararlarda oy kullanmalarını engellemeyi amaçlar.

Adım Adım Çözüm

1
TTK madde 436436 kapsamında düzenlenen 'oy hakkından yoksunluk' hallerini belirlemek.
İbra oylamasının özel bir oy yasağı hali olduğu saptanmıştır.
Yönetim kurulu üyelerinin kendi faaliyetlerini denetleyen bir kararda taraf olmalarını engellemek dürüstlük kuralının gereğidir.
2
İbra oylamasındaki yasağın kapsamını incelemek.
Yasağın sadece üyenin kendi şahsı için değil, tüm yönetim kurulu üyelerinin ibrasına yönelik kararlar için geçerli olduğu anlaşılmıştır.
Yönetim kurulu üyeleri arasındaki karşılıklı çıkar ilişkilerinin oylama sonucunu etkilemesini önlemek amaçlanmaktadır.
3
Kanuni düzenlemeyi soruya uygulamak.
Yönetim kurulu üyelerinin bu oylamalarda hiçbir şekilde paylarından doğan oy haklarını kullanamayacakları sonucuna varılmıştır.
TTK 436/2436/2 maddesinin emredici hükmü bu doğrultudadır.

Anahtar Kavram

İbra Oylamasında Oy Hakkından Yoksunluk
Soru 35Soru

Türk Ticaret Kanunu düzenlemeleri çerçevesinde, adi komandit şirketler ile sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketler arasındaki kurumsal yapılanma ve ortaklık statüsü farklarına ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketlerde, komandite ortakların yönetim faaliyetlerini denetlemek üzere komanditer ortaklar arasından seçilen bir denetleme kurulu bulunması zorunludur.

Cevap

Sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketlerde, yönetim faaliyetlerini denetlemek üzere komanditer ortaklar arasından seçilen zorunlu bir denetleme kurulu bulunması ifadesi doğrudur.
Sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketlerde (SPBK), Türk Ticaret Kanunu madde 571 uyarınca genel kurul, komanditer ortaklar arasından en az üç denetçi seçmekle yükümlüdür. Bu denetleme kurulu, komandite ortakların yönetim faaliyetlerini denetler. Adi komandit şirketlerde ise böyle bir kurumsal organ öngörülmemiş; komanditer ortaklara sadece yıl sonunda belgeleri inceleme gibi sınırlı bir bireysel denetim hakkı tanınmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Şirket Türlerini Sınıflandır
Adi komandit şirket şahıs şirketi, sermayesi paylara bölünmüş komandit şirket (SPBK) ise sermaye şirketidir.
Yasal statü farklarını belirlemek için temel sınıflandırma gereklidir.
2
Yönetim ve Temsil İlkelerini Analiz Et
Her iki şirkette de yönetim yetkisi komandite ortaklara aittir.
Sınırlı sorumlu komanditerlerin yönetimden uzak tutulması ilkesini doğrulamak gerekir.
3
Zorunlu Organları Karşılaştır
SPBK'da denetleme kurulu (komanditerlerden oluşan) zorunludur; adi komandit şirkette ise böyle bir organ yoktur, sadece bireysel denetim hakkı vardır.
SPBK'nın anonim şirketlere benzer kurumsal yapısını tespit etmek gerekir.

Anahtar Kavram

Sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketlerde (SPBK) denetleme kurulunun (denetçilerin) sadece komanditer ortaklar arasından seçilme zorunluluğu ve bu yapının adi komandit şirketten temel farkı.
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 36Soru

Kolektif şirket ortaklarından (A)’nın şirketi tek başına temsil yetkisinin, şirket işleriyle ilgili 250.000250.000 TL’yi aşan sözleşmeler için sınırlandırıldığı şirket sözleşmesine konulmuş ve bu kısıtlama ticaret siciline tescil edilmiştir. Ortak (A), bu sınırlamaya uymayarak şirket adına üçüncü kişi (D) ile 400.000400.000 TL tutarında bir ticari mal alım sözleşmesi imzalamıştır.

Buna göre, söz konusu işlemin geçerliliği ve sonuçları ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Şirket bu sözleşme ile bağlıdır; temsil yetkisinin miktar yönünden sınırlandırılması ticaret siciline tescil edilmiş olsa dahi üçüncü kişilere karşı ileri sürülemez.

Cevap

Şirket sözleşme ile bağlıdır çünkü temsil yetkisinin miktar yönünden sınırlandırılması tescil edilse bile üçüncü kişilere karşı ileri sürülemez.
Türk Ticaret Kanunu uyarınca, kolektif şirketlerde (ve diğer ticaret şirketlerinde) temsil yetkisinin miktar yönünden sınırlandırılması, bu husus ticaret siciline tescil ve ilan edilmiş olsa bile iyiniyetli üçüncü kişilere karşı ileri sürülemez. Üçüncü kişilere karşı ileri sürülebilecek kısıtlamalar sadece temsil yetkisinin birlikte kullanılmasına (birlikte temsil) veya merkezin/bir şubenin işlerine özgülenmesine (şube hasrı) ilişkindir. Bu nedenle şirket, temsilcinin yetkisini aşarak yaptığı 400.000400.000 TL'lik işlemle bağlı kalmaya devam eder.

Adım Adım Çözüm

1
Temsil yetkisinin sınırlandırılması türünün belirlenmesi
Miktar (parasal) kısıtlaması söz konusudur.
Sözleşmede temsilin 250.000250.000 TL ile sınırlandığı belirtilmiştir.
2
TTK 233. ve 371/3. maddelerinin uygulanması
Sadece 'birlikte temsil' veya 'şube/merkez hasrı' kısıtlamaları üçüncü kişilere karşı ileri sürülebilir.
Kanun, üçüncü kişilerin korunması amacıyla sadece bu iki kısıtlama türünün tesciline hukuki sonuç bağlamıştır.
3
Şirketin sorumluluğunun saptanması
İşlem geçerlidir ve şirketi bağlar.
Miktar kısıtlaması kanunen 'yok' hükmünde kabul edilerek iyiniyetli üçüncü kişilere karşı ileri sürülemez.

Anahtar Kavram

Temsil Yetkisinin Sınırlandırılmasının Üçüncü Kişilere Karşı Etkisi

Daha Fazla Pratik

Birlikte temsil kısıtlamasının tescil edilmesi durumunda işlemin akıbetini inceleyiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 37Soru

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu uyarınca, bir anonim şirketin yönetim kurulu tarafından yönetim yetkisinin bir iç yönerge ile murahhas üyelere veya müdürlere devredildiği durumlarda, 'yönetimle görevli kişilerin kanunlara, esas sözleşmeye ve yönetim kurulunun talimatlarına uygun hareket edip etmediklerinin üst gözetimi' yetkisi ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Üst gözetim yetkisi, yönetim kurulunun devredilemez ve vazgeçilemez görevleri arasında yer aldığından başkasına devredilmesi mümkün değildir.

Cevap

Üst gözetim yetkisi, yönetim kurulunun devredilemez ve vazgeçilemez görevleri arasında yer aldığından başkasına devredilmesi mümkün değildir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 375. maddesi, yönetim kurulunun devredilemez ve vazgeçilemez görevlerini saymıştır. Bu maddenin 1. fıkrasının (e) bendi uyarınca; yönetimle görevli kişilerin kanunlara, esas sözleşmeye, iç yönergelere ve yönetim kurulunun yazılı talimatlarına uygun hareket edip etmediklerinin üst gözetimi, yönetim kurulunun münhasır yetkisidir. Bu nedenle yönetim yetkisi devredilse bile, bu gözetim yetkisi devredilemez.

Adım Adım Çözüm

1
TTK m. 375 hükmünün incelenmesi
Anonim şirket yönetim kurulunun devredilemez ve vazgeçilemez görev ve yetkileri tespit edildi.
Soruda sorulan yetkinin hukuki niteliğini belirlemek için temel kanun maddesine bakılmalıdır.
2
Üst gözetim kavramının madde içerisindeki yerinin analizi
TTK m. 375/1-e bendi uyarınca yönetimle görevli kişilerin üst gözetiminin devredilemez olduğu görüldü.
Yönetim yetkisi devredilse dahi, devreden organın (Yönetim Kurulu) denetim sorumluluğunun devam edip etmediği bu madde ile kesinleşir.
3
İş Adamı Kararı (Business Judgment Rule) ile ilişkisinin kurulması
Yönetim kurulunun sorumluluktan kurtulabilmesi için gözetim görevini yerine getirmesi gerektiği sonucuna varıldı.
Basiretli bir yönetim kurulu üyesi, devrettiği yetkilerin hukuka uygun kullanıldığını denetlemek zorundadır.

Anahtar Kavram

Yönetim Kurulunun Devredilemez Yetkileri ve Üst Gözetim Yükümlülüğü

Daha Fazla Pratik

Yönetim kurulunun diğer devredilemez yetkileri (finansal planlama, defterlerin tutulması vb.) ile ilgili TTK 375. maddeyi tekrar gözden geçirebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 38Soru

Mobilya üretimi gerçekleştiren bir kolektif şirketin ortağı olan (H), şirketin hammadde tedarikçisi olan (S) firması tarafından, vadesi gelmiş bir borç nedeniyle doğrudan icra takibine maruz kalmıştır. Şirket tüzel kişiliği hâlen aktif olarak ticari faaliyetlerine devam etmekte olup, alacaklı (S) firması şirket hakkında herhangi bir icra takibi başlatmamış veya iflas talebinde bulunmamıştır. Buna göre ortağın, kendisine karşı başlatılan bu takibe karşı ileri sürebileceği temel hukuki savunma aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Şirkete karşı icra takibi yapılıp bu takibin semeresiz kaldığı belgelenmedikçe veya şirket sona ermedikçe doğrudan ortağa başvurulamayacağını savunmak

Cevap

Şirkete karşı icra takibi yapılıp bu takibin semeresiz kaldığı belgelenmedikçe veya şirket sona ermedikçe doğrudan ortağa başvurulamayacağını savunmak
Kolektif şirketlerde ortakların sorumluluğu 'ikinci dereceden'dir. Türk Ticaret Kanunu Madde 237 uyarınca, şirket alacaklıları şirket borçlarından dolayı ortaklara ancak; şirket hakkında yapılan icra takibi semeresiz kalmışsa, şirket herhangi bir sebeple sona ermişse veya şirket hakkında iflas kararı verilmişse başvurabilirler. Olayda bu şartlar gerçekleşmediği için ortak, alacaklının talebine karşı bu savunmayı (borca itirazı) ileri sürebilir.

Adım Adım Çözüm

1
Şirket türünü ve sorumluluk rejimini belirle
Kolektif şirket ortakları; şirket borçlarından dolayı sınırsız, müteselsil ve ikinci dereceden sorumludur.
Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) ilgili hükümleri kolektif ortakların sorumluluk statüsünü bu şekilde tanımlar.
2
İkinci dereceden sorumluluk (subsidiary liability) ilkesini uygula
Alacaklılar, şirket borçları için doğrudan ortağa gidemezler; öncelikle şirket tüzel kişiliğine başvurmalıdırlar.
TTK Madde 237 uyarınca ortağa başvurabilmek için takibin semeresiz kalması, şirketin sona ermesi veya iflası gerekir.

Anahtar Kavram

Kolektif Şirketlerde Ortakların İkinci Dereceden Sorumluluğu
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 39Soru

60986098 sayılı Türk Borçlar Kanunu hükümlerine göre, ortaklık sözleşmesinde yönetime ilişkin aksine bir düzenleme bulunmayan bir adi şirkette yönetim yetkisiyle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yönetim yetkisi, ortaklardan her birine aittir.

Cevap

Ortaklık sözleşmesinde yönetici atanmadığı takdirde yönetim yetkisi her bir ortağa aittir.
Türk Borçlar Kanunu'nun 625625. maddesi uyarınca, adi ortaklıkta yönetim, ortaklık sözleşmesiyle bir veya birden çok ortağa ya da üçüncü bir kişiye bırakılmamışsa, yönetim yetkisi bütün ortaklara aittir. Bu kural, ortakların yönetim hakkının aslen ve varsayılan olarak eşit dağıldığını gösterir.

Adım Adım Çözüm

1
Ortaklık tipinin ve ilgili mevzuatın belirlenmesi.
60986098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'na tabi bir adi şirket (adi ortaklık) söz konusudur.
Soruda adi şirket vurgusu yapıldığı için Borçlar Kanunu hükümleri esas alınmalıdır.
2
Sözleşmede yönetime dair özel bir hüküm olup olmadığının kontrol edilmesi.
Sözleşmede aksine bir düzenleme bulunmadığı belirtilmiştir.
Aksine hüküm yoksa kanunun yedek hukuk kuralları (varsayılan kurallar) devreye girer.
3
Türk Borçlar Kanunu madde 625625 hükmünün uygulanması.
Yönetim yetkisinin tüm ortaklara ait olduğu sonucuna ulaşılır.
Kanun, yönetici atanmayan durumlarda her ortağı yönetici olarak kabul eder.

Anahtar Kavram

Adi Şirketlerde Yönetim Yetkisinin Dağılımı
Tahmini Süre:45s
Soru 40Soru

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu düzenlemeleri uyarınca, sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketlerin kuruluşu ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi bu şirket türünü adi komandit şirketlerden ayıran bir özelliktir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Şirketin kurulabilmesi için ortak sayısının beşten az olamayacağı yönündeki emredici kural

Cevap

Sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketlerin kurulabilmesi için ortak sayısının beşten az olamayacağına dair kural, bu şirket türünü adi komandit şirketlerden ayırır.
Türk Ticaret Kanunu'nun 564. maddesi uyarınca, sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketlerde ortak sayısının beşten az olamayacağı hükme bağlanmıştır. Buna karşın adi komandit şirketler için böyle bir asgari sayı öngörülmemiş, bir komandite ve bir komanditer ortağın varlığı (toplam 2 ortak) yeterli görülmüştür. Bu durum, iki şirket türü arasındaki en temel kuruluş farklarından biridir.

Adım Adım Çözüm

1
Adi komandit şirketlerin kuruluş şartlarını hatırlayın.
Adi komandit şirketler, biri sınırsız (komandite) diğeri sınırlı (komanditer) sorumlu olmak üzere en az iki kişiyle kurulabilir.
Şahıs şirketi unsurları taşıdığı için asgari ortak sayısı düşüktür.
2
Sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketlerin (SPBK) kuruluş şartlarını (TTK m. 564) analiz edin.
Kanun, SPBK için ortak sayısının beşten az olamayacağını ve bunlardan en az birinin komandite olması gerektiğini emreder.
SPBK, anonim şirketlere benzer bir sermaye yapısına sahip olduğu için daha yüksek bir asgari ortak sayısı öngörülmüştür.
3
Seçeneklerdeki unsurları karşılaştırarak ayırt edici özelliği saptayın.
Sorumluluk rejimleri, tüzel kişilik ve ticaret unvanı gibi unsurlar her iki tür için de benzerlik gösterirken, ortak sayısı net bir hukuki fark yaratır.
Soruda istenen 'ayırt edici özellik' kriterine sadece ortak sayısı kuralı uymaktadır.

Anahtar Kavram

Komandit Şirketlerde Kuruluş ve Ortak Sayısı Farkı
Tahmini Süre:1m 30s
ÖncekiSayfa 2 / 8Sonraki
Şirketler Hukuku Alıştırma Soruları — KPSS Hukuk — Sayfa 2 | Examkin