Çağdaş İktisat Okulları

108 soru

Soru 1Soru

Post Keynesyen iktisatçılar, Neoklasik ve Monetarist yaklaşımların aksine para arzının belirlenme sürecini farklı bir mekanizmayla açıklarlar. Buna göre, Post Keynesyen iktisat okuluna göre para arzının doğasıyla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Para arzı, ekonomik birimlerin kredi talebi doğrultusunda bankacılık sistemi tarafından içsel olarak yaratılır.

Cevap

Para arzı, ekonomik birimlerin kredi talebi doğrultusunda bankacılık sistemi tarafından içsel olarak yaratılır.
Post Keynesyen iktisatçılar (özellikle Kaldor, Davidson ve Lavoie), paranın ekonominin dışında değil, içinde yaratıldığını savunurlar. Bu yaklaşıma göre, firmalar ve hanehalkları yatırım veya tüketim için kredi talep ettiklerinde, bankalar bu talebi karşılayarak mevduat (ve dolayısıyla para) yaratırlar. Dolayısıyla para arzı, ekonomik birimlerin kredi talebi doğrultusunda sistem içinde içsel olarak belirlenir.

Adım Adım Çözüm

1
Post Keynesyen iktisadın paraya bakış açısını tanımlamak.
Post Keynesyenler, paranın dışsal değil, ekonomik sistemin işleyişi içinde yaratılan 'içsel' bir değişken olduğunu savunur.
Bu okulda nedensellik kredi talebinden mevduat yaratımına ve oradan merkez bankası rezervlerine doğru işler.
2
Seçenekler arasında bu tanıma uygun ifadeyi bulmak.
Kredi talebinin para arzını belirlediğini belirten ifade doğru kabul edilir.
Nicholas Kaldor ve Basil Moore gibi temsilciler tarafından savunulan bu görüşte Merkez Bankası faiz oranını belirler, para miktarını ise piyasadaki kredi talebi belirler.

Anahtar Kavram

İçsel Para (Endojen Para) Teorisi

Daha Fazla Pratik

Post Keynesyenlerin para arzı konusundaki bu 'içsel para' yaklaşımını, paranın yansızlığı tartışmalarıyla birlikte incelemek konuyu pekiştirecektir.
Tahmini Süre:45s
Soru 2Soru

Arz Yanlı İktisat (Supply-Side Economics) okulu, geleneksel makroekonomik yaklaşımların aksine 'dışlama etkisi' (crowding out) kavramını teşvikler mekanizması üzerinden yeniden tanımlamıştır. Bu yaklaşıma göre, yüksek marjinal vergi oranlarının ekonomi üzerinde yarattığı temel 'dışlama' süreci aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yüksek marjinal vergi oranlarının; çalışma, tasarruf ve yatırımın net getirisini düşürerek bireyleri üretken faaliyetler yerine piyasa dışı uğraşlara veya vergi kaçınmaya yöneltmesi

Cevap

Arz Yanlı İktisatçılara göre asıl dışlama etkisi; yüksek marjinal vergi oranlarının üretim faktörlerinin getiri oranlarını düşürerek bireylerin çalışma, tasarruf ve yatırım teşviklerini kırmasıdır.
Doğru yanıt olan seçenek, Arz Yanlı İktisat'ın özünü oluşturan 'nispi fiyat etkisi' ve 'vergi takozu' (tax wedge) mantığını yansıtmaktadır. Bu yaklaşıma göre, marjinal vergi oranları arttığında emeğin ve sermayenin net getirisi azalır; bu durum bireyleri daha az çalışmaya, daha az tasarruf etmeye ve yatırımlarını piyasa dışına kaydırmaya teşvik eder. Dolayısıyla, yüksek vergiler üretken kapasiteyi piyasa dışı faaliyetler lehine 'dışlamış' olur.

Adım Adım Çözüm

1
Okulun temel prensibini belirle.
Arz Yanlı İktisat, ekonomik büyümenin temel motoru olarak 'teşvikleri' (incentives) görür.
Bu okul, toplam talepten ziyade toplam arzın (AS) vergi politikalarıyla uyarılmasına odaklanır.
2
Dışlama etkisi kavramını analiz et.
Geleneksel dışlama faiz oranları üzerinden işlerken, bu okulda vergi oranları üzerinden işler.
Yüksek vergiler, piyasa içi (üretken) faaliyetlerin fırsat maliyetini değiştirir.
3
Nispi fiyat etkisini değerlendir.
Yüksek marjinal vergiler, boş zamanın veya vergi kaçınmanın nispi fiyatını çalışma ve yatırıma göre ucuzlatır.
Bireyler net getirisi azalan üretken alanlardan (çalışma/yatırım) uzaklaşarak 'teşvik dışlamasına' maruz kalır.

Anahtar Kavram

Teşviklerin Dışlanması (Crowding Out of Incentives)

Alternatif Yöntem

Soruyu çözerken 'Laffer Eğrisi'nin mantığını düşünmek faydalı olabilir; eğer vergi oranları yasaklayıcı bölgedeyse, insanlar çalışmaktan vazgeçer (dışlanır) ve bu da vergi matrahını daraltır.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 3Soru

Yeni Keynesyen makroiktisat yazınında, Ball ve Romer (1990) tarafından geliştirilen analizlerde; cüzi bir menü maliyetine sahip olan münferit bir firmanın fiyatını değiştirmemesinin, genel fiyat düzeyinin düşmesini engelleyerek ekonomideki reel para arzını (M/PM/P) ve dolayısıyla toplam talebi kısıtlaması, ancak firmanın bu maliyeti kendi kâr maksimizasyonu hesabında dikkate almaması durumu aşağıdakilerden hangisi ile ifade edilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Toplam talep dışsallığı

Cevap

Toplam talep dışsallığı
Toplam talep dışsallığı, Yeni Keynesyen iktisatta nominal katılıkların (örneğin menü maliyetleri nedeniyle fiyatların değişmemesinin) neden toplumsal refah üzerinde büyük kayıplara yol açtığını açıklar. Firma fiyatını sabit tuttuğunda, topluma olan maliyeti (reel talep düşüşü) kendi kâr kaybından çok daha büyüktür. Bu uyumsuzluk, küçük nominal katılıkların büyük reel dalgalanmalar yaratmasının temel nedenidir.

Adım Adım Çözüm

1
Bağlamı Belirleme
Yeni Keynesyen İktisat / Ball-Romer Analizi
Soruda bahsedilen menü maliyetleri ve mikro temeller Yeni Keynesyen okulun temel araştırma alanıdır.
2
Mekanizmayı Analiz Etme
Münferit fiyat kararının toplam talebe etkisi
Bir firma fiyatını düşürmediğinde genel fiyat düzeyi (PP) olması gerekenden yüksek kalır, bu da reel para stokunu (M/PM/P) azaltarak toplam talebi düşürür.
3
Dışsallık Kavramını Uygulama
Özel maliyet vs Toplumsal maliyet ayrımı
Firma sadece kendi kârını (veya menü maliyetini) düşünür; ancak fiyatını sabit tutarak tüm ekonomiye bindirdiği 'düşük talep' maliyetini karar sürecine dâhil etmez.
4
Terimi Tanımlama
Toplam talep dışsallığı (Aggregate Demand Externality)
Yeni Keynesyen literatürde bu durumun teknik adı budur.

Anahtar Kavram

Mikro temelli nominal katılıkların makroekonomik sonuçları ve toplam talep dışsallığı.

Daha Fazla Pratik

Menü maliyetlerinin reel katılıklarla (örneğin etkin ücretler) etkileşime girdiğinde neden çok daha kalıcı etkiler yarattığını inceleyen 'Stratejik Tamamlayıcılık' kavramına göz atınız.
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 4Soru

Yeni Keynesyen iktisat literatüründe, kredi piyasalarındaki asimetrik bilgi problemlerini ele alan Stiglitz ve Weiss (1981) analizine göre; faiz oranlarının kredi piyasasını temizleyememesine (dengeye getirememesine) ve "kredi rasyonlaması" durumunun ortaya çıkmasına neden olan temel mekanizma aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Faiz oranlarındaki artışın borçlu havuzunun kalitesini bozarak bankanın beklenen getirisini maksimize eden bir 'optimal faiz oranı' yaratması

Cevap

Faiz oranlarındaki artışın borçlu havuzunun kalitesini bozarak bankanın beklenen getirisini maksimize eden bir 'optimal faiz oranı' yaratması
Doğru cevap, asimetrik bilgi altında faiz oranlarının sadece sermaye maliyetini değil, aynı zamanda borçlu havuzunun risk profilini de belirlediğini ifade eder. Stiglitz-Weiss modeline göre, faizler arttıkça dürüst ve düşük riskli borçlular elenir (ters seçim) ve borçlular daha riskli davranışlara itilir (ahlaki tehlike). Bu nedenle bankalar, kredi talebi arzdan fazla olsa bile karını maksimize etmek için faizleri yükseltmek yerine sabit tutarak krediyi kısıtlar.

Adım Adım Çözüm

1
Asimetrik bilgi problemlerini tanımlama
Ters seçim (adverse selection) ve ahlaki tehlike (moral hazard) kavramları belirlenir.
Modelin temelini borçlu ve alacaklı arasındaki bilgi eksikliği oluşturur.
2
Faiz oranları ile risk ilişkisini kurma
Faizler arttıkça düşük riskli borçluların piyasadan çekildiği ve kalanların daha riskli projelere yöneldiği görülür.
Yüksek faiz sadece yüksek getirili ama riskli projeleri olan borçlular tarafından kabul edilebilir.
3
Bankanın beklenen getiri fonksiyonunu analiz etme
Bankanın getirisi (E[π]E[\pi]), faiz oranı (ii) arttıkça önce artar, ancak bir 'optimal faiz' (ii^*) noktasından sonra azalmaya başlar.
Risk artışının maliyeti, faiz artışının getirisini aşmaya başlar.
4
Kredi rasyonlamasını açıklama
Bankalar kar maksimizasyonu için faizi ii^* seviyesinde tutar, bu seviyede talep arzdan fazladır.
Faizi yükseltmek piyasayı temizlemez, aksine bankanın karını düşürür; bu yüzden kredi talebinin bir kısmı karşılanmaz (rasyonlama).

Anahtar Kavram

Kredi Rasyonlaması ve Asimetrik Bilgi

İpuçları

1
Bankanın faizi artırmasının her zaman daha fazla kar getirmeyebileceğini, çünkü borçluların davranışlarının değişebileceğini düşünün.

Daha Fazla Pratik

Etkin ücret teorisindeki (Efficiency Wage) 'şirketlerin neden piyasa denge ücretinden yüksek ücret ödediği' mantığı ile bu model arasındaki benzerliği inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 5Soru

İktisadi analiz araçlarını siyasal karar alma süreçlerine ve aktörlerine uygulayarak 'hükümet başarısızlıklarını' inceleyen Kamu Tercihi Teorisi (Public ChoicePublic\ Choice) çerçevesinde, 'siyasal piyasa' işleyişine dair aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Siyasal piyasada bürokratların bütçe maksimizasyonu çabası ve politikacıların oy maksimizasyonu hedefi, kamu hizmetlerinin Pareto-etkin düzeyin üzerinde sunulmasına ve kaynak israfına yol açmaktadır.

Cevap

Siyasal piyasada bürokratların bütçe maksimizasyonu ve politikacıların oy maksimizasyonu hedeflerinin kamu kaynaklarının aşırı genişlemesine ve hükümet başarısızlığına yol açtığını ifade eden seçenek doğrudur.
Kamu Tercihi Teorisi'ne göre siyasal süreç bir 'piyasa' gibi işler. Bu piyasada bürokratlar (arz tarafı), William Niskanen'in modelinde açıklandığı gibi, kendi prestij, yetki ve maaşlarını artırmak için birim bütçelerini maksimize etmeye çalışırlar. Politikacılar ise yeniden seçilmek için oy maksimizasyonu peşindedir. Bu iki aktörün etkileşimi, kamu hizmetlerinin toplumun ihtiyaç duyduğu (marjinal sosyal faydanın marjinal sosyal maliyete eşit olduğu) etkin düzeyin ötesine geçmesine ve kaynakların israf edilmesine (hükümet başarısızlığı) neden olur.

Adım Adım Çözüm

1
Siyasal piyasa aktörlerinin (seçmen, politikacı, bürokrat) rasyonel çıkarcı (homo economicus) davranışlarını tanımlama.
Aktörler toplumsal refah yerine kendi faydalarını (oy, bütçe, prestij) maksimize etmeye çalışırlar.
Teorinin temel varsayımı metodolojik bireyselciliktir.
2
Niskanen'in bürokrasi modelini ve politikacıların oy arayışını analiz etme.
Bürokratlar bütçeyi maksimize ederek güç kazanırken, politikacılar seçilmek için popülist harcamalara yönelir.
Siyasal arz tarafındaki bu motivasyonlar kamu kesiminin büyümesine yol açar.
3
Bu bireysel rasyonel davranışların toplumsal sonuçlarını değerlendirme.
Kamu hizmetleri etkin düzeyin üzerinde sunulur ve piyasa başarısızlıklarına çözüm olarak görülen devlet, 'hükümet başarısızlığına' neden olur.
Teorinin 'piyasa başarısızlığına karşı hükümet başarısızlığı' sentezi bu noktada oluşur.

Anahtar Kavram

Siyasal piyasa analizi ve hükümet başarısızlığı (Niskanen ve Kamu Tercihi sentezi)

Daha Fazla Pratik

Bürokrasiyi sınırlamak için önerilen 'Anayasal İktisat' (James Buchanan) ilkelerini ve bütçe denkleştirme zorunluluğunu inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 6Soru

Yeni Klasik (Rasyonel Beklentiler) iktisat okuluna göre, iktisadi birimlerin rasyonel beklentilere sahip olduğu ve piyasaların anlık olarak temizlendiği bir ekonomide; reel hasıla düzeyinin doğal hasıla düzeyinden sapmasına neden olan temel faktör aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Para otoritesi tarafından gerçekleştirilen ve iktisadi birimlerin bilgi setinde yer almayan beklenmedik parasal şoklar

Cevap

Para otoritesi tarafından gerçekleştirilen ve birimlerin bilgi setinde yer almayan beklenmedik parasal şoklar, reel hasılanın doğal düzeyinden sapmasına neden olur.
Yeni Klasik iktisatçıların geliştirdiği Lucas Arz Fonksiyonu'na göre, reel hasılanın doğal düzeyinden sapabilmesi için gerçekleşen fiyatların (PP) beklenen fiyatlardan (PeP^e) farklı olması gerekir. Rasyonel beklentiler varsayımı altında, bireyler mevcut tüm bilgiyi ve otoritelerin geçmişteki davranış kalıplarını (politika kurallarını) kullandıkları için sistematik hata yapmazlar. Bu nedenle, ancak para otoritesinin önceden ilan etmediği veya piyasa birimlerinin bilgi setine dahil edemediği 'beklenmedik parasal şoklar' bir 'fiyat sürprizi' yaratarak reel değişkenleri etkileyebilir.

Adım Adım Çözüm

1
Lucas Arz Fonksiyonu'nu analiz etme
Y=Yn+α(PPe)Y = Y_n + \alpha(P - P^e) denklemi elde edilir.
Reel hasılanın (YY) hangi durumlarda doğal düzeyden (YnY_n) farklılaşacağını anlamak için bu temel denklem kullanılır.
2
Rasyonel Beklentiler varsayımını uygulama
Bireylerin mevcut tüm bilgiyi kullandığı ve sistematik hata yapmadığı (Pe=E[PI]P^e = E[P|I]) sonucuna varılır.
Sistematik ve ilan edilen politikaların beklentilere tam olarak yansıyacağını göstermek gerekir.
3
Politika Etkisizliği Önermesi'ni (PIP) değerlendirme
Beklenen (anticipated) politikaların P=PeP = P^e eşitliğini sağladığı, bu durumda Y=YnY = Y_n olduğu görülür.
Sistematik politikaların neden hasılayı değiştiremediği açıklanır.
4
Beklenmedik (Surprise) etkisini belirleme
Sadece bilgi setinde olmayan 'parasal şoklar' durumunda PPeP \neq P^e oluşur ve reel hasıla değişir.
Sorunun cevabı olan temel sapma kaynağı tespit edilir.

Anahtar Kavram

Lucas Arz Fonksiyonu ve Beklenmedik Politika Etkisi

İpuçları

1
Lucas Arz Fonksiyonu'ndaki (PPeP - P^e) teriminin ne zaman sıfırdan farklı olacağını düşünün.
2
Rasyonel bireylerin ilan edilmiş bir politikaya nasıl tepki vereceğini ve bu durumun hata yapmalarını engelleyip engellemeyeceğini değerlendirin.
3
Sistematik politikalar tahmin edilebilirdir; peki tahmin edilemeyen bir durumun ekonomideki etkisine ne ad verilir?

Daha Fazla Pratik

Lucas Kritiği'nin politika yapıcıların ekonometrik modelleri üzerindeki etkisini inceleyen bir soru çözülebilir.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 7Soru

Kydland ve Prescott tarafından öncülüğü yapılan Reel İş Döngüsü Teorisi (RBCRBC) çerçevesinde; rasyonel bireylerin, geçici verimlilik artışları sonucu yükselen reel ücretler karşısında bugünkü çalışma süresini artırıp boş zamanlarını geleceğe ertelemeleri aşağıdakilerden hangisi ile açıklanır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Emek arzının zamanlararası ikamesi

Cevap

Rasyonel bireylerin yüksek reel ücret dönemlerinde daha fazla çalışmayı tercih etmesi 'Emek arzının zamanlararası ikamesi' olarak adlandırılır.
Reel İş Döngüsü Teorisi'ne göre, teknolojik bir şok nedeniyle verimlilik ve dolayısıyla reel ücretler arttığında, rasyonel bireyler boş zamanın maliyeti (fırsat maliyeti) arttığı için daha fazla çalışmaya karar verirler. Bu davranış, emeğin zamanlararası ikamesi olarak tanımlanır ve istihdamdaki dalgalanmaları açıklayan temel mekanizmadır.

Adım Adım Çözüm

1
Teorik çerçeveyi belirle
Soru Reel İş Döngüsü Teorisi (RBCRBC) ve bu teorinin işgücü piyasası analizine odaklanmaktadır.
RBC teorisi, konjonktür dalgalanmalarını gerçek (reel) şoklarla açıklar.
2
Bireylerin davranışını analiz et
Geçici verimlilik artışı reel ücretleri yükseltir; rasyonel bireyler bugünkü yüksek kazancı gelecekteki düşük kazanca tercih eder.
Bireyler boş zaman ve çalışma süresi arasında zamanlararası bir optimizasyon yapar.
3
Doğru terimi tanımla
Çalışma kararının dönemler arasında kaydırılması 'zamanlararası ikame' kavramıdır.
Bu mekanizma, istihdamdaki dalgalanmaların piyasa dengesi içinde nasıl oluştuğunu açıklar.

Anahtar Kavram

Emek arzının zamanlararası ikamesi
Tahmini Süre:45s
Soru 8Soru

Arz Yanlı İktisat (Supply-Side Economics) teorisyenlerine göre, özellikle yüksek oranlı marjinal vergi uygulamaları, üretim faktörlerinin sahiplerine ulaşan net getiri ile bu faktörleri istihdam edenlerin katlandığı brüt maliyet arasında bir fark oluşmasına neden olur. Ekonomik birimlerin çalışma, tasarruf ve yatırım teşviklerini kırarak toplam arzın daralmasına yol açan bu fark aşağıdaki kavramlardan hangisi ile ifade edilmektedir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Vergi Kaması

Cevap

Arz Yanlı İktisat yaklaşımında, vergi sistemi nedeniyle üretim faktörlerinin maliyeti ile sağladığı net getiri arasında oluşan farka 'Vergi Kaması' (Tax Wedge) adı verilir.
Doğru cevap olan vergi kaması ifadesi, arz yanlı iktisatçıların yüksek vergilerin neden olduğu ekonomik verimsizliği açıklarken kullandıkları teknik bir terimdir. Vergi kaması genişledikçe, üretim faktörlerinin (emek ve sermaye) arzı azalır, bu da toplam arz eğrisinin sola kaymasına neden olur.

Adım Adım Çözüm

1
Arz Yanlı İktisadın temel odak noktasını belirlemek.
Bu okul, ekonomik büyümenin temelinde üretim teşviklerinin (vergi indirimleri, deregülasyon) yattığını savunur.
Teşviklerin bozulması üretimin azalmasına neden olur.
2
Marjinal vergi oranlarının etkisini analiz etmek.
Yüksek vergiler, işverenin ödediği brüt ücret ile işçinin eline geçen net ücret arasında bir 'kama' (wedge) oluşturur.
Bu kama ne kadar büyükse, bireylerin çalışma ve yatırım yapma isteği o kadar azalır.
3
Kavramsal eşleştirmeyi yapmak.
Brüt maliyet ile net getiri arasındaki bu fark literatürde 'Vergi Kaması' olarak tanımlanır.
Tanım doğrudan Arz Yanlı İktisat literatürüne aittir.

Anahtar Kavram

Vergi Kaması (Tax Wedge)

Daha Fazla Pratik

Arz yanlı iktisadın vergi indirimlerini savunurken dayandığı 'Laffer Eğrisi' analizi ve 'yasaklayıcı bölge' kavramını tekrar ediniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 9Soru

Yeni Kurumsal İktisat (NIENIE) içerisinde yer alan ve bilgi asimetrisine dayalı hiyerarşik ilişkileri inceleyen yaklaşıma göre; asilin vekili denetlemek için katlandığı izleme maliyetleri, vekilin asile güven vermek için üstlendiği teminat maliyetleri ve her türlü önleme rağmen asilin refahında ortaya çıkan artık kayıpların toplamına ne ad verilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Vekalet maliyetleri

Cevap

Vekalet maliyetleri (Agency costs)
Vekalet maliyetleri; asilin vekili izlemesi (monitoring), vekilin asile güvence vermesi (bonding) ve tüm bu çabalara rağmen vekilin asilin çıkarlarından sapması sonucu oluşan artık kaybın (residual loss) toplamıdır. Bu kavram, Yeni Kurumsal İktisat'ın hiyerarşik yapılar ve firma içi organizasyon analizindeki temel taşıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Aktörlerin ve ilişkilerin tanımlanması
Asil (karar verici/hissedar) ve vekil (yetki devredilen/yönetici) arasındaki hiyerarşik ilişki tespit edilir.
Vekalet teorisi, bilgi asimetrisi altında bu iki aktörün çıkar çatışmasını inceler.
2
Maliyet bileşenlerinin sınıflandırılması
İzleme maliyetleri (asilin harcaması), teminat maliyetleri (vekilin harcaması) ve artık kayıp (giderilemeyen verimsizlik) bir araya getirilir.
Bu üç unsur, literatürde vekalet maliyetlerinin temel yapı taşlarını oluşturur.
3
Sonuçlandırma
Tanımı verilen maliyetler toplamının 'Vekalet Maliyetleri' olduğu belirlenir.
Yeni Kurumsal İktisat'ta bu terim, hiyerarşik yapılardaki verimsizlikleri açıklamak için kullanılır.

Anahtar Kavram

Vekalet Teorisi ve Maliyetleri (Agency Theory)

İpuçları

1
Bu kavram, bir tarafa yetki devredildiğinde ortaya çıkan çıkar çatışmalarını yönetmek için yapılan harcamaları kapsar.
2
İzleme, teminat ve artık kayıp olmak üzere üç temel bileşenden oluşur.
3
Ekonomik literatürde asilin vekili denetlemesi ve bilgi asimetrisini azaltması için katlandığı bu maliyetlere 'Agency Costs' denir.

Daha Fazla Pratik

İzleme maliyetleri ile teminat maliyetleri arasındaki farkı inceleyerek hangi tarafın hangi maliyete katlandığını pekiştirebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 10Soru

Oliver Williamson'ın İşlem Maliyetleri İktisadı (TCETCE) yaklaşımına göre; ekonomik bir işlemin yönetişim yapısının (governance structuregovernance \ structure) belirlenmesinde işlemin sıklığı ve varlık özgüllüğü derecesi belirleyici rol oynar. Bir işletmenin üretim süreci için vazgeçilmez olan, başka bir alanda kullanılması teknik veya mali açıdan mümkün olmayan (yüksek varlık özgüllüğü) ve sürekli ihtiyaç duyulan bir girdinin temininde; 'fırsatçı davranış' (opportunismopportunism) riskini ve işlem maliyetlerini minimize etmek amacıyla tercih edilmesi gereken en rasyonel yönetişim yapısı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Birleşik yönetişim (Hiyerarşi / Dikey bütünleşme)

Cevap

Birleşik yönetişim (Hiyerarşi / Dikey bütünleşme) yapısı, yüksek varlık özgüllüğü ve yüksek işlem sıklığı durumunda işlem maliyetlerini minimize eden en uygun yapıdır.
Oliver Williamson'ın modelinde; işlemlerin 'hiyerarşi' (birleşik yönetişim) içine alınmasının temel nedeni, yüksek varlık özgüllüğünden kaynaklanan bağımlılık ve sürekli tekrarlanan işlemlerden kaynaklanan kontrol ihtiyacıdır. Birleşik yönetişim, dışsal piyasa belirsizliklerini içsel idari kararlarla ikame ederek işlem maliyetlerini düşürür.

Adım Adım Çözüm

1
İşlem değişkenlerini analiz etme
Varlık Özgüllüğü: Yüksek, İşlem Sıklığı: Yüksek (Sürekli)
Williamson'ın matrisine göre yönetişim yapısı bu iki temel değişkene bağlıdır.
2
Fırsatçılık ve bağımlılık riskini değerlendirme
Yüksek varlık özgüllüğü, tarafları birbirine mahkum ederek 'sözleşme sonrası fırsatçılık' (hold-up) riskini artırır.
Özgül varlıklar başka bir alanda kullanılamadığı için batık maliyet oluşturur ve pazarlık gücünü zayıflatır.
3
Maliyet minimize eden yapıyı seçme
İşlem hiyerarşi (firma) içine alınarak dikey bütünleşme sağlanmalıdır.
İşlem sürekliyse, piyasada sürekli pazarlık yapmak ve denetlemek yerine firma içi idari mekanizmalar daha düşük maliyetlidir.

Anahtar Kavram

Williamson'ın Yönetişim Yapıları Matrisi

Daha Fazla Pratik

Williamson'ın mülkiyet hakları ve sınırlı rasyonellik varsayımlarının bu yönetişim yapılarını nasıl zorunlu kıldığını inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 11Soru

Yeni Kurumsal İktisat (NIE) yaklaşımına göre; mülkiyet haklarının (property rights) açıkça tanımlanmış ve hukuki güvence altına alınmış olmasının temel ekonomik işlevi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İşlem maliyetlerini düşürerek dışsallıkların içselleştirilmesini kolaylaştırmak ve kaynak tahsisinde etkinliği sağlamak

Cevap

Mülkiyet haklarının temel işlevi, işlem maliyetlerini düşürerek dışsallıkların içselleştirilmesini ve kaynak tahsisinde etkinliği sağlamaktır.
Yeni Kurumsal İktisatçılara (Coase, North, Demsetz vb.) göre, mülkiyet haklarının net bir şekilde tanımlanması, ekonomik aktörler arasındaki belirsizliği azaltır. Bu durum, piyasada işlem yaparken katlanılan arama, pazarlık ve denetim gibi is\clemişlem maliyetlerinimaliyetlerini düşürür. Maliyetler düştüğünde, dışsallıkların piyasa mekanizması içinde çözülmesi (içselleştirilmesi) kolaylaşır ve kaynaklar en yüksek verimi sağlayacak alanlara daha rahat yönelir.

Adım Adım Çözüm

1
Yeni Kurumsal İktisat'ın (NIE) temel varsayımlarını hatırla.
NIE, Neoklasik iktisadın aksine işlem maliyetlerinin (transaction costs) pozitif (sıfırdan büyük) olduğunu ve kurumların bu maliyetleri etkilediğini savunur.
Mülkiyet hakları, kurumsal yapının en önemli bileşenlerinden biridir.
2
Mülkiyet hakları ile işlem maliyetleri arasındaki ilişkiyi kur.
Mülkiyet hakları net tanımlanmadığında; arama, bilgi edinme, pazarlık ve uygulama maliyetleri artar. Bu durum piyasa başarısızlıklarına yol açar.
Belirsizlik, mübadeleyi zorlaştırır ve kaynakların verimsiz kullanılmasına neden olur.
3
Coase Teoremi ve dışsallık ilişkisini analiz et.
Mülkiyet hakları iyi tanımlandığında, taraflar işlem maliyetleri düşük olduğu sürece kendi aralarında anlaşarak dışsallıkları içselleştirebilirler.
Hukuki güvence, sözleşmelerin uygulanabilirliğini artırarak piyasanın daha etkin çalışmasını sağlar.

Anahtar Kavram

İşlem Maliyetleri ve Mülkiyet Hakları İlişkisi

İpuçları

1
Yeni Kurumsal İktisat'ın Neoklasik iktisada en büyük eleştirisi 'işlem maliyetlerini' yok saymasıdır.
2
Mülkiyet haklarının belirsiz olduğu bir ortamda bir malı satın almak veya kiralamak için yapılacak pazarlıklar ne kadar sürer?

Daha Fazla Pratik

Ronald Coase'un 'Sosyal Maliyet Problemi' (1960) makalesindeki mülkiyet hakları ve işlem maliyetleri analizini inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 12Soru

Reel İş Döngüsü Teorisi (RBCRBC), makroekonomik dalgalanmaları açıklarken temel varsayımları ve paranın ekonomideki rolü bakımından diğer modern makroiktisat okullarından ayrılmaktadır. Buna göre, RBCRBC teorisi çerçevesinde paranın yansızlığı ve ekonomik dalgalanmaların kaynağı ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Para arzı hem kısa hem de uzun dönemde yansızdır; bu nedenle dalgalanmaların kaynağı parasal değil, teknoloji gibi reel şoklardır.

Cevap

Para arzının hem kısa hem de uzun dönemde yansız olduğu ve dalgalanmaların teknoloji gibi reel şoklardan kaynaklandığı ifadesi doğrudur.
Doğru seçenek, RBC teorisinin en temel iki sütununu birleştirir: Paranın kısa ve uzun dönemde yansız olması ve dalgalanmaların teknolojik/reel şoklardan kaynaklanması. Bu teoride para arzındaki artışlar sadece fiyatlar genel düzeyini (nominal değişkenleri) değiştirir, reel üretimi değiştirmez.

Adım Adım Çözüm

1
RBC teorisinin temel varsayımlarını belirle.
Piyasaların her zaman dengede olduğu (sürekli piyasa temizlenmesi), fiyat ve ücretlerin tam esnekliği ve rasyonel beklentiler varsayımları geçerlidir.
Teorinin hangi mekanizma üzerinden işlediğini anlamak için başlangıç noktasıdır.
2
Paranın rolünü (yansızlık ilkesini) analiz et.
Paranın yansızlığı sadece uzun dönemde değil, kısa dönemde de geçerlidir (Klasik Dikotomi). Para arzındaki değişimler üretim, istihdam ve reel faiz gibi değişkenleri etkilemez.
RBC'yi, paranın kısa dönemde etkili olduğunu savunan Monetarist ve Yeni Klasik okullardan ayıran temel farkı belirlemek gerekir.
3
Dalgalanmaların kaynağını tanımla.
Dalgalanmaların kaynağı talep şokları veya parasal şoklar değil; teknoloji, verimlilik ve üretim faktörlerinin arzındaki değişimler gibi reel şoklardır.
RBC isminin neden 'Reel' olduğunu ve konjonktürün nasıl oluştuğunu açıklar.

Anahtar Kavram

Klasik Dikotomi ve Reel Şoklar

İpuçları

1
RBC ismindeki 'Reel' kelimesinin paranın etkisi ve şokların kaynağı açısından ne anlama geldiğini düşünün.
2
Bu teori, Klasik iktisadın 'paranın yansızlığı' ilkesini kısa döneme de uygulayan bir yaklaşımdır.
3
Teknoloji şoklarının üretim fonksiyonunu nasıl kaydırdığını ve bu süreçte paranın sadece bir 'peçe' olarak kaldığını hatırlayın.

Daha Fazla Pratik

RBC teorisinde paranın neden içsel (endogenous) kabul edildiğini ve ters nedensellik (reverse causation) kavramını inceleyin.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 13Soru

Arz yanlı iktisat (Supply-side economics) yaklaşımına göre, bir ekonominin Laffer Eğrisi üzerinde "yasak bölge" (prohibitive range) olarak tanımlanan noktada bulunduğu varsayıldığında, marjinal vergi oranlarında yapılacak bir indirimin doğuracağı sonuçlarla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Vergi hasılatı artış eğilimine girerken, boş zamanın fırsat maliyetinin yükselmesi (ikame etkisi) sonucunda bireylerin çalışma ve yatırım arzı teşvik edilir.

Cevap

Vergi hasılatı artış eğilimine girerken, boş zamanın fırsat maliyetinin yükselmesi (ikame etkisi) sonucunda bireylerin çalışma ve yatırım arzı teşvik edilir.
Arz yanlı iktisat teorisine göre, vergi oranlarının çok yüksek olduğu 'yasak bölgede' yapılacak indirimler, bireylerin ve firmaların üzerindeki mali yükü hafifleterek üretim ve çalışma şevkini artırır. Bu durumda 'ikame etkisi' (çalışmanın boş zamana göre daha kârlı hale gelmesi) baskın çıkar ve genişleyen ekonomik taban sayesinde devletin toplam vergi geliri artış gösterir.

Adım Adım Çözüm

1
Ekonominin Laffer Eğrisi üzerindeki konumunu belirle.
Ekonomi "yasak bölge"dedir (t>tt > t^*). Bu bölgede vergi oranları o kadar yüksektir ki ekonomik faaliyetler daralmış ve vergi hasılatı potansiyelinin altına düşmüştür.
Soruda verilen öncül, analizin başlangıç noktasını tanımlar.
2
Vergi indirimi sonrası hasılat etkisini analiz et.
Vergi oranları (tt) düştükçe, vergi matrahı (ekonomik faaliyetler) genişler. Yasak bölgede matrahtaki artış, oranlardaki düşüşten daha büyük olduğu için toplam vergi hasılatı (T=t×YT = t \times Y) artar.
Laffer Eğrisi'nin temel çıkarımıdır.
3
Vergi indirimi sonrası mikroekonomik teşvikleri (emek arzı) analiz et.
Vergi oranlarının düşmesi, net ücreti artırır. Bu durum boş zamanın fırsat maliyetini yükseltir (ikame etkisi). Arz yanlı iktisatçılara göre ikame etkisi gelir etkisinden büyüktür, dolayısıyla çalışma arzı artar.
Arz yanlı iktisadın teşvik mekanizmasını açıklar.

Anahtar Kavram

Laffer Eğrisi ve Teşvik Mekanizması
Soru 14Soru

Kamu Tercihi Teorisi'nin (Public Choice) siyasal piyasa aktörlerinin davranışlarına ve karar alma süreçlerine yönelik analizleri dikkate alındığında, aşağıdakilerden hangisi bu okulun temel öngörülerinden biri olarak kabul edilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bürokratlar, sahip oldukları asimetrik bilgi avantajını kullanarak çıktı düzeyini marjinal sosyal faydanın marjinal maliyete eşit olduğu (MSF=MMMSF = MM) etkin düzeyin ötesine taşıma ve toplam bütçeyi maksimize etme eğilimindedirler.

Cevap

Bürokratların asimetrik bilgi kullanarak bütçeyi maksimize etme ve çıktıyı etkin düzeyin ötesine taşıma eğilimidir.
Kamu Tercihi Teorisi içinde William Niskanen tarafından geliştirilen bürokrasi modeline göre, bürokratlar bütçelerini maksimize ederek statü, güç ve maaş avantajı sağlarlar. Bürokratların elindeki bilgi üstünlüğü (asimetrik bilgi), siyasetçilerin onları denetlemesini zorlaştırır. Bu durum, kamu hizmetinin toplumsal açıdan etkin olan (marjinal faydanın marjinal maliyete eşit olduğu) noktanın ötesine geçmesine ve toplam maliyetin toplam faydaya eşitlendiği sıfır net fayda noktasına kadar üretimin artmasına neden olur.

Adım Adım Çözüm

1
Kamu Tercihi Teorisi'nin aktör analizini değerlendir.
Okul; seçmenler, siyasetçiler ve bürokratların 'homo economicus' gibi kendi çıkarlarını maksimize ettiğini varsayar.
Siyasal piyasa ile ekonomik piyasanın aynı mantıkla işlediğini anlamak için.
2
Niskanen'in bürokrasi modelini uygula.
Bürokratlar, bütçeyi maksimize ederek güç kazanmaya çalışır ve bu da kamu hizmetinin aşırı üretimine (MSF<MMMSF < MM) yol açar.
Bürokratların motivasyonunun kamu yararı değil, bütçe büyüklüğü olduğunu belirlemek için.
3
Diğer seçeneklerdeki rakip okul kavramlarını ele.
Monetarizm (k-yüzdesi) ve Arz Yanlı İktisat (Laffer) gibi kavramların ayrıştırılması gerekir.
Sorunun zorluk düzeyine uygun olarak kavramsal karışıklığı gidermek için.

Anahtar Kavram

Niskanen Bürosu ve Bütçe Maksimizasyonu

Daha Fazla Pratik

Bürokrasinin neden olduğu bu etkinsizliği önlemek için önerilen 'Anayasal İktisat' ve 'Özelleştirme' yaklaşımlarını inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 40s
Soru 15Soru

Arz Yanlı İktisat (Supply-Side Economics) yaklaşımına göre, yüksek marjinal vergi oranları 'vergi takozu' (tax wedge) yaratarak üretim faktörlerinin arzını ve teşvikleri olumsuz etkiler. Bu yaklaşıma bağlı kalarak, vergi oranlarında yapılacak bir indirimin bütçe açıklarını artırmak yerine toplam vergi hasılatında bir artışa yol açabilmesi için aritmetik etki ile ekonomik etki (teşvik etkisi) arasındaki ilişki aşağıdakilerden hangisi olmalıdır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Vergi oranındaki azalışın doğrudan yarattığı hasılat kaybının (aritmetik etki), vergi tabanındaki genişleme ve üretim artışından kaynaklanan hasılat artışı (ekonomik etki) ile fazlasıyla telafi edilmesi

Cevap

Vergi oranlarındaki indirimin hasılatı artırabilmesi için, vergi oranındaki düşüşten kaynaklanan negatif aritmetik etkinin, üretim ve matrah artışından kaynaklanan pozitif ekonomik etki tarafından telafi edilmesi gerekir.
Arz Yanlı İktisat'ın temel dayanağı olan Laffer Eğrisi analizi, vergi oranlarındaki değişimin iki zıt etki yarattığını savunur. Vergi oranları düşürüldüğünde hükümetin her bir birim gelirden aldığı pay azalır (aritmetik etki); ancak vergi yükünün hafiflemesi üretimi, istihdamı ve yatırımları teşvik ederek vergi matrahını genişletir (ekonomik etki). Eğer ekonomi vergi oranlarının çok yüksek olduğu 'yasak bölgede' ise, teşviklerin yaratacağı üretim artışı o kadar büyüktür ki, vergi oranı düşse bile genişleyen matrah sayesinde toplam vergi hasılatı artar. Bu durumun gerçekleşmesi için ekonomik etkinin (üretimdeki artışın), aritmetik etkiyi (oran düşüşündeki kaybı) telafi edecek şiddette olması şarttır.

Adım Adım Çözüm

1
Vergi hasılatı denkleminin bileşenlerini analiz etme
T=t×YT = t \times Y (Burada TT vergi hasılatı, tt vergi oranı, YY ise vergi matrahı/milli gelirdir)
Hasılatın hem orana hem de matraha bağlı olduğunu anlamak için gereklidir.
2
Vergi oranındaki değişimin 'Aritmetik Etkisini' belirleme
tt düştüğünde, sabit bir YY için TT azalır
Hükümetin topladığı birim vergi miktarının azalması doğrudan bir hasılat kaybıdır.
3
Vergi oranındaki değişimin 'Ekonomik Etkisini' (Teşvik Etkisi) belirleme
tt düştüğünde, teşvikler artar, 'vergi takozu' küçülür ve YY (arz/üretim) artar
Düşük vergi oranlarının bireyleri daha fazla çalışmaya ve yatırım yapmaya teşvik etmesi üretim artışına yol açar.
4
Laffer etkisiyle toplam hasılatın artma koşulunu saptama
Pozitif Ekonomik Etki > Negatif Aritmetik Etki
Hasılatın artması için matrah artışının, oran düşüşünden kaynaklanan kaybı fazlasıyla karşılaması gerekir.

Anahtar Kavram

Laffer Eğrisi ve Vergi Teşvikleri
Tahmini Süre:3m 0s
Soru 16Soru

Yeni Keynesyen İktisat literatüründe N. Gregory Mankiw tarafından geliştirilen "Menü Maliyetleri" modelinde, firma düzeyindeki çok küçük fiyat ayarlama maliyetlerinin makroekonomik düzeyde büyük çaplı üretim kayıplarına ve iş çevrimlerine yol açmasını sağlayan temel mekanizma aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Toplam talep dışsallığı nedeniyle bir firmanın fiyatını düşürmesinin ekonomideki reel para arzını artırarak tüm firmaların talebini yükseltmesi, ancak firmanın elde edeceği özel kâr artışının menü maliyetinden küçük kalması

Cevap

Toplam talep dışsallığı (aggregate demand externality) mekanizması, küçük menü maliyetlerinin büyük makroekonomik etkilere yol açmasını açıklar.
Doğru yanıt olan toplam talep dışsallığı, Yeni Keynesyen iktisadın en temel mikro temellerinden biridir. Bir firma fiyatını indirdiğinde, bu durum ekonomideki genel fiyat düzeyini düşürerek reel para arzını artırır ve tüm ekonomide harcamaların artmasına yol açar. Ancak firma, bu toplumsal faydayı karar sürecine dahil etmez; sadece kendi kârındaki değişimi menü maliyetiyle kıyaslar. Eğer kendi kârındaki artış menü maliyetini karşılamıyorsa fiyatını sabit tutar. Bu bireysel rasyonel davranış, makro düzeyde fiyatların katı kalmasına ve toplam talebin düşük kalarak büyük ölçekli üretim kayıplarının yaşanmasına neden olur.

Adım Adım Çözüm

1
Menü maliyetleri ve bireysel rasyonellik ilişkisini analiz etme
Firma, fiyat değiştirmenin getireceği kâr artışını menü maliyetiyle kıyaslar. Eğer kâr artışı maliyetten azsa fiyatı değiştirmez.
Yeni Keynesyen modelde firmalar kâr maksimizasyonu yapan monopolcü rekabet birimleridir.
2
Toplam talep dışsallığı kavramını tanımlama
Bir firmanın fiyat indirimi yapması, genel fiyat seviyesini (PP) düşürür. Bu durum reel para balanslarını (M/PM/P) ve dolayısıyla toplam talebi artırarak diğer tüm firmaların satışlarını yükseltir.
Dışsallık, bir birimin kararının diğer birimlerin refahını piyasa dışı yollarla etkilemesidir.
3
Bireysel ve toplumsal sonuçları karşılaştırma
Firmanın fiyat indiriminden elde edeceği kâr artışı küçük (menü maliyetinin altında) olabilirken, ekonominin tamamına sağladığı talep artışı (sosyal fayda) çok daha büyük olabilir.
Firmalar kararlarını verirken sadece kendi kârlarına bakarlar, toplumsal toplam talep artışını dikkate almazlar.
4
Sonucu makroekonomik durgunlukla ilişkilendirme
Firmalar fiyatlarını düşürmediği için toplam talep yetersiz kalır ve ekonomi tam istihdam düzeyinin altına düşer. Küçük bir maliyet, büyük bir atalete yol açar.
Bu mekanizma, mikro temelleri olan nominal katılıkların makro dalgalanmaları nasıl açıklayabildiğini kanıtlar.

Anahtar Kavram

Toplam Talep Dışsallığı (Aggregate Demand Externality)
Soru 17Soru

Post Keynesyen iktisatçılar, paranın doğası ve para arzı mekanizması konusunda geleneksel "para çarpanı" (money multiplier) modelini reddederek "içsel para" (endogenous money) teorisini savunurlar. Bu yaklaşıma göre, modern bir kredi ekonomisinde para arzının oluşum süreci ve Merkez Bankası'nın pozisyonu hakkında aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Krediler mevduatları yaratır; para arzı kredi talebine bağlı olarak piyasada içsel olarak belirlenir ve Merkez Bankası belirlediği faiz oranı üzerinden rezerv talebine uyum sağlar.

Cevap

Post Keynesyen yaklaşıma göre krediler mevduatları yaratır; para arzı kredi talebine bağlı olarak içsel bir süreçte oluşur ve Merkez Bankası kısa vadeli faiz oranlarını belirleyerek rezerv talebini pasif olarak karşılar.
Post Keynesyen iktisadın (Kaldor, Moore, Lavoie gibi temsilciler) en özgün katkılarından biri içsel para teorisidir. Bu teoriye göre paranın yaratım süreci piyasadaki kredi talebiyle başlar. Bankalar kredi verdiğinde aynı anda bir mevduat yaratırlar (KredilerMevduatlarKrediler \rightarrow Mevduatlar). Merkez Bankası ise sistemin likidite krizine girmemesi için bankaların ihtiyacı olan rezervleri, kendi belirlediği politika faizi üzerinden piyasaya sürmek zorundadır. Bu nedenle Merkez Bankası miktarı değil, paranın fiyatını (faizini) belirler.

Adım Adım Çözüm

1
Nedensellik yönünün belirlenmesi
KrediMevduatRezervKredi \rightarrow Mevduat \rightarrow Rezerv
Ana akım iktisadın aksine, Post Keynesyenler bankaların önce kredi verdiğini, bu kredinin mevduat yarattığını ve rezerv ihtiyacının en son aşamada doğduğunu savunur.
2
Para arzının niteliğinin analizi
İçsellik (Endogeneity)
Para arzı Merkez Bankası'nın elinde bir 'musluk' değildir; ekonomideki yatırım kararları ve kredi talebi para miktarını belirler.
3
Merkez Bankası rolünün tanımlanması
Faiz belirleyici (Price setter), Rezerv sağlayıcı
Merkez Bankası para miktarını (rezervleri) kontrol edemez; sadece faiz oranını belirler ve bankalar arası piyasanın tıkanmaması için rezerv talebine uyum (accommodation) sağlar.

Anahtar Kavram

İçsel Para Arzı (Endogenous Money)

İpuçları

1
Post Keynesyenler 'içsel para' kavramını savunur; yani para ekonominin dışından bir güçle değil, içindeki kredi ilişkileriyle doğar.
2
Bankaların kredi vermek için önce rezerv toplaması gerekip gerekmediğini düşünün. Post Keynesyenlere göre bu süreç tam tersidir.
3
Nihai nedensellik zinciri şöyledir: Yatırım Talebi \rightarrow Kredi Talebi \rightarrow Mevduat Yaratımı \rightarrow Rezerv Talebi.

Daha Fazla Pratik

Post Keynesyen iktisatta 'tarihsel zaman' ve 'ergodik olmama' kavramlarının para talebi ve belirsizlik üzerindeki etkilerini inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 18Soru

Reel İş Döngüsü Teorisi (RBC) savunucularına göre, ekonomide gözlemlenen konjonktürel dalgalanmaların temel kaynağı ve paranın bu süreçteki işlevi ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi bu teorinin temel varsayımlarıyla tam olarak örtüşmektedir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ekonomik dalgalanmaların temel kaynağı dışsal teknoloji şoklarıdır; para, kısa dönemde dahi reel üretim üzerinde etkisi bulunmayan nötr bir değişim aracıdır ve piyasalar her zaman dengededir.

Cevap

Ekonomik dalgalanmaların temel kaynağı dışsal teknoloji şoklarıdır; para, kısa dönemde dahi reel üretim üzerinde etkisi bulunmayan nötr bir değişim aracıdır ve piyasalar her zaman dengededir.
Reel İş Döngüsü Teorisi'ne göre, ekonomideki üretim ve istihdam değişimleri teknoloji veya verimlilik gibi arz yönlü şokların bir sonucudur. Bu modelde para, kısa dönemde dahi reel büyüklükler üzerinde bir etkiye sahip değildir; yani paranın nötr olması (klasik dikotomi) her zaman geçerlidir. Ayrıca piyasaların her an dengede olduğu varsayılır.

Adım Adım Çözüm

1
Şokların Kaynağını Belirle
RBC teorisinde dalgalanmaların kaynağı parasal (nominal) değil, reeldir (teknoloji, verimlilik, vergi oranları vb.).
Teori, dalgalanmaların denge durumundaki ekonominin teknoloji şoklarına verdiği optimal tepkiler olduğunu savunur.
2
Paranın Rolünü Analiz Et
Klasik dikotomi (ikilem) hem kısa hem uzun dönemde geçerlidir; para reel değişkenleri (YY, LL, rr) etkilemez.
Rasyonel beklentiler ve tam esnek fiyatlar altında para arzı değişiklikleri sadece fiyatlar genel düzeyini etkiler.
3
Piyasa Mekanizmasını Değerlendir
Fiyat ve ücretler tam esnektir, piyasalar her an temizlenir (market clearing).
Denge analizi yapıldığı için piyasalarda dengesizlik veya istemsiz işsizlik söz konusu değildir.

Anahtar Kavram

Paranın Yansızlığı ve Reel Teknolojik Şoklar

İpuçları

1
Bu okulda dalgalanmaların 'parasal' mı yoksa 'teknolojik' mi olduğunu düşünün.
2
Paranın kısa dönemdeki etkisini Lucas (Yeni Klasik) ile karşılaştırın; RBC daha katı bir yansızlık savunur.
3
RBC savunucuları (Kydland ve Prescott), paranın üretimle olan korelasyonunu 'ters nedensellik' ile açıklar; yani üretim parayı belirler, tersi değil.

Daha Fazla Pratik

RBC modelinde paranın neden içsel (endogenous) kabul edildiğini araştırmak bu konuyu pekiştirecektir.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 19Soru

Yeni Klasik iktisat düşüncesinin temelini oluşturan rasyonel beklentiler varsayımı ve "Lucas Kritiği" birlikte ele alındığında; merkez bankasının önceden ilan ettiği ve kamuoyu tarafından tam olarak algılanan sistematik bir genişletici para politikası değişikliğinin makroekonomik sonuçlarına ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Politika değişikliği bireylerin karar alma kurallarını ve davranışlarını değiştireceği için geçmiş verilere dayalı modellerin öngörü gücü kaybolur ve tam olarak öngörülen bu politika hem kısa hem de uzun dönemde reel çıktı (yy) üzerinde bir değişikliğe yol açmaz.

Cevap

Sistematik politika değişiklikleri bireylerin beklentilerini anında güncelleyeceği için reel değişkenler üzerinde (hem kısa hem uzun dönemde) etkisiz kalır; ayrıca Lucas Kritiği uyarınca politika kuralları değiştiğinde ekonomik davranışlar ve modellerin parametreleri değiştiğinden geçmişe dayalı tahminler güvenilirliğini yitirir.
Yeni Klasik iktisadi düşüncede rasyonel beklentiler varsayımı, bireylerin hükümetin politika değişikliğini öngörerek kararlarını bu yönde revize etmelerine neden olur. Sargent ve Wallace tarafından geliştirilen Politika Etkisizliği Önermesi'ne göre, bu revizyon sonucunda fiyatlar anında intibak eder ve sistematik politikalar reel değişkenler (üretim, işsizlik) üzerinde etkisiz kalır. Robert Lucas ise bu süreci ekonometrik açıdan ele alarak, politika yapıcıların geçmiş verilere (parametrelerin sabit olduğu varsayımına) dayanarak yaptıkları tahminlerin, politika kuralı değiştiğinde bireylerin davranışlarını değiştirmesi nedeniyle boşa çıkacağını (Lucas Kritiği) kanıtlamıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Rasyonel Beklentiler varsayımını analiz et.
Bireylerin sadece geçmiş verileri değil, hükümetin politika kuralları dahil mevcut tüm bilgileri kullandığı tespit edilir.
Yeni Klasik iktisadın bilgi seti kullanımını anlamak için gereklidir.
2
Politika Etkisizliği Önermesi'ni (Sargent-Wallace) uygula.
Sistematik (ilan edilen ve beklenen) bir para politikasının, bireyler tarafından fiyata anında yansıtılacağı ve reel çıktı (yy) üzerinde hiçbir etki yaratmayacağı (nötr olacağı) sonucuna ulaşılır.
Öngörülen politikaların reel sonuçlarını belirlemek için temel kuraldır.
3
Lucas Kritiği'nin sonuçlarını değerlendir.
Politika kuralı değiştiğinde (örneğin sabit büyümeden genişletici kurala geçiş), bireylerin optimizasyon kararları değişeceği için geçmiş verilerle kurulan modellerin parametrelerinin kararsız hale geldiği görülür.
Ekonometrik modellerin neden başarısız olacağını açıklamak için gereklidir.

Anahtar Kavram

Sistematik Politikaların Etkisizliği ve Lucas Kritiği

Daha Fazla Pratik

Reel İş Döngüsü teorisinin, Yeni Klasiklerin 'para etkisizliği' fikrini teknolojik şoklara nasıl genişlettiğini inceleyiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 20Soru

Milton Friedman önderliğindeki Monetarist (Parasalcı) okulun, ekonomik dalgalanmaları ve enflasyonu kontrol altına almak amacıyla önerdiği "sabit oranlı para arzı artışı kuralı" (kk-kuralı), aşağıdaki teorik gerekçelerden hangisine dayanmaktadır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Para talebi fonksiyonunun istikrarlı bir yapıya sahip olması ve paranın dolaşım hızının öngörülebilir bir seyir izlemesi

Cevap

Para talebi fonksiyonunun istikrarlı bir yapıya sahip olması ve paranın dolaşım hızının öngörülebilir bir seyir izlemesi
Monetarizmin (Parasalcı Okul) en temel teorik varsayımı, para talebinin istikrarlı bir fonksiyon olduğudur. Eğer para talebi istikrarlıysa, paranın dolaşım hızı (VV) da tahmin edilebilir hale gelir. Bu durum, para arzı (MM) ile nominal gelir (PYPY) arasındaki ilişkinin doğrudan ve öngörülebilir olmasını sağlar. Friedman'a göre, para politikasının etkilerinin zaman içinde değişkenlik göstermesi (gecikmeler) nedeniyle, merkez bankaları ihtiyari kararlar almak yerine para arzını ekonomik büyüme hızına paralel, sabit bir oranda (kk-kuralı) artırmalıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Monetarist para talebi varsayımını analiz etmek.
Milton Friedman'a göre para talebi, servet ve alternatif getiriler gibi sınırlı sayıda değişkene bağlı, istikrarlı bir fonksiyondur.
Para talebi istikrarı, para arzındaki değişimlerin nominal gelir üzerindeki etkisinin tahmin edilebilir olmasını sağlar.
2
Para talebi ile dolaşım hızı (VV) arasındaki ilişkiyi kurmak.
Para talebi istikrarlı ise, paranın dolaşım hızı (VV) da öngörülebilir bir seyir izler.
Değişim denklemi (MV=PYMV = PY) uyarınca, VV öngörülebilir olduğunda para arzı (MM) doğrudan nominal GSYH (PYPY) üzerinde kontrol sahibi olur.
3
İhtiyari politikalar yerine neden "kural" (kk-kuralı) önerildiğini belirlemek.
Para politikasının ekonomi üzerindeki etkilerinin uzun ve değişken gecikmelere (iç ve dış gecikmeler) sahip olması ve VV'nin istikrarı, sabit bir artış kuralını ihtiyari politikalara tercih edilebilir kılar.
İhtiyari politikalar belirsizliği artırıp istikrarsızlığa yol açabilirken, kuralcı yaklaşım fiyat istikrarını sağlar.

Anahtar Kavram

Para Talebinin İstikrarı ve k-Kuralı

İpuçları

1
Monetaristlerin para talebi hakkındaki görüşlerini ve bunun dolaşım hızı (VV) üzerindeki etkisini hatırlayın.
2
Değişim denklemi olan MV=PYMV = PY ifadesinde, VV değişkeninin öngörülebilir olması para arzı kuralını nasıl etkiler?
3
Sabit bir para arzı kuralının uygulanabilmesi için paranın elde tutulma isteğinin (para talebi) istikrarlı olması gerekir.

Daha Fazla Pratik

Adaptif beklentiler ve rasyonel beklentiler arasındaki farkların Phillips Eğrisi analizi üzerindeki etkilerini inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Sayfa 1 / 6Sonraki