Tarım Sektörü

97 soru

Soru 1Soru

Türkiye'de tarımsal işletme yapısına ilişkin aşağıdaki veriler incelendiğinde;

İşletme Büyüklüğü (Dekar)İşletme Sayısı (%)İşlenen Arazi (%)
1 - 506522
50 - 1001820
100 - 2001123
200+635

İşletmelerin büyük bir kısmının 'küçük aile işletmesi' niteliğinde olduğu ve arazilerin çok parçalı bir yapı sergilediği görülmektedir. Bu yapısal sorunun tarımsal verimlilik ve ölçek ekonomileri üzerindeki olumsuz etkilerini sınırlamak amacıyla, 2014 yılında 5403 sayılı Kanun'da yapılan düzenleme ile getirilen en temel yenilik aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tarım arazilerinin mülkiyetinin mirasçılar arasında fiziksel olarak paylaştırılması yerine, tarımsal bütünlüğün korunması amacıyla tek bir 'ehil mirasçıya' veya aile ortaklığına devredilmesinin esas alınması

Cevap

Tarım arazilerinin mülkiyetinin mirasçılar arasında fiziksel olarak paylaştırılması yerine, tarımsal bütünlüğün korunması amacıyla tek bir 'ehil mirasçıya' veya aile ortaklığına devredilmesinin esas alınması
2014 yılında 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu'nda yapılan düzenleme, Türkiye tarımının en kronik sorunlarından biri olan miras yoluyla arazi parçalanmasına çözüm getirmeyi amaçlar. Bu düzenleme ile tarım arazilerinin 'asgari tarımsal arazi büyüklüğü'nün altına düşecek şekilde bölünmesi yasaklanmış ve mülkiyetin bütünlük bozulmadan ehil mirasçıya veya bir aile ortaklığına devredilmesi esası getirilmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Tablo verilerini analiz etme
İşletmelerin büyük çoğunluğunun (%65) çok küçük alanlarda (1-50 dekar) faaliyet gösterdiği ve bu durumun verimliliği kısıtladığı tespit edilir.
Sorunun temelindeki 'küçük ve parçalı işletme yapısı' sorununu somutlaştırmak için gereklidir.
2
5403 sayılı Kanun ve 2014 reformunu hatırlama
Bu kanun değişikliğinin temel amacının, miras yoluyla arazilerin bölünmesini engellemek ve 'ekonomik işletme büyüklüğünü' korumak olduğu hatırlanır.
Yasal düzenlemenin odak noktasını belirlemek için gereklidir.
3
Mekanizmayı tanımlama
Arazinin parçalanmasını önleyen 'ehil mirasçı' kavramı ile arazinin bölünmeden bir bütün olarak devredilmesi gerektiği sonucuna varılır.
Doğru yasal mekanizmayı seçenekler arasından ayırt etmek için gereklidir.

Anahtar Kavram

Tarımsal İşletme Yapısı ve Miras Hukuku Reformu
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 2Soru

Türkiye'de geleneksel yöntemlerle yürütülen mera hayvancılığında, üretim miktarının yıllar itibarıyla belirgin dalgalanmalar göstermesinin temel nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Üretimin büyük ölçüde yağış miktarına ve doğal otlakların verimliliğine bağlı olması

Cevap

Üretimin büyük ölçüde yağış miktarına ve doğal otlakların verimliliğine bağlı olması
Türkiye'de geleneksel (ekstansif) yöntemle yapılan mera hayvancılığında, hayvanlar dışarıdan yem takviyesi almadan doğrudan doğal otlaklarda otlatılır. Bu durum, üretimin miktarını ve kalitesini doğrudan o yılki yağış miktarına ve meraların durumuna bağlar. Yağışların bol olduğu yıllarda meralar canlanır ve verim artarken, kurak yıllarda üretim düşer. Bu dışsal faktörlere bağımlılık, üretimde yıllar itibarıyla dalgalanmalara (istikrarsızlığa) neden olur.

Adım Adım Çözüm

1
Geleneksel hayvancılık yönteminin (mera/ekstansif) temel özelliğini belirleme
Bu yöntemde hayvanlar kapalı alanlar yerine doğal otlaklarda (meralarda) beslenir.
Üretim sürecinin doğal çevre ile olan doğrudan bağını anlamak için gereklidir.
2
Doğa ve üretim arasındaki ilişkiyi analiz etme
Otlaklardaki bitki örtüsünün zenginliği doğrudan yağış miktarına bağlıdır.
Yem kaynağının dışsal (iklimsel) faktörlere duyarlılığını tespit etmek için gereklidir.
3
Üretimdeki dalgalanmanın nedenini sonuçlandırma
Kurak yıllarda otlak verimi düştüğü için hayvansal üretim azalırken, yağışlı yıllarda üretim artar.
Yıllar arasındaki verim farkının (istikrarsızlığın) temel kaynağını açıklamak için gereklidir.

Anahtar Kavram

Ekstansif (Mera) Hayvancılığın Doğaya Bağımlılığı

Daha Fazla Pratik

Besi ve ahır hayvancılığının üretim istikrarı üzerindeki etkilerini inceleyen sorular çözülmelidir.
Tahmini Süre:45s
Soru 3Soru

Türkiye'de tarımsal üreticilerin finansman maliyetlerinin düşürülmesi amacıyla T.C. Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatifleri (TKK) aracılığıyla kullandırılan "Düşük Faizli (Sübvansiyonlu) Tarımsal Krediler"in işleyiş mekanizması ve güncel uygulama esasları dikkate alındığında, aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Faiz sübvansiyonu ödemeleri, tarım sektöründeki likiditeyi doğrudan fonlamak amacıyla Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) tarafından bankalara aktarılan reeskont kaynaklarından sağlanır.

Cevap

Tarımsal kredilerdeki faiz sübvansiyonu ödemelerinin Merkez Bankası (TCMB) reeskont kaynaklarından karşılandığı ifadesi yanlıştır; bu ödemeler Hazine ve Maliye Bakanlığı bütçesinden karşılanır.
Tarımsal kredi faiz sübvansiyonları, devletin tarım sektörünü desteklemek amacıyla üstlendiği bir maliyettir. Bu maliyet, T.C. Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatifleri tarafından uygulanan indirimli faiz oranları ile bankanın cari kredi faiz oranları arasındaki farktan doğan "gelir kaybı" (income loss) tutarıdır. Bu tutar, doğrudan Hazine ve Maliye Bakanlığı bütçesinden ilgili bankalara veya kooperatiflere aktarılır. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) açık piyasa işlemleri veya reeskont kredileri ile genel likidite yönetimi yapabilir ancak spesifik tarım kredilerinin faiz farkını bütçe dışı bir kaynakla karşılamaz.

Adım Adım Çözüm

1
Yasal Çerçevenin Belirlenmesi
Cumhurbaşkanı Kararı
Türkiye'de sübvansiyonlu tarımsal kredi limitleri ve faiz indirim oranları her yıl Cumhurbaşkanı tarafından yayımlanan kararlar ile belirlenir.
2
Finansman Kaynağının Analizi
Hazine ve Maliye Bakanlığı Bütçesi
Bankaların uyguladığı indirimli faiz ile cari faiz arasındaki fark "gelir kaybı" olarak adlandırılır ve bu tutar Hazine tarafından bütçe transferi yoluyla bankalara ödenir.
3
Kurumsal Rollerin Ayrıştırılması
TCMB'nin doğrudan görev alanında olmaması
TCMB para politikası araçlarını yönetir; tarımsal faiz desteği gibi sektörel teşvikler ise maliye politikasının konusudur ve bütçe üzerinden yürütülür.
4
Zorunlu Şartların Kontrolü
TARSİM Şartı
Kredi kullandırılan varlığın sigortalanabilir olması durumunda TARSİM sigortası yaptırılması, faiz indiriminden yararlanmak için ön koşuldur.

Anahtar Kavram

Tarımsal Finansmanda Gelir Kaybı (Income Loss) Mekanizması

İpuçları

1
Tarım desteklerinin finansman kaynağının maliye politikası mı yoksa para politikası mı olduğuna odaklanın.
2
2001 yılında yapılan düzenlemelerle kamu bankalarının 'görev zararı' uygulamasına son verilmiş, yerine Hazine bütçesinden karşılanan bir sistem getirilmiştir.

Daha Fazla Pratik

TARSİM'in tarımsal kredi geri ödeme performansına etkisi ve devlet katkısı oranlarını inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 4Soru

Türkiye ekonomisinde hayvancılık sektöründe, özellikle yem fiyatlarındaki artışın süt fiyatlarına oranla daha yüksek seyretmesi (yem/süt paritesinin üretici aleyhine bozulması), işletmelerin üretim maliyetlerini karşılamasını zorlaştırmaktadır. Bu ekonomik dengesizliğin, Türkiye'de hayvancılık sektöründe yol açtığı en temel yapısal sorun aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Damızlık süt sığırlarının kesime gönderilmesi nedeniyle gelecekteki hayvan varlığının ve üretim kapasitesinin azalması

Cevap

Damızlık süt sığırlarının kesime gönderilmesi nedeniyle gelecekteki hayvan varlığının ve üretim kapasitesinin azalması
Doğru yanıt olan damızlık sığırların kesilmesi, hayvancılık sektöründe 'sermaye tüketimi' anlamına gelir. Süt fiyatlarının yem maliyetlerini karşılamadığı dönemlerde üreticiler, zarar etmemek için süt veren anaç hayvanlarını kesime gönderirler. Bu durum kısa vadede et arzını artırıyor gibi görünse de, uzun vadede yeni nesil hayvanların doğmasını engelleyerek hayvan varlığında ve üretimde kalıcı bir azalmaya yol açan en temel yapısal sorundur.

Adım Adım Çözüm

1
Yem/süt paritesini analiz et
İdeal parite 1,51,5 (1 kg süt ile 1,5 kg yem alınabilmesi) civarındayken, paritenin 11'in altına düşmesi üreticinin maliyetini karşılayamaması demektir.
Girdi maliyetleri (yem) çıktı fiyatlarından (süt) hızlı artarsa işletme karlılığı yok olur.
2
Üretici davranışını değerlendir
Zarar eden üretici, nakit akışını sağlamak ve maliyetten kaçınmak için anaç (damızlık) hayvanlarını kesime gönderir.
Hayvancılıkta damızlık hayvan işletmenin temel sermayesidir.
3
Yapısal sonucu tespit et
Damızlık kesimi, ileride doğacak buzağı sayısının azalmasına ve toplam hayvan varlığının dramatik şekilde düşmesine neden olur.
Bu durum, üretimin sürdürülebilirliğini bozan en kritik yapısal sorundur.

Anahtar Kavram

Yem/Süt Paritesi ve Stok Daralması

İpuçları

1
Üreticinin maliyetini karşılayamadığı durumlarda elindeki ana üretim kaynağını (sermayesini) koruyup koruyamayacağını düşünün.

Daha Fazla Pratik

Türkiye'de hayvancılıkta 'birim hayvan başına verim' ile 'toplam üretim' arasındaki farkı inceleyen diğer yapısal sorulara göz atabilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 5Soru

20002000 yılında Dünya Bankası ve IMF ile imzalanan niyet mektupları doğrultusunda hayata geçirilen Tarımsal Reform Uygulama Projesi (ARIP), Türkiye'nin geleneksel tarım politikalarında köklü bir dönüşümü simgelemektedir. Bu reform süreciyle destekleme alımları gibi fiyat bazlı müdahalelerden vazgeçilerek 'Doğrudan Gelir Desteği' (DGD) modeline geçilmesi hedeflenmiştir.

Bu politika değişikliğinin iktisadi analizi yapıldığında, DGD sisteminin geleneksel 'fiyat desteklerine' (taban fiyat uygulamalarına) kıyasla en önemli yapısal avantajı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Desteklerin üretim miktarından bağımsız hale getirilerek (decoupling) piyasadaki fiyat mekanizmasının bozulmasını önlemesi ve kaynak tahsisinde etkinliği sağlaması

Cevap

Desteklerin üretim miktarından bağımsız hale getirilerek piyasadaki fiyat sinyallerinin bozulmasını önlemesi ve kaynak tahsisinde etkinliği sağlaması
Doğrudan Gelir Desteği (DGD), üreticinin ne kadar ürettiğinden bağımsız olarak (genellikle sahip olduğu arazi büyüklüğüne göre) yapılan bir transfer ödemesidir. Bu durum, piyasa fiyatlarının arz ve talep tarafından özgürce belirlenmesine izin verir. Fiyat desteklerinde (taban fiyat) ortaya çıkan üretim fazlası ve kaynak israfı (darbe etkisi) bu sistemde minimize edilir, böylece iktisadi etkinlik artar.

Adım Adım Çözüm

1
Politika Değişimini Tanımlama
Destekleme alımları (fiyat desteği) yerine doğrudan gelir desteğine (DGD) geçiş belirlendi.
20002000 ARIP reformunun temel eksenini anlamak için gereklidir.
2
İktisadi Mekanizmayı Analiz Etme
Fiyat destekleri arzı yapay olarak artırırken tüketimi azaltır ve 'ölü kayıp' (deadweight loss) yaratır. DGD ise üretim kararını etkilemez.
Refah ekonomisi açısından iki yöntemin farkını ortaya koymak için gereklidir.
3
Üretimden Bağımsızlaştırma (Decoupling) Kavramını Uygulama
DGD miktar bazlı değil, alan bazlı (toprak büyüklüğü vb.) yapıldığı için çiftçi fiyat sinyallerine göre rasyonel üretim yapar.
Sistemin neden daha etkin olduğunu açıklamak için temel kavramdır.
4
Uluslararası Ticaret Kuralları ile İlişkilendirme
DGD, piyasa bozucu etkisi en az olduğu için DTÖ'nün 'Yeşil Kutu' (izin verilen) destekleri arasında yer alır.
Reformun dış ticaret ve DTÖ boyutunu doğrulamak için gereklidir.

Anahtar Kavram

Tarımsal Desteklerin Üretimden Bağımsızlaştırılması (Decoupling) ve Piyasa Etkinliği
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 6Soru

Dünya Ticaret Örgütü (DTO¨DTÖ) Tarım Anlaşması, üye ülkelerin tarımsal destekleme politikalarını piyasa fiyatlarını ve ticaret hacmini bozma derecelerine göre çeşitli "kutular" altında sınıflandırmaktadır. Türkiye'nin 20002000 yılında uygulamaya koyduğu Tarım Reformu Uygulama Projesi (ARIPARIP) ile ürün bazlı taban fiyat ve girdi desteklerinden vazgeçerek "Doğrudan Gelir Desteği" (DGDDGD) sistemine geçmesi, bu uluslararası yükümlülüklerle doğrudan ilişkilidir.

Buna göre, ARIPARIP öncesi dönemde Türkiye'de yaygın olarak uygulanan destekleme alımları ve girdi sübvansiyonlarının DTO¨DTÖ terminolojisindeki yeri ve bu uygulamaların sınırlandırılmasının temel teknik gerekçesi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kehribar Kutu (Amber Box) kapsamında yer almaları ve üretimle ilişkili oldukları için "Toplam Destekleme Ölçümü" (AMS) limitlerine tabi olmaları.

Cevap

ARIP öncesi uygulamalar Kehribar Kutu (Amber Box) kapsamındadır ve üretim/ticaret bozucu etkileri nedeniyle Toplam Destekleme Ölçümü (AMS) limitlerine tabidir.
Doğru seçenek, ARIP öncesi kullanılan taban fiyat ve girdi desteklerinin DTÖ'nün Kehribar Kutu (Amber Box) kategorisinde yer aldığını ve bu desteklerin üretimle doğrudan ilişkili olmaları sebebiyle piyasa bozucu kabul edilerek Toplam Destekleme Ölçümü (AMS) hesaplamalarına ve limitlerine dahil edildiğini belirtmektedir. Türkiye'nin 2000 yılındaki reformu, bu sınırlı ve azaltılması gereken desteklerden (Kehribar Kutu), sınırsızca kullanılabilen Yeşil Kutu desteklerine (DGD gibi ayrıştırılmış destekler) geçişi hedeflemiştir.

Adım Adım Çözüm

1
DTÖ Tarım Anlaşması'nın "İç Destek" sütununu analiz etmek.
Desteklerin piyasa bozucu etkilerine göre Kehribar, Mavi ve Yeşil kutulara ayrıldığını belirlemek.
Sınıflandırmanın temel mantığını anlamak için gereklidir.
2
Türkiye'nin ARIP öncesi politikalarını (taban fiyat, girdi desteği) sınıflandırmak.
Bu desteklerin üretim miktarı veya girdi kullanımı ile doğrudan bağlantılı (coupled) olduğu için "Kehribar Kutu" kapsamında yer aldığını tespit etmek.
Hangi politikanın hangi kutuda olduğunu bilmek sorunun çözüm anahtarıdır.
3
Kehribar Kutu'daki sınırlamaları (AMS) incelemek.
Gelişmekte olan ülkeler için ürün bazlı desteğin üretim değerinin %10'unu (de minimis) aşması durumunda "Toplam Destekleme Ölçümü" (AMS) limitlerine dahil edildiğini ve azaltılma taahhüdüne tabi olduğunu görmek.
ARIP reformunun neden sadece bütçesel değil, aynı zamanda uluslararası hukuksal bir zorunluluk olduğunu açıklar.
4
DGD sistemine geçişin amacını DTÖ bazında yorumlamak.
DGD'nin üretimden ayrıştırılmış (decoupled) olması nedeniyle "Yeşil Kutu"ya girdiği ve bu sayede Türkiye'nin uluslararası taahhütlerini yerine getirirken çiftçiyi desteklemeye devam edebildiği sonucuna varmak.
Reformun sonucunu uluslararası çerçevede doğrular.

Anahtar Kavram

DTÖ Tarım Anlaşması İç Destek Sınıflandırması (Kutular) ve AMS Limitleri

Daha Fazla Pratik

DTÖ'nün 'De Minimis' (Asgari Düzey) kuralının gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler için yüzde kaç olarak uygulandığını ve Türkiye'nin bu kuraldan nasıl yararlandığını inceleyiniz.
Tahmini Süre:3m 0s
Soru 7Soru

Türkiye ekonomisinde hayvancılık sektöründe toplam hayvan sayısının Avrupa ülkeleriyle kıyaslandığında oldukça yüksek bir seviyede olmasına rağmen, birim hayvan başına elde edilen et ve süt veriminin düşük olması temel bir yapısal verimlilik sorunu olarak değerlendirilmektedir. Bu sorunun aşılması ve hayvancılıkta katma değerin artırılması amacıyla izlenen temel yapısal dönüşüm stratejisi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Düşük verimli yerli ırkların payının azaltılarak, birim başına verimi yüksek olan kültür ırkı ve melez hayvan varlığının artırılmasına yönelik ıslah çalışmalarının öncelenmesi

Cevap

Düşük verimli yerli ırkların yerine, birim başına verimi yüksek olan kültür ırkı ve melez hayvan varlığının payını artırmaya yönelik ıslah ve modernizasyon çalışmalarına odaklanılması.
Türkiye hayvancılığındaki temel sorun hayvan sayısının azlığı değil, mevcut hayvanların verim kapasitesinin düşüklüğüdür. Bu nedenle izlenen temel strateji, genetik potansiyeli düşük yerli ırkların ıslah edilmesi ve birim verimi yüksek kültür ırklarının toplam hayvan varlığı içindeki payının artırılmasıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Verimlilik Sorununun Teşhisi
Türkiye'de hayvan sayısı fazla olmasına rağmen toplam üretimin (et/süt) düşük olması, hayvan başına alınan verimin düşüklüğünden kaynaklanmaktadır.
Yapısal bir sorunun çözümü, niceliksel (sayısal) artıştan ziyade niteliksel (verimlilik) iyileştirmeyi gerektirir.
2
Stratejik Çözümün Belirlenmesi
Islah çalışmaları ve kültür ırkı yaygınlaştırma temel stratejidir.
Kültür ırkı hayvanların (örneğin Holstein, Simmental) et ve süt verimi yerli ırklara göre 33-44 kat daha fazladır.
3
Üretim Modelinin Dönüşümü
Mera (ekstansif) hayvancılığından, kontrol edilebilir ve verimli olan besi/ahır (intensif) hayvancılığına geçişin desteklenmesi.
Intensif hayvancılık, iklim koşullarından bağımsız ve istikrarlı bir üretim sağlar.

Anahtar Kavram

Hayvancılıkta Islah ve Verimlilik

Daha Fazla Pratik

Türkiye'de hayvancılık sektörünün GSYH içindeki payını ve yem maliyetlerinin döviz kuruna olan duyarlılığını inceleyen soruları çözebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 8Soru

Türkiye'de 20002000 yılından itibaren Dünya Bankası desteğiyle uygulanan Tarım Reformu Uygulama Projesi (ARIPARIP) kapsamında; ürün bazlı taban fiyat ve girdi sübvansiyonları gibi geleneksel destekleme araçlarından vazgeçilerek 'Doğrudan Gelir Desteği' (DGDDGD) sistemine geçilmiştir.

Bu politika değişikliğinin Dünya Ticaret Örgütü (DTO¨DTÖ) Tarım Anlaşması kuralları çerçevesindeki temel amacı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ticareti bozucu etkisi yüksek olan 'Kehribar Kutu' (AmberAmber BoxBox) desteklerini azaltarak, üretimden bağımsız 'Yeşil Kutu' (GreenGreen BoxBox) desteklerine geçiş yapmak

Cevap

Ticareti bozucu etkisi yüksek olan 'Kehribar Kutu' desteklerini azaltarak, üretimden bağımsız 'Yeşil Kutu' desteklerine geçiş yapmak
Doğrudan Gelir Desteği (DGDDGD) sistemine geçişin temel nedeni, destekleri üretim kararından bağımsız hale getirerek (decouplingdecoupling) Dünya Ticaret Örgütü'nün (DTO¨DTÖ) herhangi bir kısıtlamaya tabi tutmadığı 'Yeşil Kutu' (GreenGreen BoxBox) kategorisine girmektir. Geleneksel taban fiyat ve girdi destekleri ise üretimi teşvik ederek piyasayı ve dış ticareti bozduğu için 'Kehribar Kutu' (AmberAmber BoxBox) kapsamındadır ve bu desteklerin azaltılması uluslararası bir zorunluluktur.

Adım Adım Çözüm

1
Politika Değişikliğini Tanımla
2000 yılındaki ARIP ile 'fiyat/girdi desteği'nden 'Doğrudan Gelir Desteği'ne (DGD) geçilmiştir.
DGD, çiftçinin ne kadar ürettiğine bakılmaksızın arazi büyüklüğüne göre verilen bir destektir.
2
Uluslararası Kuralları İlişkilendir
DTÖ Tarım Anlaşması destekleri piyasa bozucu etkisine göre sınıflandırır.
Kehribar Kutu (Amber Box) ticareti bozan ve kısıtlanması gereken destekleri, Yeşil Kutu (Green Box) ise ticareti bozmayan serbest destekleri temsil eder.
3
Reformun Amacını Belirle
Üretimle ilişkili taban fiyat destekleri (Kehribar) azaltılıp, üretimden kopuk DGD (Yeşil) artırılarak uluslararası taahhütlere uyum sağlanmıştır.
Bu geçiş, Türkiye'nin DTÖ nezdindeki Toplam Destekleme Ölçütü (AMS) sınırlarına uymasını kolaylaştırmıştır.

Anahtar Kavram

DTÖ Tarım Anlaşması ve Kutu Sistemi (Amber/Green Box)

İpuçları

1
Desteklerin üretimden bağımsız hale getirilmesi (DGD), piyasaya müdahale edilmemesi anlamına gelir.
2
Dünya Ticaret Örgütü, piyasayı bozmayan destekleri 'Yeşil' (serbest), bozanları ise 'Kehribar' (kısıtlı) olarak niteler.

Daha Fazla Pratik

AB'nin Ortak Tarım Politikası'ndaki 'Doğrudan Ödemeler' sisteminin ARIP ile benzerliklerini inceleyiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 9Soru

Türkiye ekonomisinde tarım sektörünün 1950 yılındaki verileri ile 2023 yılı verileri karşılaştırıldığında ortaya çıkan tablo aşağıda özetlenmiştir:

Ekonomik Gösterge1950 Yılı2023 Yılı
Tarımın GSYHGSYH İçindeki Payı%38,4\%38,4%6,2\%6,2
Tarımın Toplam İstihdamdaki Payı%84,8\%84,8%14,8\%14,8

Türkiye ekonomisinin geçirdiği yapısal dönüşüm ve bu veriler dikkate alındığında, tarım sektörünün gelişimi ile ilgili aşağıdaki çıkarımlardan hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tarımın GSYHGSYH içindeki payının azalması, bu sektördeki toplam üretim miktarının reel olarak azaldığını ve üretimin gerilediğini göstermektedir.

Cevap

Tarımın GSYH içindeki payının azalması, tarımsal üretim miktarının reel olarak azaldığı anlamına gelmez; bu durum sanayi ve hizmetler sektörlerinin tarımdan daha hızlı büyümesi sonucu ortaya çıkan oransal bir değişimdir.
Türkiye ekonomisinde tarımın Gayrisafi Yurt İçi Hasıla (GSYHGSYH) içindeki payının düşmesi, tarımsal üretimin mutlak olarak azaldığı anlamına gelmez. Aksine, Türkiye'de tarımsal üretim miktarı teknolojik gelişme ve modernleşme ile yıllar içinde artmıştır; ancak sanayi ve hizmetler sektörleri çok daha yüksek bir hızla büyüdüğü için tarımın toplam ekonomi içindeki oransal ağırlığı azalmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Verilerin Karşılaştırılması
1950'den 2023'e hem milli gelir hem de istihdam paylarında büyük düşüşler olduğu görülmektedir.
Sektörel dönüşümün yönünü ve hızını belirlemek.
2
Pay ve Miktar Ayrımı Analizi
Sektörel paydaki düşüş 'nispi' (oransal) bir durumu ifade ederken, üretim miktarı 'mutlak' bir büyüklüktür.
Yanlış olan önermeyi (üretim miktarının azaldığı iddiası) çürütmek.
3
Verimlilik Katsayısı Değerlendirmesi
İstihdam payının (%14,8\%14,8) GSYH payından (%6,2\%6,2) büyük olması, tarımda verimliliğin düşük olduğunu kanıtlar.
Diğer seçeneklerin doğruluğunu teyit etmek.

Anahtar Kavram

Nispi Pay vs. Mutlak Üretim Ayrımı
Soru 10Soru

Türkiye ekonomisinin sektörel dönüşüm süreci incelendiğinde, tarım sektörünün Gayrisafi Yurt İçi Hasıla (GSYHGSYH) içindeki payı ile toplam istihdamdaki payı arasındaki ilişki yapısal bir özellik arz etmektedir.

Aşağıdaki tabloda seçilmiş yıllara göre tarım sektörünün bu iki temel göstergesi verilmiştir:

YılGSYH Payı (×100\times 100)İstihdam Payı (×100\times 100)
2002200210,310,330,630,6
202320236,26,214,814,8

Tablodaki veriler ve Türkiye ekonomisinin genel eğilimleri dikkate alındığında, her iki dönemde de tarımın istihdam payının GSYHGSYH payından belirgin şekilde yüksek olması temel olarak aşağıdakilerden hangisini göstermektedir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tarım sektöründe işgücü verimliliğinin diğer ana sektörlere oranla daha düşük olduğunu

Cevap

Tarım sektöründe işgücü verimliliğinin diğer ana sektörlere (sanayi ve hizmetler) oranla daha düşük olduğunu gösterir.
Doğru seçenek, tarımdaki düşük işgücü verimliliğine vurgu yapmaktadır. Bir sektör, toplam işgücünün büyük bir kısmını (örneğin %14,8\%14,8) kullanmasına rağmen toplam gelirin çok daha küçük bir kısmını (örneğin %6,2\%6,2) üretiyorsa, o sektörde çalışanların ortalama verimliliği diğer sektörlerde çalışanlardan düşüktür. Bu durum Türkiye tarımının en temel yapısal sorunlarından biri olan düşük verimlilik ve gizli işsizlik ile doğrudan ilişkilidir.

Adım Adım Çözüm

1
Tablodaki GSYHGSYH ve İstihdam paylarını karşılaştırın.
20022002 yılında istihdam payı (%30,6\%30,6), GSYHGSYH payının (%10,3\%10,3) yaklaşık 33 katıdır. 20232023'te de bu oran yaklaşık 2,42,4 kat seviyesindedir.
Sektörün ekonomiye kattığı değer ile bu değeri üretmek için kullandığı işgücü arasındaki ilişkiyi anlamak için.
2
Verimlilik (Productivity) kavramını uygulayın.
İstihdam payı > GSYHGSYH payı durumu, birim çalışan başına düşen katma değerin ülke ortalamasının altında olduğunu gösterir.
İktisadi analizde verimlilik, toplam hasılanın kullanılan girdi miktarına oranıdır.
3
Yapısal dönüşümü yorumlayın.
Paylardaki düşüşe rağmen aradaki farkın sürmesi, tarımda verimlilik artışının kısıtlı kaldığını kanıtlar.
Türkiye ekonomisindeki yapısal dualizmin (ikili yapı) bir yansımasıdır.

Anahtar Kavram

İşgücü Verimliliği ve Sektörel Paylar Arasındaki İlişki

İpuçları

1
Sektörün gelirdeki payı ile o gelir için çalışan kişi sayısı arasındaki farka odaklanın.
2
Bir kişi başına düşen katma değeri düşünün; eğer çok kişi az değer üretiyorsa bu durum neyi gösterir?
3
İstihdam payının yüksekliği, tarımın halen emek-yoğun ve düşük verimli bir yapıda olduğunu simgeler.

Daha Fazla Pratik

Tarım sektöründeki bu verimlilik farkının 'gizli işsizlik' kavramı ile ilişkisini araştırabilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 11Soru

Türkiye'de tarım istatistikleri ve işletme yapıları incelendiğinde, tarımsal mülkiyetin dağılımında görülen "eşitsizlik" ve "parçalı yapı" temel bir yapısal sorun alanı teşkil etmektedir. Bu bağlamda, Türkiye'deki tarımsal işletme yapısı ve arazi kullanımına ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Toplam tarım alanları içerisinde en büyük payı tarla bitkileri üretimi alırken, işletme büyüklükleri bazında küçük ölçekli işletmeler sayıca baskın konumdadır.

Cevap

Toplam tarım alanları içerisinde en büyük payın tarla bitkileri üretimine ait olması ve küçük ölçekli işletmelerin sayısal olarak baskın olması ifadesi doğrudur.
Türkiye ekonomisinde tarımsal işletmelerin yaklaşık %65'i 5050 dekarın altındaki arazileri işleyen küçük aile işletmeleridir. Bu durum sayısal bir baskınlık yaratsa da, bu işletmeler toplam tarım alanının sadece yaklaşık dörtte birini kullanmaktadır. Arazi kullanımı açısından ise en büyük pay, tahıllar ve diğer tarla bitkilerine aittir.

Adım Adım Çözüm

1
Arazi kullanım türlerini analiz etme
Türkiye'de tarım alanlarının yaklaşık %68-7070'i tarla bitkileri, %14-1515'i nadas, geri kalanı ise meyve ve sebze alanlarından oluşmaktadır.
En büyük payın hangi üretim türünde olduğunu belirlemek için.
2
İşletme büyüklüğü dağılımını inceleme
İşletmelerin sayıca yaklaşık %65'i 5050 dekardan küçüktür (küçük ölçekli), ancak bu grup toplam arazinin sadece %20-2525'ini işlemektedir.
İşletme yapısındaki sayısal yoğunluğu tespit etmek için.
3
Verileri birleştirerek seçenekleri değerlendirme
Tarla bitkilerinin alan olarak, küçük işletmelerin ise sayı olarak baskın olduğu sonucuna ulaşılır.
Doğru yapısal özelliği tanımlamak için.

Anahtar Kavram

Türkiye Tarımında Dual Yapı ve Arazi Parçalılığı

İpuçları

1
Türkiye'de işletme sayısı ile işletilen toplam alan arasındaki dağılımın 'adil' olup olmadığını düşünün.
2
Tarım arazilerimizin büyük çoğunluğunda buğday, arpa gibi ürünlerin ekili olduğunu ve işletmelerin çoğunun küçük aile yapısında olduğunu hatırlayın.
3
Küçük işletmeler sayıca çoktur ancak mülkiyet yoğunlaşması nedeniyle büyük işletmeler toplam arazinin daha büyük bir kısmına sahiptir.

Daha Fazla Pratik

Arazi toplulaştırma çalışmalarının işletme maliyetleri ve parsel büyüklükleri üzerindeki etkilerini inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 12Soru

Türkiye'de bitkisel üretim yapısı incelendiğinde, tarımsal verimliliğin artırılması ve iklim koşullarına olan bağımlılığın azaltılması amacıyla nadas alanlarının daraltılması temel bir strateji olarak benimsenmiştir.

Buna göre, Türkiye ekonomisinde son yıllarda nadas alanlarının azalması ve bitkisel üretimde birim alandan alınan verimin (dekar başına verim) artış göstermesiyle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi en temel belirleyici faktördür?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sulama imkanlarının (GAP, KOP vb.) geliştirilmesi, nöbetleşe ekim uygulamalarının yaygınlaşması ve intansif tarım tekniklerine geçişin hızlanması

Cevap

Sulama imkanlarının geliştirilmesi, nöbetleşe ekim uygulamalarının yaygınlaşması ve intansif tarım tekniklerine geçişin hızlanması
Bitkisel üretimde verimlilik artışının ve nadas alanlarının daralmasının temel nedeni, tarımda modernleşmeyi temsil eden intansif yöntemlerin ve sulama altyapısının geliştirilmesidir. Sulama imkanları arttığında üretici toprağı nadasa bırakmak yerine her yıl ekim yapabilmekte (nöbetleşe ekim) ve dekar başına alınan ürün miktarı artmaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Nadas kavramının ve verimlilikle ilişkisinin analiz edilmesi
Nadas, toprağın bir yıl ekilip bir yıl dinlendirilmesidir ve genellikle sulama yetersizliğinden kaynaklanır. Nadas alanlarının azalması, toprağın her yıl kullanılabilmesi anlamına gelir.
Nadas alanlarındaki değişim, tarımda modernleşmenin ve iklime bağımlılığın azalmasının en önemli göstergelerinden biridir.
2
Verimlilik artışını sağlayan yöntemlerin belirlenmesi
İntansif (modern) tarım yöntemleri; sulama, gübreleme, kaliteli tohum ve makineleşmeyi içererek birim alandan alınan verimi artırır.
Ekstantif tarım yöntemleri verimliliği değil, üretim alanını genişletmeyi esas alır.
3
Türkiye'nin yapısal verileriyle seçeneklerin karşılaştırılması
Türkiye'de sulama yatırımlarının artması (GAP, KOP gibi projeler) nadasa ayrılan toprakları üretime kazandırmış ve nöbetleşe ekimi mümkün kılmıştır.
Yapısal sorunlar (parçalı arazi) devam etse de teknolojik ve altyapısal iyileştirmeler verimliliği yukarı çekmektedir.

Anahtar Kavram

İntansif Tarım ve Nadas İlişkisi

Daha Fazla Pratik

Tarımsal işletme ölçeklerinin verimlilik üzerindeki etkilerini ve toplulaştırma projelerinin sonuçlarını inceleyen sorulara göz atabilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 13Soru

Türkiye ekonomisinde tarımsal dış ticaretin yapısı, hammadde bağımlılığı ve sektörel payları dikkate alındığında, aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Türkiye'nin tarımsal dış ticaretinde en büyük ithalat kalemi, dünya üretiminde birinci sırada yer aldığı fındık ve çekirdeksiz kuru üzüm gibi geleneksel ürünlerdir.

Cevap

Türkiye'nin fındık ve çekirdeksiz kuru üzüm gibi geleneksel ürünlerde ithalatçı değil, dünya lideri bir ihracatçı olduğu ifadesidir.
Türkiye, fındık, kuru incir, çekirdeksiz kuru üzüm ve kayısı gibi ürünlerde dünya üretim ve ihracat lideridir. Bu ürünler Türkiye'nin tarımsal dış ticaretinde 'ithalat kalemi' değil, en önemli 'geleneksel ihracat kalemleri'ni oluşturur. Bu nedenle, fındık ve üzümün en büyük ithalat kalemi olduğunu belirten ifade hatalıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Türkiye'nin tarımsal ihracat ve ithalat kalemlerini ayrıştırınız.
Fındık, kuru üzüm, kuru incir ve kayısı geleneksel ihraç ürünleri; yağlı tohumlar ve bitkisel yağlar ise yapısal ithal kalemleridir.
İhracat kalemlerinin ithalat kalemleri ile karıştırılmasını önlemek.
2
Tarımsal dış ticaretin tarihsel gelişimini analiz ediniz.
19231923 yılında ihracatın büyük bölümü tarıma dayalıyken, 20262026 yılı itibarıyla sanayi ürünlerinin payı artmış, tarımın oransal payı azalmıştır.
Sektörel dönüşümün dış ticarete etkisini anlamak.
3
Dahilde İşleme Rejimi (DI˙RDİR) kavramını değerlendiriniz.
Hububat gibi ürünlerin ithalatının, işlenmiş gıda ihracatını artırmak amacıyla yapıldığı doğrulanır.
İthalatın amacını (iç tüketim vs. ihracat için hammadde) ayırt etmek.

Anahtar Kavram

Türkiye'nin tarımsal dış ticaret kompozisyonu ve sektörel paylardaki tarihsel değişim.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 14Soru

Türkiye ekonomisinin yapısal dönüşüm süreci incelendiğinde; tarım sektörünün Gayrisafi Yurt İçi Hasıla (GSYHGSYH) içindeki payı ile toplam istihdamdaki payı arasındaki ilişkiye dair aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tarım sektörünün istihdamdaki payı, milli gelir içindeki payına kıyasla daha yüksek bir orana sahiptir ve bu durum sektördeki düşük işgücü verimliliğine işaret etmektedir.

Cevap

Tarım sektörünün istihdamdaki payının milli gelirdeki payından yüksek olması ve bu durumun düşük işgücü verimliliğini yansıtmasıdır.
Türkiye ekonomisinde tarım sektörü, çalışan nüfusun önemli bir kısmını barındırmasına rağmen milli gelire olan katkısı bu oranda yüksek değildir. Bu durum, tarımda modern tekniklerin yetersizliği, küçük ve parçalı arazi yapısı gibi nedenlerle işgücü verimliliğinin sanayi ve hizmetler sektörüne göre düşük kalmasından kaynaklanmaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Sektörel pay verilerini analiz etme
Türkiye'de tarımın GSYHGSYH içindeki payı yaklaşık %6-7 civarındayken, istihdamdaki payı %15-17 bandındadır.
Sektörler arası karşılaştırma yapmak için mevcut verilerin oranlarını belirlemek gerekir.
2
Verimlilik analizi yapma
İstihdam payının GSYHGSYH payından büyük olması, bir birim hasıla üretmek için daha fazla işgücü kullanıldığını gösterir.
İşgücü verimliliği, toplam hasılanın çalışan sayısına bölünmesiyle hesaplanır; paylar arasındaki makas verimlilik düzeyini açıklar.
3
Tarihsel eğilimi değerlendirme
1923'ten bugüne her iki pay da azalmış ancak istihdamın tarımdan sanayi ve hizmetlere kayışı, gelir payındaki azalışa göre daha yavaş gerçekleşmiştir.
Yapısal dönüşüm hızı; işgücü piyasasının esnekliği, şehirleşme ve eğitim seviyesi gibi faktörlere bağlıdır.

Anahtar Kavram

Tarımsal Verimlilik ve Yapısal Dönüşüm

İpuçları

1
Tarım sektöründe çalışanların oranının, ürettikleri gelirin oranından fazla olup olmadığını düşünün.
2
İstihdam payının milli gelir payından yüksek olması, işgücü başına düşen hasılanın (verimlilik) durumu hakkında ne söyler?

Daha Fazla Pratik

Tarım sektöründe istihdam edilenlerin milli gelirden aldığı payın düşük olması ile gizli işsizlik kavramı arasındaki ilişkiyi inceleyen bir soru çözülebilir.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 15Soru

Türkiye ekonomisinde genel dış ticaret dengesi kronik olarak açık verirken, tarım ve gıda sektörü geleneksel olarak dış ticaret fazlası veren ve "net ihracatçı" konumunda olan bir yapı sergilemektedir. Ancak bu genel sektörel durum, alt mal grupları bazında incelendiğinde bazı kalemlerde ciddi bir dışa bağımlılık ve dış ticaret açığı göze çarpmaktadır.

Buna göre, Türkiye'nin tarımsal dış ticaretinde net ihracatçı konumunu zayıflatan ve hayvancılık ile gıda sanayiindeki girdi ihtiyacı nedeniyle en yüksek dış ticaret açığının verildiği temel ürün grubu aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hububat ve hayvansal üretimde kullanılan proteinli yem hammaddeleri

Cevap

Hububat ve hayvansal üretimde kullanılan proteinli yem hammaddeleri
Türkiye'de tarım sektörü genel olarak dış ticaret fazlası verse de, özellikle hayvancılık sektörünün ihtiyacı olan karma yem hammaddeleri ve bazı endüstriyel bitki girdileri ile hububat grubunda yerli üretim tüketimi karşılayamadığı için yüksek hacimli ithalat yapılmaktadır. Bu durum, sektörün toplam dış ticaret fazlasının daha yüksek seviyelere çıkmasını engelleyen yapısal bir açık kaynağıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Sektörel dış ticaret dengesini analiz etme
Tarım sektörü genel toplamda dış ticaret fazlası vermektedir (İhracat > İthalat).
Genel yapının net ihracatçı olduğunu belirlemek için ilk adımdır.
2
Alt sektörlerdeki arz-talep dengesini inceleme
Hayvancılık sektörünün büyümesiyle birlikte yem hammaddelerine (soya, mısır vb.) olan talep, yerli üretimi aşmıştır.
Dış ticaret açığına neden olan yapısal darboğazı tespit etmek gerekir.
3
Net ithalatçı olunan kalemleri belirleme
Hububat (özellikle buğdayın bir kısmı ve mısır) ile proteinli yem hammaddeleri grubunda yüksek ithalat hacmine ulaşıldığı görülür.
Sektörel fazlayı baskılayan temel açık kalemini doğrulamak için gereklidir.

Anahtar Kavram

Tarımsal Dış Ticarette Ürün Kompozisyonu ve Girdi Bağımlılığı

İpuçları

1
Türkiye'nin toplam tarım dış ticareti fazladır, ancak hayvancılık gibi sektörlerin hammadde ihtiyacını düşünün.
2
Türkiye'nin makarna ve un ihracatında dünya lideri olabilmek için bazen 'Dahilde İşleme Rejimi' kapsamında hangi ürünü ithal ettiğini hatırlayın.

Daha Fazla Pratik

Dahilde İşleme Rejimi'nin (DİR) tarımsal ihracattaki rolünü ve buğday ithalatı ile un ihracatı arasındaki ilişkiyi inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 16Soru

Türkiye ekonomisinde bitkisel üretimin yapısal özellikleri incelendiğinde; toplam ekili-dikili alanların yaklaşık %70'inden fazlasının tahıllara ayrılmış olmasına karşın, toplam bitkisel üretim değerinde meyve ve sebze gruplarının payının tahılları geride bırakması, bu ürün grupları arasındaki 'birim alan verimliliği' ve 'ekonomik değer' ilişkisi bakımından aşağıdakilerden hangisini göstermektedir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Meyve ve sebze üretiminin, birim alandan elde edilen katma değer ve ekonomik verim açısından tahıl grubuna göre daha avantajlı olduğunu

Cevap

Meyve ve sebze üretiminin, birim alandan elde edilen katma değer ve ekonomik verim açısından tahıl grubuna göre daha avantajlı olduğu seçeneği doğrudur.
Meyve ve sebze üretimi, Türkiye'de genellikle daha modern (intansif) yöntemlerle, sulama ve sera imkanları kullanılarak yapıldığı için birim alandan alınan ekonomik hasıla tahıllara göre çok daha yüksektir. Bu durum, az alan kullanımı ile yüksek üretim değeri üretilmesi sonucunu doğurur.

Adım Adım Çözüm

1
Alan ve Değer Kıyaslaması Yapma
Tahıllar ekim alanının %70'ini kaplarken, meyve ve sebzeler daha küçük bir alanda üretilmektedir.
Üretim yapısındaki mekansal dağılımı anlamak için gereklidir.
2
Ekonomik Hasıla Analizi
Meyve ve sebze grubunun toplam üretim değerindeki (TL bazında) payının tahıllardan yüksek olduğu görülmektedir.
Birim alan verimliliğinin sadece fiziksel miktar değil, ekonomik değer üzerinden de ölçüldüğünü teyit etmek için gereklidir.
3
Verimlilik Yorumu
Daha az alanda daha fazla değer üretilmesi, o sektörde birim alan verimliliğinin ve katma değerin daha yüksek olduğunu kanıtlar.
Birim alan verimliliği (yield) ve ekonomik değer arasındaki ilişkiyi kurmak için gereklidir.

Anahtar Kavram

Birim Alan Verimliliği ve Sektörel Katma Değer

İpuçları

1
Üretim alanının (m²) büyüklüğü ile o alandan kazanılan parayı (TL) birbirinden ayırın.
2
Meyve ve sebze üretiminde sulama, gübreleme ve ilaçlama gibi yoğun girdilerin kullanımını düşünün.

Daha Fazla Pratik

Türkiye'de tarımsal destekleme politikalarının bu ürün grupları arasındaki verimlilik farkını nasıl etkilediğini inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 17Soru

Türkiye ekonomisinde tarımsal üretimin desteklenmesi ve finansman ihtiyacının uygun koşullarda karşılanması amacıyla T.C.ZiraatBankasıT.C. Ziraat Bankası ve TarımKrediKooperatifleriTarım Kredi Kooperatifleri tarafından kullandırılan düşük faizli (sübvansiyonlu) yatırım ve işletme kredilerinin; hangi üretim konularında uygulanacağı, faiz indirim oranları ve kredi üst limitleri güncel sistemde aşağıdakilerden hangisi ile belirlenmektedir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Cumhurbaşkanı Kararı

Cevap

Tarımsal kredilerin sektörel uygulama alanları, faiz indirim oranları ve üst limitleri Cumhurbaşkanı Kararı ile belirlenmektedir.
Türkiye'de tarımsal kredi politikası, devletin tarım sektörünü sübvanse etme stratejisinin bir parçasıdır. T.C.ZiraatBankasıT.C. Ziraat Bankası ve TarımKrediKooperatifleriTarım Kredi Kooperatifleri aracılığıyla sunulan bu kredilerde, bankanın piyasa faizi ile çiftçiye uygulanan indirimli faiz arasındaki fark (gelir kaybı), Hazine tarafından karşılanır. Bu finansal yükümlülüğün kapsamı, hangi ürünlere (hayvancılık, seracılık, bitkisel üretim vb.) ne oranda destek verileceği ve bir üreticinin kullanabileceği maksimum kredi tutarı, her yıl yayımlanan Cumhurbaşkanı Kararı ile resmiyet kazanır.

Adım Adım Çözüm

1
Tarımsal kredi sisteminin hukuki dayanağını analiz edin.
Tarımsal kredilerdeki faiz indirimi bir devlet desteği niteliğindedir ve merkezi yönetim bütçesinden karşılanır.
Bu tür maliyetli politikaların yasal bir çerçeveye ve yürütme organının kararına dayanması gerekir.
2
Türkiye'nin güncel yönetim sistemindeki yetki dağılımını değerlendirin.
Başkanlık sistemine geçişle birlikte, sektörel destekleme ve kredi limitleri gibi düzenlemeler Cumhurbaşkanlığı makamının yetki alanına girmiştir.
Yürütme organının ekonomik müdahale araçları bu makam üzerinden resmileşir.
3
Kredi uygulama mekanizmasını doğrulayın.
Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatifleri, her yıl yayımlanan ilgili Karar çerçevesinde kredilendirme yapar.
Bu karar, bankanın hangi oranda faiz indirimi yapacağını ve Hazine'den ne kadar 'gelir kaybı' talep edeceğini belirleyen temel belgedir.

Anahtar Kavram

Tarımsal Kredi Yönetişimi ve Mevzuatı

Daha Fazla Pratik

Cumhurbaşkanı kararlarında yer alan 'Gelir Kaybı' kavramının, 20012001 öncesindeki 'Görev Zararı' kavramından farklarını incelemek faydalı olacaktır.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 18Soru

Türkiye'de tarım sektörünün finansmanı amacıyla T.C. Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatifleri (TKK) aracılığıyla kullandırılan sübvansiyonlu (indirimli) tarımsal kredilerin işleyiş mekanizması ve finansal yapısı ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tarım Kredi Kooperatifleri, mevduat toplama yetkisine sahip birer kredi kuruluşu oldukları için, kullandırdıkları indirimli kredilerin kaynağının tamamını ortaklarından topladıkları vadeli hesaplardan sağlarlar.

Cevap

Tarım Kredi Kooperatifleri'nin mevduat toplama yetkisine sahip olduğunu ve kredilerini bu mevduatlarla finanse ettiğini belirten ifade yanlıştır.
Tarım Kredi Kooperatifleri, Türk hukuk sisteminde mevduat toplama yetkisi olan 'banka' statüsünde değil, kooperatif statüsündedir. Bu nedenle vadeli veya vadesiz hesap açarak fon toplayamazlar. Kredilendirme faaliyetleri için gerekli kaynağı ağırlıklı olarak T.C. Ziraat Bankası'ndan borçlanarak veya kendi sermaye yapıları ile oluştururlar. Dolayısıyla mevduat topladıklarını iddia eden seçenek hatalıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Tarımsal kredi aktörlerini ve hukuki statülerini tanımlayın.
T.C. Ziraat Bankası bir mevduat bankasıyken, Tarım Kredi Kooperatifleri (15811581 sayılı kanunla düzenlenen) çiftçi öz yardım kuruluşlarıdır.
Kurumların fon toplama yetkilerinin bilinmesi finansal analizin temelidir.
2
Finansman kaynağını analiz edin.
Tarım Kredi Kooperatifleri mevduat toplayamaz. Kredilerini Ziraat Bankası'ndan aldıkları krediler, kendi özkaynakları ve tahvil ihracı gibi araçlarla finanse ederler.
Mevduat toplama yetkisi sadece Bankacılık Kanunu kapsamındaki bankalara aittir.
3
Bütçe mekanizmasını (Gelir Kaybı) inceleyin.
Düşük faizli kredilerden doğan faiz farkları, Hazine tarafından ilgili kuruma ödenir. Bu sistem 20012001 sonrası 'Gelir Kaybı' olarak adlandırılır.
Modern bütçe disiplininde maliyetlerin şeffaf bir şekilde bütçede gösterilmesi esastır.

Anahtar Kavram

Tarımsal Kredi Kurumlarının Finansal Statüsü ve Sübvansiyon Mekanizması

İpuçları

1
Ziraat Bankası ile Tarım Kredi Kooperatifleri arasındaki hukuki farkı düşünün.
2
Hangi kurumların mevduat toplama yetkisi olduğunu (banka vs. kooperatif) hatırlayın.
3
Tarım Kredi Kooperatifleri bir banka lisansına sahip değildir; dolayısıyla bankacılık işlemleri sınırlıdır.

Daha Fazla Pratik

Kamu bankalarında 'Gelir Kaybı' ve 'Görev Zararı' arasındaki farkları 20012001 krizinden sonraki bütçe disiplini açısından tekrar inceleyin.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 19Soru

Türkiye ekonomisinde bitkisel üretim yapısı incelendiğinde; toplam tarım alanlarının yaklaşık %70'inden fazlasının tahıllar ve diğer bitkisel ürünlere (tarla bitkileri) ayrılmasına karşın, toplam bitkisel üretim değerinin (üretimin parasal karşılığı) yaklaşık %65'lik büyük bir kısmının meyveler, içecek ve baharat bitkileri ile sebzeler grubundan gelmesi, üretim yapısına ilişkin aşağıdakilerden hangisiyle açıklanabilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Meyve ve sebze grubunda birim alan başına elde edilen katma değerin ve verimliliğin, tahıl grubuna göre belirgin şekilde yüksek olması

Cevap

Meyve ve sebze grubunda birim alan başına elde edilen katma değerin ve verimliliğin, tahıl grubuna göre belirgin şekilde yüksek olması
Türkiye'de bitkisel üretimde yapısal bir duality (ikili yapı) söz konusudur. Tahıllar geniş arazilerde düşük katma değerle üretilirken, meyve ve sebze üretimi (özellikle sera tarımı ve modern meyve bahçeleri) dar alanlarda çok yüksek katma değer ve birim alan verimliliği yaratmaktadır. Bu durum, az bir alanla toplam üretim değerine en büyük katkının sağlanmasını açıklar.

Adım Adım Çözüm

1
Üretim alanlarının dağılımı analiz edilir.
Tahıllar (tarla bitkileri) toplam alanın %70'inden fazlasını kaplamaktadır.
Türkiye'nin geleneksel üretim yapısı ve iklim özelliklerine bağlı olarak buğday, arpa gibi ürünler geniş alanlara yayılmıştır.
2
Üretim değerinin (parasal değer) dağılımı analiz edilir.
Meyve ve sebze grupları, toplam alanın sadece yaklaşık %15-20'sini kaplamasına rağmen üretilen toplam değerin %65'ini oluşturur.
Bu durum, birim alandan (dekar başına) alınan gelirin ürün grupları arasında farklılaştığını gösterir.
3
Verimlilik ve katma değer kavramları ilişkilendirilir.
Doğru açıklama, birim alan verimliliğidir.
Meyve ve sebze üretimi; sulama, gübreleme ve yoğun emek/sermaye ile yüksek katma değer yaratırken; tahıllar 'yaygın' (ekstansif) tarım özellikleri gösterdiği için birim alan değeri daha düşüktür.

Anahtar Kavram

Birim Alan Verimliliği ve Bitkisel Üretim Kompozisyonu

İpuçları

1
Üretilen alan miktarı ile elde edilen parayı karşılaştırın. Alanı çok olup parası az olan ürün grubu hangisidir?
2
Birim alan verimliliği (verim/dekar) kavramını düşünün. Bir dekar buğday mı yoksa bir dekar domates mi daha fazla gelir getirir?

Daha Fazla Pratik

Türkiye'de tarımsal verimliliği artıran 'Modern Tarım (İntansif)' ve 'Geleneksel Tarım (Ekstansif)' yöntemlerinin bitkisel üretim gruplarına göre dağılımını inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 40s
Soru 20Soru

Türkiye'nin 2000 yılında Dünya Bankası ile imzaladığı Tarım Reformu Uygulama Projesi (ARIPARIP) kapsamında; taban fiyat, girdi desteği ve kredi faiz sübvansiyonları gibi geleneksel destekleme araçlarından vazgeçerek "Doğrudan Gelir Desteği" (DGDDGD) sistemine geçiş yapmasının en temel iktisadi ve uluslararası hukuksal dayanağı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Üretim ve fiyatla ilişkili olan ve "Turuncu Kutu" (Amber Box) kapsamında değerlendirilen desteklerin Toplam Destekleme Ölçümü (TDÖ) sınırlarını aşmasını önlemek ve destekleri ticaret bozucu etkisi olmayan "Yeşil Kutu"ya kaydırmak

Cevap

Türkiye'nin geleneksel desteklerden vazgeçip Doğrudan Gelir Desteği'ne geçmesinin temel nedeni, ticaret bozucu etkisi olan Turuncu Kutu desteklerini azaltıp Yeşil Kutu kapsamındaki üretimden bağımsız desteklere yönelmektir.
Doğrudan Gelir Desteği (DGDDGD), üretim kararlarından bağımsız (decoupled) bir mekanizma olduğu için Dünya Ticaret Örgütü (DTO¨DTÖ) kurallarına göre ticaret bozucu etkisi olmayan "Yeşil Kutu" (GreenBoxGreen Box) kapsamında kabul edilir. Türkiye'nin geleneksel taban fiyat ve girdi desteği uygulamaları ise ticareti bozan ve kısıtlamaya tabi olan "Turuncu Kutu" (AmberBoxAmber Box) içindedir. 2000'li yıllardaki reformun temel amacı, bu kısıtlı alandan çıkarak uluslararası taahhütlere uyum sağlamaktır.

Adım Adım Çözüm

1
Politika dönüşümünün temelini analiz etme
2000 yılındaki ARIP projesi ile taban fiyat ve girdi desteğinden vazgeçilip DGD'ye geçilmiştir.
Uluslararası kuruluşlar (DB, IMF, DTÖ) tarımda piyasa fiyatlarını bozan desteklerin kaldırılmasını istemektedir.
2
DTÖ Tarım Anlaşması kutularını sınıflandırma
Fiyat ve girdi destekleri "Turuncu Kutu" (Amber Box), üretimden bağımsız destekler "Yeşil Kutu" (Green Box) kapsamındadır.
Turuncu Kutu destekleri ticareti bozar ve Toplam Destekleme Ölçümü (TDÖ) kapsamında kısıtlamalara tabidir.
3
Uluslararası uyum gerekliliğini belirleme
DGD, üretim miktarından bağımsız (decoupled) olduğu için kısıtlamasız Yeşil Kutu desteği sağlar.
Türkiye hem DTÖ taahhütleri hem de AB'nin Agenda 2000 reformları uyarınca ticaret bozucu destekleri azaltmak zorundadır.

Anahtar Kavram

DTÖ Tarım Anlaşması Destek Kutuları ve DGD Dönüşümü

Daha Fazla Pratik

DTÖ'nün tarım anlaşmasındaki 'De minimis' kuralının Türkiye'nin destekleme sınırları üzerindeki etkisini inceleyiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Sayfa 1 / 5Sonraki
Tarım Sektörü Alıştırma Soruları — KPSS İktisat | Examkin