Bir endüstriyel ambalaj üreticisi, müşterilerinden gelen 'farklı boyut ve özelliklerdeki ambalajları daha kısa sürede teslim alma' taleplerini karşılamak amacıyla üretim sisteminde köklü bir değişikliğe gitmiştir. İşletme, 'ürün esnekliğini' artırarak müşteri beklentilerini tam anlamıyla karşılamayı hedeflemiş ve bu stratejiyi hayata geçirmiştir. Ancak bu esneklik artışı, üretim hattında makine hazırlık (setup) sürelerinin uzamasına ve birim zamanda üretilen standart ürün miktarının düşmesine neden olmuştur. Dönem sonunda yönetim kurulu, birim girdi başına elde edilen çıktı miktarının düştüğünü görerek üretim departmanını 'hedeflenen etkinlik (effectiveness) düzeyine ulaşamamakla' eleştirmiş ve sistemin başarısız olduğunu deklare etmiştir.
Üretim yönetiminin amaçları ve performans boyutları dikkate alındığında, yönetim kurulunun bu değerlendirmesinde düştüğü temel kavramsal veya stratejik hata aşağıdakilerden hangisidir?
- Müşteri beklentilerinin karşılanmasıyla 'etkinlik' hedefine ulaşılmasına rağmen, yönetimin çıktı/girdi oranındaki azalışı (verimlilik kaybını) yanlış bir şekilde etkinlik başarısızlığı olarak yorumlaması ve esnekliğin doğası gereği maliyetle girdiği ödünleşimi (trade-off) göz ardı etmesi.Cevap
- BEtkinliği (işi doğru yapmayı) sağlamak için süreçte standartlaşmaya gidilmesi gerekirken, verimliliği (doğru işi yapmayı) artırmak uğruna ürün çeşitliliğini genişleterek üretim sisteminin odak noktasını kaybetmesine neden olması.
- CÜretim amaçlarından olan 'hız' ve 'esneklik' arasındaki doğrudan ve doğrusal pozitif ilişkiyi yanlış analiz ederek, hazırlık sürelerini kısaltmak için makine parkurunu esnekliği düşük olan özel amaçlı teçhizatla yenilememesi.
- DToplam kalite yönetimi felsefesine aykırı biçimde, müşteri odaklılıktan doğan dış başarısızlık maliyetlerini önlemek adına, üretim sürecindeki iç başarısızlık (fire ve bekleme) maliyetlerini tamamen göz ardı etmesi.
- EÜrün esnekliğini artırmak amacıyla sürekli üretim sisteminden atölye tipi üretime geçilmesinin, teorik kapasiteyi artırmasına rağmen pratik kapasite kullanım oranını düşüreceğini öngörememesi.