Soru

Zorluk: ZorDemokratikleşme Dalgaları ve Konsolidasyon

Siyaset bilimci Samuel Huntington'ın demokratikleşme kuramında, demokrasinin küresel yayılımı kadar otoriterleşmeye dönüşü ifade eden "ters dalgalar" (reverse waves) da önemli bir yer tutar. Diğer yandan Juan Linz ve Alfred Stepan, bir demokrasinin kalıcılığını davranışsal, tutumsal ve anayasal konsolidasyon (pekişme) boyutlarıyla açıklar.

Huntington'ın sınıflandırmasına göre Birinci Ters Dalga (1922-1942) ile İkinci Ters Dalga (1958-1975) dönemlerindeki demokratik gerilemeler karşılaştırıldığında, aşağıdakilerden hangisi İkinci Ters Dalga'yı Birinci Ters Dalga'dan ayıran en belirgin özelliktir?

  1. Demokratik çöküşlerin, toplumu bütünüyle dönüştürmeyi amaçlayan ideolojik kitle hareketlerinden ziyade, genellikle ordunun kurumsal müdahalesiyle şekillenen bürokratik-otoriter rejimler doğurması.Cevap
  2. B
    Anayasal konsolidasyonun sağlanamaması sonucunda sivil toplumun tamamen yok edilerek, bireyin her yönüyle devlete tabi kılındığı totaliter sistemlerin evrenselleşmesi.
  3. C
    Tutumsal düzeydeki krizlerin, sivil toplum çeşitliliğine dayanan çoğulcu demokrasiyi terk edip, sadece sandıktan çıkan grubun mutlak egemenliğine dayalı çoğunlukçu modele geçilmesine neden olması.
  4. D
    Davranışsal meşruiyet krizine giren yeni yönetimlerin, halkın rızasını aramak yerine iktidarlarını sadece anayasal metinlerin şekli yasallığına dayandırarak kalıcılaştırması.
  5. E
    Konsolidasyon sürecindeki başarısızlıkların ardından kurulan askeri rejimlerin, kitleleri siyasetten uzaklaştıran apatiyi desteklemek yerine bilinçli bir tepki olan siyasal yabancılaşmayı hedeflemesi.

Cevap

İkinci Ters Dalga döneminde demokratik çöküşlerin belirgin özelliği, toplumu bütünüyle dönüştürmeyi amaçlayan ideolojik kitle hareketlerinden ziyade, genellikle ordunun kurumsal müdahalesiyle şekillenen bürokratik-otoriter rejimlerin ortaya çıkmasıdır.
Samuel Huntington'ın teorisine göre 1958-1975 yıllarını kapsayan İkinci Ters Dalga, özellikle Latin Amerika, Afrika ve Asya'daki genç demokrasilerin (çoğunlukla konsolidasyon krizleri sonucu) askeri darbeler yoluyla yıkılmasını ifade eder. Bu dönemin en belirgin özelliği, Birinci Ters Dalga'daki (1922-1942) Nazizm veya İtalyan Faşizmi gibi toplumu ideolojik olarak baştan aşağı dönüştürmeyi hedefleyen totaliter kitle hareketlerinin aksine, ordunun kurumsal olarak siyasete müdahale ettiği bürokratik-otoriter rejimlerin kurulmasıdır. Bu rejimler aşırı kitle mobilizasyonundan ziyade toplumsal depolitizasyonu hedeflemiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Huntington'ın ters dalga (reverse wave) kavramını ve tarihsel dönemlerini analiz et.
Birinci ters dalga (1922-1942) Avrupa'da faşizm ve komünizm gibi totaliter rejimlerin yükselişiyken; ikinci ters dalga (1958-1975) Latin Amerika, Afrika ve Asya'da askeri darbelerle kurulan otoriter rejimleri kapsar.
Dalgaların temel karakteristiklerini birbirinden ayırmak, doğru seçeneğe ulaşmanın ilk adımıdır.
2
Otoriter ve totaliter rejimler arasındaki temel farkı belirle.
Totaliter rejimler resmi bir ideolojiyle sivil toplumu tamamen yok edip kitleleri mobilize ederken, ikinci ters dalgada görülen otoriter rejimler depolitizasyonu (apatiyi) ve devlet denetiminde sınırlı çoğulculuğu hedefler.
Çeldiricilerde yer alan rejim türlerine ilişkin kavram yanılgılarını elemek için gereklidir.
3
Linz ve Stepan'ın konsolidasyon boyutlarının çöküş senaryolarıyla ilişkisini değerlendir.
İkinci ters dalgada anayasal ve davranışsal konsolidasyonun sağlanamaması, doğrudan askeri (bürokratik) müdahalelere zemin hazırlamış, ancak kurulan yeni rejimler birinci dalgadaki gibi totaliter bir ideolojik aygıt inşasına girişmemiştir.
Soruda her iki teorisyenin yaklaşımını sentezleyerek İkinci Ters Dalga'nın ayırt edici özelliğini kesinleştirmek için önemlidir.

Anahtar Kavram

Demokratikleşme Dalgaları ve Otoriter Rejim Tipleri
Bu soruyu puanla