Demokratikleşme Dalgaları ve Konsolidasyon
21 soru
Siyaset bilimi literatüründe demokrasinin gelişimi ve kalıcılığı çeşitli kuramlarla incelenmektedir. Samuel P. Huntington demokratikleşmeyi tarihsel 'dalgalar' ve bu dalgaların kesintiye uğradığı 'ters dalgalar' ile açıklarken; J. Linz ve A. Stepan demokrasinin alternatifsiz tek rejim hâline gelmesini 'demokratik pekişme' (konsolidasyon) olarak tanımlamış ve bu süreci davranışsal, tutumsal ve anayasal olmak üzere üç boyutta incelemiştir.
Buna göre; 1920'li ve 1930'lu yıllarda Avrupa'da yaşanan ağır sosyo-ekonomik krizlerin etkisiyle, geniş halk kitlelerinin demokratik prosedürlere olan inancını yitirmesi, sorunların çözümünü hukuki çerçevenin dışında araması ve bu durumun sonucunda İtalya ile Almanya gibi ülkelerde demokrasilerin çökerek yerini faşist ve nasyonal sosyalist rejimlere bırakması; Huntington'ın dalga sınıflandırması ile Linz ve Stepan'ın pekişme kriterleri bağlamında sırasıyla aşağıdakilerden hangisiyle ifade edilir?
Samuel P. Huntington, "Üçüncü Dalga: Yirminci Yüzyıl Sonlarında Demokratikleşme" adlı çalışmasında, küresel çaptaki demokratik rejimlere geçiş süreçlerini "dalgalar" ve bu dalgaları takip eden otoriterleşme eğilimli gerileme dönemlerini ise "ters dalgalar" olarak kavramsallaştırmıştır.
Buna göre, Huntington'ın sınıflandırmasında yer alan İkinci Ters Dalga (1958-1975) döneminin en belirgin karakteristik özelliği aşağıdakilerden hangisidir?
Siyaset biliminde Juan Linz ve Alfred Stepan tarafından geliştirilen demokratik pekişme (konsolidasyon) kuramına göre, bir demokrasinin kalıcı hale gelmesi için toplumun büyük bir kesiminin demokrasiyi "tek seçenek" (only game in town) olarak kabul etmesi ve rejimine tam bir inançla bağlı olması gerekmektedir.
Halkın demokratik değerleri bu şekilde içselleştirmesini ve meşru görmesini ifade eden bu durum, pekişmenin aşağıdaki boyutlarından hangisidir?
Samuel Huntington’ın "İkinci Ters Dalga" olarak adlandırdığı dönemde ortaya çıkan ve devletin teknokratik-askeri aygıtının sivil yönetimi ikame ettiği rejimler; Juan Linz ve Alfred Stepan’ın "demokratik pekişme" (konsolidasyon) için şart koştuğu beş temel arena perspektifinden analiz edilmektedir. Bu bağlamda, ordunun ve bürokratik elitlerin siyasi süreçleri tamamen kontrol altına alarak "devletin cebri kapasitesini" demokratik denetimin dışına çıkarması, aşağıdaki pekişme kriterlerinden hangisinin kurumsallaşamamasıyla en doğrudan ilişkilidir?
Juan Linz ve Alfred Stepan tarafından geliştirilen demokratik pekişme (konsolidasyon) kuramına göre, bir demokrasinin "şehrin tek oyunu" (the only game in town) haline gelmesi davranışsal, anayasal ve tutumsal olmak üzere üç temel boyutta incelenmektedir.
Buna göre, bir siyasal sistemde "tutumsal pekişme"nin (attitudinal consolidation) gerçekleştiğinin en temel göstergesi aşağıdakilerden hangisidir?
Demokratik geçiş sürecini başarıyla tamamlamış bir ülkede; özgür seçimlerin yapılmasına ve sivil toplumun aktif olmasına rağmen, merkezi hükümetin vergi toplama kapasitesinin yetersizliği, kamu düzenini sağlamada zorlanması ve yasal düzenlemeleri ülkenin her bölgesinde etkin şekilde uygulayamaması, Juan Linz ve Alfred Stepan'ın kuramına göre pekişmiş (konsolide) bir demokrasi yolundaki hangi temel eksikliğe işaret eder?
Samuel Huntington tarafından geliştirilen ve bir ülkedeki demokratikleşme sürecinin başarıya ulaştığını, rejimin pekişmiş (konsolide) olduğunu kanıtlamak için iktidarın seçimler yoluyla en az iki kez barışçıl bir şekilde el değiştirmesi gerektiğini savunan kriter aşağıdakilerden hangisidir?
Samuel P. Huntington, ’te Portekiz’deki 'Karanfil Devrimi' ile başladığını kabul ettiği 'Üçüncü Dalga' demokratikleşme sürecini belirli dinamiklerin bir araya gelmesiyle açıklar. Huntington'ın bu kuramsal çerçevesine göre, aşağıdakilerden hangisi Üçüncü Dalga'nın ortaya çıkmasında etkili olan temel faktörler arasında gösterilemez?
Samuel Huntington’ın Üçüncü Dalga (-günümüz) teorisinde vurguladığı "kurumsal aktörlerin tutum değişikliği" faktörü, özellikle Katolik Kilisesi’nin ’lı yıllardaki İkinci Vatikan Konsili ile geçirdiği dönüşümü kapsar. Bu dönüşümle Kilise, otoriter rejimlerin meşruiyet kaynağı olmaktan çıkmış; "taban cemaatleri" (base communities) aracılığıyla demokratikleşme taleplerini örgütleyen bir merkez haline gelmiştir. Buna göre Kilise'nin bu yeni rolü, Juan Linz ve Alfred Stepan’ın pekişmiş bir demokrasi için zorunlu gördüğü beş temel alandan (arenas) hangisinin gelişmesine ve özerklik kazanmasına en doğrudan katkıyı sağlamıştır?
Bir siyasal sistemde, temel anayasal kurumlar işlerliğini korumakta, siyasal aktörler iktidar mücadelesini sandık meşruiyeti çerçevesinde yürütmekte ve rejimi devirmeye yönelik aktif bir şiddet hareketi bulunmamaktadır. Ancak yapılan derinlemesine mülakatlar ve anketler, olası bir sistemik kriz veya ekonomik çöküş anında hem yönetici elitlerin hem de geniş halk kitlelerinin "istikrar adına" demokrasi dışı otoriter alternatifleri hâlâ makul birer seçenek olarak gördüğünü kanıtlamaktadır.
Juan Linz ve Alfred Stepan'ın demokratik pekişme (konsolidasyon) kuramı uyarınca, bu durumdaki bir ülkede demokrasinin tam anlamıyla pekişmesi için aşılması gereken temel eksiklik aşağıdakilerden hangisidir?
Samuel Huntington’ın demokratikleşme kuramına göre, yılında İtalya’da faşizmin yükselişiyle başlayan ve yılına kadar devam eden, demokratik rejimlerin yerini otoriter yönetimlere bıraktığı süreç aşağıdakilerden hangisidir?
Samuel Huntington’ın Üçüncü Dalga (-günümüz) teorisinde vurguladığı üzere, ’lı ve ’li yıllardaki birçok otoriter rejim, meşruiyetlerini belirli bir ideolojik doktrinden ziyade "performans meşruiyeti" (ekonomik kalkınma, toplumsal düzenin sağlanması vb.) üzerine inşa etmiştir. Bu durumun, Üçüncü Dalga demokratikleşme sürecini tetikleyen temel bir dinamik haline gelmesinin nedeni aşağıdakilerden hangisidir?
Siyaset bilimci Samuel Huntington'ın demokratikleşme süreçlerini belirli tarihsel dönemlere ayırdığı kuramına göre; II. Dünya Savaşı’nda müttefik devletlerin zaferi ve sömürgecilik sonrası yeni bağımsızlık kazanan ülkelerin (dekolonizasyon) etkisiyle ile yılları arasında yaşanan demokratikleşme süreci aşağıdakilerden hangisidir?
X ülkesinde 'ların ortalarında artan siyasi kutuplaşma ve ekonomik istikrarsızlık gerekçesiyle ordu yönetime el koymuştur. Kurulan yeni yönetim, toplumu tek bir resmi ideoloji etrafında kitlesel olarak seferber etmek (mobilizasyon) yerine, siyasi partileri kapatıp sendikaları yasaklayarak kitleleri depolitize etmiş ve teknokratik bir kalkınma modeline yönelmiştir. Uzun süren bu dönemin ardından 'lerin sonunda rekabetçi sivil seçimlere geri dönülmüştür. Ancak yeni sivil dönemde, anayasal kurumlar şeklen var olmasına rağmen, kriz anlarında sivil elitlerin anayasa dışı güç odaklarından (ordu, oligarşik gruplar) destek arama alışkanlıkları devam etmiş ve demokrasi tüm siyasal aktörler tarafından 'oynanabilecek tek oyun' olarak tam anlamıyla içselleştirilememiştir.
Bu ülkenin yaşadığı siyasal serüven, Samuel Huntington'ın demokratikleşme dalgaları kuramı ile Linz ve Stepan'ın konsolidasyon (pekişme) kriterleri bağlamında analiz edildiğinde aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılabilir?
Siyaset bilimci Samuel Huntington'ın demokratikleşme kuramında, demokrasinin küresel yayılımı kadar otoriterleşmeye dönüşü ifade eden "ters dalgalar" (reverse waves) da önemli bir yer tutar. Diğer yandan Juan Linz ve Alfred Stepan, bir demokrasinin kalıcılığını davranışsal, tutumsal ve anayasal konsolidasyon (pekişme) boyutlarıyla açıklar.
Huntington'ın sınıflandırmasına göre Birinci Ters Dalga (1922-1942) ile İkinci Ters Dalga (1958-1975) dönemlerindeki demokratik gerilemeler karşılaştırıldığında, aşağıdakilerden hangisi İkinci Ters Dalga'yı Birinci Ters Dalga'dan ayıran en belirgin özelliktir?
Juan Linz ve Alfred Stepan’a göre, bir ülkede demokratik konsolidasyonun (pekişme) tamamlanması için demokrasinin "şehrin tek oyunu" (the only game in town) haline gelmesi gerekir. Bu kuramsal çerçevede pekişme; davranışsal, tutumsal ve anayasal olmak üzere üç farklı boyutta gerçekleşir.
Buna göre, aşağıdakilerden hangisi demokratik pekişmenin "davranışsal" (behavioral) boyutta sağlandığını gösteren temel ölçüttür?
Samuel Huntington’ın "Demokratikleşmenin Üçüncü Dalgası" analizinde yer alan "Ters Dalgalar" (Reverse Waves) olgusu ile Linz ve Stepan’ın "demokratik konsolidasyon" (pekişme) kriterleri birlikte değerlendirildiğinde; - yılları arasındaki Birinci Ters Dalga’da görülen totaliter kitle mobilizasyonunun aksine, - yılları arasındaki İkinci Ters Dalga’da otoriterleşmenin temel dinamiklerinden biri olan "Bürokratik Otoriter" rejimlerin yükselişi, Linz ve Stepan'ın belirttiği konsolidasyon boyutlarından hangisinin eksikliğini en net şekilde ortaya koymaktadır?
Juan Linz ve Alfred Stepan’a göre bir ülkede demokrasinin pekişebilmesi (konsolidasyon) için beş temel alanın (arena) eş zamanlı olarak kurumsallaşması gerekmektedir. Bu çerçevede, devlet ile piyasa arasında aracılık eden ve demokratik bir rejimin sürdürülebilirliği için hem komuta ekonomisini hem de saf serbest piyasa ekonomisini dışlayan alan aşağıdakilerden hangisidir?
Juan Linz ve Alfred Stepan tarafından geliştirilen demokratik pekişme (konsolidasyon) modeline göre; bir toplumun derin bir siyasal veya ekonomik bunalım anında bile demokratik usullerin dışındaki alternatifleri reddetmesi ve demokrasiyi "oyundaki tek kural" (the only game in town) olarak içselleştirmesi, pekişmenin aşağıdaki boyutlarından hangisiyle doğrudan ilgilidir?
Samuel Huntington’ın demokratikleşme kuramı çerçevesinde; 1943-1962 yılları arasındaki 'İkinci Demokratikleşme Dalgası'nın ardından gelen ve 1958-1975 yılları arasını kapsayan 'İkinci Ters Dalga' (Second Reverse Wave) döneminin en belirgin karakteristik özelliği aşağıdakilerden hangisidir?