Demokratikleşme Dalgaları ve Konsolidasyon

21 soru

Soru 1Soru

Siyaset bilimi literatüründe demokrasinin gelişimi ve kalıcılığı çeşitli kuramlarla incelenmektedir. Samuel P. Huntington demokratikleşmeyi tarihsel 'dalgalar' ve bu dalgaların kesintiye uğradığı 'ters dalgalar' ile açıklarken; J. Linz ve A. Stepan demokrasinin alternatifsiz tek rejim hâline gelmesini 'demokratik pekişme' (konsolidasyon) olarak tanımlamış ve bu süreci davranışsal, tutumsal ve anayasal olmak üzere üç boyutta incelemiştir.

Buna göre; 1920'li ve 1930'lu yıllarda Avrupa'da yaşanan ağır sosyo-ekonomik krizlerin etkisiyle, geniş halk kitlelerinin demokratik prosedürlere olan inancını yitirmesi, sorunların çözümünü hukuki çerçevenin dışında araması ve bu durumun sonucunda İtalya ile Almanya gibi ülkelerde demokrasilerin çökerek yerini faşist ve nasyonal sosyalist rejimlere bırakması; Huntington'ın dalga sınıflandırması ile Linz ve Stepan'ın pekişme kriterleri bağlamında sırasıyla aşağıdakilerden hangisiyle ifade edilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Birinci Ters Dalga – Tutumsal pekişmenin çökmesi

Cevap

Doğru cevap, dönemin Birinci Ters Dalga olması ve halkın inancını yitirmesinin tutumsal pekişme ile açıklanması nedeniyle 'Birinci Ters Dalga – Tutumsal pekişmenin çökmesi' seçeneğidir.
Verilen tarihsel bağlam (1920'ler ve 1930'lar) ve otoriter/faşist rejimlerin yükselişi, S. Huntington'ın kuramında 'Birinci Ters Dalga' (1922-1942) olarak tanımlanır. J. Linz ve A. Stepan'ın pekişme teorisinde ise, demokrasinin halkın gözünde meşruiyetini yitirmesi ve kitlelerin inançsuzluğu doğrudan 'Tutumsal' (Attitudinal) pekişmenin sağlanamadığına (veya çöktüğüne) işaret eder. Bu nedenle doğru cevap her iki kavramı sırasıyla ve doğru veren seçenektir.

Adım Adım Çözüm

1
Tarihsel dönemi Huntington'ın dalga kuramına göre sınıflandırma
1920'ler ve 1930'larda İtalya ve Almanya'da faşizmin yükseldiği dönem 'Birinci Ters Dalga' (1922-1942) olarak adlandırılır.
Huntington'ın kronolojisinde demokrasinin ilk gerileme dönemi iki dünya savaşı arasına denk gelir.
2
Soru kökündeki sosyolojik olguyu Linz ve Stepan'ın kriterleriyle eşleştirme
Geniş halk kitlelerinin demokratik prosedürlere inancını yitirmesi, 'Tutumsal Pekişme'nin (Attitudinal Consolidation) gerçekleşmediğini gösterir.
Linz ve Stepan'a göre tutumsal pekişme, halkın büyük çoğunluğunun sorunların çözümünde mevcut demokratik kurumları en uygun yol olarak görmesi ve inanç duymasıdır.
3
İki kuramın bulgularını birleştirme
Birinci Ters Dalga ve Tutumsal Pekişmenin çökmesi kavramları bir araya getirilir.
Soru her iki teorisyenin kavramlarının sırasıyla verilmesini istemektedir.

Anahtar Kavram

Huntington'ın Demokratikleşme Dalgaları ve Linz-Stepan'ın Demokratik Konsolidasyon Boyutları
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 2Soru

Samuel P. Huntington, "Üçüncü Dalga: Yirminci Yüzyıl Sonlarında Demokratikleşme" adlı çalışmasında, küresel çaptaki demokratik rejimlere geçiş süreçlerini "dalgalar" ve bu dalgaları takip eden otoriterleşme eğilimli gerileme dönemlerini ise "ters dalgalar" olarak kavramsallaştırmıştır.

Buna göre, Huntington'ın sınıflandırmasında yer alan İkinci Ters Dalga (1958-1975) döneminin en belirgin karakteristik özelliği aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Latin Amerika başta olmak üzere gelişmekte olan ülkelerde sivil yönetimlerin yıkılarak bürokratik-otoriter rejimlerin kurulması

Cevap

Huntington'ın 'İkinci Ters Dalga' olarak adlandırdığı dönemin temel özelliği, Latin Amerika ülkelerinde sivil yönetimlerin yıkılarak yerine bürokratik-otoriter rejimlerin kurulmasıdır.
İkinci Ters Dalga (1958-1975), Soğuk Savaş dinamiklerinin de etkisiyle başta Latin Amerika olmak üzere birçok gelişmekte olan ülkede sivil-demokratik yönetimlerin art arda gelen askeri darbelerle yıkılarak bürokratik-otoriter rejimlerin kurulduğu tarihsel dönemi ifade eder.

Adım Adım Çözüm

1
Huntington'ın demokratikleşme dalgaları periyodizasyonunu kronolojik olarak hatırlamak.
1. Dalga (1828-1926), 1. Ters Dalga (1922-1942), 2. Dalga (1943-1962), 2. Ters Dalga (1958-1975) ve 3. Dalga (1974-günümüz).
Soruda spesifik olarak 1958-1975 yıllarını kapsayan İkinci Ters Dalga sorulmaktadır.
2
1958-1975 yılları arasındaki küresel siyasal yönelimleri analiz etmek.
Bu dönemde Asya ve Afrika'daki yeni devletlerde otoriterleşme eğilimleri artmış, bilhassa Latin Amerika'da (Brezilya, Arjantin, Şili gibi) sivil yönetimler askeri darbelerle devrilmiştir.
Ters dalgalar, demokrasilerin yıkıldığı ve otoriter/totaliter rejimlerin yükseldiği dönemlerdir.
3
Seçenekleri tarihsel periyotlarla eşleştirerek doğru yargıyı tespit etmek.
Totaliter rejimlerin yükselişi 1. Ters Dalga'ya, sömürgelerin bağımsızlığı 2. Dalga'ya, Doğu Bloku'nun yıkılışı ise 3. Dalga'ya denk gelir. Latin Amerika'daki bürokratik-otoriterleşme ise 2. Ters Dalga'nın doğrudan özelliğidir.
Olayların ve dalgaların doğru kronolojik eşleştirmesi çözüme ulaştırır.

Anahtar Kavram

Demokratikleşme Dalgaları ve Ters Dalgalar
Soru 3Soru

Siyaset biliminde Juan Linz ve Alfred Stepan tarafından geliştirilen demokratik pekişme (konsolidasyon) kuramına göre, bir demokrasinin kalıcı hale gelmesi için toplumun büyük bir kesiminin demokrasiyi "tek seçenek" (only game in town) olarak kabul etmesi ve rejimine tam bir inançla bağlı olması gerekmektedir.

Halkın demokratik değerleri bu şekilde içselleştirmesini ve meşru görmesini ifade eden bu durum, pekişmenin aşağıdaki boyutlarından hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tutumsal boyut

Cevap

Tutumsal boyut, halkın demokrasiyi zihinsel olarak meşru görmesini ve başka bir alternatif aramaması durumunu ifade eder.
Tutumsal boyut, demokrasinin toplumun ezici çoğunluğu tarafından meşru bir düzen olarak kabul edilmesini ve siyasal kriz anlarında dahi alternatif bir rejim arayışına girilmemesini ifade eder. Linz ve Stepan'ın "tek seçenek" (only game in town) tabiri, özellikle bu zihinsel ve tutumsal yerleşikliği vurgular.

Adım Adım Çözüm

1
Linz ve Stepan'ın demokratik pekişme (konsolidasyon) için sunduğu üç temel boyutu hatırla.
Bu boyutlar davranışsal, tutumsal ve anayasal boyutlardır.
Soruda sorulan 'tek seçenek' ifadesi bu kuramın temel taşıdır.
2
Soruda vurgulanan 'inanç', 'meşruiyet' ve 'içselleştirme' kavramlarının hangi boyuta karşılık geldiğini belirle.
Bu kavramlar bireylerin ve toplumun tutumlarıyla ilgili olduğu için tutumsal boyuta işaret eder.
Davranışsal boyut eyleme, anayasal boyut ise kurallara odaklanır.

Anahtar Kavram

Demokratik Pekişme (Konsolidasyon)
Tahmini Süre:45s
Soru 4Soru

Samuel Huntington’ın "İkinci Ters Dalga" olarak adlandırdığı dönemde ortaya çıkan ve devletin teknokratik-askeri aygıtının sivil yönetimi ikame ettiği rejimler; Juan Linz ve Alfred Stepan’ın "demokratik pekişme" (konsolidasyon) için şart koştuğu beş temel arena perspektifinden analiz edilmektedir. Bu bağlamda, ordunun ve bürokratik elitlerin siyasi süreçleri tamamen kontrol altına alarak "devletin cebri kapasitesini" demokratik denetimin dışına çıkarması, aşağıdaki pekişme kriterlerinden hangisinin kurumsallaşamamasıyla en doğrudan ilişkilidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Devlet bürokrasisinin (State bureaucracy) demokratik yönetim tarafından kullanılabilir bir aygıt olma vasfını yitirmesi

Cevap

Devlet bürokrasisinin (State bureaucracy) demokratik yönetim tarafından kullanılabilir bir aygıt olma vasfını yitirmesi
Doğru cevap, devlet bürokrasisinin demokratik kontrol dışına çıkması ve kullanılabilirliğini yitirmesidir. Juan Linz ve Alfred Stepan’ın teorisinde, demokratik bir sistemin pekişmesi için sadece seçimlerin yapılması (siyasi toplum) veya yasaların olması (hukuk devleti) yetmez; devletin cebri gücünü elinde tutan ordunun ve bürokrasinin, seçilmiş sivil hükümetin emirlerini yerine getirecek 'kullanılabilir' bir yapıya dönüşmesi şarttır. İkinci Ters Dalga sürecindeki askeri müdahaleler, bu arenanın kurumsallaşamadığını ve devlet aygıtının demokratik otoriteye yabancılaştığını gösterir.

Adım Adım Çözüm

1
Huntington’ın İkinci Ters Dalga dönemindeki rejimlerin niteliğini belirle.
Bu dönemde askeri darbelerle kurulan ve 'bürokratik-otoriter' (O'Donnell) olarak tanımlanan, ordunun kurumsal olarak yönetime el koyduğu yapılar hakimdir.
Soruda bahsedilen cebri gücün denetimden çıkması olgusunun tarihsel bağlamını oturtmak gerekir.
2
Linz ve Stepan’ın demokratik pekişme için gerekli gördüğü 'Beş Arena' modelini analiz et.
Sivil Toplum, Siyasi Toplum, Hukuk Devleti, Devlet Bürokrasisi ve Ekonomik Toplum arenaları arasında hiyerarşik olmayan bir bağımlılık vardır.
Konsolidasyonun hangi ayağının devletin icra aygıtıyla (ordu, polis, memurlar) ilgili olduğunu saptamak gerekir.
3
Devlet Bürokrasisi arenasının konsolidasyon için önemini sorgula.
Linz ve Stepan, 'kullanılabilir bir devlet bürokrasisi' (usable state bureaucracy) olmadan demokrasinin pekişemeyeceğini savunur.
Eğer ordu veya bürokrasi sivil otoriteye itaat etmezse, devlet aygıtı demokratik liderler için işlevsiz hale gelir.
4
Sorudaki 'cebri kapasitenin denetimden kopması' ifadesini arenalarla eşleştir.
Ordunun özerkleşerek sivil yönetimi devirmesi, devlet bürokrasisinin demokratik yönetilebilirliğini yitirdiğini gösterir.
Bu durum doğrudan 'Devlet Bürokrasisi' arenasındaki kurumsal başarısızlığın göstergesidir.

Anahtar Kavram

Linz ve Stepan'ın 'Beş Arena' Modeli ve Devlet Bürokrasisinin 'Kullanılabilirliği'

Daha Fazla Pratik

Linz ve Stepan'ın 'anayasal boyut' ile 'davranışsal boyut' arasındaki ayrımını incelemek için kriz anlarında sivil-asker ilişkilerini sorgulayan sorulara bakabilirsiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 5Soru

Juan Linz ve Alfred Stepan tarafından geliştirilen demokratik pekişme (konsolidasyon) kuramına göre, bir demokrasinin "şehrin tek oyunu" (the only game in town) haline gelmesi davranışsal, anayasal ve tutumsal olmak üzere üç temel boyutta incelenmektedir.

Buna göre, bir siyasal sistemde "tutumsal pekişme"nin (attitudinal consolidation) gerçekleştiğinin en temel göstergesi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ekonomik daralma veya derin siyasal kutuplaşma gibi sarsıcı kriz dönemlerinde bile, halkın ezici çoğunluğunun çözümün ancak demokratik prosedürler içinde aranması gerektiğine inanması.

Cevap

Toplumun kriz anlarında bile demokratik prosedürlere olan sarsılmaz inancı ve bağlılığı tutumsal pekişmenin temel göstergesidir.
Doğru seçenek olan halkın kriz dönemlerinde dahi demokratik yöntemlere inanması, Linz ve Stepan'ın 'tutumsal pekişme' tanımıyla tam olarak örtüşmektedir. Yazarlar, bir rejimin ancak kriz anlarında toplumun büyük kesimi tarafından 'tek geçerli yol' olarak görülmesi durumunda tutumsal olarak pekişmiş kabul edileceğini belirtirler.

Adım Adım Çözüm

1
Linz ve Stepan'ın demokratik pekişme (konsolidasyon) kavramını analiz etme.
Pekişmenin sadece seçimlerin yapılması değil, demokrasinin 'şehrin tek oyunu' haline gelmesi süreci olduğu belirlenir.
Kuramsal çerçevenin sınırlarını çizmek için gereklidir.
2
Üç boyutu (davranışsal, anayasal, tutumsal) birbirinden ayırt etme.
Davranışsal boyutun eylemsizlik (darbe girişimi olmaması), anayasal boyutun kural hakimiyeti, tutumsal boyutun ise kamuoyu inancı olduğu saptanır.
Soruda istenen özel boyutu yanlış çeldiricilerden ayırmak için kritik bir adımdır.
3
Tutumsal boyutun temel karakteristiğini sorgulama.
Kriz durumlarında bile rejimin meşruiyetine olan toplumsal bağlılığın (belief in legitimacy) devam etmesinin tutumsal boyutun kalbi olduğu sonucuna varılır.
Doğru seçeneğe ulaşmak için son mantıksal çıkarımdır.

Anahtar Kavram

Demokratik Pekişmenin Boyutları (Linz ve Stepan)
Soru 6Soru

Demokratik geçiş sürecini başarıyla tamamlamış bir ülkede; özgür seçimlerin yapılmasına ve sivil toplumun aktif olmasına rağmen, merkezi hükümetin vergi toplama kapasitesinin yetersizliği, kamu düzenini sağlamada zorlanması ve yasal düzenlemeleri ülkenin her bölgesinde etkin şekilde uygulayamaması, Juan Linz ve Alfred Stepan'ın kuramına göre pekişmiş (konsolide) bir demokrasi yolundaki hangi temel eksikliğe işaret eder?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Devlet bürokrasisinin 'kullanılabilir' bir aygıt olarak yetersizliği

Cevap

Devlet bürokrasisinin 'kullanılabilir' bir aygıt olarak yetersizliği
Doğru cevap olan devlet bürokrasisinin 'kullanılabilir' bir aygıt olarak yetersizliği seçeneği, Linz ve Stepan'ın 'statelessness' (devletsizlik) veya zayıf devlet kapasitesi durumunda demokrasinin pekişemeyeceği tezine dayanır. Yazarlara göre, demokratik bir hükümetin meşruiyetini koruyabilmesi ve vatandaşlara hizmet sunabilmesi için vergi toplama, kamu düzenini sağlama ve yasaları icra etme yeteneğine sahip 'rasyonel-yasal' bir bürokrasiye sahip olması zorunludur.

Adım Adım Çözüm

1
Senaryoyu analiz etme
Seçimlerin ve sivil toplumun var olduğu ancak devletin uygulama kapasitesinin (vergi, asayiş, yasal icra) zayıf olduğu tespit edilir.
Sorunun hangi 'pekişme alanı' (arena) ile ilgili olduğunu belirlemek için eksik olan unsurun niteliği anlaşılmalıdır.
2
Linz ve Stepan'ın beşli modelini hatırlama
Sivil Toplum, Siyasi Toplum, Hukuk Devleti, Devlet Bürokrasisi ve Ekonomik Toplum alanları değerlendirilir.
Teorik çerçeve içindeki her bir alanın spesifik işlevleri ile senaryo eşleştirilmelidir.
3
Kullanılabilir devlet aygıtı kavramını uygulama
Devletin vergi toplama ve yasaları icra etme gücünün 'Devlet Bürokrasisi' arenasına ait olduğu sonucuna varılır.
Demokratik bir hükümetin kararlarını hayata geçirebilmesi için rasyonel-yasal bir idari aygıta ihtiyacı vardır; bu yoksa demokrasi pekişemez.

Anahtar Kavram

Linz ve Stepan'ın Demokratik Konsolidasyon Alanları (Özellikle 'Usable State' / Kullanılabilir Devlet)
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 7Soru

Samuel Huntington tarafından geliştirilen ve bir ülkedeki demokratikleşme sürecinin başarıya ulaştığını, rejimin pekişmiş (konsolide) olduğunu kanıtlamak için iktidarın seçimler yoluyla en az iki kez barışçıl bir şekilde el değiştirmesi gerektiğini savunan kriter aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İki nöbet değişimi testi

Cevap

İki nöbet değişimi testi
İki nöbet değişimi testi, Samuel Huntington tarafından 'Üçüncü Dalga' çalışmasında önerilen ampirik bir ölçüttür. Bu teste göre, bir ülkede demokratik bir rejim kurulduktan sonra, seçimle gelen ilk iktidar seçimi kaybedip yerini barışçıl bir şekilde rakiplerine bırakıyor ve bu yeni gelenler de bir sonraki seçimde yine barışçıl bir şekilde iktidarı devrediyorsa, o ülkede demokrasi pekişmiş kabul edilir.

Adım Adım Çözüm

1
Huntington'ın demokratik pekişme (konsolidasyon) konusundaki temel ampirik kriterini hatırla.
Huntington, demokrasinin kalıcı hale geldiğini anlamak için iktidarın el değiştirmesine odaklanır.
Konsolidasyon, rejimin artık yıkılma tehlikesi taşımaması durumudur.
2
Soru kökündeki 'iktidarın en az iki kez el değiştirmesi' ifadesini ilgili kavramla eşleştir.
Bu ifade doğrudan 'İki nöbet değişimi testi' (Two-turnover test) kavramına karşılık gelir.
Bu test, hem iktidarı kaybedenlerin gitmeyi, hem de kazananların demokratik kurallarla yönetmeyi kabul ettiğini gösteren en somut göstergedir.

Anahtar Kavram

İki Nöbet Değişimi Testi (Two-Turnover Test)

Daha Fazla Pratik

Huntington'ın Üçüncü Dalga teorisinin başlangıç noktası olan Karanfil Devrimi'nin tarihsel önemini inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 8Soru

Samuel P. Huntington, 19741974’te Portekiz’deki 'Karanfil Devrimi' ile başladığını kabul ettiği 'Üçüncü Dalga' demokratikleşme sürecini belirli dinamiklerin bir araya gelmesiyle açıklar. Huntington'ın bu kuramsal çerçevesine göre, aşağıdakilerden hangisi Üçüncü Dalga'nın ortaya çıkmasında etkili olan temel faktörler arasında gösterilemez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra sömürgeci güçlerin çekilmesiyle Asya ve Afrika’da kurulan yeni devletlerin bağımsızlık süreçleri

Cevap

İkinci Dünya Savaşı sonrası sömürge yönetimlerinin tasfiyesiyle yeni bağımsız devletlerin ortaya çıkması Üçüncü Dalga'nın değil, İkinci Dalga'nın bir özelliğidir.
Samuel Huntington'a göre Üçüncü Dalga (19741974-günümüz); otoriter rejimlerin performans yetersizliği (meşruiyet krizi), 19601960'ların ekonomik büyümesiyle orta sınıfın güçlenmesi, Katolik Kilisesi'nin doktriner dönüşümü (Vatikan II), dış aktörlerin (ABD, AT) tutum değişikliği ve kar topu etkisi ile açıklanır. Sömürge yönetimlerinin tasfiyesi ve Asya/Afrika'daki bağımsızlık hareketleri ise İkinci Dünya Savaşı sonrasına (19431943-19621962) denk gelen 'İkinci Dalga'nın temel özelliğidir.

Adım Adım Çözüm

1
Huntington'ın demokratikleşme dalgalarını tarihsel dönemlere ayırın.
Birinci Dalga (18281828-19261926), İkinci Dalga (19431943-19621962) ve Üçüncü Dalga (19741974-Günümüz).
Soru Üçüncü Dalga'nın nedenlerini sorguladığı için diğer dönemlerden ayrılan özellikleri bulmak gerekir.
2
Üçüncü Dalga'yı tetikleyen beş temel faktörü analiz edin.
Meşruiyet krizleri, küresel ekonomik büyüme, Katolik Kilisesi'ndeki değişim, dış aktörlerin baskısı ve kar topu etkisi.
Huntington'ın tezindeki nedensel faktörleri doğrulamak için gereklidir.
3
Seçeneklerdeki ifadeleri bu faktörlerle eşleştirin.
Sömürgeciliğin tasfiyesi İkinci Dalga'nın (19431943-19621962) en belirgin özelliğidir.
Yanlış olanın (kronolojik olarak farklı olanın) tespiti sağlanır.

Anahtar Kavram

Huntington'ın Demokratikleşme Dalgaları (Üçüncü Dalga Dinamikleri)
Soru 9Soru

Samuel Huntington’ın Üçüncü Dalga (19741974-günümüz) teorisinde vurguladığı "kurumsal aktörlerin tutum değişikliği" faktörü, özellikle Katolik Kilisesi’nin 19601960’lı yıllardaki İkinci Vatikan Konsili ile geçirdiği dönüşümü kapsar. Bu dönüşümle Kilise, otoriter rejimlerin meşruiyet kaynağı olmaktan çıkmış; "taban cemaatleri" (base communities) aracılığıyla demokratikleşme taleplerini örgütleyen bir merkez haline gelmiştir. Buna göre Kilise'nin bu yeni rolü, Juan Linz ve Alfred Stepan’ın pekişmiş bir demokrasi için zorunlu gördüğü beş temel alandan (arenas) hangisinin gelişmesine ve özerklik kazanmasına en doğrudan katkıyı sağlamıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sivil Toplum

Cevap

Kilise'nin taban örgütlenmeleri aracılığıyla toplumsal talepleri organize etmesi, sivil toplumun (Civil Society) güçlenmesini sağlar.
Doğru yanıt olan Sivil Toplum seçeneği, Linz ve Stepan'ın kuramında 'kendi kendini organize eden, devletten özerk ve yasalarca korunan grupların oluşturduğu alan' olarak tanımlanır. Huntington'ın vurguladığı Katolik Kilisesi'nin dönüşümü, özellikle taban cemaatleri ve insan hakları grupları aracılığıyla otoriter rejimlere karşı toplumsal bir direnç alanı oluşturmuştur. Bu gruplar ne bir siyasi parti (siyasi toplum) ne de bir devlet aygıtı (bürokrasi) oldukları için doğrudan sivil toplumun canlanmasına ve demokratik geçişin toplumsal tabanının güçlenmesine hizmet etmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Huntington'ın faktörünü analiz et
Katolik Kilisesi'nin tutum değişikliği, toplumun alt tabakalarında özerk örgütlenmeleri (base communities) teşvik etmiştir.
Üçüncü dalga tetikleyicilerini Linz ve Stepan'ın yapısal alanlarıyla ilişkilendirmek için ilk adım aktörün etkisini belirlemektir.
2
Linz ve Stepan'ın beş alanını (arenas) gözden geçir
Kendi kendini organize eden, devletten özerk grupların bulunduğu alan 'Sivil Toplum'dur.
Kiliseye bağlı taban cemaatleri, devlet kontrolü dışındaki gönüllü ve özerk toplumsal yapılar olarak sivil toplumun tanımına tam olarak uyar.
3
Diğer alanları ele
Siyasi toplum partileri, hukuk devleti yasaları, bürokrasi idareyi, ekonomik toplum ise piyasa düzenini kapsar.
Toplumsal mobilizasyon ve özerklik vurgusu doğrudan sivil topluma işaret eder.

Anahtar Kavram

Demokratikleşme Sürecinde Sivil Toplum ve Kurumsal Aktörlerin Rolü
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 10Soru

Bir siyasal sistemde, temel anayasal kurumlar işlerliğini korumakta, siyasal aktörler iktidar mücadelesini sandık meşruiyeti çerçevesinde yürütmekte ve rejimi devirmeye yönelik aktif bir şiddet hareketi bulunmamaktadır. Ancak yapılan derinlemesine mülakatlar ve anketler, olası bir sistemik kriz veya ekonomik çöküş anında hem yönetici elitlerin hem de geniş halk kitlelerinin "istikrar adına" demokrasi dışı otoriter alternatifleri hâlâ makul birer seçenek olarak gördüğünü kanıtlamaktadır.

Juan Linz ve Alfred Stepan'ın demokratik pekişme (konsolidasyon) kuramı uyarınca, bu durumdaki bir ülkede demokrasinin tam anlamıyla pekişmesi için aşılması gereken temel eksiklik aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tutumsal (Attitudinal) pekişme boyutu

Cevap

Söz konusu ülkedeki temel eksiklik, halkın ve elitlerin demokrasi dışı alternatiflere duyduğu inançtan kaynaklanan Tutumsal (Attitudinal) pekişme boyutudur.
Doğru cevap olan tutumsal pekişme boyutu, Linz ve Stepan'a göre bir demokrasinin zihinsel olarak 'şehrin tek oyunu' haline gelmesidir. Senaryoda belirtilen 'kriz anında otoriter alternatifleri makul görme' durumu, halkın ve elitlerin demokrasiye olan bağlılığının araçsal olduğunu ve krizlere karşı dirençli (tutumsal olarak pekişmiş) olmadığını gösterir.

Adım Adım Çözüm

1
Senaryoyu analiz edin.
Aktif bir rejim karşıtı hareket yok (Davranışsal pekişmiş) ve seçim süreci işliyor (Anayasal/Hukuki görünüm uygun).
Mevcut durumun hangi pekişme kriterlerini karşıladığını belirlemek gerekir.
2
Problematik alanı tespit edin.
Kriz anında otoriter rejimlerin bir seçenek olarak görülmesi bir 'meşruiyet' ve 'inanç' sorunudur.
Sorunun kaynağının eylemden ziyade tutum ve düşünce düzeyinde olduğunu anlamak kritiktir.
3
Linz ve Stepan'ın 3 boyutlu modelini uygulayın.
Demokrasinin sadece prosedürde kalmayıp zihinlerde de 'tek seçenek' haline gelmesi Tutumsal boyutun gereğidir.
Bilimsel kuramın doğru boyutuyla eşleştirme yapılır.

Anahtar Kavram

Demokratik Pekişmenin (Konsolidasyon) Üç Boyutu: Davranışsal, Tutumsal ve Anayasal.
Soru 11Soru

Samuel Huntington’ın demokratikleşme kuramına göre, 19221922 yılında İtalya’da faşizmin yükselişiyle başlayan ve 19421942 yılına kadar devam eden, demokratik rejimlerin yerini otoriter yönetimlere bıraktığı süreç aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Birinci Ters Dalga

Cevap

Birinci Ters Dalga
Doğru yanıt olan süreç, Huntington'ın sınıflandırmasında 182819261828-1926 arasındaki Birinci Dalga'nın kazanımlarının kaybedildiği, özellikle Avrupa'da faşist ve militarist rejimlerin yükseldiği 192219421922-1942 yıllarını kapsayan Birinci Ters Dalga'dır.

Adım Adım Çözüm

1
Kronolojik aralığın analiz edilmesi
192219421922-1942 dönemi belirlenmiştir.
Huntington dalgaları belirli tarihsel aralıklarla sınıflandırır.
2
Siyasal rejimin yönünün tayini
Demokrasiden otoriterliğe doğru bir kayış (gerileme) olduğu görülmektedir.
Faşizmin yükselişi 'ters dalga' kavramını zorunlu kılar.
3
Kavramsal eşleştirme yapılması
Bu dönemin tarihteki ilk büyük demokratik gerileme olan 'Birinci Ters Dalga' olduğu sonucuna varılır.
Kronolojik olarak Birinci Dalga'yı takip eden ilk gerilemedir.

Anahtar Kavram

Demokratikleşme Dalgaları ve Ters Dalgalar

Daha Fazla Pratik

İkinci Ters Dalga'nın özellikle Latin Amerika ve Orta Doğu üzerindeki etkilerini inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 12Soru

Samuel Huntington’ın Üçüncü Dalga (19741974-günümüz) teorisinde vurguladığı üzere, 19601960’lı ve 7070’li yıllardaki birçok otoriter rejim, meşruiyetlerini belirli bir ideolojik doktrinden ziyade "performans meşruiyeti" (ekonomik kalkınma, toplumsal düzenin sağlanması vb.) üzerine inşa etmiştir. Bu durumun, Üçüncü Dalga demokratikleşme sürecini tetikleyen temel bir dinamik haline gelmesinin nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ekonomik krizlerin ve performans düşüşlerinin, rejimin tek varlık nedenini ortadan kaldırarak demokratik geçiş için ciddi bir meşruiyet krizi yaratması

Cevap

Ekonomik krizlerin ve performans düşüşlerinin, rejimin tek varlık nedenini ortadan kaldırarak demokratik geçiş için ciddi bir meşruiyet krizi yaratmasıdır.
Samuel Huntington'a göre Üçüncü Dalga'daki pek çok otoriter rejim, meşruiyetini 'çıktı' (performans) üzerine kurmuştur. Bu tür rejimler, ekonomik büyüme sağladıkları sürece rıza toplarlar; ancak ekonomik kriz yaşandığında tek dayanakları olan performans çöker ve rejimin ideolojik bir alternatifi olmadığı için demokratikleşme süreci hızlanır. Bu durum Üçüncü Dalga'yı tetikleyen en önemli içsel dinamiklerden biridir.

Adım Adım Çözüm

1
Otoriter rejimlerin meşruiyet kaynağını analiz et
Üçüncü Dalga öncesi rejimlerin (özellikle Latin Amerika ve Güneydoğu Asya'dakiler) meşruiyetini ekonomik başarı ve düzene (performans) dayandırdığı tespit edilir.
Huntington'ın teorik çerçevesini anlamak için temel öncüldür.
2
Performans meşruiyetinin zayıf yönünü belirle
Performans düştüğünde (ekonomik kriz, enflasyon vb.) rejimin halka sunacağı başka bir meşruiyet gerekçesi (ideoloji, gelenek vb.) kalmadığı görülür.
Krizin neden demokratik bir geçişe (transition) yol açtığını açıklar.
3
Üçüncü Dalga'yı tetikleyen olaylarla ilişkilendir
19701970’lerdeki petrol krizleri ve ekonomik daralmalar ile otoriter rejimlerin çöküşü arasındaki korelasyon doğrulanır.
Teorinin tarihsel gerçeklikle test edilmesini sağlar.

Anahtar Kavram

Performans Meşruiyeti ve Demokratik Geçiş

Daha Fazla Pratik

Demokratik konsolidasyon (pekişme) sürecinde 'iki nöbet değişimi' (two-turnover test) kriterinin performans meşruiyetiyle ilişkisini inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 13Soru

Siyaset bilimci Samuel Huntington'ın demokratikleşme süreçlerini belirli tarihsel dönemlere ayırdığı kuramına göre; II. Dünya Savaşı’nda müttefik devletlerin zaferi ve sömürgecilik sonrası yeni bağımsızlık kazanan ülkelerin (dekolonizasyon) etkisiyle 19431943 ile 19621962 yılları arasında yaşanan demokratikleşme süreci aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İkinci Dalga

Cevap

Huntington'ın sınıflandırmasına göre II. Dünya Savaşı sonrasındaki süreç İkinci Dalga olarak adlandırılmaktadır.
İkinci Dalga süreci, II. Dünya Savaşı'nın sona ermesiyle müttefik devletlerin zaferi ve Batı Almanya, İtalya, Japonya gibi ülkelerde demokrasinin yeniden inşasının yanı sıra, sömürgecilikten kurtulan ülkelerin bağımsızlık kazanmasıyla başlayan süreci ifade eder.

Adım Adım Çözüm

1
Soruda verilen tarihsel aralığı (19431943-19621962) ve olayları (II. Dünya Savaşı sonu, dekolonizasyon) analiz et.
Bu dönemin II. Dünya Savaşı sonrası yeniden yapılanma dönemine denk geldiği saptandı.
Huntington'ın dalga teorisinde her dönemin kendine has tarihsel sınırları vardır.
2
Dönemin karakteristik özelliklerini Huntington'ın üç dalga modeliyle eşleştir.
II. Dünya Savaşı sonrası müttefiklerin demokratik modelinin yayılması ve sömürge devletlerinin bağımsızlığı 'İkinci Dalga' olarak tanımlanmaktadır.
Birinci dalga Fransız ve Amerikan devrimleri sonrası, üçüncü dalga ise 1974 sonrasıdır.

Anahtar Kavram

Huntington'ın Demokratikleşme Dalgaları

Daha Fazla Pratik

Samuel Huntington'ın 'Üçüncü Dalga' kitabındaki dalgaları ve ters dalgaları kronolojik bir tablo halinde ezberlemek sınavda hız kazandıracaktır.
Tahmini Süre:45s
Soru 14Soru

X ülkesinde 19601960'ların ortalarında artan siyasi kutuplaşma ve ekonomik istikrarsızlık gerekçesiyle ordu yönetime el koymuştur. Kurulan yeni yönetim, toplumu tek bir resmi ideoloji etrafında kitlesel olarak seferber etmek (mobilizasyon) yerine, siyasi partileri kapatıp sendikaları yasaklayarak kitleleri depolitize etmiş ve teknokratik bir kalkınma modeline yönelmiştir. Uzun süren bu dönemin ardından 19801980'lerin sonunda rekabetçi sivil seçimlere geri dönülmüştür. Ancak yeni sivil dönemde, anayasal kurumlar şeklen var olmasına rağmen, kriz anlarında sivil elitlerin anayasa dışı güç odaklarından (ordu, oligarşik gruplar) destek arama alışkanlıkları devam etmiş ve demokrasi tüm siyasal aktörler tarafından 'oynanabilecek tek oyun' olarak tam anlamıyla içselleştirilememiştir.

Bu ülkenin yaşadığı siyasal serüven, Samuel Huntington'ın demokratikleşme dalgaları kuramı ile Linz ve Stepan'ın konsolidasyon (pekişme) kriterleri bağlamında analiz edildiğinde aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılabilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: 19601960'lardaki kesinti İkinci Ters Dalga'nın bir örneği olup kurulan rejim otoriter niteliktedir; 19801980'ler sonrasındaki sivil dönemde ise demokrasinin tutumsal ve davranışsal konsolidasyonu henüz sağlanamamıştır.

Cevap

19601960'lardaki kesintinin İkinci Ters Dalga'ya ait otoriter bir rejim olduğunu ve 19801980'ler sonrasında tutumsal ile davranışsal konsolidasyonun sağlanamadığını belirten seçenektir.
Verilen parçada 19601960'ların ortasında yaşanan müdahale, Huntington'ın İkinci Ters Dalga (195819751958-1975) takvimine uymaktadır. Kurulan rejimin kitleleri seferber etmek yerine depolitize etmesi, onun totaliter değil 'otoriter' bir rejim olduğunu kanıtlar. 19801980'lerdeki sivil dönemde elitlerin anayasa dışı aktörlere (ordu vb.) başvurması ve demokrasinin tek meşru yol ('şehirdeki tek oyun') olarak benimsenmemesi ise Juan Linz ve Alfred Stepan'ın konsolidasyon yaklaşımında sırasıyla 'davranışsal' ve 'tutumsal' konsolidasyonun eksik olduğunu açıkça göstermektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Parçadaki tarihsel dönemlerin (1960'lar ve 1980'ler sonu) Huntington'ın dalga kuramındaki yerini tespit etmek.
1960'lardaki askeri müdahaleler İkinci Ters Dalga (1958-1975), 1980'ler sonrasındaki sivilleşme ise Üçüncü Dalga (1974-günümüz) kapsamındadır.
Olayların kronolojik olarak hangi demokratikleşme veya ters dalga dönemine denk geldiğini saptamak için.
2
1960'larda kurulan rejimin özelliklerini (depolitizasyon, teknokratik model, mobilizasyon eksikliği) Linz'in rejim tipolojisine göre sınıflandırmak.
Toplumu ideolojik olarak seferber etmeyen (mobilizasyon olmayan) ve siyasal katılımı kısıtlayan rejimler totaliter değil, otoriter rejimlerdir.
Rejimin niteliğinin otoriter mi totaliter mi olduğunu belirlemek için.
3
1980'ler sonrasındaki sivil dönemde yaşanan sorunları Linz ve Stepan'ın demokratik konsolidasyon (pekişme) kriterlerine göre analiz etmek.
Elitlerin anayasa dışı güçlerden destek araması 'davranışsal', demokrasinin 'tek oyun' olarak içselleştirilememesi ise 'tutumsal' konsolidasyonun eksikliğini gösterir.
Yeni kurulan demokrasinin neden pekişemediğini kavramsal çerçeveye oturtmak için.

Anahtar Kavram

Demokratikleşme Dalgaları ve Konsolidasyon Kriterleri
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 15Soru

Siyaset bilimci Samuel Huntington'ın demokratikleşme kuramında, demokrasinin küresel yayılımı kadar otoriterleşmeye dönüşü ifade eden "ters dalgalar" (reverse waves) da önemli bir yer tutar. Diğer yandan Juan Linz ve Alfred Stepan, bir demokrasinin kalıcılığını davranışsal, tutumsal ve anayasal konsolidasyon (pekişme) boyutlarıyla açıklar.

Huntington'ın sınıflandırmasına göre Birinci Ters Dalga (1922-1942) ile İkinci Ters Dalga (1958-1975) dönemlerindeki demokratik gerilemeler karşılaştırıldığında, aşağıdakilerden hangisi İkinci Ters Dalga'yı Birinci Ters Dalga'dan ayıran en belirgin özelliktir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Demokratik çöküşlerin, toplumu bütünüyle dönüştürmeyi amaçlayan ideolojik kitle hareketlerinden ziyade, genellikle ordunun kurumsal müdahalesiyle şekillenen bürokratik-otoriter rejimler doğurması.

Cevap

İkinci Ters Dalga döneminde demokratik çöküşlerin belirgin özelliği, toplumu bütünüyle dönüştürmeyi amaçlayan ideolojik kitle hareketlerinden ziyade, genellikle ordunun kurumsal müdahalesiyle şekillenen bürokratik-otoriter rejimlerin ortaya çıkmasıdır.
Samuel Huntington'ın teorisine göre 1958-1975 yıllarını kapsayan İkinci Ters Dalga, özellikle Latin Amerika, Afrika ve Asya'daki genç demokrasilerin (çoğunlukla konsolidasyon krizleri sonucu) askeri darbeler yoluyla yıkılmasını ifade eder. Bu dönemin en belirgin özelliği, Birinci Ters Dalga'daki (1922-1942) Nazizm veya İtalyan Faşizmi gibi toplumu ideolojik olarak baştan aşağı dönüştürmeyi hedefleyen totaliter kitle hareketlerinin aksine, ordunun kurumsal olarak siyasete müdahale ettiği bürokratik-otoriter rejimlerin kurulmasıdır. Bu rejimler aşırı kitle mobilizasyonundan ziyade toplumsal depolitizasyonu hedeflemiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Huntington'ın ters dalga (reverse wave) kavramını ve tarihsel dönemlerini analiz et.
Birinci ters dalga (1922-1942) Avrupa'da faşizm ve komünizm gibi totaliter rejimlerin yükselişiyken; ikinci ters dalga (1958-1975) Latin Amerika, Afrika ve Asya'da askeri darbelerle kurulan otoriter rejimleri kapsar.
Dalgaların temel karakteristiklerini birbirinden ayırmak, doğru seçeneğe ulaşmanın ilk adımıdır.
2
Otoriter ve totaliter rejimler arasındaki temel farkı belirle.
Totaliter rejimler resmi bir ideolojiyle sivil toplumu tamamen yok edip kitleleri mobilize ederken, ikinci ters dalgada görülen otoriter rejimler depolitizasyonu (apatiyi) ve devlet denetiminde sınırlı çoğulculuğu hedefler.
Çeldiricilerde yer alan rejim türlerine ilişkin kavram yanılgılarını elemek için gereklidir.
3
Linz ve Stepan'ın konsolidasyon boyutlarının çöküş senaryolarıyla ilişkisini değerlendir.
İkinci ters dalgada anayasal ve davranışsal konsolidasyonun sağlanamaması, doğrudan askeri (bürokratik) müdahalelere zemin hazırlamış, ancak kurulan yeni rejimler birinci dalgadaki gibi totaliter bir ideolojik aygıt inşasına girişmemiştir.
Soruda her iki teorisyenin yaklaşımını sentezleyerek İkinci Ters Dalga'nın ayırt edici özelliğini kesinleştirmek için önemlidir.

Anahtar Kavram

Demokratikleşme Dalgaları ve Otoriter Rejim Tipleri
Soru 16Soru

Juan Linz ve Alfred Stepan’a göre, bir ülkede demokratik konsolidasyonun (pekişme) tamamlanması için demokrasinin "şehrin tek oyunu" (the only game in town) haline gelmesi gerekir. Bu kuramsal çerçevede pekişme; davranışsal, tutumsal ve anayasal olmak üzere üç farklı boyutta gerçekleşir.

Buna göre, aşağıdakilerden hangisi demokratik pekişmenin "davranışsal" (behavioral) boyutta sağlandığını gösteren temel ölçüttür?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Önemli hiçbir siyasi aktörün veya grubun, demokratik kurumları devirmek veya iktidarı ele geçirmek için sistem dışı yollara başvurmaması

Cevap

Önemli siyasi aktörlerin veya grupların sistemi devirmek için sistem dışı yollara (şiddet, darbe vb.) başvurmaması davranışsal boyutun temel göstergesidir.
Davranışsal boyut, bir ülkedeki hiçbir önemli siyasi gücün demokratik rejimi yıkmak veya devletten kopmak (secession) için ciddi bir girişimde bulunmaması durumudur. Siyasi aktörler artık iktidara gelmek için şiddeti veya anayasa dışı yöntemleri bir seçenek olarak görmezler.

Adım Adım Çözüm

1
Linz ve Stepan'ın demokratik pekişme modelini hatırla.
Konsolidasyonun davranışsal, tutumsal ve anayasal olmak üzere üç boyutu olduğu belirlenir.
Boyutların kapsamlarını netleştirmek için ayrıştırma yapılmalıdır.
2
Davranışsal (Behavioral) boyutun temel odağını analiz et.
Bu boyutun, eylemlerle (şiddet, darbe girişimi, ayrılıkçı eylemlerin yokluğu) ilgili olduğu tespit edilir.
Siyasi grupların eylemsel bazda sistemi kabul edip etmediği davranışsal boyutu tanımlar.
3
Seçenekler arasında eylem ve sistem dışı yöntemlerin reddini içeren ifadeyi bul.
Hiçbir grubun demokratik kurumları yıkmak için kaynak ayırmaması veya şiddete başvurmaması ifadesi doğru seçenektir.
Bu durum 'şehrin tek oyunu' metaforunun eylemsel karşılığıdır.

Anahtar Kavram

Linz ve Stepan'ın Demokratik Konsolidasyon Boyutları

Daha Fazla Pratik

Demokratik konsolidasyonun önündeki engellerden biri olan 'ters dalgalar' (reverse waves) kavramını Huntington çerçevesinde inceleyiniz.
Tahmini Süre:55s
Soru 17Soru

Samuel Huntington’ın "Demokratikleşmenin Üçüncü Dalgası" analizinde yer alan "Ters Dalgalar" (Reverse Waves) olgusu ile Linz ve Stepan’ın "demokratik konsolidasyon" (pekişme) kriterleri birlikte değerlendirildiğinde; 19221922-19421942 yılları arasındaki Birinci Ters Dalga’da görülen totaliter kitle mobilizasyonunun aksine, 19581958-19751975 yılları arasındaki İkinci Ters Dalga’da otoriterleşmenin temel dinamiklerinden biri olan "Bürokratik Otoriter" rejimlerin yükselişi, Linz ve Stepan'ın belirttiği konsolidasyon boyutlarından hangisinin eksikliğini en net şekilde ortaya koymaktadır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Davranışsal Boyut: Siyasal elitlerin, ordunun ve diğer stratejik aktörlerin demokratik prosedürlere olan bağlılıklarının kurumsallaşamaması ve çözüm için anayasa dışı yollara yönelmeleri

Cevap

İkinci Ters Dalga'daki bürokratik otoriter rejimlerin yükselişi, siyasal elitlerin ve stratejik aktörlerin (özellikle ordu) demokratik kurallara bağlılığının zayıflığını gösteren davranışsal boyut eksikliğiyle ilişkilidir.
Doğru seçenek, Linz ve Stepan’ın davranışsal konsolidasyon (behavioral consolidation) tanımına odaklanır. Bu boyuta göre, hiçbir önemli siyasal aktör, demokratik rejimi devirmek veya anayasal süreçlerin dışına çıkmak için ciddi kaynak ayırmamalıdır. İkinci Ters Dalga (19581958-19751975) sürecinde, özellikle Latin Amerika’da ordunun (stratejik aktör) demokratik kurumları askıya alarak yönetime el koyması, bu davranışsal eşiğin aşılamadığını ve elit düzeyinde demokratik prosedürlerin 'şehrin tek oyunu' haline gelmediğini kanıtlamıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Dönem analizi yapma
19581958-19751975 arası İkinci Ters Dalga olarak tanımlanır.
Huntington'ın dalga sınıflandırmasını doğru belirlemek için kronolojik ayrım şarttır.
2
Rejim tipini belirleme
Bu dönemdeki temel fenomen Latin Amerika ve Asya'daki "Bürokratik Otoriter" (O'Donnell) rejimlerdir.
İkinci Ters Dalga'yı Birinci'den ayıran sosyo-politik karakteri anlamak gerekir.
3
Aktör davranışlarını inceleme
Bürokratik otoriterlikte ordu ve teknokratlar, krizleri çözmek için demokratik prosedürleri terk ederler.
Otoriterleşmenin kitlelerden mi yoksa elitlerden mi kaynaklandığını saptamak konsolidasyon boyutunu belirler.
4
Konsolidasyon boyutuyla eşleştirme
Aktörlerin (elitler, ordu) anayasa dışı yollara sapmaması Linz ve Stepan tarafından 'Davranışsal Boyut' olarak adlandırılır.
Linz ve Stepan'ın üçlü boyut setinde (davranışsal, tutumsal, anayasal) aktör odaklı olan tek bir boyut vardır.

Anahtar Kavram

Demokratik Konsolidasyon Boyutları (Linz ve Stepan)

Daha Fazla Pratik

Samuel Huntington'ın 'iki kez el değiştirme' (two-turnover test) kavramı ile Linz ve Stepan'ın konsolidasyon boyutları arasındaki farkları inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 18Soru

Juan Linz ve Alfred Stepan’a göre bir ülkede demokrasinin pekişebilmesi (konsolidasyon) için beş temel alanın (arena) eş zamanlı olarak kurumsallaşması gerekmektedir. Bu çerçevede, devlet ile piyasa arasında aracılık eden ve demokratik bir rejimin sürdürülebilirliği için hem komuta ekonomisini hem de saf serbest piyasa ekonomisini dışlayan alan aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ekonomik Toplum

Cevap

Ekonomik toplum (Economic Society)
Doğru seçenek olan ekonomik toplum; Juan Linz ve Alfred Stepan’ın 19961996 tarihli 'Problems of Democratic Transition and Consolidation' eserinde tanımlanmıştır. Yazarlara göre, demokratik bir rejimin pekişebilmesi için ne devletin tüm kaynakları yönettiği bir 'komuta ekonomisi' ne de piyasanın sosyal dengeyi yok ettiği 'saf serbest piyasa' yeterlidir. Ekonomik toplum, piyasanın işleyişini sağlayan ancak sosyal-hukuki düzenlemelerle demokrasinin kurumsal özerkliğini koruyan aracılık alanıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Linz ve Stepan'ın konsolidasyon modelini analiz etme
Modelin 55 temel arenadan (Sivil, Siyasal, Hukuk, Bürokrasi ve Ekonomik) oluştuğu belirlenir.
Soruda istenen kavramın hangi kuramsal çerçeveye ait olduğunu netleştirmek gerekir.
2
Arenaların tanımlarını karşılaştırma
Piyasa ve devlet arasındaki 'aracılık' ve 'komuta ekonomisi/saf piyasa reddi' özellikleri sorgulanır.
Sivil toplum veya siyasal toplumun ekonomik piyasa kurallarıyla ilgili teknik bir 'aracılık' görevi olmadığını ayırt etmek gerekir.
3
Ekonomik Toplum kavramını doğrulama
Linz ve Stepan'ın tanımına göre 'Ekonomik Toplum', ne tam bir devlet kontrolünü (komuta) ne de denetimsiz bir piyasayı kabul eden, demokrasinin alt yapısını koruyan özgün yapıdır.
Tanım doğrudan ekonomik toplumun kuramsal karşılığıdır.

Anahtar Kavram

Linz ve Stepan'ın Demokratik Konsolidasyon Alanları (Arenas of Consolidation)

Daha Fazla Pratik

Demokratik konsolidasyonun diğer bir şartı olan 'siyasal toplum' ile 'sivil toplum' arasındaki farkları, özellikle iktidar hedefleme kriteri üzerinden tekrar ediniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 19Soru

Juan Linz ve Alfred Stepan tarafından geliştirilen demokratik pekişme (konsolidasyon) modeline göre; bir toplumun derin bir siyasal veya ekonomik bunalım anında bile demokratik usullerin dışındaki alternatifleri reddetmesi ve demokrasiyi "oyundaki tek kural" (the only game in town) olarak içselleştirmesi, pekişmenin aşağıdaki boyutlarından hangisiyle doğrudan ilgilidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tutumsal boyut

Cevap

Tutumsal boyut, toplumun demokrasiyi kriz anlarında bile tek geçerli yol olarak görmesini ifade eder.
Tutumsal boyut, bir rejim krizinde dahi toplumun ezici çoğunluğunun demokratik kurumları tek meşru çözüm mercii olarak görmesini ve antidemokratik seçeneklere itibar etmemesini kapsar. Bu durum, demokrasinin o toplumda kültürel ve psikolojik olarak pekiştiğini gösterir.

Adım Adım Çözüm

1
Kavram Analizi
Soruda verilen 'oyundaki tek kural' (the only game in town) ifadesi, Linz ve Stepan'ın konsolidasyon kriterlerine işaret etmektedir.
Bu ifade, literatürde demokratik pekişmenin sübjektif ve toplumsal inanç boyutunu tanımlamak için kullanılır.
2
Boyutların Ayrıştırılması
Halkın inancı 'tutumsal', aktörlerin eylemleri 'davranışsal', kurumların işleyişi ise 'anayasal' boyut olarak sınıflandırılır.
Doğru sınıflandırma yapabilmek için inanç/tutum ile eylem/hukuk arasındaki farkı belirlemek gerekir.

Anahtar Kavram

Demokratik Konsolidasyon (Linz ve Stepan)

Daha Fazla Pratik

Samuel Huntington'ın 'nöbet değişimi testi' (two-turnover test) ile Linz ve Stepan'ın konsolidasyon kriterlerini karşılaştırarak pekişme kavramını pekiştirebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 20Soru

Samuel Huntington’ın demokratikleşme kuramı çerçevesinde; 1943-1962 yılları arasındaki 'İkinci Demokratikleşme Dalgası'nın ardından gelen ve 1958-1975 yılları arasını kapsayan 'İkinci Ters Dalga' (Second Reverse Wave) döneminin en belirgin karakteristik özelliği aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Latin Amerika ve Asya'daki yeni bağımsızlığını kazanmış ülkelerde ordunun yönetime el koymasıyla otoriter rejimlerin kurulması

Cevap

İkinci Ters Dalga'nın en belirgin özelliği, Latin Amerika ve Asya'da yeni kurulan demokrasilerin askeri darbeler yoluyla otoriterleşmesidir.
Samuel Huntington'a göre İkinci Ters Dalga (1958-1975), İkinci Dünya Savaşı sonrası bağımsızlığını kazanan Asya ve Latin Amerika ülkelerinde demokrasinin kurumsallaşamaması ve ordunun siyasal süreçlere müdahale ederek otoriter sistemler kurması ile tanımlanır. Bu dönemdeki otoriterleşme, faşizm gibi totaliter ideolojilerden ziyade askeri-bürokratik yapılar üzerinden gerçekleşmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Huntington'ın demokratikleşme dalgalarının kronolojik aralıklarını belirleme
İkinci Dalga (1943-1962), İkinci Ters Dalga (1958-1975) olarak saptanır.
Soruda sorulan dönemin tarihsel sınırlarını netleştirmek için gereklidir.
2
Dönemin siyasal olaylarını analiz etme
1960'lar ve 70'lerin başı, özellikle Latin Amerika (Brezilya, Arjantin vb.) ve Türkiye (1960, 1971) gibi ülkelerde askeri müdahalelerin yoğunlaştığı bir dönemdir.
Ters dalgaların içeriği, demokrasiden otoriterliğe dönüşün yöntemiyle belirlenir.
3
Doğru karakteristik özelliği seçenekler arasından seçme
Yeni bağımsız ülkelerdeki askeri müdahaleler ve otoriterleşme vurgusu doğru kabul edilir.
Huntington bu dönemi 'pretorianizm' ve askeri bürokratik otoriterleşme ile ilişkilendirir.

Anahtar Kavram

Huntington'ın Demokratikleşme Dalgaları ve Ters Dalgalar Kuramı
Sayfa 1 / 2Sonraki