Demokrasi Teorileri

163 soru

Soru 1Soru

Katılımcı demokrasi kuramcıları, özellikle Carole Pateman'ın çalışmaları doğrultusunda, demokrasinin sadece siyasal iktidarın belirlendiği bir 'kurumsal düzenleme' değil, toplumsal bir yaşam biçimi olduğunu savunurlar. Bu kuramsal perspektife göre, bireylerin iş yeri (sanayi demokrasisi) gibi siyasal olmayan alanlarda karar alma süreçlerine doğrudan dahil edilmelerinin temel gerekçesi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bireyin karar alma süreçlerinde yer almasının, onda siyasal etkinlik duygusunu geliştiren ve demokratik bir kişilik yapısı oluşturan eğitsel bir işlev görmesi

Cevap

Bireyin karar alma süreçlerinde yer almasının, onda siyasal etkinlik duygusunu geliştiren ve demokratik bir kişilik yapısı oluşturan eğitsel bir işlev görmesi
Katılımcı demokrasi kuramının en özgün yönü, katılımın birey üzerindeki 'eğitsel' etkisidir. Carole Pateman'a göre, bireyler yaşamlarının geçtiği en önemli alanlardan biri olan iş yerinde karar alma süreçlerine dahil edildiklerinde, kolektif kararların sorumluluğunu almayı öğrenirler. Bu deneyim, bireyin siyasal sistemdeki kendi gücüne olan inancını (siyasal etkinlik) artırır ve onu genel siyaset sahnesinde pasif bir seçmenden aktif bir yurttaşa dönüştürür.

Adım Adım Çözüm

1
Katılımcı demokrasi kuramının temel varsayımlarını hatırla.
Katılımcı demokrasi (Pateman, Macpherson), sadece temsil ve oy vermeye odaklanan minimalist modellere karşı çıkar.
Kuramın odak noktasını belirlemek için gereklidir.
2
Carole Pateman'ın 'eğitsel işlev' (educative function) kavramını analiz et.
Pateman'a göre birey, aile, okul ve özellikle iş yeri gibi alanlarda karara katılırsa, siyasal meselelere ilgi duymaya ve 'etkinlik' (efficacy) hissetmeye başlar.
Soruda sorulan gerekçenin kuramsal temelini bulmak için gereklidir.
3
Siyasal olmayan alanlardaki katılımın makro düzeydeki sonucunu değerlendir.
Mikro düzeydeki katılım tecrübesi, makro düzeydeki siyasal sistemin istikrarını ve meşruiyetini artıran bilinçli bir vatandaş tipi yaratır.
Eğitsel işlevin demokratik sistemle olan bağını kurmak için gereklidir.

Anahtar Kavram

Eğitsel İşlev (Educative Function)

Daha Fazla Pratik

C.B. Macpherson'ın 'Gelişmeci Demokrasi' (Developmental Democracy) kavramı ile katılımcı demokrasi arasındaki ilişkiyi inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 2Soru

Modern demokrasi kuramları içerisinde 'toplamacı' (aggregative) modeller, siyasal süreci bireylerin önceden oluşmuş çıkar ve tercihlerinin oylama yoluyla basitçe birleştirilmesi olarak tanımlar. Buna karşın Jürgen Habermas ve Joshua Cohen gibi isimlerin savunduğu müzakereci (deliberatif) demokrasi modeli, demokratik meşruiyeti farklı bir temele oturtur. Buna göre, müzakereci demokrasi modelinde bir siyasal kararın meşruiyetini sağlayan temel unsur aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kararın, karşılıklı rasyonel argüman sunma ve kamusal akıl yürütme süreci sonucunda, 'en iyi argümanın zorlamayan zorlayıcılığı' ile oluşması

Cevap

Siyasal kararın, karşılıklı rasyonel argüman sunma ve kamusal akıl yürütme süreci sonucunda, 'en iyi argümanın zorlamayan zorlayıcılığı' ile oluşması
Müzakereci (deliberatif) demokrasi teorisine göre meşruiyetin kaynağı, vatandaşların kamusal alanda bir araya gelerek rasyonel argümanlar ışığında birbirlerini ikna etmeye çalışmalarıdır. Habermas'ın ifadesiyle bu süreçte 'en iyi argümanın zorlamayan zorlayıcılığı' hakimdir; yani bireyler baskı veya pazarlıkla değil, sunulan nedenlerin geçerliliğiyle ikna olurlar. Bu rasyonel tartışma zemini, alınan kararların demokratik niteliğini ve toplumsal kabulünü sağlar.

Adım Adım Çözüm

1
Toplamacı ve müzakereci modeller arasındaki temel farkı belirle
Toplamacı model tercihleri sabit (verili) kabul ederken, müzakereci model tartışma yoluyla tercihlerin değişebileceğini savunur.
Müzakereci demokrasinin temel varsayımı 'tercih dönüşümü'dür.
2
Habermas'ın iletişimsel eylem ve meşruiyet kavramını analiz et
Meşruiyetin kaynağı oylama sonucu değil, rasyonel ve özgür tartışma ortamıdır.
Müzakereci modelde kararların geçerliliği, herkesin özgürce katıldığı tartışmada ulaşılan rasyonel oydaşmaya bağlıdır.
3
Seçenekleri bu kuramsal çerçeveye göre değerlendir
En iyi argümanın ikna edici gücüne vurgu yapan seçenek kurama tam uyum sağlar.
Müzakereci demokraside 'güç' değil, 'akıl' egemen olmalıdır.

Anahtar Kavram

İletişimsel Eylem ve Rasyonel Oydaşma (Consensus)

Daha Fazla Pratik

Habermas'ın 'kamusal alan' kavramı ile müzakereci demokrasi arasındaki ilişkiyi inceleyen sorulara göz atabilirsiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 3Soru

Müzakereci (deliberatif) demokrasi kuramına göre, demokratik bir sistemde siyasal kararların meşruiyeti sadece usulüne uygun bir oylama ile alınmış olmasına değil, bu oylama öncesindeki kamusal tartışma sürecinin niteliğine dayanır.

Bu kuramsal çerçevede, kamusal müzakere sürecinin katılımcılar üzerinde yaratması beklenen temel pedagojik ve siyasal etki aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Katılımcıların rasyonel ikna süreciyle başlangıçtaki verili tercihlerini 'ortak iyi' lehine dönüştürmeleri

Cevap

Katılımcıların rasyonel ikna süreciyle başlangıçtaki verili tercihlerini 'ortak iyi' lehine dönüştürmeleri
Müzakereci demokrasi kuramı, özellikle Jürgen Habermas'ın iletişimsel eylem kuramına dayanarak, bireylerin siyasal sürece girmeden önceki tercihlerinin kamusal alandaki rasyonel tartışmalar yoluyla değişebileceğini savunur. Bu sürece 'tercih dönüşümü' denir. Meşruiyet, kişilerin bencil çıkarlarını bir kenara bırakıp ortak iyiye yönelik argümanlar sunması ve bu argümanlar üzerinden bir oydaşmaya (konsensüs) varmasıyla sağlanır.

Adım Adım Çözüm

1
Müzakereci demokrasinin temel varsayımını belirle.
Bireylerin tercihleri sabit (verili) değildir; rasyonel tartışma ile değişebilir.
Müzakereci model, 'toplamacı' (aggregative) modelden bu noktada ayrılır.
2
Tartışmanın (müzakerenin) amacını analiz et.
Katılımcıların birbirini ikna etmesi ve ortak bir paydada (ortak iyi) buluşması.
Meşruiyet, salt oyların toplamından değil, argümanların rasyonelliğinden gelir.

Anahtar Kavram

Tercih Dönüşümü (Preference Transformation)

Daha Fazla Pratik

Habermas'ın 'İletişimsel Eylem' ve 'Stratejik Eylem' ayrımını incelemek, müzakereci demokrasinin mantığını daha iyi kavramanıza yardımcı olacaktır.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 4Soru

Normatif demokrasi kuramları arasında yer alan; siyasal katılımı bireyin ahlaki gelişiminden ziyade kendi özel çıkarlarını yöneticilere karşı korumasını sağlayan araçsal bir mekanizma (protective shield) olarak gören ve sınırlı devlet anlayışını merkeze alan yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Jeremy Bentham ve James Mill tarafından savunulan Koruyucu Demokrasi

Cevap

Jeremy Bentham ve James Mill tarafından savunulan Koruyucu Demokrasi modeli
Koruyucu demokrasi yaklaşımı, demokrasiyi bir amaç olarak değil, bireysel özgürlükleri ve mülkiyeti iktidarın tiranlığına karşı korumak için tasarlanmış hukuki ve siyasi bir kalkan olarak görür. Bu modelde siyasal katılım (oy verme), yöneticilerin hesap vermesini sağlayan bir denetim aracıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Siyasal katılımın niteliğini analiz etme
Katılımın 'ahlaki gelişim' değil, 'araçsal' (instrumental) olduğu tespit edildi.
Koruyucu modelde katılım, bireyin korunması için bir zorunluluktur, bir öz-gerçekleştirme biçimi değildir.
2
Devletin kapsamı ve düşünür eşleştirmesini yapma
Sınırlı devlet ve Bentham/James Mill eşleşmesi doğrulandı.
Koruyucu demokrasi, liberalizmin klasik döneminde mülkiyetin ve özgürlüğün güvence altına alınması ihtiyacından doğmuştur.

Anahtar Kavram

Araçsal Katılım ve Koruyucu Demokrasi

İpuçları

1
Bu modelin savunucuları arasında faydacı (utilitarian) düşünürler bulunmaktadır.

Daha Fazla Pratik

J.S. Mill'in katılımı bir 'okul' olarak görmesi ile Bentham'ın katılımı bir 'korunma' olarak görmesi arasındaki farkı inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 5Soru

Ernesto Laclau ve Chantal Mouffe tarafından geliştirilen radikal demokrasi kuramı, liberal ve müzakereci modellerin "evrensel rasyonel uzlaşı" arayışını siyasal olanın doğasına aykırı bularak eleştirir. Bu kurama göre siyaset, hiçbir zaman tam olarak kapatılamayan toplumsal alanda farklı taleplerin bir "eşdeğerlik zinciri" aracılığıyla eklemlendiği hegemonik bir mücadele sürecidir.

Buna göre radikal demokrasi kuramının, toplumsal çatışmayı yok etmek yerine onu yıkıcı bir "düşmanlık" (antagonizma) ilişkisinden yapıcı bir "hasımlık" ilişkisine dönüştürmeyi amaçlayan temel yaklaşımı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Siyasal çatışmanın kaçınılmazlığını kabul ederek tarafları ortak bir demokratik zeminde yarışan meşru rakipler olarak gören agonistik çoğulculuk

Cevap

Siyasal çatışmanın kaçınılmazlığını kabul ederek tarafları ortak bir demokratik zeminde yarışan meşru rakipler olarak gören agonistik çoğulculuk
Radikal demokrasi kuramı, siyasal olanın doğası gereği çatışmacı olduğunu savunur. Chantal Mouffe tarafından geliştirilen 'agonistik çoğulculuk' kavramı, demokrasinin başarısının çatışmaları yok etmekte değil, yıkıcı olan antagonizmayı (düşmanlık), tarafların birbirini meşru rakip olarak gördüğü agonizme (hasımlık) dönüştürmekte yattığını ileri sürer.

Adım Adım Çözüm

1
Radikal demokrasi kuramının temel varsayımını belirle
Siyasal olanın özü antagonizmadır (uzlaşmaz çatışma) ve toplumsal olan asla tam olarak dikişlenemez (sutured).
Kuramın kurucu isimleri Laclau ve Mouffe'un liberal uzlaşı modeline yönelik eleştirisinin temelini anlamak gerekir.
2
Agonizm ve Antagonizma ayrımını analiz et
Antagonizm (düşmanlık), rakibi yok edilmesi gereken bir düşman olarak görürken; agonizm (hasımlık), rakibi aynı demokratik kuralları paylaşan ancak farklı fikirleri savunan bir 'hasım' olarak görür.
Soruda istenen 'düşmanlıktan hasımlığa geçiş' dönüşümünü tanımlamak için bu kavramsal ayrım kritiktir.
3
Diğer modellerle karşılaştırarak doğru kavramı seç
Müzakereci model uzlaşıyı, liberal model hukuku, elitist model ise liderliği öne çıkarırken; radikal demokrasi 'agonistik çoğulculuğu' savunur.
Agonistik çoğulculuk, çatışmayı yok etmez, onu demokratik kanallara yönlendirerek meşrulaştırır.

Anahtar Kavram

Radikal Demokrasi ve Agonistik Çoğulculuk
Tahmini Süre:1m 40s
Soru 6Soru

Ernesto Laclau ve Chantal Mouffe’un "Hegemonya ve Sosyalist Strateji" adlı eserinde geliştirdikleri radikal demokrasi kuramına göre; toplumsal alan hiçbir zaman tam bir uzlaşıyla kapatılamaz ve siyasal olan her zaman bir çatışma (antagonizma) potansiyeli taşır. Kuramda, birbirinden farklı tikel taleplerin (örneğin; azınlık hakları, çevre koruma ve emek mücadelesi) kendi özgünlüklerini koruyarak ortak bir "biz" kimliği altında, egemen güce karşı birleştirilmesini sağlayan mantıksal mekanizma aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Eşdeğerlik zinciri

Cevap

Farklı toplumsal taleplerin bir ortaklık temelinde birleşmesini sağlayan mantıksal mekanizma 'eşdeğerlik zinciri'dir.
Doğru yanıt olan eşdeğerlik zinciri, radikal demokrasi kuramının merkezinde yer alan; farklı toplumsal mücadelelerin ve taleplerin kendi özgünlüklerini kaybetmeden hegemonik bir bütünlük oluşturacak şekilde birbirine bağlanmasını sağlayan mantıksal süreci ifade eder. Bu süreçte, talepler arasındaki 'farklılıklar' bir kenara bırakılarak ortak bir 'antagonizma' (karşıtlık) etrafında bir 'eşdeğerlik' ilişkisi kurulur.

Adım Adım Çözüm

1
Kuramsal çerçeveyi belirleme
Soruda Laclau ve Mouffe'un radikal demokrasi ve post-Marksist hegemonya kuramı referans alınmaktadır.
Sorunun kökenindeki 'antagonizma' ve 'tikel taleplerin birleşmesi' ifadeleri bizi bu kurama yönlendirir.
2
Kavramsal ayrımı analiz etme
Radikal demokrasi, liberal demokrasinin 'uzlaşı' (consensus) arayışını eleştirerek 'çatışma/rekabet' (agonizm) ve 'hegemonya' kavramlarını öne çıkarır.
Farklı taleplerin nasıl olup da bir siyasal blok oluşturabildiğini anlamak için bu birleşme mantığını bulmak gerekir.
3
Doğru terimi eşleştirme
Laclau ve Mouffe, farklı (farklılık mantığı) taleplerin ortak bir düşman (antagonizma) karşısında birbirine eklemlenerek oluşturduğu bu yapıya 'eşdeğerlik zinciri' adını verir.
Eşdeğerlik zinciri, taleplerin kendi tikel kimliklerini yitirmeden ortak bir 'biz' oluşturmalarının tek yoludur.

Anahtar Kavram

Laclau ve Mouffe'un radikal demokrasi kuramında eşdeğerlik zinciri (chain of equivalence) kavramı.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 7Soru

Marksist teoriye göre liberal demokrasi; üretim araçlarının mülkiyetini elinde bulunduran azınlığın, çoğunluk üzerindeki "sınıf egemenliğini" maskeleyen biçimsel bir yapıdır. Bu nedenle Marksizm, kapitalizmden komünizme geçiş sürecinde parlamenter reformlar yerine devlet aygıtının devrimci bir yöntemle ele geçirilmesini ve eski düzenin direncini kırmak amacıyla geçici bir otorite kurulmasını öngörür. Bu yaklaşım, mevcut demokratik kurumlar içinde kalarak aşamalı bir iyileşmeyi savunan sosyal demokrasiden köklü bir biçimde ayrılır.

Buna göre, Marksist literatürde geçiş süreci için öngörülen ve sosyal demokrat yaklaşımla temel çelişkiyi oluşturan siyasal örgütlenme biçimi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Proletarya diktatörlüğü

Cevap

Proletarya diktatörlüğü
Proletarya diktatörlüğü, Marksist kuramda işçi sınıfının devrim yoluyla iktidarı ele geçirdiği ve toplumu sınıfsızlığa hazırladığı geçiş evresidir. Bu kavram, liberal kurumların reforme edilebileceğini savunan sosyal demokrat 'evrimci' yaklaşımdan temel bir kopuşu ifade eder.

Adım Adım Çözüm

1
Metindeki anahtar kavramları analiz etme
Metinde 'sınıf egemenliği', 'devrimci yöntem' ve 'geçici otorite' vurguları yapılmıştır.
Marksist teorinin sosyal demokrasiden ayrıldığı temel noktanın devrim ve geçiş süreci olduğunu saptamak için.
2
Marksist geçiş süreci kavramını belirleme
Kapitalizmden komünizme geçişte devletin işçi sınıfı tarafından kontrol edildiği aşama 'proletarya diktatörlüğü' olarak tanımlanır.
Sosyal demokrasinin reddettiği ve Marksizmin merkezi gördüğü siyasal örgütlenme biçimini bulmak için.

Anahtar Kavram

Marksist devrimci dönüşüm ve geçiş süreci otoritesi

Daha Fazla Pratik

Karl Marx ve Friedrich Engels'in 'Komünist Manifesto' eserinde ifade edilen devlet anlayışını, Eduard Bernstein'ın revizyonist sosyal demokrasi yaklaşımıyla karşılaştırınız.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 8Soru

Katılımcı demokrasi kuramının öncülerinden Carole Pateman’a göre, bireyin siyasal alanda etkin bir yurttaş olabilmesi için gerekli olan "psikolojik yetkinlik" ve "demokratik beceriler", siyasal sistemin geneline geçmeden önce daha küçük ölçekli ve gündelik yaşamın parçası olan birimlerde kazanılmalıdır.

Pateman’ın bu yaklaşımında, katılımın "eğitsel işlevinin" (educative function) en yoğun şekilde gerçekleştiği ve siyasal sistemin demokratikleşmesi için temel ön koşul olarak görülen alan aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İşyeri ve endüstriyel örgütlenmelerdeki otorite yapıları

Cevap

İşyeri ve endüstriyel örgütlenmelerdeki otorite yapıları
Carole Pateman'a göre katılımcı demokrasinin en önemli özelliği 'eğitsel işlevidir'. Bireyler, kararlara katıldıkça demokratik bilince ulaşır ve siyasal etkinlik duyguları gelişir. Pateman, insanların yaşamlarının büyük kısmını geçirdikleri işyeri ve endüstriyel birimlerdeki otorite yapılarının demokratikleşmesini, genel siyasal sistemin demokratikleşmesi için en temel eğitim alanı ve ön koşul olarak görür.

Adım Adım Çözüm

1
Carole Pateman'ın katılımcı demokrasiye yaklaşımını analiz etmek.
Pateman, demokrasinin sadece siyasal bir rejim değil, toplumsal bir örgütlenme biçimi olduğunu savunur.
Kuramın temel odağının merkezi hükümetten toplumsal alanlara kaydığını anlamak için.
2
"Eğitsel işlev" (educative function) kavramını tanımlamak.
Katılımın bireyde özgüven, kamusal sorumluluk ve siyasal yetkinlik duygusu yarattığı sonucuna varılır.
Katılımın sadece bir karar alma mekanizması değil, bir öğrenme süreci olduğunu belirlemek için.
3
Eğitsel işlevin gerçekleştiği birincil alanı belirlemek.
Bireyin gündelik hayatında otorite ile en yoğun karşılaştığı alan olan işyerinin, demokratikleşmenin temel eğitim sahası olduğu saptanır.
Pateman'ın kuramındaki mikro-makro bağlantısını (işyerinden siyasal sisteme geçiş) kurmak için.

Anahtar Kavram

Pateman'ın Eğitsel İşlev ve İşyeri Demokrasisi Yaklaşımı
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 9Soru

John Stuart Mill ve Jean-Jacques Rousseau gibi düşünürler tarafından savunulan; siyasal katılımın sadece bir yönetim aracı değil, aynı zamanda bireyin ahlaki ve zihinsel kapasitelerini geliştiren bir 'eğitim süreci' olduğunu öne süren klasik demokrasi yaklaşımı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Geliştirici Demokrasi

Cevap

Geliştirici Demokrasi yaklaşımı, siyasal katılımın bireyin karakterini ve toplumsal sorumluluk bilincini artıran bir süreç olduğunu savunur.
Geliştirici demokrasi yaklaşımı, demokrasinin değerini sadece sağladığı istikrarda değil, aynı zamanda vatandaşlara kazandırdığı karakter ve toplumsal bilinçte arar. J.S. Mill'e göre siyasal katılım, bireyin sadece kendi çıkarlarını değil, toplumun genel çıkarlarını da düşünmesini sağlayan bir okuldur.

Adım Adım Çözüm

1
Soru kökündeki anahtar ifadeleri belirleyin.
Anahtar ifadeler: J.S. Mill, Rousseau, 'ahlaki ve zihinsel kapasitelerin geliştirilmesi', 'eğitim süreci'.
Bu kavramlar klasik demokrasi teorileri içindeki 'normatif' (nasıl olması gerektiğine dair) bir yaklaşımı işaret eder.
2
Tanımlanan modelin hangi teoriye karşılık geldiğini analiz edin.
Bireyin gelişimini merkeze alan ve katılımı bir özgürleşme aracı olarak gören model Geliştirici Demokrasi'dir.
Koruyucu demokrasi daha çok Bentham'ın 'faydacı' ve 'sınırlı devlet' anlayışına dayanırken, geliştirici model J.S. Mill'in 'insani gelişim' vurgusuna dayanır.

Anahtar Kavram

Geliştirici Demokrasi (Developmental Democracy)
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 10Soru

Demokrasi teorileri bağlamında, Sosyal Demokrasi ve Marksist Demokrasi yaklaşımları sosyo-ekonomik eşitlik idealini ön plana çıkarmalarına rağmen, devletin niteliği ve kapitalizme yönelik tutumları bakımından birbirlerinden kesin çizgilerle ayrılırlar.

Buna göre, aşağıdakilerden hangisi Marksist demokrasi anlayışını Sosyal demokrat yaklaşımdan ayıran temel teorik varsayımlardan biridir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Mevcut devlet aygıtının tarafsız bir kurum olmadığını savunarak, burjuva devlet mekanizmasının parçalanıp yerine proletarya diktatörlüğünün kurulması gerektiğini öne sürmesi

Cevap

Marksist yaklaşıma göre mevcut devlet aygıtı tarafsız bir kurum değildir; burjuva devlet mekanizmasının parçalanıp yerine sınıfsız topluma geçiş aşaması olan proletarya diktatörlüğünün kurulması gerekir.
Marksist demokrasi anlayışı, devleti egemen sınıfın siyasi baskı aygıtı olarak nitelendirir. Sosyalist topluma geçişin mevcut burjuva devletinin seçimler ve parlamenter yollarla dönüştürülmesiyle değil, devrimci bir eylemle parçalanıp yerine işçi sınıfının otoritesi olan proletarya diktatörlüğünün kurulmasıyla mümkün olacağını öne sürer. Sosyal demokrasi ise devletin tarafsız bir hakem olabileceğine ve evrimci reformlarla kapitalizmi iyileştirebileceğine inanır.

Adım Adım Çözüm

1
Soruda istenen temel ayrımı belirleme
Marksist demokrasinin Sosyal demokrasiden temel farkı, devletin doğasına ve sosyalist dönüşümün yöntemine (devrim vs. parlamenter reform) bakışında yatar.
Her iki yaklaşım da sosyo-ekonomik eşitliği hedeflese de araçları ve devleti kavramsallaştırma biçimleri taban tabana zıttır.
2
Seçeneklerdeki ifadelerin ideolojik aidiyetini analiz etme
Seçeneklerde sırasıyla Marksist, Sosyal demokrat, Elitist ve Liberal düşüncelere ait özellikler verilmiştir.
Doğru cevabı bulmak için yalnızca Marksizme ait özgün kavramları (proletarya diktatörlüğü, devletin parçalanması) tespit etmek gerekir.
3
Marksist demokrasinin özgün savını eşleştirme
Devletin burjuvazinin bir baskı aracı olduğu, parlamenter reformlarla iyileştirilemeyeceği ve proletarya diktatörlüğü ile dönüştürülmesi gerektiği sonucuna ulaşılır.
Ortodoks Marksist teoride devlet sınıflar üstü tarafsız bir kurum olamaz.

Anahtar Kavram

Sosyal ve Marksist Demokrasi Yaklaşımları Arasındaki Farklar
Soru 11Soru

Siyaset bilimi literatüründe demokrasinin gelişimi ve kalıcılığı çeşitli kuramlarla incelenmektedir. Samuel P. Huntington demokratikleşmeyi tarihsel 'dalgalar' ve bu dalgaların kesintiye uğradığı 'ters dalgalar' ile açıklarken; J. Linz ve A. Stepan demokrasinin alternatifsiz tek rejim hâline gelmesini 'demokratik pekişme' (konsolidasyon) olarak tanımlamış ve bu süreci davranışsal, tutumsal ve anayasal olmak üzere üç boyutta incelemiştir.

Buna göre; 1920'li ve 1930'lu yıllarda Avrupa'da yaşanan ağır sosyo-ekonomik krizlerin etkisiyle, geniş halk kitlelerinin demokratik prosedürlere olan inancını yitirmesi, sorunların çözümünü hukuki çerçevenin dışında araması ve bu durumun sonucunda İtalya ile Almanya gibi ülkelerde demokrasilerin çökerek yerini faşist ve nasyonal sosyalist rejimlere bırakması; Huntington'ın dalga sınıflandırması ile Linz ve Stepan'ın pekişme kriterleri bağlamında sırasıyla aşağıdakilerden hangisiyle ifade edilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Birinci Ters Dalga – Tutumsal pekişmenin çökmesi

Cevap

Doğru cevap, dönemin Birinci Ters Dalga olması ve halkın inancını yitirmesinin tutumsal pekişme ile açıklanması nedeniyle 'Birinci Ters Dalga – Tutumsal pekişmenin çökmesi' seçeneğidir.
Verilen tarihsel bağlam (1920'ler ve 1930'lar) ve otoriter/faşist rejimlerin yükselişi, S. Huntington'ın kuramında 'Birinci Ters Dalga' (1922-1942) olarak tanımlanır. J. Linz ve A. Stepan'ın pekişme teorisinde ise, demokrasinin halkın gözünde meşruiyetini yitirmesi ve kitlelerin inançsuzluğu doğrudan 'Tutumsal' (Attitudinal) pekişmenin sağlanamadığına (veya çöktüğüne) işaret eder. Bu nedenle doğru cevap her iki kavramı sırasıyla ve doğru veren seçenektir.

Adım Adım Çözüm

1
Tarihsel dönemi Huntington'ın dalga kuramına göre sınıflandırma
1920'ler ve 1930'larda İtalya ve Almanya'da faşizmin yükseldiği dönem 'Birinci Ters Dalga' (1922-1942) olarak adlandırılır.
Huntington'ın kronolojisinde demokrasinin ilk gerileme dönemi iki dünya savaşı arasına denk gelir.
2
Soru kökündeki sosyolojik olguyu Linz ve Stepan'ın kriterleriyle eşleştirme
Geniş halk kitlelerinin demokratik prosedürlere inancını yitirmesi, 'Tutumsal Pekişme'nin (Attitudinal Consolidation) gerçekleşmediğini gösterir.
Linz ve Stepan'a göre tutumsal pekişme, halkın büyük çoğunluğunun sorunların çözümünde mevcut demokratik kurumları en uygun yol olarak görmesi ve inanç duymasıdır.
3
İki kuramın bulgularını birleştirme
Birinci Ters Dalga ve Tutumsal Pekişmenin çökmesi kavramları bir araya getirilir.
Soru her iki teorisyenin kavramlarının sırasıyla verilmesini istemektedir.

Anahtar Kavram

Huntington'ın Demokratikleşme Dalgaları ve Linz-Stepan'ın Demokratik Konsolidasyon Boyutları
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 12Soru

Jeremy Bentham ve James Mill gibi faydacı düşünürler tarafından savunulan; temel amacı yönetenlerin gücünü sınırlandırmak ve bireylerin haklarını devletin keyfi müdahalelerinden korumak olan klasik demokrasi yaklaşımı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Koruyucu Demokrasi

Cevap

Koruyucu Demokrasi
Doğru yanıt olan model, faydacılık (utilitarianism) ilkeleri doğrultusunda, bireylerin yönetenler tarafından sömürülmesini engellemek için anayasal kısıtlamaları ve sınırlı devleti savunur. Bentham ve James Mill'e göre, oy verme hakkı bireyin çıkarlarını korumasını sağlayan bir araçtır.

Adım Adım Çözüm

1
Düşünür-Model eşleştirmesini yapın
Bentham ve James Mill isimleri Koruyucu Demokrasi modeli ile ilişkilidir.
Soruda verilen isimler, modelin kuramsal çerçevesini belirleyen temel figürlerdir.
2
Temel kavramsal göstergeyi belirleyin
Devletin müdahalesinden korunma ve sınırlı devlet vurgusu Koruyucu Demokrasi'ye işaret eder.
Koruyucu demokrasi, bireyi ve özel mülkiyeti devletin gücüne karşı savunmayı önceler.

Anahtar Kavram

Koruyucu Demokrasi Yaklaşımı

Alternatif Yöntem

Düşünür isimlerini ezberlemek yerine, 'koruma' (protective) ifadesinin liberalizmin erken dönemindeki devletten çekinme refleksiyle bağlantısını kurmak çözümü kolaylaştırır.
Tahmini Süre:45s
Soru 13Soru

Jürgen Habermas'ın iletişimsel eylem kuramı ve kamusal alan kavramsallaştırmasıyla yakından ilişkili olan müzakereci (deliberatif) demokrasi modeli, modern toplumlarda meşruiyet krizine karşı bir çözüm önerisi olarak sunulmaktadır. Bu modelin, bireysel tercihlerin oylama yoluyla basitçe toplandığı ve sayıldığı 'toplayıcı/birleştirici' (aggregative) demokrasi modellerinden ayrılan temel özelliği aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Karar alma sürecinde temel amacın, rasyonel tartışma yoluyla bireysel tercihlerin kamu yararı doğrultusunda dönüşümünü ve oydaşmayı sağlamak olması

Cevap

Müzakereci demokrasiyi diğerlerinden ayıran temel fark, bireysel tercihlerin kamusal ve rasyonel tartışma süreci içerisinde 'dönüşebilir' olduğunu savunması ve meşruiyeti basit bir sayısal çoğunluk yerine bu tartışma sonucunda ulaşılan oydaşmaya (konsensüs) dayandırmasıdır.
Müzakereci (deliberatif) demokrasi modeli, bireysel tercihlerin kamusal tartışma öncesinde ham ve işlenmemiş olduğunu kabul eder. Bu modelin en temel ayırt edici özelliği, demokratik sürecin sadece mevcut tercihleri bir araya getiren bir 'toplama' işlemi değil, aksine rasyonel tartışma yoluyla bu tercihlerin 'dönüştürüldüğü' bir süreç olmasıdır. Habermas'a göre meşruiyet, herkesin eşit katılımıyla gerçekleşen ve sadece 'en iyi argümanın zorlayıcı gücünün' geçerli olduğu bir tartışma süreci sonunda ulaşılan rasyonel oydaşmaya dayanır.

Adım Adım Çözüm

1
Modellerin temel varsayımlarını karşılaştır
Toplayıcı (aggregative) modeller tercihleri sabit (fixed) kabul ederken, müzakereci model tercihlerin kamusal tartışma ile şekillendiğini kabul eder.
Müzakereci demokrasinin ontolojik farkını belirlemek için tercihler üzerindeki etkisi analiz edilmelidir.
2
Meşruiyetin kaynağını analiz et
Toplayıcı modelde meşruiyet oyların sayısından (aggregative) gelir; müzakereci modelde ise sürecin niteliğinden ve rasyonel iknadan gelir.
Habermas'ın kuramında meşruiyet, iletişimsel eylemin bir sonucu olarak ortaya çıkar.
3
Habermas'ın 'kamusal alan' vurgusunu hatırla
Kamusal alan, bireylerin kendi çıkarlarından sıyrılarak 'ortak iyi' için rasyonel-eleştirel tartışma yürüttüğü platformdur.
Bu vurgu, demokrasinin sadece bir prosedür değil, aynı zamanda bir öğrenme süreci olduğunu gösterir.

Anahtar Kavram

İletişimsel Rasyonalite ve Tercih Dönüşümü
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 14Soru

Ernesto Laclau ve Chantal Mouffe’un *Hegemonya ve Sosyalist Strateji* adlı eserinde temellendirilen radikal demokrasi kuramına göre; tikel demokratik mücadelelerin (kadın hakları, çevrecilik, azınlık hakları vb.) kendi özgüllüklerini bütünüyle yitirmeden, ortak bir siyasal cephede bir araya getirilmesini sağlayan ve toplumsal alanın kurucu bir 'dışarıya' (hasma) karşı 'biz' ve 'onlar' ekseninde yeniden kurulmasına aracılık eden kavramsal mekanizma aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Eşdeğerlik Zinciri

Cevap

Radikal demokrasi kuramında tikel mücadeleleri ortak bir siyasal projede birleştiren mekanizma 'Eşdeğerlik Zinciri'dir.
Radikal demokrasi teorisinde, toplumsalın bölünmüşlüğü ve antagonizma (uzlaşmaz çelişki) merkezidir. Farklı toplumsal hareketlerin (feminist, ekolojist, antikapitalist vb.) tek bir siyasal irade oluşturabilmesi için 'eşdeğerlik zinciri' (chain of equivalence) kurulması gerekir. Bu zincir, farklı talepleri ortak bir 'hasma' karşı eşitleyerek kolektif bir 'biz' inşa ederken, her talebin kendi içsel farkını (tikel olma özelliğini) da korumasına olanak tanır.

Adım Adım Çözüm

1
Kuramsal Çerçeveyi Belirleme
Sorunun Laclau ve Mouffe'un radikal demokrasi ve hegemonya teorisine odaklandığı saptandı.
Radikal demokrasi, post-Marksist bir perspektifle toplumsalın çokluğunu ve çatışmacı doğasını vurgular.
2
Temel Kavramları Karşılaştırma
Antagonizma, eklemlenme ve eşdeğerlik kavramları analiz edildi.
Toplumsal taleplerin nasıl birleştiğini anlamak için eklemlenme (articulation) süreçlerine bakılması gerekir.
3
Birlik Mekanizmasını Teşhis Etme
Tikel talepleri bir hasma karşı 'eşdeğer' kılan 'Eşdeğerlik Zinciri' kavramına ulaşıldı.
Zincir, her bir halkanın (talebin) özgünlüğünü korurken aynı zamanda 'biz' kimliğini inşa etmesini sağlar.
4
Çeldiricileri Eleme
Müzakereci uzlaşı (liberal), poliarşi (çoğulcu) ve elitist modellerin radikal demokrasiyle çeliştiği görüldü.
Bu modeller çatışmayı ya çözülmesi gereken bir sorun ya da elitler arası bir prosedür olarak görür.

Anahtar Kavram

Hegemonik Eklemlenme ve Eşdeğerlik Zinciri
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 15Soru

Elitist demokrasi teorisi içerisinde "Oligarşinin Tunç Yasası" (Iron Law of Oligarchy) kavramını geliştirerek, en demokratik amaçlarla kurulan siyasal partilerin ve örgütlerin bile zamanla kaçınılmaz olarak profesyonel bir yönetici azınlığın kontrolüne gireceğini savunan düşünür aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Robert Michels

Cevap

Oligarşinin Tunç Yasası kavramını ortaya atan düşünür Robert Michels'tir.
Robert Michels, elitist teori kapsamında 'Oligarşinin Tunç Yasası' kavramını geliştirmiştir. Bu yasaya göre, modern toplumdaki karmaşık işlerin yürütülmesi için gereken bürokratik örgütlenme, ister istemez uzmanlaşmış bir azınlığın iktidarını doğurur ve bu durum demokrasinin asıl amacına (halkın yönetimine) engel teşkil eder.

Adım Adım Çözüm

1
Kavram analizi yapılması
"Oligarşinin Tunç Yasası", örgütlü yapıların kaçınılmaz olarak bir azınlığın yönetimine girmesini ifade eder.
Soruda istenen temel kuramsal tanımı belirlemek.
2
Düşünür eşleştirmesi yapılması
Bu kavram Robert Michels tarafından 1911 yılında yazdığı 'Siyasal Partiler' adlı eserinde literatüre kazandırılmıştır.
Kavram ile kuramsal temsilciyi doğru şekilde ilişkilendirmek.

Anahtar Kavram

Robert Michels ve Oligarşinin Tunç Yasası
Soru 16Soru

Carole Pateman, 'Katılım ve Demokrasi Teorisi' (Participation and Democratic Theory) adlı eserinde, liberal demokrasinin 'seçimsel bir mekanizma' olarak görülmesini eleştirerek 'katılımın eğitsel işlevi' kavramını geliştirmiştir. Pateman'a göre bireylerin kamusal alanda aktif yurttaşlar haline gelebilmesi için, otorite ilişkilerinin gündelik hayatta en yoğun deneyimlendiği işyeri gibi siyasal olmayan alanlarda karar alma süreçlerine dahil olmaları hayati önem taşır.

Pateman'ın kuramsal çerçevesinde, işyeri katılımının siyasal sistemin geneli için taşıdığı 'eğitsel' önemin temel dayanağı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bireyin kendi kapasitesine olan güvenini (siyasal etkinlik) artırarak, onu yerel düzeyden ulusal düzeye kadar genişleyen bir katılım döngüsüne psikolojik olarak hazırlaması

Cevap

Bireyin kendi kapasitesine olan güvenini (siyasal etkinlik) artırarak, onu yerel düzeyden ulusal düzeye kadar genişleyen bir katılım döngüsüne psikolojik olarak hazırlaması
Carole Pateman'ın katılımcı demokrasi kuramında 'eğitsel işlev', bireyin katılım süreci içerisinde demokratik beceriler ve psikolojik bir yetkinlik kazanması anlamına gelir. Bireyin kendi kapasitesine olan güvenini artıran bu duruma 'siyasal etkinlik' duygusu denir. İşyeri gibi siyasal olmayan otorite yapılarında karar alma deneyimi kazanan birey, bu özgüven ve beceriyle siyasal sisteme daha aktif katılır. Yani doğru yanıt, katılımın bireyi yerelden ulusala hazırlayan psikolojik bir döngü yaratmasıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Pateman'ın 'eğitsel işlev' (educative function) kavramı analiz edilmelidir.
Katılımın sadece bir 'çıktı' değil, bireyi dönüştüren bir 'süreç' olduğu anlaşılır.
Kuramın temelinde katılımın bireyin psikolojik yapısı ve becerileri üzerindeki etkisi yatar.
2
İşyeri ve siyasal olmayan alanların neden 'ara alan' olarak seçildiği belirlenmelidir.
Bireyin vaktinin çoğunu geçirdiği ve otoriteyle en çok karşılaştığı yerlerin katılım eğitiminin merkezi olduğu saptanır.
Pateman'a göre demokratik bir kişilik, demokratik olmayan otorite yapıları (klasik işyeri gibi) içinde gelişemez.
3
Eğitsel işlevin siyasal sisteme nasıl bağlandığı (etkinlik duygusu) incelenmelidir.
Küçük ölçekli kararlara katılan bireyin, genel siyasal sisteme etki edebileceğine dair inancının (siyasal etkinlik) artacağı sonucuna varılır.
Bu psikolojik dönüşüm, katılımın yerelden ulusala yayılmasını sağlayan temel motivasyondur.

Anahtar Kavram

Siyasal Etkinlik (Political Efficacy) ve Katılımın Eğitsel İşlevi
Soru 17Soru

Ernesto Laclau ve Chantal Mouffe tarafından geliştirilen; toplumsal çatışmanın (antagonizma) yok edilemez olduğunu savunan, bu çatışmayı yıkıcı bir düşmanlıktan ziyade demokratik bir 'hasımlık' (agonizm) ilişkisine dönüştürmeyi ve demokrasiyi bitmek bilmeyen bir hegemonya mücadelesi olarak görmeyi amaçlayan kuram aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Radikal Demokrasi

Cevap

Radikal Demokrasi
Radikal demokrasi kuramı, Ernesto Laclau ve Chantal Mouffe'un 'Hegemonya ve Sosyalist Strateji' adlı eserinde temellendirilmiştir. Bu kurama göre toplumda her zaman bir çatışma (antagonizma) vardır ve demokrasinin amacı bu çatışmayı yok etmek değil, tarafların birbirini düşman değil 'haklı hasımlar' olarak gördüğü agonistik bir sürece dönüştürmektir.

Adım Adım Çözüm

1
Kuramın kurucularını tespit etme
Laclau ve Mouffe isimleri doğrudan radikal demokrasi kuramıyla eşleşir.
Bu iki düşünür, 'Hegemonya ve Sosyalist Strateji' adlı eserleriyle bu kuramın temelini atmışlardır.
2
Anahtar kavramları analiz etme
Antagonizma, agonizm ve hegemonya kavramları radikal demokrasinin ayırt edici özellikleridir.
Radikal demokrasi, liberal demokrasinin 'uzlaşı' (konsensüs) arayışına karşı çatışmanın (agonizm) demokratik önemini vurgular.

Anahtar Kavram

Agonistik Çoğulculuk ve Hegemonya Mücadelesi

Daha Fazla Pratik

Agonistik çoğulculuk ile antagonizma arasındaki farkı daha derinlemesine incelemek için Chantal Mouffe'un eserlerine bakabilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 18Soru

Siyaset biliminde iktidarın dağılımı ve demokrasinin işleyişi çeşitli teorik yaklaşımlarla açıklanmaktadır. Klasik elitist düşünürlerin görüşleri ile bu görüşleri demokrasiyle bağdaştıran modern yaklaşımlar ve bunlara yöneltilen eleştiriler siyaset teorisinde önemli bir tartışma alanı oluşturur.

Buna göre, elitist demokrasi teorisi ve temsilcileri hakkında aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Joseph Schumpeter, klasik normatif demokrasi anlayışını eleştirerek demokrasiyi; siyasi elitlerin karar alma yetkisini elde etmek amacıyla halkın oyu uğruna serbestçe rekabet ettiği kurumsal bir yöntem olarak tanımlamıştır.

Cevap

Elitist demokrasi teorisi bağlamında doğru ifade, Joseph Schumpeter'in demokrasiyi klasik normatif ideallerden arındırarak; onu siyasi elitlerin iktidarı elde etmek için halkın oyları uğruna rekabet ettiği işlevsel ve kurumsal bir mekanizma olarak tanımlamasıdır.
Elitist demokrasi kuramının (demokratik elitizm) en önemli temsilcisi olan Joseph Schumpeter, 'Kapitalizm, Sosyalizm ve Demokrasi' adlı eserinde halkın kendi kendini yönettiği romantik demokrasi anlayışını eleştirmiştir. O, demokrasiyi kurumsal bir düzenleme ve bireylerin karar alma yetkisini elde etmek için halkın oyu uğruna serbestçe rekabet ettiği siyasal bir yöntem olarak tanımlamıştır. Bu ifade teorinin tam kalbini oluşturur.

Adım Adım Çözüm

1
Seçeneklerdeki elitist düşünürlerin (Schumpeter, Michels, Mosca, Pareto) ve eleştirmenlerin (Dahl) kuramlarını analiz et.
Dahl çoğulculuğu, Michels oligarşinin tunç yasasını, Mosca siyasal sınıfı, Pareto seçkinlerin dolaşımını, Schumpeter ise demokratik elitizmi savunur.
Soruda hangi ifadenin ilgili kuramcıların orijinal tezleriyle uyuştuğunun tespit edilmesi istenmektedir.
2
Yanlış eşleştirmeleri ve kavram yanılgılarını ele.
Dahl'ın çoğunlukçuluğu savunduğu, Michels'in oligarşiyi sadece otoriter rejimlere özgü kıldığı, Mosca'nın Marksist bir ekonomik altyapı determinizmine dayandığı ve Pareto'nun dolaşım kavramının katılımcı bir demokrasi mekanizması olduğu iddiaları yanlıştır.
Klasik elitistler (Mosca, Pareto, Michels) eşitsizliğin örgütsel ve psikolojik doğasına vurgu yaparken, çoğulcular (Dahl) iktidarın dağıldığını belirtir.
3
Doğru ifadeyi tespit et.
Schumpeter'in demokrasiyi liderlik için rekabetçi bir piyasa yöntemi olarak tanımladığı ifade, demokratik elitizm teorisinin temel önermesidir.
Schumpeter, elit yönetimi ile demokratik seçimi bağdaştırarak 20. yüzyıl elitist demokrasi kuramının mimarı olmuştur.

Anahtar Kavram

Elitist Demokrasi Teorisi ve Rekabetçi Liderlik
Soru 19Soru

Katılımcı demokrasi teorisinin önemli savunucularından biri olan Carole Pateman'a göre, bireylerin sadece genel seçimlerde değil; aynı zamanda iş yeri ve yerel yönetimler gibi alanlarda da karar alma süreçlerine doğrudan katılmasının sağladığı en temel fayda aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bireylerin demokratik beceriler kazanması ve katılım sürecinin 'eğitsel' bir işlev görerek etkin yurttaşlar yaratması

Cevap

Bireylerin demokratik beceriler kazanması ve bu sürecin 'eğitsel' bir işlev görerek etkin yurttaşlar yaratması
Katılımcı demokrasi teorisinin ve özellikle Carole Pateman'ın temel savı, demokrasinin bir yaşam biçimi olması gerektiğidir. Bu teoriye göre, bireylerin iş yerinde veya yerel düzeyde karar alma süreçlerine katılması, onların demokratik bilincini geliştirir, siyasal yetkinliklerini artırır ve onları toplumsal sorunlara karşı daha duyarlı hale getirir. Bu durum literatürde demokrasinin 'eğitsel işlevi' olarak adlandırılır.

Adım Adım Çözüm

1
Katılımcı demokrasi teorisinin kapsamını belirleme
Bu teorinin sadece sandık odaklı değil, hayatın her alanında (iş yeri, yerel yönetim vb.) katılımı savunduğu görülür.
Teorinin 'temsili' olanın ötesine geçme amacını anlamak için gereklidir.
2
Carole Pateman'ın 'eğitsel işlev' (educative function) kavramını analiz etme
Pateman, bireylerin katıldıkça demokratik değerleri öğrendiğini ve bu sürecin bir okul görevi gördüğünü savunur.
Soruda sorulan 'en temel fayda' vurgusunun teorik karşılığını bulmak için gereklidir.

Anahtar Kavram

Katılımcı Demokrasinin Eğitsel İşlevi

Daha Fazla Pratik

Katılımcı demokrasi ile müzakereci (deliberatif) demokrasi arasındaki 'tartışma ve ikna' odaklı farkları inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 20Soru

Çağdaş demokrasi tartışmalarında, demokratik sürecin niteliğini belirleyen temel faktörün sivil toplumdaki güç merkezlerinin çokluğu mu, yoksa bireyin bizzat karar alma mekanizmalarındaki deneyimi mi olduğu sorunsalı önemli bir ayrım noktasıdır. Katılımcı demokrasi teorisinin, çoğulcu (pluralist) ve elitist demokrasi modellerinden kesin olarak ayrıldığı kavramsal ve pratik zemin aşağıdakilerden hangisinde en doğru biçimde ifade edilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Siyasal katılımı salt iktidarı belirleme aracı olarak değil; iş yeri ve yerel topluluklar gibi gündelik yaşam alanlarında tecrübe edilerek yurttaşın ahlaki gelişimini sağlayan kurucu bir eğitsel süreç olarak konumlandırması.

Cevap

Doğru cevap, siyasal katılımı gündelik yaşam alanlarında tecrübe edilen kurucu ve eğitsel bir süreç olarak konumlandıran seçenektir.
Doğru seçenek, katılımcı demokrasinin diğer tüm teorilerden ayrılan en temel özelliğini tanımlamaktadır. Katılımcı demokrasi teorisine göre, bireylerin kendi yaşamlarını etkileyen kararlara bizzat katılmaları sadece siyasal iktidarı denetlemeye yaramaz; aynı zamanda iş yeri, mahalle, okul gibi alanlarda uygulandığında bireyin siyasal bilincini, özgüvenini ve ortak iyiye yönelik sorumluluk duygusunu geliştirir. Buna literatürde katılımın 'eğitsel işlevi' denir.

Adım Adım Çözüm

1
Soru kökündeki kavramsal analizin çerçevesini belirlemek.
Katılımcı demokrasi ile elitist/çoğulcu modeller arasındaki temel felsefi ayrımın tespit edilmesi hedeflenmiştir.
Bu modellerin tümü demokrasiyi savunsa da, 'katılımın işlevi ve sınırları' konusunda köklü farklılıklara sahiptir.
2
Katılımcı demokrasi kuramının özgül argümanını hatırlamak.
Bu kuramın (özellikle Carole Pateman'ın katkılarıyla) katılımı, devletin ötesinde iş yeri ve sivil toplumdaki hiyerarşileri yıkacak, bireye demokratik yetkinlik kazandıracak bir 'eğitsel işlev' (educative function) olarak gördüğü tespit edilir.
Katılımcı teori, demokrasinin bir yönetim biçiminden çok bir yaşam biçimi olduğunu savunur.
3
Seçenekleri bu spesifik teori ışığında elemeye tabi tutmak.
Lider rekabeti (elitist), grup dengesi (çoğulcu), rasyonel tartışma (müzakereci) ve mülkiyet denetimi (marksist) kavramlarına dayanan seçenekler elenerek doğrudan katılımın psikolojik/eğitsel yönünü vurgulayan seçeneğe ulaşılır.
Sadece bu seçenek katılımcı demokrasinin 'iş yeri demokrasisi' ve 'bireyin ahlaki/siyasal yetkinleşmesi' boyutunu tam olarak yansıtmaktadır.

Anahtar Kavram

Katılımcı Demokrasi ve Katılımın Eğitsel İşlevi
Sayfa 1 / 9Sonraki
Demokrasi Teorileri Alıştırma Soruları — KPSS Kamu Yönetimi | Examkin