Sürdürülebilir Kalkınma

117 soru

Soru 81Soru

19921992 Rio Yeryüzü Zirvesi’nde kabul edilen Gündem 2121 belgesinin yerel düzeydeki izdüşümü olan Yerel Gündem 2121 (YG21YG21) süreci, geleneksel merkeziyetçi kamu yönetimi anlayışından farklı bir işleyişi öngörmektedir. Buna göre, Yerel Gündem 2121 yaklaşımı çerçevesinde sürdürülebilir kentleşme hedeflerine ulaşmak için benimsenen temel yönetim mantığına ilişkin aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yerel halkın, sivil toplum kuruluşlarının ve diğer paydaşların karar alma süreçlerine ortak edildiği katılımcı bir yönetişim modelinin esas alınması

Cevap

Yerel halkın, sivil toplum kuruluşlarının ve diğer paydaşların karar alma süreçlerine ortak edildiği katılımcı bir yönetişim modelinin esas alınması
Yerel Gündem 2121, sürdürülebilir gelişme için toplumsal uzlaşıyı ve geniş tabanlı katılımı esas alan bir 'yönetişim' modelidir. Bu modelde karar alma yetkisi sadece bürokratik mekanizmalarda değil, yerel halkın ve sivil toplumun aktif katılımında toplanır.

Adım Adım Çözüm

1
Kavram Analizi
Yerel Gündem 21 (YG21) kavramının temelini belirle.
YG21, 1992 Rio Zirvesi'nde kabul edilen ve yerel yönetimlerin halkla iş birliği yaparak 'sürdürülebilir kalkınma' için yerel eylem planları hazırlamasını öngören bir süreçtir.
2
Yönetim Modelini Ayırt Etme
Geleneksel 'yönetim' (government) ile 'yönetişim' (governance) arasındaki farkı saptama.
YG21, yukarıdan aşağıya (top-down) emir-komuta zinciri yerine, aşağıdan yukarıya (bottom-up) ve yatay paydaş katılımına dayalı bir yapıyı savunur.
3
Doğru Seçeneğin Tespiti
Karar alma süreçlerinde 'katılımcılık' ve 'çok paydaşlılık' vurgusu yapan ifadeye ulaşma.
Kent konseylerinin de temelini oluşturan bu yapı, yerel aktörlerin (halk, STK, özel sektör) yönetime katılımını merkeze alır.

Anahtar Kavram

Yerel Gündem 21 ve Yönetişim (Katılımcı Demokrasi)
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 82Soru

Birleşmiş Milletler bünyesinde düzenlenen küresel çevre zirvelerinin tarihsel gelişiminde her zirve, sürdürülebilir kalkınma rejimine farklı bir katkı sunmuştur. 19921992 Rio Yeryüzü Zirvesi'nde kabul edilen stratejik kararların hayata geçirilmesinde yaşanan aksaklıklar üzerine, 20022002 yılında düzenlenen Johannesburg Dünya Sürdürülebilir Kalkınma Zirvesi'nde (Rio+10) 'uygulama' odaklı bir yaklaşım benimsenmiştir. Bu zirvede, hükümetler arası bağlayıcı anlaşmaların (Tip I) yanı sıra; hükümetler, uluslararası kuruluşlar ve sivil toplum ile özel sektör aktörleri arasında gönüllülük esasına dayalı, esnek ve proje bazlı iş birliği mekanizmaları teşvik edilmiştir.

Johannesburg Zirvesi'nin en özgün çıktılarından biri kabul edilen ve sürdürülebilir kalkınma hedeflerinin yerel ve sektörel düzeyde somutlaştırılmasını amaçlayan bu çok paydaşlı uygulama mekanizması aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tip II Ortaklıklar

Cevap

Johannesburg Zirvesi'nde (2002) geliştirilen ve hükümetler ile sivil toplum/özel sektör arasında gönüllü iş birliğini sağlayan mekanizma 'Tip II Ortaklıklar'dır.
Doğru cevap olan 'Tip II Ortaklıklar', 20022002 Johannesburg Zirvesi'nde küresel yönetişimde devlet dışı aktörlerin (özel sektör, STK) rolünü artırmak ve sürdürülebilir kalkınma projelerini fonlamak/yürütmek için geliştirilen, hukuki bağlayıcılığı olmayan (soft law) bir uygulama aracıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Zirvenin tarihsel bağlamını analiz etme
20022002 Johannesburg Zirvesi'nin 'Rio+10' olduğu ve 19921992 Rio kararlarının uygulanmasına odaklandığı belirlenir.
Soruda bahsedilen 'uygulama' odaklılık bu zirvenin temel karakteridir.
2
Tip I ve Tip II ayrımını değerlendirme
Hükümetler arası bağlayıcı olanların 'Tip I', sivil toplum ve özel sektörü içeren gönüllülerin 'Tip II' olduğu saptanır.
Zirvenin kurumsal yeniliklerini ayırt etmek için bu teknik terimin bilinmesi gerekir.
3
Seçenekleri eleme
Gündem 21 ve Rio İlkeleri'nin 19921992, Binyıl Hedefleri'nin 20002000, Paris Anlaşması'nın 20152015 yılına ait olduğu görülerek doğru seçenek işaretlenir.
Kronolojik ve işlevsel ayrım doğru cevaba ulaştırır.

Anahtar Kavram

Tip II Ortaklıklar (Johannesburg Zirvesi Uygulama Aracı)
Soru 83Soru

Sürdürülebilirlik hedeflerine ulaşma kapasitesini ölçmek için geliştirilen göstergeler, kamu politikalarının etkinliğini denetleyen önemli araçlardır. Yale ve Columbia Üniversiteleri tarafından hazırlanan; ülkeleri 'çevresel sağlık' (environmental health) ve 'ekosistem canlılığı' (ecosystem vitality) gibi iki temel politika ekseninde değerlendirerek çevresel yönetim başarılarını puanlayan endeks aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Çevresel Performans Endeksi (EPI)

Cevap

Çevresel Performans Endeksi (EPI), ülkelerin çevresel yönetim başarılarını veriye dayalı olarak puanlayan ve Yale/Columbia Üniversiteleri tarafından geliştirilen bir araçtır.
Çevresel Performans Endeksi (EPI), ülkelerin çevre politikalarındaki başarılarını 'çevresel sağlık' (insan sağlığı üzerindeki etkiler) ve 'ekosistem canlılığı' (doğal kaynakların korunması) başlıkları altında 40'tan fazla göstergeyle ölçer. Bu endeks Yale ve Columbia Üniversiteleri iş birliğiyle iki yılda bir yayımlanmaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Sorudaki temel ölçütleri (politika eksenlerini) belirle.
Belirlenen eksenler: 'Çevresel Sağlık' ve 'Ekosistem Canlılığı'.
Sürdürülebilirlik araçlarının her biri farklı bir metodolojiye ve amaca sahiptir.
2
Bu ölçütleri kullanan kurumsal yapıyı (Yale ve Columbia Üniversiteleri) hatırla.
Bu üniversiteler Çevresel Performans Endeksi'ni (Environmental Performance Index - EPI) hazırlamaktadır.
Uluslararası endekslerin hazırlayıcı kurumları, sınavda ayırt edici bir bilgi olarak sorulmaktadır.
3
Diğer seçenekleri eleyerek doğrulamayı tamamla.
Ekolojik Ayak İzi tüketim baskısını, SÇD ve ÇED ise plan/proje bazlı etkileri ölçer.
Performans ölçümü ile etki değerlendirmesi arasındaki kavramsal farkın netleştirilmesi gerekir.

Anahtar Kavram

Çevresel Performans Endeksi (EPI) ve Bileşenleri
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 84Soru

Birleşmiş Milletler (BMBM) 20302030 Sürdürülebilir Kalkınma Gündemi kapsamında kabul edilen "Sürdürülebilir Şehirler ve Topluluklar" (SKASKA 1111) hedefi, kentleşme olgusunu ekonomik, sosyal ve çevresel boyutlarıyla bütünleşik bir şekilde ele almaktadır. Bu çerçevede 20302030 yılına kadar ulaşılması öngörülen alt hedefler ve uygulama ilkeleri dikkate alındığında, aşağıdakilerden hangisi SKASKA 1111 kapsamında savunulan sürdürülebilir kentleşme stratejilerine temelden aykırı bir yaklaşımdır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ekonomik canlılığı artırmak amacıyla kentlerin çevre arazilere doğru kontrolsüz yayılımını (saçaklanma) ve yatay büyümeyi teşvik etmek

Cevap

Ekonomik canlılığı artırmak amacıyla kentlerin çevre arazilere doğru kontrolsüz yayılımını (saçaklanma) ve yatay büyümeyi teşvik etmek, sürdürülebilir kentleşme ilkelerine aykırıdır.
Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları (özellikle Hedef 11.311.3), kentlerin çevreye doğru kontrolsüz ve verimsiz bir şekilde yayılmasını ifade eden 'kentsel saçaklanma' (urban sprawl) olgusuna karşı çıkar. Bunun yerine, arazi tüketim hızının nüfus artış hızıyla dengeli olduğu, kompakt ve bütünleşik planlama modellerini savunur. Ekonomik büyüme adına bu yayılımın teşvik edilmesi, çevresel sürdürülebilirliğe ve kaynak verimliliğine temelden aykırıdır.

Adım Adım Çözüm

1
SKASKA 1111 (Sürdürülebilir Şehirler ve Topluluklar) amacının kapsamını analiz etmek.
Bu amacın konut, ulaşım, katılımcı planlama, kültürel miras, afet direnci ve çevresel etki gibi alt hedefleri olduğu görülür.
Sorunun hangi küresel çerçeveye dayandığını netleştirmek gerekir.
2
SKASKA 11.311.3 hedefinin ve ilgili göstergelerin (Arazi tüketim hızının nüfus artış hızına oranı) içeriğini değerlendirmek.
Sürdürülebilirliğin, fiziksel yayılmayı (saçaklanma) kontrol altına almayı ve araziyi verimli kullanmayı gerektirdiği saptanır.
Kentleşmenin sadece büyüme değil, niteliksel bir dönüşüm olduğu ilkesini doğrulamak için gereklidir.
3
Seçeneklerdeki yaklaşımları sürdürülebilirlik kriterleri ile karşılaştırmak.
Kontrolsüz yayılımı (saçaklanma) teşvik eden yaklaşımın, arazi tüketimini artırarak ekolojik dengeyi bozduğu ve altyapı maliyetlerini yükselttiği için 'aykırı' olduğu belirlenir.
Doğru çeldiriciyi eleyip aykırı olan temel stratejik hatayı bulmak hedeflenir.

Anahtar Kavram

Sürdürülebilir Kentleşme vs. Kentsel Saçaklanma
Soru 85Soru

Sürdürülebilirlik göstergeleri içerisinde ekosistem hizmetlerine yönelik insan talebini ölçen 'Ekolojik Ayak İzi' metodolojisi ve bu metodolojiyi oluşturan alt bileşenlerin işlevlerine dair aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Balıkçılık sahası ayak izi, deniz ve tatlı su ekosistemlerindeki kirlilik yükünü normalize etmek için gereken 'sanal su' hacmini ve suyun arındırılması sürecini temel alan bir bileşendir.

Cevap

Balıkçılık sahası ayak izinin su hacmi ve sanal su kavramlarıyla açıklandığı ifade yanlıştır.
Doğru cevap olan balıkçılık sahası ile ilgili ifade yanlıştır çünkü bu bileşen suyun hacmini veya kirliliğini arındırmak için gereken süreçleri değil, insanların tükettiği deniz ürünlerinin doğal olarak üretilmesi için gereken ekosistem alanını (biomass production area) ölçer. Su kullanımı ve kirlilikle ilgili ölçümler 'Su Ayak İzi' (Water Footprint) başlığı altında ayrı bir gösterge seti olarak değerlendirilir.

Adım Adım Çözüm

1
Ekolojik Ayak İzi bileşenlerini analiz etme
Metodoloji; karbon, tarım arazisi, otlak, orman, yapılaşmış alan ve balıkçılık sahası olmak üzere 6 temel bileşenden oluşur.
Hangi bileşenin yanlış tanımlandığını bulmak için temel kategorileri hatırlamak gerekir.
2
Balıkçılık sahası ayak izinin tanımını doğrulama
Balıkçılık sahası, deniz ve tatlı sulardan alınan biyokütleyi (balık vb.) üretmek için gereken yıllık birincil üretim alanıdır.
Bu bileşenin alan bazlı bir verimlilik ölçümü olduğunu, suyun hacmi veya kirlilik seviyesiyle (su ayak izi gibi) karıştırılmaması gerektiğini tespit etmek için gereklidir.
3
Seçeneklerdeki kavram karmaşasını saptama
Sanal su ve suyun arındırılması ifadelerinin 'Su Ayak İzi' (Water Footprint) kavramına ait olduğu, 'Ekolojik Ayak İzi'nin bir alt bileşeni olmadığı belirlenir.
Benzer isimli ancak farklı metodolojilere sahip sürdürülebilirlik araçları arasındaki farkı ayırt etmek için gereklidir.

Anahtar Kavram

Ekolojik Ayak İzi Bileşenleri ve Biyokapasite İlişkisi

İpuçları

1
Ekolojik ayak izi her zaman 'alan' (hektar) birimiyle hesaplanır; su hacmi (litre/metreküp) ile hesaplanan gösterge farklıdır.

Daha Fazla Pratik

Stratejik Çevresel Değerlendirme (SÇD) ve ÇED arasındaki ölçek farklarını çalışarak sürdürülebilirlik araçları bilgisini pekiştirebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 86Soru

Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (BMİDÇS) süreciyle başlayan küresel iklim rejimi; Kyoto Protokolü'nün katı kurallarından Paris Anlaşması'nın daha esnek yapısına doğru bir dönüşüm geçirmiştir. Bu süreçteki yapısal değişimler ve Türkiye'nin uluslararası antlaşmalar karşısındaki hukuki statüsü dikkate alındığında, aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kyoto Protokolü dönemindeki gelişmiş (Ek-I) ve gelişmekte olan (Ek-dışı) ülke ayrımına dayalı katı 'yukarıdan aşağıya' yaklaşım, Paris Anlaşması ile yerini tüm tarafların kendi kapasitelerine göre sunduğu 'Ulusal Katkı Beyanları' (NDC) sistemine bırakmıştır.

Cevap

Kyoto Protokolü'ndeki katı Ek-I ve Ek-dışı ayrımı, Paris Anlaşması ile yerini tüm ülkelerin katılımını esas alan Ulusal Katkı Beyanları (NDC) mekanizmasına bırakmıştır.
Kyoto Protokolü'ndeki katı 'Ek' sistemi, ülkeleri emisyon azaltım yükümlülüğü olanlar (Ek-I) ve olmayanlar (Ek-dışı) olarak ikiye bölmüştü. 2015 Paris Anlaşması bu ayrımı esneterek, gelişmiş veya gelişmekte olan ayrımı yapmaksızın her ülkenin kendi kapasitesi dahilinde emisyon azaltım hedefi belirlediği 'Ulusal Katkı Beyanları' (NDC) sistemine geçişi sağlamıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Uluslararası iklim rejimindeki yapısal farkları analiz et.
Kyoto Protokolü 'yukarıdan aşağıya' (merkezi hedef belirleme) bir sistemken, Paris Anlaşması 'aşağıdan yukarıya' (ülkelerin kendi hedeflerini sunması) bir sistemdir.
Rejimin temel işleyiş mantığını anlamak için gereklidir.
2
Türkiye'nin antlaşmalardaki özel statüsünü değerlendir.
Türkiye, 2001 Marakeş kararıyla Ek-II'den (finansal yardım yükümlülüğü olan ülkeler) çıkarılmış ancak Ek-I (sanayileşmiş ülkeler) listesinde kalmıştır.
Türkiye'nin 'özel şartlarını' ve antlaşmalara geç taraf olma nedenini açıklar.
3
Paris Anlaşması'nın temel aracını (NDC) doğrula.
Paris Anlaşması ile her ülke kendi 'Ulusal Katkı Beyanı'nı (Nationally Determined Contribution) hazırlar.
Paris Anlaşması'nın en özgün ve birleştirici unsuru budur.

Anahtar Kavram

İklim Rejimi Dönüşümü ve NDC Mekanizması

Daha Fazla Pratik

Türkiye'nin 2021 yılında Paris Anlaşması'nı onaylaması ve '2053 Net Sıfır Emisyon' hedefini araştırmanız önerilir.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 87Soru

Sürdürülebilir kalkınma stratejisi hazırlayan bir yerel yönetimin; kentin doğa üzerindeki toplam karbon salınım yükünü hesaplamak, kentin nazım imar planlarının çevresel etkilerini henüz planlama aşamasında bütüncül bir yaklaşımla değerlendirmek ve kentsel yönetişimi güçlendirerek sivil toplum katılımını sağlamak için başvurması gereken sürdürülebilirlik araçları aşağıdakilerin hangisinde sırasıyla ve doğru olarak verilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Karbon Ayak İzi — Stratejik Çevresel Değerlendirme (SÇD) — Yerel Gündem 21

Cevap

Karbon Ayak İzi, Stratejik Çevresel Değerlendirme (SÇD) ve Yerel Gündem 21'in bir arada verildiği seçenek doğrudur.
Karbon Ayak İzi, kentin emisyon yükünü ölçer; Stratejik Çevresel Değerlendirme (SÇD), nazım imar planı gibi üst ölçekli planların ekolojik etkilerini tasarım aşamasında ele alır; Yerel Gündem 21 ise yönetişim ilkeleri doğrultusunda sivil toplumun kentsel karar süreçlerine katılımını sağlar. Bu üçleme, soruda belirtilen amaçlarla tam olarak örtüşmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Kentin emisyon yükünü ölçecek aracı belirle.
Karbon Ayak İzi
İnsan faaliyetlerinden kaynaklanan sera gazı emisyonlarının CO2CO_2 eşdeğeri cinsinden hesaplanması bu araçla yapılır.
2
Nazım imar planı gibi üst ölçekli planların etkisini değerlendirecek mekanizmayı seç.
Stratejik Çevresel Değerlendirme (SÇD)
ÇED projelerle sınırlıyken, SÇD politika, plan ve programların (stratejik düzey) çevresel etkilerini değerlendirmek için kullanılır.
3
Yönetişim ve paydaş katılımını sağlayacak aracı tanımla.
Yerel Gündem 21
Yerel Gündem 21 ve onun bir çıktısı olan Kent Konseyleri, sürdürülebilir kentleşmede sivil toplum katılımının ve yönetişimin temel aracıdır.

Anahtar Kavram

Sürdürülebilirlik Araçlarının Fonksiyonel Ayrımı
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 88Soru

19721972 Stockholm Konferansı'nda çevre ve kalkınma arasındaki ilişki genellikle bir "çatışma" alanı olarak görülmüş; "çevre mi, kalkınma mı?" ikilemi ön plana çıkmıştır. 19871987 yılında Dünya Çevre ve Kalkınma Komisyonu tarafından yayımlanan ve sürdürülebilir kalkınmayı "günümüz kuşaklarının ihtiyaçlarını, gelecek kuşakların kendi ihtiyaçlarını karşılama yeteneğinden ödün vermeden karşılamak" olarak tanımlayan Brundtland Raporu (Ortak Geleceğimiz) ise bu paradigmayı kökten değiştirmiştir.

Buna göre, Brundtland Raporu'nun çevre ve kalkınma ilişkisine getirdiği temel yaklaşım değişikliğiyle ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yoksulluğu çevresel bozulmanın hem bir nedeni hem de sonucu olarak tanımlayıp; ekolojik korumayı ekonomik verimlilik ve toplumsal adaletle bütünleşik bir yapıya kavuşturması.

Cevap

Brundtland Raporu, yoksulluğu çevresel bozulmanın temel nedenlerinden biri olarak görerek; ekolojik, ekonomik ve toplumsal boyutları bütünleştiren bir perspektif getirmiştir.
Brundtland Raporu'nun getirdiği en temel değişim, çevre sorunlarını kalkınmanın bir yan etkisi olmaktan çıkarıp, kalkınmanın temel bir bileşeni haline getirmesidir. Rapor, yoksulluğu çevresel tahribatın ana sebebi olarak görmüş (çaresizlikten kaynaklanan kaynak tüketimi) ve çözümün ancak ekonomik büyüme, sosyal eşitlik ve ekolojik dengenin bir arada sağlanmasıyla mümkün olacağını (bütünleşik yaklaşım) savunmuştur.

Adım Adım Çözüm

1
Stockholm ve Brundtland yaklaşımlarını karşılaştırın.
Stockholm (19721972) çevreyi kalkınmaya bir engel veya sınır olarak görürken; Brundtland (19871987) her ikisinin birbirine muhtaç olduğunu savunur.
Paradigma değişimini anlamak için tarihsel kırılma noktasını belirlemek gerekir.
2
Sürdürülebilir kalkınmanın tanımındaki "ihtiyaçlar" vurgusunu analiz edin.
Tanım sadece gelecek kuşakları değil, özellikle dünyanın yoksullarının temel ihtiyaçlarını (sosyal/ekonomik boyut) önceler.
Kavramın sadece ekolojik bir koruma değil, bir kalkınma modeli olduğunu teyit etmek için gereklidir.
3
Üç temel boyutun (Ekoloji, Ekonomi, Toplum) ilişkisini kurun.
Bu üç alanın kesişimi sürdürülebilir kalkınmayı oluşturur.
Bütünleşik yaklaşımın kurumsal çerçevesini belirlemek için.

Anahtar Kavram

Sürdürülebilir Kalkınmanın Bütünleşik Yaklaşımı ve Brundtland Paradigması
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 89Soru

1987 yılında yayımlanan 'Ortak Geleceğimiz' (Brundtland Raporu) ile uluslararası alanda kabul gören sürdürülebilir kalkınma yaklaşımı, geleneksel ekonomik büyüme modellerinden farklı olarak bütünsel bir çerçeve sunmaktadır. Buna göre, sürdürülebilir kalkınmanın temel felsefesi ve boyutlarının bütünleşmesi ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ekonomik verimlilik, toplumsal adalet ve çevresel koruma boyutlarının, gelecek kuşakların haklarını ve ihtiyaçlarını gözetecek şekilde bir arada yönetilmesidir.

Cevap

Ekonomik verimlilik, toplumsal adalet ve çevresel koruma boyutlarının, gelecek kuşakların haklarını ve ihtiyaçlarını gözetecek şekilde bir arada yönetilmesi sürdürülebilir kalkınmanın doğru tanımıdır.
Sürdürülebilir kalkınma, 1987 Brundtland Raporu ile kavramsallaştırıldığı üzere; ekonomik gelişme, sosyal adalet (toplumsal eşitlik) ve çevresel koruma boyutlarının birbirini dışlamadan, aksine birbirini besleyecek şekilde ve gelecek kuşakların kaynaklarını tüketmeden yönetilmesini ifade eder. Bu bütünsel yaklaşım, doğru cevabın temelini oluşturur.

Adım Adım Çözüm

1
Brundtland Raporu'nun temel tanımını hatırla.
Sürdürülebilir kalkınma; 'günümüz kuşaklarının ihtiyaçlarının, gelecek kuşakların kendi ihtiyaçlarını karşılama yeteneğinden ödün vermeden karşılanmasıdır'.
Bu tanım kavramın özünü ve kuşaklararası adalet boyutunu belirler.
2
Kavramın 'üç temel boyutunu' (Triple Bottom Line) analiz et.
Ekonomik (verimlilik/büyüme), Sosyal (eşitlik/adalet) ve Çevresel (ekosistem koruma) boyutlar.
Sürdürülebilirlik ancak bu üç alanın kesişiminde mümkündür; sadece birine odaklanmak kavramı eksik bırakır.
3
Seçenekleri bu iki kriter (boyutlar ve kuşaklararası eşitlik) açısından değerlendir.
Doğru seçeneğin tüm boyutları ve gelecek kuşak vurgusunu içerdiği görülür.
Diğer seçenekler ya sadece ekonomik büyümeye, ya sadece katı korumacılığa ya da sadece günümüz refahına odaklanarak kavramın bütünlüğünü bozmaktadır.

Anahtar Kavram

Sürdürülebilir Kalkınmanın Üç Temel Boyutu ve Kuşaklararası Adalet

İpuçları

1
Sürdürülebilir kalkınma sadece ağaç dikmek veya çevreyi kirletmemek değildir; aynı zamanda insanların refahı ve ekonominin işleyişi ile de ilgilidir.
2
Brundtland Raporu'nun en meşhur vurgusu, bugün bir şeyler yaparken yarının çocuklarının hakkını yememektir.
3
Kavramın 'üçlü sacayağı' olarak bilinen boyutlarını (ekonomi-toplum-çevre) ve 'kuşaklararası' vurgusunu içeren seçeneğe odaklanın.

Daha Fazla Pratik

Brundtland Raporu'nun tam adı olan 'Ortak Geleceğimiz' raporunun diğer bölümlerini ve küresel çevre yönetişimi üzerindeki etkilerini inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 90Soru

19871987 yılında yayımlanan "Ortak Geleceğimiz" (Brundtland Raporu), sürdürülebilir kalkınmayı; "günümüz kuşaklarının ihtiyaçlarının, gelecek kuşakların kendi ihtiyaçlarını karşılama yeteneğinden ödün vermeden karşılanması" olarak tanımlamaktadır. Bu tanım ve sürdürülebilir kalkınmanın kuramsal çerçevesi dikkate alındığında, yaklaşımın "kuşaklararası adalet" ilkesi kapsamında doğal kaynakların kullanımına ilişkin getirdiği temel zorunluluk aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Doğal sermaye stokunu, gelecek kuşakların kendi refahlarını sağlama kapasitelerini tehlikeye atmayacak bir düzeyde ve kalitede koruyarak devretmek

Cevap

Doğal sermaye stokunu, gelecek kuşakların kendi refahlarını sağlama kapasitelerini tehlikeye atmayacak bir düzeyde ve kalitede koruyarak devretmek
Doğal sermaye stokunu gelecek kuşaklara devretmeyi esas alan seçenek doğrudur; çünkü sürdürülebilir kalkınma, ekonomik sistemin işleyişini ekosistemin kendini yenileme kapasitesiyle sınırlandırır. Brundtland tanımındaki 'ödün vermeden' ifadesi, gelecek nesillerin de en az bugünkü kadar kaynak erişimine ve yaşam kalitesine sahip olma hakkını (kuşaklararası adalet) garanti altına almayı zorunlu kılar.

Adım Adım Çözüm

1
Brundtland Raporu tanımını analiz etme
19871987 yılındaki tanımın 'gelecek kuşakların hakları' ve 'mevcut ihtiyaçların karşılanması' arasındaki dengeyi vurguladığı görüldü.
Sürdürülebilirliğin yasal ve felsefi kökeni bu tanıma dayanır.
2
Kuşaklararası adalet ilkesini uygulama
Bu ilke, günümüzdeki tüketimin gelecek kuşakların yaşam kalitesinden 'çalmaması' gerektiğini ifade eder.
Zamanlararası adalet, sürdürülebilirliğin temel ahlaki boyutudur.
3
Doğal sermaye yönetimi yaklaşımını belirleme
Doğal kaynakların sadece ekonomik bir girdi değil, korunması ve nitelikli bir şekilde devredilmesi gereken bir stok (sermaye) olduğu anlaşıldı.
Sürdürülebilir kalkınma, kaynakların tükenmesini değil, yönetilmesini öngörür.

Anahtar Kavram

Kuşaklararası Adalet ve Doğal Sermaye Stokunun Korunması
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 91Soru

Yerel Gündem 21 (YG21) süreci, sürdürülebilir kalkınma hedeflerine ulaşılabilmesi için yerel yönetimlerin geleneksel 'yönetim' (government) anlayışından 'yönetişim' (governance) modeline geçişini temel alır. Bu paradigma değişimi çerçevesinde, aşağıdakilerden hangisi Yerel Gündem 21'in getirdiği 'aşağıdan yukarıya planlama' yaklaşımının özünü en doğru şekilde yansıtmaktadır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Belediye yönetiminin, kentteki tüm sorunlarda tek karar verici olmak yerine, sivil toplum ve yerel halk arasında iş birliğini koordine eden bir 'kolaylaştırıcı' rolü üstlenmesi

Cevap

Yerel yönetimin 'karar verici' tekelinden çıkıp paydaşlar arasında iş birliğini koordine eden bir 'kolaylaştırıcı' rolü üstlenmesi
Yerel Gündem 21 süreci, yerel yönetimlerin kapalı ve bürokratik yapılarından sıyrılarak, sivil toplum ve halkla 'ortaklık' kurmasını esas alır. Bu modelde belediye, sorunları tek başına tespit edip çözen bir makam değil; farklı çıkar gruplarını, uzmanları ve halkı bir araya getirerek kentin geleceği hakkında ortaklaşa karar alınmasını sağlayan bir 'kolaylaştırıcı' (facilitator) konumundadır.

Adım Adım Çözüm

1
Yönetim ve yönetişim kavramlarını karşılaştırın.
Geleneksel yönetim hiyerarşik ve dikey iken, yönetişim yatay ve çok aktörlüdür.
YG21'in temelinde yatan paradigma değişimini anlamak için bu ayrım kritiktir.
2
YG21'in 'aşağıdan yukarıya' ilkesini analiz edin.
Bu ilke, kararların sadece seçilmişler tarafından değil, karardan etkilenecek olan yerel halk ve STK'lar tarafından mutabakatla alınmasını gerektirir.
Katılımcı demokrasinin işleyiş mantığı budur.
3
Belediyenin yeni rolünü tanımlayın.
Belediye artık tek fail değil, platform sağlayıcı ve kolaylaştırıcıdır.
Yönetişim modelinde kamu otoritesi paydaşlar arası dengeyi ve diyaloğu sağlar.

Anahtar Kavram

Yönetişim ve Katılımcı Demokrasi

Daha Fazla Pratik

5393 sayılı Belediye Kanunu'nun 76. maddesinde düzenlenen Kent Konseyleri'nin yönetişim süreçlerindeki hukuki statüsünü inceleyin.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 92Soru

Birleşmiş Milletler 2030 Sürdürülebilir Kalkınma Gündemi, 2000-2015 dönemini kapsayan Milenyum Kalkınma Hedefleri’nin (MKH) aksine, sadece gelişmekte olan ülkeleri değil tüm ülkeleri kapsayan evrensel bir nitelik taşımaktadır. Bu yeni gündemin en özgün bileşenlerinden biri olan "Sürdürülebilir Şehirler ve Topluluklar" (SKA 11) hedefi, kentleşmeyi bir "sorun" alanından ziyade "sürdürülebilir çözüm" merkezi olarak ele almaktadır.

Buna göre, SKA 11'in temel felsefesi ve belirlenen alt hedefleri doğrultusunda, aşağıdakilerden hangisi sürdürülebilir bir kentsel yerleşim stratejisinin parçası olamaz?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Nüfus artış baskısını karşılamak amacıyla kentsel alanın dış çeperlere doğru kontrolsüz genişlemesini (saçaklanmayı) temel bir konut sunum yöntemi olarak benimsemek

Cevap

Nüfus artış baskısını karşılamak amacıyla kentsel alanın dış çeperlere doğru kontrolsüz genişlemesini (saçaklanmayı) temel bir konut sunum yöntemi olarak benimsemek sürdürülebilir bir strateji değildir.
Sürdürülebilir kentsel yerleşim stratejileri; kentsel saçaklanmayı (urban sprawl) teşvik etmek yerine, arazi kullanımını optimize eden, kompakt, erişilebilir ve altyapısı önceden planlanmış bütünleşik yerleşimleri savunur. Kontrolsüz genişleme, ekosistemleri tahrip eder ve ulaşım maliyetlerini (karbon salınımını) artırır.

Adım Adım Çözüm

1
2030 Gündemi ve SKA 11'in kapsamını analiz etme
SKA 11'in 'Sürdürülebilir Şehirler ve Topluluklar' başlığı altında 10 spesifik alt hedefi olduğu saptanır.
Soruda istenen 'olamaz' ifadesini bulmak için standart dışı veya aykırı politikayı belirlemek gerekir.
2
Kentsel saçaklanma (urban sprawl) kavramını değerlendirme
Saçaklanma; düşük yoğunluklu, plansız ve otomobil odaklı bir yayılma olup verimsiz arazi kullanımı demektir.
Sürdürülebilir kentleşme, arazi verimliliğini (yoğun ve entegre yapı) savunur, kontrolsüz yayılmayı değil.
3
SKA 11.3 hedefi ile karşılaştırma
SKA 11.3, arazi tüketim oranını nüfus artışıyla dengelemeyi ve kapsayıcı planlamayı emreder.
Dış çeperlere doğru kontrolsüz genişleme, SKA 11'in özüne ve 'kompakt şehir' idealine terstir.

Anahtar Kavram

Sürdürülebilir Şehirler ve Kontrolsüz Kentsel Büyüme (Saçaklanma) İlişkisi
Soru 93Soru

1972 Stockholm Konferansı’nda çevre koruma ve ekonomik büyüme genellikle birbiriyle çatışan alanlar olarak görülmüş; kalkınma çevresel bozulmanın bir nedeni olarak nitelendirilmiştir. 1987 yılında yayımlanan Brundtland Raporu (Ortak Geleceğimiz) ise sürdürülebilir kalkınmayı; "Gelecek kuşakların kendi gereksinimlerini karşılama yeteneğinden ödün vermeden, günümüz kuşaklarının gereksinimlerini karşılayan kalkınma" olarak tanımlayarak yeni bir dönemi başlatmıştır.

Buna göre, Brundtland Raporu’nun çevre ve kalkınma arasındaki tarihsel ilişkiye getirdiği temel yaklaşım değişikliği aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ekonomik büyüme, sosyal adalet ve çevresel koruma boyutlarının birbirini tamamlayan ve destekleyen bir bütün olarak kurgulanması

Cevap

Brundtland Raporu'nun temel yeniliği; ekonomik büyüme, sosyal adalet ve çevresel koruma boyutlarının birbirini tamamlayan ve destekleyen bir bütün olarak kurgulanmasıdır.
Brundtland Raporu'nun tarihsel önemi, 1970'lerdeki 'kalkınma mı çevre mi?' tartışmasını sonlandırarak, her iki hedefin ancak birlikte (ve sosyal adaleti de içerecek şekilde) gerçekleştirilebileceği paradigmasını (bütüncül yaklaşım) uluslararası literatüre yerleştirmiş olmasıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Tarihsel karşılaştırma yapmak
1972 Stockholm yaklaşımının "çatışma/ikilem" odaklı, 1987 Brundtland yaklaşımının ise "bütünleşme" odaklı olduğu saptanır.
Sorunun kökünde vurgulanan paradigma değişimini anlamak için bu kıyaslama gereklidir.
2
Sürdürülebilir kalkınma tanımını analiz etmek
Tanımdaki "gereksinimler" (özellikle yoksulların temel gereksinimleri) ve "sınırlılıklar" (doğanın kapasitesi) vurgusu ile sosyal ve çevresel boyutların ekonomiye entegre edildiği görülür.
Raporun sadece çevreci bir belge değil, aynı zamanda sosyal ve ekonomik bir yol haritası olduğunu belirlemek için.
3
Doğru sonucu sentezlemek
Çevre, ekonomi ve toplumun birbirini dışlamadığı, aksine birbirine bağımlı olduğu bütüncül yaklaşım doğrulanır.
Tanımın ruhuna en uygun akademik ve yasal karşılığı seçmek için.

Anahtar Kavram

Sürdürülebilir Kalkınmanın Bütüncül (Üç Boyutlu) Yapısı
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 94Soru

53935393 sayılı Belediye Kanunu’nun 7676. maddesiyle yasal bir statü kazanan ve Gündem 2121’in yerel düzeydeki en somut kurumsal çıktısı kabul edilen Kent Konseylerinin, yerel yönetim sistemi içerisindeki konumuna dair aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Belediye hiyerarşisi dışında yer alan, yerel halkın ve paydaşların yönetime katılımını hedefleyen, tavsiye niteliğinde kararlar alan katılımcı bir yapıdır.

Cevap

Kent konseyleri, belediye hiyerarşisi dışında yer alan, yerel halkın ve paydaşların yönetime katılımını hedefleyen ve tavsiye niteliğinde kararlar alan katılımcı bir yapıdır.
Kent konseyleri, Yerel Gündem 2121 sürecinin temel felsefesi olan 'aşağıdan yukarıya' planlama ve katılımcılığı simgeler. 53935393 sayılı Belediye Kanunu uyarınca, belediye hiyerarşisinin içinde bir birim (müdürlük vb.) değil, kentin tüm paydaşlarını bir araya getiren ve kararları belediye meclisi tarafından değerlendirilmek üzere iletilen danışma odaklı demokratik platformlardır.

Adım Adım Çözüm

1
Yerel Gündem 2121 (YG21YG21) ve Kent Konseyi ilişkisini analiz etme
Kent Konseyleri, 19921992 Rio Zirvesi'nde kabul edilen Gündem 2121'in yerel düzeydeki katılımcılık prensibinin Türkiye'deki kurumsal karşılığıdır.
Sürecin tarihsel ve hukuki kökenini belirlemek kavramsal netlik sağlar.
2
Yönetim (Government) ve Yönetişim (Governance) ayrımını değerlendirme
Kent Konseyleri, hiyerarşik ve emredici bir yapıdan ziyade, yatay ve iş birliğine dayalı bir yönetişim modelini temsil eder.
Doğru seçeneği, yapının işlevsel özünden (katılımcılık ve danışma) ayırt etmek gerekir.
3
53935393 sayılı Kanun kapsamındaki yetki sınırlarını kontrol etme
Kanuna göre Kent Konseyleri belediyeye öneri sunar, ancak belediye üzerinde bir vesayet veya veto yetkisi bulunmaz.
Hukuki statünün idari hiyerarşi ile karıştırılmasını önlemek için gereklidir.

Anahtar Kavram

Yönetişim ve Katılımcı Demokrasi (Kent Konseyleri)
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 95Soru

20122012 yılında Brezilya'da gerçekleştirilen Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Konferansı (Rio+20), küresel çevre politikalarının kurumsallaşması ve "Yeşil Ekonomi" gibi yeni kavramların tartışılması açısından bir dönüm noktası kabul edilir. Bu konferansın temel amaçları, temaları ve sonuçları dikkate alındığında, aşağıdakilerden hangisi Rio+20 Konferansı kapsamında alınan kararlardan veya ortaya çıkan belgelerden biri değildir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Gündem 2121 (AgendaAgenda 2121) adı verilen küresel eylem planının ilk kez kabul edilerek yürürlüğe girmesi

Cevap

Gündem 2121 (AgendaAgenda 2121) adı verilen küresel eylem planının ilk kez kabul edilerek yürürlüğe girmesi, Rio+20 Konferansı'nın değil, 19921992 Rio Yeryüzü Zirvesi'nin sonucudur.
Doğru yanıt olan Gündem 2121, Birleşmiş Milletler'in 19921992 yılında düzenlediği Çevre ve Kalkınma Konferansı (Rio Yeryüzü Zirvesi) sırasında kabul edilmiş tarihi bir belgedir. Rio+20 konferansı (20122012) ise bu eylem planının uygulanabilirliğini değerlendirmiş ancak onu ilk kez kabul eden merci olmamıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Konferans tarihini ve adını analiz etme
Rio+20 Konferansı'nın 20122012 yılında yapıldığı ve 19921992 Rio Zirvesi'nin 2020. yılına atıfta bulunduğu saptanır.
Konferanslar arası kronolojik ve içeriksel farkı ayırt etmek için gereklidir.
2
Rio+20 (20122012) çıktılarının doğrulanması
"İstediğimiz Gelecek", Yüksek Düzeyli Siyasi Forum ve SKASKA hazırlık sürecinin bu zirveye ait olduğu görülür.
Seçeneklerin doğruluğunu konferansın gerçek çıktılarıyla karşılaştırmak gerekir.
3
Gündem 2121 belgesinin kökenini belirleme
Gündem 2121'in sürdürülebilir kalkınmanın anayasası olarak 19921992 Rio Zirvesi'nde kabul edildiği belirlenir.
Hatalı olan seçeneği tarihsel olarak kanıtlamak için yapılır.

Anahtar Kavram

Birleşmiş Milletler Çevre Konferansları ve Çıktıları

Daha Fazla Pratik

Rio Yeryüzü Zirvesi (19921992) ile Johannesburg Zirvesi (20022002) arasındaki temel farkları, özellikle 'Uygulama Planı' ve 'Tip II Ortaklıklar' kavramları üzerinden tekrar ediniz.
Tahmini Süre:50s
Soru 96Soru

Sürdürülebilir kalkınmanın yerelleştirilmesi amacıyla 19921992 Rio Yeryüzü Zirvesi’nde temelleri atılan Yerel Gündem 2121 (YG21YG21) süreci, klasik belediyecilik anlayışında köklü bir paradigma değişimini öngörmektedir. Bu süreçte yerel yönetimlerin, kentsel sorunların çözümünde tek karar verici olmak yerine toplumun farklı kesimlerini bir araya getirme rolü vurgulanmaktadır. Buna göre, YG21YG21 yaklaşımının yerel düzeydeki demokratik karar alma süreçlerine getirdiği en temel yenilik aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kararların, yerel halkın ve farklı paydaşların katılımıyla oluşturulan platformlarda toplumsal uzlaşma yoluyla alınması

Cevap

Yerel Gündem 21 sürecinin getirdiği en temel yenilik, kararların yerel halkın ve farklı paydaşların katılımıyla oluşturulan platformlarda toplumsal uzlaşma yoluyla alınmasıdır.
Yerel Gündem 21 yaklaşımı, 'yönetim' (government) anlayışından 'yönetişim' (governance) anlayışına geçişi simgeler. Bu yeni modelde belediyeler, kentteki kararları tek başına almak yerine; sivil toplum kuruluşları, üniversiteler, meslek odaları ve vatandaşlar gibi 'paydaşları' sürece dahil ederek geniş tabanlı bir toplumsal uzlaşma zemini oluşturur.

Adım Adım Çözüm

1
YG21'in temel felsefesini analiz etme
YG21, sürdürülebilir kalkınmanın ancak yerel sahiplenme ve katılım ile mümkün olabileceğini savunur.
Rio 21. Bölüm, yerel yönetimlerin halka en yakın birimler olarak bu süreçteki öncü rolünü tanımlar.
2
Geleneksel yönetim ile yönetişim arasındaki farkı ayırt etme
Geleneksel yöntem dikey ve tek taraflıdır; yönetişim (YG21) ise yatay, çok aktörlü ve katılımcıdır.
Seçeneklerdeki 'uzlaşma' ve 'paydaşlık' vurgusu yönetişimin temel bileşenidir.

Anahtar Kavram

Yerel Gündem 21 ve Yönetişim (Paydaş Katılımı)

Daha Fazla Pratik

YG21'in Türkiye'deki en somut çıktısı olan ve 5393 sayılı Kanun'un 76. maddesinde düzenlenen 'Kent Konseyleri'nin çalışma usullerini inceleyiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 97Soru

1987 yılında Dünya Çevre ve Kalkınma Komisyonu tarafından yayımlanan "Ortak Geleceğimiz" (Brundtland Raporu), sürdürülebilir kalkınmayı küresel bir politika hedefi haline getirmiştir. Bu raporun, 1972 Stockholm Konferansı’ndan miras kalan çevreci anlayışa eklediği en özgün boyutlardan biri, yoksulluk ve çevresel bozulma arasındaki ilişkiyi tanımlama biçimidir. Buna göre, Brundtland Raporu’nun çevre sorunlarının çözümünde yoksulluğa bakış açısını aşağıdakilerden hangisi en doğru şekilde yansıtmaktadır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yoksulluğu çevresel bozulmanın hem temel bir nedeni hem de bir sonucu olarak görüp, yoksullukla mücadelenin sürdürülebilir kalkınmanın ayrılmaz bir parçası olduğunu vurgulaması.

Cevap

Doğru yanıt, yoksulluğu çevresel bozulmanın hem nedeni hem de sonucu olarak kabul ederek, yoksullukla mücadeleyi sürdürülebilir kalkınmanın merkezine yerleştiren seçenektir.
Brundtland Raporu'nun en temel katkılarından biri, yoksulluğu çevresel bozulmanın hem bir 'nedeni' (temel ihtiyaçları karşılamak için kaynakların tahribi) hem de bir 'sonucu' (bozulan çevrenin yoksulların geçim kaynaklarını yok etmesi) olarak tanımlamasıdır. Bu nedenle sürdürülebilir kalkınma, yoksulluğun ortadan kaldırılmasını çevresel hedeflerden ayrı tutamaz.

Adım Adım Çözüm

1
Brundtland Raporu'nun (1987) temel yeniliğini analiz et.
Raporun sadece çevre korumaya değil, çevre-ekonomi-toplum bütünleşmesine odaklandığı görülür.
Sürdürülebilir kalkınmanın üç temel sütununu anlamak için bu analiz gereklidir.
2
Rapordaki yoksulluk vurgusunu değerlendir.
Yoksulların hayatta kalmak için doğal kaynakları aşırı tüketmek zorunda kalması ve çevresel bozulmanın en çok yoksulları etkilemesi (kısır döngü) tespit edilir.
Raporun yoksulluk-çevre ilişkisindeki nedensellik bağını kavramak için önemlidir.
3
Sürdürülebilir kalkınma tanımıyla eşleştir.
Gelecek nesillerin ihtiyaçlarının yanı sıra, günümüzdeki yoksulların temel ihtiyaçlarına öncelik verilmesi gerektiği sonucuna ulaşılır.
En doğru tanımın yoksullukla mücadeleyi içeren bütünleşik yaklaşım olduğu teyit edilir.

Anahtar Kavram

Brundtland Raporu ve Sürdürülebilir Kalkınmanın Bütünleşik Yaklaşımı
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 98Soru

19871987 yılında yayımlanan "Ortak Geleceğimiz" (Brundtland Raporu) içerisinde sürdürülebilir kalkınma; "günümüz kuşaklarının ihtiyaçlarının, gelecek kuşakların kendi ihtiyaçlarını karşılama yeteneğinden ödün vermeden karşılanması" olarak tanımlanmıştır.

Bu tanım ve sürdürülebilir kalkınmanın temel felsefesi dikkate alındığında, kalkınmanın boyutları arasındaki ilişkiyle ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ekonomik verimlilik, toplumsal adalet ve çevresel koruma boyutlarının birbiriyle bütünleşik ve dengeli bir yapıda ele alınmasını esas alır.

Cevap

Sürdürülebilir kalkınma; ekonomik verimlilik, toplumsal adalet ve çevresel koruma boyutlarının bütünleşik bir yapıda ele alınmasını esas alan seçenektir.
Doğru yanıt olan seçenek, sürdürülebilir kalkınmanın 'üçlü sacayağı' olarak bilinen ekonomik, sosyal ve çevresel boyutlarını bir bütün olarak ele almaktadır. Brundtland Raporu'ndan bu yana kabul gören yaklaşım, ekonomik gelişmenin sosyal adalet ve çevresel sürdürülebilirlik ile dengelenmediği sürece kalıcı olamayacağını savunur.

Adım Adım Çözüm

1
Brundtland Raporu'ndaki tanımı analiz edin.
Tanım, hem mevcut ihtiyaçların karşılanmasını (kalkınma) hem de gelecek kuşakların haklarının korunmasını (sürdürülebilirlik) içermektedir.
Kavramın kuramsal temelini ve kuşaklararası adalet ilkesini anlamak için gereklidir.
2
Sürdürülebilir kalkınmanın temel boyutlarını (triple bottom line) belirleyin.
Ekonomik, Sosyal (Toplumsal) ve Çevresel boyutlar.
Kalkınmanın sadece ekonomik bir olgu olmadığını, üçlü bir dengeye dayandığını saptamak gerekir.
3
Boyutlar arasındaki ilişkiyi saptayın.
Bu üç boyut birbirinden bağımsız değildir; birbirini destekleyen ve bütünleşik bir yapı arz eder.
Sürdürülebilir kalkınmanın geleneksel ekonomik büyüme modellerinden en temel farkı bu bütünleşik dengedir.

Anahtar Kavram

Sürdürülebilir Kalkınmanın Üç Temel Boyutu (Ekonomik, Sosyal, Çevresel) ve Bütünleşik Yapısı
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 99Soru

19871987 yılında yayımlanan "Ortak Geleceğimiz" (Brundtland Raporu) içerisinde sürdürülebilir kalkınma; "günümüz kuşaklarının ihtiyaçlarının, gelecek kuşakların kendi ihtiyaçlarını karşılama yeteneğinden ödün vermeden karşılanması" olarak tanımlanmıştır.

Bu tanım ve sürdürülebilir kalkınmanın kuramsal çerçevesi dikkate alındığında; ekonomik, sosyal ve çevresel boyutlar arasındaki ilişkiyi en doğru ifade eden yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ekonomik verimlilik, toplumsal adalet ve çevresel koruma amaçlarının birbirini dışlamadan, bütünsel bir denge içinde yönetilmesini esas alır.

Cevap

Sürdürülebilir kalkınma; ekonomik verimlilik, toplumsal adalet ve çevresel koruma amaçlarının bütünsel bir denge içinde yönetilmesini esas alan bir yaklaşımdır.
Sürdürülebilir kalkınma, geleneksel kalkınma modellerinden farklı olarak ekonomik büyüme, sosyal adalet ve çevresel koruma amaçlarını birbiriyle çatışan değil, birbirini tamamlayan unsurlar olarak görür. Doğru olan yaklaşım, bu üç boyutun dengeli bir şekilde bütünleştirilerek hem bugünün hem de yarının ihtiyaçlarının karşılanmasıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Brundtland Raporu'ndaki temel tanımı analiz etme
Tanımın hem "ihtiyaçlar" (kalkınma/sosyal) hem de "gelecek kuşaklar" (çevresel/sürdürülebilirlik) vurgusu yaptığı görüldü.
Sürdürülebilir kalkınmanın sadece çevreyi korumak değil, insan refahını uzun vadeli kılmak olduğunu anlamak için gereklidir.
2
Kavramın üç temel boyutunu belirleme
Ekonomik, sosyal ve çevresel boyutlar olarak tanımlanan "üçlü sacayağı" modeli saptandı.
Soruda istenen boyutlar arası ilişkinin temel bileşenlerini tanımlamak için gereklidir.
3
Boyutlar arasındaki ilişki biçimini değerlendirme
Bu boyutların birbirine feda edilmesi yerine (trade-off), bütünleşik ve birbirini destekleyen bir yapıda olması gerektiği sonucuna varıldı.
Doğru seçeneği, eksik veya hatalı odaklı yaklaşımlardan ayırmak için son adımdır.

Anahtar Kavram

Sürdürülebilir Kalkınmanın Üç Boyutlu Yapısı ve Entegrasyonu

Alternatif Yöntem

Venn şeması metodunu kullanarak üç boyutun (Ekonomik, Sosyal, Çevresel) kesişim kümesinin 'Sürdürülebilir Kalkınma' olduğunu görselleştirebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 100Soru

Küresel iklim değişikliğiyle mücadele sürecinde, 19971997 yılında kabul edilen Kyoto Protokolü ile 20152015 yılında kabul edilen Paris Anlaşması farklı uygulama yöntemleri benimsemiştir. Türkiye'nin 20212021 yılında taraf olduğu Paris Anlaşması, iklim rejiminde yapısal bir dönüşümü ifade etmektedir.

Buna göre; Paris Anlaşması'nı, Kyoto Protokolü'nün emisyon azaltım sistematiğinden ayıran temel özellik aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ülkelerin kendi belirledikleri 'Ulusal Katkı Beyanları' (NDCNDC) aracılığıyla, tüm tarafların katılımına dayalı 'aşağıdan yukarıya' bir yaklaşım sergilemesi

Cevap

Paris Anlaşması'nın temel farkı, tüm tarafların kendi kapasitelerine göre belirledikleri 'Ulusal Katkı Beyanları' (NDC) ile 'aşağıdan yukarıya' bir katılım modeli benimsemesidir.
Paris Anlaşması, Kyoto Protokolü'nün 'yukarıdan aşağıya' ve sadece belirli ülkeleri sorumlu tutan yapısını terk ederek, tüm ülkelerin kendi imkanları dahilinde emisyon azaltım hedefleri sunduğu 'aşağıdan yukarıya' (Ulusal Katkı Beyanları - NDC) sistemini getirmiştir. Bu yaklaşım, küresel katılımı maksimize etmeyi amaçlar.

Adım Adım Çözüm

1
Küresel iklim rejimlerinin (Kyoto ve Paris) yapısal farklarını karşılaştırın.
Kyoto Protokolü sadece gelişmiş ülkeler (Ek-I) için katı emisyon hedefleri koyarken, Paris Anlaşması tüm dünyayı kapsayan esnek bir model getirir.
İklim rejimindeki paradigma değişimini anlamak için her iki belgenin temel felsefesini ayırt etmek gerekir.
2
Paris Anlaşması'nın uygulama aracını tanımlayın.
Paris Anlaşması'nın ana mekanizması 'Ulusal Katkı Beyanı' (Nationally Determined Contribution - NDC) sistemidir.
Bu sistem, ülkelerin kendi hedeflerini kendilerinin belirlemesine (bottom-up) olanak tanıyarak katılımı artırmayı amaçlar.
3
Türkiye'nin katılım sürecini ve anlaşmanın zaman çizelgesini doğrulayın.
Türkiye anlaşmayı 2021'de onaylamıştır ve anlaşma 2016'da yürürlüğe girmiştir.
Zaman çizelgesi ve onay süreci, uluslararası hukuk açısından geçerlilik şartlarını belirler.

Anahtar Kavram

İklim Rejiminde Paradigma Değişimi: Kyoto (Top-down) vs. Paris (Bottom-up)
Tahmini Süre:1m 30s
ÖncekiSayfa 5 / 6Sonraki
Sürdürülebilir Kalkınma Alıştırma Soruları — KPSS Kamu Yönetimi — Sayfa 5 | Examkin