Siyaset Biliminin Temel Kavramları

152 soru

Soru 141Soru

Siyasetin tanımı ve kapsamı üzerine yapılan akademik tartışmalarda, siyaseti diğer toplumsal alanlardan ayıran özgül bir ölçüt arayışı söz konusudur. Siyaseti; ahlakın 'iyi-kötü', estetiğin 'güzel-çirkin' ve ekonominin 'karlı-zararlı' ayrımı gibi kendine özgü bir kategoriye yerleştiren ve bu kategorinin temelini gruplar arasındaki en yoğun birliktelik veya ayrışma derecesi olan 'dost-düşman' (friend-enemy) karşıtlığına dayandıran düşünür aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Siyaseti toplumsal karşıtlıkların en uç noktası olan 'dost-düşman' ayrımı üzerinden tanımlayan Carl Schmitt

Cevap

Siyaseti 'dost-düşman' ayrımı üzerinden tanımlayan Carl Schmitt
Siyaseti diğer toplumsal faaliyetlerden ayıran özgül kriterin 'dost-düşman' ayrımı olduğunu savunan düşünür Carl Schmitt'tir. Schmitt'e göre ahlak iyi ve kötü, estetik güzel ve çirkin, ekonomi ise karlı ve zararlı ayrımına dayanırken; siyaset, bir grubun diğerini kendisi için varoluşsal bir tehdit (düşman) olarak tanımladığı en yoğun birliktelik veya ayrışma düzeyini ifade eder.

Adım Adım Çözüm

1
Metindeki anahtar kavramların (ahlak, estetik, ekonomi ve siyasetin ikili karşıtlıkları) analizi yapılır.
Siyasetin kendine özgü kategorisinin 'dost-düşman' (friend-enemy) olduğu belirlenir.
Siyasetin kapsamını diğer disiplinlerden bağımsız bir ölçüte dayandırmak için bu ayrım gereklidir.
2
Siyasal olanı (the political) en yoğun toplumsal karşıtlık derecesi olarak tanımlayan kuramcı hatırlanır.
Bu yaklaşımın Carl Schmitt'e ait olduğu saptanır.
Schmitt, 'Siyasal Kavramı' adlı eserinde siyaseti bu radikal ayrım üzerinden tanımlar.
3
Diğer seçeneklerdeki düşünürlerin (Arendt, Weber, Crick, Lasswell) temel yaklaşımlarıyla karşılaştırma yapılır.
Diğerlerinin uzlaşma, devlet kurumu veya kaynak dağıtımı odaklı olduğu, Schmitt'in ise varoluşsal karşıtlık odaklı olduğu görülür.
Çelişkileri eleyerek kesin sonuca ulaşılmasını sağlar.

Anahtar Kavram

Siyasal olanın (the political) dost-düşman ayrımı üzerinden tanımlanması
Soru 142Soru

S.M. Lipset'e göre siyasal sistemlerin istikrarı 'meşruiyet' ve 'etkililik' (effectiveness) değişkenleri arasındaki dinamik ilişkiye dayanır. Meşruiyet, mevcut siyasal kurumların toplum için en uygun ve doğru kurumlar olduğu inancını yaratma ve sürdürme kapasitesiyken; etkililik, sistemin temel toplumsal beklentileri (ekonomik refah, güvenlik vb.) karşılama performansıdır. Max Weber’in 'rasyonel-yasal otorite' tipolojisine uygun olarak yönetilen ve tüm idari işlemleri yazılı hukuk kurallarına (yasallık) dayanan bir ülkede, uzun süreli ekonomik kriz ve performans kayıplarının yönetimin haklılığına dair toplumsal rızayı sarsmasıyla bir kriz baş göstermiştir.

Bu senaryoda ortaya çıkan 'meşruiyet krizi'nin temel nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sistemin etkililik kaybının, zamanla yasal prosedürlerin (yasallık) ötesinde yönetimin 'haklılık' zeminini (meşruiyet) aşındırarak toplumsal rızayı ortadan kaldırması.

Cevap

Sistemin etkililik kaybının, yönetimin haklılık zeminini aşındırarak toplumsal rızayı ortadan kaldırması.
Seymour Martin Lipset’in teorisine göre, siyasal sistemlerin meşruiyeti, uzun vadede o sistemin toplumun beklentilerini karşılama (etkililik) performansına bağlıdır. Rasyonel-yasal otorite tipinde yönetim hukuk kurallarına (yasallık) uygun olsa da, ekonomik kriz gibi etkililik kayıpları toplumun yönetimin 'haklılığına' duyduğu inancı bitirebilir. Bu durum, hukuki usuller devam etse dahi meşruiyetin yitirildiği bir krize yol açar.

Adım Adım Çözüm

1
Kavram analizi yapın.
Meşruiyet (haklılık/rıza), yasallık (hukuka uygunluk) ve etkililik (performans) kavramları ayrıştırıldı.
Soruda verilen senaryonun teorik çerçevesini belirlemek için gereklidir.
2
Weberian otorite tipini belirleyin.
Sistemin 'rasyonel-yasal otorite' tipine dayandığı, yani yasallık (legalite) ilkesiyle işlediği saptandı.
Otoritenin kaynağını anlamak krizin türünü belirlemeye yardımcı olur.
3
Lipset'in etkililik ve meşruiyet ilişkisini uygulayın.
Ekonomik krizin 'etkililik kaybı' olduğu ve Lipset'e göre bu durumun meşruiyeti sarsacağı analiz edildi.
Krizin neden-sonuç ilişkisini kurmak için Lipset'in teorisi temeldir.
4
Sonucu sentezleyin.
Yasalara uygunluk (yasallık) sürse bile, performans düşüklüğünün toplumsal kabulü (meşruiyet) bitirdiği sonucuna ulaşıldı.
Yasallık ve meşruiyet arasındaki farkın kriz anındaki etkisini vurgulamak için.

Anahtar Kavram

Meşruiyet ve Etkililik İlişkisi (Lipset)

Daha Fazla Pratik

Habermas'ın 'Meşruiyet Krizi' yaklaşımı ile Lipset'in 'Etkililik' kavramını karşılaştırarak modern devlet krizlerini analiz edebilirsiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 143Soru

Gabriel Almond ve Sidney Verba tarafından geliştirilen siyasal kültür tipolojisinde; "yerel (dar/parokyal)" siyasal kültür ile "tabiiyetçi (uyruk/subje)" siyasal kültür arasındaki en temel fark, bireylerin siyasal sistemin hangi boyutuna yönelik farkındalık ve bilişsel yönelim geliştirmiş olmalarıyla ilgilidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Merkezi yönetim tarafından üretilen yasalar ve kararlar (çıktı süreci)

Cevap

Yerel ve tabiiyetçi siyasal kültür arasındaki temel fark, bireylerin merkezi yönetimin kararları ve yasaları gibi çıktı süreçlerine (output) yönelik farkındalık düzeyidir.
Almond ve Verba'ya göre, yerel (parokyal) kültürde bireyler merkezi siyasal sistemin varlığından bile haberdar değilken; tabiiyetçi (uyruk) kültürde bireyler merkezi otoriteyi, yasaları ve hükümet kararlarını (çıktıları) tanır ve bunlara uyum sağlar. Dolayısıyla iki tür arasındaki en temel bilişsel ayrım noktası sistemin 'çıktı süreci' üzerindeki farkındalıktır.

Adım Adım Çözüm

1
Almond ve Verba'nın siyasal kültür nesnelerini analiz et.
Siyasal nesneler; sistemin bütünü, girdi süreci (katılım), çıktı süreci (kararlar) ve bireyin kendisidir.
Kültür tipleri, bireyin bu nesnelere yönelik yönelimlerine göre belirlenir.
2
Yerel (Dar) kültürün özelliklerini belirle.
Yerel kültürde birey, merkezi sistemin varlığından, girdilerinden ve çıktılarından haberdar değildir; sadece yerel/geleneksel aidiyetler vardır.
Uzmanlaşmanın gelişmediği geleneksel toplumların özelliğidir.
3
Tabiiyetçi (Uyruk) kültürün özelliklerini belirle.
Tabiiyetçi kültürde birey sistemin ve çıktıların (yasalar, vergiler) farkındadır ancak girdi sürecine (katılıma) yönelik bir yönelimi yoktur.
Birey kendisini aktif bir aktör değil, sistemin bir uyruğu/tabii olarak görür.
4
İki tip arasındaki temel farkı saptar.
Yerel kültürde olmayan 'çıktı süreci' farkındalığı, tabiiyetçi kültürde mevcuttur.
Bu durum, tabiiyetçi kültürü yerel kültürden ayıran en belirgin bilişsel farktır.

Anahtar Kavram

Almond ve Verba'nın Siyasal Kültür Matrisi ve Çıktı (Output) Yönelimi

Daha Fazla Pratik

Almond ve Verba'nın 'Sivil Kültür' (Civic Culture) kavramının, bu üç temel tipin hangi oranlarda birleşmesiyle oluştuğunu inceleyiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 144Soru

Max Weber, 'Meslek Olarak Siyaset' adlı eserinde siyaseti en geniş anlamıyla 'her türlü bağımsız liderlik faaliyeti' olarak ele alırken, özel anlamda ise bu kavramı 'devletin yönetimine katılma veya bu yönetimin etkilenmesi' şeklinde tanımlar.

Buna göre Weber'in yaklaşımında, siyasetin özünü oluşturan ve onu diğer toplumsal faaliyetlerden ayıran temel dinamik aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İktidarı paylaşma veya iktidarın dağılımı üzerinde nüfuz sahibi olma isteği

Cevap

İktidarı paylaşma veya iktidarın dağılımı üzerinde nüfuz sahibi olma isteği
Max Weber'in siyaset kuramında, siyaset doğrudan 'iktidar' (Macht) kavramı ile tanımlanır. Siyaset yapmanın amacı; ya devletin yönetimine bizzat katılmak ya da devlet içindeki farklı gruplar arasındaki iktidar dağılımını etkilemektir. Bu yönüyle Weber, siyaseti diğer toplumsal faaliyetlerden ayıran temel dinamiğin 'iktidara ulaşma ve onu kullanma çabası' olduğunu savunur.

Adım Adım Çözüm

1
Weber'in 'Meslek Olarak Siyaset' eserindeki temel argümanı analiz edin.
Weber'in siyaseti devlet aygıtıyla doğrudan ilişkilendirdiği görülür.
Siyasetin sınırlarını belirlemek için önce hangi 'arena'da gerçekleştiğini saptamak gerekir.
2
Siyasetin amacını tanımlayan anahtar kavramı belirleyin.
Siyasal eylemin temel güdüsünün 'iktidar' (güç) olduğu saptanır.
Weber için iktidara katılma veya onu etkileme amacı taşımayan bir eylem, siyasal nitelik taşımaz.
3
Tanımı diğer yaklaşımlarla (uzlaşma, teknik yönetim, hukuki sınırlılık) karşılaştırın.
Weber'in tanımının rekabetçi ve güç odaklı bir karakter taşıdığı teyit edilir.
Siyasetin özgül alanı, iktidar dağılımı üzerindeki nüfuz mücadelesidir.

Anahtar Kavram

Max Weber'in Siyaset ve İktidar İlişkisi

Daha Fazla Pratik

Siyasetin 'alan' (arena) ve 'süreç' (process) odaklı tanımları arasındaki farkları Max Weber ve David Easton üzerinden karşılaştırabilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 145Soru

Max Weber’in siyaset sosyolojisinde iktidarın (macht) otoriteye (herrschaft) dönüşüm süreci, yönetilenlerin zihnindeki 'meşruiyet' inancıyla yakından ilişkilidir. Siyaset biliminde bir siyasal iktidarın sadece zor kullanma kapasitesine dayanmak yerine, rıza üreterek 'meşru' bir nitelik kazanmasının temel fonksiyonel amacı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İktidarı bir otorite ilişkisine dönüştürerek, itaatin devamlılığı için gereken zorlama ve baskı maliyetini azaltmak

Cevap

İktidarın bir otorite ilişkisine dönüşerek, itaatin devamlılığı için gereken zorlama ve baskı maliyetini azaltması
Siyaset biliminde iktidarın otoriteye dönüşmesi, yönetilenlerin emirlere uymayı bir 'ödev' veya 'haklı bir yükümlülük' olarak görmesini sağlar. Bu durum, yönetenlerin iktidarlarını sürdürmek için sürekli olarak fiziksel zor kullanma veya yaptırım uygulama ihtiyacını (ve dolayısıyla bu işlemin maliyetini) azaltarak sistemin istikrarını ve sürekliliğini sağlar. Max Weber'e göre bu meşruiyet inancı, yönetimin rasyonelliği ve kalıcılığı için elzemdir.

Adım Adım Çözüm

1
İktidar (Macht) ve Otorite (Herrschaft) kavramları arasındaki farkı analiz edin.
İktidarın başkalarının direncine rağmen irade dayatabilme, otoritenin ise bu gücün meşruiyet kazanmış hali olduğu belirlenir.
Kavramsal ayrımı yapmak sorunun temelini oluşturur.
2
Meşruiyetin iktidarın sürdürülebilirliği üzerindeki etkisini değerlendirin.
Meşru bir iktidarın, yönetilenler üzerinde 'itaat etme yükümlülüğü' inancı yarattığı görülür.
Rızaya dayalı itaatin zorlamaya dayalı itaatten farkını anlamak gerekir.
3
Yönetim stratejisi açısından 'maliyet' ve 'istikrar' ilişkisini kurun.
Sürekli fiziksel zor kullanmanın maliyetli ve kırılgan olduğu, meşruiyetin ise bu maliyeti düşürerek yönetimi kalıcı kıldığı sonucuna ulaşılır.
Siyasal iktidarın neden rıza üretmeye çalıştığının rasyonel gerekçesini açıklar.

Anahtar Kavram

İktidarın Otoriteye Dönüşümü ve Meşruiyetin Fonksiyonu
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 146Soru

Siyaset biliminde egemenliğin öznesine ilişkin geliştirilen kuramlardan birinde, egemenlik hakkının yaşayan bireylerin tek tek iradelerinden bağımsız, tarihsel süreçte devamlılık arz eden soyut bir varlığa ait olduğu kabul edilir. Bu yaklaşımın doğal sonucu olarak, egemenliğin kullanımı konusunda belirli bir yöntem zorunlu hale gelmektedir. Buna göre, Abbé Sieyès tarafından sistemleştirilen söz konusu kuramsal çerçevede, temsil ilişkisinin niteliği ve kapsamı ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Temsilciler, kendilerini seçen yerel bölgeyi veya grubu değil, bir bütün olarak milletin iradesini temsil ederler.

Cevap

Temsilcilerin belirli bir bölgeyi veya grubu değil, bir bütün olarak milletin iradesini temsil etmesi gerektiğini savunan seçenek doğrudur.
Abbé Sieyès'in sistemleştirdiği Milli Egemenlik kuramında millet, kendisini oluşturan bireylerin toplamından farklı ve soyut bir varlıktır. Bu soyut varlık bizzat hareket edemeyeceği için iradesi temsilciler eliyle açıklanır. Temsilciler, bir bölgenin delegesi değil, milletin tamamının temsilcisi kabul edilir. Bu nedenle parlamenterler, kendilerini seçenlerin talimatlarıyla bağlı değildir (temsili vekalet).

Adım Adım Çözüm

1
Kuramın öznesini belirle
Milli Egemenlik kuramında egemenliğin sahibi 'Millet'tir.
Millet kavramının hukuki niteliğini anlamak, temsilin sınırlarını belirlemek için gereklidir.
2
Temsil mekanizmasını analiz et
Millet soyut bir varlık olduğu için iradesini ancak temsilciler aracılığıyla açıklayabilir.
Bu durum, temsilcilerin bireysel seçmenlerle değil, soyut bir varlıkla (millet) ilişkili olduğunu gösterir.
3
Vekalet türünü ayırt et
Bu sistemde 'Temsili Vekalet' ilkesi geçerlidir; temsilci tüm milleti temsil eder ve seçmen talimatıyla bağlı değildir.
Halk Egemenliği (Rousseau) ile Milli Egemenlik (Sieyès) arasındaki en temel fark budur.

Anahtar Kavram

Milli Egemenlik ve Temsili Vekalet İlişkisi
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 147Soru

Siyasal toplumsallaşma sürecinde birey, farklı kurumlar aracılığıyla farklı değer kalıplarını içselleştirir. Bireyin aile içindeki "kişisel ve duygusal" otorite örüntülerinden koparak; liyakat, başarı ve "yasal-rasyonel" kurallar gibi evrensel vatandaşlık ilkeleriyle ilk kez kurumsal ve sistematik bir çerçevede tanıştığı araç aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Okul

Cevap

Okul, bireyin aile içindeki kişisel otorite ilişkisinden evrensel ve yasal-rasyonel kurallara geçişini sağlayan temel araçtır.
Okul, siyaset bilimi literatüründe ailenin sunduğu tikel ve duygusal ortam ile siyasal sistemin sunduğu evrensel ve hukuki ortam arasında bir köprü görevi görür. Birey okulda ilk kez liyakat esasına dayalı bir hiyerarşiyle ve sistematik bir vatandaşlık eğitimiyle karşılaşır.

Adım Adım Çözüm

1
Siyasal toplumsallaşma araçlarının (aile, okul, akran grubu vb.) yapısal özelliklerini karşılaştır.
Ailenin duygusal/kişisel, okulun ise kurumsal/yasal-rasyonel bir yapıya sahip olduğu belirlenir.
Toplumsallaşma araçları, bireyle kurdukları ilişkinin niteliğine göre farklılaşır.
2
Soruda belirtilen "evrensel kurallar" ve "yasal-rasyonel otorite" kavramlarının hangi kuruma karşılık geldiğini analiz et.
Bu kavramların modern eğitim sisteminin (okulun) temelini oluşturduğu saptanır.
Okul, bireyi kamusal alana ve vatandaşlık rollerine hazırlayan ilk resmi kurumdur.

Anahtar Kavram

Siyasal Toplumsallaşma Araçları ve Kurumsal Dönüşüm
Soru 148Soru

John Locke, siyasal iktidarın kaynağını açıklarken "emanet" (trust) kavramına başvurur. Locke'a göre insanlar, doğa durumundaki karmaşadan kurtulmak ve doğal haklarını (yaşam, hürriyet, mülkiyet) güvence altına almak için bir sözleşme ile siyasal toplumu kurarlar. Ancak bu sözleşme ile kurulan egemen güç, Thomas Hobbes'un aksine mutlak ve sınırsız bir yetkiyle donatılmamıştır.

Buna göre, John Locke'un egemenlik kuramı dikkate alındığında siyasal iktidarın niteliği hakkında aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Egemenlik, halkın temsilcilerine belirli amaçlar doğrultusunda devrettiği bir görevdir ve bu görevin kötüye kullanılması durumunda halkın direnme hakkı doğar.

Cevap

Egemenlik, halkın temsilcilerine belirli amaçlar doğrultusunda devrettiği bir görevdir ve bu görevin kötüye kullanılması durumunda halkın direnme hakkı doğar.
John Locke'un siyaset teorisinde egemenlik, halkın kendi doğal haklarını koruması için iktidara verdiği bir 'emanet' niteliğindedir. Bu durum, iktidarın yetkilerinin halkın rızasıyla sınırlı olduğu ve bu güven ilişkisi bozulduğunda (yani iktidar tiranlaştığında veya temel hakları ihlal ettiğinde) halkın bu yetkiyi geri alma, yani direnme hakkına sahip olduğu anlamına gelir. Bu, modern anayasal demokrasilerin ve sınırlı devlet anlayışının temelini oluşturur.

Adım Adım Çözüm

1
John Locke'un egemenlik anlayışının temel felsefi dayanağını belirlemek.
Locke'un liberal sınırlı devlet ve doğal hukuk anlayışına dayandığı saptandı.
Locke, devleti doğal hakların (yaşam, özgürlük, mülkiyet) korunması için bir araç olarak görür.
2
"Emanet" (fiduciary trust) kavramının siyasal sonuçlarını analiz etmek.
İktidarın mutlak bir devir değil, rızaya dayalı bir yetkilendirme olduğu anlaşıldı.
Emanet kavramı, yetkiyi verenin (halk), yetkiyi alan (iktidar) üzerindeki denetim ve geri alma hakkını saklı tutar.
3
İktidarın sınırlarının aşılması durumunda ortaya çıkan mekanizmayı değerlendirmek.
Direnme hakkının (right to revolution) Locke'un kuramının zorunlu bir parçası olduğu görüldü.
Emanet edilen görev yerine getirilmezse (haklar ihlal edilirse), egemenlik asıl sahibi olan halka geri döner.

Anahtar Kavram

Sınırlı Egemenlik ve Emanet Kuramı

Daha Fazla Pratik

Hobbes, Locke ve Rousseau'nun toplum sözleşmesi kuramlarını 'egemenliğin devri' ve 'sınırlandırılması' açılarından bir tablo yaparak karşılaştırınız.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 149Soru

Siyaset bilimi literatüründe siyasetin tanımı ve kapsamı ele alınırken; siyasal düzenin kurumsal yapısını (polity), bu yapı içerisindeki dinamik etkileşimleri (politics) ve ortaya çıkan somut çıktıları (policy) birbirinden ayıran bir yaklaşım benimsenmektedir. Bu ayrıma göre, aktörler arasındaki güç mücadelesini, çıkar çatışmalarını ve uzlaşı arayışlarını ifade eden "politics" (siyasal süreç) boyutu aşağıdakilerden hangisini doğrudan kapsamına alır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Toplumsal gruplar, sınıflar ve bireyler arasındaki çatışan çıkarların yönetilmesi ve iktidar paylaşımı mücadelesini

Cevap

Siyasetin 'politics' boyutu, toplumsal gruplar, sınıflar ve bireyler arasındaki çatışan çıkarların yönetilmesi ve iktidar paylaşımı mücadelesini kapsar.
Siyasetin 'politics' boyutu, toplumsal yaşamdaki farklı aktörlerin kendi çıkarlarını korumak veya iktidardan pay almak için girdikleri dinamik süreci temsil eder. Bu süreç; müzakere, çatışma, propaganda, ittifak kurma ve nihayetinde bir uzlaşı veya karar alma mekanizmasını içerir. Dolayısıyla toplumsal grupların güç mücadelesini vurgulayan seçenek, siyasetin bu dinamik yönünü tam olarak karşılar.

Adım Adım Çözüm

1
Kavramsal ayrımı analiz etme
Siyaset; Polity (Düzen), Politics (Süreç) ve Policy (Siyasa) olmak üzere üç boyutta incelenir.
Siyasetin kapsamını doğru belirlemek için kurumsal yapı, dinamik süreç ve somut çıktı farkını anlamak gerekir.
2
'Politics' kavramının özgün niteliğini belirleme
Politics, siyasetin 'kim, neyi, ne zaman, nasıl alır' sorusuna yanıt veren; çatışma, güç mücadelesi ve uzlaşma odaklı dinamik yönüdür.
Soruda istenen 'politics' boyutu, statik kurumlardan ziyade aktörler arası etkileşime odaklanır.

Anahtar Kavram

Polity, Politics ve Policy Ayrımı
Soru 150Soru

Siyaset bilimi literatüründe egemenliğin kaynağı, sahibi ve nitelikleri üzerine Jean Bodin'den modern hukukçulara kadar uzanan süreçte farklı kuramsal yaklaşımlar geliştirilmiştir. Bu yaklaşımlar ve temsilcileriyle ilgili aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hukuksal ve siyasal egemenlik ayrımında; yasaları yapma yetkisine sahip olan seçmen iradesi 'hukuksal egemenliği', parlamento ise 'siyasal egemenliği' temsil eder.

Cevap

Hukuksal ve siyasal egemenlik ayrımında; yasaları yapma yetkisine sahip olan parlamento 'hukuksal egemenliği', onu belirleyen seçmen iradesi ise 'siyasal egemenliği' temsil eder.
Hukuksal ve siyasal egemenlik ayrımı, İngiliz anayasa hukukçusu A.V. Dicey'nin literatüre kazandırdığı bir ayrımdır. Bu ayrıma göre, bir hukuk düzeninde en üstün kanun yapma yetkisine sahip olan organ (örneğin İngiltere'de Parlamento) 'hukuksal egemen'dir. Ancak bu hukuksal egemenin kararlarını fiilen etkileyen, ona meşruiyet sağlayan ve onu seçen irade (seçmenler/halk) 'siyasal egemen'dir. Dolayısıyla parlamentoyu siyasal, seçmeni hukuksal egemen olarak tanımlayan ifade hatalıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Klasik egemenlik kuramcılarının (Bodin, Rousseau, Sieyes, Locke) temel görüşlerini analiz et.
A, B, C ve D seçeneklerindeki ifadelerin düşünürlerin temel tezleriyle uyumlu olduğu görülür.
Bodin mutlakiyetçiliği, Rousseau halk egemenliğini (emredici vekalet), Sieyes milli egemenliği (temsili vekalet) ve Locke sınırlı iktidarı temsil eder.
2
A.V. Dicey tarafından kavramsallaştırılan 'hukuksal' ve 'siyasal' egemenlik ayrımını incele.
Hukuksal egemenlik, bir ülkede yasaları yapma konusunda en üstün hukuki otoriteye (parlamento) işaret eder. Siyasal egemenlik ise bu otoritenin gerisindeki nihai iradedir (halk/seçmenler).
Kavramsal ayrımın temeli, hukuki yetki (legal) ile fiili siyasi irade (political) arasındaki farktır.
3
Yanlış olan seçeneği tespit et.
Seçmen iradesini 'hukuksal', parlamentoyu 'siyasal' egemenlik olarak tanımlayan ifade hatalıdır.
Tanımların tam tersi şekilde eşleştirilmesi gerekmektedir.

Anahtar Kavram

Hukuksal ve Siyasal Egemenlik Ayrımı

Daha Fazla Pratik

Milli egemenlik ile halk egemenliği arasındaki vekalet türü farklarını (emredici vs. temsili) daha derinlemesine inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 151Soru

Siyaset biliminin temel tartışma alanlarından biri olan güç ilişkilerinde "iktidar" (machtmacht) kavramı, bir aktörün toplumsal bir bağlamda kendi iradesini başkalarına kabul ettirebilme potansiyeli olarak ele alınır. Max Weber bu kavramı, özellikle "direnişe rağmen" (gegengegen WiderstrebenWiderstreben) iradenin yürütülmesi vurgusuyla tanımlamıştır.

Buna göre Weber'in yaklaşımı dikkate alındığında, iktidar kavramının doğasına ilişkin aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Otoriteden farklı olarak, yönetilenlerin rızasından ziyade yönetenin iradesini başkalarına kabul ettirme kapasitesine odaklanır.

Cevap

İktidar kavramı, otoriteden farklı olarak yönetilenlerin rızasından ziyade yönetenin iradesini başkalarına kabul ettirme kapasitesine odaklanır.
Doğru yanıt olan seçenek, Weber'in iktidar (machtmacht) tanımının özündeki 'irade dayatma' ve 'direnci kırma' vurgusunu yakalamaktadır. Weber'e göre iktidar, karşıdaki kişi istemese bile ona bir şeyi yaptırabilme ihtimalidir. Bu durum, yönetilenlerin bu gücü 'doğru veya haklı' bularak (rıza göstererek) itaat ettiği otorite (herrschaftherrschaft) kavramından temel bir kopuşu ifade eder.

Adım Adım Çözüm

1
Weber'in 'Macht' (İktidar) tanımındaki anahtar ifadeleri analiz etme.
Tanımdaki 'direnişe rağmen' ve 'kendi iradesini yürütme' vurguları, iktidarın çatışmacı ve dayatmacı potansiyelini ön plana çıkarır.
Kavramın fiili güç kullanımına mı yoksa rızaya mı dayandığını belirlemek için.
2
İktidar ile otorite arasındaki kavramsal ayrımı değerlendirme.
Otorite (Herrschaft) için meşruiyet (rıza/doğru bulma) şartken, iktidar (Macht) için sadece iradenin yürütülmesi yeterlidir.
Seçeneklerdeki kavramsal karışıklıkları elemek için.

Anahtar Kavram

İktidar (Macht) ve Otorite (Herrschaft) Ayrımı
Soru 152Soru

Siyaset biliminde iktidarın (güç) meşruiyet kazanarak otoriteye dönüşme süreci, yönetilenlerin bu gücü 'haklı ve doğru' kabul etme gerekçelerine dayanır. Max Weber’in geliştirdiği üçlü otorite tiplemesi dikkate alındığında, geleneksel otorite ile yasal-rasyonel otorite arasındaki temel fark aşağıdakilerin hangisinde doğru olarak ifade edilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Geleneksel otoritede itaat 'geçmişten gelen kutsal törelere' dayalıyken, yasal-rasyonel otoritede 'akılcı ve yazılı hukuk kurallarına' dayanır.

Cevap

Geleneksel otorite ile yasal-rasyonel otorite arasındaki temel fark; itaatin kaynağının geçmişten gelen kutsal töreler olması ile akılcı ve yazılı hukuk kuralları olmasıdır.
Doğru seçenek, Max Weber'in otorite tiplemesindeki temel ayrımı tam olarak yansıtmaktadır. Geleneksel otoritede yöneticinin meşruiyeti 'eskiden beri var olan' kutsal adetlere dayanırken; modern devletin temeli olan yasal-rasyonel otoritede meşruiyet, akılcı yollarla oluşturulmuş anayasa ve yasalar gibi soyut kurallardan kaynaklanır.

Adım Adım Çözüm

1
Otorite kavramını iktidardan ayıran meşruiyet unsurunu tanımla.
Otorite, yönetilenlerin rızasına dayanan meşru iktidardır.
İktidarın (güç) otoriteye dönüşmesi için toplumun bu gücü haklı bulması gerekir.
2
Max Weber'in otorite tiplemelerini karşılaştır.
Geleneksel otorite geçmişin ve törenin kutsallığına, yasal-rasyonel otorite ise rasyonel kurallara ve makamın yetkisine dayanır.
Meşruiyetin kaynağı her otorite tipini birbirinden ayıran temel ölçüttür.
3
İtaatin nesnesini ve kaynağını belirle.
Yasal-rasyonel otoritede itaat gayrişahsi kurallara ve makama yapılırken, geleneksel otoritede geleneksel statüye sahip kişiye yapılır.
Modern bürokrasiyi geleneksel yönetimlerden ayıran en önemli fark 'kural temelli' (rasyonel) olmasıdır.

Anahtar Kavram

Max Weber'in Otorite Tipolojisi

Alternatif Yöntem

Weber'in tipolojisini 'Kişisel Otorite' (Geleneksel, Karizmatik) ve 'Gayrişahsi Otorite' (Yasal-Rasyonel) olarak iki ana gruba ayırarak elemeniz, yasal-rasyonel otoriteyi diğerlerinden ayıran 'kural' ve 'makam' vurgusunu daha kolay görmenizi sağlar.
Tahmini Süre:1m 15s
ÖncekiSayfa 8 / 8
Siyaset Biliminin Temel Kavramları Alıştırma Soruları — KPSS Kamu Yönetimi — Sayfa 8 | Examkin