Türkiye'nin Toplumsal Yapısı
106 soru
Türkiye'de özellikle 'lı yıllardan itibaren büyük kentlerin yapısında gözlemlenen; üst ve orta-üst tabakalara hitap eden, dış dünyadan yüksek duvarlarla yalıtılmış "kapalı siteler" (gated communities) ile bu yapıların hemen sınırında yer alan düşük gelirli mahalleler arasındaki ilişki, fiziksel yakınlığa rağmen sosyal etkileşimin yok denecek kadar az olmasıyla karakterize edilir. Bu durum, Türkiye'nin toplumsal tabakalaşma ve eşitsizlik yapısı bağlamında aşağıdaki kavramlardan hangisiyle açıklanabilir?
Türkiye’de ’lı yıllarda planlı kalkınma dönemine geçilmesiyle birlikte nüfus politikalarında rasyonel ve ekonomik bir yaklaşım benimsenmiştir. Bu dönemde hazırlanan kalkınma planlarında; hızlı nüfus artışının, devletin eğitim, sağlık, konut ve yol gibi sosyal alanlara yapması gereken harcamaları artırdığı, bu durumun ise sanayi ve tarım gibi doğrudan üretim artışı sağlayacak alanlara ayrılan sermaye payını daralttığı vurgulanmıştır.
Sosyolojik ve ekonomik literatürde, nüfusun temel ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla yapılan ve doğrudan üretim artışı sağlamayan bu kamu harcamalarını ifade eden kavram aşağıdakilerden hangisidir?
Türkiye'de son yıllarda kadınların yükseköğretimden mezun olma oranlarının erkeklerle eşitlenmesine ve pek çok profesyonel meslekte başarıyla yer almalarına rağmen; büyük şirketlerin yönetim kurullarında, üniversitelerin üst yönetim kademelerinde ve bürokrasinin tepe noktalarında kadın temsilinin hala oldukça düşük düzeyde kalması toplumsal tabakalaşma açısından önemli bir eşitsizlik alanıdır.
Liyakat ve eğitim düzeyinden bağımsız olarak, kadınların kariyer basamaklarında belirli bir seviyenin üzerine çıkmalarını engelleyen bu görünmez toplumsal ve yapısal bariyerleri ifade eden kavram aşağıdakilerden hangisidir?
Türkiye'de toplumsal yapının dönüşümü ve iş gücü piyasasındaki gelişmeler bağlamında; bireylerin aktif olarak istihdamda yer almalarına ve düzenli bir işe sahip olmalarına karşın, elde ettikleri toplam gelirin hane halkının temel gereksinimlerini karşılamaya yetmemesi ve bu kesimin yoksulluk sınırı altında yaşamaya devam etmesi durumu literatürde hangi kavramla tanımlanmaktadır?
Türkiye'de özellikle 'li yıllardan itibaren neoliberal politikaların ve ekonomik dışa açılmanın etkisiyle toplumsal tabakalaşma yapısında önemli bir dönüşüm yaşanmıştır. Bu süreçte mülkiyet sahibi geleneksel orta sınıftan (esnaf, zanaatkâr, küçük tüccar) ziyade; eğitimli, uzmanlık sahibi ve modern hizmet sektöründe yoğunlaşan bir "yeni orta sınıf" profili ön plana çıkmıştır.
Buna göre, sosyolojik açıdan "yeni orta sınıf"ı geleneksel orta sınıftan ayıran temel fark aşağıdakilerden hangisidir?
Türkiye'de eğitim sisteminin, bireylerin ailelerinden devraldıkları 'verili statülerini' (ascribed status) kendi yetenek ve başarıları doğrultusunda 'kazanılmış statüye' (achieved status) dönüştürmelerine imkân tanıyan bir 'toplumsal asansör' görevi görmesi beklenir. Ancak merkezi sınav sonuçları ve akademik başarı oranları; ekonomik imkânları geniş ve kültürel sermayesi yüksek ailelerin çocuklarının bu süreçte daha avantajlı olduğunu, dolayısıyla eğitimin mevcut tabakalaşma yapısını meşrulaştırarak bir sonraki kuşağa aktardığını göstermektedir. Bu parçadaki eleştirel değerlendirme, eğitimin toplumsal hareketlilikteki rolüne ilişkin aşağıdaki kuramsal yaklaşımlardan hangisiyle ilişkilendirilebilir?
Türkiye'de bir kamu görevlisinin benzer bir statüdeki başka bir kuruma geçmesi 'yatay hareketlilik' olarak tanımlanırken; eğitim yoluyla daha üst bir sosyo-ekonomik tabakaya geçmesi 'dikey hareketlilik' olarak adlandırılır. Ancak eğitim sisteminin bu dikey hareketliliği liyakat temelinde sağlamak yerine, diplomanın bir 'toplumsal kapanma' (social closure) aracı olarak kullanılması yoluyla mevcut eşitsizlikleri meşrulaştırdığını iddia eden yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?
Türkiye'de eğitim ve toplumsal hareketlilik ilişkisi üzerine yapılan tartışmalarda iki temel perspektif öne çıkmaktadır. Birinci perspektif; eğitim sisteminin bireylere yetenekleri ve çabaları ölçüsünde dikey hareketlilik şansı tanıyan 'meritokratik' (liyakat odaklı) bir yapıda olduğunu ve bu sayede toplumsal verimliliğin sağlandığını savunur. İkinci perspektif ise; eğitim sisteminin, ailelerin sahip olduğu ekonomik ve kültürel avantajları koruyarak toplumsal tabakaların mevcut statüsünü sabitlediğini ve eşitsizlikleri bir nesilden diğerine aktardığını iddia eder. Paragrafta belirtilen ikinci perspektifin savunduğu temel olgu ve bu görüşün bağlı olduğu sosyolojik yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?
Türkiye'de kentleşme ve modernleşme süreçleriyle birlikte hane yapısı çekirdek aileye dönüşse de, kentte yaşayan bireylerin akrabalık bağlarını koparmadıkları; aksine iş bulma, barınma, çocuk bakımı ve ekonomik krizlerle baş etme gibi konularda akraba ağlarından yoğun şekilde destek aldıkları gözlemlenmektedir. Sosyolojik literatürde bu durum, ailenin yapısal olarak küçülmesine rağmen ilişkisel bağlarının önemini koruduğunu göstermektedir.
Buna göre, Türkiye'de akrabalık ilişkilerinin kentsel ortamda devam ettirdiği temel işlev aşağıdakilerden hangisidir?
Türkiye'de özellikle 'lı yıllardan itibaren yükselişe geçen ve "Anadolu sermayesi" olarak adlandırılan yeni girişimci gruplar; geleneksel İstanbul merkezli büyük sermayeden sadece ekonomik birikim kapasiteleriyle değil, aynı zamanda sahip oldukları muhafazakâr değerler, yaşam tarzları ve kültürel aidiyetleriyle de ayrışmaktadır. Bu durum, Türkiye'de ekonomik güç ile toplumsal saygınlık (statü) arasındaki ilişkinin her zaman paralel ilerlemediğini ortaya koymaktadır.
Bu değişim süreci, Max Weber'in tabakalaşma perspektifiyle ele alındığında aşağıdakilerden hangisini yansıtmaktadır?
Türkiye'de kırsal toplumsal yapının modernleşme sürecinde, yılında yürürlüğe giren 'Çiftçiyi Topraklandırma Kanunu' ile mülkiyet yapısının demokratikleştirilmesi ve topraksız köylünün mülk sahibi yapılması hedeflenmiştir. Ancak bu kanun, toprak mülkiyetinde beklenen büyük çaplı yapısal dönüşümü gerçekleştirememiştir. Bu kanunun uygulama sürecinde hedeflerine ulaşamamasının temel sosyo-politik nedeni aşağıdakilerden hangisidir?
Türkiye'de dikey hareketliliğin en önemli meşruiyet kaynağı olarak görülen merkezi sınav sistemleri, başarıyı teorik olarak bireysel yetenek ve çalışmaya indirger. Ancak çatışmacı perspektiften bakan sosyologlar; bu sınavlarda performansı belirleyen asıl unsurun, aileden devralınan ekonomik ve kültürel sermayenin eşitsiz dağılımı olduğunu savunurlar. Bu yaklaşıma göre eğitim, sınıfsal yapıyı değiştirmekten ziyade mevcut eşitsizlikleri onaylayan ve meşrulaştıran bir mekanizmadır.
Buna göre çatışmacı kuramcılar, eğitim sisteminin aşağıdaki özelliklerinden hangisinin bir "yanılsama" (illüzyon) olduğunu ileri sürmektedir?
Osmanlı toplumsal yapısında birey, devlet karşısında doğrudan bir muhatap olmaktan ziyade mensup olduğu dinsel cemaat (millet) üzerinden tanımlanmıştır. Cumhuriyet dönemi modernleşme hareketleri ise bu 'aracı' yapıları ortadan kaldırarak bireyi doğrudan hukuksal ve siyasal bir özne haline getirmeyi hedeflemiştir. Bu bağlamda, Osmanlı'dan Cumhuriyet'e geçiş sürecinde toplumsal yapıda yaşanan en temel dönüşüm aşağıdakilerden hangisidir?
Osmanlı Devleti’nin son dönemlerinde Tanzimat ile başlayan modernleşme çabaları, geleneksel kurumlar ile modern kurumların bir arada yaşadığı 'ikili bir yapı' (dualizm) yaratmıştır. Cumhuriyet dönemi devrimleri ise bu ikili yapıyı tasfiye ederek 'kurumsal ve hukuksal monizm' (teklik) ilkesini benimsemiştir. Bu yapısal dönüşümün toplumsal kimlik inşasındaki en temel sonucu aşağıdakilerden hangisidir?
Türkiye’de 1950 sonrasında hız kazanan kentleşme süreci, kentsel nüfus artışının sanayileşme kapasitesini aşmasıyla karakterize edilir. Bu durum, kente göç edenlerin resmi kanallara (modern konut piyasası, sosyal güvenlik, kurumsal istihdam) tam eklemlenememesine yol açmıştır. Göçmenler, bu sistem dışı kalma riskine karşı kırsal dayanışma ağlarını kentsel alana taşıyarak kendi barınma ve hayatta kalma stratejilerini geliştirmişlerdir.
Sosyolojik literatürde, kente yeni gelenlerin modern kentsel yapıya tam uyum sağlayana kadar bir "geçiş alanı" ve "koruyucu kalkan" olarak kullandıkları bu yapısal çözüm aşağıdakilerden hangisi ile ifade edilir?
Türkiye’de ’li yıllardan itibaren hızlanan iç göç hareketleri sonucunda ortaya çıkan gecekondu olgusu, sosyolojik literatürde sadece bir barınma sorunu olarak değil, aynı zamanda kırdan kente gelen nüfusun kentsel yapıya eklemlenme sürecinde kullandığı bir "stratejik uyum mekanizması" olarak değerlendirilmektedir. Bu bağlamda, gecekondulaşma sürecinin kentsel bütünleşme açısından üstlendiği temel sosyolojik işlev aşağıdakilerden hangisidir?
Türkiye'de toplumsal hareketliliğin en önemli kanallarından biri olarak kabul edilen eğitim sistemi hakkında yapılan sosyolojik tartışmalarda, "çatışmacı yaklaşım" (conflict theory) savunucularının temel argümanı aşağıdakilerden hangisidir?
Türkiye'de toplumsal tabakalaşma yapısının tarihsel gelişimi ve modernleşme süreci incelendiğinde, bireylerin toplumsal hiyerarşideki yerini belirleyen kaynakların çeşitlendiği görülmektedir. Pierre Bourdieu'nun kuramsallaştırdığı ve Türkiye'deki "yeni orta sınıf"ın konumunu açıklamada sıklıkla başvurulan "kültürel sermaye" kavramı; bireyin eğitim, aile ortamı ve toplumsallaşma süreci yoluyla edindiği nitelikleri ifade eder.
Buna göre, aşağıdakilerden hangisi günümüz Türkiye'sinde bir bireyin toplumsal tabakalaşmadaki konumunu belirleyen "kültürel sermaye" unsurlarından biridir?
Türkiye'de özellikle son yılda yükseköğretim kurumlarının sayısındaki artışa paralel olarak üniversite mezunu gençlerin sayısında büyük bir artış yaşanmıştır. Ancak bu durum, pek çok mezunun kendi uzmanlık alanları dışında, düşük ücretli ve düşük prestijli hizmet sektörü işlerinde çalışmak zorunda kalmasına yol açmıştır. Bireyin sahip olduğu yüksek eğitim seviyesine rağmen ekonomik ve mesleki prestij açısından alt sıralarda yer alması, toplumsal tabakalaşma çalışmalarında ifade edilen aşağıdaki kavramlardan hangisiyle açıklanır?
Türkiye’de - dönemini kapsayan pronatalist süreçte nüfusun artırılması temel bir devlet politikası olarak benimsenmiş, bu doğrultuda Türk Ceza Kanunu'nda çeşitli kısıtlamalara yer verilmiştir. yılında sayılı Nüfus Planlaması Hakkında Kanun'un yürürlüğe girmesiyle bu yaklaşım terk edilerek antinatalist (nüfus artış hızını düşürmeye yönelik) bir yönelime geçilmiştir.
Bu yasal değişimle birlikte, demografik yapının planlanması amacıyla atılan en somut adım aşağıdakilerden hangisidir?