Kamu gelirleri teorisinde vergilemenin meşruiyetini devlet ile vatandaş arasındaki bir 'hizmet-bedel' ilişkisine dayandıran faydalanma ilkesi, çeşitli teorisyenler tarafından savunulmuş olsa da uygulama aşamasında bazı kısıtlarla karşılaşmaktadır. Buna göre, faydalanma ilkesinin özellikle saf kamusal malların finansmanı açısından taşıdığı temel uygulama kısıtı aşağıdakilerden hangisidir?
- Bireylerin kamusal hizmetten elde ettikleri marjinal faydayı gizleyerek 'bedavacılık' eğilimi göstermeleri nedeniyle gerçek tercihlerin belirlenememesiCevap
- BVergilemede adaletin sadece dikey adalet perspektifinden sağlanarak düşük gelirli grupların vergi dışı bırakılması
- CBu ilkenin sadece harç ve şerefiye gibi cebri olmayan iradi kamu gelirleri için uygulanabilir olması
- DVergi ödeme gücünün belirlenmesinde sadece servet ve harcama gibi dolaylı göstergelerin esas alınması
- EKamu hizmeti maliyetinin hizmetten yararlananların sayısına bölünmesiyle elde edilen ortalama maliyetin maktu vergi olarak alınması
Cevap
Bireylerin kamusal hizmetten elde ettikleri marjinal faydayı gizleyerek 'bedavacılık' (free-rider) eğilimi göstermeleri nedeniyle gerçek tercihlerin belirlenememesi
Faydalanma ilkesi, vergiyi sunulan hizmetin karşılığı (fiyatı) olarak görür. Ancak saf kamusal mallarda (milli savunma gibi) bir kişiyi hizmetten mahrum bırakmak imkansız olduğu için, rasyonel bireyler maliyete katlanmamak adına faydalarını gizlerler. Bu durum 'bedavacılık' sorununa yol açar ve vergi yükünün faydaya göre dağıtılmasını engeller.
Adım Adım Çözüm
Anahtar Kavram
Saf kamusal mallarda dışlanamamazlık özelliği nedeniyle ortaya çıkan 'bedavacılık' sorunu, faydalanma ilkesinin bireysel bazda uygulanmasını imkansız kılar.