Soru

Zorluk: ZorBağımlılık Teorisi

Bir uluslararası ilişkiler uzmanı, yayımladığı makalesinde şu değerlendirmelere yer vermiştir: 'Gelişmekte olan devletlerin küresel serbest piyasaya daha fazla entegre olmalarının onların kalkınma sorunlarını çözeceğini beklemek, tarihsel verilerle çelişmektedir. Andre Gunder Frank'ın da işaret ettiği üzere, bu ülkelerin mevcut durumu, sanayileşmiş ülkelerin yüzyıllar önceki henüz gelişmemiş hallerine benzemez. Aksine, küresel ekonomi politik öylesine yapısal bir asimetri üzerine kuruludur ki, mevcut sistemin işleyişi bizzat bu eşitsizliği yeniden üretir.'

Uzmanın bu değerlendirmeleri Bağımlılık Teorisi merceğinden yapıldığı dikkate alındığında, makalenin ilerleyen bölümlerinde 'merkez' (metropol) ve 'çevre' (uydu) ilişkilerine dair aşağıdaki çıkarımlardan hangisinin yapılması en olasıdır?

  1. A
    Merkez, çevre ve bu iki grup arasında esneklik sağlayan yarı-çevre ülkelerden oluşan küresel sistemde, devletlerin doğru sanayileşme stratejileriyle hiyerarşik konumlarını değiştirebildiği.
  2. Çevre ülkelerin dünya kapitalist sistemine eklemlendikçe kalkınmak yerine, merkez ülkelere sürekli bir artı-değer aktarımı gerçekleştirerek kalıcı ve yapısal bir azgelişmişliğe mahkûm olduğu.Cevap
  3. C
    Merkez ve çevre ülkeler arasındaki çok kanallı ticari etkileşimin, zamanla askeri gücün işlevselliğini kırarak tüm aktörler için karşılıklı fayda üreten asimetrik bir refah ağı yarattığı.
  4. D
    Çevre devletlerin temel probleminin uluslararası sistemin sömürü mekanizmalarından ziyade, ulusal düzeydeki geleneksel kültürel kodlar ve irrasyonel yerel bürokratik yapılar olduğu.
  5. E
    Anarşik uluslararası sistemde merkez ülkelerin sahip oldukları sermaye ve teknoloji tekelini paylaşmamalarının temel nedeninin, mutlak kazançlardan çok göreli kazançlarını maksimize etme kaygısı olduğu.

Cevap

Çevre ülkelerin dünya kapitalist sistemine eklemlendikçe kalkınmak yerine, merkez ülkelere sürekli bir artı-değer aktarımı gerçekleştirerek kalıcı ve yapısal bir azgelişmişliğe mahkûm olduğu.
Bağımlılık Teorisi'nin kalbinde, özellikle Andre Gunder Frank'ın formüle ettiği 'gelişmenin azgelişmişliği' argümanı yatar. Bu teoriye göre, uluslararası sistem 'merkez' ve 'çevre' olarak iki kutba ayrılmıştır. Çevre ülkeler dünya pazarına hammadde tedarikçisi olarak entegre edildikçe, ürettikleri artı-değer merkez ülkelere transfer edilir. Bu nedenle azgelişmişlik, ülkelerin henüz sanayileşmemiş olmasından kaynaklanan evrimsel bir geri kalmışlık değil, merkez ülkelerin gelişmişliğini ayakta tutan aktif ve sömürüye dayalı kurumsallaşmış bir süreçtir.

Adım Adım Çözüm

1
Makaledeki temel argümanın analiz edilmesi.
Makale, azgelişmişliğin geçici ve evrimsel bir aşama olmadığını, küresel serbest piyasaya entegrasyonun çevre ülkelerde kalkınma sağlamadığını ve sistemin yapısal bir eşitsizlik ürettiğini savunmaktadır.
Bağımlılık Teorisi'nin modernleşme yaklaşımlarına getirdiği ontolojik eleştirinin sınırlarını belirlemek.
2
Andre Gunder Frank'ın 'gelişmenin azgelişmişliği' tezinin hatırlanması.
Bu teze göre merkez (metropol) ülkelerin sermaye birikimi ve gelişimi ile çevre (uydu) ülkelerin azgelişmişliği, uluslararası kapitalist sistemin eşzamanlı ve birbirini besleyen iki sonucudur.
Teorinin merkez ve çevre arasındaki eşitsizliği hangi sömürü mekanizmasına dayandırdığını doğrulamak.
3
Seçeneklerin teorik yaklaşımlarla eşleştirilmesi ve elenmesi.
Yarı-çevre kavramı Dünya Sistemleri Teorisi'ne, çok kanallı etkileşim ve ortak fayda Karşılıklı Bağımlılık Teorisi'ne, yerel/kültürel engeller Modernleşme Teorisi'ne, göreli kazanç ise Neorealizm'e aittir. Artı-değer aktarımı ve yapısal azgelişmişlik vurgusu ise doğrudan Bağımlılık Teorisi'ne aittir.
Çeldiricileri doğru bir şekilde eleyerek parçanın ana fikriyle birebir örtüşen argümana ulaşmak.

Anahtar Kavram

Bağımlılık Teorisi ve 'Gelişmenin Azgelişmişliği' Tezi
Tahmini Süre:2m 0s
Bu soruyu puanla