Dünya çapında faaliyette bulunan ve neredeyse tüm devletlerin üye olduğu evrensel nitelikli bir uluslararası örgütün görevlisi, örgütün nadir olarak üyesi olmayan X devletinde yürüttüğü resmi bir görev sırasında, o devletin güvenlik güçlerinin orantısız güç kullanımı sonucunda zarara uğramıştır. Örgüt, bu zararın tazmini için X devletine karşı uluslararası talepte bulunmak ve gelecekteki misyonları için bu devletle bir bağışıklık antlaşması akdetmek istemektedir. X devleti ise, örgütün kendisi açısından hukuki bir varlığı olmadığını ve devletler gibi egemen bir nitelik taşımadığını iddia etmektedir.
Uluslararası hukukun temel ilkeleri ve yerleşmiş uluslararası yargı içtihatları dikkate alındığında, bu olayla ilgili aşağıdaki değerlendirmelerden hangisi doğrudur?
- AÖrgütün, üyesi olmayan bu devlete karşı hukuki bir talepte bulunabilmesi için, söz konusu devlet tarafından 'kurucu tanıma' teorisi uyarınca tanınmış olması mutlak bir gerekliliktir.
- BDevlet yetkililerinin görevliye verdikleri zarar, kendilerine verilen yasal yetkilerin dışına çıkılarak (ultra vires) gerçekleştirilmişse, bu hukuka aykırı fiil devlete isnat edilemez ve örgütün tazminat talep etme hakkı ortadan kalkar.
- CUluslararası örgütler, tıpkı devletler gibi mutlak egemenlik ve yargı bağışıklığına sahip olduklarından, işlevsel bir sınırlandırmaya tabi olmaksızın her türlü konuda serbestçe uluslararası antlaşma (jus tractatuum) akdedebilirler.
- Örgütlerin antlaşma yapma (jus tractatuum) ve uluslararası talepte bulunma ehliyeti egemenlikten değil 'işlevsel zorunluluk' ilkesinden doğar; ayrıca evrensel nitelikli örgütler üye olmayan devletlere karşı dahi 'objektif hukuki kişilik' ileri sürebilir.Cevap
- EZarara uğrayan görevli, uluslararası hukukun devlete eşdeğer asli ve tam süjesi kabul edildiğinden, örgütün himayesine gerek kalmaksızın devletler gibi doğrudan uluslararası yargı mercilerine başvurma mutlak yetkisine sahiptir.