X kıtasında yer alan ve uzun süredir Y devletinin bir parçası olan Z bölgesi, tek taraflı bağımsızlık ilan ederek kendi anayasasını kabul etmiştir. Z bölgesi, sınırları belirli bu coğrafyada fiili ve kesintisiz bir otorite kurmuş, yerleşik halkı üzerinde egemenlik yetkilerini tam anlamıyla kullanmaya başlamış ve dış ilişkilerini bağımsızca yürütebilecek kurumsal altyapıyı oluşturmuştur. Ancak Y devleti ve müttefikleri, Z'yi diplomatik olarak tanımayı reddetmekte ve tanınma gerçekleşmediği için Z'nin uluslararası antlaşma yapma ehliyetinden yoksun olduğunu, dolayısıyla uluslararası hukuk kişiliği kazanamadığını ileri sürmektedir.
Genel kabul gören uluslararası hukuk kuralları ve devletin kurucu unsurları dikkate alındığında, Z bölgesinin hukuki statüsü hakkında aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
- Z bölgesi; insan topluluğu, ülke ve egemen siyasi otorite unsurlarına fiilen sahip olduğu için devlet niteliğini kazanmıştır; diğer devletlerin tanıması mevcut durumu sadece teyit eden beyan edici bir işlemdir.Cevap
- BZ'nin uluslararası hukukun asli bir süjesi olarak hak ve borç sahibi olabilmesi için uluslararası toplum tarafından tanınması şarttır, zira tanınma devlet kişiliğinin kurucu unsurudur.
- CZ bölgesinin uluslararası ilişkiler kurma ehliyetinden yoksun olduğu iddiası haklıdır; çünkü antlaşma yapma kapasitesi devletin varlığından bağımsız olarak ancak diğer devletlerin tanımasıyla sonradan kazanılan hukuki bir ayrıcalıktır.
- DYaşanan hukuki uyuşmazlık Z'nin bir devlet olarak varlığıyla değil, kurulan siyasal rejimin meşruiyetiyle ilgilidir; bu nedenle sorun devletin tanınması değil, yalnızca hükûmetin tanınması kuralları çerçevesinde çözülmelidir.
- EZ bölgesi, asıl devlet olan Y'nin rızası hilafına kurulduğu için fiili unsurları tamamlamış olsa dahi devlet statüsü kazanamaz; devletin doğuşu için öncelikle önceki egemenin kurucu nitelikteki devir işlemi şarttır.