"Tierra" adlı siyasi bir yapı, sınırları belirli bir kara parçası üzerinde kesin ve sürekli bir fiili kontrol tesis etmiş, yerleşik nüfusu üzerinde kamu düzenini sağlayacak teşkilatlı bir otorite kurmuştur. Hatta komşusu "Aura" devleti ile sınır ticareti ve gümrük rejimini düzenleyen teknik bir antlaşma akdetmiştir. Ancak uluslararası toplumun geri kalanı, Tierra'nın bağımsızlığını siyasi nedenlerle şiddetle reddetmekte ve hiçbir devlet tarafından resmi bir tanınma işlemine tabi tutulmamaktadır. Bir süre sonra Tierra'nın mülkiyetinde olan ve münhasıran kamu hizmetinde kullanılan bir devlet gemisi, açık denizde "Lumina" devleti yetkililerince alıkonulur. Tierra, egemen bir devlet olduğunu ileri sürerek geminin yargı bağışıklığına sahip olduğunu iddia ederken; Lumina devleti, Tierra'nın uluslararası toplumca tanınmamış olması sebebiyle uluslararası hukuk kişiliği bulunmadığını ve herhangi bir egemenlik hakkı iddia edemeyeceğini savunur.
Modern uluslararası hukukun genel kabul gören kuralları ve 1933 Montevideo Sözleşmesi'nde belirlenen kriterler çerçevesinde, bu uyuşmazlığın çözümüne ilişkin aşağıdaki hukuki değerlendirmelerden hangisi en isabetlidir?
- AUluslararası hukukta yeni bir siyasi varlığın kişiliğinin doğması kurucu tanıma teorisi gereğince diğer devletlerin ortak rızasına bağlı olduğundan, Tierra'nın nesnel unsurları tek başına ona devlet statüsü kazandırmaya yetmez.
- BOlaydaki uyuşmazlık, yeni bir devletin ortaya çıkışından ziyade otoriteyi sağlayan idarenin meşruiyetine dayandığından, mesele devletin değil hükümetlerin tanınması usulleri kapsamında değerlendirilmeli ve bağışıklık reddedilmelidir.
- Tierra, devletin varlığı için gerekli nesnel unsurları fiilen tamamlamış olduğundan, açıklayıcı (beyan edici) tanıma teorisi uyarınca resmi olarak tanınmamış olsa dahi uluslararası hukukun asli süjesi sıfatını kazanmıştır ve egemenlik haklarını ileri sürebilir.Cevap
- DTierra'nın uluslararası ilişkiler kurma kapasitesi diğer aktörlerce siyaseten engellendiğinden, Montevideo Sözleşmesi'nde aranan asli unsurlar kümülatif olarak oluşmamış kabul edilir ve bu durum devlet sıfatının doğmasını mutlak surette engeller.
- ETierra nesnel bir devlet hüviyeti taşısa bile, sınırlı yargı bağışıklığı teorisine göre gemi işletmek doğrudan ticari bir eylem (jure gestionis) niteliğinde sayıldığından, mutlak bağışıklık kuralından hiçbir surette yararlanamaz.