Soru

Zorluk: ZorDünya Sistemleri Teorisi

Uluslararası ilişkiler disiplininde eşitsiz gelişim ve hegemonya konuları çeşitli yapısalcı yaklaşımlar tarafından incelenmektedir. Immanuel Wallerstein'ın "Modern Dünya Sistemi" teorisi, kendisinden önceki yaklaşımların metodolojik çerçevesini eleştirerek küresel kapitalizmin işleyişine dair yeni bir model sunmuştur. Wallerstein, küresel ekonomi politiği açıklarken klasik Marksizm'in sınıf indirgemeciliğini ve erken dönem Bağımlılık Okulu'nun devlet-merkezci eğilimlerini aşmayı hedeflemiştir.

Buna göre, aşağıdakilerden hangisi Immanuel Wallerstein'ın Dünya Sistemleri Teorisi'nin temel argümanını ve analiz birimine yaklaşımını doğru yansıtmaktadır?

  1. A
    Sistem analizi merkez-çevre şeklindeki ikili bir modele dayanır ve küresel hiyerarşiyi yumuşatan, devletlerin kısmi hareketliliğine izin veren ara kategorilerin varlığını bütünüyle reddeder.
  2. B
    Artı-değer üretim sürecinde çevre ülkeler teknoloji yoğun üretimi kontrol ederek sermaye birikimini merkezileştirirken, merkez ülkeler hammadde tedarikine dayalı zayıf devlet yapılarına indirgenir.
  3. Ulus-devletler bağımsız ve otonom analiz birimleri olmak yerine, eşitsiz mübadeleye dayalı küresel işbölümünü içeren tek bir kapitalist dünya-ekonomisinin bünyesinde tarihsel olarak inşa edilmiş yapısal kurumlardır.Cevap
  4. D
    Dünya sistemi, sadece ekonomik bir işbölümü olmasının ötesinde, egemen devletlerin ortak kurallar, değerler ve uluslararası hukuk çerçevesinde birleşerek oluşturduğu normatif bir uluslararası toplumdur.
  5. E
    Küresel eşitsizliklerin ve sistemik hiyerarşinin asıl nedeni, yapısal dinamiklerden ziyade, karar alıcı elitlerin ulusal çıkarları doğrultusunda uyguladıkları güç maksimizasyonuna dayalı rasyonel dış politika tercihleridir.

Cevap

Ulus-devletlerin bağımsız analiz birimleri olmadığı, aksine eşitsiz mübadeleye dayalı küresel işbölümünü içeren tek bir kapitalist dünya-ekonomisinin bünyesinde inşa edilmiş yapısal kurumlar olduğunu belirten ifade doğru yanıttır.
Doğru yanıt, Immanuel Wallerstein'ın metodolojik çıkış noktasını eksiksiz özetlemektedir. Wallerstein, geleneksel siyaset biliminin ulus-devleti mutlak ve verili bir analiz birimi olarak kabul etmesine şiddetle karşı çıkar. Ona göre, tarihteki tek işlevsel sistem 'dünya-sistemi'dir ve modern dönemde bu sistem, tek bir siyasi merkezin olmadığı ancak tek bir ekonomik işbölümünün (kapitalist dünya-ekonomisi) hüküm sürdüğü bir yapıdadır. Dolayısıyla devletler otonom varlıklar değil, bu büyük ekonomik mekanizmanın kendi sınırları içinde kârı maksimize etmek ve sınıfsal çıkarları korumak için ürettiği kurumsal aparatlardır.

Adım Adım Çözüm

1
Wallerstein'ın ontolojik yaklaşımını ve analiz birimini belirlemek
Teorinin analiz biriminin devletler veya toplumlar değil, birbiriyle eşitsiz etkileşim içindeki 'dünya-sistemi' (kapitalist dünya-ekonomisi) olduğu saptanır.
Teoriyi geleneksel uluslararası ilişkiler yaklaşımlarından ayıran en temel fark, devleti veri kabul etmeyip onu sistemin bir ürünü olarak görmesidir.
2
Bağımlılık Okulu ile Dünya Sistemleri Teorisi arasındaki farkı tespit etmek
Bağımlılık teorisinin katı merkez-çevre modeline karşın, Wallerstein'ın sistemin kutuplaşmasını engelleyen 'yarı-çevre' ara bölgesini teoriye dâhil ettiği hatırlanır.
Soruda teorinin Bağımlılık Okulu'ndan ayrılan yönüne ve özgünlüğüne vurgu yapılmıştır.
3
Seçenekleri bu iki temel ilke bağlamında elemek
İkili yapıyı savunan, merkez ve çevrenin işlevlerini ters veren, normatif toplum kavramını öne süren ve rasyonel birey tercihine odaklanan seçenekler yanlış olarak işaretlenir.
Yanlış seçenekler bilinçli olarak diğer uluslararası ilişkiler kuramlarının (Neorealizm, İngiliz Okulu vb.) veya Bağımlılık Okulu'nun argümanlarıyla kurgulanmıştır.

Anahtar Kavram

Kapitalist Dünya-Ekonomisi ve Bütüncül Analiz Birimi
Bu soruyu puanla