Dünya Sistemleri Teorisi'nde, bir ülkenin küresel iş bölümündeki konumu (merkez, yarı-çevre, çevre) ile o ülkenin devlet aygıtının gücü arasında doğrudan bir ilişki kurulur. Immanuel Wallerstein'a göre, merkez ülkeler 'güçlü devlet' yapılarına sahipken, çevre ülkeler 'zayıf devlet' yapılarıyla karakterize edilir.
Bu kuramsal çerçeveden hareketle, Wallerstein’ın analizinde merkez ülkelerdeki devlet yapısının 'güçlü' olarak tanımlanmasının temel gerekçesi aşağıdakilerden hangisidir?
- Kapitalist birikim sürecinde yüksek kâr getiren tekelci (yarı-tekel) üretim faaliyetlerini rakiplere karşı korumak ve artı-değerin merkeze akışını idari/askeri kapasiteyle güvence altına almak.Cevap
- BDemokratik rejimlerin sağladığı hukuki şeffaflık sayesinde toplumsal rızayı kurumsallaştırarak iç siyasal istikrarı kalıcı hale getirmek.
- CUluslararası sistemin anarşik doğası gereği, diğer büyük güçlerin askeri tehditlerine karşı dengeleyici bir savunma kapasitesi geliştirmek.
- DSömürgecilik döneminden kalan bürokratik mirası kullanarak, çevre ülkeler üzerindeki doğrudan siyasi denetimi bir dünya-imparatorluğu modeline dönüştürmek.
- EUluslararası toplumun normlarını belirleyerek, küresel örgütler aracılığıyla diğer devletlerin dış politikalarını kendi çıkarları doğrultusunda manipüle etmek.
Cevap
Kapitalist birikim sürecinde tekelci faaliyetlerin korunması ve artı-değer transferinin güvence altına alınması
Wallerstein'ın analizinde devlet gücü, küresel artı-değer birikimindeki rolüyle tanımlanır. Merkez ülkelerdeki üretimin 'merkez' niteliği taşıması, bu faaliyetlerin serbest piyasa rekabetinden korunup 'yarı-tekel' (quasi-monopoly) haline getirilmesine bağlıdır. Güçlü devletler; patentler, sübvansiyonlar, askeri koruma ve gümrük düzenlemeleri yoluyla bu tekelci kârları rakiplerine karşı savunurlar. Bu nedenle merkez ülkelerde güçlü, çevre ülkelerde ise sömürüye açık zayıf devlet yapıları bulunur.
Adım Adım Çözüm
Anahtar Kavram
Dünya Ekonomisinde Devlet Gücü ve Yarı-Tekel Mekanizması
Tahmini Süre:2m 0s