Uluslararası yargı mekanizmalarının evrimi incelendiğinde, klasik devletler hukuku doktrininin aksine, gerçek kişilerin uluslararası düzeyde hukuki muamelelere doğrudan konu olabildiği görülmektedir. İnsan hakları ihlallerine karşı uluslararası mahkemelere başvuru yolları ve uluslararası suç faillerinin bizzat yargılanması bu dönüşümün temel dayanaklarıdır. Bu kurumsal yapıların işleyişi (örneğin AİHM ve UCM uygulamaları) dikkate alındığında, bireyin modern uluslararası hukuktaki statüsü ve hukuki ehliyeti hakkında aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?
- Bireylerin hukuk kişiliği, devletlerin iradesiyle oluşturulan kurucu antlaşmalara dayandığından 'türev', yalnızca belirli hak ve sorumlulukları kapsadığından 'sınırlı' niteliktedir; bu kapsamda uluslararası mahkemelere başvuru hakkı aktif ehliyetin, uluslararası suçlardan yargılanma ise pasif ehliyetin bir sonucudur.Cevap
- BUluslararası insan hakları hukukundaki gelişmeler sonucunda bireyler, devletlerin araya girmesine gerek kalmaksızın her türlü uluslararası uyuşmazlıkta taraf olabilen mutlak ve asli süje konumuna erişmiştir.
- CBireyler doğrudan uluslararası suçlardan sorumlu tutulabildikleri için, kendi adlarına uluslararası antlaşma akdetme ve diplomatik temsilci gönderme gibi tam süje ehliyetine kavuşmuşlardır.
- DUluslararası ceza mahkemeleri nezdindeki yargılamalar bireyin pasif ehliyetini gösterirken, bu durum bireylerin devletlerden bağımsız, egemenliğe eşdeğer ve devredilemez bir uluslararası kişiliğe sahip olduğunu kanıtlar.
- EBireylerin aktif ehliyetlerini kullanarak uluslararası insan hakları mahkemelerine başvurabilmesi için uluslararası hukukun asli süjesi olmaları zorunludur; bu nedenle iç hukuk yollarının tüketilmesi kuralı bireysel başvurularda uygulanmaz.
Cevap
Bireylerin hukuk kişiliğinin 'türev' ve 'sınırlı' nitelikte olduğunu; mahkemelere başvuru hakkının aktif ehliyet, uluslararası suçlardan yargılanmanın ise pasif ehliyet bağlamında değerlendirilmesi gerektiğini belirten seçenektir.
Doğru cevap, uluslararası hukukta bireylerin kişiliğinin yapısal özelliklerini tam ve eksiksiz yansıtmaktadır. Bireyler uluslararası hukukun asli süjesi değildir; statüleri devletlerin imzaladığı sözleşmelerden (Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, Roma Statüsü vb.) doğduğu için 'türev' niteliktedir. Aynı zamanda bireyler uluslararası antlaşma akdedemez, toprak kazanamaz veya diplomatik bağışıklık tesis edemezler; bu nedenle ehliyetleri 'sınırlı'dır. Bireyin hakkını uluslararası mercilerde kendi adına arayabilmesi 'aktif ehliyet'ini (AİHM süreci), evrensel hukuku ihlal ettiğinde doğrudan ceza yaptırımıyla karşılaşması ise 'pasif ehliyet'ini (UCM süreci) tanımlar.
Adım Adım Çözüm
Anahtar Kavram
Bireylerin uluslararası hukukta doğrudan hak talep edebilmesi (aktif ehliyet) ve uluslararası suçlardan doğrudan sorumlu tutulabilmesi (pasif ehliyet) ile bu statünün devletlere kıyasla sınırlı ve türev nitelikte olması.