Uluslararası Hukukun Kişileri

309 soru

Soru 301Soru

Uluslararası hukukta devletlerin tanınması; mevcut bir devletin, yeni oluşan bir siyasi birimi uluslararası toplumun bir üyesi ve hukuk süjesi olarak kabul etme iradesini gösteren tek taraflı bir işlemdir. Bu işlem sarih (açık) bir irade beyanıyla yapılabileceği gibi, tanıyan devletin takındığı belirli tavırlar veya kurduğu resmi ilişkiler yoluyla zımnen (örtülü) de gerçekleşebilir.

Buna göre, mevcut bir devletin yeni bir siyasi oluşuma yönelik aşağıdaki eylemlerinden hangisi uluslararası hukukta 'zımnen tanıma' (implied recognition) teşkil eden işlemlerden biri değildir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yeni devletin de taraf olduğu çok taraflı bir genel sözleşmeye taraf olunması

Cevap

Yeni devletin de taraf olduğu çok taraflı bir genel sözleşmeye taraf olunması
Doğru yanıt, çok taraflı bir genel sözleşmeye taraf olunmasıdır. Uluslararası hukuk doktrini ve devletler genel uygulamasına göre, bir devletin tanımadığı başka bir siyasi oluşumla aynı genel ve çok taraflı bir sözleşmeye (örneğin Cenevre Sözleşmeleri veya Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi) taraf olması, o oluşumu zımnen tanıdığı anlamına gelmez. Bu ilke, devletlerin siyasi olarak tanımadıkları birimlerle dahi evrensel normlar çerçevesinde aynı yükümlülüklere tabi olabilmelerini sağlamak amacıyla geliştirilmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Tanıma yöntemlerini (sarih ve zımni) ve diplomatik etkilerini analiz etme
Tanımanın sadece açık beyanla değil, belirli ikili diplomatik eylemlerle de gerçekleşebileceği saptandı.
Hangi diplomatik eylemlerin zımni tanıma doğurduğunu belirlemek, sorunun temelini oluşturur.
2
İkili (bilateral) ve çok taraflı (multilateral) ilişkilerin hukuki sonuçlarını karşılaştırma
İkili temasların (elçi atama, ikili antlaşma) tanıma iradesi taşıdığı, ancak genel çok taraflı sözleşmelerin bu sonucu doğurmadığı görüldü.
Devletlerin, tanımadıkları rejimlerle aynı evrensel kurallara (örneğin sağlık, çevre veya insancıl hukuk sözleşmeleri) uymak durumunda kalabilmeleri için tanıma iradesinin saklı tutulması kuralı esastır.

Anahtar Kavram

Zımni Tanıma ve İstisnai Durumlar

İpuçları

1
Tanıma iradesinin 'ikili' (sadece iki devlet arasında) mi yoksa 'çok taraflı' (genel bir topluluk içinde) mi oluştuğunu düşünün.
2
İkili ilişkiler genellikle tanıma iradesi taşırken, çok taraflı evrensel platformlardaki birliktelik her zaman bu sonucu doğurmaz.
3
Birleşmiş Milletler çatısı altında birçok devletin birbirini tanımamasına rağmen aynı genel sözleşmelere imza atabildiğini anımsayın.

Daha Fazla Pratik

De facto ve de jure tanıma arasındaki farkları ve bu tanıma türlerinin geri alınabilirliği (revocability) bakımından sonuçlarını inceleyin.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 302Soru

Devletler hukukunda süjelerin yer değiştirmesi (halefiyet) sürecinde; selef devletin hukuki varlığının sona ererek yerini birden fazla yeni devlete bırakması (dağılma/dissolution) durumunda, devlet arşivlerinin akıbetine dair aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Selef devletin ülkesinin normal idaresi için gerekli olan arşiv kısımları, ilgili ülke parçasını devralan halef devlete geçer.

Cevap

Selef devletin ülkesinin normal idaresi için gerekli olan arşiv kısımlarının, ilgili ülke parçasını devralan halef devlete geçmesi kuralı doğrudur.
Doğru seçenek, devlet arşivlerinin devrinde kabul edilen 'idari gereklilik' ilkesini yansıtmaktadır. 1983 tarihli Viyana Sözleşmesi'ne göre, dağılma durumunda selef devletin ülkesinin normal idaresi için o toprak parçasında bulunması gereken arşivler, o toprak üzerinde egemenlik kuran halef devlete kendiliğinden geçer.

Adım Adım Çözüm

1
Halefiyet türünün belirlenmesi
Senaryoda selef devletin tamamen ortadan kalktığı ve birden fazla yeni devletin kurulduğu 'dağılma' (dissolution) durumu söz konusudur.
Halefiyet kuralları ayrılma, dağılma veya birleşme senaryolarına göre farklılık gösterir.
2
1983 Viyana Sözleşmesi hükümlerinin uygulanması
Sözleşmenin 28. maddesi uyarınca, dağılma durumunda arşivlerin paylaşımında 'normal idare için gereklilik' kriteri esas alınır.
Yeni kurulan devletlerin kendi topraklarındaki kamu düzenini ve idari işleyişi sürdürebilmeleri için ilgili belgelere sahip olmaları gerekir.
3
Arşivlerin niteliğine göre ayrım yapılması
İdari arşivler toprağa bağlı olarak devredilirken, tarihi arşivler için adil paylaştırma ve kopya alma usulleri uygulanır.
Hukuki kesinlik ve idari süreklilik ilkesi bu paylaşımı zorunlu kılar.

Anahtar Kavram

Devlet Arşivlerinin Halefiyeti

İpuçları

1
Arşivlerin devrinde 'idari devamlılık' ve 'toprağa bağlılık' ilkelerini düşünün.
2
Selef devletin varlığının sona erdiği 'dağılma' senaryosunda, yeni devletlerin kendi topraklarını yönetebilmesi için hangi belgelere ihtiyaç duyacağını değerlendirin.

Daha Fazla Pratik

Devletlerin halefiyeti durumunda 'özel hukuktan doğan müktesep hakların' korunması ilkesini inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 303Soru

Uluslararası hukukta bir devletin, yeni bir siyasi oluşumu devlet olarak tanıdığını sarih (açık) bir irade beyanıyla bildirmesi mümkün olduğu gibi; belirli hukuki işlemlerin tesis edilmesi de "zımni (örtülü) tanıma" sonucunu doğurabilir.

Buna göre, aşağıdakilerden hangisi bir devletin yeni bir devleti zımni (örtülü) olarak tanıdığı anlamına gelen hukuki işlemlerden biri değildir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Her iki devletin de evrensel nitelikteki çok taraflı bir teknik sözleşmeye (örneğin dünya posta birliği sözleşmesi) taraf olması

Cevap

Her iki devletin de evrensel nitelikteki çok taraflı bir teknik sözleşmeye taraf olması, zımni tanıma teşkil etmeyen bir işlemdir.
Uluslararası hukuk doktrininde ve uygulamada, evrensel nitelikteki çok taraflı teknik sözleşmelere (örneğin posta, telekomünikasyon veya sağlık alanındaki sözleşmeler) taraf olmak, sözleşmenin diğer taraflarını tanıma anlamına gelmez. Bu tür sözleşmelerde amaç, siyasi bir onaydan ziyade küresel iş birliğinin sürekliliğidir. Bu nedenle, teknik bir sözleşmeye aynı anda taraf olmak zımni tanıma teşkil etmez.

Adım Adım Çözüm

1
Zımni tanıma kavramını tanımla.
Zımni tanıma, açık bir tanıma beyanı olmasa da bir devletin yeni bir oluşumu devlet olarak kabul ettiğini gösteren işlemlerdir.
Soruda hangi işlemin bu kapsamda olmadığını bulmak için temel tanımı netleştirmek gerekir.
2
Zımni tanıma sayılan işlemleri gruplandır.
Diplomatik ilişki kurmak, ikili siyasi antlaşma yapmak, güven mektubu kabul etmek ve resmi tebrik mesajı yayımlamak zımni tanımadır.
Bu işlemler sadece devletler arasında gerçekleşebilecek, egemenlik onayı içeren eylemlerdir.
3
Tanıma sayılmayan istisnai durumları belirle.
Çok taraflı teknik sözleşmelere (posta, sağlık, telgraf vb.) katılmak veya uluslararası örgüt toplantılarında aynı masada bulunmak tanıma sayılmaz.
Bu durumlar devletlerin siyasi iradelerinden ziyade teknik iş birliği zorunluluğundan kaynaklanır ve tanıma niyeti taşımaz.

Anahtar Kavram

Zımni (Örtülü) Tanıma ve İstisnaları

Daha Fazla Pratik

De jure ve de facto tanıma arasındaki farkları ve sonuçlarını incelemek bu konuyu pekiştirecektir.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 304Soru

Başka bir devletin ülkesel bütünlüğü içerisinde bağımsızlık mücadelesini sürdüren bir topluluğun, henüz devletleşme sürecini hukuki ve fiili olarak tamamlamadan önce üçüncü bir devlet tarafından 'devlet' olarak kabul edilmesi uluslararası hukukta ne şekilde tanımlanır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Erken tanıma - Tanıyan devletin, ilgili devletin iç işlerine müdahale yasağını ihlal etmesi sonucunu doğurur.

Cevap

Erken tanıma işlemi, tanıyan devletin ilgili devletin iç işlerine müdahale yasağını ihlal etmesi sonucunu doğurur.
Erken tanıma (premature recognition), bir siyasi oluşum henüz devlet olmanın maddi unsurlarını (insan topluluğu, ülke ve özellikle egemenlik) tam ve istikrarlı bir şekilde elde etmeden önce gerçekleştirilen tanıma işlemidir. Uluslararası hukukta bu durum, ülkesinde bağımsızlık mücadelesi verilen ana devletin iç işlerine müdahale olarak kabul edilir ve müdahale yasağının ihlalini teşkil eder. Bu, devletlerin egemenlik haklarına ve toprak bütünlüğüne saygı ilkesinin bir sonucudur.

Adım Adım Çözüm

1
Soru kökündeki durumu analiz etme
Henüz devletlik unsurlarını (halk, ülke, egemenlik) tam ve istikrarlı olarak kazanamamış bir oluşumun tanındığı tespit edilir.
Uluslararası hukukta bir yapının devlet olarak kabul edilebilmesi için bu maddi unsurların bir araya gelmesi şarttır.
2
Uygun hukuki kavramı belirleme
Bu durumun 'Erken Tanıma' (Premature Recognition) kavramına karşılık geldiği görülür.
Zamanından önce, devletleşme süreci bitmeden yapılan tanılamalar literatürde bu şekilde adlandırılır.
3
Hukuki sonucu değerlendirme
Erken tanımanın, ülkesinde ayrılıkçı hareket bulunan devletin iç işlerine müdahale yasağını ihlal ettiği belirlenir.
Henüz oluşmamış bir yapıyı devlet olarak tanımak, mevcut devletin egemenliğine ve toprak bütünlüğüne yönelik hukuka aykırı bir müdahaledir.

Anahtar Kavram

Erken Tanıma ve Müdahale Yasağı

İpuçları

1
Bir devletin henüz kurulma aşamasındayken (devlet olma şartları tam değilken) tanınmasının zamanlamasına odaklanın.
2
Zamanından önce yapılan bu tür tanılamalar, mevcut devletin egemenliğini zedelediği için bir yasağın ihlali sayılır.

Daha Fazla Pratik

Devletlerin tanınmasında zımni tanıma sayılan (örneğin ikili antlaşma yapılması) ve sayılmayan (örneğin çok taraflı konferansa katılım) halleri incelemek konuyu pekiştirecektir.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 305Soru

Uluslararası hukukta devletin sürekliliği ilkesi gereği devletin kişiliği değişmezken, anayasa dışı yollarla gerçekleşen iktidar değişimlerinde yeni yönetimin dış dünyada temsil yetkisi "hükümetlerin tanınması" ile belirlenmektedir.

Buna göre, hükümetlerin tanınması doktrinleri ve bu işlemin hukuki sonuçları ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tobar Doktrini, darbe veya ihtilal gibi yollarla başa gelen hükümetlerin halk tarafından anayasal olarak onaylanmadığı sürece diğer devletlerce tanınmamasını savunur.

Cevap

Tobar Doktrini, anayasa dışı yollarla başa gelen hükümetlerin anayasal meşruiyet kazanana kadar tanınmamasını öngören yaklaşımdır.
Doğru ifade Tobar Doktrini'ni tanımlamaktadır. Bu doktrin, özellikle Latin Amerika ülkeleri arasında 1907 yılında imzalanan bir antlaşma ile somutlaşmış olup, ihtilal yoluyla başa gelenlerin serbest seçimlerle halkın rızasını aldıklarını kanıtlamadan tanınmamasını savunur.

Adım Adım Çözüm

1
Hükümet tanıma doktrinlerini analiz etme
Tobar'ın meşruiyetçi, Estrada'nın müdahalecilik karşıtı, Wilson'ın demokratik ve Jefferson'ın fiili (de facto) iradeye dayalı olduğu belirlenir.
Hükümetlerin tanınması, devletin tanınmasından farklı olarak sadece yönetim değişikliğiyle ilgilidir.
2
Tanımanın hukuki sonuçlarını değerlendirme
Tanıma, devletin sürekliliğini bozmaz ancak yeni yönetimin yabancı mahkemelerde dava açma ve devlet varlıklarını temsil etme yetkisini etkiler.
Uluslararası hukukta devletin kişiliği ile hükümetin temsil yetkisi arasındaki ayrım kritiktir.

Anahtar Kavram

Hükümetlerin Tanınması Doktrinleri

Daha Fazla Pratik

Devletlerin tanınmasındaki açıklayıcı (beyan edici) ve kurucu teoriler arasındaki farkları inceleyiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 306Soru

Uluslararası hukukta devletlerin bir araya gelerek oluşturdukları birleşme modelleri; egemenliğin kullanımı, kurumsal yapının niteliği ve uluslararası hukuk kişiliği bakımından farklılıklar göstermektedir. Buna göre, Hakkı Birlik (Real Union) modelini Şahsi Birlik (Personal Union) modelinden ayıran temel hukuki nitelik aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Birleşen devletlerin dış ilişkiler ve uluslararası hukuk kişiliği bakımından tek bir süje olarak hareket etmesi ve ortak organlara sahip olması

Cevap

Hakkı Birlik'te birleşen devletlerin dış ilişkilerde tek bir uluslararası hukuk kişiliği oluşturması ve ortak organlar aracılığıyla temsil edilmesidir.
Hakkı Birlik (Real Union), birleşen devletlerin kendi iç hukuklarını ve bazı iç kurumlarını korusalar da, dış ilişkilerde ve uluslararası hukukta tek bir süje olarak temsil edildikleri bir modeldir. Bu yapıdaki en önemli unsur, ortak bir hükümdarın yanı sıra dış işleri, savunma ve maliye gibi alanlarda ortak organların bulunmasıdır. Bu durum, devletlerin ayrı kişiliklerini koruduğu Şahsi Birlik'ten en temel farkıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Şahsi Birlik ve Hakkı Birlik kavramlarını tanımla.
Şahsi Birlik'te sadece hükümdar ortaktır (Örn: İngiltere-Hanover). Hakkı Birlik'te ise hem hükümdar hem de dış ilişkileri yürüten organlar ortaktır (Örn: Avusturya-Macaristan).
İki model arasındaki kurumsal ve hukuki ayrımı belirlemek için temel tanımlar gereklidir.
2
Uluslararası hukuk kişiliği bakımından karşılaştırma yap.
Şahsi Birlik'te devletlerin her biri ayrı birer uluslararası hukuk süjesidir. Hakkı Birlik'te ise dış ilişkiler bakımından tek bir süje (tek bir kişilik) ortaya çıkar.
Sorunun kökünde sorulan 'temel hukuki nitelik' dış temsil ve kişilik farkıdır.
3
Diğer devlet yapılarıyla (Konfederasyon, Federasyon, Vatikan) olan farkları teyit et.
Hakkı Birlik bir antlaşmaya dayanmasıyla Federasyon'dan; dış temsilin tekliğiyle Konfederasyon'dan ayrılır.
Çeldiricileri elemek ve kavramı netleştirmek için karşılaştırma tamamlanır.

Anahtar Kavram

Hakkı Birlik (Real Union) ve Şahsi Birlik (Personal Union) Ayrımı

Daha Fazla Pratik

Konfederasyon ve Federasyon arasındaki antlaşma/anayasa ve ayrılma hakkı farklarını inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 307Soru

Uluslararası örgütler, devletlerin aksine egemenliğe sahip olmadıkları için uluslararası hukuk süjeliği bakımından "sınırlı" ve "türetilmiş" bir ehliyete sahiptirler. Bu sınırlılık, örgütün ancak kurucu belgesinde açıkça veya zımnen öngörülen amaçlarını gerçekleştirmek için gerekli yetkileri kullanabileceği anlamına gelir. Uluslararası hukuk doktrininde uluslararası örgütlerin yetkilerinin bu şekilde kurucu antlaşmalarındaki amaç ve fonksiyonlarla sınırlandırılmasını ifade eden ilke aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Uzmanlık İlkesi

Cevap

Uluslararası örgütlerin yetkilerinin kurucu antlaşmalarındaki amaçlarla sınırlı olduğunu ifade eden ilke Uzmanlık İlkesi'dir.
Uzmanlık İlkesi, uluslararası örgütlerin devletlerin sahip olduğu 'genel yetki'nin aksine, sadece kurucu antlaşmalarıyla kendilerine verilen belirli görevleri yerine getirmek amacıyla 'özel yetki'ye sahip olduklarını ifade eder. Bu ilke uyarınca bir örgütün hukuk kişiliği, onun uzmanlık alanı ve amaçları ile sınırlandırılmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Uluslararası örgütlerin hukuk kişiliğinin mahiyetini belirle.
Örgütlerin kişiliği devletlerin iradesiyle oluşturulan "türetilmiş" ve "sınırlı" bir kişiliktir.
Devletler her konuda yetkiliyken, örgütler sadece kurulma amaçları doğrultusunda yetkilidir.
2
Kişiliğin kapsamını sınırlayan hukuki kuralı tespit et.
Örgütler kurucu antlaşmalarında kendilerine verilen görev alanı (uzmanlık alanı) dışına çıkamazlar.
Uluslararası Adalet Divanı'nın içtihatlarında da vurgulandığı üzere, örgütlerin yetkileri fonksiyonel amaçlarıyla sınırlıdır.
3
Bu sınırlamanın doktrindeki ismini tanımla.
Bu kavrama "Uzmanlık İlkesi" (Principle of Speciality) denir.
Örgütün yetkilerinin spesifik bir alana hasredildiğini belirtmek için kullanılır.

Anahtar Kavram

Uzmanlık İlkesi (Principle of Speciality)

İpuçları

1
Uluslararası örgütlerin devletler gibi her alanda yetkili olmadığını, sadece belirli bir 'alan' için kurulduklarını hatırlayın.
2
Bu ilke, örgütün ehliyetinin kurucu antlaşmadaki 'uzmanlık' sahasıyla sınırlı olduğunu söyler.
3
Doktrinde 'Principle of Speciality' olarak geçen terimin Türkçe karşılığını arayın.

Daha Fazla Pratik

Uluslararası örgütlerin zımni yetki (implied powers) doktrini ile uzmanlık ilkesi arasındaki ilişkiyi inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 308Soru

Uluslararası hukukta 'sürekli tarafsızlık' (permanent neutrality) statüsü, bir devletin hem barış hem de savaş zamanında uymayı taahhüt ettiği özel bir hukuki rejimdir. İsviçre ve Avusturya gibi örnekleri bulunan bu statü çerçevesinde, sürekli tarafsız bir devletin hak ve yükümlülüklerine ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sürekli tarafsızlık statüsü gereği, bu devletlerin herhangi bir şekilde ordu kurması veya silahlanması uluslararası hukuka aykırıdır.

Cevap

Sürekli tarafsız devletlerin ordu kurmasının veya silahlanmasının uluslararası hukuka aykırı olduğu ifadesi yanlıştır; aksine bu devletler 'silahlı tarafsızlık' ilkesi gereği savunma kapasitelerini korumak zorundadırlar.
Sürekli tarafsızlık statüsü, bir devleti silahsız bir yapıya dönüştürmez. Aksine, 'silahlı tarafsızlık' (armed neutrality) doktrini gereği, tarafsız bir devletin kendi toprak bütünlüğünü ve tarafsızlığını üçüncü devletlere karşı savunabilecek askeri yeterliliğe sahip olması beklenir. Dolayısıyla ordu kurmanın veya silahlanmanın yasak olduğu ifadesi hukuken yanlıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Sürekli tarafsızlık kavramını tanımla.
Sürekli tarafsızlık, bir devletin uluslararası bir antlaşma veya tanıma ile hem barış hem de savaş zamanında tarafsız kalmayı taahhüt ettiği hukuki statüdür.
Statünün kapsamını (sadece savaş dönemiyle sınırlı olmadığını) anlamak için temel tanımdan başlanmalıdır.
2
Tarafsızlık ile silahsızlanma (demilitarization) arasındaki farkı analiz et.
Sürekli tarafsızlık, devletin ordu bulundurma hakkını elinden almaz. Devlet, tarafsızlığını ve toprak bütünlüğünü korumak için askeri güç bulundurabilir.
En yaygın öğrenci hatası olan 'tarafsız devletin ordusu olmaz' yanılgısını gidermek için bu ayrım kritiktir.
3
Uluslararası hakları (meşru müdafaa ve BM üyeliği) değerlendir.
BM Şartı 5151. madde uyarınca meşru müdafaa hakkı her devletin 'doğal hakkı'dır. Ayrıca modern uygulamada bu devletler BM'ye üye olabilirler.
Diğer seçeneklerin neden doğru olduğunu teyit ederek yanlış olan ifadeyi kesinleştirir.

Anahtar Kavram

Sürekli tarafsızlık (Permanent Neutrality) ve Silahlı Tarafsızlık (Armed Neutrality)

İpuçları

1
Sürekli tarafsızlık ile mutlak silahsızlanma (demilitarization) kavramlarını birbirinden ayırmaya çalışın.
2
İsviçre'nin güçlü bir orduya sahip olması, sürekli tarafsızlık statüsünün silahlanma ile çelişmediğinin en somut örneğidir.
3
'Silahlı tarafsızlık' ilkesine odaklanın; bu ilke devletin saldırıya uğradığında kendini savunma yükümlülüğünü ve hakkını vurgular.

Daha Fazla Pratik

Vatikan'ın (Holy See) sui generis devlet yapısı ile sürekli tarafsızlık statüsü arasındaki farkları inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 309Soru

Modern uluslararası hukuk doktrininde, bireylerin (gerçek kişilerin) uluslararası hukuk kişiliği "türev" (derivative) ve "sınırlı" (limited) olarak nitelendirilmektedir. Bu niteleme, bireylerin devletler gibi her alanda hak ve borç sahibi olan "asli" süjeler olmadığını, ancak belirli koşullarda hukuk öznesi sayılabileceklerini ifade eder.

Buna göre, bireylerin uluslararası hukuk kişiliğinin "sınırlı" (limited) olmasının temel sonucu aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bireylerin sadece kendilerine uluslararası belgelerle açıkça tanınan belirli hak ve ödevler kapsamında hukuk süjesi kabul edilmesi

Cevap

Bireylerin sadece kendilerine uluslararası belgelerle açıkça tanınan belirli hak ve ödevler kapsamında hukuk süjesi kabul edilmesi
Bireylerin uluslararası hukuk kişiliğinin 'sınırlı' olması, onların devletler gibi uluslararası hukukun tüm alanlarında hak ve borç sahibi olamamalarını, sadece devletlerin rızasıyla (antlaşmalarla) kendilerine tanınan somut alanlarda (insan hakları korunması, uluslararası suçlardan sorumluluk vb.) süje kabul edilmelerini ifade eder.

Adım Adım Çözüm

1
Bireylerin uluslararası hukuk kişiliğinin niteliklerini analiz et.
Bireylerin kişiliği 'türev' (kaynağını devlet iradesinden alan) ve 'sınırlı' (kapsamı dar olan) bir yapıdadır.
Devletler her konuda hak ve borç sahibi olabilirken (asli/tam), bireyler sadece izin verilen alanlarda süjedir.
2
"Sınırlı" (limited) kavramının hukuki sonucunu belirle.
Sınırlı olmak, bireylerin devletler gibi genel hukuk kuralı yaratma yetkisinin olmaması ve sadece kendilerine tanınan özel alanlarla sınırlı kalmaları demektir.
Uluslararası hukukta birey, kendisine bir hak tanınmadıkça veya bir ödev yüklenmedikçe kendiliğinden hak öznesi olamaz.
3
Seçenekler arasında kapsam vurgusu yapanı tespit et.
Bireylerin sadece antlaşmalarla tanınan hak/ödevler çerçevesinde süje sayılması sınırlı kişiliğin en net sonucudur.
Bu seçenek, kişiliğin hem içeriğinin hem de uygulama alanının dar tutulduğunu göstermektedir.

Anahtar Kavram

Bireylerin Sınırlı Uluslararası Hukuk Kişiliği

İpuçları

1
Uluslararası hukukta devletler 'asli', bireyler ise 'türev' süjedir.
2
'Türev' kavramı statünün kaynağına, 'sınırlı' kavramı ise statünün içeriğine (kapsamına) odaklanır.
3
Bireyler devletler gibi her konuda kural koyamaz veya her türlü davada taraf olamazlar.

Daha Fazla Pratik

Bireylerin uluslararası ceza sorumluluğunun kaynağı olan Nürnberg ve Tokyo mahkemeleri kararlarını inceleyerek sorumluluk ehliyetini pekiştirebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
ÖncekiSayfa 16 / 16
Uluslararası Hukukun Kişileri Alıştırma Soruları — KPSS Uluslararası İlişkiler — Sayfa 16 | Examkin