Liberalizm ve Neoliberalizm

366 soru

Soru 41Soru

Küresel bir kriz sırasında kurulan uluslararası teknoloji paylaşım platformuna katılım süreci, bir devletin ulusal güvenlik kurulunda değerlendirilmektedir. Kurulda söz alan bir yetkili, "Bu platform sayesinde teknolojik kapasitemizi artıracak olsak da rakibimiz olan devletin bu işbirliğinden bizden daha fazla teknolojik sır ve fayda elde etme riski bulunmaktadır. Genel olarak kazançlı çıksak dahi, rakibimizin bizden oransal olarak daha fazla güçlenmesi ihtimali nedeniyle bu kurumsal işbirliğinden uzak durmalıyız." şeklinde bir argüman sunmuştur.

Bir karar alıcının uluslararası işbirliğine yaklaşımını gösteren bu argüman, aşağıdaki teorik yaklaşımlardan ve onun temel kavramlarından hangisiyle en doğru şekilde açıklanır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Neorealizm – Göreli (Nispi) Kazanç

Cevap

Neorealizm – Göreli (Nispi) Kazanç
Senaryodaki yetkili, platforma katılımın ülkesine fayda sağlayacağını kabul etmesine rağmen, rakibinin daha büyük bir fayda sağlayarak güç dengesini kendi aleyhine bozmasından endişe etmektedir. Uluslararası ilişkilerde devletlerin başkalarının elde ettiği kazancı kendilerininkiyle kıyaslaması ve kimin daha fazla kazançlı çıktığına odaklanması 'göreli (nispi) kazanç' kavramıyla ifade edilir. Bu yaklaşım, Neo-neo tartışmasında Neorealizm'in en temel savıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Senaryodaki karar alıcının öncelikli endişesini tespit etmek.
Karar alıcının endişesi 'bizim ne kadar kazandığımız' değil, 'rakibin bizden daha fazla kazanıp kazanmadığı'dır.
Bu durum devletin mutlak faydaya değil, oransal güç dağılımına baktığını gösterir.
2
Tespit edilen durumu teorik yaklaşımlarla eşleştirmek.
Başkalarının kazancını kendi kazancıyla kıyaslama (kim daha çok kazandı problemi), neorealizmin 'göreli (nispi) kazanç' varsayımıdır.
Neo-neo tartışmasında neoliberaller mutlak kazancı, neorealistler ise göreli kazancı savunur.

Anahtar Kavram

Neorealizm ve Göreli Kazanç (Relative Gains)
Soru 42Soru

Küresel enerji piyasalarında yaşanan ani bir arz şokunun ardından, endüstrileşmiş iki büyük devlet olan Alfa ve Beta'nın ekonomileri derinden sarsılmıştır. Krizin ilk aşamasında her iki devlet de mevcut politikaları çerçevesinde bu şoktan yoğun ve eşit derecede etkilenmiştir. İlerleyen süreçte Alfa devleti, alternatif enerji altyapısına geçiş yaparak ve yeni tedarik zincirleri kurarak krizin faturasını hızla düşürmüştür. Beta devleti ise enerji politikalarını tamamen değiştirmesine ve yeni yasal düzenlemeler yapmasına rağmen, alternatif kaynaklara erişim kapasitesi olmadığı için kalıcı bir ekonomik çöküş yaşamıştır. Bu krizin yönetimi sırasında, devletlerin sahip olduğu devasa askeri caydırıcılık kapasiteleri çözümde hiçbir rol oynamamış; ulusal güvenlik kaygılarının yerini tamamen sosyoekonomik refah endişeleri almış ve çok uluslu şirketlerin devlet bürokrasisini aşarak kurduğu ulusötesi ağlar krize yön vermiştir.

Robert Keohane ve Joseph Nye'ın teorik çerçevesi merkeze alındığında, bu durumun analizi için aşağıdaki çıkarımlardan hangisi kesinlikle doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Şokun ilk aşamasında yaşanan ortak sarsıntı 'duyarlılık', Beta devletinin politika değişikliğine rağmen ödediği ağır bedel ise 'kırılganlık' kavramına karşılık gelir; ayrıca askeri gücün işlevsizliği, gündem hiyerarşisinin yok olması ve çoklu kanalların varlığı karmaşık karşılıklı bağımlılık modelini kusursuzca doğrular.

Cevap

Doğru seçenek, şokun ilk aşamasındaki etkinin 'duyarlılık', politika değişikliğine rağmen süren etkinin 'kırılganlık' olduğunu ve krizdeki dinamiklerin karmaşık karşılıklı bağımlılığın üç temel özelliğiyle örtüştüğünü belirten ifadedir.
Doğru ifade, Robert Keohane ve Joseph Nye'ın 'Power and Interdependence' adlı eserinde ortaya koydukları çerçeveyi eksiksiz yansıtmaktadır. Teoriye göre, devletlerin dış bir şok karşısında mevcut politikaları varken verdikleri anlık tepki 'duyarlılık'tır. Beta devletinin örneğindeki gibi, yeni politikalar üretilmesine rağmen alternatif altyapı eksikliğinden dolayı katlanılan kalıcı maliyet ise 'kırılganlık'tır. Senaryoda açıkça belirtilen çok uluslu şirketlerin ulusötesi ağları (toplumlar arası çoklu kanallar), sosyoekonomik konuların ulusal güvenliği gölgelemesi (sorunlar arası hiyerarşinin yokluğu) ve devasa orduların ekonomik krizde kullanılamaması (askeri gücün azalan rolü), karmaşık karşılıklı bağımlılığın üç temel kriterinin senaryoda birebir gerçekleştiğini kanıtlamaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Senaryodaki ilk aşama etkilerini Keohane ve Nye'ın kavramlarıyla eşleştir.
Mevcut politikalar devredeyken yaşanan ilk şok 'Duyarlılık' (Sensitivity) kavramına karşılık gelir.
Duyarlılık, bir aktörün politika değişikliğine gitmeden önce dışsal bir etkiye ne kadar hızlı ve yoğun tepki verdiğinin ölçüsüdür.
2
Senaryodaki ikinci aşama etkilerini (Beta devletinin durumu) ilgili kavramla eşleştir.
Politikaların değiştirilmesine rağmen alternatif bulunamadığı için katlanılan maliyet 'Kırılganlık' (Vulnerability) kavramına karşılık gelir.
Kırılganlık, aktörün şoku atlatmak için politikalarını değiştirdikten sonra bile ödemek zorunda olduğu bedeldir; alternatiflerin maliyetine bağlıdır.
3
Karmaşık Karşılıklı Bağımlılık teorisinin üç temel varsayımını senaryodaki kanıtlarla doğrula.
1. Çoklu kanallar: Çok uluslu şirketlerin hükümetleri aşması. 2. Hiyerarşinin yokluğu: Refahın güvenliğin önüne geçmesi. 3. Askeri gücün rolünün azalması: Orduların ekonomik krizde işlevsiz kalması.
Bu üç özellik, Keohane ve Nye'ın geleneksel realizme karşı geliştirdikleri teorinin omurgasını oluşturur.
4
Seçenekleri analiz ederek neorealist kavramlar barındıran veya duyarlılık/kırılganlık tanımlarını ters veren çeldiricileri ele.
Göreli kazanç, güç dengesi, yüksek politika gibi realizme ait terimleri içeren seçenekler elenir. Tanımları doğru yapan ve teorinin üç ayağını eksiksiz sayan seçenek tespit edilir.
Soru doğrudan Keohane ve Nye'ın teorik çerçevesine dayanmaktadır; diğer okulların analiz yöntemleri bu bağlamda geçerli değildir.

Anahtar Kavram

Karmaşık Karşılıklı Bağımlılık (Complex Interdependence), Duyarlılık (Sensitivity) ve Kırılganlık (Vulnerability)
Soru 43Soru

Uluslararası ilişkiler disiplininde Cumhuriyetçi Liberalizm yaklaşımının merkezinde yer alan Demokratik Barış Teorisi, devletlerin yönetim biçimlerinin dış politika davranışlarını doğrudan etkilediğini savunur. Buna göre, Demokratik Barış Teorisi'nin uluslararası ilişkiler literatüründe genel kabul gören temel argümanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Demokratik yönetimlere sahip devletlerin kendi aralarında silahlı çatışmaya girme ihtimallerinin yok denecek kadar az olması

Cevap

Demokratik Barış Teorisi'nin en temel argümanı, demokratik yönetimlere sahip devletlerin kendi aralarında savaşma ihtimallerinin çok düşük olmasıdır.
Doğru cevap, teorinin 'diyadik' (ikili) boyutunu yansıtmaktadır. Demokratik Barış Teorisi'ne göre demokratik devletler, ortak normlar (uzlaşma kültürü, hukukun üstünlüğü) ve kurumsal kısıtlamalar (kamuoyu baskısı, kuvvetler ayrılığı) nedeniyle kendi aralarında savaşmazlar. Bu, disiplinde en çok test edilen ve literatürde en geniş ampirik desteğe sahip argümandır.

Adım Adım Çözüm

1
Demokratik Barış Teorisi'nin analiz düzeyini ve temel odak noktasını belirlemek
Teori, devlet analiz düzeyinde çalışır ve devletin iç siyasal rejim tipinin dış politikaya etkisini inceler.
Cumhuriyetçi liberalizme göre devletler homojen değildir; iç yapıları (demokratik veya otoriter olmaları) uluslararası davranışlarını belirler.
2
Teorinin genel kabul gören argümanını (diyadik barış) kavramak
Demokratik devletler mutlak barışçıl değildir (otoriter devletlerle savaşabilirler) ancak birbirleriyle savaşmazlar.
Ortak demokratik normlar (şiddet dışı uyuşmazlık çözümü) ve kurumsal kısıtlamalar (seçmen baskısı, meclis onayı), demokrasiler arasındaki ilişkilerde savaş ihtimalini ortadan kaldırır.

Anahtar Kavram

Demokratik Barış Teorisi (Diyadik Varsayım)
Tahmini Süre:45s
Soru 44Soru

Uluslararası sistemde devletlerin birbirlerine olan ekonomik ve siyasi entegrasyonunu açıklayan Karmaşık Karşılıklı Bağımlılık modeli, dış şokların yarattığı etkileri iki farklı boyutta ele alır. Modelin kuramsal çerçevesini çizen Robert Keohane ve Joseph Nye'a göre; çoklu kanalların işlemesi, gündem konularında hiyerarşinin yokluğu ve askeri gücün geri planda kalması gibi durumlar devletlerin birbirlerinden etkilenme derecelerini doğrudan belirler. Bu yaklaşıma göre, bir devletin dış kaynaklı bir krize karşı mevcut politikalarını hiç değiştirmeden maruz kaldığı anlık etki "duyarlılık" olarak tanımlanır.

Buna göre, ilgili krizin etkilerini yönetebilmek adına yeni stratejiler geliştirilip yapısal değişikliklere gidilmesine rağmen sistemin doğası gereği halen katlanılmak zorunda kalınan uzun vadeli maliyetler hangi kavramla tanımlanmaktadır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kırılganlık

Cevap

Doğru yanıt, bir dış şoka karşı alternatif politikalar geliştirildikten sonra bile devam eden kalıcı maliyetleri tanımlayan 'Kırılganlık' kavramıdır.
Doğru yanıt olan kırılganlık kavramı, Robert Keohane ve Joseph Nye'ın karşılıklı bağımlılık analizinde çok kritik bir yer tutar. Duyarlılık, bir devletin dış şoka maruz kaldığı ilk andaki zararını ifade ederken; kırılganlık, o devletin yeni politikalar ürettikten ve tüm alternatiflerini devreye soktuktan sonra bile kaçınamadığı yapısal maliyetlerin toplamıdır. Bu durum bağımlılığın ne kadar derin olduğunu gösterir.

Adım Adım Çözüm

1
Soruda verilen kavramsal çerçevenin Robert Keohane ve Joseph Nye'ın 'Karmaşık Karşılıklı Bağımlılık' teorisi olduğunu ve üç temel özelliğinin vurgulandığını belirle.
Analizin karşılıklı bağımlılık teorisindeki kavramlar üzerinden yapılması gerektiği anlaşılır.
Bağlamın doğru tespiti, realizm gibi diğer teorilere ait çeldirici seçenekleri elemeyi sağlar.
2
Sorudaki tanımlamaları ayrıştır. 'Duyarlılık' kavramının, politikalar değişmeden önceki kısa vadeli maliyeti ifade ettiği bilgisini dikkate al.
Bizden istenen kavramın, politika değişikliği yapılmasına rağmen katlanılan uzun vadeli maliyet olduğu netleşir.
Teoride dış şoklara tepki duyarlılık ve kırılganlık olmak üzere ikili bir ayrıma tabi tutulmuştur.
3
Seçeneklerdeki kavramları teorik kökenlerine göre değerlendir. Göreli kazanç, mutlak kazanç ve güvenlik ikilemi gibi kavramları elenir.
Geriye istenen duruma doğrudan karşılık gelen 'kırılganlık' kavramı kalır.
Kırılganlık (vulnerability), tam olarak aktörün sistemi değiştirememesinden veya çıkış yollarının yetersizliğinden kaynaklanan kalıcı maliyeti ifade eder.

Anahtar Kavram

Duyarlılık ve Kırılganlık Kavramları (Sensitivity and Vulnerability)
Soru 45Soru

Robert Keohane ve Joseph Nye tarafından geliştirilen Karmaşık Karşılıklı Bağımlılık (Complex Interdependence) yaklaşımında; toplumları birbirine bağlayan çoklu iletişim ve etkileşim kanallarının varlığı, devletlerin gündemindeki meseleler arasında katı bir hiyerarşinin bulunmaması ve askeri gücün çözüm aracı olarak işlevini büyük ölçüde yitirmesi temel özellikler olarak sıralanır. Bu teori aynı zamanda karşılıklı bağımlılığın asimetrik doğasını incelemek için iki temel kavram öne sürer.

Bu bağlamda aşağıdaki senaryoyu değerlendiriniz:
X ve Y ülkeleri arasında yoğun ekonomik entegrasyon ve ulusötesi sivil ağlar mevcuttur. Küresel bir hammadde arzı şokunun yaşanmasıyla her iki ülke de ilk aşamada ciddi üretim kayıpları yaşar. Ancak X ülkesi, sahip olduğu esnek politika alternatifleri ve farklı tedarikçilerle kurduğu hızlı ilişkiler sayesinde birkaç ay içinde bu şoku atlatarak alternatif maliyetlerini minimize eder. Y ülkesi ise esnek olmayan altyapısı ve alternatif tedarik kanallarının yokluğu nedeniyle, yeni politikalar uygulamaya çalışsa dahi uzun yıllar sürecek kalıcı bir ekonomik durgunluğa girer.

Keohane ve Nye'ın yaklaşımına göre, bu senaryodaki aktörlerin durumu ile ilgili aşağıdaki analizlerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: X ülkesi şoka karşı 'duyarlılık' (sensitivity) gösterirken; Y ülkesi, politika değişikliğine gitmesine rağmen katlanmak zorunda kaldığı yüksek yapısal maliyetler nedeniyle 'kırılganlık' (vulnerability) içindedir.

Cevap

X ülkesinin dış şoku atlatabilmesi 'duyarlılık', Y ülkesinin alternatif bulamayarak kalıcı çöküş yaşaması ise 'kırılganlık' olarak ifade edilir.
Doğru eşleştirmeyi veren analiz, Keohane ve Nye'ın kurduğu asimetrik bağımlılık tanımına tam olarak uymaktadır. Teoride 'duyarlılık' bir şokun sistem içindeki hızı ve ilk şiddetini, 'kırılganlık' ise aktörün oyunun kurallarını veya kendi politikalarını değiştirerek alternatif bulma esnekliğini ifade eder. X ülkesi esnekliğiyle kırılgan olmadığını (sadece duyarlı olduğunu), Y ülkesi ise esnek olamamasıyla yüksek kırılganlığa sahip olduğunu göstermiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Senaryodaki temel olgunun belirlenmesi.
X ülkesinin şoktan başlangıçta etkilenip hızla toparlandığı, Y ülkesinin ise politika değiştirmesine rağmen alternatif bulamayarak kalıcı hasar aldığı tespit edilir.
Teorinin analiz düzeyini anlamak için aktörlerin davranış ve sonuçlarının netleştirilmesi gerekir.
2
Keohane ve Nye'ın 'duyarlılık' ve 'kırılganlık' kavramlarıyla eşleştirme yapılması.
X ülkesinin durumu 'duyarlılık' (hızlı etkilenme ancak yeni politikalarla hasarı atlatma), Y ülkesinin durumu 'kırılganlık' (yeni politikalara rağmen yüksek alternatif maliyet ve atlatamama) kavramlarıyla eşleşir.
Karmaşık karşılıklı bağımlılığın asimetrik yapısı bu iki kavram üzerinden ölçülür.
3
Çeldirici seçeneklerin elenmesi.
Neorealist kavramlar barındıran, normatif idealizm ile karıştıran ve yüksek politika hiyerarşisini savunan seçenekler yanlış mantık kurgusu nedeniyle elenir.
Teoriler arası kavramsal sınırların ve varsayımların net olarak ayırt edilmesi zorunludur.

Anahtar Kavram

Duyarlılık (Sensitivity) ve Kırılganlık (Vulnerability) Kavramları
Soru 46Soru

Birinci Dünya Savaşı'nın ardından uluslararası sistemde kalıcı barışı inşa etme çabaları, İdealizm (Ütopik Liberalizm) paradigmasının yükselişine zemin hazırlamıştır. Bu dönemde uluslararası hukukun üstünlüğü, uluslararası örgütlerin düzenleyici rolü ve rasyonel insan doğası vurgulanmış; ancak bu iyimser hava 1930'ların sonlarına doğru yerini realist eleştirilere bırakmıştır.

Buna göre, İki Savaş Arası Dönem'deki teorik ve pratik gelişmeler dikkate alındığında aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Norman Angell, "Büyük Yanılsama" adlı eserinde, modern dönemde devletler arasındaki ekonomik bütünleşmenin savaşı irrasyonel ve her iki taraf için de kazançsız bir eyleme dönüştürdüğünü savunmuştur.

Cevap

Norman Angell'ın "Büyük Yanılsama" adlı eserinde, modern dönemde ekonomik bütünleşmenin savaşı irrasyonel ve kazançsız bir eyleme dönüştürdüğünü savunan ifade doğrudur.
Norman Angell'ın 'Büyük Yanılsama' (The Great Illusion) adlı eseri, İki Savaş Arası Dönem idealizminin en önemli metinlerinden biridir. Angell, sanayi devrimi sonrasında artan uluslararası ticaretin ve finansal bütünleşmenin, savaşı ekonomik açıdan yıkıcı ve irrasyonel bir eyleme dönüştürdüğünü; dolayısıyla savaşın galibi için bile bir kazanç getirmeyeceğini savunmuştur. Bu görüş, idealizmin barışın rasyonel ve kaçınılmaz olduğu tezini destekleyen temel bir argümandır.

Adım Adım Çözüm

1
İki Savaş Arası Dönem'deki idealist paradigmanın temel savlarını ve yazar-eser eşleştirmelerini gözden geçirmek.
Norman Angell'ın 'Büyük Yanılsama' adlı eserinde ekonomik karşılıklı bağımlılığın savaşı anlamsız kıldığını savunduğu hatırlanır.
Soruda idealist dönemin teorik ve pratik gelişmelerinin doğru yansıması sorulmaktadır.
2
Diğer seçeneklerdeki ifadeleri Birinci Büyük Tartışma (İdealizm-Realizm) bağlamında elemek.
E.H. Carr'ın, Wilson'ın ve Kellogg-Briand Paktı'nın savunduğu görüşler ile anarşi kavramının yanlış aktarıldığı tespit edilir.
Yanlış eşleştirmeleri bularak doğru ifadeyi teyit etmek için eleme yöntemi kullanılır.

Anahtar Kavram

İdealizm, Birinci Büyük Tartışma ve İki Savaş Arası Dönem Kurumları
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 47Soru

Uluslararası bir krizin ardından yayımlanan kapsamlı bir diplomatik raporda şu ifadelere yer verilmiştir:

'Krizin ilk aşamasında yaşanan finansal şokun piyasalarımıza anında yansıması kaçınılmazdı; zira toplumlarımızı birbirine bağlayan gayriresmi ve ulusötesi ağlar, çoğu zaman devletlerarası resmi kanallardan daha hızlı işlemektedir. Ancak asıl endişe verici olan husus, bu şoku telafi etmek amacıyla yeni politikalar geliştirdiğimizde alternatif tedarik zincirleri kurmanın yarattığı ağır yapısal maliyetler olmuştur. Öte yandan kriz boyunca açıkça görülmüştür ki, tarafların sahip olduğu devasa askeri kapasite caydırıcılık sağlamada yetersiz kalmış; çevre ve ticaret gibi meseleler, ulusal güvenlik kadar yüksek öncelikli birer pazarlık başlığı haline gelmiştir.'

Robert Keohane ve Joseph Nye'ın kuramsal perspektifi dikkate alındığında, bu rapordaki bulguları açıklayan en doğru ve kapsamlı yargı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Rapordaki durum, askeri gücün işlevsizleştiği ve konular arası hiyerarşinin kaybolduğu karmaşık bir yapıyı tasvir ederken; krizin anlık etkisini 'duyarlılık', politika değişikliği sonrasında katlanılan yapısal maliyeti ise 'kırılganlık' kavramıyla açıklamaktadır.

Cevap

Doğru yanıt, rapordaki durumu askeri gücün işlevsizleştiği ve konular arası hiyerarşinin kaybolduğu bir yapı olarak tanımlayan; krizin anlık etkisini 'duyarlılık', politika değişikliği sonrası maliyeti ise 'kırılganlık' kavramıyla açıklayan seçenektir.
Doğru seçenek, Keohane ve Nye'ın 'Karmaşık Karşılıklı Bağımlılık' ideal tipinin üç temel özelliğini (konular arası hiyerarşinin yokluğu, çoklu kanallar ve askeri gücün ikincil rolü) eksiksiz kapsar. Dahası, dış şoklara karşı verilen tepkilerdeki temel teorik ayrımı hatasız yapar: Şokun anlık ve doğrudan etkisi 'duyarlılık' (sensitivity) iken, devletin alternatif politikalar üreterek şoku absorbe etme kapasitesinin zorluğu ve maliyeti 'kırılganlık' (vulnerability) olarak tanımlanır.

Adım Adım Çözüm

1
Rapordaki teorik ipuçlarını tespit et.
Çoklu kanallar (ulusötesi ağlar), askeri gücün caydırıcılığının azalması ve konular arası hiyerarşinin yokluğu (çevre ve ticaretin güvenlik kadar önemli olması) belirlendi.
Bu üç özellik, Robert Keohane ve Joseph Nye'ın 'Karmaşık Karşılıklı Bağımlılık' (Complex Interdependence) teorisinin temel varsayımlarıdır.
2
Rapordaki iki farklı maliyet türünü teorik kavramlarla eşleştir.
Piyasalara 'anında yansıyan şok', devletlerin dış gelişmelere ne kadar açık olduğunu gösteren 'Duyarlılık' (Sensitivity) kavramına eşittir. Yeni politikalar geliştirilirken katlanılan 'ağır yapısal maliyet' ise alternatif bulmanın zorluğunu ifade eden 'Kırılganlık' (Vulnerability) kavramına eşittir.
Teoride duyarlılık politika değişikliği öncesi maliyetleri, kırılganlık ise politika değişikliği sonrası alternatif maliyetleri ölçer.
3
Seçenekleri bu kuramsal çerçeve ile sınırlandır.
Göreli kazanç, İdealizm veya Bağımlılık teorisine atıf yapan seçenekler elenir. Duyarlılık ve kırılganlık tanımlarını doğru sırayla veren seçenek işaretlenir.
Teoriler arası temel farkları (Neorealizm vs. Neoliberalizm) ve kavramsal netliği (duyarlılık vs. kırılganlık) test etmek hedeflenmiştir.

Anahtar Kavram

Karmaşık Karşılıklı Bağımlılık, Duyarlılık ve Kırılganlık Ayrımları
Soru 48Soru

Uluslararası sistemin anarşik yapısını ve devletlerin rasyonel aktörler olduğu varsayımını paylaşan Neorealizm ve Neoliberalizm arasındaki 'Neo-Neo Tartışması'nda, iş birliğinin önündeki engeller temel bir ayrışma noktasıdır. Bir devletin, ortak bir girişimden elde edeceği toplam faydadan ziyade, bu girişimin rakip devletin kapasitesini kendisine oranla ne kadar artıracağına odaklanarak iş birliğinden kaçınması, bu tartışmadaki hangi temel kavramla ifade edilmektedir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Göreli kazanç

Cevap

Devletlerin, iş birliği sonucunda partnerlerinin kendilerinden daha fazla kazanç elde ederek avantajlı konuma geçmesinden endişe duyması 'göreli kazanç' kavramı ile açıklanır.
Göreli kazanç yaklaşımı, Neorealizmin (özellikle Waltz ve Grieco) temel savıdır. Anarşik sistemde devletler hayatta kalmak için güç dengesine bakarlar; dolayısıyla iş birliği yapsalar dahi, karşı tarafın bu iş birliğinden daha fazla güçlenerek gelecekte bir tehdit oluşturmasından korkarlar. Bu durum 'diğeri ne kadar kazanıyor?' sorusunu öncelikli kılar.

Adım Adım Çözüm

1
Neo-Neo tartışmasının temel aktör varsayımlarını belirle.
Her iki teori de devlet merkezli, rasyonel ve anarşik bir sistem varsayar.
Tartışmanın zemini rasyonalist bir temeldedir.
2
İş birliği sürecindeki kazanç türlerini analiz et.
Neorealistler 'diğerinden daha fazla kazanma' (göreli), Neoliberaller 'toplamda kazanma' (mutlak) odaklıdır.
İş birliğinin neden zor veya mümkün olduğunu açıklayan temel mekanizma budur.

Anahtar Kavram

Göreli Kazanç (Relative Gains) vs. Mutlak Kazanç (Absolute Gains)

Daha Fazla Pratik

Neorealizmin güvenlik arayışındaki 'savunmacı' ve 'saldırgan' ayrımlarını incelemek, göreli kazanç hassasiyetinin seviyelerini anlamanıza yardımcı olur.
Tahmini Süre:50s
Soru 49Soru

Robert Keohane ve Joseph Nye tarafından geliştirilen 'Karmaşık Karşılıklı Bağımlılık' (Complex Interdependence) kuramı, uluslararası sistemdeki devletler arası ilişkileri geleneksel Realist yaklaşımdan farklı varsayımlar üzerine inşa eder. Bu kuramın temel ilkeleri ve varsayımları dikkate alındığında, aşağıdakilerden hangisi karmaşık karşılıklı bağımlılık modelinin karakteristik özelliklerinden biridir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Devletler arası ilişkilerde askeri gücün kullanışlılığı azalmış ve dış politika gündemindeki konular arasında kesin bir hiyerarşi ortadan kalkmıştır.

Cevap

Doğru cevap, askeri gücün kullanışlılığının azalması ve dış politika konuları arasındaki hiyerarşinin ortadan kalkmasıdır.
Robert Keohane ve Joseph Nye'nin Karmaşık Karşılıklı Bağımlılık modeline göre; devletler arası ilişkilerde artık sadece askeri güç değil, ekonomik ve sosyal araçlar da önem kazanmıştır. Bu durum askeri gücün 'kullanışlılığını' azaltırken, dış politika konuları arasındaki geleneksel hiyerarşiyi (güvenliğin her şeyden üstün olması) yıkmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Kuramın temel taşlarını hatırla
Keohane ve Nye'nin kuramı üç ayağa dayanır: Çoklu kanallar, konular arası hiyerarşi yokluğu ve askeri gücün ikincil rolü.
Soruda istenen karakteristik özelliklerin bu üç maddeden biri olması gerekir.
2
Realist varsayımlarla karşılaştır
Realizm askeri gücü birincil görür ve 'yüksek siyaset' (güvenlik) konularını en üste koyar; oysa bu modelde ekonomi ve çevre gibi konular güvenlik ile aynı önemdedir.
Seçeneklerdeki hiyerarşi ve askeri güç vurgularını ayırt etmek için gereklidir.
3
Kavramsal ayrımı yap (Duyarlılık vs Kırılganlık)
Politika değişikliği öncesindeki ilk şok 'duyarlılık' (sensitivity), politika değişikliği maliyeti ise 'kırılganlık' (vulnerability) olarak adlandırılır.
Hatalı seçenekleri elemek ve kuramsal derinliği kavramak için bu ayrım kritiktir.

Anahtar Kavram

Karmaşık Karşılıklı Bağımlılığın Özellikleri

Daha Fazla Pratik

Keohane ve Nye'ın 'Güç ve Karşılıklı Bağımlılık' (Power and Interdependence) adlı eserinde belirttikleri 'Çoklu Kanallar' kavramını (toplumlar arası, hükümetler arası, ulusötesi) incelemek bu konuyu pekiştirecektir.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 50Soru

Bir grup devlet, aralarındaki teknolojik iş birliğini artırmak ve patent haklarını korumak amacıyla ortak bir uluslararası rejim kurmayı hedeflemektedir. Ancak devletler, partnerlerinin gizlice teknoloji transferi yapmasından veya kuralları ihlal ederek haksız avantaj elde etmesinden endişe duydukları için iş birliğine gitmekte tereddüt etmektedir.

Neoliberal kurumsalcılığa göre, kurulacak olan bu uluslararası rejimin devletler arasındaki 'aldatılma' korkusunu yenerek iş birliğini mümkün kılmasındaki en temel işlevi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İşlem maliyetlerini azaltarak ve şeffaf bilgi akışı sağlayarak bilgi asimetrisini gidermesi

Cevap

Kurulacak uluslararası rejimin işlem maliyetlerini azaltarak ve şeffaf bilgi akışı sağlayarak bilgi asimetrisini gidermesi
Neoliberal kurumsalcılığa göre, devletler arasındaki iş birliğinin önündeki en büyük engel 'hile yapma' (cheating) korkusu ve bilgi eksikliğidir. Uluslararası rejimler ve kurumlar; şeffaflık sağlayarak, izleme mekanizmaları kurarak ve bilgi paylaşımını teşvik ederek devletler arasındaki bilgi asimetrisini giderir. Bu sayede taraflar birbirlerinin davranışlarını öngörebilir hale gelir ve iş birliğinin maliyeti (işlem maliyeti) düşer.

Adım Adım Çözüm

1
Sorudaki teorik çerçeveyi belirle.
Soru Neoliberal Kurumsalcılık (Neoliberal Institutionalism) üzerinden bir iş birliği sorununu ele almaktadır.
Teorinin ana odak noktası anarşik bir sistemde rasyonel devletlerin neden ve nasıl iş birliği yaptığıdır.
2
Devletlerin iş birliği yaparken karşılaştıkları temel engeli analiz et.
Aldatılma korkusu ve bilgi eksikliği (bilgi asimetrisi), devletleri 'Mahkumlar Dilemması'na sürüklemektedir.
Anarşi altında merkezi bir otorite olmadığı için devletler diğerlerinin sözünde durup durmayacağından emin olamazlar.
3
Uluslararası kurumların/rejimlerin bu soruna getirdiği çözümü tespit et.
Kurumlar, kural ihlallerini izleyerek, bilgi paylaşımını zorunlu kılarak ve taraflar arası etkileşimi süreklileştirerek işlem maliyetlerini düşürür.
Bilgi asimetrisinin giderilmesi, tarafların birbirine duyduğu güvensizliği rasyonel bir temelde azaltır ve mutlak kazanç elde edilmesini sağlar.

Anahtar Kavram

Neoliberal Kurumsalcılık ve Kurumların İşlevi

İpuçları

1
Neoliberal kurumsalcılık, devletlerin rasyonel olduğunu ve kendi çıkarlarını düşündüğünü kabul eder.
2
İş birliğinin önündeki engel, karşı tarafın kurallara uyup uymayacağını bilmemektir. Kurumlar bu bilgiyi nasıl sağlar?

Daha Fazla Pratik

Robert Keohane'in 'After Hegemony' adlı eserindeki kurumların işlem maliyetleri ve bilgi sağlama üzerine olan argümanlarını inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 51Soru

Küresel bir salgın hastalık riskine karşı devletlerin aşı ve ilaç üretimi konusunda ortak bir fon oluşturmak istemelerine rağmen, bazı aktörlerin maliyetlere katlanmadan sonuçlardan faydalanma (bedavacılık) eğiliminde olması veya diğerlerinin gizlice kapasite artırmasından çekinilmesi iş birliğini zora sokmaktadır. Neoliberal Kurumsalcılık yaklaşımına göre, bu süreçte kurulacak bir uluslararası sağlık otoritesinin 'işlem maliyetlerini' (transaction costs) düşürerek iş birliğini istikrarlı hale getirmedeki en kritik rolü aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Devletlerin davranışları hakkında şeffaf ve güvenilir bilgi sağlayarak belirsizliği ve hile yapma riskini azaltmak

Cevap

Kurumların temel işlevi, devletlerin taahhütlerine uyup uymadıklarını izleyerek şeffaf bilgi sağlaması ve böylece belirsizliği azaltarak iş birliğini rasyonel kılmaktır.
Neoliberal kurumsalcılığa göre, uluslararası sistemin anarşik yapısı devletler arasında güvensizliğe ve bilgi asimetrisine neden olur. Kurumlar, devletlerin davranışlarını izleyerek, kuralları netleştirerek ve bilgi akışını sağlayarak işlem maliyetlerini düşürür. Bu durum, devletlerin birbirine güven duymasını ve hile yapma riskinin azalmasını sağlayarak rasyonel bir temelde iş birliğini mümkün kılar.

Adım Adım Çözüm

1
Sorudaki kuramsal çerçeveyi belirle.
Neoliberal Kurumsalcılık.
Teorinin anarşi altında rasyonel devletlerin neden ve nasıl iş birliği yaptığına dair temel varsayımlarını hatırlamak gerekir.
2
İş birliğinin önündeki engeli (bedavacılık ve hile) analiz et.
Bilgi asimetrisi ve yüksek işlem maliyetleri.
Devletler diğerlerinin ne yapacağını bilmedikleri (belirsizlik) için iş birliğinden kaçınırlar.
3
Kurumların bu engeli nasıl aştığını bul.
Şeffaflık, izleme ve bilgi sağlama.
Kurumlar, devletlerin davranışlarını görünür kılarak 'hile yapmanın' maliyetini artırır ve mutlak kazanç elde edilmesini sağlar.

Anahtar Kavram

Bilgi Asimetrisinin Azaltılması ve İşlem Maliyetleri

İpuçları

1
Neoliberalizm ve Neorealizm arasındaki en büyük fark, devletlerin 'kazanç' türlerinden hangisine odaklandığıdır.

Daha Fazla Pratik

Robert Keohane'in 'After Hegemony' eserindeki rasyonel fonksiyonel yaklaşımı incelemek bu konuyu pekiştirecektir.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 52Soru

Dünya genelinde posta gönderilerinin belirli bir standart çerçevesinde iletilmesi ve ücretlendirilmesi amacıyla devletlerin ortak kurallar üzerinde uzlaşarak bir uluslararası örgüt çatısı altında toplanması, Neoliberal Kurumsalcılık teorisiyle açıklanmaktadır. Buna göre Neoliberal Kurumsalcılık perspektifinden bakıldığında, bu tür uluslararası kurumların iş birliğini mümkün kılan temel işlevi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İşlem maliyetlerini düşürerek ve taraflar arasındaki bilgi akışını kolaylaştırarak belirsizliği azaltması

Cevap

Uluslararası kurumların temel işlevi işlem maliyetlerini düşürmek ve bilgi akışını sağlayarak belirsizliği azaltmaktadır.
Neoliberal kurumsalcılığa göre uluslararası kurumlar, devletler arasındaki etkileşimi düzenleyerek işlem maliyetlerini düşürür ve bilgi asimetrisini giderir. Bu sayede devletler, anarşik bir ortamda bile birbirlerine güven duyarak mutlak kazanç elde etmek amacıyla iş birliği yapabilirler.

Adım Adım Çözüm

1
Teorik çerçeveyi belirle
Soru Neoliberal Kurumsalcılık üzerine kuruludur.
Teorinin anarşik bir düzende rasyonel devletlerin neden iş birliği yaptığını nasıl açıkladığını anlamak gerekir.
2
Kurumların işlevini analiz et
Kurumlar bilgi asimetrisini giderir ve işlem maliyetlerini (transaction costs) düşürür.
Robert Keohane gibi düşünürlere göre kurumlar, devletlerin birbirini denetlemesini sağlayarak 'hile' korkusunu azaltır.
3
Seçenekleri değerlendir
Bilgi akışı ve işlem maliyet vurgusu yapan seçenek doğru cevaptır.
Diğer seçenekler realizm (göreli kazanç) veya idealizm (ahlaki değerler) ile ilgilidir.

Anahtar Kavram

İşlem Maliyetleri ve Bilgi Asimetrisi
Tahmini Süre:45s
Soru 53Soru

İki Savaş Arası Dönem (1919-1939) boyunca uluslararası ilişkiler disiplinine yön veren İdealist (Ütopik Liberal) yaklaşım, savaşın önlenebilir olduğu ve rasyonel temellere dayanmadığı fikri üzerine kurulmuştur. Bu dönemde Norman Angell gibi düşünürlerin geliştirdiği argümanlar, disiplinin bilimsel bir kimlik kazanma sürecinde merkezi bir rol oynamıştır.

Buna göre, Norman Angell'ın *Büyük Yanılsama* (*The Great Illusion*) adlı eserinde dile getirdiği ve İdealist düşüncenin temel dayanaklarından birini oluşturan iddia aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Modern dünyada devletler arasındaki ekonomik karşılıklı bağımlılığın artmasıyla birlikte, savaşın kazanan taraf için bile ekonomik bir yıkım getireceği ve dolayısıyla rasyonel bir seçenek olmaktan çıktığı.

Cevap

Ekonomik karşılıklı bağımlılığın savaşı rasyonel olmaktan çıkardığı ve kazanan için bile yıkıcı hale getirdiği düşüncesi.
Doğru cevap, Norman Angell'ın ekonomik karşılıklı bağımlılık tezini ifade etmektedir. Angell'a göre, modern dünyada devletlerin refahı ticaret ve finansal entegrasyona bağlıdır; bu yüzden toprak kazanmak için savaşmak, maliyeti getirisinden çok daha yüksek olan 'büyük bir yanılsama'dır. Bu görüş, Birinci Dünya Savaşı sonrası İdealistlerin 'savaşın önlenebilirliği' iddiasının en önemli ekonomik kanıtı olarak kabul edilmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Norman Angell'ın temel eserini analiz etme.
*Büyük Yanılsama* eserinde savaşın ekonomik bir 'yanılsama' olduğu belirtilir.
Angell, modern sanayi toplumlarında zenginliğin toprak fethiyle değil, ticaretle elde edildiğini savunur.
2
İdealizmin savaş algısını değerlendirme.
Savaş, rasyonel olmayan bir 'hastalık' veya 'hata' olarak görülür.
Eğer devletler rasyonel davranırlarsa ve ekonomik gerçekleri görürlerse savaştan kaçınacaklardır.
3
Seçenekler arasında Angell'ın ekonomik bağımlılık tezini bulma.
Devletlerin birbirine olan ekonomik bağımlılığının savaşı anlamsız kıldığı seçeneği doğrudur.
İdealizmin İki Savaş Arası Dönemdeki en güçlü teorik dayanaklarından biri bu ekonomik rasyonalitedir.

Anahtar Kavram

İdealist (Ütopik) Ekonomik Rasyonalizm

Daha Fazla Pratik

İdealizmin kollektif güvenlik (milletler cemiyeti) anlayışı ile Realizmin güç dengesi anlayışı arasındaki temel farkları inceleyiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 54Soru

Immanuel Kant, "Ebedi Barış" (Perpetual Peace) adlı eserinde kalıcı bir barışın tesisi için devletlerin iç yapısının önemine dikkat çekmiş ve "Her devletin sivil anayasası cumhuriyetçi olmalıdır." ilkesini ilk kesin madde olarak belirlemiştir. Kant’ın bu düşüncesine göre, cumhuriyetçi bir anayasanın devletleri savaştan uzak tutma potansiyeli temel olarak hangi gerekçeye dayanmaktadır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Savaşın getireceği yıkım, borçlanma ve kişisel kayıpların bizzat karar verici konumundaki vatandaşlar tarafından üstlenilecek olması

Cevap

Savaşın getireceği yıkım ve maliyetlerin bizzat karar verici vatandaşlar tarafından üstlenilecek olması gerekçesi doğrudur.
Kant'a göre cumhuriyetçi yönetimlerde, savaşa karar verecek olanlar aynı zamanda savaşın zorluklarına (vergi artışı, yıkım, ölüm) katlanacak olan vatandaşlardır. Bu nedenle, rasyonel hareket eden vatandaşlar kendi refahlarını tehlikeye atacak bir savaşa rıza göstermeme eğilimindedirler.

Adım Adım Çözüm

1
Kant'ın 'Ebedi Barış' eserindeki ilk kesin madde olan cumhuriyetçi anayasa ilkesini analiz et.
Cumhuriyetçi yapıda karar alma sürecinin vatandaşların rızasına dayandığı tespit edilir.
Teorinin merkezindeki 'iç yapı-dış davranış' ilişkisini kurmak için gereklidir.
2
Vatandaşların savaş durumundaki rasyonel tercihlerini değerlendir.
Savaşın mali yükü, can kaybı ve yıkımı bizzat halk tarafından karşılanacağı için halkın savaşa onay vermesinin zor olduğu görülür.
Klasik liberalizmin bireyi ve rasyonaliteyi merkeze alan mantığını uygulamak için gereklidir.

Anahtar Kavram

Cumhuriyetçi Barış Mantığı
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 55Soru

Klasik liberalizmin felsefi temellerini atan Aydınlanma düşüncesi, bireylerin akıl yoluyla "doğa durumundan" bir sözleşme ile çıkmalarına benzer şekilde, devletlerin de uluslararası alanda kalıcı bir barış tesis edebileceğini savunur. Immanuel Kant, "Ebedi Barış" (Zum ewigen Frieden) adlı eserinde, bu barışın kurumsal çerçevesini çizerken bir "dünya devleti" (civitas maxima) yerine "özgür devletlerin federasyonu" (foedus pacificum) modelini önermiştir. Kant'ın bu tercihinin temelinde yatan ve klasik liberalizmin bireysel özgürlük ile siyasi otorite arasındaki denge anlayışını yansıtan gerekçe aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Merkezi bir dünya hükümetinin, yasaların etkinliğini yitirdiği ruhsuz bir despotizme dönüşme riski ve ulusların kendi kaderini tayin hakkını tehdit etmesi.

Cevap

Merkezi bir dünya hükümetinin ruhsuz bir despotizme dönüşme riski taşıması ve ulusların özerkliğini tehdit etmesi nedeniyle özgür devletler federasyonunun tercih edilmesidir.
Kant, uluslararası barışın tesisinde devletlerin egemenliklerinden tamamen vazgeçerek tek bir dünya devleti altında erimesini tehlikeli bulur. Ona göre, çok geniş bir alanda hüküm süren tek bir merkezi otorite, yasaların gücünü yitirdiği 'ruhsuz bir despotizme' (soulless despotism) dönüşebilir. Bu nedenle, devletlerin cumhuriyetçi anayasalarını koruduğu, birbirlerinin iç işlerine karışmadığı ancak aralarındaki savaşı sona erdirdikleri bir 'Özgür Devletler Federasyonu' modelini savunur. Bu yaklaşım, Aydınlanma'nın bireysel ve ulusal özerklik (autonomy) vurgusuyla tam uyumludur.

Adım Adım Çözüm

1
Aydınlanma ve Klasik Liberalizm arasındaki ilişkiyi analiz et.
Bireylerin rasyonalitesi ve ilerleme inancı, devletlerin de hukuk yoluyla barış inşa edebileceği sonucuna varır.
Klasik liberalizmin kökenindeki insan doğası ve ilerleme vurgusunu anlamak için gereklidir.
2
Kant'ın 'Ebedi Barış' metnindeki ikinci kesin maddeyi (definitive article) hatırla.
Uluslararası hukuk, özgür devletlerin bir federasyonuna (foedus pacificum) dayanmalıdır.
Kurumsal yapının barış üzerindeki etkisini belirlemek için gereklidir.
3
Dünya Devleti ile Federasyon arasındaki farkı liberal prensipler açısından karşılaştır.
Dünya devleti (civitas maxima) merkezi otoritenin aşırı güçlenmesine ve tiranlığa yol açabilir; federasyon ise devletlerin hukuksal bağımsızlığını korur.
Kant'ın neden bir dünya hükümetini değil de gönüllü bir birliği savunduğunu açıklamak için gereklidir.

Anahtar Kavram

Kantçı Barış ve Federasyon (Foedus Pacificum)

Daha Fazla Pratik

Kant'ın cumhuriyetçi anayasa (birinci kesin madde) ile demokratik barış teorisi arasındaki bağı inceleyerek klasik liberalizm ile çağdaş liberalizm arasındaki köprüyü kurun.
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 56Soru

Sosyolojik liberalizm yaklaşımının en önemli temsilcilerinden biri olan Karl Deutsch, toplumlar arasındaki işlem ve iletişim (ticaret, seyahat, posta vb.) miktarındaki artışın ortak bir kimlik oluşumuna yol açacağını savunmuştur.

Deutsch'un, aktörlerin birbirlerine karşı "biz duygusu" geliştirdikleri ve aralarındaki uyuşmazlıkları şiddete başvurmadan çözeceklerine dair güven tesis ettikleri bu bütünleşme modeline verdiği isim aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Güvenlik topluluğu

Cevap

Güvenlik topluluğu
Güvenlik topluluğu kavramı, Karl Deutsch'un 'işlemselcilik' (transactionalism) yaklaşımı çerçevesinde, toplumlar arasındaki iletişim (posta, ticaret, turizm vb.) yoğunlaştıkça bir 'biz duygusu' oluşacağını ve bu sayede aktörlerin sorunlarını şiddete başvurmadan çözeceklerine dair karşılıklı bir güven geliştireceklerini savunur. Bu durum, sosyolojik liberalizmin ulusötesi ilişkiler yoluyla barışın tesisi argümanının temelidir.

Adım Adım Çözüm

1
Soruda verilen kuramcı ve temel vurguları analiz edin.
Karl Deutsch ve 'işlem/iletişim artışı', 'biz duygusu', 'şiddetsiz çözüm' vurguları tespit edildi.
Bu anahtar kelimeler doğrudan Sosyolojik Liberalizm ve İşlemselcilik (Transactionalism) yaklaşımına işaret eder.
2
Sosyolojik Liberalizmdeki temel kavramı belirleyin.
Toplumlar arası etkileşimle savaşın imkansız hale geldiği yapı 'Güvenlik Topluluğu' (Security Community) olarak adlandırılır.
Deutsch, Kuzey Atlantik bölgesindeki bütünleşmeyi bu kavramla açıklamıştır.

Anahtar Kavram

Karl Deutsch'un Güvenlik Topluluğu Kavramı

İpuçları

1
Karl Deutsch'un 'iletişim' ve 'işlem' (transaction) vurgularını düşünün.
2
Toplumlar arasında savaşın bir seçenek olmaktan çıktığı, ortak kimlik temelli yapıya odaklanın.

Daha Fazla Pratik

Karl Deutsch'un bütünleşme teorisindeki 'çoğulcu' ve 'birleşmiş' güvenlik toplulukları ayrımını incelemek konuyu derinleştirecektir.
Tahmini Süre:45s
Soru 57Soru

İdealist (Ütopik Liberalizm) teorinin gelişiminde büyük bir etkiye sahip olan; sanayileşmiş modern devletlerin ekonomik açıdan birbirlerine bağımlı hale gelmesiyle savaşın artık rasyonel ve kazançlı bir araç olmaktan çıktığını savunan, *Büyük Yanılsama* (*The Great Illusion*) adlı eserin yazarı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Norman Angell

Cevap

Ekonomik karşılıklı bağımlılığın savaşı kazançsız kıldığını savunan ve *Büyük Yanılsama* eserini kaleme alan düşünür Norman Angell'dır.
Norman Angell, *Büyük Yanılsama* adlı eserinde devletler arasındaki ekonomik bütünleşmenin ve ticari ilişkilerin artmasının savaşı bir dış politika aracı olarak kullanılmaz hale getirdiğini, çünkü savaşın kazanan tarafa dahi büyük ekonomik zararlar verdiğini savunmuştur. Bu görüş, İdealizm'in iki savaş arası dönemdeki en güçlü entelektüel dayanaklarından biridir.

Adım Adım Çözüm

1
Eserin adını ve ana temasını belirleme
*Büyük Yanılsama* (*The Great Illusion*) ve 'savaşın ekonomik rasyonalitesini yitirmesi' teması.
Soruda sorulan spesifik eseri ve savunulan temel argümanı teşhis etmek için.
2
Eseri yazarı ile eşleştirme
Bu eserin yazarı Norman Angell'dır.
İdealist teorisyenler ile temel eserleri arasındaki eşleşmeyi hatırlamak için.

Anahtar Kavram

İdealizm ve Ekonomik Karşılıklı Bağımlılık (Norman Angell)

Daha Fazla Pratik

İdealist düşüncenin bir diğer önemli savunucusu olan Woodrow Wilson'ın 14 İlkesi ile E.H. Carr'ın realizm eleştirilerini karşılaştırarak çalışabilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 58Soru

Uluslararası ilişkilerde devletlerin birbirlerine karşı duydukları güvensizlik ve karşı tarafın anlaşma kurallarına uymayacağı (hile yapacağı) endişesi, rasyonel aktörler arasında işbirliğini zorlaştıran temel unsurlardır. Kurumsal Liberalizm (Neoliberal Kurumsalcılık) yaklaşımına göre, uluslararası örgütlerin bu sorunu aşmadaki temel işlevi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bilgi akışını sağlayarak belirsizliği azaltmak ve devletler arasındaki işlem maliyetlerini düşürmek

Cevap

Uluslararası örgütlerin temel işlevi, bilgi akışını sağlayarak belirsizliği azaltmak ve işlem maliyetlerini düşürmektir.
Kurumsal Liberalizm veya Neoliberal Kurumsalcılık yaklaşımı, Robert Keohane gibi düşünürler tarafından geliştirilmiştir. Bu teoriye göre, uluslararası sistem anarşik olsa bile, uluslararası örgütler ve rejimler devletler arasındaki 'bilgi asimetrisini' gidererek, tarafların birbirini izlemesini sağlar. Bu durum belirsizliği azaltır ve işbirliğinin rasyonel bir seçenek haline gelmesini sağlar.

Adım Adım Çözüm

1
Anarşi ve Rasyonellik Varsayımını Belirle
Devletler merkezi bir otoritenin yokluğunda bencil ve rasyonel aktörlerdir.
Kurumsal liberalizm, realizm gibi anarşi varsayımıyla başlar.
2
İşbirliği Engelini Tanımla
Belirsizlik ve hile yapma korkusu işbirliğini engeller.
Bilgi eksikliği devletlerin birbirine güvenmemesine yol açar.
3
Örgütün Rolünü Çözümle
Uluslararası örgütler şeffaflık sağlar ve 'işlem maliyetlerini' (transaction costs) düşürür.
Kurumsal yapı, devletlerin birbirini denetlemesini ve bilgi paylaşmasını kolaylaştırarak mutlak kazanç elde etmelerini sağlar.

Anahtar Kavram

Neoliberal Kurumsalcılık ve Uluslararası Rejimlerin İşlevi

Daha Fazla Pratik

Robert Keohane'in 'After Hegemony' adlı eserindeki işbirliği argümanlarını inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 59Soru

Cumhuriyetçi Liberalizm ve bu yaklaşımın merkezindeki Demokratik Barış Teorisi'nin kökenleri, Immanuel Kant'ın "Ebedi Barış" (Zum ewigen Frieden) adlı çalışmasına dayanmaktadır. Kant, devletler arasında kalıcı bir barışın tesisi için üç temel "kesin madde" (definitive articles) öne sürmüştür. Bu maddelerden ilki olan "Her devletin sivil anayasası cumhuriyetçi olmalıdır" ilkesinin, barışın sağlanmasındaki temel işleyiş mekanizması aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Savaşın mali külfeti ve can kayıplarının bizzat halk tarafından üstlenilmesi nedeniyle, halkın onayına dayalı yönetimlerin savaş kararı alırken rasyonel bir isteksizlik sergilemesi.

Cevap

Savaşın mali külfeti ve can kayıplarının halk tarafından üstlenilmesi nedeniyle, yöneticilerin halkın onayına ihtiyaç duyduğu cumhuriyetçi sistemlerde savaş kararının alınmasının zorlaşması.
Cumhuriyetçi Anayasa ilkesine göre, savaşın getireceği ekonomik yük ve insani kayıplar doğrudan vatandaşlar tarafından karşılandığı için, bu vatandaşların onayına ihtiyaç duyan yöneticiler savaş ilan etme konusunda rasyonel bir isteksizlik sergilerler. Bu durum, devletin iç yapısının dış politika tercihini kısıtladığı 'kurumsal' bir mekanizmadır.

Adım Adım Çözüm

1
Kant'ın Cumhuriyetçi Anayasa ilkesini tanımlamak.
Halkın (yönetilenlerin) onayına dayalı bir iç siyasal yapının varlığı.
Teorinin analiz düzeyinin devlet içi (domestic) olduğunu belirlemek için gereklidir.
2
Karar alma mekanizması ile maliyet arasındaki bağı kurmak.
Savaşın vergi, borçlanma ve can kaybı gibi yüklerinin doğrudan halkın üzerine binmesi.
Vatandaşların neden savaşa karşı çıkma eğiliminde olduğunu açıklamak için gereklidir.
3
Dış politika sonucuna ulaşmak.
Halkın rızasını almak zorunda olan yöneticilerin savaşa girmekte isteksiz davranması.
Cumhuriyetçi yapının barışçıl eğilimi nasıl ürettiğini sonuçlandırmak için gereklidir.

Anahtar Kavram

Cumhuriyetçi Anayasal Kısıtlamalar ve Kamuoyu Onayı
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 60Soru

Ülke A, teknoloji üretimi için kritik öneme sahip olan nadir toprak elementlerini Ülke B'den ithal etmektedir. Ülke B'de yaşanan siyasi bir kriz nedeniyle sevkiyatlar durduğunda, Ülke A'nın teknoloji sektörü hızla durma noktasına gelmiş ve borsa değerleri kısa sürede %20 oranında düşmüştür. Ancak Ülke A, altı ay içerisinde kendi topraklarındaki atıl rezervleri işletmeye açarak ve geri dönüşüm teknolojilerini devreye sokarak hammadde ihtiyacını karşılamış, dışa bağımlılığını azaltarak üretim maliyetlerini kriz öncesi seviyeye çekmeyi başarmıştır.

Robert Keohane ve Joseph Nye tarafından geliştirilen Karmaşık Karşılıklı Bağımlılık (Complex Interdependence) kuramı çerçevesinde değerlendirildiğinde, Ülke A'nın bu süreçteki durumu aşağıdakilerden hangisiyle doğru analiz edilebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ülke A bu olayda yüksek duyarlılık (sensitivity) göstermiş ancak düşük kırılganlık (vulnerability) sergilemiştir.

Cevap

Ülke A'nın krizden hızla etkilenmesi 'yüksek duyarlılık' (sensitivity), ancak politika değişikliği ile maliyetleri kontrol altına alabilmesi 'düşük kırılganlık' (vulnerability) durumuna işaret eder.
Kurama göre 'duyarlılık', bir politikanın dışsal bir değişimle ne kadar hızlı bozulduğunu ve bu süreçte ödenen maliyeti ifade eder. 'Kırılganlık' ise, aktörün durumu düzeltmek için yeni politikalar geliştirmesine rağmen ödemeye devam ettiği maliyettir. Ülke A, krizden anında etkilenerek yüksek duyarlılık göstermiş, ancak alternatif çözümler geliştirerek maliyetleri sıfırlayabildiği için düşük kırılganlık sergilemiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Krizin Ülke A üzerindeki ilk etkisini analiz et.
Hammadde sevkiyatı durduğunda borsa değerlerinin ve üretimin hızla düşmesi, Ülke A'nın bu konuda dışsal değişimlere karşı çok duyarlı (sensitive) olduğunu gösterir.
Duyarlılık, bir aktörün dışsal bir değişikliğe ne kadar hızlı ve şiddetli tepki verdiğini ölçer.
2
Ülke A'nın kriz sonrası adaptasyon kapasitesini değerlendir.
Altı ay içinde yeni üretim ve geri dönüşüm yöntemleri geliştirerek maliyetlerin eski seviyeye çekilmesi, Ülke A'nın krizden kalıcı zarar görmediğini (kırılgan olmadığını) kanıtlar.
Kırılganlık, bir aktörün politika değişikliği yaptıktan sonra bile maruz kaldığı maliyetlerin devam etme durumudur.

Anahtar Kavram

Duyarlılık (Sensitivity) ve Kırılganlık (Vulnerability) Ayrımı
Tahmini Süre:1m 30s
ÖncekiSayfa 3 / 19Sonraki
Liberalizm ve Neoliberalizm Alıştırma Soruları — KPSS Uluslararası İlişkiler — Sayfa 3 | Examkin