Realizm ve Neorealizm
506 soru
Stephen Walt, neorealist literatürde Kenneth Waltz'un 'Güç Dengesi' teorisini yetersiz bularak devletlerin salt maddi kapasitelerin dağılımına değil, algılanan tehdide göre pozisyon aldıklarını savunmuştur. Walt'un 'Tehdit Dengesi' (Balance of Threat) yaklaşımına göre, bir aktörün tehdit olarak değerlendirilmesinde dört temel değişken belirleyici rol oynar.
Buna göre, aşağıdakilerden hangisi Stephen Walt tarafından belirtilen ve tehdit algısını oluşturan bu dört temel değişkenden biri değildir?
Kenneth Waltz, geliştirdiği Yapısal Realizm kuramının bir 'dış politika teorisi' değil, bir 'uluslararası politika teorisi' olduğunu vurgulamaktadır. Buna göre Waltz, bir uluslararası politika teorisinin asıl odak noktasının aşağıdakilerden hangisi olması gerektiğini savunmaktadır?
Realist kurama göre, uluslararası sistemde merkezi bir otoritenin bulunmaması (anarşi) nedeniyle bir devletin kendi güvenliğini artırmak amacıyla attığı adımların, diğer devletler tarafından bir tehdit olarak algılanması ve onların da karşı önlemler alması sonucunda her iki tarafın da başlangıca göre kendisini daha az güvende hissetmesi durumu aşağıdakilerden hangisi ile ifade edilir?
Neoklasik realizm, uluslararası sistemin anarşik yapısından kaynaklanan baskıların doğrudan bir dış politika çıktısına dönüşmediğini, bu baskıların devlet içindeki bazı mekanizmalar tarafından filtrelendiğini ileri sürer. Buna göre neoklasik realistlerin, sistemik baskılar ile dış politika tercihi arasındaki süreci açıklamak için kullandığı "iletişim bandı" (transmission belt) modelinde rol oynayan temel unsurlar aşağıdakilerden hangisidir?
Uluslararası ilişkiler teorisinde, özellikle Randall Schweller tarafından geliştirilen 'Çıkar Dengesi' yaklaşımında vurgulanan; bir devletin sistemdeki güçlü veya yükselen bir aktöre karşı durmak yerine, onun yanında yer alarak olası bir kazanımdan veya ganimetten pay alma motivasyonuyla hareket etmesi davranışı aşağıdakilerden hangisidir?
Thucydides'in 'Milos Diyaloğu', Machiavelli'nin 'Hükümdar' ve Hobbes'un 'Leviathan' gibi klasikleşmiş eserleri, uluslararası ilişkilerde Klasik Realizm'in temelini oluşturur. Bu teorik geleneğe göre, devletlerin uluslararası sistemde sürekli bir güç mücadelesi içinde olmasının temel nedeni aşağıdakilerden hangisidir?
Hans Morgenthau, siyasal gerçekçiliğin dördüncü ilkesinde devletin ahlaki eylemleri ile bireyin ahlaki eylemleri arasında keskin bir ayrım yapar. Ona göre devletler, evrensel ahlaki ilkeleri soyut ve mutlak halleriyle değil, bu ilkelerin siyasal eylemin yaratacağı somut sonuçlar üzerindeki etkilerini dikkate alarak uygulamalıdır.
Buna göre Morgenthau’nun teorisinde, ahlaki gereklilikleri siyasal eylemin başarısı ve sonuçları ile dengeleyen, siyasetin en yüksek erdemi olarak tanımlanan kavram aşağıdakilerden hangisidir?
Hans Morgenthau'nun 'Siyasal Gerçekçilik' kuramına göre, uluslararası politikayı bilimsel ve rasyonel bir temelde açıklayabilmek için siyasetin diğer toplumsal alanlardan bağımsız bir mantığı olduğunu kabul etmek gerekir. Morgenthau, bu özerkliği (altıncı ilke) açıklarken bir ekonomistin olayları 'zenginlik' (wealth) temelinde değerlendirmesiyle, bir siyaset bilimcinin olayları aşağıdaki kavramlardan hangisi üzerinden değerlendirmesi gerektiğini savunur?
Uluslararası sistemde neden her büyük gücün (hegemon adayı) kendisine karşı otomatik olarak bir 'dengeleme' ittifakıyla karşılaşmadığı sorusu, neorealist ittifak teorileri içinde önemli bir tartışma alanıdır. Stephen Walt'ın 'Tehdit Dengesi' (Balance of Threat) teorisine göre bu durumun temel açıklaması aşağıdakilerden hangisidir?
Neorealist (Yapısal Realist) kuramın önde gelen isimlerinden Joseph Grieco'ya göre, uluslararası sistemin anarşik yapısı altında devletlerin iş birliği yaparken 'mutlak kazanç' elde etmelerine rağmen 'göreli kazanç' (relative gains) konusundaki endişeleri nedeniyle iş birliğinden kaçınmalarının temel gerekçesi aşağıdakilerden hangisidir?
Hans Morgenthau, siyasal gerçekçiliğin beşinci ilkesinde, bir ulusun ahlaki emellerinin evrensel ahlak yasalarıyla özdeşleştirilmesine sert bir biçimde karşı çıkar. Ona göre, bir devletin kendi politikalarını 'evrensel bir doğru' veya 'tanrısal bir irade' olarak sunması, sadece entelektüel bir hata değil, uluslararası barış için de yıkıcı bir tehdittir. Bu ilke, devlet adamlarını diğer ulusları ahlaki bir yargılama yerine, güç üzerinden tanımlanmış çıkarlar temelinde anlamaya davet eder. Morgenthau’nun bu yaklaşımı dikkate alındığında, evrensel ahlaki normların dış politika kararlarında herhangi bir stratejik süzgeçten geçirilmeden mutlak bir rehber olarak kabul edilmesinin yaratacağı en temel sakınca aşağıdakilerden hangisidir?
John Mearsheimer tarafından sistemleştirilen Saldırgan (Ofansif) Realizm teorisi, Kenneth Waltz'un "savunmacı realizm" yaklaşımındaki "devletlerin statükocu aktörler olduğu" varsayımını reddeder. Saldırgan realizme göre, uluslararası sistemin anarşik yapısı ve devletlerin birbirlerinin niyetlerinden asla emin olamayacağı gerçeği karşısında, rasyonel bir devletin hayatta kalma şansını en üst düzeye çıkarmak için izlemesi gereken temel strateji aşağıdakilerden hangisidir?
Hans Morgenthau, 'Uluslararası Politika' (Politics Among Nations) adlı eserinde siyasal gerçekçiliğin rasyonel bir kuram inşa edebilmesi için 'güç terimiyle tanımlanan çıkar' (interest defined in terms of power) kavramını merkeze yerleştirir. Morgenthau'ya göre, bu kavramsal aracın uluslararası ilişkiler analizindeki temel epistemolojik işlevi aşağıdakilerden hangisidir?
Uluslararası ilişkiler teorisinde "klasik" olarak nitelendirilen realist gelenek, siyasal olayların temelindeki nedenselliği bireyin ontolojik varlığına ve değişmez karakterine indirger. Thucydides'in "Milos Diyaloğu"nda Atinalıların güç kullanımını meşrulaştırma biçimi, Machiavelli’nin "Hükümdar"da siyasal başarıyı geleneksel ahlaki erdemlerden ayıran yaklaşımı ve Hobbes’un "Leviathan"da toplumsal sözleşme öncesindeki çatışma halini tasviri bu geleneğin temel dayanaklarıdır.
Bu düşünürlerin eserlerinde ortaklaştığı ve Klasik Realizmin temelini oluşturan çatışma gerekçesi aşağıdakilerden hangisidir?
Thomas Hobbes, *Leviathan* adlı eserinde insanların doğuştan getirdiği eşitlik ve rekabet hırsının, üstün bir otoritenin yokluğunda "herkesin herkese karşı savaşı" ile sonuçlandığı bir doğa durumu tasvir eder. Klasik Realistler bu felsefi temeli uluslararası sisteme uyarlayarak, devletlerin dış politika davranışlarını açıklayan temel bir varsayım oluşturmuşlardır.
Buna göre, Hobbes’un "doğa durumu" tasvirinden hareketle Klasik Realizm’in uluslararası sisteme dair geliştirdiği temel çıkarım aşağıdakilerden hangisidir?
Savunmacı realizm (defansif realizm) teorisine göre, uluslararası sistemin anarşik yapısı devletleri "güç maksimizasyonu" yerine "güvenlik maksimizasyonu" yapmaya yöneltir. Bu bağlamda, bir devletin kapasitesini ve gücünü gereğinden fazla artırmasının (aşırı yayılmacılık) rasyonel bir aktör için kendi güvenliğini tehlikeye atan riskli bir strateji olarak görülmesinin temel gerekçesi aşağıdakilerden hangisidir?
Saldırgan (Ofansif) Realizm teorisinin öncüsü John Mearsheimer'a göre, devletler sadece güvenliklerini korumakla yetinen 'statüko koruyucuları' değildir; aksine sistemin yapısı onları sürekli daha fazla güç peşinde koşmaya iter. Mearsheimer'ın bu yaklaşımına göre, bir devletin uluslararası sistemdeki niyet belirsizliği ve anarşi karşısında elde edebileceği 'nihai' güvenlik garantisi aşağıdakilerden hangisidir?
E.H. Carr, yılında yayımlanan "Yirmi Yıl Krizi" (The Twenty Years' Crisis) adlı eserinde, liberal düşüncenin temel taşlarından biri olan "çıkar uyumu" (harmony of interests) doktrinine yönelik kapsamlı bir eleştiri getirmiştir. Carr'a göre bu doktrinin uluslararası siyasetteki asıl işlevi aşağıdakilerden hangisidir?
Robert Jervis tarafından geliştirilen 'saldırı-savunma dengesi' (offense-defense balance) analizine göre, güvenlik ikileminin (security dilemma) şiddeti uluslararası sistemin yapısal ve teknik özelliklerine göre farklılaşmaktadır.
Buna göre; devletlerin sahip olduğu askeri kapasitelerin saldırı veya savunma amaçlı olup olmadığının niteliksel olarak ayırt edilemediği ancak coğrafi koşullar veya teknolojik gelişmeler nedeniyle savunma yapmanın saldırıdan çok daha avantajlı olduğu bir sistem konfigürasyonu için aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
Uluslararası ilişkiler teorisinde ittifakların neden ve nasıl kurulduğuna dair farklı neorealist yaklaşımlar bulunmaktadır. Kenneth Waltz'un klasik 'Güç Dengesi' teorisinden yola çıkan ancak farklı değişkenleri merkeze alan Stephen Walt ve Randall Schweller, devletlerin ittifak davranışlarını farklı pencerelerden analiz etmişlerdir. Buna göre, 'Tehdit Dengesi' ve 'Çıkar Dengesi' yaklaşımlarının temel varsayımları dikkate alındığında, aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?